Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevre Dostu

Kapsül Haber Ajansı - Çevre Dostu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevre Dostu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Baymak’ın LEED Gold Sertifikası Yenilendi Haber

Baymak’ın LEED Gold Sertifikası Yenilendi

İklimlendirme sektörünün köklü şirketlerinden Baymak, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği çevre dostu uygulamalarla uluslararası sürdürülebilir bina standartlarında sağladığı başarısını sürdürüyor. Şirket, 2021 yılında öncelikli olarak ofis katında başlattığı çevre dostu uygulamaların ardından, 2023 yılında ofis katını kapsayan alanda iç mekân hava kalitesini, enerji ve su tasarrufunu daha da artıran uygulamaları hayata geçirdi. Baymak bu uygulamayla aynı yıl Amerikan Yeşil Bina Konseyi (USGBC) tarafından verilen LEED Gold Sertifikası’nı almaya hak kazanmıştı. Baymak tüm iş süreçlerine titizlikle entegre ettiği sürdürülebilirlik yaklaşımına bağlı olarak, sertifikasyon sürecini yeniden tamamladı. Temmuz 2026 tarihli sertifikayla LEED Gold seviyesindeki sertifikasını yenileyen Baymak, böylece söz konusu sertifikaya üç yıl süreyle yeniden sahip oldu. Böylece; Baymak Makine Sanayi Tic. A.Ş. LEED v4.1 Mevcut Binalarda İşletme ve Bakım (Operations and Maintenance: Existing Buildings) derecelendirme sistemi kapsamında sertifikalandırılmış oldu. “Sürdürülebilirlik Bir Tercih Değil Zorunluluk” Sertifika, yapının U.S. Green Building Council (USGBC) tarafından oluşturulan LEED Yeşil Bina Derecelendirme Sistemi’nin gerekliliklerini karşıladığını ve Green Business Certification Inc. tarafından doğrulandığını gösteriyor. Baymak Genel Müdürü Ülkü Özcan konuyla ilgili şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik konusuna bir tercih değil zorunluluk olarak yaklaşıyoruz. Önceliğimiz her zaman, daha yaşanabilir bir dünya için çevre dostu çözümler üretirken, bu çözümleri kendi iş süreçlerimize de entegre etmek. Bu kapsamda ofis katlarımızda uyguladığımız yüksek çevresel standartlar sayesinde sahip olduğumuz LEED Altın Sertifika’ya üç yıl daha sahip olmak, bu kararlılığımızın uluslararası bir teyidi diyebiliriz. Bu başarı aynı zamanda, çevresel duyarlılık, doğal kaynakların verimli ve tasarruflu kullanımı, çalışanlarımızın sağlığı ve refahı ile geleceğe yatırım gibi temel değerlerimizin de güçlü bir ifadesi. Baymak olarak hedefimiz yalnızca sektöre sürdürülebilir ürünler sunmak değil, aynı zamanda kendi operasyonlarımızı da bu anlayışla yönetmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Triome Serisi Monoblok Isı Pompası ile Isıtma, Soğutma ve Sıcak Suyu Tek Cihazda Buluşturdu Haber

CW Enerji Triome Serisi Monoblok Isı Pompası ile Isıtma, Soğutma ve Sıcak Suyu Tek Cihazda Buluşturdu

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen enerji şirketlerinden CW Enerji, güneş paneli ve hücre üretimindeki güçlü altyapısının yanı sıra geliştirdiği yenilikçi ürün ve çözümlerle enerjinin üretiminden verimli kullanımına kadar uzanan geniş bir ekosistem sunuyor. Uçtan uca enerji çözümleri geliştirme vizyonuyla ürün portföyünü sürekli genişleten CW Enerji, bu kapsamda Triome Serisi Monoblok Isı Pompası’nı kullanıcılarla buluşturdu. Isıtma, soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyaçlarını tek bir cihazda bir araya getiren Triome Serisi; kompakt tasarımı, entegre sistem bileşenleri ve yeni nesil teknolojileriyle modern konutların iklimlendirme ihtiyaçlarına bütüncül bir çözüm sunuyor. Enerji dönüşümüne katkı sağlayan teknolojileri kullanıcılarla buluşturmaya devam eden CW Enerji, artan enerji maliyetleri ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik hedefler doğrultusunda enerji verimli çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda ürün gamına eklenen Triome Serisi, farklı iklimlendirme ihtiyaçlarının tek sistem üzerinden yönetilebilmesini sağlarken, yaşam alanlarında daha verimli ve pratik bir sistem altyapısı oluşturmayı hedefliyor. Kurulum Süreçlerini Sadeleştiren Entegre Tasarım Triome Serisi’ni öne çıkaran özelliklerden biri, bir ısı pompası sisteminde ihtiyaç duyulan birçok temel bileşeni kompakt gövdesi içerisinde bir araya getirmesi. 130 litrelik dahili kullanım sıcak suyu tankının yanı sıra motorlu üç yollu vana ve dahili sirkülasyon pompası gibi tesisat bileşenlerinin cihaz içerisinde hazır olarak sunulması, sahada ihtiyaç duyulan ilave ekipmanların ve bağlantıların azaltılmasına yardımcı oluyor. Bu bütünleşik yapı sayesinde ısı pompası kurulumlarının daha düzenli ve pratik şekilde gerçekleştirilebilmesi hedeflenirken, montaj ekipleri açısından da kurulum sürecinin sadeleştirilmesine katkı sağlanıyor. Daha az harici ekipman ihtiyacı; tesisat alanının daha verimli kullanılmasına, sistem karmaşıklığının azaltılmasına ve uygulama sürecinin kolaylaştırılmasına imkân tanıyor. Tek Cihazla Isıtma, Soğutma ve Sıcak Su Isıtma, soğutma ve kullanım sıcak suyunu tek bir kompakt gövdede birleştiren Triome Serisi, yıl boyunca farklı konfor ihtiyaçlarının aynı sistem üzerinden karşılanabilmesine olanak sağlıyor. Böylece geleneksel sistemlerde ayrı ayrı planlanabilen birçok fonksiyon, tek bir merkezi çözüm altında yönetilebiliyor. Triome’un kompakt ve entegre mimarisi, özellikle teknik hacmin sınırlı olduğu modern konutlarda önemli bir avantaj sağlarken, yaşam ve tesisat alanlarının daha verimli kullanılmasına da katkıda bulunuyor. R290 ve Full DC Inverter Teknolojisi Çevre dostu R290 doğal soğutucu akışkan teknolojisine sahip Triome Serisi, Full DC Inverter teknolojisiyle çalışma kapasitesini sistem ihtiyacına göre yöneterek enerji verimliliği ve konforu bir arada sunmayı hedefliyor. Değişken kapasite kontrolü sayesinde sistem, ihtiyaçlara uygun çalışma koşulları oluşturarak daha dengeli ve verimli bir iklimlendirme deneyimine katkı sağlıyor. Yeni nesil ısı pompası teknolojisini, entegre hidrolik bileşenler ve kullanım sıcak suyu çözümüyle tek gövdede birleştiren Triome Serisi; son kullanıcı açısından konforlu ve enerji verimli bir yaşam alanı sunarken, kurulum profesyonelleri açısından da daha sade, düzenli ve uygulaması kolay bir sistem yaklaşımı ortaya koyuyor. CW Enerji, Triome Serisi ile yenilenebilir enerji alanındaki deneyimini konutların ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyaçlarına taşıyarak, enerji verimliliğini yaşamın farklı alanlarında yaygınlaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Enerji tüketimini azaltan teknolojiler önemli hale geldi CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, enerji dönüşümünün güneş enerjisi sistemlerinin yanı sıra enerji depolama, akıllı enerji teknolojileri ve verimlilik odaklı çözümlerle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Enerjinin daha etkin kullanılmasının sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Sarvan, ısı pompalarının da enerji verimliliğini artıran ve karbon emisyonlarını azaltan teknolojiler arasında öne çıktığını kaydetti. Sarvan, “Dünya genelinde enerji dönüşümü hız kazanırken, binalarda enerji tüketimini azaltan teknolojiler her zamankinden daha önemli hale geliyor. Isı pompaları da yüksek verimlilikleri ve çevre dostu yapılarıyla geleceğin en önemli iklimlendirme sistemleri arasında yer alıyor" dedi. Yeni nesil ısı pompası teknolojilerinin yalnızca enerji tasarrufu sağlamadığını, aynı zamanda yaşam alanlarında konforu artırdığını ifade eden Sarvan, günümüzde kullanıcıların hem enerji maliyetlerini düşürmek hem de daha sürdürülebilir yaşam alanlarına sahip olmak istediğini, buna bağlı olarak da ısı pompalarının ısıtma, soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyaçlarını tek sistem üzerinden karşılayarak bu beklentilere cevap verdiğini söyledi. Küçük alanda büyük konfor CW Enerji olarak geliştirdikleri ısı pompalarının ısıtma, soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyaçlarını tek cihazda birleştirerek yeni nesil yaşam konforunu kullanıcılarla buluşturduğunu dile getiren Sarvan, “Enerji verimliliği odaklı ürün portföyümüzü Triome Serisi Monoblok Isı Pompası ile genişlettik. Isıtma, soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyaçlarını tek bir cihazda bir araya getiren Triome Serisi; kompakt tasarımı, entegre sistem bileşenleri ve yeni nesil teknolojileriyle modern konutların iklimlendirme ihtiyaçlarına bütüncül bir çözüm sunuyor. Çevre dostu R290 doğal soğutucu akışkanı, yüksek verimli Full DC Inverter teknolojisi ve kompakt yapısıyla öne çıkan ısı pompalarımız, enerji tasarrufu ve konforu aynı noktada buluşturuyor. Tek gövdede birden fazla fonksiyon sunabilen sistemler hem kullanıcılar hem de uygulayıcılar açısından önemli avantajlar sağlıyor. Özellikle apartman daireleri, villalar ve mekanik alanın sınırlı olduğu projelerde büyük avantaj sağlayan ısı pompalarımız, kompakt tasarımı sayesinde minimum alanda maksimum performans sunuyor. Kullanıcılar daha fazla yaşam alanı kazanırken, projeler daha düzenli ve estetik bir yapıya kavuşuyor” diye konuştu. Düşük karbon ayak iziyle çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunuyor Isı pompalarının yalnızca son kullanıcıların değil, uygulama ve montaj ekiplerinin de beğenisini kazandığını belirten Sarvan, dahili boyler ve entegre hidrolik bileşenleri sayesinde daha az ekipman kullanıldığını, montaj süresinin kısaldığını ve kurulum süreçlerinin önemli ölçüde kolaylaştığını söyledi. Daha hızlı montaj, daha az işçilik ve daha düzenli mekanik alanlar sağlayan ısı pompalarının, profesyoneller için de yeni nesil bir çözüm sunduğuna dikkat çeken Sarvan, ısı pompalarının güneş enerjisi, inverter ve enerji depolama teknolojileriyle uyumlu çalışarak evlerde enerji verimliliğini en üst seviyeye taşıdığını kaydetti. Bu sayede üretilen enerjinin daha akıllı kullanılırken, kullanıcıların daha düşük enerji maliyetleri ve daha yüksek enerji bağımsızlığı elde ettiğini ifade eden Sarvan, “Dünya enerji dönüşümünü hızlandırırken, ısı pompaları da geleceğin en önemli iklimlendirme teknolojileri arasında gösteriliyor. Bu sistemler düşük karbon ayak iziyle çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sunuyor. Güneş enerjisi sistemleriyle entegre çalışan ısı pompası çözümleri, kullanıcıların kendi enerjilerini daha verimli kullanmalarına imkan tanıyor. Bu sayede enerji maliyetleri azalırken enerji bağımsızlığı da güçleniyor" dedi. "Karbon nötr hedefleri doğrultusunda enerji tüketiminin daha verimli hale getirilmesi gerekiyor” diyen Sarvan, şöyle devam etti: “Isı pompaları, yüksek verimlilikleri, düşük enerji tüketimleri ve çevreci özellikleriyle bu dönüşümün önemli parçalarından biri olacak. Yüksek enerji verimliliği, çevre dostu teknolojisi ve yenilenebilir enerji sistemleriyle uyumlu yapısıyla öne çıkan ısı pompaları, geleceğin sürdürülebilir yaşam alanlarının vazgeçilmez çözümleri arasında yer alıyor. CW Enerji olarak yenilenebilir enerji ekosisteminin tüm bileşenlerini destekleyen teknolojilerin yaygınlaşmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz. Triome Serisi Monoblok Isı Pompası’nı yakından incelemek, ürünün sunduğu avantajlar hakkında bilgi almak ve yaşam alanlarına uygun çözümleri değerlendirmek isteyen kullanıcılarımızı Türkiye genelindeki CW Enerji bayi ve satış noktalarımıza bekliyoruz. Bayilerimiz aracılığıyla kullanıcılarımıza yalnızca ürünü yakından tanıma imkânı değil, ihtiyaçlarına uygun sistem seçimi ve uygulama süreçleri konusunda da destek sunuyoruz.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin’de Sürdürülebilir Ulaşımın Yeni Gücü: Elektrikli Otobüsler Haber

Mersin’de Sürdürülebilir Ulaşımın Yeni Gücü: Elektrikli Otobüsler

Mersin Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı bünyesinde kent içi ulaşımda 8 aydır kullanımda olan ‘Kentin yeni enerjisi’ elektrikli otobüsler, Mersinlilerden gördüğü ilgi ve memnuniyetle öne çıkıyor. Araçlar, sessiz ve konforlu yolculuk deneyiminin yanı sıra çevreye duyarlı ulaşım anlayışıyla da vatandaşların beğenisini kazanıyor. Elektrikli otobüsleri kullanan vatandaşlar, özellikle araçların sessizliği, konforu ve modern yapısından memnun olduklarını ifade ediyor. Yolculuk sırasında motor ve egzoz kaynaklı gürültünün olmaması, kent içindeki ulaşım deneyimini daha sakin ve rahat hale getirirken; araçların çevre dostu yapısı da vatandaşlar tarafından önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor. Elektrikli otobüslerin maliyetlerde sağladığı tasarruf ise sürdürülebilir ulaşımın yanı sıra kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sunuyor. Sıfır egzoz emisyonu, düşük gürültü seviyesi ve enerji maliyetlerinde sağladığı tasarruf gibi avantajlarıyla öne çıkan elektrikli otobüsler, Mersin’de sürdürülebilir ulaşım anlayışının günlük yaşamın bir parçası haline gelmesine katkı sunuyor. Mersin ulaşımında elektrikli dönem memnuniyet getirdi Elektrikli otobüsleri çok konforlu bulan vatandaşlardan Nazife Yılmaz, “Ulaşım açısından daha rahat hissettiriyor. Gürültüyü azaltıyor. Diğer otobüslerde giderken çok gürültü ve uğultu oluyor. Egzoz dumanı olmadığı için çevreye zarar vermiyor. Doğayı koruyor” dedi. Diğer otobüslere kıyasla elektrikli otobüslerin daha seri olduğunu ifade eden Temat Uğur, “Daha sessiz olduğu için yolculuk daha keyifli oluyor. Egzoz olmaması tüm canlılar için çok iyi. Egzozlardan çıkan gazları solduğumuz için sağlık problemleri ortaya çıkıyor. Bu yüzden hem sağlık hem ulaşım hem de konfor açısından çok iyi. Daha çabuk ve daha kullanışlı oluyor” dedi. Uğur, Başkan Seçer’e teşekkürünü ileterek, “Hem öğrenci olarak hem de Mersin halkından birisi olarak sunduğu hizmetlerden çok memnunuz. Hem MERCİ hem öğrenci danışmanlığı, hem otobüsler ve diğer hizmetlerin hepsinden faydalanıyoruz, memnunuz” ifadelerine yer verdi. Kullandığı güzergâhlardaki otobüslerin büyük oranda elektrikli olduğunu ifade eden Görkem Karakuş, “Ben çok memnunum. Klimasından, rahatlığından ve güzergâhından memnunum. Teknoloji çağına giriyoruz. Elektrikliler çevreye daha yararlıysa bunu destekleriz. Teknolojiye ayak uydurulması bence Mersin için çok iyi” diye konuştu. 26 yıldır Mersin’de yaşadığını söyleyen İsmail Sadık Ay, Büyükşehir’in tüm hizmetlerini takdir ettiğini anlatarak, “Vahap Seçer’in hayranıyım. Desteklemeye devam edeceğim. Teknolojilerin verdiği nimetlerden yararlanması çok önemli. Elektrikli otobüs çevre yönünden çok güzel. Konforu da çok güzel. Vatandaş ayakta kalsa bile sarsılma olmuyor. Rahatça gidip geliyoruz. Şoförlerimiz de çok nazik” dedi. Ay, ayrıca Büyükşehir Belediyesi’nin kendisine sunduğu diğer hizmetlerden de çok memnun olduğunu sözlerine ekledi. Elektrikli otobüsleri sıklıkla kullandığını anlatan Kadriye Erdoğan, “Çok memnunuz. Rahat, temiz, sessiz. Çevre açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Mersin’de modern araçların olması çok iyi. Güzel bir şehrimiz var. Herkes de memnun. Belediyemizden de memnun. Çok teşekkür ederim başkanıma. Her zaman arkasındayız” ifadelerine yer verdi. Elektrikli otobüslerin tasarruf yönüne dikkat çeken Kenan Atik, “Hava kalitesi açısından gayet güzel. Sessiz, sakin gidip geliyoruz. Çevresel konular da güzel. Klima sistemi de çok iyi. Şehir içinde elektrikli gayet iyi” dedi. Elektrikli otobüsleri memnuniyetle karşılayan İbrahim Güneş, “Birkaç defa bindim. Sessiz ve rahat. Diğerlerine nazaran gürültü yok. Modern ve konforlu. Çevremize uygun. Doğaya zarar vermiyor. Yağ gibi gidiyor” dedi. Gülnar’dan ziyaret amaçlı geldiğini ve ilk kez elektrikli otobüse bindiğini söyleyen Kiraz Doğru, “Elektrikli otobüse ilk defa bindim. Memnun kaldım. Çevreci, sessiz. Arabamdan daha konforlu” diye konuştu. Vatandaşlardan Hüseyin Altık ise “Memnunuz, çok güzel. Büyükşehir Belediye Başkanımızın çalışmasından da çok memnunuz. Çok şahane. Elektrikli otobüsler çevre açısından temiz, doğayı kirletmiyor. İnsanlara zarar vermiyor. Egzoz dumanı olmadığından dolayı daha da güzel. Çok konforlu” ifadelerine yer verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İGSAŞ, Sektörde Bir İlke İmza Atarak ‘Tarım Danışma Kurulu’nu Hayata Geçirdi Haber

İGSAŞ, Sektörde Bir İlke İmza Atarak ‘Tarım Danışma Kurulu’nu Hayata Geçirdi

Yıldızlar Yatırım Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve Türkiye tarım ve kimya sektörünün öncü şirketlerinden İGSAŞ, Türk tarım sektöründe bir ilke imza atarak ülkenin sürdürülebilir geleceğine katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği Tarım Danışma Kurulu’nun ilk toplantısını gerçekleştirdi. Şirket yöneticileri ile finans, medya, akademi ve strateji alanlarından bağımsız uzman isimleri buluşturan kurul, "Tarımda Dönüşüm: İklim, Enerji, Tedarik Zinciri, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik" teması etrafında bir araya geldi. Sektördeki görünümü ve gelecek stratejilerini kapsamlı şekilde ele alan yapı, ortaya koyacağı ortak akılla hem İGSAŞ’ın yol haritasına hem de Türkiye tarımının yarınlarına rehberlik etmeyi hedefliyor. Gübre ve tarım girdileri sektörünün öncü markalarından İGSAŞ, ülke tarımına değer katmak ve sektörün sürdürülebilir gelişimini desteklemek amacıyla Tarım Danışma Kurulu’nu kurdu. Sektöründe bir ilk olma niteliği taşıyan kurul, ilk toplantısını gerçekleştirdi. Farklı disiplinlerden gelen uzmanlıkları ortak bir değerlendirme zemininde birleştiren kurul, tarım ekosistemine bütüncül bir perspektif kazandırmayı amaçlıyor. Toplantıda İGSAŞ yönetimini Genel Müdür İlkay Ünal ile şirket yöneticileri temsil etti. Danışma kurulunda Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Müdürü Umut Yiğit, Stratejik Danışman Tunç Emre Toptaş ve İGSAŞ Akademik Danışmanı Metin Turan’ın yanı sıra medya sektöründen bir temsilci de yer alarak görüş ve önerilerini paylaştı. Kapsamlı Gündem: İklimden Dijitalleşmeye Tarımda Dönüşüm “Tarımda Dönüşüm: İklim, Enerji, Tedarik Zinciri, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik” başlığı altında gerçekleşen ilk buluşmada, küresel ve yerel tarım sektörünün mevcut durumu kapsamlı bir şekilde masaya yatırıldı. İklim değişikliğinin yansımaları ve yeni karbon düzenlemelerinin sektöre etkilerinin yanı sıra enerji maliyetleri, tedarik zinciri dayanıklılığı ve dijital teknolojilerin sunduğu fırsatlar detaylıca değerlendirildi. Toplantıda ayrıca önümüzdeki dönemin öncelikli stratejik başlıkları tespit edildi. Ortak Akılla Geleceğe Yön Verilecek Farklı uzmanlık alanlarının sunduğu zengin bakış açısını merkeze alan İGSAŞ Tarım Danışma Kurulu, düzenli toplantılarla çalışmalarına devam edecek. Yapılan değerlendirmelerin ve üretilen stratejik fikirlerin, İGSAŞ’ın uzun vadeli yol haritasına yön vermesinin yanında Türkiye tarımının küresel ölçekte rekabet edebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına da önemli katkılar sunması hedefleniyor. Yıldızlar Yatırım Holding Hakkında Temelleri 1890’lı yıllarda Hasan Yıldız’ın Trabzon’un Of ilçesinde başlattığı kereste ticaretiyle atılan Yıldızlar Yatırım Holding, 130 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin önde gelen sanayi gruplarından biridir. Holding, bugün Yıldız Entegre, İGSAŞ ve Yıldız Demir Çelik gibi sektörünün öncü şirketleriyle orman ürünleri, kimya ve gübre sanayi, demir-çelik, liman işletmeciliği, deniz taşımacılığı, enerji ve sigortacılık olmak üzere sekiz ana sektörde faaliyetlerini sürdürmektedir. Holding, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yer alan 14 üretim tesisi, 2 limanı ve 5 bini aşkın çalışanıyla ülke ekonomisine değer katmaktadır. Romanya ve Slovenya’daki uluslararası yatırımlarıyla küresel ölçekte üretim ve dağıtım gerçekleştiren Yıldızlar Yatırım Holding, bugün 80’i aşkın ülkeye ihracat yapmaktadır. Yıldızlar Yatırım Holding, toplumsal fayda yaklaşımını “Sürdürülebilir İyiliğin İzinde” vizyonu doğrultusunda şekillendirmekte, sosyal sorumluluk projelerini Fehmi Yıldız Vakfı aracılığıyla hayata geçirmektedir. Holding’in Kurucusu Fehmi Yıldız’ın topluma kalıcı eserler bırakma anlayışıyla şekillenen Vakıf, eğitim, çevre, Sanat, Spor ve toplumsal fayda alanlarında yürüttüğü çalışmalarla özellikle çocukların ve gençlerin gelişimini desteklemeyi, eğitim olanaklarının güçlendirilmesine katkı sunmayı ve kalıcı sosyal değer üretmeyi hedeflemektedir. İGSAŞ Hakkında 1971’den bu yana faaliyet gösteren İstanbul Gübre Sanayi A.Ş. (İGSAŞ), 900’ü aşkın çalışanı, 800’ü aşkın bayisi ve güçlü endüstriyel iş ortaklarıyla Türkiye’nin lider gübre üreticisi konumundadır. Türkiye’nin gübre ihtiyacının yüzde 20’sini tek başına karşılayan İGSAŞ; Kocaeli, Kütahya, Antalya, Samsun ve Hatay’daki modern tesislerinde üre, NPK, DAP, CAN, AS ve AN gibi temel gübrelerin yanı sıra özel formülasyonlu ve organomineral ürünleriyle çiftçilere ve sanayiye güvenilir çözümler sunmaktadır. Türkiye’nin ilk üre, PPAN ve potasyum nitrat üreticisi olarak sektördeki benzersiz konumunu koruyan İGSAŞ, sürdürülebilir tarımı destekleyen, geniş yelpazede yenilikçi ve çevre dostu çözümleriyle tarımın geleceğine yön vermektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya Tüneli, Yeni Yaşını Sürdürülebilir Hediyelerle Kutluyor Haber

Avrasya Tüneli, Yeni Yaşını Sürdürülebilir Hediyelerle Kutluyor

Şehirlerin sürdürülebilir mobilitesini sağlamak için tüm ulaşım alternatiflerinden faydalanmak, özellikle İstanbul gibi metropollerde kritik önem taşıyor. Raylı sistem, deniz ve karayolları, köprüler ve tünellerin birbirini destekleyecek şekilde tasarlanması, şehrin ulaşım altyapısının kesintisiz sürmesini sağlarken, insanlara da daha hızlı, güvenli ve konforlu yolculuk imkanı tanıyor. 2016’nın sonunda İstanbul’un iki yakası arasındaki trafik akışını rahatlatmak amacıyla işletmeye açılan Avrasya Tüneli, bu anlamda şehir mobilitesine çok önemli katkılar sağladı. Bugüne kadar 200 milyona yakın aracın iki kıta arasında hızlı, güvenli ve konforlu geçişine ev sahipliği yapan Tünel, kullanıcılarına sağladığı günlük ortalama 77 dakikalık zaman tasarrufu ile önemli bir ihtiyacı karşıladı. TÜİK verilerine göre, Avrasya Tüneli’nin işletmeye açıldığı Aralık 2016’da İstanbul’da kayıtlı araç sayısı 3,9 milyon iken, bugün bu sayı 6 milyonun üzerine çıktı. Bu da İstanbul’daki araç parkının 10 yılda yüzde 60 civarında büyüdüğünü gösteriyor. 10 yıl önce İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlayan yeni bir ulaşım alternatifi olarak ortaya çıkan Tünel, bugün 6 milyonun üzerinde aracın bulunduğu, günlük 30 milyondan fazla yolculuğun gerçekleştiği bir mega kentin ulaşım sisteminin en önemli parçalarından biri haline geldi. Avrasya Tüneli Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, İstanbul Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı’na göre, 2040'a doğru kentte günlük yolculuğun 38 milyonu aşacağının tahmin edildiğini belirtiyor ve ekliyor: “İstanbul'un kent yaşamı ve bununla birlikte ulaşım ihtiyaçları da değişiyor. Artan hareketlilik ihtiyacının karşılanmasında, mevcut ulaşım alternatiflerinin birbirini tamamladığı, daha verimli ve sürdürülebilir bir mobilite yaklaşımının büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Avrasya Tüneli olarak yaklaşık 10 yıldır iki kıtayı birbirine bağlarken, İstanbul’un ulaşım sisteminin önemli bir parçası olmanın sorumluluğuyla hareket ettik. Bu süre zarfında kent içi ulaşım ve insanların hareketliliği ile ilgili çok önemli bilgiler edindik; kullanıcılarımızın ihtiyaçlarını ve beklentilerini daha yakından tanıdık. 10’uncu yaşımızı kutlarken hayata geçirdiğimiz bu kampanyayı da yalnızca bir ödül kampanyası olarak değil, sürdürülebilir mobilite konusunda farkındalık yaratmak için bir fırsat olarak görüyoruz. Ödüllerimizi özellikle elektrikli mobiliteyi ve daha verimli sürüş alışkanlıklarını destekleyecek şekilde seçtik. Böylece kullanıcılarımızı günlük ulaşım tercihlerinin çevresel etkileri konusunda düşünmeye teşvik etmek ve daha sürdürülebilir mobilite alışkanlıklarının yaygınlaşmasına da katkı sunmak istiyoruz. Önümüzdeki dönemde de kullanıcı deneyimini odağına alan, çevresel ve toplumsal faydayı gözeten uygulamalarla daha sürdürülebilir bir şehir yaşamı için çalışacağız.” Çevre dostu ve verimli sürüş alışkanlıklarını destekleyen hediyeler 10’uncu yılını kullanıcılarıyla birlikte kutlayan Avrasya Tüneli, bu kapsamda hayata geçirdiği çekiliş kampanyasını da sürdürülebilirlik yaklaşımının bir yansıması olarak tasarladı. 1 Eylül – 15 Aralık 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek kampanyanın ödülleri ise, ulaşımdan kaynaklanan emisyonların azaltılmasına destek olan düşük karbonlu, çevre dostu mobiliteyi ve verimli sürüş alışkanlıklarını teşvik edecek şekilde belirlendi. Çekiliş kapsamında 1 adet Volvo EX30, 2 adet Karea Fit, 10 adet Alba Fold elektrikli bisiklet ve 10 adet HED Akademi Ekonomik Sürüş Eğitimi kullanıcılarla buluşacak. Elektrikli mobilite çözümlerinden yakıt ve enerji tüketimini azaltmaya yönelik ekonomik sürüş eğitimlerine uzanan ödül seçkisiyle, bireysel ulaşım tercihlerinin karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik farkındalığın artırılması amaçlanıyor. Her geçiş yeni bir çekiliş hakkı kazandırıyor Milli Piyango İdaresi’nin 24.08.2026 tarihli ve E-24951361-255.01.02-95636 sayılı izni ile 01.09.2026-15.12.2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek kampanyaya katılmak için kullanıcıların Avrasya Tüneli Uygulaması’nı indirerek ZIP Ödül Programına üye olmaları gerekecek. ZIP Ödül Programı üyeleri, kampanya süresince Avrasya Tüneli’nden gerçekleştirdikleri her geçişle bir çekiliş hakkı kazanacak. Çekiliş, kampanyanın 15 Aralık’ta sona ermesinin ardından gerçekleştirilecek ve kazananlar Aralık ayı içinde açıklanacak. Kampanyaya ilişkin katılım koşulları, çekiliş takvimi ve tüm detaylara Avrasya Tüneli web sitesi ve mobil uygulaması üzerinden ulaşılabilecek. Tünel ve otoyol sektörünün ilk sadakat programı ZIP ile geçişler avantajlı Türkiye’de tünel ve otoyol sektörünün ilk sadakat programı olan ve Avrasya Tüneli’nin kullanıcı deneyimini geliştirmek amacıyla hayata geçirilen ZIP Ödül Programı, Tünel kullanıcılarına yolculuklarının ötesinde farklı avantajlardan yararlanabilecekleri bir deneyim sunuyor. 150 binden fazla üyesi olan programda yılda 200’den fazla kampanya yapılıyor. ZIP’a üye olan kullanıcılar, yıl boyunca sunulan fırsat ve ayrıcalıklardan yararlanabiliyor. Böylece Avrasya Tüneli, güvenli, hızlı ve konforlu ulaşım deneyimini kullanıcılarına değer sağlayan avantajlarla tamamlıyor. 10. yıla özel çekiliş kampanyası da ZIP ekosisteminin kullanıcılarına sunduğu faydaları genişleten özel uygulamalardan biri olarak hayata geçiriliyor. ZIP üyeleri, Tünel’den yaptıkları geçişleri çekiliş hakkına dönüştürerek 10. yıl ödüllerinden birini kazanma fırsatı elde ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Disera’ya 10 Milyon ABD Doları Yatırım Haber

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Disera’ya 10 Milyon ABD Doları Yatırım

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan sağlanan kaynakla kurulan Türkiye Yeşil Fonu’nun 10 milyon ABD doları tutarındaki üçüncü yatırımını, Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan ve doğa pozitif üretime katkı sunan bu yatırımla Disera’nın yeşil dönüşüm ve büyüme stratejilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Türkiye Yeşil Fonu ile Türkiye’nin kalkınma planı doğrultusunda büyüme ve gelişme potansiyeli taşıyan alanlarda katma değer sağlayan firmalara orta-uzun vadeli yatırımlar yaparak sera gazı salımlarının azaltılması ile Türkiye ekonomisinin yeşil ve kapsayıcı dönüşümü amaçlanıyor. AB Yeşil Mutabakatı kapsamına giren sektörlerde faaliyet gösteren verimli üretim süreçlerine sahip firmaların çevre dostu üretimi desteklenirken eş zamanlı olarak Türkiye Yeşil Fonu ile sermaye piyasalarının iklim finansmanı odağında derinleşmesinde ve çeşitlenmesinde etkin rol üstlenilerek özel sermayenin harekete geçirilmesi hedefleniyor. 30 yılı aşkın tecrübesiyle tıbbi malzeme sektörünün önde gelen oyuncularından biri olan Disera, bu ortaklık kapsamında karbon ayak izini azaltmaya, yenilenebilir enerji kullanımını artırmaya, üretim verimliliğini geliştirmeye ve atık ile su yönetimini güçlendirmeye yönelik projeleri hayata geçirecek. Yatırım aynı zamanda, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Hedefi doğrultusunda sanayide yeşil dönüşümün kapsayıcı bir anlayışla hızlandırılmasına yönelik önemli bir adım niteliği taşıyor. Anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “75 yılı aşkın süredir ülkemizin ve sanayimizin çok yönlü kalkınması için pek çok ilke imza atmanın gururunu yaşadık. Bunlardan birini de kalkınma ve yatırım bankacılığı alanındaki uzmanlığımızı birleştirerek kurduğumuz Türkiye Yeşil Fonu oluşturuyor. Dünya Bankası ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizin önemli bir adımı olan Türkiye Yeşil Fonu kapsamında ortak çalışmalarımızı güçlendirirken, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik katkımızı da kararlılıkla artırıyoruz. Disera ile sağladığımız bu iş birliğinin, sanayimizin yeşil dönüşümüne ivme kazandırmanın yanı sıra tıbbi cihaz düzenlemeleri prensiplerine uygun çevre dostu ürünlerle toplum sağlığını da ileriye taşımaya yönelik bir adım olduğuna inanıyoruz. Bu kıymetli anlaşmanın Disera başta olmak üzere tüm paydaşlarımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. Türkiye Yeşil Fonu’nun Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye yaptığı yatırımın şirketin sürdürülebilirlik vizyonuyla güçlü bir uyum içinde olduğunu belirten Disera A.Ş. Genel Müdürü Kenan Deniz Büyükakman, “Bu yatırım, sürdürülebilir üretim ve büyüme hedeflerimize duyulan güvenin önemli bir göstergesidir. Türkiye Yeşil Fonu ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde çevresel etkimizi azaltırken üretim ve ihracat kapasitemizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel, Türkiye Yeşil Fonu’nun, karbonsuzlaşma ve kapsayıcı dönüşüm hedefleri doğrultusunda şirketlerin yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam ettiğini belirterek, Disera’ya gerçekleştirilen yatırımın Fon’un sağlık sektöründeki ilk yatırımı olma özelliğini taşıdığını aktardı. Yaklaşık 30 yıllık sektörel deneyimi, tıbbi cihaz alanındaki uzmanlığı ve teknoloji geliştirme kabiliyetiyle sağlık sektöründe önemli bir konuma sahip olan Disera’nın bugüne kadar yenilenebilir enerji ve ileri teknoloji alanlarında attığı adımların önemini vurgulayan Temel, bu adımların önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan yeşil dönüşüm yatırımları için sağlam bir temel oluşturduğuna dikkat çekti. Temel, “Bu yatırımla Disera’nın büyüme hedeflerine katkı sağlarken enerji ve kaynak verimliliğinin artırılmasını, çevresel etkinin azaltılmasını ve sürdürülebilirlik yaklaşımının şirketin gelecek dönem yatırımlarında daha da güçlendirilmesini hedefliyoruz. Disera yatırımının, sağlık sektöründe büyüme ve yeşil dönüşümün birlikte ilerlemesine yönelik önemli bir örnek teşkil edeceğine inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean-Christophe Carret ise “İklim eylemi ve sürdürülebilir büyüme için özel sektör sermayesinin harekete geçirilmesi, Türkiye’nin yeşil dönüşümünün hızlandırılması açısından kritik önem taşımaktadır. Türkiye Yeşil Fonu aracılığıyla Disera’ya yapılan yatırım, yenilikçi finansman mekanizmalarının şirketlerin çevresel ayak izlerini azaltmalarına yardımcı olurken aynı zamanda rekabet güçlerini artırabileceğini, istihdam yaratabileceğini ve kapsayıcı büyümeyi destekleyebileceğini göstermektedir. Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefine katkı sağlayan ve sağlık sektöründe daha sürdürülebilir üretim uygulamalarının yaygınlaşmasını destekleyen bu iş birliğini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırımın yeşil ve dayanıklı kalkınma alanında özel sektör tarafından yapılacak ilave yatırımları teşvik etmesini ümit ediyoruz.” dedi. Hâlihazırda Disera’nın yatırımcısı olan Azimut LCP I Özel Sermaye Fonu adına değerlendirmelerde bulunan Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar, şunları söyledi: “Portföy yönetim sektörünün en büyük bağımsız şirketi olan Azimut Portföy’de, alternatif yatırım fonlarını da stratejik önceliklerimiz arasına aldık. Yönetmekte olduğumuz 13 milyar ABD doları varlık büyüklüğü yanında, alternatif fonlarda da kısa sürede 1 milyar ABD doları büyüklüğe ulaşmayı hedefliyoruz. Türkiye’de özel sermaye alanındaki stratejik ortağımız Lycian Capital Partners ile kurduğumuz LCP I GSYF, 3 milyar TL’yi aşkın fon büyüklüğüne ulaşırken, Fon’un ilk yatırımı olan Disera’nın bugüne kadar sergilediği performans, Azimut Grubu’nun Türkiye reel sektörüne ve özel sermaye piyasasına duyduğu güveni daha da pekiştirdi. TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu’nu Disera’nın yeni yatırımcısı ve ortağımız olarak aramızda görmekten büyük memnuniyet duyuyor, bu ortaklığın Disera’nın büyüme yolculuğuna ivme kazandıracağına inanıyoruz.” Lycian Capital Partners Yönetici Ortağı Gökhan Arıkoç ise şunları ekledi: “Lycian Capital olarak önceliğimiz, portföy şirketlerimize uzun vadeli ve sürdürülebilir değer katmak. Yeşil dönüşümü de değer yaratma stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Disera’yı kendi alanında küresel bir oyuncu haline getirme hedefimizde, TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu gibi vizyonumuzu paylaşan güçlü bir kurumsal yatırımcıyı ortaklarımız arasına katmaktan memnuniyet duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Ulaşım Teknolojileri TEKNOFEST 2026’da Yarışıyor Haber

Geleceğin Ulaşım Teknolojileri TEKNOFEST 2026’da Yarışıyor

TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen Hyperloop Geliştirme Yarışması, geleceğin hızlı, güvenli ve çevre dostu ulaşım teknolojilerine yönelik yenilikçi çözümleri aynı platformda buluşturacak. TÜBİTAK ve T3 Vakfı yürütücülüğünde gerçekleştirilen yarışmanın final süreci, 1-6 Eylül tarihleri arasında TÜBİTAK Gebze Kampüsü’nde düzenlenecek. Manyetik levitasyon teknolojisinden itki sistemlerine, tam ölçekli kapsül tasarımlarından mühendislik problemlerine yönelik akademik çözümlere kadar farklı alanlarda çalışmalarını sergileyecek gençler, yeni nesil ulaşım teknolojilerinin geliştirilmesi için yarışacak. Geleceğin ulaşım sistemleri arasında gösterilen Hyperloop teknolojisi, hava basıncının düşürüldüğü özel tüneller içerisinde hareket eden kapsüllerin aerodinamik sürtünmeyi en aza indirerek yüksek hızlara ulaşmasını hedefliyor. Elektromıknatıslar ve manyetik levitasyon (Maglev) sistemi sayesinde raylara temas etmeden ilerleyen kapsüller, güvenli, hızlı ve çevreye minimum zarar veren yeni nesil toplu ulaşım vizyonunun önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. ÜÇ FARKLI KATEGORİDE GELECEĞİN SİSTEMLERİ GELİŞTİRİLİYOR TEKNOFEST kapsamında ilk kez 2022 yılında düzenlenen Hyperloop Geliştirme Yarışması’na ulusal ve uluslararası düzeyde ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri takımlar halinde katılabiliyor. Yarışmada takımlardan; kapsül konumunun belirlenebildiği reflektörlü tünel ortamında, lineer indüksiyon motorlarıyla hızlanan ve belirlenen aralıkta frenleyerek duran sistemler geliştirmeleri bekleniyor. Bu yıl yarışma, Performans, Teknoloji Gösterim ve Tanımlı Problem Çözümü olmak üzere üç ayrı kategoride gerçekleştiriliyor. Performans Kategorisi’nde tam ölçekli Hyperloop kapsüllerinin tünel ortamında ve gerçek koşullara yakın performanslarının ölçülmesi esas alınırken; Teknoloji Gösterim Kategorisi’nde levitasyon ve itki gibi kritik alt sistemlerin geliştirilmesi ve teknik olgunluklarının doğrulanması hedefleniyor. Tanımlı Problem Çözümü Kategorisi’nde ise Hyperloop sistemlerine yönelik öngörülen mühendislik problemleri için akademik temelli, uygulanabilir ve sistematik çözüm yaklaşımlarının ortaya konulmasına odaklanılıyor. YÜZLERCE GENÇ, GELECEĞİN ULAŞIMI İÇİN YARIŞIYOR Hyperloop Geliştirme Yarışması, bu yıl da gençlerin yoğun ilgisiyle gerçekleştiriliyor. Performans Kategorisi’ne 242 takım ve 905 üye başvururken, değerlendirmeler sonucunda 12 takım ve 271 üye finalist olmaya hak kazandı. Tanımlı Problem Çözümü Kategorisi’nde 122 takım ve 476 üyenin başvurusu alınırken, 5 takım ve 101 üye finale kaldı. Teknoloji Gösterim Kategorisi’nde ise 91 takım ve 470 üye başvurdu; 7 takım ve 164 üye finalist oldu. Finale kalan takımlar, kategorilerine göre teknik rapor, test ve teknoloji gösterim videoları ile sunum aşamalarını başarıyla tamamlayarak yarışma sürecinde geliştirdikleri çözümleri jüri karşısında ortaya koyacak. 208 METRELİK TEST TÜNELİNDE GERÇEK KOŞULLARA YAKIN DENEME Hyperloop Geliştirme Yarışması’nın en dikkat çekici unsurlarından biri de takımların geliştirdikleri teknolojileri gerçek test koşullarına yakın bir ortamda sınayabilmesi olacak. Toplam uzunluğu 208 metre olan yarış tüneli; çelik tünel içerisinde beton üzerine yerleştirilmiş alüminyum plaka, ray parçaları ve haberleşme/görüntü aktarma ile güvenlik sistemlerinden oluşuyor. Tünelin çıkışında ise kapsülün frenleme sisteminde yaşanabilecek olası bir arızaya karşı sönümleme hattı bulunuyor. Performans Kategorisi’nde teknik kontrolleri geçen takımlar, kapsüllerini tünelde 20 dakikalık yarış süresi içerisinde test ederek itki, haberleşme, hız, konum ve duruş performanslarını üzerinden puan toplayacak. Teknoloji Gösterim Kategorisi’nde takımlar geliştirdikleri itki veya levitasyon alt sistemlerini saha alanında kurdukları düzenekler üzerinden doğrulayacak. Tanımlı Problem Çözümü Kategorisi’nde ise geliştirilen mühendislik çözümleri jüriye 20 dakikalık sunum ve ardından 10 dakikalık değerlendirme oturumuyla aktarılacak. BAŞARILI TAKIMLARI ÖDÜLLER BEKLİYOR Yarışmada gençlerin geliştirdiği yenilikçi çözümler farklı kategorilerde ödüllendirilecek. Performans Kategorisi’nde birinci takım 300 bin TL, ikinci takım 250 bin TL, üçüncü takım ise 200 bin TL ödülün sahibi olacak. Teknoloji Gösterim Kategorisi’nde itki sistemi gösterimi ve levitasyon sistemi gösterimi için belirlenen ödül tutarı 150’şer bin TL’ye kadar çıkacak. Bu tutarlar üst limit olarak uygulanacak ve değerlendirme sonucuna göre ödül almaya hak kazanan takıma verilecek parasal ödül değişebilecek. Tanımlı Problem Çözümü Kategorisi’nde ise birinci 100 bin TL, ikinci 75 bin TL, üçüncü 50 bin TL ile ödüllendirilecek. Ayrıca yarışma vizyonuna katkı sağlayan ve performans ile tasarımın ötesinde yenilikçi yaklaşımlar ortaya koyan takımlar için Kurul Özel Ödülü de verilecek. TEKNOFEST, GENÇLERİ GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİYLE BULUŞTURUYOR Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine katkı sunan en önemli teknoloji platformlarından biri olan TEKNOFEST, farklı yaş ve eğitim seviyelerinden gençlerin geleceğin teknolojilerini geliştirmelerine ve bu teknolojileri uygulamalı olarak deneyimlemelerine imkân sağlıyor. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) öncülüğünde ve paydaş kurumların katkılarıyla hayata geçirilen TEKNOFEST kapsamında düzenlenen teknoloji yarışmaları, gençlerin yalnızca teorik bilgi edinmelerini değil, geliştirdikleri fikirleri prototipe ve çalışan sistemlere dönüştürmelerini de teşvik ediyor. FİNAL HEYECANI 1 EYLÜL’DE BAŞLIYOR TÜBİTAK Gebze Kampüsü’nde gerçekleştirilecek Hyperloop Geliştirme Yarışması’nın final süreci ise 1 Eylül’de başlayacak. Yeni nesil ulaşım teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik gençlerin ortaya koyduğu çözümlerin sergileneceği final süreciyle birlikte TEKNOFEST 2026 Hyperloop Geliştirme Yarışması, Türkiye’nin geleceğin ulaşım sistemlerinde söz sahibi olma hedefinde genç mühendislerin ve teknoloji takımlarının ortaya koyduğu potansiyeli gözler önüne serecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizli Büyükşehir’den Sürdürülebilir Şehircilik İçin Yeni Bir Adım Haber

Denizli Büyükşehir’den Sürdürülebilir Şehircilik İçin Yeni Bir Adım

Denizli Büyükşehir Belediyesi, çevre dostu belediyecilik anlayışını kentin kamusal alanlarına entegre etmeye devam ediyor. Yenileme çalışmalarıyla kentin en gözde rekreasyon ve yürüyüş alanlarından biri haline gelen Yenişehir Mahallesi’ndeki Koşu Yolu, şimdi de yenilenebilir enerji teknolojisinin en şık örneklerinden biri olan ‘Solar Ağaç’ ile buluştu. Doğadan aldığı gücü kent yaşamına kazandıran bu özel tasarım; estetik, teknoloji ve sürdürülebilirliği aynı çatı altında buluşturuyor. Bu çalışmayla; güneş enerjisi, büyük ölçekli ve endüstriyel enerji yatırımlarının yanı sıra günlük yaşamın içerisinde, parklara ve kamusal alanlara entegre edildi. Güneş enerjisiyle kendi enerjisini üretiyor ve depoluyor Tamamen çelik konstrüksiyondan, kentin mimari dokusuna ve modern kimliğine uyum sağlayacak şekilde özel olarak tasarlanan Solar Ağaç, sadece dekoratif bir kent mobilyası olmanın ötesinde yüksek işlevselliğe sahip bir enerji üretim sistemi olarak dikkat çekiyor. Ağacın yaprak formunu ve estetiğini tamamlayan 5 adet yüksek verimli güneş paneli sayesinde, günlük ortalama 8 kWh elektrik enerjisi üretilebiliyor. Gün boyunca güneşten elde edilerek depolanan elektrik enerjisi, hava karardığında Koşu Yolu’nun aydınlatma sistemlerinin beslenmesinde etkin olarak kullanılıyor. Vatandaşlar için hem dinlenme hem yeşil enerji noktası Ayrıca sistem üzerinde yer alan ve günümüz mobil teknolojilerine tam uyumlu 8 adet şarj soketi (USB-A ve USB Type-C), vatandaşların hizmetine sunuldu. Tasarımın hemen altında oluşturulan modern oturma alanında dinlenen vatandaşlar, cep telefonlarını, tabletlerini ve uyumlu diğer taşınabilir elektronik cihazlarını tamamen güneş enerjisinden elde edilen yeşil elektrikle güvenle şarj edebiliyor. Bu yönüyle uygulama, vatandaşların yenilenebilir enerji kaynaklarını doğrudan deneyimlemesine ve günlük hayatlarında kullanmasına olanak sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Raben Group, Emisyonlarını %41 Azalttı Haber

Raben Group, Emisyonlarını %41 Azalttı

Filosunun yüzde 99'unu EURO VI emisyon standardına sahip araçlardan oluşturan şirket, operasyonlarında kullandığı yeşil elektrik oranını yüzde 96,3'e çıkardı. Yeşil lojistik uygulamaları ve çevre dostu taşımacılık çözümleriyle öne çıkan Raben Group, 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Türkiye ve İsviçre yatırımlarıyla geçen yıl lojistik ağını 17 ülkeye, cirosunu da 2,3 milyar euroya çıkaran Raben Group, iklim hedefleriyle uyumlu karbonsuzlaştırma stratejisini hızlandırdı. Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını 2020 baz yılına göre yüzde 41,1 oranında azaltmayı başaran Raben Group, yeşil elektrik kullanım oranını yüzde 96,3 gibi çok yüksek bir seviyeye çıkardı. Raben Group Bölge Direktörü Bartlomiej Lapinski, lojistikte fosil yakıt kullanımını minimize edecek, oyun kurucu hamleler geliştirdiklerini belirterek, “Lojistik sektöründe rekabet artık ‘en hızlı’ değil, ‘en düşük karbonlu’ olanlar arasında yaşanıyor.” dedi. “Taşımacılık kaynaklı emisyon maliyetlerini azaltmaya yardımcı oluyoruz” Avrupa Komisyonu strateji belgesine göre yük taşımacılığı faaliyetinin, baz alınan 2015'e kıyasla 2050'ye kadar yüzde 50 artacağını vurgulayan Lapinski, “Emisyonlar da hızla yükseleceği için yeşil lojistik artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Raben Group olarak filomuzun bir bölümünde halihazırda biyoyakıt kullanıyoruz. Özellikle Almanya ve Polonya başta olmak üzere Avrupa operasyonlarımızda HVO100 kullanımını artırıyor ve elektrikli çekici sayımızı genişletiyoruz. Bu sayede müşterilerimizin değer zincirlerindeki taşımacılık kaynaklı emisyonları azaltmalarına ve giderek artan iklim raporlama gerekliliklerine hazırlanmalarına destek oluyoruz.” diye konuştu. Lapinski, karbonsuzlaştırmayı finansal bir kaldıraç olarak da kullandıklarını, lojistik sektörünün ilk Sürdürülebilirlik Bağlantılı Kredisi’ni (SLL) hayata geçirerek, yeşil dönüşümü finansal performansla ilişkilendirdiklerini dile getirdi. “Filomuzun yüzde 99’u EURO VI emisyon standardında” Küresel lojistik ihalelerinde artık şeffaf emisyon verisinin ön şart haline geldiğinin altını çizen Lapinski, şunları kaydetti: “Müşterilerimiz myRaben platformu üzerinden sevkiyat bazlı karbon ayak izini görebiliyor. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa genelindeki 2,1 milyon metrekarelik 180 depomuzda ısı pompaları ve güneş panelleriyle emisyon değerlerimizi büyük oranda düşürdük. Filomuzun yüzde 99’u EURO VI emisyon standardını karşılayan araçlardan oluşuyor. Bununla birlikte, sürdürülebilir dönüşümü yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı görmüyor; tedarikçilerimizin de emisyonlarını ölçmelerine ve kendi karbonsuzlaştırma yol haritalarını oluşturmalarına destek oluyoruz.” “Sera gazı yönetim sistemiyle ‘lider’ seviyeye yükseldi” Lapinski, Raben Group’un, dünyanın en prestijli kurumsal sürdürülebilirlik derecelendirme platformlarından biri olan EcoVadis tarafından bir kez daha ödüllendirildiğini belirterek, “EcoVadis Sürdürülebilirlik Derecelendirmesinde Gümüş Madalya kazandık. Genel puanımızı 77’ye çıkararak, ‘Kara Yolu Taşımacılığı’ alanında küresel ölçekte en iyi yüzde 1’lik dilime girdik. Sera Gazı (GHG) yönetim sisteminde sergilediğimiz performansla ‘lider’ seviyeye yükseldik.” bilgilerini de paylaştı. Raben Group 95 yıllık lojistik deneyimi, her gün yollara çıkan 10 binden fazla tırı, 12.400’ü aşkın profesyonel çalışanı ve son teknoloji ile donatılmış altyapısı sayesinde, sürdürülebilir çözümleriyle müşterilerine hizmet veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.