Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çeşitlilik

Kapsül Haber Ajansı - Çeşitlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çeşitlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Filiz Öztürk, Dünya Genelinde İlham Veren Kadın Liderler Arasına Girdi Haber

Filiz Öztürk, Dünya Genelinde İlham Veren Kadın Liderler Arasına Girdi

Heroes Role Model List-Küresel çapta en etkili ilk 5 kadın yönetici arasında bulunan OPET Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Öztürk de galanın katılımcıları arasında yer aldı. İş dünyasında kadınların rolünü güçlendiren ve çeşitliliği teşvik eden liderlerin onurlandırıldığı The 2025 INvolve London Role Model Galası, 20 Mart Cuma günü kentin tarihi mekânı Guildhall’de gerçekleştirildi. Farklı sektörlerden üst düzey yöneticileri ve rol modelleri bir araya getiren galaya katılan isimler arasında Heroes Women Role Model List 2025 kapsamında “Top 100 Women Executives” listesinde ilk 5’te bulunan OPET Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Öztürk de yer aldı. İLHAM VEREN KADIN LİDERLERİN BAŞARILARINI GÖRÜNÜR KILIYOR INvolve öncülüğünde ve YouTube iş birliğiyle hazırlanan The 2025 INvolve London Role Model Gala, küresel ölçekte ilham veren kadın liderlerin başarılarını görünür kılmayı amaçlıyor. “Top 100 Women Executives (Küresel çapta en etkili kadın yöneticiler)” listesinde farklı sektörlerde görev yapan üst düzey kadın yöneticiler, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık alanında yarattıkları etki doğrultusunda değerlendiriliyor. Bu kapsamda “Top 5 Women Executives” arasında bulunan Filiz Öztürk, Türkiye’de akaryakıt sektörünün çehresini değiştiren Kadın Gücü ve Eşitsek Fark Eder projelerinin liderliğini üstlenmiş bir isim olarak öne çıkıyor. Öztürk konuya ilişkin “Kadın Gücü ve Eşitsek Fark Eder projelerimiz kapsamında yaptığımız çalışmalarımız ile dünya genelinde çeşitlilik ve kapsayıcılık için çalışan kadınların yer aldığı Heroes Women Role Model List 2025’te yer almak çok büyük bir mutluluk ve onur oldu benim için… Bu gururun kaynağı, ismimin bu prestijli listede yer alması değil; binlerce Türk kadınının hayata karşı bağımsız ve güçlü duruşlarının, toplumun kendilerine biçtiği kalıplaşmış rollerden sıyrılmak için attıkları adımların uluslararası alanda görünür olması ve örnek gösterilmesiydi. “Mesleğin cinsiyeti olmaz diyerek 8 yıl önce çıktığımız bu yolda, hem sektörümüz hem de markamız adına toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın istihdamı çalışmalarımızı destekleyen herkese bir kez daha teşekkür ediyorum” diye konuştu. “SEKTÖRDE BİR DOMİNO ETKİSİ YARATMIŞTIR” Involve tarafından yapılan açıklamada Filiz Öztürk ile ilgili, “Türkiye'nin akaryakıt perakende sektöründe cinsiyet eşitliği konusunda öncü bir isim olmuştur. Akaryakıt istasyonlarında kadın istihdamını yüzde 164 oranında artıran Kadın Gücü Projesi ve UN Women ile ortaklaşa yürütülen, kuruluş genelinde kapsayıcı uygulamaları yerleştiren "Eşitsek Fark Eder” programı gibi girişimlere liderlik etmektedir. Cinsiyet eşitliği konusunda eğitim programlarına öncülük eden Öztürk, diğer akaryakıt markalarına da kapsayıcı işe alım uygulamalarını benimsemeleri için ilham vererek, sektör genelinde cinsiyet normlarını yeniden şekillendirerek bir domino etkisi yaratmıştır” ifadelerine yer verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L’Oréal Türkiye’nin 40 Yıllık Etkisi, Değer Zinciri Bütününde 40 Milyar TL'ye Ulaştı Haber

L’Oréal Türkiye’nin 40 Yıllık Etkisi, Değer Zinciri Bütününde 40 Milyar TL'ye Ulaştı

Şirket, Türkiye ekonomisine değer zinciri bütününde 40 milyar TL’lik etki yaratırken, sağladığı her bir istihdamın 12 çarpan etkisine sahip olduğunu ölçümledi. L’Oréal Grup içerisinde Türkiye’nin önemli bir yere sahip olduğunu belirten L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, “Türkiye’de yaratmış olduğumuz etkimizi artırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Türkiye’nin tekno-güzellik lideri L’Oréal Türkiye, bu yıl 40’ıncı yaşını kutluyor. Türkiye’de yarattığı sosyoekonomik etkiyi bağımsız bir kuruluş ile mercek altına alan şirket, Türkiye’deki değer zincirinde 40 milyar TL’lik etki yarattığını ortaya koydu. İstanbul’daki merkez ofisi ve dağıtım merkeziyle, 22 global markaya ev sahipliği yapan L’Oréal Türkiye, doğrudan yaklaşık 1000 kişiye istihdam sağlarken; yapılan araştırmaya göre L’Oréal Türkiye’nin yarattığı her bir istihdamın ekosistemde 12 çarpan etkisine sahip olduğu ölçümlendi. Bu veriler, şirketin yarattığı katma değerin yalnızca güzellik sektörüyle sınırlı kalmadığını; perakende, dağıtım ve hizmet sektörü gibi pek çok farklı iş kolunda da pozitif etki yarattığını ortaya koyuyor. Türkiye’de pazar büyüklüğü 217 milyar TL oldu Gerçekleştirilen sosyoekonomik araştırmada, yerel verilerin yanı sıra küresel güzellik endüstrisinin yarattığı etkiye de dikkat çekildi. Buna göre, 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,5 büyüyerek 290 milyar Euro’ya ulaşan güzellik sektörünün, 2030 yılına kadar 380 milyar Euro’luk bir pazar büyüklüğüne erişmesi bekleniyor. Bugün yaklaşık 4,2 milyar tüketiciye sahip olan güzellik endüstrisinin, 2030 yılına kadar 750 milyon yeni tüketiciye daha ulaşması öngörülüyor. Sektörün global gücünün ve inovasyon odağının vurgulandığı araştırmada, dünyanın en büyük 7 güzellik şirketinden 5’inin merkezinin Avrupa’da olduğu ve endüstrinin yıllık 2 milyar Euro’luk Ar-Ge harcaması yaptığı kaydedildi. İstihdam tarafında ise çarpıcı bir tablo çizen araştırmada sektörün, Avrupa’da 1,9 milyon kişiye doğrudan istihdam sağladığını ortaya koyarken, iş gücünün yüzde 72’sinin kadınlardan ve yüzde 12’sinin 25 yaş altı kişilerden oluştuğunu gösterdi. Küresel ölçekteki bu büyüme potansiyelinin Türkiye’deki yansımaları da incelendi. Buna göre 2025 yılında 217 milyar TL’ye ulaşan Türkiye güzellik endüstrisinin büyüklüğünün, güçlü bir ivmeyle 2033 yılında 384 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor. ‘Stratejik bir çekim merkezi’ L’Oréal Grup içerisinde Türkiye’nin kritik bir rol üstlendiğini belirten L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, “Türkiye güzellik pazarı; sahip olduğu ekonomik potansiyel ve kültürel gücüyle dinamik bir ivme yakalarken; Avrupa bölgesi için de stratejik bir çekim merkezi konumunda bulunuyor. 2025 yılında %33 değer ve %5 adetsel büyüme kaydeden Türkiye güzellik pazarında, L’Oréal Türkiye olarak pazar dinamiklerinin üzerine çıkarak değerde %37 oranında stratejik bir büyüme gerçekleştirdik. Dünyada güzellik pazarının adetsel bazda sadece %1 büyüdüğü bir dönemde elde edilen %5’lik bu pazar ivmesi, Türkiye’nin küresel ölçekteki stratejik önemini ve yüksek büyüme potansiyelini bir kez daha kanıtlıyor. Türkiye’nin genç ve dinamik yapısı sayesinde gelecek dönemde de büyümesini sürdüreceğine olan inancımız tam. Biz de L’Oréal Türkiye olarak, her yıl pazarın büyüme oranının bir buçuk ila iki katı kadar büyümeyi hedefleyerek sektördeki öncü konumumuzu pekiştiriyoruz. Türkiye’de daha fazla tüketiciye ulaşarak, güzelliği bir deneyim olarak sunuyor; inovatif ürünlerimizi pazara sunarak büyümenin itici gücü olmaya devam ediyoruz. Böylece ülkemiz için yarattığımız sosyoekonomik etkimizi her geçen yıl artırıyoruz” dedi. Liderlik pozisyonlarının yüzde 50’si kadınlara emanet L’Oréal Türkiye sosyoekonomik araştırma kapsamında gezegene ve insana olan katkısını da inceledi. 2024 yılında liderlik pozisyonlarının yüzde 50’sini kadınlara emanet eden şirket, 2025 DIAL Global Endeksi’ne göre çeşitlilik, hakkaniyet ve kapsayıcılık konusundaki başarısını kanıtlayarak dünyanın bu alanlardaki en iyi 50 şirketinden biri oldu. Toplumsal fayda odaklı projelerle de fark yaratan L’Oréal Türkiye, ‘Bilim Kadınları İçin’ programı ile alanında Türkiye’nin en uzun soluklu kurumsal sosyal sorumluluk projesini sürdürerek bugüne kadar 128 bilim kadının projesine destek oldu. Genç istihdamını da öncelikleri arasına alan şirket, ‘L’Oréal ile Benim Geleceğim’ programıyla sadece 2024 yılında 30 yaş altı bireyler için 127 iş imkânı yarattı. Kapsayıcı tedarik yaklaşımıyla, kadın girişimcileri, küçük işletmeleri ve deneyimli çalışanları destekleyerek 125 paydaşa sürdürülebilir fayda sağlayan L’Oréal Türkiye, Türkiye’deki 22 markasının her biri ile topluma değer katmak için çok çeşitli alanlarda sosyal sorumluluk projeleri üstlenmeye devam ediyor. 40 yıldır "dünyayı harekete geçiren güzelliği yaratma" misyonuyla çalışan L’Oréal Türkiye, önümüzdeki dönemde de insanı ve toplumu merkezine alan bu güçlü ekosistemi büyüterek Türkiye için değer yaratmaya devam etmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Canon’dan Eşitlik ve İlham Vurgusu Haber

Canon’dan Eşitlik ve İlham Vurgusu

Farklı bakış açıları ve deneyimlerin bir araya gelmesiyle güçlenen kurum kültürünün, sürdürülebilir başarının anahtarı olduğuna inanan Canon; kadınların potansiyellerini özgürce ortaya koyabildiği ve kariyer yolculuklarını güvenle sürdürebildiği bir çalışma ortamı yaratmayı önceliklendiriyor. Bu bağlamda Canon Eurasia’nın üst düzey liderlerinin yüzde 50’sini kadın çalışanlar oluştururken, çalışanlarının ise yüzde 45’i kadın çalışanlardan oluşuyor. Ortak fayda için birlikte yaşamak ve çalışmak anlayışını temel alan Kyosei felsefesiyle hareket eden Canon; esnek ve hibrit çalışma düzeni, ücretlendirmede adil yaklaşım, annelere yasal izne ek 8 haftalık ücretli doğum izni ve ofis içi emzirme odası gibi uygulamalarıyla kadın çalışanlarının sağlıklı iş-yaşam dengelerini gözetiyor. Bebek 1 yaşına gelene kadar şehir dışı şirket toplantılarına refakatçi ile katılım imkânı sunulurken ebeveyn çalışanlara okulun ilk günü, karne ve mezuniyet günlerinde izin hakkı tanınıyor. Bununla birlikte Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile paralel bir yaklaşım benimseyen Canon, kadınların kariyer gelişimini yalnızca çalışma koşullarıyla değil; sunduğu kariyer fırsatlarıyla da destekliyor. İşe alım süreçlerinde eşit yetkinlik ve deneyime sahip adaylar arasında kadın istihdamına öncelik vererek fırsat eşitliğini somut bir uygulamaya dönüştürüyor; tüm meslek gruplarında ve her kademede kadın temsilini güçlendirmeyi hedefliyor. Canon Eurasia İnsan Kaynakları Direktörü Tuğba Umur: “Canon’da çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılığı bir politika olmanın ötesinde, kültürümüzün temel yapı taşlarından biri olarak görüyoruz. Kadınların iş hayatında daha görünür, daha güçlü ve daha dengede olmalarını desteklemeyi uzun vadeli bir sorumluluk olarak benimsiyoruz. Fırsat eşitliğini güçlendirmeye ve kadınların potansiyellerini en iyi şekilde ortaya koyabilecekleri bir çalışma ortamı yaratmaya kararlılıkla devam ediyoruz. İlham veren, değer katan ve geleceği şekillendiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.” diyerek düşüncelerini paylaştı. Canon’da “Birlikte ve Dengede” Buluşması Canon, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında 5 Mart tarihinde Canon Eurasia ofisinde Uzman Psikolog eşliğinde “Birlikte ve Dengede” başlıklı bir seminer gerçekleştirdi. Günlük hayatta çoğu zaman fark edilmeden üstlenilen roller, iş ve özel yaşam dengesi ile bireyin kendine karşı daha şefkatli ve dengeli bir yaklaşım geliştirmesinin yollarının ele alındığı etkinlik, şirketin kadın çalışanlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. Etkinlik kapsamında ayrıca kadın girişimci bir firmanın kurucusu konuşmacı olarak ağırlanarak girişimcilik yolculuğunu ve ilham veren deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Kadınların üretim gücüne ve girişimcilik potansiyeline dikkat çeken bu buluşma, katılımcılara farklı perspektifler kazandırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cam Sektöründe Kadın Gücü Haber

Cam Sektöründe Kadın Gücü

Cam dünyasının güvenilir ve global tedarikçisi Yorglass, kurum merkezinin kültürüne yerleştirdiği fırsat eşitliğini sistematik bir yapı içerisinde ele alıyor. Sanayide kadın istihdamının artmasının sosyal bir konu olmanın ötesinde bir değeri olduğuna dikkat çeken Yorglass İnsan Kaynakları Direktörü Ayşe Doğruöz, farklı bakış açılarının üretim süreçlerine dahil olmasının şirketlerin rekabet gücünü artırdığına inandıklarını belirtiyor. Şirket olarak fırsat eşitliğini sürdürülebilir büyümenin temel yapı taşlarından biri olarak gördüklerini belirten Doğruöz 8 Mart Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde Yorglass’ın eşitlik anlayışı ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “DEI Komitesi ile şirket içi uygulamaları planlıyor, takip ediyor ve kapsayıcı bir çalışma ortamının sürekliliğini sağlıyoruz. Eğitim programları, farkındalık çalışmaları ve performans takibiyle desteklenen bu yapı ile eşitliğin günlük iş pratiklerine yansımasını amaçlıyoruz.” İş yaşamında eşitlik farkındalık çalışmaları ile destekleniyor Şirket olarak eşitliği sürdürülebilir bir yönetim anlayışına dönüştürdüklerini vurgulayan Doğruöz, “Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı 2002’de yaklaşık yüzde 27 iken, 2025’te yüzde 36,3’e yükseldi. Bu da iş dünyasında daha dengeli bir yapının mümkün olduğunu gösteriyor. Yorglass olarak benimsediğimiz eşitlik politikası çerçevesinde kadın çalışan oranımızı önümüzdeki yıllarda da artırmayı hedefliyoruz. Çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurum kültürümüzün doğal bir parçası olarak görüyoruz. #HerSesEşittir yaklaşımımızla farklı bakış açılarını görünür kılmayı ve çalışanlarımızın potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefliyoruz. Eşitliği günlük iş yapış biçimimize entegre ediyoruz. Ayrıca Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ile iş birliği yaparak toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik eden projeler yürütüyoruz. Bunun yanı sıra, çalışanlarımız için düzenlediğimiz eğitimlerle cinsiyet eşitliği ve kadın istihdamı konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. Camın doğasındaki kırılganlığı dayanıklılığa dönüştürmeyi çok iyi biliyoruz, şimdi aynı uzmanlığı iş dünyasındaki kalıpları yıkmak için kullanıyor, kadın temsilinin önündeki tüm cam tavanları parçalayarak sanayide gerçek bir zihniyet devrimine öncülük ediyoruz” dedi. Sertifikalar ve projelerle desteklenen somut adımlar Şirket olarak eşitlik alanındaki çalışmalarının ulusal ve uluslararası platformlarda da karşılık bulduğuna dikkat çeken Doğruöz, şunları söyledi: “2021 yılından bu yana UN Global Compact kapsamında Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin imzacısı olarak yer alıyoruz. Bunun yanı sıra Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülü’yle birlikte sektöründe İş’te Eşit Kadın Sertifikası’nı alan ilk şirket olarak öne çıkıyoruz. Bu başarıları sadece bir belge kazanımı olarak değerlendirmiyoruz. Yüzde 97 başarı oranıyla aldığımız İş’te Eşit Kadın Sertifikası, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik kararlılığımızın önemli bir göstergesi. Kadınların kariyer yolculuklarını desteklemek için farklı uygulamalar geliştiriyoruz. 50. yılımız kapsamında başlattığımız ‘50 Yıl, 50 Kadın Mentorluk Programı’ ile genç kadın profesyonellerin liderlik becerilerini geliştirmelerine katkı sağlıyoruz. Hamile çalışanlarımıza ayda bir gün ek uzaktan çalışma imkânı sunuyor, doğum sonrası işe dönüş sürecini destekleyen uygulamalar yürütüyoruz. Esnek çalışma modelleri ve ebeveynlik paketleriyle iş ve özel yaşam dengesini güçlendiriyoruz. Babalık iznini sekiz güne çıkararak ebeveynlik sürecine daha dengeli bir yaklaşım benimsiyoruz. Yorfuture Programı & FORHER projesi sayesinde genç yetenek oranımızı yüzde 71 seviyesine taşıdık. Kadınların iş gücüne katılımını ve liderlik yolculuklarını destekleyen projelerimizle sektörde örnek bir model oluşturmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lactalis Türkiye Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi İlkeleri’ne İmza Attı Haber

Lactalis Türkiye Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi İlkeleri’ne İmza Attı

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve Birleşmiş Milletler Global Compact ortaklığında oluşturulan WEPs; kadınların iş yerinde ve toplumda güçlenmesini destekleyen eşitlikçi ve kapsayıcı uygulamaların yaygınlaştırılmasını amaçlıyor. Bu imzayla, Lactalis Türkiye kadınların liderlik rollerindeki temsiliyetini artırma, fırsat eşitliği temelli insan kaynakları süreçlerini geliştirme ve güvenli, kapsayıcı bir çalışma ortamı oluşturma konusundaki kararlılığını uluslararası düzeyde teyit etmiş oldu. “WEPs inisiyatifinin bir parçası olmak, toplumsal cinsiyet eşitliğini iş kültürümüzde sürekli geliştirme kararlılığımızı destekleyen değerli bir adım,” diyen Lactalis Türkiye CEO’su Onur Barım, sözlerine şöyle devam etti: “İnsan kaynakları süreçlerimizi herkes için eşit fırsat ilkesiyle yönetiyor, çeşitlilik ve kapsayıcılığın sürdürülebilir iş başarısının temel unsurları olduğuna inanıyoruz. Bugün üst yönetim ekibimizde kadın oranımız yüzde 40. Ar-Ge Merkezi’mizdeki mühendis ve uzman kadromuzun ise yüzde 56’sı yani yarısından fazlası kadınlardan oluşuyor. Önümüzdeki dönemde tüm kademelerde kadın temsilini daha da artırmayı hedefliyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek, kadınların iş gücüne eşit katılımını desteklemek ve kadınlar ile kız çocuklarının güçlenmesine yönelik sosyal etkisi yüksek projeler üretmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. WEPs imzasının bu yolculukta bize önemli bir rehberlik sağlayacağına inanıyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tasarruf Sahipliği Yüzde 54 Oranı İle İstikrarını Korudu  Haber

Tasarruf Sahipliği Yüzde 54 Oranı İle İstikrarını Korudu 

ING Türkiye, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında finansal sağlığa katkıda bulunmak amacıyla 2011 yılından bu yana gerçekleştirdiği Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nın 2025 yılı dördüncü çeyrek sonuçlarını yayınladı. NielsenIQ iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, tasarruf sahipliği yüzde 54 oranı ile istikrarını korudu. Önceki dönemlerden farklı olarak erkeklerde tasarruf oranı yüzde 55 ile kadınlara göre 3 puan daha yüksek. Tasarrufu olmayan yüzde 46’lık kesim içinde, yakın zamanda tasarruf etmeyi planlayanların oranı yüzde 21 olarak ölçüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 24 olurken, erkeklerde yüzde 18 seviyesinde kaldı. Tasarruf sahipleri içinde düzenli tasarruf yapanların oranı yüzde 84 oldu. Araştırmaya göre tasarruf sahipleri içinde düzenli tasarruf yapanların oranı, önceki çeyreğe göre 2 puan artarak yüzde 84’e yükseldi. Düzenli tasarruf yapanların yüzde 27’si gelirlerinin yüzde 10’undan azını tasarrufa ayırabildiğini belirtirken, yüzde 43’ü gelirlerinin yüzde 10 ile yüzde 20’si kadarını tasarruf için kullanabildiğini aktardı. Tasarruf motivasyonlarında geleceğe yatırım yüzde 34 ile ilk sıradaki yerini korurken, beklenmedik risklere karşı güvence ihtiyacı yüzde 23 ile ikinci sırada yer aldı. 35-44 yaş grubunda, beklenmedik durumlara karşı tasarruf yapma motivasyonu önceki çeyreğe göre 7 puan artış gösterdi. Tasarruf araçlarında yastık altı tercihler ilk sıralarda yer alıyor. Araştırma sonuçları, bireylerin ortalama 2,1 araç üzerinden tasarruf yaptığını gösterdi. Tasarruf araçları tercihlerinde yastık altı altın yüzde 43 ile ilk sıradaki yerini korurken, yastık altı nakit geçen çeyreğe göre artarak yüzde 32 ile ikinci sırada yer aldı. Altın veya diğer değerli metal hesabı tercihi yüzde 21 ile üçüncü sırada yer alırken, onu yüzde 18 oranı ile TL vadeli hesap takip etti. Hisse senedi ve borsa yüzde 16 oranıyla tercih edilirken, bireysel emeklilik fonları ise önceki çeyreğe göre 4 puanlık artışla yüzde 15 seviyesine yükseldi. TL vadesiz hesapların tercih oranı yüzde 9 olurken, döviz vadeli hesaplar yüzde 8 oranında tercih edildi. Fonların payı ise yüzde 4 olarak ölçüldü. Kadınların yastık altı ve altın hesabı araçlarını erkeklere göre daha fazla tercih ettiği görülürken, erkeklerde ise hisse senedi/ borsa ve kripto para birimleri tercihi daha yüksek. Yaklaşık her 5 kişiden 1’i parasını daha fazla kazanç sağlayacak yatırım ürünlerinde değerlendiriyor. Tasarruflara yönelik getiri beklentilerinin orta ve uzun vadeye yayıldığı görülürken; kısa vadeli getiri beklentisi önemli ölçüde düşüş gösterdi. Tasarruflarında orta vadede getiri bekleyenlerin oranı yüzde 43, uzun vadede getiri bekleyenlerin oranı ise yüzde 40 olarak ölçüldü. Finansal durumun sağlığını korumak için yapılan başlıca şey, geçen döneme göre 5 puanlık artışla yüzde 65 ile harcamaları kontrol etmek oldu. Finansal sağlığını korumak için parasını daha fazla kazanç sağlayacak yatırım ürünlerinde değerlendirenlerin oranı 5 puan artışla yüzde 19’a yükseldi, parasını birden fazla yatırım aracında değerlendirenlerin oranı ise yüzde 15 olarak gerçekleşti. Yatırım ürünleri hakkında bilgi sahibi olduğunu söyleyenlerin oranı genel katılımcı kitlesinde yüzde 39 seviyesinde iken, erkeklerde bu oran yüzde 45 ile kadınlara kıyasla 12 puan daha yüksek gerçekleşti. Katılımcıların yüzde 95’i bankacılık hizmetlerinden yararlanırken, son bir ay içinde internet ya da mobil bankacılık hizmeti kullananların oranı yüzde 90 oldu. Tuğçe Bora Kılıç: Tasarruf ve yatırım ürünlerindeki çeşitlenmeyi destekleyen yaklaşımımızı sürdüreceğiz. Araştırma sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Tuğçe Bora Kılıç, şunları söyledi: “Araştırmamız, tasarruf sahipliği oranının istikrarlı biçimde korunduğunu ortaya koyarken, kişi başına düşen ortalama tasarruf aracı sayısının 2,1’e yükseldiğini gösteriyor. Bununla birlikte bireylerin birikimlerini daha yüksek getiri potansiyeli sunan yatırım araçlarında değerlendirme eğiliminin güçlendiğini görüyoruz. Veriler, geçmiş dönemlere kıyasla daha çeşitli araçlara yönelim olduğunu ve birikimlerin daha etkin şekilde yönetilmeye çalışıldığını ortaya koyuyor. Bu yönelim, tasarruf ve yatırım ürünlerinde esneklik ile çeşitlilik ihtiyacını da artırıyor. ING Türkiye olarak bu ihtiyacı stratejik bir öncelik olarak ele alıyor; birikimlerin farklı ihtiyaçlara göre esnek biçimde değerlendirilebilmesine imkân tanıyan çözümler sunuyoruz. Bu yaklaşımımızın önemli bir parçası olan günlük faiz kazancı sunan Turuncu Hesap ile müşterilerimize esneklik sağlarken; ING Mobil üzerinden yatırımlarını zahmetsizce takip edebilmelerine, farklı yatırım fonlarını anında karşılaştırabilmelerine ve takip listeleri oluşturarak yatırım ürünlerini yakından izlemelerine olanak tanıyoruz. Tasarruf ve yatırım ürünlerindeki çeşitlenmeyi destekleyen yaklaşımımızı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Legrand Türkiye’den Toplumsal Fayda Odaklı Yaklaşım Haber

Legrand Türkiye’den Toplumsal Fayda Odaklı Yaklaşım

Legrand Türkiye Grubu’nun benimsediği kurumsal kültür; kapsayıcılığı ve çeşitliliği odağına alan, çeşitliliği iş yapış süreçlerine yansıtan, güvenilir ve sade iş yapış biçimini esas alan bir anlayışla şekilleniyor. Bu anlayış doğrultusunda sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel etkilerle sınırlı bir alan olarak değil, çalışanlardan iş ortaklarına, tedarikçilerden son kullanıcıya uzanan tüm değer zincirinde uzun vadeli değer yaratmanın temel unsuru olarak ele alınıyor. Bu yaklaşımın somutlaştığı 2025–2027 dönemini kapsayan 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası, grubun stratejik önceliklerini sürdürülebilirlik odağında bir araya getiren, etki temelli bir çerçeve ortaya koyuyor. Söz konusu yol haritası, sürdürülebilir bir gelecek inşa etme hedefini beş temel taahhüt etrafında ele alıyor: çeşitlilik ve kapsayıcılığı teşvik etmek, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, daha döngüsel bir ekonomi geliştirmek, müşteriler için değer yaratmak ve sorumlu bir işletme olmak. Legrand Türkiye Grubu, bu taahhütleri stratejik karar alma süreçlerinden operasyonel uygulamalara uzanan entegre bir dönüşüm yaklaşımının merkezine yerleştiriyor. Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilirliği Ölçülebilir Hedeflerle Güçlendiriyor Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası kapsamında Legrand Türkiye Grubu, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında somut ve ölçülebilir hedeflerle ilerliyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda yeni ürün geliştirme süreçlerinde eko-tasarım kriterlerini esas almayı, ürünlerde kullanılan malzemelerin en az üçte birini geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlamayı hedefliyor. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında doğrudan ve dolaylı sera gazı emisyonlarında %10, tedarik zinciri kaynaklı emisyonlarda ise %30 oranında azalma hedefi bulunuyor. Müşterilere sunulan enerji verimliliği çözümleriyle toplamda 20 milyon ton karbon emisyonunun önlenmesi amaçlanırken, sosyal boyutta ise kapsayıcı istihdam hedefleriyle her yıl kariyerinin başındaki bireylere 4.000 yeni fırsat sunulması ve yönetim kademelerinde kadın temsilinin artırılması öncelikler arasında yer alıyor. Tüm bu hedefler, sorumlu işletme anlayışı çerçevesinde iş güvenliği, etik ve şeffaflık standartlarının güçlendirilmesiyle destekleniyor. “Ölçülebilir ve Kalıcı Değer Üretmeyi Amaçlıyoruz” Legrand Türkiye Grubu’nun sürdürülebilirlik hedefleri hakkında değerlendirmede bulunan Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk, “Yeni dönem stratejimizi yalnızca finansal performansla sınırlı görmüyor, gezegenin ve toplumun değişen ihtiyaçlarını merkeze alan, uzun vadeli etki yaratmayı hedefleyen somut eylemler bütünü olarak ele alıyoruz. ESG kriterlerini tüm iş süreçlerimize entegre ederek, iklim kriziyle mücadeleden toplumsal cinsiyet eşitliğine, döngüsel ekonomiden sorumlu iş yapış biçimlerine kadar geniş bir alanda ölçülebilir ve kalıcı değer üretmeyi amaçlıyoruz. Bu yaklaşımı, yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı tutmadan tedarikçilerimizden iş ortaklarımıza, çalışanlarımızdan son kullanıcılarımıza uzanan geniş ekosistemimizde ortak bir dönüşüm anlayışıyla hayata geçiriyoruz. Daha yaşanabilir bir çevre, daha kapsayıcı bir toplum ve daha duyarlı bir iş dünyası için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone’dan Yerli Tedarikçilerine Global Pazarlara Açılma Fırsatı  Haber

Vodafone’dan Yerli Tedarikçilerine Global Pazarlara Açılma Fırsatı 

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, Türkiye’nin dört bir yanından tedarikçilerini bir kez daha İstanbul’da buluşturdu. Vodafone Tedarik Zinciri Yönetimi ekibi tarafından düzenlenen etkinliğe teknoloji, yazılım, telekommünikasyon, üretim ve hizmet sektörlerinden, farklı büyüklüklerde yaklaşık 500 tedarikçi firmanın yöneticileri katıldı. “Geleceğe birlikte bağlıyız.” mesajının verildiği toplantıda, Vodafone’un Türkiye’deki 20 yıllık yolculuğunun yanı sıra geleceğe yönelik hedef ve stratejileri de paylaşıldı. Etkinlik kapsamında düzenlenen panel ve sunumlarda 5G hazırlıkları, sürdürülebilirlik, iş sağlığı ve güvenliği, yerli ve milli tedarikçi ekosistemine yönelik yatırımlar gibi konular ele alındı. Gerçekleşen zirvede, şirket stratejik önceliklerini aktaran konuşmasında Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, şunları söyledi: “Vodafone Grubu olarak, Avrupa ve Afrika'nın en büyük telekom ve teknoloji şirketlerinden biriyiz. Toplamda 60 ülkenin 15'inde kendi markamızla faaliyet gösteriyor, 330 milyondan fazla bireysel müşteriye ve 4,7 milyon işletmeye hizmet sunuyor, dünya genelinde 220 milyondan fazla cihazı birbirine bağlıyoruz. Ülkemizde ise Cumhuriyet tarihinin en büyük iki uluslararası doğrudan yatırımcılarından biriyiz. 20 yılda yaptığımız toplam yatırımın reel değeri 480 milyar TL'yi aşmış durumda. Türkiye'de 50 milyar TL'lik satın alma hacmine, 1.200'ün üzerinde tedarikçi ve yaklaşık 6.000 satış noktasından oluşan çok büyük bir ekosisteme sahibiz. Bu ekosistemle, yaklaşık 40 bin kişilik doğrudan ve dolaylı istihdam yaratıyoruz. Tedarikçi yönetiminde birlikte çözüm geliştirmeyi esas alan stratejik ortaklıklar kurmaya önem veriyoruz. Sadece fiyat odağıyla bakmayarak, kurumsal hassasiyetlerimiz konusunda bizimle paralel düşünen ve hareket eden firmalarla çok daha fazla işbirliği yaptığımız bir çalışma biçimine geçtik. Kendini geliştirmeye devam eden, kısa vadeli getiri yerine uzun vadeli sürdürülebilir değer yaratmaya odaklanan ve kalite, hız ve dijital yetkinlikler anlamında fark yaratan tedarikçilerimiz için hem Türkiye’de hem de global pazarlarda büyüme fırsatları sunmaya odaklanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de tedarikçilerimizle birlikte üretecek, Türkiye'de kazandıklarımızı yine Türkiye için değere dönüştüreceğiz.” Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hana Jalel ise şöyle konuştu: “Vodafone Türkiye olarak uzun yıllardır hedefimiz sektörde gelir bazında en hızlı büyüyen operatör olmak. Son 2,5 yıldır bu hedefi istikralı bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de başardıklarımızla Vodafone Grubu’nun global finansal tablolarında da önemli bir yere sahibiz. 2025-26 mali yılımız da bu açıdan başarılı geçiyor. Nisan-Eylül 2025 dönemini kapsayan mali yıl sonuçlarımıza göre, şirketimizin servis gelirleri 64,8 milyar TL olarak gerçekleşti. Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kârımız 23,7 milyar TL oldu. Bu sonuçlarla, gelir bazında en hızlı büyüyen operatör olma hedefini mali yılımızın ilk yarısı itibarıyla da gerçekleştirmiş olduk. Bu yolculukta bizimle birlikte olan tedarikçilerimize teşekkür ediyoruz.” Vodafone Tedarikçi Yönetiminde Global Fırsat ve Standartlarla Değer Yaratıyor Küresel ölçekte 26 milyar Euro’nun üzerinde bir satın alma gücüyle dünyanın en büyük tedarik organizasyonlarından biri haline gelen Vodafone, ölçek ekonomisi yaratmanın ötesinde; tedarikçileri için farklı ülkelere açılma ve ihracat fırsatları sunuyor. Tedarikçi yönetiminde uluslararası en iyi uygulamalarla tam uyum sağlayarak küresel standartlarda bir çalışma modeli benimseyen Vodafone. ISG (İş Sağlığı ve Güvenliği) gerekliliklerini tüm tedarikçi ekosistemine entegre ederken, siber güvenlik ve veri koruma alanlarında en yüksek seviye kontrollerle tedarik zinciri güvenilirliğini güçlendiriyor. Vodafone ayrıca kapsayıcılık ve çeşitlilik prensiplerini tedarikçi seçim ve değerlendirme süreçlerinin temel bileşenlerinden biri hâline getirmiş durumda. Çevresel etki azaltımı ve gezegenin korunmasına yönelik sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda çalışan Vodafone, tüm tedarikçileriyle birlikte çevresel sorumluluğu esas alan, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir değer zinciri oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.