Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Chatgpt

Kapsül Haber Ajansı - Chatgpt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chatgpt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

   Yalnızlık Kurumsallaşıyor! Haber

  Yalnızlık Kurumsallaşıyor!

İlk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görünen bu uygulamaların, daha yakından incelendiğinde çağdaş toplumların en kırılgan meselelerinden birine işaret ettiğini söyleyen Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu da yalnızlığın kurumsallaşması ve dijital teknolojiler aracılığıyla yönetilebilir bir toplumsal olguya dönüşmesi.” dedi. Modern toplumlarda güven duygusunun giderek yüz yüze ilişkilerden değil, dijital sinyaller ve doğrulama mekanizmalarından beslendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead Yet, yalnızlığı ortadan kaldırmayı değil; onu yönetilebilir kılmayı hedefler. Bu yönüyle uygulama, yalnızlığın çözümü değil, onunla baş etme teknolojisidir.” diye konuştu. Yalnızlık kurumsallaştı Son dönemde dijital mecralarda hızla yayılan “Are You Dead? / Are You Dead Yet” uygulamalarının, kullanıcıların belirli aralıklarla “hayatta olduklarını” dijital olarak teyit etmelerine dayandığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, bu teyidin kesintiye uğraması hâlinde önceden tanımlanmış kişi veya ağlara otomatik uyarı gönderildiğini hatırlattı. Bu tür uygulamaların ilk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görüldüğünü belirten Prof. Dr. Süleymanlı, asıl meselenin çok daha derin olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “İlk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görünen bu uygulamalar, daha yakından incelendiğinde çağdaş toplumların en kırılgan meselelerinden birine işaret etmektedir; yalnızlığın kurumsallaşması ve dijital teknolojiler aracılığıyla yönetilebilir bir toplumsal olguya dönüşmesi.” Bu durum toplumsal alarm niteliği taşıyor! Bu durumun basit bir teknolojik kolaylık olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu durum, teknolojik bir kolaylıktan ziyade, bireyin varlığının artık kendiliğinden fark edilmediği; toplumsal ilişkilerin bu işlevi yerine getirecek güçten giderek yoksunlaştığına işaret eden bir toplumsal alarm niteliği taşımaktadır.” Uygulamaların ima ettiği temel gerçeğin altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, “Çünkü bu uygulamalar şunu ima eder; toplumsal ilişkiler, bireyin varlığını kendiliğinden fark edecek kadar güçlü değildir.” dedi. Uygulamalar yalnız yaşam olgusunu sosyolojik tartışmaların merkezine taşıdı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Are You Dead? / Are You Dead Yet gibi dijital teyit uygulamalarının ortaya çıkışının, yalnız yaşam olgusunu yeniden sosyolojik tartışmaların merkezine taşıdığını belirterek, bu kavramın akademik literatürde ele alınışının romantize edilmiş bireysel tercihlerden değil, derin ve travmatik toplumsal kırılma deneyimlerinden beslendiğine dikkat çekti. Bu noktada sosyolog Eric Klinenberg’in çalışmalarına işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Eric Klinenberg, ‘Going Solo’ adlı çalışmasında geliştirdiği ‘solo yaşam’ kavramsallaştırmasını, doğrudan 1995 Chicago sıcak hava dalgası sonrasında yürüttüğü saha araştırmalarına dayandırmaktadır. Bu felaket sırasında özellikle yalnız yaşayan yaşlı bireylerin günlerce fark edilmeden evlerinde hayatlarını kaybetmiş olmaları, solo yaşamın yalnızca bir yaşam tarzı değil; ölümcül sonuçlar üretebilen yapısal bir kırılganlık alanı olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.” diye konuştu. Toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alıyor Solo yaşamın, modern toplumlarda yaş, sınıf, sosyal sermaye ve kırılganlık eksenlerinde derinleşen eşitsizlikleri yansıtan karmaşık bir toplumsal form olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, dijital teyit uygulamalarının tam da bu kırılgan zeminde ortaya çıktığını ifade etti. Are You Dead? türü uygulamaların, geleneksel sosyal ağların işlevini büyük ölçüde yitirdiği bir dünyada “gecikmiş fark edilme” riskini dijital bir protokole dönüştürdüğünü belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Birey hayatta olduğunu bildirmezse, sistem bunu bir istisna olarak algılar ve müdahale mekanizmasını devreye sokar. Böylece toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alır.” ifadesinde bulundu. Dijital teyit uygulamalarının kısa sürede viral hâle gelmesi tesadüf değil Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Are You Dead Yet gibi dijital teyit uygulamalarının kısa sürede viral hâle gelmesinin tesadüf olmadığını dile getirerek, bu durumun modern bireyin derin bir ontolojik güvensizlik yaşadığını ortaya koyduğunu söyledi. Günümüz insanının yalnızca fiziksel olarak değil, varoluşsal düzeyde de kendini güvencesiz hissettiğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu tür uygulamaların kısa sürede viral hâle gelmesi tesadüf değildir. Günümüz bireyi, yalnızca fiziksel olarak değil, ontolojik düzeyde de güvencesizdir; yani var olduğundan, fark edildiğinden ve bir başkasıyla anlamlı bir bağ içinde bulunduğundan emin olmak istemektedir.” dedi. Modern toplumlarda güven duygusunun giderek yüz yüze ilişkilerden değil, dijital sinyaller ve doğrulama mekanizmalarından beslendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead Yet, yalnızlığı ortadan kaldırmayı değil; onu yönetilebilir kılmayı hedefler. Bu yönüyle uygulama, yalnızlığın çözümü değil, onunla baş etme teknolojisidir.” diye konuştu. Yalnızlık artık gizlenmiyor, yönetilmeye çalışılıyor! Dünyadaki benzer örneklere de dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Benzer örnekler Japonya’da yalnız yaşlılara yönelik sensörlü ev sistemlerinde, Güney Kore’de tek kişilik hanelere odaklanan dijital bakım uygulamalarında ve ABD’de acil durum teyit yazılımlarında görülmektedir. Özellikle Japonya’da pandemi dönemindeki uzun karantinalar sırasında, evlerinde yalnız yaşayan yaşlı bireyler arasında intihar vakalarının artması, yalnızlığın kamusal bir kriz olarak ele alınmasına yol açmış; bu süreç Yalnızlık Bakanlığı’nın kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Benzer şekilde İngiltere’de de yalnızlığın halk sağlığı üzerindeki etkileri nedeniyle ‘Yalnızlık Bakanlığı’ oluşturulmuş, yalnızlık artık bireysel bir sorun değil, devlet politikası düzeyinde ele alınan yapısal bir mesele hâline gelmiştir. Bu örneklerin ortak noktası açıktır: Toplumsal bağların yerini, dijital izleme ve doğrulama mekanizmaları almaktadır. Yalnızlık artık gizlenen değil; ölçülen, izlenen ve yönetişim alanına dâhil edilen bir toplumsal olguya dönüşmektedir.” dedi. Türkiye’de de yalnızlık meselesi yeni bir boyut kazandı Türkiye’de yalnızlık meselesinin, hızlanan kentleşme, çekirdek ailenin çözülmesi ve dijital iletişim pratiklerinin yaygınlaşmasıyla yeni bir boyut kazandığını anlatan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu çerçevede Üsküdar Üniversitesi, yalnızlığı her yıl farklı sosyal gruplar ve toplumsal kategoriler bağlamında ele alan uluslararası sempozyumlar ve ulusal ölçekli araştırmalar yoluyla bu alanda önemli bir akademik birikim üretmektedir. Gençlik ve yalnızlık ile yaşlılık ve yalnızlık üzerine yapılan son araştırmalar, yalnızlığın kuşaklar arası farklı biçimlerde deneyimlendiğini; ancak her iki grupta da ortak olarak görünürlük, aidiyet ve sosyal destek eksikliği ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.” diye konuştu. Bu bağlamda dijital uygulamaların, yalnızlık olgusunun hem sonucu hem de semptomu olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead? gibi araçlar, sosyal çözülmenin birey düzeyinde ürettiği geçici savunma mekanizmalarıdır. Akademik bilgi ile dijital pratik arasındaki bu kesişim, yalnızlığın artık yalnızca teorik bir tartışma değil; gündelik hayatın doğrudan düzenlenen bir alanı hâline geldiğini göstermektedir. Are You Dead? / Are You Dead Yet, basit bir mobil uygulamadan çok daha fazlasıdır. Bu tür araçlar, çağımızın yalnızlık–güvenlik–varlık kanıtı ekseninde şekillenen toplumsal kırılganlığı görünür kılmaktadır. Uygulamanın ima ettiği temel soru nettir: İnsanların hayatta olduklarını düzenli olarak teyit etmek zorunda kaldığı bir toplumda, hangi sosyal bağlar zayıflamıştır?” şeklinde konuştu. Gençler yapay zekâ tabanlı dijital araçlarla dertleşiyor Dijital çağda yalnızlığın artık yalnızca hissedilen bir duygu değil; izlenen, ölçülen ve yönetilen bir toplumsal olguya dönüştüğünü de kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Özellikle gençler arasında, yüz yüze dertleşilen ve güven duyulan kişi sayısının azalmasıyla birlikte, ChatGPT gibi yapay zekâ tabanlı dijital araçlarla dertleşme ve paylaşım pratiklerinin giderek yaygınlaştığı görülmektedir. Bu yönelim, insan ilişkilerinin giderek yüzeyselleştiğini, buna karşılık bireylerin yargılanmadan dinlenebilecekleri, sürekli erişilebilir ve ‘güvenli’ alanlara duyduğu ihtiyacın arttığını göstermektedir. Üsküdar Üniversitesi tarafından yürütülen ‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ araştırmasının bulguları, gençlerin yoğun dijital etkileşim içinde olmalarına rağmen derin, sürdürülebilir ve güven temelli sosyal bağlar kurmakta zorlandıklarını ortaya koymaktadır. Teknoloji yalnızlığı ortadan kaldırmaz; yalnızca onunla başa çıkma biçimleri sunar. Kalıcı güven, aidiyet ve insani temas ise algoritmik sistemlerde değil, yeniden inşa edilecek yüz yüze ilişkilerde ve kolektif dayanışma pratiklerinde yatmaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Yapay Zekaya İlişkinizdeki Sorunları Anlatmayın Haber

Yapay Zekaya İlişkinizdeki Sorunları Anlatmayın

Bu eğilimin ilişkilerde yeni bir savunma alanı yarattığına dikkat çeken Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, partneriyle konuşmak yerine sorunu bir algoritmaya danışmanın sistemik teoride “üçgenleşme” olarak adlandırılan savunma mekanizmasının dijital bir yansıması olduğunu vurguluyor. İlişkilerde yaşanan sorunlar ve belirsizlikler karşısında çiftler, giderek daha sık yapay zekaya yöneliyor. Partnerler, eşiyle yüzleşmenin getireceği kaygı, hüzün, korku gibi zor duygulardan kaçmak için yapay zekayı bir tampon olarak kullanıyor. Bir başka deyişle, ilişkilerine bir üçüncüyü dahil ediyor. Yapay zekaya başvuran kişi yapay zekayla ittifak kurmaya çalışarak, partnerine karşı elini güçlendirmeyi amaçlıyor ve böylelikle partnere karşı bir savunma alanı yaratıyor. Bu tablo, ilişkide adeta bir mücadele alanı oluşmasına ve eşlerin birbirlerine kimin haklı olduğunu ispat etmeye çalışmasına neden olan sağlıksız bir durumu ortaya çıkarıyor. İlişkilerde sorunlar yaşandığında ya da belirsizliklerle karşı karşıya kalındığında, bireylerin en sık hissettiği duyguların başında çaresizlik, kaygı ve üzüntü geliyor. Bu duygularla birlikte, sorunun hızlıca çözülmesi ve belirsizliklerin ortadan kalkması yönünde güçlü bir beklenti oluşuyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, partnerle konuşup sorunu masaya yatırmak ve çözüm üretmek yerine, daha kolay ve zahmetsiz olduğu düşünülen ChatGPT gibi yapay zeka uygulamalarına yönelme eğilimi öne çıktığını belirtiyor. Yapay Zeka, İlişkilerde Belirsizlikten Kaçışın Dijital Yolu Eşlerin bu yollara başvurmasındaki en önemli sebebin belirsizliklerden kurtulmak olduğunu söyleyen Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, “Sorun yaşandığında, eşiyle yaşadığı problemlerin çözülemeyeceğine dair yoğun kaygı ve korku hisseden bireyler, partnerleriyle konuşmayı ya da tartışmayı tercih etmeyip bu duygularla yüzleşmek yerine, çözümü yapay zeka asistanlarına danışmakta arıyor. Bu tutum sorun yokmuş gibi davranma, odağı başka bir noktaya kaydırma ya da eşin ne düşündüğünü varsayma gibi hatalı baş etme biçimlerinin teknolojik bir yansımasıdır. Eşiyle tartışan bireylerin, haklı olup olmadıklarını ya da partnerlerinin ne hissettiğini ChatGPT’ye sorması ise oldukça endişe verici bir tabloyu ortaya koyuyor. Teknoloji hayatı kolaylaştırsa da bir ilişkiyi bir algoritmaya emanet etmek, o ilişkiyi farkında olmadan sona doğru sürükleyebiliyor. Oysa asıl mesele, bir sorun ya da tartışma yaşandığında kişinin eşinin gözündeki ve gönlündeki yerinden emin olamaması ne kadar değerli, ne kadar sevilebilir ve ne kadar vazgeçilmez olduğunu sorgulamasıdır. Bu güven duygusu zedelendiğinde, birey yanıtını bilmediği soruları ChatGPT’ye yöneltme eğilimi gösteriyor. İlişkiyi iyileştirmek ve daha sağlıklı hale getirmek amacıyla kurulan bu yapay zeka ittifakları ise çoğu zaman ilişkinin daha da karmaşıklaşmasına neden oluyor. Bireyin kendisini daha güvensiz, daha kaygılı ve daha korkulu hissetmesine yol açıyor.” açıklamalarında bulundu. İlişkilerde Yapay Zekaya Başvurmanın 2 Temel Yansıması Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, çiftlerin yapay zekaya yönelmesinin temelinde belirsizlikten kurtulma isteğinin yattığını belirterek bu durumu iki ana başlık altında değerlendiriyor: 1. Zihin okuma: Eşinin zihnini okumaya çalışmak, başvurulan yollardan biri. Zihin okuma, kaygıları dindirme, belirsizlikleri belirli hale getirmeye çalışma, partnerinin hareketlerinin sebebini anlamaya çalışmak için başvurulan bir yoldur. İlişkisinde yaşadıklarını ChatGPT’ye sorarak, eşinin ne düşündüğünü anlamaya çalışıp, hislerinin ne olduğunu öğrenmeye çalışırlar. Böylelikle, eşiyle iletişim kurmadan, konuşmadan, aklından geçenleri ChatGPT’ye sorup öğrendiğini var sayarak, olasılıklar üzerine kurulu bir ilişki yaşamış olur. Gerçek ilişkiden uzak, -mış gibi yaşanan bir ilişki olur. Kanlı canlı partneriyle bu ilişkiyi yaşamak varken, yapay zeka üzerinden ilişki kurar. Bu şekilde eşiyle sorunsuz bir ilişki yaşayacağı hayaline kapılır. Ancak, bu büyük bir hayaldir. 2. İlişkide üçgenleşme: Bir diğer başvurulan yol başka birinden akıl almak. Günümüzde bu akıl alınan kaynak yapay zeka uygulamaları oluyor. Bu durum, eskiden saatlerce arkadaşlarla dertleşmek, onlardan akıl almak, anneyle konuşmak, partnerin yakın arkadaşlarıyla konuşarak onun tarafını öğrenmek şeklinde olurdu. Gerek yapay zekaya gerek başka insanlara sormak tamamen yanlış olup, ilişkinin altına dinamit koyan hareketlerdir. Hele ki bu yapay zeka olduğunda daha da risklidir. Çünkü alacağınız cevaplar bir algoritmaya göre geleceğinden ne sizin ilişkinize özgü ne partnerinize özgü yanıtlar olacaktır. İstemik açıdan baktığımızda, eşinizle aranızdaki sorunu bir robota sormak, modern bir 'zihin okuma' hatasıdır. Siz eşinizin gözlerinin içine bakarak, onun ses tonundaki titremeyi duyarak almanız gereken cevabı, soğuk bir ekrandan okumaya çalışıyorsunuz. Bunu ilişkisel tembellik olarak tanımlıyoruz. İlişkinizin ihtiyacı olan şey 'mantıklı' bir veri analizi değil, 'duygusal' bir temastır. Yapay zeka size 'haklısınız' diyebilir, ama o gece sarılıp uyuyacağınız kişi yapay zeka değil, eşinizdir. İlişkinizi verilere değil, birbirinizin kalbine ve niyetine emanet edin.

Türkiye, ChatGPT Kullanımında Dünyanın Zirvesinde Haber

Türkiye, ChatGPT Kullanımında Dünyanın Zirvesinde

Dijital pazarlama ajansı Cremicro'nun Kurucusu Haydar Özkömürcü, bu verilerin Türk şirketleri için 2026 yılında hayati bir strateji değişikliğini işaret ettiğini vurguluyor. Dünya genelinde dijital alışkanlıkların hızla değiştiği bir dönemden geçerken, Ekim 2025 verileri Türkiye'deki kullanıcı davranışlarına dair çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Küresel ortalamanın %80,92 olduğu "ChatGPT Kaynaklı Yapay Zeka Web Trafiği" listesinde Türkiye, %94,49'luk rekor bir oranla dünya birincisi oldu. Gelişmiş ülkeleri geride bırakan Türkiye'de, yapay zeka üzerinden bir web sitesine giden trafiğin neredeyse tamamı ChatGPT üzerinden gerçekleşiyor. Bu tabloyu yorumlayan Cremicro Kurucusu Haydar Özkömürcü, klasik SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) devrinin evrildiğini ve yerini AIO'ya (Yapay Zeka Optimizasyonu - Artificial Intelligence Optimization) bıraktığını belirtiyor. "Türkiye'de AIO Yaptırmayan Marka, Müşterisinin Gözünde Yok Hükmündedir" Verilerin, Türk tüketicisinin bilgiye ulaşma yolculuğunda arama motorlarından sohbet botlarına (chatbot) radikal bir geçiş yaptığını kanıtladığını belirten Haydar Özkömürcü, şu değerlendirmede bulundu. "Rapor açıkça gösteriyor ki; Türkiye'de yapay zeka kullanan her 100 kişiden yaklaşık 95'i, bir ürün veya hizmet ararken ChatGPT'nin yönlendirmelerine güveniyor. Bu, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir dominasyon. Artık sadece Google'da ilk sayfada olmak yetmiyor; markanızın ChatGPT tarafından 'önerilen' ve 'referans gösterilen' bir otorite olması gerekiyor. Buna 'Generative Engine Optimization' (GEO) veya AIO diyoruz. Bu veriler ışığında net bir şekilde söyleyebilirim ki; AIO stratejisinin dünyada en fazla işe yaradığı ve en yüksek geri dönüşü sağladığı ülke Türkiye'dir." Zorlu Geçecek 2026 Yılında Rekabet Avantajı: "Yapay Zekanın Dilinden Konuşmak" Ekonomik belirsizliklerin ve artan rekabet koşullarının gölgesinde geçmesi beklenen 2026 yılı, şirketlerin pazarlama bütçelerini en verimli şekilde kullanmalarını zorunlu kılıyor. Geleneksel reklam kanallarının maliyetleri artarken, ChatGPT gibi platformlarda görünür olmanın, satın alma kararı veren kitleye ulaşmanın en kestirme yolu olduğu görülüyor. Firmaların 2026 planlamalarında yapay zeka optimizasyonunu merkeze almaları gerektiğini vurgulayan Özkömürcü, sözlerine şöyle devam etti: "2026 yılı, şirketler için finansal açıdan temkinli olunması gereken, zorlu bir yıl olacak. Böylesine daralan bir ekonomide, pazarlama bütçenizi nereye harcadığınız hayati önem taşıyor. Müşterileriniz artık 'en iyi muhasebe yazılımı hangisi?' veya 'İstanbul'da en güvenilir insan kaynakları firması kim?' sorusunu Google yerine ChatGPT'ye soruyor. Eğer yapay zeka firmanızı tanımıyor ve önermiyorsa, o müşteriyi masada bırakıyorsunuz demektir. Türk şirketleri için krizden çıkışın ve büyümenin formülü, algoritmaların değil, yapay zekanın dilinden konuşan bir optimizasyon sürecinden geçiyor." Cremicro Hakkında: Haydar Özkömürcü tarafından kurulan Cremicro, veri odaklı dijital pazarlama, SEO ve yeni nesil Yapay Zeka Optimizasyonu (AIO) alanlarında hizmet veren, markaların dijital dönüşüm süreçlerine liderlik eden yenilikçi bir dijital pazarlama ajansıdır.

Yapay Zekâdan Arkadaş Olur Mu? ​​​​​​​ Haber

Yapay Zekâdan Arkadaş Olur Mu? ​​​​​​​

Yapay zekâ arkadaşlar, LLM'lerin ve doğal dil işleme (NLP) teknolojisinin gücünü kullanarak kullanıcılarıyla sohbet tarzında, son derece kişiselleştirilmiş bir şekilde etkileşim kuruyor. Character.AI, Nomi ve Replika gibi uygulamalar, kullanıcılarının psikolojik ve bazen de romantik ihtiyaçlarını karşılıyor. Büyük platformlar bile bu trendi yakalamaya başladı. OpenAI kısa süre önce "doğrulanmış yetişkinler için erotik içerik" sunacağını ve geliştiricilerin ChatGPT üzerine kurulu "yetişkinlere yönelik" uygulamalar oluşturmasına izin verebileceğini açıkladı. Elon Musk'ın xAI şirketi de Grok uygulamasında flörtöz yapay zekâ arkadaşları piyasaya sürdü. Kişisel bilgilerinizin üçüncü şahıslarla paylaşılmayacağından nasıl emin olabilirsiniz? Temmuz ayında yayımlanan bir araştırma, gençlerin yaklaşık dörtte üçünün yapay zekâ arkadaşlarını kullandığını ve yarısının bunu düzenli olarak yaptığını ortaya koydu. Aynı araştırmada gençlerin üçte birinin ciddi konuşmalar için insanlara göre yapay zekâ botlarını tercih etmesi ve dörtte birinin onlarla kişisel bilgilerini paylaşması dikkat çekti. Bu durum, uyarıcı hikâyeler ortaya çıkmaya başladıkça özellikle endişe verici hâle geliyor. Ekim ayında, araştırmacılar iki yapay zekâ arkadaş uygulamasının farkında olmadan son derece hassas kullanıcı bilgilerini ifşa ettiğini paylaştı. Fırsatçı tehdit aktörleri, para kazanmanın yeni bir yolunu her zaman keşfedebiliyor. Kurbanların yapay zekâ arkadaşlarıyla romantik sohbetlerinde paylaştıkları bilgilerin şantaj için biçilmiş kaftan olduğunu her zaman göz önüne almaları gerekir. Ailenizi nasıl güvende tutabilirsiniz? İster kendiniz bir yapay zekâ arkadaşlık uygulaması kullanın ister çocuklarınızın kullanmasından endişe duyuyor olun şu noktalara dikkat etmelisiniz. Yapay zekânın yerleşik güvenlik veya gizlilik önlemleri olmadığını varsayın. Bir yabancıyla paylaşmaktan rahatsız olacağınız hiçbir kişisel veya finansal bilgiyi onunla paylaşmayın. Siz veya çocuklarınız bu uygulamalardan birini denemek istiyorsanız önceden araştırma yapın ve en iyi güvenlik ve gizlilik korumalarını sunan uygulamaları bulun. Bu, gizlilik politikalarını okuyarak verilerinizi nasıl kullandıklarını veya paylaştıklarını anlamak anlamına gelir. Kullanım amacını açıkça belirtmeyen veya kullanıcı verilerini sattığını paylaşan uygulamalardan kaçının. Uygulamanızı bulduktan sonra, iki faktörlü kimlik doğrulama gibi güvenlik özelliklerini etkinleştirmeyi unutmayın. Bu, çalınan veya brute force saldırısıyla ele geçirilen parolaların kullanılarak hesapların ele geçirilmesini önlemeye yardımcı olacaktır. Gizlilik ayarlarını inceleyerek korumayı artırın. Örneğin, model eğitimi için konuşmalarınızın kaydedilmesini devre dışı bırakma seçeneği olabilir. Arkadaşlık uygulamalarının kâr amaçlı uygulamalar olduğunu unutmayın Çocuklarınızın bu araçları kullanmasının güvenlik, gizlilik ve psikolojik etkileri konusunda endişeleriniz varsa daha fazla bilgi edinmek için onlarla diyalog kurun. Aşırı paylaşımın risklerini hatırlatın ve bu uygulamaların, kullanıcılarının çıkarlarını ön planda tutmayan, kâr amaçlı araçlar olduğunu vurgulayın. Bu uygulamaların çocuklarınız üzerinde yaratabileceği etkiden endişe duyuyorsanız ekran süresini ve kullanımı sınırlamak gerekebilir. Bu sınırlama, ebeveyn denetim kontrolleri veya uygulamaları aracılığıyla uygulanabilir. Çocuklarınız için yaş doğrulama ve içerik denetimi politikalarına sahip yeterli koruma sağlayamayan hiçbir yapay zekâ destekli arkadaşlık uygulamasına izin vermemeniz gerektiği unutmayın. Düzenleyicilerin, geliştiricilerin bu alanda neler yapıp yapamayacağına dair daha katı kurallar uygulamak için müdahale edip etmeyeceği henüz belli değil. Romantik botlar şu anda bir nevi gri alanda faaliyet gösteriyor ancak AB'de yakında yürürlüğe girecek olan Dijital Adalet Yasası, aşırı derecede bağımlılık yaratan ve kişiselleştirilmiş deneyimleri yasaklayabilir. Geliştiriciler ve düzenleyiciler bu konuda bir sonuca varana kadar, yapay zekâ arkadaşlarını sırdaş veya duygusal destek olarak görmemek daha iyi olabilir.

Gölge Yapay Zekâ Çalışanlar İçin Kolaylık, Şirketler İçin Risk Haber

Gölge Yapay Zekâ Çalışanlar İçin Kolaylık, Şirketler İçin Risk

Çalışanlar, hayatlarını kolaylaştıracak üretken yapay zekânın potansiyelinden çok etkilendiler. Microsoft, yapay zekâ kullanıcılarının yüzde 78’inin artık kendi araçlarını işe getirdiğini tahmin ediyor. Bu durum kurumsal yapılarda güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor. Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri olan ESET, gölge yapay zekâyı mercek altına aldı. Gölge yapay zekâ, kurumsal denetim olmaksızın kullanılan yetkisiz yapay zekâ araçlarını ve teknolojilerini ifade ediyor. ChatGPT, Gemini veya Claude gibi popüler sohbet robotları, cep telefonlarına veya evden çalışma dizüstü bilgisayarlarına kolayca indirilip kullanılabiliyor. Bu robotlar, bazı çalışanlara iş yükünü azaltma, teslim tarihlerini kolaylaştırma ve daha yüksek değerli görevlere zaman ayırma gibi cazip bir olasılık sunuyor. ChatGPT gibi bağımsız uygulamalar, gölge yapay zekâ sorunlarının büyük bir kısmını oluşturur. Ancak bunlar sorunun tüm boyutunu temsil etmez. Bu teknoloji, tarayıcı uzantıları aracılığıyla da işletmelere sızabilir. Hatta kullanıcıların BT departmanının bilgisi olmadan etkinleştirdiği meşru iş yazılımı ürünlerinde de bulunabilir. Bir de ajanlı yapay zekâ var: Otonom ajanlar etrafında şekillenen ve insanlar tarafından kendilerine verilen belirli görevleri bağımsız olarak tamamlamak üzere tasarlanmış yapay zekâ inovasyonunun bir sonraki dalgası. Doğru koruma önlemleri alınmazsa bu ajanlar hassas veri depolarına erişebilir ve yetkisiz veya kötü niyetli eylemler gerçekleştirebilir. Farkına varıldığında ise artık çok geç olabilir. Gölge yapay zekâ riskleri nelerdir? Bunların tümü, kuruluşlar için büyük potansiyel güvenlik ve uyumluluk riskleri oluşturuyor. Her komutta, çalışanların hassas veya düzenlemeye tabi verileri paylaşma riski vardır. Bu veriler toplantı notları, IP, kod veya müşteri ya da çalışanların kişisel olarak tanımlanabilir bilgileri olabilir. Girilen her şey modeli eğitmek için kullanılır, gelecekte diğer kullanıcılara aktarılabilir. Üçüncü taraf sunucularda depolanır. Bu durum chatbot geliştiricisinin çalışanlarının hassas bilgilerini görmesine olanak tanıyarak kuruluşu daha da riske atar. Çinli sağlayıcı DeepSeek’te olduğu gibi, veriler bu sağlayıcı tarafından sızdırılabilir veya ihlal edilebilir. Sohbet robotları, kuruluşu farkında olmadan hedefli tehditlere maruz bırakan yazılım güvenlik açıkları veya arka kapılar içerebilir. İş amaçlı bir sohbet robotu indirmek isteyen herhangi bir çalışan, makinesinden gizli bilgileri çalmak için tasarlanmış kötü amaçlı bir sürümü yanlışlıkla yükleyebilir. Bu amaçla açıkça tasarlanmış birçok sahte GenAI aracı bulunmaktadır. Kodlama araçlarının izinsiz kullanımı, çıktıların uygun şekilde incelenmemesi durumunda müşteriye sunulan ürünlere istismar edilebilir hatalar getirebilir. Modeller önyargılı veya düşük kaliteli verilerle eğitilmişse yapay zekâ destekli analiz araçlarının kullanımı bile riskli olabilir ve hatalı karar almaya yol açabilir. Gölge yapay zekâ ile bağlantılı güvenlik ihlalleri, uyum cezaları da dâhil olmak üzere önemli mali ve itibar kaybına neden olabilir. Riskleri azaltmak için neler yapılabilir? Risklerle başa çıkmak için bulduğunuz her yeni gölge yapay zekâ aracını bir reddetme listesine eklemek yeterli olmayacaktır. Bu teknolojilerin kullanıldığını kabul etmeniz, ne kadar yaygın ve hangi amaçlarla kullanıldığını anlamanız ve ardından gerçekçi bir kabul edilebilir kullanım politikası oluşturmanız gerekir. Güvenlik ve uyum risklerinin nerede olduğunu anlamak için şirket içi testler yapılmalıdır. Belirli araçların yasaklandığı durumlarda, kullanıcıları bu araçlara geçmeye ikna edebileceğiniz alternatifler bulmaya çalışın. Ayrıca çalışanların henüz keşfetmediğiniz yeni araçlara erişim talep edebilecekleri sorunsuz bir süreç oluşturun. Çalışanlara eğitim verin ve gölge yapay zekâ kullanarak ne gibi riskler alabileceklerini bildirin. Veri sızıntısı risklerini azaltmak ve yapay zekâ kullanımına ilişkin görünürlüğü artırmak için ağ izleme ve güvenlik araçlarını değerlendirin.

Türkiye’de Seyahat Edenlerin Üçte İkisi Tatilini Yapay Zekâyla Planlayacak  Haber

Türkiye’de Seyahat Edenlerin Üçte İkisi Tatilini Yapay Zekâyla Planlayacak 

Lüks kaçamaklar ve tutkularının peşinden gidenler, 2026’nın öne çıkan trendleri olarak öne çıkıyor.Tatil planlamak ve araştırmak için yapay zekâ kullanımı yaygınlaşırken, gezginlerin yüzde 65’i konaklama rezervasyonlarını yapay zekâyla planlayacağını söylüyor. Türkiye genelinde 2.026 yetişkinle gerçekleştirilen Marriott Bonvoy’un 2026 Ticket to Travel Raporu’na göre, Türkiye’deki seyahat edenlerin %77’si 2026 yılında 2025’e kıyasla daha fazla ya da aynı sayıda tatile çıkmayı planlıyor. Katılımcıların %42’si ise tatil sayısını artırmayı hedefliyor. Araştırmadan elde edilen veriler, seyahat sektöründe genel büyümenin süreceğini gösteriyor. 2026 yılında bir kişinin ülke içinde 3, 4 saat veya daha kısa uçuş mesafesindeki destinasyonlara 2 kısa ve 2 uzun mesafeli seyahat planladığı görülüyor. Rapor ayrıca Türkiye’deki seyahat edenlerin tatillerini ortalama 3 ay önceden rezerve ettiğini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik, Türkiye’deki seyahat edenler için önemli bir unsur olmaya devam ediyor. Tatil rezervasyonu yapanların %84’ü seyahat planlarının çevresel etkisini değerlendiriyor. Bu oran EMEA genelinde %73 seviyelerinde seyrederken, son tatillerinde konakladıkları tesisin sürdürülebilirliğini rezervasyon öncesinde kontrol edenlerin oranı %42’yi buluyor. Tatil planlamasında yapay zekâ dönemi başlıyor Türkiye’deki seyahat edenlerin %60’ından fazlası, tatil planlamak veya araştırmak için yapay zekâyı kullandığını söylüyor. Geçen yıl %53 olan bu oran istikrarlı artışı gösteriken, katılımcıların %21’i yapay zekâyı her zaman kullandığını belirtiyor. 18-24 yaş aralığındaki seyahat edenler, %73 ile yapay zekâyı daha önce kullanmış olma olasılığı en yüksek grup olarak öne çıkıyor. 25-34 yaş aralığındakiler ise %28 ile yapay zekâyı her zaman kullandığını söyleme oranı en yüksek grup. ChatGPT %78 ile tatil planlaması için en çok tercih edilen yapay zekâ platformu olurken, onu %44 ile Gemini, %18 ile Copilot takip ediyor. Seyahat edenlerin yapay zekâya duyduğu güvenin ve aşinalığın arttığını gösteren bu bulgulara göre, katılımcıların yaklaşık %65’i gelecekte tatil konaklamalarını yapay zekâ platformları aracılığıyla rezerve ederken rahat hissedeceklerini söylüyor. Yalnızca %12’si bu fikrin kendilerini rahatsız ettiğini belirtiyor. “Lüks Kaçamak” tatillerinin yükselişi Araştırma, 2026 yılına yönelik olarak ortaya çıkan ya da büyüyen bir dizi seyahat trendini belirliyor. Bu yılın raporunda öne çıkan yeni trendlerden biri ise, gezginlerin tatillerinin başında veya sonunda SPA ya da lüks otel gibi özel bir konaklama deneyimi rezerve etmesi anlamına gelen “Lüks Kaçamak”. Türkiye’deki seyahat edenlerin %67’si bugüne kadar en az bir kez bu tür bir deneyimi yaşadığını söylüyor; bu oran EMEA bölgesindeki %59 seviyesinin üzerinde. Ayrıca bu kişilerin %27’si bunu son 12 ay içinde gerçekleştirdiğini belirtiyor. “Lüks Kaçamak” tatiller, özellikle genç seyahat edenler oldukça popüler. Z kuşağının %75’i, tatilinin başında veya sonunda daha lüks bir konaklama deneyimi içeren bir tatil rezervasyonu yaptığını söylüyor. “Lüks Kaçamak” tatil deneyimini tercih edenler, bu yaklaşımın birçok faydasını vurguluyor. Bu deneyimi yaşayanların %49’u tatilin başında yapılan lüks bir konaklamanın rahatlamaya ve tatile zihinsel olarak hazırlanmaya yardımcı olduğunu söylüyor. Ayrıca yine %49’u, tatilin sonunda yapılan lüks bir konaklamanın eve yenilenmiş şekilde dönmeyi sağladığını belirtiyor. Ayrıca katılımcıların %27’si, daha uzun bir tatilde bütçelerinin yetmeyeceği düzeyde bir lüksü kısa süreliğine deneyimleme fırsatını “lüks kaçamak” sayesinde bulduklarını söylüyor. Tutku odaklı seyahatler, seyahat motivasyonunun temel itici gücü haline geliyor Seyahat edenlerin bir tutkularının peşinden gitmesi amacıyla tatile çıkması anlamı taşıyan “Tutku odaklı seyahatler” bir diğer önemli trend olarak öne çıkıyor. Türkiye’deki seyahat edenlerin %78’i geçmişte bu tür bir tatil yaptığını belirtirken, bu oran Z kuşağında %86’ya yükseliyor. Ayrıca katılımcıların %20’si bu tür seyahatleri yılda birkaç kez gerçekleştirdiğini söylüyor. Bir müzik veya kültürel etkinliği izlemek ya da bu tür bir etkinliğe katılmak, %52 ile seyahat edenlerin tatillerini en çok planladıkları alan olarak öne çıkıyor. Bunu %46 ile spor etkinliğini izlemek veya spor yapmak amacıyla yapılan seyahatler izliyor. Safari veya doğa yürüyüşü gibi macera dolu aktiviteleri keşfetmek ya da deneyimlemek ise %40 oranında tercih ediliyor. 2026’da “ülke ülke gezme” trendi yükselişte Tek bir seyahatte birden fazla ülkeyi gezmek “Country hopping” 2026’nın öne çıkan trendlerinden biri olmaya hazırlanıyor. Katılımcıların %54’ü gelecek yıl bunu “muhtemelen” veya “kesinlikle” yapmayı planladığını belirtiyor. Bu trend özellikle 25-34 yaş aralığındaki gezginler arasında daha belirgin; bu yaş grubunun %66’sı 2026’da bu tür bir seyahat planlıyor. Katılımcıların %24’ü, 2026’daki ana tatilleri için öncelikli olarak Türkiye içindeki bir destinasyonu değerlendirdiklerini söylüyor. Diğer popüler destinasyonlar arasında ise %18 ile İtalya ve %15 ile Almanya yer alıyor. Konaklamalarda “konfor ve uyum” beklentisi artıyor Seyahat edenlerin konaklama tercihlerinde en önemli gördükleri unsurlar arasında %91 ile müşteri hizmetleri, %90 temizlik, %89 alan genişliği ve %89 fiyat öne çıkıyor. Ancak katılımcıların önemli bir bölümü başka unsurları da vurguluyor. Katılımcıların %84’ü konaklama yerinin “aile dostu” olmasının önemli olduğunu belirtirken, %89’u tesiste yemek seçeneklerinin veya mutfağın bulunmasını önemli görüyor. Her şey dâhil tatil konsepti, artık lüks seyahat severlerin en çok tercih ettiği tatil deneyimi haline geldi. Katılımcıların %50’si 2026’da bu tür bir tatil planladığını belirtirken, bu oranı %41 tatil köyü, %36 şehir tatili, %18 sağlık veya wellness odaklı kaçamaklar takip ediyor. Ayrıca Türkiye’deki seyahat edenlerin %34’ü oda konumu tercihi için, %30’u ise garantili erken giriş için ek ücret ödemeye hazır olduğunu söylüyor. Türkiye’deki seyahat edenler, seyahatte değeri ön planda tutuyor. Katılımcıların %38’i, özel bir fiyat bulmaları halinde tatil rezervasyonu yapacağını söylüyor. Sadakat programları da önemli bir rol oynuyor; Türkiye’deki seyahat edenlerin %43’ü otel sadakat programlarının konaklama tercihlerini etkilediğini belirtirken, bu oran EMEA ortalamasında %32 olarak görülüyor. Marriott International Orta Doğu, Katar, Kuveyt ve Türkiye Lüks Segment Bölge Başkan Yardımcısı Şafak Güvenç şunları söylüyor: “EMEA bölgesinde 22.000 tüketiciyle gerçekleştirilen geniş kapsamlı araştırmanın bir parçası olan ve Türkiye’de 2.000’den fazla yetişkinin katılımıyla hazırlanan bu rapor, seyahat sektörü açısından son derece olumlu bir tablo çiziyor. Bulgular, 2026 yılında tatil sayısının artış göstereceğini ortaya koyuyor. Araştırma ayrıca ilgi çekici ve büyüyen birçok trendi de gözler önüne seriyor. Tatil planlama ve araştırma süreçlerinde yapay zekâ kullanımı artık tamamen yaygınlaşmış durumda. İlk kez, seyahat edenlerin %60’ından fazlası bu amaçla yapay zekâyı kullandığını belirtiyor. Bununla da kalmayıp, %65’i gelecekte konaklama rezervasyonlarını yapay zekâyla yapmaya istekli olduğunu söylüyor. ‘Lüks Kaçamaklar’ önümüzdeki yılın popüler seyahat trendlerinden biri olacak. Özellikle gençler arasında güçlü bir eğilim olarak öne çıkarken, bu yaklaşım, onlara tatilin başında veya sonunda bütçelerinin tamamına yayamayacakları düzeyde bir lüksü kısa süreliğine deneyimleme fırsatı sunuyor. Araştırma ayrıca, ister izleyici ister katılımcı olarak birçok tatilin insanların tutkularının peşinden gitme isteğiyle şekillendiğini de ortaya koyuyor. Müzik ve kültür, spor ve macera temalı seyahatler en popüler kategoriler arasında yer alıyor. Seyahat edenler hâlâ seyahatte değer arayışında ve sürdürülebilirlik, sadakat ile aileyi önceliklendiriyor. Bu da tercih ettikleri seyahat deneyimlerine doğrudan yansıyor.”

AWS ve OpenAI’dan çok yıllık stratejik iş birliği duyurusu Haber

AWS ve OpenAI’dan çok yıllık stratejik iş birliği duyurusu

Amazon Web Services (AWS) ve OpenAI, OpenAI’ın temel yapay zekâ iş yüklerini hemen AWS’in dünya standartlarındaki altyapısı üzerinde çalıştırıp ölçeklendirmesini sağlayacak çok yıllık bir stratejik iş birliğini duyurdu. Yedi yıl boyunca büyüyerek devam edecek bu 38 milyar dolarlık anlaşma kapsamında OpenAI, aracı tabanlı iş yüklerini hızla ölçeklendirmek için on milyonlarca CPU’ya genişleyebilecek kapasiteye sahip, yüz binlerce son teknoloji NVIDIA GPU’dan oluşan AWS işlem gücüne erişiyor. AWS’in bulut altyapısındaki liderliği ile OpenAI’ın üretken yapay zekâ alanındaki öncü yenilikleri birleşerek, milyonlarca kullanıcının ChatGPT’den değer elde etmeye devam etmesini sağlayacak. Yapay zekâ teknolojisinin hızla ilerlemesi, daha önce görülmemiş düzeyde bir işlem gücü talebi oluşturdu. Frontier modeller geliştiren şirketler, modellerini daha yüksek zekâ seviyelerine taşımak için AWS’in sunduğu performans, ölçek ve güvenlikten yararlanıyor. OpenAI, bu iş birliği kapsamında AWS işlem gücünü hemen kullanmaya başlayacak. Tüm kapasitenin 2026 sonuna kadar devreye alınması, 2027 ve sonrasında da genişlemeye devam etmesi planlanıyor. AWS’in OpenAI için inşa ettiği altyapı, maksimum yapay zekâ işlem verimliliği ve performansı için optimize edilmiş gelişmiş bir mimariye sahip. NVIDIA GPU’ların (GB200 ve GB300) Amazon EC2 UltraServer’lar üzerinden aynı ağda kümelenmesi, sistemler arası düşük gecikmeli performans sağlayarak OpenAI’ın iş yüklerini en yüksek verimle yürütmesine imkân tanıyor. Bu kümeler ChatGPT için çıkarım (inference) sunmaktan, yeni nesil modellerin eğitimine kadar farklı iş yüklerini destekleyecek şekilde tasarlandı ve OpenAI’ın değişen ihtiyaçlarına göre de esneklik gösterebiliyor. OpenAI Kurucu Ortağı ve CEO’su Sam Altman, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Yapay zekânın ölçeklenebilmesi için devasa ve güvenilir işlem gücü gerekiyor. AWS ile yaptığımız iş birliği, bu yeni dönemi güçlendirecek geniş işlem ekosistemini destekliyor ve ileri düzey yapay zekâyı herkesin erişimine sunuyor.” AWS CEO’su Matt Garman ise şunları söyledi: “OpenAI mümkün olanın sınırlarını zorlamaya devam ederken, AWS’in birinci sınıf altyapısı onların yapay zekâ vizyonunun omurgasını oluşturacak. Optimize edilmiş işlem gücümüzün kapsamı ve anında kullanılabilirliği, AWS’in OpenAI’ın devasa yapay zekâ iş yüklerini desteklemede neden benzersiz konumda olduğunu açıkça gösteriyor.” Bu gelişme, iki şirketin dünya genelindeki kuruluşlara en ileri yapay zekâ teknolojilerini sunma yönündeki ortak çalışmalarında önemli bir gelişme olarak dikkat çekiyor. Bu yılın başlarında, OpenAI’ın açık ağırlık temel modelleri Amazon Bedrock’ta kullanıma sunuldu ve AWS üzerindeki milyonlarca müşteriye ek model seçenekleri sağlandı. OpenAI, Amazon Bedrock üzerindeki en popüler açık model sağlayıcılarından biri hâline geldi. Bystreet, Comscore, Peloton, Thomson Reuters, Triomics ve Verana Health gibi binlerce müşteri, ajans tabanlı iş akışları, kodlama, bilimsel analiz, matematiksel problem çözme ve daha fazlası için bu modelleri kullanıyor.

ChatGPT İle Alışveriş Dönemi Başlıyor! Haber

ChatGPT İle Alışveriş Dönemi Başlıyor!

D-Option CEO'su Alper Akyüz'e göre, yapay zeka 2026'dan itibaren artık e-ticaretin bir parçası haline gelecek ve ülkemizde de Shopify altyapısını kullananlar büyük bir avantaj yakalayacak. Her hafta 700 milyondan fazla kişi, sevdikleri ürünleri bulmak da dahil olmak üzere günlük i şlerinde yardım almak için ChatGPT'ye başvuruyor. Şimdi ise Stripe ile geliştirilen "Agentic Commerce Protocol" destekli "Anında Ödeme" ile ChatGPT'nin insanların bu ürünleri satın almasına da yardımcı olması yolunda ilk adımları atılıyor. ABD ChatGPT Plus, Pro ve Free kullanıcıları artık doğrudan sohbet üzerinden ABD Etsy satıcılarından alışveriş yapabilecek. Glossier, SKIMS, Spanx ve Vuori gibi bir milyondan fazla Shopify satıcısı da yakında hizmete girecek. "Anında Ödeme" özelliği şu anda tek ürün satın alımlarını destekliyor. Ardından, çoklu ürün sepetleri eklenecek ve satıcılar ile bölgeleri de genişletilecek. Online alışveriş sektöründeki bu gelişmeyi değerlendiren dijital pazarlama ajansı D-Option'ın CEO'su Alper Akyüz, "Yapay zeka 2026'dan itibaren artık e-ticaretin bir parçası haline gelecek. ChatGPT'nin geçtiğimiz günlerde duyurduğu bu gelişmede bu trendin ilk örneğini o luşturuyor" dedi. Akyüz, ülkemizde de Shopify altyapısını kullananların büyük bir avantaj yakalayacağını belirtti. Gaybrick: "Günümüzün ticaret sistemlerini yeniden tasarlamak anlamına geliyor" Anında Ödeme'yi destekleyen teknoloji olan ve yapay zeka destekli temsilcilerin, çalışanların ve işletmelerin satın alma işlemlerini tamamlamak için birlikte çalışmasını sağlayan yapay zeka tabanlı ticaret için açık bir standart olan Agentic Commerce Protocol, daha fazla satıcı ve geliştiricinin entegrasyonlarını oluşturmaya başlayabilmesini sağlıyor. OpenAI konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu lansman sadece bir başlangıç. Yapay zeka, insanların keşfetme, karar verme ve satın alma süreçlerinde önemli bir arayüz haline gelirken, Agentic Commerce Protocol, insanları ve işletmeleri bir sonraki ticaret dönemi için birbirine bağlayan bir temel sağlıyor" dedi. Stripe'ın yapay zeka için ekonom ik altyapıyı oluşturduğunu söyleyen Stripe Teknoloji ve İş Başkanı Will Gaybrick ise "Bu, günümüzün ticaret sistemlerini yeniden tasarlamak ve milyarlarca insan için yapay zeka destekli yeni deneyimler yaratmak anlamına geliyor. ChatGPT'de Anında Ödeme özelliğini desteklemekten ve işletmelerin ve yapay zeka platformlarının ticaretin geleceğini inşa etmelerine yardımcı olmak için Agentic Ticaret Protokolünü birlikte geliştirmekten gurur duyuyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuğunuz ChatGPT ile Sohbet Ediyor mu? Haber

Çocuğunuz ChatGPT ile Sohbet Ediyor mu?

Milyonlarca çocuğun ve gencin ödev yapmak, yeni konular keşfetmek ve sohbet etmek için kullandığı ChatGPT, ebeveynler için dijital dünyanın en yeni ve en karmaşık sınavlarından birini haline geliyor. ChatGPT gibi yapay zekâ araçlarının, çocuklar için tasarlanmadığını kabul etmek gerekiyor. Platformun hizmet şartlarında 13 yaşından küçüklerin ebeveyn izni dahi olsa kullanamayacağı, 18 yaşından küçüklerin ise sadece ebeveyn ile birlikte kullanabileceği belirtilse de etkin bir yaş doğrulama mekanizması bulunmuyor. Bu durum, meraklı bir çocuğun basit bir e-posta adresiyle yapay zeka dünyasına denetimsiz bir şekilde adım atabileceği anlamına geliyor. Dolayısıyla, yasaklamak yerine, bu teknolojinin nasıl çalıştığını ve ne gibi riskler barındırdığını anlamak, ebeveynler için ilk ve en önemli adımı oluşturuyor. Sanal Arkadaştan Yanıltıcı Bilgilere Kadar Gözden Kaçan Riskler Bulunuyor Çocukların yapay zekâ ile kurduğu ilişki, basit bir soru-cevap etkileşiminin ötesine geçebiliyor. Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu’ya göre ebeveynlerin dikkat etmesi gereken üç temel risk alanı bulunuyor. 1. Duygusal Bağımlılık: Özellikle kendini yalnız, sıkılmış veya üzgün hisseden çocuklar, ChatGPT'yi kendilerini "anlayan" dijital bir arkadaş olarak görebilir. Ancak yapay zekâ, empati, bağlam ve gerçek ilgiden yoksundur. Çocuğun duygusal destek için güvenilir bir yetişkin yerine bir algoritmaya yönelmesi, hem sosyal becerilerinin gelişimini olumsuz etkileyebilir hem de onu gerçek insan ilişkilerinden uzaklaştırabilir. 2. Bilgi Kirliliği ve Eleştirel Düşüncenin Zayıflaması: Yapay zekâ, yanlış veya güncel olmayan bir bilgiyi dahi son derece kendinden emin bir dille sunabilir. Bu durum, çocuğun bilgiyi sorgulama ve doğrulama alışkanlığını zayıflatır. Cevapları doğrudan kopyalamak, öğrenme sürecini baltalayarak eleştirel düşüncenin önüne geçer. 3. Kişisel İhlaller: Çocuklar, "samimi" bir sohbetin içinde isimlerini, okullarını, yaşadıkları yeri veya aileleriyle ilgili kişisel detayları farkında olmadan paylaşabilirler. Bu verilerin nasıl işlendiği ve saklandığı belirsizliğini korurken, çocuğun dijital ayak izi ve güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturur. Öğrenme Aracı mı, Kopya Makinesi mi? Pew Araştırma Merkezi'nin 2024 tarihli anketine göre, ABD'deki 13-17 yaş arası gençlerin %26'sı ödevleri için ChatGPT kullandığını belirtiyor. Anket detaylarının, gençlerin teknolojik etik sınırları anladığını gösterdiğini ifade eden Alev Akkoyunlu, "Aynı araştırmaya göre, gençlerin %54'ü yapay zekâyı yeni konuları araştırmak için kullanmanın kabul edilebilir olduğunu düşünürken, sadece %18'i bütün bir makaleyi yapay zekâya yazdırmanın doğru olduğunu söylüyor. Bu da bize yasaklamak yerine 'nasıl kullanılacağını' öğretmemiz gerektiğini gösteriyor. Görevimiz, onlara ChatGPT'yi bir kopya makinesi olarak değil, düşüncelerini destekleyen bir 'yardımcı pilot' olarak nasıl kullanacaklarını göstermek. Her araç gibi yapay zeka da nasıl kullanıldığına bağlı olarak faydalı veya zararlı olabilir. Sizin rehberliğinizle bu teknoloji çocuğunuzun öğrenmesine ve merakını korumasına yardımcı olabilir. Hiçbir sohbet robotu, ne kadar akıllı olursa olsun, onu seven insanların yerini tutamaz.” diyor. Yapay Zeka Konusunda Ebeveynler İçin 6 Kritik Güvenlik Önerisi Çocukların yapay zekâ araçlarını güvenli ve sorumlu bir şekilde kullanabilmeleri için rehberliğin şart olduğunu vurgulayan Akkoyunlu, ebeveynlerin uygulayabileceği 6 temel adımı şöyle sıralıyor: 1. Yaşa göre net sınırlar koyun. 13 yaşından küçük çocuklar için kullanımı tavsiye edilmez. 13-15 yaş arası için, mutlaka ebeveyn denetiminde ve ortak alanlarda kullanılmalıdır. 16 yaş ve üzeri gençler daha bağımsız olsalar da düzenli iletişim ve kontroller hayati önem taşır. 2. Mahremiyet konusunu öncelik haline getirin. Altın kuralı öğretin: Ad, okul, adres, telefon numarası gibi kişisel bilgiler bir sohbet robotuyla asla paylaşılmaz. Bunun neden önemli olduğunu somut örneklerle açıklayın. 3. Duygusal konuları insanlara ayırın. Çocuğunuza kimlik, ilişkiler, aile sorunları veya ruh sağlığı gibi hassas konuların yapay zekâ ile konuşulamayacağını anlatın. Bu konuların gerçek bir insanın anlayışını ve desteğini gerektirdiğini vurgulayın. 4. 'Yardımcı pilot' olarak kullanımı teşvik edin. Onu, karmaşık bir konuyu basitleştirmek, bir metin için taslak oluşturmak veya yazım hatalarını kontrol etmek gibi amaçlarla yapay zekâyı kullanmaya yönlendirin. Ardından, öğrendiklerini kendi kelimeleriyle ifade etmesini isteyin. 5. Dijital alanları aile ortamına taşıyın. Bilgisayar ve tablet gibi cihazların, ailenin ortak kullandığı salon gibi alanlarda kullanılmasını sağlayın. Bu hem etkileşimi takip etmenizi kolaylaştırır hem de çocuğun kendini denetlemesine yardımcı olur. 6. Kapsamlı ebeveyn kontrolü araçları kullanın. İnternet kullanımını daha güvenli hale getirmek için Bitdefender Ebeveyn Kontrolü gibi ödüllü bir güvenlik çözümünden destek alın. Bu araçlar, uygunsuz içerikleri filtrelemenize, ekran süresi sınırları koymanıza ve çocuğunuzun çevrim içi etkinlikleri hakkında bilgi sahibi olmanıza yardımcı olur.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.