Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cinsiyet Eşitliği

Kapsül Haber Ajansı - Cinsiyet Eşitliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cinsiyet Eşitliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anadolu Sigorta’nın Geleceğe Değer Katan Projelerine 7 Ödül Haber

Anadolu Sigorta’nın Geleceğe Değer Katan Projelerine 7 Ödül

Şirket, The Hammers Awards’ta üç ödül kazanırken, sigorta sektörünün yenilikçi projelerini ödüllendiren Smart-i Awards’tan da üç ödülle döndü. Anadolu Sigorta’nın orman yangınlarıyla mücadeleye teknolojiyle destek veren Ormanın Gözleri projesi ise Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde ödüle layık görüldü. Anadolu Sigorta, ikinci yüzyılında toplumsal faydayı, sürdürülebilirliği ve teknolojiyi odağına alan çalışmalarıyla farklı platformlarda ödüllendirilmeye devam ediyor. Şirketin toplumsal cinsiyet eşitliğinden nitelikli eğitime, sokak hayvanlarının yaşam hakkından afetlerle mücadeleye, risk yönetiminden hasar önleyici sigortacılığa uzanan projeleri The Hammers Awards, Smart-i Awards ve Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde toplam 7 ödüle değer bulundu. The Hammers Awards’tan üç ödül Ekiplerin başarısını ve birlikte üretme kültürünü odağına alan The Hammers Awards’ta Anadolu Sigorta üç ödülün sahibi oldu. Şirketin toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmalarını bütüncül bir çatı altında ele alan #DahaEşit, Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik Bölümü’nde “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Alanında En İyi Ekip” kategorisinde Altın Ödül kazandı. Anadolu Sigorta Kütüphaneleri, aynı bölümde “Nitelikli Eğitimi ve Gençleri En İyi Destekleyen Ekip” kategorisinde Gümüş Ödül alırken, Kurtaran Araç ise Strateji Bölümü’nde “Optimum Bütçe ile Harikalar Yaratanlar” kategorisinde Gümüş Ödüle layık görüldü. Smart-i Awards’tan iki Altın, bir Gümüş ödül Anadolu Sigorta, sigorta sektörünün inovasyona dayalı ödül programı Smart-i Awards kapsamında da üç farklı projesiyle ödül kazandı. Teknoloji ve iş birlikleriyle sigortacılığın geleneksel risk karşılama rolünü riskleri öngören ve önlemeye yardımcı olan bir yapıya dönüştüren projeler iki Altın ödül kazandırdı. Anadolu Sigorta ve Werover iş birliğiyle hayata geçirilen Risk Yönetimi projesi, Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Altyapısı kategorisinde Altın Smart-i Ödülü alırken; Anadolu Sigorta ve Trio Mobil iş birliğiyle geliştirilen Hasar Önleyici Sigortacılık projesi de Ekosistem Geliştiren İş Birlikleri kategorisinde Altın Smart-i Ödülü’ne layık görüldü. Kurtaran Araç projesi ise, Sosyal Sorumluluk kategorisinde Gümüş Smart-i Ödülü’nün sahibi oldu. Ormanın Gözleri’ne Sürdürülebilir İş Ödülü Anadolu Sigorta’nın sürdürülebilirlik vizyonunun önemli projelerinden Ormanın Gözleri de Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde “Sosyal Etki ve Dayanıklılık – Çevre Odaklı” kategorisinde ödüle layık görüldü. Kalıcı etki, sürdürülebilir fayda Anadolu Sigorta, ikinci yüzyılında da toplumsal faydayı, sürdürülebilirliği ve inovasyonu iş yapış biçiminin ayrılmaz parçaları olarak konumlandırıyor. #DahaEşit ve Anadolu Sigorta Kütüphaneleri projeleriyle toplumsal dönüşüme katkı sunan şirket, Kurtaran Araç ile sokak hayvanlarının yaşamına dokunurken, Ormanın Gözleri projesiyle ormanların korunmasına teknoloji desteği sağlıyor. Werover ve Trio Mobil ile gerçekleştirilen iş birlikleriyle ise sigortacılığın hasar sonrasında devreye giren rolünün ötesine geçerek risklerin önceden tespit edilmesine ve hasarların önlenmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. Farklı alanlarda hayata geçirilen bu çalışmalar, gerçek ihtiyaçlara çözüm üretme ve uzun vadeli toplumsal fayda yaratma ortak paydasında buluşuyor. Projelerin farklı platformlarda ödüllendirilmesi de bu yaklaşımın ve çalışmaların değerini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınlar Yetenekleri Ve Sorumluluklarıyla İnşaat Sektörüne Değer Katıyor Haber

Kadınlar Yetenekleri Ve Sorumluluklarıyla İnşaat Sektörüne Değer Katıyor

Köklü tarihi, yüksek üretim gücü ve ileri teknolojik altyapısıyla sektörüne yön veren DORÇE, gelişim süreçlerini paylaştı. DORÇE Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Çebi Karahan, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı’nın (KEDV) düzenlediği “İnşa Eden Kadınlar Zirvesi 2026” etkinliğinde, DORÇE'nin gelişimine, hedeflerine ve kadınların iş yaşamındaki öncülüğüne dair konuşma yaptı. DORÇE’nin hikâyesinin 13 Haziran 1989’da Ankara Kahramankazan’da 2 bin metrekare kapalı alan ve yıllık 250 ton çelik üretim kapasitesine sahip bir tesisle başladığını anlatan Çebi Karahan, bugün Avrupa’nın en büyük prefabrik modüler çelik yapı üretim tesislerinden birine sahip olduklarını söyledi. Çebi Karahan, “40 yılı aşkın köklü geçmişimiz, üretim gücümüz ve teknolojik altyapımız ile sektörün oyun kurucularından biri olarak; bugün modüler inşaat teknolojilerini (ConTech) üretimimizin merkezine alan global bir marka konumundayız. 5 kıtada tamamladığımız projelerle ENR Top 250 listesinde “Prefabrik Modüler Çelik Yapılar” iş modeliyle listeye giren tek şirketiz ve bu özgün konumumuzu 14 yıldır sürdürüyoruz’’ dedi. Teklif Müdürlüğünden Yönetim Kurulu Başkanlığına uzanan kariyer Kendi kariyer yolculuğundan da söz eden Çebi Karahan, ‘’1989 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldum. Ankara’da çeşitli mimarlık ofislerinde çalıştıktan sonra 1992 yılında DORÇE’de Teklif Müdürü olarak görev yapmaya başladım. 1998 yılında şirkete ortak oldum; ilerleyen yıllarda Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevlerini üstlendim. 2016 yılından bu yana DORÇE Prefabrik Yapı ve İnşaat Sanayii Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevimi sürdürüyorum. Modüler ve prefabrik yapı sektöründe 35 yılı aşkın deneyime sahibim’’ diye konuştu. ‘’Kadınlar inşaat sektöründe önemli bir değer yaratıyor’’ DORÇE’nin büyümesiyle kadın liderliğinin güçlenmesinin paralel yürüdüğünü belirten Süheyla Çebi Karahan, “Fırsat eşitliği ile tüm engeller kalkar; dijital dönüşüm ve yapay zekâ ile fırsatı değerlendiren kazanacak!” ifadesine yer verdi. İnşaat sektörünün ekonomik büyüklüğüne rağmen hâlâ büyük ölçüde erkek egemen bir sektör olduğuna dikkat çeken Çebi Karahan, ‘’Karar alma mekanizmalarında ve stratejik pozisyonlarda kadın yöneticilerin daha fazla yer almasının sektöre önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Kadınların güven, cesaret, güçlü ilişki kurma, detaycılık, titizlik, sorumluluk bilinci ve çözüm odaklı bakış açılarını iş hayatına taşıması, inşaat sektöründe önemli bir değer oluşturuyor. Kadınlara fırsat verildiğinde, yüksek beceri ve sorumluluk gerektiren pozisyonlarda da ne kadar başarılı olabildiklerini biliyoruz. DORÇE’nin çay ocağından fabrikaya, üretimden şantiyeye ve yönetim kadrosuna kadar organizasyonun her aşamasında kadın istihdamını destekliyor, kadınları çalışma yapımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz’’ diye konuştu. ‘’Kadının doğasında yönetmek vardır’’ Kadınların aile ve toplum içerisindeki rolüne de değinen Çebi Karahan, “Kadın evin yöneticisidir. Kadının herhangi bir şeye verdiği emek öncelikli kendisi için değildir. Mutlaka içinde bulunduğu topluma, ailesine karşı sorumluluk temelindedir. Bunu karşılık beklemeden yapar ve çevresindeki insanların mutlu olması onun için yeterlidir. Kadının doğasında yönetmek vardır ve bunun değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı. ‘’Dijitalleşme ve yapay zekâ iş dünyasını dönüştürüyor’’ İş dünyanın değişimine dair Çebi Karahan, şöyle konuştu: ‘’Dijital teknoloji ve yapay zekâ, iş dünyasının görünümünü ve iş yapış biçimlerini hızla değiştiriyor. Sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm, yapay zekâ ve Yeşil Mutabakat ekseninde yeni bir ekonomik model şekilleniyor. Bu yeni çağın hızına ulaşmak için şirketlerin alışkanlıklarını değiştirmesi, kararlarını hızla alması ve Ar-Ge’ye daha fazla yatırım yapması gerekiyor. Yapay zekâ için en önemli unsurlardan biri ise veri. Ürettiğimiz veriyi doğru tanımlamalı, sahip çıkmalı ve stratejik şekilde yönetmeliyiz. Önümüzdeki dönemde dijital dönüşümün sunduğu fırsatları değerlendirenler yoluna devam edecek; değişime ayak uyduramayan yapılar ise geride kalacak. Bu süreçte gençlerden öğrenmeye, hatta tersine mentörlüğe de daha fazla önem vermeliyiz. Yeni düzende, eğitimli, donanımlı, güçlü kadınlar, dijital dönüşüm ve pazarlama araçlarını ve teknolojiyi etkin biçimde kullanarak fırsata çevirip diğer kadınlara öncü oluyorlar. Aynı zamanda akıl, sağduyu ve adalet duygusuyla da toplumların dönüşümüne katkı sunuyorlar.’’ ‘’Şirketler yol haritalarını Yeşil Mutabakat’a göre güncellemeli’’ Yeşil Mutabakat sürecine dair de görüş bildiren Çebi Karahan, ‘’Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 5’incisi olan cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi, yalnızca sempati oluşturmak amacı taşıyan bir söylem değil, tüm dünyada yaygınlaştırılması gereken bir eylem alanıdır. Kadınların sürdürülebilir tüketim ve enerji kullanımında daha fazla söz sahibi olması, Yeşil Mutabakat hedeflerine ulaşılması açısından da önemli bir kilometre taşıdır. Ayrıca sınırda karbon düzenlemesiyle birlikte şirketler için yeni bir dönem başladı. Eğer ürünler yeşil değilse ya da karbon sıfır ile üretilemiyorsa AB’ye satışlarda yüksek vergilerle karşı karşıya kalınacak. Özellikle yurtdışındaki iş fırsatlarını yakalayabilmeleri için firmaların Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın oluşturduğu etki alanını iyi değerlendirmesi, bu bağlamda sektörlerinde ve ürünlerinde sağlaması gereken standartları iyi anlayarak yol haritalarını bu doğrultuda güncellemeleri gerekiyor” dedi. ‘’Çevreye duyarlı kız çocukları yarının kadın girişimcilerine dönüşecek’’ Geleceğin dönem fırsatları üzerine de Çebi Karahan, şunları söyledi: ‘’Türkiye’nin genç ve dinamik yapısı, güçlü kadın iş gücü ve yenilikleri benimseme kapasitesiyle Yeşil Mutabakatı bir fırsata dönüştürebileceğine inanıyorum. Bu yeni dönemde başarılı olmak için risk almaktan korkmamak, net hedefler ve planlar oluşturmak, gelişen teknolojileri ve dijitalleşmeyi takip etmek, güçlü iletişim ve pazarlama becerileri geliştirmek gerekiyor. Bunun yanında bütçe ve nakit akışını doğru yönetmek, döngüsel ekonomiyi ve net sıfır hedefini iş süreçlerinin bir parçası haline getirmek büyük önem taşıyor. Ek olarak, dijitalleşme ve yapay zekânın hızla geliştiği Toplum 5.0 çağında, çevreye duyarlı ve bu değişimin farkında yetişen kız çocuklarının geleceğin başarılı kadın girişimcilerine dönüşeceğine inanıyorum. Bu dönüşüm, daha sürdürülebilir ve adil bir geleceğin de önünü açacaktır.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası Liderleri New York’ta Küresel Sürdürülebilirlik Gündemine Katkı Sundu Haber

İş Dünyası Liderleri New York’ta Küresel Sürdürülebilirlik Gündemine Katkı Sundu

Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu Haftası, dünya liderlerinin yanı sıra iş dünyası, kamu, Birleşmiş Milletler ve sivil toplum temsilcilerini New York’ta bir araya getirdi. Hafta boyunca sürdürülebilir büyüme, iklim eylemi, insan hakları, finansman ve teknolojik dönüşüm gibi küresel gündemin öncelikli başlıkları farklı platformlarda ele alındı. Bu gündemin iş dünyası boyutunun öne çıktığı buluşmalardan biri de UN Global Compact Liderler Zirvesi 2026 oldu. İki gün süren Zirve, 750’yi aşkın iş dünyası lideri, yatırımcı, politika yapıcı, Birleşmiş Milletler temsilcisi ve sürdürülebilirlik uzmanını bir araya getirdi. Liderler Zirvesi’nde sürdürülebilir büyüme ve dayanıklılık gündemdeydi “Sürdürülebilir Büyümeyi ve Dayanıklılığı Sağlamak” odağında gerçekleştirilen Liderler Zirvesi’nde, jeopolitik belirsizlikler, ekonomik dalgalanmalar ve hızlanan teknolojik dönüşüm karşısında şirketlerin dayanıklılığını nasıl güçlendirebileceği ve sürdürülebilirlik taahhütlerini nasıl ölçülebilir sonuçlara dönüştürebileceği tartışıldı. 20’yi aşkın oturum ve 175 konuşmacının yer aldığı Zirve; liderlik ve iş etiği, iklim ve doğa, insan hakları ve insana yakışır iş, sürdürülebilir finans ve sermaye, kolektif eylem ve sistem değişikliği ile politika, satın alma ve tedarik zincirleri olmak üzere altı ana başlık etrafında şekillendi. Zirve’nin ilk gününde şirketlerin sürdürülebilirliği risk yönetimi, iş stratejisi, yatırım kararları ve operasyonlarına nasıl entegre edebileceğine odaklanılırken; insan hakları durum tespiti, temiz enerji dönüşümü ve yapay zekânın sorumlu kullanımı da gündeme taşındı. İkinci gün ise şirketlerin kendi operasyonlarının ötesine geçilerek sürdürülebilir dönüşümü hızlandıran veya sınırlayan politika, finansman, piyasa yapıları ve tedarik zincirleri ele alındı. İklim ve doğa dönüşüm planlarından toplumsal cinsiyet eşitliği ve insana yakışır ücrete, sürdürülebilir finanstan satın alma ve tedarik zincirlerine kadar farklı alanlarda şirketlerin tek başına çözemeyeceği sorunlar karşısında kolektif eylem ve iş birliğinin önemi öne çıktı. Türkiye’den iş dünyası liderleri küresel gündeme katkı sundu Türkiye’den iş dünyası temsilcileri, UN Global Compact Liderler Zirvesi ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Haftası boyunca farklı üst düzey toplantı ve oturumlarda yer aldı. Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Liderler Zirvesi’nde risk yönetimi ve uzun vadeli değer yaratmaya odaklanan oturumda; Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ise temiz enerji dönüşümünün hızlandırılmasının ele alındığı oturumda konuşmacı olarak yer aldı. Smart Güneş Teknolojileri CEO’su Halil Demirdağ, belirsizlik dönemlerinde iş dünyası liderliğinin ele alındığı oturuma; DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam ise tedarik zincirlerindeki zorlukların büyüme ve fırsata dönüştürülmesine odaklanan oturuma konuşmacı olarak katıldı. BM Genel Merkezi’nde davete özel olarak düzenlenen Private Sector Forum’a ise Türkiye’den Aydem Enerji CEO’su Serdar Marangoz, Borusan Holding CEO’su Özgür Günaydın ve Smart Güneş Teknolojileri CEO’su Halil Demirdağ katıldı. İş dünyası, kamu ve Birleşmiş Milletler’den üst düzey liderlerin yer aldığı forumda küresel gelişmeler karşısında özel sektörün rolü ele alındı. BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri’nin 15. yılı kapsamında ILO Ofisi’nde gerçekleştirilen CEO to Executive Roundtable on Human Rights toplantısına Borusan Holding CEO’su Özgür Günaydın ve Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız katıldı. Toplantıda insan haklarının şirketlerin dayanıklılığı ve uzun vadeli değer yaratımındaki rolü ile insan hakları taahhütlerinin iş stratejilerine ve operasyonlara yansıtılması değerlendirildi. UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele ve DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam da BM Genel Merkezi’nde kamu ve özel sektörden üst düzey temsilcilerle sürdürülebilir satın almanın daha dirençli, kapsayıcı ve rekabetçi tedarik zincirleri oluşturmadaki rolünün ele alındığı, açılış konuşmalarını T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın gerçekleştirdiği High-Level Forum on Sustainable Procurement’a katılım gösterdi. COP31 öncesinde iş dünyasının öncelikleri New York’ta ele alındı New York’taki haftanın UN Global Compact Türkiye açısından öne çıkan gündemlerinden biri de Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 oldu. UN Global Compact Türkiye, 21 Eylül’de UN Global Compact Merkez Ofisi’nde “Taahhütten Eyleme: COP31 için İş Dünyasının Öncelikleri ve İş Birlikleri” başlıklı davete özel yuvarlak masa toplantısını gerçekleştirdi. UN Global Compact ile 10’dan fazla ülke ağının iş birliğinde düzenlenen toplantı, farklı ülke ve sektörlerden iş dünyası liderleri ile kamu, Birleşmiş Milletler ve COP31 paydaşlarını bir araya getirdi. Toplantının açılışında UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele, UN Global Compact Genel Sekreter Yardımcısı Melissa Powell ve Avustralya İklim Değişikliği, Enerji, Çevre ve Su Bakanlığı Net Sıfır Yol Haritaları Birimi Başkanı Amanda Wormald katılımcılara hitap etti. Yuvarlak masa tartışmaları ise UN Global Compact Enerji ve Denizcilik Bölümü Başkanı Erik Giercksky moderasyonunda gerçekleştirildi. COP31’in taahhütlerin somut uygulamalara dönüştüğü bir “Uygulama COP’u” olmasına katkı sunmayı amaçlayan toplantıda; COP31 yolunda iş dünyasının öncelikleri, taahhütlerden uygulamaya geçiş ile COP31’e yönelik öncelik ve perspektifler olmak üzere üç ana başlık ele alındı. Toplantı, farklı pazarlardaki iş dünyası deneyimlerinin küresel iklim gündemiyle buluşturulması ve COP31’e giden süreçte uygulamayı hızlandıracak iş birliklerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir diyalog zemini oluşturdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye’den Kadınların Ekonomik Güçlenmesine Yeni Kaynak Haber

QNB Türkiye’den Kadınların Ekonomik Güçlenmesine Yeni Kaynak

Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel dönüşümle sınırlı görmeyen QNB Türkiye, kapsayıcı ekonomik büyümeyi ve fırsat eşitliğini sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurları arasında konumlandırıyor. Bu kapsamda kadınların iş hayatına ve girişimcilik ekosistemine daha güçlü katılımını destekleyen çalışmalarını, finansmana erişimi artıracak çözümlerle tamamlamayı önceliklendiriyor. Kadın girişimcilerin finansmana erişimine destek Standard Chartered tarafından sağlanan kaynak, QNB Grup Sürdürülebilir Finans ve Ürün Çerçevesi kapsamında belirlenen kriterlere uygun olarak kadın liderliğindeki KOBİ’lere yönelik kredilerin finansmanı ve refinansmanında kullanılacak. Kaynağın hangi kredilere yönlendirildiği düzenli olarak raporlanacak ve bağımsız doğrulama süreçlerine tabi tutulacak. “Kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen çalışmalarımızı finansman çözümlerimizle daha da ileri taşıyoruz” QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kadınların ekonomik hayata katılımının, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonominin önemli unsurlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle kadınların iş hayatında güçlenmesine yönelik yaklaşımımızı tek bir proje veya sosyal sorumluluk alanıyla sınırlı görmüyor, girişimcilikten istihdama, eğitimden finansmana erişime uzanan bütüncül bir perspektifle ele alıyoruz. Standard Chartered ile gerçekleştirdiğimiz 25 milyon ABD doları tutarındaki Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Odaklı Repo işlemiyle uluslararası piyasalardan sağladığımız kaynağı kadın liderliğindeki KOBİ’lerin finansmanına yönlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de uluslararası finans kuruluşlarıyla iş birliklerimizi güçlendirmeye, toplumsal cinsiyet eşitliğine ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayan yenilikçi finansman modelleri geliştirmeye devam edeceğiz.’’ Standard Chartered Fransa CEO’su ve Avrupa Kurumsal Bankacılık Başkanı Caroline Eber-Ittel, işleme ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Geleneksel finansman yapılarını müşterilerimiz ve hizmet sundukları toplumlar için daha fazla değer yaratacak şekilde nasıl geliştirebileceğimizi sürekli değerlendiriyoruz. Bu işlem, sermaye piyasaları çözümlerinin müşterilerimizin fonlama ve likidite ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda kadınların ekonomik güçlenmesini desteklemek amacıyla nasıl kullanılabileceğini ortaya koyuyor. QNB Türkiye ile Bankamız adına bir ilke imza atan ve Türkiye’de kadın liderliğindeki işletmeler için fırsatların genişlemesine katkıda bulunan bu işlemde iş birliği yapmaktan gurur duyuyoruz.” QNB Türkiye’den toplumsal cinsiyet eşitliğine çok yönlü destek Kurum içi cinsiyet eşitliğini yönetişimin ayrılmaz bir parçası olarak ele alan QNB Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin imzacısı ve Yüzde 30 Kulübü’nün üyesi olarak çalışmalarını sürdürüyor. QNB Türkiye çalışanlarının yaklaşık yüzde 59’unu kadınlar oluştururken tüm yönetici düzeylerinde kadın çalışan oranı yüzde 47, Yönetim Kurulu’nda ise yüzde 36 seviyesinde bulunuyor. Eşit işe eşit ücret yaklaşımı doğrultusunda kadın-erkek ücret açığını azaltmayı hedefleyen QNB Türkiye, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Rehberi ve Eylem Planı ile eşitliği kurum içi süreçlerine taşıyor. İkincil ebeveyn iznini 20 güne çıkaran Banka, aynı zamanda İş Dünyası Ev İçi Şiddete Karşı projesine de katkı sağlıyor. Kurum içinde benimsediği bu yaklaşımı sosyal etki programlarıyla da genişleten QNB Türkiye, İhracatçı Kadınlar Derneği (İKADE) iş birliğiyle hayata geçirdiği Kadınlar İçin İhracat Akademisi programı aracılığıyla kadın girişimcilerin uluslararası ticaretteki bilgi ve yetkinliklerini geliştirmelerini destekliyor. İKADE ve YenidenBiz iş birliğiyle yürütülen Bekar Annelerin Güçlenmesine Destek Programı ile de kadınların ekonomik hayata katılımına katkı sağlıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Odaklı Repo işlemi ise QNB Türkiye’nin kurum içi politikalar ve sosyal etki programlarıyla sürdürdüğü bu yaklaşımı, kadın liderliğindeki işletmelerin finansmana erişimini destekleyen bir çözümle güçlendiren yeni bir adım oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın Dostu Markalar Platformu’nun Eşitlik Çemberi Programı Başlıyor Haber

Kadın Dostu Markalar Platformu’nun Eşitlik Çemberi Programı Başlıyor

Programın ilk farkındalık oyunu “Eşitlik Dilde Başlar” olacak. Kurum çalışanlarının katkılarıyla toplanan veriler, iş dünyasına kalıcı bir kaynak olarak kazandırılacak “İş’te Eşitlik Sözlüğü”ne dönüşecek. Kadın Dostu Markalar Platformu, toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik, kapsayıcılık ve dayanışmayı kurum kültüründe somut ve sürdürülebilir adımlara dönüştürmek amacıyla hayata geçirdiği Eşitlik Çemberi Programı’nıbaşlatıyor. Platformun kurumsal üye şirketlerinde gerçekleştirilecek program, çalışanları dönüşümün aktif bir parçası haline getirmeyi amaçlarken, yıl boyunca 12 farklı tema ve farkındalık oyunu ile ilerleyecek. Programın ilk adımı ise “Eşitlik Dilde Başlar” yaklaşımıyla hazırlanan Kırmızı-Beyaz Dil Dönüşüm Kutusu olacak. Çalışanlar; toplantılarda, yazışmalarda, sektör jargonunda ve günlük iletişimde karşılaştıkları cinsiyetçi ve ayrıştırıcı dil kalıplarını fark ederek bunların yerine kullanılabilecek eşitlikçi alternatifler geliştirecek. Kurumlarda konumlandırılacak “Dil Dönüşüm Kutularında” ve etkinlik alanlarında bir araya getirilen ifadeler, program sonunda Kadın Dostu Markalar Platformu’na ulaştırılacak. “İlk oyunumuzla Eşitlik Çemberi’ni başlatıyoruz” Eşitlik Çemberi’nin lansmanında programa ilişkin açıklamalarda bulunan Kadın Dostu Markalar Platformu Kurucu Başkanı Nazlı Demirel, programın 12 farklı tema üzerinden ilerleyeceğini ve her çeyrekte farklı temaları besleyen oyunlarla kurum çalışanlarının sürece dahil edileceğini belirtti. Demirel, “İlk oyunumuzla Eşitlik Çemberi’ni başlatıyoruz. Bu nedenle Eşitlik Çemberi’nin ilk oyununu ‘Dil Dönüşüm Kutusu’ ile başlatmaya karar verdik. Çünkü ‘Eşitlik Dilde Başlar’” sözleriyle ilk oyunda eşitlik, farkındalık ve değer temalarının ele alınacağını ifade etti. Çalışmadan elde edilecek verilerin kalıcı bir çıktıya dönüşeceğini de belirten Demirel, “Kurumsal üye kuruluşlardan, Ekim ayının sonuna kadar gelecek olan Dil Dönüşüm Kutusu verileri platforma ulaştığında, proje ekipleri, uzmanlar ve danışmanlardan oluşan titiz değerlendirmeler sonucu kolektif bir birliktelik ve dayanışma ile iş dünyasına KDM Eşit İş Sözlüğü’nükazandıracağız” dedi. Demirel sözlerinin devamında, çalışma sonucu ortaya konulacak bu sözlüğün, Mart ayında gerçekleşecek 7. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri Programı’nda da özel bir lansman ile kamuoyuna ve iş dünyasına sunulacağını belirtti. Dilde başlayan dönüşüm ortak bir sözlüğe ve eğitim desteğine dönüşecek Bu kolektif çalışma sonucunda iş dünyasında kullanılan cinsiyetçi ve ayrıştırıcı kalıpları ve eşitlikçi alternatiflerini bir araya getiren “İş’te Eşitlik Sözlüğü: Kelimelerin Gücü Adına!” hazırlanacak. Dijital ve basılı olarak yayımlanacak sözlük, Mart 2027’degerçekleştirilecek 7. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri töreninde kamuoyuyla paylaşılacak. Basılı kitabın satışından ve kurumsal toplu siparişlerinden elde edilecek gelirden ayrılacak pay Platform’un 6 yıldır aralıksız olarak oluşturduğu KDM Kız Öğrenci Eğitim Burs Fonu’na aktarılacak. Böylece kurumlarda dille başlayan farkındalık, hem iş dünyasına kalıcı bir kaynak kazandıracak hem de kız öğrencilerin eğitimine katkı sağlayan somut bir sosyal etkiye dönüşecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam, Türkiye'nin 7 Bölgesinden 700 Genç Kadının Girişimcilik ve Liderlik Yolculuğuna Eşlik Edecek Haber

Şişecam, Türkiye'nin 7 Bölgesinden 700 Genç Kadının Girişimcilik ve Liderlik Yolculuğuna Eşlik Edecek

İlk döneminde 3 binden fazla başvuru alan program, bu yıl Türkiye'nin 7 bölgesinden 700 genç kadına ulaşmayı hedefliyor. Girişimcilik odağında tasarlanan program, eğitimlerden mentorluk desteğine, atölyelerden yönetici buluşmalarına uzanan kapsamlı bir gelişim deneyimi sunacak. Şişecam'ın genç kadınların bireysel ve mesleki gelişimlerini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Geleceğe İlerleyen Kadınlar Programı, ikinci döneminde kapsamını büyüterek daha geniş bir coğrafyaya ulaşmaya hazırlanıyor. İlk döneminde yoğun ilgi gören ve 3 binin üzerinde başvuru alan program, yeni dönemde Türkiye’nin 7 bölgesinden 700 genç kadını girişimcilik, liderlik ve kişisel gelişim alanlarında desteklemeyi amaçlıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlamayı odağına alan programın bu yılki ana teması girişimcilik olacak. Katılımcılar, kariyer ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak eğitimlerin yanı sıra mentorluk desteği, uygulamalı atölye çalışmaları ve ilham veren yönetici buluşmalarıyla geleceğe hazırlanacak. Program kapsamında Marmara Bölgesi'nde Edirne, Karadeniz Bölgesi'nde Samsun, Doğu Anadolu Bölgesi'nde Erzurum, Ege Bölgesi'nde Muğla, İç Anadolu Bölgesi'nde Konya, Akdeniz Bölgesi'nde Antalya ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Mardin olmak üzere Türkiye'nin farklı bölgelerinde genç kadınlarla bir araya gelinecek. Çevre illerden katılıma da açık olacak program için başvurular 30 Eylül'e kadar devam edecek. Programa 18-25 yaş arasındaki üniversite öğrencisi veya yeni mezun genç kadınlar Geleceğe İlerleyen Kadınlar üzerinden başvurularını yapabilecek. Girişimcilik ve Liderlik Odağında Kapsamlı Bir Deneyim Şişecam'ın Turkishe iş birliğiyle yürüttüğü program, genç kadınlara yalnızca eğitim değil aynı zamanda güçlü bir gelişim ekosistemi sunuyor. Katılımcılar; öz gelişim, girişimcilik, liderlik ve geleceğin yetkinliklerine yönelik eğitimlerin yanı sıra mentorluk seansları, yüz yüze atölyeler ve deneyim paylaşım platformlarından yararlanacak. Programın finalinde gerçekleştirilecek ideathon kapsamında genç kadınlar, Şişecam'ın faaliyet alanlarına yönelik yenilikçi fikir ve projeler geliştirme fırsatı bulacak. Böylece katılımcılar teorik bilgilerini somut projelere dönüştürerek girişimcilik deneyimi kazanacak. Programın ikinci döneminde, ilk dönem mezunları da sürece aktif olarak dahil olacak. Mezun katılımcılar, yeni dönem katılımcılarına "buddy" olarak eşlik ederek deneyimlerini paylaşacak ve onların gelişim yolculuklarına destek verecek. İlk Dönemden 48 Proje ve Güçlü Bir Dayanışma Ağı Çıktı Programın ilk döneminde İstanbul, Kocaeli, Mersin, Eskişehir, Bursa, Kırklareli, Ankara, Balıkesir ve Denizli'den katılan genç kadınlar eğitimlerini başarıyla tamamladı. Eylül 2025'te başlayan program, Mart 2026'da ilk mezunlarını verdi. Katılımcılar program boyunca yetkinliklerini geliştirirken sürdürülebilirlik, toplumsal cinsiyet eşitliği ve inovasyon gibi alanlarda toplam 48 proje üretti. Ortaya çıkan projeler, genç kadınların potansiyellerini ortaya koyarken birlikte üretmenin ve dayanışmanın gücünü de gösterdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hepsiburada’dan Gençlere Dijital Kariyer Desteği Haber

Hepsiburada’dan Gençlere Dijital Kariyer Desteği

Hepsiburada’nın 2023 yılından bu yana sürdürdüğü ve bugüne kadar 500’ün üzerinde üniversite öğrencisine ulaştığı “Yarınlara Söz” Programı, 4. dönemiyle etki alanını büyütmeye devam ediyor. Özellikle Anadolu’daki devlet üniversitelerinin mühendislik ve ilgili fakültelerinde öğrenim gören öğrencileri hedefleyen program; gençlere e-ticaret, dijital pazarlama, yapay zeka, girişimcilik ve kariyer hazırlığı gibi kritik alanlarda kapsamlı yetkinlikler kazandırmayı amaçlıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Fırsat Eşitliği Odakta Teknoloji ve mühendislik alanlarında kadın temsilini artırmayı hedefleyen programda %80 kadın kotası uygulanıyor. Bugüne kadar programa kabul edilen 500'ü aşkın öğrencinin 370’ini kadın öğrenciler oluştururken; yeni dönemde kabul edilecek 250 öğrencinin de 200'ünün kadın öğrenciler olması planlanıyor. Program kapsamında katılımcılara; web tasarımı, prompt yazımı, LinkedIn kullanımı, mülakat teknikleri, etkili iletişim ve çalışma hayatında temel haklar gibi iş hayatına geçişi kolaylaştıracak geniş bir yelpazede eğitim ve atölye imkanı sunuluyor. Hepsiburada Kurumsal İletişim ve Sosyal Etki Grup Direktörü Canan Binal Yılmaz: Yarınlara Söz Programı daha fazla öğrenciyi dijital dünyaya hazırlayacak Programın yeni dönemine ilişkin görüşlerini açıklayan Hepsiburada Kurumsal İletişim ve Sosyal Etki Grup Direktörü Canan Binal Yılmaz programın yeni dönemi ile ilgili şunları söyledi: "Gençlerin dijital ekonominin sunduğu fırsatlara eşit erişebilmesi, sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıyor. Yarınlara Söz Programı ile gençlere bir eğitim programı sunmanın ötesinde; onların özgüven kazanmalarını, kariyerlerini daha bilinçli planlamalarını ve iş hayatına güçlü bir başlangıç yapmalarını destekliyoruz. Bugüne kadar yüzlerce gencin gelişim yolculuğuna eşlik ettik. Dördüncü dönemde de daha fazla öğrenciyi dijital dünyanın sunduğu fırsatlarla buluşturarak sosyal etkiyi büyütmeyi hedefliyoruz." Başarılı katılımcılara Hepsiburada’dan özel destek Yarınlara Söz Programı’nın 4. döneminde programı başarıyla tamamlayan ilk 10 öğrenciye Hepsiburada hediye çeki verilecek. Ayrıca bu öğrenciler, Hepsiburada İnsan Kaynakları profesyonelleriyle birebir mülakat simülasyonu deneyimi kazanacak. Programı tamamlayan tüm katılımcılara ise katılım sertifikası sunulacak. Yarınlara Söz Programı’nın 4. dönem başvuruları 12 Ağustos – 9 Eylül 2026 tarihleri arasında Yarınlara Söz web sitesi üzerinden kabul edilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor Haber

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor

Sanovel’in CEO’su Hülya Yalın, şirketin sahip olduğu köklü birikim ve üretim gücüyle halihazırda önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, uluslararası yatırımcıların sağladığı desteğin bu güçlü yapıyı daha da ileri taşıdığını ifade etti. Yalın, söz konusu yatırımların Sanovel’in küresel ilaç pazarındaki yükselişine ivme kazandırırken, Türkiye’yi daha güçlü bir üretim ve ihracat üssü haline getirme hedeflerine de katkı sağladığını; aynı zamanda ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımın, Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma vizyonunu destekleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Yalın, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve ilaç sanayisinin potansiyeline duyduğu güvenin bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bu stratejik hamlenin, Türkiye’nin yerli üretim gücünü ve küresel pazarlardaki konumunu bir üst seviyeye taşıyacağını da sözlerine ekledi. "43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyüyoruz" Sanovel CEO’su Hülya Yalın, şirketin geçmişi, kurumsal yapısı ve mevcut operasyonel büyüklüğüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sanovel, temelleri 1983 yılında merhum Eczacı Erol Toksöz tarafından atılmış, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biridir. Kökleri bu topraklarda olan Sanovel, şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyümüş; bugün hem ülkemiz hem de küresel pazarlar için son derece güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmiştir. Gücünü Türkiye’den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkemizin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketiyiz. Faaliyetlerimizi Türkiye merkezli olarak sürdürüyor; Ar-Ge’mizi, üretimimizi, kalite süreçlerimizi ve tüm ihracat operasyonlarımızı İstanbul Levent’teki Genel Müdürlüğümüz ile Silivri’deki yüksek teknolojili Ar-Ge Merkezi ve Üretim Kampüsümüzden yönetiyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapımızla hareket ediyoruz. 43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyürken, ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi milli bir sorumluluk olarak görüyoruz." "60'tan fazla marka, 400'ün üzerinde ruhsatlı ürün" Yerli üretimin dışa bağımlılığı azaltmadaki rolünü ve Silivri'deki üretim üssünü vurgulayan Yalın, portföy yapısını şöyle aktardı: "Biz yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden öte, milli bir görev olarak kabul ediyoruz. Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz (MS), nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400’ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket konumunda olmamızdır. Tüm bu faaliyetlerin kalbi Silivri’deki tesisimizde atıyor. Burası yaklaşık 800 ekip arkadaşımızın emekleriyle neredeyse tüm formlarda ilaç üretimi gerçekleştirebildiğimiz, Türkiye’nin adeta bir Ar-Ge ve üretim üssüdür. Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 50’den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz." Rakamlarla Sanovel ve onkoloji hamlesi Son 5 yıldaki büyüme rakamlarını ve 2035 vizyonunu detaylandıran Yalın şu verileri paylaştı: "IQVIA’ya göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdik. Diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumdayız. Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında 2. sırada, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında 2. sırada, total pazarda ise 3. sırada yer alıyoruz. Yurt içi pazarda yükselişimizi sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatımızı yaklaşık 4 kat büyüttük. Üretim miktarımızı 60 milyon kutudan 91,5 milyon kutuya taşıdık. Son 5 yılda fabrikamıza yaptığımız 26 milyon ABD doları yatırımla yeni ekipmanlar temin ettik. 2035 vizyonumuz doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerliyoruz. Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. 2035 vizyonumuz kapsamında etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz." "50 ülkede varız, 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz" Küresel pazarlardaki varlıkları ve uluslararası denetim başarıları hakkında konuşan Yalın şunları aktardı: "2005 yılında başladığımız ihracat yolculuğunu bugün çok ileri bir boyuta taşıdık. Şu anda 400’ün üzerinde ruhsat ile Kanada’dan ABD ve Avrupa’ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına stratejik bir destek sunuyoruz. Fabrikamızdaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu Avrupa’da EMA ve EU GMP, ABD’de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyıyoruz. Şu an bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200’den fazla ruhsat onayı bekliyoruz. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda AB, ABD, Kanada, MENA, Sahra Altı Afrika, Güneydoğu Asya, LATAM ve CIS bölgelerinde varlığımızı genişletmeye odaklanıyoruz." Ar-Ge kadrosu ve teknolojik altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan CEO Hülya Yalın şöyle devam etti: "80 bilim insanıyla Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanovel olarak, sektörde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran lider şirketlerden biriyiz. Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisimizdeki Ar-Ge Merkezimizde; konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ODT (ağızda dağılan tablet) projeleri geliştiriyoruz. Bu projeleri Türkiye, ABD, Kanada ve Avrupa pazarları için 'ilk eşdeğer' olma hedefiyle kurguluyoruz. Çalışmalarımızda cGMP ve cGLP kurallarını en üst seviyede uygularken, Kalite Tasarımı (QbD) yaklaşımıyla regüle pazarların kapısını açıyoruz. Fikri mülkiyet ve patent alanında ilaç sektöründe elde ettiğimiz şampiyonluğu bu yoğun emeğin sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’deki tüm sektörler bazında yapılan patent başvuru sayısı sıralamalarında ilk 3 şirket arasında yer alıyoruz." Sürdürülebilirlik, Sosyal Sorumluluk ve "En İyi İşveren" Ödülü Çevresel hedefler, sosyal projeler ve insan kaynakları başarılarına değinen Yalın tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber aldıklarını ifade ederek, “Çevresel performansımızı düzenli takip ederek 2025 yılında karbon ayak izimizde yüzde 14,3, su ayak izimizde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladık. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 kız öğrencimize profesyonel koçluk desteği sağladık. Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımızı tescilledik. Ayrıca Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. 10 binden fazla çalışanın anonim geri bildirimleri doğrultusunda oluşturulan bu listede yer almak, çalışan deneyimine verdiğimiz önemin bir göstergesidir” diye konuştu. “Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz” Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddialara açıklık getiren Yalın, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, Sanovel ile ilgili ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sanovel, bir Türk şirketi olarak 43 yıldır olduğu gibi bugün de ülkesi için yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya, Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmektedir. Her şirkette olduğu gibi Sanovel’in idari süreçleriyle ilgili oluşan değişimler, şirketimizin güçlü geleceğini desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımlarıdır. Dönem dönem gündeme getirilen geçmiş hissedarlarımızla ilgili süreçler ise Sanovel’in tüzel kişiliğini ve bugünkü operasyonel faaliyetlerini ilgilendiren bir konu değildir. Uluslararası yatırımcılardan gösterilen ilgi, hem ülkemizin makroekonomik istikrarına hem de Sanovel'in küresel potansiyeline duyulan sarsılmaz güvenin bir yansımasıdır." "Uluslararası Yatırım Türkiye'nin Üretim Gücünün Tescilidir" Uluslararası ortaklığın sağladığı katkıya değinen Hülya Yalın şunları ekledi: "Uluslararası yatırımcıların hissedarlar arasında yer alması, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye’nin üretim gücünün uluslararası arenada ne kadar büyük bir itici güç olduğunun tescilidir. 2020 yılı ve sonrasında gerçekleşen bu stratejik yatırım; şirketimizin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini, istihdamını, ihracat potansiyelini ve yerli üretime olan katkısını çok daha yukarılara taşıyacak hayati bir adım olmuştur. Sanovel, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış; büyüme, globalleşme, sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecektir. Sanovel bu ülkenin milli bir değeridir ve geleceğini kararlılıkla Türkiye’de inşa etmektedir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAFE ve DEUTZ AG Küresel Üretim Ortaklığını Güçlendiriyor Haber

TAFE ve DEUTZ AG Küresel Üretim Ortaklığını Güçlendiriyor

Yeni tesis, TAFE'nin küresel üretim kapasitesini ve ileri üretim teknolojilerindeki yetkinliğini artırırken, şirketin uluslararası pazarlara yönelik motor üretim kabiliyetini de önemli ölçüde güçlendirecek. Endüstri 4.0 tabanlı üretim altyapısı, tam entegre dijital üretim yönetim sistemi (MES) ve gelişmiş kalite kontrol süreçleriyle donatılan tesiste, DEUTZ lisanslı 2,2 ve 2,9 litrelik motorlar hem Hindistan hem de uluslararası pazarlar için üretilecek. Yıllık 35 bin motor ve 50 bin alt montaj üretim kapasitesine sahip tesis, TAFE ile DEUTZ arasındaki ilk üretim iş birliği olma özelliğini de taşıyor. Açılışta konuşan TAFE Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Mallika Srinivasan, şunları söyledi: "TAFE'nin büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına tanıklık ediyoruz. TAFE ve Amalgamations Group birlikte, 2030 yılına kadar yıllık motor üretim kapasitesini 400 binden 550 bine çıkarmayı hedefleyen, Hindistan'ın en büyük motor üretim ekosistemlerinden birini oluşturuyor. Avrupa'nın önde gelen motor üreticilerinden ve dizel motor teknolojisinin öncülerinden biri olan DEUTZ ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, Alman mühendisliğinin hassasiyetini Hindistan'ın güçlü üretim altyapısıyla buluşturuyor." TAFE Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Lakshmi Venu ise şöyle konuştu: "TAFE Motors-DEUTZ üretim tesisi, gelişmiş üretim teknolojilerine, güçlü kalite sistemlerine ve sürekli yetkinlik geliştirmeye yaptığımız yatırımların somut bir göstergesidir. Bu sayede hem Hindistan'daki hem de uluslararası pazarlardaki değişen ihtiyaçlara daha hızlı yanıt verebileceğiz. Çalışanlarının yüzde 40'ını kadınların oluşturduğu tesisimiz, toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflerimize katkı sağlamaya da devam ediyor." TAFE CEO'su Sandeep Sinha ise şunları söyledi: "TAFE-DEUTZ üretim tesisi; üretim, test ve lojistik süreçlerinde yüksek seviyede otomasyonun yanı sıra kritik montaj operasyonlarında görüntü işleme sistemleri, robotlar ve kolaboratif robotlardan (cobot) yararlanarak dünya standartlarında ürünleri yüksek hacimlerde üretebilme kabiliyetimizi ortaya koyuyor. Hindistan ve uluslararası pazarlardaki müşterilerimize üstün değer sunacak dünya standartlarında bir üretim platformu oluşturuyoruz. Ayrıca tesisimiz, küresel kalite standartlarını güvence altına almak amacıyla tam dijital izlenebilirlik sağlayan son teknoloji motor test merkezi ve gelişmiş kalite laboratuvarıyla donatıldı." DEUTZ CEO'su Dr. Sebastian Schulte ise şu değerlendirmede bulundu:
 "Alwar'daki yeni DEUTZ motor montaj hattının açılışı, TAFE ile yürüttüğümüz iş birliği açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Bu yatırım, ortak vizyonumuzu üretime dönüştürme konusunda her iki ekibin ortaya koyduğu güçlü iş birliğinin ve kararlılığının somut bir göstergesidir." Bu yeni yatırımla küresel üretim ağını daha da güçlendiren TAFE, ileri mühendislik, dijital üretim teknolojileri ve uluslararası iş birliklerindeki yetkinliklerini geliştirmeyi sürdürüyor. Şirket, daha güçlü ve teknolojik açıdan daha gelişmiş üretim altyapısıyla dünya genelindeki müşterilerine daha etkin hizmet sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.