Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Chatgpt

Kapsül Haber Ajansı - Chatgpt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chatgpt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mercedes-AMG’den Elektrikli Performansta Yeni Dönem: 680 Beygirlik CLA 45 4MATIC+ Tanıtıldı Haber

Mercedes-AMG’den Elektrikli Performansta Yeni Dönem: 680 Beygirlik CLA 45 4MATIC+ Tanıtıldı

Markanın tamamen elektrikli altyapı üzerine geliştirdiği yeni performans otomobili, 680 beygir gücü, üç elektrik motorundan oluşan yenilikçi güç aktarım sistemi ve gelişmiş aerodinamik çözümleriyle dikkat çekiyor. Hem dört kapılı Coupé hem de Shooting Brake gövde seçenekleriyle satışa sunulacak model, AMG’nin sportif karakterini elektrikli mobiliteyle buluşturuyor. Yeni Mercedes-AMG CLA 45 4MATIC+, yalnızca teknik verileriyle değil, sürüş hissini dijital teknolojilerle yeniden yorumlayan yaklaşımıyla da öne çıkıyor. Marka, elektrikli otomobillerin performans algısını değiştirmeyi hedefleyen modelinde hız, menzil ve sürüş keyfini aynı potada eritiyor. Yeni Mercedes-AMG CLA 45 4MATIC+ Üç Elektrik Motoruyla Güçleniyor Modelin en dikkat çekici yeniliği, geleneksel çift motorlu elektrikli sistemlerin ötesine geçen özel güç ünitesi oldu. Mercedes-AMG, yeni CLA 45 4MATIC+’ta üç eksenel akışlı elektrik motoru kullandı. Bu motorlardan ikisi arka aksa, biri ise ön aksa güç vererek gelişmiş dört tekerlekten çekiş sistemiyle birlikte çalışıyor. Toplamda 680 beygir güç ve 500 kW performans üreten sistem, tork dağılımını sürüş koşullarına göre anlık olarak ayarlayabiliyor. Böylece aracın yol tutuşu, viraj performansı ve hızlanma karakteri sürekli optimize ediliyor. Özellikle kaygan zeminlerde ve yüksek hızlarda sistemin sunduğu denge, AMG mühendisliğinin yeni nesil elektrikli otomobillere nasıl uyarlandığını ortaya koyuyor. Mercedes-AMG Performance 4MATIC+ adı verilen değişken dört çeker sistemi, her tekerleğe iletilen gücü gerçek zamanlı olarak yöneterek sürücünün direksiyon komutlarına çok daha hızlı tepki verilmesini sağlıyor. 0’dan 100 Kilometre Hıza Sadece 2,7 Saniyede Ulaşıyor Mercedes-AMG CLA 45 4MATIC+, performans verileriyle süper otomobilleri zorlayan bir karakter sergiliyor. Elektrikli güç ünitesi sayesinde araç, 0’dan 100 kilometre hıza yalnızca 2,7 saniyede ulaşabiliyor. Bu değer, markanın şimdiye kadar geliştirdiği en hızlı elektrikli modeller arasında yer almasını sağlıyor. Elektrik motorlarının sunduğu anlık tork sayesinde hızlanma sırasında güç kaybı yaşanmıyor ve sürücüye kesintisiz bir ivmelenme hissi sunuluyor. Mercedes-AMG, yeni modelde yalnızca düz yol performansına değil, yüksek hızlarda stabiliteye de odaklandı. Bu doğrultuda geliştirilen şasi sistemi, sportif sürüş karakterini günlük kullanım konforuyla bir araya getiriyor. 800 Volt Teknolojisiyle Uzun Menzil ve Çok Hızlı Şarj Elektrikli performans otomobillerinde en kritik unsurlardan biri olan batarya teknolojisi de yeni CLA 45 4MATIC+’ın güçlü yönleri arasında yer alıyor. Modelde kullanılan 94 kWh kapasiteli batarya, 800 volt mimarisi üzerine inşa edildi. Bu altyapı sayesinde araç, WLTP ölçümlerine göre Coupé versiyonunda yaklaşık 670 kilometre, Shooting Brake seçeneğinde ise yaklaşık 640 kilometreye ulaşan sürüş menzili sunuyor. Şarj performansı da segmentinin en iddialı seviyelerinde bulunuyor. Maksimum 330 kW DC hızlı şarj desteğine sahip olan otomobil, yalnızca 10 dakikalık şarjla yaklaşık 270 kilometrelik sürüş menzili kazanabiliyor. Bataryanın yüzde 10'dan yüzde 80 doluluk seviyesine ulaşması ise yaklaşık 22 dakika sürüyor. Bu özellikler, uzun yolculuklarda şarj molalarının ciddi ölçüde kısalmasını sağlayarak elektrikli otomobil kullanımını daha pratik hale getiriyor. Aktif Aerodinamik Sürüşe Göre Kendini Ayarlıyor Mercedes-AMG, yeni modelde aerodinamik verimliliği artırmak amacıyla aktif hava yönetim sistemlerine de yer verdi. Coupé versiyonunda kullanılan aktif arka spoyler ile Shooting Brake modelindeki hareketli tavan spoyleri, aracın hızına ve seçilen sürüş moduna göre otomatik olarak konum değiştiriyor. Böylece yüksek hızlarda yere basma kuvveti artırılırken normal sürüşlerde hava direnci azaltılıyor. Bu sistem yalnızca yol tutuşuna katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda enerji tüketimini optimize ederek batarya verimliliğine de destek oluyor. AMG RIDE CONTROL ile Pistten Günlük Kullanıma Geçiş Yeni CLA 45 4MATIC+ için geliştirilen şasi sistemi tamamen performans odaklı şekilde yeniden tasarlandı. Modelde adaptif AMG RIDE CONTROL süspansiyon sistemi görev yapıyor. Sürücüler farklı yol koşullarına uygun olarak yedi farklı sürüş modu arasında seçim yapabiliyor. Arka tekerlekler arasındaki tork dağılımı da elektronik olarak sürekli kontrol edilerek viraj performansı önemli ölçüde artırılıyor. Bu yapı sayesinde otomobil hem günlük şehir kullanımında konforlu bir karakter sunuyor hem de pist sürüşlerinde yüksek performans potansiyelini ortaya koyabiliyor. Elektrikli Otomobilde Klasik AMG Ruhunu Yaşatacak Teknolojiler Mercedes-AMG, elektrikli otomobillerde sürüş heyecanını artırmak amacıyla tamamen yeni dijital çözümler geliştirdi. Yeni AMGFORCE S+ sistemi, içten yanmalı AMG modellerindeki sürüş hissini dijital ortamda yeniden oluşturuyor. Yapay motor sesi, sanal vites geçişleri ve koltuklara entegre edilen titreşim sistemi sayesinde sürücünün klasik AMG deneyimine yakın bir his yaşaması hedefleniyor. Bu teknoloji, elektrikli otomobillerde sessiz sürüşün yerine daha duygusal ve etkileşimli bir performans deneyimi sunmayı amaçlıyor. Yapay Zekâ Destekli Yeni MBUX Sistemi Dikkat Çekiyor Yeni Mercedes-AMG CLA 45 4MATIC+, markanın geliştirdiği MB.OS işletim sistemi üzerine çalışan en güncel MBUX bilgi-eğlence platformunu da beraberinde getiriyor. Araçta ChatGPT, Microsoft Bing ve Google Gemini destekli yapay zekâ çözümleri entegre şekilde sunuluyor. Bu sayede sürücüler doğal konuşma diliyle birçok araca erişebilirken, otomobil sürüş alışkanlıklarını analiz ederek kişiselleştirilmiş öneriler de sunabiliyor. AMG’ye özel geliştirilen dijital ekranlar ise performans verilerinin anlık olarak takip edilmesine, sürüş karakteristiklerinin analiz edilmesine ve aracın farklı ayarlarının detaylı biçimde kişiselleştirilmesine imkân tanıyor. Elektrikli otomobil teknolojilerinin hızla geliştiği bir dönemde tanıtılan Mercedes-AMG CLA 45 4MATIC+, yüksek performansı uzun menzil, hızlı şarj altyapısı ve gelişmiş dijital teknolojilerle bir araya getirerek premium elektrikli spor otomobil segmentinde dikkat çeken yeni alternatiflerden biri olmaya hazırlanıyor. Model, AMG'nin yıllardır özdeşleştiği sürüş karakterini elektrikli mobilite çağında da koruma hedefinin en güçlü temsilcileri arasında gösteriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Türkiye Müşterileri İçin Dünyada Bir İlke İmza Attı Haber

Vodafone Türkiye Müşterileri İçin Dünyada Bir İlke İmza Attı

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, 5G odaklı global işbirliklerine bir yenisini daha ekledi. Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden OpenAI ile işbirliğine giden Vodafone Türkiye, tüm müşterilerinin yapay zekâ tabanlı sohbet robotu ChatGPT’ye internet paketlerinden harcamadan ücretsiz erişmesini sağlayacak. Vodafone Türkiye’nin hem ülke genelinde hem de Vodafone Grubu’nda bir ilk olan yeni işbirliğiyle, Vodafone’un bireysel, kurumsal, faturalı ve faturasız tüm müşterileri, 12 ay boyunca internet paketlerinden harcamadan ChatGPT’yi kullanabilecek. Böylece Vodafone’lular, 5G’nin eşzamanlı bağlantı ve yüksek hız avantajları sayesinde ChatGPT deneyimini de yüksek kaliteyle yaşayabilecek. Vodafone ayrıca, faturalı müşterilerine, aylık maliyeti 250 TL olan ChatGPT Go üyeliğini ilk 3 ay boyunca ücretsiz sunacak. Bu kampanyalarla, Vodafone müşterilerine yaklaşık 1 milyar TL’lik fayda sağlanması hedefleniyor. Vodafone Türkiye’nin OpenAI işbirliği, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda tanıtıldı. Yapay zekâ kullanımının her alanda hızla yaygınlaştığına dikkat çeken Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi: “Vodafone Türkiye olarak, dünyanın iki güçlü teknoloji markasını ilk kez Vodafone müşterileri için bir araya getiriyoruz; çünkü biz teknolojiyi sadece geliştiren değil, onu müşterilerimizin hayatına en anlamlı şekilde taşıyan bir marka olmanın sorumluluğunu üstleniyoruz. Yapay zekâyı yalnızca teknoloji yatırımı değil, müşterilerimizin günlük hayatını kolaylaştıran gerçek bir deneyim dönüşümü olarak görüyoruz. Geliştirdiğimiz Üretken Yapay Zekâ ve Ajan Tabanlı Yapay Zekâ çözümleri sayesinde, müşterilerimize daha hızlı cevap veren, onların ihtiyaçlarını anlayan ve proaktif aksiyon alabilen yeni nesil bir Vodafone deneyimi sunuyoruz. Bugüne kadar yapay zekâyı Vodafone içinde süreçleri dönüştürmek, çalışma arkadaşlarımızı güçlendirmek ve operasyonlarımızı daha akıllı hale getirmek için kullandık. Yapay zekânın yalnızca teknoloji üretmek değil, insanlara daha iyi bir deneyim sunmak için var olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla, bundan sonrası için hedefimiz, bu teknolojiyi doğrudan müşterilerimizle buluşturmak; onların ihtiyaçlarını anlayan ve hayatlarını kolaylaştıran, onlar adına düşünebilen yapay zekâ destekli deneyimleri Vodafone’un her temas noktasında onlara hissettirmek.” 5G teknolojisinin de yapay zekâ kullanımını artıracağını belirten Meltem Bakiler Şahin, şöyle devam etti: “5G’ye geçiş, hem sektörümüz hem de ülkemiz için önemli bir dönüm noktasıydı. Vodafone olarak, dünya genelinde en fazla ülkede 5G hizmeti sunan mobil operatör markasıyız. 5 kıtada edindiğimiz 5G tecrübemizi Türkiye pazarında güçlü global teknoloji işbirlikleriyle birleştirmeye devam ediyoruz. 5G’nin hayatımıza girmesiyle, müşterilerimizin yeni nesil dijital deneyimler yaşamasını her zamankinden daha çok önemsiyoruz. Vodafone Türkiye olarak OpenAI ile başlattığımız ve tüm müşterilerimize 12 ay boyunca ChatGPT’ye internet paketinden harcamadan erişim imkânı sunacağımız, ayrıca faturalı müşterilerimize ChatGPT Go üyeliğini 3 ay ücretsiz sağlayacağımız yeni işbirliğiyle, müşterilerimiz 5G’nin eşzamanlı bağlantı ve yüksek hız avantajları sayesinde ChatGPT deneyimini de yüksek kaliteyle yaşayabilecek. Bu işbirliği, hem Türkiye’de hem de Vodafone Grubu’nda bir ilk olması nedeniyle bizim için ayrı bir öneme sahip. Dünyada en çok ülkede 5G hizmeti sunan operatör olarak, dünyanın en güçlü teknoloji oyuncularıyla bir araya gelerek dijital dünyanın potansiyelini Türkiye’de gerçek deneyimlere dönüştürmeye devam edeceğiz.” Toplantıya görüntülü mesajla katılan Kurumsal İşler Direktörü Farouk El Hamzawi ise şunları söyledi: “Vodafone ile işbirliği yaparak ChatGPT’ye Türkiye genelinde daha kolay erişim imkânı sunmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Yapay zekâ, insanların öğrenmesine, yaratıcılığını geliştirmesine, sorunları çözmesine ve işlerini halletmesine yardımcı olarak günlük yaşamda pratik bir araç haline geliyor. Vodafone müşterilerine veri kotalarını kullanmadan ChatGPT’yi sunarak ve uygun müşterilere ChatGPT Go erişimi sağlayarak, daha fazla kişinin günlük yaşamında yapay zekâdan yararlanmasına yardımcı oluyoruz.” P3 tarafından “Yapay Zekâ Hizmetleri Şampiyonu" seçildi Nisan ayında gerçekleştirilen P3 Araştırma Raporları, Vodafone’un sadece 5G kapsamasında değil, Şebeke Performansı ve Yapay Zeka yetenekleri alanında da liderliğini ortaya koydu. P3 Mobil Karşılaştırma Raporu'nda en yüksek performans puanını alarak "P3 Test Şampiyonu" ve "P3 Yapay Zekâ Hizmetleri Şampiyonu" seçilen şirket, hem şebeke kalitesi hem de yapay zekâ odaklı hizmet sunumunda lider operatör konumunu teyit etti. Vodafone’un "P3 Yapay Zekâ Hizmetleri Şampiyonu" olarak tanınmasında, hızlı ve güvenilir yapay zekâ yanıt süreleri sağlaması, yapay zekâ motorlarına istikrarlı bağlantı sunması ve gerçek yapay zekâ etkileşim senaryolarında yüksek başarı oranları elde etmesi etkili oldu. P3 tarafındaki bu sonuç, Vodafone’un şebekesinin günümüz ortamında yapay zekâ kullanımı için gerekli olan hız, güvenilirlik ve yanıt hızını şimdiden sağladığını ve aynı zamanda yapay zekâ odaklı hizmetlerin bir sonraki dalgasına tam olarak hazır olduğunu teyit etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ChatGPT Diyet Yazabilir Ama Diyetisyenin Yerini Alamaz! Haber

ChatGPT Diyet Yazabilir Ama Diyetisyenin Yerini Alamaz!

6 Haziran Dünya Diyetisyenler Günü kapsamında yapay zekânın beslenme alanındaki etkilerini değerlendiren Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Ekin Çevik, kişiselleştirilmiş beslenmenin yükselişte olduğunu belirterek, yapay zekânın güçlü bir yardımcı olacağını ancak beslenmede insan faktörü, empati ve klinik deneyimin yerini alamayacağını vurguladı. ChatGPT, Gemini ve benzeri yapay zekâ araçlarının beslenme alanındaki kullanımına değinen Ekin Çevik, “Yapay zeka araçları beslenme okuryazarlığını artırmak, pratik tarif fikirleri almak için keyiflidir ama sağlığınızı emanet edip harfiyen uygulanacak bir diyet merci değildir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Ekin Çevik, 6 Haziran Dünya Diyetisyenler Günü kapsamında yapay zekânın beslenme alanındaki etkilerini değerlendirdi. Tek tip diyet anlayışı yerini kişiselleştirilmiş beslenmeye bıraktı Beslenme ve diyetetik alanında son yılların en önemli değişiminin kişiselleştirilmiş beslenme yaklaşımı olduğunu belirten Beslenme Uzm. Çevik, “Son yıllarda beslenme bilimindeki en büyük kırılma noktası, 'herkese tek tip diyet' anlayışından uzaklaşılması oldu. Bugün artık ‘kişiselleştirilmiş beslenme’ ve ‘sağlıklı yaş alma (longevity)’ dönemindeyiz. Araştırmalar artık aynı besinin farklı insanlarda çok farklı metabolik yanıtlar oluşturabildiğini net biçimde ortaya koyuyor. Buna bağlı olarak mikrobiyota araştırmaları patlama yaşadı; bağırsak bakterilerinin yalnızca sindirimle değil, ruh hali, bağışıklık ve kilo yönetimiyle de doğrudan bağlantılı olduğu anlaşıldı. Yalnızca ağırlık kaybını hedefleyen geçici hedef yaklaşımları yerine, geleceğe de dokunan, yaş alırken kronik hastalıklardan uzak, dinç ve kaliteli bir yaşam sürmek üzerine şekillenen koruyucu beslenme modelleri önem kazandı. Bunun yanı sıra dünyamızın ve nesillerimizin sağlığını ve refahını konu edinen çevresel sürdürülebilirlik artık beslenme rehberlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.” dedi. Yapay zekâ beslenme bilimine yeni bir boyut kazandırdı Yapay zekânın sağlık ve beslenme alanında farklı uygulamalarla kullanılmaya başlandığını dile getiren Çevik, “Yapay zekânın beslenme bilimine girişi birkaç farklı kanaldan oldu. Fotoğraftan besin analizi yapabilen uygulamalar, akıllı saatler aracılığıyla toplanan aktivite ve uyku verilerinin diyetle ilişkilendirilmesi, hastane sistemlerinde risk altındaki hastaların erken tespiti... Akademik dünyada ise büyük veri setlerinden kalıplar çıkarma konusunda devrim sayılabilecek çalışmalar yapılıyor. Artık binlerce kişinin genetik, mikrobiyota ve beslenme verisi bir arada değerlendirilerek bireysel öneriler üretmek mümkün hale geliyor.” diye konuştu. Yapay zekâ liste hazırlayabilir ama insanı tam olarak anlayamaz Yapay zekâ destekli uygulamaların kişiye özel diyet listeleri oluşturabildiğini ancak bunun belirli sınırları olduğunu vurgulayan Çevik, şöyle devam etti: “Bu uygulamalar matematiksel olarak harika listeler çıkarabiliyor; boy, kilo, yaş ve hedef girildiğinde saniyeler içinde bir kalori ve makro hesabı yapabiliyor. Ancak burada kritik bir ayrım var: Gerçek anlamda ‘kişiye özel’ olmak, sadece rakamlardan ibaret değildir. Yapay zeka sizin o günkü stres seviyenizi, duygusal yeme krizinizi, çocukluktan gelen damak tadınızı ya da o yemeği yapacak vaktinizin olup olmadığını tam olarak anlamlandıramaz. Dolayısıyla teknik olarak bir liste oluşturabilir ama bu liste ruhsuz ve sürdürülebilirliği düşük bir liste olur. Bu yüzden, teknoloji ‘veriye dayalı’ kısmı çok iyi yapıyor; ‘insana dayalı’ kısmı için diyetisyeniniz hala vazgeçilmez.” Diyetisyenin yerini almayacak, gücünü artıracak Yapay zekânın diyetisyenlerin yerini alıp alamayacağını da değerlendiren Ekin Çevik, “’Yapay zekâyı kullanan diyetisyen, kullanmayanın yerini alır’ gibi düşünmek daha gerçekçi. Beslenme, sadece tabağa ne koyduğumuzla ilgili değil; tamamen psikoloji, motivasyon, şefkat ve insan ilişkisiyle ilgilidir. Bir danışanın ‘Bugün çok mutsuzdum ve diyeti bozdum’ dediğinde duymak istediği şey bir algoritmanın soğuk uyarısı değil, diyetisyeninin onu anlayan, yargılamayan empati dolu sesidir. Öte yandan bir hastanın anoreksiya gibi bir yeme bozukluğuyla mücadelesi, kronik bir hastalık yönetimi ya da anne sütü dönemindeki beslenme danışmanlığı; bunlar empati, klinik deneyim ve etik sorumluluk gerektiren süreçler. Yapay zekâ bu alanlarda yardımcı olabilir, ancak sorumluluğu üstlenemez. İşin bir diğer kritik boyutu da şu: bir bireyin yapay zekadan doğru ve güvenli bir beslenme önerisi alabilmesi için bile, ona neyi nasıl soracağını bilmesi, yani doğru komutları (prompt) kurgulayabilmesi gerekir. Bunun yolu da belirli bir beslenme okuryazarlığı ve temel bilgi düzeyine sahip olmaktan geçer. Toplumda bu doğru beslenme bilincini ve eğitimini inşa edebilecek tek meslek grubu ise diyetisyenlerdir. Yani yapay zekayı doğru yönlendirmek için bile yine bir diyetisyenin rehberliğine ve eğitimine ihtiyaç vardır.” dedi. Popülist içerikler biyokimyasal gerçeklikle çelişiyor… Sosyal medyada hızla yayılan beslenme önerilerine karşı da uyarılarda bulunan Ekin Çevik, “Sosyal medyada 'beslenme uzmanı' olarak öne çıkan isimlerin önemli bir bölümünün beslenme alanında herhangi bir eğitimi bulunmuyor. Viral olan içerik genellikle bilimsel değil, ilgi çekici olan. ‘Tek bir besin kanseri iyi eder’ ya da ‘3 günde 5 kilo verdim’ gibi iddialar ve popülist içerikler biyokimyasal gerçeklikle çelişmekte. Dolayısı ile güvenilir beslenme bilgisi için Türkiye Diyetisyenler Derneği, Sağlık Bakanlığı kaynaklı içerikler veya diyetisyen unvanlı profesyonellerin paylaşımları tercih edilmeli.” şeklinde konuştu. Geleceğin diyetisyeni veri okuryazarı olacak Beslenme alanında dijital dönüşümün hızlanacağını belirten Ekin Çevik, “Geleceğin diyetisyenlerinin temel bilim eğitiminin yanında veri okuryazarlığına sahip olması gerekecek. Yapay zekâ araçlarının ne söylediğini anlamak kadar ne zaman yanılabileceğini bilmek de kritik. Telebeslenme danışmanlığı, dijital takip araçlarının yorumlanması ve sosyal medya iletişimi de müfredatlara girmesi gereken alanlar. Ama bunların hepsi teknik beceri; üstüne insan anlayışı, etik farkındalık ve bilimsel eleştirel düşünce mutlaka eklenmeli. Teknolojiden korkmayan, aksine teknolojiyi arkasına rüzgâr olarak alan diyetisyenler geleceğe yön verecek.” ifadesinde bulundu. ChatGPT ve benzeri araçlar bilgi verebilir ama tedavi sunamaz ChatGPT, Gemini ve benzeri yapay zekâ araçlarının beslenme alanındaki kullanımına da değinen Beslenme Uzm. Ekin Çevik, “Bu araçlar, internetteki milyarlarca veriyi tarayarak size genel bir ortalama sunar. Dolayısı ile genel beslenme bilgisini aktarmak, diyet kavramlarını açıklamak ve farkındalık oluşturmak için oldukça kullanışlıdır. Ancak bunlar tıbbi müdahale değildir. Kronik bir hastalığınız (örneğin diyabet, böbrek yetmezliği, tansiyon) varsa veya hamileyseniz, bu araçların üreteceği genel geçer bir diyet listesi sağlığınızı ciddi şekilde tehlikeye atabilir. Yapay zeka araçları beslenme okuryazarlığını artırmak, pratik tarif fikirleri almak için keyiflidir ama sağlığınızı emanet edip harfiyen uygulanacak bir diyet merci değildir.” diye konuştu. Gelecekte herkesin bir dijital beslenme asistanı olabilir Gelecekte dijital beslenme asistanlarının günlük yaşamın bir parçası haline gelebileceğini belirten Ekin Çevik, “Teknoloji şu an yüksek gelirli ülkelerde ve refah düzeyi yüksek nüfuslarda yoğunlaşıyor. Oysa beslenme problemleri en çok ekonomik eşitsizliğin olduğu yerlerde görülüyor. İdeal senaryo şu: dijital araçlar diyetisyene ulaşamayan insanlara temel beslenme rehberliği sağlarken, karmaşık vakalar için nitelikli uzman desteği de herkes için erişilebilir olsun. Teknoloji tek başına bu denklemi çözemez; sağlık politikaları ve eğitim yatırımları da eşit ölçüde önemli.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençler İçin Yapay Zekâ Fırsat mı Tehlike mi? Haber

Gençler İçin Yapay Zekâ Fırsat mı Tehlike mi?

Son yıllarda ChatGPT, görsel üretim araçları ve otomasyon tabanlı uygulamaların artmasıyla birlikte gençlerin yapay zekâya olan ilgisi gözle görülür şekilde arttı. Üniversite ve lise öğrencileri, ödev hazırlamadan sunum oluşturmaya, kod yazmaktan dil öğrenmeye kadar birçok alanda bu teknolojilerden faydalanıyor. Uzmanlar, yapay zekânın doğru kullanıldığında gençler için önemli bir fırsat sunduğunu belirtirken, bilinçsiz kullanımın bazı riskleri de beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle hazır bilgiye kolay ulaşımın, araştırma ve eleştirel düşünme becerilerini olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor. Öte yandan içerik üretimi alanında da yapay zekâ büyük bir rol oynuyor. Gençler, sosyal medya platformlarında video, görsel ve metin üretirken yapay zekâ destekli araçları aktif şekilde kullanıyor. Bu durum, yeni meslek alanlarının ortaya çıkmasına da zemin hazırlıyor. Eğitim kurumları da bu değişime kayıtsız kalmıyor. Birçok okul ve üniversite, yapay zekâ okuryazarlığını artırmaya yönelik ders ve programları müfredatlarına dahil etmeye başladı. Böylece gençlerin teknolojiyi sadece tüketen değil, aynı zamanda üreten bireyler olması hedefleniyor. Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda yapay zekâ, gençlerin kariyer planlamasında da belirleyici bir rol oynayacak. Bu nedenle erken yaşta doğru kullanım alışkanlıklarının kazandırılması büyük önem taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

   Yalnızlık Kurumsallaşıyor! Haber

  Yalnızlık Kurumsallaşıyor!

İlk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görünen bu uygulamaların, daha yakından incelendiğinde çağdaş toplumların en kırılgan meselelerinden birine işaret ettiğini söyleyen Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu da yalnızlığın kurumsallaşması ve dijital teknolojiler aracılığıyla yönetilebilir bir toplumsal olguya dönüşmesi.” dedi. Modern toplumlarda güven duygusunun giderek yüz yüze ilişkilerden değil, dijital sinyaller ve doğrulama mekanizmalarından beslendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead Yet, yalnızlığı ortadan kaldırmayı değil; onu yönetilebilir kılmayı hedefler. Bu yönüyle uygulama, yalnızlığın çözümü değil, onunla baş etme teknolojisidir.” diye konuştu. Yalnızlık kurumsallaştı Son dönemde dijital mecralarda hızla yayılan “Are You Dead? / Are You Dead Yet” uygulamalarının, kullanıcıların belirli aralıklarla “hayatta olduklarını” dijital olarak teyit etmelerine dayandığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, bu teyidin kesintiye uğraması hâlinde önceden tanımlanmış kişi veya ağlara otomatik uyarı gönderildiğini hatırlattı. Bu tür uygulamaların ilk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görüldüğünü belirten Prof. Dr. Süleymanlı, asıl meselenin çok daha derin olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “İlk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görünen bu uygulamalar, daha yakından incelendiğinde çağdaş toplumların en kırılgan meselelerinden birine işaret etmektedir; yalnızlığın kurumsallaşması ve dijital teknolojiler aracılığıyla yönetilebilir bir toplumsal olguya dönüşmesi.” Bu durum toplumsal alarm niteliği taşıyor! Bu durumun basit bir teknolojik kolaylık olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu durum, teknolojik bir kolaylıktan ziyade, bireyin varlığının artık kendiliğinden fark edilmediği; toplumsal ilişkilerin bu işlevi yerine getirecek güçten giderek yoksunlaştığına işaret eden bir toplumsal alarm niteliği taşımaktadır.” Uygulamaların ima ettiği temel gerçeğin altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, “Çünkü bu uygulamalar şunu ima eder; toplumsal ilişkiler, bireyin varlığını kendiliğinden fark edecek kadar güçlü değildir.” dedi. Uygulamalar yalnız yaşam olgusunu sosyolojik tartışmaların merkezine taşıdı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Are You Dead? / Are You Dead Yet gibi dijital teyit uygulamalarının ortaya çıkışının, yalnız yaşam olgusunu yeniden sosyolojik tartışmaların merkezine taşıdığını belirterek, bu kavramın akademik literatürde ele alınışının romantize edilmiş bireysel tercihlerden değil, derin ve travmatik toplumsal kırılma deneyimlerinden beslendiğine dikkat çekti. Bu noktada sosyolog Eric Klinenberg’in çalışmalarına işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Eric Klinenberg, ‘Going Solo’ adlı çalışmasında geliştirdiği ‘solo yaşam’ kavramsallaştırmasını, doğrudan 1995 Chicago sıcak hava dalgası sonrasında yürüttüğü saha araştırmalarına dayandırmaktadır. Bu felaket sırasında özellikle yalnız yaşayan yaşlı bireylerin günlerce fark edilmeden evlerinde hayatlarını kaybetmiş olmaları, solo yaşamın yalnızca bir yaşam tarzı değil; ölümcül sonuçlar üretebilen yapısal bir kırılganlık alanı olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.” diye konuştu. Toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alıyor Solo yaşamın, modern toplumlarda yaş, sınıf, sosyal sermaye ve kırılganlık eksenlerinde derinleşen eşitsizlikleri yansıtan karmaşık bir toplumsal form olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, dijital teyit uygulamalarının tam da bu kırılgan zeminde ortaya çıktığını ifade etti. Are You Dead? türü uygulamaların, geleneksel sosyal ağların işlevini büyük ölçüde yitirdiği bir dünyada “gecikmiş fark edilme” riskini dijital bir protokole dönüştürdüğünü belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Birey hayatta olduğunu bildirmezse, sistem bunu bir istisna olarak algılar ve müdahale mekanizmasını devreye sokar. Böylece toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alır.” ifadesinde bulundu. Dijital teyit uygulamalarının kısa sürede viral hâle gelmesi tesadüf değil Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Are You Dead Yet gibi dijital teyit uygulamalarının kısa sürede viral hâle gelmesinin tesadüf olmadığını dile getirerek, bu durumun modern bireyin derin bir ontolojik güvensizlik yaşadığını ortaya koyduğunu söyledi. Günümüz insanının yalnızca fiziksel olarak değil, varoluşsal düzeyde de kendini güvencesiz hissettiğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu tür uygulamaların kısa sürede viral hâle gelmesi tesadüf değildir. Günümüz bireyi, yalnızca fiziksel olarak değil, ontolojik düzeyde de güvencesizdir; yani var olduğundan, fark edildiğinden ve bir başkasıyla anlamlı bir bağ içinde bulunduğundan emin olmak istemektedir.” dedi. Modern toplumlarda güven duygusunun giderek yüz yüze ilişkilerden değil, dijital sinyaller ve doğrulama mekanizmalarından beslendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead Yet, yalnızlığı ortadan kaldırmayı değil; onu yönetilebilir kılmayı hedefler. Bu yönüyle uygulama, yalnızlığın çözümü değil, onunla baş etme teknolojisidir.” diye konuştu. Yalnızlık artık gizlenmiyor, yönetilmeye çalışılıyor! Dünyadaki benzer örneklere de dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Benzer örnekler Japonya’da yalnız yaşlılara yönelik sensörlü ev sistemlerinde, Güney Kore’de tek kişilik hanelere odaklanan dijital bakım uygulamalarında ve ABD’de acil durum teyit yazılımlarında görülmektedir. Özellikle Japonya’da pandemi dönemindeki uzun karantinalar sırasında, evlerinde yalnız yaşayan yaşlı bireyler arasında intihar vakalarının artması, yalnızlığın kamusal bir kriz olarak ele alınmasına yol açmış; bu süreç Yalnızlık Bakanlığı’nın kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Benzer şekilde İngiltere’de de yalnızlığın halk sağlığı üzerindeki etkileri nedeniyle ‘Yalnızlık Bakanlığı’ oluşturulmuş, yalnızlık artık bireysel bir sorun değil, devlet politikası düzeyinde ele alınan yapısal bir mesele hâline gelmiştir. Bu örneklerin ortak noktası açıktır: Toplumsal bağların yerini, dijital izleme ve doğrulama mekanizmaları almaktadır. Yalnızlık artık gizlenen değil; ölçülen, izlenen ve yönetişim alanına dâhil edilen bir toplumsal olguya dönüşmektedir.” dedi. Türkiye’de de yalnızlık meselesi yeni bir boyut kazandı Türkiye’de yalnızlık meselesinin, hızlanan kentleşme, çekirdek ailenin çözülmesi ve dijital iletişim pratiklerinin yaygınlaşmasıyla yeni bir boyut kazandığını anlatan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu çerçevede Üsküdar Üniversitesi, yalnızlığı her yıl farklı sosyal gruplar ve toplumsal kategoriler bağlamında ele alan uluslararası sempozyumlar ve ulusal ölçekli araştırmalar yoluyla bu alanda önemli bir akademik birikim üretmektedir. Gençlik ve yalnızlık ile yaşlılık ve yalnızlık üzerine yapılan son araştırmalar, yalnızlığın kuşaklar arası farklı biçimlerde deneyimlendiğini; ancak her iki grupta da ortak olarak görünürlük, aidiyet ve sosyal destek eksikliği ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.” diye konuştu. Bu bağlamda dijital uygulamaların, yalnızlık olgusunun hem sonucu hem de semptomu olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead? gibi araçlar, sosyal çözülmenin birey düzeyinde ürettiği geçici savunma mekanizmalarıdır. Akademik bilgi ile dijital pratik arasındaki bu kesişim, yalnızlığın artık yalnızca teorik bir tartışma değil; gündelik hayatın doğrudan düzenlenen bir alanı hâline geldiğini göstermektedir. Are You Dead? / Are You Dead Yet, basit bir mobil uygulamadan çok daha fazlasıdır. Bu tür araçlar, çağımızın yalnızlık–güvenlik–varlık kanıtı ekseninde şekillenen toplumsal kırılganlığı görünür kılmaktadır. Uygulamanın ima ettiği temel soru nettir: İnsanların hayatta olduklarını düzenli olarak teyit etmek zorunda kaldığı bir toplumda, hangi sosyal bağlar zayıflamıştır?” şeklinde konuştu. Gençler yapay zekâ tabanlı dijital araçlarla dertleşiyor Dijital çağda yalnızlığın artık yalnızca hissedilen bir duygu değil; izlenen, ölçülen ve yönetilen bir toplumsal olguya dönüştüğünü de kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Özellikle gençler arasında, yüz yüze dertleşilen ve güven duyulan kişi sayısının azalmasıyla birlikte, ChatGPT gibi yapay zekâ tabanlı dijital araçlarla dertleşme ve paylaşım pratiklerinin giderek yaygınlaştığı görülmektedir. Bu yönelim, insan ilişkilerinin giderek yüzeyselleştiğini, buna karşılık bireylerin yargılanmadan dinlenebilecekleri, sürekli erişilebilir ve ‘güvenli’ alanlara duyduğu ihtiyacın arttığını göstermektedir. Üsküdar Üniversitesi tarafından yürütülen ‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ araştırmasının bulguları, gençlerin yoğun dijital etkileşim içinde olmalarına rağmen derin, sürdürülebilir ve güven temelli sosyal bağlar kurmakta zorlandıklarını ortaya koymaktadır. Teknoloji yalnızlığı ortadan kaldırmaz; yalnızca onunla başa çıkma biçimleri sunar. Kalıcı güven, aidiyet ve insani temas ise algoritmik sistemlerde değil, yeniden inşa edilecek yüz yüze ilişkilerde ve kolektif dayanışma pratiklerinde yatmaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Yapay Zekaya İlişkinizdeki Sorunları Anlatmayın Haber

Yapay Zekaya İlişkinizdeki Sorunları Anlatmayın

Bu eğilimin ilişkilerde yeni bir savunma alanı yarattığına dikkat çeken Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, partneriyle konuşmak yerine sorunu bir algoritmaya danışmanın sistemik teoride “üçgenleşme” olarak adlandırılan savunma mekanizmasının dijital bir yansıması olduğunu vurguluyor. İlişkilerde yaşanan sorunlar ve belirsizlikler karşısında çiftler, giderek daha sık yapay zekaya yöneliyor. Partnerler, eşiyle yüzleşmenin getireceği kaygı, hüzün, korku gibi zor duygulardan kaçmak için yapay zekayı bir tampon olarak kullanıyor. Bir başka deyişle, ilişkilerine bir üçüncüyü dahil ediyor. Yapay zekaya başvuran kişi yapay zekayla ittifak kurmaya çalışarak, partnerine karşı elini güçlendirmeyi amaçlıyor ve böylelikle partnere karşı bir savunma alanı yaratıyor. Bu tablo, ilişkide adeta bir mücadele alanı oluşmasına ve eşlerin birbirlerine kimin haklı olduğunu ispat etmeye çalışmasına neden olan sağlıksız bir durumu ortaya çıkarıyor. İlişkilerde sorunlar yaşandığında ya da belirsizliklerle karşı karşıya kalındığında, bireylerin en sık hissettiği duyguların başında çaresizlik, kaygı ve üzüntü geliyor. Bu duygularla birlikte, sorunun hızlıca çözülmesi ve belirsizliklerin ortadan kalkması yönünde güçlü bir beklenti oluşuyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, partnerle konuşup sorunu masaya yatırmak ve çözüm üretmek yerine, daha kolay ve zahmetsiz olduğu düşünülen ChatGPT gibi yapay zeka uygulamalarına yönelme eğilimi öne çıktığını belirtiyor. Yapay Zeka, İlişkilerde Belirsizlikten Kaçışın Dijital Yolu Eşlerin bu yollara başvurmasındaki en önemli sebebin belirsizliklerden kurtulmak olduğunu söyleyen Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, “Sorun yaşandığında, eşiyle yaşadığı problemlerin çözülemeyeceğine dair yoğun kaygı ve korku hisseden bireyler, partnerleriyle konuşmayı ya da tartışmayı tercih etmeyip bu duygularla yüzleşmek yerine, çözümü yapay zeka asistanlarına danışmakta arıyor. Bu tutum sorun yokmuş gibi davranma, odağı başka bir noktaya kaydırma ya da eşin ne düşündüğünü varsayma gibi hatalı baş etme biçimlerinin teknolojik bir yansımasıdır. Eşiyle tartışan bireylerin, haklı olup olmadıklarını ya da partnerlerinin ne hissettiğini ChatGPT’ye sorması ise oldukça endişe verici bir tabloyu ortaya koyuyor. Teknoloji hayatı kolaylaştırsa da bir ilişkiyi bir algoritmaya emanet etmek, o ilişkiyi farkında olmadan sona doğru sürükleyebiliyor. Oysa asıl mesele, bir sorun ya da tartışma yaşandığında kişinin eşinin gözündeki ve gönlündeki yerinden emin olamaması ne kadar değerli, ne kadar sevilebilir ve ne kadar vazgeçilmez olduğunu sorgulamasıdır. Bu güven duygusu zedelendiğinde, birey yanıtını bilmediği soruları ChatGPT’ye yöneltme eğilimi gösteriyor. İlişkiyi iyileştirmek ve daha sağlıklı hale getirmek amacıyla kurulan bu yapay zeka ittifakları ise çoğu zaman ilişkinin daha da karmaşıklaşmasına neden oluyor. Bireyin kendisini daha güvensiz, daha kaygılı ve daha korkulu hissetmesine yol açıyor.” açıklamalarında bulundu. İlişkilerde Yapay Zekaya Başvurmanın 2 Temel Yansıması Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, çiftlerin yapay zekaya yönelmesinin temelinde belirsizlikten kurtulma isteğinin yattığını belirterek bu durumu iki ana başlık altında değerlendiriyor: 1. Zihin okuma: Eşinin zihnini okumaya çalışmak, başvurulan yollardan biri. Zihin okuma, kaygıları dindirme, belirsizlikleri belirli hale getirmeye çalışma, partnerinin hareketlerinin sebebini anlamaya çalışmak için başvurulan bir yoldur. İlişkisinde yaşadıklarını ChatGPT’ye sorarak, eşinin ne düşündüğünü anlamaya çalışıp, hislerinin ne olduğunu öğrenmeye çalışırlar. Böylelikle, eşiyle iletişim kurmadan, konuşmadan, aklından geçenleri ChatGPT’ye sorup öğrendiğini var sayarak, olasılıklar üzerine kurulu bir ilişki yaşamış olur. Gerçek ilişkiden uzak, -mış gibi yaşanan bir ilişki olur. Kanlı canlı partneriyle bu ilişkiyi yaşamak varken, yapay zeka üzerinden ilişki kurar. Bu şekilde eşiyle sorunsuz bir ilişki yaşayacağı hayaline kapılır. Ancak, bu büyük bir hayaldir. 2. İlişkide üçgenleşme: Bir diğer başvurulan yol başka birinden akıl almak. Günümüzde bu akıl alınan kaynak yapay zeka uygulamaları oluyor. Bu durum, eskiden saatlerce arkadaşlarla dertleşmek, onlardan akıl almak, anneyle konuşmak, partnerin yakın arkadaşlarıyla konuşarak onun tarafını öğrenmek şeklinde olurdu. Gerek yapay zekaya gerek başka insanlara sormak tamamen yanlış olup, ilişkinin altına dinamit koyan hareketlerdir. Hele ki bu yapay zeka olduğunda daha da risklidir. Çünkü alacağınız cevaplar bir algoritmaya göre geleceğinden ne sizin ilişkinize özgü ne partnerinize özgü yanıtlar olacaktır. İstemik açıdan baktığımızda, eşinizle aranızdaki sorunu bir robota sormak, modern bir 'zihin okuma' hatasıdır. Siz eşinizin gözlerinin içine bakarak, onun ses tonundaki titremeyi duyarak almanız gereken cevabı, soğuk bir ekrandan okumaya çalışıyorsunuz. Bunu ilişkisel tembellik olarak tanımlıyoruz. İlişkinizin ihtiyacı olan şey 'mantıklı' bir veri analizi değil, 'duygusal' bir temastır. Yapay zeka size 'haklısınız' diyebilir, ama o gece sarılıp uyuyacağınız kişi yapay zeka değil, eşinizdir. İlişkinizi verilere değil, birbirinizin kalbine ve niyetine emanet edin.

Türkiye, ChatGPT Kullanımında Dünyanın Zirvesinde Haber

Türkiye, ChatGPT Kullanımında Dünyanın Zirvesinde

Dijital pazarlama ajansı Cremicro'nun Kurucusu Haydar Özkömürcü, bu verilerin Türk şirketleri için 2026 yılında hayati bir strateji değişikliğini işaret ettiğini vurguluyor. Dünya genelinde dijital alışkanlıkların hızla değiştiği bir dönemden geçerken, Ekim 2025 verileri Türkiye'deki kullanıcı davranışlarına dair çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Küresel ortalamanın %80,92 olduğu "ChatGPT Kaynaklı Yapay Zeka Web Trafiği" listesinde Türkiye, %94,49'luk rekor bir oranla dünya birincisi oldu. Gelişmiş ülkeleri geride bırakan Türkiye'de, yapay zeka üzerinden bir web sitesine giden trafiğin neredeyse tamamı ChatGPT üzerinden gerçekleşiyor. Bu tabloyu yorumlayan Cremicro Kurucusu Haydar Özkömürcü, klasik SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) devrinin evrildiğini ve yerini AIO'ya (Yapay Zeka Optimizasyonu - Artificial Intelligence Optimization) bıraktığını belirtiyor. "Türkiye'de AIO Yaptırmayan Marka, Müşterisinin Gözünde Yok Hükmündedir" Verilerin, Türk tüketicisinin bilgiye ulaşma yolculuğunda arama motorlarından sohbet botlarına (chatbot) radikal bir geçiş yaptığını kanıtladığını belirten Haydar Özkömürcü, şu değerlendirmede bulundu. "Rapor açıkça gösteriyor ki; Türkiye'de yapay zeka kullanan her 100 kişiden yaklaşık 95'i, bir ürün veya hizmet ararken ChatGPT'nin yönlendirmelerine güveniyor. Bu, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir dominasyon. Artık sadece Google'da ilk sayfada olmak yetmiyor; markanızın ChatGPT tarafından 'önerilen' ve 'referans gösterilen' bir otorite olması gerekiyor. Buna 'Generative Engine Optimization' (GEO) veya AIO diyoruz. Bu veriler ışığında net bir şekilde söyleyebilirim ki; AIO stratejisinin dünyada en fazla işe yaradığı ve en yüksek geri dönüşü sağladığı ülke Türkiye'dir." Zorlu Geçecek 2026 Yılında Rekabet Avantajı: "Yapay Zekanın Dilinden Konuşmak" Ekonomik belirsizliklerin ve artan rekabet koşullarının gölgesinde geçmesi beklenen 2026 yılı, şirketlerin pazarlama bütçelerini en verimli şekilde kullanmalarını zorunlu kılıyor. Geleneksel reklam kanallarının maliyetleri artarken, ChatGPT gibi platformlarda görünür olmanın, satın alma kararı veren kitleye ulaşmanın en kestirme yolu olduğu görülüyor. Firmaların 2026 planlamalarında yapay zeka optimizasyonunu merkeze almaları gerektiğini vurgulayan Özkömürcü, sözlerine şöyle devam etti: "2026 yılı, şirketler için finansal açıdan temkinli olunması gereken, zorlu bir yıl olacak. Böylesine daralan bir ekonomide, pazarlama bütçenizi nereye harcadığınız hayati önem taşıyor. Müşterileriniz artık 'en iyi muhasebe yazılımı hangisi?' veya 'İstanbul'da en güvenilir insan kaynakları firması kim?' sorusunu Google yerine ChatGPT'ye soruyor. Eğer yapay zeka firmanızı tanımıyor ve önermiyorsa, o müşteriyi masada bırakıyorsunuz demektir. Türk şirketleri için krizden çıkışın ve büyümenin formülü, algoritmaların değil, yapay zekanın dilinden konuşan bir optimizasyon sürecinden geçiyor." Cremicro Hakkında: Haydar Özkömürcü tarafından kurulan Cremicro, veri odaklı dijital pazarlama, SEO ve yeni nesil Yapay Zeka Optimizasyonu (AIO) alanlarında hizmet veren, markaların dijital dönüşüm süreçlerine liderlik eden yenilikçi bir dijital pazarlama ajansıdır.

Yapay Zekâdan Arkadaş Olur Mu? ​​​​​​​ Haber

Yapay Zekâdan Arkadaş Olur Mu? ​​​​​​​

Yapay zekâ arkadaşlar, LLM'lerin ve doğal dil işleme (NLP) teknolojisinin gücünü kullanarak kullanıcılarıyla sohbet tarzında, son derece kişiselleştirilmiş bir şekilde etkileşim kuruyor. Character.AI, Nomi ve Replika gibi uygulamalar, kullanıcılarının psikolojik ve bazen de romantik ihtiyaçlarını karşılıyor. Büyük platformlar bile bu trendi yakalamaya başladı. OpenAI kısa süre önce "doğrulanmış yetişkinler için erotik içerik" sunacağını ve geliştiricilerin ChatGPT üzerine kurulu "yetişkinlere yönelik" uygulamalar oluşturmasına izin verebileceğini açıkladı. Elon Musk'ın xAI şirketi de Grok uygulamasında flörtöz yapay zekâ arkadaşları piyasaya sürdü. Kişisel bilgilerinizin üçüncü şahıslarla paylaşılmayacağından nasıl emin olabilirsiniz? Temmuz ayında yayımlanan bir araştırma, gençlerin yaklaşık dörtte üçünün yapay zekâ arkadaşlarını kullandığını ve yarısının bunu düzenli olarak yaptığını ortaya koydu. Aynı araştırmada gençlerin üçte birinin ciddi konuşmalar için insanlara göre yapay zekâ botlarını tercih etmesi ve dörtte birinin onlarla kişisel bilgilerini paylaşması dikkat çekti. Bu durum, uyarıcı hikâyeler ortaya çıkmaya başladıkça özellikle endişe verici hâle geliyor. Ekim ayında, araştırmacılar iki yapay zekâ arkadaş uygulamasının farkında olmadan son derece hassas kullanıcı bilgilerini ifşa ettiğini paylaştı. Fırsatçı tehdit aktörleri, para kazanmanın yeni bir yolunu her zaman keşfedebiliyor. Kurbanların yapay zekâ arkadaşlarıyla romantik sohbetlerinde paylaştıkları bilgilerin şantaj için biçilmiş kaftan olduğunu her zaman göz önüne almaları gerekir. Ailenizi nasıl güvende tutabilirsiniz? İster kendiniz bir yapay zekâ arkadaşlık uygulaması kullanın ister çocuklarınızın kullanmasından endişe duyuyor olun şu noktalara dikkat etmelisiniz. Yapay zekânın yerleşik güvenlik veya gizlilik önlemleri olmadığını varsayın. Bir yabancıyla paylaşmaktan rahatsız olacağınız hiçbir kişisel veya finansal bilgiyi onunla paylaşmayın. Siz veya çocuklarınız bu uygulamalardan birini denemek istiyorsanız önceden araştırma yapın ve en iyi güvenlik ve gizlilik korumalarını sunan uygulamaları bulun. Bu, gizlilik politikalarını okuyarak verilerinizi nasıl kullandıklarını veya paylaştıklarını anlamak anlamına gelir. Kullanım amacını açıkça belirtmeyen veya kullanıcı verilerini sattığını paylaşan uygulamalardan kaçının. Uygulamanızı bulduktan sonra, iki faktörlü kimlik doğrulama gibi güvenlik özelliklerini etkinleştirmeyi unutmayın. Bu, çalınan veya brute force saldırısıyla ele geçirilen parolaların kullanılarak hesapların ele geçirilmesini önlemeye yardımcı olacaktır. Gizlilik ayarlarını inceleyerek korumayı artırın. Örneğin, model eğitimi için konuşmalarınızın kaydedilmesini devre dışı bırakma seçeneği olabilir. Arkadaşlık uygulamalarının kâr amaçlı uygulamalar olduğunu unutmayın Çocuklarınızın bu araçları kullanmasının güvenlik, gizlilik ve psikolojik etkileri konusunda endişeleriniz varsa daha fazla bilgi edinmek için onlarla diyalog kurun. Aşırı paylaşımın risklerini hatırlatın ve bu uygulamaların, kullanıcılarının çıkarlarını ön planda tutmayan, kâr amaçlı araçlar olduğunu vurgulayın. Bu uygulamaların çocuklarınız üzerinde yaratabileceği etkiden endişe duyuyorsanız ekran süresini ve kullanımı sınırlamak gerekebilir. Bu sınırlama, ebeveyn denetim kontrolleri veya uygulamaları aracılığıyla uygulanabilir. Çocuklarınız için yaş doğrulama ve içerik denetimi politikalarına sahip yeterli koruma sağlayamayan hiçbir yapay zekâ destekli arkadaşlık uygulamasına izin vermemeniz gerektiği unutmayın. Düzenleyicilerin, geliştiricilerin bu alanda neler yapıp yapamayacağına dair daha katı kurallar uygulamak için müdahale edip etmeyeceği henüz belli değil. Romantik botlar şu anda bir nevi gri alanda faaliyet gösteriyor ancak AB'de yakında yürürlüğe girecek olan Dijital Adalet Yasası, aşırı derecede bağımlılık yaratan ve kişiselleştirilmiş deneyimleri yasaklayabilir. Geliştiriciler ve düzenleyiciler bu konuda bir sonuca varana kadar, yapay zekâ arkadaşlarını sırdaş veya duygusal destek olarak görmemek daha iyi olabilir.

Gölge Yapay Zekâ Çalışanlar İçin Kolaylık, Şirketler İçin Risk Haber

Gölge Yapay Zekâ Çalışanlar İçin Kolaylık, Şirketler İçin Risk

Çalışanlar, hayatlarını kolaylaştıracak üretken yapay zekânın potansiyelinden çok etkilendiler. Microsoft, yapay zekâ kullanıcılarının yüzde 78’inin artık kendi araçlarını işe getirdiğini tahmin ediyor. Bu durum kurumsal yapılarda güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor. Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri olan ESET, gölge yapay zekâyı mercek altına aldı. Gölge yapay zekâ, kurumsal denetim olmaksızın kullanılan yetkisiz yapay zekâ araçlarını ve teknolojilerini ifade ediyor. ChatGPT, Gemini veya Claude gibi popüler sohbet robotları, cep telefonlarına veya evden çalışma dizüstü bilgisayarlarına kolayca indirilip kullanılabiliyor. Bu robotlar, bazı çalışanlara iş yükünü azaltma, teslim tarihlerini kolaylaştırma ve daha yüksek değerli görevlere zaman ayırma gibi cazip bir olasılık sunuyor. ChatGPT gibi bağımsız uygulamalar, gölge yapay zekâ sorunlarının büyük bir kısmını oluşturur. Ancak bunlar sorunun tüm boyutunu temsil etmez. Bu teknoloji, tarayıcı uzantıları aracılığıyla da işletmelere sızabilir. Hatta kullanıcıların BT departmanının bilgisi olmadan etkinleştirdiği meşru iş yazılımı ürünlerinde de bulunabilir. Bir de ajanlı yapay zekâ var: Otonom ajanlar etrafında şekillenen ve insanlar tarafından kendilerine verilen belirli görevleri bağımsız olarak tamamlamak üzere tasarlanmış yapay zekâ inovasyonunun bir sonraki dalgası. Doğru koruma önlemleri alınmazsa bu ajanlar hassas veri depolarına erişebilir ve yetkisiz veya kötü niyetli eylemler gerçekleştirebilir. Farkına varıldığında ise artık çok geç olabilir. Gölge yapay zekâ riskleri nelerdir? Bunların tümü, kuruluşlar için büyük potansiyel güvenlik ve uyumluluk riskleri oluşturuyor. Her komutta, çalışanların hassas veya düzenlemeye tabi verileri paylaşma riski vardır. Bu veriler toplantı notları, IP, kod veya müşteri ya da çalışanların kişisel olarak tanımlanabilir bilgileri olabilir. Girilen her şey modeli eğitmek için kullanılır, gelecekte diğer kullanıcılara aktarılabilir. Üçüncü taraf sunucularda depolanır. Bu durum chatbot geliştiricisinin çalışanlarının hassas bilgilerini görmesine olanak tanıyarak kuruluşu daha da riske atar. Çinli sağlayıcı DeepSeek’te olduğu gibi, veriler bu sağlayıcı tarafından sızdırılabilir veya ihlal edilebilir. Sohbet robotları, kuruluşu farkında olmadan hedefli tehditlere maruz bırakan yazılım güvenlik açıkları veya arka kapılar içerebilir. İş amaçlı bir sohbet robotu indirmek isteyen herhangi bir çalışan, makinesinden gizli bilgileri çalmak için tasarlanmış kötü amaçlı bir sürümü yanlışlıkla yükleyebilir. Bu amaçla açıkça tasarlanmış birçok sahte GenAI aracı bulunmaktadır. Kodlama araçlarının izinsiz kullanımı, çıktıların uygun şekilde incelenmemesi durumunda müşteriye sunulan ürünlere istismar edilebilir hatalar getirebilir. Modeller önyargılı veya düşük kaliteli verilerle eğitilmişse yapay zekâ destekli analiz araçlarının kullanımı bile riskli olabilir ve hatalı karar almaya yol açabilir. Gölge yapay zekâ ile bağlantılı güvenlik ihlalleri, uyum cezaları da dâhil olmak üzere önemli mali ve itibar kaybına neden olabilir. Riskleri azaltmak için neler yapılabilir? Risklerle başa çıkmak için bulduğunuz her yeni gölge yapay zekâ aracını bir reddetme listesine eklemek yeterli olmayacaktır. Bu teknolojilerin kullanıldığını kabul etmeniz, ne kadar yaygın ve hangi amaçlarla kullanıldığını anlamanız ve ardından gerçekçi bir kabul edilebilir kullanım politikası oluşturmanız gerekir. Güvenlik ve uyum risklerinin nerede olduğunu anlamak için şirket içi testler yapılmalıdır. Belirli araçların yasaklandığı durumlarda, kullanıcıları bu araçlara geçmeye ikna edebileceğiniz alternatifler bulmaya çalışın. Ayrıca çalışanların henüz keşfetmediğiniz yeni araçlara erişim talep edebilecekleri sorunsuz bir süreç oluşturun. Çalışanlara eğitim verin ve gölge yapay zekâ kullanarak ne gibi riskler alabileceklerini bildirin. Veri sızıntısı risklerini azaltmak ve yapay zekâ kullanımına ilişkin görünürlüğü artırmak için ağ izleme ve güvenlik araçlarını değerlendirin.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.