Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çekya

Kapsül Haber Ajansı - Çekya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çekya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hyundai Çek Fabrikasında 5 Milyonuncu Araç Üretildi Haber

Hyundai Çek Fabrikasında 5 Milyonuncu Araç Üretildi

Hyundai Motor Manufacturing Czech (HMMC) geçtiğimiz günlerde 5 milyonuncu aracını üretti. Bu kilometre taşı, Nošovice fabrikasının Avrupa otomotiv üretimi içindeki güçlü konumunu, teknolojik olgunluğunu ve uzun vadeli istikrarını vurgulamış oluyor. Hatlardan çıkan 5 milyonuncu araç Hyundai TUCSON Hybrid olurken yine Çek bir kullanıcı tarafından doğrudan fabrikadan teslim alındı. Bu özel aracın sahibi, montaj hattında üretim sürecini son aşamasına kadar takip etti ve direksiyon montajıyla Hyundai logosunun yerleştirilmesi gibi işlemlere de bizzat katılma fırsatı buldu. Şanslı kullanıcı, üretim tamamlandıktan sonra Hyundai Motor Manufacturing Czech ve Hyundai Motor Czech yönetiminden sembolik bir anahtar teslim aldı. Çekya, TUCSON ve i30 Üretimin Omurgasını Oluşturuyor Hyundai TUCSON, uzun yıllardır Nošovice üretiminin ana modeli konumunda. 2015–2020 yılları arasında üretilen üçüncü nesil TUCSON 1,1 milyon adedi aşarken, mevcut neslin üretimi bu rakamı daha da geçecek. Bu iki nesil, fabrikanın toplam üretiminin neredeyse yarısını oluşturuyor. Hyundai i30 ise 2008 yılından bu yana Çekya’da üretiliyor ve şu anda üçüncü nesli, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Avrupa pazarında beğeniyle karşılanıyor. Yüksek performanslı i30 N ve N Line versiyon dahil olmak üzere 1,5 milyon adetten fazla üretilen model, TUCSON ile birlikte dünya genelinde 90’dan fazla ülkeye ihraç edildi. Üretimin büyük bölümü Avrupa pazarına yönelik olsa da Orta Doğu, Afrika, Okyanusya ve Latin Amerika’daki müşterilere de teslimatlar gerçekleştiriliyor. Elektrifikasyonda Dönüşüm Fabrika tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri, 2020 yılında Nošovice’de elektrikli araç üretiminin başlaması oldu. Tam elektrikli KONA dahil olmak üzere o tarihten bu yana 650 binden fazla elektrikli araç üretildi ve bunların yaklaşık 200 bini farklı versiyonlara sahip KONA modellerinden oluştu. Bu gelişme, fabrikanın sürdürülebilir mobiliteye doğru kademeli dönüşümünü ortaya koyuyor. KONA Elektrik, Çekya’da seri üretimi yapılan ilk elektrikli araç olma özelliğini de taşıyor. Bu dönüşümü, manuel şanzıman üretimi için kullanılan bir üretim salonunun Hyundai Mobis tarafından işletilen bir Batarya Sistem Montaj (BSA) tesisine dönüştürülmesi izledi. Tesisin ilk bölümü 2022 sonbaharında devreye alınırken, tam kapasite operasyon geçen yılın ağustos ayında başladı. Hyundai Motor Türkiye İzmit Fabrikası’na Elektrifikasyon Yatırımı Hyundai, IONIQ 3 modeli için İzmit’te bulunan üretim tesisinde yeniden tasarlanan EV gövde tabanı, yüksek voltajlı batarya entegrasyonu ve güç elektroniği için 250 milyon euro yatırım yaptı. Türk işçisinin el emeğiyle IONIQ 3 modelini Ağustos ayında bantlardan indirecek olan Hyundai Motor Türkiye, üretimin büyük bir bölümünü 40’tan fazla ülkeye ihraç ederek ülke ekonomisine ve otomotiv endüstrisine katkı sağlayacak. Ayrıca, IONIQ model ailesinin Avrupa’daki ilk üretim merkezi olma özelliği taşıyacak olan Hyundai Motor Türkiye İzmit fabrikası, E-GMP platformuna da Avrupa’da sahip olan tek fabrika konumunda. Bu üretimle beraber, Türkiye’deki ikinci yerli elektrikli modele imzasını atacak olan Hyundai önümüzdeki yıllarda da hem Çekya hem de İzmit fabrikalarına ek yatırımlar yaparak genişlemesine devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş Haber

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş

Hyundai Motor Avrupa, 2025 yılında Avrupa pazarında (AB, EFTA, Birleşik Krallık, Doğu Avrupa ve Türkiye) 603.542 adet binek otomobil satışı gerçekleştirerek yüzde 4,2 pazar payı elde etti. Güçlü bir performans sergileyen Hyundai, elektrikli araç segmentindeki konumunu güçlendirmeye devam ederek satış hacminde yüzde 24 büyüme kaydetti. Tam elektrikli araçlar (BEV) yüzde 48 artışla büyümenin ana itici gücü olurken, Hibrit (HEV) ve Plug-in Hibrit (PHEV) modeller de yüzde 11 artış gösterdi. Hyundai, Avrupa’da giderek daha dinamik hale gelen pazar ortamında yüzde 18’lik tam elektrikli satışıyla da sağlam bir ilerleme kaydetti. Buna ek olarak Hyundai, iki temel satış kanalında müşteri tabanını genişletti: bireysel satışlar yüzde 2, filo satışları ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 4 arttı. Avrupa Pazarlarında Güçlü Performans Hyundai, 2025 yılında Avrupa’nın kilit pazarlarında önemli başarılar elde etti. Birleşik Krallık’ta satış hacimleri büyümeye devam ederek 93.124 adetle ülke tarihindeki en yüksek ikinci sonuca ulaştı ve binek otomobil pazarında dokuzunculuktan altıncılığa yükseldi. Hyundai, Almanya’da 92.890 adet satış ve yüzde 3,3 pazar payıyla binek otomobil segmentinde en çok satan Asyalı marka oldu. Elektrikli araç tescilleri yüzde 49 artarken EV oranı ise yüzde 27’ye ulaştı. İspanya’da da 64.467 adet ve yüzde 5,8 pazar payıyla pazardaki en yüksek satış hacmine ulaşarak dördüncü sıradaki yerini korudu. İtalya’daki pazar payı yüzde 3,0 seviyesinde sabit kalırken satış adeti ise 47.046 adet oldu. EV satışlarındaki artış sayesinde EV oranı pazar ortalamasının 9 puan üzerine çıktı. Fransa’da ise yüzde 2,8 pazar payı ve 45.623 adetlik satışla ilk 10 marka arasında yer aldı. Ayrıca Fransa’da; Hibrit Elektrikli Araçlar satışların yüzde 35’ini oluşturdu ve pazar ortalaması olan yüzde 22’nin üzerine çıktı. Avrupa’nın Yükselen Yıldızı Türkiye Hyundai, üretim yaptığı Türkiye’de ise 2025 yılında satışlarını yüzde 10 artırarak toplam 67.368 adet hacme ulaştı ve binek otomobil pazarında altıncı sırada yer aldı. Türk tüketicisinin en çok sevdiği ve ilgi gösterdiği markalardan biri olan Hyundai, 1997 yılından bu yana kesintisiz olarak Türkiye’de üretim yaparak aynı zamanda ülke ekonomisine ve istihdaa da katkıda bulunmaya devam ediyor. Bu rakamlar, Hyundai’nin elektrifikasyon stratejisinin başarısını ortaya koyan güçlü göstergeler olarak öne çıkıyor; markanın birçok modeli EV segmentine liderlik ediyor. INSTER, toplam 33.917 adet satışla bölgede A segmenti elektrikli araçlar arasında ikinci sırada yer aldı. INSTER, 2025 Dünya Elektrikli Otomobili seçilirken, IONIQ 9 Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili ödülünü kazandı. HEV ve PHEV versiyonlarının yanı sıra içten yanmalı motor seçeneği de bulunan TUCSON ise Avrupa’da kompakt SUV segmentinde bireysel satış kanalına yüzde 5,3 pazar payıyla liderlik ediyor. Hyundai CEO’su Jose Muñoz “Avrupa, Hyundai’nin küresel büyümesi açısından merkezi bir konumda. Bölge genelinde üretim, Ar-Ge ve insan kaynağına yaptığımız yatırımlar, Avrupa’ya olan uzun vadeli bağlılığımızı ve yerelleşme stratejimizi yansıtıyor. Çekya, Türkiye ve Almanya’daki ekiplerimiz Hyundai’nin ‘Progress for Humanity yani İnsanlık İçin İlerleme’ vizyonunu Avrupa’da daha ileriye taşıyor. Önümüzdeki 18 ay içinde piyasaya sunacağımız 5 yeni model ve 2027 yılına kadar tamamen elektrikli hale gelecek ürün gamımızla, Avrupalı müşterilerimize hak ettikleri seçenekleri sunmak için hızla ve kararlılıkla ilerliyoruz” dedi. Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise “Hyundai Motor Avrupa olarak 2025 yılında elektrikli araç satışlarındaki yüzde 24’lük artış ve hibrit - elektrikli modellerimizdeki toplam pazar payımızı aşan performansımız sayesinde güçlü bir sonuç elde ettik. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 tamamen yeni modelden oluşan güçlü bir ürün atağımızla ürün yatırımlarımıza devam edeceğiz. Bayi ortaklarımızla yakın çalışarak Avrupalı müşterilerin beklentilerini karşılayacak ve geleceğe güvenle hazırlanacağız” dedi. 2027’ye Kadar Tamamen Elektrikli Ürün Gamı Hyundai, elektrifikasyon stratejisinin derinleşmesi doğrultusunda, elektrikli ürün portföyünü genişletmeyi sürdürüyor. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 yeni modelin lansmanı planlayan Hyundai, bunların üçünü Avrupa’daki müşteri ihtiyaçlarına uyum sağlamak üzere B segmentinde yer konumlayacak. Bu modeller arasında, Nisan 2026’da Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini kutlayacak olan IONIQ 3 de bulunuyor. Bunun ardından Hyundai’nin ürün gamı, en küçük model INSTER’dan STARIA Electric’e kadar uzanan 7 adet BEV ile pazardaki en kapsamlı EV ürün gamlarından biri haline geliyor. Halihazırda modellerin yaklaşık yüzde 80’inin elektrikli bir versiyonu bulunurken, Hyundai 2027 yılına kadar tüm modellerini elektrikli hale getirmeyi hedefliyor. Hyundai, elektrikli ve hibrit performansını sürekli geliştirmek için kapsamlı bir teknoloji yol haritası üzerinde çalışıyor. Hyundai’nin Avrupa’ya Olan Bağlılığını Güçlendirmek Hyundai’nin Avrupa’ya olan bağlılığı pek çok alanda somut şekilde görülüyor: Çekya’nın Nošovice kentindeki Hyundai Motor Manufacturing Czech (HMMC) tesisi, yakın zamanda 5 milyonuncu aracını üreterek önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Bu başarı, uzun vadeli istikrarı, teknolojik olgunluğu ve Avrupa için Avrupa’da üretimi yansıtıyor. Markanın İzmit’teki fabrikası Hyundai Motor Türkiye (HMTR) ise yılın ilerleyen dönemlerinde ilk elektrikli aracı olan IONIQ 3’ü üretmeye hazırlanıyor. Her iki üretim tesisi ile birlikte Almanya’daki Hyundai Motor Europe Technical Center (HMETC) Ar-Ge merkezi de Hyundai’nin Avrupa’daki elektrikli araç varlığını güçlendirmek amacıyla önemli yatırımlar aldı. Yeni Square Campus için yapılan 150 milyon euro yatırımla Hyundai, geçen yıl HMETC tesislerini 25.000 m² daha genişleterek Avrupa’nın en gelişmiş otomotiv Ar-Ge merkezlerinden birine dönüştürdü. Hyundai, İzmit’te bulunan üretim tesisinde ise yeniden tasarlanan EV gövde tabanı, yüksek voltajlı batarya entegrasyonu ve güç elektroniği için 250 milyon euro yatırım yaptı ve önümüzdeki yıllarda da ek yatırımlar planlanıyor. Çekya’daki Nošovice fabrikası da 2025 yılında BEV batarya üretimi ve montajını desteklemek üzere genişletildi; tesisin 2008’de açılmasından bu yana yapılan toplam yatırım 2 milyar euroyu aştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AB’de Nükleer Elektrik Üretimi 2024’te Arttı: Fransa Zirvede Haber

AB’de Nükleer Elektrik Üretimi 2024’te Arttı: Fransa Zirvede

Eurostat verilerine göre, nükleer enerjiyle elektrik üreten AB üyesi 12 ülkenin toplam üretimi 649 bin 524 gigavat-saat olarak kaydedildi. Bu rakam, 2023 yılına kıyasla yüzde 4,8’lik artış anlamına geliyor. Fransa Nükleer Enerjide Açık Ara Lider 2024 yılında nükleer elektriğe en fazla bağımlı ülke Fransa oldu. Ülke, elektrik üretiminin yüzde 67,3’ünü nükleer santrallerden karşıladı. Bu oran, Fransa’yı AB genelinde açık ara ilk sıraya taşıdı. Uzmanlar, Fransa’nın uzun yıllardır sürdürdüğü nükleer enerji politikalarının bu liderlikte belirleyici olduğunu vurguluyor. Bulgaristan ve Orta Avrupa Ülkeleri Aynı Grupta Bulgaristan, 2024 yılında 15 bin 777 gigavat-saat nükleer elektrik üretti. Bu üretim seviyesiyle Bulgaristan; Macaristan, Belçika, Finlandiya ve Çekya ile birlikte, toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını nükleer enerjiden karşılayan ülkeler grubunda yer aldı. Enerji Güvenliği ve Karbonsuzlaşma Etkisi AB’de nükleer enerji üretimindeki artışta, enerji arz güvenliği, fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması ve iklim hedefleri önemli rol oynuyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji politikalarını yeniden şekillendiren birçok ülke, nükleer enerjiyi düşük karbonlu ve istikrarlı bir kaynak olarak öne çıkarıyor. Nükleer Enerji Tartışmaları Sürüyor Her ne kadar üretim artışı dikkat çekse de, nükleer enerjinin atık yönetimi, santral güvenliği ve yüksek maliyetler gibi başlıklardaki tartışmalar AB gündeminde yer almaya devam ediyor. Buna rağmen, 2024 verileri nükleer enerjinin Avrupa’nın enerji denklemindeki ağırlığını koruduğunu ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SNX Türkiye Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası  Açılış Seremonisi Gerçekleştirildi Haber

SNX Türkiye Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası  Açılış Seremonisi Gerçekleştirildi

Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Mehmet Sadık Vefa, törende yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Rize Handüzü’nde düzenleyeceğimiz Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nı ilk kez burada gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın öncülüğünde, Rize Valiliğimiz ve tüm paydaşlarımızla birlikte hayata geçirdiğimiz bu organizasyon; spor turizmi kapsamında bölgenin tanıtımına, turizmine ve ekonomisine önemli katkılar sunacaktır. Hedefimiz, bu organizasyonu geleneksel hale getirerek Handüzü’nü uluslararası motorsporları takviminde söz sahibi bir merkez yapmaktır. Destek veren tüm kurumlara ve bugün yanımızda olan herkese teşekkür ediyorum.” ULUSLARARASI TEMSİLCİLERDEN RİZE VE HANDÜZÜ’NE ÖVGÜ SNX Temsilcisi Patricia Maskarova, ilk kez Rize Handüzü’nde bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek; Çekya, Slovakya, Fransa, Amerika ve İsveç başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden sporcuların şampiyonada yer aldığını ifade etti. FIM Temsilcisi Hong Guogong ise zorlu bir yolculuğun ardından Rize’de olmaktan son derece memnun olduklarını dile getirerek, Handüzü’nü ve Rize’yi çok beğendiklerini, bu yarışların önümüzdeki yıllarda da burada yapılmasını temenni ettiklerini söyledi. RİZE SPORLA DÜNYAYLA BULUŞUYOR Gençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Temurci, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bugün burada Kaçkarlar’ın, Handüzü’nün sporla ve heyecanla dünyayla buluştuğu çok özel bir ana tanıklık ediyoruz. Yarın başlayacak yarışlarda tüm sporcularımıza başarılar diliyor, bu organizasyona katkı sunan başta Sayın Valimiz olmak üzere tüm paydaşlara ve hemşehrilerimize teşekkür ediyorum.” RİZE 12 AY BOYUNCA YAŞAYAN BİR ŞEHİR Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin, Rize’nin yılın her dönemine yayılan organizasyonlarla canlı bir şehir haline geldiğini vurgulayarak: “UTMB koşularından kar yürüyüşlerine, Ayder Şenlikleri’nden şimdi de Handüzü’nde düzenlenen Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’na kadar Rize, 12 ay boyunca etkinliklerle yaşayan bir şehir oldu. Kaçkarlar bizim için bir zamanlar tehdit olarak görülen karı, bugün büyük bir fırsata dönüştürdü. Bu organizasyonun şehrimize bereket, güzellik ve uluslararası tanıtım açısından önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum” dedi. RİZE ARTIK BEYAZIN DA BAŞKENTİ Rize Valisi İhsan Selim Baydaş ise konuşmasında organizasyonların şehir tanıtımı ve turizm açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi, “Rize’yi yeşilin, mavinin ve yağmurun başkenti olarak tanımlarız. Bundan sonra beyazın ve kar organizasyonlarının, kış sporlarının da başkenti olarak anılmasını istiyoruz. Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nın Türkiye ayağını Rize’de gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz.” Açılış seremonisinde Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nda yarışacak sporcular tanıtılırken, yapılan konuşmaların ardından Grup Mapavri ve solistler geçidi sahne aldı. Program, Volkan Arslan konseriyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sara Hector Sezonun İlk Zaferini Aldı Haber

Sara Hector Sezonun İlk Zaferini Aldı

HEAD Worldcup Rebels takımı, Alp Disiplini Dünya Kupası’nda hafta sonunu podyumlarla süslenen etkileyici sonuçlarla tamamladı. İsveçli yıldız Sara Hector, Çekya’nın Špindlerův Mlýn kentinde düzenlenen Büyük Slalom yarışını kazanarak sezonun ilk galibiyetine ulaştı. Aynı organizasyonda Slalom yarışında ise Camille Rast ikinci, Emma Aicher üçüncü oldu. Erkekler tarafında Kitzbühel’de gerçekleştirilen Super-G yarışında Franjo von Allmen ikinci, Stefan Babinsky üçüncü sırayı alırken; Slalom yarışında Linus Straßer, sezonun ilk podyumunu üçüncülükle elde etti. Sara Hector’dan Güçlü Geri Dönüş Cumartesi günü koşulan Büyük Slalom’da Sara Hector, ilk ayağı lider tamamladıktan sonra ikinci ayakta da üstün performansını koruyarak kariyerinin 8. Dünya Kupası zaferini kazandı. İsveçli sporcu, sonuçtan duyduğu memnuniyeti “Zor bir süreçten sonra yeniden tam hızda kayak yapmak inanılmaz bir his. Bu galibiyet özgüvenimi tamamen geri getirdi” sözleriyle dile getirdi. Camille Rast Şampiyonluk Yarışında İddiasını Artırdı Büyük Slalom’da dördüncü sırayı alan Camille Rast, bu sonuçla Dünya Kupası genel klasmanında önemli puanlar topladı ve zirveyle arasındaki farkı 89 puana kadar düşürdü. Yarışta ABD’li A J Hurt sekizinci, Alman Emma Aicher onuncu sırada yer aldı. Slalom’da Çifte Podyum Pazar günü yapılan Slalom yarışında HEAD Worldcup Rebels, iki sporcusunu birden podyuma taşıdı. Camille Rast ikinci olurken, Emma Aicher sezonun Slalom branşındaki üçüncü podyumunu elde etti. Yarışta toplam 7 HEAD sporcusunun ilk 10’da yer alması, takım adına dikkat çeken bir başarı olarak kayda geçti. Kitzbühel’de Erkeklerden Güçlü Sonuçlar Kitzbühel’deki Super-G yarışında Franjo von Allmen, sadece 0,03 saniye farkla birinciliği kaçırarak ikinci oldu. Bu sonuç, genç İsviçreli kayakçının hem Kitzbühel’deki ilk podyumu hem de sezonun en iyi Super-G derecesi oldu. Stefan Babinsky ise üst üste ikinci hafta podyuma çıkarak formunu sürdürdü. Linus Straßer’dan Sezonun İlk Podyumu Hafta sonu, Kitzbühel Slalom yarışıyla tamamlandı. Alman sporcu Linus Straßer, ikinci ayakta yaptığı güçlü çıkışla onunculuktan üçüncülüğe yükselerek sezonun ilk podyumunu aldı. Bu sonuç, Straßer’ın HEAD ile elde ettiği ilk Kitzbühel podyumu olması açısından da ayrı bir önem taşıdı. HEAD Racing Director’dan Değerlendirme HEAD Racing Director Rainer Salzgeber, hafta sonunu şu sözlerle değerlendirdi: “Sara Hector yeniden en hızlı kayakçılardan biri olduğunu gösterdi. Bu sonuçlar, Olimpiyatlar öncesinde mükemmel bir hazırlık niteliğinde. Kadın ve erkek takımlarımızda istikrar, hız ve özgüven net şekilde görülüyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Lojistik Firmaları Avrupa’da Büyüyor Taşımacılık Sektöründe 2026 Fırsatları Haber

Türk Lojistik Firmaları Avrupa’da Büyüyor Taşımacılık Sektöründe 2026 Fırsatları

Avrupa içi yük taşımalarının %75’ten fazlası karayolu ile gerçekleştirilirken, Türk lojistik şirketleri de bu pazarda her geçen yıl daha görünür hale geliyor. Birlik içi lojistik hacmi sürekli büyüyor ve AB ülkeleriyle ticaret yapan firmalar için ölçeklenebilir fırsatlar sunuyor. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak isteyen lojistik ve taşımacılık şirketleri için bu süreç artık sadece bir hedef değil — ölçeklenebilir bir stratejiye dönüşüyor. Peki son dönemde neden Çekya, Türk taşımacılık şirketleri için stratejik bir merkez olarak öne çıkıyor? Avrupa Lojistiğinin Kalbinde Bir Ülke: Çekya Çek Cumhuriyeti; Almanya, Avusturya, Polonya ve Slovakya ile komşu konumu sayesinde Batı ve Orta Avrupa’nın tam merkezinde yer alıyor. Berlin, Viyana, Budapeşte ve Varşova gibi ekonomik merkezlere sadece birkaç saatlik mesafede yer alması sayesinde lojistik erişimi benzersiz. Aynı zamanda Avrupa içi yük trafiğinin önemli bir transit akış noktası haline geliyor. Bu coğrafi avantaj, Çekya’yı yalnızca bir transit ülke değil, aynı zamanda Avrupa içi operasyonların yönetildiği bir lojistik üs haline getiriyor. 55.000 km’yi aşan gelişmiş karayolu ağı OECD ülkeleri arasında km² başına en yoğun demiryolu altyapısı Prag Havalimanı üzerinden Avrupa’nın tamamına direkt erişim Bu altyapı sayesinde Çekya, Türk lojistik firmaları için operasyonel verimlilik ve maliyet avantajını aynı anda sunuyor. Öte yandan Çekya, Batı Avrupa ülkelerine kıyasla daha sade, öngörülebilir ve esnek bir mevzuat yapısına sahip. Lojistik şirketleri için: Şirket kuruluş süreçleri hızlı Vergi ve yükümlülükler şeffaf Operasyonel maliyetler Almanya ve Avusturya’ya göre daha dengeli Tüm bunların yanı sıra, Çek Cumhuriyeti yabancı yatırımcılar için cazip düzenlemeler ve teşvikler ile birlikte nitelikli iş gücü vaat ediyor. Bu da Çekya’yı, Avrupa’ya açılmak isteyen Türk lojistik firmaları için “ilk adım ülkesi” konumuna getiriyor. Prag merkezli bir iş geliştirme ve uluslararası büyüme partneri olarak, ülkemiz ile Avrupa’yı birbirine yakınlaştıran YeYe Agency’nin, 2025 yılında Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasında güçlenen işbirlikleri ve fırsatlar üzerine yayınladığı bir analize göz atmanızda yarar görüyoruz. Türkiye ve Çekya Arasında 2025’te Güçlenen İşbirlikleri ve Yeni Fırsatlar Türk Lojistik Sektörünün Avrupa Yolculuğu Türkiye’nin lojistik firmaları, Avrupa pazarında giderek daha görünür hale geliyor. Türkiye, Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği sayesinde lojistik ve taşımacılıkta doğal bir avantaja sahip. 2021 itibarıyla Türkiye–AB ticaret hacmi 164 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Bu büyüme, Türk taşımacılık firmalarının Avrupa içinde daha kalıcı ve kurumsal yapılara yönelmesini kaçınılmaz kılıyor. Ancak Avrupa pazarına giriş yalnızca araç göndermekten ibaret değil, Avrupa’nın içinde resmî şirket kurma, lisanslar, pazar içi operasyon ve regülasyonlara tam uyum süreçlerini içeriyor. Rekabet halindeki firmalar fark yaratacak stratejilere ihtiyaç duyuyor: Şirket kuruluşu Taşıma lisansları ve EU yetkilendirmeleri CEMT defteri ve 3. ülke dozvaları KDV numarası, muhasebe ve vergi süreçleri İnsan kaynağı, vize ve oturum izinleri Avrupa İç Operasyon Yönetimi Güzergâh ve Maliyet Optimizasyonu İşte bu noktada doğru ülke ve doğru iş ortağı seçimi, başarının anahtarı haline geliyor. YeYe Agency: Avrupa’ya Açılmada Stratejik Partneriniz Bugüne kadar birçok Türk lojistik firmasının Çekya üzerinden Avrupa’da kalıcı operasyonlar kurmasına destek vermiş olan YeYe Agency, Türk lojistik şirketlerinin Avrupa pazarına girişinde uçtan uca stratejik partner olarak konumlanıyor. Şirketiniz genişlemek veya yeni pazarlara açılmak istediğinde, yolculuk AB’de bir taşımacılık işi kurmanın karmaşık sürecini anlamakla başlar. Lojistik ve operasyonel labirentte gezinmek incelikli bir anlayış ve stratejik planlama gerektirir – YeYe Agency tam da bu noktada uzmanlaşmıştır. YeYe Agency’nin yaklaşımı son derece basit ama sistematik: Planla: Pazar analizi, fizibilite, doğru ülke ve operasyon modeli seçimi. Uygula: Şirket kuruluşu, lisanslar, banka hesapları, KDV numarası, insan kaynağı, araç ve sigorta süreçleri. Büyüt: Yeni hatlar, iş ortaklıkları, finansman çözümleri ve sürdürülebilir büyüme stratejileri. Bu kapsamlı yaklaşım, Türk lojistik şirketlerinin sadece Avrupa’ya açılmasını değil, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir şekilde büyümesini sağlıyor. YeYe Agency'nin 360° Lojistik Çözümleri Şirket Kurulumu & Lisans Süreçleri: Tüm Avrupa operasyonlarınız için şirket kurulumunu, Eurolisans, CEMT(UBAK) defteri ve diğer belgelerin teminini A’dan Z’ye biz üstlenir. Araç Leasing & Finansman: Küçük ya da büyük araç filoları için leasing çözümleri sunmakta. Finansman konusunda Türkiye-Çekya ortak bankacılık modellerine, uzun vadeli leasing anlaşmalarına ulaşabilmeniz için opsiyonlar yaratıyor. Yakıt & Geçiş Ücreti Yönetimi: DKV (https://www.dkv-mobility.com) ve Eurowag (https://www.eurowag.com) gibi Avrupa'nın en yaygın yakıt ve geçiş kart sistemlerine entegre çözümlerle firmalarınızın giderlerini kontrol altına alıyor. Yük Bulma & Dijital Platformlara Kayıt: TimoCom (https://www.timocom.com), Trans.eu (https://www.trans.eu) gibi Avrupa'nın önde gelen yük pazarlarına kayıt işlemlerinizi tamamlayarak, daha fazla yükle daha fazla iş hacmi yaratmanızı sağlıyor. Hızlı Ödeme Sistemleri & Factoring: Avrupa’da nakit akışında yaşanan zorluklara karşı, yerel partner bankalarıyla hızlı ödeme ve factoring çözümleri sunarak gecikmeleri minimuma indiriyor. Uzaktan Operasyon Yönetimi (ScaleOffice): YeYe Agency'nin sunduğu en büyük fark, ScaleOffice adlı dijital yönetim platformu. Bu platform sayesinde: Muhasebe ve vergilendirme işlemleriniz düzenli takip edilir, Belgeler ve yasal süreçler çevrimiçi kontrol edilir, Personel dosyaları ve araç dokümanları eksiksiz şekilde yönetilir, Tüm süreçler hem Türkçe hem Çekçe destekli takip edilir. "Sıfırdan bir lojistik şirketi kurmak isteyen bir girişimci için idari ve mali işler departmanıyız. Mevcut şirketler için ise Avrupa'daki Dış Kaynaklı Operasyon Ofisi görevini üstleniyoruz." Yalın Yüregil YeYe Agency’nin, Avrupa pazarına girmek ve orada başarılı olmak isteyen lojistik ve taşımacılık firmaları için hazırladığı rehberde daha detaylı bilgiler ve ipuçlarına göz atmanızı öneririz. (Rehberi aşağıdaki linkten ücretsiz olarak indirebilirsiniz.) Lojistik ve Taşımacılık Şirketleri için Rehber YeYe Agency’nin rehberliğinde Avrupa’da kurulan lojistik oyuncular, yerel pazarda hızla konum aldı ve büyüme odaklı stratejiler geliştirdi. Örneğin, Piano Logistics için şirket kurulumundan günlük operasyonlara kadar Çekya’daki varlıklarının kurulmasında rol alarak, yılda yüzlerce tur düzenleyen uluslararası bir işletme yaratıldı. Bugün Piano Logistics Avrupa’da büyümeye devam ediyor. Piano Logistics, Çekya’da büyük bir sermaye artırımına giderek TIR ve dorse yatırımlarını genişletti. Türkiye’nin en büyük lojistik firmalarından biri olan Barsan Global Lojistik, Avrupa operasyonlarını geliştirmek için stratejik bir hamle olan Çekya’ya genişlemek üzere, uzun süredir YeYe Agency ile işbirliği yapmakta. Yönetim ekibi için uzun süreli oturma ve çalışma izinlerinin alınması, kurumsal banka hesaplarının oluşturulması, AB çapında bir KDV numarası alınması ve uluslararası taşımacılık için gerekli lisansların alınması da dahil olmak üzere genişlemelerinin kritik adımlarını YeYe Agency rehberliğinde gerçekleştirdiler. Bu stratejik işbirliği Barsan’ın Avrupa lojistik sektöründe önde gelen bir oyuncu olarak konumunu sağlamlaştırdı. “Çek Cumhuriyeti menşeili bir lojistik firmasının tüm ihtiyaçlarına cevap veren tecrübeli kadrosuyla iş birliği içinde olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Her zaman yenilikçi ve çözüm odaklı yaklaşımları için Barsan Global Logistics s.r.o. olarak teşekkür ederiz.” Nazim Berk Özbek Barsan Global Lojistik Bölge Direktörü Avrupa’ya Açılmak Bir Risk Değil, Doğru Kurgulanırsa Bir Avantajdır Avrupa lojistik pazarı dinamizmini korurken, Türk taşımacılık firmalarının bu pazarda planlı, stratejik ve partner destekli bir şekilde yer alması kritik. Ancak bu pazarda başarılı olan firmalar, süreci doğru ülke, doğru yapı, doğru partner üçgeniyle yönetenler oluyor. Eğer siz de 2026’ya Avrupa’da güçlü bir başlangıç yapmak istiyorsanız, Çekya merkezli lojistik modelini ve bu süreci nasıl yöneteceğinizi mutlaka değerlendirmelisiniz. Detaylı bilgi almak ve YeYe Agency uzmanlarından görüş almak için: ???? https://transport.yeyeagency.com/

Pegasus, Havacılık Devini Satın Aldı Haber

Pegasus, Havacılık Devini Satın Aldı

Bu stratejik yatırım, şirketin küresel ölçekte faaliyetlerini genişletmesini amaçlıyor. İşlemin toplam bedeli her iki şirketin borçlarını da kapsayacak şekilde 154 milyon Avro olarak belirlendi. Satın alım sürecinin tamamlanması, gerekli yasal onayların alınması ve diğer devir koşullarının yerine getirilmesini takiben gerçekleşecek. 1990 yılında faaliyete başlayan, son yirmi yıldır düşük maliyetli havacılık modeliyle milyonlarca insana seyahat erişimi sağlayan Pegasus Hava Yolları, bugün 55 ülkede 158 destinasyona uçuş gerçekleştiriyor ve dünyanın en genç, en yakıt verimli filolarından birine sahip. Smartwings ise Çek Hava Yolları ve Smartwings markalarıyla Çekya’nın en büyük havayolu ve Orta ve Doğu Avrupa’nın köklü hava yolu gruplarından biri. Şirket, 20 ülkede 80 destinasyona sahip uçuş ağı, tur operatörleriyle güçlü iş birlikleri ve bölgesel turistik seyahat pazarındaki konumuyla dikkat çekiyor. Pegasus Hava Yolları bu satın alma ile iki havayolunun deneyim ve kaynaklarını birleştirerek misafirlere daha geniş bir uçuş ağı ve uygun fiyatlar sunan güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyor. Satın alımın ardından her iki havayolu da sahip oldukları ortak bilgi birikimini kullanarak birbirlerinin güçlerinden yararlanacak. “Büyüme yolculuğumuzda yeni bir sayfa açıyoruz” Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk satın almaya ilişkin açıklamasında şunları söyledi: “Pegasus Hava Yolları olarak 2005’te cesur bir hedefle yola çıktık: Hava yolculuğunu herkes için ulaşılabilir kılmak. Bugün filomuzu 14 uçaktan 127 uçağa çıkararak dünyanın en verimli ve kârlı havayollarından biri olduk. Şimdi, Çek Hava Yolları ve Smartwings’in 47 uçaktan oluşan filosuyla güçlerimizi birleştirerek büyüme yolculuğumuzda yeni bir sayfa açıyoruz. Ancak tek amacımız ölçek büyütmek değil, aynı zamanda uçuş emniyeti, teknoloji, verimlilik ve misafir deneyimi odaklı, geleceğe hazır güçlü bir yapı oluşturmak. Bugün artık gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Türkiye’de havacılık sektörünü “Biz başlatmadık ama biz değiştirdik”. Şimdi büyüme yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına geçmeye hazırız. Çek Hava Yolları ve Smartwings ile ortak bir vizyon oluştu: İki farklı marka, Smartwings ve Pegasus olarak kanatlarımızı dünyaya açmaya devam edeceğiz.” Çek Hava Yolları ve Smartwings’in hissedarları ve kurucuları, yaklaşık yirmi yedi yılı aşkın bir süreyi havayolunu kurmaya ve geliştirmeye adadıktan sonra, Çek Hava Yolları ve iştiraki Smartwings’i şirketlerin operasyonlarını daha da genişletme ve güçlendirme potansiyeline ve yetkinliğine sahip Pegasus Hava Yolları’na devretme yönünde stratejik bir karar aldıklarını açıkladı. Çek Hava Yolları hissedarı ve Smartwings kurucu ortağı Jiří Šimáně konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Sınırlı finansal kaynakla, devletten destek almadan kurduğumuz Smartwings’i ve Çek Hava Yolları’nı bugün bulunduğu noktaya getirmiş olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Yıllar boyunca yenilik, dayanıklılık ve misafir memnuniyetine bağlı kalarak birçok zorluğu aştık. Pegasus Hava Yolları’nın Çek Hava Yolları ve Smartwings için ideal bir hissedar olduğuna ve bunun misafirlerimize daha fazla avantaj, gelişmiş bağlantılar ve seyahat olanağı sunacağına inanıyoruz. Tüm çalışanlarımıza, iş ortaklarımıza ve misafirlerimize sadakatleri, güvenleri ve katkıları için teşekkür ederiz. Çek Hava Yolları ve Smartwings’in Pegasus çatısı altında büyümeye devam etmesini görmekten mutluluk duyacağız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü Haber

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü

Prag merkezli YeYe Agency'nin Kurucusu ve CEO'su Yalın Yüregil, "Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle taşımak" misyonuyla çıktığı yolda, özellikle lojistik sektöründe nasıl vazgeçilmez bir stratejik partner haline geldiğini anlattı. İşte o keyifli röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Yalın Yüregil. Prag merkezli YeYe Agency’nin kurucusu ve CEO’suyum; işim, Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle ve sistemli şekilde taşımak. Özellikle lojistik, üretim ve hizmet sektörlerinde; şirket kuruluşu, lisanslar, back-office yönetimi ve iş geliştirme tarafında çalışıyorum. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası Başkanı ve DTİK / DEİK ekosisteminde aktif bir temsilci olarak Türkiye–Çekya hattında köprü kuruyorum. Bir de hayatımda çok önemli başka bir rolüm var: Efe’nin babasıyım. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında POS Media’da çalışırken Kiev, İstanbul, Münih ve Moskova’da ofis açmaktan sorumluydum; bu dönem bana “yeni bir ülkede sıfırdan iş kurma” disiplinini öğretti. 2014’te YeYe Agency’yi kurmam ise ikinci büyük kırılma noktasıydı; odak noktamı tamamen “şirketleri yeni pazarlara taşımaya” çevirdim. Son yıllarda lojistik sektörünü stratejik öncelik haline getirmemiz ve Çekya’yı bir merkez ülke olarak konumlandırmamız hem YeYe’nin hem de benim hikâyemde yeni bir faz başlattı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı; karmaşık görünen bir süreci, müşterim için öngörülebilir ve tekrarlanabilir hale getirebilmektir. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak birçok iş insanının gözünde “risk”tir; biz o riski iyi tasarlanmış bir “rota”ya dönüştürebildiğimizde kendimi başarılı sayıyorum. Kişisel stratejim üç kelimeye indirgenebilir: Planla, Uygula, Büyüt. Önce fotoğrafı net çizerim, sonra sahada bizzat uygulamaya girerim, ardından sistemi ölçekleyip ekiplerime devrederim. Kısa vadeli fırsatların değil, uzun vadeli ilişkilerin peşinden gitmeyi tercih ediyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, farklı ülkelerde iş yaparken mevzuat, kültür ve güven üçgenini aynı anda yönetmekti. Her ülkede yeniden “sıfırdan tanınmak” ve doğru insanlarla çalışmak zaman alıyor. Bunu, rastlantıya bırakmak yerine sistemle aşmaya çalıştım: Her yeni pazarda önce güçlü yerel ortaklar ve kurumlarla (ticaret odaları, dernekler, kamu temsilcileri) sağlam ilişkiler kurdum, sonra müşteri projelerini bu ağın üzerine inşa ettim. Bugün YeYe’nin lojistikte güçlü olmasının sebebi, bu uzun vadeli ağ inşasıdır. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle “her şeyi yapan” biri olmaya çalışmak yerine, belirli bir alanda derinleşmelerini öneririm. Ben kendi odağımı “Türkiye–Avrupa hattında iş kurma ve büyütme” üzerine kurdum; bu netlik, zamanla güven ve talep yarattı. İkinci önerim; ilişkilere, kartvizit olarak değil, ekosistem olarak bakmaları. Bugün lojistikte bir firmaya destek verirken, arkasında banka, factoring, üretici, kamusal otorite gibi birçok aktörü aynı masada toplayabiliyorsak, bu yılların ilişkisine dayanıyor. Üçüncüsü de: Rakamlarla konuşmayı öğrenmek. Hedefi, maliyeti ve getiriyi net hesaplayamayan kimse sürdürülebilir başarıyı yönetemez. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Ben kendimi “sahada olan lider” olarak tanımlıyorum. Masada strateji kurup, sahada müşterinin yanında durmayı önemsiyorum. Ekiplerimi üç şeyle motive etmeye çalışırım: Net hedef, net sorumluluk, net geri bildirim. Hangi projede, hangi müşteriye, hangi değeri sunduğumuzu herkesin açıkça bilmesini isterim. Ayrıca YeYe’de liderlik, sadece benim etrafımda kurulu bir yapı değil; her proje sorumlusunun kendi alanında inisiyatif almasını teşvik eden yatay bir model. Bu da özellikle lojistik gibi hızlı değişen bir sektörde çevikliğimizi artırıyor. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? YeYe Agency’nin vizyonu; Türk girişimciler için Avrupa’da “ilk aranan stratejik partner” olmak. Misyonumuz ise, yeni pazarlara açılmak isteyen şirketlerin üzerindeki belirsizliği azaltmak ve onlara uçtan uca destek sunmak. Önümüzdeki dönemde lojistik sektörü bizim için lokomotif olacak; Çekya modeli üzerinden, Türk taşımacılık şirketleri için Avrupa’ya girişte standart bir başarı reçetesi oluşturmak istiyoruz. Hedefimiz; 2030’a kadar, Türkiye’den Avrupa’ya açılan her 10 lojistik firmasından en az birkaçının yolculuğunda YeYe’nin imzasının olması. "Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz?" Belirsizlik arttıkça, şirketlerin güvenilir ve öngörülebilir iş ortaklarına ihtiyacı büyüyor. Biz YeYe’yi tam bu noktada, “riski azaltan, yolu sadeleştiren stratejik partner” olarak konumlandırıyoruz. Prag merkezli olmamız, Çekya’yı Avrupa lojistik haritasının kalbinde stratejik bir üs olarak kullanmamıza imkân veriyor. Türk lojistik şirketleri için sadece şirket kuran bir yapı değil; lisans, mevzuat, insan kaynağı, finansman ve iş geliştirmeyi tek elde toplayan bir “one-stop-shop” sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal bir bütün olarak görüyorum. Avrupa’ya açılan her Türk şirketi, doğru kurgu yapıldığında hem kendi ayakları üzerinde duran bir yapı kuruyor hem de iki ülke arasında kalıcı bir değer zinciri oluşturuyor. Lojistikte daha verimli güzergâhlar, doğru planlama ve finansal disiplin hem karbon ayak izini hem de “boşa giden emek”i azaltıyor. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası başkanlığımda da, şirketleri sadece kâr eden değil, bulunduğu ekosisteme istihdam, vergi ve uzun vadeli iş birliği getiren oyuncular olmaya teşvik ediyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bugün YeYe’de yaptığımız işin önemli bir kısmı bilgi, süreç ve ilişki yönetimi. Dijitalleşme ve yapay zekâ sayesinde, bu bilgiyi sistematik hale getirip, müşterilerimize daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz. Örneğin, lojistik kampanyalarımızda başvuru formlarından WhatsApp süreçlerine kadar birçok adımı otomatikleştiriyoruz; böylece ekibimiz rutin işler yerine stratejik konulara odaklanabiliyor. Hedefimiz, danışmanlığın insan dokunuşunu korurken; arka plandaki operasyonu mümkün olduğu kadar veri ve otomasyonla desteklemek. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle kendilerine bir “oyun alanı” seçmelerini öneririm: Lojistik, yazılım, finans… Hangi alanda olursa olsun, o alanın dili, dinamikleri ve oyuncularını derinlemesine öğrenmek çok değerli. İkinci olarak, mutlaka uluslararası bir perspektif geliştirsinler; dünya artık tek bir pazar ve dil bilmek, kültür anlamak en büyük sermaye. Üçüncüsü; sabır ve istikrar. Başarı çoğu zaman bir “patlama anı” değil, yıllarca üst üste konan küçük ama doğru adımların sonucu. Ve son olarak: Kimseye “mükemmel olma” sözü vermek zorunda değiller; ama “öğrenmeye ve gelişmeye açık olma” sözünü kendilerine vermeliler.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.