Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Coğrafya

Kapsül Haber Ajansı - Coğrafya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Coğrafya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konya Büyükşehir “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu”na Ev Sahipliği Yapıyor Haber

Konya Büyükşehir “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu”na Ev Sahipliği Yapıyor

Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Necmettin Erbakan Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, KTO Karatay Üniversitesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi iş birliğinde “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu” serisinin ilki Konya’da gerçekleştiriliyor. Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen programda konuşan KTO Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ, Anadolu Selçukluları’nın merkezi olmasının Konya için büyük bir avantaj olduğunu belirterek, “Bu avantajı biz, hayatın değişik aşamalarında görüyoruz. Sokağa çıktığımız zaman Alaaddin Tepesi'nin çevresini gezdiğimiz zaman kendimizi 1200'lü 1300'lü yıllarda görüyoruz. Bu büyük bir şans oluyor. Konya kültürel açıdan da aynı şekilde önemli bir konuma sahip” diye konuştu. “TARİH SADECE GEÇMİŞTE NE OLDUĞUNU ANLATMAZ, BUGÜN NE YAPMAMIZ GEREKTİĞİNE IŞIK TUTAR” NEÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Soner Hunkan, Selçuklu’nun sadece Anadolu'yu Türk vatanı kılan askeri bir güç değil aynı zamanda adaleti, estetiği ve derinlikli bir yönetim aklını harmanlayan cihanşümul bir medeniyet olduğunu vurguladı. Hunkan, sempozyumdaki destekleri sebebiyle Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a teşekkür etti. 26. ve 27. dönem AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Sorgun da konuşmasına Konya Büyükşehir Belediyesi’ne, iş birliği yapan üniversitelere ve katkı veren herkese teşekkür ederek başladı. Bu sempozyumun geçmişte edinilen bilgilerin tarihin tozlu sayfalarından gün yüzüne çıkarılarak yeniden değerlendirilmesine ve daha derinlikli bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlayacağına değinen Sorgun, sempozyumda sunulacak bildirilerin ve yapılacak akademik değerlendirmelerin geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kuracağını belirtti. “BU BÜYÜK MİRAS BUGÜN DE MEDENİYETİMİZE YOL GÖSTERMEYE HİÇ KUŞKUSUZ DEVAM EDİYOR” Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Uzbaş, Selçukluların Türkistan'dan Anadolu'ya uzanan tarih yolculuğunda yalnızca güçlü bir devlet kurmakla kalmadığını, siyaset anlayışıyla, ilim hayatıyla ve medeniyet tasarrufuyla Türk İslam medeniyetine yön verdiğini anımsatarak, “Anadolu'nun vatanlaşmasında belirleyici rol üstlenen bu büyük miras bugün de medeniyetimize yol göstermeye hiç kuşkusuz devam ediyor” dedi. Uzbaş, bu büyük mirasın kalbinin ise Konya'da attığını belirterek, “Bugün sizlerle birlikte yaklaşık 20 yıla yayılan bir ilim yolculuğu olacak Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu'na ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Selçuklularda siyaset, diplomasi ve istihbarat temasıyla başlayan bu serüvenin Selçuklu devlet aklının derinliğini daha iyi kavramamıza vesile olacağına ve Selçuklu araştırmalarına yeni ufuk kazandıracağına yürekten inanıyorum. Sempozyumun düzenlenmesine katkı sunan üniversitelerimize, değerli akademisyenlerimize ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu'nun açılış oturumu gerçekleştirildi. Alanında uzman akademisyenler, ilgili başlıklarda bilgi ve birikimlerini paylaştı. ULUSLARARASI SELÇUKLU MEDENİYETİ SEMPOZYUMU Anadolu’da Türk-İslam medeniyetinin kurucusu olan Selçuklu Devleti’nin; tarih, coğrafya, sosyal yaşam, diplomasi, edebiyat, bilim ve askerî yapı gibi çeşitli alanlarda uluslararası akademik camiada daha kapsamlı biçimde araştırılması, bu konularda bilimsel yayınların artırılması ve Selçuklu medeniyetinin tanınırlığının güçlendirilmesi amacıyla uzun soluklu bir sempozyum programı planlandı. Bu kapsamda, toplam 20 yıl sürmesi öngörülen ve iki yılda bir düzenlenecek “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu” serisinin ilki Konya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. “Selçuklularda Siyaset, Diplomasi ve İstihbarat” temasıyla, ulusal ve uluslararası akademisyenlerin katılımı ile düzenlenen sempozyum ile Selçuklu mirasının daha iyi anlaşılması ve gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sınavda Yorum ve Analiz Becerisi Belirleyici Oldu Haber

Sınavda Yorum ve Analiz Becerisi Belirleyici Oldu

Dün yapılan TYT'ye benzer şekilde AYT'de de düzenli okuma yapan, yorumlama becerisi yüksek ve yeni nesil soru mantığına alışık öğrencilerin avantaj sağladığını belirten Öğrenci Koçu Sezer Kamir, "Bu yıl sınavlarda ezberden ziyade konuyu gerçekten anlayan, bilgiyi yorumlayabilen ve farklı soru tiplerine adapte olabilen öğrenciler öne çıktı. Bundan sonraki süreçte öğrencilerin soru tartışmalarına ve puan hesaplamalarına odaklanmak yerine biraz dinlenmeleri, zihinsel olarak rahatlamaları ve tercih dönemine hazırlanmaları daha faydalı olacaktır" dedi. Aylar süren hazırlığın, deneme sınavlarının ve yoğun çalışma temposunun ardından milyonlarca aday için YKS heyecanı sona erdi. Dün yapılan Temel Yeterlilik Testi'nin (TYT) ardından bugün gerçekleştirilen Alan Yeterlilik Testleri'nde (AYT) öğrenciler üniversite hayalleri için son kez sıralara oturdu. 1 milyon 627 bin 960 adayın başvurduğu sınavda Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1, Sosyal Bilimler-2, Matematik ve Fen Bilimleri testlerinden toplam 160 soru yöneltildi. "En Zorlayan Ders Edebiyat Oldu" AYT'nin genel olarak orta zorluk seviyesinde bir sınav olarak değerlendirilebileceğinin altını çizen Öğrenci Koçu Sezer Kamir, "Branşlar arasında belirgin farklılıklar vardı. Eşit ağırlık öğrencileri açısından özellikle edebiyat testi sınavın belirleyici bölümü oldu. Önceki yıllara kıyasla klasik eser-yazar sorularının daha az yer aldığı, bunun yerine eserlerin içeriği üzerinden yorum yaptıran soruların sorulduğu görüldü. Çıkmaz denilen konuların birçoğu soruldu. Bazı sorularda doğrudan eser adı yerine içerik verilerek öğrencilerden doğru eseri bulmaları istendi. Ayrıca nazım biçimlerinin teknik özelliklerine yönelik sorular da dikkat çekti. Bu nedenle okuma alışkanlığı, yorumlama becerisi ve edebiyat birikimi ön plana çıktı. Tarih testinde genel olarak beklenen konular tercih edildi. Milli Mücadele döneminden soru gelmesi sürpriz olmadı. Soruların önemli bir kısmı bilgi ve yorum dengesinde hazırlanırken, geçen yılki AYT'ye benzer bir yapı dikkat çekti. Coğrafya ise orta düzeydeydi; birkaç seçici soru dışında öğrencileri çok zorlayan bir test olmadı" dedi. Analitik Düşünme ve Muhakeme Becerisi Ölçüldü Matematik testindeki ilk 12-15 soru önceki yıllara kıyasla daha ulaşılabilir olduğunu vurgulayan Kamir, "İlerleyen bölümlerde soruların seçiciliği belirgin şekilde arttı. Limit, türev ve integral konularından gelen sorular genel olarak orta zorluk düzeydi. Sınavın en zorlayıcı bölümünü geometri oluşturdu. Geometri soruları yalnızca işlem becerisini ölçmedi. Aynı zamanda analitik düşünme ve muhakeme yeteneğini de ölçerek öğrencileri zorladı. Fen bilimlerinde ise fizik testi önceki yıllarla benzer bir seviyede seyrederken, kimya testinde klasik işlem ağırlıklı sorular öne çıktı ve adaylar tarafından fen dersleri içerisindeki en erişilebilir testlerden biri oldu." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi'ne Ziyaretçi Akını Haber

Mersin Büyükşehir Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi'ne Ziyaretçi Akını

Bu kapsamda, merkezde çocukların da katıldığı bir kutlama programı düzenlenerek pasta kesimi gerçekleştirildi. Kentin önemli bilim duraklarından biri haline gelen Merkez, ziyaretçilere sunduğu uygulamalı öğrenme imkânlarıyla hem eğitim hem de çevre bilincinin yaygınlaşmasını desteklemeye devam ediyor. Bilgi ve etkinliklere ise mersinbilimmerkezi.com sayfası üzerinden ulaşılabiliyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde, 200 bin ziyaretçi sayısına ulaşıldı. Bu kapsamda, merkezde çocukların da katıldığı bir kutlama programı düzenlendi ve pasta kesimi gerçekleştirildi. Kısa sürede yoğun ilgi gören Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi, hem eğitici hem de farkındalık artırıcı çalışmalarıyla Mersin’de bilimin yaygınlaşmasına katkı sağlarken, her yaştan ziyaretçiyi bilimle buluşturarak doğa dostu yaşam bilincini güçlendirmeyi sürdürüyor. 5 yaşından itibaren her yaştan ziyaretçiye açık olması, merkezin erken yaşta bilimle tanışma ve öğrenmeyi teşvik eden yapısını güçlendiriyor. Ziyaretçiler; doğa, enerji verimliliği, iklim, çevre ve astronomi temalı içeriklerle öğrenme sürecine aktif şekilde katılım sağlıyor. Bilim ve çevre farkındalığını bir araya getiren merkez; interaktif sergi alanları, deney düzenekleri ve uygulamalı öğrenme istasyonlarıyla, bilimi eğlenceli ve erişilebilir bir şekilde sunuyor. Özellikle çocuklar ve gençler için hazırlanan atölye çalışmaları sayesinde iklim değişikliği, sıfır atık bilinci ve sürdürülebilir yaşam konuları uygulamalı etkinliklerle aktarılıyor. Kentin bilim duraklarından olan Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’ni ziyaret etmek isteyen vatandaşlar ve eğitim kurumları, merkez hakkında detaylı bilgiye ve etkinliklere mersinbilimmerkezi.com sayfası üzerinden ulaşabiliyor. Ezici: “Amacımız, bilimi her yaştan insan için eğlenceli ve merak uyandıran bir hale getirmek” Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi Şefi Duygu Ezici, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in bilimi ve eğitimi önceleyen vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen Mercan Bilim Merkezi’nde 200 bin ziyaretçiye ulaşmanın kendileri için büyük bir gurur ve motivasyon kaynağı olduğunu ifade ederek, “Amacımız, bilimi her yaştan insan için erişilebilir, eğlenceli ve merak uyandıran bir hale getirmek. Ziyaretçilerimizin burada deneyimleyerek öğrenmesi, soru sorması ve keşfetmesi, bizim en büyük kazanımımız. Özellikle çocukların gözlerindeki o heyecan, doğru yolda olduğumuzu bize her gün yeniden gösteriyor. Bu başarıda emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza ve bizi tercih eden tüm ziyaretçilerimize gönülden teşekkür ediyoruz. Bundan sonra daha fazla kişiyi bilimle buluşturmaya devam edeceğiz. Nice 200 binlere” ifadelerine yer verdi. Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi öğretmenleri, çocuklara bilimi sevdiriyor Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde görev yapan eğitimciler ve alanında uzmanlar, 200 bin ziyaretçi sayısını aşmanın mutluluğunu yaşıyor. Her eğitimci kendi alanında akademik bilgisini, öğrencilere gözlem ve deneyim yoluyla aktarmanın önemine vurgu yapıyor. Astronom Dr. Yonca Karslı, “Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi; gökyüzüne birlikte baktığımız, bilimi paylaştığımız yolculuğun en anlamlı duraklarından birisi. Planetaryum kubbemiz altında daha nice keşiflerde buluşmak dileğiyle” dedi. Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde görev yapan Çevre Mühendisi Gizem Bal, “Mercan Bilim Merkezi, öğrencilerimizin bilimi yaşayarak öğrenebileceği harika bir ortam. 200 bin ziyaretçi bunu açıkça gösteriyor” diye konuştu. Coğrafya Öğretmeni Rozalin Avcı, “Burada çocukların gözlerindeki merakı görmek çok değerli. Bilimle tanışmaları açısından büyük bir fırsat” ifadelerine yer verdi. Fen Bilimleri Öğretmeni Meryem Dönmez, “Teorik bilgilerin uygulamayla birleştiği çok güzel bir bilim merkezi. Bilimle iç içe bir ortamda öğrencilerimizin heyecanını görmek, bizi çok mutlu ediyor” dedi. Fizik Öğretmeni Barış Güçtekin, “Mercan Bilim Merkezi, çocukların hayal gücünü ve merakını geliştiren çok değerli bir merkez. Burada öğrenmeleri çok daha kalıcı oluyor. Öğrencilerimiz için unutulmaz bir deneyim” diye konuştu. Öğrenciler, Mercan’ı deneyimlemenin keyfini çıkardı Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’ni ilk defa ziyaret eden öğrencilerden Ecrin Çarpar, “İlk defa görüyorum. Bilimi öğrenmek eğlenceli olabiliyormuş. İlk defa bu kadar farklı bilim aletlerini gördüm. Çok güzel bir gündü. Fen Bilimleri dersime de örnek oldu” dedi. Okuldaki derslerini Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde pekiştirdiğini anlatan Abdurrahman Anıl Ulak, “Arkadaşlarımla deney yapmak keyifliydi. Derslerimize örnek oldu. Burada birçok deney düzeneği gördüm. Yine gelmek isterim” ifadelerini kullandı. Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde çok keyifli bir gün geçirdiğini söyleyen çocuklardan Narin Yazgan ise “Buradaki öğretmenler bize birçok şey gösterdi. Derslerde gördüğümüz konuları burada deneyimleyebiliyor, görüp öğrenebiliyoruz. İyi ki çocuklar için böyle bir yer açılmış” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bipolar Bozukluk Son Yıllarda Artış Eğiliminde! Haber

Bipolar Bozukluk Son Yıllarda Artış Eğiliminde!

Hastalık genellikle anksiyete, madde kullanımı ve metabolik sorunlarla birlikte görüldüğünü ifade eden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Bipolar bozukluğun toplumda görülme sıklığında son yıllarda bir artma eğilimi söz konusu. Bu artışta, antidepresan ve stimülan (uyarıcı) ilaçların kullanımının büyük bir rolü olduğu düşünülüyor.” dedi. Hastalığın ortaya çıkmasında genetik yükün oldukça etkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kesebir, bozukluğun döngüsel ritimlere karşı da hassas olduğunu aktardı. Prof. Dr. Kesebir ayrıca, tedavinin akut dönem ve koruyucu dönem olarak ikiye ayrıldığını, koruyucu tedavide psikoeğitimin çok önemli olduğunu vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir, 30 Mart Dünya Bipolar Günü kapsamında bipolar bozukluğun belirtileri, eşlik eden rahatsızlıkları, döngüsel hassasiyetleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Bipolar bozukluk, depresyon ve mani dönemlerinden oluşuyor! Bipolar bozukluğun, yineleyen depresyon dönemleri ile bu durumun tam zıttı olan hipomani ve mani dönemlerinin birbirini izlediği iki uçlu bir tablo olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Depresyon sürecinde çökkün bir duygu durum, psikomotor aktivitede azalma; özsaygı, uyku, iştah ve cinsel istekte belirgin değişiklikler ile bilişsel işlevlerde gerileme görülür. Bu durumun bir adım ötesinde değersizlik ve yetersizlik hisleri, daha ileri aşamalarda ise suçluluk duygusu ve intihar düşünceleri tabloya eşlik edebilir.” dedi. Hipomanik veya manik dönemlerin depresyondan farkına değinen Prof. Dr. Kesebir, “Bu dönemler depresyonun tam zıttı özellikler taşır; özgüvende, enerjide ve psikomotor aktivitede ciddi bir artış yaşanır. Uyku ihtiyacının azalmasıyla birlikte seyreden bu ataklar, klasik bir bipolar bozukluk döngüsü içerisinde depresyon dönemlerini takip eder.” şeklinde konuştu. Bipolar bozukluk eş tanı açısından zengin bir hastalıktır! Bipolar bozukluğun toplumda görülme sıklığının yaklaşık yüzde 1 civarında olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Ancak son yıllarda bir artma eğilimi söz konusudur. Bu artışta, antidepresan ve stimülan (uyarıcı) ilaçların kullanımının büyük bir rolü olduğu düşünülmektedir.” dedi. Bu bozukluğa sıklıkla eşlik eden diğer rahatsızlıklardan bahseden Prof. Dr. Kesebir, şunları söyledi: “Bipolar bozukluk eş tanı açısından zengin bir hastalıktır; anksiyete (kaygı) bozuklukları, alkol ve madde kullanım bozuklukları sıklıkla beraber görülür. Son yıllarda daha sıklıkla gördüğümüz bir metabolik sendrom da eşlik ediyor. Başlangıçta ilaç yan etkisi gibi tanımlandıysa da bir eş tanı olarak ele alıyoruz. Glukoz metabolizması bozuklukları, kalp-damar-beyin hastalıkları ve kan yağlarında düzensizlik, ürik asit metabolizmasında düzensizlik ve bir takım kan parametrelerinde düzensizlikle karakterizedir.” Bipolar bozukluk döngüsel ritimlere karşı çok hassas! Hastalığın ortaya çıkmasında genetik yükün oldukça etkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Aile öyküsünde genellikle başka bireylerde de bu tanıya rastlanır.” dedi. Bozukluğun ayrıca döngüsel ritimlere karşı çok hassas olduğuna da işaret eden Prof. Dr. Kesebir, “Kendi içinde depresyon ve mani dönemlerinin bir seyri olmakla birlikte mevsim geçişleri, uyku düzenindeki bozulmalar, kadınlarda adet döngüsü değişiklikleri, menarş yaşı, menopoz yaşı, döngüsel ritimlerle ilişkili bir ve hatta iklim/coğrafya değişiklikleri klinik tabloyu doğrudan etkileyebilir.” açıklamasını yaptı. Akut dönemde farklı tedavi yöntemleri uygulanabiliyor! Bipolar bozukluk tedavisinin ikiye ayrılabileceğini aktaran Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Akut dönem (hastalık dönemi) tedavisi ve koruyucu tedavi. Çünkü bipolar hastalarımız hastalık dönemleri dışında sağlıklı bireyler ve pek çoğumuzdan daha yaratıcılar; dolayısıyla iyi bir tedaviyle hayatı işlevsel olarak kotarabiliyorlar.” dedi. Akut dönem tedavisinin hastalık belirtilerinin tedavisi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kesebir, bu dönemde farmakolojik ajanlar, psikoterapi ve gerekirse somatik tedaviler olduğu; transkranial manyetik uyarı ya da elektrokonvulsif tedavi gibi seçeneklerin uygulanabildiği bilgisini paylaştı. Koruyucu tedavide psikoeğitim olmazsa olmaz! Koruyucu tedavinin ise hastalık dönemlerinin yinelemesini önlemeye yönelik olduğunu ve ömür boyu sürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Farmakolojik tedavide bugün halihazırda dünya çapında altın standart ilacımız lityumdur. Bir diğer koruyucu tedavide kullandığımız ilaç grubu ise antiepileptikler, antikonvülzanlar yani epilepsi ilaçlarıdır; bunlar da lityum kadar tarihsel bir geçmişe sahiptir.” dedi. Koruyucu tedavide psikoterapileri ‘olmazsa olmaz’ diye nitelendiren Prof. Dr. Kesebir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu psikoterapilerin de başında aslında psikoeğitim geliyor. Psikoeğitim; hastaya hastalığı tanıtmak, hasta yakınlarına o akut hastalık döneminin geldiğini anlamamızı sağlayan ön belirtileri bildirmek ve bu belirtiler görüldüğü zaman ilk olarak ne yapacaklarını öğretmektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.