Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevko Vakfı

Kapsül Haber Ajansı - Çevko Vakfı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevko Vakfı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇEVKO Vakfı’ndan 35. Yıla Özel Sürdürülebilirlik Mesajı Haber

ÇEVKO Vakfı’ndan 35. Yıla Özel Sürdürülebilirlik Mesajı

Ülkemizin önde gelen sanayi kuruluşlarının Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) yaklaşımını benimseyerek başlattıkları gönüllü girişimle, 1 Kasım 1991 tarihinde hayata geçirdikleri ÇEVKO Vakfı, 35. yılını kutluyor. ÇEVKO Vakfı’nın 35 yıllık yolculuğunda yalnızca geri dönüşüm sistemlerinin gelişimine değil, kaynakların korunmasına, çevre bilincinin yaygınlaşmasına ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak sorumluluk anlayışının güçlenmesine de katkı sağladığı vurgulanan mesajda, şu ifadeler yer alıyor: “35 yıldır ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması, geri dönüştürülmesi ve ekonomiye yeniden kazandırılması için çalışıyoruz. Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) yaklaşımını temel alan bu gönüllü girişimimiz, yıllar içinde sanayi, kamu, yerel yönetimler, akademi ve sivil toplum arasında iş birliği geliştiren öncü bir sivil toplum kuruluşuna dönüştü. Sürdürülebilir Bir Geri Dönüşüm Sisteminin Gelişimine Katkı ÇEVKO Vakfı olarak kuruluşumuzdan itibaren ambalaj atıklarının etkin yönetimini temel çalışma alanımız olarak benimsedik ve GÜS yaklaşımının Türkiye’de gelişmesinde önemli rol üstlendik. 2005–2020 yılları arasında Türkiye’nin ambalaj atıkları alanındaki ilk yetkili geri kazanım kuruluşu olarak sanayinin geri kazanım yükümlülüklerinin yerine getirilmesine katkıda bulunduk. Bu dönemde yerel yönetimler ve lisanslı firmalarla geliştirdiğimiz iş birlikleri sayesinde 7 milyon 608 bin 700 ton ambalaj atığının kaynağında ayrı toplanmasını sağladık. Bu birikimimizle, ambalaj atıklarının yönetiminde sorumluluk paylaşımına dayalı, çevresel ve ekonomik faydayı birlikte gözeten bir sistemin gelişmesine katkı sunduk. Bugün de ulusal ve uluslararası gelişmeleri izleyerek, yasal düzenlemelerin uygulanmasını destekleyerek ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaşmasına katkıda bulunarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bilgiyle Güçlenen Çevre Bilinci Geri dönüşüm sistemlerinin başarısının, altyapı ve uygulamaların yanı sıra toplumun katılımına bağlı olduğunun bilinciyle eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarını 35 yıllık faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. İlköğretim öğrencilerinden üniversite öğrencilerine, yetişkinlerden kurum çalışanlarına kadar farklı hedef gruplarına yönelik eğitimler, yayınlar, dijital içerikler ve farkındalık çalışmalarıyla geri dönüşüm kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlıyoruz. Dünyada ve ülkemizde değişen koşullar doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi ve iklim değişikliği gibi başlıklarla genişleterek bilgi ve deneyimimizi farklı kesimlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Yeşil Nokta İle Sanayinin Sorumluluğunu ve Çevresel Katkıyı Desteklemek Uluslararası Yeşil Nokta işaretinin 2003 yılından beri Türkiye’deki temsilcisi olarak, ambalajlı ürün piyasaya süren ekonomik işletmelerin geri dönüşüm sistemine sağladıkları mali katkıyı ifade eden bu işaretin ülkemizde kullanımını, ekonomik işletmelerle yaptığımız alt lisans sözleşmeleri aracılığıyla yaygınlaştırıyoruz. Yeşil Nokta’nın dijital dönüşümü ile, tüketicilere satın aldıkları ürünlerin ambalajları üzerinden, bulundukları ülkenin geri kazanım örgütü, ambalaj atığı ayırma ilkeleri ve geri dönüşüm kumbaralarını içeren atık biriktirme altyapısı hakkındaki bilgilere ulaşımının artık mümkün olacağını duyuruyoruz. Yeşil Nokta kapsamındaki çalışmalarımızı, sanayinin sorumluluklarını desteklemenin yanı sıra çevre ve sürdürülebilirlik alanlarında bilgi paylaşımını ve toplumsal farkındalığı güçlendirecek şekilde sürdürüyoruz. Bu kapsamda düzenlediğimiz eğitimlerle sürdürülebilirlik, raporlama, su verimliliği ve sürdürülebilir tedarik zinciri gibi konularda güncel bilgi ve deneyim paylaşımı sağlıyoruz. Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri ile çevresel fayda sağlayan örnek uygulamaları görünür kılıyor, Yeşil Nokta Basın Ödülleri ile çevre ve geri dönüşüm bilincinin gelişmesine katkıda bulunan medya kuruluşlarını ve habercileri destekliyoruz. Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri aracılığıyla üniversite öğrencilerini ambalaj tasarımı, atık yönetimi ve çevre alanlarında yenilikçi projeler geliştirmeye teşvik ediyoruz. Döngüsel Ekonomi ve İklim Hedefleri Doğrultusunda Yeni Adımlar Son yıllarda çalışma alanımızı, ambalaj atıklarının geri kazanımının ötesine taşıyarak döngüsel ekonomi, sürdürülebilir üretim ve tüketim, kaynak verimliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele başlıklarını da kapsayacak biçimde genişlettik. ÇEVKO Vakfı olarak, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konularında bilgi paylaşımını güçlendirmek ve farklı paydaşları ortak bir diyalog platformunda buluşturmak amacıyla altı yıldır ÇEVKO Vakfı Söyleşileri düzenliyoruz. Söyleşilerde kamu, özel sektör, akademi, sivil toplum ve gençliğin temsilcilerini bir araya getiriyor; güncel gelişmelerin değerlendirilmesine ve çözüm odaklı iş birliklerinin geliştirilmesine öncülük ediyoruz. Döngüsel ekonomiyi doğal kaynakların korunması, ikincil hammaddelerin üretime yeniden kazandırılması ve kaynakların ekonomik değerinin mümkün olduğunca uzun süre korunması açısından ele alıyor, sürdürülebilirlik alanındaki gelişmelerin farklı paydaşlar tarafından izlenmesine katkıda bulunuyoruz. Bu yaklaşımımızı sahadaki uygulamalarla da güçlendiriyoruz. 35 Yıllık Birikimle Geleceğe 35 yıllık deneyimimiz, ulusal ve uluslararası paydaş ağımız ve iş birliğine dayalı çalışma anlayışımızla Türkiye’nin döngüsel ekonomi dönüşümüne katkı sunmayı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de üreticilerden tüketicilere, kamudan yerel yönetimlere ve akademiye uzanan iş birliklerimizi güçlendirmeyi; çevresel sorumluluğu yaygınlaştıran, kaynakları koruyan ve sürdürülebilir bir geleceği destekleyen uygulamaların gelişmesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. 35 yıldır bu yolculuğa katkı veren üyelerimize, paydaşlarımıza ve birlikte değer ürettiklerimize sonsuz teşekkürler. Geçmişten aldığımız güç ve ortak geleceğimize duyduğumuz sorumlulukla, daha sürdürülebilir bir yaşamı ülkemizde birlikte gerçekleştirelim.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çevresel Beyanların Doğru Kullanımı Tüketicilerin Korunması Açısından Önemli Haber

Çevresel Beyanların Doğru Kullanımı Tüketicilerin Korunması Açısından Önemli

ÇEVKO Vakfı, T.C. Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlediği seminerde, markaların çevresel iddialarını tüketiciye aktarırken uyması gereken kuralları gündeme taşıdı. 19 Ekim 2026’da gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer yaptı. T.C. Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Ticaret Uzmanı Şeyma Gülay Koç ise çevresel beyanlara ilişkin mevzuat değişikliklerini ve Reklam Kurulu’nun farklı sektörlerde verdiği kararları paylaşarak, yeşil aklamaya yol açan uygulamaları örneklerle anlattı. Mete İmer: Çevresel Beyanların Güvenilirliği Önem Kazanıyor Kurumların sürdürülebilirlik çalışmalarını tüketicilere ulaştırmasında çevresel beyanların önemli bir yer tuttuğunu belirten Mete İmer, bu iletişimin güvenilirliğine dikkat çekti. İmer, “Tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi ve yanıltılmaması açısından bu beyanların güvenilir olması, birtakım kurallara bağlı olması gittikçe önem kazandı” dedi. Türkiye’de ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüştürülmesi için çalışan ÇEVKO Vakfı’nın, çevresel beyanların doğru kullanımı konusunda da farkındalık çalışmaları yürüttüğünü aktaran İmer, Ticaret Bakanlığı’nın 2022 sonunda yayımladığı “Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuz”un tanıtılması amacıyla 2023 yılından bu yana etkinlikler düzenlediklerini söyledi. İmer, aynı yıl ÇEVKO Vakfı’nın bir üniversite iş birliğiyle kurduğu Geri Kazanım Test ve Araştırma Merkezi’nde Türkiye’de ilk kez, çevresel beyanları kanıtlamaya yönelik “geri dönüştürülebilirlik”, “geri dönüştürülmüş malzeme içeriği” ve “biyobozunurluk” testleri yapılmasına olanak sağlandığını belirtti. AB’de de 27 Eylül 2026’dan itibaren üye devletlerin çevresel beyanlarla ilgili tüketicileri koruyan birtakım kurallara uyması gerektiğini, bu kuralların AB 2024/825 numaraları Yeşil Geçişte Tüketicilerin Güçlendirilmesi adlı direktiften kaynaklandığını sözlerine ekledi. Geri Dönüştürülmüş İçerik Kanıtlandı, Reklam Yanıltıcı Bulundu Şeyma Gülay Koç’un paylaştığı Reklam Kurulu kararları, çevresel iddiaların doğruluğu kadar tüketiciye nasıl sunulduğunun da denetlendiğini gösterdi. Bu yaklaşımın dikkat çekici örneklerinden biri, yüzde 85 geri dönüştürülmüş plastikten üretilen bir kredi kartının reklamı oldu. Reklam Kurulu’nun 16 Ocak 2025 tarihli toplantısında değerlendirilen reklamda, “Hem sizi hem doğayı düşünen kart!” ifadesi kullanılmıştı. Kartın geri dönüştürülmüş içeriği belgelenmesine rağmen, bu özelliğin sağladığı çevresel faydanın abartıldığı değerlendirilerek reklam yanıltıcı bulundu. Koç, bu örnek üzerinden, bir ürünün belirli bir özelliğinde sağlanan iyileşmenin daha geniş bir çevrecilik iddiasına dönüştürülmesinin yanıltıcılığa yol açabildiğine dikkat çekti. Ürünün bir parçasına veya belirli bir üretim aşamasına ait faydanın, ürünün ya da faaliyetin tamamını kapsıyormuş gibi sunulmaması gerektiğini vurguladı. “Çevre Dostu” İfadesi Açıklamasız Kullanılamıyor Koç, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde 1 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren değişikliklerle, daha önce kılavuzda yer alan bazı hükümlerin yönetmeliğe aktarıldığını açıkladı. Buna göre, “doğa dostu”, “çevre dostu” ve “eko” gibi genel ifadeler, açıklama yapılmadan veya tüketicide belirsizlik yaratacak biçimde kullanılamıyor. Çevresel beyanın, ürünün hangi bölümüne ya da yaşam döngüsünün hangi aşamasına ilişkin olduğunun reklamda açıkça belirtilmesi gerekiyor. Reklamlarda yer verilen sertifika ve onayların da yetkili kurum ve kuruluşlardan, üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınan belgelerle ispatlanması zorunlu. Koç, çevresel etkilerin ölçüm ve değerlendirme yöntemlerine ilişkin açıklamaların ise reklamda veya reklamdan yönlendirilen bir internet sayfası ya da açılır ekranda tüketiciye sunulması gerektiğini belirtti. Elektrikli Araç Reklamlarında Kapsam Farkı Kararı Değiştirdi Beyanın kapsamının açıkça belirtilmesinin önemi, elektrikli araç reklamlarına ilişkin kararlarda da öne çıktı. Reklam Kurulu’nun 11 Eylül 2025 tarihli toplantısında değerlendirilen bir reklamda kullanılan “Artık hayatınızda karbon salınımı yok” ifadesi, aracın üretim, kullanım ve bertaraf süreçlerinin hiçbirinde karbon salımı olmadığı izlenimini yarattığı için yanıltıcı bulundu. Aynı toplantıda incelenen başka bir elektrikli araç reklamında ise çevresel iddianın kullanım aşamasına ilişkin olduğunun açıkça anlaşılması nedeniyle mevzuata aykırılık tespit edilmedi. Koç, bu kararların, çevresel faydanın yaşam döngüsünün hangi aşamasında sağlandığının tüketiciye açık biçimde anlatılması gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti. Çevresel İddia, Kanıtlanan Özelliğin Sınırlarını Aşmamalı Çevresel beyanın kapsamının açıkça belirtilmesi gerektiğini vurgulayan Koç, bir ıslak mendilin yalnızca kumaş kısmı için elde edilen biyobozunurluk kanıtının ürünün tamamına genellenemeyeceğini söyledi. Bu tür beyanlarda, hangi bölümün biyobozunur olduğunun yanı sıra bozunmanın hangi koşullarda ve ne kadar sürede gerçekleştiğinin de açıklanması gerektiğini belirtti. Koç, “yüzde 30 daha az plastik” gibi karşılaştırmalı ifadelerde de önceki ambalajın mı, yoksa piyasadaki başka bir ürünün mü esas alındığının tüketiciye açıkça söylenmesi gerektiğini kaydetti. Sürdürülebilirlik raporlarındaki verilerin reklamlarda kullanımına da değinen Koç, bir bilginin raporda yayımlanmış olmasının, reklamda kullanıldığında ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını belirtti. Karbon azaltımı gibi performans verilerinin tüketiciye yönelik reklamlara taşınması hâlinde çevresel beyan olarak incelenebileceğini söyleyen Koç, bu değerlendirmede önceki ve güncel verilerin karşılaştırılacağını, iddiayı destekleyen belgelerin inceleneceğini aktardı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tepe Kurumsal’ın “Kırmızı Eldiven”leri, Ankara’da 950 Kilogram Atığı Doğadan Topladı Haber

Tepe Kurumsal’ın “Kırmızı Eldiven”leri, Ankara’da 950 Kilogram Atığı Doğadan Topladı

Tepe Kurumsal’ın “Dünyaya Elimiz Değsin” çağrısıyla hayata geçirdiği Kırmızı Eldiven Hareketi, İstanbul’un ardından Ankara’ya taşındı. Tepe Kurumsal’ın Ankara’daki çalışanları, ÇEVKO Vakfı iş birliğiyle 26 Eylül Cumartesi günü Memlik bölgesinde bir araya gelerek çevre temizliği gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında 100’ü aşkın Tepe Kurumsal çalışanı kırmızı eldivenlerini takarak sahaya çıktı. Çalışmalar sonucunda bölgeden toplanan 950 kilogram atık, türlerine göre ayrıştırılarak geri kazanıma yönlendirildi. Türkiye genelinde hizmet veren Tepe Kurumsal, Kırmızı Eldiven Hareketi ile çalışanlarının gönüllü katılımını ortak bir çevre sorumluluğu etrafında buluşturmayı amaçlıyor. Farklı şehirlerde düzenlenen etkinliklerle doğal alanlardaki atıkların temizlenmesine katkı sağlanırken, atıkların doğru şekilde ayrıştırılması ve geri dönüşüm konusunda farkındalık oluşturulması da hedefleniyor. Hareketin ilk buluşması, Dünya Temizlik Günü kapsamında 19 Eylül’de İstanbul Şile’de gerçekleştirilmiş; 100’ü aşkın Tepe Kurumsal çalışanının katıldığı etkinlikte 470 kilogram atık toplanarak geri kazanıma yönlendirilmişti. Ankara buluşmasıyla büyüyen Kırmızı Eldiven Hareketi’nin bir sonraki durağı ise 10 Ekim’de İzmir olacak. Tepe Kurumsal, Kırmızı Eldiven Hareketi’ni farklı şehirlerde ve yeni etkinliklerle sürdürerek çalışan gönüllülüğünü uzun soluklu bir çevre hareketine dönüştürmeyi planlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OVP, Yeşil Dönüşüm ve Döngüsel Ekonomi için Önemli Bir Zemin Sunuyor Haber

OVP, Yeşil Dönüşüm ve Döngüsel Ekonomi için Önemli Bir Zemin Sunuyor

Gönüllü sanayi inisiyatifi ve geniş kitlelere dokunan sivil toplum kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın Genel Sekreteri Mete İmer, OVP kapsamında “Yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması” başlığı altında yer alan konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mete İmer, şunları dile getirdi: “OVP kapsamında yeşil dönüşüm, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, sıfır atık, iklim mevzuatı, ETS, yeşil finansman, enerji verimliliği, ulaşımda emisyon azaltımı ve yerel iklim planları gibi başlıklara yer verilmesi memnuniyet vericidir. Bu eylem başlıkları, Vakfımızın 2022’den bu yana savunduğu 10 maddelik öneri paketiyle büyük ölçüde örtüşmektedir.” Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “2053 karbon nötr hedefine ulaşabilmek için, ulusal katkı beyanımızın bu hedefle uyumlu olacak şekilde mutlak azaltım hedefi olarak belirlenmesi yönünde çalışılması gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca enerji üretiminde kömür kullanımının kademeli olarak azaltılmasına ilişkin bir planın hazırlanması ve uygulanması, ülkemizin iklim kriziyle mücadelesini güçlendirecektir. Toplumda iklim krizine karşı farkındalığın artırılması ve alışkanlıkların değişimini destekleyecek ulusal kampanyaların başlatılması da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Kasım 2029’da Antalya’da gerçekleşecek BM 31. Taraflar Konferansı’nın bu açıdan önemli bir fırsat sunduğuna inanıyoruz.” Atık Yönetiminde Uygulama Mekanizmaları Önem Taşıyor OVP’de sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, atıkların önlenmesi, azaltılması, yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi ve endüstriyel kullanımının artırılması yönündeki hedeflere dikkat çeken İmer, bu hedeflerin sahada sonuç verebilmesi için güçlü uygulama mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu belirtti. Mete İmer, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Atık yönetimi tesislerinin sürdürülebilirliği ve etkin işletimi için kaynağında ayrı toplamanın yaygınlaştırılması, toplama ve ayırma altyapısının güçlendirilmesi ve sistemin sürdürülebilir finansmanının sağlanması önemlidir. Bu kapsamda Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu mekanizmasının iyi bir fırsat sunduğunu düşünüyoruz. GÜS mekanizması; kaynağında ayrı toplama sistemlerinin geliştirilmesine, toplama ve ayırma altyapısının güçlendirilmesine, kaliteli geri dönüşümün desteklenmesine ve geri dönüştürülmüş malzemenin ekonomiye yeniden kazandırılmasına önemli katkı sağlayacaktır.” Geri Dönüşüm Ekonomik Değer Zincirinin Parçası Olarak Ele Alınmalı Döngüsel ekonominin gelişmesi için geri dönüşüm oranlarının artırılmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Mete İmer, geri dönüşüm altyapısı, kaliteli geri dönüşüm ve geri dönüştürülmüş malzemenin üretim süreçlerine yeniden dahil edilmesinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İmer, “Türkiye’nin döngüsel ekonomiye geçişinde geri dönüşümün atık yönetiminin son aşaması olarak değil, ekonomik değer zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Saha uygulamalarında uçtan uca dijital atık izleme sistemlerinin kullanılması da bu açıdan önemlidir. Kamu ve yerel yönetim sorumluluklarının üretici sorumluluğu ile tamamlandığı; kapsayıcı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapının oluşturulması mümkündür” dedi. ÇEVKO Vakfı, OVP’de ortaya konulan yeşil dönüşüm hedeflerinin; iklim mevzuatı, yeşil finansman, yerel iklim planları, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla desteklenmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir üretim ve tüketim yapısına geçişi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nestlé Türkiye, ÇEVKO ile Şile Kıyılarını Temizledi Haber

Nestlé Türkiye, ÇEVKO ile Şile Kıyılarını Temizledi

Nestlé Türkiye, gezegene ve topluma katkı sağlama yaklaşımı doğrultusunda sürdürülebilirlik odaklı saha çalışmalarına devam ediyor. Şirket, 120’nci yılında hayata geçirdiği 120 Bin İyilik Hareketi çerçevesinde ÇEVKO Vakfı iş birliğiyle, kıyı temizliği etkinliği düzenledi. Nestlé Türkiye’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük plogging etkinliğine 360’tan fazla gönüllü katıldı. İstanbul Şile kıyı hattında belirlenen rota boyunca toplanan 720 kilo atık, türlerine göre ayrılarak geri dönüşüm süreçlerine dahil edildi. Gönüllüler, aileleri ve çocuklarıyla birlikte sahada yer alarak çevrenin korunmasına katkı sağlarken sürdürülebilirlik konusunda kuşaklar arası farkındalığın güçlenmesine de destek oldu. “Kalıcı değişim güçlü iş birlikleri ve uzun vadeli adımlarla mümkün” Sürdürülebilirlik taahhütlerini sahada somut aksiyonlara dönüştürmenin önemine dikkat çeken Nestlé Türkiye Pazarlama, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü Başak Ünal, “Nestlé Türkiye olarak, içinde yaşadığımız çevreyi ve doğal kaynakları korumayı temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu yıl hayata geçirdiğimiz 120 Bin İyilik Hareketi de bu yaklaşımın güçlü bir yansıması. Çevreden eğitime, gıdaya erişimden sağlıklı yaşama kadar farklı alanlarda, uzun soluklu iş birlikleriyle kalıcı etki yaratmayı hedefliyoruz. Çünkü toplumsal ve çevresel faydanın güçlü paydaşlıklarla büyüdüğüne inanıyoruz. ÇEVKO Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz ve bugüne kadarki en büyük plogging etkinliğimiz olan bu çalışma da bunun anlamlı örneklerinden biri oldu. Aileleri ve çocuklarıyla birlikte 360’tan fazla gönüllümüzün katılımıyla Şile kıyılarında çevrenin temizlenmesine katkı sunduk. Çocukların da bu iyilik hareketinin bir parçası olması ve çevre bilincinin gelecek nesillere aktarılmasına birlikte katkı sağlamak bizim için ayrıca kıymetli” dedi. “Sürdürülebilir bir dünya için sorumluluklarımızı paylaşabileceğimizin bir göstergesi” ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, kıyı temizliği etkinliği ile ilgili olarak, “Çevresel, ekonomik ve toplumsal sürdürülebilirlik; bireyleri, sivil toplum kuruluşlarını, şirketleri, yerel yönetimleri ve diğer kamu otoritelerini kapsayan bir döngüyü ifade ediyor. Geri dönüşüm de bu döngünün en önemli bileşenlerinden biri ve bunun ilk adımını atıkların kaynağında ayrı toplanması oluşturuyor. Evlerimizde, sokaklarımızda, günlük yaşantımızın her noktasındaki basit davranışlar bu alanda büyük değer yaratıyor. Bu doğrultuda bireylere ve özellikle çocuklara çevre farkındalığı ve geri dönüşüm bilinci kazandırmak, vakfımız için her zaman temel önceliklerimiz arasında yer almaya devam ediyor. 120 yıllık geçmişiyle, ülkemizde ve dünya genelinde milyonlarca kişinin yaşamının bir parçası olan Nestlé Türkiye ile iş birliği yapmaktan da mutluluk duyuyoruz. Şile Belediyesi’nin katkısı ve 360’tan fazla gönüllünün içten emeğiyle gerçekleşen bu etkinlik, sürdürülebilir bir dünya için sorumluluklarımızı paylaşabileceğimizin çok anlamlı bir göstergesi” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ambalaj Atıklarının Kaynağında Ayrı Toplanmasında İyi Belediye Uygulamaları Haber

Ambalaj Atıklarının Kaynağında Ayrı Toplanmasında İyi Belediye Uygulamaları

Kadıköy, Ataşehir, Pendik ve Muratpaşa belediyelerinden elde edilen bulgular, iyi uygulamaların yaygınlaştırılması ve sürekliliği için Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu temelinde finansman, koordinasyon ve yurttaş katılımının birlikte güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. ÇEVKO Vakfı tarafından gerçekleştirilen “Belediyelerde Değerlendirilebilir Atıkların Kaynağında Ayrı Toplanması Çalışmaları” başlıklı araştırmada; İstanbul’dan Kadıköy, Ataşehir ve Pendik ile Antalya’dan Muratpaşa belediyelerinin uygulamaları incelendi. Araştırma, belediyelerin uzun yıllara dayanan deneyimlerini, uyguladıkları işletme ve toplama yöntemlerini ve sistemi geliştirmeye yönelik gereksinimlerini ortaya koydu. Mete İmer: “Belediyelerin oluşturduğu birikim ortak sorumlulukla güçlendirilmeli” ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Araştırmamız, belediyelerin kaynağında ayrı toplama alanında yıllar içinde önemli bir uygulama birikimi oluşturduğunu gösteriyor. Bu birikimin korunması, güçlendirilmesi ve daha geniş ölçekte yaygınlaştırılması için yerel yönetimlerin tek başına bırakılmadığı; piyasaya sürenlerin, üreticilerin, satış noktalarının ve yurttaşların sorumluluk üstlendiği Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu temelli bir yapıya gereksinim var” dedi. Dört Belediyede Yıllardır Devam Etmekte Olan Kaynağında Ayrı Toplama Çalışmaları Kadıköy’de ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması çalışmaları 2000, Muratpaşa’da 2007, Ataşehir’de 2009, Pendik’te ise 2010 yılından bu yana sürüyor. Belediyeler yerel koşullara göre farklı işletme, fakat benzer toplama yöntemleri uyguluyor. Araştırma, bu deneyimlerin kaynağında ayrı toplamanın geliştirilmesi açısından önemli bir birikim oluşturduğunu gösteriyor. Yerel Koşullara Göre Uygulanan Farklı İşletme Fakat Benzer Toplama Yöntemleri Pendik’te ambalaj atıkları belediye tarafından toplanmakta olup 2018 yılından beri Pendik Belediyesi Ambalaj Atığı Ayırma Tesisi’nde ayrılıyor ve lisanslı geri dönüşüm tesislerine satılıyor. Kadıköy’de ambalaj atıkları kaynağında belediye tarafından toplanıyor ve ayrılmak üzere lisanslı tesise satılıyor. Ataşehir’de ve Muratpaşa’da ise ambalaj atıklarının kaynağında toplanması ve ayrılması bu belediyelerle sözleşmeli lisanslı toplama-ayırma tesisleri eliyle gerçekleştiriliyor. Belediyeden alınan bilgiye göre, Pendik Belediyesi araçları tüm mahallelere düzenli olarak giriyor, talepte bulunan her vatandaşa gerekli ekipman sağlanıyor. Toplam meskenlerin yaklaşık %20’sinde ambalaj atıkları kaynağında ayrı olarak toplanıyor. Tüm ilçede kapıdan kapıya poşetli toplama, caddelere yerleştirilmiş olan cam kumbaraları ile toplama; siteler, okullar, kurum ve işletmeler için konteyner ve mobil atık getirme merkezleri ile toplama; AVM, büyük işletmeler, site ve okullar için dorse ile toplama; atık yoğunluğu fazla olan yerlerde sabit personel ile toplama yöntemi uygulanıyor. Kadıköy’de ambalaj atıkları, haftalık bazda 5000’e yakın adresten kapıdan kapıya yöntemi ile dağıtılan mavi poşetler ile, cadde ve sokaklara yerleştirilen geri dönüşüm ve cam atık kumbaraları yoluyla ve de mobil atık getirme istasyonlarından toplanıyor. Ataşehir’de ambalaj atıkları okullar, alışveriş merkezleri, süpermarketler, konutlar, siteler ve kamu binalarına yerleştirilen geri dönüşüm kutuları ile cadde ve sokaklara konumlandırılan ambalaj atığı geri kazanım kumbaralarından toplanıyor. İlçede ayrıca 16 adet mobil atık getirme merkezi bulunmakta. Belediyeden alınan bilgiye göre, Muratpaşa’da ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması, nüfusun yaklaşık %55’ini kapsıyor. Kapıdan kapıya toplama; yerleştirilen konteyner, kafes, iç mekân kutuları, mobil atık getirme merkezleri ve akıllı geri dönüşüm otomatları yoluyla toplama, kullanılan yöntemler arasında yer alıyor. Belediyelerin Kaynakta Ayrı Toplamada Karşılaştığı Zorluklar Araştırmadaki belediyelerin görüşüne göre, sistemin uygulanmasında karşılaşılan en önemli zorlukların başında yüksek toplama maliyetleri geliyor. Bu maliyetler, geri kazanım kumbaralarının yerleştirilmesi ve toplama poşetlerinin temin edilmesinin yanı sıra toplama araçlarının yakıt, personel ve diğer finansman masraflarını kapsıyor. İlçe belediyelerinin ambalaj atıklarını kendi olanakları ile toplama zorunluluğunun ortaya çıkmasıyla birlikte, araç, yakıt, personel, ekipman maliyetleri ile ambalaj atığı satış bedelleri arasındaki fark dikkate alındığında ciddi zararlar ortaya çıktığı vurgulanmakta; mevzuatta yapılan değişiklikler nedeniyle ilçe belediyelerin finansal olarak desteklenmemesinin atık yönetimini sıkıntıya düşürdüğü ileri sürülmektedir. Kayıt dışı toplayıcıların belediye ekipmanlarına verdiği zararlar, sistemli geri dönüşüm planlarını ve atık toplama verimini olumsuz etkilemektedir. Geri dönüşüm kumbaralarına ve atık getirme merkezlerine yapılan saldırılar, kapak ve kapıların parçalanması, atıkların çalınması gibi ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Bu durum hizmet sürekliliğini olumsuz etkilemekte ve ek bakım-onarım maliyetleri oluşturmaktadır. Vatandaş katılımının istenen düzeyde olmaması önemli bir sorundur. Sistemin başarısı büyük ölçüde hane halkı ve işletmelerin atıkları kaynağında doğru şekilde ayırmasına bağlı olduğundan ve bu davranışın alışkanlık haline gelmesi zaman aldığından hiç ayırmama veya yanlış ayırma nedeniyle verimsizlik yaşanmaktadır. Sıfır Atık belgesi olan kurumların sistem dışına çıkması belediyelerin yaşadığı önemli sorunlar arasında yer alıyor. Sıfır Atık belgesi bulunan bazı market, işletme ve otellerin ambalaj atıklarını doğrudan lisanslı geri dönüşüm tesislerine satmayı tercih etmeleri, belediye eşgüdümünde yürütülen toplama çalışmalarına katılımı azaltmaktadır. Bu durum, belediye ile sözleşmeli lisanslı toplama-ayırma firmalarının belediye ile yürütmekte oldukları toplama faaliyetlerine yeterli düzeyde istekli yaklaşmamasına neden olmaktadır. İyi Uygulamaların Yaygınlaşması Için Ortak Yapı Araştırma; sürdürülebilir finansman mekanizmalarının geliştirilmesi, vatandaşların atıkları doğru ayırma alışkanlığının güçlendirilmesi, toplama ekipmanlarının korunması, atık akışının belediyenin eşgüdümüyle izlenebilir biçimde yürütülmesi ve iyi uygulamaların farklı belediyelere yaygınlaştırılması başlıklarını ortak gelişim alanları olarak öne çıkarıyor. Mete İmer, “Türkiye’nin gereksinim duyduğu yapı; belediyelerin başarılı uygulamalarını çoğaltan, ekonomik sürdürülebilirliği sağlayan, yurttaş katılımını artıran ve tüm paydaşların sorumluluk üstlendiği güçlü bir kaynağında ayrı toplama sistemidir. ÇEVKO Vakfı olarak Türkiye’de değerlendirilebilir atıkların belediyelerin eşgüdümünde, sürdürülebilir olarak, kaynağında ayrı toplanmasının çok önemli olduğunu düşünüyor; bunun için Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu’nun yaşama geçirilmesi gerektiğini savunuyoruz. Bu amaca ulaşmak için katkı sunmayı ve tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışmayı sürdüreceğiz,” dedi. ÇEVKO Vakfı’ndan yapılan açıklamada, belediyelerle ilgili araştırmanın devam etmesinin ve araştırmadan çıkan sonuçların, ayrıntılı olarak, kamuoyu ile paylaşılmasının planlandığı bildirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Camkurtaran Projesi ile Cam Atıklar Geri Dönüşüme Kazandırılıyor Haber

Camkurtaran Projesi ile Cam Atıklar Geri Dönüşüme Kazandırılıyor

ÇEVKO Vakfı, sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir projeyi hayata geçirdi. Cam ambalaj atıklarının kaynağında etkin şekilde ayrı biriktirilmesi, toplanması ve geri dönüşüme kazandırılması amacıyla başlatılan ve sürdürülebilir atık yönetimine katkı sunan Camkurtaran Projesi, ilk etapta Pendik’te belirlenen alışveriş merkezlerinde yer alan kafe ve restoranlara odaklanıyor. Camda Sıfır Atık yaklaşımını desteklemek, geri dönüşüm oranlarını artırmak ve işletmelerde çevre bilincini güçlendirmek amacıyla geliştirilen proje kapsamında, Pendik’te seçilen alışveriş merkezleri içinde yer alan kafe ve restoranlar gibi ev dışı cam ambalaj tüketiminin yoğun olduğu alanlarda özel bir toplama modeli uygulanıyor. Mete İmer: “Camkurtaran, yerel ölçekte başlayıp yaygın etki hedefleyen bir sosyal dönüşüm modelidir” Camkurtaran Projesi’nin bir atık toplama çalışmasının çok ötesinde, sürdürülebilir davranış değişikliği hedefleyen bir sosyal dönüşüm modeli niteliği taşıdığını söyleyen ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Cam, kalitesinden ödün vermeden defalarca geri dönüştürülebilen çok değerli bir ambalaj malzemesi. Camkurtaran Projesi ile cam ambalaj atıklarının doğru noktada, doğru yöntemle ve doğru iş birlikleriyle toplanmasını amaçlıyoruz. ÇEVKO Vakfı olarak hayata geçirdiğimiz bu çalışma, kafe ve restoran gibi HORECA noktalarında farkındalığı artırırken, cam ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüşüme kazandırılması açısından da örnek bir model oluşturacak. Hedefimiz, Pendik’te başlayan bu yaklaşımın ilerleyen dönemde daha geniş alanlara yayılmasıdır” şeklinde konuştu. Cam Ambalaj Atıkları Çöp Değil, Geri Kazanılabilir Bir Değerdir Günlük yaşamda ve özellikle yeme-içme sektöründe yoğun olarak kullanılan cam şişe ve kavanozların çöpe gitmesini önlemeyi amaçlayan Camkurtaran Projesi, kaynağında ayrı biriktirme ve toplama ayırma yaklaşımını temel alıyor. Proje, cam ambalaj atıklarının en yoğun olduğu kafe ve restoranlardan başlayarak daha etkin, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir toplama modeli oluşturmayı hedefliyor. Projenin ilk uygulama alanları arasında Viaport, Neomarin, MarinTürk ve Pendorya içerisinde yer alan restoran ve kafeteryalar yer alıyor. İlk aşamada yaklaşık 167 işletmenin kapsama alınması planlanan çalışmada, sahaya ayrı toplama konteynerleri yerleştirilmesine başlandı. Ayrıca bilgilendirme ekipleri kafe, restoran ve lokantaları ziyaret ederek işletmelere proje süreci, cam ambalaj atıklarının ayrı toplanması ve toplama ekipmanlarının kullanımı hakkında bilgi verdi. İşletmelere Yerinde Bilgilendirme ve Toplama Ekipmanı Desteği Proje kapsamında belirlenen bölgelerde yer alan kafe ve restoran işletmeleri ve AVM yönetimleri bilgilendirme ekipleri tarafından birebir ziyaret edildi. Ziyaretlerde, işletmelere cam ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanmasının önemi anlatılırken; toplama süreci, ekipman kullanımı ve uygulama adımları hakkında bilgi verildi. Sahaya yerleştirilen geri dönüşüm konteynerleri ve işletmelere sağlanacak toplama ekipmanlarıyla cam ambalaj atıklarının düzenli olarak toplanması sağlanacak. Toplanan cam ambalaj atıkları, belirlenen periyotlarla geri dönüşüm tesislerine ulaştırılarak yeniden ekonomiye kazandırılacak. Camkurtaran Projesi Sürdürülebilir Gelecek İçin Örnek Bir Model Sunuyor Camkurtaran Projesi, cam ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanarak geri dönüşüm sürecine kazandırılmasını ve döngüsel ekonomiye katkı sağlamasını hedefliyor. Bu sayede enerji tasarrufuna, doğal kaynakların korunmasına, karbon emisyonlarının azaltılmasına ve çevresel sürdürülebilirliğe destek olunurken; işletmelerin çevresel sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi ve geri dönüşüm süreçlerine aktif katılımının artırılması amaçlanıyor. ÇEVKO Vakfı tarafından yürütülen Camkurtaran Projesi, cam ambalaj geri dönüşümünde örnek bir uygulama modeli olarak dikkat çekiyor ve sürdürülebilir şehircilik çalışmalarına katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı Haber

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin üçüncüsü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin açılışını ÇEVKO Vakfı adına Kurumsal İletişim, Eğitim ve Yeşil Nokta Kıdemli Müdürü Hülya Ataman yaptı. Söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu ve Hacettepe Üniversitesi İklim Elçisi İpek Güzey oldu. Mete İmer: “Döngüsel ekonomiye geçiş, sürdürülebilir kalkınma için kritik” ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, iklim krizinin tüm hızıyla sürdüğünü belirterek, doğrusal ekonominin doğal kaynaklar, emisyonlar ve atık yönetimi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu vurguladı. Döngüsel ekonomiye geçişin hem iklim kriziyle mücadele hem de sürdürülebilir ekonomik gelişme açısından önemli olduğunu ifade eden İmer, küresel ekonominin yalnızca yaklaşık yüzde 7’sinin döngüsel durumda olduğuna dikkat çekti. Mete İmer, ürünlerin tasarım aşamasından itibaren daha az atık üretecek, onarılabilir, uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir şekilde planlanması gerektiğini belirterek, sanayi kuruluşları, akademi, belediyeler ve gençlerin ortak sorumluluğuna işaret etti. 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve çevre haftasının farkındalık açısından önemine değinen Mete İmer, COP31’in de tek başına tüm sorunları çözmeyecek olsa da önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. Çiğdem Kara: “Yerel yönetimler uygulamanın tam sahasında” Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, ilçe belediyelerinin vatandaşla doğrudan temas eden kurumlar olarak COP31 sürecinde kritik paydaşlar olduğunu söyledi. Ataşehir Belediyesi’nin 2019’da Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030’a kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefi belirlediğini aktaran Kara, 2021’de Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı, 2022’de İklim Uyum Eylem Planı hazırladıklarını belirtti. Çiğdem Kara, 2026 başında İSTAÇ iş birliğiyle daha bütüncül yeni bir SECAP çalışmasına başladıklarını vurgulayarak, “Bu çalışmanın bir rapor olarak kalmasını istemiyoruz; eylemlerin ilçemizde etkisini görebileceğimiz uygulanabilir bir yol haritasına dönüşmesini istiyoruz” dedi. Yeni çalışmada enerji yoksulluğu, iklim adaleti, kırılgan gruplar ve mekânsal özelliklerin de dikkate alınacağını ifade etti. Ataşehir’de hava kalitesinin 2015’ten bu yana izlendiğini belirten Çiğdem Kara, PM2.5, PM10, azot dioksit, kükürt dioksit, ozon ve karbonmonoksit ölçümlerinin yapıldığını söyledi. Sıfır atık belgeleri, 300 konut ve üzeri sitelerle yürütülen çalışmalar, atık yağ, pil ve elektronik atık kampanyaları, çevre gönüllüleri projesi, okul eğitimleri ve İstanbul Kalkınma Ajansı destekli İnovatif Çevre Eğitim Merkezi de Kara’nın öne çıkardığı uygulamalar arasında yer aldı. Merkezde 7-10 yaş arası öğrencilere ekosistem temelli eğitimler verildiği; aquaponik sistem, yağmur suyu hasadı ve damla sulama uygulamalarının deneyimletildiği aktarıldı. Ezgi Berfin Çamkeser: “Sürdürülebilirliği tohumdan kadehe yönetiyoruz” Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, COP31’in aksiyon ve konsensüs başlıkları açısından iş dünyası için kritik olduğunu belirtti. Diageo Türkiye’de sürdürülebilirliğin “tohumdan kadehe” uzanan uçtan uca bir süreç olarak ele alındığını ifade eden Çamkeser, iklim krizine duyarlı hammaddelerden anason için Ege Üniversitesi iş birliğiyle beş yıl sonunda üç farklı tohum geliştirildiğini, son bir yılda ise 24 bin dekarlık alanda 200’e yakın çiftçiye destek sağlandığını söyledi. Su kullanımında 2020 baz yılına kıyasla 2030’a kadar yüzde 40 azaltım hedeflediklerini belirten Çamkeser, 2025 sonu itibarıyla distilasyonda yüzde 12, şişelemede yüzde 27 azaltım sağlandığını aktardı. İleri arıtma yatırımlarıyla aylık 1,000 metreküpten fazla suyu yeniden kullanma kapasitesine ulaşıldığını, Tarsus’taki adyabatik soğutma kuleleriyle yıllık yaklaşık 40 milyon litre su tasarrufu sağlayabilecek altyapı kurulduğunu söyledi. Sera gazı emisyonlarında 2022 baz yılına göre 2030’da kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 50 azaltmayı hedeflediklerini belirten Çamkeser, elektrikli kazanlar, katı atık kazanları ve biyogaz yatırımlarını örnek gösterdi. 2025’te Alaşehir’de anason cibrelerinden elde edilen buharla yaklaşık 465 ton emisyonun önlendiğini; 2022-2025 arasında biyogaz tesislerinden 153 bin MWh enerji elde edildiğini ve bunun toplam aynı dönemdeki toplam doğal gaz kullanımının yüzde 47’sine karşılık geldiğini aktardı. Can Burak Nalbantoğlu: “Veri merkezlerinin enerji ve su tüketimi COP31 gündemine girmeli” İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu, yapay zekâ ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından yeni bir tartışma alanı yarattığını söyledi. Bir Google aramasında yaklaşık 0,3 watt-saat, ChatGPT aramasında ise yaklaşık 2,9 watt-saat enerji harcandığını belirterek arada yaklaşık 10 kat fark bulunduğuna dikkat çekti. 2030’da veri merkezlerinin enerji tüketiminin bugünkünün iki katına çıkmasının beklendiğini ifade eden Nalbantoğlu, veri merkezlerinin enerji kaynağı, su tüketimi, soğutma sistemleri ve yer seçimi konusunda şeffaf raporlama ve politika çerçevesine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yapay zekânın reddedilmesi yerine rota optimizasyonu, üretim verimliliği ve enerji tasarrufu gibi alanlarda doğru kullanılması gerektiğini belirten Nalbantoğlu, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin fırsat sunduğunu ancak su riski nedeniyle bölgesel planlamanın kritik olduğunu söyledi. Verimlilik paradoksu üzerinden bakıldığında gelişen teknoloji ile birlikte çip ve işlem maliyetleri düşmekte ve daha verimli bir enerji tüketimi gerçekleşirken, AI araçları daha erişilebilir olduğu için daha fazla kullanılmakta ve bu da enerji tüketimini arttırmaktadır. Bu noktada enerji tüketimi konusundaki verimlilik çalışmaları daha farklı alanlarda yürütülerek karbon emisyonu için dengeleme yapılabilir. İpek Güzey: “Gençler iklim politikalarının izleyicisi değil, aktif paydaşı olmalı” Hacettepe Üniversitesi çevre mühendisliği öğrencisi ve iklim elçisi İpek Güzey, iklim elçilerinin üniversiteler tarafından yürütülen başvuru ve değerlendirme süreçleriyle seçildiğini belirterek, COP31’e sahada ve dijital ortamda hazırlandıklarını aktardı. Gaziantep’te eğitim kampı gerçekleştirildiğini ve çevrim içi eğitimlerin sürdüğünü söyleyen Güzey, gıda güvencesi, dirençli kentler, okyanuslar ve doğa temelli çözümler gibi başlıklarda kapasite geliştirdiklerini ifade etti. Teknolojinin doğru kullanıldığında iklim krizinin çözümünde önemli bir araç olabileceğini vurgulayan Güzey, Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından geliştirilen beta aşamasındaki Environment GPT platformunu örnek verdi. Platformun IPCC, WHO ve FAO gibi güvenilir kuruluşların raporlarına dayandığını, yanıtlarında kaynak bilgisinin yanı sıra enerji tüketimi, karbon emisyonu ve su ayak izi verilerini de gösterebildiğini belirtti. Güzey, “İklim politikalarının yalnızca izleyicisi değil, aynı zamanda aktif paydaşları gençler olmalıdır” dedi. Söyleşinin sonunda Celal Toprak, COP31’e ilişkin görüş ve önerilerin ÇEVKO Vakfı ile paylaşılması çağrısını yineledi. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ise tüm konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek söyleşi serisinin devam edeceğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.