Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çay Tarımı

Kapsül Haber Ajansı - Çay Tarımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çay Tarımı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tüketicinin Güveni Doğuş Çay’a Ödül Getirdi Haber

Tüketicinin Güveni Doğuş Çay’a Ödül Getirdi

HALK JÜRİSİ, OYLARIYLA “EN İTİBARLI ÇAY, DOĞUŞ ÇAY” DEDİ Doğuş Çay, 2025 yılının ‘En İtibarlı Çay Markası’ oldu! Türkiye’nin en büyük özel sektör çay üreticisi Doğuş Çay, pazarlama ve iletişim ekosisteminin en prestijli ödül platformlarından biri olan The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde ‘Yılın En İtibarlı Çay Markası’ ödülüne layık görüldü. Marketing Türkiye ile Akademetre iş birliğiyle 12’ncisi gerçekleştirilen The ONE Awards’ta 2025 yılı boyunca 73 kategoride itibarını en çok artıran markalar; İstanbul, Ankara, Bursa, Erzurum, İzmir, Balıkesir, Adana, Samsun, Kayseri, Trabzon, Gaziantep ve Malatya’dan olmak üzere 12 ilde toplam 1.200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda verildi. Bu kapsamda ‘Yılın İtibarlıları’ seçilen markalar ödüllerini, 2 Şubat 2026 akşamı Divan Kuruçeşme’de düzenlenen törenle aldı. Batallı: “İtibarın değeri, tüketicilerimizden bizzat geldiğinde anlamını buluyor” Doğuş Çay’ın çay, şeker, salça ve cips gibi farklı kategorilerde; yaş çay yaprağından şeker pancarına, patatesten domates ve mısıra yılda yaklaşık 2 milyon ton ürünü satın alıp işleyerek ekonomiye kazandıran güçlü bir tarım şirketi olduğunu hatırlatan Doğuş Çay’ın Yönetim Kurulu Üyesi Harika Karakan Batallı, “Bu değerli ödüle, özellikle halkımızın oylarıyla layık görülmekten onur duyuyoruz. Doğuş Çay’ı bugün özel sektördeki en büyük çay üreticisi olarak 41’inci yılına taşıyan gücün arkasında da tüketicilerimizle kurduğumuz samimiyet ve bağlılık var. İtibarın asıl değeri, ürünlerimizi bizzat deneyimleyerek markamıza güven duyan tüketicilerimizden geldiğinde anlamını buluyor. Yılda 70 bin çiftçiyle çalışarak sahada kazandığımız deneyimle bugün, değişen tüketici tercihleri karşısında doğru stratejiler belirliyor, beklentilerin üzerinde ürünler geliştiriyoruz. Bu yıl TEMA Vakfı ile birlikte 10’uncu yılına giren sürdürülebilir çay tarımı uygulamalarımızla çayın geleceği için de yatırım yapıyoruz. Çevreyi ve sağlığı gözeten, katma değer yaratan yeni lezzetler sunarak bu topraklara hizmet vermeye devam edeceğiz” değerlendirmesini yaptı. Batallı’dan “Doğuş Çay bir film olsaydı, ne olurdu?” sorusuna anlamlı yorum Bu yılki konsepti kapsamında ödül alan marka yöneticilerinin “Markalar bir film olsaydı ne olurdu?” sorusunu yanıtladığı The One Awards’ta Batallı; “Doğuş Çay olarak azmimiz ve çalışkanlığımızla bitmeyen bir dizi olurduk. Çocukluğumuzda başlayan ve bugün de aile hayatını en iyi şekilde yansıtan ‘Bizimkiler’ dizisiyle devam etmek isterdik” yanıtıyla beğeni topladı. Başarının bütünleşik pazarlama yaklaşımıyla ‘kolektif bir çalışmanın’ ürünü olarak ödüllendirildiği törende, Doğuş Çay’ın bu ödülü alma sürecinde önemli destekçileri arasında yer alan paydaşlarından PR ajansı HK PR Danışmanlık, kreatif ajansı İstanbul Sanat ve dijital ajansı Adinteraction da yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ergonomi ve Egzersiz, Çay İşçilerinin Sağlığını Güçlendiriyor! Haber

Ergonomi ve Egzersiz, Çay İşçilerinin Sağlığını Güçlendiriyor!

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından yürütülen çalışmada, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi. Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, “Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından Rize’de yürütülen tez çalışmasında, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi. Fiziksel yük çok fazla, ağrılar kaçınılmaz hale geliyor Araştırma kapsamında Rize’de çay tarımında aktif olarak çalışan 60 işçi değerlendirildi. Çalışmada, çay toplama işinin uzun süre ayakta kalmayı, eğilerek çalışmayı ve tekrarlayıcı el-kol hareketlerini gerektirdiğine dikkat çekildi. İşçilerin topladıkları çayları omuz ve sırtlarında taşımasının ise özellikle boyun, bel, sırt ve omuz bölgelerinde yoğun ağrılara yol açtığı belirlendi. Katılımcıların büyük çoğunluğunun, çalışmaya başlamadan önce özellikle boyun ve bel bölgesinde kas-iskelet sistemi ağrılarından yakındığı tespit edildi. Egzersiz eklenen grupta çarpıcı sonuçlar Araştırmada tüm işçilere ergonomi eğitimi verilirken, bir gruba buna ek olarak haftada üç gün, 40–50 dakikalık seanslardan oluşan egzersiz programı uygulandı. Program; esneme, kas güçlendirme, denge ve postür egzersizlerinden oluştu. 12 haftanın sonunda elde edilen sonuçlar dikkat çekiciydi. Ergonomi eğitimiyle birlikte egzersiz yapan grupta; tüm vücut bölgelerinde ağrı düzeylerinin anlamlı biçimde azaldığı, uyku kalitesinin belirgin şekilde iyileştiği, el, kol ve omuz fonksiyonlarında kayda değer gelişme sağlandığı belirlendi. Sadece ergonomi eğitimi alan grupta ise omuz ve bel ağrılarında sınırlı bir iyileşme gözlemlendi. Bütüncül yaklaşım işçinin sağlığını da verimini de artırıyor Çalışmanın danışmanı Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu: “Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Sadece ergonomik düzenlemeler ya da sadece egzersiz yeterli olmuyor. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.” Doç. Dr. Şevgin ayrıca, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda yürütülen çalışmaların, toplumsal problemlere pratik, uygulanabilir ve etkili çözümler üretmeyi hedeflediğini, bilimin hayatla temas eden yönünü güçlendirdiğini ifade etti. Koruyucu programlar kurumsal hale getirilmeli Araştırmayı yürüten fizyoterapist İlayda Gür ise çay işçilerinde kas-iskelet sistemi ağrılarının oldukça yaygın olmasına rağmen, bu alanda çözüm odaklı uygulamaların sınırlı olduğuna dikkat çekerek, “Çay işçileri ağrıyla çalışmayı neredeyse normal kabul ediyor. Oysa düzenli ergonomi eğitimi, koruyucu egzersiz programları ve fizyoterapist desteği kurumsal düzeyde sağlanabilir. Bu çalışma, bu tür müdahalelerin ne kadar etkili olabileceğini açıkça gösteriyor.” dedi.

Doğuş Çay ve TEMA Vakfı'ndan sürdürülebilir çay tarımı için ortak adım Haber

Doğuş Çay ve TEMA Vakfı'ndan sürdürülebilir çay tarımı için ortak adım

Türkiye’nin en büyük özel sektör çay üreticisi Doğuş Çay ve TEMA Vakfı işbirliğiyle yürütülen ‘Her Dem Toprak İçin’ projesi kapsamında, Rize’nin en önemli geçim kaynaklarından olan çayın sağlıklı topraklarda, aynı lezzet ve kalitede yetiştirilmesini sağlamak amacıyla eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştiriliyor. Yoğun kimyasal gübre kullanımı sonucunda çay topraklarının yüzde 86’sının aşırı asidik hale gelerek verimli ve sürdürülebilir çay tarımını tehdit etmesi nedeniyle başlatılan projede, toprağın sağlığına kavuşmasıyla birlikte çay tarımının sürdürülebilirliği yeniden tesis ediliyor. Çay tarımı için toprak pH değeri ideal seviyeye ulaştı Projenin 2021-2024 yıllarını kapsayan üçüncü aşamasında; Rize’nin İkizdere, Fındıklı, Çayeli, Güneysu, Merkez ve Pazar; Trabzon’un Of ve Artvin’in Kemalpaşa ilçelerindeki toplam 8 farklı bahçede toprak ıslahı çalışmaları yapıldı. Topraktaki asitliği gidermek üzere yapılan organik gübre, tarım kireci, çay atığı kompostu ve çapalama çalışmalarıyla kimyasal gübrelerden uzaklaştırılan topraklar hızla sağlığına kavuşmaya başladı.   Başlangıçta toprağı ekstrem asit (ortalama pH değeri 4,1) olan tüm bahçelerde yapılan uygulamalar ile toprak asitlik değeri, çay için ideal seviyelere (pH 5,0-6,0) ulaştı. Ayrıca topraktaki mikroorganizma faaliyetlerinde de artış gözlemlendi. Sadece verimi değil, çayın kalitesi de arttı Yapılan çalışmalar sonucunda toprak sağlığındaki iyileşme, çay kalitesine de yansıdı. Uygulama yapılmayan topraklara kıyasla ortalama yüzde 58 verim artışı sağlanırken, her yıl yapılan yaş çay yaprak analizlerine göre, 2024 yılı sonunda çayın tat ve aromasına etki eden polifenol miktarında yüzde 32, demin suya geçme oranına etki eden ekstrakt miktarında yüzde 8 artış oldu. Kuru çay randımanına olumsuz etki eden selüloz miktarı ise yüzde 35 azaldı. "8 yılda toplam 13 bin 600 kişiye ulaşarak önemli ölçüde farkındalık sağlandı" 2016–2017 yıllarında farkındalık eğitimleriyle başlayan ‘Her Dem Toprak İçin’ projesi, zaman içinde kapsamını genişleterek örnek tarım uygulamaları ve toprak iyileştirme çalışmalarıyla gelişimini sürdürdü. 2018–2020 döneminde Rize merkezli uygulamalara ağırlık verilirken, 2021–2024 yıllarını kapsayan üçüncü aşamada çalışmalar Trabzon ve Artvin illerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Doğuş Çay Yönetim Kurulu Üyesi Harika Karakan Batallı, proje kapsamında yürütülen eğitim çalışmalarının 8 yıl içinde 13 bin 600 kişiye ulaştığını kaydederek, "Projemizin hedef kitlesindeki tüm kesimlere çay bitkisinin ekolojisine uygun toprak koşulları, bitki besleme, gübreleme, budama, hasat ve toprak yönetimi konusunda bilgilendirme çalışmalarıyla teorik ve pratik yöntemler TEMA Vakfı tarafından sunuldu. Bu çalışmalar ile çay üretimini en kaliteli ve sürdürülebilir hale getirmek, toprağı iyileştirerek gelecek nesillere aktarmak amacıyla önemli bir farkındalık sağladık" şeklinde konuştu.  "Hem bölge insanını hem de ülke ekonomisini desteklemeyi hedefledik" Projenin rapor sonuçlarını da değerlendiren Batallı, Türkiye’de erozyon ve çölleşmeyle mücadele eden, başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkların korunmasına yönelik bilimsel temelli çalışmalar yürüten TEMA Vakfı ile iş birliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Batallı, "Toprağın sağlığına kavuşmasıyla elde ettiğimiz verim artışı ve ürün kalitesi, sürdürülebilir ve lezzetli çay üretimi için çok değerli. Kuruluşumuzdan bu yana, 40 yıldır sahip çıktığımız ilke ve değerlerimizle standartlara, insan sağlığına ve doğaya gösterdiğimiz özeni bugün de aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bugün, Rize'de 5 adet çay işleme ve Ordu'da 1 adet çay paketleme fabrikası ile yıllık 50 bin ton üretim kapasitesine sahip bir şirket olarak 55 bin çay çiftçimiz ile bu alanda önemli bir yol aldık. Çalışmalarımızın kazanımlarını somut olarak ölçebilmenin gururunu yaşıyoruz" dedi.  Çay üretimini sağlıksız üretim tehdidinden kurtarmanın önemini de vurgulayan Batallı, "Ülkemizi dünya tüketiminde birinci, üretiminde ise beşinci sıraya taşıyan; sudan sonra en çok tüketilen içecek olan çayın sağlıklı topraklarda üretilmesi ve bu üretimin sürdürülebilir kalite ve lezzette olması, sadece markamızın doğduğu Rize’deki bölge insanımızın değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin de kalkınması ve en önemlisi tüketicilerimizin hak ettikleri değeri görmesi anlamına geliyor. Bu nedenle, hem üreticilerimizin hem de tüketicilerimizin geleceğini düşünerek çıktığımız bu yolda gösterdiğimiz özen ve emeğe önümüzdeki dönemde de hız kesmeden devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.   "Toprağı korumak, yaşamı korumaktır" TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, sağlıklı toprağın; yaşamın ve doğanın sürdürülebilirliği açısından temel bir unsur olduğuna dikkat çekti. Ataç, “Toprak sağlığı tarımsal bir mesele olmanın yanı sıra ekosistemlerin devamlılığı, biyolojik çeşitliliğin korunması ve insan yaşamı için de hayati bir öneme sahiptir. TEMA Vakfı olarak iki toprak sevdalısı Kurucu Onursal Başkanımız, merhum Hayrettin Karaca ve merhum A. Nihat Gökyiğit’in çizdiği ‘sağlıklı toprak, sağlıklı yaşam’ ilkesiyle kurulduğumuz günden bu yana, toprağın korunmasını bir çevre politikası değil, bir yaşam politikası olarak görüyoruz. Doğuş Çay ile uzun yıllardır sürdürdüğümüz ‘Her Dem Toprak İçin’ projesi de bu anlayışımızın somut bir yansımasıdır. Bu projeyle bir kez daha gördük ki, toprağı doğru yöntemlerle iyileştirdiğimizde yalnızca verim artmıyor; aynı zamanda ürün kalitesi yükseliyor, üretici destekleniyor ve tüketiciye daha sağlıklı ürünler ulaşıyor. Sağlıklı bir toprağın sağladığı bütünsel faydalar, hem bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya hem de yarının yaşam hakkını güvence altına almaya hizmet ediyor. Bu proje, sağlıklı toprağın sürdürülebilir tarım için nasıl temel bir unsur olduğunu göstermesi açısından son derece değerli bir örnek olmuştur. TEMA Vakfı olarak bu sürecin her aşamasında yer almak ve uzun soluklu bu iş birliğiyle toprağı koruyarak üreticiyi desteklemek, bizim için hem büyük bir sorumluluk hem de büyük bir umut kaynağı" şeklinde konuştu.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.