Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çalıştay

Kapsül Haber Ajansı - Çalıştay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çalıştay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Manisa’da Bağbozumu Şenliği Başlıyor Haber

Manisa’da Bağbozumu Şenliği Başlıyor

Manisa’nın köklü bağcılık kültürünü yeniden kent yaşamıyla buluşturmayı amaçlayan şenlik; bağbozumu etkinliklerinden gastronomiye, kadın emeği ve kooperatif stantlarından söyleşi, çalıştay ve konserlere kadar geniş bir programla gerçekleştirilecek. Manisa’nın en önemli tarımsal değerlerinden biri olan üzüm ve bağcılık kültürünü daha görünür hale getirmek, üreticinin emeğine sahip çıkmak ve şehir ile kırsal arasındaki bağı güçlendirmek amacıyla düzenlenen Manisa Bağbozumu Şenlikleri, 5-8 Eylül tarihleri arasında Şehzadeler’de gerçekleştirilecek. Şehzadeler Belediyesi ile Manisa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen şenliklerin tanıtımı Tarihi Kurşunlu Han’da düzenlenen basın toplantısıyla yapıldı. Toplantıya Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Genel Sekreter Yardımcıları, Başkan Danışmanları, Belediye Başkan Yardımcıları, daire başkanları ve birim müdürleri katıldı. Basın toplantısında şenliğin programı, hedefleri ve Manisa’nın bağcılık mirasına yönelik çalışmalar hakkında bilgi verildi. Başkan Dutlulu, “Sanayileşirken Tarımımızı ve Üretimimizi Korumalıyız” Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa’nın yaşadığı ekonomik ve sosyal zorluklara rağmen üzüm konusunda Türkiye’nin başkenti olduğu gerçeğinin değişmediğini belirterek, Manisa’nın bu değerinin çok daha fazla anlatılması gerektiğini söyledi. Manisa’nın yalnızca üzümüyle değil, sanayisi ve diğer tarımsal ürünleriyle de Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Başkan Dutlulu, sanayileşme sürecinde tarım alanlarının ve üretim gücünün korunması gerektiğine dikkat çekti. Başkan Dutlulu, “Manisa, yalnızca üzümüyle değil, aynı zamanda sanayisiyle de çok önemli bir kent. Ancak sanayileşirken tarımımızı ve üretimimizi korumamız gerekiyor” dedi. Zeytin, üzüm ve diğer tarımsal ürünlerin Manisa için büyük bir güç olduğunu vurgulayan Dutlulu, üzümün de buğday gibi stratejik bir ürün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Manisa’nın yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın önemli üzüm merkezlerinden biri olduğunun daha fazla anlatılması gerektiğini ifade eden Dutlulu, Alaşehir, Sarıgöl ve diğer ilçelerin kendine özgü üretim değerleriyle bu mirasın önemli parçaları olduğunu söyledi. “Şehir ile Kırsal Arasındaki Bağı Yeniden Güçlendirmeliyiz” Bağbozumu Şenlikleri’nin önemli amaçlarından birinin de şehir merkezi ile kırsal arasındaki bağı yeniden güçlendirmek olduğunu belirten Başkan Dutlulu, üretimin, üzümün ve bağcılığın yeniden şehir yaşamının bir parçası haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Şenliğin önemli bir bölümünün mahallelerde gerçekleştirilecek olmasının bu açıdan değerli olduğunu ifade eden Dutlulu, üretim merkezlerinin de festivalin merkezinde yer alacağını belirtti. Kent merkezinde de konserler, pazarlar ve çeşitli etkinliklerle güçlü bir program hazırlanacağını kaydeden Dutlulu, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. “Geleceğimizi Korumak İçin Bugün Doğru Adımlar Atmalıyız” Konuşmasında planlı kentleşme ve tarım alanlarının korunmasına da dikkat çeken Başkan Dutlulu, gelecek nesillerin gıda güvenliğini sağlamak için bugün doğru kararlar alınması gerektiğini vurguladı. Özellikle imar konusunda büyük hatalar yapılmaması gerektiğini belirten Dutlulu, “Bugünün ihtiyaçlarını karşılamak adına geleceğimizi ötelememeliyiz. Yatay gelişmeyi, planlı kentleşmeyi ve üretim alanlarımızı korumayı esas almalıyız” dedi. Tarım alanlarının korunmasının yalnızca üretim açısından değil, ülkenin gıda güvenliği açısından da büyük önem taşıdığını ifade eden Dutlulu, üretimin sürdürülebilir hale getirilmesi ve Türkiye’nin kendi kendine yetebilen üretim yapısının korunması gerektiğini söyledi. Bağbozumu Şenlikleri’nin zaman içerisinde daha da büyümesini ve uluslararası ölçekte tanınan bir organizasyona dönüşmesini istediklerini belirten Dutlulu, Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak böyle bir organizasyonun içerisinde yer almaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Manisa’da Dolu Dolu Bir Eylül Festivalin kültürel ve tarımsal yönünün yanı sıra sosyal açıdan da Manisalılara keyifli etkinlikler sunacağını belirten Başkan Dutlulu, Manisa’nın 17 ilçesindeki vatandaşları şenliklere davet etti. Bağbozumu Şenlikleri’nin Kurtuluş Haftası etkinlikleriyle birleşmesinin de ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Dutlulu, 30 Ağustos konserleriyle başlayacak etkinliklerin 15 Eylül’e kadar Manisa’nın farklı noktalarında devam edeceğini söyledi. Başkan Dutlulu, “Üzüm Festivali ile birlikte Manisa’da 15 Eylül’e kadar dolu dolu bir Eylül ayı yaşatmayı hedefliyoruz” dedi. Etkinliklerin kent ekonomisine ve esnafa da katkı sağlayacağını belirten Dutlulu, festivallerin Manisa’nın hareketlenmesi ve esnafın nefes alması açısından önem taşıdığını ifade ederek, organizasyonda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına ve katkı sunan herkese teşekkür etti. Başkan Şimşek, “Var Olan Mirasımızı Yeniden Ayağa Kaldırmak İstiyoruz” Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek ise Manisa’nın 878 bin dekar bağ alanı ve yıllık 1 milyon 140 bin tonluk üretimiyle Türkiye’nin en önemli üzüm merkezlerinden biri olduğunu belirterek, bağcılığın yaklaşık 40 bin ailenin geçim kaynağı olduğunu ifade etti. Manisa’da 1937 yılında düzenlenen “Üzüm Bayramı”ndan bu yana bağcılık kültürünü merkeze alan geleneksel bir organizasyonun süreklilik kazanamadığına dikkat çeken Şimşek, Manisa Bağbozumu Şenlikleri ile mevcut mirası yeniden canlandırmayı amaçladıklarını söyledi. Şimşek, “Bizim derdimiz yeni bir gelenek yaratmak değil, var olan mirasımızı yeniden ayağa kaldırmaktır” diyerek, şenliğin yalnızca birkaç günlük bir eğlence organizasyonu olmadığını vurguladı. Bağcılık ve Tarım Çalıştayı ile üzümün geleceğinin ele alınacağını belirten Şimşek, kadın emeği, kooperatifler ve yerel üreticilerin de etkinliklerde yer alacağını söyledi. Şenliğin kent merkezinin yanı sıra mahallelere de taşınacağını ifade eden Şimşek, 5 Eylül Cumartesi günü Hacıhaliller’de gerçekleştirilecek bağ kahvaltısıyla başlayacak programın Ulupark, Tarzan Meydanı ve Şemsiyeli Sokak’taki etkinliklerle devam edeceğini belirtti. Kortej yürüyüşleri ve konserlerin de düzenleneceği şenliklerin her yıl büyütülerek ilerleyen yıllarda uluslararası ölçekte bir organizasyona dönüştürülmesinin hedeflendiğini kaydeden Şimşek, tüm Manisalıları şenliğe davet etti. Basın toplantısının ardından Başkan Dutlulu ve Başkan Şimşek, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Şenlik kapsamında düzenlenecek Bağcılık ve Tarım Çalıştayı, gastronomi etkinlikleri, sanat atölyeleri, söyleşiler, paneller, kortej ve konserlerin gün gün programının kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi. Programın sonunda basın mensuplarına günün anısına özel olarak hazırlanan bağbozumu hediye çantaları takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Gölyazı İçin Ortak Akıl Buluşması Haber

 Gölyazı İçin Ortak Akıl Buluşması

Nilüfer Belediyesi, kentin en önemli tarihi ve turistik değerlerinden biri olan Gölyazı için çalıştay düzenledi. Aziz Panteleimon Kilisesi’ndeki çalıştayda bölgenin arkeolojik değerleri ve doğal güzellikleriyle dünya standartlarında bir turizm destinasyonuna dönüştürülmesi hedefi vurgulandı. Nilüfer Belediyesi, tarihi ve turistik özellikleri ile öne çıkan Gölyazı için kapsamlı bir çalıştay düzenledi. Gölyazı Aziz Panteleimon Kilisesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya; yerel yönetim temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları katıldı. Çalıştay kapsamında kazı çalışmaları süren Gölyazı Antik Tiyatrosu’nda da inceleme gezisi yapılarak yürütülen faaliyetler yerinde değerlendirildi. Çalıştayda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Gölyazı’nın tarihi ve kültürel değerleriyle çok kıymetli olduğunu söyledi. Bu nedenle turizm açısından bakıldığında yeme-içme ve konaklama standardının olması gerektiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Ziyaretçilerin daha uzun süre kalmalarını, konaklamalarını amaçlıyoruz. Bölgeyi Fadıllı, Akçalar ve Ayvaköy ile birlikte düşünerek, burasının turizm destinasyonu olması için yatırım yapıyoruz” dedi. HERKESİN GÖRMEK İSTEDİĞİ BİR YER Japon Seyahat Acentalar Birliği’nin dünyada gezilecek 30 yer açıkladığını ve Türkiye’den sadece Gölyazı’nın listede olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Gölyazı ismi hep bir yerlerde geçiyor. Burası herkesin görmek istediği bir yer” diye konuştu. Antik tiyatro kazısının da bittiğinde bölgeye değer katacağını anlatan Başkan Şadi Özdemir, “Bölgenin tanıtımına büyük katkı verecektir. Yeter ki akıllarımızı birleştirelim” diye konuştu. Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Başkan Yardımcısı Mithat Kırayoğlu ise Gölyazı için geçen yıl da çalıştay yapıldığını ve bu süre zarfında neler yapıldığını gözden geçireceklerini söyledi. Kırayoğlu, bölgeyi fark edilen, değerini bulan bir yaşam alanına çevirmek istediklerini belirtti. Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek ise Gölyazı’nın kıyı kenar çizgisi sorununa değindi. Şimşek, “İlgili tüm paydaşlarla, kim olacaksa hiç fark etmeksizin siyaset üstü bir çabayla bu işi toparlamaya çalışıyoruz. Akademik odalarımız ile bu süreci artık doğru noktaya getirmeye kararlıyız. Burasının gerçekten doğal ve kendi kimliğini korumuş bir bölge olmasını hayal ediyoruz” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Arkeoloji Bölümü’nden ve Apollonia ad Rhyndacum Gölyazı Arkeoloji Kazıları’nın başkanlığını yürüten Prof. Dr. Derya Şahin, son durum hakkında bilgilendirme yaptı. Gölyazı Antik Tiyatrosu’nda ne aşamaya geldiklerini anlatan Şahin, “Amacımız, kısa sürede tiyatronun mevcut durumunu tespit edip, uzun vadede kullanımına yönelik çalışma yapmak” dedi. Derya Şahin, bu yıl tiyatro alanına odaklandıklarını, kazıları bitirip, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunmayı planladıklarını söyledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Şahin de “Antik Tiyatro Restorasyonu Örnekleri” başlıklı sunum yaptı. ANTİK TİYATRO SES GETİRECEK Geçmiş dönem Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın da, çalıştayın değerlendirmesini yaptı. Antik tiyatronun tamamlanmasının ulusal ve uluslararası alanda büyük ses getireceğini belirten Karayalçın, Gölyazı’yı ayrı proje olarak ele almak gerektiğini vurguladı. Karayalçın, Gölyazı’nın Türkiye’nin her yerinden ve yurtdışından da insanların gelip uzun süre vakit geçirebilecekleri bir yer olma potansiyeli taşıdığını belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

8. Uluslararası Sanat Çalıştayı Çorum'da Başladı Haber

8. Uluslararası Sanat Çalıştayı Çorum'da Başladı

Büyük Otel Salonu’nda gerçekleşen çalıştaya İran, Bulgaristan, Azerbaycan, Bosna Hersek, Özbekistan ve Türkiye'den toplam 34 sanatçı katılıyor. Bir hafta boyunca Çorum'un tarihî ve doğal güzelliklerini yerinde inceleyecek olan sanatçılar, izlenimlerini tuvallerine aktararak şehrin kültürel ve sanatsal belleğine kalıcı eserler kazandıracak. Çalıştay sonunda ortaya çıkacak eserler, Çorum Belediyesi Sanat Müzesi ve Galerisi envanterine kazandırılarak kayıt altına alınacak ve sürekli sergilenerek Çorum'un kültürel mirasına kalıcı bir değer olarak gelecek nesillere aktarılacak. Çalıştayın dikkat çeken yeniliklerinden biri de Çorumlu sanatçıların ikinci kez uluslararası davetli sanatçılarla birlikte etkinliğe katılması oldu. Bu sayede yerel sanatçıların uluslararası deneyim kazanması, kültürler arası etkileşimin güçlenmesi ve yeni sanatsal iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Çalıştay süresince sanatçılar çalışmalarını vatandaşların ziyaretine açık olarak sürdürüyor. Sanata gönül veren çok sayıda ziyaretçi, sanatçıların üretim süreçlerini yakından izleme fırsatı bulurken, farklı ülkelerden gelen konuk sanatçılarla birebir sohbet ederek kültürel paylaşımın bir parçası oluyor. 24 Temmuz Cuma günü çalıştaya katılan sanatçılarla Velipaşa Hanı'nda sanat söyleşisi yapılacak ve aynı gün saat 15.00'te Han Önü Meydanında sergi açılışı gerçekleştirilecek. Festival kapsamında Çoruma gelen sanatçılar, Çorum'un zengin tarihî mirası, doğal güzellikleri, misafirperverliği ve kültürel atmosferinden duydukları memnuniyeti dile getirirken, şehrin kendilerine ilham verdiğini ve burada bulunmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu Başladı Haber

 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu Başladı

Tayland, Güney Kore, Amerika, Macaristan ve Rusya'dan gelen 6 uluslararası ve 8 ulusal olmak üzere toplam 14 davetli sanatçının katılımıyla gerçekleşecek sempozyumda, Çanakkale'nin zengin seramik geleneği çağdaş yorumlarla yeniden keşfedilecek. Kale Grubu bünyesindeki KTSM'nin de aktif katılımıyla gerçekleşecek sempozyum, 3 fiziksel sergi, 52 bildiri sunumu, 8 çalıştay ve geleneksel pişirim gösterileriyle “Seramik Kenti” Çanakkale'ye yeni bir soluk getirecek. Çanakkale Seramik ve Kalebodur markaları ile Kale Grubu bünyesindeki KTSM (Kale Tasarım ve Sanat Merkezi) aracılığıyla 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu’na destek veren Kaleseramik, 69 yıllık seramik mirasını sanatla buluşturarak Çanakkale'nin "Seramik Kenti" vizyonuna katkı sağlıyor. Seramik Sanatını Çok Katmanlı Bir Platformda Buluşturmak 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu, seramik sanatını toplumsal yaşama yansıyan disiplin içi ve disiplinlerarası yönleriyle ele alan çevrimiçi sunumlar, uygulamalı çalıştaylar ve sergiler kapsamında düzenleniyor. Tayland, Güney Kore, Amerika, Macaristan ve Rusya'dan gelen 6 uluslararası ve 8 ulusal olmak üzere toplam 14 davetli sanatçı, 8 çalıştay yürütücüsü, 37 asistan ve 10 davetli konuşmacı Çanakkale'de ağırlanacak. Sempozyum süresince atölye çalışmaları, kamusal alan büyük ebat seramik heykel pişirimleri, 3 farklı fiziksel ve 2 farklı çevrimiçi sergi, 14 uluslararası ve 38 ulusal olmak üzere toplamda 52 çevrimiçi bildiri sunumu ve 8 çalıştay ile Çanakkale'nin binlerce yıllık seramik geleneği modern sanatla buluşturulacak. Kaleseramik: “Seramiği Sanatsal ve Kültürel Bir İfade Biçimi Olarak Görüyoruz” Kaleseramik'in sempozyuma desteği, şirketin sadece ticari bir üretici değil, aynı zamanda kültür-sanat destekçisi olma vizyonunun bir yansıması. Çanakkale Seramik ve Kalebodur markaları ile Kale Grubu bünyesindeki KTSM (Kale Tasarım ve Sanat Merkezi), disiplinlerarası paylaşımlara, sanata ve sanatçıya alan açan, iş birlikleri için zemin oluşturan ve sürdürülebilirliği merkezine koyan bir üretim ve dayanışma platformu olarak sempozyumun gerçekleşmesinde önemli bir rol üstleniyor. Kaleseramik, “İyi Bak Dünyana” vizyonuyla seramiği yalnızca bir yapı malzemesi olarak değil, sanatsal ve kültürel bir ifade biçimi olarak konumlandırıyor. 1957 yılında Çanakkale'nin Çan ilçesinde kurulan ve 69 yıllık köklü geçmişiyle Türkiye seramik sektörünün öncüsü olan şirket, bu destekle yerel kalkınmaya, kültürel mirasa ve seramik sanatının geleceğine katkı sağlamayı hedefliyor. Çanakkale'nin Seramik Geleneği Geleceğe Taşınıyor Çanakkale'nin zengin kültürel dokusu içinde özel bir yere sahip olan seramik, geçmiş ile geleceği buluşturan çok katmanlı yapısıyla sempozyumda kuram, uygulama ve sergileme etkinlikleriyle ele alınacak. Küresel tarihin kültür belleği olarak özgün ve çoğulcu biçimlerini sonsuz bir yaşam döngüsünün doğasına yerleştiren seramik; zanaat ve endüstri ürünlerinin yanı sıra malzeme ve üretim süreçlerine bağlı olarak sunduğu eşsiz ifade olanaklarıyla sanat olgusunun merkezinde yer alıyor. Sempozyum kapsamında, seramiğin zanaat, sanat ve endüstri alanlarındaki güncel yaklaşımları ile bilim, sanat ve tasarım alanlarındaki disiplin içi ve disiplinlerarası konular tartışmaya açılacak. Bu tartışmalar aracılığıyla yeni teknik, estetik ve kavramsal fikirlerin geliştirilmesi ve farklı üretim biçimlerinin ortaya çıkarılması hedefleniyor. Uluslararası Sanat Ağlarını Güçlendirmek 6 ülkeden 14 uluslararası sanatçının katılımıyla gerçekleşecek sempozyum, Çanakkale'de küresel sanat ağlarını güçlendirmeyi ve kültürler arası diyaloğu desteklemeyi amaçlıyor. Avrupa Seramik Rotası'nda yer alan Çanakkale kentinde geleceğe dönük yaratıcı iş birliklerinin geliştirilmesi ve seramiğin ön planda olduğu sürdürülebilir bir sanat ortamı oluşturulması, sempozyumun temel hedefleri arasında yer alıyor. Türkiye'nin lider seramik üreticisi olarak Kaleseramik, sektörün sadece ticari değil, kültürel gelişimine de öncülük ediyor. 69 yıllık birikimini yeni nesil sanatçılarla paylaşarak geleceğe ilham veren şirket, bu sempozyumla Çanakkale'nin "Seramik Kenti" kimliğini güçlendirmeyi ve binlerce yıllık seramik geleneğini modern sanatla buluşturmayı hedefliyor. KTSM Gençlerle Buluşuyor Sempozyum kapsamında, 23 Temmuz'da Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) gençlerle özel bir programda bir araya gelecek. KTSM, disiplinlerarası paylaşımlara, sanata ve sanatçıya alan açan, iş birlikleri için zemin oluşturan ve sürdürülebilirliği merkezine koyan yaklaşımıyla genç sanatçılara ilham kaynağı olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer Belediyesi Stratejik Planını Güncelliyor Haber

Nilüfer Belediyesi Stratejik Planını Güncelliyor

Nilüfer Belediyesi, 2025 – 2029 Stratejik Planı’nı yeniden ele alıyor. Değişen idari ve mali koşullara uyum sağlamak amacıyla başlatılan “2027 – 2029 Stratejik Plan Revizyon Çalıştayı”nın ilk ayağı Nilüfer Barış Meclisi’nde, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Belediye Başkan Yardımcıları ve birim müdürlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın açılışında, planda revizyona gidilmesinin gerekçeleri ile önümüzdeki süreçte izlenecek yol haritasını içeren bir sunum yapıldı. Sunumun ardından katılımcılar; kentin ve kurumun geleceğini doğrudan ilgilendiren ana başlıkları masaya yatırdı. Çalıştay kapsamında yapılan anket çalışmasıyla, Nilüfer Belediyesi’nin mevcut durumu ve geleceğe yönelik potansiyeli değerlendirildi. Katılımcılar; “Güçlü Kurumsal Yapı ve Etkin Yönetişim”, “Sürdürülebilir, Dirençli ve Yaşanabilir Kent”, “Toplumsal Refah ve Sosyal Kapsayıcılık”, “Çevre ve Ekolojik Denge”, “Ekonomik ve Kırsal Kalkınma” ile “Teknoloji ve Yenilikçilik” olmak üzere 6 temel başlık altında kurumun güçlü ve zayıf yönlerini oylayarak belirledi. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “KAYNAKLARIMI EN DOĞRU VE VERİMLİ ŞEKİLDE KULLANACAĞIZ” Çalıştayda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, dinamik bir kent yapısına sahip olan Nilüfer’de ihtiyaçların da aynı hızla değiştiğine dikkat çekti. Göreve geldiklerinden bu yana Nilüfer’i daha dirençli, daha yaşanabilir ve mali yapısı daha güçlü bir kent haline getirmek için çalıştıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, “Değişen ekonomik şartlar ve kurumsal yapılanmamız, stratejik planımızı daha gerçekçi ve uygulanabilir hedeflerle güncellemeyi zorunlu kıldı. Bu revizyon çalışmasıyla amacımız, belediyemizin tüm kaynaklarını en doğru, en verimli ve tasarruflu şekilde halkımızın hizmetine sunmaktır. Ortak akılla, tüm çalışma arkadaşlarımızın katkısıyla Nilüfer’i geleceğe taşıyacak en doğru rotayı birlikte çizeceğiz” dedi. Çalıştayın ikinci kısmında ise Nilüfer Belediyesi Nikahevi’nde birim müdürleri ve belediye personelinin katılımıyla bir ortak akıl toplantısı düzenledi. Nilüfer Belediyesi’nin 2027 – 2029 Plan Revizyon Süreci takvimi, müdürlükler düzeyinde gerçekleştirilecek odak grup çalışmalarıyla devam edecek. Çalıştaylar ve teknik hazırlıkların tamamlanmasının ardından hazırlanan revize plan, Nilüfer Belediye Meclisi’nin onayına sunularak resmiyet kazanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı Haber

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği ile İş Bankası’nın düzenlediği Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı, bankalar ve kalkınma finansmanı kurumları, gıda ve tarım şirketleri, tarım ve sulama teknolojileri firmaları, kamu kurumları, akademi, düşünce kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcileri bir araya getirdi. Çalıştayda Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda artan kuraklık riski ve su stresi nedeniyle tarımsal üretimde suyun daha verimli kullanılması ihtiyacı ile bu dönüşümü destekleyecek finansman modelleri ve iş birlikleri ele alındı. “Su verimliliği finansman ve iş birliğiyle güçlenebilir” Çalıştayın açılışında konuşan SKD Türkiye Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, "İklim değişikliğiyle birlikte su, tarımsal üretimden gıda güvenliğine, ekonomik kalkınmadan finansal istikrara kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir kaynak haline geldi. Tarımda su verimliliğini artıracak dönüşümü yalnızca teknolojiyle değil, doğru finansman mekanizmaları ve güçlü iş birlikleriyle de desteklemek gerekiyor. SKD Türkiye olarak uzun yıllardır iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracak ortak platformlar oluşturuyor, kamu, özel sektör, finans dünyası ve akademiyi aynı masa etrafında buluşturuyoruz. İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay da önemli bir proje oldu. Tarımda su verimliliğine yönelik yatırımların önündeki engellerin aşılmasına, yenilikçi finansman modellerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. “Su verimliliğinin merkezinde tarım, yani gelecek var” İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Müdürü Umut Yiğit ise, iklim değişikliği ve su güvenliği arasındaki güçlü bağlantıya dikkat çektiği konuşmasında, OECD ve Birleşmiş Milletler’in, mevcut üretim ve tüketim alışkanlıklarının sürmesi halinde 2030 yılında dünya genelinde sürdürülebilir tatlı su arzı ile talep arasında yaklaşık yüzde 40’lık bir açığın oluşabileceğine işaret ettiğini hatırlattı. Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 75’inin tarımsal üretimde kullanıldığını, tarımın geleceğinin su üretkenliği üzerine kurulacağını, bu noktada su ayak izi kavramının giderek daha kritik hale geldiğini söyleyen Yiğit, finans sektöründeki dönüşüme de dikkat çekerek, meselenin artık “su ve iklim finansmanı” olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Umut Yiğit, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Su yönetimi artık tek bir kurumun çözebileceği bir mesele değil, kamu, özel sektör, finans sektörü, akademi ve sivil toplumun ortak hareket ettiği bir ekosistem ve uzun soluklu çalışmalar gerektiriyor. SKD Türkiye ile birlikte bugün gerçekleştirdiğimiz çalıştay bu nedenle çok değerli. Su çalıştaylarının ilkini 2022 yılında İzmir’de gerçekleştirmiştik. Bunun yanı sıra; kuraklık ve dolayısıyla su yönetimi konusunda BASUSAD (Basınçlı Sulama Sanayicileri Derneği) iş birliği ile 2025 yılında 22 Tarım İhtisas Şubemizde 500’den fazla üreticimize “Doğru Sulama Teknikleri” başlıklı eğitimler düzenledik. Sürdürülebilir tarım, enerji dönüşümü, doğal mirasın korunması ve kaynak verimliliği alanlarında yürüttüğümüz çalışmaları önümüzdeki dönemde daha da genişletmeyi hedefliyoruz.” Çalıştay raporu; kamu, finans sektörü ve iş dünyası için yol gösterici olacak Açılışın ardından Ziraat Mühendisi Raşit Yılmaz ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ersoy Yıldırım’ın değerlendirmeleriyle başlayan programda üç oturum düzenlendi. İlk oturumda tarımda su risklerinin finans sektörü açısından değerlendirilmesi ve doğa temelli çözümlerin finansmanındaki mevcut boşluklar, ikinci oturumda su verimliliği yatırımlarını hızlandıracak finansman araçları, yatırım öncelikleri ve kamu, özel sektör ile finans kuruluşları arasında geliştirilebilecek iş birliği modelleri değerlendirildi. Günün son oturumunda ise Türkiye'nin tarımda su verimliliği alanındaki öncelikli politika başlıkları, kısa ve orta vadede devreye alınabilecek finansal mekanizmalar ile ortak pilot uygulama önerileri paylaşıldı. Önümüzdeki günlerde yayımlanacak çalıştay sonuç raporunun, kamu, finans sektörü ile iş dünyası için yol gösterici bir kaynak oluşturması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı Haber

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği ile İş Bankası’nın düzenlediği Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı, bankalar ve kalkınma finansmanı kurumları, gıda ve tarım şirketleri, tarım ve sulama teknolojileri firmaları, kamu kurumları, akademi, düşünce kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcileri bir araya getirdi. Çalıştayda Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda artan kuraklık riski ve su stresi nedeniyle tarımsal üretimde suyun daha verimli kullanılması ihtiyacı ile bu dönüşümü destekleyecek finansman modelleri ve iş birlikleri ele alındı. “Su verimliliği finansman ve iş birliğiyle güçlenebilir” Çalıştayın açılışında konuşan SKD Türkiye Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, "İklim değişikliğiyle birlikte su, tarımsal üretimden gıda güvenliğine, ekonomik kalkınmadan finansal istikrara kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir kaynak haline geldi. Tarımda su verimliliğini artıracak dönüşümü yalnızca teknolojiyle değil, doğru finansman mekanizmaları ve güçlü iş birlikleriyle de desteklemek gerekiyor. SKD Türkiye olarak uzun yıllardır iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracak ortak platformlar oluşturuyor, kamu, özel sektör, finans dünyası ve akademiyi aynı masa etrafında buluşturuyoruz. İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay da önemli bir proje oldu. Tarımda su verimliliğine yönelik yatırımların önündeki engellerin aşılmasına, yenilikçi finansman modellerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. “Su verimliliğinin merkezinde tarım, yani gelecek var” İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Müdürü Umut Yiğit ise, iklim değişikliği ve su güvenliği arasındaki güçlü bağlantıya dikkat çektiği konuşmasında, OECD ve Birleşmiş Milletler’in, mevcut üretim ve tüketim alışkanlıklarının sürmesi halinde 2030 yılında dünya genelinde sürdürülebilir tatlı su arzı ile talep arasında yaklaşık yüzde 40’lık bir açığın oluşabileceğine işaret ettiğini hatırlattı. Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 75’inin tarımsal üretimde kullanıldığını, tarımın geleceğinin su üretkenliği üzerine kurulacağını, bu noktada su ayak izi kavramının giderek daha kritik hale geldiğini söyleyen Yiğit, finans sektöründeki dönüşüme de dikkat çekerek, meselenin artık “su ve iklim finansmanı” olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Umut Yiğit, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Su yönetimi artık tek bir kurumun çözebileceği bir mesele değil, kamu, özel sektör, finans sektörü, akademi ve sivil toplumun ortak hareket ettiği bir ekosistem ve uzun soluklu çalışmalar gerektiriyor. SKD Türkiye ile birlikte bugün gerçekleştirdiğimiz çalıştay bu nedenle çok değerli. Su çalıştaylarının ilkini 2022 yılında İzmir’de gerçekleştirmiştik. Bunun yanı sıra; kuraklık ve dolayısıyla su yönetimi konusunda BASUSAD (Basınçlı Sulama Sanayicileri Derneği) iş birliği ile 2025 yılında 22 Tarım İhtisas Şubemizde 500’den fazla üreticimize “Doğru Sulama Teknikleri” başlıklı eğitimler düzenledik. Sürdürülebilir tarım, enerji dönüşümü, doğal mirasın korunması ve kaynak verimliliği alanlarında yürüttüğümüz çalışmaları önümüzdeki dönemde daha da genişletmeyi hedefliyoruz.” Çalıştay raporu; kamu, finans sektörü ve iş dünyası için yol gösterici olacak Açılışın ardından Ziraat Mühendisi Raşit Yılmaz ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ersoy Yıldırım’ın değerlendirmeleriyle başlayan programda üç oturum düzenlendi. İlk oturumda tarımda su risklerinin finans sektörü açısından değerlendirilmesi ve doğa temelli çözümlerin finansmanındaki mevcut boşluklar, ikinci oturumda su verimliliği yatırımlarını hızlandıracak finansman araçları, yatırım öncelikleri ve kamu, özel sektör ile finans kuruluşları arasında geliştirilebilecek iş birliği modelleri değerlendirildi. Günün son oturumunda ise Türkiye'nin tarımda su verimliliği alanındaki öncelikli politika başlıkları, kısa ve orta vadede devreye alınabilecek finansal mekanizmalar ile ortak pilot uygulama önerileri paylaşıldı. Önümüzdeki günlerde yayımlanacak çalıştay sonuç raporunun, kamu, finans sektörü ile iş dünyası için yol gösterici bir kaynak oluşturması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı İlk Webinarı ile Başladı! Haber

Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı İlk Webinarı ile Başladı!

Tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaların su tüketimini azaltarak su verimliliğini artırması ve döngüsel su kullanımı başta olmak üzere su yönetimi alanında bütüncül bir yaklaşım benimsemesi amacıyla hayata geçirilen “Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı”nın ilk webinarı gerçekleştirildi. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) stratejik ortaklığında, Beymen Group ve SANKO Holding sponsorluğunda düzenlenen program ile; eğitim, çalıştaylar, iyi uygulama paylaşımları ve teknik gezi ile sektörün su yönetimi alanındaki dönüşümüne katkı sağlanması hedefleniyor. “Tekstil Sektöründe Su Yönetiminde Küresel Trendler ve Markaların Üreticilerden Beklentileri” başlıklı ilk webinarda; tekstil sektöründe su yönetimine ilişkin küresel eğilimler, tedarik zincirindeki dönüşüm gereklilikleri, markaların üreticilerden beklentileri ve sürdürülebilir üretim perspektifleri çok paydaşlı bir bakış açısıyla ele alındı. Webinarın açılış konuşmaları; SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Sultan Tepe, Beymen Group CEO’su Elif Çapçı ve SANKO Holding CSO’su Enise Ademoğlu Matbay tarafından gerçekleştirildi. Konuk konuşmacı Prof. Dr. Mehmet Kitiş ise tekstil sektöründe su yönetimine yönelik küresel trendler, risk alanları ve sürdürülebilirlik eksenindeki dönüşüm başlıklarına dair kapsamlı bir çerçeve sundu. SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel yaptığı açılış konuşmasında; “Tekstil sektörü uzun yıllardır üretim gücü, ihracat kapasitesi ve yarattığı istihdamla ülkemizin en önemli sektörlerinden biri oldu. Ancak artık sektörlerin başarısı yalnızca ne kadar ürettikleriyle değil, kaynakları nasıl yönettikleriyle de ölçülüyor. Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 88’i çölleşme riski altında ve tekstil suyun en çok kullanıldığı sektörler arasında yer alıyor. Tekstilde su yönetimi yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat rekabetini ve küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek stratejik bir dönüşüm alanı. Bu nedenle Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı’nı su verimliliğinden atıksu yönetimine, döngüsel su kullanımından iyi uygulama örneklerine kadar geniş bir çerçevede kurguladık” ifadelerini kullandı. İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Sultan Tepe, konuşmasında tekstil sektörünün Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine dikkat çekti. Üretimden ihracata, istihdamdan yarattığı katma değere kadar sektörün güçlü bir ekosistem oluşturduğunu belirten Tepe, sürdürülebilirlik ekseninde yaşanan dönüşümün merkezinde artık su yönetiminin yer aldığını ifade etti. Su kaynakları üzerindeki baskının her geçen gün arttığını vurgulayan Tepe, “Su artık yalnızca bir üretim girdisi değil, sektörün geleceğini belirleyen stratejik bir kaynak haline geldi. İklim krizi, artan regülasyonlar ve küresel markaların beklentileri doğrultusunda sürdürülebilir su yönetimi; rekabet gücü, tedarik zinciri dayanıklılığı ve marka itibarı açısından kritik önem taşıyor” dedi. “Geleceğin tekstili, suyu verimli kullanan tekstil olacaktır” değerlendirmesinde bulunan Tepe, Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı’nın yalnızca bir eğitim serisi değil; sektörün ortak akılla hareket ettiği, iyi uygulamaların yaygınlaştırıldığı ve sürdürülebilir üretim kültürünün güçlendirildiği önemli bir dönüşüm platformu olduğunu söyledi. “SU YÖNETİMİ ARTIK TEKSTİL SEKTÖRÜ İÇİN STRATEJİK BİR ALAN” Programın açılış konuşmasını Beymen Group CEO’su Elif Çapçı yaparken, Beymen Group olarak sürdürülebilirlik çalışmalarını “Beymen Promise” çatısı altında yürüttüklerini belirterek, “Dünyaya Sözümüz Var” yaklaşımıyla doğaya, topluma ve insana karşı sorumluluklarını işin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini ifade etti. Çapçı, tekstil sektöründe su yönetiminin artık yalnızca çevresel bir başlık olmadığını; üretimin sürekliliğini, tedarik zincirinin dayanıklılığını ve sektörün rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir konu haline geldiğini vurguladı. Su yönetimini konuşmanın aynı zamanda kaynak verimliliğini, maliyet yapısını ve sektörün gelecekteki varlık koşullarını konuşmak anlamına geldiğini belirten Çapçı, Beymen Group’un tedarikçiyi, üreticiyi ve müşteriyi dönüştürme gücüyle ekosistemin merkezinde kritik bir role sahip olduğuna dikkat çekti. Beymen Group olarak sürdürülebilirliği bir hedef değil, yarım asrı aşan mirasın getirdiği bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade eden Çapçı, Türkiye’nin lüks moda ve yaşam stili destinasyonu olmanın gücü ve bilinciyle dönüşümü sahiplendiklerini; dokundukları tüm paydaşları bu dönüşümün bir parçası haline getirmek için kararlı ve somut adımlar attıklarını belirtti. İklim krizinin etkilerini artık çok daha somut ve ölçülebilir şekilde hissettiğimiz bir dönem yaşadığımızı vurgulayan SANKO Holding CSO’su Enise Ademoğlu Matbay sözlerini şöyle sürdürdü; “Aşırı hava olaylarının artması, su stresi ve kaynak baskısının derinleşmesi hem ülkemizde hem de küresel ölçekte ekonomik ve operasyonel riskleri artırıyor. Bilimsel veriler, bu risklerin yönetilmemesi halinde büyüme ve refah üzerinde ciddi kayıplar yaşanabileceğine işaret ediyor. Bu tablo, sürdürülebilirliği artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; iş dünyası için rekabetçiliği, tedarik zinciri dayanıklılığını ve finansmana erişimi belirleyen stratejik bir dönüşüm alanı haline getiriyor. Bu nedenle SANKO Holding olarak, atılacak her adımın, sadece bugünü değil geleceği de güvence altına alacak şekilde bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.” Program 2026 boyunca eğitim, çalıştay, teknik gezi ve webinarlarla devam edecek Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı, 2026 yılı boyunca farklı içeriklerle devam edecek. Program kapsamında; 4 Haziran’da su verimliliği ve atık su geri kazanımı üzerine bir eğitim programı, 5 Haziran’da üretim süreçlerinde su tüketimini azaltma teknikleri ve global iyi uygulamalara odaklanan ilk çalıştay, 30 Haziran’da finansman kaynakları ve yeşil krediler konulu ikinci webinar, 17 Eylül’de mevzuat ve atık su geri kazanımı odağında ikinci çalıştay, 18 Eylül’de ileri atık arıtma ve geri kazanım uygulamalarına yönelik OSB teknik gezisi ve 5 Ekim’de dijital izleme, raporlama ve uluslararası iyi uygulamalar konulu üçüncü webinar gerçekleştirilecek. Program çıktıları arasında; eğitim ve etkinliklerden elde edilecek sektörel içgörüler, firmaların uygulamaya aldığı iyi örnekler, politika yapıcılara yönelik öneriler ve sektörel su yönetimi yaklaşımına katkı sağlayacak veri ve içerikler yer alıyor. Artan su stresi, dönüşen regülasyonlar ve sürdürülebilir üretim beklentileri doğrultusunda, tekstil sektöründe su yönetimi alanında ortak aklın güçlendirilmesi ve sektör paydaşları arasında daha etkili iş birlikleri geliştirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WEC Türkiye ve EPRI İş Birliğinde Nükleer Enerji Çalıştayı Gerçekleştirildi Haber

WEC Türkiye ve EPRI İş Birliğinde Nükleer Enerji Çalıştayı Gerçekleştirildi

İstanbul Gelişim Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve uluslararası kuruluşlardan katılımcılar yer aldı. Çalıştayda Türkiye’nin nükleer enerji programına ilişkin farklı başlıklar ele alındı. Açılış konuşmasını WEC Türkiye Genel Sekreteri Mehmet Ertürk yaptı. Ertürk, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde nükleer enerjinin artan enerji talebi, sanayinin dönüşümü ve kesintisiz enerji ihtiyacı açısından önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Nükleer enerjinin yalnızca üretim kapasitesi değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme, sanayi altyapısı ve yerli tedarik zinciri açısından da stratejik bir alan olduğunu vurguladı. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Projeleri Koordinatörü Volkan Türkeş, Türkiye’nin nükleer enerji programına ilişkin mevcut durum ve hedeflere dair bilgi paylaştı. Türkiye’nin nükleer kapasitesinin 2035 yılına kadar 7,2 GW’a, 2050 yılına kadar ise 20 GW’a ulaşmasının hedeflendiği aktarıldı. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin tamamlandığında Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık %10’unu karşılamasının beklendiği belirtildi. EPRI adına gerçekleştirilen sunumlarda, Nükleer Geliştirme (Nuclear Development) Başkan Yardımcısı Steve Chengelis, International Director Maria Martin, EPRI Avrupa Nükleer Programlar Lideri Xavier Jardí ve Gelişmiş Nükleer Teknolojiler Programı (Advanced Nuclear Technology Program) Yöneticisi Hasan Charkas, nükleer enerjide küresel iş birliği, tedarik zinciri dinamikleri ve yeni nesil nükleer projelerin planlama süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Dünya Bankası Kıdemli Enerji Ekonomisti Claire Nicolas finansal modeller ve yatırım yapıları üzerine değerlendirmelerini paylaştı. Farklı paydaşları bir araya getiren çalıştay, nükleer enerji alanında bilgi paylaşımına ve sektörün gelişimine yönelik başlıkların ele alınmasına olanak sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.