Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cinsiyet Eşitliği

Kapsül Haber Ajansı - Cinsiyet Eşitliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cinsiyet Eşitliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadın Dostu Markalar Platformu’nun Eşitlik Çemberi Programı Başlıyor Haber

Kadın Dostu Markalar Platformu’nun Eşitlik Çemberi Programı Başlıyor

Programın ilk farkındalık oyunu “Eşitlik Dilde Başlar” olacak. Kurum çalışanlarının katkılarıyla toplanan veriler, iş dünyasına kalıcı bir kaynak olarak kazandırılacak “İş’te Eşitlik Sözlüğü”ne dönüşecek. Kadın Dostu Markalar Platformu, toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik, kapsayıcılık ve dayanışmayı kurum kültüründe somut ve sürdürülebilir adımlara dönüştürmek amacıyla hayata geçirdiği Eşitlik Çemberi Programı’nıbaşlatıyor. Platformun kurumsal üye şirketlerinde gerçekleştirilecek program, çalışanları dönüşümün aktif bir parçası haline getirmeyi amaçlarken, yıl boyunca 12 farklı tema ve farkındalık oyunu ile ilerleyecek. Programın ilk adımı ise “Eşitlik Dilde Başlar” yaklaşımıyla hazırlanan Kırmızı-Beyaz Dil Dönüşüm Kutusu olacak. Çalışanlar; toplantılarda, yazışmalarda, sektör jargonunda ve günlük iletişimde karşılaştıkları cinsiyetçi ve ayrıştırıcı dil kalıplarını fark ederek bunların yerine kullanılabilecek eşitlikçi alternatifler geliştirecek. Kurumlarda konumlandırılacak “Dil Dönüşüm Kutularında” ve etkinlik alanlarında bir araya getirilen ifadeler, program sonunda Kadın Dostu Markalar Platformu’na ulaştırılacak. “İlk oyunumuzla Eşitlik Çemberi’ni başlatıyoruz” Eşitlik Çemberi’nin lansmanında programa ilişkin açıklamalarda bulunan Kadın Dostu Markalar Platformu Kurucu Başkanı Nazlı Demirel, programın 12 farklı tema üzerinden ilerleyeceğini ve her çeyrekte farklı temaları besleyen oyunlarla kurum çalışanlarının sürece dahil edileceğini belirtti. Demirel, “İlk oyunumuzla Eşitlik Çemberi’ni başlatıyoruz. Bu nedenle Eşitlik Çemberi’nin ilk oyununu ‘Dil Dönüşüm Kutusu’ ile başlatmaya karar verdik. Çünkü ‘Eşitlik Dilde Başlar’” sözleriyle ilk oyunda eşitlik, farkındalık ve değer temalarının ele alınacağını ifade etti. Çalışmadan elde edilecek verilerin kalıcı bir çıktıya dönüşeceğini de belirten Demirel, “Kurumsal üye kuruluşlardan, Ekim ayının sonuna kadar gelecek olan Dil Dönüşüm Kutusu verileri platforma ulaştığında, proje ekipleri, uzmanlar ve danışmanlardan oluşan titiz değerlendirmeler sonucu kolektif bir birliktelik ve dayanışma ile iş dünyasına KDM Eşit İş Sözlüğü’nükazandıracağız” dedi. Demirel sözlerinin devamında, çalışma sonucu ortaya konulacak bu sözlüğün, Mart ayında gerçekleşecek 7. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri Programı’nda da özel bir lansman ile kamuoyuna ve iş dünyasına sunulacağını belirtti. Dilde başlayan dönüşüm ortak bir sözlüğe ve eğitim desteğine dönüşecek Bu kolektif çalışma sonucunda iş dünyasında kullanılan cinsiyetçi ve ayrıştırıcı kalıpları ve eşitlikçi alternatiflerini bir araya getiren “İş’te Eşitlik Sözlüğü: Kelimelerin Gücü Adına!” hazırlanacak. Dijital ve basılı olarak yayımlanacak sözlük, Mart 2027’degerçekleştirilecek 7. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri töreninde kamuoyuyla paylaşılacak. Basılı kitabın satışından ve kurumsal toplu siparişlerinden elde edilecek gelirden ayrılacak pay Platform’un 6 yıldır aralıksız olarak oluşturduğu KDM Kız Öğrenci Eğitim Burs Fonu’na aktarılacak. Böylece kurumlarda dille başlayan farkındalık, hem iş dünyasına kalıcı bir kaynak kazandıracak hem de kız öğrencilerin eğitimine katkı sağlayan somut bir sosyal etkiye dönüşecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam, Türkiye'nin 7 Bölgesinden 700 Genç Kadının Girişimcilik ve Liderlik Yolculuğuna Eşlik Edecek Haber

Şişecam, Türkiye'nin 7 Bölgesinden 700 Genç Kadının Girişimcilik ve Liderlik Yolculuğuna Eşlik Edecek

İlk döneminde 3 binden fazla başvuru alan program, bu yıl Türkiye'nin 7 bölgesinden 700 genç kadına ulaşmayı hedefliyor. Girişimcilik odağında tasarlanan program, eğitimlerden mentorluk desteğine, atölyelerden yönetici buluşmalarına uzanan kapsamlı bir gelişim deneyimi sunacak. Şişecam'ın genç kadınların bireysel ve mesleki gelişimlerini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Geleceğe İlerleyen Kadınlar Programı, ikinci döneminde kapsamını büyüterek daha geniş bir coğrafyaya ulaşmaya hazırlanıyor. İlk döneminde yoğun ilgi gören ve 3 binin üzerinde başvuru alan program, yeni dönemde Türkiye’nin 7 bölgesinden 700 genç kadını girişimcilik, liderlik ve kişisel gelişim alanlarında desteklemeyi amaçlıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlamayı odağına alan programın bu yılki ana teması girişimcilik olacak. Katılımcılar, kariyer ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak eğitimlerin yanı sıra mentorluk desteği, uygulamalı atölye çalışmaları ve ilham veren yönetici buluşmalarıyla geleceğe hazırlanacak. Program kapsamında Marmara Bölgesi'nde Edirne, Karadeniz Bölgesi'nde Samsun, Doğu Anadolu Bölgesi'nde Erzurum, Ege Bölgesi'nde Muğla, İç Anadolu Bölgesi'nde Konya, Akdeniz Bölgesi'nde Antalya ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Mardin olmak üzere Türkiye'nin farklı bölgelerinde genç kadınlarla bir araya gelinecek. Çevre illerden katılıma da açık olacak program için başvurular 30 Eylül'e kadar devam edecek. Programa 18-25 yaş arasındaki üniversite öğrencisi veya yeni mezun genç kadınlar Geleceğe İlerleyen Kadınlar üzerinden başvurularını yapabilecek. Girişimcilik ve Liderlik Odağında Kapsamlı Bir Deneyim Şişecam'ın Turkishe iş birliğiyle yürüttüğü program, genç kadınlara yalnızca eğitim değil aynı zamanda güçlü bir gelişim ekosistemi sunuyor. Katılımcılar; öz gelişim, girişimcilik, liderlik ve geleceğin yetkinliklerine yönelik eğitimlerin yanı sıra mentorluk seansları, yüz yüze atölyeler ve deneyim paylaşım platformlarından yararlanacak. Programın finalinde gerçekleştirilecek ideathon kapsamında genç kadınlar, Şişecam'ın faaliyet alanlarına yönelik yenilikçi fikir ve projeler geliştirme fırsatı bulacak. Böylece katılımcılar teorik bilgilerini somut projelere dönüştürerek girişimcilik deneyimi kazanacak. Programın ikinci döneminde, ilk dönem mezunları da sürece aktif olarak dahil olacak. Mezun katılımcılar, yeni dönem katılımcılarına "buddy" olarak eşlik ederek deneyimlerini paylaşacak ve onların gelişim yolculuklarına destek verecek. İlk Dönemden 48 Proje ve Güçlü Bir Dayanışma Ağı Çıktı Programın ilk döneminde İstanbul, Kocaeli, Mersin, Eskişehir, Bursa, Kırklareli, Ankara, Balıkesir ve Denizli'den katılan genç kadınlar eğitimlerini başarıyla tamamladı. Eylül 2025'te başlayan program, Mart 2026'da ilk mezunlarını verdi. Katılımcılar program boyunca yetkinliklerini geliştirirken sürdürülebilirlik, toplumsal cinsiyet eşitliği ve inovasyon gibi alanlarda toplam 48 proje üretti. Ortaya çıkan projeler, genç kadınların potansiyellerini ortaya koyarken birlikte üretmenin ve dayanışmanın gücünü de gösterdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hepsiburada’dan Gençlere Dijital Kariyer Desteği Haber

Hepsiburada’dan Gençlere Dijital Kariyer Desteği

Hepsiburada’nın 2023 yılından bu yana sürdürdüğü ve bugüne kadar 500’ün üzerinde üniversite öğrencisine ulaştığı “Yarınlara Söz” Programı, 4. dönemiyle etki alanını büyütmeye devam ediyor. Özellikle Anadolu’daki devlet üniversitelerinin mühendislik ve ilgili fakültelerinde öğrenim gören öğrencileri hedefleyen program; gençlere e-ticaret, dijital pazarlama, yapay zeka, girişimcilik ve kariyer hazırlığı gibi kritik alanlarda kapsamlı yetkinlikler kazandırmayı amaçlıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Fırsat Eşitliği Odakta Teknoloji ve mühendislik alanlarında kadın temsilini artırmayı hedefleyen programda %80 kadın kotası uygulanıyor. Bugüne kadar programa kabul edilen 500'ü aşkın öğrencinin 370’ini kadın öğrenciler oluştururken; yeni dönemde kabul edilecek 250 öğrencinin de 200'ünün kadın öğrenciler olması planlanıyor. Program kapsamında katılımcılara; web tasarımı, prompt yazımı, LinkedIn kullanımı, mülakat teknikleri, etkili iletişim ve çalışma hayatında temel haklar gibi iş hayatına geçişi kolaylaştıracak geniş bir yelpazede eğitim ve atölye imkanı sunuluyor. Hepsiburada Kurumsal İletişim ve Sosyal Etki Grup Direktörü Canan Binal Yılmaz: Yarınlara Söz Programı daha fazla öğrenciyi dijital dünyaya hazırlayacak Programın yeni dönemine ilişkin görüşlerini açıklayan Hepsiburada Kurumsal İletişim ve Sosyal Etki Grup Direktörü Canan Binal Yılmaz programın yeni dönemi ile ilgili şunları söyledi: "Gençlerin dijital ekonominin sunduğu fırsatlara eşit erişebilmesi, sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıyor. Yarınlara Söz Programı ile gençlere bir eğitim programı sunmanın ötesinde; onların özgüven kazanmalarını, kariyerlerini daha bilinçli planlamalarını ve iş hayatına güçlü bir başlangıç yapmalarını destekliyoruz. Bugüne kadar yüzlerce gencin gelişim yolculuğuna eşlik ettik. Dördüncü dönemde de daha fazla öğrenciyi dijital dünyanın sunduğu fırsatlarla buluşturarak sosyal etkiyi büyütmeyi hedefliyoruz." Başarılı katılımcılara Hepsiburada’dan özel destek Yarınlara Söz Programı’nın 4. döneminde programı başarıyla tamamlayan ilk 10 öğrenciye Hepsiburada hediye çeki verilecek. Ayrıca bu öğrenciler, Hepsiburada İnsan Kaynakları profesyonelleriyle birebir mülakat simülasyonu deneyimi kazanacak. Programı tamamlayan tüm katılımcılara ise katılım sertifikası sunulacak. Yarınlara Söz Programı’nın 4. dönem başvuruları 12 Ağustos – 9 Eylül 2026 tarihleri arasında Yarınlara Söz web sitesi üzerinden kabul edilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor Haber

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor

Sanovel’in CEO’su Hülya Yalın, şirketin sahip olduğu köklü birikim ve üretim gücüyle halihazırda önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, uluslararası yatırımcıların sağladığı desteğin bu güçlü yapıyı daha da ileri taşıdığını ifade etti. Yalın, söz konusu yatırımların Sanovel’in küresel ilaç pazarındaki yükselişine ivme kazandırırken, Türkiye’yi daha güçlü bir üretim ve ihracat üssü haline getirme hedeflerine de katkı sağladığını; aynı zamanda ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımın, Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma vizyonunu destekleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Yalın, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve ilaç sanayisinin potansiyeline duyduğu güvenin bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bu stratejik hamlenin, Türkiye’nin yerli üretim gücünü ve küresel pazarlardaki konumunu bir üst seviyeye taşıyacağını da sözlerine ekledi. "43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyüyoruz" Sanovel CEO’su Hülya Yalın, şirketin geçmişi, kurumsal yapısı ve mevcut operasyonel büyüklüğüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sanovel, temelleri 1983 yılında merhum Eczacı Erol Toksöz tarafından atılmış, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biridir. Kökleri bu topraklarda olan Sanovel, şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyümüş; bugün hem ülkemiz hem de küresel pazarlar için son derece güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmiştir. Gücünü Türkiye’den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkemizin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketiyiz. Faaliyetlerimizi Türkiye merkezli olarak sürdürüyor; Ar-Ge’mizi, üretimimizi, kalite süreçlerimizi ve tüm ihracat operasyonlarımızı İstanbul Levent’teki Genel Müdürlüğümüz ile Silivri’deki yüksek teknolojili Ar-Ge Merkezi ve Üretim Kampüsümüzden yönetiyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapımızla hareket ediyoruz. 43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyürken, ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi milli bir sorumluluk olarak görüyoruz." "60'tan fazla marka, 400'ün üzerinde ruhsatlı ürün" Yerli üretimin dışa bağımlılığı azaltmadaki rolünü ve Silivri'deki üretim üssünü vurgulayan Yalın, portföy yapısını şöyle aktardı: "Biz yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden öte, milli bir görev olarak kabul ediyoruz. Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz (MS), nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400’ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket konumunda olmamızdır. Tüm bu faaliyetlerin kalbi Silivri’deki tesisimizde atıyor. Burası yaklaşık 800 ekip arkadaşımızın emekleriyle neredeyse tüm formlarda ilaç üretimi gerçekleştirebildiğimiz, Türkiye’nin adeta bir Ar-Ge ve üretim üssüdür. Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 50’den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz." Rakamlarla Sanovel ve onkoloji hamlesi Son 5 yıldaki büyüme rakamlarını ve 2035 vizyonunu detaylandıran Yalın şu verileri paylaştı: "IQVIA’ya göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdik. Diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumdayız. Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında 2. sırada, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında 2. sırada, total pazarda ise 3. sırada yer alıyoruz. Yurt içi pazarda yükselişimizi sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatımızı yaklaşık 4 kat büyüttük. Üretim miktarımızı 60 milyon kutudan 91,5 milyon kutuya taşıdık. Son 5 yılda fabrikamıza yaptığımız 26 milyon ABD doları yatırımla yeni ekipmanlar temin ettik. 2035 vizyonumuz doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerliyoruz. Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. 2035 vizyonumuz kapsamında etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz." "50 ülkede varız, 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz" Küresel pazarlardaki varlıkları ve uluslararası denetim başarıları hakkında konuşan Yalın şunları aktardı: "2005 yılında başladığımız ihracat yolculuğunu bugün çok ileri bir boyuta taşıdık. Şu anda 400’ün üzerinde ruhsat ile Kanada’dan ABD ve Avrupa’ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına stratejik bir destek sunuyoruz. Fabrikamızdaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu Avrupa’da EMA ve EU GMP, ABD’de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyıyoruz. Şu an bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200’den fazla ruhsat onayı bekliyoruz. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda AB, ABD, Kanada, MENA, Sahra Altı Afrika, Güneydoğu Asya, LATAM ve CIS bölgelerinde varlığımızı genişletmeye odaklanıyoruz." Ar-Ge kadrosu ve teknolojik altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan CEO Hülya Yalın şöyle devam etti: "80 bilim insanıyla Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanovel olarak, sektörde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran lider şirketlerden biriyiz. Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisimizdeki Ar-Ge Merkezimizde; konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ODT (ağızda dağılan tablet) projeleri geliştiriyoruz. Bu projeleri Türkiye, ABD, Kanada ve Avrupa pazarları için 'ilk eşdeğer' olma hedefiyle kurguluyoruz. Çalışmalarımızda cGMP ve cGLP kurallarını en üst seviyede uygularken, Kalite Tasarımı (QbD) yaklaşımıyla regüle pazarların kapısını açıyoruz. Fikri mülkiyet ve patent alanında ilaç sektöründe elde ettiğimiz şampiyonluğu bu yoğun emeğin sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’deki tüm sektörler bazında yapılan patent başvuru sayısı sıralamalarında ilk 3 şirket arasında yer alıyoruz." Sürdürülebilirlik, Sosyal Sorumluluk ve "En İyi İşveren" Ödülü Çevresel hedefler, sosyal projeler ve insan kaynakları başarılarına değinen Yalın tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber aldıklarını ifade ederek, “Çevresel performansımızı düzenli takip ederek 2025 yılında karbon ayak izimizde yüzde 14,3, su ayak izimizde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladık. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 kız öğrencimize profesyonel koçluk desteği sağladık. Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımızı tescilledik. Ayrıca Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. 10 binden fazla çalışanın anonim geri bildirimleri doğrultusunda oluşturulan bu listede yer almak, çalışan deneyimine verdiğimiz önemin bir göstergesidir” diye konuştu. “Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz” Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddialara açıklık getiren Yalın, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, Sanovel ile ilgili ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sanovel, bir Türk şirketi olarak 43 yıldır olduğu gibi bugün de ülkesi için yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya, Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmektedir. Her şirkette olduğu gibi Sanovel’in idari süreçleriyle ilgili oluşan değişimler, şirketimizin güçlü geleceğini desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımlarıdır. Dönem dönem gündeme getirilen geçmiş hissedarlarımızla ilgili süreçler ise Sanovel’in tüzel kişiliğini ve bugünkü operasyonel faaliyetlerini ilgilendiren bir konu değildir. Uluslararası yatırımcılardan gösterilen ilgi, hem ülkemizin makroekonomik istikrarına hem de Sanovel'in küresel potansiyeline duyulan sarsılmaz güvenin bir yansımasıdır." "Uluslararası Yatırım Türkiye'nin Üretim Gücünün Tescilidir" Uluslararası ortaklığın sağladığı katkıya değinen Hülya Yalın şunları ekledi: "Uluslararası yatırımcıların hissedarlar arasında yer alması, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye’nin üretim gücünün uluslararası arenada ne kadar büyük bir itici güç olduğunun tescilidir. 2020 yılı ve sonrasında gerçekleşen bu stratejik yatırım; şirketimizin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini, istihdamını, ihracat potansiyelini ve yerli üretime olan katkısını çok daha yukarılara taşıyacak hayati bir adım olmuştur. Sanovel, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış; büyüme, globalleşme, sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecektir. Sanovel bu ülkenin milli bir değeridir ve geleceğini kararlılıkla Türkiye’de inşa etmektedir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAFE ve DEUTZ AG Küresel Üretim Ortaklığını Güçlendiriyor Haber

TAFE ve DEUTZ AG Küresel Üretim Ortaklığını Güçlendiriyor

Yeni tesis, TAFE'nin küresel üretim kapasitesini ve ileri üretim teknolojilerindeki yetkinliğini artırırken, şirketin uluslararası pazarlara yönelik motor üretim kabiliyetini de önemli ölçüde güçlendirecek. Endüstri 4.0 tabanlı üretim altyapısı, tam entegre dijital üretim yönetim sistemi (MES) ve gelişmiş kalite kontrol süreçleriyle donatılan tesiste, DEUTZ lisanslı 2,2 ve 2,9 litrelik motorlar hem Hindistan hem de uluslararası pazarlar için üretilecek. Yıllık 35 bin motor ve 50 bin alt montaj üretim kapasitesine sahip tesis, TAFE ile DEUTZ arasındaki ilk üretim iş birliği olma özelliğini de taşıyor. Açılışta konuşan TAFE Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Mallika Srinivasan, şunları söyledi: "TAFE'nin büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına tanıklık ediyoruz. TAFE ve Amalgamations Group birlikte, 2030 yılına kadar yıllık motor üretim kapasitesini 400 binden 550 bine çıkarmayı hedefleyen, Hindistan'ın en büyük motor üretim ekosistemlerinden birini oluşturuyor. Avrupa'nın önde gelen motor üreticilerinden ve dizel motor teknolojisinin öncülerinden biri olan DEUTZ ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, Alman mühendisliğinin hassasiyetini Hindistan'ın güçlü üretim altyapısıyla buluşturuyor." TAFE Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Lakshmi Venu ise şöyle konuştu: "TAFE Motors-DEUTZ üretim tesisi, gelişmiş üretim teknolojilerine, güçlü kalite sistemlerine ve sürekli yetkinlik geliştirmeye yaptığımız yatırımların somut bir göstergesidir. Bu sayede hem Hindistan'daki hem de uluslararası pazarlardaki değişen ihtiyaçlara daha hızlı yanıt verebileceğiz. Çalışanlarının yüzde 40'ını kadınların oluşturduğu tesisimiz, toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflerimize katkı sağlamaya da devam ediyor." TAFE CEO'su Sandeep Sinha ise şunları söyledi: "TAFE-DEUTZ üretim tesisi; üretim, test ve lojistik süreçlerinde yüksek seviyede otomasyonun yanı sıra kritik montaj operasyonlarında görüntü işleme sistemleri, robotlar ve kolaboratif robotlardan (cobot) yararlanarak dünya standartlarında ürünleri yüksek hacimlerde üretebilme kabiliyetimizi ortaya koyuyor. Hindistan ve uluslararası pazarlardaki müşterilerimize üstün değer sunacak dünya standartlarında bir üretim platformu oluşturuyoruz. Ayrıca tesisimiz, küresel kalite standartlarını güvence altına almak amacıyla tam dijital izlenebilirlik sağlayan son teknoloji motor test merkezi ve gelişmiş kalite laboratuvarıyla donatıldı." DEUTZ CEO'su Dr. Sebastian Schulte ise şu değerlendirmede bulundu:
 "Alwar'daki yeni DEUTZ motor montaj hattının açılışı, TAFE ile yürüttüğümüz iş birliği açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Bu yatırım, ortak vizyonumuzu üretime dönüştürme konusunda her iki ekibin ortaya koyduğu güçlü iş birliğinin ve kararlılığının somut bir göstergesidir." Bu yeni yatırımla küresel üretim ağını daha da güçlendiren TAFE, ileri mühendislik, dijital üretim teknolojileri ve uluslararası iş birliklerindeki yetkinliklerini geliştirmeyi sürdürüyor. Şirket, daha güçlü ve teknolojik açıdan daha gelişmiş üretim altyapısıyla dünya genelindeki müşterilerine daha etkin hizmet sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Abdi İbrahim ilaç sektöründe bir ilke imza attı: Eşit ücret politikası belgelendirildi Haber

Abdi İbrahim ilaç sektöründe bir ilke imza attı: Eşit ücret politikası belgelendirildi

Abdi İbrahim, kadın ve erkek çalışanlara aynı veya eşit değerdeki iş karşılığında eşit ücret verilmesine yönelik uygulamalarıyla Equal Pay sertifikasını aldı. Şirket, EQUAL-SALARY Foundation tarafından verilen uluslararası sertifikaya sahip ilk Türk ilaç şirketi oldu. Abdi İbrahim, ücret eşitliğine yönelik politika ve uygulamalarını uluslararası sertifikayla belgelendirdi. İsviçre merkezli EQUAL-SALARY Foundation tarafından yürütülen bağımsız değerlendirme sürecini tamamlayan şirket, Equal Pay sertifikasını almaya hak kazandı. Şirketin açıklamasına göre bu sonuçla Abdi İbrahim, Türk ilaç sektöründe Equal Pay sertifikası alan ilk şirket oldu. Sertifika, kadın ve erkek çalışanların aynı veya eşit değerdeki işler için eşit ücret almasını sağlayan kurumlara veriliyor. Equal Pay sertifikası nedir? Equal Pay sertifikası, şirketlerde cinsiyete dayalı ücret farklılıklarını ve eşit değerdeki işlere uygulanan ücret politikalarını değerlendiren uluslararası bir sertifikasyon programı olarak uygulanıyor. Süreç kapsamında şirketlerin çalışanlarına ilişkin ücret ve yan hak verileri bağımsız bir denetim kuruluşu tarafından analiz ediliyor. Yalnızca temel maaşlar değil, ücretlendirme yapısının farklı bileşenleri ve şirketin eşitlik politikalarını nasıl uyguladığı da değerlendirmeye dahil ediliyor. Yapılan incelemelerin ardından kurumun ücret politikalarının belirlenen uluslararası standartlarla uyumlu olup olmadığı tespit ediliyor. Gerekli koşulları karşılayan şirketler, kadın ve erkek çalışanlara aynı ya da eşit değerdeki işler için eşit ücret sunduğunu belgeleyen sertifikayı almaya hak kazanıyor. Ücret ve yan hak verileri bağımsız denetimden geçti Abdi İbrahim’in sertifikasyon sürecinde ücretlendirme ve yan hak uygulamaları kapsamlı bir analize tabi tutuldu. Şirketin eşit işe eşit ücret yaklaşımı, bağımsız denetim sürecinin ardından uluslararası standartlara uygun bulundu. Abdi İbrahim, ücrette adalet, fırsat eşitliği ve kapsayıcı çalışma ortamı oluşturma ilkelerini insan kaynakları politikasının temel bileşenleri arasında konumlandırıyor. Şirket, kadın ve erkek çalışanların aynı ya da eşit değerdeki görevler için eşit ücret almasını yalnızca bir insan kaynakları uygulaması olarak değil, kurum kültürü ve sürdürülebilirlik stratejisinin parçası olarak değerlendiriyor. “Adil çalışma anlayışı kurum kültürümüzün temel unsuru” Abdi İbrahim CEO’su Süha Taşpolatoğlu, şirketin Türkiye ilaç sektöründe bu sertifikayı alan ilk kuruluş olmasından memnuniyet duyduklarını söyledi. Türkiye’nin büyük işverenlerinden biri olmanın önemli bir sorumluluk getirdiğini belirten Taşpolatoğlu, adil ve eşitlikçi çalışma anlayışını kurum kültürlerinin temel unsurlarından biri olarak benimsediklerini ifade etti. Kadın ve erkek çalışanların aynı veya eşit değerdeki iş karşılığında eşit ücret almasını sürdürülebilirlik yaklaşımlarının vazgeçilmez ilkeleri arasında gördüklerini vurgulayan Taşpolatoğlu, sertifikanın mevcut uygulamaların bağımsız bir değerlendirmeyle doğrulanması anlamına geldiğini kaydetti. 114 yıllık kurum kültürüne uluslararası doğrulama Abdi İbrahim’in 114 yıllık geçmişine dikkat çeken Taşpolatoğlu, şirketin bir asrı aşan başarı yolculuğunun kadın ve erkek çalışanların ortak katkısıyla şekillendiğini belirtti. Eşitlikçi ve kapsayıcı çalışma anlayışlarının bağımsız bir kuruluş tarafından tescillenmesini gelecekteki çalışmalar açısından önemli bir motivasyon kaynağı olarak değerlendiren Taşpolatoğlu, bu standardı korumayı ve geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Sertifikasyon sürecinin uygulamaları düzenli olarak ölçmenin, şeffaf biçimde değerlendirmenin ve sürekli iyileştirmenin önemini gösterdiğini ifade eden Taşpolatoğlu, şirketin sektöre örnek oluşturacak uygulamalar geliştirmeyi sürdüreceğini dile getirdi. BM Küresel İlkeler Sözleşmesi ile uyumlu yaklaşım Abdi İbrahim, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadeleyi kapsayan 10 ilkesini stratejisine ve iş süreçlerine entegre ediyor. Şirket; eşitlik, kapsayıcılık ve adaleti bu kurumsal yaklaşımın temel unsurları arasında değerlendiriyor. Equal Pay sertifikası da ücret politikalarının ölçülebilir, denetlenebilir ve uluslararası standartlarla karşılaştırılabilir hâle getirilmesi açısından önem taşıyor. HEAL2050 sürdürülebilirlik hedeflerine katkı Equal Pay sertifikası, Abdi İbrahim’in HEAL2050 sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında öncelik verdiği Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarıyla da doğrudan ilişkilendiriliyor. Sertifikasyonun katkı sağladığı temel amaçlar şöyle sıralanıyor: Sürdürülebilir Kalkınma Amacı Abdi İbrahim’in yaklaşımı SKA 5: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ücretlendirmede cinsiyete dayalı eşitsizliklerin önlenmesi SKA 8: İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme Adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir çalışma ortamı SKA 10: Eşitsizliklerin Azaltılması Eşit değerdeki işe eşit ücret uygulanması Bağımsız sertifikasyon süreci, şirketin bu alanlarda yürüttüğü uygulamaların uluslararası ölçütlerle uyumunu ortaya koyarken HEAL2050 kapsamındaki hedeflere yönelik ilerlemesini de destekliyor. Abdi İbrahim, gelecek dönemde ücret eşitliği standardını korumayı, uygulamalarını düzenli olarak ölçmeyi ve kapsayıcı çalışma kültürünü geliştirmeyi planlıyor.

Garanti BBVA’dan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Odaklı 30 Milyon Dolarlık Sürdürülebilir Tahvil İhracı Haber

Garanti BBVA’dan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Odaklı 30 Milyon Dolarlık Sürdürülebilir Tahvil İhracı

Garanti BBVA, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadınların ekonomik güçlenmesini destekleyen faaliyetlerin finansmanına yönelik Turuncu Tahvil İlkeleri (Orange Bond Principles) ile uyumlu tahvil ihracını başarıyla tamamladı. 29 Haziran’da gerçekleştirilen, 372 gün vadeli ve 30 milyon ABD doları tutarındaki ihraç, toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı finansmanın yaygınlaştırılması açısından öncü bir adım olarak öne çıkıyor. Tahvil ihracından sağlanan kaynak; toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen istihdam ve değer zincirleri, kadın girişimciliğini ve kadın liderliğini güçlendiren işletmeler, kadınların ekonomik güçlenmesini ve finansal kapsayıcılığını destekleyen faaliyetler ile toplumsal cinsiyet eşitliği alanında ölçülebilir sosyal etki yaratmayı hedefleyen girişimlerin finansmanında kullanılacak. İhraç, BBVA Sürdürülebilir Borç Finansmanı Çerçevesi ve Impact Investment Exchange (IIX) tarafından geliştirilen Turuncu Tahvil İlkeleri ile uyumlu olarak yapılandırıldı. Turuncu Tahvil İlkeleri; tahvil gelirlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği alanında etki yaratan faaliyetlere yönlendirilmesinin yanı sıra, ihraççı kurumların toplumsal cinsiyet bakış açısını yatırım süreçlerine entegre etmesini, liderlikte çeşitliliği ve kapsayıcı kurumsal yönetişim uygulamalarını güçlendirmesini de esas alıyor. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Toplumsal cinsiyet eşitliği, sürdürülebilir kalkınmanın ve kapsayıcı büyümenin temel unsurlarından biri. Kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımı, girişimcilik ekosisteminde daha fazla yer alması ve karar alma mekanizmalarında temsilinin artması, yalnızca sosyal etki açısından değil, ekonominin uzun vadeli dayanıklılığı açısından da kritik önem taşıyor. Garanti BBVA olarak sürdürülebilir finansman yaklaşımımızı; çevresel dönüşümün yanı sıra toplumsal etki yaratan alanları da kapsayacak şekilde ele alıyoruz. 30 milyon dolar tutarındaki bu sürdürülebilir tahvil ihracıyla; kadın girişimciliğini, kadın liderliğini, istihdamda fırsat eşitliğini ve finansal kapsayıcılığı destekleyen projelere kaynak sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sermaye piyasaları aracılığıyla desteklemek, kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınma vizyonumuzun önemli bir parçası.” Bu işlemle Garanti BBVA, toplumsal cinsiyet eşitliği odağında somut etki yaratacak projelere kaynak sağlarken; kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımını, kadın girişimciliğini ve finansal kapsayıcılığın artırılmasını desteklemeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül Haber

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül

OPET’in 2022-2024 dönemini kapsayan 7. Sürdürülebilirlik Raporu, Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) tarafından düzenlenen Spotlight Awards ve Inspire Awards organizasyonlarında iki ayrı platin ödüle layık görüldü. Rapor, her iki değerlendirmede de “100 üzerinden 99 puan alarak” uluslararası ölçekte önemli bir başarı elde etti. OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu, küresel iletişim sektörünün prestijli değerlendirme programlarından 2025/26 Inspire Awards Corporate Publishing Competition’da “Dünyanın En İyi 100 İletişim Materyali” arasında gösterildi. Rapor, 2025/26 Spotlight Awards Global Communications Competition kapsamında ise “Dünyanın En İyi 100 Kurumsal Yayını” arasına seçildi. BM KÜRESEL İLKELER SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA BİR İLERLEME BİLDİRİMİ NİTELİĞİNDE Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Standartları ile uyumlu olarak hazırlanan ve 2022-2024 dönemini kapsayan rapor; şirketin yönetişim, sorumlu değer zinciri, Ar-Ge/inovasyon ve dijital dönüşüm, çalışma hayatı, çevre, toplumsal yatırımlar ana başlıklarındaki yönetim yaklaşımlarını, performansını, iyi uygulama örneklerini ve gelecek hedeflerini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda kamuoyuyla paylaşan OPET'in Sürdürülebilirlik Raporu, içerik kalitesi, şeffaflık, tasarım ve sürdürülebilirlik performansının etkin şekilde aktarılması kriterleriyle öne çıkıyor. Rapor, aynı zamanda Koç Holding’in imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) kapsamında bir ilerleme bildirimi niteliği de taşıyor. Bu yönüyle insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında gerçekleştirilen çalışmaların ve elde edilen gelişmelerin uluslararası ilkeler doğrultusunda paylaşılmasına da katkı sağlıyor. “İNSANI ODAĞINA ALAN BİR YAKLAŞIMLA HAREKET EDİYORUZ” Sürdürülebilirlik raporunun iki ayrı platin ödüle birden layık görülmesinden gurur duyduklarını belirten OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade, “Enerji yönetiminden atık yönetimine, çalışan haklarından müşteri memnuniyetine, toplumsal sorumluluktan etik yönetişime kadar pek çok alanda çalışmalar yürütüyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir boyutunu da sosyal etki ve kapsayıcılık oluşturuyor. Sürdürülebilir bir gelecek için tüm faaliyetlerinde insanı odağına alan bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Toplumla bağ kurmanın ve sosyal kapsayıcılığı artırmanın da sürdürülebilirliğin vazgeçilmez bir parçası olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda; eğitim, sağlık, kültür ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlarda uzun soluklu sosyal sorumluluk projeleri yürütüyoruz. LACP gibi saygın bir kuruluş tarafından verilen bu ödüller, sürdürülebilirlik performansımızın ve şeffaf raporlama anlayışımızın uluslararası ölçekte takdir gördüğünü ortaya koyması açısından büyük önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu. Bugüne kadar 7 rapor yayınlayan ve her bir rapor özelinde LACP’den sektöründe ödül kazanan tek marka olan OPET, 2025 yılı performansını içeren yeni raporlamasını ise yıl içinde kamuoyu ile paylaşmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Migros, “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri Listesi”ne Giren Tek Türk Gıda Perakendeci Oldu Haber

Migros, “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri Listesi”ne Giren Tek Türk Gıda Perakendeci Oldu

Sürdürülebilirlik alanındaki öncü ve vizyoner çalışmalarıyla Türkiye’de sektörüne liderlik eden Migros, uluslararası alanda önemli bir başarıya daha imza attı. TIME Dergisi’nin Statista iş birliğiyle hazırladığı ve dünya çapında sürdürülebilirlik performansı en yüksek şirketlerin belirlendiği “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” listesine giren tek Türk gıda perakendecisi oldu. Böylece, gıda perakendesi sektöründen tüm dünyadan yalnızda 5 şirketin yer aldığı listede, Türkiye'den sektörünün tek temsilcisi oldu. Dünya genelinde 40’tan fazla ülkeden 5 bini aşkın şirketin değerlendirildiği araştırmada, global endekslerdeki başarılar, verilen taahhütler, uluslararası raporlama standartlarına uyum, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik alanındaki performans kriterleri çok aşamalı bir metodolojiyle incelendi. 20’den fazla veri noktasına dayanan değerlendirme sonucunda yalnızca 750 şirket listeye girmeye hak kazandı. Migros, “İyi Gelecek Planı” kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele, gıda israfının önlenmesi, plastik kullanımının azaltılması, sürdürülebilir tarımın desteklenmesi, eğitim ve fırsat eşitliği, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi birçok alanda gerçekleştirdiği somut projelerle listede yer aldı. “İyi gelecek için etkimizi büyütmeye; toplumumuz için kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz.” Migros Grubu İcra Başkanı Özgür Tort, “Sürdürülebilirlik çalışmalarımızın hedeflerini etki yaratan, ölçülebilir ve yaygınlaşabilir projelerle gerçekleştiriyoruz. İklim kriziyle mücadeleden gıda israfının önlenmesine, sürdürülebilir tarım uygulamalarından toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar pek çok alanda dönüşüm yaratıyoruz. Statista ve TIME Dergisi tarafından hazırlanan ‘Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri’ listesinde gıda perakende sektöründe dünya genelinde yalnızca 5 şirket arasında yer almak ve Türkiye’yi bu alanda tek başımıza temsil etmek bizim için güçlü bir motivasyon. SBTi onayımız, CDP ‘Global A Liderleri’ arasında ve S&P Global Sürdürülebilir Yıllığı’ndaki yerimiz, BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ndeki kesintisiz varlığımız, sürdürülebilirliği işimizin merkezine alan kararlı yaklaşımımızın en güçlü göstergeleri. 2030 ve 2050 hedeflerimize de emin adımlarla ilerliyoruz. Yarattığımız somut etki ile sürdürülebilirlikte global liderler arasındaki yerimiz perçinleniyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.