Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cop31

Kapsül Haber Ajansı - Cop31 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cop31 haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Malatya, Türkiye'nin Örnek Şehirlerinden Biri Olacak Haber

Malatya, Türkiye'nin Örnek Şehirlerinden Biri Olacak

Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatyalı İş İnsanları Derneği'nin (MİAD) Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına katıldı. Başkan Er, genel kurulda yaptığı konuşmada, MİAD'ın önemli bir misyon üstlendiğini belirterek, "Çok güçlü bir sivil toplum kuruluşumuz var. Malatya'ya gönül bağıyla bağlı iş insanlarımız şehrimiz için önemli bir umut oluşturuyor" ifadelerini kullandı. Deprem sonrasında devletin tüm kurumlarının uyum içinde çalıştığını ifade eden Başkan Er, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum başta olmak üzere bakanlar, Malatya Valiliği, milletvekilleri ve bürokratlarla güçlü bir dayanışma içerisinde hareket ettiklerini söyledi. "Biz sadece depremin yaralarını sarmıyoruz, geleceğin Malatya'sını inşa ediyoruz" diyen Başkan Sami Er, şehircilikten ulaşıma, tarımdan sanayiye, turizmden altyapıya kadar her alanda kapsamlı projelerin hayata geçirildiğini kaydetti. Eylül ayında iki yıllık çalışmaların kamuoyuyla paylaşılacağı geniş kapsamlı bir lansman düzenleyeceklerini açıklayan Başkan Er, Büyükşehir Belediyesi olarak yaptıkları çalışmaları ve hayata geçirecekleri projeleri detayları kamuoyu ile paylaşacaklarını aktardı. 21 Temmuz'da Malatya'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 'COP31 Dirençli Şehirler Çalıştayı'na da değinen Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya'nın afetlere karşı dayanıklı şehir modeliyle uluslararası platformda örnek gösterileceğini, bu kapsamda kentte önemli çalışmaların yapıldığını belirtti. Büyükşehir Belediyesi olarak kent genelinde yaklaşık 35 milyar liralık altyapı yatırımı yürütüldüğüne dikkati çeken Başkan Er, "Malatya'nın 60-70 yıllık asbestli içme suyu hatlarını yeniliyoruz. Ciddi bir yatırım yapıyoruz. Altyapının yaklaşık yüzde 80'i değiştirildi" bilgisini paylaştı. Tamamlanan projelerle birlikte şehirde hiçbir atık suyun arıtılmadan doğaya bırakılmayacağına vurgu yapan Başkan Sami Er, çevre ve doğaya yönelik ciddi projeleri hayata geçirdiklerini anlattı. Ulaşım yatırımlarına ilişkin de bilgi veren Başkan Er, şunları kaydetti, "Malatya-Narlı Hızlı Tren Projesinin ihalesi gerçekleştirildi. Bu ihale kapsamında banliyö treni de projeye dahil edildi. İkizce'ye kadar uzanacak olan banliyö hattımız da bu kapsamda ihale edilmiş oldu. Ayrıca, şehir içinde planladığımız raylı sistem projemizde Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından onaylandı. Raylı sistem hattımız Kışla Caddesi, İnönü Caddesi, İstasyon ve Yüzüncü Yıl Parkı güzergâhında hizmet verecek. İkizce ve Organize Sanayi Bölgesine uzanacak banliyö hattımız da aynı proje kapsamında hayata geçirilecek." İçme suyu konusunda yıllardır yaşanan riskleri ortadan kaldıracak tarihi bir yatırımın da başlatıldığını ifade eden Er, uluslararası finansmanla yaklaşık 75 milyon avroluk alternatif su temin projesinin yürütüldüğünü söyledi. Fırat Havzası'ndan getirilecek yeni su kaynağı sayesinde Malatya'nın uzun yıllar su güvenliğinin sağlanacağını ve yaşanması ihtimal risklerin ortadan kaldırılacağını belirtti. Başkan Er, konuşmasının sonunda Malatyalı iş insanlarına teşekkür ederek, deprem sürecinde sağlanan desteklerin unutulmayacağını ifade etti. Yeni projelerde de iş dünyasının önemli katkılar sunduğunu belirten Er, iş insanı Ahmet Çalık'ın yapılacak büyük cami projesine, Ömer Gümüştekin'in ise Bilim Merkezi projesine destek verdiğini hatırlatarak, tüm hayırseverleri Malatya'nın yeniden inşasına katkı sunmaya davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye'den Su ve Mavi Ekonomi Finansmanında Mavi Repo İle Yeni Adım Haber

QNB Türkiye'den Su ve Mavi Ekonomi Finansmanında Mavi Repo İle Yeni Adım

İşlem kapsamında sağlanan kaynaklar, su kaynaklarının korunması ve mavi ekonomi faaliyetlerini destekleyen yatırımların finansmanında kullanılacak. İklim değişikliği, kuraklık ve artan su stresi, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir öncelik haline getiriyor. Tarımdan sanayiye, enerjiden şehir yaşamına kadar ekonomik faaliyetlerin devamlılığı açısından kritik öneme sahip olan su kaynaklarının korunması ve verimli kullanımı, önümüzdeki dönemin en önemli yatırım alanları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda gerçekleştirilen Mavi Repo işlemi, uluslararası sermayenin Türkiye'de su kaynaklarının korunmasını ve mavi ekonomi faaliyetlerini destekleyen yatırımlara yönlendirilmesine katkı sağlıyor. İşlem aynı zamanda sürdürülebilir finansmanın yalnızca tahvil ihraçlarıyla değil, sermaye piyasaları ve hazine ürünleri aracılığıyla da desteklenebileceğini ortaya koyuyor. QNB Sürdürülebilir Finans ve Ürün Çerçevesi ile IFC Blue Finance Guidelines (Mavi Finansman Rehberi) doğrultusunda yapılandırılan işlem kapsamında fonların kullanımına ilişkin süreçler düzenli raporlama ve bağımsız doğrulama mekanizmalarıyla takip edilecek. QNB Türkiye, son yıllarda gerçekleştirdiği Mavi Tahvil, Yeşil Tahvil, İklim Geçiş Tahvili ve Üçlü Etki Tahvili işlemleriyle sürdürülebilir finansman alanlında ki ürün yelpazesini genişletti. Mavi Repo işlemi ise bu yaklaşımın sermaye piyasaları ve hazine işlemleri tarafındaki yeni örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. QNB Türkiye Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı ve Uluslararası Bankacılık ve Hazine Yönetici Direktörü Yeliz Ataay Arıkök, gerçekleştirilen işleme ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Günümüzde bankalar, uluslararası sermaye ile reel ekonomi arasında köprü kurarak kaynakların ülkenin geleceğini şekillendirecek alanlara yönlendirilmesinde önemli bir rol üstleniyor. QNB Türkiye olarak sürdürülebilir finansmana bu perspektiften yaklaşıyoruz. Su kaynaklarının korunması ve verimli yönetimi de bu alanların başında geliyor. Su, ekonomik faaliyetlerin devamlılığı, gıda güvenliği, sanayi üretimi ve enerji dönüşümü açısından stratejik bir kaynak niteliğinde. Barclays ile gerçekleştirdiğimiz Mavi Repo işlemi, uluslararası yatırımcıların bu alandaki finansman ihtiyacına verdiği desteğin somut bir göstergesi. İşlem sayesinde uluslararası kaynakları Türkiye'de su ve mavi ekonomi alanındaki yatırımlara yönlendirirken, sürdürülebilir finansmanın yeni ürün ve yapılarla gelişmesine de katkı sağlıyoruz. Mavi Repo işlemini, sürdürülebilir finansman araçlarının çeşitlenmesine katkı sağlayan ve su temelli yatırımlara uluslararası kaynak akışını destekleyen önemli bir adım olarak görüyoruz.” Barclays Gelişmekte Olan Piyasalar Sürdürülebilir Finansman Başkanı Oliver Phillips ise şunları söyledi: “QNB Türkiye'nin ilk Mavi Repo işlemini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Bu işlem, COP31 öncesinde Türkiye finans piyasalarında sürdürülebilir finansman için yeni kaynakların harekete geçirilmesini sağlayan yenilikçi uygulamaların devam ettiğini ortaya koyuyor. Barclays olarak mavi finansmanı; denizler ve okyanuslarla bağlantılı projeler için sermaye sağlayan, aynı zamanda çevresel, ekonomik ve iklim açısından olumlu etkiler yaratan önemli ve hızla büyüyen bir finansman alanı olarak görüyoruz." Bu işlem, Türkiye'de sürdürülebilir finansman piyasalarının derinleşmesine katkı sağlarken, su ve mavi ekonomi alanındaki yatırımlara daha fazla uluslararası sermaye yönlendirilmesine olanak tanıyor. QNB Türkiye, geliştirdiği yenilikçi finansman çözümleriyle iklim, su ve doğa temelli dönüşüm alanlarında sermayenin doğru alanlara yönlendirilmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın Konuşacağı COP31’in Destinasyon Hizmeti Coral Travel’a Emanet Haber

Dünyanın Konuşacağı COP31’in Destinasyon Hizmeti Coral Travel’a Emanet

Turizmin kalbinin attığı Antalya’da gerçekleşecek olan dev organizasyona 196 ülkeden 80 bini aşkın misafirin katılımı bekleniyor. Dünya liderlerinin yanı sıra uluslararası binlerce misafirin Antalya’da transferini ve tüm konaklama hizmetlerini ise Coral Travel organize edecek. Katılımcıların konforunu ön planda tutmak için aylar öncesinden hazırlıklara başlayan grup, etkinlik boyunca tüm destinasyon deneyimlerinin planlanması ve yönetimini titizlikle yürütecek. “Bizim için büyük gurur” Coral Travel Group Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Bektaş, COP31 iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “COP31 gibi küresel ölçekte önem taşıyan bir organizasyonun partnerleri arasında yer almak bizim için büyük bir gurur. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek bu önemli zirve kapsamında ülkemize gelecek misafirleri, uluslararası tecrübemiz ve hizmet kalitemizle en iyi şekilde ağırlamayı hedefliyoruz. Antalya’nın ve Türkiye’nin misafirperverliğini dünya ile buluştururken, katılımcılara konforlu ve nitelikli bir deneyim sunmak için çalışmalarımızı titizlikle sürdürüyoruz.” Özel web platformu hazırlandı Coral Travel Group, organizasyon hazırlıkları kapsamında mart ayında COP31’e özel dijital rezervasyon platformunu hizmete açtı. Dünyanın farklı ülkelerinden katılımcılar bu platform üzerinden konaklama rezervasyonlarını gerçekleştirebilirken, aynı zamanda Antalya ve Türkiye hakkında kapsamlı bilgilere de erişebiliyor. COP31 kapsamında sunulacak hizmetlerin kesintisiz şekilde yürütülmesi amacıyla özel bir operasyon ekibi oluşturulurken, bölgedeki otellerle iş birlikleri de sürdürülüyor. Platformda yer alan oteller, COP31 konaklama programı kapsamında katılımcılara hizmet verecek. 7/24 güvenli hizmet Küresel iklim değişikliği gündeminin şekillendiği, dünya liderlerinin ve sektör temsilcilerinin bir araya geldiği COP zirvesinin yapılacağı ülke ve şehirlere dünyanın her yerinden binlerce insan ilgi gösteriyor. Antalya’da düzenlenecek COP31 boyunca Coral Travel Group bünyesindeki ODEON Tours, katılımcıların karşılama, ulaşım ve konaklama hizmetlerini 7 gün 24 saat koordine edecek. Coral Travel Group uluslararası organizasyon deneyimiyle misafirlere yüksek hizmet standartlarında bir deneyim sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası Küresel Belirsizliklere Rağmen Sürdürülebilirlik Dönüşümünden Geri Adım Atmıyor Haber

İş Dünyası Küresel Belirsizliklere Rağmen Sürdürülebilirlik Dönüşümünden Geri Adım Atmıyor

İklim değişikliğinin etkisiyle küresel ticaret kurallarının yeniden şekillendiği bu dönemde, Türkiye iş dünyası yeşil dönüşümde vites yükseltiyor. İklim değişikliğinin etkisiyle küresel ticaret kuralları yeniden şekillenirken, Türkiye’deki şirketler sürdürülebilirlik yatırımlarına yönelik artan yatırım iştahı ve dönüşüm kapasitesine duyduğu güvenle dikkat çekiyor. Dünyanın en güçlü sürdürülebilirlik ağlarından biri olan World Business Council for Sustainable Development (WBCSD) tarafından her yıl yayımlanan ve iş dünyasının net sıfır rotasını çizen “Business Breakthrough Barometer” raporunda, bu yıl ilk kez Türkiye’ye özel derinlemesine analiz gerçekleştirildi. SKD Türkiye’nin elektrik, inşaat, gıda, perakende, finans, içecek, kimya, endüstriyel ekipman ve havayolu gibi sektörlerden üye şirketlerin katılımıyla hazırlanan çalışmada, Türkiye küresel ölçekte mercek altına alınan dört özel ülkeden biri oldu. Küresel sonuçları 22 Haziran’da İngiltere’deki London Climate Action Week kapsamında dünyaya duyurulan raporun Türkiye’ye özel sonuçları ise 8 Temmuz’da düzenlenen Türkiye lansmanında açıklandı. İş dünyasının net sıfır stratejilerine ve iklim risklerine yaklaşımına ışık tutan rapor, Türkiye’deki şirketlerin yatırım iştahı, rekabetçilik, dayanıklılık ve uluslararası iş birliklerine yaklaşımını, küresel eğilimlerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Sayın Samed Ağırbaş’ın ana konuşmacı olarak katıldığı Türkiye lansmanında açıklanan sonuçlar, COP31 öncesinde Türkiye iş dünyasının dönüşüm gündemine ilişkin önemli mesajlar ortaya koydu. Araştırmada Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümüne yönelik dört önemli gösterge ortaya çıktı. Buna göre Türkiye'de; 1. Şirketlerin yüzde 79'u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırdığını ifade ediyor. Küresel ortalamaya baktığımızda bu oran yüzde 54. Aradaki fark oldukça dikkat çekici. 2. Şirketlerin tamamı sürdürülebilirliği uzun vadeli rekabet avantajı olarak görüyor. Küresel ölçekte bu oran yüzde 92 seviyesinde. 3. Şirketlerin yüzde 72'si öngörülebilir iklim politikalarının yatırım kararları açısından kritik olduğunu düşünüyor. Küresel ortalama ise yüzde 46. 4. Şirketlerin yüzde 97'si dönüşümün uluslararası iş birlikleriyle hızlanacağını belirtiyor. Türkiye, dönüşüm yatırımlarında küresel ortalamanın üzerinde Araştırmaya Türkiye’den katılan şirketlerin yüzde 79'u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırdığını ifade ediyor. Küresel ortalamada ise bu oran yüzde 54 seviyesinde kalıyor. Aradaki bu dikkat çekici fark, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirliği artık bir maliyet unsuru olarak değil, rekabet gücünü korumanın ve yeni fırsatlar yaratmanın bir aracı olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Yatırım konusunda dikkat çeken bir diğer önemli veri de şirketlerin öngörülebilirlik beklentisi. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 72'si öngörülebilir iklim politikalarının yatırım kararları açısından kritik olduğunu düşünüyor. Küresel ortalamada ise bu oran yüzde 46. Bu veri, destekleyici tedbirlerin yatırım kararlarında etkili olduğuna dikkat çekiyor. Öte yandan şirketlerin yüzde 97'si dönüşümün uluslararası iş birlikleriyle hızlanacağını belirtiyor. Tüm bu bulgular, Türkiye iş dünyasının dönüşümün gerekli olup olmadığını tartışmadığını, dönüşümün daha hızlı, daha rekabetçi ve daha etkin nasıl gerçekleştirileceğini vurguluyor. Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği riskleri yöneten bir gündem olarak görüyor Türkiye’de şirketlerin sürdürülebilirlik çalışmalarının hangi motivasyonla yürüttüklerine bakıldığında, ilk sırada rekabet avantajı geliyor. Şirketlerin yüzde 100'ü sürdürülebilirliği uzun vadeli bir rekabet avantajı olarak görüyor. Küresel ortalamada bu oran yüzde 92’de kalıyor. İkinci sırada dayanıklılık ve risk yönetimi geliyor. Türkiye’deki şirketler sürdürülebilirliği, küresel ortalamaya kıyasla çok daha güçlü biçimde risk yönetiminin ve iş sürekliliğinin bir parçası olarak görüyor. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 74’ü, küresel ortalamada ise yüzde 50’si dayanıklılık ve risk yönetimine öncelik veriyor. Üçüncü sırada ise regülasyonlara uyum geliyor. Türkiye'de bu oran yüzde 67’iken, küresel ortalamada yüzde 51 seviyesinde. Bu da özellikle Avrupa Birliği ile entegre çalışan şirketlerin, değişen düzenlemeleri yalnızca bir uyum yükümlülüğü olarak değil, pazara erişimini ve rekabet gücünü korumanın önemli bir unsuru olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Buna karşılık müşteri talebi (yüzde 26) ve itibar/sosyal lisans (yüzde 19) gibi motivasyonlar daha geride kalıyor. Bu da Türkiye'de sürdürülebilirlik çalışmalarının şirketlerin uzun vadeli dayanıklılığını ve operasyonel sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla yürütüldüğüne işaret ediyor. Türkiye iklim risklerine maliyet olarak bakıyor Araştırmaya göre Türkiye iş dünyası, iklim risklerini ekonomik etkileri üzerinden değerlendiriyor. Şirketler açısından emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, artan maliyet baskısı ve pazara erişim ile rekabetçiliğin korunması gibi başlıklar öne çıkıyor. Bu nedenle iklim risklerinin etkin yönetimi yalnızca çevresel etkileri azaltmak açısından değil, şirketlerin uzun vadeli dayanıklılığını ve rekabet gücünü koruyabilmesi açısından kritik önem taşıyor. Dönüşümün maliyeti ve finansmanı öncelikli unsur Türkiye’de şirketlerin yüzde 89’u dönüşüm sürecini yönetebileceklerine inanıyor. Küresel ortalamada ise şirketlerin yüzde 74’ü hemfikir. Bununla birlikte, Türkiye’de şirketlerin yüzde 42’si dönüşüm sürecinin daha belirsiz ilerleyeceğini düşünüyor. Küresel ortalamada bu oran yaklaşık yüzde 70’e çıkıyor. Bu da küresel iş dünyasında geçiş sürecinin belirsiz ilerleyeceği kaygısının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki şirketler ise dönüşüm sürecinin zorluklarını görüyor ancak kendi planlama kapasitelerine güveniyorlar. Bu aşamada geçiş maliyetinin nasıl yönetileceği, finansmanın nasıl sağlanacağı ve rekabetçiliğin nasıl korunacağı önem kazanıyor. Bu nedenle Türkiye’de geçiş riskinin daha çok ekonomik çerçeveyle ele alınması gerekiyor. SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, araştırma sonuçlarını değerlendirerek şunları söyledi: “Türkiye’nin bu yıl ilk kez Business Breakthrough Barometer kapsamında özel deep-dive ülke analiziyle yer almasına katkı sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu araştırmayı değerli kılan en önemli özellik, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir gündem olarak ele almaması. Bize şirketlerin iklim dönüşümünü yatırım kararları, rekabetçilik, dayanıklılık ve risk yönetimi açısından nasıl değerlendirdiğini gösteriyor. Bu yıl Türkiye'nin sonuçlarını ilk kez küresel bulgularla karşılaştırma imkanına sahibiz. Bu sayede hem nerede olduğumuzu hem de hangi alanlarda küresel ortalamanın üzerinde performans gösterdiğimizi görebiliyoruz. Türkiye'de sürdürülebilirlik artık yalnızca bir niyet beyanı değil. Şirketlerin yatırım kararlarını, büyüme stratejilerini ve rekabetçilik anlayışını şekillendiren temel başlıklardan biri haline gelmiş durumda. Bu da aslında Türkiye iş dünyasının dönüşüme bakışında önemli bir olgunlaşmaya işaret ediyor. COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan ülkemiz açısından araştırmanın sonuçları güçlü bir referans niteliği taşıyor.” Ediz Günsel, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin dört alanı aynı anda yönetmesi gerektiğine dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Türkiye’nin bulguları güçlü bir yatırım iştahı olduğunu, bununla birlikte dönüşümü dört alanı aynı anda yöneterek hayata geçirmek zorunda olduğunu gösteriyor. Bir yanda yatırım ihtiyacı var. Şirketler dönüşüme kaynak ayırıyor ve bunu uzun vadeli büyüme kararlarının bir parçası olarak görüyor. Diğer yanda dayanıklılık var. İklim etkileri şirketler açısından maliyet, kaynak güvenliği ve operasyonel süreklilik meselesi haline gelmiş durumda. Bununla birlikte rekabetçilik de kritik bir konu. AB değer zincirleri, standartlar, pazar erişimi ve finansmana erişim; dönüşümün şirketlerin rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Ve son olarak iş birliği. Bu geçişin yalnızca şirketlerin kendi başına taşıyabileceği bir süreç olmadığı açık. Kamu politikaları, finansman mekanizmaları ve uluslararası uyum aynı yönde ilerlemeli. Dolayısıyla Türkiye’nin hikayesi, bu dört alanı aynı anda yöneterek dönüşümü uygulamaya, dönüştürmeye çalışan bir ekonomi hikayesi.” Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, basın toplantısında yaptığı konuşmada şunları vurguladı: “Bizim bir amacımız var: Daha yaşanabilir, daha adil, daha müreffeh bir dünya istiyoruz. Ev sahipliği yapacağımız COP31'i Türkiye'nin ve bölgenin ciddi bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Bu bağlamda kamu kurumlarımızda çok ciddi hazırlıklar yürütüyoruz. İklim ve çevre bağlamındaki regülasyonların güçlenerek, kamu sistematiğinde sahiplenilmesiyle alakalı önemli bir adım atıyoruz. Sıfır Atık Vakfı’nın ana paydaşlarından biri olduğu Londra İklim Eylem Haftası’nda ortak görüşümüz, iş dünyasının iklim ve çevre süreçlerine güçlü bir şekilde dahil edilmemesi halinde, gerçek sonuçlar elde etmemizin mümkün olmadığıydı. Bunun için ortak çalışma kültürümüzü güçlendirmeliyiz. Dünyada iki farklı kutup var. Bir yandan elektrifikasyonu ve yeşil enerjiyle kalkınmayı konuşurken, diğer yandan elektriğe erişimi olmayan 800 milyon insanı desteklemenin yollarını da konuşmalıyız. İşte COP31'de biz bu iki kutbu da aynı masaya oturtmak istiyoruz.” İş dünyasının COP31 sürecine etkin bir şekilde dahil olmasını istediklerini kaydeden Samed Ağırbaş, “193 ülkeden devlet temsilcilerinin Antalya'da buluşacağı COP31'de iş dünyasını, sivil toplumu ve akademiyi de sürece güçlü bir şekilde entegre etmeyi amaçlıyoruz. SKD Türkiye de önemli çalışmalar yürütüyor. Türkiye’nin bu yıl Business Breakthrough Barometer araştırmasına dahil edilmesi de önemli bir başlık. Başarılı bir COP toplantısı inşa etmek istiyorsak, başarılı bir dönüşüm, değişim inşa etmek istiyorsak, bu salondaki bütün bireyler ve bütün dinleyicilerimizle omuz omuza çalışmak zorundayız. Daha yaşanılabilir dünya için beraber çalışmalıyız” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TKYB ve AFD’den Türkiye’nin Yeşil Dönüşümüne ve Kapsayıcı Kalkınmasına 200 Milyon Avroluk Kaynak Haber

TKYB ve AFD’den Türkiye’nin Yeşil Dönüşümüne ve Kapsayıcı Kalkınmasına 200 Milyon Avroluk Kaynak

Uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiği güçlü iş birlikleriyle temin ettiği kaynakları Türkiye'nin öncelikli yatırım alanlarına yönlendirmeye devam eden Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB), yeni finansman anlaşmasıyla yeşil dönüşüm ile kapsayıcı kalkınmayı aynı kaynakta buluşturuyor. Bu kapsamda AFD ile imzalanan 200 milyon Avro tutarındaki ve 10 yıl vadeli kredi anlaşmasıyla; yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, üretim sektörünün sürdürülebilir büyümesinin desteklenmesi ve kadının iş hayatındaki rolünün güçlendirilmesine katkı sağlayan yatırım ve uygulamaların teşvik edilmesi amaçlanıyor. İki kurum arasında imzalanan anlaşma kapsamında, AFD tarafından sağlanacak teknik destek ile TKYB’nin ve bu kaynaktan yararlanacak TKYB müşterilerinin proje amaçlarına yönelik teknik kapasitesinin geliştirilmesi de hedefleniyor. Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop, “Fransız Kalkınma Ajansı ile imzaladığımız bu anlaşma, yalnızca uzun vadeli bir finansman kaynağı temin etmenin ötesinde, Bankamızın sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma vizyonunu somut yatırımlara dönüştürme kararlılığını da yansıtmaktadır. 200 milyon Avro tutarında sağlanan bu kaynakla, yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklerken, üretim kapasitesinin artırılmasına ve kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendiren uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sunacağız. Uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri sayesinde ülkemizin dönüşüm önceliklerine uzun vadeli kaynak sağlamayı sürdürüyoruz." dedi. Anlaşmanın, COP31 öncesinde Türkiye’nin yeşil dönüşüm ve kapsayıcı kalkınma hedefleri açısından önemli bir iş birliğini ortaya koyduğunu belirten AFD Türkiye Direktörü Xavier Muron, “COP31 öncesinde imzalanan bu anlaşma, sürdürülebilir yatırımların desteklenmesi, yeşil dönüşümün hızlandırılması ve kadınların ekonomik güçlenmesine yönelik ortak kararlılığımızın somut bir göstergesidir.” dedi Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton ise anlaşmanın Fransa’nın yeşil finansman ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki küresel yaklaşımıyla uyumlu olduğunu vurgulayarak, “Fransa, küresel ölçekte yeşil finansmanı hızlandırırken, toplumsal cinsiyet eşitliğini de bu dönüşümün temel itici güçlerinden biri haline getirmeyi amaçlayan ikili bir küresel vizyon izlemektedir.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu, Bakan Murat Kurum ile Bir Araya Geldi Haber

Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu, Bakan Murat Kurum ile Bir Araya Geldi

Toplantıda, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar ile ülkemizin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek 31’inci Taraflar Konferansı (COP31) hazırlık süreci değerlendirildi. Finans sektörünün yeşil dönüşüm sürecindeki rolü, sürdürülebilir finansman uygulamaları ve iklim odaklı risklerin yönetimi konularında da değerlendirmelerde bulunuldu. TBB Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar, toplantıya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bankacılık sektörü olarak sürdürülebilirlik gündemini stratejik önceliklerimiz arasında konumlandırıyoruz. İklim değişikliğiyle mücadele ve düşük karbon ekonomisine geçiş sürecinde finans sektörüne önemli sorumluluklar düşüyor. Bu çerçevede, tüm paydaşlarımızla yakın iş birliği içinde çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Çakar, COP31 sürecinin küresel ölçekte iklim politikalarının şekillenmesi açısından önemli bir platform olduğunu belirterek, sürecin ülkemizin yeşil dönüşüm vizyonunun uluslararası alanda daha görünür hale gelmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Sürdürülebilir finansmanın yeşil dönüşümün temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Çakar, iklim hedeflerine ulaşılmasında bankacılık sektörünün önemli bir rol üstlendiğini vurgulayarak, Türk bankacılık sektörünün COP31 sürecinde de aktif rol almaya devam edeceğini söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bankacılık Sektörü ve Çevre Bakanlığı Tarihi Köşkte Buluştu Haber

Bankacılık Sektörü ve Çevre Bakanlığı Tarihi Köşkte Buluştu

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu, Başkan Alpaslan Çakar başkanlığında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile bir araya geldi. Toplantı, restorasyon çalışmaları tamamlandığında Türkiye Bankalar Birliği'nin yeni merkez binası olacak tarihi Ahmet Ratıp Paşa Köşkü’nde gerçekleştirildi. Toplantıda, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar ile ülkemizin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek 31’inci Taraflar Konferansı (COP31) hazırlık süreci değerlendirildi. Finans sektörünün yeşil dönüşüm sürecindeki rolü, sürdürülebilir finansman uygulamaları ve iklim odaklı risklerin yönetimi konularında da değerlendirmelerde bulunuldu. TBB Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar, toplantıya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bankacılık sektörü olarak sürdürülebilirlik gündemini stratejik önceliklerimiz arasında konumlandırıyoruz. İklim değişikliğiyle mücadele ve düşük karbon ekonomisine geçiş sürecinde finans sektörüne önemli sorumluluklar düşüyor. Bu çerçevede, tüm paydaşlarımızla yakın iş birliği içinde çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Çakar, COP31 sürecinin küresel ölçekte iklim politikalarının şekillenmesi açısından önemli bir platform olduğunu belirterek, sürecin ülkemizin yeşil dönüşüm vizyonunun uluslararası alanda daha görünür hale gelmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Sürdürülebilir finansmanın yeşil dönüşümün temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Çakar, iklim hedeflerine ulaşılmasında bankacılık sektörünün önemli bir rol üstlendiğini vurgulayarak, Türk bankacılık sektörünün COP31 sürecinde de aktif rol almaya devam edeceğini söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

12. Nükleer Santraller Zirvesi 30 Haziran’da Başlıyor Haber

12. Nükleer Santraller Zirvesi 30 Haziran’da Başlıyor

Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen 12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, Türkiye, Balkanlar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın en büyük nükleer enerji buluşması olarak sektörün tüm paydaşlarını 30 Haziran – 1 Temmuz 2026 tarihlerinde İstanbul’da bir araya getirecek. Karar vericiler, kamu temsilcileri, uluslararası teknoloji sağlayıcıları, yerli sanayi kuruluşları, akademisyenler ve nükleer enerji uzmanlarının katılımıyla gerçekleşecek NPPES’i binin üzerinde katılımcının ziyaret etmesi bekleniyor. COP31 öncesinde gerçekleştirilecek zirvede, nükleer enerjinin küresel iklim hedeflerine ulaşmadaki rolü, küçük modüler reaktörler (SMR), nükleer tedarik zincirleri ve Türkiye’nin nükleer teknoloji geliştirme vizyonu masaya yatırılacak. Fuar alanında ise nükleer enerjinin global alandaki önemli oyuncuları en yeni teknolojik çözümlerini sergileyecek. Kanada ile nükleer tedarik zinciri iş birlikleri masaya yatırılacak Türkiye’nin ikinci nükleer santral projesiyle yakından ilgilenen Kanadalı sektör temsilcilerinin yoğun katılım göstereceği NPPES'te, Kanada’nın geliştirdiği CANDU reaktör teknolojisine yönelik özel bir ‘CANDU Tedarik Zinciri Toplantısı’ düzenlenecek. Ayrıca Kanada Nükleer Derneği ile Nükleer Sanayi Derneği’nin gerçekleştireceği iş birliği oturumunda, Türkiye ve bölge ülkelerindeki nükleer enerji projelerinde ortaya çıkan yeni fırsatlar ve tedarik zinciri olanakları değerlendirilecek. Türk sanayicilerine nükleer enerjide tedarikçi olma fırsatı sunuyor NPPES’in Türk sanayisi için stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç şunları aktardı: “Nükleer enerji projeleri yalnızca enerji üretimi açısından değil, yüksek teknolojiye dayalı sanayi ekosisteminin gelişimi açısından da büyük önem taşıyor. NPPES, nükleer güç santrali projelerinde yerli tedarik oranını artırmayı amaçlayan ASO Nükleer Sanayi Kümelenmesi (NÜKSAK) üyelerimiz başta olmak üzere Türk sanayicileri için önemli fırsatlar sunuyor. Zirve, Türk sanayicilerinin yalnızca Türkiye’deki değil, Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’daki yeni nükleer enerji yatırımlarında da tedarikçi olarak konumlanmasına zemin hazırlıyor. Kurulacak iş birlikleri ve uluslararası temaslar sayesinde yerli firmalarımızın küresel nükleer tedarik zincirlerinden daha fazla pay almasına ve rekabet gücünü artırmasına katkı sunuyor.” Türkiye nükleer enerjide bölgesel üs olma yolunda Nükleer Santraller Zirvesi’nin bu yıl birçok ülkenin sektörel derneği tarafından desteklendiğine dikkat çeken Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi; “Kanada, Kore, İtalya, Bulgaristan ve Çin'in önde gelen nükleer enerji kuruluşlarının NPPES'i desteklemesi, Türkiye’nin uluslararası nükleer ekosistemde giderek daha görünür bir konuma geldiğini gösteriyor. Türkiye'nin hedefi yalnızca nükleerden enerji üreten bir ülke olmak değil; teknoloji geliştiren, yüksek katma değerli üretim yapan ve bölgesel nükleer tedarik zincirlerinin önemli oyuncularından biri haline gelmek. NPPES, bu hedef doğrultusunda uluslararası iş birliklerinin ve yeni yatırım fırsatlarının şekillendiği önemli bir platform olmayı 12 yıldır sürdürüyor. COP31’e giden süreçte net sıfır emisyonlu bir gelecek inşa etmek istiyorsak, tüm düşük karbonlu enerji kaynaklarını birlikte değerlendirmek zorundayız. Nükleer enerji; yenilenebilir kaynakların tamamlayıcısı olarak, sanayinin rekabetçiliğini artıran, enerji arz güvenliğini güçlendiren ve iklim hedeflerine ulaşmayı mümkün kılan stratejik bir alan. NPPES’te, Türkiye’nin bu dönüşümde nasıl daha güçlü bir rol üstlenebileceğini tüm paydaşlarla birlikte değerlendireceğiz.” Zirve’deki oturumlardan bazıları şöyle; Teknoloji Kullanan Bir Ülkeden Teknoloji Geliştiren Bir Ülkeye: Türkiye’nin Ulusal Nükleer Reaktör Girişimi, COP31’e Giden Yolda: Küresel Net Sıfır Hedeflerine Ulaşmada Nükleer Enerjinin Vazgeçilmez Rolü, Küresel Nükleer Enerji Büyümesini Desteklemek İçin Nükleer Tedarik Zincirlerinde Ortak İş Birliği, Nükleer Projelerde Risklerin Azaltılması ve Yeni Nesil Finansman Mekanizmalarının Değerlendirilmesi, Gelişmiş Reaktörler ve 4. Nesil Reaktör Teknolojileri. INPPES Fuarcılık tarafından hayata geçirilen 12. Nükleer Santraller Zirvesi, bu yıl Kanada Nükleer Derneği (CNA), Yeni Nükleer İzleme Enstitüsü (New Nuclear Watch Institute - NNWI), Kore Uluslararası İş Birliği Nükleer Derneği (KNA), İtalyan Nükleer Derneği (AIN), Bulgar Atom Forumu (BULATOM) ve Çin Nükleer Enerji Derneği tarafından resmi olarak da destekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.