Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çin

Kapsül Haber Ajansı - Çin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2025 Yılında Küresel Halka Arz Piyasasında Gelirlerde %39’luk Artış  Haber

2025 Yılında Küresel Halka Arz Piyasasında Gelirlerde %39’luk Artış 

EY’ın yayımladığı Küresel Halka Arz Trendleri Raporu’na göre, 2025 yılında 171,8 milyar dolar gelir ile toplam 1293 adet işlem gerçekleşti. 2024 yılına kıyasla, küresel işlem sayısı yaklaşık seviyelerde kalmasına rağmen, gelirlerde %39’luk kayda değer bir artış yaşandı. Bu artış, küresel çapta yatırımcı güveninin yeniden tesis edildiğini ve daha yüksek değerli halka arzlara doğru bir kayma olduğunu işaret ediyor. Uluslararası danışmanlık, güvence, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY, Küresel Halka Arz Trendleri 2025 Raporu’nu yayımladı. Rapora göre; 2025 yılında küresel piyasalarda, yapay zekâ (YZ) odaklı şirketler öne çıkarken, değerleme endişeleri de talepleri şekillendirdi. Küresel halka arz (IPO) piyasalarını son yıllarda şekillendiren makro belirsizliklere ve jeopolitik gerginliklere rağmen, 2025’te istikrar ve denge öne çıktı. Rapora göre; 2025 yılında küresel halka arz piyasalarında toplamda 1293 işlem, 171,8 milyar dolarlık gelir topladı; halka arz sayısı 2024’teki işlem sayısına göre büyük ölçüde aynı seviyelerde kalmasına rağmen, gelirlerde %39’luk kayda değer bir artış gerçekleşti. Bu toparlanma, yatırımcı güveninin yeniden tesis edildiğini, değerli ve daha yüksek kaliteli arzlara doğru bir kaymayı gösteriyor. Bunun yanı sıra, 2025’te halka arz ortamı, piyasa dinamiklerinin giderek karmaşıklaştığı, daha hızlı, oynak ve birbirine bağlı (NAVI) etkenler tarafından şekillendirildi. Önümüzdeki yıllar için, küresel halka arz piyasalarında temkinli bir iyimserlik hâkim ve işlemlerde istikrarlı bir artış potansiyeli söz konusu. Yapay zekâ şirketleri başı çekti Rapora göre; 2025’te küresel hisse senedi piyasaları dayanıklılık gösterdi; gelirlerde, ABD’deki büyük ölçekli teknoloji ve yapay zekâ şirketleri başı çekti. S&P 500 ve Nasdaq gibi büyük endeksler, önde gelen teknoloji şirketlerinin güçlü kârları ve nakit akışı üretimi ile, enflasyondaki olumlu gelişmelerden pozitif etkilendi. Oynaklık dönemsel olarak arttı; faiz beklentilerindeki değişimler, süregelen jeopolitik gerilimler, ticaret ve gümrük riskleri ile yapay zekâ değerlemelerine ilişkin tartışmalar bu oynaklığı tetikledi. Bu ortamda yatırımcılar; güçlü bilançolara, sürdürülebilir nakit akışlarına ve makro belirsizlik dönemlerinde yön bulma becerisini kanıtlamış şirketlere yöneldi. Türkiye’nin de içinde yer aldığı EMEIA Bölgesi işlem sayısında lider konumda Bölgesel performanslara bakıldığında, Türkiye’nin de içinde bulunduğu EMEIA Bölgesi (Avrupa, Ortadoğu, Hindistan ve Afrika), işlem sayısında küresel IPO aktivitelerine liderlik ederek toplamın %42’sini oluşturdu. Bölge, 2024’e kıyasla gelirlerde düşüş yaşasa da, işlem sayısında hem Amerika kıtasının hem de Asya-Pasifik’in önünde yer aldı. Avrupa bölgesi genelinde işlem sayısı 131’den 105’e düşerek %20 geriledi; getiriler ise %10 azalarak 17,3 milyar dolara indi. Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde ise Suudi Arabistan, hem işlem sayısı hem de getirilerde bölgenin lideri olmaya devam etti. Amerika kıtası, hem işlem sayısı hem de getirilerde EMEIA ve Asya-Pasifik’in gerisinde kalsa da ABD küresel ölçekte halka arzlarda aktif merkezlerden biri olmayı sürdürdü. Ülke bazında bakıldığında, işlem sayısında Hindistan liderliğe yükseldi; onu ABD ve Çin izledi. İşlem gelirleri açısından ise ABD ilk sırada yer alırken, onu Çin ve Hindistan takip etti. Küresel ölçekte 2025’te sanayi (endüstriyel) sektörü %22, teknoloji-medya-telekomünikasyon (TMT) ise %21 payla IPO gelirlerine göre öne çıkan sektörler oldu; ancak sektörel dağılım bölgelere göre farklılık gösterdi. ABD’de TMT, gelirlerin neredeyse %40’ını topladı; bunun büyük kısmı yapay zekâ altyapısını destekleyen şirketlerden geldi. Buna karşılık Avrupa’da sanayi, finansal hizmetler, gayrimenkul-konaklama ile tüketici sektörlerini içeren daha çeşitli bir dağılım görüldü. Asya-Pasifik’te ise robotik, mobilite ve endüstriyel alanlarda yapay zekâ sistemleri geliştiren büyük işlemler öne çıktı. Yapay zekânın dönüştürücü potansiyeli ve değerleme tartışması sürüyor Yapay zekânın dönüştürücü etkisi açık olsa da mevcut değerlemeler, “balon etkisine” girilip girilmediğine dair tartışmaları da tetikledi. Bu tartışma, özellikle yapay zekâ şirketlerinin hisse senedi performansını belirgin şekilde etkileyerek piyasa duyarlılığının merkezine yerleşti. ABD’de büyük teknoloji şirketleri, 2025’te S&P 500’ün kazançlarının yaklaşık yarısını oluşturdu; birkaç mega ölçekli yapay zekâ şirketi endeks artışının üçte birini oluşturdu. Bu yoğunlaşma yapay zekânın potansiyelini gösterirken, aynı zamanda hassasiyeti de artırıyor; sadece birkaç şirketin değerlemesindeki küçük değişimler bile geniş varlık sınıflarını etkileyebiliyor. Küresel IPO piyasasında 2026 için temkinli iyimserlik hâkim Önümüzdeki dönem için küresel IPO piyasalarında temkinli bir iyimserlik hâkim. Çeviklik ve hazırlığı önceliklendiren şirketler başarılı bir şekilde konumlanabilir. Daha öngörülebilir para politikaları, genişleyen yatırımcı talebi ve iyileşen makroekonomik göstergeler bu tabloyu destekleyebilir. Yapay zekâ ve teknoloji yatırımlarındaki ivmenin sürmesi bekleniyor; bu da ölçeklenebilir iş modellerine, güçlü temellere ve ticarileşme yol haritaları net olan şirketlere sermaye akışını artırabilir. Şirketlerin altyapı yatırımları, değerleme disiplini ve piyasa absorpsiyon kapasitesi gibi zorlukları yönetmesi gerekebilir. IPO adaylarının yönetişimi güçlendirme, finansal raporlamayı iyileştirme, iç kontrolleri sağlamlaştırma ve stratejik netliği artırma konusunda proaktif olması şart. EY Türkiye Ülke Başkanı Metin Canoğulları, halka arz piyasasına dair şu değerlendirmelerde bulundu: “2025, küresel halka arz piyasalarının uzun bir belirsizlik döneminin ardından yeniden denge bulduğu bir yıl oldu. ABD, Hindistan ve Çin halka arzlarda liderliklerini sürdürdü. Türkiye açısından baktığımızda ise, 2025 yılında toplam 18 halka arz gerçekleşti ve 45 milyar liralık gelir toplandı. 2024 yılında 30’dan fazla gerçekleşen halka arz sayısına göre 2025 yılında işlem sayısı ve gelirlerde gerileme görüldü. 2026’da ise küresel ölçekte temkinli bir iyimserlik hâkim. Güçlü iç talep, sağlam bankacılık sistemi ve dijitalleşme yatırımları sermaye piyasaları için önemli bir potansiyel oluşturuyor. Bu durum, önümüzdeki döneme dair umut verici sinyaller veriyor. Özellikle teknoloji, finansal hizmetler, enerji ve tüketici sektörlerinde halka arz ilgisinin artarak devam edeceğini öngörüyoruz. Türkiye’de de makroekonomik istikrarın güçlenmesi, enflasyonla mücadelede ilerleme ve yatırımcı güveninin artması hâlinde, halka arz piyasasının daha geniş bir ivme yakalaması mümkün. Hazırlığını erken yapan, hızlı değişimlere karşı çevik hareket eden, finansal raporlamasını güçlendiren, yönetişim standartlarını yükselten ve büyüme stratejisini netleştiren şirketler, bu yılın kazananları arasında yer alabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Tahsilat Zorluğu 100 Üzerinden 47,2 İle “Yüksek” Seviyeye Ulaştı Haber

Küresel Tahsilat Zorluğu 100 Üzerinden 47,2 İle “Yüksek” Seviyeye Ulaştı

Allianz Trade, Tahsilat Zorluğu Skoru ve Derecelendirmesi (Collection Complexity Score and Rating) Raporunun 4’üncü baskısını yayınladı. Rapor, küresel GSYİH ve ticaretin yüzde 90'ını temsil eden 52 ülke ekonomisinde şirketlerin alacaklarını tahsil etmesinin ne kadar kolay veya zor olduğuna dair net bir değerlendirme sunuyor. Ticari alacak sigortası alanında dünya lideri olan Allianz Trade'e göre, küresel tahsilat zorluğu 100 üzerinden 47,2 ile “yüksek” seviyeye ulaştı. Türkiye’de uluslararası tahsilat zorluklarında son dört yılda iyileşme kaydedildi Allianz Trade’in raporuna göre; 2022 yılında borç tahsilatının en zor yapıldığı ülkeler arasında 13’üncü sırada yer alan Türkiye, 2026 değerlendirmesinde 52 ülke arasında 27’nci sıraya düştü. 2022 yılında uluslararası tahsilat zorluğunun “çok yüksek” olduğu Türkiye’de son dört yılda mahkeme süreçleri ve iflas düzenlemelerinde kaydedilen iyileşmelerle tahsilat zorlukları “yüksek” dereceye geriledi. Uluslararası tahsilat zorlukları bakımından uzun alacak vadeleri gibi ödemelere ilişkin sıkıntılar Türkiye’de en önemli sorun olarak öne çıkıyor. Öte yandan raporda, Türk şirketlerin en çok ihracat yaptığı 20 ülke arasında alacaklarını en zor tahsil ettikleri ülkeler Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin olarak öne çıkıyor. Küresel tahsilat zorluğu biraz azalıyor, ancak borç tahsilatı şirketler için başlıca sorunlardan biri olmaya devam ediyor Raporun tahsilat zorluğu skoru dört dereceden oluşuyor: 40’ın altında “Belirgin”, 40 ile 50 arasında “Yüksek”, 50 ile 60 arasında “Çok Yüksek” ve 60'ın üzerinde “Ciddi”. Küresel ortalamanın 47,2 olduğu ve 100 üzerinden 49 olan 2022 raporuna göre biraz daha düşük olduğu da raporda verilen bilgiler arasında yer alıyor. Rapora göre risk dağılımı da daha dar bir alana yayıldı. Tahsilat zorluğunun 2022'deki yüzde 16'ya karşı yüzde 15 olarak “ciddi” ve 2022'deki yüzde 29'a karşı yüzde 21 ile “çok yüksek” derecede olduğu ülke sayısının toplam içindeki oranı azalırken, 2022'deki yüzde 24'e karşı yüzde 29 ile “yüksek” ve 2022'deki yüzde 31'e karşı yüzde 35 ile “belirgin” derecede olduğu ülke oranında artış kaydedildi. Ancak, dünya çapında ticari iflasların yüksek seviyelerde seyretmesi ve değişen ticaret akışları, korumacı devlet politikaları, jeopolitik gerilimler ve artan dijital riskler nedeniyle küresel parçalanmanın derinleşmesiyle birlikte alacak tahsilatının şirketler, özellikle de ihracatçılar için giderek daha da zorlaştığına da raporda dikkat çekildi. Allianz Trade Yönetim Kurulu, Kredi İstihbaratı, Reasürans ve Kefaletten Sorumlu Üyesi Fabrice Desnos şu değerlendirmede bulundu: “Uluslararası ticari alacaklarının yüzde 48'inin, tahsilat zorluğu “Çok Yüksek” (%22’si) veya “Ciddi” (%26’sı) düzeyde olan ülkelerde bulunduğunu tahmin ediyoruz. 2022 ile karşılaştırıldığında, +1 puan sınırlı bir artış anlamına geliyor olsa da küresel ticaretin genişlemesi nedeniyle mutlak değer olarak bakıldığında 1,1 trilyon ABD dolarına ulaşan önemli bir rakama tekabül ediyor. İflaslar, hâlâ tüm bölgelerde tahsilat zorluğunun başlıca nedenlerinden biri. Orta Doğu'da tahsilat zorluğunun ana nedeni olarak yerel ödeme uygulamaları öne çıkarken, Batı Avrupa'da mahkeme süreçleriyle ilgili karmaşıklıklar Orta Doğu, Afrika ve Latin Amerika'ya göre daha az yaşanıyor. Bu yapısal faktörler nedeniyle, uluslararası alacak tahsilatı dünya çapında zor bir süreç olmaya devam ediyor.” Suudi Arabistan, Meksika ve Birleşik Arap Emirlikleri, borç tahsilatı açısından en zor pazarlar Raporda; yerel ödeme uygulamaları, mahkeme süreçleri ve iflas düzenlemeleri dikkate alındığında, Almanya, Hollanda ve Portekiz'in uluslararası borçların en kolay tahsil edildiği üç ülke olduğu, Suudi Arabistan, Meksika ve BAE'nin ise en zorlu ülkeler olmaya devam ettiği belirtiliyor. Allianz Trade Grup Alacak ve Tahsilat Müdürü Pascal Personne bu durumu şöyle açıklıyor: “Uluslararası borç tahsilatı, Suudi Arabistan’da Almanya'ya göre neredeyse üç kat daha zor… Ancak, uluslararası tahsilat açısından Almanya’da da hiç zorluk olmadığı söylenemez. Bu bağlamda, gelişmiş ekonomiler ile gelişmekte olan pazarlar arasında hâlâ fark olsa da özellikle de Asya'da bu fark zamanla giderek azalıyor. Çoğu gelişmiş ekonomide “belirgin” bir düzeyde tahsilat zorluğu var. Tahsilatın ortalama olarak en zor olduğu iki bölge ise Orta Doğu ve Afrika.” Yeni Nesil Ticaret Merkezlerinde iş yapmak seçicilik gerektiriyor Raporda yer verilen bilgilere göre; küresel ticaret sistemindeki yapısal değişimlerle birlikte yeni ticaret merkezleri yeni ticaret rotalarının bağlantı noktaları haline geliyor ve ayrıca yeni üretim merkezleri de ortaya çıkıyor. Ancak, bu pazarlar cazip olmalarına rağmen, söz konusu pazarlara ihracat yapanlar için mevcut ülke risklerine ek olarak alacak tahsilatı zorluklarının da devam ettiği raporda belirtiliyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle jeopolitik gelişmeler, korumacılık politikaları ve iklim değişikliğinin etkileriyle bölünmüş bir dünyada, küresel ticaretin kendine yeni yollar oluşturduğunu söylüyor. “BAE, Vietnam ve Malezya gibi yükselen “Yeni Nesil Ticaret Merkezleri”, ortalama 62 puanlık “Ciddi” düzeyde tahsilat zorluğuna sahip. Bu pazarlar mevcut bağlamda giderek daha kritik hale gelirken söz konusu pazarlarda iş yapmayı ve ticaretini artırmayı düşünenlerin seçici davranması ve sıkı alacak takibinin yapıldığı, iyi bir kredi yönetimi anlayışına sahip olması gerekiyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ROSATOM Çin’deki Tianwan NGS’nin Yeni Güç Ünitesi İçin İlk Yakıtı Teslim Etti Haber

ROSATOM Çin’deki Tianwan NGS’nin Yeni Güç Ünitesi İçin İlk Yakıtı Teslim Etti

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un yakıt şirketi TVEL, Çin’in Jiangsu eyaletinde bulunan Tianwan Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) 7. ünitesindeki VVER-1200 reaktörüne yüklenecek ilk nükleer yakıtı teslim etti. İlk yakıt ve yedek olarak tedarik edilen belirli sayıdaki yakıt demetini içeren nükleer yakıt, Rosatom’un yakıt şirketine bağlı Novosibirsk Kimyasal Konsantre Fabrikası’nda (NZHK A.Ş.) üretildi. Sevkiyat, Rus tasarımı 3+ nesil VVER-1200 reaktörleri baz alınarak inşa edilen Tianwan NGS’nin 7. ve 8. ünitelerinin yakıt tedarikine yönelik TVEL A.Ş. ile yapılan sözleşme kapsamında gerçekleştirildi. Bu sevkiyat, VVER-1200 reaktörleri için Rus nükleer yakıtının Çin’e tedarik edilmesindeki ilk deneyim oldu. Daha önce Novosibirsk’ten Çin’e, Tianwan NGS bünyesinde işletmede olan dört adet VVER-1000 reaktörü için yakıt gönderiliyordu. Eş zamanlı olarak, Sichuan eyaletindeki Yibin yakıt fabrikasında, TVEL A.Ş. lisansı altında ve Rus bileşenleri kullanılarak VVER-1000 yakıt demetlerinin üretimi yerelleştirildi. Şu an aynı fabrikada VVER-1200 reaktörleri için yakıt üretiminin yerelleştirilmesi süreci tamamlanıyor. Çin’de, Tianwan NGS’nin 7. ve 8. ünitelerinin yanı sıra ülkenin kuzeydoğusundaki Liaoning eyaletinde bulunan Xudapu NGS’nin 3. ve 4. üniteleri de dahil olmak üzere toplam dört yeni VVER-1200 reaktörü inşa ediliyor. Bu projeler, nükleer enerjinin barışçıl kullanımı alanındaki kapsamlı Rus-Çin devletlerarası iş birliği programının bir parçasını oluşturuyor. TVEL A.Ş. Ticaret ve Uluslararası İş Geliştirmeden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Oleg Grigoryev, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “VVER-1200 reaktörü için yapılan ilk nükleer yakıt sevkiyatı, Çinli ortaklarımızla olan iş birliği tarihimizde yeni bir sayfa açıyor. 2026 yılında Tianwan ve Xudapu nükleer güç santrallerinin üniteleri için üç başlangıç bölgesi daha tedarik etmeyi planlıyoruz; bu da tek bir yıl içindeki rekor nükleer yakıt sevkiyat hacmi anlamına geliyor. Genel olarak CNNC bünyesindeki şirketlerle ortaklığımız, üretimin yerelleştirilmesi, hızlı nötron reaktörlerine yakıt sağlanması ve diğer konular dahil olmak üzere birçok yönde dinamik bir şekilde gelişiyor. Bununla birlikte, nükleer yakıt döngüsündeki iş birliği potansiyelimiz henüz tükenmedi; gelişme için geniş perspektifler görüyoruz ve Çin pazarına yeni ürünler ile çözümler sunmaya hazırız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Egeli Maden İhracatçıları 2025’i Zorlu Şartlara Rağmen Büyümeyle Kapattı Haber

Egeli Maden İhracatçıları 2025’i Zorlu Şartlara Rağmen Büyümeyle Kapattı

EMİB, 2025 yılı ihracat performansını ve 2026 hedeflerini basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı. Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, maden sektörünün, 2025 yılında 6,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek, 2024 yılına göre %3'lük bir artış kaydettiğini açıkladı. “Bu rakamın yaklaşık üçte biri, yani 2 milyar dolarlık kısmı doğal taş ihracatından geldi. Madencilik sektörümüz diğer sektörlere sağladığı destekle 60 milyar dolarlık bir katma değeri Türk ekonomisine kazandırıyor. Birliğimizin 2025 yılı ihracatı %6'lık bir artışla 1,38 milyar dolara ulaştı. Bu başarımızda en büyük payı %9’luk artışla 704 milyon dolardan 771 milyon dolara çıkan doğal taş oluştururken, kıymetli metal cevherleri ve feldspat bu kalemi takip etti.” Çin, ABD ve İspanya ilk üç ülke Başkan Alimoğlu, “Geçtiğimiz yıl olduğu gibi Çin, ABD ve İspanya, birliğimizin en çok ihracat yaptığı ilk üç ülke oldu. Çin'e ihracatımız %12, ABD'ye %7 artarken, İspanya'ya %3'lük bir düşüş yaşandı. Doğal taş ihracatımızda ise ABD, Çin ve Fransa ilk üç sırada yer aldı. ABD’ye ihracatımız %8 artarak 217 milyon dolardan 235 milyon dolara, Çin’e ihracatımız %29 artarak 80 milyon dolardan 103 milyon dolara, Fransa’ya olan ihracatımız %7 artarak 43 milyon dolardan 46 milyon dolara yükseldi.” dedi. Yatırım Teşvik Belgesi düzenlenememesi olumsuz etkiliyor İhracat rakamlarındaki küçük artışa rağmen, sektörün önündeki iki önemli engeli paylaşan İbrahim Alimoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar" kapsamında, merkezi farklı bir ilde olan ocak veya üretim tesisleri için Yatırım Teşvik Belgesi düzenlenememesi, üretim kapasitemizi ve istihdamımızı olumsuz etkiliyor. Maden sektörüne yönelik olumsuz algı, yatırım iştahını ve sosyal kabulü zayıflatmaktadır. Bu nedenle, sektörümüzün doğru bilgilerle tanıtılması ve imajının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.” EMİB’den 2025 yılında yoğun mesai Ekonomik koşulların tüm dünyada zorlayıcı olduğu 2025 yılında sektörü güçlendirmek adına yoğun çalışmalar yürüttüklerini anlatan Başkan Alimoğlu, “Las Vegas/Los Angeles, Londra, Kenya ve Meksika'ya başarılı ticaret heyetleri düzenledik. Xiamen Uluslararası Doğal Taş Fuarı'na Milli Katılım organizasyonumuzu gerçekleştirdik. Dünyanın önemli doğal taş fuarlarından Marble İzmir'de üyelerimizle bir araya gelerek yeni iş bağlantılarına zemin hazırladık. Güney Kore, Azerbaycan, Hindistan, Suudi Arabistan ve Fransa'dan önemli alıcıları ağırladık.” diye konuştu. Sürdürülebilirlik Odaklı Ur-Ge Projesi 2026 yılında da devam İbrahim Alimoğlu, “Afyonkarahisar'da ilk kez düzenlenen Afyon Blok Mermer Fuarı'nda info standımızla yerimizi aldık. Amorf Doğal Taş Proje Tasarım Yarışması Gala Gecesi'ni Denizli Laodikya Antik Kenti'nde düzenledik. 2025 yılında Doğal Taş Sektöründe Sürdürülebilirlik Odaklı Ur-Ge Projesini başlattık. 2026 yılında da sektörümüzü daha ileriye taşımak için çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz: Önümüzdeki günlerde İngiltere'deki Surface Design Show Fuarına info-stant ile katılacağız.” dedi. Asya-Pasifik ülkelerinden ithalatçılarla ihracatçılar bir araya gelecek Alimoğlu, sektörün en önemli fuarlarından biri olan Xiamen Fuarına Türkiye milli katılım organizasyonu için hazırlıkların tüm hızıyla devam ettiğine değindi. “Fuarın 2025 yılındaki başarısı en önemli motivasyon kaynağımız oldu. Giderek uluslararası niteliği artan Xiamen Fuarı ile Avustralya, Singapur ve Vietnam başta olmak üzere tüm Asya-Pasifik ülkelerinden ithalatçılarla ihracatçılarımızı bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Brezilya, Romanya, Sırbistan, Avustralya ve Kazakistan'a yönelik heyet düzenleme hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. 2026 yılında Amorf Doğal Taş Proje ve Tasarım Yarışması'nı 6.kez gerçekleştireceğiz.” 2021’de 1 milyar 80 milyon dolar olarak devralınan ihracat 1 milyar 380 milyon dolara çıktı Başkan Alimoğlu, “2026 yılı ihracatçı birliklerinde seçimli genel kurul yılı. 5910 sayılı TİM ve İhracatçı Birlikleri Kanunu gereği başkanlık süresi 2 dönem ya da 8 yıl ile sınırlandırılmış durumda. 2022 yılında Ege Maden İhracatçıları Birliği üyelerimizin teveccühüyle Başkan seçilmiştim. Görev süremizde pandeminin etkilerinin hissedildiği, Türkiye’de dezenflasyon politikalarının uygulandığı, döviz kurlarındaki artışın enflasyon rakamlarının gerisinde kaldığı ve rekabetçilikte zorlanılan bir dönem yaşandı. Buna karşın 2021 yılında 1 milyar 80 milyon dolar olarak devraldığımız ihracat rakamını 1 milyar 380 milyon dolara çıkarmayı başardık.” diye konuştu. İhracatımızın 2030 yılında 2 milyar doları aşmasını hedefliyoruz Önümüzdeki 4 yıl için Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanlığı'na bir dönem daha aday olduğunu açıklayan İbrahim Alimoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Üyelerimiz bu ulvi göreve şahsımı ve Yönetim Kurulumuzu tekrar seçtikleri takdirde sektörümüzün sorunlarının çözümü için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. 2026 yılı için 1,5 milyar dolara çıkarmayı hedeflediğimiz ihracatımızın 2030 yılında görevi devrederken 2 milyar doları aşmasını hedefliyoruz. 2026 yılında da sektörümüzün doğru bilgilerle tanıtılması ve imajının güçlendirilmesi için çalışmalarımız tüm hızıyla devam edecek. Yasal düzenlemelerin sektörümüzün önünü açacak şekilde değiştirilmesi için her fırsatta ve her platformda sektörün tüm paydaşlarıyla ve kamu temsilcileriyle diyalogumuzu artırarak devam ettireceğiz.”

Ankara Büyükşehir Belediyesi 1000 Elektrikli Otobüs Alımı İçin Harekete Geçti Haber

Ankara Büyükşehir Belediyesi 1000 Elektrikli Otobüs Alımı İçin Harekete Geçti

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkent’te toplu ulaşımı daha çevreci, verimli ve sürdürülebilir hale getirmek amacıyla yeni bir adım daha attı. Bu kapsamda ABB ve EGO bünyesinden oluşan teknik bir heyet, elektrikli otobüs ve şarj altyapılarını yerinde incelemek üzere Çin’e gitti. Heyet; elektrikli otobüsler, enerji depolama sistemleri, mobil trafo merkezleri ve şarj altyapıları başta olmak üzere, toplu ulaşımda kullanılan yeni nesil teknolojileri yerinde inceliyor. Çin’de üretici firmalar ve otobüs işletmeleriyle gerçekleştirilen görüşmelerde; teknik yeterlilik, tedarik süreçleri, bakım-onarım maliyetleri ve işletme verimliliğine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yapılıyor. Elektrikli otobüslerin tedarikiyle birlikte, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında her gün yaklaşık 375 bin kişiyi ücretsiz taşıdığı ulaşım hizmetinin kapsamının genişletilmesi de amaçlanıyor. Filonun güçlenmesiyle sefer sayılarının artırılması, hatlardaki yoğunluğun azaltılması ve ücretsiz ulaşımdan yararlanan vatandaş sayısının daha da yükseltilmesi planlanıyor. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte; trafik yoğunluğunun azaltılması, karbon salımının düşürülmesi, hava kalitesinin iyileştirilmesi ve Başkentlilerin toplu ulaşıma erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Likhachev: Türkiye’de Bu Yıl Nükleer Enerjinin Hayata Geçirilmesi İçin Her Şeyi Yapacağız Haber

Likhachev: Türkiye’de Bu Yıl Nükleer Enerjinin Hayata Geçirilmesi İçin Her Şeyi Yapacağız

Rossiya-24 kanalına konuşan Likhachev, Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali olacak olan Akkuyu NGS’yi, devreye alma operasyonlarına bu yıl hazırlayacaklarını belirterek, “Bu önemli süreçte hem Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sn. Alparslan Bayraktar’ın liderliğini de vurgulamadan geçmek istemem” dedi. “En Büyük Baskıyı Akkuyu NGS Projesinde Hissettik” 2025’i “Kolay olmayan ama zaferlerle dolu bir yıl” olarak niteleyen Likhachev, “Tüm zorluklara ve batının neredeyse kolektif olarak bize karşı yürüttüğü sert ekonomik savaşa rağmen Rosatom'un görevini tam olarak yerine getirdiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Rosatom Genel Müdürü, Akkuyu NGS projesinin ciddi bir baskı altında kaldığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “En ağır baskıyı, Siemens’in tedarik etmesi gereken ekipmanı göndermediği, 2 milyar dolarlık yatırımların dondurulduğu ve ödeme sisteminin fiilen çöktüğü Akkuyu NGS projemizde yaşadık. Ancak bu koşullara rağmen bir an bile durmadık. Bundan sonra da ilerlemeye devam etmek için gereken her şeyi yapacağız. Bu süreçte Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sn. Putin’den çok güçlü bir destek aldık. Hükümet ve Merkez Bankası, çalışmaların planlandığı şekilde ilerlemesi için mümkün olan her adımı attı. Alınan bu kararlar bize ilham vermekle kalmadı, aynı zamanda somut hareket alanları da sağladı.” Likhachev: “Kurulu gücün kullanım katsayısı %87’nin üzerine çıktı” Alexey Likhachev Rosatom’un Rusya içi ve dışı diğer projeleri ve yürüttüğü çalışmalar hakkında da bilgiler verdi. 2025’te Rus nükleer endüstrisinin 80’inci yılının kutlandığını vurgulayan Rosatom Genel Müdürü, 2025 Eylül ayında Moskova’da gerçekleştirilen Atomic Week ile hem dünya liderlerinin hem de nükleer enerji alanında en etkin isimlerin katıldığı önemli bir etkinliğe imza attıklarını hatırlattı. Söz konusu etkinlikte, aralarında devlet liderlerinin de bulunduğu çok sayıda üst düzey ismin bir araya geldiğini, NATO üyesi ülkelerin de temsil edildiğini ve uluslararası alanda etkili neredeyse tüm nükleer kuruluşların yöneticilerinin buluştuğunu belirtti. Likhachev, etkinlik kapsamında dünya nükleer endüstrisinin liderleri ile önde gelen ülkelerin temsilcileri arasında yapılan görüşmelerin dünyanın geleceği bakımından nükleer enerjinin geliştirilmesinin alternatifsiz olduğu ve uluslararası alanda eşitlik temelinde iş birliğinin gerekliliği sonuçlarını ortaya koyduğunu belirtti. Likhachev, “21. yüzyıl, şimdiden ‘elektrik yüz yılı’ olarak adlandırıldı. Elektriğin üretilmesi ve bunun sürdürülebilir ve uygun fiyatlı olması şarttır. Bu soruna nükleer teknolojilerin geliştirilmesi dışında bir çözüm yaklaşımı bulunmuyor. Biz de burada, iş birliğine açık ülkelerle uzun vadeli ortaklıklar öneriyoruz” diye konuştu. 2025 yılı değerlendirmelerinde Rosatom olarak elektrik üretiminde planlananın üzerinde bir performans sergilediklerini de belirten Likhachev, şöyle devam etti: “Bizim için son derece kritik bir gösterge olan kurulu gücün kullanım katsayısı %87’nin üzerine çıktı. Bu oran, genel olarak enerji sektörü için, özelde ise nükleer enerji açısından rekor bir seviyedir. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; karşı karşıya kaldığımız tüm zorluklara, bakım ve onarım gerekliliklerine ve nükleer santrallerimize yönelik gerçekleştirilen terörist saldırılara rağmen, tüm nükleer enerji kompleksleri 24 saatin 21 saatinde yüzde yüz kapasiteyle çalıştı.” Rusya Federasyonu olarak hükümet planlarında ülkenin enerji dengesinde nükleer enerjinin payının %25’e çıkarılmasına yönelik bir hedef bulunduğunun altını çizen Rosatom Genel Müdürü Likhachev, “Plan, 2042 yılına kadar nükleer enerji kapasitesinin artırılmasını öngörüyor. Bu nedenle de sahip olunandan daha fazla santral inşa etmemiz ve daha fazla kurulu gücü devreye almamız gerekiyor” Rusya dışında yürüttükleri projelere de değinen Likhachev, çalışmalarının Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan ve Mısır’da devam ettiğini, Bangladeş’teki nükleer güç santralinin birinci ünitesinin de devreye alma çalışmalarının başlamasına neredeyse hazır durumda olduğunu söyledi. Çin’de Rosatom projeleri kapsamında yer alan Tianwan NGS’nin 7. ünitesinde ve Xudapu NGS’nin 3. ünitesinde ise fiziksel devreye alma aşamasının başlatılmasının beklendiğini belirten Rosatom Genel Müdürü, Myanmar ile küçük modüler reaktörlere ilişkin bir hükümetler arası anlaşma imzalandığını duyurdu. Likhachev, Vietnam için Rus tasarımı yeni bir araştırma reaktörünün kurulmasına karar verildiğini, Özbekistan’da küçük kapasiteli nükleer güç santralinin inşasında kilit bir aşamaya geçildiğini ve Macaristan’daki Paks-2 NGS’de “ilk beton” dökümünün yapılmasının Şubat 2026’da öngörüldüğünü de hatırlattı. Yeni Buzkıranların İnşası Sürüyor Rusya içindeki çalışmalarının yoğunlaştığı noktalardan birinin de yeni buzkıranların inşası ve Kuzey Deniz Yolu’nun geliştirilmesi olduğunu söyleyen Alexey Likhachev, 2025 yılında buzkıranların faaliyet gösterdiği Kuzey Deniz Yolu üzerinden konteyner taşımacılığında rekor kırıldığını belirtti. Likhachev, Kuzey Deniz Yolu’nda yıl boyunca 24 transit konteyner seferiyle 3,2 milyon tonluk toplam transit yük hacmine ulaştıklarını açıkladı. Buna ek olarak Kaliningrad’da lityum-iyon batarya üretimi için bir gigafabrika devreye aldıklarını da belirten Likhachev, “Aynı özelliklere sahip bir fabrikayı da Yeni Moskova’da, bu yıl içinde endüstriyel işletmeye alacağız. Böylece yılda 100 bine kadar araca yetecek batarya tedarik edebilecek kapasiteye ulaşacağız” ifadelerini kullandı. Rosatom Genel Müdürü, söz konusu projenin yalnızca üretimle sınırlı olmadığını, projenin bir parçası olarak, geri dönüşüm/bertaraf süreçleri, şarj istasyonları ve sistemleri, servis ve bakım hizmetleri gibi tamamlayıcı altyapı unsurlarının da hayata geçirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Likhachev, Rosatom’un kapalı nükleer yakıt çevrimi alanında yürüttüğü çalışmalara da değindi. Likhachev, Rosatom’un Aralık 2024’te yenilikçi BREST-OD-300 reaktörü için nükleer yakıt üretecek tesisi işletmeye aldığını, bu tesisin dünya nükleer endüstrisinde benzersiz olan ve IV. nesil deneysel-gösterim amaçlı enerji kompleksinin üç unsurundan ilki olma niteliğini taşıdığını söyledi. BREST-OD-300’ün tamamen ikincil nükleer yakıt çevrimi ürünlerinden oluşan yenilikçi yakıtın kullanılacağı, kurşun soğutmalı ilk reaktör tesisi olacağını belirten Alexey Likhachev, tesisin üretilmesi ve devreye alınmasının nükleer enerjinin kaynak tabanının önemli ölçüde genişletilmesini ve ışınlanmış yakıt demetlerinin (TВС) depolanmak yerine yeniden işlenerek taze yakıt üretiminde kullanılmasını sağlayacağını, ayrıca nükleer atık oluşumu ile atıkların radyoaktif aktivitesinin radikal biçimde azaltacağını söyledi. Likhachev, “Hedefimiz, santral sahasında kapalı yakıt çevrimine sahip bu kompleksi 2030 yılına kadar devreye almak. Yakıt fabrikasyonu ve yeniden fabrikasyon modülü hâlihazırda işletmede ve burada geliştirme çalışmaları yoğun şekilde sürüyor. BREST reaktörünün de belirlenen takvim çerçevesinde bizi memnun edecek sonuçlar vereceğinden eminim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY; öncü ekonomilerin politikalarını belirleyen unsurlardan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırma sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın rolü ile bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik varlık olarak sınıflandırdığı nadir toprak elementleri alanındaki hakimiyeti devam ediyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementlerini temsil eden 17 elementin 12'si için ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Listeye yeni elementler eklenmediği takdirde, Çin’in, bugün yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenleyici kontrol kapsamının daha da genişleyeceği, bu durumun, AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik cetveldeki 21, 39 ve 57-71 numarasına sahip eşsiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklerine sahip 17 elementten oluşuyor. Modern teknolojilerde yeni ve geniş bir kullanım alanına sahip olan nadir toprak elementleri fiziksel, manyetik ve kimyasal özellikleri sebebiyle günlük yaşamda önemli bir rol oynuyor. Burada özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini süresiz olarak koruyan mıknatısların rolü büyük öneme sahip ve küresel NTE talebinin 2023 yılı rakamlarına göre yüzde 45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefon, dizüstü bilgisayar, hibrit otomobil, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi pek çok yüksek teknoloji ürününün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemlerinde bu elementlerin yer aldığı biliniyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, gelişmiş elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, küresel ölçekte mıknatıs kullanım hacminin önümüzdeki 10 yılda %9 büyümesi öngörülüyor. Çin, küresel NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını kontrol ediyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) de %94 paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de dikkat çekiliyor. Çin’in, 2025’te yedi tip NTE için ihracat kontrolleri getirmesi ve yıl sonunda beş ek element için kontrolleri askıya almasının küresel tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı ifade ediliyor. Öte yandan tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 arttığı; bu artışın enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı görülüyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıslar ihracatı için en önemli destinasyonlardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olarak görülen bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Söz konusu lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sini elinde tutsa da Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alana yönelik yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olduklarından değil, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında bulunmamasından dolayı bu isimle anılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerinin, ortalama olarak dünyada gümüş, altın veya platinden daha bol bulunduğu ifade ediliyor. Kimyasal olarak birbirlerine çok benzemeleri, bu elementlerin çıkarım süreçlerini teknik ve ekonomik açıdan güçleştiriyor. NTE’lerin büyük ölçekli üretimi önemli miktarda su ve enerji kullanımını gerektirebiliyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ile uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal olarak bulunan radyoaktif elementlerin açığa çıkması gibi çevresel riskler de ortaya çıkabiliyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030’a kadar stratejik hammaddelerin %25’ini geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin devreye alınması 8–10 yıl, rafinerilerin kurulması ise 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedariğinde önemli bir avantaja sahip Merkezi Avrupa Bölgesi ülkeleri AB sanayisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedariğinde önemli bir avantaja sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Ülkemizde ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı açıklamalarına göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasında yer alan sahada 694 milyon ton rezerve sahip nadir toprak elementi (NTE) bulunuyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk "Bayan Obo" sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024'te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konusunda bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımların yapılması için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencı̇lı̇k Alanlarında İşbı̇rlı̇ğı̇ne İlı̇şkı̇n Mutabakat Zaptı" imzaladı. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve endüstriyel üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin ciddi büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların ajandalarındaki öncelikleri yeniden şekillendiriyor. Türkiye, hem Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, hem gelişen sanayi altyapısı hem de nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol üstlenebilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu nedenle nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleri ile yatırılacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde rol alan yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimizi tahmin ediyoruz. EY-Parthenon olarak, küresel ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörünün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya uçtan uca hizmet vermeye ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emirates 2025’te 55,6 Milyon Yolcu Taşıdı Haber

Emirates 2025’te 55,6 Milyon Yolcu Taşıdı

Emirates A350, ocak ayı başında Edinburgh’a yapılan ilk uçuşuyla hizmete girdi. O tarihten bu yana A350 ağı hızla genişledi. Bugün 16 Emirates A350 uçağı, Avrupa, Batı Asya, Orta Doğu, Avustralya ve Şubat 2026’da Montreal ile başlayacak Amerika kıtası dahil olmak üzere 18 şehre konforlu uçuş sunuyor. Doğu’ya odaklanma 2025 yılında Emirates, Asya’daki varlığını güçlendirdi. Çin’de Shenzhen ve Hangzhou olmak üzere iki yeni destinasyon açtı ve bu noktalara her gün direkt uçuşlar başlattı. Ayrıca Vietnam’ın Danang kentine ve Bangkok aktarmalı olarak Kamboçya’daki Siem Reap’e seferler ekledi. Emirates, Doğu Asya ve Çin genelinde artan seyahat ve ticaret talebi yeni yılda da karşılamayı hedefliyor. Yoğun talep üzerine daha fazla Premium Ekonomi Emirates, 2025 yılı boyunca yeni nesil Airbus A350 uçaklarının yanı sıra yenilenen Airbus A380 ve Boeing 777 uçaklarını uçuş ağı genelinde hizmete alarak, ödüllü Emirates Premium Ekonomi kabinini daha fazla noktada yolcularıyla buluşturdu. Bugün yaklaşık 70 şehre, en yeni Emirates kabinine sahip 100’den fazla uçakla sefer düzenliyor; bu da yolcu filosunun yaklaşık yüzde 40’ına karşılık geliyor. Starlink ile ışık hızında bağlantı Emirates, kasım ayında Dubai Airshow’da 232 uçakta Starlink Wi-Fi kurulumunu duyurdu. Önce Boeing 777’lerle başlayacak olan program, 2026’nın başlarında Starlink donanımlı A380’lerle Emirates’i bu teknolojiye sahip ilk havayolu yapacak. Ayda yaklaşık 11 uçağa kurulum yapılacak ve gelecek yılın sonuna kadar 123’ten fazla uçakta tüm kabin sınıflarında ücretsiz ve ultra hızlı internet sunulacak. Spor sponsorlukları ile hayranları bir araya getirdi Emirates, 2025’te dokuzu aşkın büyük spor sponsorluğu anlaşması ve yenilemesi imzaladı. Bunların başında, Alman futbol devi FC Bayern Münih ile yapılan ve Emirates’i kulübün Platin Partneri yapan yedi yıllık anlaşma yer aldı. Bu anlaşma, Emirates’in Bundesliga’ya güçlü dönüşünü simgeliyor. Ayrıca Emirates, Dünya Ragbisi (World Rugby) ile 2035 yılına kadar sürecek bir anlaşma imzalayarak, havayolunun 40 yıllık sponsorluk tarihindeki en uzun anlaşmaya imza attı ve rgbideki ilk Platin Partner oldu. Avrupa Profesyonel Kulüp Ragbisi (EPCR) ile yapılan yeni ortaklık ise, Avrupa’nın en prestijli kulüp turnuvalarını kapsıyor. Emirates, Real Madrid Basketbol’un ana sponsoru olurken, AC Milan ile de 18 yıllık ortaklığını yeniledi. Ayrıca Olympique Lyonnais ve ATP Tour ile sponsorluklarını 2030 yılına kadar uzatan Emirates, UAE Team Emirates XRG’de de yer aldı. Tüm bu anlaşmalar, havayolunun futbol, ragbi, basketbol, tenis, bisiklet ve daha pek çok spor dalındaki güçlü varlığını pekiştiriyor. Emirates Courier Express ile kapıdan kapıya daha hızlı Emirates, kargoları birden fazla aktarma merkezi yerine doğrudan yolcu uçaklarıyla taşıyan Emirates Courier Express’i başlattı. Lansmandan kısa süre sonra Avustralya ve Almanya da hizmet ağına eklendi. Şu anda 10 uluslararası pazarda sunulan bu hizmetin, 2026 yılında daha da genişlemesi planlanıyor. Bugüne kadar 50.000’den fazla paket taşındı ve ortalama teslimat süresi yalnızca üç gün oldu. Emirates Skywards 25 yaşında Emirates Skywards, 2025’te 25. yılını, özel A380 tasarımı ve üyeler için ay boyu süren etkinliklerle kutladı. Bugün programın 190 ülkede 37 milyon üyesi bulunuyor. Son 20 yılda, 100’den fazla ortakla birlikte 1.400 uçuş noktası ve 30.000 otelde toplam 400 milyara yakın Mil dağıtıldı. Üyeler, günde 800’den fazla ödül uçuşu gerçekleştiriyor ve her dakika bir sınıf yükseltme işlemi yapıyor. Bu önemli dönüm noktası, haftalık 78.000 yeni üye kazanarak büyümeye devam eden Skywards’ın, ticari havacılık sektörünün en değerli sadakat platformlarından biri olarak konumunu bir kez daha ortaya koyuyor. Aircrafted KIDS binlerce çocuğa ulaştı 2025’te Emirates’in sosyal sorumluluk girişimi Aircrafted KIDS kapsamında; Afrika, Batı Asya ve Orta Doğu’daki sekiz ülkede 3.700’den fazla el yapımı sırt çantası ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırıldı. Çantalar, retrofit programından geri dönüştürülen koltuk kumaşları da dahil olmak üzere 50.000 kilogramdan fazla malzemenin yeniden değerlendirilip çantalara dönüştürülmesiyle üretildi ve eğitim için temel kırtasiye malzemeleri çantalara eklendi. Girişimin 2026 yılında daha fazla ülkeye yayılması planlanıyor. Erişilebilir seyahatte ilkler Emirates, dünyanın ilk Otizm Sertifikalı Havayolu™ oldu. 30.000’den fazla kabin ekibi ve yer personeli, otizmli ve duyusal hassasiyeti olan yolculara destek verecek şekilde eğitildi. emirates.com’da Erişilebilir ve Kapsayıcı Seyahat Merkezi açıldı; ayrıca 17 şehirde “Travel Rehearsal” (seyahat provası) programları başlatıldı. 2025’te ayrıca; hareket kabiliyeti kısıtlı yolcular için Business Class’ta kapüşonlu yatak örtüsü, ice eğlence sisteminde kapalı altyazılı ve sesli betimlemeli yüzlerce film ve 2026 başında devreye alınması planlanan tekerlekli sandalye erişimli şoförlü araç filosu duyuruldu “Fly Better” – Süregelen bir taahhüt Emirates, son 12 ayda hem yerde hem de havada premium ve aile seyahati deneyimini geliştirdi. Temmuz ayında Dubai Uluslararası Havalimanı Terminal 3’te, First Class yolcuları ve Skywards Platinum üyeleri için özel Emirates First check-in alanı açıldı. Uçak içinde ise sınırsız havyar servisi için yeni sunumlar, özel tasarım menüler ve Michelin yıldızlı hizmet standartlarında eğitim veren Dubai’deki Hospitality Excellence Merkezi öne çıktı. 2025 yılı, Emirates’in dünya çapında kazandığı 25 ödülle taçlandı.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.