Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevresel Etki

Kapsül Haber Ajansı - Çevresel Etki haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevresel Etki haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kurumsal ve Ticari Bankacılıkta Alternatif Bank İmzası Haber

Kurumsal ve Ticari Bankacılıkta Alternatif Bank İmzası

Alternatif Bank, Kurumsal ve Ticari Bankacılık alanında 2025 yılında güçlü büyüme ivmesi yakaladı. Banka; danışmanlık odaklı hizmet modeli, dijital çözümleri ve ekosistem bankacılığı yaklaşımıyla şirketlerin yalnızca finansman ihtiyaçlarına değil, büyüme ve rekabet stratejilerine de katkı sunmayı hedefliyor. Küresel ticarette yaşanan dönüşümün bankacılık sektörünü de yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Alternatif Bank Kurumsal ve Ticari Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Didem Şahin, bankanın yaklaşımını şu sözlerle açıkladı: “Bugün bankaların rolü yalnızca finansman sağlayan kurumlar olmakla sınırlı değil. Şirketlerin büyüme stratejilerine yön veren, öngörülebilirliği güçlendiren ve ticareti kolaylaştıran stratejik iş ortağı olma sorumluluğunu taşıyoruz.” “Büyümeyi, müşterilerimizin büyümesiyle birlikte okuyoruz” Kurumsal ve Ticari Bankacılıkta büyümeyi yalnızca bilanço göstergeleri üzerinden değerlendirmediklerini vurgulayan Didem Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim için anlamlı büyüme; müşterilerimizin ticaret hacmini, nakit akışını ve rekabet gücünü artırabildiğimiz ölçüde gerçekleşiyor. Kurumsal ve Ticari Bankacılık olarak 2025 yılında TL kredilerimizde %40, yabancı para nakdi kredilerimizde %26 büyüme kaydettik. Bu tablo, seçici büyüme anlayışımızın ve doğru segment odağımızın bir sonucu.” Dış ticarette danışmanlık temelli bankacılık modeli Alternatif Bank’ın dış ticarette standart işlem bankacılığının ötesine geçen bir konumlanma benimsediğini belirten Şahin, danışmanlık yaklaşımının sahadaki karşılığını şöyle değerlendirdi: “2025 yılında aracılık ettiğimiz dış ticaret hacminde %20 artış sağladık. Ancak bu büyümeyi anlamlı kılan, firmaların ihtiyaçlarına özel yapılandırılmış finansman çözümleriyle gerçekleşmiş olmasıdır. Çin Yuanı, Katar Riyali gibi ilgili ülkelerin lokalpara birimleri üzerinden dış ticaretin finansmanına imkan tanıyan, uygun maliyetli fonlama kaynaklarına erişimini kolaylaştıran, ticaret ve finansal risklerin daha etkin şekilde yönetilmesini sağlayan yenilikçi ürünlerinyanında; müşteri ve işlem özelinde çözüm ve danışmanlık odağı Alternatifbank’ın güçlü kası.” Şahin ayrıca, Alternatif Bank’ın bu alandaki farkını pekiştiren uygulamalardan biri olarak Dış Ticaret Danışman Hattı (444 00 55/7) ile Banka müşterisi olsun ya da olmasın dış ticaret yapan tüm firmalara uzman destek sağlandığını da sözlerine ekledi Ekosistem bankacılığı ve tedarik zincirlerinde derinleşme Kurumsal ve Ticari Bankacılıkta ekosistem yaklaşımının giderek daha kritik hale geldiğini vurgulayan Şahin, tedarik zincirini kapsayan finansal çözümlerde yakalanan büyümeye dikkat çekti: “Tedarik zinciri finansmanı çözümlerinde ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir model kurmayı önceliklendiriyoruz. 2025 yılında Tedarikçi Finansmanı Sisteminde işlem hacmimizi %229, keşide çeki hacmimizi ise %67 artırdık. Bu performans, ana firmalarla tedarikçileri aynı finansal ekosistem içinde buluşturan çözümlerimizin başarısını ortaya koyuyor.” Şahin, açık bankacılık perspektifiyle geliştirilen fintek iş birliklerinin DBS ve TFS gibi ürünleri daha entegre ve dijital bir yapıya taşıdığını da vurguladı Üçlü dönüşüm vurgusu: Dijital, sosyal ve çevresel etki birlikte ele alınıyor Bankacılıkta dönüşümün yalnızca dijitalleşmeden ibaret olmadığını belirten Şahin, finansmanın sosyal fayda ve çevresel sürdürülebilirlik kriterleriyle birlikte değerlendirildiği yeni döneme dikkat çekti: “Günümüzde finansman; hız, verimlilik ve kolay erişimin yanı sıra kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik kriterleriyle birlikte ele alınıyor. Alternatif Bank olarak dijitalleşme odağımızı sosyal ve çevresel bakış açısıyla bütünlüyor; müşterilerimize değer yaratırken bu yaklaşımı iş modelimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mobilya Eko-Tasarım Çalıştayı’nda Bir Taşla 4 Kuş Vurdular Haber

Mobilya Eko-Tasarım Çalıştayı’nda Bir Taşla 4 Kuş Vurdular

Design2Prototype: Mobilya Eko-Tasarım Çalıştayı, ilk olarak mobilya sektöründe fikirlerin prototipe dönüşmesini sağlarken, ikinci kazanımı farklı disiplinlerin birlikte çalışmasına zemin hazırladı. Üçüncü çıktı olarak ambalaj sektöründe ThinkPack Ambalaj Tasarım Çalıştayı Projesi’nin doğması için kuluçka merkezi olan Design2Prototype: Mobilya Eko-Tasarım Çalıştayı, sonraki aşamada Ege İhracatçı Birlikleri’yle Yaşar Üniversitesi öncülüğünde genç tasarımcılar ve sektör profesyonellerinin doğrudan buluşmasına aracılık etti. Gürle: “Tasarım ekosistemini güçlendiriyoruz” Bu sürecin, yenilikçi ürünlerin ortaya çıkmasıyla sınırla kalmadığının altını çizen Ege Mobilya Kağıt ve Ormar Ürünleri İhracatçıları Birliği (EMKOÜİB) Başkanı Ali Fuat Gürle, üniversite–sektör–tasarımcı ekosistemini güçlendiren yeni iş birliklerini de beraberinde getirdiğini dile getirdi. Sürdürülebilir bir iş birliği modeli oluştu Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gürle; “Design2Prototype, sektör ile akademiyi sürdürülebilir bir iş birliği modeli içinde buluşturdu. Bu temas yalnızca mobilya alanında değil, ambalaj gibi farklı sektörlerde de yeni projelerin ortaya çıkmasını sağladı. ThinkPack bu sürecin bir meyvesi olarak ortaya çıktı. Tasarımın stratejik bir değer olarak farklı alanlara taşınması açısından bu tür çalışmaların çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu. Kemer: “Tüm taraflar aynı masada buluştu” EMKOÜİB Mobilya Çalışma Komitesi Başkanı Müjdat Kemer ise çalıştayın yarattığı etki alanına dikkat çekerek şunları söyledi: “Tasarımcılar, öğrenciler, akademi ve üreticiler aynı masa etrafında buluştu. Bu temas sektörümüzün ihtiyaç duyduğu tasarım kültürünün gelişmesi açısından son derece değerli. Serginin farklı mekânlarda sürmesi bu emeğin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor. ThinkPack gibi yeni çalışmalar ise bu modelin sürdürülebilirliğini ve çoğaltılabilirliğini açıkça ortaya koyuyor.” Gençtürk: “Akademi–Sektör İş Birliğinin Güçlenmesi ThinkPack’i Doğurdu” Yaşar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Selin Gençtürk, akademi–sektör iş birliklerinin önemine dikkat çekerek şunları ifade etti: “Farklı disiplinlerin iş birliği ThinkPack Ambalaj Tasarım Çalıştayı’nın doğmasına zemin hazırladı. ThinkPack gibi uygulamalı çalışmalar, öğrencilerin eğitim sürecindeyken sektörle doğrudan temas kurmasını sağlıyor. Öğrenciler gerçek tasarım problemleriyle ve üretim süreçleriyle erken aşamada karşılaşıyor, profesyonel beklentileri yakından tanıma fırsatı buluyor. Bu deneyimler, mezuniyet sonrasında sektöre çok daha donanımlı ve bilinçli adım atmalarını sağlıyor. ThinkPack, tasarım, sanayi ve akademiyi ortak bir üretim kültürü etrafında buluşturarak ambalaj sektöründe sürdürülebilir, yenilikçi ve katma değerli çözümler geliştirmeyi hedefliyor.” ETMK Başkan Yardımcısı Onur: “Karşılıklı önyargıların kırılmasına katkı sağladık” ETMK Başkan Yardımcısı ve İzmir Şube Başkanı Ezgi Ezdar Onur, ETMK olarak temel hedeflerinden birinin, tasarımcı ile sektör arasındaki iş birliğini sürdürülebilir biçimde güçlendirmek olduğuna temas etti. Onur, “Ege İhracatçı Birlikleri’yle birlikte hayata geçirdiğimiz Design2Prototype, zamanla bir çalıştay serisinden öte, tasarım ve sanayiyi bir araya getiren yapılandırılmış bir platforma dönüştü. Sanayi temsilcileriyle yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde hem somut tasarım çıktıları elde ettik hem de karşılıklı önyargıların kırılmasına katkı sağladık. Bugün sanayici tasarımcıyla birlikte üretmenin yollarını daha net görürken, tasarımcı da sanayi içinde kendi rolünü doğrudan deneyimliyor” ifadelerini kullandı. Çetinkaya; “Tasarımcı fikrini üretimin gerçekleriyle sınıyor” ETMK İzmir Şube Başkan Yardımcısı ve 4.12 Design Hub kurucusu Didem Durmaz Çetinkaya ise süreci şöyle özetliyor: “Design2Prototype, tasarımcı ile sanayiciyi aynı masada buluşturan bir çalıştaydan çok daha fazlası. Tasarımcı fikrini üretimin gerçekleriyle sınarken, sanayici de tasarımın yalnızca görsel değil stratejik bir güç olduğunu doğrudan deneyimliyor. ThinkPack ise bu karşılaşmayı ambalaj sektörü için somut prototiplere dönüştüren güçlü bir köprü kuruyor. Rekabet artık yalnızca hız ya da maliyetle değil, iyi tasarlanmış ve anlamlı ürünlerle mümkün. Hedefimiz, sanayinin tasarımın dönüştürücü gücünü fark ettiği ve tasarımcının sanayiyle birlikte büyüdüğü yeni iş birliği kültürleri oluşturmak.” ThinkPack — Design2Prototype Sonrası Gelişen Yeni Bir Çalışma Alanı Design2Prototype sonrasında kurulan güçlü iletişim ağı, tasarım temelli yeni projelerin de önünü açtı. Bu sürecin somut çıktılarından biri olan ThinkPack, çalıştayda edinilen deneyimin ve kurulan ilişkilerin farklı bir sektöre taşındığı yeni bir çalışma alanı olarak öne çıkıyor. Tasarım, sürdürülebilirlik ve üretim odaklı yaklaşımıyla şekillenen ThinkPack; kâğıt ve karton ambalaj sektörünü merkezine alan, proje bazlı ve çok paydaşlı bir yapı sunuyor. Design2Prototype sürecinde geliştirilen iş birliği kültürü sayesinde ortaya çıkan bu çalışma, tasarımcılar ile sektör temsilcilerini bu kez ambalaj ve paketleme çözümleri odağında bir araya getiriyor. Yaşar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü ile Ege İhracatçı Birlikleri iş birliğinde yürütülen ThinkPack, öğrencileri ve genç tasarımcıları sektör profesyonelleriyle doğrudan buluşturuyor. Katılımcılar, profesyonel tasarımcılar ve sektör firmalarıyla birlikte yenilikçi ve sürdürülebilir ambalaj çözümleri geliştirme fırsatı elde ediyor. ThinkPack’e; endüstriyel tasarım öğrencileri, genç tasarımcılar, sektör temsilcileri ve firmalar açık çağrı ve davet yöntemiyle dâhil oluyor. Başvurular, sürdürülebilir ambalaj çözümleri, yenilikçi malzeme kullanımı ve endüstriyel uygulanabilirlik odağındaki kısa proje önerileri üzerinden alınıyor. Değerlendirme sürecinde sektör ihtiyaçlarına uyum, üretilebilirlik ve çevresel etki kriterleri öncelikli olarak ele alınıyor. Seçilen katılımcılar, firma beklentileri doğrultusunda mentörlük desteğiyle çalışıyor; tasarım süreci revizyon, prototipleme ve uygulama adımlarıyla ilerliyor. ThinkPack bu yönüyle yalnızca fikir üretimine değil, tasarımın doğrudan üretim süreçlerine entegre edilmesine odaklanan bir çalışma modeli sunuyor. Program süreci belirli aşamalar halinde ilerliyor. Buna göre: * 1–15 Şubat 2026 tarihleri arasında başvurular çevrim içi olarak alınacak. * 28 Şubat – 1 Mart 2026 tarihlerinde Ege İhracatçı Birlikleri ev sahipliğinde Tasarım Atölyesi gerçekleştirilecek. * Süreç sonunda geliştirilen çalışmalar, 27 Nisan 2026 tarihinde Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenecek sergi ve panel etkinliğiyle kamuoyuyla paylaşılacak. Program için son başvuru tarihi 15 Şubat 2026 olarak açıklandı. Bu yapı, Design2Prototype’ın tek seferlik bir çalıştay olmadığını; yeni projeler üreten, sektörler arası geçişkenliği mümkün kılan ve sürdürülebilir bir etki alanı yaratan bir model olduğunu ortaya koyuyor. Tasarımın yalnızca ürüne değil, farklı üretim alanlarına da değer kattığını gösteren ThinkPack, önümüzdeki dönemde benzer çalışmalar için de yol gösterici bir örnek olarak değerlendiriliyor. Design2Prototype: Mobilya Eko-Tasarım Çalıştayı kapsamında geliştirilen prototipler; ilk olarak Tarihi Bıçakçı Han’da, ardından Karabağlar Mobilya Akademi’de sergilendi; Protoplerin üçüncü durağı Yaşar Üniversitesi oldu. Yaşar Üniversitesi’ndeki sergi, 15 Şubat’a kadar ziyaretçilerini bekleyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone’dan Yerli Tedarikçilerine Global Pazarlara Açılma Fırsatı  Haber

Vodafone’dan Yerli Tedarikçilerine Global Pazarlara Açılma Fırsatı 

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, Türkiye’nin dört bir yanından tedarikçilerini bir kez daha İstanbul’da buluşturdu. Vodafone Tedarik Zinciri Yönetimi ekibi tarafından düzenlenen etkinliğe teknoloji, yazılım, telekommünikasyon, üretim ve hizmet sektörlerinden, farklı büyüklüklerde yaklaşık 500 tedarikçi firmanın yöneticileri katıldı. “Geleceğe birlikte bağlıyız.” mesajının verildiği toplantıda, Vodafone’un Türkiye’deki 20 yıllık yolculuğunun yanı sıra geleceğe yönelik hedef ve stratejileri de paylaşıldı. Etkinlik kapsamında düzenlenen panel ve sunumlarda 5G hazırlıkları, sürdürülebilirlik, iş sağlığı ve güvenliği, yerli ve milli tedarikçi ekosistemine yönelik yatırımlar gibi konular ele alındı. Gerçekleşen zirvede, şirket stratejik önceliklerini aktaran konuşmasında Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, şunları söyledi: “Vodafone Grubu olarak, Avrupa ve Afrika'nın en büyük telekom ve teknoloji şirketlerinden biriyiz. Toplamda 60 ülkenin 15'inde kendi markamızla faaliyet gösteriyor, 330 milyondan fazla bireysel müşteriye ve 4,7 milyon işletmeye hizmet sunuyor, dünya genelinde 220 milyondan fazla cihazı birbirine bağlıyoruz. Ülkemizde ise Cumhuriyet tarihinin en büyük iki uluslararası doğrudan yatırımcılarından biriyiz. 20 yılda yaptığımız toplam yatırımın reel değeri 480 milyar TL'yi aşmış durumda. Türkiye'de 50 milyar TL'lik satın alma hacmine, 1.200'ün üzerinde tedarikçi ve yaklaşık 6.000 satış noktasından oluşan çok büyük bir ekosisteme sahibiz. Bu ekosistemle, yaklaşık 40 bin kişilik doğrudan ve dolaylı istihdam yaratıyoruz. Tedarikçi yönetiminde birlikte çözüm geliştirmeyi esas alan stratejik ortaklıklar kurmaya önem veriyoruz. Sadece fiyat odağıyla bakmayarak, kurumsal hassasiyetlerimiz konusunda bizimle paralel düşünen ve hareket eden firmalarla çok daha fazla işbirliği yaptığımız bir çalışma biçimine geçtik. Kendini geliştirmeye devam eden, kısa vadeli getiri yerine uzun vadeli sürdürülebilir değer yaratmaya odaklanan ve kalite, hız ve dijital yetkinlikler anlamında fark yaratan tedarikçilerimiz için hem Türkiye’de hem de global pazarlarda büyüme fırsatları sunmaya odaklanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de tedarikçilerimizle birlikte üretecek, Türkiye'de kazandıklarımızı yine Türkiye için değere dönüştüreceğiz.” Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hana Jalel ise şöyle konuştu: “Vodafone Türkiye olarak uzun yıllardır hedefimiz sektörde gelir bazında en hızlı büyüyen operatör olmak. Son 2,5 yıldır bu hedefi istikralı bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de başardıklarımızla Vodafone Grubu’nun global finansal tablolarında da önemli bir yere sahibiz. 2025-26 mali yılımız da bu açıdan başarılı geçiyor. Nisan-Eylül 2025 dönemini kapsayan mali yıl sonuçlarımıza göre, şirketimizin servis gelirleri 64,8 milyar TL olarak gerçekleşti. Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kârımız 23,7 milyar TL oldu. Bu sonuçlarla, gelir bazında en hızlı büyüyen operatör olma hedefini mali yılımızın ilk yarısı itibarıyla da gerçekleştirmiş olduk. Bu yolculukta bizimle birlikte olan tedarikçilerimize teşekkür ediyoruz.” Vodafone Tedarikçi Yönetiminde Global Fırsat ve Standartlarla Değer Yaratıyor Küresel ölçekte 26 milyar Euro’nun üzerinde bir satın alma gücüyle dünyanın en büyük tedarik organizasyonlarından biri haline gelen Vodafone, ölçek ekonomisi yaratmanın ötesinde; tedarikçileri için farklı ülkelere açılma ve ihracat fırsatları sunuyor. Tedarikçi yönetiminde uluslararası en iyi uygulamalarla tam uyum sağlayarak küresel standartlarda bir çalışma modeli benimseyen Vodafone. ISG (İş Sağlığı ve Güvenliği) gerekliliklerini tüm tedarikçi ekosistemine entegre ederken, siber güvenlik ve veri koruma alanlarında en yüksek seviye kontrollerle tedarik zinciri güvenilirliğini güçlendiriyor. Vodafone ayrıca kapsayıcılık ve çeşitlilik prensiplerini tedarikçi seçim ve değerlendirme süreçlerinin temel bileşenlerinden biri hâline getirmiş durumda. Çevresel etki azaltımı ve gezegenin korunmasına yönelik sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda çalışan Vodafone, tüm tedarikçileriyle birlikte çevresel sorumluluğu esas alan, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir değer zinciri oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında Haber

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında

TIME ve Statista iş birliğiyle hazırlanan araştırma; şirketlerin finansal büyüme performansını, çevresel etki, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik uygulamalarıyla birlikte ele alarak uzun vadeli değer yaratma kapasitelerini değerlendiriyor. Sungrow, bu kapsamlı analizde 14’üncü sırada yer alarak, temiz enerji teknolojileri alanındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Düşük karbon ayak izi, düşük su tüketimi ve atık üretim oranları ile yüksek yenilenebilir enerji kullanımı gibi çevresel göstergelerin; finansal istikrar ve uzun vadeli büyüme performansıyla birlikte değerlendirildiği sıralamada Sungrow, temiz enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren global üreticiler arasında kendi kategorisinde ilk sırada yer aldı. Herkes İçin Temiz Enerji Vizyonuyla Sürdürülebilir Büyüme Sungrow’un bu başarısı; şirketin “Herkes için temiz enerji” vizyonu doğrultusunda şekillenen uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin somut bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek verimlilik sunan güneş enerjisi güç dönüştürücüleri (PV invertörler) ve enerji depolama sistemleri (ESS) ile Sungrow, üretimden ürün yaşam döngüsüne kadar uzanan sorumlu bir iş yaklaşımı benimsiyor. Şirket, temiz enerjiyi daha erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir hâle getirmeyi hedefleyen bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilirlik dönüşümünü net hedefler ve ölçülebilir adımlarla sürdürüyor. Bu kapsamda Sungrow; 2028 yılı itibarıyla operasyonel seviyede karbon nötrlüğe ulaşmayı, 2038’de tedarik zinciri genelinde karbon nötrlüğü sağlamayı ve 2048’de tüm değer zincirinde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen uzun vadeli bir yol haritası izliyor. Şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımı; MSCI ESG AAA derecelendirmesi, EcoVadis Altın Madalya, RE100 ve EP100 taahhütleri ile Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) üyeliği gibi uluslararası platformlar tarafından da teyit ediliyor. Bugüne kadar küresel ölçekte 870 GW’ı aşan kurulu güce sahip güneş enerjisi güç dönüştürücüleri ile enerji dönüşümüne katkı sağlayan Sungrow, müşterileriyle birlikte yıllık yüz milyonlarca ton karbon emisyonunun önlenmesine destek oluyor. Yüksek verimlilik sunan PV invertör ve enerji depolama çözümleriyle Sungrow, sürdürülebilir büyümeyi küresel enerji dönüşümünün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmayı sürdürüyor. Net Sıfır Hedefine Doğru Somut Adımlar Sungrow, net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda operasyonlarını kararlılıkla dönüştürmeye devam ediyor. Şirket genelinde kullanılan elektriğin %70’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanırken, üretim süreçlerinde çevresel etkiyi azaltmaya yönelik sistematik bir yaklaşım uygulanıyor. Sungrow’un tüm üretim tesisleri, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip bulunuyor. Ayrıca, Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) ve ürün karbon ayak izi sertifikaları ile belgelenmiş inverter ve enerji çözümleriyle çevresel performansını ürün seviyesinde de ortaya koyuyor. Şirket, üretim süreçlerinde oluşan tehlikesiz atıkların %90’ını geri dönüştürerek döngüsel ekonomi yaklaşımını operasyonel düzeyde hayata geçiriyor. Sungrow, 2024 yılında hayata geçirdiği Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) Gelişim Merkezi ile; Strateji ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Sürdürülebilirlik Yönetim Ofisi’nin rehberliğinde politika geliştirme, hedef belirleme ve uygulama süreçlerini tek bir yapı altında topladı. ESG Gelişim Merkezi; Üstün Yönetişim, Net Sıfıra Doğru, Çevre Dostu Gelişim, Karşılıklı Fayda Sağlayan İş Birlikleri ile Çeşitlilik ve Kapsayıcılık olmak üzere beş temel stratejik önceliği Sungrow’un tüm operasyonlarına entegre ederek sürdürülebilir büyümenin kurumsal altyapısını güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Entertech GSYF’den Zenith FPV’ye 330 bin Dolar Yatırım! Haber

Entertech GSYF’den Zenith FPV’ye 330 bin Dolar Yatırım!

Zenith FPV, gerçekleştirilen bu yatırımla Entertech GSYF’nin portföy şirketleri arasına girdi. Zenith FPV’ye yönelik yatırım süreci; Yapı Kredi Portföy ve Entertech VC ekipleri tarafından yürütülen değerlendirmeler kapsamında, finansal, hukuksal ve vergisel incelemelerin tamamlanmasının ardından başarıyla sonuçlandırıldı. Stratejik Uyum ve İleri Mühendislik Yetkinliği Entertech GSYF’nin mühendislik temelli ve sürdürülebilir teknoloji odaklı yatırım yaklaşımı, çevresel etki yaratan ve ölçeklenebilir çözümleri önceliklendiriyor. Açık deniz (offshore) mühendisliğinde 15 yılı aşkın tecrübeye sahip kurucu ekibin bilgi birikimini yüzer güneş enerjisi sistemlerine taşıyan Zenith FPV, bu yaklaşımıyla fonun yatırım stratejisiyle güçlü bir uyum gösteriyor. Yüzer GES projeleri; farklı yükler altında çalışan yüzer platformların hidrodinamik davranışlarının, değişken su seviyelerine uyumlu bağlama ve demirleme sistemleriyle modellenmesini gerektiren ileri mühendislik çözümleri içeriyor. Zenith FPV, Türkiye’de henüz yaygın olarak kullanılmayan gelişmiş mühendislik yazılımları ve ileri seviye hesaplama yöntemleriyle yüzer GES projelerini uçtan uca ele alıyor. Zenith FPV tarafından geliştirilen yüzer GES teknolojisi; su yüzeyinde buharlaşmayı azaltarak su kaynaklarının korunmasına katkı sağlıyor, alg oluşumunu sınırlayarak sualtı ekosistemini destekliyor ve panel sıcaklığını düşürerek enerji verimliliğinde yüzde 10’a kadar artış sağlıyor. Arazi ihtiyacını ortadan kaldıran sistem, aynı zamanda maliyet avantajı yaratıyor ve sulama maliyetlerinin azalmasına katkıda bulunuyor. Yakın zamanda, yüzer GES’lerin su yüzeylerinde kurulmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen yönetmeliğin Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle, Türkiye’de su ve enerji entegrasyonu açısından yeni bir döneme girildi. Regülasyonların netleştiği bu dönemde tamamlanan yatırım, Entertech GSYF’nin doğru zamanda doğru teknolojiye odaklanan yatırım yaklaşımını yansıtıyor. Yatırıma ilişkin değerlendirmede bulunan Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu, konuyla ilgili şunları söyledi: “Entertech GSYF olarak yatırım odağımızı; mühendislik yoğunluğu yüksek, çevresel etkisi ölçülebilir ve ölçeklenebilir teknoloji alanlarına da yönlendiriyoruz. Yenilenebilir enerji ve temiz teknolojiler, Türkiye’nin hem enerji arz güvenliği hem de iklim taahhütleri açısından kritik bir dönüşüm alanı oluşturuyor. Bu alandaki çözümler; yalnızca sürdürülebilirlik değil, aynı zamanda maliyet verimliliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve ihracat potansiyeli gibi stratejik çıktılar üretiyor. Derin teknoloji gerektiren bu yapı, kısa vadeli kopyalanabilir iş modellerinden ayrışarak uzun vadeli rekabet avantajı sunuyor. Bu nedenle çevresel etki yaratan ve küresel ölçekte ölçeklenebilir enerji teknolojileri, fonumuzun temel yatırım öncelikleri arasında yer alıyor.” Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratmanın temel unsurlarından biri olarak ele aldıklarını söyleyen Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker ise yatırım hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Kurum olarak yatırım kararlarımızda çevresel ve sosyal etkiyi, finansal sürdürülebilirlikle ele alan bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Zenith FPV’nin yüzer güneş enerjisi alanında geliştirdiği ileri mühendislik çözümleri; su kaynaklarının korunması, enerji verimliliğinin artırılması ve arazi kullanımının azaltılması gibi çok boyutlu somut ve çevresel katkılar sunuyor. Temiz enerji çözümlerinin arttığı bu dönemde Yapı Kredi Portföy olarak, ölçülebilir çevresel etki üreten ve uzun vadeli değer yaratma potansiyeli taşıyan girişimlere yatırım yapmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda, önümüzdeki dönemlerde de sürdürülebilir büyümeyi destekleyen teknoloji ve iş modelleriyle portföyümüzü güçlendirmeyi ve uzun vadeli iş birlikleri geliştirmeyi sürdüreceğiz.” Entertech GSYF, oyun teknolojileri, sağlık teknolojileri, kreatif teknolojiler, finansal teknolojiler, yenilenebilir enerji ve temiz teknolojiler gibi alanlarda faaliyet gösteren girişimlere yatırım yaparak Türkiye’nin teknoloji tabanlı girişimcilik ekosistemine katkı sağlamaya devam ediyor.

Dolap, 2024’te İkinci El Satışlarla 307 Bin Tonu Aşkın Karbon Salımının Önüne Geçti Haber

Dolap, 2024’te İkinci El Satışlarla 307 Bin Tonu Aşkın Karbon Salımının Önüne Geçti

İkinci el pazar etkisi yalnızca çevresel kazanımlarla sınırlı kalmayarak, su tasarrufu, tekstil atığının azaltılması ve ekonomik-sosyal fayda alanlarında da somut kazanımlar ortaya koyuyor. Kullanıcılar arasında güvenli, pratik ve sürdürülebilir bir alışveriş köprüsü kurarak ikinci el alışverişi erişilebilir bir modele dönüştüren Dolap, Döngüsel Etki Raporu’nun ikincisini yayınladı. Dolap üzerinden geçtiğimiz yıl 16 milyondan fazla ürün yeniden dolaşıma kazandırılırken, her bir satış yeni üretim ihtiyacını azaltarak doğal kaynak kullanımı, enerji tüketimi ve karbon salımı üzerinde pozitif etki yarattı. Dolap’ta gerçekleşen her alışveriş, ürünlerin yaşam döngüsünü uzatarak kullan–at anlayışına alternatif tüketim kültürünü güçlendiriyor. Rapor, ikinci el alışverişin daha adil, erişilebilir ve sürdürülebilir bir tüketim modeline geçişte kritik bir rol oynadığını ortaya koyarken, kullanıcılarıyla birlikte oluşturulan bu döngünün gezegen yararına kalıcı bir dönüşüm yaratma potansiyeline sahip olduğunu vurguluyor. İkinci El Alışverişle Ölçülebilir Çevresel Etki Raporda yer alan veriler, ikinci el alışverişin bireysel bir tercih olmanın ötesinde, iklim kriziyle mücadelede anlamlı bir araç olduğunu ortaya koyuyor. Tek bir giysinin ikinci el dolaşımına sokulması ortalama 25–30 kg karbondioksit salımını engellerken, yeniden kullanım geri dönüşüme kıyasla yüzde 90’a varan enerji tasarrufu sağlıyor ve binlerce litre su kullanımının önüne geçiyor. 2024 yılı boyunca Dolap üzerinden gerçekleşen satışlar sayesinde önlenen 307 bin 340 ton karbon salımı, 80 bin 456 benzinli aracın bir yıl boyunca trafikten çekilmesine, 71 bin 882 evin yıllık elektrik tüketimine veya 177 milyon litre dizel kullanımına eşdeğer bir kazanca karşılık geliyor. Bu sonuçlar, ikinci el alışverişin ölçülebilir etkilerini net olarak ortaya koyuyor. Karbon ayak izi azaltımında en yüksek katkı; Kadın ve Erkek, Elektronik, Ev ve Yaşam ile Bebek ve Çocuk kategorilerinde gerçekleşti. Satış verileri baz alınarak 2024 yılında karbon salımının en fazla önlendiği ürünler arasında pantolon, kahve makinesi, bebek arabası ve puset gibi ürün grupları öne çıktı. 2024’te Satılan 8 Milyon Giyim Ürünüyle 307 Bin Ton Karbon Eşdeğeri ve 35,7 Ton Tekstil Atığı Önlendi 2024 yılında Dolap üzerinden satılan 8 milyona yakın giyim ürünü sayesinde 446 milyon litre su kullanımının, 35,7 ton tekstil atığının ve 307 bin 340 ton CO₂e karbon ayak izinin oluşması önlendi. Genel giyim sektörü ortalamaları esas alınarak yapılan hesaplamalar, Dolap’ta yeniden satışa sunulan tekstil ürünleri sayesinde 3 bin 245 kişinin bir yılda oluşturacağı toplam tekstil atığının sistem dışına çıkmasının önlendiğini ortaya koyuyor. İkinci El Satış, Birinci El Fayda Dolap’ın yarattığı etki yalnızca çevresel boyutla sınırlı kalmıyor. Kullanmadıkları ürünleri ikinci el olarak satarak gelir elde eden binlerce kadın, hem ev ekonomisine katkı sağlıyor hem döngüsel ekonomiyi destekliyor. Bu döngü, ekonomik tasarrufla birlikte toplumsal dayanışmayı da destekleyen bir etki alanı oluşturuyor. Dolap, döngüsel ekonomi yaklaşımını sosyal etki projeleriyle desteklemeyi sürdürüyor. Depremden etkilenen kadınlara yönelik hayata geçirilen “Hayallerime Giden Yol” programı kapsamında satış ve dijital mağazacılık eğitimleri verilerek, katılımcıların sürdürülebilir gelir elde etmeleri destekleniyor. Platform ayrıca, “Giy, Sat, Bağışla” yaklaşımıyla kullanıcıların satış gelirlerinden sivil toplum kuruluşlarına bağış yapabilmesine imkan tanıyor. İkinci El Z Kuşağında Yeni Tüketim Normuna Dönüşüyor Raporda yer alan küresel veriler, ikinci el alışverişin özellikle genç nesilde hızla yaygınlaştığını gösteriyor. Z kuşağının önemli bir bölümü ikinci el giyimi yeni bir tüketim normu olarak görürken, küresel ikinci el pazarının önümüzdeki yıllarda hızla büyümesi bekleniyor. Dolap, dijitalleşme ile döngüsel ekonomiyi buluşturan yapısıyla, bu dönüşümün Türkiye’deki en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. İl bazında yapılan hesaplamalar, Dolap üzerinden gerçekleşen ikinci el satışların Türkiye’nin dört bir yanındaki illerde yalnızca bireysel değil, bölgesel ölçekte de karbon salımını azalttığını ortaya koyuyor. Satışların çevresel etkisi, il düzeyinde ortalama ürün başına düşen karbon ayak izi verileriyle hesaplanarak, döngüsel ekonominin yaygınlaştıkça çevresel faydayı ülke geneline yayılan somut bir etkiye dönüştürebildiğini gösteriyor.

L’Oréal Grup, CDP’den  Üst Üste 10. Kez Üç ’A’ Notunu Alan İlk ve Tek Şirket Oldu Haber

L’Oréal Grup, CDP’den  Üst Üste 10. Kez Üç ’A’ Notunu Alan İlk ve Tek Şirket Oldu

Bu eşsiz başarı, L'Oréal'i, bu prestijli notu aralıksız 10 yıl boyunca alan dünyadaki ilk ve tek şirket olarak çevresel liderlikte benzersiz bir konuma taşıyor. 2025 yılında CDP’ye raporlama yapan 22.100 şirket arasından yalnızca 23’ü 3A notu alabilirken, L’Oréal bu notu 10 yıldır aralıksız alan ilk ve tek şirket oldu. Bu sonuç, L’Oréal’in sürdürülebilirliği uzun vadeli iş stratejisinin merkezine yerleştirdiğini ve tüm değer zincirine entegre ettiğini bir kez daha ortaya koyuyor. L’Oréal’in 2024 yılına ait sürdürülebilirlik performansı, çevresel dönüşüm alanında kaydedilen somut ve ölçülebilir ilerlemelerle öne çıkıyor. Grup, faaliyet gösterdiği tesislerinde yüzde 97 oranında yenilenebilir enerji kullanımına geçti. Formül ve ambalajlarında kullandığı biyo-bazlı içerik ve malzemelerin yüzde 92’si sürdürülebilir ve izlenebilir kaynaklardan temin ederken, endüstriyel süreçlerde kullanılan suyun yüzde 53’ü geri dönüştürülmüş veya yeniden kullanılmış kaynaklardan sağlandı. L’Oréal, sürdürülebilirlikte istikrarını liderlik vizyonuyla sürdürüyor L’Oréal Grup Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas ve Operasyon Direktörü Antoine Vanlaeys, bu önemli başarıyla ilgili yaptıkları ortak açıklamada sürdürülebilirliğin L’Oréal’in iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Barcenas ve Vanlaeys, bu benzeri görülmemiş başarının, sürdürülebilirliği iş stratejisinin kalbine yerleştiren yaklaşımlarının ve ekiplerin özverili çalışmalarının bir sonucu olduğunu belirterek, inovasyon ve güçlü iş birlikleriyle daha sürdürülebilir bir gelecek için kararlılıkla ilerlemeye devam edeceklerini ifade etti. L’Oréal Grup CEO’su Nicolas Hieronimus ise dünyanın en büyük güzellik şirketi olarak gerçek ve kalıcı bir etki yaratma sorumluluğuna sahip olduklarını belirterek şunları söyledi: “CDP’den üst üste 10’uncu kez 3A notu alan tek şirket olmak, sürdürülebilirliğin iş modelimize ne kadar derinlemesine entegre edildiğinin güçlü bir göstergesi. Bu başarıda emeği geçen ve dünyayı harekete geçiren güzelliği yaratmak için durmaksızın çalışan tüm ekiplerimize ve değer zincirimiz boyunca katkı sunan iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Şeffaflık ve güçlü veri, uzun vadeli değer yaratıyor CDP’nin değerlendirme süreci; TCFD çerçevesiyle uyumlu, bağımsız ve titiz bir metodolojiye dayanıyor. Bu süreçte şirketlerin çevresel riskleri anlama düzeyi, raporlama kalitesi, iddialı hedefleri ve doğrulanmış aksiyonları kapsamlı şekilde analiz ediliyor. CDP, dünyanın en geniş çevresel veri havuzunu yöneterek net-sıfır ve doğa-pozitif bir küresel ekonomiyi destekleyen yatırım ve tedarik kararlarına rehberlik ediyor. 2025 yılında, toplam 127 trilyon dolar varlığı yöneten 640 yatırımcı, çevresel etki, risk ve fırsatlara ilişkin veri toplanması amacıyla CDP’ye başvurdu. CDP CEO’su Sherry Madera ise A Listesi’nde yer alan şirketlerin çevresel hedeflerle ticari başarının birlikte ilerleyebileceğini kanıtladığını belirterek, yüksek kaliteli çevresel verilerin şirket liderlerinin uzun vadeli rekabet gücünü koruyan, sermayeyi çeken ve doğal sistemleri güvence altına alan kararlar almasını mümkün kıldığını vurguladı.

Bursa'daki dev şirketten 'yıkama-eleme' hamlesi! Başvuru yapıldı, süreç başladı... Haber

Bursa'daki dev şirketten 'yıkama-eleme' hamlesi! Başvuru yapıldı, süreç başladı...

Bursa'nın Karacabey ilçesinde faaliyet gösteren Oral Hafriyat, Akçakoyun Mahallesi sınırları içerisinde işlettiği granit ocağı ve kırma-eleme tesisine yeni bir ünite eklemek için düğmeye bastı. Mevcut çalışma alanı içerisinde halihazırda kırma-eleme işlemi için ayrılan 3.400,718 metrekarelik bölgede inşa edilecek proje için başvuru yapıldı. Yapılan başvurunun ardından proje için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci resmen başlatıldı. Dev projenin toplam bedeli 6 milyon 600 bin TL olarak belirlendi. Yatırım bütçesinin büyük bir kısmının 5 milyon 600 milyon TL ile makine ve ekipman giderlerinin oluşturduğu açıklandı. KAPASİTE AYNI, İŞLEM DEĞİŞECEK Proje kapsamında tesisin genel üretim kapasitesinde bir artışa gidilmeyecek. Mevcut durumda yılda üretilen 839 bin 160 ton granitin, kırma işleminden geçen kısmının 395 bin tonu yeni kurulacak olan yıkama-eleme ünitesine alınacak. İNŞAAT DEĞİL, MONTAJ YAPILACAK Yeni tesisin kurulum süreciyle ilgili dosyada yer alan bilgilere göre, ekipmanlar sahaya demonte olarak getirilecek ve montajı yapılacak. Büyük bir inşaat faaliyetinin olmayacağı projede, sadece su döngüsü için gerekli olan çöktürme havuzlarının betonarme inşası gerçekleştirilecek. YERLEŞİM YERLERİNE MESAFESİ Çevresel etkilerin titizlikle incelendiği dosyada, tesisin konumuyla ilgili detaylar da paylaşıldı. En yakın yapı tesisin 180 metre doğusunda bulunuyor. Akçakoyun Mahallesi'ne 1.200 metre, Taşlık Mahallesi'ne 1.500 metre mesafede yer alıyor. Tesis, Karacabey ilçe merkezine ise yaklaşık 5,5 kilometre uzaklıkta bulunuyor. ÇALIŞMA DÜZENİ Granit ocağı ve bağlı tesislerde üretim yılda 12 ay, ayda 26 gün ve günde 8 saatlik tek vardiya üzerinden devam edecek. Mevcut durumda sahada çalışan 20 kişilik personel sayısı, ilave tesisin devreye alınmasıyla birlikte değişmeyecek. Mevcut ekip yeni üniteyi de sevk ve idare edecek.

Garanti BBVA, Sürdürülebilirlikte Küresel Liderler Arasına Girdi Haber

Garanti BBVA, Sürdürülebilirlikte Küresel Liderler Arasına Girdi

Garanti BBVA, dünyanın en büyük çevresel raporlama platformu olan CDP’nin İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve Orman temalarının tamamında “Liderlik” seviyesinde derecelendirildi. Banka, finansal kurumlar için bu yıl ilk kez zorunlu hale getirilen Orman temasında da A alarak küresel ölçekte “Üç A” başarısına ulaşan sayılı kurumlardan biri oldu. Garanti BBVA, CDP tarafından gerçekleştirilen 2024 yılı değerlendirmesinde üç ana tema olan İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve bu yıl finansal kurumlar için ilk kez zorunlu hale gelen Orman alanlarında A notu alarak “Liderlik” seviyesinde değerlendirildi. Böylece banka, küresel ölçekte “Üç A” derecesine ulaşan az sayıdaki bankalardan biri oldu. Garanti BBVA, 2009 yılından bu yana İklim Değişikliği, 2015’ten bu yana ise Su Güvenliği temalarında kapsamlı raporlama yapıyor. Bu yıl ilk defa raporladığı Orman temasında da bu alana yüksek etkisi olan sektörlere verilen finansman tutarlarını da ilk kez paylaşarak A skoru elde etmesiyle birlikte banka, çevresel şeffaflık ve dönüşüm alanında uluslararası ölçekte örnek gösterilen kurumlar arasındaki yerini daha da güçlendirdi. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, CDP derecelendirmesine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik alanında 19 yılı aşkın bir süredir çaba gösteren bir kurum olarak, CDP’den üç ayrı temada gelen A değerlendirmesi bizim için son derece kıymetli. İklim değişikliği, su yönetimi ve ormansızlaşma gibi geleceğimizi doğrudan ilgilendiren alanlardaki işlerimizin uluslararası bir platform tarafından liderlik seviyesinde değerlendirilmesi, doğru adımları atıyor olduğumuzun iyi bir göstergesi. Bugün biz yalnızca finansman sağlayan bir kurum değiliz; düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmak, çevresel etkilerimizi azaltmak ve müşterilerimizle birlikte dönüşümü mümkün kılmak için çalışan kapsamlı bir ekosistemin parçasıyız. Yenilenebilir enerji finansmanındaki güçlü konumumuz, sürdürülebilir finans hacmimiz, Net Sıfır Bankacılık Birliği taahhütlerimiz ve çevre projelerimiz kadar, son dönemde odağımıza aldığımız Mavi Finans da bu yönde çok önemli bir dönüşüm alanı. CDP’nin değerlendirmesi şeffaflık, çevresel etki yönetimi ve sürdürülebilirlik vizyonumuzdaki kararlılığın bir sonucu. Önümüzdeki dönemde de bu alandaki gayretimizi daha da güçlendirerek, ülkemizin ve dünyanın sürdürülebilir geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz.” Sürdürülebilirlik çalışmalarıyla en yüksek uluslararası standartları karşılıyor Garanti BBVA, uzun yıllardır sürdürdüğü sürdürülebilirlik odaklı stratejisi kapsamında: 2018-2029 dönemi için 3,5 trilyon TL'lik hedef ile Türkiye'de bugüne kadarki en yüksek sürdürülebilir finansman hedefini açıkladı.Ekvator Prensipleri’ne imza atarak, Türkiye’de bu inisiyatife katılan ilk banka oldu.Türkiye’de bir ilke imza atarak deniz ekosistemlerinin korunmasına odaklanan Biyoçeşitlilik ve Mavi Temalı Tahvil ihracını gerçekleştirdi.Yenilenebilir enerji finansmanında Türkiye’nin en güçlü aktörleri arasında yer aldı.Kadın girişimcilere, yeşil dönüşüm yatırımlarına, emisyon azaltımı projelerine ve toplumsal etki programlarına yönelik çok boyutlu destekler geliştirdi.Doğa ve su ekosistemlerini korumaya odaklanan Mavi Nefes programını dört yıldır bilimsel ölçümleme esaslarıyla yürütüyor. Garanti BBVA’nın sürdürülebilirlik konusundaki tüm çalışmalarının değerlendirildiği CDP’nin küresel metodolojisine göre “A Listesi”nde yer almak, kuruluşların bilim temelli hedefler, şeffaf veri paylaşımı, risk yönetimi, fırsat geliştirme kapasitesi ve doğa pozitif stratejiler alanında en yüksek uluslararası standartları karşıladığı anlamına geliyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.