Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevresel Sorumluluk

Kapsül Haber Ajansı - Çevresel Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevresel Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Camkurtaran Projesi ile Cam Atıklar Geri Dönüşüme Kazandırılıyor Haber

Camkurtaran Projesi ile Cam Atıklar Geri Dönüşüme Kazandırılıyor

ÇEVKO Vakfı, sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir projeyi hayata geçirdi. Cam ambalaj atıklarının kaynağında etkin şekilde ayrı biriktirilmesi, toplanması ve geri dönüşüme kazandırılması amacıyla başlatılan ve sürdürülebilir atık yönetimine katkı sunan Camkurtaran Projesi, ilk etapta Pendik’te belirlenen alışveriş merkezlerinde yer alan kafe ve restoranlara odaklanıyor. Camda Sıfır Atık yaklaşımını desteklemek, geri dönüşüm oranlarını artırmak ve işletmelerde çevre bilincini güçlendirmek amacıyla geliştirilen proje kapsamında, Pendik’te seçilen alışveriş merkezleri içinde yer alan kafe ve restoranlar gibi ev dışı cam ambalaj tüketiminin yoğun olduğu alanlarda özel bir toplama modeli uygulanıyor. Mete İmer: “Camkurtaran, yerel ölçekte başlayıp yaygın etki hedefleyen bir sosyal dönüşüm modelidir” Camkurtaran Projesi’nin bir atık toplama çalışmasının çok ötesinde, sürdürülebilir davranış değişikliği hedefleyen bir sosyal dönüşüm modeli niteliği taşıdığını söyleyen ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Cam, kalitesinden ödün vermeden defalarca geri dönüştürülebilen çok değerli bir ambalaj malzemesi. Camkurtaran Projesi ile cam ambalaj atıklarının doğru noktada, doğru yöntemle ve doğru iş birlikleriyle toplanmasını amaçlıyoruz. ÇEVKO Vakfı olarak hayata geçirdiğimiz bu çalışma, kafe ve restoran gibi HORECA noktalarında farkındalığı artırırken, cam ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüşüme kazandırılması açısından da örnek bir model oluşturacak. Hedefimiz, Pendik’te başlayan bu yaklaşımın ilerleyen dönemde daha geniş alanlara yayılmasıdır” şeklinde konuştu. Cam Ambalaj Atıkları Çöp Değil, Geri Kazanılabilir Bir Değerdir Günlük yaşamda ve özellikle yeme-içme sektöründe yoğun olarak kullanılan cam şişe ve kavanozların çöpe gitmesini önlemeyi amaçlayan Camkurtaran Projesi, kaynağında ayrı biriktirme ve toplama ayırma yaklaşımını temel alıyor. Proje, cam ambalaj atıklarının en yoğun olduğu kafe ve restoranlardan başlayarak daha etkin, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir toplama modeli oluşturmayı hedefliyor. Projenin ilk uygulama alanları arasında Viaport, Neomarin, MarinTürk ve Pendorya içerisinde yer alan restoran ve kafeteryalar yer alıyor. İlk aşamada yaklaşık 167 işletmenin kapsama alınması planlanan çalışmada, sahaya ayrı toplama konteynerleri yerleştirilmesine başlandı. Ayrıca bilgilendirme ekipleri kafe, restoran ve lokantaları ziyaret ederek işletmelere proje süreci, cam ambalaj atıklarının ayrı toplanması ve toplama ekipmanlarının kullanımı hakkında bilgi verdi. İşletmelere Yerinde Bilgilendirme ve Toplama Ekipmanı Desteği Proje kapsamında belirlenen bölgelerde yer alan kafe ve restoran işletmeleri ve AVM yönetimleri bilgilendirme ekipleri tarafından birebir ziyaret edildi. Ziyaretlerde, işletmelere cam ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanmasının önemi anlatılırken; toplama süreci, ekipman kullanımı ve uygulama adımları hakkında bilgi verildi. Sahaya yerleştirilen geri dönüşüm konteynerleri ve işletmelere sağlanacak toplama ekipmanlarıyla cam ambalaj atıklarının düzenli olarak toplanması sağlanacak. Toplanan cam ambalaj atıkları, belirlenen periyotlarla geri dönüşüm tesislerine ulaştırılarak yeniden ekonomiye kazandırılacak. Camkurtaran Projesi Sürdürülebilir Gelecek İçin Örnek Bir Model Sunuyor Camkurtaran Projesi, cam ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanarak geri dönüşüm sürecine kazandırılmasını ve döngüsel ekonomiye katkı sağlamasını hedefliyor. Bu sayede enerji tasarrufuna, doğal kaynakların korunmasına, karbon emisyonlarının azaltılmasına ve çevresel sürdürülebilirliğe destek olunurken; işletmelerin çevresel sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi ve geri dönüşüm süreçlerine aktif katılımının artırılması amaçlanıyor. ÇEVKO Vakfı tarafından yürütülen Camkurtaran Projesi, cam ambalaj geri dönüşümünde örnek bir uygulama modeli olarak dikkat çekiyor ve sürdürülebilir şehircilik çalışmalarına katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Baymak’tan Sürdürülebilirlikte Önemli Başarı Haber

Baymak’tan Sürdürülebilirlikte Önemli Başarı

Baymak, sürdürülebilirlik alanındaki kararlı adımlarına bir yenisini ekleyerek ‘Sıfır Atık Belgesi’ (bronz seviye) almaya hak kazandı. DIN SPEC 91436 standardı kapsamında TÜV SÜD tarafından gerçekleştirilen denetim sürecinin ardından elde edilen bu belge, şirketin atık yönetiminde uçtan uca izlenebilir ve etkin bir sistem kurduğunu ortaya koyuyor. Baymak, bu başarıyla birlikte sektörde belgeyi alan ilk şirketlerden biri olurken, Türkiye genelinde ise ikinci şirket olarak dikkat çekiyor. Yaklaşık bir yıl süren çalışmalar sonucunda elde edilen belge, tesislerden çıkan tüm atıkların değerlendirilmesini esas alıyor. Baymak, bu kapsamda yalnızca atıkları yeniden kullanmayı hedeflemekle kalmıyor; aynı zamanda atık oluşumunu en başta engellemeye ve azaltmaya yönelik uygulamaları da hayata geçiriyor. Tedarik süreçlerinden başlayarak nihai bertaraf aşamasına kadar uzanan bu bütünsel yaklaşım, şirketin tüm paydaşlarını kapsayan bir farkındalık modeli ile destekleniyor. Üretim ve operasyon süreçlerinde önemli dönüşümler gerçekleştiren Baymak, ürün tedarik süreçlerinde karton kutu yerine katlanabilir plastik kutu kullanımı projesi ile atık azaltımını hedeflerken, tüm üretim ve yönetim süreçlerin de pet şişe ve karton bardak kullanımını kaldırarak atık oluşumunu engelleyen somut adımlar atıyor. Ayrıca geri kazanımı mümkün olmayan evsel atıkların enerji elde edilerek değerlendirilmesi ile çevresel etkisi en aza indiriliyor. Çevresel Sorumluluk Bilinci Bu yaklaşım, Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında yer alan ‘Sorumlu Üretim ve Tüketim’ başlığına doğrudan katkı sağlıyor. Baymak, tüm atık süreçlerini standartlara uygun şekilde yöneterek hem denetlenebilirlik hem de performans ölçümü açısından güçlü bir yapı ortaya koyuyor. Bu belgenin atık yönetimi konusundaki kararlılıklarının bir yansıması olduğunun altını çizen Baymak CEO’su Ülkü Özcan, “Tesislerimizden çıkan tüm atıkları titizlikle takip ediyor, önceliğimizi atık oluşumunu engellemek ve azaltmak olarak belirliyoruz. Tedarik zincirinden nihai bertarafa kadar uzanan süreçte hem çalışanlarımızı hem de iş ortaklarımızı kapsayan bir bilinç oluşturuyoruz. Sektörde bu belgeyi alan ilk şirket olmak ve Türkiye’de öncü şirketler arasında yer almak bizim için önemli bir motivasyon kaynağı” dedi. Baymak, Sıfır Atık Belgesi ile birlikte sürdürülebilirlik yolculuğunu daha ileriye taşırken, çevresel sorumluluk bilinciyle geliştirdiği projelerle sektöre örnek olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

75 Binden Fazla Kişiye Doğa Bilinci Kazandıran Projede Yeni Hedefler Belirlendi Haber

75 Binden Fazla Kişiye Doğa Bilinci Kazandıran Projede Yeni Hedefler Belirlendi

Daha sürdürülebilir bir dünya hedefiyle çalışmalarını sürdüren Vodafone, elektronik atıkların geri dönüşümünü teşvik etmeye ve bu konuda farkındalık yaratmaya devam ediyor. Şirketin e-atıkların geri dönüştürülerek hem doğanın korunması hem de doğa bilinci yüksek, sorumlu nesillerin yetişmesi amacıyla, WWF-Türkiye ve Habitat Derneği işbirliğiyle başlattığı “Dünya İçin Lazım” projesi bir yılı geride bıraktı. Bu süreçte 37 tonu aşkın e-atık geri dönüşüme kazandırılırken, projeye destek veren gönüllü sayısı 500’ü, doğayı koruma eğitimleriyle ulaşılan kişi sayısı ise 75 bini aştı. Projenin ikinci yılında 650 gönüllü eğitmen ile 68 bin çocuğa daha ulaşılması ve 50 ton e-atığın geri dönüşüme kazandırılması hedefleniyor. “Dünya İçin Lazım” projesinin yeni dönem hedefleri, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcıları Hasan Süel ve Meltem Bakiler Şahin’in yanı sıra WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula ve Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Koyuncu’nun katılımıyla, 5 Haziran Dünya Çevre Günü öncesi düzenlenen toplantıda paylaşıldı. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi: “Vodafone olarak, ‘Herkes için dijital ve yeşil bir gelecek inşa etme’ vizyonumuz doğrultusunda doğayı korumak en önemli amaçlarımız arasında. Şirketimizde döngüsel ekonomi yaklaşımını benimsiyor; operasyon, ürün ve hizmetlerimiz sonucu ortaya çıkan e-atıkların hem oluşmasını azaltmaya, hem de geri dönüşümünü artırmaya odaklanıyoruz. Şirket içinde olduğu gibi şirket dışında da e-atık konusunda önemli çalışmalar yapıyoruz. Bir yıl önce, WWF-Türkiye ve Habitat Derneği işbirliğiyle ‘Dünya İçin Lazım’ projesini hayata geçirdik. Amacımız, e-atıkları dönüştürerek doğamıza sıfır atık katkısında bulunmak ve doğayı koruma eğitimleri sayesinde doğa bilinci gelişen bir topluluğun oluşmasını sağlamak. Projemizin gördüğü yoğun ilgi sayesinde, toplamayı hedeflediğimiz e-atık miktarına hedef tarihimizden önce ulaştık ve bugüne kadar toplam 37 tonu aşkın e-atığı geri dönüşüme kazandırdık. Projemizin ölçülebilir sosyal değerini de hesapladık. Buna göre, projemize yapılan her 1 TL'lik yatırım 4,56 TL’lik sosyal değer üretti. Elde ettiğimiz sonuçlar, yarattığımız etkinin yalnızca erişimle sınırlı kalmadığını; ölçülebilir ve kalıcı bir dönüşüme dönüştüğünü gösteriyor. Projenin ikinci yılında amacımız, geliştirdiğimiz eğitim müfredatıyla 81 ilde yüz yüze ve online eğitimler ile 68 bin çocuğa daha ulaşmak ve 50 ton e-atığı geri dönüşüme kazandırmak. Yeni dönemde de aynı heyecan ve kararlılıkla çalışmalarımıza devam ederek etkimizi büyütmeyi hedefliyoruz. 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nden hemen önce paylaştığımız, projemizin çevresel ve sosyal etkileri ile gururluyuz. Müşterimiz olsun olmasın herkesi bir gün lazım olur diye çekmecelerde duran e-atıkları getirerek projemize destek vermeye davet ediyoruz.” Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları kaydetti: “Vodafone olarak, içinde bulunduğumuz çevresel ekosisteme karşı taşıdığımız sorumluluğun her zaman farkındayız. Bu farkındalıkla, ticari aksiyonlarımızın yanı sıra sürdürülebilirlik odaklı aksiyonlarımıza da büyük önem veriyoruz. Bu düşünceyle, sürdürülebilirlik ekibimizle beraber pazarlama departmanı olarak, ‘Dünya İçin Lazım’ projesi için de güçlü bir lansman planı yaptık. Medya stratejimizi TV, radyo, açıkhava, dijital ve basılı mecraları kapsayan 360 derece bir yapı üzerine kurduk. Projeyi mobil uygulamamız Vodafone Yanımda ve mağaza kanallarımızda yaptığımız çalışmalarla da destekledik. Projemize destek veren tüm Vodafone'lu müşterilerimiz Yanımda uygulaması üzerinden form doldurarak e-atıklarını bağışladıktan sonra 5 GB hediye kazandı. Türkiye'nin dört bir yanındaki 760 mağazamızın tamamında aktif olarak e-atık topladık. Bir yılda topladığımız toplam 37 ton atığın 32 tonu mağazalarımızdan geldi. Sürdürülebilirliği önceliklendiren kurum olma vizyonumuz doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz.” WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, şöyle konuştu:“‘Dünya İçin Lazım’ diyerek çıktığımız yolculukta, attığımız adımların, bugün çocukların üretimlerinde, okulların dönüşümünde, yerelin ve kamuoyunun ilgisinde karşılık bulduğunu görmek son derece kıymetli. ‘Dünya İçin Lazım’ projesi kapsamında geçtiğimiz yıl doğa koruma, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, e-atık ve ileri dönüşüm konularında çocuklara yönelik eğitim içerikleri geliştirdik. Yeni dönemde ise bu içerikleri daha da güçlendirerek daha fazla çocuk ve öğretmene ulaşmayı, doğa koruma bilincinin daha geniş bir alanda yaygınlaşmasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Çocukların doğayla kurduğu bağı güçlendirmeyi yalnızca bir eğitim hedefi olarak değil, geleceğe dair ortak bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu nedenle, çocukların aktif katılımını ön plana çıkaran uygulamalarla doğa elçileri yaklaşımını daha da güçlendirmek istiyoruz. Çünkü doğa korumanın; kurumların, sivil toplumun, öğretmenlerin, gençlerin ve çocukların birlikte hareket ettiği bir gelecekte mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu yolculukta birlikte ürettiğimiz ve etkiyi büyüttüğümüz, Vodafone ve Habitat Derneği başta olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, daha sürdürülebilir bir gelecek için çalışmaya devam ediyoruz.” Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Koyuncu ise şunları ifade etti: “‘Dünya İçin Lazım’ projesi, ilk yılında yalnızca geniş bir erişim yaratmakla kalmadı; çocukların bilgi, tutum ve davranışlarında ölçülebilir bir dönüşüm sağladı. Habitat Derneği olarak Türkiye’nin dört bir yanındaki gönüllü ağımız ve saha deneyimimizle bu dönüşümün uygulama tarafında yer almaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Vodafone ve WWF-Türkiye işbirliğiyle yürüttüğümüz ‘Dünya İçin Lazım’ projesiyle, ikinci yılımızda da yalnızca çevre farkındalığı oluşturmayı değil; bilgi, tutum ve davranış dönüşümünü birlikte destekleyen kalıcı bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Geçtiğimiz bir yıl boyunca Türkiye’nin dört bir yanında gönüllü eğitmenlerimizle birlikte yürüttüğümüz eğitimler, atölyeler, web seminerleri ve yaratıcı etkinliklerle 75 bini aşkın kişiye ulaştık. Çocukların çevre konularını yalnızca öğrenmesini değil; günlük yaşamlarında davranışa dönüştürmesini hedefledik. Sosyal etki analizimizde ortaya çıkan sonuçlar da bu yaklaşımın güçlü bir karşılık bulduğunu gösterdi. Katılımcıların bilgi düzeyinde ortalama 50 puanlık artış ve sürdürülebilir davranış oranında 60 puanlık yükseliş sağlandı. Yeni dönemde 650 gönüllü eğitmenimizle 68 bin çocuğa daha ulaşmayı; Doğa Elçileri Programı, AI For Planet, Dünya İçin Lazım Festivali ve güncel eğitim modüllerimizle çocukların doğayla bağını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bizim için Dünya İçin Lazım, bir eğitim projesinden öte; çocuklardan ailelere, öğretmenlerden gönüllülere uzanan güçlü bir toplumsal dönüşüm hareketi. Biz inanıyoruz ki sürdürülebilir bir gelecek yalnızca bilgi aktarmakla değil; kalıcı alışkanlıklar oluşturmakla mümkün olabilir.” Hem çocuklara hem yetişkinlere eğitimler verildi “Dünya İçin Lazım” projesi kapsamında, ülke genelinde 7-14 yaş arasındaki çocuklara, ebeveynlere ve eğitmenlere e-atık ve sürdürülebilirlik bilinci kazandırmak amacıyla eğitimler verildi. Doğayı koruma eğitimlerinin verilebilmesi için eğitmen eğitimleri, sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının hem evde hem okulda desteklenmesi amacıyla ebeveyn ve eğitmenlere yönelik web seminerleri düzenlendi. Çocuklarda sürdürülebilirlik farkındalığı yaratmak amacıyla yaklaşık 900 gönüllü ve çocuğun katılımıyla “Dünya İçin Lazım - GreenFest” etkinliği gerçekleştirildi. Diğer yandan, çocukların doğayla bağ kurmasını; e-atık ve çevre konularına yönelik farkındalık geliştirmesini; gözlem, düşünme ve yaratıcı üretim yoluyla öğrenmesini desteklemek üzere “Doğa Elçileri” adıyla yeni bir program da başlatıldı. Bu program kapsamında seçilen toplam 23 Doğa Elçisi, mentorlarıyla birlikte e-atık, doğa koruma, sürdürülebilirlik odaklı yaratıcı eserlerini dijital bir sergi için üretmeye devam ediyor. Projenin yeni döneminde 20 Doğa Elçisi daha seçilecek. Proje için yaklaşık 40 milyon TL’lik medya yatırımı yapıldı “Dünya İçin Lazım” projesinin ilk yılında, toplumun her kesiminde e-atık farkındalığını artırmaya yönelik 360 derece iletişim faaliyetleri yürütüldü. Vodafone’un marka yüzü Demet Evgâr’ın rol aldığı reklam filmi, televizyonda 38 milyon, dijital mecralarda 50 milyon kişiye ulaştı. Bu film aynı zamanda son 2 yıllık dönemde Vodafone’un tüm reklamları arasında en yüksek performansı gösteren reklam filmi oldu. İletişim döneminde yapılan testte (YouTube Search Lift) “e-atık” aramalarında %30, “elektronik atık” aramalarında %27 artış görüldü. Vodafone, çocuklarda çevre farkındalığını artırmak ve e-atıkların eğitime dönüşümünü desteklemek amacıyla toplamda yaklaşık 40 milyon TL’lik medya yatırımı yaptı. E-atık bağışlayana internet hediye edildi “Dünya İçin Lazım” projesi, Vodafone Yanımda mobil uygulaması ve Vodafone mağazalarında yapılan çalışmalarla da desteklendi. Vodafone'lular Yanımda uygulaması üzerinden form doldurarak e-atıklarını bağışladıktan sonra 5 GB mobil internet hediyesi kazandı. Kampanyaya destek vermek isteyen herkes Vodafone mağazalarını ziyaret ederek e-atık bağışlarken, mağazaya gitme fırsatı bulamayanlara e-atıklarını kargoyla ulaştırma opsiyonu sunuldu. Ülke genelinde 760 Vodafone mağazasında e-atık toplanarak kampanya penetrasyonunun %100’e ulaşması sağlandı. Bir yılda toplanan toplam 37 ton atığın 32 tonu mağazalardan geldi. E-atık toplama kampanyasına toplam 15 bin kişi katıldı ve kişi başı ortalama 2,5 kg'lık atık toplandı. Her 1 TL'lik yatırım 4,56 TL’lik sosyal değer üretti “Dünya İçin Lazım” projesinin sosyal etki analizi de yapıldı. Buna göre, projeye yapılan her 1 TL'lik yatırım 4,56 TL’lik sosyal değer üretti. Proje katılımcılarının bilgi düzeyinde ortalama 50 puan artış sağlanırken, e-atık konusunda farkındalık oranı %39'dan %81'e yükseldi. Bu öğrenme etkisi, günlük yaşamda uygulanabilir davranışlara dönüştü. Davranışa dönüşme oranı %90’ın, e-atık toplama davranışı %86’nın, çevreyi korumaya yönelik adım atma oranı %95’in üzerine çıktı. Proje sayesinde, kararsız ve dağınık tutumlar olumlu ve bilinçli yaklaşımlara dönüşürken; katılımcıların çevresel sorumluluk algısı güçlendi ve “çevre için bireysel katkı” bilinci arttı. Bu sonuçlar, “Dünya İçin Lazım” projesinin yalnızca farkındalık oluşturan bir eğitim programı olmadığını; aynı zamanda ölçülebilir öğrenme çıktıları üreten, tutumları dönüştüren ve davranış değişikliği potansiyeli yaratan güçlü bir sosyal etki modeli sunduğunu ortaya koydu. Doğayı korumak için yapay zekâdan yararlanılacak “Dünya İçin Lazım” projesinin yeni döneminde “AI for Planet” adı verilen yeni bir modül devreye alınacak. Buna göre, kırsal bölgelerde yer alan 4 ilde Vodafone ve proje gönüllülerinin katkılarıyla etkinlikler düzenlenecek. Bu etkinliklerde yapay zekâ, iklim ve sürdürülebilirlik temalarına odaklanan içerikler katılımcılarla buluşturulacak. Söz konusu faaliyetler, hedef yaş grubundaki çocukların bu alanlarda farkındalık kazanmalarını ve temel bilgi edinmelerini desteklemeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Değişikliği ve Çevresel Risklerin Yönetiminde Parametrik Sigortalar Öne Çıkacak Haber

İklim Değişikliği ve Çevresel Risklerin Yönetiminde Parametrik Sigortalar Öne Çıkacak

Parametrik sigortalar bu noktada öne çıkıyor. Bu modelde ödeme, klasik hasar tespit sürecinden bağımsız olarak, önceden belirlenen bir tetikleyici gerçekleştiğinde devreye giriyor. Örneğin belirli bir yağış seviyesi, sıcaklık eşiği, kuraklık endeksi veya rüzgâr hızı aşıldığında ödeme yapılabiliyor. Bu yapı, özellikle tarım, enerji, turizm, lojistik ve altyapı yatırımları için hızlı nakit akışı sağlayabilir” dedi. Türkiye 9-26 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek BM İklim Zirvesi COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve çevresel sorumluluk alanında dünyada önemli gelişmelere de imza atılıyor. İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik, kurumsal ve sosyal alanda artık kritik bir noktaya ulaşmış durumda. Araştırmalar da söz konusu risklerin çok ciddi bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Swiss Re verilerine göre doğal afet kaynaklı sigortalı kayıplar 2024’te 137 milyar dolar oldu; 2025 için ise bu kayıpların 145 milyar dolara yaklaşabileceği öngörülüyor. Bu tablo, iklim riskinin artık istisnai değil, düzenli yönetilmesi gereken bir finansal risk olduğunu gösteriyor. Türkiye’de de Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile sürdürülebilirlik raporlamasının yasal zemine oturması, şirketleri iklim risklerini ölçmeye ve daha şeffaf yönetmeye yönlendiriyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; bu süreç sigorta talebini de dönüştürecek. Artık şirketler yalnızca varlıklarını değil; karbon hedeflerini, enerji verimliliği yatırımlarını, tedarik zincirlerini ve itibar risklerini de güvence altına almak isteyecek. Tarım, enerji, turizm ve altyapı yatırımlarında önemli Murat Çiftçi, “Türkiye’de sürdürülebilirlik odaklı sigortaların yaygınlaşmasını hızlandıracak en kritik başlık, risklerin daha görünür ve ölçülebilir hale gelmesi olacak. İklim kaynaklı afetler, enerji dönüşümü, karbon düzenlemeleri ve tedarik zinciri baskıları şirketlerin risk algısını değiştiriyor. İklim risklerinin artmasıyla birlikte üç ürün kategorisinin öne çıkacağını düşünüyoruz: parametrik sigortalar, iklim kaynaklı iş durması teminatları ve çevresel sorumluluk çözümleri. Parametrik sigortalar bu noktada öne çıkıyor. Bu modelde ödeme, klasik hasar tespit sürecinden bağımsız olarak, önceden belirlenen bir tetikleyici gerçekleştiğinde devreye giriyor. Örneğin belirli bir yağış seviyesi, sıcaklık eşiği, kuraklık endeksi veya rüzgâr hızı aşıldığında ödeme yapılabiliyor. Bu yapı, özellikle tarım, enerji, turizm, lojistik ve altyapı yatırımları için hızlı nakit akışı sağlayabilir” dedi. Şirketler de bütüncül çözümlere odaklanıyor Munich Re, 2024’te doğal afetlerin sigorta piyasası için ağır bir yıl olduğunu ve sigortalı kayıpların 140 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirtiyor. Rapora göre hava olayları, özellikle fırtına, sel ve yangınlar hasarlarda belirleyici hale geldi. Kurumsal şirketlerin de artık sürdürülebilirliği yalnızca sosyal sorumluluk başlığı olarak görmediğini belirten Murat Çiftçi, “Bu konu finansmana erişim, yatırımcı ilişkileri, tedarik zinciri yönetimi ve marka itibarıyla doğrudan bağlantılı hale geldi. Bu nedenle sigorta talepleri de değişiyor. Şirketler artık yalnızca fabrika, makine, bina veya araçlarını sigortalamak istemiyor; enerji verimliliği yatırımlarını, yenilenebilir enerji projelerini, karbon azaltım hedeflerini, iklim kaynaklı iş kesintilerini ve çevresel sorumluluklarını da kapsayan daha bütüncül çözümler arıyor. IBS olarak bu dönüşüme klasik poliçe mantığıyla değil, risk danışmanlığı yaklaşımıyla yanıt veriyoruz. Önce şirketin faaliyet alanını, iklim hassasiyetini, tedarik zincirini, enerji kullanımını ve regülasyon yükümlülüklerini analiz ediyoruz. Ardından buna uygun sigorta ve reasürans kapasitesini yapılandırıyoruz” diye konuştu. Enerji verimliliğine yönelik ürünler öne çıkacak Murat Çiftçi, yeşil enerji, döngüsel ekonomi ve karbon nötr hedeflerine yönelik çözümler için de şunları söyledi: “Yeşil enerji yatırımları büyüdükçe güneş, rüzgâr, batarya depolama, hidrojen, biyokütle ve enerji verimliliği projelerine özel sigorta çözümleri daha fazla gündeme gelecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın güncel verilerine göre Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü 2026 itibarıyla 125.000 MW seviyesini aşarken, bunun yaklaşık %62’si yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinin toplam kurulu güç içindeki payı ise %33 seviyesinin üzerine çıkarak 40.000 MW’ı aşmış durumda. Yalnızca 2025 yılında devreye alınan yaklaşık 8.200 MW’lık yeni kapasite, bu dönüşümün hızını net biçimde ortaya koyuyor. Bu büyüme sigorta tarafında yeni bir uzmanlık alanı ve daha gelişmiş risk yönetimi yaklaşımını zorunlu hale getiriyor. Bu alanda öne çıkacak ürünler arasında yenilenebilir enerji santrali performans teminatları, üretim kaybı sigortaları, batarya yangın riskine özel çözümler, karbon kredisi risklerine yönelik teminatlar ve çevresel sorumluluk poliçeleri bulunuyor. Döngüsel ekonomi tarafında ise geri dönüşüm tesisleri, atık yönetimi, yeniden kullanım ve kaynak verimliliği projeleri için hem yangın hem çevresel sorumluluk hem de iş durması teminatlarının daha özel kurgulanması gerekecek.” İstisnai olaylar yaygın riskler olarak değerlendiriliyor İklim kaynaklı afetlerin maliyeti arttıkça reasürans piyasasının da daha seçici, daha veri odaklı ve daha disiplinli bir fiyatlama yaklaşımına geçtiğinin altını çizen Murat Çiftçi, “Eskiden bazı iklim olayları istisnai kabul edilebiliyordu. Bugün ise sel, dolu, fırtına, kuraklık ve yangın gibi riskler birçok bölgede düzenli hasar üreten başlıklar haline geldi. Swiss Re, doğal afet kaynaklı sigortalı kayıpların son yıllarda reel olarak yıllık %5–7 bandında büyüdüğünü belirtiyor. Bu, reasürörlerin risk seçimi, kapasite kullanımı ve fiyatlama disiplinini doğrudan etkiliyor. Bu değişim yeni ürünleri de şekillendiriyor. Reasürans kapasitesine erişmek isteyen şirketlerin artık daha iyi veri sunması, tesis bazlı risk analizlerini güçlendirmesi, önleyici tedbirlerini belgeleyebilmesi ve iklim senaryolarını daha net ortaya koyması gerekiyor. Sigorta piyasasında iyi risk ile zayıf risk arasındaki fiyat farkı daha belirgin hale gelecek” dedi. Elektrikli araç sigortalarında basitlik ve anlaşılırlık önemli Murat Çiftçi, bireysel tarafta sürdürülebilirlik temelli sigortalar yaygınlaşması için üç unsurun önemli olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “Bunlar ürünün anlaşılır olması, fiyat avantajı sunması ve günlük hayatla doğrudan bağlantı kurması. Elektrikli araç sigortaları bu açıdan iyi bir örnek. Türkiye’de elektrikli otomobil satışları hızla büyüyor. ODMD’nin 2025 verilerine göre elektrikli otomobil satışları 166.665 adede ulaşarak otomobil pazarından %17,8 pay aldı. Bu büyüme yalnızca kasko ürünlerini değil; batarya teminatı, şarj ekipmanı, ev tipi şarj ünitesi, yolda enerji desteği ve ikinci el batarya değerleme gibi yeni ihtiyaçları da gündeme getiriyor. Benzer şekilde yeşil konut sigortaları, enerji verimli bina teminatları, güneş paneli sigortaları ve düşük karbonlu yaşamı teşvik eden ürünler de önümüzdeki dönemde daha fazla konuşulacak. Burada kritik nokta, sürdürülebilirlik kavramını karmaşık bir çerçeveden çıkarıp tüketicinin hayatına dokunan somut faydalara dönüştürmek.” Yapay zeka ile doğru ve önceden tahmin edilebilirliğe katkı “Sürdürülebilirlik sigortalarının geleceği veriyle şekillenecek” diyen Murat Çiftçi, şöyle devam etti: “Çünkü iklim riski artık geçmiş hasar verisine bakılarak tek başına fiyatlanabilecek bir risk değil. Geleceğe dönük iklim senaryoları, coğrafi konum, tesis yapısı, enerji kullanımı, tedarik zinciri ve operasyonel dayanıklılık birlikte analiz edilmeli. Yapay zekâ ve iklim modellemeleri burada sigorta sektörüne üç alanda katkı sağlayacak: Birincisi, riskin daha doğru ölçülmesi. İkincisi, kişiye veya kuruma özel fiyatlama yapılabilmesi. Üçüncüsü, hasar oluşmadan önce önleyici uyarı mekanizmalarının kurulması. Örneğin sel riski yüksek bir bölgede bulunan tesis için yalnızca poliçe fiyatı değil; drenaj altyapısı, erken uyarı sistemi, stok konumlandırması ve acil durum planı da değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, sigortayı pasif bir güvence olmaktan çıkarıp aktif bir dayanıklılık ve risk yönetimi aracına dönüştürür.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akfen Yenilenebilir Enerji, Karbon Kredisi Alanında Sektöre Yön Veren Şirketlerden Biri Oldu Haber

Akfen Yenilenebilir Enerji, Karbon Kredisi Alanında Sektöre Yön Veren Şirketlerden Biri Oldu

Akfen Yenilenebilir Enerji, Çanakkale’de bulunan Üçpınar Rüzgar Enerji Santrali (RES), Hasanoba RES ile Kocalar RES’de ve Denizli’deki Denizli RES projelerinde çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomiye katkı sağlama hedefleri doğrultusunda karbon emisyon azaltım kredilerinin satış süreçlerini başarıyla yürütüyor. Tamamı yerli ve yenilenebilir kaynaklardan oluşan üretim portföyüyle faaliyetlerini sürdüren Akfen Yenilenebilir Enerji, karbon piyasalarında gerçekleştirdiği başarılı uygulamalarla Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörünün dönüşümüne öncülük etmeye devam ediyor. Rüzgâr, güneş ve sudan oluşan dengeli üretim yapısıyla sürdürülebilir enerji alanında büyümesini sürdüren Akfen Yenilenebilir Enerji, son yıllarda gerçekleştirdiği karbon kredisi satışlarıyla yalnızca çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmakla kalmadı; aynı zamanda Türkiye adına uluslararası karbon piyasalarında dikkat çeken bir başarı hikâyesi ortaya koydu. Şirket, gerçekleştirdiği yüksek montanlı karbon kredisi satışlarıyla Türkiye’de bu alanda öncü uygulamalardan birine imza atarken, karbon finansmanı konusunda sektör için önemli bir referans noktası haline geldi. Akfen Yenilenebilir Enerji’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği karbon kredisi satışları sayesinde milyonlarca ton karbon salımı dengelenirken, Türkiye ekonomisine de milyonlarca dolarlık ekonomik katkı sağlandı. “KARBON ENERJİDE EN ÖNEMLİ ALANLARDAN BİRİSİ OLACAK Akfen Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Mustafa Kemal Güngör, karbon piyasalarında elde edilen başarının yalnızca ticari bir sonuç olmadığını belirterek şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji yatırımlarımızı yalnızca elektrik üretimi olarak değerlendirmiyoruz. Aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma, çevresel sorumluluk ve ülkemiz adına ekonomik değer yaratma perspektifiyle hareket ediyoruz. Gerçekleştirdiğimiz karbon kredisi satışlarıyla Türkiye’de bu alandaki öncü şirketlerden biri olmaktan gurur duyuyoruz. Attığımız bu adımların, sektörün geleceği açısından da önemli bir örnek oluşturduğuna inanıyoruz.” Güngör ayrıca, karbon piyasalarının gelecekte enerji sektörünün en önemli alanlarından biri olacağını vurgulayarak, “Dünyada dönüşen enerji ekosistemi içerisinde karbon yönetimi ve sürdürülebilir finansman artık enerji yatırımlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Biz de Akfen Yenilenebilir Enerji olarak bu dönüşümün merkezinde yer almaya devam edeceğiz” dedi. Türkiye’nin 18 farklı ilinde faaliyet gösteren yenilenebilir enerji santralleriyle yaklaşık 887 MW seviyesindeki kurulu gücünü son yıllarda önemli ölçüde büyüten Akfen Yenilenebilir Enerji; çevresel etkilerin azaltılması, yerli kaynak kullanımının artırılması ve sürdürülebilir enerji üretimi alanındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Şirket, karbon piyasalarındaki etkin rolüyle birlikte Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sunmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlik Brief’i Yaratıcı Maratona Dönüştü Haber

Sürdürülebilirlik Brief’i Yaratıcı Maratona Dönüştü

Çevresel sorumluluk yaklaşımını üretim süreçlerinden sosyal projelere kadar geniş bir perspektifte ele alan Badem Pınarı, genç iletişimcilerle bir araya gelerek sürdürülebilirlik vizyonunu yeni neslin yaratıcı diliyle buluşturdu. Gün boyu süren yaratıcı maratonda öğrenciler, doğaya saygılı üretim anlayışını Z kuşağının dinamik diliyle yorumladı. Yarışmanın sonunda Başkent Üniversitesi öğrencilerinden oluşan Ying Yang grubu birincilik ödülünün sahibi oldu. Reklamcılık Vakfı ve Ankara Reklamcılar Derneği iş birliğiyle düzenlenen, her yıl binlerce öğrenci ve sektör profesyonelini bir araya getiren UniAds 101’e sponsor olarak destek veren Badem Pınarı, genç iletişimcilere sürdürülebilirlik temalı özel bir iletişim brief’i sundu. Günün erken saatlerinde brief’i alan öğrenciler; kısa süre içerisinde strateji geliştirme, hikâye kurgulama ve içerik üretimi süreçlerini yöneterek markanın çevre odaklı yaklaşımını dijital dünyaya taşımak için yarıştı. TİKTOK DİLİYLE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK YARIŞI Kısıtlı sürede stratejik düşünme, içerik üretimi ve dijital iletişim becerilerini ortaya koyan öğrenciler, sürdürülebilirlik temasını kendi yaratıcı dilleriyle yeniden yorumladı. Gün boyunca hazırlanan içerikler; çevre bilincini, yaratıcılığı ve yeni neslin dijital iletişim reflekslerini aynı potada buluşturdu. İzleyicilerin oylarıyla belirlenen yarışma sonucunda Badem Pınarı’nın sürdürülebilirlik mesajını en etkili ve yaratıcı şekilde aktaran Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri birinciliğe layık görüldü. İletişim ve Tasarımı Bölümü öğrencisi Azra Doğan ile Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi Görkem Kocabaş’tan oluşan Ying Yang grubu en yüksek oyu alarak yarışmanın kazananı oldu. GENÇLERİN YARATICI BAKIŞ AÇISI BİZİM İÇİN ÇOK KIYMETLİ Etkinlik kapsamında gençlerin sürdürülebilirlik konusuna yaklaşımı ve ortaya koyduğu yaratıcı bakış açısının geleceğin iletişim dili açısından önemli olduğuna dikkat çeken Badem Pınarı Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Badem: “Sürdürülebilirlik artık yalnızca kurumların değil, genç nesillerin de güçlü şekilde sahip çıktığı ortak bir sorumluluk alanı haline geldi. Badem Pınarı olarak çevreye duyarlı yaklaşımımızı gençlerin yaratıcı dünyasıyla buluşturmayı çok değerli görüyoruz. UniAds 101 kapsamında ortaya çıkan çalışmalar, gençlerin sürdürülebilirlik konusuna yalnızca bir gündem başlığı olarak değil, aynı zamanda bir yaşam yaklaşımı olarak baktığını da gösterdi. Yeni neslin dijital dünyayı okuma biçimi, yaratıcılığı ve içerik üretme refleksi geleceğin iletişim dili açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle gençlerin potansiyelini destekleyen ve sürdürülebilir gelecek vizyonuna katkı sağlayan projelerin bir parçası olmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fiba CP’nin Moldova’daki Üç Projesine LEED Platinum Sertifikası Haber

Fiba CP’nin Moldova’daki Üç Projesine LEED Platinum Sertifikası

Fiba Commercial Properties (Fiba CP), uluslararası gayrimenkul yatırım ve proje geliştirme alanındaki güçlü performansını, kazandığı prestijli ödül ve sertifikalarla pekiştirerek küresel arenadaki konumunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Fiba CP, Doğu Avrupa’daki iştiraki Anchor Group ve Summa ortaklığıyla hayata geçirdiği Shopping Malldova, Courtyard by Marriott Chișinău ve Malldova Centre projeleriyle sürdürülebilirlik alanında önemli bir başarıya ulaşarak uluslararası çevre standartlarının en üst seviyesi olan LEED Platinum sertifikasını almaya hak kazandı. Elde edilen bu sertifikasyon, projelerin sürdürülebilirlik performansını küresel ölçekte doğrularken; Fiba CP’nin çevresel sorumluluk, etkin varlık yönetimi ve uzun vadeli değer yaratımı ekseninde şekillenen yaklaşımının da güçlü bir göstergesi niteliği taşıyor. Moldova’nın başkenti Chișinău’da yer alan Shopping MallDova, Malldova Centre bünyesindeki ofis alanları ve Courtyard by Marriott Chișinău otelinden oluşan karma kullanım yapısı; perakende, iş ve konaklama fonksiyonlarını entegre bir yapı altında bir araya getiriyor. Enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve kullanıcı konforunu odağına alan projeler, operasyonel performanslarıyla uluslararası çevre standartlarıyla uyumlu güçlü bir sürdürülebilirlik başarısı ortaya koyuyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fiba Commercial Properties CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman: “Bu başarı, Moldova’daki ekiplerimizin özverili çalışmasının ve tüm proje paydaşlarımızla kurduğumuz güçlü iş birliğinin çok değerli bir sonucu. LEED Platinium sertifikası, yalnızca bu projelerin ulaştığı yüksek standartları değil, aynı zamanda Fiba Commercial Properties olarak uluslararası portföyümüzde sürdürülebilirliği stratejik bir öncelik olarak konumlandırdığımızın da önemli göstergesi. Çevresel sorumluluk, verimli varlık yönetimi ve uzun vadeli değer üretimi odağımız doğrultusunda, küresel çevre standartlarıyla uyumlu, geleceğe hazır ve bulunduğu bölgeye değer katan projeler geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Anchor Group Genel Müdürü Affan Yıldırım ise değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Anchor Group olarak, uluslararası çevre standartlarıyla uyumlu yüksek kaliteli projeler geliştirmeye ve faaliyet gösterdiğimiz şehirlerde uzun vadeli değer üretmeye devam edeceğiz.” Fiba CP, sürdürülebilirlik odaklı varlık yönetimi yaklaşımı doğrultusunda enerji verimliliği, dijitalleşme ve kullanıcı deneyimini geliştiren uygulamaları portföy genelinde yaygınlaştırmayı sürdürürken; ESG ilkeleriyle uyumlu yatırımları ve uluslararası standartlarda geliştirdiği projeleriyle faaliyet gösterdiği pazarlarda uzun vadeli değer yaratmaya da devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zeren Metal Güçlü Adımlarla Yeşil Dönüşümünü Sürdürüyor Haber

Zeren Metal Güçlü Adımlarla Yeşil Dönüşümünü Sürdürüyor

Zeren Group iştiraklerinden Zeren Metal, Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği ‘Yeşil Dönüşüm Yol Haritası’nı tanıttı. Avrupa Birliği’nin “Fit for 55” paketi kapsamında 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarının en az %55 oranında azaltılması yönünde çalışmalarına dahil olan Zeren Metal, küresel iklim hedefleriyle uyumlu, gerçekçi ve kademeli bir dönüşüm stratejisi benimsiyor. Yapılan analizlerde, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji projeleri sonucunda Zeren Metal’in toplam yaklaşık 4,5 milyon kWh enerji tasarrufu ve 1.777 ton CO₂e emisyon azaltımı elde edebileceği ölçümlendi. Ortalama geri ödeme süresi 6 yıl olan bu yatırımlar; ‘soğuk hadde blower uygulaması’ndan ‘enerji izleme sistemi’ne kadar uzanan 10 farklı başlıkta uygulanacak. Zeren Metal, yeşil dönüşümün yalnızca teknolojik yatırımlarla değil, aynı zamanda kurum kültürüyle mümkün olduğunun bilinciyle hareket ediyor. Bu doğrultuda başlatılan farkındalık eğitimleri ile çalışanların sürece aktif katılımı sağlanırken, enerji verimliliği ve çevresel sorumluluk bilincinin kurum genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Özellikle düzenli atölyeler, seminerler ve görsel materyallerle farkındalık düzeyini sürekli destekleyen Zeren Metal, yeşil dönüşümü çalışanlarının katkısıyla da büyütüyor. Zeren Metal Genel Müdürü Murat Akkaş, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Hayata geçirdiğimiz ‘Yeşil Dönüşüm Yol Haritası’ ile yalnızca enerji tüketimimizi ve karbon ayak izimizi azaltmayı değil; aynı zamanda üretim süreçlerimizi daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi hale getirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda enerji maliyetlerinde tasarruf sağlarken, yeşil finansman fırsatlarına erişimimizi artırıyor ve inovasyonu destekleyen yeni iş modelleri geliştiriyoruz. Bununla birlikte çalışanlarımız ve toplumda çevre bilincinin artmasına katkı sunuyor, daha sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk alıyoruz.” Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarına öncelik veriliyor Hazırlanan yol haritası kapsamında üretim süreçlerinde enerji tüketimini azaltmaya yönelik projeler geliştiren Zeren Metal, yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunu da hızlandırıyor. Yapılan analizler, uygulanacak projeler sayesinde yıllık milyonlarca kWh enerji tasarrufu sağlanabileceğini ve önemli ölçüde karbon emisyonu azaltımı elde edileceğini ortaya koyuyor. Bu kapsamda; yüksek verimli ekipman kullanımı, enerji izleme sistemleri, süreç optimizasyonu ve güneş enerjisi yatırımları öne çıkıyor. Özellikle çatı ve arazi tipi güneş enerjisi santrali (GES) projeleri, şirketin karbon emisyonlarını azaltma yolculuğunda kritik rol oynayacak. Topluma ve geleceğe katkı sağlanıyor Zeren Metal’in ‘Yeşil Dönüşüm Yol Haritası’ yalnızca şirket içi bir dönüşümle sınırlı kalmayıp, daha geniş ölçekte çevresel ve toplumsal faydalar yaratmayı hedefliyor. Bu kapsamda karbon emisyonlarının azaltılmasıyla iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlanırken, doğal kaynakların daha verimli kullanımı destekleniyor. Aynı zamanda atıkların azaltılması ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması teşvik edilerek çevre kirliliğinin önlenmesine katkıda bulunuluyor ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik dolaylı faydalar sağlanıyor. Bu tamamlayıcı yaklaşım sayesinde Zeren Metal, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam kalitesine de katkı sunmayı amaçlıyor. Sanayide yeşil dönüşümün güçlü oyuncularından biri Zeren Metal, sistematik ve veri odaklı yol haritası ile enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir üretim alanlarında attığı adımlarla sanayide yeşil dönüşümün öncü oyuncularından biri olma yolunda ilerliyor. Şirket, hem ulusal hem de uluslararası sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayarak çevresel sorumluluğunu güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RMK Marine, Ditaş Denizcilik için İnşa Ettiği T. Florya’yı Denize İndirdi    Haber

RMK Marine, Ditaş Denizcilik için İnşa Ettiği T. Florya’yı Denize İndirdi  

RMK Marine’in Tuzla’daki tersanesinde gerçekleştirilen törene Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, Suudi Arabistan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Essam Alammari, Koç Holding, Tüpraş ve Ditaş Denizcilik’ten üst düzey yetkililer katılım sağladı. Gerçekleştirilen törende konuşan RMK Marine Genel Müdürü Dr. Utku Alanç: “İki köklü Türk denizcilik şirketi arasındaki güçlü iş birliğini ve yerli mühendisliğin ulaştığı yüksek seviyeyi bu proje ile bir kez daha göstermiş olmanın gururunu yaşıyoruz.” ifadelerine yer verdi. 125 metre boyunda T. Florya Kimyasal Tankeri, yüksek operasyonel verimlilik hedefiyle, ileri mühendislik yaklaşımıyla Delta Marine tarafından titizlikle tasarlandı. Emniyet, yük esnekliği, performans kriterleri gözetilerek geliştirilen T. Florya, farklı operasyonel ihtiyaçlara cevap verebilecek teknik altyapısı, uluslararası denizcilik standartlarına uygun donanımı ve modern sistem entegrasyonu ile küresel kimyasal taşımacılık operasyonlarında etkin bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Ditaş Denizcilik Genel Müdürü Çağatay Ölken törene ilişkin şunları ifade etti: “T. Florya, yalnızca filomuza katılan yeni bir gemi değil; aynı zamanda operasyonel mükemmeliyet, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağımızın somut bir yansımasıdır. Genç, modern ve yüksek performanslı filo yapımızı daha da güçlendirme hedefimiz doğrultusunda attığımız bu adım, rekabet gücümüzü ileri taşıyacak. Metanol yakıt sistemine hazır altyapısı sayesinde T. Florya, düşük karbonlu deniz taşımacılığı vizyonumuz ile uyumlu olarak alternatif yakıtlara uyum kabiliyetimizi güçlendirecek. Yerli mühendislik ve güçlü iş birlikleri ile hayata geçirilen bu proje, Türk denizcilik sektörünün küresel ölçekteki konumunu da destekliyor. Önümüzdeki dönemde de çevresel sorumluluk, güvenlik ve operasyonel verimlilik odağında yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.” Türk Denizciliğinde Stratejik Bir Adım Deneme seyrinin tamamlanmasının ardından 2026 yılının üçüncü çeyreğinde teslim edilmesi planlanan T. Florya, Ditaş Denizcilik’in filo yapılanmasında önemli bir kilometre taşı olacak. Proje, yalnızca yeni bir gemi inşa sürecini değil, aynı zamanda Türk denizcilik sektöründe mühendislik, kalite ve güvenlik standartlarının daha da ileri taşınmasına yönelik güçlü bir adımı temsil ediyor. İleriki dönemde geleceğin düşük emisyonlu yakıtlarından metanol kullanabilme özelliğine yönelik optimize edilmiş tasarımı ve ana makine konfigürasyonu ile T. Florya Kimyasal Tankeri, RMK Marine ve Ditaş Denizcilik’in sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk ve geleceğe yönelik yeşil dönüşüm vizyonunu bir kez daha ortaya koyuyor. RMK Marine Gemi inşa sektöründe Türkiye’nin lider tersanelerinden biri olan RMK Marine, 1997 yılından bu yana Koç Topluluğu çatısı altında küresel ölçekte faaliyetlerini sürdürmekte ve müşteri ihtiyaçlarına özel çözümler sunmaktadır. RMK Marine, ticari ve askeri gemiler ile süper yat sektörü de dahil olmak üzere, yüksek teknolojiye sahip platformların gemi inşasında uzmanlaşmıştır. Sürdürülebilirlik vizyonuyla hareket eden tersane; ticari yelkenli gemiler, dual yakıtlı gemiler ile hibrit ve tamamen elektrikli gemiler gibi alternatif enerjiyle çalışan tahrik sistemleri geliştirerek çevreyi ve geleceği destekleyen yenilikçi çözümler sunmaktadır. RMK Marine yenilikçilik, kalite ve verimlilik konularındaki kararlılığını teknoloji ve altyapıya yapılan sürekli yatırımlar ile desteklemektedir. Tüm gemi inşa faaliyetlerini uluslararası kalite standartlarına uygun olarak sürdürmeye özen gösteren tersane, iş sağlığı ve güvenliği, çevresel duyarlılık ve operasyonel verimliliği her zaman önceliklendirmektedir. Ditaş Denizcilik Ditaş Deniz İşletmeciliği ve Tankerciliği A.Ş., 1974 yılından bu yana, deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösteren ve enerji lojistiğinde uzmanlaşmış bir şirkettir. Şirket, 17 adet farklı tip ve boyutta tankerden oluşan filosu ve toplam 712.000 DWT taşıma kapasitesi ile Türk bayraklı en güçlü ve en genç tanker filolarından birine sahiptir. Ditaş Denizcilik yaklaşık 800 kişilik çalışan kadrosu ile gemi İşletmeciliğinin yanı sıra brokerlik, acentelik, vetting ve römorkörcülük hizmetleri sunmaktadır. Uluslararası klas kuruluşları tarafından sertifikalandırılmış filosu ile operasyonlarını sürdüren Ditaş Denizcilik, tüm uluslararası denizcilik regülasyonlarına tam uyum içinde faaliyet göstermektedir. Gelişmiş filo yönetim sistemleri, planlı bakım süreçleri ve dijital izleme altyapısı sayesinde yüksek operasyonel verimlilik ve emniyet standartları sağlanmaktadır. Tecrübeli kadrosu ile Koç Holding, Tüpraş ve TSKGV’nin gücünden aldığı destekle, Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok noktasında operasyonlarını başarıyla sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.