Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çini

Kapsül Haber Ajansı - Çini haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çini haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

4 Asırlık Kandilli Camii Bayramda Yeniden İbadete Açıldı Haber

4 Asırlık Kandilli Camii Bayramda Yeniden İbadete Açıldı

Tarihi mihrabındaki orijinal çinilerden, tavanındaki çıtakariye, kapı tokmağındaki kandillerden müteşekkil selvi ağacı formundaki müsenna besmele motifinden taç kapısında hattat Davut Bektaş’ın elinden çıkma hat yazısına kadar her detayı özgün tekniklerle yenilenen tarihî mabet, dört asırlık hafızasını geleceğe taşıyor. İstanbul Boğazı’nın tarihî ve kültürel hafızasında özel bir yere sahip olan Kandilli Camii, 6 Nolu Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı doğrultusunda 2024 yılında başlatılan restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından Kurban Bayramı’nda yeniden ibadete açıldı. 1751 yılında Sultan Mahmud-u Evvel tarafından inşa ettirilen, tarihi dört asır öncesine uzanan mabet, iki yıllık titiz bir çalışmanın sonunda özgün görünümüne kavuşarak cemaatine kavuştu. Caminin yeniden cemaatle buluşması, İstanbullular, semt sakinleri ve restorasyona emek verenler açısından duygulu anlara sahne oldu. Boğaz’ın “kandilli” semtinde dört asırlık bir hikâye Kandilli semtinin tarihi, Sultan IV. Murad döneminde bölgede oluşturulan saray yerleşimine kadar uzanıyor. Semtin adının kökenine ilişkin iki rivayet anlatılıyor: ilkine göre, IV. Murad’ın Revan Seferi öncesi bu çevrede yaptırdığı sarayda dünyaya gelen şehzade için yedi gece boyunca “kandil alayları” düzenlenmiş ve bölge bu nedenle Kandilli olarak anılmaya başlanmış. Diğer rivayete göre ise padişahların Göksu’dan dönüşlerinde sahil boyunca yakılan kandiller semte adını vermiş. Bugünkü caminin temelini oluşturan yapı, Sultan I. Mahmud döneminde 1751 yılında, çevredeki sarayla birlikte ihya edildi. I. Mahmud aynı dönemde bölgeye bir hamam ve çeşme kazandırdı, bazı arazileri halka tahsis ederek burada “Nevabat” adıyla yeni bir yerleşim kurdu. Cami, 19. yüzyılın ikinci yarısında Sultan II. Abdülhamid döneminde de onarım gördü; arşiv belgeleri ve eski fotoğraflar, yapının o dönemde ahşap ve fevkani (üst katlı) bir cami olduğunu gösteriyor. Boğaz kıyısındaki konumu nedeniyle 19. ve 20. yüzyıl başlarındaki yangın ve patlamalardan etkilenen ahşap yapı, 1916 yılındaki büyük yangında tamamen kül oldu. Cami, 1929–1931 yılları arasında Vakıflar İdaresi tarafından yeniden inşa edildi. Cephe düzenlemeleriyle Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın (Millî Mimari Rönesansı) izlerini taşıyan yapı, ahşap çatılı ve kâgir kurgusuyla Boğaz hattının karakteristik dinî mimarisinin nadir örnekleri arasında yer alıyor. İki yıllık restorasyon: rölöveden güçlendirmeye Yıllar içinde yapı üzerinde oluşan deformasyonlar, yüzey bozulmaları ve sonradan eklenen muhdes unsurlar kapsamlı bir restorasyonu zorunlu kılmıştı. 2024’te başlayan çalışmalarda önce caminin mevcut durumuna ilişkin ayrıntılı araştırmalar yapıldı ve rölöve çizimleri hazırlandı. Ardından ahşap ögeler, çıtakari tavan süslemeleri, kalemişleri ve çini detaylar özgün dokuya uygun biçimde elden geçirildi. Çalışmalar kapsamında çıtakari tavan restorasyonu yaklaşık üç ay, kalemişi raspası iki ay, sıva raspası 45 gün, yapının güçlendirilmesi yaklaşık üç ay ve sıva restorasyonu ise 75 gün sürdü. Kalemiş süslemeleri, renk raspasıyla özgün rengine ulaşılarak aslına uygun şekilde yeniden ortaya çıkarıldı. Mihrap çinileri 1600’lerin tekniğiyle yeniden üretildi Caminin en dikkat çekici bölümü olan mihrapta, her iki yanda yer alan vazo motifli çinilerin Tekfur Sarayı üretimi olduğu ve 18. yüzyıl Osmanlı çini üslubunu yansıttığı belirtiliyor. Üst bölümdeki İznik çinilerinin ise 1961 yılında, Yemen Fatihi Sinan Paşa’nın Okmeydanı’ndaki bir mescidinden buraya nakledildiği kaynaklarda aktarılıyor. Mihrabın bir örneği Tekfur Sarayında hala muhafaza ediliyor. Mihraptaki kitabede Âl-i İmrân Suresi’nin 37. ayetine yer alıyor. Restorasyon sırasında, mihrabın çini panolarında bazı bölümlerin geçmişte söküldüğü ve yerlerine cam takıldığı tespit edildi. Eksik karolar, 1600’lü yılların geleneksel üretim tekniklerine uygun olarak atölye fırınlarında yeniden üretilerek özgün yerlerine montajlandı; mevcut çinilerde ise geleneksel kalemişi tamamlama uygulamaları yapıldı. Caminin minare alemleri ile minber üzerindeki bakır bölümlerde geleneksel yöntemlerle altın varak uygulamaları gerçekleştirildi. Mihraptaki hat yazısı ile cami girişindeki taç kapı yazılarının hazırlanması hattatlar Davut Bektaş ve Ali Toy tarafından üstlenildi. Taç kapıya, hattat Davut Bektaş imzasıyla Bakara suresi’nin 127. Ayeti işlendi. Restorasyon sırasında cami avlusunda ve girişindeki işgaller kaldırıldı ve çevre duvarıyla camii güvene alındı. Aynı zamanda camii de eksik olan abdesthane ve şadırvan da avluda inşa edildi. Kapı tokmağında selvi ve kandil motifi Restorasyonun en özgün dokunuşlarından biri, semtin adına gönderme yapan kapı tokmağında hayat buldu. Müsenna besmeleler, üst üste yerleştirilen üç kandilden müteşekkil ve selvi ağacını andıran Kandilli Camii’ne özgün bir istife dönüştürüldü ve kapı tokmağı ile minber örtüsünde kullanıldı. Tasarımı hattat Levent Karaduman’a ait olan tokmaktan ayrıca 70 tane daha üretildi ve “camii tokmağının kaybolması halinde camiide kullanılmak üzere getirilmek üzere” Müminlere emanet edilecek. Bu tasarımın esin kaynağı, Osmanlı döneminde Kandilli’nin selvi ağaçlarına asılan ve Boğaz’dan geçen kayıklara yol gösteren kandiller. Aynı istif, caminin avlusundaki ferforjelerde de kullanıldı. Tarihî hafızanın korunması Restorasyon sürecinde yalnızca fiziksel yenileme değil, yapının tarihsel hafızasının korunması da hedeflendi. Ayhan Ailesi’nin katkılarıyla yürütülen iki yıllık çalışmaların ardından mabet özgün görünümüne kavuşturularak Kurban Bayramı’nda yeniden ibadete açıldı. Dört asırlık geçmişe sahip caminin cemaatle yeniden buluşması, Boğaziçi’nin manevi dokusuna kazandırılan değerli bir miras olarak değerlendiriliyor. Tüm İstanbulluların, İstanbul’a özgü yalı camiilerinden tekrar hayata geçen bu güzel camiiyi ziyaret etmesiyle camii daha da şenlenecektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara Büyükşehir’den Başkent’e Yeni Belmekler Haber

Ankara Büyükşehir’den Başkent’e Yeni Belmekler

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkent’te kadınların istihdama katılımını desteklemek ve sosyal hayata aktif katılımlarını artırmak amacıyla BELMEK (Belediye Meslek Edinme Kursları) ağını genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda Yenimahalle ve Etimesgut ilçelerinde yapımı tamamlanan iki yeni tesis çok yakında hizmete açılacak. , Yenimahalle ilçesi Ergazi Mahallesi’nde hayata geçirilen çok amaçlı kurs merkezi ile Etimesgut ilçesi Eryaman Mahallesi’nde hizmete kazandırılan sosyal tesis alanı, BELMEK çatısı altında Başkentlilere hizmet verecek. GENİŞ BRANŞ YELPAZESİYLE EĞİTİM İMKÂNI Ergazi Mahallesi’nde yapımı tamamlanmasının ardından kurs merkezi, 2 bin 38 metrekare inşaat alanına sahip modern yapısıyla dikkat çekiyor. Merkezde; el nakışı, tel kırma, iğne oyası, tel sarma, sepet örücülüğü, resim, amigurumi, örgü, yemek, ahşap boyama, mefruşat, mozaik, çini ve seramik gibi birçok branşta eğitim verilecek. Yeni BELMEK ile yılda yaklaşık 2 bin vatandaşa ulaşılması hedefleniyor. ERYAMAN’A MODERN SOSYAL TESİS Eryaman Mahallesi’nde hizmete açılacak olan yaklaşık 6 bin 300 metrekarelik BELMEK binası ise kapsamlı donanımıyla öne çıkıyor. Tesiste; 84 kişilik çok amaçlı salon, fuaye ve sergi alanı, sınıflar, atölyeler ve 19 araç kapasiteli kapalı otopark yer alıyor. Alanında uzman eğitmenler eşliğinde çini, resim, seramik, tezhip, ebru, iğne oyası, el nakışı, giyim, mefruşat ve yemek olmak üzere 10 farklı branşta eğitim verilecek. Tesiste görev alacak ekip; eğitmenler, idari personel ve destek personeliyle birlikte kursiyerlere kapsamlı bir eğitim ortamı sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Burdur Yaşayan Miras Şöleni Yoğun İlgiyle Devam Ediyor Haber

 Burdur Yaşayan Miras Şöleni Yoğun İlgiyle Devam Ediyor

Şölen kapsamında 13 ilden 50’ye yakın Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısının katıldığı ve birçok sanat dalının tanıtıldığı Burdur Yaşayan Miras Şöleni, Burdur Kültür Merkezi’nde ziyaretçilere el sanatlarının inceliklerini yakından deneyimleme ve yaşayan miras unsurları ile tanışma fırsatı sunuyor. Burdurluların yoğun ilgisiyle devam eden Şölen, ikinci gününde birbirinden anlamlı etkinliklerle sanatseverlerle buluştu. Şölen kapsamında; Çalgı Yapımcılığı (Sipsi, Cura, Kabak Kemane, Çoban Kavalı), Bez Dokuma, Dastar ve Alaca Dokuma, Bıçakçılık, Eşme Kilimi Dokumacılığı, Cam Üfleme, Ahşap Baskı/ Yazmacılık, İğne Oyacılığı, Milas Halısı Dokumacılığı, Çarpana Dokuma, Ahşap Oyuncak Yapımı, Filografi, Bakır Tel İşleme, Çini, Mücevher Sâdekârlığı, Lüle Taşı İşlemeciliği gibi geleneksel el sanatlarının usta temsilcileri, Burdur Kültür Merkezi’nde kendileri için hazırlanan stantlarda eserlerini tanıtıyor. Burdur Yaşayan Miras Şöleni; Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarının farklı birçok etkinliğinin yanısıra Zülfiye Nur Sağlamer’in ‘’Keçe’’ sergisine de ev sahipliği yapıyor. Şölen’de çocuklara yönelik olarak; Ahmet Örmeci Karagöz gösterisiyle, Serkan Bilgin Kukla gösterisiyle, Havva Koçak Masal-Hikâye anlatımıyla çocuklarla bir araya geldi. Mangala, Seksek, Dokuztaş gibi oyunların yer aldığı alanlarda minik ziyaretçileri geleneksel çocuk oyunlarıyla tanıştırdı. Ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği Burdur Yaşayan Miras Şöleni 5 Nisan Pazar günü (Bugün) sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.