Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çocuklar

Kapsül Haber Ajansı - Çocuklar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çocuklar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadınlar İyilik İçin İlmek Attılar Haber

Kadınlar İyilik İçin İlmek Attılar

Dayanışma kenti Nilüfer, örnek bir sosyal sorumluluk projesine daha ev sahipliği yaptı. Nilüfer Belediyesi, Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği iş birliğinde “Kalpten İlmekler İyilik Perdesinde” etkinliği Konak Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın eşi Melda Arıkan da salonda yerini aldı. Etkinlikte alışılmışın dışında bir sinema deneyimi yaşandı. Yaklaşık 200 gönüllü kadın “İyilik için ilmek atıyoruz” diyerek sinema koltuklarını doldurdu. Gönüllü kadınlar, sanatçı Adile Naşit’in hayatının konu alındığı “Adile” filmini izlerken, bir yandan da Harmancık’taki ihtiyaç sahibi çocuklar ve dezavantajlı bireyler için atkı, bere ve kalpten yastıklar ördü. Film gösterimi sırasında, gönüllülerin örgü örebilmesi için salonun ışıkları da kapatılmadı. HARMANCIKLI ÇOCUKLARI ISITACAK Projeye katkı sağlayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, “Hayat bazen bizden büyük adımlar değil, küçük ama anlamlı dokunuşlar ister. Bir film izlemek, kısa bir yürüyüş yapmak gibi sıradan görünen anlarda bile, bir insanın hayatına dokunma imkânı sağlar. Bugün burada tam da bunu yapıyoruz” diyerek konuşmasına başladı. Adile filminin şefkati, emeği ve kalpten gelen sevgiyi hatırlatan bir hikâye olduğunu dile getiren Nuray Özdemir, “Biz de bu hikâyeye, kendi ilmeklerimizle eşlik ediyoruz. Bugün örülen her atkı, her bere; Harmancık’taki çocuklara ve dezavantajlı bireylere yalnızca bir sıcaklık değil, “yalnız değilsin” duygusunu taşıyacak. İyilik böyle çoğalıyor” diye konuştu. Özdemir, tüm gönüllülere, Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği’ne ve dayanışmaya ev sahipliği yapan Nilüfer Belediyesi’ne teşekkür etti. Nilüfer Belediyesi, Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği Elif Kamacı Efe ise sadece örgü örmediklerini, kadın emeğinin yaratacağı farkındalığı da ortaya koyduklarını söyledi. Efe, 200 kadının emeğinin Harmancık’ta çocuklarla buluşacağını dile getirdi. Etkinlikte, Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın eşi Melda Arıkan’a da örgüden kalp hediye edildi. Film sonunda el emeği ürünler, çocuklar ve dezavantajlı bireylerle ulaştırılmak üzere sepetlere bırakıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Badırgalı Çocuklar El Emeklerini Başkan Şadi Özdemir’e Hediye Etti Haber

Badırgalı Çocuklar El Emeklerini Başkan Şadi Özdemir’e Hediye Etti

Nilüfer Belediyesi, 9-14 yaş arası çocukların yaşadıkları bölgeyi tanıması, koruma bilinci ve farkındalık kazanması ve sürdürülebilir projeler üretmesi amacıyla “Köyünün Geleceği Misin?” isimli proje düzenliyor. Her yıl farklı mahallede hayata geçirilen proje, 2025’te Badırga Mahallesi’nde yapıldı. Çocukların hem kişisel gelişimlerine, hem de yaşadıkları bölgeye dair derinlemesine bilgi ve aidiyet duygusu kazanmalarına katkı sağlaması hedeflenen projeye 22 çocuk katıldı. Çocuklara; sinema, kısa film, arkeoloji, sözlü tarih, kırsal turizm, oryantiring, fotoğrafçılık, seramik, proje yazma, sosyal medya ve ritim gibi çeşitli atölye ve eğitimler verildi. Nilüfer Belediyesi Kültürel Miras Bürosu uzmanları ve gönüllü akademisyenler tarafından yürütülen programda, takım çalışması ile başlayıp, sözlü tarih ve arkeolojik keşiflerle bölgenin tarihinin öğrenilmesi, sanat atölyeleri ve teknik eğitimlerle zenginleşti. DENEYİMLERİNİ SERAMİĞE DÖNÜŞTÜRDÜLER Proje süresince edindikleri bilgi ve deneyimleri sanata dönüştüren Badırgalı çocuklar, köylerinin kültürel mirasını yansıtan bir seramik pano hazırladılar. Ortaya koydukları bu eseri sunmak üzere Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’i makamında ziyaret eden çocuklar, projeye katılmaktan duydukları mutluluğu paylaştılar. “ÇOCUKLARIMIZI VE GENÇLERİMİZİ ÖNEMSİYORUZ” Çalışmalarından dolayı çocukları tebrik eden Başkan Şadi Özdemir, bu tür projelerin toplumsal gelişimdeki rolüne dikkat çekti. Çocuklara kendilerini her alanda geliştirebilecekleri bu tip fırsatları sunmaya devam edeceklerini söyleyen Başkan Şadi Özdemir, “Onların hem kültürel değerlerine sahip çıkmalarını, hem de sosyal hayatta aktif rol alarak kötü alışkanlıklardan uzak durmalarını önemsiyoruz. Hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu. Ziyaretin sonunda çocukların taleplerini de dinleyen Başkan Şadi Özdemir, günün anısına çeşitli hediyeler vererek, hatıra fotoğrafı çektirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı Haber

Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Bursa’nın Fethinin 700. Yılı’ kapsamında düzenlenecek etkinliklerin tanıtım toplantısı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Fethin 700. yılı kapsamında yapılacak olan bilimsel, akademik ve kültürel etkinlikler hakkında bilgilerin verildiği toplantıya, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, programın Danışma Kurulu üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve derneklerin temsilcileri, akademisyenler ve araştırmacılar katıldı. “BURSA, GEÇMİŞİN MİRASI, GELECEĞİN İMZASIDIR” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 7 asrı aşan bir hafızayı, yürüyüşü, iradeyi ve büyük medeniyeti hep birlikte geleceğe taşıma kararlılığını ortaya koymak için bir arada olduklarını söyledi. Bursa’nın 700 yıl önce başlayan büyük dönüşümünü ve yolculuğunu, köklerindeki eşsiz mirasa sahip çıkarak aynı kararlılıkla gelecek asırlara taşıyacaklarını ve miras bırakacaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa, geçmişin mirası, geleceğin imzasıdır. Bu büyük yıl dönümünü yıl boyunca düzenleyeceğimiz etkinliklerle onurlandıracağız. Kentimizin her köşesinde geçmişten geleceğe güçlü bir bağ kuracağız. 2026 yılının tamamını ‘700. Fetih Yılı’ olarak ilan ettik” diye konuştu. “BİZLER BUGÜN O ÇINARIN GÖLGESİNDE DURUYORUZ” Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı bünyesinde; Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Düzce Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suna Çağaptay’dan oluşan Danışma Kurulu ile birlikte sürecin yönetileceğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Hazırlıklarımızı Ekim 2024’te başlattık. Bursa’nın özellikleri ve tarihsel kimliği hakkında araştırmalar yapan bilim insanlarını kentimize davet ettik. Bu yılı sadece anma yılı olarak değerlendirmiyoruz. Hatırlama, anlama, sahiplenme ve geleceğe taşıma yılı olarak görüyoruz. 700 yıl önce bu topraklara düşen tohum, sıradan bir tohum değildi. Adaletle filizlenen, emekle büyüyen, inançla kök salan, yüzyıllara meydan okuyan bir çınarın tohumudur. Bizler bugün o çınarın gölgesinde duruyoruz. Tarihimizin yeni bir eşiğine hep birlikte adım atmanın onurunu taşıyoruz” dedi. OSMANLI’YA ÜÇ KEZ BAŞKENTLİK YAPAN ŞEHİR, BURSA Bursa’nın, fethinin 700. yılında köklerinden aldığı güçle asırlara meydan okumaya devam ettiğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran bir milletin devlet olma iradesinin filizlendiği eşsiz bir kent olduğunu vurguladı. 1302 yılında Yenişehir Ovası ve çevresinin fethedilmesiyle Osmanlı’nın ilk merkezinin Yenişehir olduğunu, 1326 yılında Bursa’nın fethine kadar geçen 24 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin Yenişehir’de şekillendiğini, köklerini burada derinleştirdiğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın 1326’daki fetihle birlikte bir ‘payitaht’ kimliği kazandığını anlattı. Orhan Gazi'nin, 1331’de İznik’in fethiyle birlikte şehri imar etmek ve İslam kültürünü yerleştirmek amacıyla başkenti bir süreliğine İznik’e taşıdığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, ilk Osmanlı Medresesi olan İznik Medresesi’nin de bu dönemde açıldığını ifade etti. 1335’de ise payitahtlık unvanının tekrar Bursa’ya döndüğünü belirten Başkan Mustafa Bozbey, kentin kuruluştan İstanbul’un fethine kadar geçen süreçte Osmanlı’ya üç kez başkentlik yaptığını, devletin asıl ruhunun şekillendiği yer olduğunu dile getirdi. “KÖKLERİMİZDEN GELECEĞE…” Bursa’nın sadece bir fetih kenti olmadığına, bir devlet aklının, bir yönetim anlayışının ve bir medeniyetin doğduğu merkez olduğuna dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, “Yalnızca 7 asırlık takvim yapraklarını çevirmiyoruz. Aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu uzun yürüyüşün, bu topraklarda yeşeren ortak hafızasını geleceğe taşıyoruz. Bu noktada diyoruz ki: Köklerimizden geleceğe… Biliyoruz ki köklerini unutan bir gelecek güçlü olamaz. Geçmişiyle bağ kuramayan bir yarın, kalıcı olamaz. Bursamızın köklerinden aldığımız ilhamla, tarihten güç alarak, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bu yüzden 700. Fetih Yılı’nı; yaşanan, hissedilen ve paylaşılan bir yıl haline getiriyoruz” diye konuştu. “2026 YILINDA, ÜÇ BAŞKENT KOL KOLA OLACAK” 2026 yılı boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerin tarihi sergilerden akademik buluşmalara, sanat etkinliklerinden çocuklara özel programlara, söyleşilerden keşif rotalarına kadar zengin ve kapsayıcı bir içerikle Bursa’nın dört bir yanına yayılacağını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, tarihin yalnızca kitaplarda değil, sokaklarda, meydanlarda ve insan hafızasında yaşadığını hatırlattı. Bu anlayışla 700. Fetih Yılı’nı Bursa’nın sınırlarının dışına taşıdıklarının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, “2026 yılında, üç başkent kol kola olacak. Bursa, Edirne ve İstanbul. Üç başkent… Üç dönem… Üç büyük hikâye… Bursamızda filizlenen çınar, Edirne’de köklerini sağlamlaştırdı. İstanbul’dan şahlanarak dünyayı kuşattı. Böylesi bir tarih, dünya tarihinde çok az kente nasip olmuştur. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Edirne ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri ile birlikte bu büyük mirasın sorumluluğunu omuzluyor, yıl boyunca yaşayarak ve yaşatarak gelecek nesillere aktarıyoruz” dedi. “TURİZM AÇISINDAN FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ” “Bu gurur hepimizin! Bu tarih hepimizin!” diyen Başkan Mustafa Bozbey, “Gelin, hep birlikte yedi asırlık bir çınarın hikâyesini kutlayalım. Gelin, Bursamızın 700. Fetih Yılı’nı 2026 yılı boyunca sürecek etkinliklerle birlikte yaşayalım, birlikte yaşatalım. Bursamızın fethinin 700. yılı, köklerimizden geleceğe uzanan bu büyük yürüyüşte hepimize kutlu olsun. Yedi asırlık çınarımızın gölgesi daim, yarınlarımız aydınlık olsun. Bursa’nın, fethin 700. yılını turizm açısından da fırsata dönüştürmesi gerektiğine inanıyorum. Bu fırsatı değerlendirmek, Bursa’yı dünyaya tanıtmak zorundayız” dedi. ÇARŞIBAŞI BÖLGESİNDE SES VE IŞIK GÖSTERİSİ Etkinlikler hakkında da bilgi veren Başkan Mustafa Bozbey, anma törenlerinin Osmanlı’nın ilk kuruluş hutbesinin okunduğu Yenişehir Kumluk Camii’ndeki mevlit programıyla başlayacağını açıkladı. Çarşıbaşı bölgesinde dijital mapping teknolojisi, müzik, ışık ve sahne sanatlarının bir araya geldiği görkemli bir görsel şölen ve kutlama programı gerçekleştirileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “3-4-5 Nisan’da ’Bursa’nın Fethinin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’ ve 14-15-16 Mayıs’ta ‘Topraktan Gelen Hafıza’ Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu düzenlenecek. İstanbul Heritage Fuarı’nın basın toplantısı da Bursa’da yapılacak. Hazırlayacağımız stantta 700. yıl etkinliklerini ve mirasa yaklaşımlarımızı aktaracağız. KUDEB aracılığıyla kentin çok katmanlı mirasının bilimsel ve denetimli restorasyon süreçleri yürütülerek gelecek kuşaklara aktarılması sağlanacak. Sur kapılarından türbelere ve saraylara uzanan bir hafıza yolculuğu sunan rota düzenlenecek” dedi. 700. YIL ANISINA ÖZEL GÜN PULU Osmanlı’nın ilk camilerinden biri olan Alaaddin Bey Camii’nin haziresinin aslına uygun olarak onarıldığını aktaran Başkan Mustafa Bozbey, ilk altı Osmanlı padişahının türbelerine yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla Türkçe, İngilizce, Arapça sesli rehberlik hizmeti sunulacağını belirtti. Osmanlı hanedanlarına ait puşidelerin serim töreni yapılacağını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “‘İktidarın yüzü, gücün sembolü’ sikke sergisi, Yoğurtçu Baba haziresi restorasyonu, Emir Sultan Cami’nin hazire-mezarlık alanı restorasyonu, Tarihi Bursa Surları Fetihkapı kazamat mahali bakım onarımı yürütülecek. ‘Hüsn-i hat ve medeniyet’ hat levhaları sergisi düzenlenecek. ‘700. yılda Ortak Bellek: Çengiç Ailesi koleksiyonu sergisi’ tanıtılacak. ‘Yansımalar’ Bursa Kent Akademisi yıl sonu sergisi hazırlanacak. ‘Kutlu Rüya’ sanal gerçeklik gezici sergisini de Bursalılarla buluşturacağız. Pınarbaşı Parkı için hazırlanan ve fethi anlatan orijinal İznik çinisi pano, 6 Nisan’daki fetih yürüyüşünün ardından törenle açılacak. 700. yıl anısına özel gün pulu yaptırıyoruz. Hazırlanan pulda, kuruluş dönemine ait ilk altı padişahın minyatür portreleri yer alacak” diye konuştu. 700. YILI ANISINA 700 ÇINAR FİDANI Bursa’nın fethinin 700. yılı anısına 700 çınar fidanı dikileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Fetih Kupası adı altında Geleneksel Türk Okçuluğu Yarışması düzenleneceğini ifade etti. Bursa’nın Fethi’nin 700. yılına özel Uludağ zirve tırmanışı gerçekleştirileceğini aktaran Başkan Mustafa Bozbey, “Pınarbaşı Parkı’nda özel olarak tasarlanan zaman yolculuğu alanında çocuklar, Osmanlı dönemini oyun, canlandırma ve atölyeler aracılığıyla yaşayarak öğrenecek. UNIMA Bursa Şubesi tarafından hazırlanan ‘Fetih’ konulu gölge oyunu, yıl boyunca Karagöz Müzesi ve çeşitli dış alanlarda izleyiciyle buluşacak. 700. yıl temalı müze atölyeleri ve çocuk etkinlikleri düzenlenecek. Osmanlı mutfağı temasıyla düzenlenecek Gastronomi Festivali, 700. Yıla özel lezzetleri Bursa’nın günlük yaşamına taşıyacak. BURFAŞ sosyal tesislerinde 700. yıl menüsü adıyla Bursa’nın köklü mutfak kültürünü yansıtan ‘Osmanlı mutfağı menüsü’ eklenecek” dedi. Programın Danışma Kurulu üyeleri adına konuşan BUÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Bursa’nın fethiyle Osmanlı Beyliği’nin cihan devletine evrildiğini ve toprağa düşen bir tohumun asırlık çınara dönüştüğünü söyledi. Amerika, Avrupa ve Türkiye’den alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla 3-5 Nisan 2026’da ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu'nun düzenleneceğini açıklayan Abacı, sempozyumun sonunda bir kitap hazırlanarak kent tarihine kazandırılacağını anlattı. 2026 yılı boyunca tarih, arkeoloji, edebiyat, iktisat, mimari ve sanat tarihi alanlarında çalışmalar yapan akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla panel ve söyleşiler düzenlenerek Bursa’nın fethinden 700 yıl sonrasına kadar uzanan sürecin ele alınacağını belirten Abacı, tüm etkinliklerin Bursa’nın tarihsel ve kültürel belleğinde belirgin bir iz bırakmasını amaçladıklarını dile getirdi. Soru cevap bölümünün ardından Tiyatro Şube Müdürlüğü tarafından Orkestra Şube Müdürlüğü’nün katkılarıyla ‘Gök Kubbenin Altında Bir Gümüş Kubbe’ eserinin sunumu gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEGV’de “Sokak Tiyatroları” Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Desteğiyle Başladı Haber

TEGV’de “Sokak Tiyatroları” Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Desteğiyle Başladı

“Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla çağdaş nesillerin yetişmesi için Türkiye genelindeki etkinlik noktalarında nitelikli eğitim desteği sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin desteğiyle hayata geçirdiği, çocuk haklarını konu alan “Sokak Tiyatroları” projesinin ilk oyun gösterimi 9 Ocak’ta başladı. TEGV’in 30. yılını kutladığı bu özel dönemde hazırlıklarına başlanan projenin ilk oyunu, Ankara Etimesgut Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde sahnelendi. Projenin uygulandığı farklı illerdeki dört TEGV etkinlik noktasında çocuklar, yıl boyunca oyunlarını seyirciyle buluşturacak. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri ve TEGV iş birliğiyle hayata geçirilen “Sokak Tiyatroları” projesinde çocukların tiyatro aracılığıyla haklarını öğrenmeleri ve yaratıcı sanatlarla tanışmaları amaçlanıyor. 15 yıl sonra “Sokak Tiyatroları” ile çocuklar yeniden sahnede İlk olarak “Okuyorum Oynuyorum” projesi kapsamında 2011 yılında çocuk hakları temalı özel bir proje olarak başlatılan “Sokak Tiyatroları”, Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin desteği ve TEGV ekibinin güncellemeleriyle 2026 yılında yeni içeriklerle yeniden hayat buluyor. “Sokak Tiyatroları” projesiyle, 2011’deki temel yapıyı koruyarak çocukların tiyatro yoluyla hak farkındalığının artırılması ve yaratıcı gelişimlerinin desteklenmesi hedefliyor. Çocuk Hakları Bildirgesi’nden ilham alan farklı ilkeler dramatize edilirken; çocuklar yalnızca sahnede değil; kostüm, sahne dekoru ve müzik gibi tiyatronun çeşitli alanlarında da sorumluluk alacak. Proje kapsamında TEGV’in 4 farklı ildeki 4 etkinlik noktasında, Çocuk Hakları Bildirgesi’nin temel ilkeleri çocuklar tarafından kendi performanslarıyla sahnelenecek. Van Nirun Şahingiray Eğitim Parkı, Ankara Semahat Nüsret Arsel Eğitim Parkı, Gaziantep Öğrenim Birimi ve Kocaeli Selma Mesut Kavurt Öğrenim Birimi’nde yürütülecek projenin tiyatro gösterileri yıla yayılarak seyircisiyle buluşacak. Böylece çocukların; tiyatro yoluyla yaratıcılıklarını geliştirmeleri, çocuk hakları konusunda farkındalık kazanmaları, ekip çalışması, özgüven ve iletişim becerilerini güçlendirmeleri, toplumsal hayata aktif katılımlarının artması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEGV ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nden Gönüllülük için Güçlü İş Birliği Haber

TEGV ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nden Gönüllülük için Güçlü İş Birliği

“Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla 30 yılı aşkın süredir çocuklara nitelikli eğitim desteği sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi ile önemli bir iş birliğine imza attı. Üniversite öğrencilerinin gönüllülük faaliyetlerine katılımını teşvik etmeyi amaçlayan “Gönüllülük Protokolü”, 7 Ocak’ta düzenlenen törenle imzalandı. Protokole, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Taşan, TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, TEGV Gönüllü Operasyonları Yöneticisi Aykut Saka, TEGV Tekirdağ Fibria Öğrenim Birimi Yöneticisi Hatice Buse Karaca ve Tekirdağ Çorlu Aysel Öğücü – Lila Öğrenim Birimi Yöneticisi Selen Kavuklu katıldı. Protokol kapsamında, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi öğrencileri TEGV’in Tekirdağ’da bulunan etkinlik noktalarında gönüllü olabilecek. Öğrenciler, Tekirdağ Fibria Öğrenim Birimi ile Tekirdağ Çorlu Aysel Öğücü – Lila Öğrenim Birimi’nin yanı sıra Tekirdağ ilinde faaliyet gösteren TEGV Ateşböceği eğitim tırlarında çocuklarla birlikte yürütülen etkinliklerde yer alabilecek. Bu iş birliği ile öğrencilerin toplumsal sorumluluk bilinci kazanmaları, iletişim becerilerini geliştirmeleri ve gönüllülük kültürünü benimsemeleri hedefleniyor. Öğrenciler, çocuklara yönelik etkinliklerde aktif rol üstlenecek İş birliği kapsamında TEGV, gönüllü olmak isteyen öğrencilerin başvurularını değerlendirerek kabul edilen gönüllülere oryantasyon ve program eğitimleri sunacak; gönüllülük sürecinin planlama ve motivasyon aşamalarını yürütecek. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi ise gönüllülük duyurularını yaparak gönüllü olmak isteyen öğrencileri yönlendirecek ve katılımı destekleyecek. 7 Ocak 2026 – 31 Ağustos 2028 tarihleri arasında geçerli olacak protokol sayesinde üniversite gençliği sosyal sorumluluk alanında deneyim kazanırken, bölgedeki çocuklar da nitelikli eğitim desteğiyle buluşacak. Ayrıca, gönüllülük süreçlerine aktif olarak katılan öğrencilere talepleri doğrultusunda TEGV tarafından referans mektubu da sağlanacak. Bu anlamlı iş birliği, hem üniversite gençliğinin sosyal gelişimine katkı sunacak hem de Tekirdağ’daki çocukların eğitim yolculuğunu güçlendirecek. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Taşan, protokole ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Üniversite öğrenimi sürecinde öğrencilerimizin sosyal sorumluluk ve gönüllülük bilincinin kazandırılması, arttırılması ve sürekliliğinin sağlanması konusunda üniversitemizin tüm birimleri ve mensupları olarak yoğun çaba içerisindeyiz. Bu konudaki süreçleri gönüllülük çalışmalarını içeren dersler, sosyal sorumluluk ve gönüllülük konularını içeren çeşitli projeler, öğrenci topluluklarının çeşitli faaliyetleri, kamu kurumları ve çok sayıda sivil toplum örgütleri ile iş birliği halinde desteklemekteyiz. Üniversitemizin geçmiş yıllara dayanan çeşitli ve değerli iş birliklerinin bulunduğu Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) arasında imzalanan “Gönüllülük Protokolü” öğrencilerimizin sosyal sorumluluk ve gönüllülük faaliyetlerine katılımını teşvik edecek ve akademik bilgi, birikim ve yetkinliklerinin doğru ve etkin bir şekilde kullanılmasına imkân sağlayacaktır. Bu vesile ile TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı ve değerli ekibine üniversitemiz ve öğrencilerimiz adına çok teşekkür ederim.” “Üniversiteler, gönüllü ağımızın en güçlü paydaşları” TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi ile imzalanan protokole ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “TEGV’de 30 yılı aşkın süredir Türkiye’nin dört bir yanında çocuklarımızı nitelikli eğitim desteğiyle buluşturuyoruz. Bugüne kadar 108 binden fazla gönüllümüzün katkısıyla milyonlarca çocuğa ulaştık. Gönüllü ağımızın en güçlü ve sürdürülebilir paydaşları arasında üniversitelerimiz yer alıyor. Gençlerin akademik birikimini ve sosyal duyarlılığını TEGV’in eğitim deneyimiyle buluşturan bu protokolün, Tekirdağ’daki çocuklarımızın gelişimine olduğu kadar gönüllülerimizin kişisel ve toplumsal farkındalığına da kalıcı katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bu vesileyle Sayın Rektör Yardımcımıza ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyorum.” TEGV ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi iş birliği uluslararası platformda yer almıştı TEGV, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi ile geçmiş yıllara dayanan iş birliği çerçevesinde, üniversite akademisyenlerinin davetiyle 04–08 Şubat 2025 tarihleri arasında Bulgaristan’ın Filibe (Plovdiv) kentinde düzenlenen Uluslararası Toplumsal Araştırmalar Kongresi’ne katılım sağlamıştı. TEGV Tekirdağ Fibria Öğrenim Birimi ile TEGV Genel Merkez Gönüllü Operasyonları birimi aracılığıyla gerçekleştirilen katılımda; Sosyal Bilimler ve Spor Bilimleri alanlarında düzenlenen kongrede TEGV’in gönüllülük modeli, üniversite öğrencilerinin gönüllülük ekosistemindeki rolü ve çocuklara yönelik nitelikli eğitim çalışmaları uluslararası akademik platformda temsil edilmişti. Kongre kapsamında sunulan iki bilimsel bildiride, üniversite öğrencilerinin TEGV gönüllülük modeli içindeki rolü Tekirdağ Fibria Öğrenim Birimi örneği üzerinden ele alınırken; Düşler Atölyesi çalışmalarıyla çocukların yaratıcılığına ve sanatın bilişsel, duygusal ve sosyal gelişime katkılarına odaklanılmıştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mattel, İstanbul Oyuncak Müzesi’nin Kapılarını Çocuklar ve Gençler İçin Ücretsiz Açıyor Haber

Mattel, İstanbul Oyuncak Müzesi’nin Kapılarını Çocuklar ve Gençler İçin Ücretsiz Açıyor

Mattel’in 80. yılına ithafen İstanbul Oyuncak Müzesi iş birliğinde hazırlanan “80 Yıldır Oyunun Gücü” sergisi oyunun kültürel, yaratıcı ve dönüştürücü gücünü merkeze alıyor. Ocak ayı sonuna kadar devam edecek sergi kapsamında, İstanbul Oyuncak Müzesi 10–11 Ocak hafta sonunda 0–18 yaş arası tüm ziyaretçilere ücretsiz olarak kapılarını açıyor. Oyunu çocukların sağlıklı gelişimi için temel bir hak olarak ele alan Mattel, bu sponsorluk ile çocukların sanata ve kültüre eşit erişimini desteklemeyi amaçlıyor. Mattel’in 80 yıllık mirasına zamansız bir bakış 26 Aralık’ta İstanbul Oyuncak Müzesi’nde açılan sergi; 1945’ten bu yana oyunu hayal gücünü besleyen evrensel bir dil olarak konumlandıran Mattel’in 80 yıllık yolculuğunu, müzenin 20 yıllık belleğiyle buluşturuyor. Sergide İstanbul Oyuncak Müzesi’nin zengin arşiviyle birlikte yurt dışından özel olarak getirilen koleksiyon parçaları ve markanın güncel tasarımları da bir araya geliyor. Mattel’in oyun kültürüne yön veren dönüm noktaları, farklı kuşakları kapsayan bir anlatıyla sunuluyor. Kürasyonunu Sunay Akın’ın üstlendiği seçkide; 1959 senesinde üretilen ilk Barbie bebeklerin yanı sıra bu tarihten günümüze markanın kapsayıcılığını gözler önüne seren farklı Barbie bebekler ile 1968’den kalma oyuncak zaman makinesi, sevilen program Susam Sokağı’nın ilk dönem oyuncağı gibi ilgi çekici oyuncaklar yer alıyor. Ayrıca Hot Wheels, UNO, Monster High ve Fisher-Price imzalı diğer özel parçalar, Mattel’in popüler kültürle kurduğu uzun soluklu bağa dikkat çekiyor. Ocak sonuna kadar devam edecek Sergi süresince çocuklara yönelik yaratıcı atölyeler ve müzenin tiyatro alanında gerçekleştirilecek Mattel lisanslı film gösterimleri de programda yer alıyor. Ziyaretçilere, oyunun güçlü bir anlatı ve kültürel aktarım aracı olduğunu hatırlatan bu çok katmanlı deneyim, ocak ayı sonuna kadar İstanbul Oyuncak Müzesi’nde ziyaret edilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güzel Koku Hijyen Göstergesi Değil! Haber

Güzel Koku Hijyen Göstergesi Değil!

Solunan kimyasalların solunum sisteminde irritasyona, alerjik reaksiyonlara ve hatta astım gibi nezle-boğaz hastalıklarına sebep olabileceğine dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temizlik kimyasallarının göz irritasyonu üzerindeki etkileri de araştırmalara konu olmuştur. Birçok kimyasal, doğrudan gözle temas ettiğinde yanma, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilere neden olur.” dedi. Güçlü kokunun hijyen göstergesi olmadığına vurgu yapan Dr. Mamçu, çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyelerin bu maddelerden daha fazla etkilendiğini ifade etti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, temizlik kimyasallarının yanlış ve gereksiz kullanımının insan sağlığına ve çevreye zararları ile doğru ve bilinçli temizlik alışkanlıklarının önemi hakkında bilgi verdi. Yanlış kullanılan temizlik kimyasalları sağlığa zarar veriyor! Ev temizliğinde sık kullanılan yüzey temizleyicileri ve dezenfektanların, çamaşır suyu (sodyum hipoklorit), amonyak, alkoller, kuaterner amonyum bileşikleri ve sentetik kokular gibi kimyasallar içerdiğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu maddeler mikropları öldürürken, yanlış veya sık kullanıldığında insan sağlığına da zarar verebilir.” dedi. Özellikle solunum yolu ile alınan zararlı maddelerin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğine işaret eden Dr. Mamçu, “Temizlik sırasında aerosol haline gelen kimyasallar, havada askıda kalan partiküller olarak solunabilir ve bu durum, solunum sisteminde irritasyona, alerjik reaksiyonlara ve hatta astım gibi nezle-boğaz hastalıklarına sebep olabilir. Ayrıca, temizlik kimyasallarının göz irritasyonu üzerindeki etkileri de araştırmalara konu olmuştur. Birçok kimyasal, doğrudan gözle temas ettiğinde yanma, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilere neden olur.” şeklinde konuştu. Güzel koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez! Temizlik maddelerinin kokusunun genellikle parfüm ve uçucu kimyasallardan geldiğini hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez.” dedi. Bazı ürünlerin mikropları öldürmeden sadece kokuyu bastırdığını ifade eden Dr. Mamçu, şöyle devam etti: “Güçlü koku daha fazla kimyasal solunması demektir. Bu kimyasallar, cilt irritasyonlarından solunum problemlerine kadar geniş bir sağlık spektrumunda olumsuz etkilere neden olabilir. Özellikle çocukların ve hamile kadınların kimyasallara maruz kalma riski, bu maddelerin cinsiyet bazında farklı etkileri ve çevresel etkileri, bilinçli tüketim gerekliliğini daha da ön plana çıkarıyor. Özellikle çamaşır suyu, asitli ürünler gibi başka temizleyicilerle asla karıştırılmamalı. Zehirli gaz açığa çıkabilir. Gerçek hijyen; doğru ürünün doğru miktarda ve doğru süre uygulanması ile sağlanır.” Temizlik sırasında ortamın havalandırılması şart! Masalar, tezgâhlar ve çalışma yüzeylerinin temiz ve dezenfekte edilmiş olmasının bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için son derece önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temizlik malzemelerinin kullanımı esnasında havaya salınan kimyasalların solunmaması ve sonrasında ortamın havalandırılması yararlı olacaktır.” dedi. Sprey formdaki ürünlerin kapalı alanlarda kullanımının ise daha tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, “Temizlik yaparken daha az kimyasal madde solumak için uygun havalandırma yapmak büyük önem taşır. Bu amaçla pencerelerin ve kapıların mutlaka açılması gerekir. İyi bir havalandırma, odanın havasındaki toksik maddelerin en aza indirilmesine yardımcı olur.” açıklamasını yaptı. Temizlik kimyasalları hassas gruplarda sağlık sorunlarına neden olabiliyor! Çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyelerin bu kimyasallardan nasıl etkilendiğine değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Çocukların solunum yolları daha hassastır. Yüzeylere temas edip ellerini ağızlarına götürebilirler. Kimyasalların bazıları hamilelerde hormonal dengeyi etkileyebilir. Yaşlıların akciğer kapasitesi ve bağışıklık sistemi daha zayıf olabilir. Alerjik bünyeler ve astımlılarda burun akıntısı, hırıltılı solunum görülebilir.” uyarısında bulundu. Dr. Mamçu, Temizlik sonrası geçmeyen öksürük, nefes almakta zorlanma, baş dönmesi veya mide bulantısı, gözlerde şiddetli yanma, ciltte kızarıklık, kaşıntı veya yanma hissi, astım veya alerji belirtilerinde artış ortaya çıkmasının kullanılan ürüne bağlı olabileceğini hatırlattı. Gereksiz antibakteriyel ürün kullanımı, sağlık sorunlarına ve çevre kirliliğine yol açıyor! Antibakteriyel ürünlerin gereksiz kullanımının ne gibi sağlık ve çevre sorunları ortaya çıkarabileceği hakkında bilgi veren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Dirençli bakterilerin gelişmesi, bağışıklık sisteminin bozulması, cilt florasının bozulması gibi sağlık sorunlarına ve kimyasalların suya karışarak çevre kirliliği oluşturmasına neden olur.” dedi. Temizlik ürünlerinin içerisinde yer alan zararlı kimyasallardan korunmak için önerilerde bulunan Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı: “Temizlik ürünlerinin etiketlerini doğru okumak çok önemlidir. Hangi ürünün hangi içeriklerle temas etmemesi gerektiği hakkında bilgi sahibi olmak kimyasal reaksiyonla ortaya çıkabilecek olumsuz etkileri minimize eder. Kimyasal içeriği azaltılmış veya tamamen doğal ürünler tercih edilebilir. Evde sirke, karbonat ve limon gibi malzemelerle doğal temizlik ürünleri yapılabilir.

Hayaller Direksiyon Başında Gerçek Oluyor Haber

Hayaller Direksiyon Başında Gerçek Oluyor

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraki UlaşımPark’ta görev yapan kadın otobüs sürücüleri, hem mesleklerinden duydukları mutluluğu hem de trafikte aldıkları olumlu geri dönüşleri dile getirdi. Kadın istihdamına verdiği önemle dikkat çeken Büyükşehir Belediyesi, ulaşımda da kadınların gücünü ortaya koyuyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın kadın istihdamını tüm birimlerde artırma konusundaki hassas yaklaşımı da bu başarıda önemli rol oynuyor. “HAYALİMDEKİ MESLEĞİ YAPIYORUM” UlaşımPark ailesine yeni katılan otobüs sürücüsü Zeynep Kara, trafikte aldığı tepkilerin kendisini çok mutlu ettiğini belirterek, “Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin sayesinde hayalimdeki mesleği yapıyorum. Tahir Başkanımızın kadın istihdamını her alanda önemsediğini biliyorum ve mesleğimi severek yapıyorum. Trafikte çok fazla tebrik alıyoruz, insanlardan çok güzel geri dönüşler var. Bizden çok memnun olduklarını ve bizimle gurur duyduklarını söylüyorlar. Biz de çok daha mutlu oluyoruz” ifadelerini kullandı. “YOLCULARIN TEPKİLERİ ÇOK GÜZEL” Dört aydır UlaşımPark’ta şoförlük yapan Sibel Karademir ise, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın’a biz kadınlara böyle imkânlar sunduğu için teşekkür ediyoruz. Önümüzü açtığı için mutluyuz ve kendisiyle gurur duyuyoruz. İnsanlar bize daha ılımlı yaklaşıyorlar. Trafiğe uyum ve güzellik getirdiğimizi söylüyorlar. Tepkiler çok güzel. Bunları duyunca biz de çok seviniyoruz ve işimize daha sıkı sarılıyoruz. Yolcular otobüse bindiklerinde bizi görünce önce şaşırıyor sonra bunun çok gurur verici olduğunu söylüyorlar ve biz daha da motive oluyoruz. Mesleğimi severek yapıyorum, çok mutluyum” şeklinde konuştu. “ÇOCUKLARIM BENİMLE GURUR DUYUYOR” Son 3 aydır otobüs şoförlüğü yapan Yıldız Toso, “Benim için çok güzel bir başlangıç oldu. Kadınların sadece şoför olarak değil tüm alanlarda istihdam edilmeleri çok önemli. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi kadınlar önce annedir ve bunun göz ardı edilmemesi gerekiyor. Trafikte geri dönüşler çok güzel. Vatandaşlar tarafından çok beğeniliyor ve takdir ediliyorum. Yolcular kadın şoför sayısının daha da artmasını istiyor. İstediğim işi yapıyorum. Çocuklarım da benimle gurur duyuyor” diyerek, Başkan Büyükakın’ın kadın istihdamına verdiği önemi takdir etti. “İLK BAŞVURUYU YAPTI, 1 YILDIR ÇALIŞIYOR” UlaşımPark’ta kadın şoförlük sürecinin öncülerinden olan Ayşen Celep ise öğretmenlikten şoförlüğe uzanan yolculuğunu şu sözlerle anlattı; “Büyük araçlara ilgim olduğu için UlaşımPark’a kadın şoför olarak ilk başvuruyu ben yaptım. Tahir Başkanımıza başvurumu kabul edip, istihdam yolu açtığı için minnettarım. Burada hayallerimizi gerçekleştiriyoruz. Kocaeli halkıyla bütünleştik. Bizi çok güzel kabul ettiler. Kadın istihdamının devamı da geliyor. Çocuklar bizimle fotoğraf çektirmek istiyor. Yolculardan kadın erkek fark etmeksizin her kesimden çok güzel dönüşler alıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.