Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çiftçi

Kapsül Haber Ajansı - Çiftçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geleceğin Hasadı Programı Türkiye'de Başlıyor Haber

Geleceğin Hasadı Programı Türkiye'de Başlıyor

Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden biri olan PepsiCo, sürdürülebilir tarımı destekleyen ve tarımın geleceğini güçlendirmeyi hedefleyen çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. PepsiCo Vakfı ile Avrupa İnovasyon ve Teknoloji Enstitüsü'nün (EIT) desteklediği EIT Food iş birliğiyle geliştirilen Geleceğin Hasadı Programı, Türkiye'de de hayata geçiriliyor. Çiftçilerin sürdürülebilir, dayanıklı ve geleceğe hazır tarım işletmeleri kurmalarını desteklemeyi amaçlayan program, Türkiye'nin yanı sıra Avrupa'nın önemli tarım pazarlarında uygulanacak. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verilerine göre Türkiye'de çiftçilerin ortalama yaşı yaklaşık 59'a ulaşmış durumda. Üretici profiline; iklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve piyasa dalgalanmaları gibi giderek büyüyen baskılar da eklendiğinde, özellikle küçük ve orta ölçekli tarım işletmeleri önemli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini ve uzun vadeli gıda güvenliğini tehdit ederken, tarım sektöründe yeni nesil üreticilerin desteklenmesini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. 2026 Sonuna Kadar Avrupa Genelinde 900 Çiftçinin Programa Dahil Edilmesi Hedefleniyor Tarım sektörünün karşı karşıya olduğu bu ihtiyaçtan hareketle hayata geçirilen Geleceğin Hasadı Programı, Fransa, İspanya, Hollanda, Polonya ve Türkiye'de uygulanacak. Program kapsamında, 2026 yılı sonuna kadar Avrupa genelinde yaklaşık 900 çiftçinin desteklenmesi, bunların yaklaşık 200'ünün ise Türkiye'de programa dahil edilmesi hedefleniyor. Program, çiftçileri ve tarım alanında değer yaratmak isteyen katılımcıları hızla dönüşen gıda sistemine uyum sağlayabilmeleri için uygulamalı bilgi, yenilikçi çözümler ve güçlü iş birlikleriyle desteklemeyi amaçlıyor. Tarımda kuşak değişiminin yeterince desteklenmemesi, Avrupa'nın gıda sisteminin iklim değişikliği ve ekonomik belirsizlikler karşısındaki dayanıklılığını zayıflatma riski taşıyor. Geleceğin Hasadı, aile çiftliklerini devralan veya yönetmeye başlayan çiftçileri ve geleceğin tarım profesyonellerini; tarımsal faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini ve dayanıklılığını güçlendirecek bilgi, araç ve ağlarla desteklemeyi hedefliyor. Doktar İş Birliğiyle Yapay Zekâ ve Akıllı Tarım Teknolojileri Eğitimi PepsiCo Vakfı tarafından finanse edilen ve EIT Food koordinasyonunda yerel iş ortaklarıyla yürütülen Geleceğin Hasadı programı, Türkiye'de yapay zekâ ve akıllı tarım teknolojileri geliştiren Doktar iş birliğiyle uygulanacak. Program, çevrim içi eğitimleri uygulamalı saha deneyimleriyle bir araya getirirken; yenileyici tarım, iklim dayanıklı tarım uygulamaları, dijital tarım teknolojileri ile işletme ve finans yönetimi gibi başlıklarda kapsamlı bir eğitim sunacak. Böylece katılımcıların edindikleri bilgileri kendi işletmelerine aktarmaları desteklenecek. Program kapsamında katılımcılar; sürdürülebilir tarım uygulamaları, tarım işletmesi yönetimi, girişimcilik ve liderlik gibi başlıklarda, ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş kapsamlı bir eğitim sürecine dahil olacak. Bununla birlikte, katılımcılar Geleceğin Hasadı Farm Hub çatısı altında sunulan tarla klinikleri, saha ziyaretleri, öğrenme oturumları ve mentorluk programları aracılığıyla uygulamalı deneyim kazanırken; sektör uzmanları, girişimciler ve yenilikçi tarım ekosisteminin farklı paydaşlarıyla doğrudan bir araya gelme fırsatı bulacak. Geleceğin Hasadı, yarının çiftçilerinin yeni uygulamaları sahada deneyimlemelerine, işletmelerinin dayanıklılığını artırmalarına ve yenilikçi çözümleri üretim süreçlerine entegre etmelerine destek olmayı amaçlıyor. Program aynı zamanda daha dayanıklı, sürdürülebilir ve ekonomik açıdan güçlü bir gıda sisteminin oluşmasına katkı sunarken, EIT Food'un Avrupa genelindeki yenilik ekosistemi ile PepsiCo Vakfı'nın sürdürülebilir gıda sistemlerini güçlendirme vizyonunu bir araya getiriyor. PepsiCo Global Sosyal Etki Kıdemli Başkan Yardımcısı ve PepsiCo Vakfı Başkanı Monica Bauer, programla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bir gıda ve içecek şirketi olarak tarımla güçlü bir bağa sahibiz. Ürünlerimizin temelini oluşturan hammaddeler, artan maliyetler ve iklim değişikliği gibi önemli zorluklarla mücadele eden çiftçiler tarafından üretiliyor. PepsiCo Vakfı olarak, Geleceğin Hasadı gibi yerel ihtiyaçlardan hareketle geliştirilen ve güvenilir iş ortaklarımızla hayata geçirilen programları destekleyerek tarım topluluklarının uzun vadede daha dirençli, sürdürülebilir ve daha dirençli ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz." Program Avrupa genelinde ortak bir çerçevede uygulanırken, Türkiye'deki uygulamalar Doktar ve ilgili ekosistem paydaşlarıyla yakın iş birliği içinde yürütülecek. Böylece programın, Türkiye'nin tarımsal öncelikleri ve üreticilerin ihtiyaçları doğrultusunda uygulanması sağlanacak. EIT Food CEO'su Richard Zaltzman ise şunları söyledi: "Avrupa tarımının geleceği, tarımla ilgilenen bireylerin ve geleceğin üreticilerinin üretmek, yenilik geliştirmek ve liderlik etmek için cazip bir alan olarak görmesine bağlı. Bu nedenle PepsiCo Vakfı ile güçlerimizi birleştiriyoruz. Amacımız çiftçilere ve tarımın geleceğine katkı sunacak katılımcılara toprağı yeniden canlandıracak, işletmelerini güçlendirecek ve daha dirençli bir gıda sisteminin oluşmasına katkı sağlayacak bilgi, özgüven ve bağlantıları kazandırmak. Geleceğin Hasadı, EIT Food'un Avrupa genelinde daha dayanıklı bir tarım sektörü oluşturma hedefinin önemli bir parçasıdır." Türkiye tarım sektörü; özellikle kuşak yenilenmesi, su verimliliği ve iklim değişikliğine dayanıklı sürdürülebilir üretim modellerine geçiş alanlarında önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Geleceğin Hasadı, çiftçilerin ve geleceğin tarım profesyonellerinin daha dayanıklı ve geleceğe hazır tarım işletmeleri kurabilmeleri için gerekli bilgi, araç ve yetkinlikleri kazandırarak bu dönüşümü desteklemeyi amaçlıyor. PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay: "Bu programın tarımı anlamlı ve sürdürülebilir bir kariyer alanı olarak daha fazla kişiye göstereceğini düşünüyoruz” PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay konuya ilişkin şunları söyledi: "PepsiCo Türkiye olarak tarımın sürdürülebilir dönüşümünü desteklemeyi gıda değer zincirimiz boyunca önemli bir odak alanı olarak görüyoruz. Geleceğin Hasadı aracılığıyla PepsiCo Vakfı’nın geleceğin çiftçilerinin ve tarım profesyonellerinin güçlenmesine ve daha dayanıklı, geleceğe hazır üretim modellerine geçişlerine katkı sağlamasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Doktar ile gerçekleştirilen iş birliğinin çiftçilerin yenilikçi çözümlere erişimini artırarak daha verimli ve sürdürülebilir üretim modellerini benimsemelerine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Aynı zamanda bu programın tarımı anlamlı ve sürdürülebilir bir kariyer alanı olarak daha fazla kişiye tanıtacağına inanıyoruz." Türkiye'de Programın İlk Etabı Başladı Türkiye'de programın ilk etabı; Tekirdağ, Edirne, İstanbul, Kırklareli ve Adana'da mısır ve kanola üretimi yapan 86 çiftçiyle başladı. İkinci etapta ise başta Tekirdağ, Mersin, Manisa ve Kocaeli olmak üzere patates üreticilerine öncelik verilerek 114 çiftçinin daha programa dahil edilmesi planlanıyor. Program kapsamında katılımcılar, Türkiye'nin tarımsal ihtiyaçlarına göre hazırlanan yerel vaka çalışmalarını içeren üç çevrim içi eğitim modülünün yanı sıra Adana'da düzenlenecek yüz yüze eğitimlere katılacak. Programın uygulamalı öğrenme ayağında ise seçilen 40 çiftçi; saha ziyaretleri, akran öğrenme programları ve işletmelerine özel hazırlanacak gelişim yol haritalarıyla desteklenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TMO'dan Rekor Hububat Alımı: 176 Bin Üreticiden 8,3 Milyon Ton Ürün Alındı Haber

TMO'dan Rekor Hububat Alımı: 176 Bin Üreticiden 8,3 Milyon Ton Ürün Alındı

Yumaklı, 2026 üretim sezonunda çiftçilerin emeklerinin karşılığını eksiksiz alması ve piyasada istikrarın korunması amacıyla TMO tarafından yürütülen hububat alım sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. ​ 2026 Mayıs ayında hasadını erken yapan üreticilerin depolama ihtiyacını karşılamak üzere Çiftçi Kayıt Sistemi'nde (ÇKS) kayıtlı buğday ve arpa ürünlerini 21 Mayıs 2026'dan itibaren taahhütname karşılığı almaya başladıklarını hatırlatan Bakan Yumaklı, 2 Haziran 2026 tarihinde ise piyasa regülasyonunu sağlamak amacıyla alım fiyatlarını açıkladıklarını belirtti. Bakan Yumaklı, bugün itibarıyla toplam 176 bin üreticiden 8,3 milyon ton hububat alımı gerçekleştirdiklerini açıkladı. Alımların başladığı 21 Mayıs'tan itibaren günlük ortalama 200 bin ton olan alım miktarının, son günlerde hasadın yoğunlaşmasıyla 370 bin tona ulaştığının altını çizen Yumaklı, "Kışın 1 ayda sattığımız hububat miktarını bugün 1 günde alıyoruz. 2023 yılı ile kıyaslarsak; 2023'te bugün itibarıyla 3,4 milyon ton hububat alınmışken, bugün bu rakam 8 milyon tonun üzerine çıkmıştır. Yani 2 katından fazla ürün demektir" bilgisini verdi. "KONYA LİDERLİĞİNİ KORUYOR, DEPO DOLULUK ORANLARIMIZ YÜZDE 65-70 SEVİYESİNDE" Ülke genelinde 650 civarında alım noktasında faaliyetlerin kararlılıkla sürdürüldüğünü aktaran Yumaklı, coğrafi bölgeler ve iller bazında en fazla alımın İç Anadolu Bölgesi'nde gerçekleştiğini, il bazında ise 1,3 milyon tonu aşan alımla Konya'nın ilk sırada bulunduğunu dile getirdi. Bakan Yumaklı, üreticilerin hiçbir mağduriyet yaşamaması için lisanslı depoların yanı sıra kurum işyerlerinde bulunan silo, depo, hangar ve uygun açık yığın sahalarında alım yaptıklarına dikkati çekerek, lisanslı depoların ve kapalı depoların dolduğu noktalarda uygun açık yığın sahaları kiralayarak ürünleri güvence altına aldıklarını bildirdi. Hasadın yoğun olduğu bu dönemde depo doluluk oranlarının yüzde 65-70 civarında bulunduğunu belirten Yumaklı, TMO'nun depolarının dolması nedeniyle alımı durduracağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, son ürün gelene kadar alımların süreceğini vurguladı. "RANDEVULARDA YÜZDE 87 GERÇEKLEŞME ORANI YAKALADIK" Üreticilerin ürünlerini düzenli ve hızlı bir şekilde teslim edebilmesi için kurdukları randevu sisteminin işlediğini dile getiren Bakan Yumaklı, fiyatların açıklandığı tarihten sezon bitimine kadar 12,6 milyon ton ürün için 272 bin üreticiye 450 bin adet randevu verdiklerini açıkladı. Yumaklı, bugüne kadar üretici bazlı randevu gerçekleşme oranının %87 olduğunun altını çizerek, “Açılan toplam randevu kapasitesi 17,8 milyon ton olup, randevu kapasitesi doluluk oranı yüzde 72'dir" ifadesini kullandı. "34,3 MİLYAR TL ÖDEMEYİ ÜRETİCİLERİMİZİN HESAPLARINA AKTARDIK" Çiftçilerin ürün bedellerinin kanuni esaslar doğrultusunda 21'inci günden itibaren hesaplarına aktarıldığını hatırlatan Bakan Yumaklı, “Ürün bedelleri 21'inci günden itibaren üreticilerimizin hesaplarına aktarılmaktadır. Şu ana kadar 34,3 milyar lira üreticilerin hesaplarına aktarıldı, ödemeler düzenli olarak sürüyor" diye konuştu. Bakan İbrahim Yumaklı ayrıca, planlı ve sürdürülebilir tarım politikaları çerçevesinde TMO'nun hububat satışlarına 1 Ekim tarihi itibarıyla başlayacağını duyurarak, satış fiyatlarının 2. grup makarnalık ve ekmeklik buğday için ton başına 18 bin 500 TL, 2. grup arpa için ise ton başına 14 bin TL olarak belirlendiğini kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım, Mısırda Sürdürülebilir Uygulamalı Tarım Alanlarını 1 Yılda Yüzde 43 Artırdı Haber

Sunar Yatırım, Mısırda Sürdürülebilir Uygulamalı Tarım Alanlarını 1 Yılda Yüzde 43 Artırdı

Özellikle süregelen ayçiçeği ve mısır üretiminde, çiftçilerle birlikte geliştirdiği model sayesinde verimliliği artırmaya ve kaynak kullanımını optimize etmeye devam ediyor. Sunat Yatırım, sürdürülebilir uygulamalı tarım alanlarında ayçiçeğinde dekar başına verimi 8 yılda yüzde 96, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanını yüzde 43 oranında artırdı. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında “Sürdürülebilir tarım, şirketimizin kuruluşundan bu yana en temel önceliği. Tüm üretim felsefemizin temelinde yatan bu olgu, çalışmalarımızı döngüsel ekonomi yaklaşımı üzerine inşa etmemizi sağlıyor. Çiftçilerimizle birlikte geliştirdiğimiz kaynağı israfa değil, yeniden değere dönüştüren yaklaşımımız sayesinde hem üretimde verimliliği artırıyor hem de toprağın, tarımın, üretimin ve çiftçi ailelerimizin geleceğini güvence altına alıyoruz.” dedi. Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik yaklaşımını tarımsal değer zincirinin tamamına yayılan bütüncül bir üretim modeli olarak benimsiyor. Ayçiçeği, mısır ve buğday üretimine odaklanan şirket, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla elde ettiği her ham maddeyi döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendirerek farklı sektörler için katma değerli ürünlere dönüştürüyor. Entegre üretim yapısı sayesinde üretim süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünler yeniden değerlendirilerek kaynak verimliliği artırılırken, doğal kaynakların korunmasına ve gıda güvenliğine katkı sunuluyor. Bu bütüncül üretim modeliyle Sunar Yatırım, global ölçekte üstlendiği stratejik sorumluluk doğrultusunda geleceğe yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Sürdürülebilirliği stratejik bir sorumluluk olarak değerlendiren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, hasat dönemine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tarım tüm faaliyetlerimizin temelinde yer alıyor. Sürdürülebilir tarım da kuruluşumuzdan bu yana tüm üretim felsefemizin temelinde yer alan en önemli değerlerimizden biri. Biz üretimi yalnızca ham madde elde etmek olarak değil, döngüsel ekonomi anlayışıyla değer üreten entegre bir ekosistem olarak görüyoruz. Bir mısır tanesi bizim için yalnızca bir ürün değil; gıda, yem, ilaç, kozmetik ve sanayi başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten döngüsel bir ekonomi zincirinin başlangıç noktası. Tüm üretim tesislerimizde ortaya çıkan her yan ürünü yeniden değerlendiriyor, hiçbir kaynağın israf edilmediği bir sistemle ham maddelerimizi ekonomiye tekrar kazandırıyoruz. Böylece sürdürülebilir tarımla elde ettiğimiz her ürün, farklı sektörlere değer üreten yeni bir kaynağa dönüşüyor. Bu anlayışla sürdürülebilir tarım uygulamalarımızda toprak analizi, sözleşmeli üretim ve izlenebilir tedarik zinciri başta olmak üzere birçok alanda çiftçilerimizle birlikte çalışıyor; verimliliği artırırken doğal kaynakları koruyan uygulamaları yaygınlaştırıyoruz. Hasat döneminin tüm çiftçilerimiz için bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Sürdürülebilir tarımda toprak yönetimi ve atık dönüşümü merkezi rol oynuyor Sunar Yatırım’ın, toprak analizine dayalı üretim planlamasıyla gereksiz gübre kullanımı azaltılarak üretim daha doğru girdilerle şekilleniyor. Böylece verimlilik artışı destekleniyor. Anız yönetimi uygulamalarıyla tarımsal atıklarda yaklaşık yüzde 50 oranında azalma sağlanıyor. Bu atıklar toprağa geri kazandırılarak doğal gübre etkisi oluşturuyor. Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye alım garantisi sunularak üretim güvenliği artırılıyor. Sürdürülebilir tarım programı kapsamında ayçiçeği ve mısır üretiminde oluşturulan toplam üretim hacmi, binlerce tonluk bir büyüklüğe ulaşarak şirketin sürdürülebilir ham madde tedarikine önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda, sürdürülebilir tarım ekosistemi güçleniyor. Ar-Ge odaklı yaklaşım, tarımda geleceğin üretim modelini şekillendiriyor İklim değişikliği, su stresi ve artan küresel sağlıklı gıda talebi tarım sektöründe yeni üretim modellerini zorunlu hale getiriyor. Sunar Yatırım bu dönüşümde Ar-Ge merkezli bir yaklaşım benimsiyor. Daha az kaynakla daha yüksek verim sağlayan üretim modelleri geliştiriliyor, veri temelli tarımsal planlama yaygınlaştırılıyor. Veri temelli tarım uygulamalarının sonuçları rakamlara da yansıyor. Ayçiçeğinde dekar başına verim 10 yılı aşkın uygulanan sürdürülebilir tarım modeliyle 103 kg’dan 202 kg’a yükselirken, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanı yüzde 43 oranında arttı. Hassas tarım uygulamaları üretim süreçlerine entegre edilerek iklim dirençli üretim sistemleri güçleniyor. Böylece, sofralara sunulan gıdaların sağlıklı olduğundan emin olunuyor. Su yönetimi ve yağmur hasadı gibi uygulamalar geleceğin tarım modelinde kritik rol oynuyor. Şirket teknolojiyi, doğal kaynakları daha verimli kullanmayı sağlayan stratejik bir araç olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

15. Uluslararası Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Sergisi Galeri Deniz’de Kapılarını Açtı Haber

15. Uluslararası Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Sergisi Galeri Deniz’de Kapılarını Açtı

Tarım, orman, toprak ve suyun önemine ilişkin toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla, “Bereketin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen yarışmaya, 2 bini aşkın katılımcı, 6 bini aşkın eserle katıldı. “Genel”, “Çiftçi”, “Öğrenci”, “Tarım ve Orman Bakanlığı Çalışanları”, “DenizBank Çalışanları” ve “Bereketin Yüzyılı” olmak üzere altı farklı kategoride 13 eser ödüle layık görülürken; bir eser de Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından Bakan Özel Ödülü’nün sahibi oldu. Serginin açılışı, Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanı Dr. Bülent Kahraman Çolakoğlu ve DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ’un katılımıyla gerçekleştirildi. Tarımın ve üretimin ruhunu yansıtan özel seçki, Galeri Deniz’de, 16 Temmuz, Perşembe gününe kadar ziyaret edilebilecek. “Tarıma genç üreticiler kazandırmayı hedefliyoruz” Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanı Dr. Bülent Kahraman Çolakoğlu, konuşmasında, “2009 yılından bu yana her geçen gün büyüyen ve geleneksel hale gelen Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması’nın etkisi katlanarak artıyor. Başladığı günden bu yana DenizBank sponsorluğuyla icra ettiğimiz bu görsel şölen ile amacımız, Tarım ve Orman Bakanlığı çalışma alanlarına, başta gençler olmak üzere toplumun her kesiminin dikkatini çekmek, bu konuda insanların ilgisini uyandırmak. Bugün gıda güvenliğinin sürdürülebilirliği için tarımsal üretimin devamlılığı son derece önemli. Biz, bu yarışma aracılığıyla tarımsal üretime genç ve zinde üreticiler kazandırmayı da hedefliyoruz” dedi. “Türk tarımının geleceğimiz açısından taşıdığı öneme inanıyoruz” DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ konuşmasında, “DenizBank olarak yaklaşık 25 yıldır Türk tarımının yanında yer alıyoruz. Bugün özel bankalar arasında ulaştığımız lider konum, çiftçimize, üretime ve tarımın ülkemizin geleceği açısından taşıdığı stratejik öneme duyduğumuz inancın bir sonucu. Tarımı yalnızca finansman sağladığımız bir alan olarak görmüyor; teknoloji, verimlilik, su yönetimi ve sürdürülebilir üretim perspektifiyle ele alıyoruz. Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması da bu yaklaşımımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Tarımdaki emeği, üretimin değerini ve insan hikayelerini aktarmada önemli bir inisiyatif olan bu kıymetli organizasyonun paydaşı olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.” 16 yılda 14 bine yakın sanatçı yarışmaya katıldı 2009 yılından bu yana Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması’na 50 bini aşkın başvuru alınırken, yaklaşık 14 bine yakın sanatçı katılım gösterdi; 259 eser ödüle, 1945 eser ise sergilenmeye değer bulundu. 2026 yılında 16. kez düzenlenecek yarışmanın teması ise “Kadının Emeği, Tarımın Geleceği” olarak belirlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’de “Süt Otu” Hasadı Başladı Haber

Kocaeli’de “Süt Otu” Hasadı Başladı

Desteklerden memnun olan çiftçiler, bu desteklerin sürmesi halinde üretmeye devam edeceklerini belirtti. ÇİFTÇİNİN YÜZÜ BÜYÜKŞEHİR’LE GÜLÜYOR Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığı geliştirmek amacıyla hayata geçirdiği “Yem Bitkisi Tohumu Destekleme Projesi” kapsamında sonbahar döneminde 3 bin 950 çiftçiye yüzde 75 hibeli yaklaşık bin 420 ton yem bitkisi tohumu desteği sağladı. Destek kapsamında üreticilere 22 bin paket arpa, 9 bin 200 paket süt otu ve 5 bin 400 paket yem bezelyesi tohumu çiftçilere dağıtıldı. Destekten yararlanan çiftçiler, süt otunun hasadına başladı. 45 BİN DEKAR ALAN DESTEKLENDİ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığa yönelik verdiği desteklerle üreticilerin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Çiftçileri katma değeri yüksek ürünler yetiştirmeye teşvik eden Büyükşehir Belediyesi bu kapsamda 9 bin 200 paket süt otu tohumu desteği sundu. Sağlanan destekle 45 bin dekar alana süt otu ekimi yapıldı. ET VE SÜT ÜRETİMİ ARTIYOR Kocaeli’de hayvanların yem ihtiyacını karşılamak için kullanılan, aynı zamanda et ile süt verimini artırmak amacıyla ekilen süt otu (Ryegrass) bitkisi, hem verim hem de kalite açısından önemli avantajlar sunuyor. Yonca ve mısır silajına alternatif olarak yerli ve milli tohumdan ekilen süt otu, yüksek enerji verimi ve protein oranıyla hayvanlarda et ve süt üretimini artırıyor. İlkbahar ve sonbaharda her türlü toprağa ekimi yapılan süt otu, yoncaya göre daha az sulama gerektirirken, yılda 5 kez hasat edilebilmesiyle çiftçilere ekonomik fayda sağlıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu desteği, bölge hayvancılığının gelişmesine ve sürdürülebilir tarımın güçlenmesine önemli katkı sunuyor. BALYALAMA MAKİNELERİYLE HASATTA BÜYÜK KOLAYLIK Süt otu hasadının başlamasıyla birlikte üreticiler, tarlalarda biçilen yem bitkilerini Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle çiftçilere kazandırılan balyalama makineleriyle değerlendiriyor. Kurutulan otları kısa sürede balya haline getiren makineler, hem iş gücü ihtiyacını azaltıyor hem de üreticilerin yem hazırlama maliyetlerini düşürerek tarımsal üretime katkı sağlıyor. ÇİFTÇİ DOSTU BAŞKANA TEŞEKKÜR Destekten yararlanan çiftçiler, ektikleri süt otunun yeterli olgunluğa ulaşmasının ardından hasat mesaisine başladı. Bu yıl süt otunun kaliteli ve verimli olması üreticileri sevindirdi. Çiftçiler, tarımsal desteklerle her zaman yanlarında olan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a teşekkür ediyor. Üreticiler, “çiftçi dostu” olarak nitelendirdikleri Başkan Büyükakın’dan desteklerin devam etmesini istedi. ÜRETİCİLER, HASADIN BEREKETLİ GEÇMESİNDEN MEMNUN İzmit Yenice Mahallesi’nde çiftçilik yapan Ercan Sarı, Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen desteklerin üretim maliyetlerini düşürdüğünü ve çiftçiye önemli katkılar sunduğunu söyledi. Verimin yüksek olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Sarı, yem bitkilerinin işlenmesi ve bağlanması için gerekli ekipman desteğinin de sağlandığını belirterek, Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği aracılığıyla bölgedeki üreticilere balyalama makinesi ile hizmet verildiğini söyledi. “80 BİN YERİNE 20 BİN ÖDEDİK” Desteklerin her geçen yıl arttığını dile getiren Sarı, bu yıl gübre maliyetleri nedeniyle bazı desteklerde hibe oranının yüzde 75'e çıkarıldığını belirterek, “Yonca tohumu desteğinden de yararlandım. 70 dönümlük alan için 350 kilogram yonca tohumu aldım. Bu tohumu piyasadan alsaydım yaklaşık 80 bin lira ödemem gerekecekti. Destek sayesinde ödediğim tutar 20 bin liranın bile altında kaldı” dedi. “EKİPMAN DESTEĞİ MALİYETLERİ AZALTIYOR” Tarımsal desteklerin çiftçinin üretim gücünü artırdığını vurgulayan Sarı, “Çiftçi bazen ekmek istediği ürünü tohum maliyeti nedeniyle ekemiyor. Belediye desteği sayesinde tohumunu alıp üretimine devam edebiliyor. Ayrıca yem bitkilerinin işlenmesi konusunda verilen ekipman desteği de maliyetleri azaltıyor” ifadelerini kullandı. “DESTEKLER GENÇLERİ TEŞVİK EDİYOR” Süt otu hasadının başlamasıyla birlikte üreticilerden olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Sarı, köylerde yapılan sohbetlerde Büyükşehir Belediyesinin tarımsal desteklerinin sıkça gündeme geldiğini söyledi. Desteklerin kırsal kalkınmaya katkı sunduğunu ifade eden Sarı, genç girişimcilere ve kadın üreticilere yönelik desteklerin de tarım ve hayvancılığa ilgiyi artırdığını dile getirdi. Ercan Sarı, kendisi ve çiftçiler adına verdiği desteklerden dolayı Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a teşekkür etti. “BÜYÜKŞEHİR’İN DESTEĞİYLE ÜRETİMDE VERİM ARTTI” Kandıra Sepetçi Mahallesi Muhtarı ve üretici Yasin Çelik, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanan tarımsal desteklerin üreticilere önemli katkılar sunduğunu belirtti. Tarım ve hayvancılıkla uğraştıklarını ifade eden Çelik, süt otu hasadı gerçekleştirdiklerini söyledi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin çiftçilere yönelik yem bitkisi ve makine-ekipman desteklerinin üretime olumlu yansıdığını vurgulayan Çelik, belediyenin uzun süredir üreticilerin yanında olduğunu dile getirdi. Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen yem bitkisi desteğinin yanı sıra son iki yıldır makine ve ekipman alanında da önemli oranlarda destek sağlandığını belirten Çelik, bu uygulamaların çiftçilere ciddi fayda sağladığını ifade etti. “MALİYETLER YARI YARIYA DÜŞTÜ” Destek kapsamında temin edilen balya makinesinin üretim süreçlerini kolaylaştırdığını söyleyen Çelik, daha önce hava şartları nedeniyle otların kurutulması aşamasında sıkıntılar yaşadıklarını ancak makine sayesinde bu sorunun büyük ölçüde ortadan kalktığını kaydetti. Çelik ayrıca işçilik maliyetlerinin yaklaşık yüzde 50-60 oranında azaldığını söyledi. “BALYA MAKİNESİ BÜYÜK KOLAYLIK” Balya makinesinin zaman açısından da büyük avantaj sağladığını aktaran Çelik, otun biçiminden balya haline getirilmesine kadar geçen sürenin daha önce 8-10 gün sürdüğünü, makine sayesinde bu sürenin 3-4 güne kadar düştüğünü ifade etti. Böylece üreticilerin yaklaşık bir haftalık zaman kazancı elde ettiğini belirtti. “BAŞKANIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUZ” Başkan Tahir Büyükakın’ın öncülüğünde üreticilere önemli katkılar sunulduğunu ve Büyükşehir’in her konuda çiftçilerin yanında olduğunu vurgulayan Çelik, sağlanan desteklerin üreticiler için adeta can suyu niteliğinde olduğunu dile getirdi. Tarımsal desteklerin üretimin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığına dikkati çeken Yasin Çelik, zor şartlarda üretim yapmaya çalışan çiftçiler için bu desteklerin işleri kolaylaştırdığını ifade ederek, Başkan Büyükakın’a teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB’den 25 İlçede 8 Milyon Sebze Fidesi Desteği Haber

ABB’den 25 İlçede 8 Milyon Sebze Fidesi Desteği

Kırsalda üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve üreticilerin artan maliyet yükünü hafifletmek amacıyla yürütülen çalışma kapsamında 25 ilçede 7 bin 23 üreticiye toplam 8 milyon adet sebze fidesi dağıtıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), kırsal kalkınmayı desteklemek ve üreticilerin artan maliyetler karşısında üretime devam edebilmesini sağlamak amacıyla tarımsal desteklerine devam ediyor. Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından yürütülen çalışma kapsamında, sebze üretiminin yoğun olarak yapıldığı Ayaş, Beypazarı, Güdül, Nallıhan, Sincan, Kahramankazan, Çubuk ve Kalecik başta olmak üzere 25 ilçede 7 bin 23 üreticiye toplam 8 milyon adet sebze fidesi yüzde 50 hibeyle dağıtıldı. Domates ve biberden oluşan 6 çeşit fide desteğiyle üreticilerin maliyet yükünün azaltılması ve kırsalda üretimin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. “ÜRETİCİLERİMİZİN YANINDA OLDUK, OLMAYA DA DEVAM EDECEĞİZ” Kahramankazan’da gerçekleştirilen fide dağıtım programına katılan Kahramankazan Belediye Başkanı Av. Selim Çırpanoğlu, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin üreticiye verdiği desteğin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Sayın Mansur Yavaş'ın Ankara çiftçisine yönelik yaptığı güzel bir hizmet. Çiftçilerimizin yüzü gülüyor. Çiftçilerimiz fidelerini toprakla buluşturacaklar ve yerli üretime katkıda bulunmaya devam edecekler. Ankara çiftçisine bereketli ve hayırlı, uğurlu olsun.” ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı Bitkisel Üretim Şube Müdürü Niyazi Zobu ise “Üreticilerimizin, özellikle sebze üreticilerimizin maliyetlerinin başında fide ücreti gelmekte. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak fide bedelinin yarısını biz karşılıyoruz. Bu kapsamda yüzde 50 hibe desteğiyle yaklaşık 7 bin üreticimize 8 milyon adet fide dağıtımını gerçekleştirdik. Mansur Başkan’ımızın göreve geldiği günden bu yana üreticilerimizin hep yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz” diye konuştu. 25 İLÇEDE ÜRETİCİNİN YÜZÜ GÜLDÜ Sebze üretiminin yoğun olarak yapıldığı Ayaş, Beypazarı, Güdül, Nallıhan, Sincan, Kahramankazan, Çubuk ve Kalecik başta olmak üzere Ankara’nın 25 ilçesinde gerçekleştirilen dağıtımlara üreticiler yoğun ilgi gösterdi. Bayram öncesi fide desteğinden yararlanan üreticiler memnuniyetlerini şu sözlerle dile getirdi: -Davut Okatan: “Piyasada 12 lira bir fide. Diğer desteklerden de her şeyden faydalanıyoruz. Bayram şekeri gibi geldi bize, çok iyi oldu.” -Ahmet Demirci: “Domates, kıl biber, sivri biber, dolma biber aldım, dikeceğiz inşallah. Diğer desteklerden de mazotundan, fide desteğinden faydalandık.” -Mustafa Çiftçi: “Teşekkür ederim Başkan’a, herkese. Domates, biber sebzeden faydalanıyoruz. Dışarıya bakarak ucuz. Bayramdan önce verdikleri çok iyi oldu. Herkes dikeceğini diker.” -Ali Kılıç: “Köylüye desteklerinden memnunuz Büyükşehir’in. Mansur Başkan’a teşekkür ederiz. Yardımcı oluyor her konuda. Fidemizi de dağıtıyor. Ekonomik anlamda çok katkı sağlıyor. Piyasadan almaya kalksak fidelerimizi pahalı olacaktı.” -Bekir Yüce: “Büyük çiftçi değilim ama desteklerden faydalanıyoruz sağ olsunlar. Ben fide alıyorum dışarıya göre yarı yarıya fiyatı. Sordum 15 lira tanesi burada 7-7,5 liraya geliyor.” -Osman Hastürk: “Nohut veriyorsunuz Büyükşehir olarak, çim veriyorsunuz, mazot veriyorsunuz. Teşekkür ederiz, sağ olun, var olun. Belediye’nin çok yardımını görüyoruz, Allah razı olsun. Çiftçinin yanında Allah razı olsun Mansur Yavaş’tan, Başkan’ımızdan.” -Adem Sunal: “Mansur Başkan’ımızdan destek aldık. Fide aldık, dolma biber aldık, kıl biberi, domates aldık. Çiftçiye destek veriyor, seviniyoruz. Çiftçinin yanında belediyecilik yapıyor, iyi oluyor.” -Halime Özdemir: “Domates aldık, biber aldık. Memnunuz Başkan’ımızdan, desteklerinden. Yararlanıyoruz verdiği desteklerden.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den Çiftçilere Yazlık Fide Desteği  Haber

İBB’den Çiftçilere Yazlık Fide Desteği 

Bu kapsamda İBB’nin Çatalca Subaşı Köyü Mahallesi’nde gerçekleşen fide dağıtım programa; İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Çatalca Ziraat Odası Başkanı Seyit Çetin, meclis üyeleri, muhtarlar, İBB bürokratları, siyasi parti temsilcileri, kooperatif ve sivil toplum kuruluşu yöneticileri ile çiftçiler katıldı. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, program öncesinde Dünya Çiftçiler Günü’ne özel Çatalca’da tarım araçlarıyla yapılan kortej geçişine de katıldı. Nuri Aslan, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milli ekonominin temeli tarımdır” sözünün yazdığı pankartı taşıyan tarım aracına bindi ve Çatalca halkını selamladı. ÇİFTÇİLER: İBB’NİN DESTEĞİYLE ÜRETMEYE DEVAM EDİYORUZ Çatalca Belediyesi Çocuk Korusu performansı ve Çatalca Belediyesi Halk oyunları gösterisiyle başlayan fide dağıtım töreninde ilk sözü çiftçiler aldı. Üretici Sevil Yılmaz, “İBB’nin hayata geçirdiği tarımsal destek projeleri sayesinde bugün Çatalca’da daha umutlu bir üretim sezonu geçiriyoruz. Verilen fide, tohum, mazot, gübre ve yan destekleri üretim maliyetlerimizi hafifletti. Bu sayede bizler de üretmeye devam ediyoruz.” dedi. Söz alan bir diğer çiftçi Onur Demir, “Biz çiftçiler için üretim emek ve sabır işidir. İBB’nin yaptığı tarımsal destekler sayesinde üretmeye devam ediyor, toprağımızı boş bırakmıyoruz ve ülke ekonomisine katkıda bulunuyoruz.” diye konuştu. Daha sonra kürsüye gelen Çatalca Ziraat Odası Başkanı Seyit Çetin, “İBB’nin fide destekleri üreticimizin yükünü hafifleten, üretime moral veren önemli bir katkıdır. Başta İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu olmak üzere başkanvekilimiz Nuri Aslan’a ve emeği geçen Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığına teşekkür ediyorum.” dedi. ERHAN GÜZEL: DESTEKLER ÜRETİCİYE CAN SUYU OLDU Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlayan Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, “Tarım yalnızca kırsalın değil, şehirlerin de geleceğidir. Tarım; gıda güvenliğidir, bağımsızlıktır, stratejik güçtür. Çatalca İstanbul’un en bereketli tarım topraklarıdır. İstanbul’un üretim merkezidir. Gıda güvenliğinin sigortasıdır.” dedi. Güzel, “İstanbul’da çiftçinin sesini yeniden duyan, üreticinin elinden tutan, ‘Bu kentin bereketi topraktadır’ diyerek tarımı yeniden ayağa kaldıran bir anlayış başladı. Ekrem Başkan’ımız göreve gelir gelmez İstanbul’un kırsalını yeniden ayağa kaldıracak tarımsal destekleri hayata geçirdi. Verilen destekler yıllardır yalnız bırakılan üreticimize adeta can suyu oldu.” ifadelerini kullandı. NURİ ASLAN: TÜM DESTEKLERİMİZİ HİBE OLARAK VERİYORUZ İBB’nin çiftçilere yönelik yaptığı çalışmalara değinen İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, “Ayçiçeği, mısır, buğday, arpa, yulaf tohumu, yazlık ve kışlık sebze fidesi gibi üretimin temel girdilerini ücretsiz olarak dağıttık. Mazot desteğini doğrudan çiftçimizin traktör deposuna ulaştırarak Türkiye’de bir ilke imza attık. Gübre, malç naylonu, damla sulama hortumu desteği ile üreticimizin maliyetlerini düşürdük. Hayvancılık ve arıcılık yapan üreticilerimize yem desteği verdik. Kentin dört bir yanında yerel üretimin ve gıda egemenliğinin güçlenmesi için projeler gerçekleştirdik. Tüm desteklerimizi hibe olarak veriyoruz.” dedi. “ÇALIŞMALARIMIZ HER YIL DAHA DA GÜÇLENEREK SÜRÜYOR” Başkanvekili Aslan, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal desteklerimiz hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda, ilk kez 2020 yılında yazlık sebze fidesi desteğiyle başlattığımız çalışmalarımızı her yıl daha da güçlendirerek sürüyor ve sürmeye devam edecek. 2026 yılı itibarıyla silajlık mısır tohumu, yağlık ayçiçeği tohumu, kuru fasulye ve nohut tohumu desteklerimizi tamamladık. Ayrıca mazot desteğimizin de 18 Mayıs tarihinde tamamlanacağını belirtmek isterim. Yazlık sebze üretimi yapan çiftçilerimizin yükünü; domates, biber, patlıcan, hıyar, kabak ve karpuz fidelerinden oluşan desteklerimizle hafifletmeye devam ediyoruz.” diye konuştu. “66 BİN 654 ÜRETİCİYE DESTEK OLDUK” Çiftçilere verilen desteklerin ayrıntılarına değinen Nuri Aslan, “Bugüne kadar toplam 10 bin 697 çiftçimize, 31 milyon 415 bin 331 adet yazlık sebze fidesi desteği sağladık. 2026 yılında ise 3 bin 34 çiftçimize 6 milyon 435 bin 458 adet fide desteği vererek üreticilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Desteklerimize başladığımız 2020 yılı ile 2025 yılı arasında 66 bin 654 üreticiye toplam 666 milyon milyonu aşan desteği sağladık. Bu yıl da toplamda 11 bin 500’ün üzerinde üreticimize 220 milyon TL’ye yakın destek vereceğiz.” İfadelerini kullandı. Çatalcalı üreticilerin İBB Başkanvekili Nuri Aslan’a kendi ürettikleri ürünlerden oluşan sepeti takdim etmesinin ardından kayıt yaptıran üreticilere üzerinde “para ile satılamaz” yazan fidelerin dağıtımı yapıldı. Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.