Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çin

Kapsül Haber Ajansı - Çin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜSİAD Heyeti  Çin’de Yapay Zekâ ve Teknoloji Temaslarında Bulunacak Haber

TÜSİAD Heyeti Çin’de Yapay Zekâ ve Teknoloji Temaslarında Bulunacak

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, 31 Ekim – 6 Kasım 2026 tarihlerinde Çin Halk Cumhuriyeti’ne bir ziyaret gerçekleştirecek. Heyet, Çin'in önde gelen finans ve ticaret merkezi Shanghai, dijital ekonomi ve yapay zekâ alanında öne çıkan Hangzhou ve teknoloji ve inovasyon merkezi Shenzhen'de temaslarda bulunacak. Ziyaret kapsamında TÜSİAD heyeti, yapay zekâ, robotik, bulut bilişim, dijital finans ve ileri üretim alanlarında faaliyet gösteren öncü teknoloji şirketleri ile TÜSİAD'ın Çin'deki muadil kuruluşlarından Çin Uluslararası Ticareti Geliştirme Konseyi (CCPIT) ile görüşmeler gerçekleştirecek. Heyet ayrıca teknoloji ve Ar-Ge merkezlerinde incelemelerde bulunacak ve Çin'deki Türk iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelecek. Heyet, program kapsamında Çin'deki son teknolojik gelişmeleri ve yenilikçi uygulamaları yerinde incelemeyi, özellikle yapay zekâ ve robotik teknolojilerinin üretim süreçlerindeki kullanımını değerlendirmeyi amaçlıyor. Çin'in 2026–2030 dönemini kapsayan 15. Beş Yıllık Planı'nın öncelikleri ışığında, yeşil ve dijital dönüşüm başta olmak üzere Türk ve Çinli şirketler arasında somut iş birliği ve yatırım fırsatlarının belirlenmesi de hedefleniyor. Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yılında gerçekleşecek ziyaretin, TÜSİAD ile Çinli muadil kuruluşları arasındaki köklü kurumsal bağları daha da güçlendirmesi ve ikili ekonomik ilişkilerin gelişimine katkı sağlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOLAR3GW: “Türkiye’nin TarımGES’lere İhtiyacı Var” Haber

SOLAR3GW: “Türkiye’nin TarımGES’lere İhtiyacı Var”

Güneş enerjisi alanında çalışan düşünce kuruluşu Solar3GW, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi (ODTÜ-GÜNAM) ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün (TAGEM) Konya Ovası’nda kurdukları 60 kW’lık pilot TarımGES (Tarıma Entegre Güneş Enerjisi Santrali) projesinde ilk ürünler hasat edildi. Proje kapsamında, güneş panellerinin altına ekilen şeker pancarı ve karabuğdaydan ilk olarak karabuğday hasat edildi. İlk sonuçlara göre, karabuğday üretiminde verimlilik kontrol sahasına kıyasla yüzde 7 artarken su tüketimi yüzde 20 oranında azaldı. Bu sonuçlar; Türkiye gibi su stresi yaşayan ülkelerde; tarımsal üretim ile güneş enerjisi üretimini bir araya getiren TarımGES uygulamalarının su kaynaklarının korunmasını sağlarken verimi artıracağını ortaya koyuyor. Tarımsal üretim ve enerji üretimi arasında denge kurmayı amaçlayan TarımGES’ler, özellikle su güvenliğinin güçlendirilmesi ve iklim değişikliğine uyum açısından önemli bir potansiyel taşıyor. TARIMGES’LER ÇİFTÇİNİN EKONOMİK YÜKÜNÜ AZALTABİLİR Pilot projenin uygulayıcısı ODTÜ-GÜNAM Entegre Fotovoltaik Teknolojileri Birimi Koordinatörü Doç. Dr. Talat Özden; kuraklık, su kıtlığı, aşırı sıcaklıklar, değişen yağış düzenleri ve iklim belirsizliğinin tarımsal üretimi zorlaştırdığını söyledi. Bununla birlikte artan sulama ve enerji maliyetlerinin de çiftçiler üzerinde ciddi bir ekonomik yük oluşturduğunu ifade etti. Özden, TarımGES’in bu sorunların önüne geçebileceğini vurgulayarak “Aynı arazi üzerinde eş zamanlı gıda ve enerji üretimi, tarımın karşı karşıya olduğu bu çok boyutlu sorunlara bütünleşik çözümler sunma potansiyeline sahip. Doğru ürün seçimi, uygun iklim koşulları ve tarımsal ihtiyaçları esas alan sistem tasarımlarıyla arazi kullanım verimliliğini artırmak, su kullanım etkinliğini iyileştirmek ve iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak mümkün. Ancak burada temel önceliğimiz, tarım arazilerinde elektrik üretmek değil, tarımsal üretimi daha verimli, dirençli ve sürdürülebilir hale getirmek olmalı. TarımGES sistemlerinin başarısını yalnızca ürettikleri elektrikle değil, tarımsal üretime sağladıkları somut katkılarla da değerlendirmeliyiz. Çünkü bu teknolojinin gerçek değeri, enerji üretirken tarımı koruyabilmesinde ve mümkün olduğunda güçlendirebilmesinde yatıyor” dedi. TURHAN: “TARIMGES, ‘KAZAN- KAZAN’ MODELİDİR’ Solar3GW Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Bahadır Turhan ise TarımGES sistemlerinin çiftçilere, tarım gelirine ek olarak elektrik üretiminden de gelir sağlama imkanı verdiğini vurguladı. Turhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı yüksek katma değerli ürünlerde geleneksel tarıma göre daha fazla gelir elde edilebilir. Gelir düzeyi; ürün çeşidine ve yerel piyasa koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Ancak TarımGES uygulamalarıyla ilgili oluşmuş yanlış bir kanı var: Çiftçiler, TarımGES uygulamaları nedeniyle tarım arazilerini kaybedeceklerinden endişe ediyor. Konya’daki pilot uygulamamız, bu konudaki yanlış anlaşılmaların giderilmesine de katkı sağlayacak. Hatta olağanüstü hava koşulları nedeniyle tarım yapılamayan arazilerde güneş panellerinin konulmasıyla ekim ve dikim mümkün olacak. Çiftçi için kazan-kazan durumu oluşuyor: Tarım arazisi korunacak, verim artırılacak ve ucuz enerji üretilecek.” Enerji arz güvenliği için güneş enerjisi yatırımlarının çeşitlendirilmesinin önemine dikkat çeken Turhan; mevcut mevzuatın, tarım arazilerine GES kurulmasına izin vermediğine işaret etti. Sadece öz tüketim amaçlı ve arazinin yüzde 1’ini aşmamak kaydıyla kurulum yapılabildiğinin altını çizen Turhan, TarımGES mevzuatı için şunu önerdi: “Tarım arazilerindeki toplulaştırma faaliyeti gibi TarımGES alanlarımızı da toplulaştırır ve buna özel alanlar belirleyip bunları TarımGES YEKA’ları olarak ihale edersek ölçek ekonomisinden dolayı büyük fayda sağlayabiliriz. Tarım arazilerimizin sadece yüzde 1’i TarımGES YEKA olarak kullanıldığında, gelişen teknolojilerle yaklaşık 190 GW’lık bir TarımGES potansiyeli ortaya çıkıyor. Bu rakam, halihazırda toplam GES kurulu gücümüzün 7 katına denk geliyor.’’ TARIMGES YATIRIMLARI 8-10 YILDA KENDİNİ AMORTİ EDEBİLİR TarımGES uygulamalarında aynı arazi hem tarım faaliyet hem de güneşten elektrik üretimi için kullanılıyor ancak öncelik tarımsal üretimde. Güneş panelleri, ürünü olağanüstü hava koşullarından koruyor. Toplanan yağmur suyu ile sulama yapılıyor. Gölgeleme sayesinde toprak nemi tutuyor. Türkiye’nin TarımGES’lere ihtiyacı olduğunu, maliyetinin ise düşünüldüğü kadar yüksek olmadığını ifade eden Turhan, “Yatırım orta vadede kendini amorti edebilir. Güneş panellerinin konulacağı konstrüksiyonlar nedeniyle maliyet yüzde 30-40 oranında artabiliyor. Standart güneş santrali kurulumunun megavatı 400 bin dolar iken TarımGES’lerde maliyet 550-560 bin dolara çıkıyor. Ama tarımsal verimliliği artırması ve enerji üretimiyle bu maliyet zaten karşılanabilir. Bir TarımGES yatırımı 8-10 yıl içinde kendini amorti edebilir. Bu geri ödeme süresi, diğer güneş yatırımlarıyla hemen hemen aynı” diye konuştu. DÜNYADA TARIMGES YAYGINLAŞIYOR, ÇİN ÖNE ÇIKIYOR Her ülke, TarımGES teknolojisine kendi ekonomik, coğrafi ve politik koşullarına göre farklı stratejilerle yaklaşıyor. Devlet destekleri, yasal düzenlemeler ve teknolojik yenilikler sayesinde tarım ile güneş enerjisi üretimini aynı arazide buluşturan uygulamalar dünya genelinde gelişimini sürdürüyor. ODTÜ-GÜNAM’ın ‘Türkiye’nin TarımGES Görünümü 2026’ raporuna göre İtalya son yıllarda TarımGES alanında Avrupa'nın en kapsamlı teşvik mekanizmalarından birini geliştirdi. Yaklaşık 1,1 milyar euroluk bir teşvik programı oluşturuldu ve 2026 yılı sonuna kadar yaklaşık 1 GW yeni TarımGES kapasitesinin devreye alınması planlanıyor. Japonya’da 2013 yılında düzenlenen yönetmelikler sonucunda ülkede TarımGES projeleri hızla yaygınlaştı. 2024 yılında TarımGES’lere, Tarım Arazisi Koruma Kanunu kapsamında açık bir statü tanınarak arazi kullanımına ilişkin düzenlemeler artırıldı. Hindistan'da ise 2040 yılına kadar toplam kurulu TarımGES kapasitesinin 783 GW'a ulaşabileceği; toplam potansiyelinin 1,2 TW'tan fazla olduğu tahmin ediliyor. Dünya devi Çin’e gelince; 2022 yılı itibarıyla ülkede, toplam kurulu gücü 134,55 GW'a ulaşan bin 678 TarımGES projesi bulunuyor. Çin, yalnızca deneysel veya pilot uygulamaların yürütüldüğü bir ülke olmaktan çıktı; TarımGES teknolojilerinin büyük ölçekli ticari uygulamalarının gerçekleştirildiği öncü ülkelerden biri haline geldi. Uluslararası örnekler, Türkiye’nin TarımGES alanında kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Standartların geliştirilmesi, potansiyel kapasitenin analiz edilmesi, izleme altyapısının kurulması, toplumsal kabulün güçlendirilmesi, destek mekanizmalarının oluşturulması ve sürdürülebilir iş modellerinin geliştirilmesi bu yol haritasının temel bileşenleri arasında yer almalı. TarımGES projeleri bu sayede, yalnızca bir yenilenebilir enerji yatırımı olmaktan çıkıp Türkiye’nin iklime dirençli tarım, sürdürülebilir enerji ve kırsal kalkınma hedeflerini aynı zeminde buluşturan stratejik bir teknolojiye dönüşebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TIENS Türkiye, Ankara'da 5 Bin Kişilik Buluşmaya İmza Attı Haber

TIENS Türkiye, Ankara'da 5 Bin Kişilik Buluşmaya İmza Attı

Sağlık ve iyi yaşam alanında faaliyet gösteren küresel marka TIENS, Ankara'daki Büyük Ankara Kongre Merkezi'nde düzenlediği “BBS Konferansı 2026” ile uluslararası iş ortaklarını ve yöneticilerini bir araya getirdi. Yaklaşık 5.000 kişinin katıldığı organizasyonda şirketin gelecek dönem büyüme hedefleri, ürün inovasyonu, dijital dönüşüm ve uluslararası iş birlikleri ele alındı. Türkiye'nin dört bir yanından ve farklı ülkelerden distribütörlerin, üst düzey liderlerin ve şirket yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, Türkiye ve Çin arasındaki iş birliğini simgeleyen özel bir sahne gösterisiyle başladı. TIENS Türkiye Ülke Müdürü Ömer Barış Turan ve TIENS Grup Avrupa ve Avrasya Bölge Direktörü Aijun Li'nin de yer aldığı açılış seremonisinin ardından şirketin yeni dönem stratejileri katılımcılarla paylaşıldı. TIENS, 2027 yılına yönelik altı stratejik önceliğini açıkladı Konferansta konuşan TIENS Grup Avrupa ve Avrasya Bölge Direktörü Aijun Li, şirketin 2027 yılına yönelik büyüme yaklaşımını ve küresel pazarlardaki stratejik önceliklerini değerlendirdi. TIENS'in gelecek dönem yol haritasının ürün inovasyonu, marka gelişimi, iş modelinin dönüşümü, dijital teknolojiler, iş ortaklarının gelişimi ve Türkiye pazarında nitelikli büyüme olmak üzere altı temel alana odaklandığını belirtti. Aijun Li, “2027 yılına yönelik stratejimizin merkezinde ürünlerimizle değer yaratmak, markamızla küresel güven inşa etmek, tüketicilere güçlü deneyimler sunmak, dijital teknolojilerle verimliliği artırmak ve iş ortaklarımızın gelişimini desteklemek bulunuyor. Bilim temelli güzellik, kişiye özel beslenme ve akıllı sağlık alanlarında ürün portföyümüzü geliştirirken, Türkiye'deki büyümemizi de bu dönüşümün önemli bir parçası olarak görüyoruz. Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan Türkiye, küresel stratejimizde önemli bir konuma sahip. Önümüzdeki dönemde uluslararası kaynaklarımızı Türkiye'deki ekiplerimizin deneyimiyle bir araya getirerek sürdürülebilir büyümemizi güçlendirmeyi hedefliyoruz.” dedi. Li, konuşmasında şirketin dijital dönüşüm hedeflerine de değinerek ürün eğitiminden müşteri iletişimine, ekip yönetiminden iş ortaklarının gelişimine kadar farklı süreçlerde teknolojinin daha etkin kullanılmasının planlandığını aktardı. Ayrıca sağlık ve iyi yaşam alanındaki deneyim merkezlerinin geliştirilmesi ve uluslararası eğitim fırsatlarının artırılmasının gelecek dönem öncelikleri arasında bulunduğunu ifade etti. TIENS Türkiye Ülke Müdürü Ömer Barış Turan, konferansta distribütörlerin başarılarını kutlayarak şunları söyledi: “Bugün burada birlikte neler başarabileceğimizi bir kez daha gördük. TIENS Türkiye'nin büyümesinin arkasında distribütörlerimizin emeği, azmi ve kararlılığı var. Her bir başarı hikâyesi bizim için büyük bir gurur ve motivasyon kaynağı. Bugüne kadar birlikte çok güzel başarılara imza attık. Şimdi önümüzde yeni hedefler, yeni fırsatlar ve birlikte yazacağımız çok daha büyük başarı hikâyeleri var.” Yeni JIRI ürün grubu katılımcılara tanıtıldı Konferansın öne çıkan başlıklarından biri, TIENS'in güzellik ve kişisel bakım alanındaki yeni ürün grubu JIRI oldu. TIENS Group Başkan Yardımcısı Wendy Li, gerçekleştirdiği özel sunumda yeni cilt bakım serisi JIRI’yi katılımcılarla buluşturarak şirketin Kore cilt bakım ürünleri pazarına yönelik yaklaşımını paylaştı. TIENS'in bilim temelli güzellik alanındaki stratejisinin bir parçası olarak konumlandırılan JIRI ürün grubu, modern cilt bakım teknolojilerini ve bitkisel içeriklere yönelik araştırmaları bir araya getiriyor. Şirketin özellikle genç tüketicilere ulaşma ve güzellik ile iyi yaşam alanındaki varlığını güçlendirme yaklaşımı açısından önem taşıyor. Konferansa ayrıca Güney Kore'nin Namwon kentinde düzenlenen Chunhyang Festivali kapsamındaki Miss Chunhyang yarışmasının 2026 yılı güzellik unvanı sahibi özel konuk olarak katıldı. Bu katılım, etkinliğin uluslararası niteliğini güçlendirirken Güney Kore cilt bakım sektörüne yönelik yaklaşımın da öne çıkmasını sağladı. Başarılı distribütörler 5 bin kişinin katıldığı törende ödüllendirildi BBS Konferansı 2026 kapsamında TIENS Türkiye distribütörlerinin yıl boyunca elde ettikleri kariyer başarıları da kutlandı. Yeni kariyer seviyelerine ulaşan distribütörler sahneye davet edilerek kendilerine kariyer rozetleri takdim edildi. Konferansta ayrıca iş ortaklarına yönelik uluslararası gelişim fırsatları ve yeni teşvik programları gündeme geldi. Çin'deki TIENS Uluslararası Sağlık Endüstri Parkı ve Güney Kore'deki JIRI araştırma geliştirme ve üretim tesislerine yönelik eğitim ve deneyim programları, şirketin iş ortaklarının gelişimini desteklemeyi hedeflediği alanlar arasında paylaşıldı. Türkiye ve Çin arasındaki iş birliğini simgeleyen özel dans gösterileriyle renklenen konferansta, TIENS'in uluslararası birliktelik ve ortak büyüme yaklaşımı da vurgulandı. Türkiye’den Cenk Doğar ve Çin’den bir sunucunun birlikte üstlendiği sunumuyla uluslararası kimliğini sahneye de taşıyan organizasyon, stratejik konuşmalar ve ödül törenlerinin yanı sıra dans ve müzik performansları, DJ gösterileri ve hediye çekilişleriyle renkli anlara sahne oldu. BBS Konferansı 2026, farklı ülkelerden katılımcıları aynı çatı altında buluşturarak TIENS'in gelecek dönem hedeflerinin, yeni ürün stratejilerinin ve iş ortaklarına yönelik gelişim yaklaşımının paylaşıldığı uluslararası bir organizasyon olarak tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğal Taş İhracatçılarına Çin’de Xiamen Fuarı’nda Yerinizi Alın Çağrısı Haber

Doğal Taş İhracatçılarına Çin’de Xiamen Fuarı’nda Yerinizi Alın Çağrısı

Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin ihracatında doğal taş 610 milyon dolarla lokomotif görevi üstlendi. EMİB, Türkiye doğaltaş ihracatındaki payını yüzde 37,8'den yüzde 38,3'e çıkardı. Ege Bölgesi’nden Çin'e yapılan doğal taş ihracatının 2026 yılının ocak – eylül döneminde yüzde 35’lik artışla 75 milyon dolardan 101 milyon dolara çıktığı bilgisini veren Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Türk doğal taş ihracatçılarını 16-19 Mart 2027 tarihlerinde düzenlenecek Xiamen Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’na katılmaya davet etti. “Ege Maden İhracatçıları Birliği olarak 16-19 Mart 2027 tarihlerinde Xiamen Doğaltaş Fuarı'nda Türkiye Milli Katılım Organizasyonu gerçekleştireceğiz” diyen Alimoğlu, “Son birkaç yıldır Xiamen Fuarı sadece Çinli alıcılar tarafından değil, ABD, Avustralya, Hindistan, Rusya, Güney Kore ve Malezya gibi büyük pazarlardan alıcılar için buluşma noktası niteliğindeydi. 2027 yılında Çin’deki alım iştahının artmasıyla Çinli alıcıların da fuara büyük bir ilgi göstereceğini düşünüyoruz. Çin'deki alıcılarla yüz yüze görüşmek ve bu artışı yeni anlaşmalara dönüştürmek isteyen tüm doğal taş ihracatçılarımızı 16-19 Mart 2027 tarihlerinde Xiamen'de düzenlenecek fuara bizim organizasyonumuzda katılıma davet ediyorum” ifadelerini kullandı. EMİB’in 2026 yılı ihracat hedefi 1 milyar 650 milyon dolar Maden ihracatının 2026 yılı dokuz aylık verilerini de değerlendiren Alimoğlu şöyle devam etti; “Türkiye’nin maden ihracatı 2026 yılının ocak – eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20,1 artarak 5 milyar 410,5 milyon dolara yükseldi. Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin ihracatı ise 2026 yılının 9 aylık döneminde yüzde 18,1 artışla 1 milyar 40 milyon dolardan 1 milyar 229 milyon dolara ulaştı. 9 aylık dönemde ihracatımızı 189 milyon dolar artırmayı başardık. Ege Maden İhracatçıları Birliği olarak 2026 yıl sonu ihracat hedefimizi 1,5 milyar dolardan 1 milyar 650 milyon dolara yükselttik” şeklinde konuştu. 2026 yılının ocak-eylül döneminde; Ege Maden İhracatçıları Birliği üyelerinin maden ihracatında ilk sırada 454,8 milyon dolarla Çin yer alırken, doğal taş ihracatında 177,4 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri zirvedeki yerini korudu. Çin, Ege Bölgesi’nin maden ihracatının yüzde 37'sini oluşturdu. Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin maden ürünleri ihracatında ikinci sırada 195,1 milyon dolarla ABD ve 77,4 milyon dolarla İspanya yer aldı. Doğal taş ihracatında ikinci ülke 101 milyon dolarla Çin ve 33,5 milyon dolarla Fransa üçüncü basamağın sahibi oldu. Maden ihracatında miktar düştü, ortalama ihraç fiyatı attı Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin 2026 yılı ocak – eylül dönemindeki ihracatı miktar bazında yüzde 12,1 azalırken ihracatın değeri yüzde 18,1 arttı. Ege'de blok doğal taşın birim değeri ton başına yüzde 16’lık artışla 175 dolardan 203 dolara, işlenmiş doğal taşın birim değeri yüzde 10’luk yükselişle 440 dolardan 483 dolara çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Dönüşümü 2035’e Kadar Metallere Olan Talebi Artıracak Haber

Enerji Dönüşümü 2035’e Kadar Metallere Olan Talebi Artıracak

Coface Metal Sektörü Ekonomisti Simon Lacoume, “Endüstriyel metaller yeni bir döneme giriyor. Enerji dönüşümü önemli ölçüde yeni talep yaratırken arzın bu talebe yanıt verme kapasitesi giderek azalıyor. Bu iki unsurun bir araya gelmesi bakır, nikel ve alüminyum üzerinde kalıcı bir baskı oluşturabilir ve metal fiyatlarında yeni bir yükseliş dönemini başlatabilir” dedi. Enerji dönüşümü talebi hızlandırıyor Düşük karbonlu teknolojilerin yükselişinden önce de metallere olan talebi güçlü yapısal eğilimler destekliyordu. Kentleşme, altyapı yatırımları ve gelişmekte olan ekonomilerin büyümesi, önümüzdeki yıllarda küresel tüketimi artırmaya devam edecek. İnşaat sektörü küresel çelik tüketiminin yaklaşık yüzde 50’sini oluştururken elektrifikasyon halihazırda küresel bakır talebinin yaklaşık dörtte üçüne karşılık geliyor. Uzun süredir devam eden bu talebe artık enerji dönüşümü ve dijitalleşmenin yarattığı talep de ekleniyor. Yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar, bataryalar, elektrik şebekeleri ve veri merkezleri yoğun metal kullanımı gerektiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Açıklanan Taahhütler Senaryosu’na (APS) göre temiz teknolojiler, 2035 yılına kadar küresel bakır ve nikel talebinin yüzde 35’ini oluşturabilir. Arz neden talebe yetişemiyor? Talepteki bu hızlanma karşısında arz aynı tempoda ilerlemekte zorlanıyor. Maden arama projelerinin yüzde 1’inden azı faaliyete geçen bir madene dönüşürken mevcut projelerde yeni kapasite geliştirilmesi ortalama 20 yıla yakın sürebiliyor. Bu süre 2000’li yılların başında 15 yıldan daha azdı. Düşük yatırım getirileri, maden yataklarındaki cevher tenörlerinin düşmesi ve artan maliyetler de üreticilerin üretimi hızla artırma kapasitesini sınırlandırıyor. Buna tedarik zincirlerindeki yüksek coğrafi yoğunlaşma da ekleniyor. Endonezya küresel nikel cevheri üretiminin yüzde 67’sini gerçekleştirirken Çin, birçok metalde dünya rafinaj kapasitesinin yarısından fazlasını elinde bulunduruyor. Ticaret kısıtlamaları da giderek artıyor. Kritik minerallerin ithalatını veya ihracatını etkileyen ve 2025 yılı sonu itibarıyla yürürlükte olan önlemlerin sayısı 1.138’e ulaşırken bu sayı 10 yıl önce 357 seviyesindeydi. Bakır, nikel ve alüminyumda 2035’e kadar yapısal arz açığı Arz ve talep arasındaki dengesizliğin, enerji dönüşümü açısından kritik öneme sahip metallerde özellikle belirgin hale gelmesi bekleniyor. Alüminyum, bakır ve nikelde talebin, karbonsuzlaşma sürecinde ilave bir hızlanma yaşanmasa dahi önümüzdeki 10 yılda arzdan daha hızlı büyüyeceği öngörülüyor. Bununla birlikte söz konusu metallerin her biri bu durumdan aynı ölçüde etkilenmiyor. Ekonomilerin elektrifikasyonu ve dijital altyapının geliştirilmesi açısından kritik öneme sahip bakırda, senaryoya bağlı olarak 2035 yılına kadar 1,5 milyon ton ile 6,5 milyon ton arasında arz açığı oluşabilir. Net Sıfır Emisyon Senaryosu’nda bu açık küresel talebin yüzde 17’sine kadar ulaşabilir. Veri merkezlerindeki hızlı büyüme de bu baskıları daha da artırabilir. Nikel ise bataryalar ve elektrikli mobilitenin etkisiyle enerji dönüşümünden en fazla etkilenen metal olarak öne çıkıyor. Net Sıfır Senaryosu’nda rafine nikel piyasasında 2035 yılına kadar yaklaşık 6,5 milyon tonluk arz açığı oluşabilir. Bu rakam, öngörülen talebin yaklaşık yüzde 35’ine karşılık geliyor. Alüminyum piyasasında da arz-talep dengesinin sıkılaşması bekleniyor. Arz açığı 5 milyon ton ile 15 milyon ton arasında gerçekleşerek öngörülen talebin yaklaşık yüzde 10’una ulaşabilir. Alüminyumda kısıtın temelinde kaynakların mevcudiyetinden çok sanayi kapasitesi, gerekli yatırımlar ve rekabetçi fiyatlarla elektriğe erişim bulunuyor. Metallerde yeni bir yükseliş dönemine doğru Bu baskıların fiyatlar üzerinde kalıcı bir etki yaratması bekleniyor. Coface, bakır ve nikel fiyatlarının önümüzdeki 10 yılda yaklaşık iki katına çıkabileceğini öngörürken alüminyum fiyatlarında da güçlü bir artış bekliyor. Buna karşılık çelik ve çinko, arz koşullarının daha az kısıtlı olması ve enerji dönüşümünün yarattığı yeni talebe daha sınırlı ölçüde maruz kalmaları nedeniyle daha düşük risk taşıyor. Üreticiler açısından önümüzdeki dönemde fiyatların yanı sıra kritik metallere erişimin güvence altına alınması, geri dönüşümün geliştirilmesi ve malzeme yoğunluğunun azaltılması da rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar haline gelebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ile Çin Arasında “Yuvaya Dönüş” Hareketi Haber

Türkiye ile Çin Arasında “Yuvaya Dönüş” Hareketi

3–11 Eylül tarihleri arasında 200 distribütörünün yanı sıra Türkiye yönetim ekibi ve TIENS Global yöneticilerinin katılımıyla kapsamlı bir Çin programı gerçekleştirdi. “Yuvaya Dönüş” temasıyla düzenlenen yolculuk, TIENS Türkiye distribütörlerini markanın doğduğu ülke ve küresel merkeziyle buluşturdu. Geçen yıl 64 distribütörle gerçekleştirilen programa bu yıl 200 kişinin katılmasıyla Türkiye’den Çin’e giden grubun büyüklüğü yaklaşık üç katına çıktı. Pekin, Tianjin ve Chengdu’yu kapsayan programda katılımcılar, TIENS’in küresel operasyonlarını yerinde incelemenin yanı sıra Çin’in tarihî ve kültürel zenginliklerini yakından tanıma fırsatı buldu. TIENS’in küresel merkezi ziyaret edildi Programın kurumsal buluşma noktası, TIENS’in genel merkezinin bulunduğu Tianjin oldu. Türkiye’den katılan distribütörler; Tianjin Tianshi College, biyoteknoloji çalışma merkezleri, Sağlık Endüstrisi Parkı ve şirketin genel merkezini zaiyaret ederek markanın üretim, teknoloji ve uluslararası faaliyetleri hakkında bilgi aldı. TIENS Group Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Li Jinyuan ile bir araya gelen grup, farklı ülkelerden TIENS temsilcilerinin de katıldığı gala programında şirketin küresel topluluğuyla buluştu. Programın kültür rotasında ise Çin Seddi, Yasak Şehir, Yazlık Saray, Cennet Tapınağı ve geleneksel hutong mahalleleri gibi Pekin’in simge noktaları yer aldı. Chengdu’da Dev Panda Yetiştirme Araştırma Üssü’nü ziyaret eden katılımcılar, üç şehrin kültürel mirasını, yerel lezzetlerini ve güncel yaşamını deneyimledi. TIENS Türkiye Ülke Müdürü Ömer Barış Turan, programla ilgili şunları söyledi: “Distribütörlerimizin TIENS’in doğduğu ülkeyi ziyaret ederek markamızın çalışma kültürünü, teknolojik altyapısını ve küresel faaliyetlerini yerinde deneyimlemesini çok önemsiyoruz. Geçen yıl 64 kişiyle gerçekleştirdiğimiz Çin programını bu yıl 200 distribütörümüzün katılımıyla yaklaşık üç kat büyüttük. Ekim ayında ise yaklaşık 400 Çinli distribütörü İstanbul ve Ankara’da ağırlamaya hazırlanıyoruz. İki ayda yaklaşık 580 kişiyi Türkiye ve Çin’de bir araya getirecek bu karşılıklı programın, ülkelerimiz arasındaki kültürel ve ticari bağların yanı sıra turizm hareketliliğine de katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Ekim ayında yaklaşık 400 Çinli distribütör Türkiye’ye gelecek Türkiye ile Çin arasındaki karşılıklı buluşmanın ikinci ayağı ekim ayında gerçekleştirilecek. Yaklaşık 400 Çinli distribütör, İstanbul ve Ankara’yı kapsayan program için Türkiye’ye gelecek. Katılımcılar iki kentin tarihî ve kültürel noktalarını ziyaret edecek, ardından Ankara’da gerçekleştirilecek TIENS BBS Konferansı’nda bir araya gelecek. Böylece TIENS’in eylül ve ekim aylarında düzenlediği karşılıklı programlar kapsamında Türkiye ile Çin arasında toplam yaklaşık 580 kişilik bir turizm ve iş dünyası hareketliliği gerçekleşecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi Haber

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi

Cennet meyvesi kuru incirin 2026 ürünü yeni mahsul ihracat yolculuğu için ilk yükleme/ihraç tarihi 28 Eylül 2026 Pazartesi olarak belirlendi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, yeni sezon öncesinde kuru incirde kalite ve gıda güvenliği arttırmak amacıyla yoğun bir mesai verdiklerini dile getirdi. Üreticilere örnek olması ve sergi yerlerinden aflatoksinli kuru incirlerin seçilerek ayıklanabilmesi amaçlı üretim bölgelerindeki muhtarlar aracılığıyla taşınabilir UV el lambaları Aydın ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda dağıttıklarını aktaran Gabay, “Sağlıklı hasat ve kurutma sağlanabilmesi için yine Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonun kurutma kerevetleri ve üretici bilgilendirme broşürleri dağıttık. Türkiye’nin en prestijli ürünlerinden kuru incirde güzel bir sezon geçirmek adına yoğun mesai veriyoruz” dedi. Türkiye’nin 2025/26 sezonununda 15 Ekim 2025-08 Eylül 2026 tarihleri arasında 2025 ürünü 55 bin ton kuru incir ihraç ederek 343 milyon dolar döviz geliri elde ettiği bilgisini veren Gabay şöyle devam etti; “Sezon sonunda 350 milyon doları aşacağımıza inanıyoruz. 2026-27 sezonunda kuru incir ihracatında 60 bin tonun üzerine çıkmayı hedefliyoruz.” Uzakdoğu’nun payı yüzde 16’ya yükseldi Türkiye’nin kuru incir ihraç ettiği pazarlarla ilgili bilgi veren Başkan Gabay, Avrupa Birliği’nin 17 bin 775 ton kuru incir talebiyle yüzde 32 pay aldığını ve liderliğini sürdürdüğüne işaret etti. Gabay; “Amerika kıtasına yaklaşık 16 bin ton kuru incir ihraç ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımız yüzde 29’luk artışla 7 bin tondan 8 bin 795 tona yükseldi. Uzakdoğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 13’ten yüzde 16’ya çıktı. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde yaptığımız tanıtım çalışmalarının meyvelerini aldığımızı görüyoruz. Uzakdoğu pazarında hedefimiz ihracatımızın yüzde 25’ini bu ülkelere yapabilir konuma gelmek” ifadelerini kullandı. Kuru incir ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 58 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, ikinci sırada 44,5 milyon dolarla Almanya ve üçüncü sırada 44 milyon dolarla Fransa yer aldı. Türkiye’den kuru incir talebini yüzde 249’luk artışla 5 milyon dolardan 17,7 milyon dolara çıkaran Çin, Türkiye’nin en çok kuru incir ihraç ettiği ülkeler sıralamasında dördüncü sıraya tırmandı. Kanada 13,5 milyon dolarlık kuru incir ihracatıyla beşinci oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED: Temmuz Ayında Türkiye’ye 1,2 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: Temmuz Ayında Türkiye’ye 1,2 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

11 Eylül 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Temmuz ayında, Türkiye’ye, 1,2 milyar dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber, yılın ilk 7 ayında Türkiye’ye gelen toplam UDY miktarı, 5,8 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 7 ayında 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 34’lük bir düşüş kaydedilirken 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 294 milyar dolara yaklaştı. Temmuz ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 1,2 milyar dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 909 milyon doları yatırım sermayesi şeklinde gerçekleşti. Temmuz ayındaki toplam UDY’nin 322 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 44 milyon dolar ve borçlanma araçlarının 33 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Temmuz ayındaki toplam UDY girişi 1,2 milyar dolar oldu. En fazla yatırım kâğıt imalatı ile toptan ve perakende ticarette gerçekleşti 2026 yılının Temmuz ayı içerisinde gerçekleşen 909 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 314 milyon dolarlık yatırım girişi ile kâğıt ve kâğıt ürünleri imalatı ve kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması, yüzde 35’lik bir pay aldı. Toptan ve perakende ticaret ve inşaat sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 12’lik paylarıyla geçmiş kümülatif performanslarının üzerinde bir performans sergileyerek aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Temmuz ayında en fazla uluslararası yatırım Çin, İrlanda ve Almanya’dan geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59’luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026’nın 7’nci ayında yüzde 52’lik bir pay aldı. Temmuz 2026’da ülkeler özelinde, Çin yüzde 34 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 21 ile İrlanda, yüzde 14 ile Almanya, yüzde 6 ile Hollanda ve yüzde 6 ile İsviçre takip etti. Yılın ilk 7 ayının toplamı değerlendirildiğinde ise en fazla yatırıma kaynak oluşturan üç ülke; 1,1 milyar dolar ile Almanya, 903 milyon dolar ile Hollanda ve 585 milyon dolar ile Amerika Birleşik Devletleri olarak sıralandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.