Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çift Ana Dal

Kapsül Haber Ajansı - Çift Ana Dal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çift Ana Dal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir! Haber

Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir!

Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, mezuna kalma kararının yalnızca “daha iyi bir sıralama yaparım” düşüncesiyle verilmemesi gerektiğini belirterek, “Kariyer ve yaşam, tek bir sınav kâğıdına sıkıştırılamayacak kadar geniştir. Bazen en stratejik başarı, hayatı durdurmak değil; mevcut zemine basıp rotayı yürürken inşa etmektir.” dedi. Üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte öğrenciler ve aileler açısından yeni bir karar dönemi başladı. Beklediği sıralamayı elde edemeyen ya da hedeflediği üniversite ve bölüme yerleşemeyen bazı adaylar, kazandıkları programın sunduğu olanakları incelemeden “mezuna kalma” seçeneğine yöneliyor. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, mezuna kalma kararının yalnızca üniversitenin adı veya sıralama beklentisi üzerinden verilmemesi gerektiğini anlattı. “Kazanılan bölüm analiz edilmeden verilen kararlar sağlıklı olmayabilir” Yerleştirme sonrasında sıklıkla karşılaşılan örüntülerden birinin, adayların kazandıkları programları yeterince araştırmadan yeniden sınava hazırlanmayı düşünmeleri olduğunu ifade eden Özgür Akoğlan, şunları söyledi: “Üniversite yerleştirme sonuçlarının ilan edilmesiyle birlikte sıklıkla karşılaştığımız durumlardan biri, adayların yerleştikleri programları derinlemesine analiz etmeden doğrudan mezuna kalma eğilimi göstermeleridir. Kazanılan bölümün akademik profili, akreditasyonları, sektörel entegrasyonu ve mezun istihdam oranları nesnel ölçütlerle değerlendirilmeden verilen bu ani kararlar, çoğu zaman rasyonel bir kariyer planlamasından ziyade bilişsel çarpıtmalar ve çevresel dinamiklerin baskısıyla şekillenmektedir.” “Ya hep ya hiç düşüncesi başarıyı görünmez hale getirebiliyor” Mezuna kalma kararında özellikle mükemmeliyetçi düşünce kalıplarının etkili olabildiğini kaydeden Özgür Akoğlan, “Çoğu zaman bu tercihi yöneten dinamik, hedeflerin uyuşmazlığından ziyade ‘ya hep ya hiç’ şeklinde çalışan katı bir mükemmeliyetçiliktir. İlk birkaç binde yer almayı hayal ederken biraz daha geride bir sıralama elde eden aday, elindeki somut başarıyı bir anda yok sayar. Sosyal medyadaki filtrelenmiş başarı hikayeleri, ailelerin örtük beklentileri ve akranlar arası prestij yarışı birleştiğinde; birkaç popüler üniversite dışındaki tüm seçenekler adayın zihninde peşinen ‘değersiz’ etiketini alır. Sonuç, bir meslek edinme sürecinin salt bir statü mücadelesine indirgenmesidir.” dedi. “Mezun yılı doğrusal ve garantili bir denklem değil” Mezuna kalmanın bazı öğrenciler için doğru bir seçenek olabileceğini ancak bunun psikolojik ve akademik maliyetlerinin de hesaba katılması gerektiğini ifade eden Özgür Akoğlan, “Oysa mezun yılı, dışarıdan zannedildiği gibi yalnızca ‘bir yıl daha soru çözüp sıralamayı katlamak’ kadar doğrusal ve garantili bir denklem değildir. Akranlar yeni bir yaşama adım atarken evde kalmanın yarattığı sosyal yalıtılmışlık, zamanla derinleşen motivasyon kayıpları ve ‘bu defa kesin başarmalıyım’ baskısının arttığı sınav anı kaygısı ciddi bir psikolojik direnç gerektirir. Üstelik bir programa yerleşmiş olmanın getirdiği %50 azalan Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) kesintisi gibi sistemsel engeller, yeni yıla doğrudan puan dezavantajıyla başlanmasına yol açar.” diye konuştu. Üniversiteye başlamak diğer seçeneklerin kapısını kapatmıyor Bir programa yerleşmenin öğrencinin kariyer yolunu geri dönülmez biçimde belirlemediğinin altını çizen Özgür Akoğlan, “Burada gözden kaçırılan temel gerçek şudur: Üniversite kapısından içeri girmek, diğer tüm seçenekleri yok etmez; aksine yeni geçiş koridorları açar. Günümüz yükseköğretim yapısı; merkezi puanla veya genel not ortalamasıyla yatay geçiş, çift ana dal (ÇAP), yan dal ve yurt dışı değişim programları gibi dinamik alternatifler sunar.” şeklinde konuştu. “Üniversite öğrencinin yetkinlik sermayesini erkenden geliştirebilir” Üniversite yaşamının yalnızca derslerden ibaret olmadığını vurgulayan Akoğlan, “Zamanı tekrar eden sınav stresinde tüketmek yerine üniversite ekosistemine dahil olmak; öğrencinin çoktan seçmeli test kalıplarından çıkarak proje yönetimi, yabancı dil, kulüp organizasyonları ve sektörel bağlantılar üzerinden kendi yetkinlik sermayesini erkenden inşa etmesini sağlar.” ifadesinde bulundu. Diplomanın üzerindeki bölüm adı tek başına kariyeri belirlemiyor İş dünyasının da son yıllarda ciddi biçimde değiştiğine işaret eden Akoğlan, şöyle devam etti: “En kritik gerçeklerden biri de modern iş dünyasının dönüşen kariyer dinamikleridir. Günümüz istihdam piyasasında bireylerin çok büyük bir kısmı doğrudan lisans diplomalarının etiketine bağlı kalmadan, disiplinler arası alanlarda kariyer inşa etmektedir. Artık mesleki başarıyı belirleyen yegâne unsur üniversite diplomasındaki unvan değil; adayın edindiği aktarılabilir beceriler, problem çözme yetisi, yabancı dil yetkinliği, dijital okuryazarlık ve sektörel uyum kabiliyetidir.” Aileler kıyaslama yerine tabloyu birlikte değerlendirmeli Yerleştirme sonrasında ailelerin tutumunun öğrencinin karar sürecini doğrudan etkileyebildiğini belirten Akoğlan, “Bu kritik eşikte ailelere düşen rol, gençlerin hissettiği hayal kırıklığını küçümsemeden dinlemek ve onları kıyaslama tuzağından uzak tutmaktır. Bir sonraki yılın belirsizlikleri ile mevcut yerleşimin sunduğu somut iç geçiş fırsatları masaya baskısız, şeffaf bir tablo olarak yatırılmalı; nihai sorumluluğun gence ait olduğu hissettirilmelidir.” dedi. “Bazen en doğru rota yürürken ortaya çıkar” Üniversite tercihlerinin hayatın geri kalanını belirleyen tek ve değiştirilemez karar gibi görülmemesi gerektiğini vurgulayan Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, sözlerini şöyle tamamladı: “Kariyer ve yaşam, tek bir sınav kağıdına sıkıştırılamayacak kadar geniştir. Bazen en stratejik başarı, mükemmel koşulların oluşmasını beklemek için hayatı durdurmak değil; mevcut zemine basıp rotayı yürürken inşa etme cesaretini göstermektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de İlk Kez “İlaç Üretim Teknolojisi”  Programı Açıldı Haber

Türkiye'de İlk Kez “İlaç Üretim Teknolojisi” Programı Açıldı

Ülkemizde alanında ilk olma özelliğine sahip ve YÖK tarafından onaylanan bu anlaşma ile Kocaeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu bünyesinde “İlaç Üretim Teknolojisi Ön Lisans Programı” kuruldu. Türkiye’nin köklü ilaç firmalarından Santa Farma İlaç, nitelikli insan kaynağı yetiştirme ve üniversite-sanayi iş birliği vizyonu ile sektör için önemli bir adıma imza attı. Santa Farma’nın ilk safhalarından itibaren akademik ve stratejik destek sağladığı, Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Kocaeli Meslek Yüksekokulu bünyesinde açılacak olan “İlaç Üretim Teknolojisi Ön Lisans Programı”, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylanarak resmi olarak kuruldu. Türkiye’deki üniversiteler arasında sektör odaklı ilk ihtisas programı olma unvanını taşıyan bu iş birliği, ülkemizde ilaç endüstrisinin dönüşümüne destek olacak "İlaç Üretim Teknikerleri" yetiştirmeyi hedefliyor. Çalıştayla Başlayan Süreç YÖK Onayıyla Taçlandı Programın temelleri; 25 Kasım 2025 tarihinde Kocaeli Üniversitesi Kocaeli MYO, GEBKİM MTAL temsilcileri ve fabrika, Ar-Ge, kalite direktörlüklerinin katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı bir çalıştayla atıldı. Sektörün ve akademinin ihtiyaçlarının ortaklaşa masaya yatırıldığı bu çalıştayda, 4 yarıyılı kapsayan ders programları ve öğrenme kazanımları ayrıntılı bir şekilde tasarlandı. 25 Aralık 2025’te Rektörlüğe ve YÖK’e sunulan müfredat mimarisi, 14 Mayıs 2026 tarihinde YÖK tarafından onaylanarak resmiyet kazandı. Klasik Kimya Eğitiminden Yapısal Ayrışma ‘İlaç Üretim Teknolojisi Programı’ ilaç üretim süreç ve tekniklerinin yanı sıra, hijyen GMP/GLP gereklilikleri, validasyon süreçleri ve temiz oda disiplini gibi geleneksel kimya endüstrisinden çok daha katı ve hassas dinamiklere sahip olmasından yola çıkılarak hazırlandı. Mevcut genel Kimya Teknolojisi müfredatının sınırları yerine, tamamen ilaç endüstrisinin uluslararası standart ve uygulamalarına hizmet edecek bir uzmanlık alanı kurgulandı. Türkiye’de Referans Model: %100 İstihdam ve İME Modeli Program, sadece teorik eğitimle sınırlı kalmayıp öğrencileri doğrudan üretim sahalarında, ilaç üretimi ile ilgili laboratuvar uygulamalarına entegre olmuş “İşletmede Mesleki Eğitim” (İME) modelini benimsiyor. Bu doğrultuda öğrenciler: İkinci sınıfta haftanın 2 gününü üniversitede zorunlu teorik derslerle geçirirken, haftanın kalan 3 gününü ise protokol imzalanan ilaç üretim tesislerinde mentor gözetiminde, gerçek üretim ve laboratuvar koşullarında, uygulama ile tamamlayacaklar.Sahada öğrenme modeli sayesinde, ilaç firmalarının genel mezunlarda karşılaştığı 6 ila 12 aylık uzun oryantasyon ve adaptasyon süreçlerine gerek kalmayacak.İlaç endüstrisinin spesifik uzmanlık gerektiren teknik konularında, ihtiyaç duyulması halinde; SANTA FARMA İlaç Sanayi A.Ş. tarafından sağlanacak destekle, sektörden gelen deneyimli profesyonellerden "Misafir Öğretim Elemanı" statüsünde destek alınarak eğitim süreci zenginleştirilecek; ayrıca akademik kadroya yönelik "Eğiticinin Eğitimi" programları organize edilecek.Mezun olan öğrenciler "İlaç Üretim Teknikeri" unvanı alarak, işe başlamaya hazır ve "aranan eleman" profiliyle doğrudan iş bulabilecek. Aynı zamanda Kimya Teknolojisi programıyla karşılıklı Çift Ana Dal (ÇAP) entegrasyonu sağlanarak hibrit yetkinliğe sahip uzmanlar yetiştirilecek. "İlaçta Yerlileşme ve Küresel İhracat Vizyonumuza Stratejik Katkı" Santa Farma İlaç İnsan Kaynakları Direktörü Sema Yetkiner, Türkiye'de bir ilk olan bu vizyoner projenin hayata geçmesinden gurur duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "80 yılı aşkın köklü geçmişimizden aldığımız güçle, dünya pazarlarındaki yerel ihtiyaçları global standartlarla buluşturan referans şirket olma vizyonumuz doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. İlaç sektörü, hata kabul etmeyen yapısı ve küresel otoritelerin yüksek regülasyon beklentilerini, denetimler ile sorgulayan ve sürekliliğini takip eden, çok spesifik bir iş gücü kültürü gerektiriyor. Kocaeli Üniversitesi ile birlikte hayata geçirdiğimiz bu program; ulusal ve uluslararası standartların talep ettiği yetkin, belgelendirilmiş ve pratikten gelen beşerî sermayeyi Türk ilaç sanayisine kazandıracaktır. 'Sıfır Hata' prensibiyle çalışacak bu yeni nesil profesyoneller, ülkemizin ilaçta yerlileşme, operasyonel mükemmellik ve katma değerli ihracat vizyonuna çok stratejik bir katkı sunacaktır. Türkiye’de bir ilk olan bu eğitim modelinin sektöre ve gençlerimize hayırlı olmasını diliyoruz." Santa Farma Fabrika Direktörü Vedat Özbek ise şu değerlendirmeyi yaptı: "GEBKİM OSB’de yer alan, yüksek teknolojiyle donatılmış ve EU/EAEU/ANVISA-GMP belgelerine sahip modern üretim tesisimiz, bu programın en büyük uygulama alanı olacaktır. İlaç üretimi; katı hijyen kuralları, temiz oda disiplini ve hassas regülasyonlar doğrultusunda yüksek operasyonel disiplin ve süreklilik gerektirir. İşletmede Mesleki Eğitim (İME) modeli sayesinde öğrencilerimiz, teorik bilgilerini henüz mezun olmadan üretim sahası koşullarıyla pekiştirme şansı yakalayacaklar. Bu sayede, sektöre adım attıkları ilk gün itibarıyla uzun oryantasyon süreçlerine ihtiyaç duymadan 'Sıfır Hata' kültürüyle çalışabilecek yetkinliğe ulaşacaklar. Santa Farma olarak, hem deneyimli profesyonellerimizle eğitime destek vermekten hem de geleceğin ilaç endüstrisi çalışanlarını küresel standartlardaki tesisimizde sektöre kazandırmaktan büyük bir heyecan ve mutluluk duyuyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.