Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çeviklik

Kapsül Haber Ajansı - Çeviklik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çeviklik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

11 Yıllık Rekor Yeniden Yazıldı: TAYK’ta IAS İmzası  Haber

11 Yıllık Rekor Yeniden Yazıldı: TAYK’ta IAS İmzası 

Ekip uyumu, doğru kararlar ve hatasız manevralar ile öne çıkan IAS ekibi, sezonu tam bir “dominasyon yılı” olarak tamamladı. Böylece takım, 2024 Temmuz'dan bu yana toplam 8 farklı yarışta 9 kupa, 2025 sezonunda ise iki farklı TAYK trofesinin toplam 14 ayağında 18 kupa elde ederek lider tekne unvanını korudu ve her iki trofede de açık ara şampiyon oldu. IAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Can Hakan Karabiber, elde edilen başarının sadece sportif bir galibiyet değil, şirket kültürünün yansımalarından biri olduğunu vurguladı: “Yelkende başarı; doğru ekip, doğru ekipman, doğru hava okuması ve yüksek koordinasyon ister. Aslında bu yapı bizim şirket kültürümüzle birebir benzeşiyor. Bu sezon ekibimiz; takım ruhu, çeviklik ve yüksek odaklanma ile örnek bir performans sergiledi. Rekorlarımızı tekrarlamamız bu uyumun sonucu.” IAS Yelken Takımı; 2024 Donanma Kupası’nda ikincilik, 2025 Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği Boğaz Yarışı’nda birincilik gibi önemli dereceler elde etmişti. 2025 sezonuyla birlikte gelen çifte şampiyonluk ile takımın toplam kupa sayısı çift haneye ulaştı. IAS’in yelken yapılanmasına ilişkin hedefleri ise sportif başarıdan öteye uzanıyor. Kurumsal yelken kültürünü geliştirmeyi hedefleyen şirket, 2026 yılı itibarıyla hem ulusal hem uluslararası yarışlara daha geniş bir kadroyla katılmayı ve ekibe her yıl yeni lisanslı sporcular kazandırmayı planlıyor. IAS – Canias Yelken Takımı, ayrıca Türkiye Açık Deniz Yarış Kulübü Offshore Trofesi’ne, İstanbul–Göcek rotalı Türkiye’nin en kapsamlı yarışına da katılarak kazandı. Ekip; son 11 yılda, aynı yıl içinde, TAYK’ın hem off-shore hem in-shore trofelerinin kazananan tek ekip olarak önemli bir rekoru egale etti. Takımın yeni hedefi, çift trofe şampiyonluğunu, üst üste 2. defa kazanan ilk ve tek ekip olmak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanayide Otomasyon Modernizasyonu Yılda 11,28 Milyon Dolarlık Fırsat Sunuyor Haber

Sanayide Otomasyon Modernizasyonu Yılda 11,28 Milyon Dolarlık Fırsat Sunuyor

Rapor, kapalı endüstriyel otomasyon sistemlerinin rekabet gücünü sessizce aşındırdığını ve orta ölçekli kuruluşlara gelirlerinin ortalama %7,5'ine mal olduğunu ortaya koyuyor. Küresel analiz şirketi Omdia tarafından yürütülen araştırma, bu maliyetlerin operasyonel verimsizlikler, duruş süreleri, uyumluluk yenilemeleri ve geciken üretimden kaynaklandığına dikkat çekiyor. Bu sorunlar, genellikle eski otomasyon sistemlerinin algılanan güvenilirliği tarafından maskeleniyor. Büyük işletmeler için kayıplar ortalama 45,18 milyon doları bulurken, daha küçük üreticiler oransal olarak daha ağır etkilerle karşı karşıya kalıyor ve yıllık gelirlerinin %25'ine varan kısmını kaybediyor. Statik ortamlar için inşa edilmiş geleneksel, donanım tanımlı otomasyon sistemleri, günümüzün dinamik endüstriyel taleplerini karşılamakta zorlanıyor. Bu sistemlerin katılığının rutin güncellemeleri maliyetli teknik projelere dönüştürmesinin yanı sıra, tescilli mimariler veri erişimini sınırlayarak görünürlüğü ve yanıt verme hızını düşürüyor. Zorluğun merkezinde donanım karmaşıklığı yer alıyor. Çoğu şirket, her biri kendine özgü bakım ihtiyaçlarına sahip 2 ila 10'dan fazla farklı platform üzerinde faaliyet gösteriyor. Bu parçalanma tedarikçi bağımlılığını artırıyor; sorunların %30’u uzman desteği gerektiriyor. Bu durum, şirketlerin iş gücü ve beceri eksiklikleriyle karşı karşıya olduğu bir dönemde, niş teknik uzmanlık gerektirmesi nedeniyle iş gücü verimliliğini zorluyor. Silo halindeki sistemler ayrıca kestirimci bakımı ve hızlı sorun çözümünü engelleyerek maliyetli duruş sürelerine ve üretkenlik kaybına yol açıyor. Bu verimsizlikler operasyonların geneline yayılarak çevikliği sınırlıyor. Araştırma, acil bir dönüşüm ihtiyacının altını çiziyor. Açık, yazılım tanımlı otomasyon; eski sistemleri modernize eden, yatırım getirisini (ROI) hızlandıran, endüstriyel rekabet gücünü ve dayanıklılığı güçlendiren ölçeklenebilir, geleceğe hazır bir çözüm sunuyor. Yazılımı donanımdan ayırarak üreticiler; çoklu tedarikçi sistemlerini entegre etme, pazar değişimlerine hızla uyum sağlama, küçük partileri verimli bir şekilde üretme ve mühendislik beceri açıklarını kapatma esnekliği kazanıyor. Gerçek zamanlı veriler eyleme dönüştürülebilir hale gelerek daha akıllı kararlar alınmasını sağlıyor, üretkenliği artırıyor ve ölçeklenebilir maliyet düşüşü sağlıyor. Schneider Electric müşterileri bu faydaları şimdiden görmeye başladı. Birçoğu pilot projeler veya varlık düzeyinde denemelerle başlayıp, daha sonra tam tesis veya çoklu saha kurulumlarına genişleyerek tam veri sahipliği, gelişmiş kalite kontrolü ve daha fazla maliyet şeffaflığı elde ederken mevcut yatırımlarını da koruyor. Schneider Electric Endüstriyel Otomasyon Başkan Yardımcısı Gwenaëlle Avice Huet, konuyla ilgili şunları söyledi: “Bu araştırma, müşterilerimizin bize her gün söylediklerini yansıtıyor: Endüstriyel sistemler, pazarları kadar hızlı adapte olmalı. Ekonomimizin belkemiği olan küçük işletmelerin, inovasyon ve büyümeye yeniden yatırılabilecek yıllık tasarruflardan en fazla kazancı sağlayacak olması özellikle umut verici. Açık, yazılım tanımlı otomasyon; her ölçekten endüstriyel oyuncunun dayanıklılık oluşturmasını, inovasyonu teşvik etmesini ve hızla değişen tüketici talepleri, düzenleyici baskılar ve pazar oynaklığı karşısında gelişmesini sağlayan kanıtlanmış bir çözüm.” Temel maliyet kalemleri, yıllık bazda dört kritik alana ayrılıyor: Operasyonel çeviklik ve dayanıklılık kayıplarından kaynaklanan 6,1 milyon dolar. Esnek olmayan donanım sistemleri, pazar değişimlerine yanıt verme yeteneğini engelliyor; zira sistemlerin %77,4’ü işlevsellik güncellemeleri için fiziksel müdahaleler gerektirirken, çoklu tedarikçi platformları entegrasyon karmaşıklığı yaratıyor. Değişiklik maliyetleri saatte 25.000 ila 50.000 dolar arasında değişirken, cirosu 1 milyar doların üzerindeki şirketlerde bu rakam saatte 250.000 dolara kadar çıkıyor. Optimizasyon ve verimlilik maliyetlerinden kaynaklanan 2,28 milyon dolar. Donanım karmaşıklığı operasyonel verimsizlikleri artırırken bakım yükleri, duruş süreleri ve yetenek açıkları ortaya çıkıyor. Şirketler ortalama 2 ila 10 farklı endüstriyel sistemi yönetirken, %29’u her biri kendine özgü yönetim gereksinimlerine sahip 10’dan fazla donanım platformu kullanıyor. Önlenebilir kalite hataları ve maliyetli veri bakımından kaynaklanan 1,2 milyon dolar. Tescilli (proprietary) sistemler veri siloları oluşturarak entegrasyonu sınırlıyor. Şirketlerin yalnızca %28’i gerçek zamanlı içgörülere erişebilirken, şirketlerin yarısı kritik verilerin %20 ila %39’unun gerçek zamanlı olarak kullanılamadığını bildiriyor. Sürdürülebilirlik ve uyumluluk maliyetlerinden kaynaklanan 1,7 milyon dolar. Mevzuat değişiklikleri maliyetli donanım yenilemeleri gerektirerek uyumluluk giderlerini artırıyor. Omdia Baş Analisti Anna Ahrens ise şunları ekledi: “Artan baskılar karşısında endüstri liderleri; büyüme, rekabet gücü ve güven gibi temel önceliklerini sürdürmek adına taktiksel çözümlere başvuruyor. Ürün yaşam döngülerinin kısaldığı, tedarik zincirlerinin kırıldığı ve yetenek açıklarının genişlediği bir dünyada, çeviklik ve esneklik birer seçenek değil, hayatta kalma meselesidir. Bir işletmenin kapalı otomasyon ekosistemlerinin maliyetini ele almayı ertelediği her çeyrek, 1 milyon doları aşkın değer kaybı anlamına geliyor; oysa bu kaynak büyüme ve inovasyona aktarılabilirdi.”

Vodafone “Bi’ Düşünsene” Fikir Maratonu Şampiyonları Belli Oldu Haber

Vodafone “Bi’ Düşünsene” Fikir Maratonu Şampiyonları Belli Oldu

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, geleceğin teknolojilerine yön verecek gençlerin yanında durmaya devam ediyor. Vodafone’un, gençlik markası FreeZone işbirliğiyle üniversite öğrencilerine yönelik düzenlediği, gençlere sadece fikirlerini paylaşacakları bir platform değil, aynı zamanda Vodafone’un dinamik ve yaratıcı dünyasını yakından tanıma imkânı sunan “Bi’ Düşünsene” fikir maratonunda kazananlar belli oldu. Vodafone’un tüketici markası ile işveren markasının birlikteliğini yansıtan ve toplamda 198 üniversiteden 2 bini aşkın takım başvurusunun alındığı maratonda birinciliği REDİ takımı kazanırken, VZEN takımı ikinci, Fiber Sarsıntı takımı da üçüncü oldu. Maratonda birinci olan takıma 750 bin TL, ikinci takıma 500 bin TL ve üçüncü takıma 250 bin TL para ödülü sunuldu. Ayrıca, ilk 3’e giren takımlara staj programlarında öncelik, son 10 takıma ise liderlik ekibine tersine mentorluk imkânı sağlanacak. “Bi’ Düşünsene” fikir maratonu değerlendirme toplantısında konuşan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Nazlı Tlabar Güler, şunları söyledi: “Vodafone olarak, teknoloji alanındaki global tecrübe ve bilgi birikimimiz ve kapsayıcı kültürümüzle, gençlere ulaşmak ve onlara yatırım yapmak bizim için temel bir öncelik. Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs 2025 raporuna göre, yakın gelecekte işlerde gereken becerilerin yaklaşık %40’ı değişecek. Yapay zekâ, büyük veri ve siber güvenlik gibi teknoloji becerileri hızla önem kazanırken; yaratıcı düşünme, esneklik, dayanıklılık ve çeviklik gibi insani beceriler de kritik olmaya devam edecek. Geleceğin iş dünyasında bu iki beceri setini birleştirebilenler fark yaratacak. Bu tablo, gençler için hem büyük fırsatlar hem de belirsizlikler barındırıyor. Biz bu belirsizliği fırsata çevirmek için gençlerin her zaman yanındayız. Onlara gelişim ve yaratıcılık alanları açıyor, teknolojiyle donatıyor ve kariyer yolculuklarında rehberlik ediyoruz. Bi’ Düşünsene fikir maratonu da bu yaklaşımın bir ürünü. ‘Bi’ Düşünsene” ile üniversite öğrencileri arasında işveren markası olarak bilinirliğimizi artırmayı ve Vodafone ile öğrenciler arasında güçlü bir bağ kurmayı hedefledik. Global ölçeğimizin ve teknoloji liderliğimizin sunduğu fırsatlardan daha fazla genç arkadaşımızın haberdar olmasını sağladık. Programımıza 2.000 gibi epey yüksek bir başvuru aldığımızı söylemekten memnuniyet duyuyorum. Yarışmamıza ilgi gösteren, fikir geliştiren ve paylaşan tüm gençlere gönülden teşekkür ediyorum.” Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin ise şöyle konuştu: “Vodafone FreeZone olarak, gençlerin hayatlarına değer katıyor, ekonomik kaygı ve ihtiyaç anlarında onlara somut faydalar sağlayarak her an yanlarında oluyoruz. Bu yıl genç müşterilerimize her ortamda kazançlı çıkabilecekleri ve mutlaka her ay birbirinden çeşitli faydalar kazanabilecekleri yeni bir dönem başlattık. FreeZone’un kazandıran dünyası ile gençlere harcamalarında destek olacak avantajlar sunuyoruz. FreeZone olarak; gençlerin en çok kullandıkları sosyal medya ve dijital platformlarda GB hediyesi sunarken, Vodafone’un global gücünü kullanarak Netflix, Spotify ve YouTube gibi global platformlarla iş birlikleri ile gençlere özel verdiğimiz avantajları zenginleştiriyoruz. FreeZone’un en güçlü odak noktalarından biri de üniversite gençliği. FreeZone Kampüs Elçileri programımız ile 30 şehirde 60 kampüste 83 elçimiz aracılığıyla gençlere dokunuyoruz. Bu alanda gençlere olan yaklaşım ve merakımızı birleştirerek İK ekibimizle bir proje gerçekleştirdik. Kampüs elçilerimiz de projemizde önemli rol oynadı. Projemizin kampüslerde duyurulması, her kanalda yaygınlaştırılması, başvuru toplanması gibi konularda bize destek verdiler. Jüri üyesi olarak yer almaktan büyük keyif aldığım bu projede ilham aldığımız birçok fikir dinledik. Her bir katılımcıya hayallerini oluşturdukları ve bizimle paylaştıkları için teşekkür ediyorum.” Eğlenceli ve interaktif deneyimler sunuldu “Vodafone Bi’ Düşünsene” programı için ülke genelinde 10 üniversitede etkinlikler düzenlenerek Vodafone’un sürekli eğitim/gelişim kültürü ve global çapta sunduğu kariyer fırsatları tanıtıldı. Üniversite kampüslerinde öğrencilere ilgi çekici, enerji dolu ve akılda kalıcı bir atmosferde eğlenceli ve interaktif deneyimler sunuldu. Program kapsamında, Vodafone ve Vodafone FreeZone sponsorluğunda hem kampüslerde hem de dijital platformlarda iletişim ve etkileşim faaliyetleri yürütüldü. İki farklı simülasyon teması belirlendi “Vodafone Bi’ Düşünsene” fikir maratonuna başvuru için “E-Atıkları Dönüştür, Geleceği Tasarla” ve “Dijital Dünyaya Akıllı Dokunuş” olmak üzere iki farklı simülasyon temasından biri seçildi. Her simülasyon Test Tabanlı Görev, Metin Tabanlı Görev, Sunum Hazırlığı Görevi ve Video Tabanlı Sunum Görevi olmak üzere dört farklı görevden oluştu. Adaylar, başvurularını proje web sitesi üzerinden gerçekleştirip projelerini Ludi platformuna yükledi. Ludi üzerinden sunulan projeler arasından yapılan değerlendirme sonucunda 30’u seçildi. Finale kalan 10 fikir, Vodafone çalışanlarından oluşan bir değerlendirme kurulu tarafından belirlendi. Finalist takımlar İstanbul’da gerçekleşen büyük finalde Engin Aksoy, Nazlı Tlabar Güler, Meltem Bakiler Şahin, Ayşegül Arıcan Şeker, Akan Abdula, Deniz Sağdıç, Elif Ergu Demiral ve Mehmet Keteloğlu’ndan oluşan jüriye sunum yaptı. Jüri değerlendirmesi sonucu ilk 3’e girenler belirlendi. Gençler projeleriyle takdir topladı Yapılan jüri değerlendirmesi sonucunda birinciliği Vodafone Pay tabanlı askıda fatura sistemi fikriyle ODTÜ’lü öğrencilerden oluşan REDİ takımı kazanırken, Gebze Teknik, Koç ve Türk Hava Kurumu Üniversiteleri’nden öğrencilerin kurduğu VZEN takımı ekran süresini kontrol etmeye yönelik yapay zekâ destekli proje fikirleriyle ikinci, Ankara Medipol ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversiteleri’nden öğrencilerin kurduğu Fiber Sarsıntı takımı geliştirdikleri deprem erken uyarı sistemi fikriyle üçüncü oldu.

EY Küresel Çevre, Sağlık ve Güvenlik  2025 Araştırması Yayımlandı Haber

EY Küresel Çevre, Sağlık ve Güvenlik 2025 Araştırması Yayımlandı

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst&Young) 34 ülkeden 24 farklı sektördeki 526 çevre, sağlık ve güvenlik (ÇSG) lideri ve üst düzey yöneticinin görüşleriyle hazırladığı EY Küresel ÇSG 2025 Araştırması’nı yayımladı. Araştırma; ÇSG yatırımlarının, şirketlere kazandıracağı itibar, dayanıklılık ve verimlilik gibi birçok avantajın yanı sıra ÇSG’yi önceliklendirerek nasıl somut faydalar elde edilebileceğini de ortaya koyuyor. Araştırma, ÇSG yatırımlarının; itibarı, dayanıklılığı ve verimliliği artırarak işletmelerin ticari değerini yükselttiğini ortaya koyarken, araştırmaya katılanların %78’i ÇSG’ye yönelik harcamalarını artırmayı hedefliyor. ÇSG liderleri, ÇSG girişimlerine yapılan yatırımların beklenmedik durumlar karşısında maliyetleri azalttığını (%73), kuruluşlarının ÇSG yaklaşımının operasyonel verimlilikte kayda değer iyileşmeler sağladığını söylüyor (%94). Genel olarak, ÇSG yatırımlarının, işletmelerinin ticari değerini artırmaya katkıda bulunduğunu ifade ediliyor (%81). Araştırma, ÇSG’yi daha geniş kurumsal stratejilerine entegre etmek isteyen kuruluşlar için bir yol haritası sunarken, yapılan yatırımların performans ve dayanıklılıkta nasıl katma değer sağlayacağını ortaya koyuyor. ÇSG yatırımı, artırdığı itibar ve operasyonel verimlilik sayesinde ticari değere katkı sağlıyor Proaktif ÇSG girişimleri; müşteriler, yatırımcılar ve düzenleyiciler dahil olmak üzere paydaşlar arasında güven inşa ederek müşteri sadakati ve kamu güveni oluşturuyor. Kamu sektöründen katılımcıların %68’i ÇSG performanslarının kuruluşlarının itibarını ve paydaşlar arasındaki güveni artırdığına inanıyor. Ayrıca, özel sektör katılımcılarının %77’si, ÇSG girişimlerine yaklaşımları nedeniyle yatırımcıların işletmelerine daha fazla ilgi gösterdiğini söylüyor. ÇSG’ye yatırımda öncü olan şirketler daha güçlü iş sonuçları elde ediyor Stratejik olarak ÇSG’ye yatırım yapan şirketler, reaktif yaklaşımlar benimseyen şirketlere göre daha güçlü iş sonuçları elde ediyor. Bu sonuçlar, stratejik odak ve liderlik, teknoloji, itibar ve operasyonel faydalar gibi alanlarda görülebiliyor. ÇSG yatırımında öncü olan şirketler, çalışan sağlığı ve güvenliğine yönelik girişimlerinin ticari değeri artırmaya katkıda bulunduğunu belirtiyor (%81). ÇSG, iş dayanıklılığını artırıyor Kapsamlı olarak ÇSG programlarına yatırım yapan şirketler, aksaklıklar sırasında çeviklik ve verimliliğin arttığını ve bu sayede, beklenmedik dalgalanmalara daha iyi uyum sağlama yeteneğine sahip olduklarını belirtiyor. Katılımcıların %67’si, işletmelerinin ÇSG girişimlerine yaklaşımının belirsiz zamanlarda çeviklik sağladığını ifade ederken, %12'si son zamanlarda yaşanan zorlu senaryolar karşısında işletmelerindeki kesinti sürelerinin azalmasına fayda sağladığını düşünüyor. ÇSG’de teknoloji yatırımlarının artması bekleniyor Dijital araçlar; olası riskleri azaltma, öngörü sağlama ve risk engelleme gibi yetkinlikleri güçlendirerek ÇSG işlevlerinin daha fazla değer oluşturmasını sağlarken, işletmeler; ÇSG platformları, gelişmiş analitik ve yapay zekâ (AI) dahil dijital sistemlere yatırımlarını artırmayı planlıyor. İşletmelerin %75’i, önümüzdeki üç yıl içinde ÇSG dijital sistemlerine yapılan yatırımı artırmayı öngörürken, %71’i ÇSG risklerini azaltmak amacıyla gelişmiş veri analitiği ve yapay zekâya yatırım yapmayı planlıyor. Araştırmaya katılan şirketler, teknolojinin ÇSG uygulamalarındaki zayıf noktaları belirlemelerine yardımcı olabileceği konusunda hemfikirken, dijital ÇSG araçlarını kullanan kuruluşların %81’i, bu araçların potansiyel sorun alanlarını etkili bir şekilde tanımlamalarını ve çözmelerini sağladığını belirtiyor. Buna rağmen, teknolojik araçlar gerçek zamanlı karar alma ve daha iyi risk düşüşü sağlasa da yalnızca %20’si tek bir ÇSG platformuna sahip. Ayrıca, ÇSG teknolojisine yapılan yatırım hâlâ birçok kuruluş için öncelik olarak görülmüyor. Katılımcıların yalnızca %27’si, son bir yılda şirketlerinin önemli üç önceliği arasında bu yatırımı gösteriyor. Bütçe kısıtlamaları ÇSG yatırımlarını engelliyor Bazı şirketler, strateji odaklı ve proaktif ÇSG yatırımlarını, bütçe ve düzenleyici gereklilikler gibi faktörler nedeniyle dengeleme zorluğu yaşıyor. Ayrıca, girişimlerinin etkinliğini destekleyecek ve analiz edecek yeterli teknolojik araçlardan yoksun olduklarını belirtiyor. EY Türkiye Şirket Ortağı, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Ece Sevin konuyla ilgili şunları belirtti: “Farklı sektörlerden ve bölgelerden üst düzey yöneticilerin görüşlerini bir araya getiren, EY Küresel Çevre, Sağlık ve Güvenlik 2025 Araştırması, stratejik ÇSG yatırımlarının nasıl bir değer sağlama aracı haline gelebileceğine dair kapsamlı bir bakış sunuyor. İşletmeler, itibarlarını güçlendiren, operasyonel verimlilik ve organizasyonel dayanıklılık sağlayan ÇSG girişimlerine yatırım yaparken; uygulamaların karmaşıklığı ve uyum gereklilikleri nedeniyle çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. EY olarak, ÇSG uygulamalarında karşılaşılan zorlukları ele alarak verimlilik ve entegrasyonu teşvik eden, kritik risklere odaklanan kuruma özel tasarlanmış çözümler geliştiriyoruz. İşletmelerin modern ÇSG girişimlerine rehberlik ederek, dönüşümdeki bu zorlukların işletmeler için fırsata dönüştürülmesine katkı sağlıyoruz. Farklı sektörler, şirketler ve ÇSG liderleriyle uzun yıllar sürdürdüğümüz çalışmalarımız doğrultusunda geliştirdiğimiz çözümler ile işletmelerin ÇSG yatırım ve dönüşüm yolculuklarını çalışan, paydaş, uyum, çevre gibi birçok farklı alanda sürdürülebilir hale getiriyoruz. Strateji, paydaş katılımı, liderlik ve yönetişim başta olmak üzere ihtiyaçlara göre özelleştirilebilen çözümlerimizle değişen dünya ve çalışma hayatının ihtiyaçlarını karşılayarak işletmelerin daha güvenli ve daha dayanıklı bir geleceğe hazırlanmasına destek oluyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.