Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çin

Kapsül Haber Ajansı - Çin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tiens, New York'ta Merkez Ofis Açtı Haber

Tiens, New York'ta Merkez Ofis Açtı

. Sağlık, wellness ve girişimcilik alanlarında faaliyet gösteren şirket, 224 ülke ve bölgede 57 milyondan fazla üyesiyle faaliyetlerini sürdürürken, ABD pazarını uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak konumlandırıyor. 1991 yılında Çin'in Tianjin kentinde kurulan TIENS, takviye edici gıdalardan kişisel bakım ürünlerine, sağlıklı yaşam çözümlerinden eğitim ve girişimcilik programlarına uzanan geniş bir ekosistemle faaliyet gösteriyor. Sağlık ve wellness alanında bütünsel bir yaklaşım benimseyen şirket, doğrudan satış modeliyle iyi yaşam anlayışını daha fazla kişiyle buluşturmayı hedefliyor. 2001 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren TIENS, 2017 yılında büyüme stratejisini Türkiye’nin tüm şehirlerine yayarak ülke genelindeki yapılanmasını güçlendiriyor. Küresel deneyimini yerel pazarlara taşıyan şirket, bireylerin yaşam kalitesini artırmayı ve sürdürülebilir başarı fırsatları sunmayı hedefliyor. Yeni rotası Kuzey Amerika TIENS'in 2026 yılında attığı en önemli adımlardan biri, New York'ta merkez ofisini hayata geçirmek oldu. Şirket, sağlık ve wellness sektöründe dünyanın en gelişmiş pazarlarından biri olan Amerika Birleşik Devletleri'ni uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak görüyor. 2026 itibarıyla faaliyete geçen merkez ofis ile Kuzey Amerika pazarındaki varlığını güçlendiren TIENS, ilk etapta takviye edici gıda, kişisel bakım ve wellness kategorilerinde faaliyet göstermeyi planlıyor. TIENS Kurucusu Li Jinyuan, New York açılımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "TIENS'i kurarken hedefimiz, sağlıklı yaşam anlayışını daha fazla insanla buluştururken bireylerin gelişimine katkı sağlayan küresel bir ekosistem oluşturmaktı. New York'ta attığımız bu adım, yalnızca yeni bir pazara giriş değil; sağlık, wellness ve girişimcilik alanlarındaki uzun vadeli vizyonumuzun önemli bir yansımasıdır. Farklı kültürler arasında köprüler kurarak daha fazla insana ulaşmaya ve yaşam kalitesini desteklemeye devam edeceğiz." TIENS, Türkiye'deki distribütörlerini küresel deneyimlerle buluşturuyor Türkiye, TIENS'in küresel yapılanması içerisinde stratejik öneme sahip pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Şirket, Eylül ayında Türkiye'den yaklaşık 300 kişinin katılımıyla Çin'e geniş kapsamlı bir ziyaret programı düzenlemeyi planlıyor. Program kapsamında katılımcılar, TIENS Uluslararası Sağlık Endüstri Parkı'nı ziyaret ederek şirketin küresel operasyonlarını yakından tanıma fırsatı bulacak. Aynı zamanda ziyaretin, Türkiye ile Çin arasında iş dünyası ve kültürel etkileşimin güçlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Küresel büyümesini yeni pazarlara açılarak sürdüren TIENS, 2026 yılında hayata geçirdiği stratejik adımlarla sağlık ve wellness alanındaki uluslararası konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TIENS New York'ta Merkez Ofis Açtı Haber

TIENS New York'ta Merkez Ofis Açtı

1991 yılında Çin'in Tianjin kentinde kurulan TIENS, takviye edici gıdalardan kişisel bakım ürünlerine, sağlıklı yaşam çözümlerinden eğitim ve girişimcilik programlarına uzanan geniş bir ekosistemle faaliyet gösteriyor. Sağlık ve wellness alanında bütünsel bir yaklaşım benimseyen şirket, doğrudan satış modeliyle iyi yaşam anlayışını daha fazla kişiyle buluşturmayı hedefliyor. 2001 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren TIENS, 2017 yılında büyüme stratejisini Türkiye’nin tüm şehirlerine yayarak ülke genelindeki yapılanmasını güçlendiriyor. Küresel deneyimini yerel pazarlara taşıyan şirket, bireylerin yaşam kalitesini artırmayı ve sürdürülebilir başarı fırsatları sunmayı hedefliyor. Yeni rotası Kuzey Amerika TIENS'in 2026 yılında attığı en önemli adımlardan biri, New York'ta merkez ofisini hayata geçirmek oldu. Şirket, sağlık ve wellness sektöründe dünyanın en gelişmiş pazarlarından biri olan Amerika Birleşik Devletleri'ni uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak görüyor. 2026 itibarıyla faaliyete geçen merkez ofis ile Kuzey Amerika pazarındaki varlığını güçlendiren TIENS, ilk etapta takviye edici gıda, kişisel bakım ve wellness kategorilerinde faaliyet göstermeyi planlıyor. TIENS Kurucusu Li Jinyuan, New York açılımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "TIENS'i kurarken hedefimiz, sağlıklı yaşam anlayışını daha fazla insanla buluştururken bireylerin gelişimine katkı sağlayan küresel bir ekosistem oluşturmaktı. New York'ta attığımız bu adım, yalnızca yeni bir pazara giriş değil; sağlık, wellness ve girişimcilik alanlarındaki uzun vadeli vizyonumuzun önemli bir yansımasıdır. Farklı kültürler arasında köprüler kurarak daha fazla insana ulaşmaya ve yaşam kalitesini desteklemeye devam edeceğiz." TIENS, Türkiye'deki distribütörlerini küresel deneyimlerle buluşturuyor Türkiye, TIENS'in küresel yapılanması içerisinde stratejik öneme sahip pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Şirket, Eylül ayında Türkiye'den yaklaşık 300 kişinin katılımıyla Çin'e geniş kapsamlı bir ziyaret programı düzenlemeyi planlıyor. Program kapsamında katılımcılar, TIENS Uluslararası Sağlık Endüstri Parkı'nı ziyaret ederek şirketin küresel operasyonlarını yakından tanıma fırsatı bulacak. Aynı zamanda ziyaretin, Türkiye ile Çin arasında iş dünyası ve kültürel etkileşimin güçlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Küresel büyümesini yeni pazarlara açılarak sürdüren TIENS, 2026 yılında hayata geçirdiği stratejik adımlarla sağlık ve wellness alanındaki uluslararası konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Peyniri Asya Pazarında  Haber

Türk Peyniri Asya Pazarında 

Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen ana hedeflerinin Türk peynirini ve peynir çeşitlerini tanıtarak Uzakdoğu’nun en büyük pazarlarından biri olan Çin’de büyümek olduğunu paylaştı. Hem ihracat hacmini artırabilmek hem de ilişki ağını genişletebilmek için yoğun bir çalışma yürüttüklerinin altını çizdi. Amerika Birleşik Devletleri’nden Çin’e kadar 4 kıtada 43 ülkeye ihracat yapan Teksüt ticaret hacmini geliştirebilmek için çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Katma değerli ürün üreterek hem Türkiye’deki hem de dünyanın farklı yerlerindeki müşterilerine en iyi ürünleri sunmak için yatırım yapmayı sürdüren Teksüt Çin Halk Cumhuriyeti Şanhay’da 18-20 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen SIAL China 2026 fuarına katıldı. Her ölçekten alıcıya ulaşma fırsatı sağlayan fuar Asya pazarında yeni iş olanakları keşfetme ve iş birlikleri kurma fırsatı sağlıyor. 2021 yılından beri Çin’e ihracat yaptıklarının altını çizen Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen pazarlama ve satış çalışmalarına hız kesmeden devam ettiklerini paylaştı. Özmen Türkiye’den Çin’e UHT süt ihracat etmek için gerekli olan ihracat belgesine sahip olmanın kendilerine önemli bir avantaj sağladığını belirtti. 2017 yılında Tayvan’a başlattığı ihracat ile ürünlerini ulaştırdığı pazarlara coğrafi olarak Uzak Doğu’yu da ekleyen Teksüt bugün dünya genelinde Çin’den İngiltere’ye, Japonya’dan Kanada’ya kadar geniş bir coğrafyada ihracat yapıyor. Çin’e ihracat 2021 yılında başladı Türkiye’nin yüksek nitelikli üretim yapan güçlü ve deneyimli süt ürünleri endüstrisine sahip olduğunu dile getiren Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen, “Teksüt olarak yurtdışında tanıtım ve pazarlama çalışmalarına önem verdiklerini belirtti. Çin’de iş birliklerini geliştirmeyi hedeflediklerini söyleyen Özmen şu açıklamayı yaptı; “Çin pazarına ürünlerimizi gönderiyoruz. Çin büyük bir hacme sahip zengin bir pazar. Ana hedefimiz Türk peynirini ve peynir çeşitlerini tanıtarak Uzakdoğu’nun en büyük pazarlarından biri olan Çin’de pazar hacmimizi büyütmek. İhracat payımızı artırmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. ” Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray ise yaptığı açıklamada ticaret hacmini geliştirebilmek için gelişmeleri ve trendleri yakından takip ettiklerini söyledi. “Dünya ölçeğinde ticaret yapma şekli değişiyor ama ilişkiler önemini koruyor. Tüketicilerimiz bize güveniyor. Biz de bu güveni en üst düzeyde tutabilmek için çok çalışıyoruz. İhracat her zaman kendi içinde farklı dinamikleri barındırıyor, gelişmeleri yerinde izleyip sektör temsilcileriyle doğrudan temas kuruyoruz. Sektörün geleceğini belirleyen trendler ve stratejiler hakkında yeni bilgiler ediniyoruz; görüşlerimizi paylaşıyoruz. Hem işimizi geliştiriyoruz hem de ilişkilerimizi güçlü ve taze tutuyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yatırımcıların Yurtdışı Gayrimenkul Yatırımı 2,4 Milyar Doları Aştı Haber

Türk Yatırımcıların Yurtdışı Gayrimenkul Yatırımı 2,4 Milyar Doları Aştı

Küresel ekonomik belirsizlikler ve yatırım tercihlerindeki değişim, Türk yatırımcıların yurtdışı gayrimenkul piyasalarına olan ilgisini artırmaya devam ediyor. Astons tarafından hazırlanan Yunanistan Gayrimenkul Piyasası Analiz ve Trendler raporuna göre, Türk yatırımcıların yurtdışı gayrimenkule ilgisi son yıllarda istikrarlı bir artış gösteriyor. 2024 yılında yatırımlar yüzde 20,5 artışla 2,5 milyar doları aşarken, 2025’te de benzer bir ivmenin devam ettiği görülüyor. Yalnızca Ocak 2025’te Türk vatandaşları yurtdışı gayrimenkule 144 milyon dolar yatırım yaptı. Yılın ilk on bir ayında toplam yatırım 2,4 milyar dolara ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 26 artış gösterdi. Zirve ise ağustos ayında, tek bir ayda yapılan 288 milyon dolarlık yatırımla gerçekleşti. Araştırma, Türk yatırımcıların tercihlerinde coğrafi çeşitliliğin arttığını da ortaya koyuyor. Çin’in ardından Yunanistan öne çıkan destinasyonlar arasında yer alırken, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere farklı pazarlara yönelik ilginin de güçlendiği görülüyor. Bu tablo, yatırımcıların tek bir pazara bağlı kalmak yerine farklı alternatifleri değerlendirdiğine işaret ediyor. 514 Milyon Euro’luk yatırım ve 3 bin 291 Golden Visa ile Yunanistan öne çıkıyor Küresel ekonomik dalgalanmalar ve yerel para birimlerindeki değişimler, yatırımcıların daha öngörülebilir ve döviz bazlı varlıklara yönelimini etkileyen temel faktörler arasında yer alıyor. Bu eğilim doğrultusunda Avrupa Birliği ülkelerinde gayrimenkul yatırımı, yalnızca finansal getiri değil; aynı zamanda yaşam, mobilite ve uzun vadeli planlama açısından da çok boyutlu bir değer alanı olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede AB ülkeleri arasında dikkat çeken destinasyonlardan biri Yunanistan olurken, 2024 yılında Türk yatırımcıların ülkedeki gayrimenkul yatırımı 514 milyon Euro’ya ulaştı. 2025 yılı sonu itibarıyla ise Yunanistan Golden Visa programı kapsamında Türk vatandaşlarına verilen oturum izinleri 3 bin 291’e yükseldi. Bu rakam, toplam başvuruların yüzde 15,9’unu oluştururken Türk yatırımcıları Çin’in ardından ikinci sıraya taşıdı. Bu süreçte Birleşik Arap Emirlikleri ve Yunanistan hem yatırım hacmi hem de sundukları avantajlarla öne çıkan pazarlar arasında yer alıyor. Golden Visa programı sayesinde yatırımcılar yalnızca gayrimenkul edinmekle kalmıyor; aynı zamanda Avrupa’da oturum hakkı ve serbest dolaşım imkânı da elde ediyor. Euro bazlı kira geliri ve değer artışı potansiyeliyle desteklenen bu yapı, Yunanistan’ı Türk yatırımcılar için sadece bir yatırım noktası değil, aynı zamanda uzun vadeli bir finansal güven alanı haline getiriyor. “Golden Visa ile yatırım artık sadece mülk değil, stratejik bir varlık” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, “Bugün Türk yatırımcıların yaklaşımı belirgin şekilde değişmiş durumda. Artık yatırım kararları kısa vadeli kazanç beklentisiyle değil, uzun vadeli değer koruma ve istikrar odağında şekilleniyor. Yunanistan bu noktada güçlü bir alternatif sunuyor. Euro bazlı bir varlığa sahip olmak, düzenli kira geliri elde etmek ve Avrupa Birliği içinde yasal bir statü kazanmak aynı yatırım içinde birleşiyor. Golden Visa programı ise bu tabloyu tamamlayan en önemli unsurlardan biri. Yatırımcılara yalnızca oturum izni değil; Schengen bölgesine erişim, aile bireylerini kapsayan yapı ve hızlı başvuru süreci gibi önemli avantajlar sunuyor. Avrupa’da benzer programların daraldığı bir dönemde, Yunanistan’ın hâlâ gayrimenkul yatırımıyla oturum imkânı sunması, bu ilgiyi daha da artırıyor. Bugün geldiğimiz noktada gayrimenkul yatırımı, yatırımcılar için yalnızca bir mülk edinimi değil; döviz bazlı gelir üreten, hukuki güvenceye sahip ve uzun vadeli değer sunan stratejik bir varlık olarak konumlanıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Energy Monitor Raporu Kömür Enerjisindeki Çelişkiyi Ortaya Koydu Haber

Global Energy Monitor Raporu Kömür Enerjisindeki Çelişkiyi Ortaya Koydu

Dünyadaki kömür santrallerinin durumuna ilişkin en kapsamlı rapor olan ve bu yıl 11. kez yayımlanan “Yükseliş ve Çöküş 2026” raporuna göre, 2025 yılında küresel kömür kurulu gücü yüzde 3,5 arttı, ancak kömürden sağlanan elektrik üretimi yüzde 0,6 azaldı. Bu ayrışma, en belirgin şekilde kömürlü termik santrali inşaatlarının yüzde 95’inin gerçekleştiği Çin ve Hindistan'da görüldü. Buralarda rekor kıran rüzgar ve güneş enerjisi kapasite artışları, santral kurulumlarının son on yılın en yüksek seviyesine ulaşmasına rağmen kömürü devre dışı bırakarak yeni talebin neredeyse tamamını karşıladı. Rapora göre kömür kullanımında kalıcı bir dönüşüm başladı. En kirli fosil yakıt olan kömürden uzaklaşma eğiliminin, Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik gelişmelerin yol açtığı kısa vadeli enerji piyasası dalgalanmalarından çok daha kalıcı olduğu vurgulanıyor. Latin Amerika 2025'te yeni kömür santrali inşa etmeme kararı alan bölge statüsüne ulaştı ve Güney Kore kömürü tamamen terk etme taahhüdünde bulundu. Global Energy Monitor’un Küresel Kömür Santrali Takip Sistemi Proje Yöneticisi Christine Shearer, şöyle konuştu: “2025 yılında dünya daha fazla kömür santrali inşa etti, ancak kömür kullanımını azalttı. Gelişmeler de tek bir bölgede yoğunlaştı; kömürlü termik santrali inşaatlarının %95’i şu anda Çin ve Hindistan’da gerçekleşiyor ve bu ülkeler bile kömürü yerinden edecek kadar hızlı bir şekilde güneş ve rüzgâr enerjisi tesisleri inşa ediyor. 2026’ya doğru ilerlerken karşımıza çıkan temel zorluk, alternatiflerin bulunmaması değil, enerji sistemleri kömürden giderek uzaklaşırken bile kömürü gerekli gören politikaların devam etmesidir.” Türkiye kömürü “zirvede” bırakmalı COP31’e ev sahipliği ve başkanlık yapacak Türkiye’de, 2015 yılında 70’in üzerinde olan kömürlü termik santrali projesinden geriye yalnızca Afşin ve Elbistan A kömürlü termik santraline eklenmek istenen iki ünite projesi kaldı. Bu projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına yönelik açılan davada, bilirkişi heyeti, projenin kamu yararı taşımadığı sonucuna vardı. Şubat 2026’da sunulan ikinci bilirkişi raporu da projenin “uygun olmadığı” yönündeki değerlendirmeyi teyit etti. Sivil toplum örgütleri, COP31 Başkanı Türkiye’nin kömürü “zirvede” bırakarak değişimi evinde başlatmasını talep ediyor. Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels) Kampanyacısı Duygu Kutluay şöyle konuştu: “Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı ve başkanlığını üstleneceği bir yılda hâlâ yeni kömürlü termik santrallerde ısrar etmesi son derece kaygı verici. Sadece iklim eylemi değil enerji güvenliği açısından da güçlü bir liderliğin gerektiği bu dönemde Türkiye, kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan uzaklaşmaya dair net planlar ortaya koyarak, doğayla uyumlu, toplumun parçası olarak yarar sağlayabileceği tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarına dair bir enerji sistemine dayalı enerji dönüşümünü planlamalı. Kamu kaynaklarıyla gerileyen bir sektörü ayakta tutmaya çalışmak bu dönüşümü sadece geciktiriyor ve kıymetli kamu kaynaklarının halkı desteklemek yerine şirketleri ayakta tutmaya çalışarak israf olmasına neden oluyor. Anlamlı bir COP başkanlığı için Türkiye’nin atacağı en net adım, kömürü zirvede bırakmak olacaktır.” Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Elif Cansu İlhan şöyle konuştu: “İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP) ilk kez başkanlık yapacak olması sebebiyle, uluslararası iklim gündeminde gözlerin Türkiye üzerinde olduğu bir yıldayız. Türkiye, kalan son termik santral projesi olan Afşin-Elbistan A’nın ek ünitelerini iptal ederek COP31 başkanlığına güçlü bir başlangıç yapabilir. Yeni kömür santrali projesi kalmaması önemli bir adım olsa da, ülkenin asıl ihtiyacı, devlet teşvikleriyle ayakta kalabilen ve yüksek arıza oranıyla çalışan termik santral filosu için kademeli bir kapatma programı. Adil geçiş ilkeleri çerçevesinde oluşturulacak bir kömürden çıkış programı, iklim hedefleri ve enerji güvenliği açısından öneminin yanında, kömür bölgelerinde istihdam ve kalkınmayı destekleyerek bölge halklarının refah düzeyini artırabilir ve ülke ekonomisini destekleyebilir.” 2025’in başlıca gelişmeleri şöyle: 2025’te dünya çapında kömürlü termik santrallerden elektrik üretimi gerilemesine rağmen toplam kömürlü termik santrali kurulu gücü artışını sürdürdü. Küresel kurulu güç %3,5 oranında artarken, kömürden üretilen elektrik %0,6 azaldı; bu durum, kurulu güç ile fiilî üretim arasındaki farkın giderek açıldığını ortaya koydu.Kömürden elektrik üretimindeki en belirgin düşüşler, yüksek düzeyde yeni kapasite devreye alınmasına rağmen Çin ve Hindistan’da gerçekleşti. Çin’de kömür kurulu gücü %6 artarken üretim %1,2 azaldı. Hindistan’da ise kurulu güç %3,8 artmasına rağmen üretim %2,9 geriledi. Her iki ülkede de rüzgâr ve güneş enerjisi, artan talebin büyük bölümünü karşılayarak kapasite artışı ile üretim düşüşü arasındaki farkın büyümesine katkı sağladı.Çin’de 2025 yılında yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik santrali projeleri toplam 161,7 GW ile tarihsel bir zirveye ulaştı. Ülkede proje aşamasında bulunan kömür kurulu gücü 500 GW’ın üzerinde.Hindistan’da 2025 yılında 27,9 GW yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik santrali projesi mevcut. Ülkede inşaat öncesi planlama aşamasında 107,3 GW, inşaat halinde ise 23,5 GW kurulu güç bulunuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde kaydedilen rekor artışlar sonucunda toplam kurulu gücün yarısından fazlası fosil yakıt dışı kaynaklara kaymış olmakla birlikte, Hindistan hükümeti önümüzdeki yedi yıl içinde 100 GW ilave kömür kapasitesi hedefi belirledi.Küresel ölçekte 2025 yılında kapatılması planlanan kömürlü termik santral ünitelerinin yaklaşık %70’i planlandığı şekilde kapatılmadı. Bu oran, Avrupa Birliği’nde %69, ABD’de ise %59 seviyesinde. AB’de resmi kömürden çıkış taahhütleri sürmekle birlikte, gecikmeler büyük ölçüde 2022–2023 enerji krizi sırasında alınan erteleme kararlarının devamı niteliğinde. ABD’de ise santral kapatmalarının ertelenmesi, federal düzeyde alınan kararlarla eski kömürlü termik santrallerinin işletmede tutulmasına yönelik doğrudan müdahalelerle ilişkili.Çin ve Hindistan dışındaki kömürlü termik santrali inşaatları, 2025 yılında küresel inşaat kapasitesinin sadece %5'ine gerileyerek rekor seviyede düştü.Endonezya’da kömürlü termik santrali filosu 2025 yılında %7 oranında büyüdü; bu artışın yaklaşık dörtte biri nikel ve alüminyum işleme faaliyetlerine hizmet eden özel kömürlü termik santrallerinden kaynaklanıyor. Ülke ayrıca, toplam 11 GW düzeyindeki önerilen kurulu güç ile Çin ve Hindistan’ın ardından küresel ölçekte üçüncü sırada yer alıyor.Türkiye’de, ülkenin yaklaşan COP31 iklim konferansına ev sahipliği ve başkanlığı hazırlıkları sürerken, 2015 yılında 70’in üzerinde olan kömür santrali projesinden geriye yalnızca bir aktif proje kaldı.Hindistan dışındaki Güney Asya ülkelerinde kömür arzı büyük ölçüde ithalata bağımlı kalmaya devam ediyor. Pakistan, fosil yakıt piyasalarındaki dalgalanmalara karşı daha istikrarlı bir alternatif sunan dağıtık güneş enerjisini hızla yaygınlaştırırken; Bangladeş, fosil yakıt tedariki ve teknik altyapıya ilişkin sorunlarla karşı karşıya kaldı ve henüz kayda değer bir yenilenebilir enerji kapasitesi oluşturamadı.Endonezya dışındaki Güneydoğu Asya’da devreye alınan yeni kömür kurulu gücü üst üste üçüncü yıl düşüş gösterdi. Bununla birlikte, 2026 yılında beklenen gaz arz kesintileri bazı ülkeleri mevcut kömür kapasitesine daha fazla bağımlı hale getirme riski taşıyor.Afrika kıtasında ise kömür projeleri ağırlıklı olarak Zimbabve ve Zambiya’da yoğunlaşmakta olup, bu iki ülke bölgedeki yeni kömür projelerinin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Global Energy Monitor’un yanı sıra, raporun ortak yazarları arasında The Africa Just Transition Network (AJTN), ARAYARA International Institute, Bangladesh Working Group on Ecology and Development (BWGED), CEE Bankwatch Network, Beyond Fossil Fuels, Centre for Research on Energy and Clean Air (CREA), Chile Sustentable, Climate Action Network (CAN) Europe, Coastal Livelihood and Environmental Action Network (CLEAN), Dhoritri Rokhhay Amra (DHORA), E3G, The Institute of Lawyers for the Protection of the Environment (INSAPROMA), Kiko Network, POLEN Transiciones Justas, Policy Research Institute for Equitable Development (PRIED), Razom We Stand, Reclaim Finance, Solutions for Our Climate (SFOC), Trend Asia, and Waterkeepers Bangladesh (WKB) yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Özgür Oldu Haber

Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Özgür Oldu

Türkiye’nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı, kuru incir ve Antep fıstığının domine ettiği kuru meyve sektöründe hayati kararların alındığı Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanlığına oy birliğiyle Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür seçildi. Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu ilk toplantısını Ege İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirdi Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür, Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı seçilirken, Başkan Yardımcılıklarına Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Bakır ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Birol Celep oy birliğiyle seçildiler. Önceliklerimiz tanıtım, kalite ve gıda güvenliğini artırmak Türk kuru meyvelerinin tanıtımı için TURQUALITY ve URGE Projelerine ağırlık vereceklerini, fuarlarda Türk kuru meyvelerinin daha görünür olması için birlik ve beraberlik içinde mesai vereceklerini dile getiren Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Özgür, hedef pazarlar olarak Çin ve Hindistan’a yoğunlaşacaklarını, odaklanacakları başlıklardan birisinin de kalite ve gıda güvenliğini arttırmak olacağını vurguladı. Kuru meyve sektöründeki sorunların çözümüne yönelik olarak İzmir, Gaziantep ve İstanbul’daki Kuru Meyve İhracatçı Birlikleri olarak ortak hareket edeceklerinin altını çizen Özgür, “Bu amaçla üretim bölgelerinin nabzını tutmak amacıyla Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Toplantılarını kuru meyve üretim bölgelerinde yapma konusunda da mutabık kaldık. Çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incirde aflatoksin, okratoksin oluşumunun önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, üreticiler, üniversiteler, araştırma enstitüleri, tüccarlar ve sektörün tüm paydaşlarıyla ortak projeler geliştireceğiz” ifadelerini kullandı. Türkiye’de 2025 yılında yaşanan iklim krizinin etkilerini 2025/26 kuru meyve ihraç sezonunda güçlü bir şekilde hissettiklerini aktaran Başkan Özgür kuru meyve sektörünün 2026 yılı ihracat performansı hakkında şöyle konuştu; “1 Ocak – 15 Mayıs 2026 döneminde 115 bin ton kuru meyve ihraç ettik ve 601 milyon 235 bin dolar dövizi ülkemize kazandırdık. 2025 yılının aynı döneminde ihracatımız 138 bin 220 ton karşılığı 678 milyon 848 bin dolar olmuştu. Miktar bazında yüzde 17, döviz getirisinde yüzde 11 kaybımız oldu. 2026 yılında iklim koşulları daha iyi seyir izlediği takdirde ihracattaki kayıplarımızı telafi edebiliriz. Yıllık 2 milyar dolar ihracat rakamına ulaşabiliriz.” Türkiye, 1 Ocak – 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında 166 milyon dolarlık çekirdeksiz kuru üzüm ihraç ederken, kuru incir ihracatı 134 milyon dolar oldu. Kuru kayısı ihracatı 97 milyon dolar olarak kayıtlara geçerken, Antep fıstığından elde edilen döviz geliri 50,5 milyon dolar oldu. Badem ihracatı 38,5 milyon dolar, çam fıstığı ihracatı 14 milyon dolar, ceviz ihracatı 11,5 milyon dolar ve leblebi ihracatı 10 milyon dolar döviz kazandırdı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay, EKMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ferhat Şen, EKMİB Yönetim Kurulu Üyeleri Barış Bayhan, Nejat Almış, Miray Usta, Naci Çetin, Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yalçın Geyik ve GAİB Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Abdülkadir Çıkmaz, İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Semih Ergüder ve İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Çınar, Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Üyesi olarak görev yapacaklar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Dönüşümü Bölgesel Farklılıklarla Şekilleniyor Haber

Enerji Dönüşümü Bölgesel Farklılıklarla Şekilleniyor

Raporda, yapay zekadan ziyade gelişmekte olan ülkelerdeki sanayileşme ve soğutma ihtiyacının bu artışı tetikleyebileceği belirtilirken; fosil yakıtların en iyimser senaryoda dahi küresel enerji arzının yarısından fazlasını oluşturmaya devam edeceği öngörülüyor. İSTANBUL 18 Mayıs 2026 – Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company, enerji ve hammadde piyasalarının geleceğine ışık tutan geleneksel raporunun en güncel versiyonu olan “Küresel Enerji ve Malzeme Görünümü 2026” raporunu yayımladı. Rapor, jeopolitik gerilimler, iklim hedefleri ve ekonomik gerçekler arasında sıkışan küresel enerji sisteminin 2040 yılına kadar izleyebileceği üç ana senaryoyu mercek altına alıyor. Bain & Company’nin tescilli ekonomik modelleme yeteneği Intersect℠ kullanılarak hazırlanan çalışma, enerji talebinin GSYİH ve nüfus artışına paralel olarak artmaya devam edeceğini, ancak bu talebin karşılanma şeklinin bölgelere ve politikalara göre keskin farklılıklar göstereceğini ortaya koyuyor. Raporun öne çıkan temel bulguları şöyle sıralanıyor: Elektrik Talebinde Patlama: Tüm senaryolar gözönüne alındığında küresel elektrik talebinin 2040 yılına kadar %40 ile %70 arasında artma ihtimali düşünülüyor. Popüler inanışın aksine, bu artışın en büyük kaynağı sadece yapay zeka veya veri merkezleri değil; gelişmekte olan ülkelerdeki soğutma (klima) ihtiyacı ve sanayi sektöründeki büyüme olacak. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de elektrik tüketimi 2025 yılında bir önceki yıla göre %2,1 artış gösterdi. Türkiye’de sanayileşme, kentleşme ve elektrifikasyon eğilimlerinin devam etmesiyle birlikte elektrik talebindeki artışın önümüzdeki dönemde de sürmesi bekleniyor. Bu büyüme; özellikle iletim ve dağıtım altyapısı yatırımları ile enerji ekipmanları tedarik zincirlerinde yeni kapasite ihtiyaçlarını beraberinde getiriyor. Fosil Yakıtların Direnci: Yenilenebilir enerjinin yükselişine rağmen, fosil yakıtlar küresel enerji arzında önemli bir pay tutmaya devam ediyor. En iyimser düşük karbon senaryosunda bile fosil yakıtların payı 2040’ta ancak %52’ye geriliyor; mevcut dinamiklerin sürdüğü senaryoda ise bu oran %72 seviyesinde kalıyor. Türkiye açısından bakıldığında ise enerji arz güvenliğinde kaynak çeşitliliği kritik rol oynamayı sürdürüyor. Doğal gaz tedarikinde farklı kaynak ve güzergâhların kullanılması maliyet avantajı ve sistem esnekliği sağlarken, yerli hidrokarbon arama ve üretim faaliyetleri de enerji bağımsızlığı hedefi açısından stratejik önem taşıyor. Küresel Isınma Riski: Rapor, dünya genelindeki koordinasyon seviyesine bağlı olarak 2100 yılına kadar ısınmanın farklı senaryolar üzerinden 2,1°C ile 2,9°C arasında gerçekleşebileceğini öngörüyor. Bu durum, şirketlerin yalnızca karbon azaltımına değil, aynı zamanda iklim değişikliğine karşı “dayanıklılık” (resilience) stratejilerine de ciddi sermaye ayırması gerektiğini gösteriyor. Kritik Madenler ve Arz Güvenliği: Temiz enerji teknolojileri için vazgeçilmez olan lityum, bakır ve kobalt gibi kritik minerallerin coğrafi yoğunluğu, tedarik zincirlerini ulusal güvenlik ve ticaret politikalarının odak noktası haline getiriyor. 2030'dan sonra batarya talebinin hızlanmasıyla bu alanda ciddi arz açıkları oluşabilir. Elektrifikasyonun hız kazanmasıyla birlikte kritik madenlere yönelik küresel rekabet artarken, Türkiye açısından da bu alandaki araştırma, işleme ve tedarik kapasitesinin geliştirilmesi stratejik önem taşıyor. Özellikle enerji dönüşümünün gerektirdiği alt değer zincirlerinde dışa bağımlılığın azaltılması, uzun vadeli enerji güvenliği ve sanayi rekabetçiliği açısından öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Çin’in Liderliği: Çin, dünyanın en büyük sera gazı salımcısı olmaya devam etse de aynı zamanda küresel enerji dönüşümünün en güçlü motoru konumunda. 2040 yılına kadar küresel güneş ve rüzgar enerjisi üretiminin %30’undan fazlasının tek başına Çin tarafından gerçekleştirilmesi bekleniyor. “Kararlılıkla Hareket Etme Zamanı” Bain & Company yetkilileri, yöneticilerin belirsizlik karşısında felç olmaması gerektiğini belirterek, her senaryoda geçerli olan “pişmanlık yaratmayacak hamlelere” (no-regrets moves) odaklanılmasını tavsiye ediyor. Rapora göre; yerel pazarları derinlemesine anlamak, adaptasyon kabiliyetini artırmak ve operasyonel dayanıklılığı inşa etmek, geleceğin enerji ekonomisinde kazananları belirleyecek. Global düzeyde tüm bunlara ilave olarak rüzgâr ve güneş enerjisi üretiminin değişkenliğinin arttığı bir ortamda, nükleer enerji, arz güvenliğini ve elektrik sisteminin istikrarını sağlayan temel unsurları arasında yer alıyor. Onur Candar: “Yöneticilerin operasyonel dayanıklılığa odaklanması gerekiyor” Bain & Company Türkiye Yönteici Ortağı Onur Candar raporla ilgili değerlendirmesinde, fosil yakıtların dirençli yapısı ve kritik madenlerin arz güvenliği gibi değişkenler karşısında Türkiye’de de yöneticilerin 'pişmanlık yaratmayacak hamlelere' ve operasyonel dayanıklılığa odaklanması gerektiğini belirtti. Candar değerlendirmesine şöyle devam etti: “Türkiye enerji dönüşümünde artık yeni bir faza geçmiş durumda. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlı büyümesi önemli bir başarı göstergesi olsa da, bundan sonraki dönemde şebeke esnekliği, depolama teknolojileri, iletim ve dağıtım altyapısı gibi alanlara yapılacak yatırımlar belirleyici olacak. Elektrik talebindeki büyüme yalnızca üretim kapasitesi ihtiyacını değil, aynı zamanda enerji ekipmanları ve kritik madenler dahil olmak üzere tüm değer zincirinde yeni yatırım gereksinimlerini beraberinde getiriyor. Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kaynak çeşitliliğini koruması, yerli kaynak geliştirme faaliyetlerini sürdürmesi ve enerji dönüşümünün kritik halkalarında dışa bağımlılığı azaltması büyük önem taşıyor. Bugün şirketler için en büyük risk, belirsizliğin getirdiği karar alma güçlüğüdür.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Marmaris’te Türkiye-Çin İlişkilerinin 55. Yılına Özel Buluşma Haber

Marmaris’te Türkiye-Çin İlişkilerinin 55. Yılına Özel Buluşma

“Colorful Marmaris” vizyonuyla düzenlenen etkinlikte, iki ülke arasındaki kültürel iş birliklerinin yerel düzeyde güçlendirilmesi hedefi öne çıktı. Marmaris Belediyesi, Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yılı kapsamında düzenlenen özel etkinlikte Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçisi Jiang Xuebin’i ağırladı. Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü’nün ev sahipliğinde gerçekleşen programda, iki ülke arasındaki kültürel ve diplomatik ilişkilerin yerel ölçekte güçlendirilmesi vurgulandı. “Colorful Marmaris / Rengarenk Marmaris” vizyonu doğrultusunda Marmaris’in doğal güzelliklerini, kültürel zenginliklerini ve yaşam enerjisini Çin halkıyla daha güçlü şekilde buluşturma hedefiyle düzenlenen etkinlik, Marmaris Belediyesi Kültür ve Sanat Evi’nde gerçekleştirildi. “Marmaris ve Çin’in Renkleri” fotoğraf sergisinin açılışının ardından Marmaris ile Jinan arasındaki kardeş şehir ilişkilerinin simgesi olan Jinan Parkı ziyaret edildi. Program kapsamında burada “Rengarenk Marmaris” yazısının da tanıtımı yapıldı. Ayrıca Çin’de hazırlanan “Muğla Sahilinde Düğün” isimli özel müzik çalışmasının da ilk gösterimi yapıldı. Ayrıca Türk ve Çinli sanatçıların müzik performansları da büyük beğeni aldı. ÜNLÜ: İLİŞKİLERİMİZİ DAHA DA İLERİ TAŞIYACAĞIZ Programda açılış konuşmasını yapan Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Türkiye ve Çin’in binlerce yıllık geçmişe sahip iki büyük medeniyetin temsilcileri olduğunu vurgulayarak, tarih boyunca İpek Yolu’nun farklı uçlarında yer alan halkların ticaret, kültür ve insan ilişkileri aracılığıyla birbirlerini tanıdığını ve karşılıklı saygıya dayalı güçlü bağlar kurduğunu belirtti. Marmaris Belediyesi olarak Çin ile ilişkilere büyük önem verdiklerini dile getiren Ünlü, Çin ile ilk resmî temasların 2011 yılında Shandong Eyaleti’nin başkenti Jinan ile gerçekleştirilen kardeş şehir anlaşmasıyla başladığını hatırlattı ve o günden bu yana turizm, kültür-sanat, fotoğraf sanatı, yenilenebilir enerji ve halklar arası iletişim gibi birçok alanda önemli çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Pandemi döneminde yavaşlayan ilişkilerin, Büyükelçi Jiang Xuebin’in ziyaretiyle yeniden canlandırılmasının hedeflendiğini belirten Ünlü, Çin Halk Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçiliği’nin katkılarının bu süreçte büyük önem taşıdığını söyledi. ÇİN YENİ YILI İÇİN MARMARİS’TE HAZIRLIK “Colorful Marmaris / Rengarenk Marmaris” yaklaşımıyla Marmaris’in yalnızca deniz ve güneş turizmiyle değil; kültürü, doğası, sanatı ve yaşam enerjisiyle Çin’de daha güçlü şekilde tanıtılmasının hedeflendiğini belirten Ünlü, Çin Büyükelçiliği Müsteşarı Meifen Zhou tarafından hazırlanan “Muğla Sahilinde Düğün” isimli özel müzik çalışması ve açılışı yapılan fotoğraf sergisinin bu kültürel yakınlaşmanın ilk örnekleri olduğunu ifade etti. Ünlü, Marmaris’in Çin halkına daha etkili şekilde tanıtılması ve iki halk arasındaki dostluğun güçlendirilmesi yönünde çalışmaların süreceğini ve şubat ayında Çin Yeni Yılı’nın kutlanması için organizasyon yapacaklarını da sözlerine ekledi. BÜYÜKELÇİ XUEBİN: MARMARİS ÇİN İÇİN ÖZEL BİR DESTİNASYON Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçisi Jiang Xuebin ise konuşmasında, iki ülke arasındaki köklü dostluk ilişkilerinin kültür ve turizm alanındaki temaslarla daha da güçlendiğini belirtti. Marmaris’in doğal güzellikleri ve misafirperverliğiyle Çin halkının ilgisini çekebilecek çok özel bir destinasyon olduğunu ifade eden Xuebin, bu tür etkinliklerin karşılıklı anlayış ve dostluğa önemli katkılar sağlayacağına inandığını dile getirdi. Bu yılın, Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 55. yıl dönümü olduğuna dikkat çeken Xuebin, yerel iş birliklerinin, beşerî ve kültürel etkileşimin ve ekolojik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi temennisinde bulundu. Ortaklaşa yeşil doğayı koruyarak daha temiz, daha güzel ve daha sürdürülebilir bir geleceğin inşa edilmesi gerektiğini vurguladı. Etkinlik kapsamında Marmaris’in doğal ve kültürel değerlerini öne çıkaran çalışmaların yanı sıra Çin halkıyla kurulacak kültürel bağların güçlendirilmesine yönelik değerlendirmeler yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DOF Robotics 2026’nın ilk çeyreğinde hasılatını yüzde 74 artırdı Haber

DOF Robotics 2026’nın ilk çeyreğinde hasılatını yüzde 74 artırdı

Dünyanın 6 kıtasında 60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirirken, Marvel Studios, Rovio’nun Angry Birds markası, Feld Entertainment bünyesindeki Monster Jam, Universal Studios, Transformers ve Smurfs gibi devlerle ortak projeler yürüten DOF Robotics, 2026 yılının ilk çeyreğinde hasılatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 74 artırarak 197,9 milyon TL’ye yükseltti. Brüt kar ise yüzde 81,8 artışla 134,4 milyon TL olarak gerçekleşti. Aynı dönemde şirketin toplam varlıkları 3,43 milyar TL seviyesine ulaşırken, özkaynakları yüzde 3,7 artışla 2,14 milyar TL oldu. DOF Robotics’in geçmiş dönemlerdeki finansal verilerine de bakınca hasılat ve karlılık verilerinde dönemselliğin önem kazandığı görülüyor. İlk çeyrek verilerinde harcamalar öne çıkarken, bu dönemde yapılan harcamaların hasılata dönüşümü ise son çeyrekte gerçekleşiyor. Sektörün global temel karakteristiği, DOF Robotics için de geçerliliğini koruyor. DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, 2026 yılı ilk çeyrek sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “2026 yılının ilk çeyreğinde DOF Robotics olarak küresel pazarlardaki büyümemizi sürdürürken, yüksek katma değerli ürünlerimiz ve Ar-Ge odaklı yaklaşımımızla faaliyetlerimizi güçlendirmeye devam ettik. Başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa olmak üzere ihracat pazarlarındaki etkinliğimizi artırırken, ileri teknolojiye dayalı simülasyon, yapay zeka ve otonom sistemler alanındaki yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürdük. Ar-Ge faaliyetlerimiz kapsamında geliştirdiğimiz yeni nesil ürünler ve yazılım çözümleri, şirketimizin küresel rekabet gücünü destekleyen önemli adımlar oldu. Stratejik büyüme hedeflerimiz doğrultusunda yeni yatırım fırsatlarını değerlendirirken, uzun vadeli değer yaratma potansiyeli yüksek projeler üzerinde çalışmalarımızı sürdürdük” dedi. Çin ve Avustralya’da yeni yapılanma Uluslararası yapılanmamızı güçlendirmek amacıyla yatırımlara devam ettiklerini belirten Mertcan, “Çin Halk Cumhuriyeti ve Avustralya’da planladığımız bağlı ortaklıklarımızın kuruluş süreçlerini ilk çeyrek itibarıyla tamamladık. Bu adımlarımızın, global pazarlardaki etkinliğimizi artırarak yeni iş birlikleri ve büyüme fırsatları yaratacağına inanıyoruz” diye konuştu. “Türkiye’yi teknoloji ve inovasyon turizminin önemli merkezlerinden biri haline getireceğiz” İşletmecilik projeleriyle önümüzdeki 10 yılda 600 milyon dolar gelir elde etmeyi hedeflediklerini açıklayan Mertcan, NeoCappadocia’nın bu stratejinin ilk ve en önemli adımı olarak konumlandığını söyledi. Mertcan, “NeoCappadocia’yı 12 ay boyunca hizmet verecek şekilde tasarladık ve yıllık 500 binin üzerinde misafir ağırlamasını bekliyoruz. Bu projemizde Fly Over Cappadocia/Türkiye temalı flying theatre, balon simülatörü, tamamen tematik bir restoran, konsept odalardan oluşan butik temalı otel ile teknoloji, estetik ve hikaye anlatımının birleştiği canlı show deneyimleri yer alacak” ifadelerini kullandı. NeoCappadocia benzeri projeleri Türkiye’nin farklı şehirlerine taşımayı hedeflediklerini belirten Mertcan, “İstanbul Beyoğlu’nda planladığımız Flying Theater projesinde tüm kurulum ve yatırım süreçlerini DOF Robotics olarak üstleneceğiz. Bunun yanı sıra Antalya şehir merkezinde hayata geçirmeyi planladığımız Flying Theater yatırımıyla da şehrin turizm ve eğlence ekosistemine yeni bir deneyim alanı kazandırmayı amaçlıyoruz” dedi. Yeni nesil deneyim ekonomisi markası Neo Planet’in uluslararası büyüme stratejisinin önemli parçalarından biri olduğunu vurgulayan Mertcan, “Teknolojiyi oyun ve interaktif deneyimle buluşturan Neo Planet konseptini farklı ülkelerde yeni merkezlerle yaygınlaştırmayı planlıyoruz. Amacımız, Türkiye’yi teknoloji ve inovasyon turizminin önemli merkezlerinden biri haline getirmek” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.