Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevre Koruma

Kapsül Haber Ajansı - Çevre Koruma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevre Koruma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Su Fakiri Olma Riskiyle Karşı Karşıya! Haber

Türkiye Su Fakiri Olma Riskiyle Karşı Karşıya!

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31’incisi olan COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek. Dünya liderleri, bilim insanları, uzmanlar ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek zirvede, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir gelecek için ortak çözümler masaya yatırılacak. Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 5-11 Haziran Çevre Koruma Haftası kapsamında iklim krizi ve Türkiye’nin COP31 ev sahipliğini değerlendirdi. İklim krizi geleceğin değil bugünün en büyük sorunu Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim krizinin artık geleceğin değil bugünün en büyük sorunlarından biri olduğunu ifade ederek, “İklim değişikliğinden etkilenen alanlar arasında tarımdan gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına hatta ekonomiye kadar pek çok farklı alan yer alıyor. Tarımda kuraklığın verimlilik düşüşüne neden olduğunu biliyoruz. Bunun yanında pek çok tarımsal üründe iklim değişikliği etkisiyle hastalıkların daha sık ortaya çıktığı ve hastalıklara karşı direncin de düştüğü görülüyor. Ayrıca tarımsal üretim sonucunda elde edilen ürünlerde besin içeriğinin de olumsuz etkilendiği pek çok çalışma ile kanıtlanmış durumda. Son olarak pek çok ürün bölgesel iklim özelliklerinin değişmesiyle gelecekte bulundukları bölgelerde yetiştirilemeyebilir. Bu durumların tamamı doğrudan gıda güvenliğini olumsuz etkilemekte ve gelecekte karşılaşılabilecek olumsuz senaryolar konusunda bizi uyarmaktadır.” dedi. Su krizi halk sağlığını ve ekonomiyi tehdit ediyor Su kaynaklarının da iklim değişikliğinden en çok etkilenen doğal kaynaklardan biri olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde pek çok bölgede su kaynakları iklim değişikliğinin su döngüsünü bozmasıyla risk altındadır. Su kaynaklarının miktar ve kalitesinin bozulması ise doğrudan hijyen koşullarını bozarak halk sağlığını küresel ölçekte risk altına almaktadır. Bununla beraber kuraklık pek çok salgın hastalığın yayılması hızını artırmaktadır. Tarımsal üretimden gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına kadar bahsi geçen tüm etkilerin ortaya çıkardığı bir de ekonomik faktörler yer almaktadır. Günümüzde pek çok ülkenin her yıl iklim değişikliği ile mücadele için ve iklim değişikliğinden etkilenen sektörlerin desteklenmesi için büyük fonlar kullandığı bilinmektedir.” diye konuştu. Türkiye’nin de yer aldığı Akdeniz Havzası en kırılgan bölgelerden biri Ülkemizin iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgelerden sayılan Akdeniz Havzası içerisinde yer aldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “İklim değişikliği konusunda hazırlanan bilimsel raporlarda Akdeniz Havzası en kırılgan bölgelerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu durum özellikle son yıllarda kendini su kaynaklarında azalma, yağış rejimlerinde değişim, geniş alanlarda meydana gelen orman yangınları, güney ve iç bölgelerimizde meydana gelen şiddeti kuraklık ve özellikle Karadeniz kıyılarında daha sık gerçekleşen sel felaketleri ile kendini göstermektedir. Bu göstergeler ülkemizin hem kuraklık hem de afetler açısından ne denli riskler taşıdığını ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu. Küresel ısınma iklim sistemini nasıl değiştiriyor? Küresel Isınma ve İklim Değişikliği konusunun birbirine bağlı iki kavram olduğunu söyleyen Adiller, şunları anlattı: “Günümüzde karbon emisyonları olarak ile sıkça dile getirilen kavram aslında havada bulunan ve havanın ısınmasına yardım eden gazların miktarlarını ifade ediyor. Sanayi devrimi ve nüfus artışı ile havadaki miktarları artan bu gazlar havanın eskisine göre daha sıcak kalmasına sebep oluyor ve bu durum küresel hava sıcaklığı ortalamasının yükselmesi şeklinde kendini gösteriyor. Bu duruma biz Küresel Isınma adını veriyoruz. Sıcaklığın artışıyla diğer koşullarda da değişiklikler meydana geliyor. Buharlaşma, rüzgar, nem ve yağış gibi hava olayları da sıcaklığa bağlı olarak değişiyor. Örneğin sıcaklığın artmasıyla yeryüzünden buharlaşan su miktarı artıyor. Bununla beraber hava ısındıkça havanın nem tutma kapasitesi de artıyor. Yani hem yeryüzündeki su havaya geçiyor, hem de hava daha sıcak olduğu için havada nem olarak bulunan suyun yağış olarak yeryüzüne dönmesi gecikiyor. Bunun sonucunda yağışın daha uzun aralıklarla yağmasıyla kuraklığın şiddeti artıyor, hem de yağmur düştüğünde hava daha fazla nem tuttuğu için bazı durumlarda anlık çok şiddetli yağışlar oluyor. İşte iklim sisteminde gerçekleşen bu tür değişikliklerin tümüne de İklim Değişikliği adını veriyoruz. Maalesef iklimdeki bu değişiklik de deniz seviyesinin yükselmesini, yağış rejimlerinin değişmesini, okyanus asitlenmesini ve fırtına, hortum, sel gibi aşırı hava olaylarının daha sık gerçekleşmesi gibi sonuçlar doğuruyor.” Türkiye’nin COP 31’e ev sahipliği yapması neden önemli? Bu yıl ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapıyor olmasının, bu alanla ilgilenen tüm çevrelerin gözünün Türkiye’de olacağı anlamına geldiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Türkiye’nin böyle bir ortamda dönem başkanlığını üstlenmesi, bu alanda gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği faaliyetleri dünyaya duyurması açısından ve küresel iklim politikalarında karar verici bir aktör olma potansiyelini ortaya koyma açısından büyük bir fırsat yaratmaktadır. Günümüzde iklim değişikliği sadece bir çevresel kavram değildir. Dünyada pek çok ülke, kurum ve kuruluş ekonomi politikalarını ve yatırımlarını genellikle iklim değişikliği gibi çevresel kavramları dikkate alarak belirlemektedir. Bu yüzden de bu tür etkinlikler genellikle finans ve iş dünyası açısından da oldukça önemlidir. Zirve sırasında oluşacak bu ortam, yerel girişimcilerin ve yerli teknolojilerin dünya ile buluşması açısından da bulunmaz bir fırsat yaratacaktır.” dedi. COP31, Türkiye için sadece bir etkinlik değil Bunların yanında, ülkemizin Birleşmiş Milletler tarafından da kabul gören “Sıfır Atık” Projesi’nin bu ortamda dünyanın tüm ülkelerine uygulanabilir bir model olarak sunulma imkânı yakalayacağını da dile getiren Adiller, “COP31, Türkiye için sadece bir etkinlik değil; 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine giden yolda kendini gösterdiği, küresel yatırımları üzerine çektiği ve iklim krizine karşı çözüm üreten bir öncü olma yolunda kendini kanıtlaması için tarihi bir şanstır.” ifadesinde bulundu. COP31’de Türkiye’nin vitrini; Sıfır Atık ve dirençli şehirler COP31’de Türkiye’nin odak noktasının kesinlikle markalaşma süreci içerisinde olan Sıfır Atık Projesi olması gerektiğini kaydeden Adiller, “2017 yılında başlatılan ve küresel olarak da bilinirliği son yıllarda artan proje hem döngüsel ekonomi hem de atıklara bağlı emisyonların azaltılması konusunda iklim değişikliği süreçleri ile oldukça uyumludur. Bunun yanında Türkiye’nin vizyonunun da doğru anlatılması noktasında önemli bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca Hatay’ın yeniden yapılandırılması süreciyle birlikte gündeme getirilen Dirençli Şehirler kavramı ve şehirlerin iklim krizine uyumlu hale getirilmesi önemli gündem maddeleri olacaktır. Bunların yanı sıra, yeşil enerji ve sanayide karbonsuzlaşma, iklim finansmanı ve teknolojik altyapılar önemli gündem maddeleri oluşturarak ülkemize olumlu geri bildirimler getirebilir.” şeklinde görüşlerini ifade etti. Ülkelerin COP toplantılarına gösterdikleri ilgi prestij konusu COP süreçlerinin aslında bağlayıcılık konusunda tartışılan kavramlar olsa da, ülkelerin duruma karşı aldıkları duruşun küresel ölçekte dolaylı etkiler yaratabildiğini belirten Adiller, “Her ne kadar İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ya da Paris Anlaşması ülkelerin iklim değişikliği konusundaki eylem ya da eylemsizliklerine karşı caydırıcı yaptırımlara sahip olmamasına rağmen, önceden de belirttiğimiz gibi iklim değişikliği kavramı başlı başına yatırımcıların ya da finans kuruluşlarının yakından takip ettiği süreçlerden biri. Bu yüzden de ülkelerin COP toplantılarına gösterdikleri ilgi ya da yerel politikada ve hukukta bu süreçlere ne kadar yer verdikleri ülkelere bu anlamda prestij kazandırmakta ve belli çevrelerde yatırım yapılabilirlik göstergesi olarak kabul edilmektedir.” dedi. Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında İklim değişikliğinin hem kuraklık süreçlerini uzatması hem de şiddetli yağışlara sebep olmasının ülkemizdeki su kaynaklarını olumsuz etkilediğini anlatan Adiller, şunları kaydetti: “Yağışın yüksek şiddette yağması toprak tarafından emilen ve yeraltı suyuna katılan su oranını düşürürken, sel ve taşkın gibi süreçleri tetikliyor. Bu süreçler sonucunda da düzenli aralıklarla yağması durumunda toprağı yer altı suyunu ve dereleri beslemesi gereken yağış maalesef büyük oranda. Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı 2000 yılında 1 652 m3, 2009 yılında 1 544 m3, 2020 yılında ise 1 346 m3 olmuştur. Günümüzdeki sahip olduğumuz bu değer ülkemizi Su Stresi Yaşayan ülkeler durumuna sokuyor. Bu azalma hızının aynı koşullarda devam etmesi durumunda ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarının 2050’li yıllarda su fakiri olma sınırı olan 1000 m3’ün altına düşeceğini söyleyebiliriz. Bu senaryo bile başlı başına korkutucu iken uydu görüntüleri ile yapılan incelemeler ülkemizdeki pek çok gölün son 40 yıllık süreçte ciddi su kaybına uğradığını ve bazılarının tamamen kuruma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Burada tek sebep tabii ki iklim değişikliği değil, yanlış tarımsal uygulamaların da maalesef süreci hızlandırmış olduğu gerçeğini vurgulamalıyız.” İklim değişikliği konusunda yol ayrımına ulaşmak üzereyiz Bugün iklim değişikliği konusunda bir yol ayrımına ulaşmak üzere olduğumuza dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Radikal adımlar atıp, içinde bulunduğumuz durumu değiştirmek ve iklim değişikliğine adapte olmak için hala geç değil. Ama eylemsizlikle geçen her yıl riski arttırmakta. 10 yıl iklim değişikliği konusunda çarpıcı etkileri görmemiz açısından çok kısa sayılacak bir zaman dilimi ama hiçbir adım atmadan ya da önlem almadan geçirilecek 30 ila 50 yıllık bir süreç sonrasında ülkemizi su ve gıda kıtlığı, ciddi ekolojik kayıplar (bazı ekosistemlerin yok olmanın eşiğine gelmesi) ve iç göçlerin çok yoğun gerçekleştiği ve özellikle bazı bölgelerde ciddi altyapı sorunlarının yaşandığı durumlarla karşı karşıya kalınabilir.” diye konuştu. Günümüzde gerçekleştirilen pek çok anketin insanların iklim değişikliğine karşı mücadeleye olan inançlarını kaybettiklerini gösterdiğini dile getiren Adiller, “Özellikle anketlere katılan pek çok kişi ülkelerin üzerine düşen görevi yerine getirmediği yönünde. Bence bu konuda da haksız sayılmazlar. Keşke bazı ülkeler siyasi ve ekonomik çıkarları uğruna savaşa yaptıkları yatırımı yaşama yapsa da dünyadaki yaşamın sürdürülebilirliğine sağlayabilsek.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Henkel, 2045 Yılına Kadar Net Sıfır Emisyonlara Ulaşmayı Hedefliyor Haber

Henkel, 2045 Yılına Kadar Net Sıfır Emisyonlara Ulaşmayı Hedefliyor

Şirket, sürdürülebilirlik dönüşümünde stratejik bir eşik olarak, Mutlak Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar (2021'e kıyasla) yüzde 42, Mutlak Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 oranında düşürmeyi planlıyor. Yeni sürdürülebilirlik hedefleri, şirketin değer zinciri boyunca yarattığı etkiyi daha da hızlandırmaya yönelik stratejik bir kararı yansıtıyor. İklim odaklı çalışmaları, eşitliği ve sürdürülebilir tedarik zincirlerini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımla Henkel, yeni bir döngünün başlangıcına işaret ediyor. Henkel CEO’su Carsten Knobel görüşlerini şu sözlerle ifade etti: “Henkel, 150 yıldır sorumlu iş uygulamalarının güçlü iş performansıyla paralel ilerlediğini ortaya koymaktadır. Günümüzün zorlu ve değişken ortamında, sürdürülebilir bir geleceği şekillendirme konusunda net ve tutarlı bir duruş sergilemek her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Amaca yönelik büyüme gündemimiz doğrultusunda, şimdi yeni ve iddialı, aynı zamanda somut sürdürülebilirlik hedefleriyle bir sonraki adımı atıyoruz.” Net sıfıra ve döngüsel ekonomiye giden yolda ivme kazanmak Henkel, 2045 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma kararlılığı doğrultusunda 2024 yılında Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi – Science Based Targets Initiative) tarafından onaylanan kapsamlı bir yol haritası belirlemiştir. Şirket, bir yandan enerji verimliliğini artırırken bir yandan da yenilenebilir enerji ve daha sürdürülebilir yakıtların kullanımını yaygınlaştırarak değer zinciri boyunca emisyonları önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Henkel, bu yolda önemli bir kilometre taşı olarak Mutlak Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar (2021'e kıyasla) yüzde 42 oranında azaltmayı, Mutlak Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 oranında düşürmeyi hedefliyor. Kapsam 1 ve 2 emisyonları, faaliyetlerimizden kaynaklanan doğrudan ve dolaylı emisyonları, Kapsam 3 emisyonları ise değer zincirinin yukarı ve aşağı yönlü aşamalarından kaynaklanan emisyonları ifade etmektedir. Bugüne kadar kaydedilen ilerleme, Henkel'in doğru yolda olduğunu gösteriyor: 2025 yılına kadar şirket, 2021 baz yılına kıyasla Kapsam 1, 2 ve 3 emisyonlarda yüzde 29'luk bir azalma sağlamış ve dünya çapında 37 tesiste karbon-nötr üretime geçmiştir. Bu bağlamda Henkel, dünya genelindeki faaliyetlerinde yenilenebilir elektriğin payını önemli ölçüde artırarak yüzde 97'ye çıkarmıştır. Bu sonuçlar, hem operasyonel iyileştirmelerin hem de tedarikçiler ve iş ortaklarıyla güçlenen iş birliğinin bir yansımasıdır. Henkel’in çevre koruma konusundaki çalışmalarının bir diğer önemli unsuru, döngüsel ekonomiyi destekleme konusundaki kararlılığıdır. Şirket, hem tüketici ürünleri ambalajlarında geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanım oranı hem de geri dönüşüme uygun olarak tasarlanan ambalajların payı için net hedefler belirlemiştir. 2030 yılına kadar, geri dönüştürülmüş malzemelerin payının mevcut yüzde 28 seviyesinden en az yüzde 35'e ulaşması planlanmaktadır. Buna ek olarak Henkel, 2030 yılına kadar ambalajlarının yüzde 100’ünü geri dönüşüme uygun olarak tasarlamayı hedefliyor. Bu oran bugün yüzde 88 seviyesindedir. Global ölçekte çalışan eşitliğinin geliştirilmesi Henkel fırsat eşitliği, kapsayıcı bir iş yeri ortamı ve adil ücret konusundaki taahhüdünü bir kez daha teyit etmektedir. Şirket, 2030 yılına kadar tüm yönetim kademelerinde her iki cinsiyetin de yüzde 45'in üzerinde bir oranda temsil edilmesiyle, yönetimde global cinsiyet dengesini sağlamayı hedefliyor. 2025 yılı sonu itibarıyla, yönetim kademelerindeki kadın çalışan oranının yüzde 43'ün üzerine çıkmasıyla önemli bir kilometre taşına ulaşılmış ve somut bir etki elde edilmiştir. Buna ek olarak Henkel, 2030 yılına kadar global ölçekte ücret eşitliğine ulaşmayı* da hedefliyor. Her iki hedef de, yerel yasalara uyumlu ve bölgesel olarak uyarlanmış yaklaşımlar doğrultusunda hayata geçirilmektedir. Henkel'in kaydettiği ilerleme, uluslararası ölçekte kabul görmüş sürdürülebilirlik derecelendirmeleriyle de teyit ediliyor. 2025 CDP değerlendirmesinde Henkel, iklim kategorisinde ilk kez “A” notunu aldı. Henkel ayrıca, son EcoVadis derecelendirmesinde performansını daha da iyileştirerek bir kez daha Altın Madalya ile ödüllendirilmiştir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’de Sıfır Atık Hedefi Tam Yol İlerliyor Haber

Kocaeli’de Sıfır Atık Hedefi Tam Yol İlerliyor

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’na bağlı Sıfır Atık Şube Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen “Sıfır Atık Yönetim Sistemi Değerlendirme Toplantısı”, İZAYDAŞ Genel Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya ilçe belediyelerinin ilgili şube müdürleri ile teknik personeller katıldı. Toplantıda; il genelindeki sıfır atık çalışmaları, geri dönüşüm uygulamaları, belediyelerin sahada karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. SIFIR ATIK ÇALIŞMALARI İL GENELİNDE DEĞERLENDİRİLDİ İl genelindeki atık yönetimi çalışmaları, sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve ilçe belediyelerinin iyi uygulama örneklerinin değerlendirildiği toplantıda Büyükşehir koordinasyonunda devam eden çalışmalar ele alınırken, bunun yanında ilçe belediyelerinin sahada karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. Atıkların kaynağında ayrı toplanması, geri kazanım oranlarının artırılması ve çevre bilincinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin koordinasyon içerisinde devam edeceği vurgulandı. KURUMLAR ARASI İŞ BİRLİĞİNİN VERİLERİ PAYLAŞILDI İZAYDAŞ Genel Müdürü Vahit Balahorlu gerçekleştirdiği konuşmasında, İZAYDAŞ’ın 30.yılında yaptığı çalışmaları ve yeni vizyonu hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Büyükşehir Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Sıfır Atık Şube Müdürü Hüseyin Kılıç ise Kocaeli genelinde sıfır atık yönetim sisteminin daha etkin işletilmesi amacıyla kurumlar arası iş birliği, saha uygulamaları, atık toplama süreçleri ve geri kazanım faaliyetlerine ilişkin verileri sunarak değerlendirmelerde bulundu. DEPOZİTO İADE SİSTEMİ UYGULAMASI YERİNDE İNCELENDİ Toplantının ardından katılımcılar, Sakarya’da pilot bölge olarak başlatılan ve Depozito İade Sistemi kapsamında faaliyet gösteren Sayma Doğrulama Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyarette, depozito iade sisteminin işleyişi, ambalaj atıklarının toplanması, sayılması ve doğrulanmasına ilişkin süreçler hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Gerçekleştirilen teknik ziyaret ile depozito yönetim sistemine dair uygulama örnekleri yerinde incelenirken, benzer çalışmaların sıfır atık yönetim sistemine sağlayabileceği katkılar üzerine görüş alışverişi yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geotekstil Teknolojisi Yerinde İncelendi    Haber

Geotekstil Teknolojisi Yerinde İncelendi  

YENİLİKÇİ ÇÖZÜMLER MASAYA YATIRILDI Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen “İzmit Körfezi Dip Çamurunun Temizlenmesi Projesi” tüm hızıyla sürerken, projede kullanılan küresel teknolojileri yerinde incelemek amacıyla Hollanda’ya önemli bir teknik gezi gerçekleştirildi. Teknoloji çözüm ortağının ev sahipliğinde düzenlenen programda İzmit Körfezi’ni geleceğe taşıyacak yenilikçi çözümler ve küresel standartlar masaya yatırıldı. DİP ÇAMURU PROJESİ HOLLANDA’DA BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ Teknik temaslar kapsamında Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı heyeti, İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği Projesi’nin kapsamı, hedefleri ve bugüne kadar elde edilen başarılı sonuçlara ilişkin detaylı bir sunum gerçekleştirdi. Bilgi ve deneyim paylaşımının ön plana çıktığı görüşmelerde, Kocaeli’de yürütülen çevre odaklı çalışmalar uluslararası platformda büyük takdir topladı. GEOTEKSTİL TÜP TEKNOLOJİSİ YERİNDE İNCELENDİ Ziyaretin en önemli başlıklarından birini, projede hayati bir rol oynayan geotekstil tüplerin üretim süreçleri oluşturdu. Teknolojiyi yerinde gözlemleyen heyet, daha sonra aynı yöntem ve teknoloji kullanılarak Hollanda’da başarıyla tamamlanmış olan saha uygulamalarını yerinde inceledi. Büyükşehir heyeti, İzmit Körfezi’ni sürdürülebilir bir ekosisteme kavuşturmak adına dünyadaki en yenilikçi ve modern teknolojilerin kente entegre edilmesine kararlılıkla devam edeceğini vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Selçuklu Bayrama Hazır Haber

Selçuklu Bayrama Hazır

Selçuklu Belediyesi, 27 Mayıs tarihinde başlayacak olan Kurban Bayramı için tüm hazırlıklarını tamamladı. Bu kapsamda Selçuklu genelinde temizlik, zabıta, park-bahçeler ve fen işleri alanında yoğun bir çalışma yürüten belediye ekipleri, bayram süresince de sahada olmaya ve vatandaşlara hizmet etmeye devam edecek. Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü Görev Başında Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü Ekipleri Arefe Günü kurban satış yeri ve kesim yapılan semt pazarlarına 100 adet calaskal bırakacak ve bayramın 3. günü öğleden sonra calaskallar toplanacak. Arefe gecesi 35 çöp aracı, 14 yol süpürme aracı, 9 kepçe, 12 kamyon ve 200 personel ile Selçuklu bölgesinin genel temizliği yapılacak. Bayramın 1,2,3 ve 4. Günlerinde de kurban satış yeri kesim alanları ve kesim yapılan semt pazarlarının temizlik ve dezenfekte işlemleri 16 kepçe, 1 greyder,1 sanko, 18 kamyon, 16 arazöz, 4 traktör, 2 vidanjör, 16 süpürge aracı olmak üzere toplamda bayram boyunca günlük 425 personelle 7/24 saat 3 vardiya şeklinde 4 gün boyunca toplamda 1700 personelle hizmet verilecek. Kurban satış yeri ve kesim yapılan semt pazarlarının temizlik ve dezenfekte işlemi bittikten sonra parfümleme yapılacak. Zabıta Müdürlüğü Bayram Mesaisinde Bayram öncesinde Zabıta Ekipleri ilçede bulunan market, pastane ve alışveriş merkezlerinde denetimlerini sıklaştırdı. Kurban Satış Noktalarında hizmetlerini sürdüren Zabıta Müdürlüğü ekipleri çalışmalarını bayram süresince 7/24 devam ettirecek. Merkez Ekipler Amirliği tarafından koordine edilecek çalışmalarda gıda satış yerleri, et çekimi yapılan işletmelerin yanı sıra kurban satış ve kesim noktalarının bayram süresince denetleneceği ifade edildi. Genel sağlık ve temizlik tedbirleri kapsamında vatandaşların kurban atıklarını ağzı kapalı şekilde çöp konteynerlerine atmaları istendi. Kurban Kesim Yerleri Bayrama Hazır Bayram öncesi hazır hale getirilen kurban kesimi yapılabilecek yerler şu şekilde belirlendi; Selahaddin Eyyubi Mah. Kutbilcihan Cad. Yelda Cami Civarı Binevler Semt Pazan, Sancak Mah. Şule Sok. Zeki Altındağ Sağlık Ocağı Yanı Kocakonut Semt Pazarı, Aksemsettin Mah Horasanlı Sok. Akşemsettin Semt Pazan, Aydınlıkevler Mah. Akköprü Sok., Aydınlık Evler Semt Pazarı, Bosna Hersek Mah. Mesaj Cad, Bosna Hersek Semt Pazarı 1, Bosna Hersek Mah. Yemeni Sok. Bosna Hersek Semt Pazarı 2, Şeyh Şamil Mah. Tatlıpınar Cad. Binkonut Semt Pazarı, Dumlupınar Mah Lale Cad. Ağız ve Diş Sağlığı Yanı Dumlupınar Semt Pazarı , Hocacihan Mah. Saray Cad. Hocacihan Semt Pazarı, Işıklar Mah. Çevreyolu Cad.Fatih Sultan Mehmet Semt Pazarı, Kosova Mah. Şükrü Efendi Sok Kosova Semt Pazarı Sakarya Mah. Vezirhan Cad Sakarya Semt Pazarı, Nisantaş Mah. Rauf Denktaş Cad Seyit Çavuş Semt Pazarı, Mehmet Akif Mah. Hadimi Cad. Özalkent Semt Pazarı, Kılınçarslan Mah. Taşlı Yol Sk. Kılınçarslan Semt Pazarı, Yazır Mah. Turhanlar Sk Yazır Semt Pazarı, Selahaddin Eyyubi Mah. Ahmet Yesevi Cad Beşyüzevler Semt Pazarı, Parsana Mah. Tekinbaş Sok. Şemsiefendi Sok Parsana Semt Pazarı. Yalnızca küçükbaş hayvanların olduğu kurban satışları ise Büyükkayacık Mah. Aliya İzzet Begoviç Caddesi Atış Poligonu yanındaki Selçuklu Belediyesi Kurban Satış Yerinde gerçekleştiriliyor. Acil Müdahale Ekipleri Hazır Selçuklu Belediyesi Acil Müdahale Ekibi de bayram süresince görev başında olacak. Ekipler bayram süresince yol, tretuvar, kaldırım ve benzeri sorunlara anında müdahale edecek. Tropikal Kelebek Bahçesi, Sille Baraj Park ve Seyir Tepesi Bayramın 2. gününden itibaren hizmet verecek Yıl boyunca binlerce ziyaretçiye ev sahipliği yapan Konya Tropikal Kelebek Bahçesi bayramın birinci günü kapalı olurken bayramın 2. gününden itibaren ise bayram boyunca açık olacak. Dileyen misafirler Kelebek Bahçesi’ni saat 09.30-17.30 saatleri arasında ziyaret edebilecek. Temiz havasıyla Sille Baraj Parkı, Konya’nın eşsiz manzarasının panoramik şekilde izlendiği Selçuklu Seyir Tepesi de bayramın ikinci gününden itibaren 09.00- 23.00 saatleri arasında vatandaşların ziyaretine açık olacak. Selçuklu’nun Müzeleri bayramın 3. gününden itibaren ziyaret edilebilecek Konya’nın önemli turizm noktalarından olan ve tarihi Sille Mahallesi’nde yer alan Sille Müzesi, Aya Elenia Müzesi ve Zaman Müzesi de bayramın 3. gününden itibaren 09.00-18.00 saatleri arasında vatandaşlar tarafından ziyaret edilebilecek. Bayram süresince, vatandaşlar Selçuklu Belediyesine ait 444 99 19 numaralı telefona istek ve şikâyetlerini görevlilere iletebilecekler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOÜ Öğrencilerine Uygulamalı Sıfır Atık Eğitimi Haber

KOÜ Öğrencilerine Uygulamalı Sıfır Atık Eğitimi

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir çevre anlayışı doğrultusunda sıfır atık bilincini yaygınlaştırmaya yönelik eğitim, farkındalık ve uygulama çalışmalarını kesintisiz şekilde sürdürüyor. Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan “2026 Yılı Sıfır Atık Yıllık Tema Planı” doğrultusunda Mayıs ayı teması olan “Biyobozunur Atık” konusuna dikkat çekmek amacıyla Kocaeli Üniversitesi Hereke Asım Kocabıyık Meslek Yüksekokulu öğrencilerine yönelik uygulamalı kompost eğitimi gerçekleştirildi. SIFIR ATIK KAPSAMINDA KOMPOST EĞİTİMİ Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinlikte öğrencilere, biyobozunur atıkların çevresel etkileri, organik atıkların doğru şekilde yönetilmesi ve kompost üretiminin ekosistem açısından önemi hakkında kapsamlı bilgi verildi. Programın uygulama bölümünde ise organik atıkların komposta dönüştürülmesi süreci öğrencilerin katılımıyla adım adım gerçekleştirildi. Organik atıkların doğru yöntemlerle değerlendirilmesine dikkat çekilen çalışma ile doğaya yeniden kazandırılabilen atıkların çevresel ve ekonomik değeri vurgulandı. ORGANİK ATIKLARIN GERİ DÖNÜŞÜMÜ VE SIFIR ATIK BİLİNCİ Sebze ve meyve kabukları, yemek artıkları, çay ve kahve posaları gibi biyobozunur atıklar uygun şekilde ayrıştırılıp yönetildiğinde toprak yeniden hayat kazanmış oluyor. Ayrıca kompost uygulamaları sayesinde bu organik atıklar doğal gübreye dönüştürülerek hem çöp miktarı azaltılıyor hem de toprak verimliliği artırılıyor. Bu yaklaşım sürdürülebilir üretimi desteklerken, çevresel kaynakların daha verimli kullanılmasına da katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karacabey, Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nda Güçlü Şekilde Temsil Edildi Haber

Karacabey, Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nda Güçlü Şekilde Temsil Edildi

Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nın Bulgaristan’daki 23. Uluslararası Buluşması’nda Karacabey’in doğal mirası, Eskikaraağaç Leylek Köyü, Yaren Leylek hikâyesi ve Uluabat Gölü’nün biyolojik zenginliği kapsamlı şekilde tanıtılırken, Karacabey’in 2028 yılında organizasyona ev sahipliği yapması önerisi de gündeme geldi. Belediye Başkan Yardımcısı Bora Akın, Başkan Fatih Karabatı’nın vizyonuyla Karacabey’in doğa turizminde örnek bir merkez haline gelmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Avrupa Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (EuroNatur) koordinasyonunda yürütülen ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden leylek köylerini bir araya getiren Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nın (ESVN) 23. Uluslararası Buluşması, Bulgaristan’ın Filibe kentine bağlı Belozem kasabasında gerçekleştirildi. Türkiye’yi temsilen Avrupa Leylek Köyleri Ağı üyesi olan Eskikaraağaç Leylek Köyü adına toplantıya Karacabey Belediye Başkan Yardımcısı Bora Akın ile Bursa Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Tanıtma Şube Müdürü Serkan Teke katıldı. Avrupa genelinden 11 farklı yerleşimin yer aldığı uluslararası buluşmada; doğal yaşamın korunması, insan-doğa uyumunun sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi ve leylek popülasyonunun korunmasına yönelik yürütülen çalışmalar ele alındı. Toplantıya ayrıca Filibe, Rakovski ve Belozem belediyelerinin yöneticileri ile EuroNatur Projeler Müdürü Justine Vansynghel de katılım sağladı. Karacabey yalnızca tarım ve sanayide değil, turizmde de iddialı Toplantıda Türkiye ve Bursa’yı temsilen gerçekleştirilen sunumda özellikle Karacabey’in doğal yaşam zenginliği ve ekoturizm potansiyeli ön plana çıkarıldı. Tarım ve sanayide güçlü olan Karacabey’i, turizmde de güçlü ve etkin hale getirme hedefi vurgulandı. Sunum kapsamında; Eskikaraağaç Leylek Köyü’nün Avrupa’daki önemi, tüm Türkiye’nin yakından takip ettiği Yaren Leylek ve Adem Amca hikâyesi, Uluabat Gölü’nün biyolojik çeşitliliği, Karacabey Longozu’nun doğal yapısı ve bölgede sürdürülen çevre koruma çalışmaları hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Ayrıca Karacabey Belediyesi ile Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde planlanan “Bursa Leylek Şenliği” projesi hakkında da katılımcılara bilgi verildi. Bölgenin doğa turizmi açısından taşıdığı potansiyelin uluslararası alanda daha görünür hale getirilmesi adına yapılan çalışmalar büyük ilgi gördü. Program kapsamında ayrıca Belozem Belediyesi ile Green Balkans iş birliğinde düzenlenen Uluslararası Beyaz Leylek Şenliği etkinliklerine de katılım sağlandı. “Karacabey’imizin doğal zenginliğini dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz” Karacabey Belediye Başkan Yardımcısı Bora Akın, toplantıya ilişkin yaptığı değerlendirmede Karacabey’in doğal mirasının uluslararası platformlarda her geçen gün daha fazla dikkat çektiğini belirtti. Akın, şu ifadelere yer verdi: “Belediye Başkanımız Sayın Fatih Karabatı’nın öncülüğünde, Karacabey’imizin sahip olduğu doğal güzellikleri, biyolojik çeşitliliği ve ekoturizm potansiyelini uluslararası platformlarda tanıtmaya devam ediyoruz. Özellikle Eskikaraağaç Leylek Köyümüz ve Yaren Leylek hikâyesi artık yalnızca ülkemizde değil, Avrupa’da da büyük ilgi görüyor. Gerçekleştirilen bu önemli buluşmada Karacabey’imizi temsil etmekten büyük gurur duyduk. Amacımız hem doğal yaşamı korumak hem de ilçemizi doğa turizmi alanında örnek destinasyonlardan biri haline getirmektir.” 2028 için Karacabey ev sahipliği önerildi Toplantıda ayrıca Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nın her yıl düzenlenen uluslararası buluşmasının 2028 yılında Karacabey ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi önerisi de gündeme geldi. Avrupa Leylek Köyleri Ağı içerisinde Türkiye’yi temsil eden tek üye olan Eskikaraağaç’ın uluslararası görünürlüğünün artırılması adına yapılan öneri, katılımcılar tarafından olumlu karşılandı. Öte yandan yaklaşık 3 bin 700 nüfusa sahip olan Belozem kasabasında 63 adet leylek yuvası bulunduğu belirtilirken, bölgede yürütülen doğa dostu tarım uygulamaları, canlı yayın kameraları, ziyaretçi merkezleri ve kuş gözlem altyapılarının da örnek uygulamalar arasında yer aldığı ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir'de “Sağlıklı Körfez” için Bilimsel Seferberlik Haber

İzmir'de “Sağlıklı Körfez” için Bilimsel Seferberlik

Zararlı alg patlamalarından kirliliğe kadar pek çok kritik başlık iki güne yayılan oturumlarda uluslararası uzmanlarla ele alınacak. Hedef, İzmir Körfezi için kalıcı ve bilim temelli çözümler üretmek. İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle düzenlenen ve 28 Mart’a kadar sürecek “Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” başlıklı uluslararası konferans, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda başladı. “Zararlı Alg Patlamaları: Küresel Deneyimler ve İzmir Körfezi için Yenilikçi Çözüm Önerileri” temasıyla gerçekleştirilen konferansın açılışına; İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler ile akademisyenler ve bürokratlar katıldı. Yıldır’dan doğayla ilişkide özeleştiri ve sürdürülebilirlik vurgusu İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, körfezde kirliliğin 1950’lerden bu yana giderek arttığını, 1980’lerde ise “ölü deniz” olarak anılacak seviyelere ulaştığını belirterek, insanlığın doğayla kurduğu ilişkinin bencil bir temele dayandığını söyledi. Doğanın sunduğu imkânlardan sınırsızca yararlanılırken yükümlülüklerden kaçınıldığını ifade eden Yıldır, modern insanın da bu anlayışla hareket ettiğini vurguladı. Bugün gelinen noktada bu yaklaşımın sonuçlarıyla karşı karşıya kalındığını dile getiren Yıldır, “Bulduğumuz çözümler ya da ihmal ettiğimiz ayrıntılar zamanla daha büyük sorunlara dönüşebiliyor. Daha fazla üretmek ve kazanmak isterken zararın en derin noktasına indik. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışıyla hareket etmeli, her şeyi bütüncül bir yaklaşımla ele alarak hiçbir ayrıntıyı göz ardı etmemeliyiz” dedi. Altyapı hamlesiyle Körfez’de dönüşüm İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, göreve geldiklerinde körfezde ağır bir tabloyla karşılaştıklarını ve bu doğrultuda altyapı yatırımlarını önceliklendirerek hızla harekete geçtiklerini belirtti. Alg patlamaları ve son yıllarda artan sıcaklıkların etkisiyle durumun daha da ağırlaştığını ifade eden Erdoğan, İzmir Körfezi’ne ulaşan 34 dere ve 55 yan kolun tamamında temizlik çalışmalarının sürdüğünü, yaklaşık 110 bin ton malzeme çıkarıldığını söyledi. Erdoğan, Meles Deresi’nde kapsamlı bir çalışma başlatacaklarını da aktardı. Atık su arıtma tesislerinin güçlendirilmesi kapsamında 3 büyük tesisin hizmete alındığını ve kentin arıtma kapasitesinin yüzde 30 artırıldığını belirten Erdoğan, metropolün yüzde 96’sına hizmet veren Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nde yapılan revizyon çalışmaları ve tesisin dördüncü fazının açılması sayesinde çevre izin belgesinin 7 yıl sonra geçen hafta itibariyle yeniden alındığını vurgulayarak, “Tesisin doğru şekilde çalıştığını, anlık bir şekilde kontrol edildiğini bakanlık tarafından tescil eden bir belge. Yüzde 50'ye kadar da enerji teşviki almasını sağlayan bir belge. 7 yıl sonra geriye almış olduk. Bunun bir tartışmayı ortadan kaldırdığını düşünüyorum” dedi. Kent genelinde yağmur suyu ayrıştırma hatlarının hızla artırıldığını, tüm zamanlarda yapılanların yüzde 25’i kadar çalışmanın bugün itibariyle bitirildiğini aktaran Erdoğan, aynı zamanda körfezde yürütülen tarama çalışmalarıyla 1 milyon 200 bin ton çamurun çıkarıldığını belirtti. Erdoğan, Bostanlı ve Mavişehir hattında yapılan çalışmalarla 50-60 santimetreye kadar düşen derinliğin 3-4 metreye çıkarıldığını ve biriken kirliliğin önemli ölçüde temizlendiğini ifade etti. Büyükşehir çalışıyor İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, İzmir Körfezi’nin sınırlı su sirkülasyonu nedeniyle hassas bir ekolojik dengeye sahip olduğunu belirterek, artan kentleşme ve sanayileşmenin kirlilik sorununu derinleştirdiğini söyledi. Gediz Nehri ve diğer 33 derenin sürekli besin tuzu ve sediment taşıdığını, bunun da makroalg ve deniz marullarının yoğunlaşmasına ve yaz aylarında mikro alg patlamalarına yol açtığını vurguladı. Güler, bu nedenle körfezin temizlenmesi için havza planının hazırlanmasının ve bilimsel veriye dayalı bütüncül önlemlerin gerekli olduğunu ifade etti. Körfez’i 28 optik ve termal kamera ile izlemek ve kirletenleri tespit etmek için ciddi bir çalışma yürüttüklerini aktaran Güler, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin son iki yılda körfezin korunması ve iyileştirilmesi için atık su arıtma altyapısı, dere temizlikleri, dip tarama ve su sirkülasyonunu artırıcı projeler yürüttüğünü belirtti. Modifiye kil uygulaması gibi acil eylem planlarıyla körfezin kendi kendini yenileme kapasitesinin güçlendirildiğini söyleyen Güler, İzmir Körfezi’nin yalnızca bir su kütlesi olmadığını; tarih, kimlik ve gelecek açısından kentin önemli bir unsuru olduğunu, korunmasının sadece çevre değil, kent yaşamı, ekonomi ve kültürel miras açısından da kritik olduğunu vurguladı. “Merkezi idare de görev üstlenmeli” Bilimi, yerel yönetimleri ve ulusal ile uluslararası deneyimi bir araya getirerek İzmir Körfezi’nin geleceği için ortak çözümler geliştirmek amacıyla düzenledikleri çalıştaylara dikkat çeken Güler, konuşmasını şöyle tamamladı: “Sağlıklı bir körfez uzun vadeli bir süreçtir ve yalnızca yerel yönetimlerin sorumluluğunda değerlendirilemez. Merkezi yönetimin sorumluluğu büyüktür. Türkiye’de tüm körfezler benzer sorunlarla karşı karşıyadır ve bunun sorumlusu merkezi yönetimin uyguladığı politikalardır. İzmir Körfezi, devletin tasarrufu ve yönetimi altında olan hazineye ait bir kamu arazisidir. Yeni düzenlemeler ancak bakanlıklardan alınan izin doğrultusunda yapılabilir. Ancak ‘benim sorunum değil’ demeyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, sorunu kendi sınırlarını aşan boyutlarıyla ele alarak çözüm için çalışmalarını sürdürmekte ve bu sürece aktif olarak katılmaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sahiller Mavi Takım ile nefes alıyor Haber

Sahiller Mavi Takım ile nefes alıyor

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı’na bağlı Mavi Takım ekipleri, Plajyolu Sahili’nde gerçekleştirdikleri temizlik çalışmasıyla büyük boyda 50 poşet atığı toplayarak çöplerin İzmit Körfezi’ne ulaşmasını önledi. Ekiplerin çalışması, kıyıların korunmasına ve çevre bilincinin güçlenmesine önemli katkı sağladı. İZMİT KÖRFEZİ İÇİN ÖRNEK ÇEVRE MÜCADELESİ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından sahillerin temizliği ve deniz ekosisteminin korunması adına örnek bir girişim ile hayata geçirilen Mavi Takım ekipleri, çalışmalarını titizlikle sürdürmeye devam ediyor. İzmit Körfezi’nde deniz canlılarının yaşam alanlarının korunması için önemli rol oynayan Mavi Takım ekipleri, sahillerde çöpleri titizlikle topluyor ve atıkların denize ulaşmasını önlüyor. PLAJYOLU SAHİLİ’NDE ÇEVRE İÇİN ORTAK ÇALIŞMA Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı, İzmit Plajyolu Sahili’nde hem kıyı temizliği yapmak hem de çevre farkındalığını artırmak amacıyla kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdi. Çalışmaya Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Mesut Önem, Deniz ve Kıyı Hizmetleri Şube Müdürü Yüksel Demircan ve Mavi Takım ekipleri katıldı. Sahil boyunca yapılan tarama sonucunda 50 çöp poşeti dolusu atık toplandı. 2022’DEN BU YANA 85 TONU AŞAN ATIK TOPLANDI Mavi Takım ekipleri, 2022 yılında faaliyete başlamasından bu yana kıyı temizliği çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu çalışmalar kapsamında bugüne kadar denizlerden tam 85.125 kilogram atık toplandı. 2025 yılı içinde ise ekipler, 12.147 kilogramı geri dönüştürülebilir olmak üzere toplam 16.735 kilogram atığı temizledi. Toplanan atıklar, sıfır atık prensibine uygun olarak geri kazanım tesislerine gönderilerek ekonomiye kazandırılırken, geri dönüşümü mümkün olmayan atıklar ise çevreye zarar vermeyecek şekilde düzenli depolama tesislerinde bertaraf edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.