Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevre

Kapsül Haber Ajansı - Çevre haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevre haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dicle Elektrik’ten Ekonomiye Dev Katkı Haber

Dicle Elektrik’ten Ekonomiye Dev Katkı

Dicle Elektrik atölyelerinde yapılan trafo modernizasyonu sayesinde hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunuldu hem de önemli bir ekonomik tasarruf elde edildi. Dicle Elektrik Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirdiklerini belirterek, bu sayede yaklaşık 642 milyon TL’ye denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladıklarını belirtti. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. “Sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlıyoruz” Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün şunları söyledi: “Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon TL’lik bir katma değer sağladık.” Tüzün, sözlerine şöyle devam etti: “Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor.” Daha sürdürülebilir bir enerji altyapısı Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Continental Küresel Geri Dönüşüm Günü'nde “Sürdürülebilirliğe Yol Açıyor” Haber

Continental Küresel Geri Dönüşüm Günü'nde “Sürdürülebilirliğe Yol Açıyor”

Sürdürülebilir mobiliteye öncülük eden şirket, PET şişelerden yemeklik atık yağa, pirinç kabuğu külünden geri dönüştürülmüş çeliğe kadar pek çok farklı kaynağı yüksek performanslı lastik bileşenlerine dönüştürüyor. Her yıl 18 Mart’ta kutlanan Küresel Geri Dönüşüm Günü, gezegenimizin sınırlı kaynaklarını korumanın ve atıkları yeniden üretim süreçlerine kazandırmanın önemini hatırlatıyor. Geri dönüşümü üretim sürecinin merkezine alan Continental, bu özel günde sürdürülebilir mobiliteye yön veren yenilikçi uygulamalarını ve hammadde teknolojilerini paylaşıyor. Pet Şişeden Lastik, Pirinç Kabuğu Külünden Silika Sürdürülebilirlik yolculuğunda inovasyon portföyünü her geçen gün genişleten Continental, PET şişelerden elde edilen polyester iplikleri yüksek performanslı lastik bileşenlerine dönüştürüyor. Kullanım ömrünü tamamlamış lastiklerden elde edilen piroliz yağını ve yemeklik yağ atıklarından üretilen sentetik kauçuğu ise üretim süreçlerine entegre ediyor. Bitkisel yağ kaynaklı reçineler, lastiklerin dayanıklılık ve performans dengesini güçlendiriyor ve ıslak zeminde yol tutuşunu artırarak aynı zamanda enerji verimliliğine de katkı sağlıyor. Pirinç kabuğu küllerinden elde edilen silika ve biyobazlı karbon siyahı gibi yenilikçi hammaddelerle doğanın dengesini gözeten marka, geri dönüştürülmüş çelik telleri de üretime dahil ederek kaynak verimliliğini destekliyor. Continental’in sürdürülebilirlik yaklaşımı yalnızca hammadde tarafında değil, ürün performansında da kendini gösteriyor. Düşük yuvarlanma direnci sunan lastikler, yakıt tüketimini ve karbon emisyonunu azaltmaya katkı sağlarken, uzun ömürlü tasarım ise daha az atık oluşmasını destekliyor. 5 Yılda 197 Milyon Litre Su Tasarrufu Continental geri dönüşümün yanı sıra kaynakların verimli kullanımını da ön planda tutuyor. Lastik üretiminde kritik öneme sahip olan suyun verimli kullanımı, markanın çevresel hedeflerinin merkezinde yer alıyor. Şirket, 2020–2025 yılları arasında tüm üretim tesislerinde ürün başına su çekimini yüzde 10’dan fazla azaltarak toplam 197 milyon litre su tasarrufu sağladı. 79 olimpik yüzme havuzunu doldurmaya yetecek bu hacme ise suyun daha verimli kullanımı, arıtılması ve geri kazanımı sayesinde ulaştı. Maksimum Güvenlik, Minimum Çevre Etkisi: UltraContact NXT Continental’in sürdürülebilirlik vizyonunun somut örneklerinden biri, yüzde 65’e varan yenilenebilir, geri dönüştürülmüş ve ISCC PLUS sertifikalı malzeme içeren UltraContact NXT modeli. NXT'nin hamuru ve yapısı, doğal kauçuk, pirinç kabuğu külünden üretilen silika, geri dönüştürülmüş PET, geri dönüştürülmüş çelik ve daha fazlasının optimum karışımını içeriyor. Bağımsız kuruluşlar tarafından hem sürdürülebilirlik hem de performans kriterlerinde ödüllendirilen UltraContact NXT lastik, çevresel sorumluluk ile yüksek sürüş güvenliğini bir arada sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASAŞ “Sen de Bir Tohum At” Projesiyle Doğayı Yeniden Yeşertmeye Devam Ediyor Haber

ASAŞ “Sen de Bir Tohum At” Projesiyle Doğayı Yeniden Yeşertmeye Devam Ediyor

Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından ASAŞ, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarına kararlılıkla devam ediyor. Birleşmiş Milletler Ekosistem Restorasyonu partneri olan Ecording iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında, Marmaris Hisarönü bölgesinde yangından etkilenen alanların yeniden ağaçlandırılmasına katkı sağlanıyor. ASAŞ, bu süreçte projeyi daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve toplumsal farkındalığı artırmayı hedefliyor. Yenilikçi Teknolojiyle Doğaya Dönüş Projede EcoDrone teknolojisi kullanılarak bölgeye uygun ağaç türlerinin tohumları doğayla buluşturuluyor. Kuşların uçuş hareketlerini taklit eden drone’lar sayesinde insan erişiminin zor olduğu alanlara ulaşılabiliyor ve tohumlar güvenli şekilde toprağa bırakılabiliyor. Hayvanlar tarafından yenmemesi ve rüzgârla savrulmaması için özel kil kaplama ile korunan tohumlar, küresel iklim krizinden etkilenen bölgelerde yaşayan dezavantajlı kadınlar tarafından hazırlanıyor. Böylece proje hem çevresel hem de toplumsal fayda üretmeye devam ediyor. Doğaya Umut, Geleceğe Nefes Ekim yapılacak alanlar, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından belirlenirken, uygun ağaç türleri ekosistem uzmanlarının katkısıyla seçiliyor. Marmaris Hisarönü için belirlenen türler arasında Kızılçam, Karaçam, Keçiboynuzu ve Defne bulunuyor. Atılan tohumlar ağaca dönüştüğünde; 31.250 m² tahrip olmuş alanın yeniden yeşermesi, her yıl 8.813 ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağlanması ve her yıl 450 milyon litre su tasarrufu hedefleniyor. Bu etkiler, projenin yalnızca bir çevre yatırımı değil, aynı zamanda gelecek nesillere bırakılacak güçlü bir miras olduğunu ortaya koyuyor. Toplumu Sürece Dahil Eden Kampanya: “Sen de Bir Tohum At” ASAŞ, bu projeyle yalnızca doğaya katkı sunmakla kalmıyor; toplumu da bu sürecin aktif bir parçası olmaya davet ediyor. “Sen de Bir Tohum At” kampanyası kapsamında kullanıcılar, ASAŞ’ın projeye özel hayata geçirdiği www.asaslagelecek.com web sitesi üzerinden bir tıklamayla doğaya tohum armağan edebiliyor. Kampanya ile hem bireylerin ekosistemin yeniden canlanma sürecine katkı sağlaması teşvik ediliyor hem de çevresel konularda toplumsal farkındalığın artırılması hedefleniyor. Böylece doğaya katkı sunmanın herkes için erişilebilir bir adım olduğu gösteriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri 2026 Başvuruları Başladı Haber

ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri 2026 Başvuruları Başladı

Bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen ödül programı; sürdürülebilirlik alanındaki örnek uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı ve sanayi kuruluşlarında çevresel sorumluluk bilincini güçlendirmeyi hedefliyor. ÇEVKO Vakfı’nın, Türkiye’deki tek temsilcisi olduğu ve çoğunluğu AB üyesi 31 ülkede, 540 milyon tüketiciyi kapsayan Yeşil Nokta sembolünün, genişletilmiş üretici sorumluluğu modelinin en başarılı uygulama örnekleri arasında yer aldığını belirten ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Yeşil Nokta, sorumlu üreticiyi ve tüketicinin sorumluluğa gösterdiği saygı ve beğeniyi simgeliyor. Sürdürülebilir üretim, kaynak verimliliği ve çevresel performans alanlarında, belirlenen kriterleri en yüksek oranda sağlayan kuruluşların yasal sorumluluklarının ötesinde gerçekleştirmekte oldukları örnek çalışmaları ödüllendirirken; aynı zamanda piyasaya süren konumda olan tüm firmaları benzer çalışmalara özendirmeyi ve teşvik etmeyi hedefliyoruz” dedi. Yeşil Nokta Marka Alt Lisans Sözleşmesi bulunan firmalar; “Ambalajda Önleme Uygulamaları”, “Atık Yönetimi Sistemi ve Uygulamaları” ve “Çevre Konulu Sosyal Sorumluluk Uygulamaları” kategorilerinde sürdürülebilirlik alanındaki başarılı çalışmalarını ödül programı kapsamında sunma fırsatı buluyor. Başvurular, Büyük Ölçekli İşletmeler ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler için ayrı ayrı değerlendirilerek her ölçekteki kurumun adil koşullarda ele alınması sağlanıyor. ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri'nin 2026 yılı başvuruları 2 Mart – 22 Mayıs tarihleri arasında https://www.cevko.org.tr/oduller/sanayi-odulleri web sitesi üzerinden devam edecek. Ödül sürecinde önceki yıllarda Yeşil Nokta Sanayi Ödülünü almaya hak kazanan firmalar şöyle sıralanıyor: Abdi İbrahim, Akçansa, Anadolu Efes, Bayer, Boyner, Coca-Cola İçecek, Eczacıbaşı Girişim, Danone Hayat, Frito Lay, Gürok Turizm, Hidropar, Korozo Ambalaj, Kurtsan İlaçları, Mey/Diageo, Migros, Mondi Tire Kutsan, Nestle Waters, Netpak Ambalaj, PepsiCo Türkiye, Procter & Gamble, Reckitt Benckiser, Sapro, Sarten Ambalaj, Şişecam, Tat Gıda, Tetra Pak, Tofaş, Unilever ve Vestel Beyaz Eşya. Yeşil Nokta Sembolünün Türkiye’deki Tek Temsilcisi ÇEVKO Vakfı ÇEVKO Vakfı 2003 yılında PRO-Europe’la yaptığı sözleşme kapsamında uluslararası “Yeşil Nokta” sembolünün Türkiye’deki kullanım hakkının tek sahibi konumunda bulunuyor. Avrupa’da çok yaygın olan bu sembolü ülkemizde kullanmak isteyen kuruluşlar, ÇEVKO Vakfı ile alt lisans sözleşmesi yaparak “Yeşil Nokta” sembolünü kullanabiliyorlar. Türkiye’de 1.600’e yakın firma piyasaya sürdüğü ürünlerinin ambalajında Yeşil Nokta sembolünü kullanıyor ve geri dönüşüm sistemine mali katkı sağladığını tüketicilerine gösteriyor. Tüketiciler Türkiye’de Yeşil Nokta kullanan şirketleri önemsiyor. ÇEVKO Vakfı’nın 2024 yılı içerisinde yaptırdığı “Yeşil Nokta Algı Araştırması” sonuçları, vakfın Türkiye’deki temsilcisi olduğu uluslararası Yeşil Nokta işaretinin ülkemizdeki bilinirliği, algısı, markalar ve şirketler için tüketicilerin satın alma kararlarına etkisi hakkında çarpıcı sonuçlar ortaya koymuştu. Araştırma sonuçlarına göre her iki kişiden biri YEŞİL NOKTA işaretini daha önce gördüğünü belirtiyor. Her beş kişiden biri Yeşil Nokta’nın anlamını doğru ifade ediyor. Araştırmaya katılanların yüzde 75’inden fazlası, kısa bir tanıtımın ardından, Yeşil Nokta’lı markalara güvendiklerini, satın almaları halinde geri dönüşüme destek oldukları için kendilerini iyi hissedeceklerini, Yeşil Nokta’lı ürünleri kullanmayı sürdüreceklerini ve başkalarına da önereceklerini ifade ediyor. Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 74’ten fazlası, Yeşil Nokta’yı kullanan şirketleri yasal yükümlülüğünü yerine getiren, sürdürülebilirlik konusunda çalışan, çevreye olan etkisini hesaplayan, geri dönüşüme mali destek veren, üretici sorumluluğunu uygulayan şirketler olarak algıladıklarını beyan ediyor. Ürünün çevreye olan etkisi, tüketicilerin seçtikleri markaya karar vermelerinde en etkili dört faktör arasında yer alıyor ve her iki tüketiciden birinin dikkatini çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKO Grup Karbon Salımını Azaltıyor Haber

AKO Grup Karbon Salımını Azaltıyor

Dünya genelinde ve Türkiye’de hızla artan atık lastik miktarı, çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik bir sorun olarak öne çıkıyor. Yakılarak bertaraf edilen lastikler zehirli gaz salımına neden olurken, doğada kontrolsüz şekilde bırakıldığında uzun yıllar çözünmeden toprak ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Bu sorunun çözümünde geri dönüşüm süreçleri büyük önem taşırken, AKO Grup sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda hayata geçirdiği yatırımlarla çevreye duyarlı üretim anlayışını güçlendiriyor. AKO ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde geri dönüştürülen atık lastiklerden elde edilen kauçuk ve çelik gibi nitelikli ham maddeler yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Bu süreç hem enerji tasarrufu sağlıyor hem de ithal hammadde ihtiyacını azaltarak ülke ekonomisine katkı sunuyor. Türkiye’nin atık lastik yüküne sürdürülebilir bir çözüm getiriyor AKO Grup, Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL) Geri Dönüşüm Tesisi ile atık lastiklerin çevreye verdiği zararı en aza indirmeyi hedefliyor. Toplamda 80 bin metrekare açık, 21 bin metrekare kapalı alana sahip tesis, yıllık 75 bin ton atık lastiği geri dönüştürme kapasitesiyle Türkiye’de bir yılda oluşan lastik atığının yaklaşık dörtte birini bertaraf edebiliyor. Yaklaşık 30 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen tesis, Sıfır Atık Projesi’ne sağladığı katkının yanı sıra karbon salımının azaltılmasında da önemli bir rol üstleniyor. Tesisin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle yıllık 834 bin ton karbon salımının önlenmesi mümkün hale gelirken, bu miktar yaklaşık 250 bin ağacın bir yılda sağladığı karbon azaltımına eşdeğer bir etki yaratıyor. “Sıfır atık yaklaşımını stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz” AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi Safa Özcan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Çevresel sorumluluğu, iş yapış şeklimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Dönüşüm Tesisi, AKO Grup’un sıfır atık ve sürdürülebilirlik hedeflerinin somut bir göstergesidir. Bu tesisle hem çevresel riskleri azaltıyor hem de atıkları ekonomik değere dönüştürerek ülkemize katkı sağlıyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak için yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mavi, S&P Global Sustainability Yearbook 2026’ya Girmeye Hak Kazandı Haber

Mavi, S&P Global Sustainability Yearbook 2026’ya Girmeye Hak Kazandı

CSA kapsamında bu yıl Mavi’nin de yer aldığı “Textiles, Apparel & Luxury Goods” sektöründe globalde 117 şirket değerlendirildi ve sadece en yüksek performansı gösteren 13 tanesi listelere girebildi. Mavi, kendi sektöründe en yüksek puan alan ilk %15’lik dilimdeki şirketlerden biri ve kategoride Türkiye’yi temsil eden ilk ve tek hazır giyim markası oldu. “Sürdürülebilirlik yolculuğumuza kararlılıkla ve emin adımlarla devam ediyoruz” Konuyla ilgili açıklama yapan Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz şöyle konuştu: “Sürdürülebilirlik, özellikle son 6 yıldır şirket stratejimizin temel yapıtaşı konumunda. Kaliteyle sürdürülebilir büyüme üzerine kurduğumuz; İnsan, Çevre, Toplum ve Denim’i odağına alan All Blue stratejimizkapsamında sürdürülebilirliği şirket kültürüne, vizyonumuza, iş yapış şekillerine, ürünlere ve büyüme hedeflerimize entegre etmek üzere önemli yol aldık. Yolculuğumuz en başından beri, dünyanın öncü jean ve lifestyle markalarından biri olmanın verdiği sorumlulukla, uzun vadeli değer yaratma hedefiyle hareket ediyoruz. İnovasyon, tasarım, dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımımızla desteklediğimiz sürdürülebilirlik çalışmalarımızın, S&P Yearbook ile birlikte global arenada bir kez daha başarıyla taçlandırılmış olmasından mutluluk duyuyoruz. Bu yıl dünya hazır giyim sektöründen sadece 13 şirketin girmeye hak kazandığı S&P’nin Sürdürülebilirlik Yıllığı’nda yer almak, sürdürülebilirlik performansımızın uluslararası ölçekte bağımsız ve güvenilir bir metodoloji ile onaylanması anlamına geliyor. Sektörümüzdeki öncü rolümüze işaret eden bu güzel gelişme; TIME Sürdürülebilir Büyüme araştırmasında dünyanın en iyi ikinci şirketi ve moda sektörünün lideri olmak ya da CDP’den son üç yıldır üst üste double A notu alarak global iklim liderleri arasında yer almak gibi; bizi hem gururlandırıyor hem de bu alandaki kararlılığımızı ortaya koyuyor.” CSA, sürdürülebilirlik performansını bütüncül olarak ölçüyor Sürdürülebilirlik odaklı yatırımcılar için önem taşıyan CSA değerlendirmesinde şirketler, çevresel, sosyal, yönetişim ve ekonomik boyutlarıyla, sektöre özgü kriterler üzerinden puanlanıyor. İklim stratejisi, sürdürülebilir ham madde kullanımı ve ürün sorumluluğundan insan hakları, çalışan sağlığı ve güvenliği ile müşteri ilişkileri ve tedarik zinciri yönetimine kadar uzanan bu kapsamlı değerlendirme, şirketlerin sürdürülebilirlik performansını bütüncül bir yaklaşımla ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik Yıllığı’nda yer alabilmek için bir şirketin, kendi sektöründeki en yüksek puan alan %15'lik dilime girebilmesi ve yine kendi sektöründeki en yüksek puan alan şirketle olan farkının en fazla %30 olması gerekiyor. Globalde sürdürülebilirlik liderleri arasında kalıcı bir yer edindi Mavi, bu yılın başında, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak amacıyla iş dünyasının işleyişini değiştirmeyi hedefleyen dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP’nin (Carbon Disclosure Project) İklim Değişikliği ve Su Güvenliği programlarının her birinden A notu alarak, üçüncü kez üst üste çift A notuyla CDP’nin global iklim liderleri arasına girmeye hak kazandı. TIME Dergisi ve küresel veri analizi platformu Statista tarafından hazırlanan “World’s Best Companies - Sustainable Growth” isimli araştırmada, önceki yıla göre altı basamak yükselerek, sürdürülebilir büyümede dünyanın en iyi 2’nci şirketi seçildi ve global hazır giyim sektöründeki liderliğini sürdürdü. Paris İklim Anlaşması’yla uyumlu şekilde belirlediği kısa dönem emisyon azaltım hedeflerinin ardından, 2025’te net zero emisyon azaltım hedefleri de, Science Based Targets initiative (SBTi) tarafından onaylandı. Bu gelişme, markanın sürdürülebilirlik çalışmalarının bilim temelli ve titizlikle yürütüldüğünün önemli bir göstergesi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKO Grup Atık Lastikleri Ekonomiye Kazandırıyor Haber

AKO Grup Atık Lastikleri Ekonomiye Kazandırıyor

Dünya genelinde ve Türkiye’de hızla artan atık lastik miktarı, çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik bir sorun olarak öne çıkıyor. Yakılarak bertaraf edilen lastikler zehirli gaz salınımına neden olurken, doğada kontrolsüz şekilde bırakıldığında uzun yıllar çözünmeden toprak ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Bu sorunun çözümünde geri dönüşüm süreçleri büyük önem taşırken, AKO Grup sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda hayata geçirdiği yatırımlarla çevreye duyarlı üretim anlayışını güçlendiriyor. AKO ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde geri dönüştürülen atık lastiklerden elde edilen kauçuk ve çelik gibi nitelikli ham maddeler yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Bu süreç hem enerji tasarrufu sağlıyor hem de ithal hammadde ihtiyacını azaltarak ülke ekonomisine katkı sunuyor. Türkiye’nin atık lastik yüküne sürdürülebilir bir çözüm getiriyor AKO Grup, Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL) Geri Dönüşüm Tesisi ile atık lastiklerin çevreye verdiği zararı en aza indirmeyi hedefliyor. Toplamda 80 bin metrekare açık, 21 bin metrekare kapalı alana sahip tesis, yıllık 75 bin ton atık lastiği geri dönüştürme kapasitesiyle Türkiye’de bir yılda oluşan lastik atığının yaklaşık dörtte birini bertaraf edebiliyor. Yaklaşık 30 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen tesis, Sıfır Atık Projesi’ne sağladığı katkının yanı sıra karbon salınımının azaltılmasında da önemli bir rol üstleniyor. Tesisin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle yıllık 834 bin ton karbon salınımının önlenmesi mümkün hale gelirken, bu miktar yaklaşık 250 bin ağacın bir yılda sağladığı karbon azaltımına eşdeğer bir etki yaratıyor. “Sıfır atık yaklaşımını stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz” AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi Safa Özcan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Çevresel sorumluluğu, iş yapış şeklimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Dönüşüm Tesisi, AKO Grup’un sıfır atık ve sürdürülebilirlik hedeflerinin somut bir göstergesidir. Bu tesisle hem çevresel riskleri azaltıyor hem de atıkları ekonomik değere dönüştürerek ülkemize katkı sağlıyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak için yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zorlu Enerji’nin Ar-Ge Projelerine Uluslararası Fon Desteği Haber

Zorlu Enerji’nin Ar-Ge Projelerine Uluslararası Fon Desteği

Zorlu Enerji Jeotermal Kaynaklar, Ar-Ge ve İnovasyon Grup Müdürü Ural Halaçoğlu, “Ar-Ge’yi tüm iş süreçlerimize entegre edebilme yetkinliğimizi sürekli geliştiriyoruz. Bu doğrultuda dünyadaki iyi uygulamaları yakından takip ediyor ve iş birliklerimizi güçlendirmeye odaklanıyoruz” dedi. Ar-Ge ve inovasyonu sürdürülebilir büyüme stratejisinin merkezine alan Zorlu Enerji, Avrupa Birliği tarafından araştırma, geliştirme ve inovasyon projelerine destek olmak amacıyla oluşturulan UFUK Avrupa (Horizon Europe) Programı kapsamında aldığı hibe destekleriyle, Türkiye’nin en başarılı sanayi kuruluşları arasında yer alıyor. 2018 yılından bu yana 17 Ar-Ge projesine toplamda 4,14 Milyon Euro ve yaklaşık 30 Milyon TL hibe desteği alan Zorlu Enerji, çevre, enerji, dijital alanda çığır açan çözümler geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarını sürdürüyor. Zorlu Enerji’nin 6 Ar-Ge projesine 2,41 Milyon Euro hibe desteği Zorlu Enerji’nin dekarbonizasyon, dijitalizasyon ve desantralizasyon odaklı projeler yürüttüğünü belirten Zorlu Enerji Jeotermal Kaynaklar, Ar-Ge ve İnovasyon Grup Müdürü Ural Halaçoğlu, “Ar-Ge birimi olarak AB’nin en büyük araştırma ve inovasyon programı olan UFUK Avrupa kapsamında bugüne kadar JIDEP, SEHRENE, nGel, EOLIAN, Twinvest ve VERTI-GO projelerinin de aralarında bulunduğu altı ayrı Ar-Ge projemizle toplam 2,41 Milyon Euro hibe desteği almaya hak kazandık. 2023 yılında, proje bazında bugüne kadarki en yüksek bütçeye sahip olan 1,91 milyon Euro destekli nGel projemiz bu kapsamda hibe desteği aldı. Bununla birlikte ilk kez ana koordinatör olarak Eurogia23 Programı’na başvurduğumuz WindTwin projemiz TÜBİTAK, JESKE projemiz ise TENMAK’ın (Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu) ilk defa açtığı TUGEP Programı kapsamında hibe desteği almaya hak kazandı. Her iki proje de şu an sözleşme aşamasında bulunuyor. Ulusal ve uluslararası fonlarla desteklenen ve her geçen yıl çeşitlenen Ar-Ge portföyümüzle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.” dedi. 20’ye yakın Ar-Ge projesi yönetiliyor Ulusal ve uluslararası fonlarla desteklenen Ar-Ge portföyüyle çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Halaçoğlu, şunları söyledi: “Zorlu Enerji olarak çalışmalarımızı yenilenebilir kaynaklar odağında yürütüyoruz. Bu yaklaşım, şirketimizin uzun vadeli gelecek vizyonunun doğal bir yansıması. 2017 yılında, Kızıldere 3 Jeotermal Enerji Santrali’nin inşaat ve devreye alma süreci devam ederken TÜBİTAK ile temas kurduk. Aynı yılın sonuna doğru UFUK 2020 (Horizon 2020) Programı hakkında bilgilendirildik ve konuyu üst yönetimimizle birlikte değerlendirdik. Bu sürecin ardından GECO (Geothermal Emission Control) projemizle ilk uluslararası Ar-Ge iş birliğimize adım attık. Bugün Zorlu Enerji’nin dahil olduğu dört proje, Avrupa Birliği’nin Horizon 2020 çerçeve programı kapsamında başarıyla tamamlandı. EUREKA kümesi altında TÜBİTAK üzerinden desteklenen üç projemiz bulunurken, mevcut durumda ulusal ve uluslararası fonlarla desteklenen dokuz Ar-Ge projemiz devam ediyor. Grup şirketimiz Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafında ise dört AB destekli Ar-Ge projesi başarıyla tamamlanırken, iki yeni proje bu yıl portföyümüze eklendi. Tüm bunlara ilave olarak 15’e yakın EPDK destekli Ar-Ge projemiz bulunuyor. Özetle, Zorlu Enerji ve grup şirketleri olarak toplamda 25’e yakın Ar-Ge projesini eş zamanlı olarak yönetiyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım’dan GEKAP’a Düzenleme Çağrısı Haber

Sunar Yatırım’dan GEKAP’a Düzenleme Çağrısı

Resmi Gazete’de açıklanan Geri Kazanım Katkı Payı (GEKAP) artışıyla birlikte plastik ambalaj ve taşıma ürünlerinde birim maliyetleri yükseldi. Mısır nişastasından biyobozunur plastik hammadde üreten Sunar NP’yi çatısı altında barındıran Sunar Yatırım’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, son gelişmeleri yorumladı. GEKAP’ın çevreyi koruma amacıyla hayata geçirildiğini ancak mevcut uygulamanın biyoplastikler açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çomu, “GEKAP artışı, çevreye zarar veren plastikler için caydırıcı bir araç olabilir. Ancak biyobozunur ve kompostlanabilir biyoplastikleri de petrol bazlı plastiklerle aynı kapsamda değerlendirmek ve GEKAP’ı biyoplastiklere yüklemek, çevreci ürün kullanmanın maliyetlerini artırırken çevresel faydayı gölgeleyen bir sonuç doğuruyor” diye konuştu. AB biyoplastikleri yasal zemine taşıdı Bununla beraber Avrupa Birliği, Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü ile biyoplastikleri ilk kez bağlayıcı ve net bir mevzuat çerçevesine aldı. Yeni düzenleme, biyobazlı ve biyobozunur ambalajların hangi koşullarda kullanılabileceğini tanımlarken geri dönüştürülmüş içerik kullanımının teknik olarak mümkün olmadığı alanlarda biyoplastikleri alternatif olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşımın yalnızca çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir rasyonalite içerdiğine dikkat çeken Mustafa Nuri Çomu, “AB, biyoplastikleri doğru yerde kullanan bir sistem kuruyor. Bu sayede hem geri dönüşümün işlerliği korunuyor hem de sanayi için öngörülebilir bir yatırım ortamı oluşturuluyor” dedi. “Biyoplastikler GEKAP’tan ayrıştırılmalı” Sunar Yatırım, biyoplastiklerin petrol bazlı plastiklerle aynı mevzuata tabi tutulmasının, yerli biyoplastik yatırımlarını yavaşlattığını ve ithal hammaddelere bağımlılığı artırdığını savunuyor. Bu durumun cari açık üzerinde de dolaylı bir baskı oluşturduğunu vurgulayan Mustafa Nuri Çomu, “Biyoplastiklerin GEKAP’tan muaf tutulması, çevreyi korurken maliyetleri dengeleyen bir adım olur. Aynı zamanda yerli üretimi teşvik eder, ithal petrokimyasallara olan bağımlılığı azaltır ve cari açığın kontrolüne katkı sağlar” bilgisini verdi. COP31, çevreyle uyumlu üretimde önemli bir eşik Bu yıl Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmasının, çevre ve iklim politikaları açısından önemli sorumlulukları da beraberinde getirdiğini vurgulayan Mustafa Nuri Çomu, biyoplastiklere yönelik mevzuat düzenlemesinin bu süreçte kritik bir gösterge olacağını ifade etti. Çomu, “COP31 gibi küresel ölçekte bir iklim zirvesine ev sahipliği yaparken çevreyle uyumlu üretim modellerini destekleyen somut uygulamaları artırmamız gerekiyor. Biyoplastiklerin doğru bir mevzuat çerçevesiyle ayrıştırılması, Türkiye’nin bu platformda örnek gösterebileceği uygulamalar geliştirmesi açısından da önemli bir adım olacaktır” dedi. Ekonomi ve çevre birlikte kazanabilir Sunar Yatırım’a göre doğru mevzuatla biyoplastikler hem çevresel hedeflere ulaşmada hem de sanayide katma değer inşa etmede önemli bir araç olabilir. GEKAP artışının tartışıldığı bu dönemde, biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması gerektiğinin altını çizen Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, “Bugün tartışmamız gereken konu, poşetin fiyatı değil doğru malzemeyi doğru düzenlemeyle buluşturup buluşturamadığımızdır. AB bu dengeyi kurdu. Türkiye’nin de çevreyle uyumlu ama ekonomik olarak rasyonel bir yol çizmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.