Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cop31

Kapsül Haber Ajansı - Cop31 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cop31 haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz” Haber

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz”

Türkiye turizminin göz bebeği Antalya, 9 gün boyunca konserlerden sergilere, opera ve baleden geleneksel sanatlara uzanan geniş bir programla Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Kültür Yolu Festivali’nin açılışını gerçekleştirerek festival programını, kentte tamamlanan ve devam eden yatırımları ve Antalya turizminin geleceğine ilişkin yeni projeleri açıkladı. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen festivalin açılışında Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya milletvekilleri Kemal Çelik, Mustafa Köse, İbrahim Ethem Taş ve Tuba Vural Çokal katıldı. Antalya’nın kültür ve sanatı, bilgi ve eğlenceyi, geleneksel ile evrenseli bir arada sunan Türkiye Kültür Yolu Festivali çatısı altında yeniden buluştuğunu belirten Bakan Ersoy, organizasyonun dünyanın en kapsamlı, en geniş katılımlı ve en çok ilgi gören festivallerinden biri hâline geldiğini söyledi. Türkiye’ye kazandırdıkları festival markasını bu yıl 26 şehre taşıdıklarını, yaklaşık 8 ay süren kültür ve sanat programının gelecek yıl 32 ile ulaşacağını açıklayan Ersoy, festivalin her yaş ve kesimden insanı bir araya getirirken iç turizm hareketine ve yerel ekonomilere katkı sağlamaya devam edeceğini vurguladı. Antalya’da 440 Etkinlik, 60’ın Üzerinde Lezzet Durağı Antalya’daki festivalin kapsamına ilişkin Ersoy şu ifadeleri kullandı: “Antalya için 40’tan fazla mekânda 440’tan fazla etkinlik düzenleyeceğiz. Ayrıca 85 lezzet durağı belirledik. Akdeniz mutfağı içerisinde, yörük kültürünün güçlü etkisiyle kendine özel bir yer edinen Türk mutfağının lezzet farkını damakların deneyimine sunacağız.” Festivalin ana sahnesinin Konyaaltı Beach Park’ta kurulacağını belirten Bakan Ersoy, Simge, Poizi, Sefo, Gökhan Türkmen, Ebru Yaşar, Demet Akalın ve Hakan Altun’un konserleriyle müzikseverlerin buluşacağını söyledi. Sahne sanatları programında ise sadakat, tutku ve kıskançlıkla örülü bir hayat mücadelesini anlatan Anna Karenina ile doğayı ve aşkı konu alan metinleriyle Carmina Burana eserlerinin bale yorumlarının sanatseverlerle buluşacağını belirten Ersoy, Attila operasında da tarih ve medeniyetleri şekillendiren bir fatihin gölgesinde yeni bir şehrin doğuşunun sahneye taşınacağını ifade etti. Festival kapsamındaki sergilere de değinen Ersoy, Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri sergisinde kutsal emanetler, Kâbe örtüleri ve Kur’an-ı Kerim nüshaları üzerinden Osmanlı’nın manevi dünyasına özel bir kapı aralanacağını belirtti. Antalya’nın Yaşayan Mirası Ustaların Ellerinde Hayat Bulacak Yaşayan Miras Antalya sergisinde geleneksel değerlerin ve Türk kültürünün sanata yansıyan uygulamalarının ziyaretçilere sunulacağını belirten Bakan Ersoy, Bakanlık tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak tanınan ustaların eserlerinin sergileneceğini açıkladı. Telkari, cam ve ahşap işleri, kilim ve halı dokuma, çömlekçilik, çinicilik, keçe, ebru, tezhip ve minyatür gibi geleneksel sanatların festivalde yer alacağını belirten Ersoy, ziyaretçilerin yalnızca sanat eserlerini değil, asırlardır aktarılan bilgi, beceri, algı ve anlayışı da deneyimleyebileceğini söyledi. Yaşayan Miras programında atölyelerin, kısa film gösterimlerinin ve Düğmeli Evler üzerine bir söyleşinin düzenleneceğini aktaran Ersoy, festivalin geleneksel değerlerin anlatılmasına, yaşatılmasına ve korunmasına katkı sunacağını ifade etti. Sanatseverleri Üç Ressam sergisine de davet eden Bakan Ersoy, Mustafa Taviloğlu’nun koleksiyonundan Alaeddin Aksoy, Mehmet Güleryüz ve Komet’in farklı sanat yaklaşımlarını buluşturan eserlerin ziyaretçilere sunulacağını belirtti.Taviloğlu’nun sanat tutkusuyla oluşan bu koleksiyonun zengin bir sanat deneyimi sunduğunu vurguladı. Antalya’nın Lezzetleri Toroslar’dan Akdeniz Kıyılarına Taşınacak Gastronomiyi büyük önem verdikleri alanlardan biri olarak nitelendiren Bakan Ersoy, Türk mutfağını dünyada hak ettiği konuma taşımak ve küresel bilinirliğini artırmak için çalıştıklarını söyledi. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni bu hedef doğrultusunda bir vitrin olarak değerlendirdiklerini belirten Ersoy, şehirlerin ve bölgelerin mutfak zenginliklerini şeflerin hazırladığı lezzetlerle ziyaretçilere deneyimleme imkânı sunduklarını ifade etti. Antalya gastronomi programına şef Mehmet Akdağ’ın ev sahipliği yapacağını açıklayan Ersoy, Antalya, Korkuteli, Elmalı, Gömbe, Finike, Beycik ve Kaş rotasının yanı sıra Manavgat ve Alanya rotalarının oluşturulduğunu söyledi. Ersoy, belirlenen lezzet noktalarında geleneksel mutfak kültürüyle çağdaş gastronomi anlayışını buluşturan yemeklerin sunulacağını ifade etti. Festivalde 10’dan fazla konser, 30’un üzerinde sergi ve yerleştirme, 30’a yakın atölyenin yanı sıra geziler, fotoğrafçılık etkinlikleri ve çocuklar için kültür, sanat, eğlence ve öğrenmeyi bir araya getiren programlar düzenleneceğini belirten Bakan Ersoy, tüm Antalyalıları aileleriyle birlikte festivale davet etti. Bakan Ersoy Antalya’ya Kazandırılan Yatırımları Açıkladı Antalya’yı geleceğe hazırlamak amacıyla yürüttükleri çalışmaların, şehrin turizm potansiyelini en doğru şekilde değerlendirerek vatandaşların sosyokültürel ve sosyoekonomik hayatında önemli farklar oluşturmayı hedeflediğini söyleyen Bakan Ersoy, kentteki yatırımlara ilişkin açıklamalarda bulundu. 87 milyon liralık yatırımla İbradı Ormana Kültür Merkezi’ni hizmete açtıklarını belirten Ersoy, Kamu Eliyle Yapılan Kültür Yatırımlarına Destek Projesi kapsamında ise 4 projeye toplam 11,1 milyon lira destek sağladıklarını açıkladı. Antalya’nın altyapısını güçlendirmek amacıyla Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi ile Boğazkent Terfi Merkezi ve terfi çalışmalarını 2022 yılında, Kemer-Çamyuva Atıksu Arıtma ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri’ni ise 2024 yılında tamamladıklarını belirten Ersoy, bu yatırımların toplam maliyetinin 8 milyar liraya ulaştığını bildirdi. Kocayatak ve Çandır mahallelerini kapsayacak ilave kanalizasyon terfi hattı ve bağlantılı altyapı tesislerinin yanı sıra Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi’ne 2 son çöktürme havuzu ve dezenfeksiyon ünitesi kazandırılması çalışmalarının sürdüğünü aktaran Ersoy, bu işlerin ay sonunda tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi. Antalya’da 5 yıldızlı tesis kalitesinde hizmet sunan 14 ücretsiz halk plajını vatandaşların kullanımına açtıklarını da kaydetti. Antalya’nın Tarihine 1 Milyar Lirayı Aşan Arkeoloji Desteği Antalya’nın kültürel mirasının korunmasına yönelik çalışmaları da açıklayan Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü aracılığıyla 2018-2026 yılları arasında 24 proje ve 101 uygulama işinin tamamlandığını, 9 proje ve 9 uygulama işinin ise devam ettiğini söyledi. Bakan Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamındaki çalışmalara ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Arkeoloji tarihimizin en büyük projesi olan Geleceğe Miras kapsamında 2024 yılı itibarıyla Antalya’da 26 arkeolojik alanda çalışma yürütüyoruz. Bu doğrultuda, 2024-2026 döneminde kazı ve basit onarım çalışmaları için 1 milyar 60 milyon liranın üzerinde ödenek aktardık.” Arkeolojik alanlardaki koruma ve restorasyon çalışmalarının bilimsel altyapısını oluşturmak ve ziyaretçi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 14 projenin tamamlandığını belirten Ersoy, 7 projenin ise devam ettiğini bildirdi. Son 8 yılda Antalya Etnografya, Mevlevihane, Nekropol, Alanya Atatürk Evi ve Likya Uygarlıkları müzeleri ile Side Arif Müfid Mansel Arkeoloji Müzesi’ni ziyarete açtıklarını belirten Ersoy, 2018 yılından bu yana Antalya’da yürütülen 8 koruma amaçlı imar planı çalışmasından 6’sının tamamlandığını, kalan 2 çalışma üzerinde ise hassasiyetle çalışıldığını söyledi. Bütün bu yatırımları Antalya’nın dünya turizmindeki payını artırmak, kültürel mirasını korumak, yaşatmak ve geleceğe taşımak amacıyla gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Ersoy, çalışmalarını aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı. Ersoy’dan Turizmde Krizlere Dayanıklı Sektör Vurgusu Türk turizmini 12 aya ve 81 ile yayma hedefinin önemine dikkat çeken Bakan Ersoy, pazar çeşitliliğinin artırılması, farklı pazarların beklentilerini karşılayacak ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir turizm ekosisteminin oluşturulması gerektiğini söyledi. Bu hedefe ulaşılmasıyla dünya turizminin de temel ihtiyaçlarından biri olan krizlere dayanıklı bir turizm sektörünün oluşturulacağını belirten Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı (TGA) gibi kurumsal yapılanmaların, şehir ve bölge bazında yatırımların, tesis, personel, ulaşım, tanıtım ve sürdürülebilirlik alanlarında ulaşılan standartların bu hedef doğrultusunda atılmış önemli adımlar olduğunu ifade etti. Thomas Cook krizinden Covid-19 salgınına, Rusya-Ukrayna savaşından İran-İsrail-ABD çatışmalarına kadar yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin turizmde krizlere karşı direnç kazandığını gösterdiğini belirten Ersoy, bu direnci daha da güçlendirmek için çalışmaya devam ettiklerini söyledi. Antalya EXPO Alanında Kongre ve Fuar Turizmine Yeni Dönem Konuşmasının sonunda Antalya turizminin geleceği açısından önemli bir projeyi açıklayan Bakan Ersoy, kentin toplantı, teşvik seyahati, kongre ve etkinlik turizmini ifade eden M.I.C.E. alanında dünyanın en gözde destinasyonlarından biri hâline getirilmesini hedeflediklerini duyurdu. Antalya’yı kültür ve turizm yatırımlarının yanı sıra havalimanı kapasite artırımı ve diğer bakanlıklarla yürütülen karayolu ulaşımı çalışmalarıyla geleceğe hazırladıklarını belirten Ersoy, yeni projenin kentin turizm potansiyeline önemli katkı sağlayacağını söyledi. Bakan Ersoy, 9-20 Kasım tarihlerinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak Antalya’da, organizasyonun ardından EXPO alanının kongre ve fuar turizmi açısından değerlendirileceğini açıklayarak, yeni projeyle kentin turizmdeki konumunu güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Antalya için yeni bir turizm hamlesi olarak duyurduğu projeye ilişkin Bakan Ersoy şunları söyledi: “Bu büyük uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptıktan sonra Antalya EXPO alanında, Türkiye’nin en büyük ve en önemli fuar, kongre ve etkinlik merkezlerinden birini hayata geçirmek üzere TGA çatısı altında kuracağımız ve profesyonellerden oluşan yeni bir yapılanmaya gidiyoruz. Antalya turizminin önemli bir ihtiyacı olan kongre ve fuar turizmi için dünya ölçeğinde ve çok üst düzey nitelikte bir merkez oluşturarak kış ve bahar dönemlerine de hareketlilik kazandıracağız.” Söz konusu projenin yalnızca kongre ve fuar turizmine değil, Antalya’nın sosyal, kültürel ve sanatsal hayatına da önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade eden Bakan Ersoy, turizm sektörüne yönelik oluşturulacak yeni destek mekanizmasının ciddi bir fark yaratacağını vurgulayarak projenin Türkiye’ye ve Antalya’ya hayırlı olması temennisinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ak Lease, Proparco İle 50 Milyon Euroluk Kredi Anlaşmasına İmza Attı Haber

Ak Lease, Proparco İle 50 Milyon Euroluk Kredi Anlaşmasına İmza Attı

Ak Lease, sürdürülebilir yatırımların finansmanına yönelik uluslararası kaynaklarını güçlendirmeye devam ediyor. Şirket, Proparco ile 50 milyon euro tutarında kredi anlaşmasına imza attı. Yeni imzalanan anlaşma kapsamında sağlanan finansman, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarına kaynak sağlayacak. Ak Lease, uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiği iş birlikleriyle reel sektörün sürdürülebilir dönüşümünü desteklerken, işletmelerin enerji dönüşümü ve verimlilik odaklı yatırımları için finansmana erişim olanaklarını genişletmeyi hedefliyor. “Sürdürülebilir dönüşümü uluslararası kaynaklarla desteklemeye devam ediyoruz” Ak Lease Genel Müdürü Eser Okyay, Proparco ile gerçekleştirilen kredi anlaşmasını şöyle değerlendirdi: “Sürdürülebilirlik, finansman yaklaşımımızın temel başlıklarından biri. Proparco ile imzaladığımız 50 milyon euro tutarındaki kredi anlaşmasıyla yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarına verdiğimiz desteği büyütüyoruz. Uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz iş birlikleri, kaynak yapımızı çeşitlendirmenin yanı sıra işletmelerin dönüşüm yatırımlarını destekleme kapasitemize de önemli katkı sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir finansman alanındaki çalışmalarımızı ve uluslararası iş birliklerimizi geliştirerek Türkiye’nin enerji dönüşümüne ve reel sektörün uzun vadeli yatırım hedeflerine katkı sunmaya devam edeceğiz.” Proparco Avrasya Bölge Direktörü Steven Gardon ise şunları söyledi: “Proparco ile Ak Lease, yaklaşık 20 yıldır Türk özel sektörünü desteklemeye odaklanan ve özellikle yeşil yatırımlara ağırlık veren uzun soluklu bir iş birliği yürütüyor. Bu yıl kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 yaklaşırken, bu iş birliği, finansal kuruluşların daha sürdürülebilir bir ekonomiye geçişi hızlandırmak ve işletmelerin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını desteklemek üzere harekete geçirilmesinin önemini ortaya koyuyor.” Ak Lease Hakkında 1988 yılında Akbank iştiraki olarak kurulan Ak Lease, 35 yılı aşkın deneyimiyle Türkiye’nin önde gelen finansal kiralama şirketlerinden biridir. Üretimden inşaata, ulaşımdan enerji ve sağlığa kadar birçok sektöre uygun maliyetli finansal kiralama çözümleri sunan şirket, uzun vadeli ve esnek ödeme planlarıyla yatırımları destekleyerek Türkiye’nin geleceği ve kalkınmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Türkiye’de leasing sektörünün tescilli ilk sürdürülebilirlik temalı ürünü ECOLease ile çevreci yatırımlara öncülük eden Ak Lease, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, atık ve su yönetimi projelerine finansman sağlamaktadır. İstanbul, Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Gaziantep ve İzmir’deki toplam 11 şubesiyle faaliyet gösteren Ak Lease; uluslararası ve yerel kuruluşlarla geliştirdiği iş birlikleriyle işletmeler için sürdürülebilir finansman sağlamaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA, Güçlü Sermaye Yapısı ve Müşteri Odaklı Stratejisiyle İstikrarlı Performansını Sürdürüyor Haber

Garanti BBVA, Güçlü Sermaye Yapısı ve Müşteri Odaklı Stratejisiyle İstikrarlı Performansını Sürdürüyor

Fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA’nın fonlama kaynakları içindeki en büyük ağırlığı %65,1 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı yılın ilk 9 ayında %15,5 büyüme ile 3,6 trilyon TL oldu. Güçlü sermaye odağını koruyan Bankanın sermaye yeterlilik oranı %16,1, özkaynak kârlılığı %27,5, aktif kârlılığı ise %2,6 seviyelerinde gerçekleşti. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten şunları söyledi: “Yılın üçüncü çeyreğinde, dezenflasyon hedefi doğrultusunda sürdürülen sıkı para politikası ve makro ihtiyati düzenlemeler bankacılık sektörünün faaliyet ortamında belirleyici olmaya devam etti. Bununla birlikte, çeyreğin ikinci yarısından itibaren fonlama maliyetlerinde gözlenen gerileme, sektörün kârlılık görünümünü olumlu yönde etkiledi. Küresel gelişmelerin ekonomik görünüm üzerindeki etkilerinin sürdüğü bu dönemde, faiz ve fonlama koşullarındaki değişim, etkin fiyatlama ve bilanço yönetiminin önemini bir kez daha ortaya koydu.” Akten, bankanın 3. çeyrek performansını şu sözlerle değerlendirdi: “Fonlama maliyetlerindeki gerileme ve etkin bilanço yönetimimizin katkısıyla net faiz marjımızda belirgin bir iyileşme kaydederken, kârlılığımızı artırmaya devam ettik. Müşteri odaklı ve kredi öncelikli büyüme stratejimiz doğrultusunda, Türk lirası kredilerdeki liderliğimizi farklı segmentlerde elde ettiğimiz pazar payı kazanımlarıyla daha da güçlendirdik. Fonlama tarafında ise müşterilerimizle kurduğumuz uzun vadeli ilişkiler sayesinde geniş ve tabana yaygın mevduat yapımızı korurken, sermaye benzeri kredi ihracı ile finansman kanallarımızı çeşitlendirdik. 125 milyon dolar tutarındaki sürdürülebilir sermaye benzeri tahvil ihracımız ile sağladığımız kaynak, mikro işletmeler ve KOBİ'lerin yeşil yatırımlarına ve kadın girişimcilerin finansmana erişimine yönlendirilecek.” Garanti BBVA’nın sürdürülebilir finansman alanındaki önceliklerine ve COP31 kapsamında üstlendiği role dikkat çeken Akten, sözlerine şöyle devam etti: “Garanti BBVA olarak 2018–2029 dönemi için belirlediğimiz 3,5 trilyon TL sürdürülebilir finansman hedefimiz kapsamında, 2026’nın ilk dokuz ayında 1,9 trilyon TL finansman sağladık. Enerji ve sanayiden kaynak verimliliğine kadar farklı alanlarda müşterilerimizin dönüşüm yatırımlarını destekleyerek Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine ve uluslararası rekabet gücüne katkı sağlamaya devam ediyoruz. Bu doğrultuda, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’i ülkemizin sürdürülebilir dönüşümünü hızlandırmak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. BBVA ile birlikte üstlendiğimiz Küresel Bankacılık Partnerliği sayesinde, Türkiye’nin dönüşüm potansiyelini uluslararası sermaye, deneyim ve yeni finansman imkanlarıyla buluşturmaya katkı sağlamayı hedefliyoruz.” Akten, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Garanti BBVA olarak güçlü finansal yapımızı, müşteri odaklı iş modelimiz ve teknolojik yetkinliklerimizle birleştirerek sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma ve bize güvenen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom, COP31’de Küresel Dijital Dönüşümün Destekçisi Olacak Haber

Türk Telekom, COP31’de Küresel Dijital Dönüşümün Destekçisi Olacak

Teknolojiyi sürdürülebilir bir geleceğin en güçlü araçlarından biri olarak konumlandıran Türk Telekom, COP31 kapsamında teknoloji gücünü ve sürdürülebilirlik vizyonunu Antalya’ya taşıyor. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından biri olan COP31’de en üst düzey sponsorluk kategorisi “Master Partner” olarak yer alan Türk Telekom, aynı zamanda “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak zirvenin dijital ihtiyaçlarını uçtan uca çözümlerle karşılıyor. Buluşmanın güçlü bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesi için çalışmalarını sürdüren Türk Telekom; enerji verimliliğini destekleyen yeni nesil teknolojileri, uçtan uca çözümleri, güçlü fiber ve mobil ağıyla COP31’in dijital omurgasını oluşturuyor. Zirve alanında veri merkezi, network operasyon merkezi ve siber güvenlik operasyon merkezlerini kapsayan bütüncül bir sistem hazırlayan Türk Telekom, COP31 zirvesini fiber hızıyla dünyaya bağlamaya hazırlanırken; 5G teknolojisi dahil yüksek kapasite ve tam kapsama sağlayacak çözümlerle etkinliğin dijital dünyasını şekillendiriyor. Türk Telekom, BM yetkilileri, ülke delegasyonları, diğer katılımcılar ve ziyaretçilere güçlü bir bağlantı deneyimi sunulması amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. “Geleceğin kararlarını Türk Telekom teknolojisiyle dünyaya taşıyacağız” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital geleceğine yön veren Türk Telekom olarak teknolojiyi yalnızca bağlantı sağlayan bir güç olarak değil, ekonomik ve toplumsal değer yaratan, daha sürdürülebilir ve kapsayıcı bir geleceğin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. ‘Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğu için 2005’ten bu yana 24,5 milyar dolar yatırım gerçekleştirirken; fiber altyapımızı güçlendiriyor, yeni nesil ağ teknolojileri geliştiriyor, çevre dostu teknolojileri şebekemize entegre ediyor ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Yarına Sözümüz Var’ yaklaşımımız doğrultusunda, bugün gerçekleştirdiğimiz yatırımların yarının dünyasına katkı sunması için çalışıyoruz. Bu vizyonumuz doğrultusunda Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’de en üst düzey sponsorluk kategorisi olan ‘Master Partner’ olarak yer alıyoruz. Aynı zamanda COP31’in ‘Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji’ destekçisi olarak geleceğimize yön verecek iklim kararlarını teknoloji gücümüzle Antalya’dan tüm dünyaya taşıyacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. Sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezine yerleştirirken, bu yaklaşımımızı COP31’e taşıdığımız teknoloji gücümüzle somutlaştırıyoruz. Enerji verimliliğini odağına alan yeni nesil teknolojilerimiz, kaynakların etkin kullanımını destekleyen dijital çözümlerimiz, güçlü fiber ve mobil ağımızla zirvenin teknoloji altyapısını sürdürülebilirlik anlayışımız doğrultusunda hayata geçiriyoruz. COP31’de de bu teknoloji ve yatırım gücümüzü sahaya taşıyarak zirvenin ihtiyaç duyduğu iletişim altyapısını uçtan uca sağlayacağız. Teknolojinin dönüştürücü gücünü sürdürülebilirlik anlayışımızla birleştirerek gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. COP31’in iletişimi için uçtan uca teknoloji altyapısı COP31’in yüksek performanslı bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesi için çalışmalarını sürdüren Türk Telekom; veri merkezleri, network ve siber güvenlik operasyon merkezleriyle organizasyonun dijital altyapısını destekliyor. Canlı yayınlar için hazırlanan fiber altyapı ve yüksek kapasite ile performans sunan yedekli santral altyapısı sayesinde zirvenin iletişim ihtiyaçlarının güvenli biçimde karşılanması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Barajlarda Rekor Doluluk Riskine Dijital İkiz Ve Yapay Zeka Freni Haber

Barajlarda Rekor Doluluk Riskine Dijital İkiz Ve Yapay Zeka Freni

Ülke genelinde etkili olan aşırı yağışlar ve ani sel baskınları hayatı olumsuz etkilerken, su kaynaklarındaki ani ve büyük artışlar barajları dolup taşırma noktasına getirdi. Özellikle son dönemdeki yağış dalgalarıyla birlikte İstanbul başta olmak üzere birçok bölgede baraj doluluk oranları son 10 yılın rekor seviyelerine tırmandı. Su seviyelerinin kısa süre içinde bu denli yüksek oranlara ulaşması, milyonların hayatını emanet ettiği su yapılarının güvenli, esnek ve akıllı bir şekilde yönetilmesi gerektiği gerçeğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Barajlar Yapay Zeka ve Dijital İkiz Sayesinde Kendi Güvenliğini Sağlıyor İklim krizinin ve ani hava olaylarının su yapıları üzerindeki riskleri artırdığına dikkat çeken SU-YAPI Mühendislik Genel Müdürü Ayşegül Gültekin Durgut, hayata geçirilen yenilikçi dijital izleme yaklaşımının kritik önemine vurgu yaptı. Dar Group ile birlikte Türkiye ve dünyada hayata geçirdikleri büyük projelerle su mühendisliğine yön verdiklerini belirtirken, klasik denetim yöntemleri ile akıllı dijital sistemler arasındaki farkı vurgulayan Durgut, süreci şu sözlerle anlattı: "Son 10 yılın rekor seviyelerine ulaşan baraj doluluk oranları geleceğin barajlarının, kendi durumları hakkında sürekli veri sağlayan akıllı altyapılar olması gerektiğini gözler önüne seriyor. Yusufeli Barajı, Çetin Barajı veya Aşağı Kaleköy Barajı gibi devasa su yapılarında mühendisliğin sınırlarını zorluyoruz. Geçmişte bu devasa su depolarının güvenliği ve doluluk yönetimi, dönemsel fiziki gözlemlere ve sınırlı manuel ölçümlere dayanıyordu. Bugün ise barajların farklı noktalarındaki sensörlerden elde edilen su sızıntısı, basınç, titreşim ve yapısal değişim verilerini merkezi bir dijital platformda bir araya getiriyoruz. Yapay zeka ve gelişmiş analiz yöntemleriyle farklı ölçümler birlikte değerlendirilerek olağan dışı değişimler anında belirleniyor ve olası riskler çok daha güvenilir biçimde analiz ediliyor. Sensör verilerinin geçmiş denetim sonuçları, bakım kayıtları ve mühendislik modelleriyle birlikte incelenmesi ise öngörücü bakım anlayışını öne çıkarıyor. Böylece bakım ve müdahale ihtiyaçlarının altyapının gerçek durumuna göre önceliklendirilmesi, olası sorunların büyümeden ele alınması ve beklenmedik işletme kesintilerinin azaltılması hedefleniyor." Dijital Su Yönetimi Vizyonu COP31 Sinerjisiyle Buluşuyor Baraj güvenliğinde dijital teknolojilerin kullanımına ve su altyapılarının iklim direncine odaklanan SU-YAPI, bu alandaki öncü yaklaşımını 11 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek zirveye taşıyor. Dünya çapında 70'ten fazla ülkede 55.000’i aşkın çalışanıyla faaliyet gösteren, mühendislik, mimarlık ve danışmanlık alanında dünyanın önde gelen şirketlerini bünyesinde bulunduran Sidara tarafından Miracle Resort Otel'de gerçekleştirilecek “Kritik Altyapıların Geliştirilmesinde Zamanla Yarış” başlıklı zirvede; Dar, Perkins&Will, TYLin, Currie & Brown, Wood ve SU-YAPI gibi uluslararası mühendislik, mimarlık ve danışmanlık devleri bir araya gelecek. Zirve kapsamında düzenlenecek “Su Güvenliği Konusu Neden Daha Fazla Bekleyemez?” oturumunda, suyun ve altyapıların geleceği masaya yatırılacak. Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Ayşegül Gültekin Durgut, "Su güvenliği, iklim değişikliği karşısında ertelenemeyecek kadar önemli bir konu. Bu alanda geliştirilen dijital çözümlerin ve mühendislik yaklaşımlarının paylaşılmasını, geleceğe yönelik ortak adımlar atılması açısından değerli buluyoruz. COP31’in sinerjisiyle 11 Kasım'da düzenlenecek zirvemizde bu konuları daha ayrıntılı ele alacağız. İlgili tüm paydaşlarımızı su altyapılarının geleceğini birlikte değerlendirmeye davet ediyoruz" çağrısında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB Üçüncü Çeyrekte Türkiye’nin Çok Boyutlu Kalkınmasına Desteğini Büyüttü Haber

TSKB Üçüncü Çeyrekte Türkiye’nin Çok Boyutlu Kalkınmasına Desteğini Büyüttü

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. 76 yılı geride bırakan, Türkiye’nin ilk özel sermayeli kalkınma ve yatırım bankası TSKB’nin yılın ilk 9 ayında uzun vadeli nakdi kredileri aracılığıyla Türkiye ekonomisine sağladığı desteği 1,8 milyar ABD dolarına ulaşırken, kurdan arındırılmış bazda kredi büyüme oranı %8,1 oldu. Banka’nın toplam aktif büyüklüğü 398,5 milyar TL’ye ulaşırken, toplam aktifler içerisinde %71’lik paya sahip kredi portföyü ise 238,9 milyar TL oldu. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma öncelikleriyle uyumlu faaliyetlerini sürdüren Banka; üretim sektörü ve değer zincirinde döngüsel ekonomi, adaptasyon, iş gücü gelişimine katkı sağlayarak kadın ve genç istihdamına kadar pek çok stratejik kalkınma alanındaki projeleri finanse etmeye devam etti. Böylelikle, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) bağlantılı kredilerin toplam kredi portföyündeki oranı %93 seviyesinde gerçekleşti. Yılın üçüncü çeyreğinde, 2,7 milyar TL net kar açıklayan TSKB’nin 9 aylık net dönem karı 8,5 milyar TL’ye ulaştı. %22,3 özkaynak karlılık oranı elde eden Banka’nın hali hazırda yasal yükümlülüklerin oldukça üzerinde olan %19,4 oranındaki sermaye yeterliliği Banka’nın hedeflerini desteklemeye devam etti. Yılın ilk Dokuz Ayında 1,8 milyar ABD dolarını Aşan Fonlama TSKB’nin yılın üçüncü çeyreğinde T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın geri ödeme garantisiyle temin edilen Dünya Bankası ile imzaladığı 200 milyon Euro tutarındaki “Dağıtık Enerji için Piyasa Dönüşümünün Hızlandırılması Ek Finansman” kredi anlaşmasıyla Türkiye genelindeki dağıtık yenilenebilir enerji yatırımları ile batarya enerji depolama sistemlerinin finansmanının desteklenmesi hedefleniyor. 2024 yılında Dünya Bankası’ndan temin edilen ve Türkiye’de ilk kez başarıyla uygulanan Sonuç Odaklı Program kapsamındaki finansmanın devamı niteliğindeki bu anlaşmayla birlikte yılın ilk dokuz ayında kalkınma finansmanı kurumlarından (KFK) sağlanan kaynaklar 1,1 milyar ABD dolarına ulaştı. Bu tutarla, önceki yılın tamamında imzalanan KFK kredi tutarı aşıldı. Yılın üçüncü çeyreğinde, Bankanın uluslararası piyasalardaki fonlama faaliyetleri kapsamında ise temmuz ayında 300 milyon ABD doları tutarında, beş yıl vadeli tahvil ihracı başarıyla gerçekleştirildi. Banka ağustos ayında ise toplam 229 milyon ABD doları tutarındaki sendikasyon kredisini %110 çevirme oranıyla yeniledi. Yılbaşından bu yana temin edilen toplam fonlama tutarının 1,8 milyar ABD dolarını aşması yılın tarihi seviyelerde tamamlanacağını gösteriyor. Türkiye Yeşil Fonu’ndan Yatırımlar Devam Ediyor Aynı dönemde, TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu ve T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan sağlanan kaynakla hayata geçirilen Türkiye Yeşil Fonu, üçüncü yatırımını tıbbi malzeme sektörünün önde gelen oyuncularından Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan 10 milyon ABD doları değerindeki bu yatırımla şirketin yeşil dönüşüm projelerinin desteklenmesi hedefleniyor. Fonun dördüncü yatırımı ise Maxis yönetimindeki Atlas Büyüme Sermayesi Fonu ile Cevher Jant’a dönüşümü güçlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. COP31 Raporu Yayımlandı Bu yıl ilk kez Türkiye ev sahipliğinde 9-20 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek COP31 için de hazırlıklarını sürdüren TSKB, iştiraki Escarus iş birliği ile "COP31’e Doğru: Öncelikli Gündem Konuları ve Türkiye İçin Dönüşüm Fırsatı" başlıklı raporunu da bu dönemde yayımladı. Rapor, COP31 hazırlık sürecini Paris Anlaşması kapsamındaki ilk Küresel Durum Değerlendirmesi (Global Stocktake) sonrasında başlayan yeni uygulama döneminin önemli bir aşaması olarak ele alırken, iklim hedeflerinin belirlenmesinden çok uygulanmasına odaklanan yeni döneme dikkat çekiyor. Raporda, Bonn İklim Konferansı'nın ardından Londra İklim Eylemi Haftası'nda uluslararası paydaşlarla paylaşılan COP31 Eylem Gündemi kapsamında Türkiye'nin benimsediği "Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon" vizyonuyla COP31'i bir "Uygulama COP'u" olarak konumlandırdığı belirtiliyor. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar: “İklim finansmanı öncelikli odağımız olmaya devam ediyor” Üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını değerlendiren TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar şunları söyledi: “Ülkemizin kalkınma rotasında sağladığımız finansman ve sunduğumuz danışmanlık faaliyetleriyle iş ortaklarımızın yeşil ve kapsayıcı dönüşüm yolculuğuna eşlik ediyoruz. Son dört yıldır pozitif değer ve etki yaratmaya odaklanarak büyümemizi sürdürüyoruz. Sosyal, çevresel ve ekonomik kalkınma hedeflerimizi izlerken, iklim finansmanı öncelikli odağımız olmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde de insan kaynağımız başta olmak üzere tüm sermaye öğelerimizle Türkiye için kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üsküdar Üniversitesi 18 Çalışmasıyla COP31’de Yer Alacak! Haber

Üsküdar Üniversitesi 18 Çalışmasıyla COP31’de Yer Alacak!

Üniversitenin 2 araştırma projesi ortak dijital ekranlarda tanıtılırken, 16 çalışması stant alanında yer alacak. Üsküdar Üniversitesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir gelecek hedefleri doğrultusunda geliştirdiği bilimsel projelerini uluslararası platforma taşıyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 kapsamında Üsküdar Üniversitesi COP31 Koordinatörlüğü tarafından yürütülen başvuru sürecinde, üniversitenin farklı akademik birimlerinden toplam 18 çalışma YÖK'e sunuldu. Başvuruların tamamı COP31 YÖK Pavilyonu katılım programına kabul edildi. Kabul edilen çalışmalar arasında araştırma projelerinin yanı sıra ticarileşme potansiyeline sahip yenilikçi teknolojiler, uluslararası iş birliği girişimleri ve iklim değişikliğinin farklı boyutlarını ele alan bilimsel etkinlikler bulunuyor. İki araştırma projesi dijital ekranlarda tanıtılacak Açıklanan katılım programına göre, Üsküdar Üniversitesinin iki araştırma projesi ortak dijital ekran sunumlarında yer alacak. Bu projelerden ilki, Prof. Dr. Müge Arslan'ın yürütücülüğünde gerçekleştirilen, “Kahramanmaraş İlindeki Deprem sonrasında Depremzedelere Verilen Yemeklerin ve Yemek Dağıtım Noktalarına Gelen Gıda Yardım Ürünlerinin, Çölyaklı bireyler için Gıda İhtiyacını Karşılama Durumunun Değerlendirilerek Beklenilen Olası Depremlerde İlk Müdahale Beslenme Kiti Çantası” çalışması olacak. Afet dönemlerinde özel beslenme gereksinimi bulunan bireylerin yaşadığı güçlüklere odaklanan proje, afetlere hazırlık ve gıda güvenliği açısından önem taşıyor. Dijital ekranlarda tanıtılacak ikinci çalışma ise Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş'ın yürütücülüğündeki “Altın İşleme Endüstrisi Atıksularının Elektrokoagülasyon Prosesi ile Arıtımı: Uygulanabilirlik ve Performans Analizi” başlıklı araştırma olacak. Endüstriyel atıksuların arıtılmasına yönelik teknolojik çözümleri ele alan proje, çevresel sürdürülebilirlik ve su kaynaklarının korunması açısından değerlendirilecek. Hidrojen depolama, tarım biyoteknolojisi ve çevre etiği COP31'de Stant alanında yer alacak projeler arasında ise Prof. Dr. İbrahim Özdemir'in yürütücülüğündeki uluslararası iş birliği projesi “Al-Mizan: An Islamic Covenant for the Earth from Concept to Practice”, Doç. Dr. Müge Ensari Özay'ın yürütücülüğündeki “Güvenli Gaz Hidrojen Tankı Tasarımı Geliştirilmesi ve Prototip İmalatı” ve Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan'ın yürütücülüğündeki “CRISPR/Cas Teknolojisi Kullanılarak Pamuk Bitkisi Kalitesinin Artırılması (ASTER TEKSTİL PAMUK PROJESİ)” başlıklı çalışmalar yer alıyor. Kabul edilen beş proje; gıda güvenliği, hidrojen depolama, atıksu arıtma teknolojileri, çevre etiği ve sürdürülebilir tarım biyoteknolojisi alanlarında geliştirilen disiplinlerarası çalışmaları kapsıyor. 13 bilimsel etkinlik önerisi kabul edildi Üsküdar Üniversitesi’nin COP31 kapsamında sunduğu 13 seminer ve etkinlik önerisi de YÖK tarafından kabul edilerek stant programına dahil edildi. İklim değişikliği, çevresel farkındalık, gıda ve tarım, toplumsal sağlık, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm başlıklarını kapsayan etkinliklerle, bilimsel bilginin toplumla buluşturulması ve iklim krizine yönelik farkındalığın artırılması hedefleniyor. Böylece üniversite, yalnızca araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmalarıyla değil, iklim değişikliğinin sosyal ve sağlıkla ilişkili etkilerini ele alan bilimsel etkinlikleriyle de COP31'de temsil edilecek. “COP31'e Doğru” seminerleriyle iklim değişikliği farklı yönleriyle ele alınıyor Üsküdar Üniversitesi, konferans öncesinde düzenlediği bilimsel etkinliklerle de COP31 hazırlıklarını sürdürüyor. “COP31'e Doğru: Sürdürülebilir Gelecek Seminerleri” ve “COP31: İklim Değişikliğinde Disiplinlerarası Yaklaşımlar” webinar serileri kapsamında iklim değişikliğinin çevresel, teknolojik, toplumsal ve sağlıkla ilişkili boyutları akademisyenlerin katılımıyla değerlendiriliyor. Farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getiren etkinliklerde, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığı; enerji, üretim, gıda, sağlık ve toplumsal yaşam gibi çok sayıda alanı etkilediği üzerinde duruluyor. Üniversite-sanayi iş birliğiyle yeşil sanayileşme gündemde Üsküdar Üniversitesi, COP31 hazırlıkları kapsamında üniversite-sanayi iş birliğine yönelik çalışmalarını da kamuoyuyla paylaşıyor. ÜÜ TV'de yayımlanan “ARGEYEP ile Proje Yolculuğu” programında, COP31'e doğru yeşil sanayileşme ve yenilikçi teknolojilerin sürdürülebilir üretime katkısı ele alındı. Karbonsan A.Ş. AR-GE Merkezi Yöneticisi Nurcan Mert'in konuk olarak yer aldığı programda, “Güvenli Gaz Hidrojen Tankı Tasarımı Geliştirilmesi ve Prototip İmalatı” projesi odağında üniversite-sanayi iş birliği ve yenilikçi teknolojilerin yeşil sanayileşmeye katkıları değerlendirildi. Üsküdar Üniversitesi, bilimsel araştırma, disiplinler arası iş birliği ve toplumsal katkı odaklı çalışmalarıyla iklim değişikliğiyle mücadeleye ve sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkı sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve İtalya Arasında Enerjide Yeni İş Birliği Gündemde Haber

Türkiye ve İtalya Arasında Enerjide Yeni İş Birliği Gündemde

Bakan Bayraktar, İstanbul’da düzenlenen İtalya-Türkiye Enerji Ortaklığı ve İş Eşleştirme Etkinliği’ne katıldı. Birbirimizi Tamamladığımız Alanlar Var Burada bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, Türkiye ile İtalya arasında önemli benzerlikler bulunduğuna işaret ederek, “Birbirimizi tamamladığımıza inandığımız alanlar var. Enerji ile madencilik alanlarındaki iş birliği hususunda büyük fırsatlar olduğuna inanıyorum.” dedi. İtalya ve Türkiye, İş Birliğinin Çok Olumlu Bir Örneği Siyasi düzeyde Türkiye ve İtalya’nın özellikle son birkaç yılda çok iyi bir ilişkiye sahip olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin bu ilişkiyi oldukça olumlu bir yönde geliştirdiğini kaydetti. Bakan Bayraktar, “Günümüz dünyasının şartlarında karşılaştığımız sınamalar ve her geçen gün üst üste yaşadığımız krizler göz önüne alındığında, uluslar arasında çok daha geniş kapsamlı bir iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum. İtalya ve Türkiye de bu iş birliğinin çok olumlu bir örneğini teşkil ediyor.” diye konuştu. Yeni Normal Bugün dünyanın modern tarihin gördüğü en büyük enerji krizine sahne olduğunu kaydeden Bakan Bayraktar, şoklar ve krizlerin yaşanmaya devam ettiğini belirterek, bu durumun artık "yeni normal" haline geldiğine işaret etti. Ekonomide Köklü Dönüşüm Türkiye’de enerji alanında artan talep, dışa bağımlılık ve karbonsuzlaşma konusunda mücadele sergilediklerini anlatan Bakan Bayraktar, “Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın ifade ettiği gibi, Türkiye 2053 yılında karbon nötr bir ekonomi olacak. Bu; sanayiden binalara, ulaştırmadan tarıma kadar tüm ekonomimizin tamamen değişmesini, köklü bir dönüşümü gerektiriyor.” dedi. Milli Enerji 2040 Gelecek hafta Milli Enerji 2040 Planı ile büyük bir duyuru yapacaklarını ifade eden Bakan Bayraktar, “Bu yeni stratejinin merkezinde elektrikleşme yer alıyor. Ekonomimizi elektrikleştireceğiz. Sanayiden binalara kadar tüm sektörlerde daha fazla elektrikleşme göreceğiz.” dedi. COP31’de Daha İddialı Hedefler Ekonominin tamamında elektrikleşmenin yanı sıra temiz elektrik kaynaklarına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, “Türkiye’deki bir numaralı odak noktamız, yenilenebilir kaynaklarımızdan maksimum düzeyde yararlanmaktır. 2024’te Bakü’deki COP29’da 120 gigavatlık bir hedef duyurmuştuk; COP31’de ise Türkiye, yenilenebilir enerji tarafında çok daha büyük ve iddalı hedefler ilan edecek.” İfadelerini kullandı. ENI ile İş Birliği Mesajı Türkiye’nin arama ve üretim yatırımlarına aralıksız devam ettiğine ve dünyanın en büyük 4’üncü sondaj filosuna sahip ülkesi olduğuna vurgu yapan Bakan Bayraktar, “Petrol aramalarına da yatırım yapıyoruz. Bununla birlikte petrol şirketleriyle iş birliğini geliştirmeyi planlıyoruz; bunlardan biri de ENI. Umuyorum ki yakın zamanda ENI ile büyük bir duyuru yapacağız. Anlaşmanın detaylarını şu an açıklayamam, önce tamamlamamız gerekiyor ama büyük bir proje. Türkiye ve İtalya sadece kendi ülkelerinde değil, üçüncü ülkelerde ve farklı bölgelerde de ortaklıklar geliştirebilir. Afrika’dan Orta Doğu’ya, Orta Doğu’dan Orta Asya’ya kadar ortaklıklar kurabiliriz ve biz buna hazırız.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.