Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevre

Kapsül Haber Ajansı - Çevre haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevre haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İnci Akü Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne İmza Attı Haber

İnci Akü Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne İmza Attı

Türkiye’nin akü sektöründeki öncü markası İnci Akü, sürdürülebilir ve sorumlu iş yapış anlayışını küresel bir taahhütle ileri taşıyarak Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne katıldı. Dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilirlik inisiyatifi olan UN Global Compact; insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında belirlenen 10 evrensel ilke doğrultusunda şirketleri harekete geçmeye davet ediyor. İnci Akü de katılımıyla birlikte söz konusu ilkeleri stratejilerine, politikalarına, kurum kültürüne ve günlük operasyonlarına entegre etme taahhüdünü kamuoyuyla paylaşan şirketler arasındaki yerini aldı. Türkiye akü sektöründe UN Global Compact üyesi ilk şirketlerden biri olan İnci Akü, bu adımla sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını uluslararası bir çerçevede geliştirmeyi ve hızlandırmayı hedefliyor. Şirket, attığı adımları ve kaydettiği ilerlemeyi düzenli olarak takip ederek, gelişmeleri yıllık İlerleme Bildirimi aracılığıyla şeffaf biçimde paylaşacak. UN Global Compact üyeliğini değerlendiren İnci Akü İcra Direktörü Orhan Sayman, “İnci Akü olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel sorumluluklarımızla sınırlı görmüyor; insanı, toplumu, etik değerleri ve güçlü yönetişimi kapsayan bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. UN Global Compact’a katılımımız, bu anlayışı evrensel ilkeler doğrultusunda daha da güçlendiren önemli bir adım oldu. Bu adım bizim için gurur verici olduğu kadar önemli bir sorumluluk. Önümüzdeki dönemde 10 İlke’yi karar alma mekanizmalarımızdan operasyonlarımıza ve değer zincirimize kadar tüm süreçlerimize daha güçlü biçimde yansıtarak uzun vadeli ve sürdürülebilir etki yaratmayı sürdüreceğiz.” dedi. İnci Akü Sürdürülebilirlik Müdürü Andrea Mazzone ise üyeliğin şirketin sürdürülebilirlik yolculuğunu hızlandıracağını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “UN Global Compact’ın sunduğu ilke temelli yaklaşım, sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ortak ve uluslararası bir çerçevede geliştirmemize katkı sağlayacak. İnsan hakları ve çalışma standartlarından çevresel sorumluluğa, etik ve şeffaf iş yapış anlayışından yolsuzlukla mücadeleye kadar uzanan 10 İlke’yi iş süreçlerimize daha güçlü biçimde entegre edeceğiz. Mevcut uygulamalarımızı sürekli geliştirirken taahhütlerimizi somut ve ölçülebilir adımlara dönüştürmeyi, kaydettiğimiz ilerlemeyi de şeffaflıkla paylaşmayı hedefliyoruz.” İnci Akü, UN Global Compact üyeliğiyle birlikte sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerine yayılan bir değer yaratma modeli olarak ele almaya; çalışanları, iş ortakları, müşterileri ve diğer paydaşlarıyla daha kapsayıcı, sorumlu ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışmaya devam edecek. UN Global Compact’ın 10 İlkesi UN Global Compact’ın insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıkları altında belirlediği 10 İlke şöyle sıralanıyor: İnsan Hakları İş dünyası, ilan edilmiş insan haklarını desteklemeli ve bu haklara saygı duymalı. İş dünyası, insan hakları ihlallerinin suç ortağı olmamalı. Çalışma Standartları Çalışanların sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğü desteklenmeli. Zorla ve zorunlu çalıştırmaya son verilmeli. Her türlü çocuk işçiliği ortadan kaldırılmalı. İşe alım ve çalışma süreçlerinde ayrımcılığa son verilmeli. Çevre Çevre sorunlarına karşı ihtiyatlı yaklaşım desteklenmeli. Çevresel sorumluluğu artıracak çalışmalar desteklenmeli. Çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması teşvik edilmeli. Yolsuzlukla Mücadele Rüşvet ve haraç dâhil her türlü yolsuzlukla mücadele edilmeli. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Malatya, Türkiye'nin Örnek Şehirlerinden Biri Olacak Haber

Malatya, Türkiye'nin Örnek Şehirlerinden Biri Olacak

Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatyalı İş İnsanları Derneği'nin (MİAD) Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına katıldı. Başkan Er, genel kurulda yaptığı konuşmada, MİAD'ın önemli bir misyon üstlendiğini belirterek, "Çok güçlü bir sivil toplum kuruluşumuz var. Malatya'ya gönül bağıyla bağlı iş insanlarımız şehrimiz için önemli bir umut oluşturuyor" ifadelerini kullandı. Deprem sonrasında devletin tüm kurumlarının uyum içinde çalıştığını ifade eden Başkan Er, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum başta olmak üzere bakanlar, Malatya Valiliği, milletvekilleri ve bürokratlarla güçlü bir dayanışma içerisinde hareket ettiklerini söyledi. "Biz sadece depremin yaralarını sarmıyoruz, geleceğin Malatya'sını inşa ediyoruz" diyen Başkan Sami Er, şehircilikten ulaşıma, tarımdan sanayiye, turizmden altyapıya kadar her alanda kapsamlı projelerin hayata geçirildiğini kaydetti. Eylül ayında iki yıllık çalışmaların kamuoyuyla paylaşılacağı geniş kapsamlı bir lansman düzenleyeceklerini açıklayan Başkan Er, Büyükşehir Belediyesi olarak yaptıkları çalışmaları ve hayata geçirecekleri projeleri detayları kamuoyu ile paylaşacaklarını aktardı. 21 Temmuz'da Malatya'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 'COP31 Dirençli Şehirler Çalıştayı'na da değinen Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya'nın afetlere karşı dayanıklı şehir modeliyle uluslararası platformda örnek gösterileceğini, bu kapsamda kentte önemli çalışmaların yapıldığını belirtti. Büyükşehir Belediyesi olarak kent genelinde yaklaşık 35 milyar liralık altyapı yatırımı yürütüldüğüne dikkati çeken Başkan Er, "Malatya'nın 60-70 yıllık asbestli içme suyu hatlarını yeniliyoruz. Ciddi bir yatırım yapıyoruz. Altyapının yaklaşık yüzde 80'i değiştirildi" bilgisini paylaştı. Tamamlanan projelerle birlikte şehirde hiçbir atık suyun arıtılmadan doğaya bırakılmayacağına vurgu yapan Başkan Sami Er, çevre ve doğaya yönelik ciddi projeleri hayata geçirdiklerini anlattı. Ulaşım yatırımlarına ilişkin de bilgi veren Başkan Er, şunları kaydetti, "Malatya-Narlı Hızlı Tren Projesinin ihalesi gerçekleştirildi. Bu ihale kapsamında banliyö treni de projeye dahil edildi. İkizce'ye kadar uzanacak olan banliyö hattımız da bu kapsamda ihale edilmiş oldu. Ayrıca, şehir içinde planladığımız raylı sistem projemizde Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından onaylandı. Raylı sistem hattımız Kışla Caddesi, İnönü Caddesi, İstasyon ve Yüzüncü Yıl Parkı güzergâhında hizmet verecek. İkizce ve Organize Sanayi Bölgesine uzanacak banliyö hattımız da aynı proje kapsamında hayata geçirilecek." İçme suyu konusunda yıllardır yaşanan riskleri ortadan kaldıracak tarihi bir yatırımın da başlatıldığını ifade eden Er, uluslararası finansmanla yaklaşık 75 milyon avroluk alternatif su temin projesinin yürütüldüğünü söyledi. Fırat Havzası'ndan getirilecek yeni su kaynağı sayesinde Malatya'nın uzun yıllar su güvenliğinin sağlanacağını ve yaşanması ihtimal risklerin ortadan kaldırılacağını belirtti. Başkan Er, konuşmasının sonunda Malatyalı iş insanlarına teşekkür ederek, deprem sürecinde sağlanan desteklerin unutulmayacağını ifade etti. Yeni projelerde de iş dünyasının önemli katkılar sunduğunu belirten Er, iş insanı Ahmet Çalık'ın yapılacak büyük cami projesine, Ömer Gümüştekin'in ise Bilim Merkezi projesine destek verdiğini hatırlatarak, tüm hayırseverleri Malatya'nın yeniden inşasına katkı sunmaya davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai 2026 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Hyundai 2026 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

Hyundai, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaları, elde ettiği başarıları, hedefleri ve gelecek planlarını kapsayan 2026 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Hyundai, 2003 yılından bu yana her yıl yayımladığı sürdürülebilirlik raporuyla finansal ve finansal olmayan performansını yatırımcılar, müşteriler ve diğer küresel paydaşlarıyla şeffaf bir şekilde paylaşmayı sürdürüyor. Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, rapora ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Hyundai olarak ilerlemenin kendiliğinden gerçekleşeceğini hiçbir zaman varsaymıyoruz. İlerleme, her yıl kararlı ve istikrarlı adımlarla elde edilir. Sürdürülebilirlik, yüksek teknoloji odaklı mobilite şirketine dönüşümümüzün temel yapı taşlarından biridir. Bu rapor, 2025 yılı boyunca ekiplerimizin ortaya koyduğu çalışmaları, kaydettiğimiz ilerlemeyi ve önümüzde duran hedefleri ortaya koyuyor. Bugüne kadar kat ettiğimiz yoldan gurur duyarken, ulaşmamız gereken hedeflerin de farkındayız. Bu yıl ve sonrasında da daha fazlasını başarmaya devam edeceğiz”. 2026 Sürdürülebilirlik Raporu, Çevre (Environment), Sosyallik (Social) ve Yönetim (Governance) olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Çevre alanındaki çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Raporun çevre bölümünde, Hyundai’nin yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde kaydettiği önemli ilerlemelere yer veriliyor. Öne çıkan gelişmeler arasında: Avrupa, Kuzey Amerika ve Hindistan’daki tüm operasyonlarda kullanılan elektriğin yüzde 100’ünün yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmasını ifade eden RE100 hedefinin gerçekleştirilmesi,ABD’nin Georgia eyaletinde kurulan Hyundai Motor Group Metaplant America (HMGMA) tesisinde 147 MW kapasiteli güneş enerjisi elektrik satın alma anlaşmasının (PPA) imzalanması,Döngüsel ekonomiyi desteklemek amacıyla kullanım ömrünü tamamlamış bataryaların geri dönüşümüne yönelik gelişmiş bir sistemin kurulması yer alıyor. Raporda ayrıca Hyundai Motor Grubu’nun entegre hidrojen değer zincirini genişletmeye yönelik çalışmaları ile yeni nesil elektrifikasyon stratejileri de detaylı şekilde aktarılıyor. Şirket, biyolojik çeşitlilik risklerini daha etkin yönetebilmek amacıyla Doğa ile İlgili Finansal Beyanlar Görev Gücü (TNFD) çerçevesini de süreçlerine entegre ederek faaliyetlerinin çevresel etkisini en aza indirmeyi hedefliyor. Sosyal sorumluluk ve tedarik zinciri yönetiminde önemli adımlar Raporda sosyal sorumluluk başlığı altında ürün güvenliği, çalışan gelişimi ve iş sağlığı-güvenliği alanındaki çalışmalar öne çıkıyor. Başlıca gelişmeler şunlar: ABD’deki Insurance Institute for Highway Safety (IIHS) tarafından 16 Hyundai modeline Top Safety Pick (TSP) ve Top Safety Pick+ (TSP+) güvenlik derecelendirmelerinin verilmesi İş sağlığı ve güvenliği standartlarını daha da ileri taşımak amacıyla 2030 İş Güvenliği Yönetim Stratejisi (Together for BAROZERO) programının hayata geçirilmesi ve bu alandaki yatırımların artırılması. Şirket ayrıca, otomotiv sektörünün elektrifikasyon ve yapay zekâ odaklı dönüşüm sürecine çalışanların uyumunu desteklemek amacıyla “Just Transition” programını hayata geçirdi. Program kapsamında çalışanlara eğitim ve gelişim fırsatları sunuluyor. Kurumsal yönetim yapısı güçleniyor Raporda, Hyundai yönetim kurulunun çeşitliliğini ve bağımsızlığını artırmaya yönelik çalışmaları da yer alıyor. Öne çıkan uygulamalar arasında: Yönetim Kurulu karar alma süreçlerinde şeffaflığı artırmak amacıyla Baş Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi (Lead Independent Director) sisteminin uygulanmaya başlanması,Toplam 12 kişilik yönetim kurulunda dört kadın ve üç uluslararası üyenin görev almasıyla çeşitlilik ve kapsayıcı liderlik anlayışının güçlendirilmesi bulunuyor. Raporda ayrıca hissedar değerini artırmaya yönelik sorumlu yönetim anlayışı ile proaktif risk yönetimi uygulamaları da detaylandırılıyor. Bu kapsamda: 2025-2027 döneminde en az yüzde 35 Toplam Hissedar Getirisi (TSR) hedefleyen Value-up Programı,Yapay zekâ teknolojilerinin etik ve sorumlu kullanımını yönlendirmek amacıyla geliştirilen AI Governance Framework (Yapay Zekâ Yönetim Çerçevesi) öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Not: Hyundai’nin yurt dışı operasyonlarında yenilenebilir enerji kullanım oranı, Yenilenebilir Enerji Sertifikaları (REC) ve Elektrik Satın Alma Anlaşmaları (PPA) gibi uygulamalar sayesinde 2025 yılı itibarıyla yüzde 76 seviyesine ulaştı. Sürdürülebilirlik raporuna erişim artık daha kolay Hyundai Motor, sürdürülebilirlik çalışmalarının daha geniş kitleler tarafından kolayca takip edilebilmesi amacıyla bu yıl ana raporun yanında ayrı bir Özet Rapor da yayımladı. Özet raporda iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ve şirketin temel sürdürülebilirlik performans göstergeleri sade ve anlaşılır bir şekilde sunuluyor. 2026 Hyundai Motor Sürdürülebilirlik Raporu ve Özet Rapor, Hyundai resmi internet sitesindeki sürdürülebilirlik sayfasından incelenebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Sigorta’nın “Ormanın Gözleri” Projesine CSR Excellence Awards’tan Üç Ödül Haber

Anadolu Sigorta’nın “Ormanın Gözleri” Projesine CSR Excellence Awards’tan Üç Ödül

Şirket 1 Haziran 2026 tarihinde Londra’da, tarihi St Paul’s Cathedral’de gerçekleştirilen törende Sürdürülebilirlik, İnovasyon ve Topluma Bağlılık kategorilerinde silver ödül kazandı. Anadolu Sigorta’nın Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirdiği “Ormanın Gözleri” projesi, uluslararası alanda önemli bir başarıya imza attı. Proje, CSR (Corporate Social Responsibility) Excellence Awards kapsamında Sürdürülebilirlik, İnovasyon ve Topluma Bağlılık kategorilerinde ödül kazandı. Dünyanın farklı ülkelerinden kurumları bir araya getirirken ödül kazanan projelere uluslararası görünürlük ve saygınlık kazandıran CSR Excellence Awards’ta elde edilen bu başarı, Anadolu Sigorta’nın sürdürülebilirlik vizyonunun ve toplumsal fayda odaklı yaklaşımının küresel ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koydu. Bu sayede “Ormanın Gözleri”nin teknoloji, çevre ve toplum kesişiminde yarattığı etki de güçlü şekilde tescillendi. Anadolu Sigorta Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Afet Yönetimi Koordinatörü Berna Ergüntan “Teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında geliştirdiğimiz “Ormanın Gözleri” projesi, şirketimizin çevre ve doğa koruma alanındaki çalışmalarının en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu projemizle elde ettiğimiz başarımızın CSR Excellence Awards’ta tescillenmesinden büyük memnuniyet duyuyorum. Ormanın Gözleri projesi, 2026 yılında devreye alınacak 4 yeni yapay zekâ destekli yangın gözetleme kulesi ve 2 yeni gözetleme sistemi ile daha da genişleyecek.” dedi. Teknoloji ve doğayı buluşturan örnek model 2022 yılında başlatılan “Ormanın Gözleri” projesi, yangın riski yüksek bölgelerde kurulan yeni nesil gözetleme kuleleri ve yapay zekâ destekli sistemler aracılığıyla erken tespit ve hızlı müdahale imkânı sağlıyor. Proje kapsamında farklı illerde hayata geçirilen kuleler sayesinde geniş ormanlık alanlar kesintisiz olarak izlenirken, bugüne kadar çok sayıda yangın büyümeden kontrol altına alındı. Kuleler yalnızca yangın gözetimiyle sınırlı kalmayıp yaban hayatının izlenmesi ve iletişim altyapısının güçlendirilmesi gibi çok boyutlu katkılar da sunuyor. Bu yönüyle proje, teknoloji temelli doğa koruma uygulamaları arasında öne çıkan bütüncül bir model niteliği taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L’Oréal'den İklim Krizi Fonu’na 20 milyon Euro’luk Ek Kaynak Haber

L’Oréal'den İklim Krizi Fonu’na 20 milyon Euro’luk Ek Kaynak

Tekno-güzellik devi, 2023 yılından bu yana 32 ülkede yürüttüğü 30’dan fazla projeyle sağlık, temiz su, gıda güvenliği ve afetlere dayanıklılık alanlarında somut destekler sunuyor. İklim değişikliğinin etkilerinin dünya genelinde giderek daha görünür hale geldiği bir dönemde L’Oréal, İklim Krizi Fonu’na yönelik desteğini büyüterek yeni bir kaynak ayırdığını açıkladı. Şirket, 2030 yılına kadar sağlayacağı ilave 20 milyon Euro’luk kaynakla, iklim krizinden en fazla etkilenen kırılgan toplulukların afetlere karşı dayanıklılığını artırmayı hedefliyor. Sahada üç yıl boyunca yürütülen uygulamalar ve iş ortaklarıyla gerçekleştirilen kapsamlı çözüm doğrulama süreçlerinin ardından fon, ikinci aşamasına geçerek başarısı kanıtlanmış modelleri ölçeklendirerek hem risklerin önlenmesini hem de acil durum müdahale kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor. 2025 yılında dünya genelinde kaydedilen 358 doğal afetin 110 milyondan fazla insanı etkilediği ve bu olayların yüzde 85’inin iklim kaynaklı olduğu belirtilirken, L’Oréal’in fonu bu zorluklara karşı fark yaratmak ve kırılgan toplulukları desteklemek için çalışıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan L’Oréal CEO’su Nicolas Hieronimus, “Güzellik, en iyi haliyle insan onurunun ve özgüveninin bir ifadesidir. Ancak sağlık, güvenlik ve daha iyi bir yaşam için gerekli temel koşullar olmadan bunun bir anlamı yoktur. İklim Krizi Fonu’na yönelik bu yenilenen taahhüdümüz, dünyayı harekete geçiren güzelliği yaratma misyonumuzun bir parçasıdır” dedi. L’Oréal Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas ise, “İklim değişikliği çevre, insan sağlığı, geçim kaynakları ve güvenlik üzerinde geniş kapsamlı etkiler yaratıyor. Dayanıklılık inşa etmek artık bir zorunluluk. Sağlık hizmetlerine, temiz suya ve gıda güvenliğine erişimi artırarak toplulukların iklim krizlerine hazırlanmasına ve toparlanmasına yardımcı olma kapasitemizi derinleştiriyoruz” ifadelerini kullandı. İklim krizine karşı yerel çözümler küresel etkiye dönüşüyor L’Oréal İklim Krizi Fonu, 2023 yılından bu yana 32 ülkede 30’dan fazla projeyi destekledi. Hindistan'da, HERA (eski adıyla Climate Resilience for All) ve Self-Employed Women's Association (SEWA) iş birliğiyle, kayıt dışı sektörde çalışan 50 bin kadın için türünün ilk örneği olan bir aşırı sıcaklık sigortası programı hayata geçirildi. Peru ve Ekvador'da, World Vision France iş birliğiyle fon, yerli halkın geleneksel bilgisini bilimsel verilerle bir araya getiren bir yapay zekâ sistemi geliştirilmesine katkı sağlıyor. Bu sistem sayesinde Amazon bölgesindeki topluluklar sel ve diğer iklim tehditlerini daha iyi öngörebiliyor ve bu risklere karşı daha etkin şekilde hazırlık yapabiliyor. Kenya'da ise iklim değişikliğinin küresel ruh sağlığı krizini derinleştirdiği gerçeğinden hareketle, Slum Dwellers International iş birliğiyle Nairobi'nin kayıt dışı yerleşim bölgelerinde yaşayan 1.300 genç eğitiliyor. Bu gençler, topluluk temelli psikososyal destek programlarını yürütmek üzere hazırlanarak, toplumun kendi içinden güç alan sürdürülebilir bir ruh sağlığı dayanıklılığı modeli oluşturuyor. L'Oréal İklim Krizi Fonu, şirketin küresel sorunlara farklı açılardan çözüm üretmek amacıyla oluşturduğu geniş ekosistemin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu ekosistem kapsamında hayırseverlik fonları (L'Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu ve L'Oréal İklim Krizi Fonu), etki yatırımları (L'Oréal Doğanın Yenilenmesi Fonu ve Döngüsel İnovasyon Fonu), borç finansmanı (Solstice Fund) ile sürdürülebilir inovasyon hızlandırıcısı (L'AcceleratOR) yer alıyor. Bu girişimler kapsamında bugüne kadar toplam 415 milyon Euro’luk taahhütte bulunulurken, söz konusu çalışmalar “Gelecek için L'Oréal” sürdürülebilirlik programının temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu Haber

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu

UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir.

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi Haber

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi

Türkiye’de sürdürülebilirlik verisi alanında bir ilk olma niteliği taşıyan analiz, UN Global Compact katılımcısı şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini Avrupa ve küresel verilerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Miniklerden İklim Seferberliği Haber

Miniklerden İklim Seferberliği

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyesi çocukların kararı doğrultusunda, kent genelinde çocuklara ve gençlere yönelik iklim eylemi odaklı eğitim ve farkındalık çalışmalarını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen “Yerelde İklim Eylemi ve Çocuk Sempozyumu” serisini tamamladı. Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından, Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışma kapsamında, sekiz pilot okulda eğitim gören çocuklara iklim krizi ve çoklu krizler konusunda farkındalık kazandırmaya yönelik eğitimler verildi. Sempozyumlar kapsamında 549 öğrenciyle tam zamanlı eğitim çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, belirlenen temalar doğrultusunda komisyonun rehberliğinde iklim odaklı kampanyalar yürüttü. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen kapanış toplantısında ise projeye katılan okullar, yıl boyunca gerçekleştirdikleri iklim odaklı çalışmaları birbirleriyle paylaştı. Önemli bir farkındalık sürecine katkı sunan çocuklara program sonunda sertifikaları takdim edildi. İklim dostu etkinlikler Sempozyum programında; tohum, toprak, tarımsal faaliyetler ve su döngüsü ekseninde iklim değişikliği eğitimlerinin yanı sıra iklim krizi ile çocuk hakları arasındaki ilişkiyi ele alan farkındalık ve savunuculuk çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, “Su Kahramanları”, “Enerji Dedektifleri”, “Atıksız Okul”, “İklim Elçileri”, “Geri Dönüşüm Savaşçıları” ve “Hayvan Dostu Okul” başlıkları arasından seçim yaparak yıl boyunca belirledikleri alanda çalışmalar yürüttü. Bu kapsamda boş sınıflarda ışıkların kapatılması, gün ışığından daha fazla yararlanılması, su tasarrufu için muslukların kontrol edilmesi ve sızıntıların tespit edilmesi, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, atık pillerin toplanması, beslenme çantalarında sürdürülebilir tüketim farkındalığının artırılması, geri dönüşüm kutularının doğru kullanılması, geri dönüştürülmüş malzemelerle sanat çalışmaları yapılması ve okul bahçelerinde hayvanlar için su ve mama kapları hazırlanması gibi çok sayıda etkinlik hayata geçirildi. Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda çalışmalar yürüten AIESEC’in Dünya'nın En Büyük Dersi (World’s Largest Lesson-WLL) projesi kapsamında, Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından 30 gence yönelik eğitici eğitimi düzenlendi. AIESEC İzmir iş birliğiyle yürütülen proje sayesinde bin 500 çocuğa ulaşıldı. Çalışmalar kapsamında toplam 2 bini aşkın öğrenciyle birebir temas kurulurken, veliler ve öğretmenlerin de sürece dahil olmasıyla yaklaşık 10 bin kişiye erişim sağlandı. “İklim için birlikte hareket etmeliyiz” Sempozyum serisinin kapanış toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, çocukların yalnızca geleceğin değil, bugünün de önemli aktörleri olduğunu vurgulayarak, “Çocuklar genellikle gelecekle ilişkilendirilir. Oysa onlar tam da bugün şekilleniyor ve değişimin bir parçası oluyor. Sizler, yaşadığınız dünyaya bugün sahip çıkmanız açısından da çok değerlisiniz. Atılan küçük adımlar süreklilik kazandığında büyük değişimlere dönüşebilir. Bu farkındalığı ailelerinize, arkadaşlarınıza ve çevrenize taşıyacaksınız. Etki dalga dalga büyür ve bunu kalıcı hale getirebilirsek, iklim krizi gibi küresel sorunlarla hep birlikte mücadele edebiliriz” dedi. “Farkındayız ve çaba harcıyoruz” Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürü Emre Uysal ise, “Yerel yönetimler olarak iklim krizi ve onun yarattığı çoklu krizlere karşı gerekli dönüşümleri gerçekleştirmek zorundayız. Bu noktada en önemli hedef kitlemiz çocuklar. Çünkü kullandığımız kaynaklar aslında siz çocukların geleceğine ait. Biz büyükler olarak bunun farkındayız ve daha yaşanabilir bir dünya için çözüm üretmeye çalışıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak okullarda yürütülen bu eğitimleri çok değerli buluyoruz” dedi. “Biz değişirsek toplum değişir” İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç da sürdürülebilirliğin yalnızca çevreyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Genellikle sürdürülebilirlik denildiğinde akla ilk olarak çevre geliyor. Oysa sürdürülebilirliğin çevresel, ekonomik ve toplumsal olmak üzere üç temel boyutu bulunuyor. Bunlar arasında en önemlilerinden biri de toplumsal sürdürülebilirlik. Çocuklar; yönetime katılmanız, fikirlerinizi dile getirmeniz ve bizlere yol göstermeniz çok kıymetli. Siz değişirseniz bizi değiştirirsiniz, biz değişirsek toplum değişir” ifadelerini kullandı. İklim kahramanları sahnedeydi Toplantıda, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyeleri Poyraz Karagöz ve Lidya Mina Alpargu da söz alarak görüşlerini paylaştı. Projeye katılan öğrenciler ise sahneye çıkarak dönem boyunca yürüttükleri iklim dostu çalışmaları ve elde ettikleri kazanımları anlattı. Farkındalığın ve paylaşımın öne çıktığı etkinlikte, canlı müzik performansı da katılımcılara keyifli anlar yaşattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.