Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çanakkale

Kapsül Haber Ajansı - Çanakkale haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çanakkale haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünya Saati 2026: Milyonlar Gelecek İçin Bir Saatini Ayırdı Haber

Dünya Saati 2026: Milyonlar Gelecek İçin Bir Saatini Ayırdı

WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) liderliğinde yirmincisi gerçekleştirilen ve dünyanın en büyük sivil çevre hareketlerinden biri olan Dünya Saati’nde milyonlarca insan gezegenimiz için bir saat ayırdı. Artan doğa kayıpları ve derinleşen iklim krizine dikkat çekmeyi amaçlayan Dünya Saati, dünyanın dört bir yanındaki insanlara yaşam tarzları ve ilgi alanlarına göre doğa için neler yapabileceklerini keşfetmeleri konusunda ilham veriyor. Ülkemizde WWF-Türkiye’nin öncülüğünde gerçekleştirilen Dünya Saati kapsamında Çanakkale merkezde bulunan Truva Heykeli’nden, Eskişehir Odunpazarı Modern Müzesi’ne kadar çok sayıda müze, anıt, kurum, üniversite, belediye, kamu kuruluşu ve alışveriş merkezi farkındalık yaratmak için 28 Mart’ta 20.30 – 21.30 saatleri arasında ışıklarını kapatarak çağrıya destek verdi. 28 Mart 2026 Cumartesi günü saat 20.30’da, Dünya Saati kapsamında dünyanın dört bir yanında ışıklar bir saatliğine kapatıldı. Dünya genelinde milyonlar “bir” saatlik süreyi gezegenimiz için faydalı bir aktiviteye ayırarak Dünya Saati’ne katıldı. WWF-Türkiye Doğa Elçisi Kaan Urgancıoğlu’nun doğada yürüyüş yaparak katılım sağladığı Dünya saatine Ahsen Eroğlu, Ahmet Aras, Ali Aksöz, Bennu Yıldırımlar, Melis Birkan, Sinan Güleryüz gibi çok sayıda oyuncu, müzisyen ve influencer paylaşım desteği verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çağdaş Gençlik 17. Şehitler Abidesi Çanakkale Buluşması Gerçekleştirildi Haber

Çağdaş Gençlik 17. Şehitler Abidesi Çanakkale Buluşması Gerçekleştirildi

77 ÇYDD şubesinden yaklaşık 2600 üye ve öğrencinin katıldığı etkinlikte; ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ve ÇYDD gönüllüleri yer aldı. Etkinlik, Çanakkale Şehitler Anıtı’nın ziyaretiyle başladı. Anıt ziyaretinin ardından; ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel ve ÇYDD Çanakkale Şubesi Gençlik Birimi Kolaylaştırıcısı Gamze Ramazan konuşmalarını gerçekleştirdi. Konuşmaların ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve Gençliğin Ata’ya Cevabı katılımcılar tarafından yüksek sesle okundu. Devamında, Çağdaş Gençlik Merkez Birimi adına Genel Kolaylaştırıcı Başar Kılıçkıran tarafından Çağdaş Gençliğin hazırladığı bildiri okundu. Buluşma, Conk Bayırı’nda bulunan 57. Alay Şehitliği’nin ziyaretiyle sona erdi. Prof. Dr. Ayşe Yüksel: “Çanakkale’de Bulunmak Derin Ve Özel Bir Duygudur. Savaşlar Değil, Barışın Birleştirici Gücü Kalıcıdır.” Konuşmasında, Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında laik Türkiye Cumhuriyeti’ni korumaya devam edeceklerini ifade eden Prof. Dr. Ayşe Yüksel, Cumhuriyet’e borçlu olduklarını ve bu borcu ödeyene kadar çalışmaktan asla vazgeçmeyeceklerini belirtti. Yüksel konuşmasında, ‘’Çanakkale’de bulunmak, tarihle doğrudan temas kurmak gibi derin ve özel bir duygudur. Her türlü olanaksızlığa rağmen, askerlerimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde burada büyük bir zafer kazanmıştır. Bu zaferin mirası olarak, O’nun büyük bir özveri ve kararlılıkla kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşıyor olmak hepimiz için büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun bilinciyle Büyük Atatürk’ün ‘’Yurtta barış, dünyada barış sözünü hatırlatıyor, bölgemizde ve dünyada savaşların bir an önce sona ermesini istiyoruz” dedi. Çağdaş Gençlik Merkez Birimi: Cumhuriyet Bizimdir, Bizim Kalacak! Çağdaş Gençlik Merkez Birimi tarafından hazırlanan basın bildirisini okuyan ÇGMB Genel Kolaylaştırıcısı Başar Kılıçkıran ise konuşmasında Çağdaş Gençliğin her türlü haksızlığa, eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı durduklarının altını çizerek liyakatin, özgür düşüncenin, eşitliğin ve çağdaş eğitimin hakim olduğu çağdaş ve demokratik bir Türkiye için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceklerini ifade etti. Çağdaş Gençlik Merkez Birimi tarafından hazırlanan basın bildirisinin tam metni şu şekilde: Bizler Çağdaş Gençlik olarak bugün, bağımsızlık inancının bir ulusun kaderini değiştirdiği ve sil baştan yazıldığı kutsal topraklardayız. 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yılında “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyerek milletine inanç aşılayan Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün inancıyla şehitlerimizin emanetine sahip çıkarak direnişten istikbale yürüdüğümüz bu yolun bekçileri olmaya devam ediyoruz. Bu topraklar bizler için sadece bir zaferin değil, küllerinden doğan bir halkın istikbal yürüyüşünün de başladığı yerdir. Çağdaş Gençlik olarak, böylesine büyük bir direnişi yarınlarımıza ışık tutan bir meşale gibi taşıyor; geçmişin onurunu, geleceğin çağdaş laik Türkiye’sine ulaştırma sözü veriyoruz. Biliyoruz ki; Çanakkale’de yakılan o bağımsızlık meşalesi, bugün biz gençlerin elinde Cumhuriyetimizin yarınlarını aydınlatmaktadır. Atalarımızın sarsılmaz iradesi, bizim bilimde, sanatta ve eğitimde göstereceğimiz kararlılığın en büyük kaynağıdır. Bu kaynak, tam bağımsızlık aşkıyla vatan topraklarını savunan Kuvayi Milliye ruhunun değişmez gücüdür. Çağdaş Gençlik olarak; liyakatin, özgür düşüncenin, eşitliğin ve çağdaş eğitim meşalesinin sönmemesi için Kuvayı Milliye ruhunu kılavuz ediniyoruz. Bizim yürüyüşümüz, her türlü karanlığın karşısında laikliği ve demokrasiyi sonsuza dek yaşatma yürüyüşüdür. Bizler, bize bırakılan kutsal emanetin nöbetini devralırken sadece bir geçmişi değil, aydınlık bir geleceği de omuzlarımızda taşıyoruz. Şehitlerimizin kanıyla sulanmış bu topraklarda verdiğimiz her söz; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir nesle ulaşma hedefimize bir adım daha yaklaştığımızın güvencesidir. Hiçbir engel bizi bu yoldan döndüremeyecek, hiçbir zorluk inancımızı sarsamayacaktır. Bu bilinç ve sorumlulukla yönümüzü belirliyor, geleceğe dair pusulamızı, Ata’mızın; “Bütün ümidim gençliktedir!” sözüyle belirliyoruz. Bu güvene layık olacak; aklın ve bilimin ışığında kararlılıkla yürüyeceğiz. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizlersiniz!” sözüne sahip çıkarak; zaferden cumhuriyete doğru ilerlemeye devam edeceğiz! Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kütahya Porselen’den Anlamlı Anma Töreni Haber

Kütahya Porselen’den Anlamlı Anma Töreni

Program, duygu dolu anlara sahne olurken, Çanakkale’nin yalnızca bir zafer değil; bir milletin inancı, fedakârlığı ve birlik ruhuyla yazdığı eşsiz bir destan olduğu vurgulandı. Kütahya Porselen, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde düzenlediği anlamlı törenle, milletimizin hafızasında derin izler bırakan bu büyük destanı ve aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle andı. Kütahya Yönetim Binası’nda gerçekleştirilen törene; NG Grup Kurucu Başkanı Nafi Güral, eşi Sayın Gülsüm Güral, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülden Güral, NG Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Güral Gür ve çalışma arkadaşları katıldı. Program, duygu dolu anlara sahne olurken, Çanakkale’nin yalnızca bir zafer değil; bir milletin inancı, fedakârlığı ve birlik ruhuyla yazdığı eşsiz bir destan olduğu vurgulandı. Bir kurumun hafızasında Çanakkale: Mirasın ötesinde bir emanet NG Grubu için bu anlamlı günün ayrı bir önemi de bulunuyor. Kurucu Nafi Güral’ın dedesi Ethem Efendi’nin Çanakkale Savaşı’nda şehit düşmüş olması, kurumun bu büyük mirasla olan bağını sadece tarihsel değil, aynı zamanda duygusal bir sorumluluğa dönüştürüyor. Törende konuşma gerçekleştiren Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli, konuşmasında önce Çanakkale şehitleri için yazmış olduğu şiiri okudu ve ardından şu ifadelere yer verdi: “Bugün burada sadece bir tarihi anmak için değil, bir emaneti hatırlamak için toplandık. 18 Mart… Sadece bir zafer günü değil. Aynı zamanda binlerce hikâyenin, yarım kalmış hayallerin ve büyük fedakârlıkların günü. Benim için bugün biraz daha farklı… Çünkü bu topraklarda, Çanakkale’de, benim dedem yatıyor. Ethem Efendi… Onu hiç tanımadım. Ama bugün burada durabiliyorsam, konuşabiliyorsam, bu onun sayesinde. Çünkü bazı insanlar hayatı değil, vatanı seçer. Bugün bizlere düşen, sadece onları anmak değil… Onların bıraktığı değeri anlamak. Çünkü Çanakkale sadece geçmiş değildir. Çanakkale, bugün nasıl yaşadığımızın sebebidir. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Ethem dedem ve tüm şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun.” Anma programı kapsamında, aziz şehitlerimizin hatırasına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı hep bir ağızdan okundu. Törenin devamında katılımcılar, hazırlanan anı defterine günün anlam ve önemine dair duygu ve düşüncelerini yazarak bu anlamlı güne iz bıraktı. NG Ailesi olarak, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale şehitlerimizi ve tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Tohumlar Geleceğe Emanet Haber

Nilüfer’de Tohumlar Geleceğe Emanet

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği’nde yerel tohumlar toprakla buluşmak üzere vatandaşlarla paylaşıldı. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) ve Nilüfer Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde gerçekleştirildi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği şenliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan yardımcıları, Meclis üyeleri, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve farklı şehirlerin yerel yönetim temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri katıldı. Şenlik, Nilüfer Belediyesi Halk Dansları Topluluğu’nun gösterisiyle başladı. Etkinlikte vatandaşlar, Nilüfer Belediyesi tarafından üretilen yerel tohumlardan oluşan paketleri alarak tohum takasına katıldı. “TOHUM YAŞAMIN TA KENDİSİDİR” Şenlikte konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yerel tohumların korunmasının hem tarımsal üretim hem de gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığına dikkati çekti. Tohumun yaşamın başlangıç noktası olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Tohum, yaşamın ta kendisidir. Tarımsal üretimin ilk halkasıdır. Bitki sağlığının, gıda güvencesinin ve güvenliğinin temelidir. Tohumsuz tarım olmaz, tarımsız hayat olmaz. Bu nedenle yerel tohumları korumak ve çoğaltmak, geleceğe bırakacağımız en değerli miraslardan biridir. Bundan 11 yıl önce küçük bir adımla yola çıktık. Yaklaşık 500 metrekarelik bir alanda birkaç çeşit yerel tohumla başladığımız bu yolculuk, bugün Ürünlü Mahallesi’nde yaklaşık 6 dekarlık kent bostanlarına dönüştü. Kent bostanlarımızda 70 parselde yüzlerce çeşit yerel tohumu üretiyor ve çoğaltıyoruz. Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifimiz ile birlikte bu tohumları büyük bir özenle koruyor, çoğaltıyor ve yeniden toprakla buluşmasını sağlıyoruz. Bu çalışmalar yalnızca Nilüfer için değil, Türkiye’de yerel tohumların korunması açısından da önemli bir dayanışma hareketine dönüştü.” YEREL TOHUMLAR TÜRKİYE’YE YAYILIYOR Nilüfer’de başlayan bu hareketin İzmir’den Eskişehir’e, Edirne’den Çanakkale’ye, Kırklareli’nden Muğla’ya kadar pek çok kente ilham verdiğini söyleyen Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer’de ektiğimiz tohumlar Türkiye’nin dört bir yanında filizlenmeye devam ediyor” diyerek şöyle konuştu: “Bu yıl şenliğimizde 30 farklı yerel çeşitten 15 bin paket tohumu sizlerle buluşturuyoruz. Bakla, bezelye, biber, domates, fasulye, kavun, karpuz, patlıcan ve daha birçok yerel çeşit kendi kent bostanlarımızda üretildi ve çimlenme testlerinden geçirilerek toprakla buluşmaya hazır hale getirildi. Üstelik burada yalnızca tohum dağıtmıyoruz, aynı zamanda bir dayanışma zinciri kuruyoruz. Sizler bu tohumları ekip çoğaltacak, komşularınızla ve yakınlarınızla paylaşacaksınız. Böylece yerel tohumlarımız nesilden nesle aktarılmaya devam edecek. Tohum Takas Şenliği sadece bir tarım etkinliği değil; aynı zamanda doğayla kurduğumuz bağın, paylaşmanın ve dayanışmanın bir simgesidir. Bugün burada atölyeler, etkinlikler ve buluşmalarla hep birlikte doğanın bereketini kutluyoruz.” Açılış konuşmalarında söz alan Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın ile Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kayın, geçmişin mirasını geleceğe aktaran, coğrafyamızın en değerli hazinesi olan tohumların geleceğe aktarılması adına bu etkinliğin çok önemli olduğunu belirttiler. Şenlik kapsamında vatandaşlar gün boyunca düzenlenen etkinliklere katıldı. Konserlerin yanı sıra Tohum Ekim Atölyesi, Tohum Topu Atölyesi, Atık Yağlardan Sabun Yapım Atölyesi ve Ağaç Kardeşliği Atölyesi gibi etkinlikler gerçekleştirildi. Vatandaşlar hem yerel tohumlarla buluştu hem de doğa dostu üretim konusunda bilgi edinme fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Watsons Türkiye’den 500 Bin Fidan Bağışı Haber

Watsons Türkiye’den 500 Bin Fidan Bağışı

Proje kapsamında dikilen 500 bin fidanın 150 bini, başta Çanakkale, Hatay, Adana, Denizli, Muğla, İzmir, Mersin, Osmaniye, Bolu ve Aydın olmak üzere yangınlardan etkilenen orman alanlarının yeniden yeşertilmesi için gerçekleştirilen ağaçlandırma çalışmalarında kullanıldı. Watsons Türkiye, sürdürülebilirlik misyonu doğrultusunda hayata geçirdiği Watsons İyilik Hareketi ile yalnızca çevresel etki yaratmayı değil, kolektif bir iyilik zinciri oluşturmayı hedefliyor. 2030’a kadar 1 milyon fidana ulaşmayı hedefleyen Watsons Türkiye, projeyi 100’ün üzerinde markanın desteğiyle büyütmeye devam ederken; tüm çalışanlarını, müşterilerini, iş ortaklarını ve üretici firmalarını bu yolculuğun bir parçası olmaya davet ediyor. 100’ÜN ÜZERİNDE MARKA İLE YARIM MİLYON FİDANA ULAŞILDI Watsons Ormanları için bugüne kadar 100’ün üzerinde markayla iş birliği gerçekleştiren Watsons Türkiye, marka ortaklıklarına sürdürülebilir değer yaratan yeni bir vizyon kazandırıyor. Bu iş birliği modeli sayesinde bugüne kadar 500 bin fidan bağışına ulaşılırken, güçlü dayanışma sistemi ile sürdürülebilirliği yalnızca kurumsal bir taahhüt olmaktan çıkararak ekosistemin tüm paydaşlarını kapsayan bir harekete dönüştürüyor. 2030 HEDEFİ: 1 MİLYON FİDAN Watsons Türkiye, 2030 yılına kadar 1 milyon fidana ulaşma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Her yıl artan marka katılımı ile büyüyen proje, ormansızlaşmayla mücadeleye katkı sağlıyor. Tüketicilerin sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığı ve vizyonu da bu yolculuğun görünürlüğünü ve etkisini güçlendiriyor. Watsons Türkiye Genel Müdürü Mete Yurddaş konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Watsons İyilik Hareketi ile sürdürülebilirliği tüm değer zincirimizin merkezine konumlandırıyoruz. Bugün ulaştığımız 500 bin fidan, yalnızca bir sayı değil; markalarımız, müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla birlikte yarattığımız ortak sorumluluğun somut bir göstergesidir. 100’ün üzerinde markanın katkı sunduğu bu kolektif hareket, sektörümüzde örnek bir dayanışma modeli oluşturuyor. 2030 hedefimiz olan 1 milyon fidana emin adımlarla ilerlerken, herkesi sürdürülebilir bir geleceği birlikte inşa etmeye davet ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Üretim, Kadınlarla Güçlenen Enerji Ekosistemi İnşa Ediyor Haber

Enerjisa Üretim, Kadınlarla Güçlenen Enerji Ekosistemi İnşa Ediyor

Enerji sektöründe kadınların artan rolü, sahadan gelen gerçek deneyimler ve somut çıktılarla giderek daha görünür hale geliyor. Tamamı kadınlardan oluşan operasyon yapısıyla Çanakkale’de yer alan Ovacık RES, sahada yüksek performansla yürütülen ölçekli ve güçlü bir dönüşümü temsil ediyor. Kadın mühendis ve teknisyenlerin aktif rol aldığı bu model, teknik alanlarda temsiliyetin sürdürülebilir biçimde güçlendiğini ve kalıcı bir gelişim ivmesi kazandığını gösteriyor. Kadınların Gücüyle Enerji Dönüşümü Enerjisa Üretim’in insan ve kültür stratejisinin güçlü bir ayağını oluşturan REDKA (Rüzgârı Enerjiye Dönüştüren Kadınlar) programından yetişen kadın profesyoneller bugün rüzgâr santrallerinde operasyonun aktif bir parçası olarak görev alırken, Ovacık RES ölçeklenebilir ve ilham veren bir kapsayıcı dönüşüm modeli olarak konumlanıyor. REDKA Mühendis ve Teknisyen programları kapsamında 25 kadın mühendis ve teknisyen Enerjisa Üretim bünyesine kazandırıldı. Bu güçlü yetenek yapısı, REDKA’nın nitelikli, sürdürülebilir ve uzun vadeli bir yetenek geliştirme platformu olarak enerji sektörüne kalıcı değer sunduğunu ortaya koyuyor. Kapsayıcı Enerji Ekosistemi Enerjisa Üretim, yenilenebilir enerji yatırımlarını büyütürken, fırsat eşitliğini kurumsal kültürünün merkezine yerleştiriyor, kapasite artışını güçlü bir yetenek altyapısıyla birlikte ilerletiyor. 2026’da REDKA Teknisyen programı yeni dönemiyle devam edecek. Mayıs ayında duyuruları yapılacak program kapsamında katılımcılar birebir ve uygulamalı teknik eğitimlerle sahaya hazırlanacak. Sınırlı kontenjanla ilerleyen bu yapı, derinlemesine öğrenme ve kalıcı istihdam etkisi yaratmayı hedefliyor. “Kadınların gücüyle büyüyen bir gelecek” Megavatların ötesinde insan odaklı dönüşümü vurgulayan Enerjisa Üretim İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Gürkale, “Enerji dönüşümünün kalıcı ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesi, teknoloji yatırımlarının yanı sıra güçlü bir yetenek dönüşümünü de gerektiriyor. Bugün dünyada sürdürülebilir büyümenin en güçlü itici güçlerinden biri çeşitlilik ve kapsayıcılıktır. Enerjide dönüşümü yalnızca teknolojik bir ilerleme olarak görmüyoruz; bunun aynı zamanda derin bir kültürel dönüşüm olduğuna inanıyoruz. Veriye dayalı iş modelleriyle dijitalleşmeyi ve sürdürülebilirliği odağına alan sektörümüzde, giderek daha karmaşık ve teknik sorulara yanıt üretebilmek için yüksek yetkinliklere sahip güçlü bir yetenek havuzu oluşturmak kritik önem taşıyor. Tam da bu noktada, fırsat eşitliğini güçlendiren adımların sektörün dönüşüm hızını artırdığına inanıyoruz. REDKA programımızla kadın mühendis ve teknisyenleri sektörün teknik kalbine taşıyor, yetkinlik temelli bir fırsat eşitliği modeli inşa ediyoruz. Çanakkale Ovacık RES’te tamamen kadınlardan oluşan operasyon yapımız, bu yaklaşımın sahadaki en somut göstergelerinden biri. Burada ortaya koyduğumuz model, yüksek ölçekli bir yenilenebilir enerji yatırımında kadınların her rolde güçlü performansla yer alabildiğini gösteren net bir dönüşüm hikâyesi. Enerji sektöründeki büyüme ve değişimin beraberinde getirdiği fırsatların, kadınların önündeki görünmez bariyerleri ortadan kaldırmasını hedefliyoruz. Bu işin kadını erkeği olmadığı bilincini önce zihinlerde, ardından sahada kalıcı hale getirmek için kararlılıkla çalışıyoruz” dedi. Gürkale sözlerine şöyle devam etti: “30. yılımızda rüzgâr enerjisinde 1.000 MW kurulu güç eşiğini aşan ilk şirket olarak sektörde önemli bir kilometre taşına ulaştık. Bu başarıyı bizim için anlamlı kılan; organizasyonumuzda hayata geçirdiğimiz dönüşüm, açtığımız kariyer yolları ve güçlendirdiğimiz yetenek ekosistemidir. Büyüklüğü megavatların ötesine taşıyor, inşa ettiğimiz kapsayıcı ve sürdürülebilir yetenek ekosistemiyle birlikte daha güçlü, daha kalıcı ve daha anlamlı bir değer yaratıyoruz. Enerjinin geleceğinde kadınların imzası her geçen gün daha belirginleşiyor. Biz de bu dönüşümü söylemle sınırlamıyor, sahada somut uygulamalarla büyütüyor ve kalıcı hale getiriyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Çam Balı Premium Lige Yükseliyor Haber

Türk Çam Balı Premium Lige Yükseliyor

Çam balında ise yüzde 90’lık payla dünya üretiminin büyük bölümünü karşılıyor. Ancak üretimdeki bu güç, ihracata aynı ölçüde yansımıyor. Türkiye 33,5 milyon dolarlık tutarla bal ihracatında dünya sıralamasında 18’inci sırada yer alıyor. Türk bal sektörü, ihracatta da dünya genelinde ilk üç ülke arasında yer almak için “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesi kolları sıvadı. Bal ihracatında Türkiye lideri olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 24 ay süreli projeyi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle gerçekleştirmek için harekete geçti. İhracatta 250 milyon dolarlık potansiyele sahibiz Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle konuyu görüştüklerini ve destek sözü aldıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin 100 bin tona yaklaşan bal üretimiyle 33,5 milyon dolarlık ihracat rakamından çok daha fazlasını hak ettiğini vurguladı. Türkiye’nin bal ihracatında ortalama fiyatın 3,9 dolar olduğu bilgisini veren Girit, “Dünyada üretimde ikinci sıradayız, ancak ihracatta 18’inci sırada yer alıyoruz. Üretim gücü ile ihracat geliri arasındaki bu makas artık kapanmak zorunda. Çin 265 milyon dolar, Yeni Zelanda 250 milyon dolarlık bal ihraç ediyor. Biz de bal ihracatımızı 250 milyon dolarla bu ülkelerin seviyesine çıkmak istiyoruz. İhracatımız arttığında arıcılık sektörümüzde zincirin tüm halkaları bu refahtan payını alacak” şeklinde konuştu. Kalpaklıoğlu: “Çam balı bilimsel olarak yeterince tanımlanmamış” Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, Türkiye’de Muğla başta olmak üzere, Aydın, Antalya, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale illerinde yıllık 25 bin ton çam balı üretildiğini çam balının uluslararası pazarda düşük fiyatla konumlanmasının temel nedeninin bilimsel altyapı eksikliği olduğunu söyledi. Kalpaklıoğlu, çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşenlerin yeterince tanımlanmadığını, uluslararası kabul görmüş standardizasyon ve sınıflandırma sisteminin bulunmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Çam balında bulunan protokateşik asit, alfa-pinen ve beta-pinen gibi bileşenler yüksek biyolojik potansiyele sahip. Ancak bu potansiyel bilimsel yayınlarla ve uluslararası referanslarla desteklenmediği sürece ürün premium segmente taşınamıyor.” Hedef: 3,9 dolardan Premium Segmente geçmek “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesinin nihai hedefinin, Türkiye çam balını yüksek katma değerli ve rekabetçi bir ihracat ürünü haline getirmek olduğunun altını çizen Kalpaklıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “Bilimsel olarak standardize edilmiş, fonksiyonel ve terapötik potansiyeli kanıtlanmış, uluslararası pazarda premium segmentte konumlanan Türkiye, üretim gücünü artık değer gücüyle buluşturmak zorundadır. Çam balı, doğru bilimsel altyapı ve stratejik konumlandırma ile küresel pazarda hak ettiği yere ulaşabilecek potansiyele sahiptir. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek. Manuka balıyla rekabet edecek seviyeye çıkarmak.” Balın kalitesini ve özgünlüğünü belirleyen temel unsurlardan birisi olan Protokateşik Asit (PCA) varlığının Türk çam balının en önemli biyoaktif marker bileşenlerinden biri olduğu bilgisini de veren Kalpaklıoğlu, projede çam balının Protokateşik Asit (PCA) varlığının ortaya konulacağını vurguladı. Kalpaklıoğlu, “Türk Çam Balının: Kimyasal olarak standardizasyonu, Otantik ürün doğrulaması, Fonksiyonel gıda olarak konumlandırılması, Uluslararası bilimsel ve ticari değerinin artırılması açısından kritik bir bilimsel gelişmedir. Bu bulgu, Türk Çam Balının yalnızca geleneksel bir doğal ürün değil, aynı zamanda güçlü biyoaktif bileşenler içeren bilimsel temelli bir fonksiyonel gıda olduğunu göstermektedir” diyerek sözlerini noktaladı. 24 Aylık Ar-Ge Yol Haritası Planlanan proje kapsamında: Çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşiklerin ileri analiz yöntemleriyle tanımlanmasıCanlı organizmada (in vivo) veya laboratuvar ortamında (in vitro) biyolojik etkinlik testlerinin yapılmasıKimyasal yapı–biyolojik aktivite ilişkisinin ortaya konmasıMarker bileşiklere dayalı bilimsel sınıflandırma sistemi geliştirilmesiEn az 10 SCI makale ve 15 uluslararası bilimsel sunum hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.