Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevresel Etki

Kapsül Haber Ajansı - Çevresel Etki haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevresel Etki haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Binaların Enerji Performansında Yeni Dönem Haber

Binaların Enerji Performansında Yeni Dönem

2027’de büyük ölçekli binalarda belge zorunluluğu başlıyor Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nde yapılan değişikliğin 16 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanmasının ardından yapı sektöründe enerji verimliliği ve düşük karbonlu bina yaklaşımını öne çıkaran yeni bir dönem başladı. Düzenlemenin 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek hükümleri doğrultusunda, yapı inşaat alanı 10 bin metrekare ve üzerindeki binalar için yapı kullanma izin belgesi aşamasında Enerji Kimlik Belgesi (EKB) ile birlikte Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’nin de sunulması gerekecek. Düzenleme, özellikle büyük ölçekli projelerde enerji performansının ve çevresel etkilerin tasarım aşamasından itibaren dikkate alınmasını daha önemli hale getiriyor. Binanın performansı proje aşamasında şekilleniyor Bu yaklaşım, yatırımcıların bina performansını değerlendirirken ilk yatırım maliyetinin yanı sıra uzun vadeli enerji tüketimini, ekipman verimliliğini ve çevresel etkileri de dikkate almasını gerektiriyor. Elektrik ve mekanik sistemlerin proje başlangıcından itibaren birlikte planlanması ise hem işletme giderlerinin kontrol altına alınması hem de binanın performans hedeflerine uygun bir altyapı oluşturulmasını sağlıyor. Yeni dönemde yapı kullanma izin belgesi sürecinde sorun yaşamamak için Enerji Kimlik Belgesi (EKB) ve Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’nin alınması kritik önem taşıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üçay Mühendislik Elektrik Sistemleri Direktörü Haydar Çatalbaşlı, şunları söyledi: “Yatırımcıların 2027’ye hazırlanırken projelerini ilgili mevzuat doğrultusunda yetkili uzmanlarla değerlendirmesi; elektrik, mekanik ve enerji sistemlerini ortak performans hedefleri doğrultusunda planlaması gerekiyor. Tasarım aşamasında sağlanacak koordinasyon, uygulama sırasında ortaya çıkabilecek revizyonları azaltırken binaların işletme döneminde daha verimli çalışmasına da katkı sağlayacaktır. Bu planlamanın doğru yapılabilmesi içinse yatırımcıların henüz proje aşamasındayken bir dizi unsuru birlikte değerlendirmesi gerekiyor. İlk olarak projenin yönetmelik kapsamına girip girmediği belirlenmeli. Ardından binanın kullanım senaryoları, enerji performansı hedefleri ve elektrik-mekanik yükleri bir bütün olarak değerlendirilmeli. Verimli binalar için sistemlerin uyumu önemli Hastaneler, oteller, ticari kompleksler ve büyük konut projelerinde iklimlendirme, pompa, aydınlatma, otomasyon ve elektrikli araç şarj sistemleri birbirleriyle bağlantılı çalışıyor. Bu sistemlerin birbirinden bağımsız planlanması, elektrik altyapısının gereğinden büyük boyutlandırılmasına, ekipmanların verimsiz çalışmasına veya ihtiyaç duyulan kapasitenin karşılanamamasına neden olabiliyor. Proje ilerledikten sonra yapılan değişiklikler de ek yatırım maliyetleri ve uygulama sürecinde gecikmeler doğurabiliyor. Bu nedenle iklimlendirme ve pompa sistemlerinin kapasite seçiminden bina otomasyonuna, enerji izleme altyapısından yenilenebilir enerji entegrasyonuna kadar pek çok kararın tasarım aşamasında verilmesi, sistemlerin birbiriyle uyumlu çalışmasını ve binanın enerji performansı hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırıyor. Enerji performansı ve çevresel etki birlikte ele alınmalı Enerji Kimlik Belgesi ile Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’nin farklı amaçlara hizmet etmesi de bu süreçte önem taşıyor. Enerji Kimlik Belgesi binanın enerji performansını ve ilgili sınıflarını ortaya koyarken, yaşam döngüsü analizi yapının farklı aşamalarındaki çevresel etkilerinin değerlendirilmesini sağlıyor. Dolayısıyla binaların performansını değerlendirirken yalnızca enerji tüketimine değil, yapı malzemelerinin üretiminden binanın kullanım ömrünün sonuna kadar uzanan süreçteki çevresel etkilere de odaklanmak gerekiyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

1,16 Milyon Litre Sıvı Atığın Denize Karışması Önlendi Haber

1,16 Milyon Litre Sıvı Atığın Denize Karışması Önlendi

Proje kapsamında bu sezon DenizTemiz 4 teknesi, 983 tekneden 170 bin 385 litre sıvı atık topladı. Böylece beş yıl boyunca denize ulaşması engellenen sıvı atık miktarı 1,16 milyon litreyi aşarken, yaklaşık 9,3 milyon litre deniz suyunun temiz kalmasına katkı sağlandı. Elde edilen sonuç, Yorglass’ın deniz ekosistemlerinin korunmasına yönelik uzun soluklu yaklaşımının somut çıktılarından biri oldu. Yorglass, sürdürülebilirlik vizyonunu farklı alanlarda hayata geçirirken denizlerin korunmasına yönelik çalışmalarını da uzun vadeli iş birlikleriyle sürdürüyor. Bu yaklaşım doğrultusunda 2022 yılında DenizTemiz Derneği/TURMEPA ile başlatılan “Cam Gibi Denizler” projesi, beşinci yılında da mavi sulardaki atık yükünün azaltılmasına katkı sundu. Selimiye koyları koruma altında Projenin bu sezonki çalışmalarında Marmaris’in Selimiye koylarında görev yapan DenizTemiz 4 teknesi, 983 tekneden toplam 170 bin 385 litre sıvı atık topladı. Bu miktarın 35 bin 385 litrelik bölümü, yalnızca eylül ayında ziyaret edilen 165 tekneden toplandı. Böylece teknelerde oluşan atıkların doğrudan deniz ortamına bırakılmasının önüne geçildi. Toplanan 170 bin 385 litre atık, yaklaşık 808 kişinin bir günlük atık su üretimine denk gelirken, yaklaşık 1,26 milyon litre deniz suyunun temiz kalmasına katkı sağladı. Korunan deniz suyu miktarı yaklaşık 0,5 olimpik havuz hacmine eşdeğer olurken, yaklaşık 506 kilogram karbondioksit eşdeğeri (CO₂e) sera gazı emisyonunun önlenmesine katkı sağlandı. “Cam Gibi Denizler” projesinin beş yılında elde edilen sonuçlar da çalışmanın ölçeğini ortaya koyuyor. Yorglass’ın desteğiyle 2022 sezonunda 112 bin 632 litre, 2023’te 500 bin litre, 2024’te 154 bin 970 litre ve 2025’te 225 bin litre sıvı atığın denize ulaşması engellendi. Beşinci sezonda ulaşılan 170 bin 385 litrelik katkıyla birlikte toplam miktar 1 milyon 162 bin 987 litreye ulaştı. Böylece proje, beş yıl boyunca denizlerin korunmasına yönelik istikrarlı ve ölçülebilir bir çevresel etki ortaya koydu. “Denizleri korumak geleceğin yaşamını korumak demek” Projenin beşinci yılına ilişkin değerlendirmesinde denizlerin korunmasının uzun vadeli bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, “Deniz ekosistemlerinin sağlıklı şekilde varlığını sürdürmesi, geleceğin yaşam koşulları açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle çevresel sorumluluğu dönemsel çalışmalarla sınırlamadan uzun soluklu iş birlikleriyle güçlendirmeyi önemsiyoruz. TURMEPA ile beş yıldır sürdürdüğümüz ‘Cam Gibi Denizler’ projesi de bu yaklaşımın güçlü bir örneği. Beşinci sezonun sonunda yaklaşık 9,3 milyon litre deniz suyunun temiz kalmasına katkı sağladık. Bu rakam, sürdürülebilirlik alanında sürekliliğin nasıl somut bir çevresel etkiye dönüşebildiğini gösteriyor. Mavi suların geleceğine katkı sunmaya ve bu alandaki sorumluluğumuzu büyütmeye devam edeceğiz” dedi. “Sahada edindiğimiz deneyimle çalışmalarımızı her yıl geliştiriyoruz” TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu ise şu değerlendirmede bulundu: “Yorglass ile beş yıldır sürdürdüğümüz iş birliği, denizlerimizin korunmasına yönelik çalışmalarımız açısından büyük önem taşıyor. Marmaris Selimiye’de devam eden çalışmalarımız, deniz temizliğinin ancak uzun soluklu ve kararlı bir yaklaşımla gerçek bir etki yaratabileceğini gösteriyor. Sahada edindiğimiz deneyim sayesinde bölgenin ihtiyaçlarını daha yakından takip ediyor, çalışmalarımızı her yıl geliştiriyoruz. Yorglass’ın beş yıldır bu çabanın bir parçası olması ve denizlerimizin korunmasına uzun vadeli bir yaklaşımla destek vermesi bizim için son derece kıymetli. Bu sezonu tamamlarken, deniz yüzeyinden uzaklaştırdığımız atıklar kadar bölgede oluşmasına katkı sunduğumuz farkındalığı da önemli bir kazanım olarak görüyoruz. Çünkü denizlerin geleceğini korumak, yalnızca mevcut kirlilikle mücadele etmekten değil, denizleri koruma bilincini kalıcı hale getirmekten geçiyor. Yorglass’a, beş yıldır yanımızda olduğu ve denizlerimizin geleceğine değerli katkılar sunduğu için teşekkür ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aktif Bank İlk Entegre Raporu’nu Yayımladı Haber

Aktif Bank İlk Entegre Raporu’nu Yayımladı

Türkiye’nin en kapsamlı finansal teknolojiler ekosistemi olarak faaliyet gösteren Aktif Bank, 2020 yılından bu yana yayımladığı sürdürülebilirlik raporlarından sonra entegre raporlama yaklaşımına geçerek ilk ‘Entegre Raporu’nu hazırladı. Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi esas alınarak hazırlanan rapor; finansal büyümeyi strateji, kurumsal yönetim, risk ve fırsatlar ile toplumsal ve çevresel etkilerle birlikte ele alıyor. Böylece bankanın kısa, orta ve uzun vadede nasıl değer yarattığını “Bugünden Aktif” yaklaşımıyla ortaya koyuyor. Raporda Aktif Bank’ın değer yaratma yaklaşımı, sürdürülebilirlik stratejisinin üç temel odağı üzerinden somut verilerle aktarılıyor. İnovasyon ve Ar-Ge alanında yapılan yüksek yatırım, artan dijital bankacılık müşteri portföyü ve bankanın 1.000’i aşkın API ile Türkiye’nin en zengin API platformu olmayı sürdürmesi öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Toplumsal fayda alanında, Ekonomide Aktif Kadınlar programıyla 2022–2025 yılları arasında 5 bini aşkın kadının finansal sisteme katılımının desteklenmesi öne çıkıyor. Çevresel etki odağında ise Denizli’de devreye alınan 1,39 MW kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali sayesinde genel müdürlük, tüm şubeler ve bağlı ortaklıklarının elektrik tüketiminden kaynaklanan Kapsam 2 sera gazı emisyonlarının pazar bazlı yöntemle I-REC sertifikaları aracılığıyla sıfırlaması ve toplam sera gazı emisyonlarının yüzde 53 oranında azaltılması dikkat çekiyor. “Yarattığımız değeri ve gelecek hedeflerimizi şeffaf şekilde ortaya koyduk” Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca Oğan konuyla ilgili olarak “İlk Entegre Raporumuz, yalnızca bir performans özeti değil; nasıl değer yarattığımızı, hangi alanlarda ilerlediğimizi ve geleceğe nasıl hazırlandığımızı ortaya koyan önemli bir çalışma. Aktif Bank olarak finans ve teknoloji alanındaki birikimimizi, sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda odağımızla birlikte uzun vadeli değere dönüştürüyoruz. Bu yaklaşımla kaydettiğimiz ilerlemeyi ve gelecek hedeflerimizi, Entegre Raporumuzda şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda ortaya koyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de ülkemiz ve faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalar için kalıcı değer yaratmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu. Rapordan öne çıkan başlıklar Entegre Rapor, sürdürülebilirlik yönetişiminden müşteri deneyimi ve dijitalleşmeye, finansal kapsayıcılıktan iklim çalışmalarına kadar bankanın 2025 performansını ortak bir değer yaratma çerçevesinde sunuyor. Ayrıca UN Global Compact ve Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) taahhütleri, kadın ve erkek çalışan temsilinde dengeli iş gücü yapısının korunarak kadın liderlik oranının yüzde 37’ye ulaşması ve kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen projeler, yeşil dönüşüm yatırımları ve iklim hedefleri doğrultusunda kaydedilen ilerlemeler de raporun öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Entegre Rapor kapsamında seçili sürdürülebilirlik göstergeleri bağımsız sınırlı güvence kapsamına alınırken, TSRS Raporu’nda sürdürülebilirlik riskleri ve fırsatları entegre düşünce yaklaşımıyla değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Migros ve Bakanlık’tan ‘Çevre Etiketli’ Ürünler İçin İş Birliği Haber

Migros ve Bakanlık’tan ‘Çevre Etiketli’ Ürünler İçin İş Birliği

Migros, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile sürdürülebilir tüketimi teşvik etmek için önemli bir iş birliğine imza attı. İmzalanan "Çevre Etiketine Sahip Ürünlerin Tanıtımına İlişkin İkili İş Birliği Protokolü" kapsamında Türkiye Çevre Etiketi ve Avrupa Birliği Ecolabel sertifikasına sahip ürünler, seçili Migros ve Macrocenter mağazalarında özel alanlarda sergilenecek, Migros Sanal Market'te ise ayrı bir görünürlükle tüketicilerle buluşacak. Türkiye Çevre Etiketi Sistemi’nin kullanımın yaygınlaşması ve sürdürülebilir üretimin teşvik edilmesi amacıyla Migros tedarikçilerine yönelik online eğitimler düzenlenecek. Yapılan teknik inceleme ve denetimler sonucunda Çevre Etiketi logosu kullanmaya hak kazanan Migros markalı 3 sıvı sabun ürünü de yakında raflarda yerini alacak. Perakende sektörüne öncülük eden bir uygulamayı daha hayata geçiren Migros, bu çalışmayla çevre performansı bağımsız kriterlerle doğrulanmış ürünleri daha görünür hale getirerek tüketicilerin bilinçli alışveriş kararlarını desteklemeyi ve sürdürülebilir tüketim konusunda farkındalığı artırmayı hedefliyor. Çevre etiketli ürünlere ulaşmak artık daha kolay Çevre Etiketi; ürünlerin hammadde temininden üretimine, kullanımından bertarafına kadar tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini değerlendiren, bilimsel kriterlere dayalı gönüllü bir belgelendirme sistemi olarak öne çıkıyor. Düşük karbon emisyonu, su tasarrufu, enerji verimliliği, atık oluşumunun azaltılması ve zararlı kimyasalların kullanımının sınırlandırılması gibi çevresel kriterleri karşılayan ürünler bu etiketle belgelendiriliyor. “Bakanlık olarak hedefimiz sürdürülebilir üretimi teşvik ederken tüketiciler için güvenilir bir rehber oluşturmak” Türkiye Çevre Etiketi Sistemi ile ürünlerin çevresel etkilerini hammadde temininden kullanım ömrünün sonuna kadar bilimsel kriterlerle değerlendirdiklerini ifade eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdür Yardımcısı Ömer Albayrak, “Bakanlık olarak hedefimiz üreticilerimizi daha temiz üretim yöntemlerine yönlendirmek ve sürdürülebilir tüketimi yaygınlaştırmak. Bugüne kadar 21 ürün ve hizmet grubunda kriterler yayımladık, 600'ün üzerinde ürünü Çevre Etiketi ile belgelendirdik. Migros ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, çevre etiketi sertifikalı ürünlerin tüketiciler tarafından daha kolay fark edilmesini sağlayacak ve çevresel performansı yüksek ürünlere yönelik talebi güçlendirecektir. Tüketiciler güvenilir çevresel kriterlere uyan ürünlere daha kolay ulaşabilecek, üreticiler ise çevresel performanslarını geliştirme konusunda teşvik edilmiş olacaktır. Kamu ve özel sektörün ortak çabasıyla ülkemizin yeşil dönüşüm hedeflerine daha hızlı ulaşacağına inanıyoruz.” dedi. “Sürdürülebilir tercihleri günlük alışverişin bir parçası haline getiriyoruz” Sürdürülebilirliğin günlük yaşamın bir parçası haline gelmesinin doğru bilgiye erişim ve kolay ulaşılabilir seçeneklerle mümkün olduğunu belirten Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Nuri Baydur, “Çevresel sorunların çözümünde üretim kadar tüketim alışkanlıkları da kritik önem taşıyor. Günlük alışverişlerde yapılan bilinçli tercihler birçok alanda çevre üzerinde olumlu etki yaratabiliyor. Bu nedenle çevre etiketleri, tüketicilerin güvenilir bilgiye dayalı karar verebilmeleri açısından önemli bir rehber niteliği taşıyor. Türkiye Çevre Etiketi sahibi ürünleri hem mağazalarımızda hem de dijital kanallarımızda ön plana çıkararak sürdürülebilir tüketim bilincini geliştirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda üreticilerimizin çevre etiketi sistemine yönelik ilgisinin ve katılımının artmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. İyi Gelecek Planımız doğrultusunda, kamu, üretici ve tüketiciyi ortak bir gaye etrafında buluşturan bu projenin, sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasında güçlü bir rol oynayacağına inanıyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer “Katı Atık Tesisi”ne Karşı Tek Ses Haber

Nilüfer “Katı Atık Tesisi”ne Karşı Tek Ses

Bursa Büyükşehir Belediyesi İmar ve Bayındırlık Komisyonunun; Nilüfer ilçesi, Kayapa ve Kuruçeşme mahallelerinde “Katı Atık Tesisleri Alanı” amaçlı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ile ilgili raporu Bursa Büyükşehir Belediyesi Haziran ayı ikinci meclis toplantısında, oy çokluğuyla kabul edilmişti. Ancak Kayapa’da yapılması planlanan katı atık geri kazanım ve bertaraf tesisi projesine; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, mahalle muhtarları ve bölge halkı karşı çıkıyor. Projenin konum olarak tamamen yanlış olduğunu savunan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, bu sorunun sadece Kayapa’nın değil, tüm Bursa’nın sorunu olduğunu dile getirdi. Kayapa’da katı atık bertaraf tesisi istemediklerini dile getiren Başkan Şadi Özdemir, “Bir taraftan o bölgelere katı atık bertaraf tesisi, öte taraftan çimento fabrikası yapma gayretleri; diğer yandan madenler ve taş ocaklarıyla, açıkçası muhteşem oksijen depolarımız olan ormanlarımıza yönelik saldırılar var. O nedenle biz; Kayapa halkıyla, bölgedeki tüm kırsal mahallelerimizle, Bursalı hemşehrilerimizle, akademik odalarla, kent konseyiyle ve mahalle komiteleriyle birlikte buna karşı bir mücadele başlattık. Orada bunu yapmak, Nilüfer’in kalbine hançer saplamak demektir” dedi. “NİLÜFER’E BU KÖTÜLÜĞÜ YAPMAYIN” Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’ya da seslenen Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer ilçemizin de bir belediye meclis üyesi olarak ‘Nilüfer’e lütfen bu kötülüğü yapmayın’ diyoruz. AK Partililere de sesleniyoruz: Biz bu şehirde hep birlikte yaşıyoruz. Bu güzelim doğayı, bu güzelim kenti yok etmeyelim. Siz de aklıselim davranın, ortak akılla yeniden araştırmalar yapalım. Başka alanlara da bakılabilir” dedi. Üstelik söz konusu bölge için alınan ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporunun 2015 yılına ait olduğunu ve artık geçerliliğini tamamen yitirdiğini hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, “Biz, sonuna kadar direnmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Nilüfer’in Bursa için taşıdığı değeri vurgulayan Şadi Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Nilüfer demek Bursa demektir. Nilüfer’i kirletmek, Bursa’yı kirletmek demektir. Nilüfer’e saldırı, Bursa’ya saldırı demektir. Bugün Türkiye’nin en gelişmiş 5. ilçesi olan Nilüfer, Bursa’nın en güzel yeridir ve herkes burada yaşamak istemektedir. İnsanların burada yaşamak istemesinin temel nedeni ise sunduğu değerler ve sahip olduğu doğal yaşam koşullarıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Memorial Sağlık Grubu, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Memorial Sağlık Grubu, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

GRI Standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; Memorial’ın 2025 yılı boyunca sağlıkta sürdürülebilir büyüme, çevresel etki yönetimi, dijitalleşme, klinik araştırmalar, çalışan deneyimi, toplumsal fayda ve uluslararası sağlık hizmetleri alanlarında yarattığı değeri kapsamlı biçimde ortaya koyuyor. Memorial, raporda sürdürülebilirliği sağlık hizmetinin tamamlayıcı bir unsuru değil; daha güvenli, daha erişilebilir, daha nitelikli ve geleceğe hazır sağlık hizmeti sunmanın temel bileşeni olarak konumlandırıyor. Sağlıkta büyüme, yalnızca kapasite artışı değil; daha fazla hayata erişim 2025 yılı, Memorial Sağlık Grubu için büyüme vizyonunun güçlü yatırımlarla hayata geçtiği önemli bir dönem oldu. Grup; Bodrum ve Göztepe’de açtığı yeni nesil hastaneler ve Romanya’da hizmete aldığı Memorial City Gate Kliniği ile sağlık hizmet ağını genişletti. Memorial Bodrum Hastanesi bölgenin sağlık altyapısına stratejik katkı sunarken, Memorial Göztepe Hastanesi ileri teknoloji altyapısı, multidisipliner yapısı ve yüksek kapasitesiyle grubun sağlıkta ulaştığı yeni seviyeyi temsil eden yatırımlardan biri oldu. Memorial, bu yatırımları yalnızca fiziksel büyüme olarak değil; daha fazla insana, doğru zamanda, doğru tedaviye ve yüksek standartlı sağlık hizmetine erişim sağlama sorumluluğunun bir parçası olarak ele alıyor. “Yeni nesil sağlık merkezleri kurma kararlılığımızın güçlü bir yansıması” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, şunları söyledi: “2025 yılı, Memorial Sağlık Grubu’nun stratejik büyüme vizyonunu önemli yatırımlarla sahaya yansıttığı ve sağlıkta etki alanını belirgin şekilde genişlettiği bir yıl oldu. Sağlıkta sürdürülebilir büyümenin; doğru lokasyonlarda, doğru ihtiyaçlara, doğru altyapı ve kalite standartlarıyla cevap verebilmek anlamına geldiğine inanıyoruz. Bu anlayışla biri Bodrum’da, diğeri İstanbul’da olmak üzere iki büyük yatırımı hayata geçirerek hizmet ağımızı genişlettik, sağlık hizmetlerine erişimi artırdık ve ileri tıp teknolojileriyle donatılmış yeni merkezlerimizi sağlık ekosistemine kazandırdık. Memorial Bodrum Hastanemizle bölgenin sağlık altyapısına stratejik katkı sunarken, Memorial Göztepe Hastanemizle ülkemizin sağlıkta kalite, verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerine de güçlü bir ivme kazandırdık. Bu yatırımlar bizim için yalnızca fiziksel kapasite artışı anlamına gelmiyor. Aynı zamanda hasta güvenliğini, klinik mükemmeliyeti, dijitalleşmeyi, sürdürülebilir altyapıyı ve nitelikli insan kaynağını bir araya getiren yeni nesil sağlık merkezleri kurma kararlılığımızın güçlü bir yansımasını oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde de sağlıkta sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda; insanı merkeze alan, teknolojiyle güçlenen, bilim üreten ve toplum için uzun vadeli değer oluşturan bir sağlık modeli geliştirmeye devam edeceğiz.” Çevresel sürdürülebilirlikte ölçülebilir hedefler Memorial Sağlık Grubu, çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarını daha sistematik, ölçülebilir ve hedef odaklı bir yapıya taşıyor. Enerji verimliliği, su yönetimi, atık yönetimi ve emisyon azaltımı alanlarında yürütülen çalışmalarla çevre dostu hastane yaklaşımı tüm operasyonlara entegre ediliyor. 2025 yılında yapılan iyileştirmelerle metrekare başına düşen karbon ayak izinde %4,2 oranında iyileşme sağlandı. İlk kez gerçekleştirilen su ayak izi analiziyle su yönetiminde verimlilik odağını güçlendiren Memorial, 2027 yılına kadar metrekare başına karbon ayak izini %10 azaltmayı hedefliyor. Teknoloji, veri ve bilimle geleceğin tıbbına katkı Memorial Sağlık Grubu, teknolojiyi sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor. Yapay zekâ, veri analitiği, dijital sağlık çözümleri ve uzaktan sağlık uygulamaları; tanıdan tedaviye tüm süreçlerde daha hızlı, etkin ve erişilebilir bir hizmet modeli oluşturmanın temel unsurları arasında yer alıyor. Klinik araştırma merkezi altyapısına yapılan yatırımlar ise Memorial’ın yalnızca sağlık hizmeti sunan değil, aynı zamanda bilim üreten, yeni tedavi yöntemlerinin gelişimine katkı sağlayan ve geleceğin tıbbını destekleyen bir sağlık grubu olma hedefini güçlendiriyor. Memorial Talks platformu kapsamında gerçekleştirilen akademik buluşmalar ve bilgi paylaşımı çalışmaları da sağlık alanındaki bilimsel birikimin yeni nesillere aktarılmasına katkı sağlıyor. Uluslararası sağlık hizmetlerinde güçlü konum Memorial, Türkiye’deki hastaneleri, Romanya’daki sağlık yatırımları ve yurt dışı ofisleriyle uluslararası sağlık hizmetleri alanındaki güçlü konumunu sürdürüyor. 2025 yılında Romanya’da hizmete açılan Memorial City Gate Kliniği; modern altyapısı, uzman kadrosu ve çok branşlı yapısıyla Memorial’ın uluslararası ölçekte erişilebilir ve yüksek standartlı sağlık hizmeti sunma vizyonunun önemli bir parçası oldu. Memorial Sağlık Grubu, bugün 190’dan fazla ülkeden gelen 50 binin üzerinde uluslararası hastaya hizmet sunarken; onkoloji, hematoloji, organ nakli, genel cerrahi, gastroenteroloji ve ortopedi gibi yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda uluslararası ölçekte güçlü bir konumlanma sergiliyor. İnsan odaklı kurum kültürü ve toplumsal fayda Memorial, sürdürülebilir sağlık hizmetinin güçlü bir insan kaynağı, kapsayıcı kurum kültürü ve toplumsal sorumluluk anlayışıyla mümkün olduğuna inanıyor. 8 bini aşkın çalışanıyla kapsayıcılığı, fırsat eşitliğini, çalışan gelişimini ve iş sağlığı güvenliğini destekleyen Memorial; kadınların güçlenmesini merkeze alan projeleriyle de toplumsal fayda alanındaki etkisini büyütüyor. “Kadınlar Omuz Omuza” projesinin yanı sıra “Sağlığa Kulaç At” ve “Pembe Yürüyüş” gibi sosyal sorumluluk projeleriyle aktif yaşam, koruyucu sağlık, erken teşhis ve sağlıklı yaşam farkındalığının toplumun daha geniş kesimlerine ulaşması hedefleniyor. Sağlıkta öncü uygulamalarla güçlenen sürdürülebilirlik yaklaşımı Memorial Sağlık Grubu, sağlık sektöründeki öncü konumunu yatırımlarının yanı sıra tıbbi başarıları, ileri teknoloji altyapısı ve uluslararası standartlardaki uygulamalarıyla da sürdürüyor. Türkiye’de JCI akreditasyonu alan ilk hastane olan Memorial Şişli Hastanesi ile başlayan kalite yolculuğu; robotik cerrahi, organ nakli, tüp bebek, ileri tanı teknolojileri ve sürdürülebilir hastane uygulamaları alanlarındaki öncü çalışmalarla devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Energy Monitor Raporu Kömür Enerjisindeki Çelişkiyi Ortaya Koydu Haber

Global Energy Monitor Raporu Kömür Enerjisindeki Çelişkiyi Ortaya Koydu

Dünyadaki kömür santrallerinin durumuna ilişkin en kapsamlı rapor olan ve bu yıl 11. kez yayımlanan “Yükseliş ve Çöküş 2026” raporuna göre, 2025 yılında küresel kömür kurulu gücü yüzde 3,5 arttı, ancak kömürden sağlanan elektrik üretimi yüzde 0,6 azaldı. Bu ayrışma, en belirgin şekilde kömürlü termik santrali inşaatlarının yüzde 95’inin gerçekleştiği Çin ve Hindistan'da görüldü. Buralarda rekor kıran rüzgar ve güneş enerjisi kapasite artışları, santral kurulumlarının son on yılın en yüksek seviyesine ulaşmasına rağmen kömürü devre dışı bırakarak yeni talebin neredeyse tamamını karşıladı. Rapora göre kömür kullanımında kalıcı bir dönüşüm başladı. En kirli fosil yakıt olan kömürden uzaklaşma eğiliminin, Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik gelişmelerin yol açtığı kısa vadeli enerji piyasası dalgalanmalarından çok daha kalıcı olduğu vurgulanıyor. Latin Amerika 2025'te yeni kömür santrali inşa etmeme kararı alan bölge statüsüne ulaştı ve Güney Kore kömürü tamamen terk etme taahhüdünde bulundu. Global Energy Monitor’un Küresel Kömür Santrali Takip Sistemi Proje Yöneticisi Christine Shearer, şöyle konuştu: “2025 yılında dünya daha fazla kömür santrali inşa etti, ancak kömür kullanımını azalttı. Gelişmeler de tek bir bölgede yoğunlaştı; kömürlü termik santrali inşaatlarının %95’i şu anda Çin ve Hindistan’da gerçekleşiyor ve bu ülkeler bile kömürü yerinden edecek kadar hızlı bir şekilde güneş ve rüzgâr enerjisi tesisleri inşa ediyor. 2026’ya doğru ilerlerken karşımıza çıkan temel zorluk, alternatiflerin bulunmaması değil, enerji sistemleri kömürden giderek uzaklaşırken bile kömürü gerekli gören politikaların devam etmesidir.” Türkiye kömürü “zirvede” bırakmalı COP31’e ev sahipliği ve başkanlık yapacak Türkiye’de, 2015 yılında 70’in üzerinde olan kömürlü termik santrali projesinden geriye yalnızca Afşin ve Elbistan A kömürlü termik santraline eklenmek istenen iki ünite projesi kaldı. Bu projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına yönelik açılan davada, bilirkişi heyeti, projenin kamu yararı taşımadığı sonucuna vardı. Şubat 2026’da sunulan ikinci bilirkişi raporu da projenin “uygun olmadığı” yönündeki değerlendirmeyi teyit etti. Sivil toplum örgütleri, COP31 Başkanı Türkiye’nin kömürü “zirvede” bırakarak değişimi evinde başlatmasını talep ediyor. Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels) Kampanyacısı Duygu Kutluay şöyle konuştu: “Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı ve başkanlığını üstleneceği bir yılda hâlâ yeni kömürlü termik santrallerde ısrar etmesi son derece kaygı verici. Sadece iklim eylemi değil enerji güvenliği açısından da güçlü bir liderliğin gerektiği bu dönemde Türkiye, kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan uzaklaşmaya dair net planlar ortaya koyarak, doğayla uyumlu, toplumun parçası olarak yarar sağlayabileceği tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarına dair bir enerji sistemine dayalı enerji dönüşümünü planlamalı. Kamu kaynaklarıyla gerileyen bir sektörü ayakta tutmaya çalışmak bu dönüşümü sadece geciktiriyor ve kıymetli kamu kaynaklarının halkı desteklemek yerine şirketleri ayakta tutmaya çalışarak israf olmasına neden oluyor. Anlamlı bir COP başkanlığı için Türkiye’nin atacağı en net adım, kömürü zirvede bırakmak olacaktır.” Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Elif Cansu İlhan şöyle konuştu: “İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP) ilk kez başkanlık yapacak olması sebebiyle, uluslararası iklim gündeminde gözlerin Türkiye üzerinde olduğu bir yıldayız. Türkiye, kalan son termik santral projesi olan Afşin-Elbistan A’nın ek ünitelerini iptal ederek COP31 başkanlığına güçlü bir başlangıç yapabilir. Yeni kömür santrali projesi kalmaması önemli bir adım olsa da, ülkenin asıl ihtiyacı, devlet teşvikleriyle ayakta kalabilen ve yüksek arıza oranıyla çalışan termik santral filosu için kademeli bir kapatma programı. Adil geçiş ilkeleri çerçevesinde oluşturulacak bir kömürden çıkış programı, iklim hedefleri ve enerji güvenliği açısından öneminin yanında, kömür bölgelerinde istihdam ve kalkınmayı destekleyerek bölge halklarının refah düzeyini artırabilir ve ülke ekonomisini destekleyebilir.” 2025’in başlıca gelişmeleri şöyle: 2025’te dünya çapında kömürlü termik santrallerden elektrik üretimi gerilemesine rağmen toplam kömürlü termik santrali kurulu gücü artışını sürdürdü. Küresel kurulu güç %3,5 oranında artarken, kömürden üretilen elektrik %0,6 azaldı; bu durum, kurulu güç ile fiilî üretim arasındaki farkın giderek açıldığını ortaya koydu.Kömürden elektrik üretimindeki en belirgin düşüşler, yüksek düzeyde yeni kapasite devreye alınmasına rağmen Çin ve Hindistan’da gerçekleşti. Çin’de kömür kurulu gücü %6 artarken üretim %1,2 azaldı. Hindistan’da ise kurulu güç %3,8 artmasına rağmen üretim %2,9 geriledi. Her iki ülkede de rüzgâr ve güneş enerjisi, artan talebin büyük bölümünü karşılayarak kapasite artışı ile üretim düşüşü arasındaki farkın büyümesine katkı sağladı.Çin’de 2025 yılında yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik santrali projeleri toplam 161,7 GW ile tarihsel bir zirveye ulaştı. Ülkede proje aşamasında bulunan kömür kurulu gücü 500 GW’ın üzerinde.Hindistan’da 2025 yılında 27,9 GW yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik santrali projesi mevcut. Ülkede inşaat öncesi planlama aşamasında 107,3 GW, inşaat halinde ise 23,5 GW kurulu güç bulunuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde kaydedilen rekor artışlar sonucunda toplam kurulu gücün yarısından fazlası fosil yakıt dışı kaynaklara kaymış olmakla birlikte, Hindistan hükümeti önümüzdeki yedi yıl içinde 100 GW ilave kömür kapasitesi hedefi belirledi.Küresel ölçekte 2025 yılında kapatılması planlanan kömürlü termik santral ünitelerinin yaklaşık %70’i planlandığı şekilde kapatılmadı. Bu oran, Avrupa Birliği’nde %69, ABD’de ise %59 seviyesinde. AB’de resmi kömürden çıkış taahhütleri sürmekle birlikte, gecikmeler büyük ölçüde 2022–2023 enerji krizi sırasında alınan erteleme kararlarının devamı niteliğinde. ABD’de ise santral kapatmalarının ertelenmesi, federal düzeyde alınan kararlarla eski kömürlü termik santrallerinin işletmede tutulmasına yönelik doğrudan müdahalelerle ilişkili.Çin ve Hindistan dışındaki kömürlü termik santrali inşaatları, 2025 yılında küresel inşaat kapasitesinin sadece %5'ine gerileyerek rekor seviyede düştü.Endonezya’da kömürlü termik santrali filosu 2025 yılında %7 oranında büyüdü; bu artışın yaklaşık dörtte biri nikel ve alüminyum işleme faaliyetlerine hizmet eden özel kömürlü termik santrallerinden kaynaklanıyor. Ülke ayrıca, toplam 11 GW düzeyindeki önerilen kurulu güç ile Çin ve Hindistan’ın ardından küresel ölçekte üçüncü sırada yer alıyor.Türkiye’de, ülkenin yaklaşan COP31 iklim konferansına ev sahipliği ve başkanlığı hazırlıkları sürerken, 2015 yılında 70’in üzerinde olan kömür santrali projesinden geriye yalnızca bir aktif proje kaldı.Hindistan dışındaki Güney Asya ülkelerinde kömür arzı büyük ölçüde ithalata bağımlı kalmaya devam ediyor. Pakistan, fosil yakıt piyasalarındaki dalgalanmalara karşı daha istikrarlı bir alternatif sunan dağıtık güneş enerjisini hızla yaygınlaştırırken; Bangladeş, fosil yakıt tedariki ve teknik altyapıya ilişkin sorunlarla karşı karşıya kaldı ve henüz kayda değer bir yenilenebilir enerji kapasitesi oluşturamadı.Endonezya dışındaki Güneydoğu Asya’da devreye alınan yeni kömür kurulu gücü üst üste üçüncü yıl düşüş gösterdi. Bununla birlikte, 2026 yılında beklenen gaz arz kesintileri bazı ülkeleri mevcut kömür kapasitesine daha fazla bağımlı hale getirme riski taşıyor.Afrika kıtasında ise kömür projeleri ağırlıklı olarak Zimbabve ve Zambiya’da yoğunlaşmakta olup, bu iki ülke bölgedeki yeni kömür projelerinin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Global Energy Monitor’un yanı sıra, raporun ortak yazarları arasında The Africa Just Transition Network (AJTN), ARAYARA International Institute, Bangladesh Working Group on Ecology and Development (BWGED), CEE Bankwatch Network, Beyond Fossil Fuels, Centre for Research on Energy and Clean Air (CREA), Chile Sustentable, Climate Action Network (CAN) Europe, Coastal Livelihood and Environmental Action Network (CLEAN), Dhoritri Rokhhay Amra (DHORA), E3G, The Institute of Lawyers for the Protection of the Environment (INSAPROMA), Kiko Network, POLEN Transiciones Justas, Policy Research Institute for Equitable Development (PRIED), Razom We Stand, Reclaim Finance, Solutions for Our Climate (SFOC), Trend Asia, and Waterkeepers Bangladesh (WKB) yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’ya Biyoçeşitlilik Tahviliyle İki Uluslararası Ödül Haber

Garanti BBVA’ya Biyoçeşitlilik Tahviliyle İki Uluslararası Ödül

Sürdürülebilir finansman konusundaki yenilikçi ve öncü uygulamalarıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayan Garanti BBVA, Environmental Finance 2026 Sürdürülebilir Borç Ödülleri (Sustainable Debt Awards 2026) kapsamında iki ayrı kategoride ödüle layık görüldü. Banka, Türkiye’nin ilk biyoçeşitlilik temalı tahvil ihracı ile Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan EMEA bölgesinde, “İnovasyon Ödülü – Gelirlerin Kullanımı, Yeşil Tahvil (Award for Innovation – Use of Proceeds, Green Bond)” ve “Yılın Yeşil Tahvili – Finans Kurumu (Green Bond of the Year – Financial Institution)” kategorilerinde ödül kazandı. Environmental Finance Sürdürülebilir Borç Ödülleri, yeşil, sosyal, sürdürülebilir ve sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil ve kredi işlemleri alanında piyasanın başarılı ve yenilikçi uygulamalarını ödüllendirmeyi amaçlıyor. Bağımsız yatırımcılardan oluşan jüri tarafından değerlendirilen ödüller; sürdürülebilir finans piyasasının gelişimine katkı sağlayan, yenilikçi yapılar ortaya koyan ve çevresel etki açısından güçlü sonuçlar üreten finansman işlemlerini öne çıkarıyor. Garanti BBVA’nın ödül kazanan tahvil ihracı, Türkiye’de biyoçeşitlilik temalı ilk tahvil olmasıyla sürdürülebilir finans alanında önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Tahvil kapsamında sağlanan kaynakların; özellikle Akdeniz havzasında deniz ve tatlı su ekosistemlerinin korunması, sürdürülebilir turizm uygulamaları, sürdürülebilir balıkçılık faaliyetleri ve su yönetimi projeleri gibi alanlara yönlendirilmesi hedefleniyor. Sürdürülebilir borç piyasalarında yenilikçi model Garanti BBVA’nın ihraç ettiği tahvil, sürdürülebilir borç piyasalarında yenilikçi bir kullanım alanı yaklaşımı sunmasıyla öne çıkıyor. Tahvil çerçevesi; sürdürülebilir turizm, deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve su yönetimi projelerini bir araya getirerek ekosistem temelli bütüncül bir yaklaşım ortaya koyuyor. Toplam 20 milyon 215 bin dolar büyüklüğünde ve üç yıl vadeli olarak gerçekleştirilen tahvil ihracı, uluslararası sürdürülebilir finans standartları doğrultusunda yapılandırıldı. Bu yapı, tahvil gelirlerinin çevresel etki yaratacak alanlara yönlendirilmesini sağlarken, şeffaf raporlama ve etki ölçümünü de içeren güçlü bir çerçeve sunuyor. Cemal Onaran: “Sürdürülebilir finansın kapsamını, doğa ve biyoçeşitlilik boyutuyla genişletiyoruz” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği yalnızca iklim başlığıyla sınırlı görmüyor; su kaynakları, deniz ekosistemleri ve biyoçeşitliliğin korunmasını da finans sektörünün sorumluluk alanının önemli bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Sürdürülebilir finansın kapsamını, doğa ve biyoçeşitlilik boyutuyla genişletiyoruz. Türkiye’nin ilk biyoçeşitlilik temalı tahvil ihracıyla sermaye piyasalarını doğa dostu yatırımlar için harekete geçirmeyi hedefleyen öncü bir adım attık. Environmental Finance tarafından verilen bu iki ödül, sürdürülebilir finans alanındaki yaklaşımımızın ve geliştirdiğimiz yenilikçi finansman araçlarının uluslararası ölçekte takdir edildiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde de doğa, iklim ve su odaklı yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayacak finansman modelleri geliştirmeye devam edeceğiz.” Sürdürülebilir finans stratejisinin bir parçası Garanti BBVA, sürdürülebilir finans alanındaki çalışmalarını uzun vadeli hedefleri doğrultusunda sürdürüyor. Banka, 2018–2029 dönemini kapsayan 3,5 trilyon TL’lik sürdürülebilir finansman hedefi ile Türkiye’nin yeşil ve kapsayıcı dönüşümüne katkı sağlamayı amaçlıyor. Türkiye’nin ilk biyoçeşitlilik temalı tahvil ihracı ise bankanın sürdürülebilir finans yaklaşımının iklim odağının ötesine geçerek su, doğal sermaye ve biyoçeşitlilik boyutlarını da kapsayan daha geniş bir çevresel çerçeveye yöneldiğini gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.