Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevre Koruma

Kapsül Haber Ajansı - Çevre Koruma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevre Koruma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akkuyu Nükleer A.Ş. Bölgedeki Öğrencilere Yönelik Çevre Etkinliği Düzenledi Haber

Akkuyu Nükleer A.Ş. Bölgedeki Öğrencilere Yönelik Çevre Etkinliği Düzenledi

AKKUYU NÜKLEER A.Ş., Silifke ilçesine bağlı Sömek Mahallesi’ndeki ortaokul öğrencileriyle birlikte ormanların korunması ve yangınların önlenmesi konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla çevre etkinliği düzenledi. Açık havada gerçekleştirilen eğitimler, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) itfaiye ve çevre koruma birimlerinde görev yapan uzmanlar tarafından verildi. Etkinliğe 10-14 yaş arasındaki öğrenciler, öğretmenler, AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Gençlik Konseyi üyeleri ve şirketin ilgili birimlerinde görev yapan çalışanlar katıldı. İtfaiye ekipleri, öğrencilere orman yangınlarının önlenmesi için alınması gereken tedbirleri anlattı. Eğitimin uygulamalı bölümünde ise öğrencilere yangın söndürme tüplerinin ve yangın hortumlarının nasıl kullanılacağı gösterildi. Eğitim kapsamında, Türkiye Orman Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılında ülkede meydana gelen orman yangınlarının %42’sinin ihmal veya dikkatsizlikten kaynaklandığına ilişkin veriler dikkate alınarak yangınların önlenmesine yardımcı olacak şekilde doğada uyulması gereken kurallara özellikle dikkat çekildi. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Çevre Koruma Birimi temsilcisi, öğrencilere ormanların iklim açısından taşıdığı önemi anlatarak ormanların kirlilik ve yangınlara karşı korunmasının gerekliliğini aktardı. Öğrenciler, etkinlik kapsamında düzenlenen bilgi yarışmasında öğrendiklerini pekiştirme fırsatı buldu. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, etkinliğe ilişkin şunları söyledi: “Nükleer enerji sektöründe çalışanlar için eylemlerinin sonuçlarını değerlendirebilmek ve süreçleri birkaç adım sonrasını öngörerek planlayabilmek, mesleki kültürün bir parçasıdır. Bu yaklaşım, derin bilgi birikimine, deneyime ve ortak sonuca yönelik bireysel sorumluluk bilincine dayanıyor. Öğrencilere yönelik düzenlediğimiz etkinliklerde, bu yaklaşımın günlük yaşamda nasıl uygulanabileceğini anlatıyoruz. Akkuyu NGS ekibinin mesleki deneyiminin bölge halkına da fayda sağlaması gerektiğine inanıyoruz. İtfaiye ekiplerimiz, orman teşkilatına ve belediye ekiplerine yangınlarla mücadelede destek veriyor. Uzmanlarımız, öğrencilerle düzenli olarak bir araya geldikleri etkinliklerde mesleklerinin özelliklerini anlatıyor, çevrelerindeki dünyayı daha iyi anlamalarına ve doğaya karşı duyarlı bir yaklaşım geliştirmelerine yardımcı olacak bilgileri paylaşıyor.” Etkinlik, AKKUYU NÜKLEER A.Ş.’nin Mersin'de yürüttüğü çevre koruma çalışmalarının devamı niteliğini taşıyor. Şirket, temmuz ayında çalışanlarının çocuklarına yönelik deniz kaplumbağalarını koruma etkinliği düzenlemiş; bu etkinlik kapsamında öğrenciler, bölgede yaşayan nadir deniz kaplumbağalarının özellikleri hakkında bilgi almıştı. Kıyı temizliği çalışmalarına katılan öğrenciler kaplumbağaların yuvalama döneminde sahillerde uyulması gereken kuralları içeren bilgilendirme levhalarının yerleştirilmesine yardımcı olmuştu. Aynı ay, Akkuyu NGS projesi çalışanları ve bölge sakinlerinden oluşan 120’den fazla gönüllü, Taşucu Mahallesi’nin kıyı şeridinde düzenlenen evsel atık temizliği etkinliğine de katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Düzenlediği Uluslararası Balıkçılık Turnuvası’nın 4’üncüsü Yapıldı  Haber

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Düzenlediği Uluslararası Balıkçılık Turnuvası’nın 4’üncüsü Yapıldı 

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından bu yıl 4'üncüsü düzenlenen Uluslararası Balıkçılık Turnuvası, Rusya’nın Tver Bölgesi’nde bulunan Udomlya şehrinde gerçekleştirildi. Turnuvaya, Rosatom’un nükleer enerji alanında projesi bulunan ve proje hazırlığı olan 11 partner ülkeden 22 amatör sporcu ile 28 gazeteci ve uzman katıldı. Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş, Belarus, Macaristan, Vietnam, Mısır, Hindistan, Endonezya, Malezya, Özbekistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nden de katılımcıların yer aldığı etkinlikte, Kalinin Nükleer Güç Santrali’nin çevre koruma ve radyasyon kontrol servisi temsilcileri de görev aldı. Turnuva kapsamında tutulan balıkların tartımı sırasında özel ekipmanlarla dozimetrik kontrol gerçekleştiren uzmanlar, bölgedeki balıkların güvenli olduğunu teyit etti. “En Büyük Balık” kategorisinde 1 kilo 700 gram ağırlığında bir sudak yakalayan Malezya takımı birinci oldu. Macaristan takımı “Mücadele Ruhu” kategorisinde ödüle layık görülürken, Rusya’yı temsil eden takım ise Udomlya Gölü’nde yaşayan en fazla balık türünü yakalayarak “En Büyük Av” kategorisinin kazananı oldu. Turnuva programı kapsamında katılımcılar için Kalinin NGS’ye teknik gezi düzenlendi. Konuklar, 3. ve 4. Güç Ünitelerinin makine dairelerini ve ünite kontrol odalarını ziyaret etti, soğutma kulelerini inceledi ve santralde görev yapan mühendislerle bir araya geldi. Etkinlik katılımcıları için ayrıca Moskova’daki Halk Ekonomisi Başarıları Sergisi VDNH’de bulunan Atom Müzesi’nin yanı sıra NGS’nin bulunduğu bölgedeki tarihi mekanları ve Udomlya Yerel Tarih Müzesi’ni kapsayan zengin bir kültür programı düzenlendi. Rosatom Uluslararası Ağı Özel Kuruluşu İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Aleksandra Yustus, turnuvaya ilişkin şunları söyledi: “Uluslararası Balıkçılık Turnuvası, nükleer enerjinin çevreyle uyumunu ortaya koymamıza imkân sağlayan Rosatom’un öncü bilgilendirme etkinliklerinden biri haline geldi. Yabancı konuklarımız, nükleer güç santrallerinin çevre üzerinde olumsuz bir etki oluşturmadığını, aksine bulundukları bölgelerin gelişimine katkı sağlayan önemli bir unsur olduğunu kendi gözleriyle görebiliyor. Bu tür etkinlikler aynı zamanda Rosatom’un açıklık ilkesini ortaya koyuyor ve kendi nükleer projelerini hayata geçirmeye başlayan ülkelerde yaşayan insanlarla güvene dayalı bir diyalog kurulmasına katkı sağlıyor.” Kalinin NGS Başmühendisi Ruslan Alıyev ise şunları kaydetti: “Çok sayıda ülkeden temsilcinin nükleer güç santralimizin faaliyetlerini yakından tanımak, kullanılan teknolojilerin güvenliğini yerinde görmek ve işletmenin çevre koruma çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgi edinmek amacıyla bölgemize gelmesi nedeniyle bu etkinliğe ev sahipliği yapmak Kalinin NGS için büyük bir onur olduğu kadar önemli bir sorumluluktu.” Türkiye’yi turnuvada temsil eden balıkçılardan Veli Bıçak da, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Turnuva bizim için oldukça keyifli geçti. Biz normalde deniz balıkçılığı yapıyorduk, turnuva ile ilk kez bir tatlı su gölünde balık tutmak bizim için farklı bir tecrübe oldu. Özellikle de bu suyun bir nükleer santralin soğutma sisteminde kullanılıyor olması bizim açımızdan çok ilgi çekiciydi. Bununla birlikte, santralin bölgenin ekosistemi üzerinde olumsuz bir etkisinin bulunmadığını hem yarışma sırasında yaptığımız gözlemlerle hem de yakalanan balıklar üzerinde gerçekleştirilen dozimetrik analizlerin sonuçlarıyla bizzat görme fırsatı bulduk. Şehrin sakinliği, insanların birbirine saygısı ve kurallara uyumu da dikkatimizi çekti. Seyahatimizin başından sonuna kadar çok iyi ağırlandık. Bu güzel organizasyon için Rosatom’a çok teşekkür ediyorum.” Turnuvada Türkiye’yi temsil eden bir diğer balıkçı Hasan Artırık ise turnuvaya davet edilmekten dolayı büyük mutluluk duyduklarını ifade ederek şunları kaydetti: “Konaklamadan etkinliklere kadar programın her aşamasından memnun kaldık. Daha önce denizde edindiğimiz balıkçılık deneyimini bu kez nükleer santral çevresindeki bir gölde değerlendirme fırsatı bulduk. Alışık olmadığımız coğrafya ve hava koşulları bizi biraz zorladı. Özellikle göl üzerindeki sis, turnuvanın aklımızda kalan anlarından biri oldu. Bu koşullarda balık tutmak bize yeni beceriler kazandırdı. Program kapsamında Kalinin Nükleer Güç Santrali’ni de ziyaret ettik. Santralin mühendisliği, inşaatı ve mimarisinin yanı sıra uygulanan güvenlik önlemleri de bizi etkiledi. Bu ziyaret ile Kalinin NGS sahasındaki çalışma disiplinin yüksek seviyede olduğunu açıkça gözlemleme fırsatı bulduk. Faaliyette olan bir nükleer güç santralinin hemen yakınında böylesine gelişmiş bir şehir görmek de bizim için oldukça dikkat çekiciydi. Ülkemizde Akkuyu NGS’nin inşa ediliyor olmasından gurur duyduk. Akkuyu NGS işletmeye alındığında da bulunduğu bölgeye benzer şekilde olumlu katkılar sağlamasını içtenlikle temenni ediyoruz.” Kalinin NGS, çevre üzerindeki etkilere ilişkin belirlenen standartlara uyulması ve sucul biyolojik kaynakların korunması da dahil olmak üzere çevresel gerekliliklerin yerine getirilmesine yönelik çalışmaları düzenli olarak sürdürüyor. Santral yalnızca 2025 yılında dört ayrı balıklandırma çalışması gerçekleştirdi. Pesvo ve Udomlya göllerindeki balık stoku yaklaşık 740 ton seviyesinde bulunuyor. Kalinin NGS ayrıca 2025 yılı sonuçlarına göre Rosatom işletmeleri arasında her yıl düzenlenen “Nükleer Sektörün Çevresel Açıdan Örnek Kuruluşu” yarışmasında birincilik elde etti. Çevresel izleme sonuçları, Kalinin NGS’nin bulunduğu bölgede çevresel dengenin korunduğunu ortaya koydu. İşletmenin yüzey ve yer altı suları, toprak, atmosferin bileşimi ve radyasyon seviyesi de dahil olmak üzere çevresel unsurlar üzerindeki etkisi asgari düzeyde bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çeşme Kıyılarından 1,5 Ton Atık Çıkarıldı Haber

Çeşme Kıyılarından 1,5 Ton Atık Çıkarıldı

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin kıyılarını ve deniz ekosistemini korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Uluslararası Kıyı Temizliği (International Coastal Cleanup-ICC) etkinlikleri kapsamında bu kez Çeşme’de kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, Çeşme Belediyesi ve Yıldızburnu Balıkçı Barınağı ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe TURMEPA ve Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi de destek verdi. Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan da çalışmaya katıldı. Yörük: Denizlerimizin çöp alanına dönüşmesine izin vermemeliyiz İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Deniz Koruma Şube Müdürlüğü Bölge Sorumlusu Saygın Yörük, deniz kirliliğinin önemli bölümünün insan faaliyetlerinden kaynaklandığına dikkat çekti. Yörük, “Bugün kıyıdan ve deniz tabanından plastik şişelerden metal parçalara kadar çok farklı türde atık çıkardık. Kısa bir çalışma sonucunda yaklaşık 1,5 ton atık toplanması, aslında bize önemli bir mesaj veriyor. Denizlerimizin çöp alanına dönüşmesine izin vermemeliyiz. Denizlere ulaşan atıklar yalnızca görüntü kirliliğine yol açmıyor, deniz canlılarını ve kıyı ekosistemini de tehdit ediyor. Ekiplerimizle temizlik çalışmalarını sürdürüyoruz ancak kalıcı çözüm, atıkların denize ulaşmasını önlemek. Yurttaşlarımızdan da kıyılarımızı ve denizlerimizi koruma konusunda daha duyarlı olmalarını istiyoruz” dedi. Dalgıçlar deniz tabanını temizledi Çalışmalar karada ve denizde eş zamanlı yürütüldü. İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri kıyıda temizlik yaparken, İzmir İtfaiyesi AKS dalış ekipleri de deniz tabanındaki atıkları çıkardı. Çalışmalarda plastik şişeler, ambalaj atıkları, metal parçaları ve çeşitli evsel nitelikli atıkların da aralarında bulunduğu yaklaşık 1,5 ton atık toplandı. Deniz tabanından çıkarılan atıklar kıyıda bir araya getirilerek kirliliğin boyutuna dikkat çekildi. Toplanan atıklar, ayrıştırılmak ve uygun şekilde bertaraf edilmek üzere ilgili birimlere teslim edildi. Temiz deniz için güç birliği Dünyanın farklı ülkelerinde eş zamanlı çalışmalarla gerçekleştirilen Uluslararası Kıyı Temizliği etkinlikleri, denizlere ulaşan atıkların azaltılmasına ve kıyı kirliliği konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasına katkı sağlıyor. Çeşme’deki çalışma da yerel yönetimleri, meslek kruluşlarını ve sivil toplum örgütlerini temiz hedefinde buluşturdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Efeler’de Gençlik ve İzcilik için Dev İş Birliği Haber

Efeler’de Gençlik ve İzcilik için Dev İş Birliği

Protokol kapsamında; izcilik faaliyetlerinden doğa eğitimlerine, afet farkındalığından sosyal sorumluluk projelerine kadar pek çok alanda ortak çalışmalar yürütülecek. GENÇLER DOĞAYLA BULUŞACAK, AFET FARKINDALIĞI ARTACAK İmzalanan protokol ile 7 yaş ve üzerindeki bireylere yönelik izcilik kampları, doğa yürüyüşleri, çevre koruma etkinlikleri ve fidan dikim organizasyonları planlanıyor. Ayrıca gençlere ilk yardım, temel sağlık bilgileri, liderlik ve karakter gelişimi gibi konularda eğitimler verilirken; olası acil durumlara karşı afet bilincini artıracak uygulamalı çalışmalar gerçekleştirilecek. İş birliği kapsamında ihtiyaç sahibi çocukların faaliyetlere katılımına da özel imkânlar tanınacak. TESİS VE ULAŞIM DESTEĞİ EFELER BELEDİYESİ TARAFINDAN SAĞLANACAK Protokol uyarınca Efeler Belediyesi, bünyesindeki tesis, eğitim ve kamp alanlarını kulübün kullanımına sunacak; imkânlar dâhilinde ulaşım, lojistik ve malzeme desteği sağlayacak. Faaliyetlerin sahada etkin ve güvenli bir şekilde yürütülmesi amacıyla iki kurum temsilcilerinden oluşan bir Ortak Koordinasyon Kurulu kurulacak. Kurul, yıllık çalışma planlarını hazırlayarak tesis ve saha kullanımlarını koordine edecek. ÇOCUK KORUMA VE GÜVENLİK ÖN PLANDA TUTULACAK Protokolde, tüm etkinliklerde çocuk hakları ve güvenliği esas alınacak. Yaz ve kış kampları başta olmak üzere tüm organizasyonlarda sağlık ve emniyet tedbirleri en üst düzeyde planlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara'da Göksu Parkı’ndaki Kapalı Pazar Alanı Yenileniyor Haber

Ankara'da Göksu Parkı’ndaki Kapalı Pazar Alanı Yenileniyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Başkentlilerin ihtiyaçları doğrultusunda kent genelindeki kullanım alanlarını modern, işlevsel ve erişilebilir hâle getirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, Göksu Parkı içerisinde bulunan kapalı pazar yerini, bölge sakinleri ile kullanıcılarının talep ve ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlemek için harekete geçti. SATIŞ BİRİMLERİ CAM YÜZEYLERDEN OLUŞACAK Yapılan düzenleme çalışmasıyla pazar yeri; her biri ortalama 21 metrekarelik 106 satış biriminden oluşacak ve modern tasarımı, yenilenen altyapısı ile geliştirilen güvenlik sistemleriyle daha işlevsel ve konforlu bir yapıya dönüştürülecek. Satış birimleri geniş cam yüzeylerden oluşacak. Satış birimlerinin yerleşimi yapı içerisindeki kullanıcı hareketini ve mekânsal sürekliliği destekleyecek. Birimler arasında tanımlanan dolaşım aksları, kullanıcıların satış alanlarına kolay erişimini ve yapı içerisinde kesintisiz bir şekilde hareket edebilmesini sağlayacak. Çalışmalar kapsamında mevcut yapının mekanik ve elektrik altyapısı da yenilenecek ve alanın güvenliğinin artırılması amacıyla da yangın söndürme sistemleri eklenecek. Düzenlemenin ardından Göksu Parkı Kapalı Pazar Yeri; daha güvenli, işlevsel ve kullanıcı ihtiyaçlarına cevap veren çağdaş bir satış alanına dönüştürülmüş olacak. POLAT: “PAZAR ALANINI DAHA İŞLEVSEL BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ” Yenileme çalışmalarını titizlikle yürüttüklerini ve alanın en kısa zamanda kullanıma açılacağını belirten ABB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Makine Mühendisi Zeynep Polat, “Göksu Parkı’ndaki kapalı pazaryeri kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda yeniden güncelleniyor. Ortalama 21 metrekare büyüklüğündeki 106 adet ticari alanla işlevsel bir yapıya dönüştürülmesi hedefleniyor. Ticari birimler yapı içerisindeki kullanıcı hareketi ve mekânsal sürekliliği göz önünde bulunduran bir sirkülasyon şeması baz alınarak tasarlanmıştır. Birimlerin cephelerindeki geniş cam yüzeyler de görsel sürekliliği desteklemektedir. Mevcut pazarın elektrik ve mekanik alt yapısı yenilenmekte olup yangın söndürme sistemi eklenmiştir. Tuvalet ve benzeri servis alanları pazar kullanımını destekleyecek şekilde tasarlanmıştır” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’nin Kıyı Şeritleri 10 Ton Atıktan Arındırıldı Haber

Kocaeli’nin Kıyı Şeritleri 10 Ton Atıktan Arındırıldı

BÜYÜKŞEHİR’LE YAŞANABİLİR BİR KENT MÜMKÜN Kocaeli’yi tarım, turizm, sanayi ve spor kenti olarak geleceğe taşıyan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, çevre yatırımları ve temizlik çalışmalarıyla da örnek oluyor. Denizlerin ve kıyıların temizliğine özel önem veren Büyükşehir Belediyesi, gemi ve insan kaynaklı atıkları düzenli olarak temizleyerek hem deniz ekosistemini koruyor hem de Kocaeli’nin eşsiz kıyılarını gelecek nesillere daha temiz ve yaşanabilir şekilde bırakmak için çalışmalarını sürdürüyor. KIYI ŞERİTLERİNDE KESİNTİSİZ TEMİZLİK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı’na bağlı Mavi Takım ekipleri, kent genelindeki kıyı şeridinde temizlik çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. Ekiplerin düzenli olarak gerçekleştirdiği temizlik çalışmalarıyla kıyı şeritlerinde biriken atıklar toplanıyor. Böylelikle kıyıların temiz, düzenli ve estetik görünümü korunurken, deniz ve kıyı ekosisteminin zarar görmesinin de önüne geçiliyor. Toplanan atıklarla çevre kirliliğinin ve deniz canlıları üzerindeki olumsuz etkilerin azaltılması hedefleniyor. KIYILARDAN TOPLANAN 10 TON ATIK AYRIŞTIRILDI Seka Park, Plajyolu, Başiskele, Karamürsel-Ereğli ve Tütünçiftlik-60 Evler kıyı şeridinde aktif olarak çalışan ekipler, 2026 yılı içerisinde 3 bin 357 kilogram plastik, 3 bin 49 kilogram cam, 45 kilogram kağıt, 442 kilogram metal ve 3 bin 188 kilogram ise geri dönüştürülemeyen atık olmak üzere toplam 10 bin 81 kilogram atığı deniz ekosisteminden uzaklaştırdı. Geri dönüştürülebilir toplam 6 bin 893 kilogram atık türlerine göre ayrıştırılarak uygun şekilde poşetlendi ve çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla İZAYDAŞ geri dönüşüm tesisine nakledildi. RÜZGÂR VE DALGALARIN TAŞIDIĞI ATIKLAR TOPLANDI Mavi Takım ekipleri son olarak İzmit Ömer Türkçakal Bulvarı kıyı şeridinde, rüzgâr ve dalga hareketlerinin etkisiyle kıyı kesimlerinde biriken katı atıklara yönelik temizlik çalışması gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında kıyı boyunca biriken cam ve pet şişeler, poşetler ile çeşitli katı atıklar toplanarak kıyı şeridinin temizliği sağlandı. Düzenli temizlik çalışmalarıyla kıyıların temiz ve sağlıklı görünümünün korunmasına katkı sunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İki Başkandan Geleceğe Yeşil İmza Haber

İki Başkandan Geleceğe Yeşil İmza

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Büyükşehir Belediyesi, çevre koruma ve kırsal kalkınmayı ortak bir hedefte buluşturan örnek bir iş birliğine imza attı. İZSU Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılan Gördes Barajı çevresindeki koruma alanları etaplar halinde ağaçlandırılarak yaklaşık 2 bin dönümlük geniş bir ormana dönüştürülecek. Böylece hem İzmir'in içme suyu kaynakları güvence altına alınacak hem de bölgede arıcılık desteklenerek kırsal kalkınmaya katkı sağlanacak. Gördes Baraı Tampon Bölge Protokolü, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın ev sahipliğinde düzenlenen törende imzalandı. İzmir Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilen törene Başkan Dr. Cemil Tugay'ın yanı sıra Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Gördes Belediye Başkanı İbrahim Büke ve belediye bürokratları katıldı. İmzalanan protokolle, ağaçlandırma çalışmalarının yanı sıra su kaynaklarının korunması, iklim değişikliğine karşı doğal direncin artırılması ve kırsal ekonominin güçlendirilmesini hedefleyen kapsamlı bir çevre yatırımı hayata geçirilecek. “Gördes için çok doğru, bizim de çok içimize sinen bir fikir” İmza töreninin ardından konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Manisa ile İzmir'in ayrılmaz bir bütün olduğunu vurguladı. Gördes Barajı çevresinde yaklaşık yarım milyon ağacın dikileceği proje için bir araya geldiklerini belirten Başkan Tugay, şunları söyledi: “İzmir'in bu projede yer almasının nedeni, Gördes Barajı ve çevresiyle ilgili kamulaştırma çalışmalarının, yıllar önce Devlet Su İşleri tarafından alınan karar doğrultusunda İZSU tarafından yürütülmüş olmasıdır. Buradaki su, İzmir için de hayati öneme sahip. Bu nedenle su kaynaklarının korunması gerekiyor. Baraj çevresindeki alanın korunmasına ilişkin yetki de İZSU'ya verilmiş durumda. İbrahim Başkan'a gerçekten yürekten teşekkür ediyorum. Gördes için çok doğru, bizim de çok içimize sinen bir fikir ortaya koydu. Bölgede şu anda tarım yapılamayan ve kullanılmayan alanların, yöre halkının arıcılık yapmasını teşvik edecek bir bal ormanına dönüştürülmesini önerdi. Arıcılığı destekleyecek bitkilendirme çalışmalarının yapılması fikrini de büyük bir memnuniyetle karşıladık.” “Gördes'in iyiliği, Manisa'nın iyiliği bizim de iyiliğimiz” Konuşmasının devamında projenin hem çevre hem de bölge halkı açısından önemli kazanımlar sağlayacağını vurgulayan Başkan Dr. Cemil Tugay, “Bu projeyi desteklemek adına üzerimize düşen ne varsa yapabileceğimizi söyledik. Gördes Barajı'nın çevresinde arıcılığı destekleyecek ağaçlandırma ve bitkilendirme çalışmaları gerçekleştirilecek. Ortaya çok hayırlı ve çok değerli bir iş çıktı. Gördes'in iyiliği, Manisa'nın iyiliği bizim de iyiliğimiz. Oradaki insanlarımızın refahı ve mutluluğu, bizi de mutlu edecek. Bu çalışmanın hayata geçirilmesine öncülük eden Gördes Belediye Başkanımıza, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve emeği geçen tüm arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu güzel iş birliğinin her iki ilimizde de yeni projelerle güçlenerek devam etmesini diliyorum” dedi. Başkan Dutlulu: Hem ormanımız olacak hem ekonomimize katkı sağlayacak Konuşmasına projenin hayata geçirilmesine katkı sunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile Gördes Belediye Başkanı İbrahim Büke'ye teşekkür ederek başlayan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Bu proje, yıllar önce Gördes Barajı nedeniyle kamulaştırılan ve uzun süredir atıl durumda bulunan alanların yaklaşık 400 bin fidanla ağaçlandırılarak bal ormanına dönüştürülmesini, böylece de arıcılık faaliyetlerinin desteklenmesini amaçlıyor. Kamulaştırmalar nedeniyle vatandaşlarımız mağdur olmuş, tarım arazileri önemli ölçüde azalmıştı. Bu projeyle hem vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermeye katkı sağlayacağız hem havzayı daha güvenli ve daha yeşil bir yapıya kavuşturacağız hem de arıcılığı destekleyerek ülke ekonomisine önemli katkı sunacağız. Çok yönlü ve son derece değerli bir proje. İZSU Genel Müdürlüğümüze ve Cemil Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Onların iyi niyeti ve iş birliği olmasaydı bu proje hayata geçirilemezdi. Gördes halkına da hayırlı olmasını diliyorum. Hem güzel bir ormanımız olacak hem de ekonomimize önemli katkılar sağlayacak. İnşallah bundan sonra da İzmir Büyükşehir Belediyemiz ile Manisa Büyükşehir Belediyemiz, bu anlayışla birçok ortak projeye imza atacak” diye konuştu. Başkan Büke: Yıllardır savunduğumuz proje hayata geçiyor Gördes Belediye Başkanı İbrahim Büke de projenin, uzun yıllardır dile getirdikleri bir hedefin hayata geçirilmesini sağlayacağını belirterek, iş birliğine katkı sunan her iki belediye başkanına teşekkür etti. Büke, “ Biz bu fikri Gördes'te yıllardır savunuyorduk. Hem su kaynakları korunsun hem de doğa, tarım ve hayvancılık faaliyetleri açısından bu alanlar sürdürülebilir bir şekilde değerlendirilebilsin istiyorduk. Bu protokolle birlikte Gördes'te çok güzel bir bal ormanı oluşturulacak. Uzun süredir atıl durumda bulunan çok geniş bir alan ekonomiye kazandırılacak. Aynı zamanda İzmir'in su güvenliği ve su kalitesi korunurken, yöre halkının ekonomik kalkınmasına da önemli katkı sağlanacak. Koruma ve kalkınma dengesinin en iyi şekilde kurulacağına inanıyoruz. Gördesliler adına emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. İzmir'in ikinci büyük içme suyu kaynağı korunacak İZSU Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Güzin Özbaş, Gördes Barajı'nın Tahtalı Barajı'nın ardından İzmir'in en büyük ikinci içme suyu kaynağı olduğunu belirterek, baraj havzasının korunmasının doğrudan İZSU'nun sorumluluğunda olduğunu söyledi. Özbaş, “Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2017 yılında yürürlüğe konulan özel hükümler doğrultusunda, barajın maksimum su kotundan itibaren 300 metrelik alan 'mutlak koruma alanı-tampon bölge' olarak tanımlandı. Bu kapsamda Karayakup ve Çağlayan mahallelerinde bulunan 264 parsel, yaklaşık 195 hektarlık alan kamulaştırılarak İZSU mülkiyetine kazandırıldı. Şimdi bu alanlar ağaçlandırılarak doğal bir tampon bölge oluşturulacak. Böylece hem erozyon önlenecek hem de baraj çevresinde yeşil bir kuşak oluşturulacak” ifadelerini kullandı. Tahtalı'daki model Gördes'te uygulanacak İZSU'nun benzer bir çalışmayı daha önce Tahtalı Barajı Havzası'nda başarıyla hayata geçirdiğini hatırlatan Özbaş, “Tahtalı Havzası'nda kamulaştırılan 655 hektarlık alanda 1 milyonun üzerinde fidan toprakla buluşturuldu ve bugün bu alan orman niteliğine ulaştı. Aynı kararlılıkla Gördes'te de çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Amacımız suyun hem miktarını hem de kalitesini gelecek nesiller için korumak. Oluşturulacak yeşil tampon bölge sayesinde erozyon azalacak, göle sediment taşınması önlenecek ve su kaynağı doğal yöntemlerle korunacak. Protokol kapsamında kullanılacak bitki türleri uzman ekipler tarafından birlikte belirlenecek. Arazi hazırlığı, dikim ve bakım çalışmalarının büyük bölümünü Manisa Büyükşehir Belediyesi üstlenirken, İZSU ise süreci teknik açıdan denetleyerek koruma hükümlerinin uygulanmasını sağlayacak” şeklinde konuştu. 34 farklı tür yer alacak Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Yılmaz Usta, projenin çevre koruma ile kırsal kalkınmayı bir araya getiren örnek bir çalışma olduğunu belirterek, ilk etapta 580 dönümlük alanda 411 bin bitkinin toprakla buluşturulacağını söyledi. Usta, lavanta, kekik, adaçayı, ıhlamur, akasya, kızılçam ve fıstık çamı gibi 34 farklı türün kullanılacağını, bitki deseninin yıl boyunca arılar için nektar ve polen sağlayacak şekilde planlandığını ifade etti. Projenin erozyonu azaltarak Gördes Barajı'nın su kalitesini ve kullanım ömrünü koruyacağını vurgulayan Usta, aynı zamanda arıcılığı destekleyerek özellikle baraj çevresindeki üreticiler, kadınlar ve gençler için sürdürülebilir bir gelir kaynağı oluşturacağını söyledi. Kadınlar ve gençlere arıcılık eğitimi verilecek Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Yılmaz Usta, belediyenin arıcılık alanındaki deneyimini Gördes'e taşıyacaklarını belirterek, kadınlar ve genç üreticilere uygulamalı arıcılık eğitimleri verileceğini söyledi. Bitkilerin çiçeklenmesinin ardından kontrollü şekilde gezici arıcıların da alandan faydalanabileceğini ifade eden Usta, dikim çalışmalarına sonbaharda başlanacağını, 2029 yılına kadar etaplar hâlinde sürdürülecek proje kapsamında yaklaşık 2 bin dönümü aşan alanın ormana dönüştürüleceğini ve böylece hem İzmir'in içme suyu kaynaklarının korunacağını hem de kırsal kalkınmanın destekleneceğini kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Su Fakiri Olma Riskiyle Karşı Karşıya! Haber

Türkiye Su Fakiri Olma Riskiyle Karşı Karşıya!

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31’incisi olan COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek. Dünya liderleri, bilim insanları, uzmanlar ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek zirvede, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir gelecek için ortak çözümler masaya yatırılacak. Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 5-11 Haziran Çevre Koruma Haftası kapsamında iklim krizi ve Türkiye’nin COP31 ev sahipliğini değerlendirdi. İklim krizi geleceğin değil bugünün en büyük sorunu Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim krizinin artık geleceğin değil bugünün en büyük sorunlarından biri olduğunu ifade ederek, “İklim değişikliğinden etkilenen alanlar arasında tarımdan gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına hatta ekonomiye kadar pek çok farklı alan yer alıyor. Tarımda kuraklığın verimlilik düşüşüne neden olduğunu biliyoruz. Bunun yanında pek çok tarımsal üründe iklim değişikliği etkisiyle hastalıkların daha sık ortaya çıktığı ve hastalıklara karşı direncin de düştüğü görülüyor. Ayrıca tarımsal üretim sonucunda elde edilen ürünlerde besin içeriğinin de olumsuz etkilendiği pek çok çalışma ile kanıtlanmış durumda. Son olarak pek çok ürün bölgesel iklim özelliklerinin değişmesiyle gelecekte bulundukları bölgelerde yetiştirilemeyebilir. Bu durumların tamamı doğrudan gıda güvenliğini olumsuz etkilemekte ve gelecekte karşılaşılabilecek olumsuz senaryolar konusunda bizi uyarmaktadır.” dedi. Su krizi halk sağlığını ve ekonomiyi tehdit ediyor Su kaynaklarının da iklim değişikliğinden en çok etkilenen doğal kaynaklardan biri olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde pek çok bölgede su kaynakları iklim değişikliğinin su döngüsünü bozmasıyla risk altındadır. Su kaynaklarının miktar ve kalitesinin bozulması ise doğrudan hijyen koşullarını bozarak halk sağlığını küresel ölçekte risk altına almaktadır. Bununla beraber kuraklık pek çok salgın hastalığın yayılması hızını artırmaktadır. Tarımsal üretimden gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına kadar bahsi geçen tüm etkilerin ortaya çıkardığı bir de ekonomik faktörler yer almaktadır. Günümüzde pek çok ülkenin her yıl iklim değişikliği ile mücadele için ve iklim değişikliğinden etkilenen sektörlerin desteklenmesi için büyük fonlar kullandığı bilinmektedir.” diye konuştu. Türkiye’nin de yer aldığı Akdeniz Havzası en kırılgan bölgelerden biri Ülkemizin iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgelerden sayılan Akdeniz Havzası içerisinde yer aldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “İklim değişikliği konusunda hazırlanan bilimsel raporlarda Akdeniz Havzası en kırılgan bölgelerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu durum özellikle son yıllarda kendini su kaynaklarında azalma, yağış rejimlerinde değişim, geniş alanlarda meydana gelen orman yangınları, güney ve iç bölgelerimizde meydana gelen şiddeti kuraklık ve özellikle Karadeniz kıyılarında daha sık gerçekleşen sel felaketleri ile kendini göstermektedir. Bu göstergeler ülkemizin hem kuraklık hem de afetler açısından ne denli riskler taşıdığını ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu. Küresel ısınma iklim sistemini nasıl değiştiriyor? Küresel Isınma ve İklim Değişikliği konusunun birbirine bağlı iki kavram olduğunu söyleyen Adiller, şunları anlattı: “Günümüzde karbon emisyonları olarak ile sıkça dile getirilen kavram aslında havada bulunan ve havanın ısınmasına yardım eden gazların miktarlarını ifade ediyor. Sanayi devrimi ve nüfus artışı ile havadaki miktarları artan bu gazlar havanın eskisine göre daha sıcak kalmasına sebep oluyor ve bu durum küresel hava sıcaklığı ortalamasının yükselmesi şeklinde kendini gösteriyor. Bu duruma biz Küresel Isınma adını veriyoruz. Sıcaklığın artışıyla diğer koşullarda da değişiklikler meydana geliyor. Buharlaşma, rüzgar, nem ve yağış gibi hava olayları da sıcaklığa bağlı olarak değişiyor. Örneğin sıcaklığın artmasıyla yeryüzünden buharlaşan su miktarı artıyor. Bununla beraber hava ısındıkça havanın nem tutma kapasitesi de artıyor. Yani hem yeryüzündeki su havaya geçiyor, hem de hava daha sıcak olduğu için havada nem olarak bulunan suyun yağış olarak yeryüzüne dönmesi gecikiyor. Bunun sonucunda yağışın daha uzun aralıklarla yağmasıyla kuraklığın şiddeti artıyor, hem de yağmur düştüğünde hava daha fazla nem tuttuğu için bazı durumlarda anlık çok şiddetli yağışlar oluyor. İşte iklim sisteminde gerçekleşen bu tür değişikliklerin tümüne de İklim Değişikliği adını veriyoruz. Maalesef iklimdeki bu değişiklik de deniz seviyesinin yükselmesini, yağış rejimlerinin değişmesini, okyanus asitlenmesini ve fırtına, hortum, sel gibi aşırı hava olaylarının daha sık gerçekleşmesi gibi sonuçlar doğuruyor.” Türkiye’nin COP 31’e ev sahipliği yapması neden önemli? Bu yıl ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapıyor olmasının, bu alanla ilgilenen tüm çevrelerin gözünün Türkiye’de olacağı anlamına geldiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Türkiye’nin böyle bir ortamda dönem başkanlığını üstlenmesi, bu alanda gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği faaliyetleri dünyaya duyurması açısından ve küresel iklim politikalarında karar verici bir aktör olma potansiyelini ortaya koyma açısından büyük bir fırsat yaratmaktadır. Günümüzde iklim değişikliği sadece bir çevresel kavram değildir. Dünyada pek çok ülke, kurum ve kuruluş ekonomi politikalarını ve yatırımlarını genellikle iklim değişikliği gibi çevresel kavramları dikkate alarak belirlemektedir. Bu yüzden de bu tür etkinlikler genellikle finans ve iş dünyası açısından da oldukça önemlidir. Zirve sırasında oluşacak bu ortam, yerel girişimcilerin ve yerli teknolojilerin dünya ile buluşması açısından da bulunmaz bir fırsat yaratacaktır.” dedi. COP31, Türkiye için sadece bir etkinlik değil Bunların yanında, ülkemizin Birleşmiş Milletler tarafından da kabul gören “Sıfır Atık” Projesi’nin bu ortamda dünyanın tüm ülkelerine uygulanabilir bir model olarak sunulma imkânı yakalayacağını da dile getiren Adiller, “COP31, Türkiye için sadece bir etkinlik değil; 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine giden yolda kendini gösterdiği, küresel yatırımları üzerine çektiği ve iklim krizine karşı çözüm üreten bir öncü olma yolunda kendini kanıtlaması için tarihi bir şanstır.” ifadesinde bulundu. COP31’de Türkiye’nin vitrini; Sıfır Atık ve dirençli şehirler COP31’de Türkiye’nin odak noktasının kesinlikle markalaşma süreci içerisinde olan Sıfır Atık Projesi olması gerektiğini kaydeden Adiller, “2017 yılında başlatılan ve küresel olarak da bilinirliği son yıllarda artan proje hem döngüsel ekonomi hem de atıklara bağlı emisyonların azaltılması konusunda iklim değişikliği süreçleri ile oldukça uyumludur. Bunun yanında Türkiye’nin vizyonunun da doğru anlatılması noktasında önemli bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca Hatay’ın yeniden yapılandırılması süreciyle birlikte gündeme getirilen Dirençli Şehirler kavramı ve şehirlerin iklim krizine uyumlu hale getirilmesi önemli gündem maddeleri olacaktır. Bunların yanı sıra, yeşil enerji ve sanayide karbonsuzlaşma, iklim finansmanı ve teknolojik altyapılar önemli gündem maddeleri oluşturarak ülkemize olumlu geri bildirimler getirebilir.” şeklinde görüşlerini ifade etti. Ülkelerin COP toplantılarına gösterdikleri ilgi prestij konusu COP süreçlerinin aslında bağlayıcılık konusunda tartışılan kavramlar olsa da, ülkelerin duruma karşı aldıkları duruşun küresel ölçekte dolaylı etkiler yaratabildiğini belirten Adiller, “Her ne kadar İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ya da Paris Anlaşması ülkelerin iklim değişikliği konusundaki eylem ya da eylemsizliklerine karşı caydırıcı yaptırımlara sahip olmamasına rağmen, önceden de belirttiğimiz gibi iklim değişikliği kavramı başlı başına yatırımcıların ya da finans kuruluşlarının yakından takip ettiği süreçlerden biri. Bu yüzden de ülkelerin COP toplantılarına gösterdikleri ilgi ya da yerel politikada ve hukukta bu süreçlere ne kadar yer verdikleri ülkelere bu anlamda prestij kazandırmakta ve belli çevrelerde yatırım yapılabilirlik göstergesi olarak kabul edilmektedir.” dedi. Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında İklim değişikliğinin hem kuraklık süreçlerini uzatması hem de şiddetli yağışlara sebep olmasının ülkemizdeki su kaynaklarını olumsuz etkilediğini anlatan Adiller, şunları kaydetti: “Yağışın yüksek şiddette yağması toprak tarafından emilen ve yeraltı suyuna katılan su oranını düşürürken, sel ve taşkın gibi süreçleri tetikliyor. Bu süreçler sonucunda da düzenli aralıklarla yağması durumunda toprağı yer altı suyunu ve dereleri beslemesi gereken yağış maalesef büyük oranda. Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı 2000 yılında 1 652 m3, 2009 yılında 1 544 m3, 2020 yılında ise 1 346 m3 olmuştur. Günümüzdeki sahip olduğumuz bu değer ülkemizi Su Stresi Yaşayan ülkeler durumuna sokuyor. Bu azalma hızının aynı koşullarda devam etmesi durumunda ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarının 2050’li yıllarda su fakiri olma sınırı olan 1000 m3’ün altına düşeceğini söyleyebiliriz. Bu senaryo bile başlı başına korkutucu iken uydu görüntüleri ile yapılan incelemeler ülkemizdeki pek çok gölün son 40 yıllık süreçte ciddi su kaybına uğradığını ve bazılarının tamamen kuruma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Burada tek sebep tabii ki iklim değişikliği değil, yanlış tarımsal uygulamaların da maalesef süreci hızlandırmış olduğu gerçeğini vurgulamalıyız.” İklim değişikliği konusunda yol ayrımına ulaşmak üzereyiz Bugün iklim değişikliği konusunda bir yol ayrımına ulaşmak üzere olduğumuza dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Radikal adımlar atıp, içinde bulunduğumuz durumu değiştirmek ve iklim değişikliğine adapte olmak için hala geç değil. Ama eylemsizlikle geçen her yıl riski arttırmakta. 10 yıl iklim değişikliği konusunda çarpıcı etkileri görmemiz açısından çok kısa sayılacak bir zaman dilimi ama hiçbir adım atmadan ya da önlem almadan geçirilecek 30 ila 50 yıllık bir süreç sonrasında ülkemizi su ve gıda kıtlığı, ciddi ekolojik kayıplar (bazı ekosistemlerin yok olmanın eşiğine gelmesi) ve iç göçlerin çok yoğun gerçekleştiği ve özellikle bazı bölgelerde ciddi altyapı sorunlarının yaşandığı durumlarla karşı karşıya kalınabilir.” diye konuştu. Günümüzde gerçekleştirilen pek çok anketin insanların iklim değişikliğine karşı mücadeleye olan inançlarını kaybettiklerini gösterdiğini dile getiren Adiller, “Özellikle anketlere katılan pek çok kişi ülkelerin üzerine düşen görevi yerine getirmediği yönünde. Bence bu konuda da haksız sayılmazlar. Keşke bazı ülkeler siyasi ve ekonomik çıkarları uğruna savaşa yaptıkları yatırımı yaşama yapsa da dünyadaki yaşamın sürdürülebilirliğine sağlayabilsek.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.