Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevresel Izleme

Kapsül Haber Ajansı - Çevresel Izleme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevresel Izleme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Düzenlediği Uluslararası Balıkçılık Turnuvası’nın 4’üncüsü Yapıldı  Haber

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Düzenlediği Uluslararası Balıkçılık Turnuvası’nın 4’üncüsü Yapıldı 

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından bu yıl 4'üncüsü düzenlenen Uluslararası Balıkçılık Turnuvası, Rusya’nın Tver Bölgesi’nde bulunan Udomlya şehrinde gerçekleştirildi. Turnuvaya, Rosatom’un nükleer enerji alanında projesi bulunan ve proje hazırlığı olan 11 partner ülkeden 22 amatör sporcu ile 28 gazeteci ve uzman katıldı. Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş, Belarus, Macaristan, Vietnam, Mısır, Hindistan, Endonezya, Malezya, Özbekistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nden de katılımcıların yer aldığı etkinlikte, Kalinin Nükleer Güç Santrali’nin çevre koruma ve radyasyon kontrol servisi temsilcileri de görev aldı. Turnuva kapsamında tutulan balıkların tartımı sırasında özel ekipmanlarla dozimetrik kontrol gerçekleştiren uzmanlar, bölgedeki balıkların güvenli olduğunu teyit etti. “En Büyük Balık” kategorisinde 1 kilo 700 gram ağırlığında bir sudak yakalayan Malezya takımı birinci oldu. Macaristan takımı “Mücadele Ruhu” kategorisinde ödüle layık görülürken, Rusya’yı temsil eden takım ise Udomlya Gölü’nde yaşayan en fazla balık türünü yakalayarak “En Büyük Av” kategorisinin kazananı oldu. Turnuva programı kapsamında katılımcılar için Kalinin NGS’ye teknik gezi düzenlendi. Konuklar, 3. ve 4. Güç Ünitelerinin makine dairelerini ve ünite kontrol odalarını ziyaret etti, soğutma kulelerini inceledi ve santralde görev yapan mühendislerle bir araya geldi. Etkinlik katılımcıları için ayrıca Moskova’daki Halk Ekonomisi Başarıları Sergisi VDNH’de bulunan Atom Müzesi’nin yanı sıra NGS’nin bulunduğu bölgedeki tarihi mekanları ve Udomlya Yerel Tarih Müzesi’ni kapsayan zengin bir kültür programı düzenlendi. Rosatom Uluslararası Ağı Özel Kuruluşu İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Aleksandra Yustus, turnuvaya ilişkin şunları söyledi: “Uluslararası Balıkçılık Turnuvası, nükleer enerjinin çevreyle uyumunu ortaya koymamıza imkân sağlayan Rosatom’un öncü bilgilendirme etkinliklerinden biri haline geldi. Yabancı konuklarımız, nükleer güç santrallerinin çevre üzerinde olumsuz bir etki oluşturmadığını, aksine bulundukları bölgelerin gelişimine katkı sağlayan önemli bir unsur olduğunu kendi gözleriyle görebiliyor. Bu tür etkinlikler aynı zamanda Rosatom’un açıklık ilkesini ortaya koyuyor ve kendi nükleer projelerini hayata geçirmeye başlayan ülkelerde yaşayan insanlarla güvene dayalı bir diyalog kurulmasına katkı sağlıyor.” Kalinin NGS Başmühendisi Ruslan Alıyev ise şunları kaydetti: “Çok sayıda ülkeden temsilcinin nükleer güç santralimizin faaliyetlerini yakından tanımak, kullanılan teknolojilerin güvenliğini yerinde görmek ve işletmenin çevre koruma çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgi edinmek amacıyla bölgemize gelmesi nedeniyle bu etkinliğe ev sahipliği yapmak Kalinin NGS için büyük bir onur olduğu kadar önemli bir sorumluluktu.” Türkiye’yi turnuvada temsil eden balıkçılardan Veli Bıçak da, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Turnuva bizim için oldukça keyifli geçti. Biz normalde deniz balıkçılığı yapıyorduk, turnuva ile ilk kez bir tatlı su gölünde balık tutmak bizim için farklı bir tecrübe oldu. Özellikle de bu suyun bir nükleer santralin soğutma sisteminde kullanılıyor olması bizim açımızdan çok ilgi çekiciydi. Bununla birlikte, santralin bölgenin ekosistemi üzerinde olumsuz bir etkisinin bulunmadığını hem yarışma sırasında yaptığımız gözlemlerle hem de yakalanan balıklar üzerinde gerçekleştirilen dozimetrik analizlerin sonuçlarıyla bizzat görme fırsatı bulduk. Şehrin sakinliği, insanların birbirine saygısı ve kurallara uyumu da dikkatimizi çekti. Seyahatimizin başından sonuna kadar çok iyi ağırlandık. Bu güzel organizasyon için Rosatom’a çok teşekkür ediyorum.” Turnuvada Türkiye’yi temsil eden bir diğer balıkçı Hasan Artırık ise turnuvaya davet edilmekten dolayı büyük mutluluk duyduklarını ifade ederek şunları kaydetti: “Konaklamadan etkinliklere kadar programın her aşamasından memnun kaldık. Daha önce denizde edindiğimiz balıkçılık deneyimini bu kez nükleer santral çevresindeki bir gölde değerlendirme fırsatı bulduk. Alışık olmadığımız coğrafya ve hava koşulları bizi biraz zorladı. Özellikle göl üzerindeki sis, turnuvanın aklımızda kalan anlarından biri oldu. Bu koşullarda balık tutmak bize yeni beceriler kazandırdı. Program kapsamında Kalinin Nükleer Güç Santrali’ni de ziyaret ettik. Santralin mühendisliği, inşaatı ve mimarisinin yanı sıra uygulanan güvenlik önlemleri de bizi etkiledi. Bu ziyaret ile Kalinin NGS sahasındaki çalışma disiplinin yüksek seviyede olduğunu açıkça gözlemleme fırsatı bulduk. Faaliyette olan bir nükleer güç santralinin hemen yakınında böylesine gelişmiş bir şehir görmek de bizim için oldukça dikkat çekiciydi. Ülkemizde Akkuyu NGS’nin inşa ediliyor olmasından gurur duyduk. Akkuyu NGS işletmeye alındığında da bulunduğu bölgeye benzer şekilde olumlu katkılar sağlamasını içtenlikle temenni ediyoruz.” Kalinin NGS, çevre üzerindeki etkilere ilişkin belirlenen standartlara uyulması ve sucul biyolojik kaynakların korunması da dahil olmak üzere çevresel gerekliliklerin yerine getirilmesine yönelik çalışmaları düzenli olarak sürdürüyor. Santral yalnızca 2025 yılında dört ayrı balıklandırma çalışması gerçekleştirdi. Pesvo ve Udomlya göllerindeki balık stoku yaklaşık 740 ton seviyesinde bulunuyor. Kalinin NGS ayrıca 2025 yılı sonuçlarına göre Rosatom işletmeleri arasında her yıl düzenlenen “Nükleer Sektörün Çevresel Açıdan Örnek Kuruluşu” yarışmasında birincilik elde etti. Çevresel izleme sonuçları, Kalinin NGS’nin bulunduğu bölgede çevresel dengenin korunduğunu ortaya koydu. İşletmenin yüzey ve yer altı suları, toprak, atmosferin bileşimi ve radyasyon seviyesi de dahil olmak üzere çevresel unsurlar üzerindeki etkisi asgari düzeyde bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Nilüfer’de Çevresel Veriler Önleyici Politikalara Rehber Haber

Bursa Nilüfer’de Çevresel Veriler Önleyici Politikalara Rehber

Bilimsel ölçümler, kent yönetiminde planlama, denetim ve karar süreçlerine doğrudan rehberlik ediyor. Nilüfer Belediyesi, 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan hava kirliliği ile 2025 yılına ait su kirliliği izleme çalışmalarının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Sabit ve mobil ölçüm istasyonlarından elde edilen bilimsel veriler, Nilüfer’de çevresel risklerin yerinde, sürekli ve karşılaştırmalı biçimde izlendiğini ortaya koyarken; bu verilerin halk sağlığını önceleyen önleyici politikalara rehberlik ettiği vurgulandı. HAVA KİRLİLİĞİNDE SANAYİ VE TRAFİK KAYNAKLI ETKİ BELİRGİNLEŞİYOR Nilüfer ilçesinde hava kalitesini yakından izlemek amacıyla Ata Bulvarı’nda bulunan sabit Hava Kalitesi Ölçüm İstasyonu’nun yanı sıra; Çalı Sanayi Bölgesi, Kayapa Organize Sanayi Bölgesi ve Lefkoşe Caddesi’nde konumlandırılan mobil hava kalitesi izleme istasyonlarıyla çok noktalı ölçüm yapılıyor. Bu sayede sanayi ve trafik yoğunluğunun etkisi, zamana ve mekâna bağlı olarak somut verilerle takip edilebiliyor. 2024 ve 2025 yıllarına ait ölçümlerde; Zararlı Partikül Madde (PM10) ve Solunabilir Partikül Madde (PM2,5) değerlerinin ölçüm yapılan birçok ayda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sınır değerlerinin üzerinde seyrettiği, NO₂ (Azot Dioksit) değerlerinin özellikle sanayi ve trafik yoğun bölgelerde hem DSÖ hem de bazı aylarda ulusal sınır değerleri aştığı, SO₂, CO ve O₃ değerlerinin ise genel olarak sınır değerlerin altında kaldığı tespit edildi. Nilüfer’in Bursa genelinde yüksek kirlilik potansiyeline sahip bölgeler arasında yer aldığını belirten yetkililer, bu nedenle hava kalitesinin sürekli ve yerinde ölçülmesinin yalnızca durum tespiti değil, önleyici yönetim açısından da kritik bir araç olduğunu ifade ettiler. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “ÖLÇTÜĞÜMÜZ HER VERİ, ÖNLEYİCİ BİR ADIMIN BAŞLANGICIDIR” Çevresel izleme çalışmalarının yalnızca veri üretmekle sınırlı olmadığını belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, elde edilen bilgilerin doğrudan karar süreçlerine yön verdiğini vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, “Çevreyle ilgili riskleri yönetmenin ilk koşulu, onları doğru ve sürekli biçimde ölçmektir. Nilüfer’de elde ettiğimiz her veri, yalnızca bir tespit değil; halk sağlığını korumaya yönelik önleyici adımların temelidir” dedi. Ölçüm sonuçlarının vatandaşlarla paylaşılmasını bir şeffaflık gereği olarak gördüklerine vurgu yapan Başkan Şadi Özdemir, “Hava ve su kalitesine ilişkin verileri kamuoyuna açık biçimde sunuyoruz. Aynı zamanda bu verileri, denetimden kent planlamasına kadar birçok alanda yol gösterici bir yönetim aracı olarak kullanıyoruz. Çevresel izleme çalışmalarının temel amacı sorun oluştuktan sonra müdahale etmek değil; bilimsel veriler ışığında riskleri önceden görerek sağlıklı bir kent yaşamını güçlendirmektir” diye konuştu. VERİLER VATANDAŞIN BİLGİSİNE SUNULUYOR, KARARLARA REHBERLİK EDİYOR Öte yandan hava kalitesi ölçüm sonuçlarına Nilüfer Belediyesi’nin resmi internet sitesi ile Nilüfer Her Yerde mobil uygulaması üzerinden anlık olarak erişilebildiği hatırlatıldı. Bu uygulamanın, vatandaşların günlük yaşamlarına ilişkin bilinçli tercihler yapabilmesine katkı sunduğu belirtildi. Paylaşılan verilerin aynı zamanda belediyenin denetim, planlama ve önceliklendirme süreçlerinde aktif biçimde kullanıldığını kaydeden yetkililer, riskli bölgeler ve zaman dilimlerine yönelik hedefli çalışmaların bu sayede geliştirildiğini vurguladı. SU KALİTESİ İZLEME ÇALIŞMALARINDA GÜVEN VEREN SONUÇLAR Nilüfer Belediyesi’nin 2005 yılından bu yana sürdürdüğü Su Kirliliği İzleme Çalışmaları kapsamında da, 2025 yılı boyunca kent ve kırsal mahallelerde düzenli analizler gerçekleştirildi. 2025 yılı verilerine göre; Kent merkezindeki 42 mahallede, 73 noktadan alınan örneklerde yapılan 873 ölçümün tamamında serbest klor seviyelerinin yönetmeliklere uygun olduğu, 22 kırsal mahallede yapılan ölçümlerde örneklerin yaklaşık yüzde 85’inin uygun, yaklaşık yüzde 15’inde ise düşük klor seviyesi tespit edildiği, kent ve kırsal mahallelerin hiçbirinde mikrobiyolojik kirliliğe rastlanmadığı açıklandı. Ölçüm sonuçlarının her ay BUSKİ Genel Müdürlüğü ve Nilüfer İlçe Sağlık Müdürlüğü ile paylaşıldığı, ayrıca belediyenin https://www.nilufer.bel.tr/kategoriler/hizmet/hava-ve-su-kalitesi-izleme/su-kalitesi-izleme web adresinden düzenli olarak kamuoyunun bilgisine sunulduğu belirtildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026'da Güvenlik Yatırımlarının Lokomotifi Yapay Zeka, Bulut ve Sensor Teknolojisi Olacak Haber

2026'da Güvenlik Yatırımlarının Lokomotifi Yapay Zeka, Bulut ve Sensor Teknolojisi Olacak

Dünyanın önde gelen güvenlik teknolojileri sağlayıcılarından Securitas Technology, sekizincisini yayımladığı 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu ile sektörün geleceğine yön verecek başlıca eğilimleri açıkladı. Rapor, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik yatırımlarındaki dönüşümü hızlandıracağı nı ortaya koyuyor. Güvenlik teknolojilerinde dönüşüm hızlanıyor Securitas Technology Orta Avrupa Başkanı İsmail Uzelli, "Katılımcıların yüzde 30'u yapay zekâyı gelecek yılın en kritik yatırımı olarak görüyor. Yüzde 34'ü beş yıl içinde buluta geçmeyi planlıyor. Şirketlerin yüzde 48'i ise şimdiden gelişmiş sensör teknolojilerini kullanıyor. Bu veriler, güvenlik teknolojilerinde dönüşümün hızlandığını açıkça gösteriyor. Artık şirketler yalnızca riskleri yönetmiyor, aynı zamanda iş süreçlerine değer katan entegre çözümlere yöneliyor" diye konuştu. Şirketler için yol haritası sunuyor Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise "Güvenlik artık sadece bir koruma kalkanı değil; yapay zekâ, bulut ve sensör teknolojilerinin gücüyle operasyonel verimliliği, sürdürülebilirliği ve stratejik değeri artıran kritik bir unsur haline geldi. Securitas Technology'nin 2026 Raporu, kurumlara, güvenlik alanında izleyecekleri yol haritasını sunuyor. Kurumlarda teknolojiyi benimseyerek yeni verimlilik alanları yaratmak ve çalışan güvenliğini en üst düzeye çıkarmak için harekete geçme zamanı. Biz de bu raporla, müşterilerimizin ve iş ortaklarımızın geleceğe güvenle hazırlanmasına rehberlik etmekten mutluluk duyuyoruz" diye konuştu. Yapay zekâ: Reaktiften proaktife geçişin itici gücü Yapay zeka (AI), günümüzde güvenlik teknolojilerinde aktif olarak kullanılıyor. Bir süredir video izleme ve tehdit tespiti çözümlerinde makine öğrenimi ve veri analitiğinden yararlanılıyor. Plaka tanıma, alan doluluk yönetimi, yüz tanıma, nesne algılama, nesne takibi gibi AI destekli kullanım senaryoları da yaygınlaşıyor. Bu teknolojiler, anomali tespiti ile şüpheli davranışları veya olağandışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyebiliyor; video içi arama sayesinde güvenlik personeli, binlerce saatlik görüntüyü manuel olarak incelemek yerine, istenen olayları dakikalar içinde bulabiliyor. Otomatik raporlama sistemleri ise olay kayıtlarını analiz edip, risk seviyesine göre önceliklendirilmiş aksiyon planları sunuyor. Bunun yanı sıra yapay zekâ destekli sistemler, proaktif tehdit analizi ile olası riskleri henüz gerçekleşmeden öngörme imkânı sağlıyor. Örneğin; bir tesisin giriş-çıkış verilerini analiz ederek anormal giriş yoğunluklarını tespit edebiliyor veya sensör verilerini işleyerek olası yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızalarına karşı erken uyarı verebiliyor. Yapay zekâ, sadece veri analizini hızlandırmakla kalmıyor; aynı zamanda güvenlik ekiplerinin stratejik karar alma süreçlerini destekliyor. Kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Risklere daha hızlı yanıt verilmesine imkân tanıyor. Bu sayede g üvenlik operasyonları reaktiften proaktif bir modele dönüşüyor. Kurumların maliyetleri azalıyor, güvenlik standartları yükseliyor. Securitas Technology'nin raporu, kurumların yüzde 70'inin güvenlik programlarında yapay zekâ kullandığını ortaya koyuyor. Yapay zekanın dönüştürücü gücü, güvenlik sektörünün geleceğini şekillendirmeye devam edecek. Kurumlar anomali tespiti, video içi arama ve proaktif tehdit analizleri gibi GenAI uygulamaları sayesinde reaktif güvenlikten proaktif risk yönetimine geçiş yapabilecek. Bulut: Güvenliğin yeni standardı Rapora göre, güvenlik teknolojileri alanında bulut tabanlı çözümler 'yeni normal' haline geldi. Raporda, bulut tabanlı çözümlerin en dikkat çekici faydaları arasında ölçeklenebilirlik, daha basit kurulum ve kolay bakım gösteriliyor. Ayrıca merkezi güvenlik yönetimi ve artan verimlilik, şirketlerin bulut sistemlerini tercih etmesindeki en önemli nedenler olarak öne çıkıyor. Anket sonuçlarına göre, günümüzde kuruluşların yüzde 18'i tamamen bulut tabanlı sistemler kullanırken, yüzde 34'lük bir kesim ise önümüzdeki beş yıl içinde tamamen buluta geçmeyi planladığını belirtiyor. En çok kullanılan bulut tabanlı sistemler ise sırasıyla Video İzleme, Geçiş Kontrolü ve İzinsiz Giriş Tespiti olarak sıralanıyor. Bulut teknolojileri, şirketlere uzaktan yönetim imkânı sunarak tesislerini her yerden izleme ve yönetme esnekliği sağlıyor. Ayrıca yerel depolama çözümlerine kıyasla daha esnek ve maliyet etkin bir depolama modeli sunması, bu teknolojinin cazibesini artırıyor. Siber güvenlik açısından da verilerin yedekli kopyalarını saklayarak saldırılara ve olası felaketlere karşı önemli bir koruma kalkanı oluşturduğu vurgulanıyor. Sensör teknolojilerinde akıllı dönüşüm Nem, sıcaklık, hava kalitesi , duman ve gürültü gibi parametreleri ölçebilen gelişmiş sensörler, güvenlik sistemlerinde hızla yaygınlaşıyor. Rapor, güvenlik sektöründe gelişmiş sensör teknolojilerinin geleceği şekillendiren üç ana trendden biri olduğunu vurguluyor. Bulut teknolojisi ve yapay zekayla birlikte anılan bu sensörler, güvenlik sistemlerinin daha akıllı, proaktif ve entegre hale gelmesini sağlıyor. Artık sadece bir olayı tespit etmekle kalmayan, aynı zamanda bu olayın içeriğini de anlayabilen akıllı sensörler, özellikle bulut tabanlı izinsiz giriş tespiti gibi sistemlerde etkin bir şekilde kullanılıyor. Bu sistemler, geleneksel sensörlerin aksine, verileri analiz ederek yanlış alarmları azaltıyor ve gerçek tehditleri daha doğru bir şekilde belirleyebiliyor. Sensör teknolojilerindeki bu akıllı dönüşüm, güvenlik sistemlerinin pasif birer gözlemci olmaktan çıkıp, veri analizi ve durumsal farkındalık sağlayan proaktif araçla ra dönüşmesini temsil ediyor. Bu sayede güvenlik yönetimi daha verimli hale gelirken, kurumlar ve kullanıcılar için daha güvenli ortamlar oluşturuluyor. Bu teknoloji, yalnızca fiziksel güvenliği sağlamakla kalmıyor; enerji yönetimi, çevresel izleme ve çalışan konforu gibi alanlarda da kurumlara stratejik veri sağlıyor. Rapora göre kurumların yüzde 74'ü sensör entegrasyonlarını artırmayı planlıyor. Belirsizliklere yanıt verme ihtiyacı artıyor Rapora göre, güvenlik teknolojisi yatırımlarını yönlendiren üç temel iş önceliği öne çıkıyor. İlk olarak, artan belirsizliklere yanıt verme ihtiyacı dikkat çekiyor. Bu başlık altında çalışan güvenliği, kriz iletişimi, risk istihbaratı ve acil durum hazırlığı gibi unsurların önem kazandığı vurgulanıyor. İkinci öncelik ise proaktif olay müdahalesi. Şirketlerin alarm yönetim araçları, çoklu veri kaynaklarının entegrasyonu ve yapay zekâ destekli sanal ajanlar gibi çözümlere yöneldiği ifade ediliyor. Üçüncü öncelik olarak ise güvenlik teknolojisinden yeni değer yaratma öne çıkıyor. Raporda, güvenlik sistemlerinin iş süreçleriyle entegrasyonunun önemine dikkat çekiliyor. Bu entegrasyonun çalışan ve müşteri deneyimini iyileştirebileceği vurgulanıyor. Ayrıca iş zekâsını güçlendireceği ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayacağı belirtiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.