Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cop31

Kapsül Haber Ajansı - Cop31 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cop31 haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İklim İçin Bilim, Dayanışma Ve Sağlık Bir Arada! Haber

İklim İçin Bilim, Dayanışma Ve Sağlık Bir Arada!

Yuvam Dünya Derneği, Koç Üniversitesi Sürdürülebilirlik Ofisi ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi iş birliğinde; Viatris’in koşulsuz destekleriyle düzenlenen 3. İklim Kliniği Sempozyumu, 19 Aralık’ta Koç Üniversitesi Rumelifeneri Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Sağlık profesyonellerini, akademisyenleri, gençleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren sempozyumda; iklim değişikliğinin çevresel bir sorun olmanın ötesinde, giderek derinleşen bir halk sağlığı krizi olduğuna dikkat çekildi. İklim değişikliğinin ruh sağlığından bulaşıcı hastalıklara, çocuk sağlığından sağlık sistemlerinin karbon ayak izine uzanan geniş bir çerçeveye yayılan etkileri, güncel bilimsel veriler ve çözüm odaklı yaklaşımlar paylaşıldı. Bilim temelli ortak hareket vurgusu… Açılış konuşmaları; Yuvam Dünya Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Yuvam Dünya Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ceyda Açılan Ayhan ile Koç Üniversitesi Sürdürülebilirlik Ofisi’nden Dr. Behice Pehlivan tarafından yapıldı. Konuşmalarda, iklim krizi karşısında üniversitelerin, sivil toplumun ve sağlık alanının bilim temelli ve birlikte hareket etmesinin önemi vurgulandı. Kıvılcım Pınar Kocabıyık konuşmasında iklim krizinin çok katmanlı etkilerine dikkat çekerek şunları söyledi: “İklim krizinin sağlık üzerindeki etkileri çoğu zaman sessiz ilerliyor; ancak bugün artık hepimizin sağlığını ve günlük yaşamını doğrudan etkiliyor. İklim krizi yalnızca çevresel değil, aynı zamanda derinleşen bir halk sağlığı krizidir. Bu krizden en çok etkilenenler ise çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar ve sosyoekonomik olarak kırılgan gruplardır. İklim Kliniği ile tam da bu nedenle; bilimsel veriye dayanan, sahayla temas eden ve sağlık sistemlerini iklim krizine karşı daha dirençli hale getirmeyi amaçlayan çözümler üzerinde çalışıyoruz.” Görünmeyen yük: Ruh sağlığı Yuvam Dünya İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi, nörobilimci ve 2025 Grist50 Fixer seçilen Dr. Burçin İkiz, “Görünmeyen Etki: İklim Değişikliği ve Ruh Sağlığı Krizi” başlıklı konuşmasında, iklim krizinin bireylerin ruh sağlığı üzerindeki görünmez ancak giderek artan yüküne dikkat çekti. Bu yükle baş edebilmenin ancak umut, dayanışma ve bilim temelli yaklaşımlarla mümkün olduğunu vurguladı. COP süreci, biyolojik çeşitlilik ve sağlık… Yuvam Dünya Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Aysel Madra moderasyonunda gerçekleşen “İklim Krizinde Güncel Durum ve COP30 Değerlendirmesi / COP31’e Doğru” başlıklı oturumda; İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Başkanı ve Yuvam Dünya Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay ile İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü ve İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi Dr. Ümit Şahin, iklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı ve sağlık arasındaki ilişkiyi küresel müzakere süreçleri ve Türkiye özelinde değerlendirdi. COP30’da kabul edilen sağlık eylem planlarının ancak şeffaflık ve uygulamayla anlam kazanabileceği; COP31 sürecinin ise Türkiye için iklim ve sağlık politikalarını somut ve hesap verebilir adımlarla hayata geçirmek açısından kritik bir fırsat sunduğunun altı çizildi. Sağlık sisteminin iklimle sınavı… Prof. Dr. Ceyda Açılan Ayhan moderasyonunda gerçekleşen oturumda; Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Bayram, Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İftihar Köksal ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, iklim krizinin solunum yolu hastalıkları, bulaşıcı hastalıklar ve çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini bilimsel veriler ışığında ele aldı. Değişen iklimin başta çocuklar olmak üzere farklı kırılgan gruplar yarattığı ve gittikçe büyüyen bir halk sağlığı tehdidi olduğu belirtildi. Türkiye’de iklim krizi ve sağlık çalışmaları Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Yuvam Dünya Bilim Kurulu Üyesi ve İklim Kliniği Baş Danışmanı Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz, “Türkiye’de İklim Krizi ve Sağlık Çalışmaları” başlıklı konuşmasında, iklim değişikliğinin artık geleceğe ait bir tehdit değil, bugünün halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı. Sağlık sisteminin ayak izi ve sürdürülebilirlik Yuvam Dünya Bilim Kurulu Üyesi Dr. Zeynep Komesli moderasyonunda gerçekleşen “Sağlık Sisteminin Ayak İzi: Karbon, Tüketim, Atıklar” başlıklı oturumda, sağlık sektörünün çevresel etkisi ele alındı. Oturumda; Prof. Dr. Hasan Bayram, Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aygin Ekincioğlu, Koç Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özge Eda Karadağ Aytemiz ve Hacettepe Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü’nden İzgi Bayraktar, akılcı ilaç kullanımı, klinik uygulamalar, hemşirelik hizmetleri ve iyi uygulama örnekleri üzerinden sağlık sistemlerinin daha sürdürülebilir hâle gelmesi için atılabilecek adımları paylaştı. Gençlerin sesi ve iletişimin gücü Sempozyumda gençlerin iklim ve sağlık alanındaki rolü de özel bir oturumla ele alındı. WHO Europe Youth4Health Bölge Lideri Dr. Sıla Gürbüz moderasyonunda gerçekleşen oturumda; EMSA’dan İklim Doğa Savaş ve Kerem Esercan ile Yale Üniversitesi Carbon Containment Laboratuvarı’ndan Selin Gören, gençlerin bilimsel üretimden savunuculuğa uzanan alanlarda üstlenebileceği rolleri paylaştı. Günün son oturumu olan Yuvam Dünya İklim Kliniği İletişim Paneli, Yuvam Dünya Eğitim Direktörü Banu Binbaşaran Tüysüzoğlu moderasyonunda gerçekleştirildi. Panelde Yuvam Dünya Yönetim Kurulu Üyesi ve İletişim Kurulu Başkanı Emir Medina ile Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suncem Koçer, iklim krizinin “bugün” ile bağ kuran bir dille anlatılmasının önemine dikkat çekti; sağlık profesyonellerinin yalnızca uzman değil, aynı zamanda güçlü anlatıcılar olduğunun altını çizdi. Bir gün artık bugün Üçüncü İklim Kliniği Sempozyumu, iklim kriziyle mücadelenin ancak bilimsel bilgi, toplumsal dayanışma ve sağlık perspektifi birlikte ele alındığında güçlenebileceğini bir kez daha ortaya koydu. Yuvam Dünya’nın “Bir gün artık bugün” çağrısı doğrultusunda düzenlenen sempozyum, katılımcıları kendi alanlarında harekete geçmeye davet etti. Sempozyumun tamamı, yakında Yuvam Dünya YouTube kanalında yayınlanacak. İklim Kliniği Nedir? İklim Kliniği, Yuvam Dünya Derneği liderliğinde, Hacettepe Üniversitesi ve Koç Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen bir iklim krizi ve sağlık projesidir. Proje; iklim krizinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine karşı farkındalığı ve bilgi düzeyini artırmayı, kanıta dayalı karar alma süreçlerini desteklemeyi ve sağlık alanında somut müdahaleleri hayata geçirmeyi amaçlar. Ulusal sağlık politikalarının iklim kriziyle uyumlu şekilde yeniden şekillenmesine katkı sunarken, sağlık sistemlerinin karbon ayak izinin azaltılmasını ve dayanıklılığının artırılmasını hedefler. İklim Kliniği; eğitim, araştırma, topluluk oluşturma, farkındalık çalışmaları ve savunuculuk başlıklarında çok disiplinli bir yaklaşımla ilerler.

İklim Değişikliği Başkanı Hasar, Türkiye’nin COP31 Vizyonunu Anlattı Haber

İklim Değişikliği Başkanı Hasar, Türkiye’nin COP31 Vizyonunu Anlattı

İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, SDSN Türkiye’nin düzenlediği “Sürdürülebilirlik Gündeminde Güncel Gelişmeler” toplantısında konuştu. Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde kurulan ve çoğunluğu üniversiteler olmak üzere çeşitli üye kuruluşlarıyla ‘Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri’ başlığı altında çalışmalar yürüten SDSN Türkiye’nin gerçekleştirdiği toplantıda konuşan İklim Değişikliği Başkanı Hasar, Türkiye’nin iklim kriziyle mücadelesi, COP31 süreci ve COP31 vizyonu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin, dünyanın birçok sorunlu bölgesinde dahi tarafları buluşturan, barış diplomasisini sürdüren bir ülke olduğunu kaydeden Başkan Hasar, COP31 ile Türkiye’nin küresel anlamda bir iklim diplomasisi yürüteceğini belirtti. Türkiye’nin artık iklim politikalarını uygulayan ve gelecek nesiller için daha yaşanabilir bir dünya vizyonunu harekete geçiren bir ülke olduğunun altını çizen Başkan Hasar, konuşmasında şu hususlara değindi; “Tarihi bir diplomasi başarısına imza attık” Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede Birleşmiş Milletler çatısı altındaki en önemli organizasyonlardan biri olan COP’a ilk kez ev sahipliği yapacak. Bu hepimiz için büyük bir gurur kaynağı. COP31’in, Türkiye’nin ev sahipliği ve başkanlığında gerçekleştirilecek olması; güçlü, kararlı ve zorlu müzakerelerin ardından elde edilmiş önemli bir kazanımdır. Bu anlamda tarihi bir diplomasi başarısına imza attık." dedi. Başkan Hasar, Türkiye’nin COP Başkanlığı ve ev sahipliğini üstlenmesinde yürütülen müzakere süreçlerine dikkat çekerek, “Türkiye’nin COP Başkanlığı ve ev sahipliğini üstlenmesinde, müzakere süreçlerine bizzat katılarak bizlere liderlik eden ve kararlı duruşuyla müzakerelerin tıkandığı durumlarda inovatif çözümler sunan Bakanımız Sayın Murat Kurum’a şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı. Ülkemizin COP Başkanlığı ve ev sahipliğini üstlenmesinde büyük çaba gösteren Bakanımız Sayın Murat Kurum’a buradan teşekkür ediyorum. Türkiye olarak, “Hiçbir ülkenin geride bırakılmayacağı, daha adil ve kapsayıcı bir diplomasi” vizyonuyla COP31’in ev sahipliğini ve başkanlığını üstlendik. Bu tarihi sorumluluk; ülkemiz açısından son derece kıymetli ve anlamlıdır. “COP31, Türkiye’yi bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp, küresel bir iklim lideri haline getirme potansiyeline sahip” COP31, yalnızca bir iklim konferansı değildir. Türkiye’nin küresel diplomasi, ekonomi, teknoloji ve iklim diplomasisinde yükselen bir güç odağı olma yolunda tarihi bir fırsattır. Türkiye, 2026 yılında küresel iklim politikalarının şekillendirildiği platformun merkezinde yer alacak. COP31, Türkiye’yi bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp, küresel bir iklim lideri haline getirme potansiyeline sahip. Aynı zamanda COP31, Türkiye’nin yeşil dönüşümünü hızlandıran bir kaldıraç da olacaktır. COP31 sadece bir konferans değil, kültür zenginliğimizi de dünya kamuoyunda paylaşacağımız önemli bir organizasyondur. Türkiye’nin COP31 Vizyonu Türkiye olarak, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında güçlü bir köprü kurmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda; enerji ve sanayi sektörlerinde yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması, teknoloji, finans ve kapasite geliştirmeyi güçlendirecek yeni bir uluslararası iş birliği zeminini hayata geçirmek, dijitalleşmenin iklim eylemine katkısını artırmak için kuzey–güney iş birliklerini derinleştirmek öncelikli hedeflerimizdir. Akdeniz’in, iklim risklerine karşı yüksek kırılganlığı bizim için kritik bir referanstır. Bu deneyimi, Pasifik ve Afrika gibi diğer kırılgan bölgelerle paylaşarak; iklim risklerinin yönetilmesi, dayanıklılık kapasitesinin artırılması, uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Türkiye olarak, geleceğin şehirlerini iklim dostu, dayanıklı ve uyarlanabilir bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda; kentlerin iklim direncini artıracak modeller geliştirmek, dünya çapında ihtiyaç duyulan kentsel dönüşümün finansmanını güçlendirmek, iklim dostu şehir planlamasını küresel ölçekte desteklemek öncelikli hedeflerimizdir. COP31 Hazırlıkları Dünyanın en kalabalık ve kapsayıcı diplomatik buluşmasına, en iyi şekilde hazırlanmak için hiç vakit kaybetmeden çalışmalara başladık. COP31’i, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştireceğiz. Etkinliğe yaklaşık 200 ülkenin katılmasını bekliyoruz. Toplam katılımcı sayısının 150 bini bulacağını öngörüyoruz. 100’ün üzerinde ülkenin devlet başkanı ve üst düzey temsilcilerinin zirveye katılımını bekliyoruz. Türkiye’nin iklim politikalarının da değerlendirildiği toplantıya SDSN Türkiye üyeleri, çeşitli üniversitelerden akademisyenler, sivil toplum kuruluşlarından temsilciler ve çok sayıda davetli katıldı.

Sürdürülebilir Gelecek Platformu, COP31 Yolculuğunu Başlattı Haber

Sürdürülebilir Gelecek Platformu, COP31 Yolculuğunu Başlattı

Sürdürülebilir Gelecek Platformu, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde, iklim değişikliğiyle mücadelede özel sektörün rolünü güçlendirmek ve ortak bir bakış açısı oluşturmak amacıyla COP31 Yolculuğunu başlattı. Platform, COP29’un Azerbaycan’ın Bakü kentinde gerçekleşen sürecinde edindiği deneyimleri Türkiye’ye taşıyarak, COP31’e giden yolda stratejik bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. İyi Gelecek partnerliği ve Effect Burson iletişim partnerliği ile düzenlenen toplantıda; COP’un ne olduğu, COP süreçlerinde özel sektörün konumu, iklim krizi karşısında markaların sorumlulukları, iklim iletişimi ve Türkiye’nin bu alandaki stratejik yaklaşımı ele alındı. Kapalı oturum formatında gerçekleşen buluşmaya, farklı sektörlerden özel sektör marka temsilcileri katıldı. Toplantının konuşmacıları arasında; Sürdürülebilir Gelecek Platformu Kurucusu, Agro TV Azerbaycan ve Türkiye CEO’su Doğan Başaran, İyi Gelecek Sürdürülebilirlik Kurucusu Aslı Pasinli, Effect Burson CEO’su Gonca Karakaş, Sürdürülebilir Gelecek Platformu Danışmanı Havva Olçum, Next Akademi Kurucusu Levent Erden ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Kurnaz yer aldı. Buluşmada; iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve yönetişim boyutlarıyla ele alınması gerektiği vurgulandı. Özel sektörün COP süreçlerinde yalnızca izleyici değil, aktif ve sorumlu bir paydaş olarak konumlanmasının önemi öne çıktı. Markaların sürdürülebilirlik stratejilerini somut hedefler, ölçülebilir etki ve şeffaf iletişim çerçevesinde ele almasının, COP31 sürecinde kritik bir rol oynayacağına dikkat çekildi. İklim iletişimi başlığında ise; kamuoyu nezdinde güven inşa eden, veriye dayalı, sade ve tutarlı bir dilin önemi vurgulandı. Türkiye’nin COP31 ev sahipliğinin, ülkenin iklim politikaları, özel sektör dönüşümü ve uluslararası görünürlüğü açısından stratejik bir fırsat sunduğu ifade edildi. Sürdürülebilir Gelecek Platformu’nun COP31 Yolculuğu, COP31’e kadar olan süreçte farklı buluşmalar, içerikler ve paydaş katılımlarıyla devam edecek; özel sektörün iklim gündemindeki rolünü güçlendirmeyi ve ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31 Ev Sahipliği, Türkiye’nin Enerji Dönüşümünde Stratejik Bir Aşama Haber

COP31 Ev Sahipliği, Türkiye’nin Enerji Dönüşümünde Stratejik Bir Aşama

TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden “Bu önemli organizasyonun rüzgar enerjisi sektörüne ve Türkiye’nin temiz enerji hedeflerine büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz.” dedi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasında iklim politikası alanında son dönemde kaydettiği gelişmeler belirleyici oldu. Türkiye’nin yeni Ulusal Katkı Beyanı (NDC) geçtiğimiz günlerde yayımlanarak güncellenmiş; 2030 yılına yönelik karbon emisyon projeksiyonu güçlü şekilde aşağı yönlü revize edilmişti. Buna göre Türkiye, 2030 yılı için öngörülen emisyon artışından %41’e kadar azaltım taahhüt etmiş ve 2030 yılına ilişkin hedef değerini yaklaşık 500 milyon ton CO₂e seviyesine çekmiştir. Bu gelişme, Türkiye’nin iklim değişikliği alanında atmakta olduğu adımların uluslararası arenada karşılık bulduğunu göstermektedir. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi ve 2035 Yenilenebilir Enerji Yol Haritası, COP31 sürecinin temel politika eksenlerini oluşturacaktır. 2022 yılından bu yana yenilenebilir enerji projelerinin lisanssız üretim, YEKA mekanizması ve diğer yatırım modelleri ile desteklenmesi; rüzgar enerjisi sektörünün tedarik zincirinden sanayisine kadar güçlenmesi; ve Türkiye’nin 15 GW’a yaklaşan rüzgar kurulu gücü, Türkiye’yi Avrupa'nın önde gelen üretim merkezlerinden biri haline getirmiştir. COP31, bu birikimin küresel ölçekte tanıtılması ve yatırım fırsatlarının genişlemesi açısından stratejik bir eşiktir. İKLİM POLİTİKASINDA SON GELİŞMELER COP31 SÜRECİNİ GÜÇLENDİRİYOR Türkiye’nin COP31'e ev sahipliği yapmasında iklim değişikliği alanında yürütülen hazırlıkların ve politika dönüşümünün önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bu kapsamda, Yeni Ulusal Katkı Beyanı’nın yayımlanması, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yürürlüğe giren iklim kanunu ve buna bağlı olarak İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından uygulanacak ulusal ve yerel eylem planları, sera gazı azaltımı ve karbon fiyatlama faaliyetleri, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) çalışmalarının hızlanması, CBAM uyumu ve yeşil dönüşüm finansman mekanizmalarının çeşitlenmesi Türkiye’nin uluslararası iklim politikalarındaki konumunu güçlendirecektir. RÜZGAR ENERJİSİ DEĞER ZİNCİRİ VE 2035 YOL HARİTASI Türkiye’nin 2035 Yenilenebilir Enerji Planı doğrultusunda geliştirilen çerçeve, rüzgar enerjisinin enerji dönüşümündeki kritik rolünü ortaya koymaktadır. Türkiye’de türbin kuleleri, kanatları, jeneratörleri ve diğer ekipmanların üretildiği güçlü bir sanayi altyapısı bulunmaktadır. COP31, bu değer zincirinin uluslararası yatırımcılar ve karar vericiler tarafından daha yakından tanınmasını sağlayacak benzersiz bir fırsat sunmaktadır. Deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisi özelinde ise konferans, daha çok gerekli teknoloji, finansman ve düzenleme modellerinin tartışılacağı stratejik bir vitrin niteliği taşıyacak. Bu alanda Türkiye’nin potansiyelinin uluslararası paydaşlarla değerlendirilmesi bekleniyor. ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNDE POLİTİKA VE PİYASA GELİŞİMİ Tüm dünyada hızlı bir dönüşümden geçen enerji piyasaları açısından yenilenebilir enerji yatırımlarının ölçeklenmesi ve düşük karbonlu sanayi dönüşümünün desteklenmesi kritik önem taşımaktadır. COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması, enerji sektöründe; yeşil dönüşüm politikalarının güçlenmesi, finansman kaynaklarının çeşitlenmesi ve emisyon azaltım hedeflerinin daha somut bir çerçeveye oturması gibi alanlarda önemli etkiler yaratacaktır. Türkiye’de son dönemde gelişen rüzgar enerjisi değer zinciri, yerli üretim kapasitesi ve ihracat potansiyeli ile bu dönüşümün temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. COP31, TÜRKİYE’NİN ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN TEMEL UNSURU COP31’in Türkiye’de düzenlenmesiyle birlikte, yenilenebilir enerji ve rüzgar enerjisi yatırımlarının hızlanması beklenmektedir. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden, COP31’in önemine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “COP31’in ülkemizde düzenlenecek olması, Türkiye’nin enerji dönüşümündeki kararlılığını uluslararası arenaya güçlü biçimde taşıyan tarihi bir adımdır. 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimiz, yeni Ulusal Katkı Beyanı’mız ve 2035 Yenilenebilir Enerji Yol Haritası ile uyumlu şekilde gelişen rüzgar enerjisi sektörümüz COP31 sayesinde uluslararası yatırımcılar tarafından daha görünür hale gelecektir. TÜREB olarak bu sürece katkı sunmaya ve Türkiye’nin enerji dönüşümünü hızlandıracak iş birliklerini desteklemeye hazırız.” TÜRKİYE’NİN TEMİZ ENERJİ GELECEĞİNE YÖN VEREN BİR SÜREÇ COP31’in Türkiye’ye önemli kazanımlar sağlaması beklenmektedir. Konferansın hazırlık süreci, enerji arz güvenliğinden sanayinin karbonsuzlaşmasına; teknoloji transferinden uluslararası iş birliklerine kadar geniş bir yelpazede yeni fırsatlar oluşturacaktır. Türkiye’nin rüzgar enerjisi ekosistemi de bu süreçte güçlü bir şekilde konumlanacaktır.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.