Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevresel Etki

Kapsül Haber Ajansı - Çevresel Etki haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevresel Etki haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında Haber

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında

TIME ve Statista iş birliğiyle hazırlanan araştırma; şirketlerin finansal büyüme performansını, çevresel etki, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik uygulamalarıyla birlikte ele alarak uzun vadeli değer yaratma kapasitelerini değerlendiriyor. Sungrow, bu kapsamlı analizde 14’üncü sırada yer alarak, temiz enerji teknolojileri alanındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Düşük karbon ayak izi, düşük su tüketimi ve atık üretim oranları ile yüksek yenilenebilir enerji kullanımı gibi çevresel göstergelerin; finansal istikrar ve uzun vadeli büyüme performansıyla birlikte değerlendirildiği sıralamada Sungrow, temiz enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren global üreticiler arasında kendi kategorisinde ilk sırada yer aldı. Herkes İçin Temiz Enerji Vizyonuyla Sürdürülebilir Büyüme Sungrow’un bu başarısı; şirketin “Herkes için temiz enerji” vizyonu doğrultusunda şekillenen uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin somut bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek verimlilik sunan güneş enerjisi güç dönüştürücüleri (PV invertörler) ve enerji depolama sistemleri (ESS) ile Sungrow, üretimden ürün yaşam döngüsüne kadar uzanan sorumlu bir iş yaklaşımı benimsiyor. Şirket, temiz enerjiyi daha erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir hâle getirmeyi hedefleyen bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilirlik dönüşümünü net hedefler ve ölçülebilir adımlarla sürdürüyor. Bu kapsamda Sungrow; 2028 yılı itibarıyla operasyonel seviyede karbon nötrlüğe ulaşmayı, 2038’de tedarik zinciri genelinde karbon nötrlüğü sağlamayı ve 2048’de tüm değer zincirinde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen uzun vadeli bir yol haritası izliyor. Şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımı; MSCI ESG AAA derecelendirmesi, EcoVadis Altın Madalya, RE100 ve EP100 taahhütleri ile Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) üyeliği gibi uluslararası platformlar tarafından da teyit ediliyor. Bugüne kadar küresel ölçekte 870 GW’ı aşan kurulu güce sahip güneş enerjisi güç dönüştürücüleri ile enerji dönüşümüne katkı sağlayan Sungrow, müşterileriyle birlikte yıllık yüz milyonlarca ton karbon emisyonunun önlenmesine destek oluyor. Yüksek verimlilik sunan PV invertör ve enerji depolama çözümleriyle Sungrow, sürdürülebilir büyümeyi küresel enerji dönüşümünün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmayı sürdürüyor. Net Sıfır Hedefine Doğru Somut Adımlar Sungrow, net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda operasyonlarını kararlılıkla dönüştürmeye devam ediyor. Şirket genelinde kullanılan elektriğin %70’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanırken, üretim süreçlerinde çevresel etkiyi azaltmaya yönelik sistematik bir yaklaşım uygulanıyor. Sungrow’un tüm üretim tesisleri, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip bulunuyor. Ayrıca, Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) ve ürün karbon ayak izi sertifikaları ile belgelenmiş inverter ve enerji çözümleriyle çevresel performansını ürün seviyesinde de ortaya koyuyor. Şirket, üretim süreçlerinde oluşan tehlikesiz atıkların %90’ını geri dönüştürerek döngüsel ekonomi yaklaşımını operasyonel düzeyde hayata geçiriyor. Sungrow, 2024 yılında hayata geçirdiği Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) Gelişim Merkezi ile; Strateji ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Sürdürülebilirlik Yönetim Ofisi’nin rehberliğinde politika geliştirme, hedef belirleme ve uygulama süreçlerini tek bir yapı altında topladı. ESG Gelişim Merkezi; Üstün Yönetişim, Net Sıfıra Doğru, Çevre Dostu Gelişim, Karşılıklı Fayda Sağlayan İş Birlikleri ile Çeşitlilik ve Kapsayıcılık olmak üzere beş temel stratejik önceliği Sungrow’un tüm operasyonlarına entegre ederek sürdürülebilir büyümenin kurumsal altyapısını güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Entertech GSYF’den Zenith FPV’ye 330 bin Dolar Yatırım! Haber

Entertech GSYF’den Zenith FPV’ye 330 bin Dolar Yatırım!

Zenith FPV, gerçekleştirilen bu yatırımla Entertech GSYF’nin portföy şirketleri arasına girdi. Zenith FPV’ye yönelik yatırım süreci; Yapı Kredi Portföy ve Entertech VC ekipleri tarafından yürütülen değerlendirmeler kapsamında, finansal, hukuksal ve vergisel incelemelerin tamamlanmasının ardından başarıyla sonuçlandırıldı. Stratejik Uyum ve İleri Mühendislik Yetkinliği Entertech GSYF’nin mühendislik temelli ve sürdürülebilir teknoloji odaklı yatırım yaklaşımı, çevresel etki yaratan ve ölçeklenebilir çözümleri önceliklendiriyor. Açık deniz (offshore) mühendisliğinde 15 yılı aşkın tecrübeye sahip kurucu ekibin bilgi birikimini yüzer güneş enerjisi sistemlerine taşıyan Zenith FPV, bu yaklaşımıyla fonun yatırım stratejisiyle güçlü bir uyum gösteriyor. Yüzer GES projeleri; farklı yükler altında çalışan yüzer platformların hidrodinamik davranışlarının, değişken su seviyelerine uyumlu bağlama ve demirleme sistemleriyle modellenmesini gerektiren ileri mühendislik çözümleri içeriyor. Zenith FPV, Türkiye’de henüz yaygın olarak kullanılmayan gelişmiş mühendislik yazılımları ve ileri seviye hesaplama yöntemleriyle yüzer GES projelerini uçtan uca ele alıyor. Zenith FPV tarafından geliştirilen yüzer GES teknolojisi; su yüzeyinde buharlaşmayı azaltarak su kaynaklarının korunmasına katkı sağlıyor, alg oluşumunu sınırlayarak sualtı ekosistemini destekliyor ve panel sıcaklığını düşürerek enerji verimliliğinde yüzde 10’a kadar artış sağlıyor. Arazi ihtiyacını ortadan kaldıran sistem, aynı zamanda maliyet avantajı yaratıyor ve sulama maliyetlerinin azalmasına katkıda bulunuyor. Yakın zamanda, yüzer GES’lerin su yüzeylerinde kurulmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen yönetmeliğin Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle, Türkiye’de su ve enerji entegrasyonu açısından yeni bir döneme girildi. Regülasyonların netleştiği bu dönemde tamamlanan yatırım, Entertech GSYF’nin doğru zamanda doğru teknolojiye odaklanan yatırım yaklaşımını yansıtıyor. Yatırıma ilişkin değerlendirmede bulunan Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu, konuyla ilgili şunları söyledi: “Entertech GSYF olarak yatırım odağımızı; mühendislik yoğunluğu yüksek, çevresel etkisi ölçülebilir ve ölçeklenebilir teknoloji alanlarına da yönlendiriyoruz. Yenilenebilir enerji ve temiz teknolojiler, Türkiye’nin hem enerji arz güvenliği hem de iklim taahhütleri açısından kritik bir dönüşüm alanı oluşturuyor. Bu alandaki çözümler; yalnızca sürdürülebilirlik değil, aynı zamanda maliyet verimliliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve ihracat potansiyeli gibi stratejik çıktılar üretiyor. Derin teknoloji gerektiren bu yapı, kısa vadeli kopyalanabilir iş modellerinden ayrışarak uzun vadeli rekabet avantajı sunuyor. Bu nedenle çevresel etki yaratan ve küresel ölçekte ölçeklenebilir enerji teknolojileri, fonumuzun temel yatırım öncelikleri arasında yer alıyor.” Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratmanın temel unsurlarından biri olarak ele aldıklarını söyleyen Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker ise yatırım hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Kurum olarak yatırım kararlarımızda çevresel ve sosyal etkiyi, finansal sürdürülebilirlikle ele alan bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Zenith FPV’nin yüzer güneş enerjisi alanında geliştirdiği ileri mühendislik çözümleri; su kaynaklarının korunması, enerji verimliliğinin artırılması ve arazi kullanımının azaltılması gibi çok boyutlu somut ve çevresel katkılar sunuyor. Temiz enerji çözümlerinin arttığı bu dönemde Yapı Kredi Portföy olarak, ölçülebilir çevresel etki üreten ve uzun vadeli değer yaratma potansiyeli taşıyan girişimlere yatırım yapmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda, önümüzdeki dönemlerde de sürdürülebilir büyümeyi destekleyen teknoloji ve iş modelleriyle portföyümüzü güçlendirmeyi ve uzun vadeli iş birlikleri geliştirmeyi sürdüreceğiz.” Entertech GSYF, oyun teknolojileri, sağlık teknolojileri, kreatif teknolojiler, finansal teknolojiler, yenilenebilir enerji ve temiz teknolojiler gibi alanlarda faaliyet gösteren girişimlere yatırım yaparak Türkiye’nin teknoloji tabanlı girişimcilik ekosistemine katkı sağlamaya devam ediyor.

Dolap, 2024’te İkinci El Satışlarla 307 Bin Tonu Aşkın Karbon Salımının Önüne Geçti Haber

Dolap, 2024’te İkinci El Satışlarla 307 Bin Tonu Aşkın Karbon Salımının Önüne Geçti

İkinci el pazar etkisi yalnızca çevresel kazanımlarla sınırlı kalmayarak, su tasarrufu, tekstil atığının azaltılması ve ekonomik-sosyal fayda alanlarında da somut kazanımlar ortaya koyuyor. Kullanıcılar arasında güvenli, pratik ve sürdürülebilir bir alışveriş köprüsü kurarak ikinci el alışverişi erişilebilir bir modele dönüştüren Dolap, Döngüsel Etki Raporu’nun ikincisini yayınladı. Dolap üzerinden geçtiğimiz yıl 16 milyondan fazla ürün yeniden dolaşıma kazandırılırken, her bir satış yeni üretim ihtiyacını azaltarak doğal kaynak kullanımı, enerji tüketimi ve karbon salımı üzerinde pozitif etki yarattı. Dolap’ta gerçekleşen her alışveriş, ürünlerin yaşam döngüsünü uzatarak kullan–at anlayışına alternatif tüketim kültürünü güçlendiriyor. Rapor, ikinci el alışverişin daha adil, erişilebilir ve sürdürülebilir bir tüketim modeline geçişte kritik bir rol oynadığını ortaya koyarken, kullanıcılarıyla birlikte oluşturulan bu döngünün gezegen yararına kalıcı bir dönüşüm yaratma potansiyeline sahip olduğunu vurguluyor. İkinci El Alışverişle Ölçülebilir Çevresel Etki Raporda yer alan veriler, ikinci el alışverişin bireysel bir tercih olmanın ötesinde, iklim kriziyle mücadelede anlamlı bir araç olduğunu ortaya koyuyor. Tek bir giysinin ikinci el dolaşımına sokulması ortalama 25–30 kg karbondioksit salımını engellerken, yeniden kullanım geri dönüşüme kıyasla yüzde 90’a varan enerji tasarrufu sağlıyor ve binlerce litre su kullanımının önüne geçiyor. 2024 yılı boyunca Dolap üzerinden gerçekleşen satışlar sayesinde önlenen 307 bin 340 ton karbon salımı, 80 bin 456 benzinli aracın bir yıl boyunca trafikten çekilmesine, 71 bin 882 evin yıllık elektrik tüketimine veya 177 milyon litre dizel kullanımına eşdeğer bir kazanca karşılık geliyor. Bu sonuçlar, ikinci el alışverişin ölçülebilir etkilerini net olarak ortaya koyuyor. Karbon ayak izi azaltımında en yüksek katkı; Kadın ve Erkek, Elektronik, Ev ve Yaşam ile Bebek ve Çocuk kategorilerinde gerçekleşti. Satış verileri baz alınarak 2024 yılında karbon salımının en fazla önlendiği ürünler arasında pantolon, kahve makinesi, bebek arabası ve puset gibi ürün grupları öne çıktı. 2024’te Satılan 8 Milyon Giyim Ürünüyle 307 Bin Ton Karbon Eşdeğeri ve 35,7 Ton Tekstil Atığı Önlendi 2024 yılında Dolap üzerinden satılan 8 milyona yakın giyim ürünü sayesinde 446 milyon litre su kullanımının, 35,7 ton tekstil atığının ve 307 bin 340 ton CO₂e karbon ayak izinin oluşması önlendi. Genel giyim sektörü ortalamaları esas alınarak yapılan hesaplamalar, Dolap’ta yeniden satışa sunulan tekstil ürünleri sayesinde 3 bin 245 kişinin bir yılda oluşturacağı toplam tekstil atığının sistem dışına çıkmasının önlendiğini ortaya koyuyor. İkinci El Satış, Birinci El Fayda Dolap’ın yarattığı etki yalnızca çevresel boyutla sınırlı kalmıyor. Kullanmadıkları ürünleri ikinci el olarak satarak gelir elde eden binlerce kadın, hem ev ekonomisine katkı sağlıyor hem döngüsel ekonomiyi destekliyor. Bu döngü, ekonomik tasarrufla birlikte toplumsal dayanışmayı da destekleyen bir etki alanı oluşturuyor. Dolap, döngüsel ekonomi yaklaşımını sosyal etki projeleriyle desteklemeyi sürdürüyor. Depremden etkilenen kadınlara yönelik hayata geçirilen “Hayallerime Giden Yol” programı kapsamında satış ve dijital mağazacılık eğitimleri verilerek, katılımcıların sürdürülebilir gelir elde etmeleri destekleniyor. Platform ayrıca, “Giy, Sat, Bağışla” yaklaşımıyla kullanıcıların satış gelirlerinden sivil toplum kuruluşlarına bağış yapabilmesine imkan tanıyor. İkinci El Z Kuşağında Yeni Tüketim Normuna Dönüşüyor Raporda yer alan küresel veriler, ikinci el alışverişin özellikle genç nesilde hızla yaygınlaştığını gösteriyor. Z kuşağının önemli bir bölümü ikinci el giyimi yeni bir tüketim normu olarak görürken, küresel ikinci el pazarının önümüzdeki yıllarda hızla büyümesi bekleniyor. Dolap, dijitalleşme ile döngüsel ekonomiyi buluşturan yapısıyla, bu dönüşümün Türkiye’deki en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. İl bazında yapılan hesaplamalar, Dolap üzerinden gerçekleşen ikinci el satışların Türkiye’nin dört bir yanındaki illerde yalnızca bireysel değil, bölgesel ölçekte de karbon salımını azalttığını ortaya koyuyor. Satışların çevresel etkisi, il düzeyinde ortalama ürün başına düşen karbon ayak izi verileriyle hesaplanarak, döngüsel ekonominin yaygınlaştıkça çevresel faydayı ülke geneline yayılan somut bir etkiye dönüştürebildiğini gösteriyor.

L’Oréal Grup, CDP’den  Üst Üste 10. Kez Üç ’A’ Notunu Alan İlk ve Tek Şirket Oldu Haber

L’Oréal Grup, CDP’den  Üst Üste 10. Kez Üç ’A’ Notunu Alan İlk ve Tek Şirket Oldu

Bu eşsiz başarı, L'Oréal'i, bu prestijli notu aralıksız 10 yıl boyunca alan dünyadaki ilk ve tek şirket olarak çevresel liderlikte benzersiz bir konuma taşıyor. 2025 yılında CDP’ye raporlama yapan 22.100 şirket arasından yalnızca 23’ü 3A notu alabilirken, L’Oréal bu notu 10 yıldır aralıksız alan ilk ve tek şirket oldu. Bu sonuç, L’Oréal’in sürdürülebilirliği uzun vadeli iş stratejisinin merkezine yerleştirdiğini ve tüm değer zincirine entegre ettiğini bir kez daha ortaya koyuyor. L’Oréal’in 2024 yılına ait sürdürülebilirlik performansı, çevresel dönüşüm alanında kaydedilen somut ve ölçülebilir ilerlemelerle öne çıkıyor. Grup, faaliyet gösterdiği tesislerinde yüzde 97 oranında yenilenebilir enerji kullanımına geçti. Formül ve ambalajlarında kullandığı biyo-bazlı içerik ve malzemelerin yüzde 92’si sürdürülebilir ve izlenebilir kaynaklardan temin ederken, endüstriyel süreçlerde kullanılan suyun yüzde 53’ü geri dönüştürülmüş veya yeniden kullanılmış kaynaklardan sağlandı. L’Oréal, sürdürülebilirlikte istikrarını liderlik vizyonuyla sürdürüyor L’Oréal Grup Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas ve Operasyon Direktörü Antoine Vanlaeys, bu önemli başarıyla ilgili yaptıkları ortak açıklamada sürdürülebilirliğin L’Oréal’in iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Barcenas ve Vanlaeys, bu benzeri görülmemiş başarının, sürdürülebilirliği iş stratejisinin kalbine yerleştiren yaklaşımlarının ve ekiplerin özverili çalışmalarının bir sonucu olduğunu belirterek, inovasyon ve güçlü iş birlikleriyle daha sürdürülebilir bir gelecek için kararlılıkla ilerlemeye devam edeceklerini ifade etti. L’Oréal Grup CEO’su Nicolas Hieronimus ise dünyanın en büyük güzellik şirketi olarak gerçek ve kalıcı bir etki yaratma sorumluluğuna sahip olduklarını belirterek şunları söyledi: “CDP’den üst üste 10’uncu kez 3A notu alan tek şirket olmak, sürdürülebilirliğin iş modelimize ne kadar derinlemesine entegre edildiğinin güçlü bir göstergesi. Bu başarıda emeği geçen ve dünyayı harekete geçiren güzelliği yaratmak için durmaksızın çalışan tüm ekiplerimize ve değer zincirimiz boyunca katkı sunan iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Şeffaflık ve güçlü veri, uzun vadeli değer yaratıyor CDP’nin değerlendirme süreci; TCFD çerçevesiyle uyumlu, bağımsız ve titiz bir metodolojiye dayanıyor. Bu süreçte şirketlerin çevresel riskleri anlama düzeyi, raporlama kalitesi, iddialı hedefleri ve doğrulanmış aksiyonları kapsamlı şekilde analiz ediliyor. CDP, dünyanın en geniş çevresel veri havuzunu yöneterek net-sıfır ve doğa-pozitif bir küresel ekonomiyi destekleyen yatırım ve tedarik kararlarına rehberlik ediyor. 2025 yılında, toplam 127 trilyon dolar varlığı yöneten 640 yatırımcı, çevresel etki, risk ve fırsatlara ilişkin veri toplanması amacıyla CDP’ye başvurdu. CDP CEO’su Sherry Madera ise A Listesi’nde yer alan şirketlerin çevresel hedeflerle ticari başarının birlikte ilerleyebileceğini kanıtladığını belirterek, yüksek kaliteli çevresel verilerin şirket liderlerinin uzun vadeli rekabet gücünü koruyan, sermayeyi çeken ve doğal sistemleri güvence altına alan kararlar almasını mümkün kıldığını vurguladı.

Bursa'daki dev şirketten 'yıkama-eleme' hamlesi! Başvuru yapıldı, süreç başladı... Haber

Bursa'daki dev şirketten 'yıkama-eleme' hamlesi! Başvuru yapıldı, süreç başladı...

Bursa'nın Karacabey ilçesinde faaliyet gösteren Oral Hafriyat, Akçakoyun Mahallesi sınırları içerisinde işlettiği granit ocağı ve kırma-eleme tesisine yeni bir ünite eklemek için düğmeye bastı. Mevcut çalışma alanı içerisinde halihazırda kırma-eleme işlemi için ayrılan 3.400,718 metrekarelik bölgede inşa edilecek proje için başvuru yapıldı. Yapılan başvurunun ardından proje için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci resmen başlatıldı. Dev projenin toplam bedeli 6 milyon 600 bin TL olarak belirlendi. Yatırım bütçesinin büyük bir kısmının 5 milyon 600 milyon TL ile makine ve ekipman giderlerinin oluşturduğu açıklandı. KAPASİTE AYNI, İŞLEM DEĞİŞECEK Proje kapsamında tesisin genel üretim kapasitesinde bir artışa gidilmeyecek. Mevcut durumda yılda üretilen 839 bin 160 ton granitin, kırma işleminden geçen kısmının 395 bin tonu yeni kurulacak olan yıkama-eleme ünitesine alınacak. İNŞAAT DEĞİL, MONTAJ YAPILACAK Yeni tesisin kurulum süreciyle ilgili dosyada yer alan bilgilere göre, ekipmanlar sahaya demonte olarak getirilecek ve montajı yapılacak. Büyük bir inşaat faaliyetinin olmayacağı projede, sadece su döngüsü için gerekli olan çöktürme havuzlarının betonarme inşası gerçekleştirilecek. YERLEŞİM YERLERİNE MESAFESİ Çevresel etkilerin titizlikle incelendiği dosyada, tesisin konumuyla ilgili detaylar da paylaşıldı. En yakın yapı tesisin 180 metre doğusunda bulunuyor. Akçakoyun Mahallesi'ne 1.200 metre, Taşlık Mahallesi'ne 1.500 metre mesafede yer alıyor. Tesis, Karacabey ilçe merkezine ise yaklaşık 5,5 kilometre uzaklıkta bulunuyor. ÇALIŞMA DÜZENİ Granit ocağı ve bağlı tesislerde üretim yılda 12 ay, ayda 26 gün ve günde 8 saatlik tek vardiya üzerinden devam edecek. Mevcut durumda sahada çalışan 20 kişilik personel sayısı, ilave tesisin devreye alınmasıyla birlikte değişmeyecek. Mevcut ekip yeni üniteyi de sevk ve idare edecek.

Garanti BBVA, Sürdürülebilirlikte Küresel Liderler Arasına Girdi Haber

Garanti BBVA, Sürdürülebilirlikte Küresel Liderler Arasına Girdi

Garanti BBVA, dünyanın en büyük çevresel raporlama platformu olan CDP’nin İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve Orman temalarının tamamında “Liderlik” seviyesinde derecelendirildi. Banka, finansal kurumlar için bu yıl ilk kez zorunlu hale getirilen Orman temasında da A alarak küresel ölçekte “Üç A” başarısına ulaşan sayılı kurumlardan biri oldu. Garanti BBVA, CDP tarafından gerçekleştirilen 2024 yılı değerlendirmesinde üç ana tema olan İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve bu yıl finansal kurumlar için ilk kez zorunlu hale gelen Orman alanlarında A notu alarak “Liderlik” seviyesinde değerlendirildi. Böylece banka, küresel ölçekte “Üç A” derecesine ulaşan az sayıdaki bankalardan biri oldu. Garanti BBVA, 2009 yılından bu yana İklim Değişikliği, 2015’ten bu yana ise Su Güvenliği temalarında kapsamlı raporlama yapıyor. Bu yıl ilk defa raporladığı Orman temasında da bu alana yüksek etkisi olan sektörlere verilen finansman tutarlarını da ilk kez paylaşarak A skoru elde etmesiyle birlikte banka, çevresel şeffaflık ve dönüşüm alanında uluslararası ölçekte örnek gösterilen kurumlar arasındaki yerini daha da güçlendirdi. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, CDP derecelendirmesine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik alanında 19 yılı aşkın bir süredir çaba gösteren bir kurum olarak, CDP’den üç ayrı temada gelen A değerlendirmesi bizim için son derece kıymetli. İklim değişikliği, su yönetimi ve ormansızlaşma gibi geleceğimizi doğrudan ilgilendiren alanlardaki işlerimizin uluslararası bir platform tarafından liderlik seviyesinde değerlendirilmesi, doğru adımları atıyor olduğumuzun iyi bir göstergesi. Bugün biz yalnızca finansman sağlayan bir kurum değiliz; düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmak, çevresel etkilerimizi azaltmak ve müşterilerimizle birlikte dönüşümü mümkün kılmak için çalışan kapsamlı bir ekosistemin parçasıyız. Yenilenebilir enerji finansmanındaki güçlü konumumuz, sürdürülebilir finans hacmimiz, Net Sıfır Bankacılık Birliği taahhütlerimiz ve çevre projelerimiz kadar, son dönemde odağımıza aldığımız Mavi Finans da bu yönde çok önemli bir dönüşüm alanı. CDP’nin değerlendirmesi şeffaflık, çevresel etki yönetimi ve sürdürülebilirlik vizyonumuzdaki kararlılığın bir sonucu. Önümüzdeki dönemde de bu alandaki gayretimizi daha da güçlendirerek, ülkemizin ve dünyanın sürdürülebilir geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz.” Sürdürülebilirlik çalışmalarıyla en yüksek uluslararası standartları karşılıyor Garanti BBVA, uzun yıllardır sürdürdüğü sürdürülebilirlik odaklı stratejisi kapsamında: 2018-2029 dönemi için 3,5 trilyon TL'lik hedef ile Türkiye'de bugüne kadarki en yüksek sürdürülebilir finansman hedefini açıkladı.Ekvator Prensipleri’ne imza atarak, Türkiye’de bu inisiyatife katılan ilk banka oldu.Türkiye’de bir ilke imza atarak deniz ekosistemlerinin korunmasına odaklanan Biyoçeşitlilik ve Mavi Temalı Tahvil ihracını gerçekleştirdi.Yenilenebilir enerji finansmanında Türkiye’nin en güçlü aktörleri arasında yer aldı.Kadın girişimcilere, yeşil dönüşüm yatırımlarına, emisyon azaltımı projelerine ve toplumsal etki programlarına yönelik çok boyutlu destekler geliştirdi.Doğa ve su ekosistemlerini korumaya odaklanan Mavi Nefes programını dört yıldır bilimsel ölçümleme esaslarıyla yürütüyor. Garanti BBVA’nın sürdürülebilirlik konusundaki tüm çalışmalarının değerlendirildiği CDP’nin küresel metodolojisine göre “A Listesi”nde yer almak, kuruluşların bilim temelli hedefler, şeffaf veri paylaşımı, risk yönetimi, fırsat geliştirme kapasitesi ve doğa pozitif stratejiler alanında en yüksek uluslararası standartları karşıladığı anlamına geliyor.

Bupa Türkiye’dan Hatay’a Güneş Enerjisi Desteği Haber

Bupa Türkiye’dan Hatay’a Güneş Enerjisi Desteği

Proje ile hem eğitimin kesintisiz sürdürülmesine katkı sunuldu hem de çocuklara sürdürülebilirlik bilinci kazandıracak kalıcı bir yatırım hayata geçirildi. Kurulumun ardından güneş panelleri sayesinde yaklaşık 5.000 kWh enerji üretildi ve 2.460 kg daha az karbon salımı gerçekleşti. Bu miktar, 6 ağacın yıllık karbon tutumuna eşdeğer bir çevresel etki yaratıyor. Bupa’nın üç yıldır Türkiye’de uyguladığı Healthy Cities (Sağlıklı Şehirler) programı, “rejenerasyon” teması odağında deprem bölgesindeki çocukların eğitim yolculuğunu desteklemeye yönelik bu anlamlı projeyi hayata geçirdi. Güneş enerjisi sistemiyle okulun yıllık elektrik ihtiyacının önemli bir bölümü yenilenebilir kaynaklardan karşılanırken, aydınlatmalar ve akıllı tahtalar artık tamamen güneş enerjisiyle çalışıyor. Bu sayede okul hem enerji maliyetlerinden tasarruf etti hem de karbon ayak izini azalttı. “İNSAN-TOPLULUKLAR-GEZEGEN” ODAĞINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR ETKİ Bupa Türkiye, tüm faaliyetlerini “İnsan-Topluluklar-Gezegen” odağında kurgulayarak, toplumun gelişimini ve çevrenin korunmasını destekleyen projelerle değer yaratıyor. Depremin ilk günlerinden itibaren bölgede aktif olarak yer alan Bupa Türkiye, “Sağlıklı ve Mutlu Yarınlar” konteyner desteğinin ardından şimdi de daha uzun soluklu ve kalıcı bir projeyle bölgeyi güçlendirmeye devam ediyor. ÇOCUKLARLA “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK 101” ATÖLYESİ Projenin açılış gününde, 1.–4. sınıflardan 250 öğrenciyle “Sürdürülebilirlik 101” başlıklı bir atölye düzenlendi. Böylece, enerji dönüşümü ile bireysel farkındalık arasında güçlü bir bağ kurularak, çocukların sürdürülebilir yaşam yolculuğuna ilk adımlarını atması teşvik edildi. Bupa Türkiye Strateji ve Transformasyon Grup Başkanı Ebru Keskin Kulalar, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bupa olarak dünyayı daha iyi bir yer yapmanın bireylerden başladığına inanıyoruz. Hatay’daki bu proje, hem bölgedeki çocuklara umut vermek hem de gezegenimizin geleceğine somut bir katkı sunmak adına büyük önem taşıyor. Sürdürülebilirlik yolculuğumuzda insanlara daha sağlıklı, mutlu ve uzun yaşamlar sunarken toplulukları güçlendirmeyi ve gezegeni korumayı temel önceliğimiz olarak görüyoruz.” SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK İÇİN UZUN VADELİ TAAHHÜT Bupa’nın faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde uyguladığı Healthy Cities stratejisiyle uyumlu olarak Türkiye’de hayata geçirilen bu proje, yerel ölçekte somut, ölçülebilir ve uzun vadeli bir etki yaratmayı amaçlıyor. Bupa Türkiye, önümüzdeki dönemde de çocukları, toplulukları ve gezegeni güçlendiren projelerle sürdürülebilir geleceğe katkı sağlamayı sürdürecek.

Cargill’den Türkiye Ekonomisine 1,9 Milyar Dolarlık Dev Katkı Haber

Cargill’den Türkiye Ekonomisine 1,9 Milyar Dolarlık Dev Katkı

Rapor, Cargill’in 2023 yılında Türkiye ekonomisine doğrudan, dolaylı ve tetikleme etkileriyle toplam 1,9 milyar dolar* seviyesinde bir üretim katkısı sağladığını ortaya koydu. Dünyayı güvenli, sorumlu ve sürdürülebilir bir şekilde besleme misyonuyla 65 yılı aşkın süredir Türkiye’de faaliyet gösteren Cargill, Türkiye ekonomisine sağladığı çok boyutlu katkıyı ortaya koyan bir ekonomik etki analizi raporu yayımladı. Sabancı Üniversitesi’nden Doç. Dr. Orhan Erem Ateşağaoğlu ve Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gökhan Özertan liderliğinde, TÜİK verileriyle uyumlu Girdi-Çıktı metodolojisi kullanılarak hazırlanan bağımsız rapor, Cargill’in 2023 yılında Türkiye ekonomisine doğrudan, dolaylı ve tetikleme etkileriyle toplam 1,9 milyar dolar* seviyesinde bir üretim katkısı sağladığını ortaya koydu. Her 1 Cargill Çalışanı, Ekonomide 14 Kişilik Ek İstihdam Yaratıyor Ekonomik etki analizi, Cargill’in faaliyetlerinin Türkiye ekonomisindeki çarpan etkisini gözler önüne seriyor. Şirketin 2023 yılında 678,3 milyon dolar* olan net hasılatının, tedarik zinciri ve hane halkı harcamaları kanalıyla 2,8 katlık bir çarpan etkisi yaratarak 1,9 milyar dolar* toplam ekonomik büyüklük oluşturduğu tespit edildi. Analize göre, şirketin 825** kişilik doğrudan istihdamı, ekonominin genelinde toplam 14.034 kişilik bir istihdam etkisi yaratıyor. Bu bulgu, her bir Cargill çalışanının Türkiye ekonomisinde 14 ek istihdamı tetiklediğini gösteriyor. Raporun önemli bulgularından biri, şirketin yarattığı doğrudan katma değerin çarpan etkisi. Buna göre, şirketin sağladığı her 1 TL'lik doğrudan katkı, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'da (GSYH) 5,4 TL'lik bir artış yaratıyor. Bu çarpan etkisinin bir sonucu olarak, Cargill’in Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya toplam katkısı ise 2023 yılında 588 milyon dolar* olarak ölçüldü. Raporda Cargill’in Türkiye’deki faaliyetlerinin, kamu maliyesine de önemli katkılar sunduğu yer aldı. 2023 verilerine göre Cargill, devlete 88,3 milyon dolar tutarında vergi geliri katkısı sağladı. “Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaya devam edeceğiz” Rapor sonuçlarını değerlendiren Cargill Gıda META Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Murat Tarakçıoğlu, Cargill’in Türkiye’ye olan bağlılığının altını çizerek şunları söyledi: “Ülke ekonomisine ve toplumsal refaha sağladığımız katkıyı şeffaf ve bilimsel bir metodolojiyle ortaya koymaktan gurur duyuyoruz. Bu bağımsız analiz, sadece üretim ve istihdamdaki doğrudan etkimizi değil, aynı zamanda tarımdan lojistiğe, gıdadan hizmet sektörlerine kadar vetne denli geniş bir ekosistemi desteklediğimizi de gösteriyor. Yarattığımız her 1 TL’lik katma değerin ekonomide 5,4 TL’lik bir büyümeyi tetiklemesi, Türkiye’nin yerel üretimine ve potansiyeline olan inancımızın en somut kanıtıdır. Sürdürülebilirlik ve toplumsal faydayı iş modelimizin merkezine alarak, çiftçimizin yanında durmaya, yenilikçi ve katma değerli üretimle Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” Sürdürülebilir Tarım ve Toplumsal Kalkınma Cargill, ekonomik katkısının yanı sıra sosyal ve çevresel etki odaklı programları ve projeleriyle de öne çıkıyor. 2019’dan bu yana devam eden 1000 Çiftçi 1000 Bereket programı ile 27 ilde 7.000’den fazla çiftçiye ulaşarak %20’ye varan verim artışı sağlandı. Şirket İznik Gölü’nün korunmasına yönelik başlattığı Su Geri Dönüşüm Projesi ile tarımsal sulamada verimliliği artırırken, Balıkesir’deki tesisine kurduğu güneş panelleriyle yılda 1.500 ton karbon salımını engelliyor. Şirket ayrıca, önümüzdeki günlerde Orhangazi’de dünya standartlarında bir Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi’’ni faaliyete geçirmeye hazırlanıyor. Yerel tedarikçilerle derin bağ Raporu hazırlayan akademisyenlerden Prof. Dr. Gökhan Özertan, “Çalışmamız, Cargill gibi küresel bir oyuncunun yerel tedarik zincirleriyle ne kadar derin bir bağ kurduğunu ve ekonomik aktiviteyi nasıl tetiklediğini Girdi-Çıktı modeliyle net bir şekilde ortaya koyuyor,” dedi. Doç. Dr. Orhan Erem Ateşağaoğlu ise, “Analizimiz, şirketin sadece kendi sektöründe değil, tarım, ulaştırma ve ticaret gibi bağlantılı birçok alanda yarattığı çarpan etkisinin büyüklüğünü ve bunun istihdama olan pozitif yansımasını kantitatif olarak kanıtlamaktadır,” diye konuştu. Girdi-Çıktı metodolojisi kullanıldı Ekonomik etki analizi çalışmasında Girdi-Çıktı metodolojisinden yararlanıldı. Amerikalı ekonomist Wassily Leontief tarafından geliştirilen ve 1973 yılında Nobel Ekonomi Ödülü’nü almasını sağlayan bu metodolojide sektörler arasındaki ilişki incelenerek bu sektörlerin birbirlerine olan katkıları ölçülüyor. Girdi-Çıktı metodolojisi sayesinde, Cargill'in tarım, gıda üretimi ve dağıtımı gibi alanlarda yarattığı ekonomik katma değerin yanı sıra, istihdam, ticaret ve vergi gelirleri gibi önemli unsurlar üzerindeki etkilerini de ortaya konuyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.