Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cilt Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Cilt Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cilt Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaz Gelmeden Bu Detaya Dikkat! Güneş Kremi Seçerken Yapılan Hata Cildi Yıpratıyor Haber

Yaz Gelmeden Bu Detaya Dikkat! Güneş Kremi Seçerken Yapılan Hata Cildi Yıpratıyor

Güneş ışınlarının cilt üzerindeki etkileri her geçen yıl daha fazla tartışılırken, uzmanlar bilinçsiz ürün kullanımının uzun vadede ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade ediyor. Erken yaşlanma belirtilerinden leke oluşumuna, cilt hassasiyetinden güneş yanıklarına kadar pek çok problemin temelinde yanlış güneş koruyucu tercihleri yer alabiliyor. Güneş Kreminde SPF Değeri Tek Başına Yeterli Olmuyor Tüketicilerin büyük bölümü güneş kremi seçerken ilk olarak SPF değerine bakıyor. Ancak uzmanlara göre yalnızca yüksek koruma faktörlü ürün kullanmak cildi tam anlamıyla korumaya yetmiyor. SPF değeri, ürünün UVB ışınlarına karşı koruma seviyesini gösterirken, UVA ışınlarına karşı da etkili koruma sunan ürünlerin tercih edilmesi gerektiği belirtiliyor. Özellikle “geniş spektrumlu koruma” ibaresi bulunan güneş kremlerinin daha kapsamlı bir koruma sağladığı ifade ediliyor. Çünkü UVA ışınları cilt yaşlanmasını hızlandırırken, UVB ışınları ise yanıklara neden olabiliyor. Uzmanlar, iki ışın tipine karşı da koruyucu özellik taşıyan ürünlerin düzenli kullanımının cilt sağlığı açısından kritik olduğunun altını çiziyor. Cilt Tipine Uygun Ürün Seçimi Büyük Önem Taşıyor Her güneş kremi her cilt tipi için uygun olmayabiliyor. Yağlı cilde sahip kişilerin ağır yapılı ürünler kullanması sivilce oluşumunu artırabilirken, kuru ciltlerde yeterli nem desteği sağlamayan ürünlerin tahrişe yol açabileceği belirtiliyor. Dermatologlar özellikle hassas cilt yapısına sahip kişilerin parfüm ve alkol içeriği yüksek ürünlerden uzak durması gerektiğini vurguluyor. Son yıllarda mineral filtreli güneş kremlerine olan ilginin artmasının temel nedenlerinden biri de cilt hassasiyetini daha az tetiklemeleri olarak gösteriliyor. Ayrıca çocuklar için üretilen güneş koruyucuların yetişkin ürünlerinden farklı içeriklere sahip olduğu belirtiliyor. Çocuk cildinin daha ince ve hassas olması nedeniyle özel formüle edilmiş ürünlerin tercih edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Yanlış Kullanım Güneş Kreminin Etkisini Azaltıyor Uzmanlara göre en kaliteli güneş kremi bile yanlış kullanıldığında yeterli koruma sağlamıyor. Güneş koruyucunun dışarı çıkmadan kısa süre önce değil, yaklaşık 20 ila 30 dakika öncesinde uygulanması gerektiği belirtiliyor. Böylece ürün cilt üzerinde etkili bir koruma tabakası oluşturabiliyor. Bir diğer önemli hata ise ürünün yetersiz miktarda kullanılması. Pek çok kişinin güneş kremini ince bir tabaka halinde sürdüğü ve bu nedenle koruma seviyesinin düştüğü ifade ediliyor. Özellikle deniz, havuz ve yoğun terleme sonrası ürünün yeniden uygulanmasının büyük önem taşıdığı vurgulanıyor. Uzmanlar, güneş kremi kullanımının yalnızca plajla sınırlı düşünülmemesi gerektiğini belirtiyor. Günlük yaşamda araba kullanırken, yürüyüş yaparken ya da ofis ortamında cam kenarında uzun süre vakit geçirirken bile güneş ışınlarının cilde zarar verebildiği ifade ediliyor. Sahte ve Güvensiz Ürünlere Karşı Uyarı Yapıldı Yaz sezonunun yaklaşmasıyla birlikte internet üzerinden satılan sahte kozmetik ürünlerde de artış yaşandığı belirtiliyor. Uzmanlar, güvenilir olmayan platformlardan satın alınan güneş kremlerinin ciddi sağlık riski oluşturabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle içeriği belirsiz ürünlerin ciltte alerjik reaksiyonlara neden olabileceği ve vaat edilen korumayı sağlamayabileceği ifade ediliyor. Ambalaj bilgileri eksik olan, son kullanma tarihi bulunmayan veya aşırı düşük fiyatla satılan ürünlere karşı dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor. Dermatologlar, güneş koruyucu seçerken ürünün dermatolojik testlerden geçmiş olmasına ve güvenilir markalar tarafından üretilmesine dikkat edilmesini öneriyor. Uzman görüşü alınarak yapılan seçimlerin hem cilt sağlığını koruduğu hem de uzun vadede oluşabilecek sorunların önüne geçtiği aktarılıyor. Güneşten Korunma Sadece Krem Kullanımıyla Sınırlı Değil Uzmanlar, etkili güneş korumasının yalnızca krem kullanımıyla sağlanamayacağını belirtiyor. Özellikle güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde uzun süre dışarıda kalınmaması gerektiği ifade ediliyor. Şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu kıyafet kullanımının da cilt sağlığı açısından önemli olduğu vurgulanıyor. Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte güneşin zararlı etkilerine karşı bilinçli hareket edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, doğru güneş kremi kullanımının cilt sağlığını korumanın en temel adımlarından biri olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle düzenli koruma sağlayan kişilerin ilerleyen yaşlarda daha sağlıklı bir cilt yapısına sahip olabileceği ifade ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dolgu Çağı Bitiyor mu?  ​​​​​​​ Haber

Dolgu Çağı Bitiyor mu?  ​​​​​​​

Yüzdeki hacim kayıplarından mimik çizgilerine, göz altı yorgunluğundan kontur değişimlerine kadar birçok estetik beklenti, uzun zamandan beri dolgu uygulamalarıyla hızlı şekilde çözülmeye çalışılıyordu. Günümüzde dolgu uygulamaları tamamen ortadan kalkmış bir yöntem değil, ancak artık her estetik sorunun standart cevabı olarak görülmüyor. Doğru hastada, doğru anatomik analizle ve doğru teknikle uygulanmak şartıyla, dolgu hâlâ yüzün kaybettiği desteği geri kazandırabilen ve daha dinamik bir ifade sağlayabilen önemli bir uygulama olarak kullanılmaya devam ediyor. Kartal Tıp Merkezi Medikal Estetik Doktoru Hasan Yeşilkayalı son yıllarda en önemli yaklaşım değişiminin, yüzün yalnızca yüzeysel bir değerlendirme ile değil, anatomik katmanlarıyla birlikte ele alınmasının gerekliliğini vurguluyor. Dr. Yeşilkayalı, güncel yaklaşımın; kemik desteği, yağ dokularının yer değişimi, cilt kalitesi, mimik kaslarının etkisi ve önceki estetik işlemler artık birlikte ele alınarak kişiye özel planlama yapılması gerektiğini ifade ediyor. Medikal Estetik Doktoru Hasan Yeşilkayalı günümüzün dolgu trendlerini anlattı ‘Dolgular, özellikle anında sonuç vermesi ve hızlı dönüşüm etkisi ile sosyal medya paylaşımlarının da yarattığı talep ile uzun süre en güçlü kabul gören estetik uygulama oldu. Kısa süre önce başlayan bu yeni yaklaşım değişiminde dolgu tamamen terk edilmiş bir yöntem değil, ancak artık tek başına bir çözüm olarak görülmüyor. Kontrolsüz ve aşırı kullanımın yüzün doğal yapısını bozabildiği, mimikleri ağırlaştırabildiği ve giderek daha sık konuşulan ‘fazla dolgun yüz’ algısını ortaya çıkardığı da artık daha çok kabul görür hale geldi. Medikal estetikte artık çağdaş yaklaşımımızda; aynı zamanda cilt kalitesini de hedefleyen uygulamalar daha planda. Cildin nem dengesini, parlaklığını ve elastikiyetini destekleyen yöntemler, daha doğal ve sağlıklı bir görünümün tamamlayıcı unsurları olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte kollajen üretimini uyaran biyolojik yaklaşımlar da son yıllarda daha fazla gündeme geliyor. Ancak bu uygulamaların etkisinin hastaya, doku yapısına ve doğru planlamaya bağlı olduğunun bilinerek, herkese uygun standart bir çözüm olarak görülmemesi gerekiyor. Benzer şekilde minimal invaziv sıkılaştırma yöntemleri de belirli hasta gruplarında destekleyici seçenekler olarak kullanılıyor. Ancak bu işlemlerin cerrahi müdahalelerin yerini alan alternatifler değil, doğru seçilmiş vakalarda tamamlayıcı uygulamalar olduğu artık daha net kabul ediliyor. Tüm bu gelişmeler medikal estetikte önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Günümüzde artık hedef daha fazla işlem yapmak değil, daha doğru bir planlama kurmak. Çünkü yeni estetik anlayışı, yüzü değiştirmeyi değil, yüzün kendi doğal potansiyelini doğru şekilde ortaya çıkarmayı hedefliyor. ‘ Dr. Yeşilkayalı, sektörde dikkat edilmesi gereken önemli bir başka noktaya da işaret ediyor. Medikal estetik alanında yeterli yetkinliği bulunmayan kişiler tarafından yapılan uygulamaların, cilt sağlığı açısından ciddi riskler oluşturabildiğini belirten Yeşilkayalı, özellikle kontrolsüz ortamlarda gerçekleştirilen dolgu işlemlerinin istenmeyen sonuçlara yol açabildiğini vurguluyor. Bu tür hatalı uygulamalar sonrasında düzeltme ihtiyacıyla başvuran hasta sayısında artış gözlemlediklerini ifade eden Yeşilkayalı, doğru planlama kadar doğru uygulayıcı seçiminin de kritik önem taşıdığını belirtiyor. Medikal Estetik Doktoru Hasan Yeşilkayalı son yıllarda medikal estetiğin yönünün daha ölçülü, daha bilimsel ve daha kişiselleştirilmiş bir çizgiye doğru evrildiğini ve bu yaklaşımın hem hasta memnuniyeti hem de doğal sonuçlar açısından daha sürdürülebilir olduğunu ifade ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigarayı Bırakmak Vücudu Nasıl Etkiliyor? Haber

Sigarayı Bırakmak Vücudu Nasıl Etkiliyor?

Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Yaldız, sigaranın her nefeste kişinin sağlığından biraz daha götürdüğünü belirterek, sigarayı bırakmanın ardından vücutta başlayan iyileşme sürecine dikkat çekti. Sigaranın onlarca hastalığa neden olduğunu vurgulayan Yaldız, “Kişi hangi yaşta olursa olsun sigarayı bıraktığı anda vücudunda iyileşmeler görülmeye başlanır. Erken yaşlarda sigarayı bırakmak vücudun hiç sigara içmemiş bir kişinin vücudu gibi olmasını sağlarken, ileri yaşlarda bırakmak da sağlığa birçok olumlu katkıda bulunur; hastalıkların oluşmasını ve ilerlemesini önler” dedi. Sigara Bırakıldığında Vücutta Neler Değişir? Sigarayı bırakmakla birlikte kan dolaşımından solunum sistemine, kalp sağlığından cilt kalitesine kadar birçok alanda olumlu değişiklikler gözlemlendiğini ifade eden Yaldız, solunum yollarının kendini yenilemeye başladığını, kalp hastalıkları riskinin azaldığını ve bağışıklık sisteminin güçlendiğini söyledi. Tat ve koku duyularının belirgin şekilde arttığını belirten Yaldız, sigaraya ayrılan maddi yükün ortadan kalktığını, kapalı ortamlarda daha temiz hava solunduğunu ve cinsel sağlığın da olumlu yönde etkilendiğini ifade etti. Bağımlılığın oluşturduğu yoksunluk ve endişenin zamanla ortadan kalktığını söyleyen Yaldız, kişinin kendini daha zinde hissettiğini vurguladı. Sigarayı Bıraktıktan Sonraki İlk Saatler Sigara bırakıldıktan sonra vücudun ilk saatlerden itibaren toparlanmaya başladığını belirten Yaldız, yirmi dakika sonra kan basıncı ve nabzın normale döndüğünü, el ve ayak dolaşımının iyileştiğini söyledi. Sekiz saat sonra kandaki oksijen seviyesinin normale geldiğini ve kalp krizi riskinin düştüğünü, yirmi dört saat sonra ise vücudun karbonmonoksitten tamamen arındığını ifade etti. Yaldız, bu ilk yirmi dört saatlik sürecin, vücudun ne kadar hızlı tepki verebildiğinin en net göstergelerinden biri olduğunu belirtti. Bir Ay Sonra Akciğerlerde Başlayan İyileşme Sigarayı bıraktıktan sonra akciğerlerde başlayan iyileşmelerin özellikle ilk haftalardan itibaren kendini gösterdiğini belirten Yaldız, bronşlardaki daralmanın azaldığını ve hava geçişinin kolaylaştığını söyledi. Sekresyon artışıyla birlikte akciğerlerin kendini temizlemeye başladığını belirten Yaldız, solunum kapasitesinin yükseldiğini ve oksijen alımının arttığını ifade etti. Nefes alırken zorlanma hissinin azaldığını, öksürük, balgam ve hırıltılı solunum gibi şikayetlerin gerilediğini vurgulayan Yaldız, akciğer fonksiyonlarında yüzde beş ile on oranında iyileşme sağlanabildiğini dile getirdi. Kalp ve Damar Sistemi Üzerindeki Etkiler Sigaranın kalp ve damar sistemi üzerindeki olumsuz etkilerinin bırakıldıktan sonra hızla azalmaya başladığını söyleyen Yaldız, kan basıncının normale döndüğünü ve nabzın dengelendiğini ifade etti. İlk yıl içinde kalp krizi riskinin yüzde elli oranında azaldığını belirten Yaldız, kanın oksijen taşıma kapasitesinin arttığını ve dolaşım sisteminin daha verimli çalıştığını söyledi. Damar tıkanıklığı riskinin düştüğünü ve damar elastikiyetinin arttığını vurgulayan Yaldız, felç, beyin damar hastalıkları ve bacak damar hastalıkları riskinde de belirgin azalma görüldüğünü belirtti. Enerji, Performans ve Günlük Yaşam Sigarayı bırakmanın günlük enerji ve fiziksel performansı doğrudan olumlu etkilediğini ifade eden Yaldız, enerji seviyesinin belirgin şekilde arttığını ve yorgunluk hissinin azaldığını söyledi. Egzersiz sırasında solunum kapasitesinin arttığını, kaslara giden oksijen miktarının yükselmesiyle daha hızlı toparlanma sağlandığını belirtti. Nefes darlığı hissinin azaldığını ve özellikle yürüyüş ve koşu gibi aktivitelerde fark edilir düzeyde rahatlama olduğunu vurgulayan Yaldız, günlük yaşamda hareketliliğin ve zindelik hissinin arttığını ifade etti. Üç ile Altı Ay Arasında Kalıcı İyileşmeler Sigarayı bıraktıktan sonraki üç ila altı ay arasında vücudun daha derin ve kalıcı iyileşmeler gösterdiğini belirten Yaldız, bu dönemde solunum yollarının önemli ölçüde temizlendiğini ve akciğerlerin daha sağlıklı çalışmaya başladığını söyledi. Akciğer fonksiyonlarındaki gelişmeyle birlikte fiziksel dayanıklılığın arttığını, yürüyüş ve egzersiz sırasında nefes darlığı hissinin azaldığını belirten Yaldız, kalp ritminin daha düzenli hale geldiğini ve tansiyon dengesinin sağlandığını ifade etti. Aynı zamanda bağışıklık sisteminin güçlenerek vücudu enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale getirdiğini, uyku kalitesinin yükseldiğini ve stres ile gerginlik hissinin azaldığını söyledi. Cilt Sağlığında Gözle Görülür Değişim Sigara kullanımının cilt sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu belirten Yaldız, sigara bırakıldıktan sonra cildin oksijenlenmesinin arttığını ve hücrelere daha fazla besin ile oksijen ulaştığını ifade etti. Bunun cilt tonunun eşitlenmesine, matlık ve solgunluğun azalmasına neden olduğunu söyledi. Cildin daha parlak ve canlı görünmeye başladığını, ince kırışıklıkların azaldığını ve ciltteki kuruluk ile pullanmanın ortadan kalktığını belirten Yaldız, kolajen üretiminin normale dönmesiyle cilt elastikiyetinin arttığını ve genel görünümde belirgin bir iyileşme sağlandığını vurguladı. Bir Yıl Sonra Sağlıkta Dönüm Noktası Sigarayı bıraktıktan sonraki bir yılın sağlık açısından bir dönüm noktası olarak kabul edildiğini ifade eden Yaldız, bu sürede vücudun sigaranın verdiği hasarların büyük bir kısmını onardığını ve kalıcı iyileşmelerin gözlemlendiğini söyledi. Yaldız, koroner kalp hastalığı riskinin yüzde elli oranında azaldığını, nefes alma fonksiyonlarında belirgin artış sağlandığını, uyku düzeninin oturduğunu, enerji seviyesinin arttığını ve tat ile koku duyularının düzeldiğini belirtti. Ayrıca bağışıklık sisteminin hastalıklara karşı daha dirençli hale geldiğini, stres, kaygı ve bağımlılık kaynaklı gerilimin azaldığını ifade etti. Bu süreçte sosyal ilişkilerde daha özgüvenli bir duruş sergilendiğini, psikolojik rahatlığın arttığını ve sağlık endişelerinin azaldığını belirten Yaldız, aynı zamanda sigaraya ayrılan bütçenin ortadan kalkmasıyla maddi rahatlama sağlandığını söyledi. Beş ile On Yıl Arasında Uzun Vadeli Kazanımlar Sigaranın bırakılmasının üzerinden beş ila on yıl geçtiğinde vücudun sigaranın neden olduğu birçok hasarı büyük ölçüde onardığını ifade eden Yaldız, kalp ve damar sağlığı, akciğer fonksiyonları ve bağışıklık sisteminin neredeyse hiç sigara içmemiş bir bireyin düzeyine ulaştığını söyledi. Bu süreçte birçok kanser türü için risk oranlarının önemli ölçüde düştüğünü belirten Yaldız, ağız, boğaz, yemek borusu ve mesane kanseri riskinin yüzde elli oranında azaldığını, akciğer kanseri riskinin ise on yılın sonunda yarı yarıya düştüğünü ifade etti. Beş yıl sonunda inme riskinin belirgin şekilde azaldığını, on yılın sonunda ise kalp krizi geçirme riskinin neredeyse hiç sigara içmemiş bir kişiyle aynı seviyeye indiğini vurguladı. Psikolojik ve Metabolik Değişimler Sigaranın bırakılmasının yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da önemli değişimlere yol açtığını söyleyen Yaldız, ilk günlerde nikotin yoksunluğuna bağlı huzursuzluk, sinirlilik, odaklanma güçlüğü ve uyku bozuklukları görülebileceğini ancak bu belirtilerin genellikle geçici olduğunu ifade etti. Dr. Yaldız, zamanla bağımlılıktan kurtulmanın verdiği özgürlük hissiyle kişinin kendine olan güveninin arttığını, kaygı düzeyinin düştüğünü ve duygu durumunun daha stabil hale geldiğini belirtti. Stresle baş etme becerilerinin güçlendiğini ve genel yaşam kalitesinin yükseldiğini söyledi. Kilo alımıyla ilgili olarak ise Yaldız, sigarayı bıraktıktan sonra artan iştah ve tat ile koku duyularının geri kazanılması nedeniyle bazı metabolik değişimler yaşanabileceğini ancak bunun geçici olduğunu vurguladı. Doğru beslenme ve düzenli egzersizle bu sürecin kontrol altına alınabileceğini ifade etti. Vücut Sigarayı Ne Zaman Unutur? Beyindeki nikotin reseptörlerinin birkaç hafta içinde aktivitesini kaybettiğini belirten Yaldız, altı ay ile bir yıl arasında vücudun sigaraya olan bağımlılığı büyük ölçüde unuttuğunu söyledi. İlk haftalarda akciğerlerin temizlenmeye başladığını, bir yıl içinde kalp hastalığı riskinin yarı yarıya azaldığını ve tam toparlanmanın beş ile on yıl sürebileceğini ifade etti. Günde ortalama yirmi adet sigara içen bir kişinin sigarayı bıraktığında, on yılın sonunda yaklaşık yetmiş bin adet sigarayı içmemiş olacağını belirten Yaldız, bu süreçte hem sağlığın iyileştiğini hem de sigaraya ayrılan ciddi miktardaki paranın biriktirilebileceğini vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzmandan Uyarı: "Yüz Germe Bantları Gençleştirmez, Etkisi Anlıktır" Haber

Uzmandan Uyarı: "Yüz Germe Bantları Gençleştirmez, Etkisi Anlıktır"

Son dönemde sosyal medya platformlarında yaygınlaşan yüz germe bantları, invaziv olmayan ve pratik bir çözüm sunduğu iddiasıyla estetik dünyasında yoğun ilgi görüyor. “Doğal botoks etkisi” söylemiyle pazarlanan bu ürünlerin, kırışıklıkları azalttığı ve yüzü daha genç gösterdiği öne sürülüyor. Ancak uzmanlar, bu tür uygulamaların kalıcı bir gençleştirme sağlamadığını ve cilt sağlığı açısından yanlış beklentiler oluşturduğunu belirtiyor. Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, yüz germe bantlarının etkisine ilişkin değerlendirmesinde, bu uygulamaların yalnızca geçici bir görsel iyileşme sunduğunu söyledi. “Yüz germe bantları cilt üzerinde tamamen mekanik bir germe etkisi oluşturur. Bant ciltteyken kırışıklıkların görünümü azalabilir ancak bant çıkarıldığı anda cilt eski haline döner,” diyen Bal, bu yöntemin kalıcı bir gençleşme sağlamadığını vurguladı. “UZUN VADEDE ÇÖZÜM OLMAZ” Bu tür ürünlerin uzun vadeli çözüm olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Bal, düzenli kullanımın cilt sağlığı açısından riskler barındırabileceğini ifade etti. “Yüz germe bantlarının faydalı olduğuna dair herhangi bir bilimsel çalışma bulunmuyor. Aksine, sık kullanımda ciltte tahriş, kızarıklık ve hassasiyet gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor,” diye konuştu. Sosyal medyada hızla yayılan estetik trendlerin tıbbi gerçeklikle karıştırılmaması gerektiğini belirten Dr. Asel Seda Bal, bilinçsiz uygulamaların cilde zarar verebileceği uyarısında bulundu. “Cilt yaşlanması çok faktörlü bir süreçtir ve yüzeysel yöntemlerle yönetilemez. Bant gibi geçici çözümler yerine, bilimsel temele dayanan ve kişiye özel planlanan tedaviler tercih edilmelidir,” ifadelerini kullandı. Daha güvenli ve uzun süreli sonuçlar için uzman görüşünün önemine işaret eden Bal, estetik uygulamalarda mutlaka hekim kontrolünün esas alınması gerektiğini de sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.