Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cop31

Kapsül Haber Ajansı - Cop31 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cop31 haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COP31’in Master Partner’ı Türk Telekom, Türkiye’nin İklim Eylemine Güç Katıyor Haber

COP31’in Master Partner’ı Türk Telekom, Türkiye’nin İklim Eylemine Güç Katıyor

Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejisinin merkezine yerleştiren Türk Telekom, Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından biri olan COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda en üst düzey sponsorluk kategorisi olan “Master Partner” olarak yer alacak. Türk Telekom aynı zamanda COP31 “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak organizasyonun teknoloji altyapısını uçtan uca üstlenecek. 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’de güçlü dijital altyapısını ve teknoloji birikimini organizasyonun hizmetine sunacak olan Türk Telekom, Türkiye’nin iklim diplomasisindeki bu önemli buluşmanın kesintisiz ve güçlü bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesine katkı sağlayacak. Türk Telekom, “Yarına Sözümüz Var” yaklaşımı doğrultusunda üstlendiği bu sorumlulukla teknolojiyi çevresel ve toplumsal faydaya dönüştürme vizyonunu COP31’e taşıyacak. Dijitalleşme ve teknoloji alanındaki yetkinliklerini Türkiye’nin sürdürülebilir gelecek hedefleri doğrultusunda kullanarak küresel iklim mücadelesine katkı sunacak. Türk Telekom’un COP31 kapsamında üstleneceği bu önemli rol ve organizasyona sunacağı teknoloji desteği, COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin’in bir araya geldiği görüşmeyle kamuoyuna duyuruldu. Görüşmede, Türkiye’nin COP31 ev sahipliği vizyonu, Türk Telekom’un COP31 “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak organizasyona sağlayacağı uçtan uca teknoloji altyapısı ve şirketin sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaları ele alındı. COP31 alanındaki dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında Ankara’dan Antalya’ya Türk Telekom’un 5G teknolojisiyle canlı bağlantı gerçekleştirildi. Bakan Kurum ve Şahin, görüşme sırasında Türk Telekom’un 5G teknolojisiyle Ankara’daki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan Antalya’daki COP31’in gerçekleştirileceği alana canlı bağlantı yaparak organizasyon alanındaki, fiber internet, mobil iletişim ve dijital dönüşüm çalışmalarındaki son durum hakkında bilgi aldı. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejisinin merkezine yerleştiren Türk Telekom, Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31’inci Oturumu’nda (COP31) en üst düzey sponsorluk kategorisi olan “Master Partner” olarak yer alacak. Türk Telekom, aynı zamanda COP31 “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak güçlü dijital altyapısı ve teknoloji birikimini COP31’in hizmetine sunarak organizasyonun teknoloji altyapısını uçtan uca üstlenecek. Konferansın dijital ve teknolojik omurgasını oluşturacak Türk Telekom, COP31’in kesintisiz ve güçlü bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesine katkı sunarken, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve teknoloji gücünü küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından birine taşıyacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “COP31 sürecinde kamu, özel sektör, finans ve sivil toplumu aynı masada buluşturarak iklim eylemindeki kararlılığımızı somut iş birlikleriyle taçlandırıyoruz. Bu kapsamda ülkemizin dijital dönüşümünün öncülerinden Türk Telekom, COP31'in "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Partneri" oldu. Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31'de teknolojinin ve dijital dönüşümün iklim eylemine sunacağı katkıyı önemsediğimizi; Türk Telekom'un da bu sürece ortak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31'de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız” dedi. “Yarına Sözümüz Var anlayışıyla sürdürülebilir bir gelecek için çalışıyoruz” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom olarak, teknoloji gücümüzü ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı’nın 31’inci Oturumu’na (COP31) taşımaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Dünyanın en önemli iklim buluşmalarından biri olan COP31’de Master Partner olarak yer alırken, COP31 “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak organizasyonun teknoloji altyapısını da uçtan uca üstleneceğiz. Güçlü dijital altyapımızı ve teknoloji birikimimizi COP31’in hizmetine sunarak bu önemli organizasyonun dijital ve teknolojik omurgasını oluşturacağız. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejimizin merkezine yerleştiriyoruz. Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğuna öncülük ederken, teknolojiyi topluma ve çevreye değer katacak sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olarak konumlandırıyoruz. Son dört yıldır sektörümüzün yatırım lideri olarak dijital geleceğin inşasına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken, her adımımızı daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle atıyoruz. ‘Yarına Sözümüz Var’ yaklaşımımız doğrultusunda bugün attığımız her adımın yarının dünyasında bir karşılığı olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. COP31 kapsamında üstlendiğimiz bu sorumluluğu, Türkiye’nin teknoloji gücünü ve sürdürülebilirlik vizyonunu küresel ölçekte ortaya koymak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Güçlü altyapımız ve teknoloji birikimimizle Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ve küresel iklim mücadelesine katkı sunmaya, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğuyla çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Sürdürülebilirlik performansını güçlendiriyor Türk Telekom, sürdürülebilirliği iş stratejisinin temel unsurlarından biri olarak konumlandırarak çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Veri yönetişimi ve finansal analizlerle güçlendirdiği stratejisi kapsamında iklim değişikliğinin iş süreçleri üzerindeki potansiyel etkilerini sayısallaştıran Türk Telekom, risk ve fırsat analizlerini finansal tablolarına yansıtarak kurumsal karar alma süreçlerini bu verilerle şekillendiriyor. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, akıllı şehir uygulamaları, yeni nesil yeşil şebeke teknolojileri, dijital kapsayıcılık ve çalışan gönüllülüğü gibi alanlarda çalışmalar yürüten Türk Telekom, sürdürülebilirlik performansını uluslararası değerlendirmelerde de güçlendiriyor. CDP İklim Değişikliği Programı’nda “A” notunu koruyarak Global A Listesi’nde yer alan Türk Telekom, ilk kez raporlama yaptığı CDP Su Güvenliği Programı’nda ise “A-” notu aldı. BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’nde de yer alan Türk Telekom, yenilenebilir enerji yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. Sivas’ta devreye aldığı 128 MWp kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali’nin ardından Malatya ve Ağrı’da gerçekleştireceği yatırımlarla toplam yenilenebilir enerji kapasitesini 530 MWp’e çıkarmayı ve yıllık yaklaşık 800 GWh enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyor. İklim kriziyle mücadelede teknoloji ve altyapı gücünü sürdürülebilirlik yaklaşımıyla birleştiren Türk Telekom, 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 45 azaltmayı, 2050 yılında ise “Net Sıfır”a ulaşmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güneş ve Rüzgârın Elektrik Üretimindeki Payı Hızla Artıyor Haber

Güneş ve Rüzgârın Elektrik Üretimindeki Payı Hızla Artıyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerjisinde son 10 yılda büyük bir dönüşüm gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bu dönüşüm, Enerjide Tam Bağımsız Türkiye hedefimizin yanı sıra daha temiz bir enerji geleceği için attığımız somut adımların da güçlü bir göstergesidir. Yenilenebilir enerjide elde ettiğimiz bu büyük başarıyı, Antalya’da düzenleyeceğimiz COP31’de ortaya koyacağımız yeni hedeflerle daha ileri bir seviyeye taşıyacağız. Türkiye’nin rüzgârını ve güneşini milletimizin enerjisine dönüştürmeye; güvenilir, temiz ve uygun maliyetli enerjiyi herkes için erişilebilir kılan güçlü bir altyapı inşa etmeye devam edeceğiz.” dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 2016 yılında ortaya konan Milli Enerji ve Maden Politikası ile sadece petrol ve doğal gazda değil, aynı zamanda güneş ve rüzgâr enerjisinde de Türkiye’nin gücünü yeni bir seviyeye taşıdı. Aradan geçen 10 yıllık süreçte Türkiye, elektrik üretiminde güneş ve rüzgârın payını katlayarak artırdı. Güneşin Payında 28 Kat Artış Güneşin 2016 yılında yüzde 0,4 olan elektrik üretimindeki payı, bu yılın temmuz ayı itibarıyla 28 kat artışla yüzde 11,6’ya yükseldi. Rüzgârın 10 yıl önce yüzde 5,7 olan elektrik üretimindeki payı ise bu yılın temmuz ayı itibarıyla 1,1 kat artışla yüzde 12,1’e çıktı. Güneş Kurulu Gücünde Artış Yaklaşık 19 Kat Elektrik üretimindeki pay artışlarına benzer bir tablo, güneş ve rüzgâr kurulu gücünde de kendini gösterdi. Güneşin 2016 yılında yüzde 1,1 olan elektrik kurulu gücü içerisindeki payı, bu yılın temmuz ayı itibarıyla yaklaşık 19 kat artışla yüzde 21,7’ya çıktı. Rüzgârın 10 yıl önce yüzde 7,3 olan elektrik kurulu gücü içerisindeki payı ise bu yılın temmuz ayı itibarıyla yaklaşık yüzde 66 artışla yüzde 12,1’e yükseldi. Büyük Bir Dönüşüm Gerçekleştirdik Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede “Türkiye’nin enerjisinde son 10 yılda büyük bir dönüşüm gerçekleştirdik. Güneşin elektrik üretimindeki payını 28 kat artırarak yüzde 11,6’ya, rüzgârın payını ise yüzde 12,1’e yükselttik. Güneş ve rüzgârda toplam kurulu gücümüz yaklaşık 43 bin megavata ulaştı. Bu dönüşüm, Enerjide Tam Bağımsız Türkiye hedefimizin yanı sıra daha temiz bir enerji geleceği için attığımız somut adımların da güçlü bir göstergesidir. Yenilenebilir enerjide elde ettiğimiz bu büyük başarıyı, Antalya’da düzenleyeceğimiz COP31’de ortaya koyacağımız yeni hedeflerle daha ileri bir seviyeye taşıyacağız. Türkiye’nin rüzgârını ve güneşini milletimizin enerjisine dönüştürmeye; güvenilir, temiz ve uygun maliyetli enerjiyi herkes için erişilebilir kılan güçlü bir altyapı inşa etmeye devam edeceğiz.” dedi. Kurulu Güçte Güneş ve Rüzgârın Payı Yüzde 33,8 Türkiye’nin elektrik kurulu gücü, 2026’nın temmuz ayında 126 bin 476 megavata yükseldi.Temmuz ayı sonu itibarıyla elektrik kurulu gücünde 27 bin 507 megavat ile güneşin payı yüzde 21,7’ye çıkarken 15 bin 358 megavata ulaşan rüzgârın payı da yüzde 12,1 olarak kayıtlara geçti. Güneş ve rüzgâr kurulu gücünün toplamı ise Temmuz’da yüzde 33,8’lik pay ile 42 bin 865 megavata yükselmiş oldu. Ayrıca, güneş enerjisinden elektrik üretimi, haziran ayında kırılan rekorun ardından temmuz ayında rekor tazeledi. Temmuz ayında güneş enerjisi kaynaklı elektrik üretim değeri 5,37 milyar kilovatsaat ile aylık bazda tüm zamanların en yüksek değeri olarak kayıtlara geçti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ChangeNOW HUBS Istanbul COP31 Yolunda Türkiye'nin Sürdürülebilirlik Ekosistemini Bir Araya Getirdi! Haber

ChangeNOW HUBS Istanbul COP31 Yolunda Türkiye'nin Sürdürülebilirlik Ekosistemini Bir Araya Getirdi!

Aplike Beyin'in Türkiye lisansını üstlendiği organizasyon; iş dünyası, girişimcilik ekosistemi, yatırımcılar, akademi, sivil toplum ve gençleri COP31 yolunda ortak gündemler etrafında buluşturdu. İstanbul'da gün boyu süren buluşmada iklim eyleminden kapsayıcı liderliğe, kuşaklar arası diyalogdan sporun toplumsal etkisine, B Corp hareketinden sürdürülebilir girişimciliğe uzanan başlıklar ele alındı. Panellerin yanı sıra girişim sunumları, çözüm alanları, atölyeler ve networking buluşmaları; farklı sektörlerden katılımcıların deneyim paylaşmasına ve yeni iş birliği olanaklarını değerlendirmesine zemin hazırladı. Aplike Beyin Kurucusu ve ChangeNOW Türkiye Lideri Beyza Beyzade Berkol, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında güçlü bir çözüm ve yetenek potansiyeli bulunduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “10 Eylül’de bir kez daha gördük ki Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında çözüm de yetenek de güçlü bir irade de var. Asıl ihtiyaç, birbirinden habersiz ilerleyen taraflar arasında güvene dayalı bağlantılar kuracak ve konuşmayı eyleme çevirecek ortak bir zemindi. COP31’i yalnızca bir iklim zirvesi değil, Türkiye için ekonomik ve toplumsal bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Bundan sonraki başarımızı, etkinlik günü oluşan enerjinin kalıcı ilişkilere, yeni projelere ve ölçülebilir etkiye dönüşmesi belirleyecek.” ChangeNOW HUB Istanbul adına değerlendirmelerde bulunan ChangeNOW HUBS İstanbul Yeni Nesil Etki Lideri UC Berkeley M.E.T. Belfu Berkol ise buluşmanın tek günlük bir etkinliğin ötesinde, yıl boyunca devam edecek bir hareketin başlangıcı olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: “ChangeNOW HUB Istanbul’u bir sonuç olarak değil, yıl boyunca devam edecek bir hareketin başlangıcı ve ilk kıvılcımı olarak görüyoruz. Bu buluşma, farklı kuşakların aynı amaç etrafında birlikte üretebildiğini ve gençlerin geleceğin pasif temsilcileri değil, bugünün karar ortakları olduğunu gösterdi. Şimdi hedefimiz, burada ortaya çıkan fikirleri karar vericiler ve yatırımcılarla buluşturarak gençlerin düşüncelerinin gerçek süreçlere etki etmesini sağlamak.” Paris'ten İstanbul'a kök salan hareket Program, ChangeNOW HUBS Istanbul'un Türkiye'deki yolculuğunu ve küresel ChangeNOW ekosistemiyle kurduğu bağı odağına alan açılışın ardından 'Paris'ten İstanbul'a Bir Hareket Kök Salıyor' oturumuyla devam etti. Belfu Berkol ve Rose-May Lucotte, ChangeNOW'un Paris'ten İstanbul'a uzanan etki yaklaşımını ve yerel ekosistemin küresel hareket içindeki rolünü değerlendirdi. Dilin Kemiği Yok Ebru Nihan Celkan, Kerem Kanık, Jülide Erdoğan ve Münteha Adalı; sürdürülebilir dönüşümün yalnızca hedeflerle değil, kullanılan dil, kurulan anlatı ve toplumsal katılım biçimleriyle de şekillendiğini farklı perspektiflerden ele aldı. KAYIT DIŞI: İki Kuşak Ortak Gelecek Emine Erdem ve Belfu Berkol, farklı kuşakların deneyimlerini ortak bir gelecek fikrinde buluşturarak dönüşümde kuşaklar arası diyaloğun ve karşılıklı öğrenmenin önemini konuştu. COP31 Yolunda İklim Eylemi Gündemini İleri Taşımak Tony Huber ve Tuğçe Söğüt, COP31'e giden süreçte iklim gündeminin nasıl somut eyleme dönüştürülebileceğini ve farklı aktörler arasındaki iş birliğinin önemini değerlendirdi. Sürdürülebilirliğin Eksik Halkası Kapsayıcı Liderlik Ahmet Dördüncü, Esra Bezircioğlu ve Meltem Kurtsan; kapsayıcılığı kurum kültürü, karar alma süreçleri ve sürdürülebilir dönüşümün kalıcılığı açısından ele aldı. Spor Daha Sağlıklı Kapsayıcı ve Dayanıklı Toplumları Nasıl Güçlendirebilir Şafak Müderrisgil, Zeliha Ünaldı ve Gülberk Gültekin Salman; sporun sağlık, eşitlik, toplumsal dayanıklılık ve aidiyet üzerindeki dönüştürücü rolünü tartıştı. İş Dünyasında Çıtayı Yükseltmek B Corp'lar Türkiye'de Değişime Nasıl Öncülük Ediyor Melissa Clissold, Sarah Garcia, Ece Altunmaral, Duru Leblebicioğlu ve Ceyda Kaytmaz; etki odaklı iş modellerini, ölçülebilir dönüşümü ve B Corp yaklaşımının Türkiye iş dünyasına sunduğu olanakları gündeme taşıdı. Girişimler çözümlerini sahneye taşıdı Türkiye Girişimcilik Vakfı desteğiyle gerçekleştirilen 'Bir Sonraki Değişim Girişim Sunumları' oturumunda, gezegen ve toplum için yenilikçi çözümler geliştiren girişimciler iş modellerini jüri ve katılımcılarla paylaştı. Sunumlar, sürdürülebilirlik gündeminin yalnızca tartışılan bir alan değil; teknoloji, girişimcilik ve yeni iş modelleriyle hayata geçirilen bir dönüşüm sahası olduğunu ortaya koydu. İstanbul'dan öteye hareketin devamı Günün kapanışındaki 'İstanbul'dan Öteye Hareketin Devamı' oturumunda Belfu Berkol ve Alexandra Bazin Debauche, etkinlikte kurulan diyaloğun ve bağlantıların yıl boyunca nasıl sürdürülebileceğine odaklandı. ChangeNOW HUB Istanbul'ın tek günlük bir buluşmanın ötesinde; yeni ortaklıkları, girişimleri ve çözüm odaklı çalışmaları destekleyen uzun soluklu bir ekosistem olarak gelişmesi hedefi paylaşıldı. ChangeNOW HUB Istanbul, COP31 yolunda Türkiye'nin sürdürülebilirlik ekosistemindeki farklı aktörleri aynı zeminde buluşturarak ortak gündemlerin görünürlük kazanmasına, yeni bağlantıların kurulmasına ve çözüm odaklı iş birlikleri için güçlü bir başlangıç yapılmasına katkı sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31’in Lojistik Operasyonunu OMSAN Lojistik Üstlenecek Haber

COP31’in Lojistik Operasyonunu OMSAN Lojistik Üstlenecek

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında yürütülecek lojistik operasyonlarda OMSAN Lojistik tercih edildi. Şirket, konferans için yurt dışından Türkiye’ye getirilecek malzeme ve ekipmanların uluslararası taşımalarının yanı sıra, 1 milyon metrekarelik etkinlik alanındaki tüm taşıma operasyonlarını yönetecek. Dünyanın en önemli uluslararası organizasyonlarından biri olan COP31’in lojistik süreçlerinde üstlenilen bu kapsamlı görev, OMSAN Lojistik’in operasyonel yetkinliğini ve büyük ölçekli organizasyonların lojistik süreçlerini yönetme kabiliyetini ortaya koyuyor. Dünyanın İklim Gündemi Antalya’da Buluşacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek. Dünyanın dört bir yanından ülkelerin yanı sıra Birleşmiş Milletler kuruluşları, hükümetler arası kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve özel sektör temsilcilerini bir araya getirecek konferans, küresel iklim diplomasisinin en önemli buluşmalarından biri olacak. Devlet ve hükümet temsilcileri, bakanlar, delegasyon başkanları ve uluslararası paydaşların katılacağı COP31’de; küresel iklim eylemi, iklim finansmanı, iklim değişikliğine uyum, adil dönüşüm ve 2030 öncesi iklim hedefleri gibi kritik konular ele alınacak. Demiralp ve Tansık COP31 Hazırlıklarını Değerlendirdi OMSAN Lojistik Genel Müdürü Ahmet Tansık, COP31 hazırlıkları kapsamında Antalya’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Burak Demiralp ile bir araya geldi. Görüşmede konferansın hazırlık süreci ve OMSAN Lojistik’in üstleneceği lojistik operasyonlar değerlendirildi. COP31’in mekân yönetimi de dahil olmak üzere operasyonel ve lojistik süreçlerinden sorumlu olan Demiralp ile Tansık, görüşmede organizasyonun uluslararası önemi, lojistiğin kritik rolü ve sürdürülebilir taşımacılığın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tansık: “Bu görev bizim için büyük bir onur” OMSAN Lojistik Genel Müdürü Ahmet Tansık, COP31 kapsamında OMSAN Lojistik’in tercih edilmesini şirketin operasyonel gücüne ve yükselen başarı grafiğine duyulan güvenin önemli bir göstergesi olarak değerlendirdi. Tansık, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “COP31 yalnızca Türkiye için değil, dünyanın geleceği açısından da son derece önemli bir buluşma. Böylesine büyük bir organizasyonun uluslararası taşımalarını ve devasa bir etkinlik alanındaki taşıma operasyonlarını üstlenmek bizim için büyük bir onur ve önemli bir sorumluluk. Bu görevi, yükselen başarı grafiğimizin, operasyonel yetkinliğimizin ve kurumumuza duyulan güvenin önemli bir takdiri olarak değerlendiriyoruz. Dünyanın geleceğinin konuşulacağı COP31 için dünyanın farklı noktalarından Antalya’ya uzanan ve etkinlik sahasında devam eden büyük bir lojistik operasyonu yöneteceğiz. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı bu küresel organizasyona lojistik gücümüzle katkı sunmaktan gurur duyuyoruz. OMSAN Lojistik’in COP31 kapsamında üstleneceği sorumluluklar uluslararası taşımalarla sınırlı kalmayacak. Yurt dışından konferans için getirilecek malzeme ve ekipmanların Türkiye’ye taşınmasını OMSAN gerçekleştirecek. Bunun yanı sıra, 1 milyon metrekarelik etkinlik alanındaki tüm taşıma operasyonlarını da yöneteceğiz. Böylece uluslararası taşımalardan etkinlik sahasındaki lojistik hareketliliğe kadar uzanan geniş bir operasyon zincirinin sorumluluğunu üstlenmiş olacağız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayraktar: İklim Finansmanı Enerji Güvenliğini De Güçlendirmeli Haber

Bayraktar: İklim Finansmanı Enerji Güvenliğini De Güçlendirmeli

Bakan Bayraktar, 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) kapsamında düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’ne katıldı. Programa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da iştirak etti. 3 Hedef Burada bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, Türkiye’de enerji dönüşümü için aynı anda enerji arz güvenliğini sağlamayı, ithal enerjiye bağımlılığı azaltmayı, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi başta olmak üzere iklim taahhütlerini yerine getirmeyi hedeflediklerine vurgu yaptı. Enerji Güvenliği ile Enerji Dönüşümü Birlikte İlerlemek Zorunda Son yıllarda dünyanın pandemi, tedarik zinciri aksaklıkları, jeopolitik gerilimler, konvansiyonel savaşlar, ticaret anlaşmazlıkları ve küresel emtia piyasalarındaki ciddi dalgalanmalarla karşı karşıya kaldığını anımsatan Bakan Bayraktar, “Bu tablo bize temel bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Enerji dönüşümüyle birlikte enerji güvenliği gündemden çıkmış değildir. Tam tersine, enerji güvenliği ile enerji dönüşümü birlikte ilerlemek zorundadır. Türkiye açısından bunun anahtarı elektrifikasyondur.” dedi. Çok daha fazla elektrik üretmeleri gerektiğini belirten Bakan Bayraktar, bunu da daha temiz, daha güvenli ve daha rekabetçi bir şekilde gerçekleştirmek zorunda olduklarını vurguladı. Yenilenebilir Enerji Dönüşümün Merkezinde Yenilenebilir enerjinin bu dönüşümün merkezinde yer alacağını kaydeden Bakan Bayraktar, “Türkiye; güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal kaynaklar bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Yenilenebilir kurulu gücümüzü hızla artırıyor, aynı zamanda çok daha yüksek miktarda değişken yenilenebilir üretimi sisteme entegre edebilecek bir elektrik altyapısı inşa ediyoruz. Ancak arzı artırmak denklemin yalnızca bir tarafıdır” diye konuştu. Yeni Eylem Planı Hazırlayacağız Enerji verimliliğini de başlı başına stratejik bir enerji kaynağı olarak değerlendirmek gerektiğine işaret eden Bakan Bayraktar, mevcut Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planının 20 milyar doların üzerinde yatırım öngördüğünü belirterek, “Üstelik hedefimiz 2030 ile sınırlı değil. Bir sonraki 10 yıl için çok daha iddialı hedefler içeren Üçüncü Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nı hazırlayacağız.” İfadelerini kullandı. Nükleer ile Yenilenebilir Rakip Değil Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinin yanında, nükleer enerjinin de Türkiye’nin karbon içermeyen elektrik üretim portföyünün vazgeçilmez unsurlarından biri olacağını vurgulayan Bakan Bayraktar, “Nükleer enerji; güvenilir, büyük ölçekli ve düşük karbonlu baz yük elektrik üretimi sağlamakta. Bu nedenle mevcut nükleer programımızı kararlılıkla sürdürürken, küçük modüler reaktörler dahil yeni nesil teknolojileri de yakından takip ediyoruz. Giderek daha fazla elektrikleşen bir ekonomide, nükleer enerji ile yenilenebilir enerjiyi rakip değil; güvenli ve temiz bir enerji sisteminin birbirini tamamlayan iki temel bileşeni olarak görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Şebekeler Değişen Elektrik Talep Modellerine Yanıt Verebilmeli Yalnızca üretim yatırımlarına odaklanmanın yeterli olmadığını ifade eden Bakan Bayraktar, hem iletim hem de dağıtım şebekelerinde çok büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç olduğunu belirtti. Bakan Bayraktar, “Elektrik şebekelerimizin daha büyük, daha güçlü, daha akıllı ve daha esnek hale gelmesi gerekiyor. Bu şebekeler; yeni yenilenebilir enerji yatırımlarını sisteme bağlayabilmeli, depolama çözümlerini entegre edebilmeli, elektrikli araçları destekleyebilmeli ve değişen elektrik talep modellerine dinamik biçimde yanıt verebilmeli” dedi. Kritik Minerallere Yatırım İletim altyapısı ve depolamaya yatırım yapmak kadar önemli olan bir diğer alanın da iletim hatları ve bataryalar için gerekli olan kritik minerallere yatırım olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, bu minerallerin çıkarılması ve madencilik projelerinin finansmanının stratejik öneme sahip olduğuna dikkat çekti. İklim Finansmanı, Direnci ve Uyum Yatırımlarını Da Finanse Etmeli Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle elektrik altyapısını yeniden tasarlamak ve güçlendirmek gerektiğini ifade eden Bakan Bayraktar, “Bugün dünyanın birçok bölgesinde sıcak hava dalgaları, seller, fırtınalar, kuraklıklar ve orman yangınları daha sık ve daha şiddetli yaşanmaktadır. Bu aşırı hava olayları elektrik üretimini, iletimini ve dağıtımını doğrudan etkileyebilmektedir. Dolayısıyla iklim finansmanı yalnızca emisyonların azaltılmasına odaklanmamalı, aynı zamanda iklim direncini ve uyum yatırımlarını da finanse etmelidir. Bugün inşa ettiğimiz altyapı, geçmişin iklim koşullarına değil, gelecek on yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalıdır. Bunun için ise çok büyük finansman kaynaklarına ihtiyaç vardır” dedi. Kamu finansmanının tek başına yeterli olmayacağını belirten Bakan Bayraktar, özel sektör sermayesini, uluslararası finans kuruluşlarını, kalkınma bankalarını ve uzun vadeli kurumsal yatırımcıları harekete geçirmek zorunda olduklarını kaydetti. Bakan Bayraktar, özellikle gelişmekte olan ekonomiler için uygun maliyetli ve uzun vadeli iklim finansmanına erişimin hayati önem taşıdığını vurguladı. En Az 80 Milyar Dolar Yatırım Dünyayı eşi benzeri görülmemiş ölçekte bir enerji dönüşümünün beklediğine işaret eden Bakan Bayraktar, “Daha fazla yenilenebilir enerjiye, daha yüksek enerji verimliliğine, nükleer enerjiye, depolamaya, elektrifikasyona ve iletim ile dağıtım şebekelerine yönelik devasa yatırımlara ihtiyaç var. Enerji altyapımız, Türkiye’de 20235 yılına kadar en az 80 milyar dolar yatırım gerektiriyor.” değerlendirmesinde bulundu. Doğru Finansman Mimarisi Bakan Bayraktar, şunları da kaydetti: Tüm enerji sistemimizi iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale getirmeliyiz. Bu yalnızca çevre gündemi değil, aynı zamanda bir enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve sanayi rekabetçiliği gündemidir. Gerekli yatırımları harekete geçirir ve doğru finansman mimarisini kurabilirsek daha güvenli bir enerji sistemini, daha rekabetçi bir ekonomiyi ve daha temiz bir geleceği çocuklarımıza bırakabiliriz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Varlık Fonu, Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi Yayımladı Haber

Türkiye Varlık Fonu, Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi Yayımladı

Çerçeve, TVF'nin sürdürülebilir finansman alanındaki yaklaşımının yanı sıra finansman kaynaklarının kullanım alanları, uygun projelerin değerlendirilmesi ve seçimi, finansmanların yönetimi ve raporlama süreçlerine ilişkin esasları ortaya koyuyor. Çerçeve, İkinci Taraf Görüşü’nde (SPO) “Excellent (Mükemmel)” olarak değerlendirildi. Sustainable Fitch tarafından hazırlanan İkinci Taraf Görüşü'nde (SPO), TVF'nin Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi, değerlendirmedeki en yüksek seviye olan "Excellent" derecesiyle değerlendirildi. Uluslararası standartlarla uyum İkinci Taraf Görüşü'nde, Çerçeve'nin Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği'nin (ICMA) 2025 tarihli Yeşil Tahvil İlkeleri (GBP), Sosyal Tahvil İlkeleri (SBP) ve Sürdürülebilirlik Tahvili Kılavuzu (SBG) ile uyumlu olduğu belirtildi. Çerçevenin ayrıca LMA, LSTA ve APLMA tarafından yayımlanan Yeşil Kredi İlkeleri ve Sosyal Kredi İlkeleri ile Uluslararası Finans Kurumu'nun (IFC) 2025 tarihli Mavi Finansman Kılavuzu'nun ilgili hükümleriyle uyumlu olduğu değerlendirildi. Çerçeve kapsamında, çevresel ve sosyal açıdan ölçülebilir fayda sağlayan yatırımların desteklenmesi, dayanıklı altyapının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir finansman kaynaklarına erişimin çeşitlendirilmesi hedefleniyor. COP31 ve 2053 net sıfır hedeflerine katkı Sürdürülebilir finansmanın küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde yayımlanan Çerçeve, bu yıl Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 öncesinde hayata geçirilmesi bakımından da önem taşıyor. Çerçevenin, COP31 kapsamında ortaya konulacak sürdürülebilirlik vizyonu ile Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda atılması gereken somut adımlara katkı sağlaması hedefleniyor. Bunun yanı sıra Çerçeve, Sıfır Atık girişimi kapsamında sürdürülebilirlik alanında ortaya konulan hedefleri destekleyen finansman yaklaşımının bir parçasını oluşturuyor. Sürdürülebilirlik, faaliyetlerin tamamına yayılıyor TVF, sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında ekonomik, çevresel ve sosyal etkilerin birlikte değerlendirilmesine yönelik çalışmalarını tüm faaliyet alanlarında sürdürüyor. Bu kapsamda kurum tarafından her yıl Türkiye'nin en kapsamlı entegre faaliyet raporlarından biri hazırlanırken; faaliyetlerin ekonomik, çevresel ve sosyal boyutları bütüncül bir perspektifle ölçülüyor ve değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Holding, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin “Küresel İş Ortağı” Oldu Haber

Koç Holding, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin “Küresel İş Ortağı” Oldu

Koç Holding Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in “Küresel İş Ortağı” oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu COP31 gündemiyle bir araya geldi. Görüşmede, Koç Holding’in COP31 “Küresel İş Ortağı” unvanıyla yürüteceği çalışmalar ile sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar değerlendirildi. Murat Kurum: “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız.” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin en köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” dedi. Ali Y. Koç: “Ülkemizin iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. İlk yüzyılımızda müşterilerimizden hissedarlarımıza, bayilerimizden iş ortaklarımıza kadar tüm paydaşlarımızla birlikte büyüdük, geliştik. Topluluğumuzun 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik yolculuğumuzda da iş ortaklarımızı gerekli dönüşüm için teşvik edecek, daima olduğu gibi omuz omuza ilerleyeceğiz. İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.” İklim değişikliğiyle mücadelenin çok boyutlu bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Ali Y. Koç, “İş dünyamızın iklim taahhütlerini somut ve ticari olarak uygulanabilir çözümlere dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. İklim krizi; ciddi bir iş riski oluşturuyor, sanayinin rekabet gücünü ve geleceğini etkiliyor. Bu kapsamda da teknoloji ve inovasyon kapasitemizi güçlü bir şekilde kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi stratejik öncelik olarak ele alıyoruz. 60'tan fazla ülkede faaliyet gösteren, 155'ten fazla ülkeye ihracat yapan ve gelirlerinin %95'inden fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün merkezinde yer alan sektörlerden elde eden bir Topluluk olarak, ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir etki gücümüz bulunuyor” ifadelerini kullandı. Temiz enerji, elektrifikasyon, enerji ve kaynak verimliliği, iklim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finansman alanlarında yatırımlarını uzun yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydeden Ali Y. Koç, “COP31’in bu çalışmalarımızı paylaşmanın yanı sıra ülkemizden ve dünyadan paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirebileceğimiz son derece değerli bir platform olacağına inanıyoruz” dedi. Koç Holding ve bağlı şirketleri, küresel iklim gündemi kapsamındaki en önemli buluşma sayılan COP31’in master ortakları arasında yer alacak. Küresel iklim taahhütlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak somut uygulamaların öne çıktığı bir dönemde Koç Holding, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda Topluluk şirketleriyle birlikte iklim çözümlerini somut iş sonuçlarına dönüştürme deneyimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulacak. Sektörel deneyimi, küresel pazarlara erişimi ve geniş ekosistemiyle Koç Holding; teknoloji, finans, stratejik ortaklıklar ve insan kaynağı konusundaki iyi uygulamalarıyla dönüşümü hızlandırma konusunda güçlü bir etki gücüne sahip. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Böbrek Vakfı’ndan Bir İlk Haber

Türk Böbrek Vakfı’ndan Bir İlk

Yılda yaklaşık 10 milyon diyaliz seansı yapıldığı düşünüldüğünde, yıllık su kullanımı 2 milyar litreye ulaşıyor. Bu tablo, su kaynaklarının giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir su yönetimini de gündeme getiriyor. Türk Böbrek Vakfı (TBV), bu soruna sağlık hizmetlerinin güvenliğinden ödün vermeden çözüm üreterek, “Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli” ile Türkiye’de sistemi kullanan ilk diyaliz merkezi oldu. Türk Böbrek Vakfı’nın Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde hayata geçirdiği “Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli” ile hemodiyaliz öncesi ters ozmoz sisteminden drenaja giden su yeniden kullanılmaya başladı. Uygulamanın ilk ayında 46 bin Litre (46 metreküp) su tasarrufu sağlandı. Böbrek sağlığının korunması, toplumda böbrek hastalıklarına karşı farkındalık oluşturulması ve kronik böbrek hastalarının yaşam kalitesinin artırılması amacıyla çalışmalarını sürdüren Türk Böbrek Vakfı (TBV), diyaliz süreçlerinde yüksek su kullanımının önüne geçmek adına somut bir adım attı. Vakıf, tedavi süreçlerinde çevreye duyarlı ve kaynakları koruyan bir dönüşüm projesi başlattı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) bu yıl Türkiye’de gerçekleştirilecek olması sebebiyle proje daha da fazla önem kazandı. Ağustos ortası itibarıyla TBV Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde uygulamaya alınan Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli ile hemodiyaliz tedavisinde kullanılan Ters Ozmoz (R.O.) su arıtma sisteminde drenaja giden su, kurulan geri kazanım altyapısıyla yeniden tesis kullanımına kazandırıldı. Bu çalışma, Türkiye’deki diyaliz merkezlerinde arıtma atık suyunun sistemli biçimde yeniden değerlendirilmesine yönelik ilk örnek olma özelliğini de taşıyor. Klinik tedavi alanına girmeyen, hastayla temas etmemiş ve yalnızca hemodiyaliz öncesi arıtma aşamasında mineral/iletkenlik dengesi sebebiyle ayrıştırılan ve kanalizasyona gönderilen bu su, şimdi temizlik ve çamaşırhane alanlarında değerlendiriliyor. İlk Ayın Sonuçları ve Elde Edilen Kazanımlar Proje Temmuz 2026’da başlatıldı ve ilk ayda 46 bin litre şebeke suyunun boşa akması önlendi. Şebeke suyu kullanımı ve atık su miktarındaki düşüş, ekolojik faydanın yanında kurumsal maliyetlerin azaltılmasına da katkı sundu. Sağlık Bakanlığı laboratuvar testleriyle hijyen standartlarına uygunluğu tescillenen su, merkez genelinde güvenle kullanılmaya başladı. "Suyu İsraf Etme, Hem Böbreğini Hem Doğayı Koru" Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde elde edilen verilerin ardından projenin, Türk Böbrek Vakfı’nın diğer merkezlerinde de uygulanması hedefleniyor. Diyaliz tedavisinin su kaynaklarına bağımlı yapısına dikkat çeken Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, çalışmanın önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Vakıf olarak yıllardır 'Suyu israf etme, hem böbreğini hem doğayı koru' diyerek suyun bedenimiz ve dünya için hayati değerini anlatıyoruz. Hemodiyaliz tedavisi, doğası gereği saf su kullanımını gerektiriyor, ancak arıtma esnasında dışarı atılan suyun boşa gitmemesi için Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezimizde kurduğumuz bu etkili geri kazanım sistemiyle ilk ayda 46 bin litre suyu tasarruf ettik. Sağlık hizmeti sunarken çevreye ve doğal kaynaklara yük olmamak temel sorumluluğumuzdur. Amacımız bu uygulamayı Türk Böbrek Vakfı’nın diğer diyaliz merkezlerine de taşıyarak böbrek sağlığı alanında sürdürülebilir ve uygulanabilir bir örnek model yaratabilmek... Bu yıl COP31’in ülkemizde gerçekleştirilecek olması, iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularını ülkemizin gündeminde daha da önemli hale getiriyor. Türk Böbrek Vakfı olarak biz de sağlık hizmetlerinin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalarımızla bu sürece katkı sunmayı, su başta olmak üzere doğal kaynakların verimli kullanılması konusunda sağlık sektörüne örnek olacak uygulamaları yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.” Her Yıl Diyalizde 400-500 Milyon Litre Su Tasarruf Edilebilir Diyaliz tedavisinde kullanılan suyun tamamının geri kazanılması mümkün değil. Ancak uygun nitelikteki suyun yaklaşık yüzde 18-20’sinin geri kazanılabileceği varsayıldığında, Türkiye genelinde yılda yaklaşık 400-500 milyon litre suyun yeniden kullanılma potansiyeli bulunuyor. Başka bir ifadeyle, doğru sistemler yaygınlaştırıldığında her yıl yüz milyonlarca litre suyun boşa gitmesi önlenebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31 Türkiye Buluşmaları – Gaziantep Toplantısı Düzenlendi Haber

COP31 Türkiye Buluşmaları – Gaziantep Toplantısı Düzenlendi

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da yapılacak COP31 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne hazırlık çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen program, GAİB Hizmet Binası Konferans Salonu’nda yapıldı. Yaklaşık 200 ülkenin katılımıyla düzenlenecek zirvede ülkeler iklim anlaşmalarına ilişkin müzakereler yürütecek. Toplantıya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve COP31 Operasyon Yönetimi Baş Yöneticisi (COO) Burak Demiralp’in yanı sıra protokol üyeleri, kamu kurumları, özel sektör ve akademi temsilcileri ile ilgili paydaşlar katıldı. BAŞKAN ŞAHİN, GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN 12 YILLIK ÇALIŞMALARINI AKTARDI Programda Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, COP31’in önemi ve zirveye yönelik hazırlık çalışmaları hakkında sunum yaptı. Başkan Şahin, “Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın başarıda kara tahtaya yazdığı ‘Oku, düşün’ dediği; kıymetli hocalarımızın, ‘Uygulama ve neticelendirme’ dediği biziz, yani bu Türkiye Yüzyılı Belediyeciliği” sözleriyle yerel yönetimlerin uygulamadaki rolüne dikkat çekti. Başkan Şahin, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin COP31’e yönelik hazırlık sürecini, bu kapsamda belirlenen prensipleri ve 2014 yılından bu yana hayata geçirilen yatırımları katılımcılara aktardı. Şahin ayrıca kenti daha dirençli hale getirme hedefi doğrultusunda yürütülen projeler ile sıfır atık, ulaşımda yeşil dönüşüm ve atık yönetimi başta olmak üzere çevre alanında hayata geçirilen çalışmaları anlattı. COP31’DE GAZİANTEP MUTFAĞI ULUSLARARASI MİSAFİRLERE TANITILACAK Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, COP31 kapsamında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Mutfak Sanatları Merkezi’nin (MSM) de bir restoranla yer alacağını ifade etti. Demiralp, restoran aracılığıyla uluslararası katılımcıların yanı sıra sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve yatırımcıların da Gaziantep mutfağını tanıma fırsatı bulacağını belirtti. DEMİRALP: “BAŞKAN ŞAHİN, ‘BAŞARILI BİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI NASIL OLUR?’ BİZE GÖSTERDİ Toplantıda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve COP31 Operasyon Yönetimi Baş Yöneticisi Burak Demiralp, Gaziantep’in üretim ve girişimcilik kültürüyle Türkiye’nin ekonomik geleceğinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek şunları ifade etti: “Başkan Şahin, ‘Başarılı bir büyükşehir belediye başkanı nasıl olur?’ bize kendisi burada gösterdi. Bugün Türkiye Çevre ve İklim Politikaları’nı geliştirmekte ve uygulama yönünden küresel camiada takip edilen bir konuma erişmiştir. Bu başarının arkasında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konan 2053 Net-Sıfır ve Yeşil Kalkınma Vizyonu yatmaktadır. Bununla birlikte sınırları aşarak küresel bir çevre hareketine dönüşen Sıfır Atık Seferberliği, çevreye duyarlı, somut adımlarımızın en büyük sivil ve toplumsal örneği olmuştur.” BİZ FARKINDALIĞI ARTIRMAK İÇİN BUGÜN GAZİANTEP’İMİZE GELDİK Demiralp, konuşmasında COP31 sürecindeki eylem gündemleri arasında yeşil sanayinin önemli bir yer tuttuğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yeşil Kalkınma Hareketi bugün sanayimiz açısından yalnızca çevresel bir yükümlülük değil, yeni pazarlara erişmenin, finansman imkanlarını geliştirmenin ve uluslararası rekabet gücünü korumanın önemli araçlarından biri haline gelmiştir. Türkiye olarak bu önemli bir uluslararası sorumluluğu üstleniyoruz. Biz farkındalığı arttırmak için bugün Gaziantep’imize geldik. Gaziantep, birçok kültürün ve medeniyeti bir arada bulunduran, tarihi zenginliklerle dolu devasa bir sanayi ve ticaret alanı sahip olan bu şehir COP31 operasyonları süreçlerinde destekçilerimizden bir tanesi de olacaktır. Ben burada Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum.” GÜL: BU HAYATTAKİ ÖDEVLERİMİZDEN BİRİSİ EMANET ALDIĞIMIZ ÇEVREYİ BİZDEN SONRAKİ NESİLLERE SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE DEVRETMEK AK Parti Grup Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül ise Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı uluslararası organizasyonlarla küresel ölçekteki etkinliğini artırdığını belirterek şunları ifade etti: “Burada da en büyük pay güçlü liderliğiyle, kararlı duruşuyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bunun en önemli sebeplerinden birisi. Emanet olarak aldığımız çevrenin bizden sonraki nesillere de güçlü, sağlıklı bir şekilde bırakma gibi bir ödevimiz var. Yani bu hayattaki ödevlerimizden birisi emanet aldığımız bu çevreyi bizden sonraki nesillere çok sağlıklı bir şekilde devretme. Böyle bir görevi ve çok önemli bir misyonu ifade ediyoruz. Özellikle Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin de Sıfır Atık Projesi bu çevre hareketi de insanlık için çok önemli bir misyon üstlenmiştir. Gaziantep'imize de Büyükşehir Belediye Başkanımız Değerli Fatma Şahin Başkanımızın ortaya koyduğu vizyon çalışmalar çok kıymetli.” ÇEBER: İL OLARAK BİZ COP31’E HAZIRLANIYORUZ, HAZIR OLACAĞIZ VE EN ÇOK DESTEK VERENLERDEN BİRİ OLACAĞIZ Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise Başkan Fatma Şahin’in iklim ve çevre konusundaki şehir vizyonunu başarılı şekilde anlattığını belirterek şöyle konuştu: “İl olarak biz COP31'e hazırlanıyoruz, hazır olacağız ve en çok destek verenlerden biri olacağız, onu vaat ediyoruz, bu konuda bize liderlik yapar ve bu liderliğiyle de Türkiye Yüzyıl’ı denildiğinde neyi anlatmak istediğini daha iyi anlamamıza gayret etmemiz gereken Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuna teşekkür ediyorum. Emine Hanımefendi bu konuların mihmandarlığını yapıyor. Bütün dünyanın gözü burada olacak. Orada Gaziantep'in harika bir standı, gastronomi merkezlerinden birisi olarak yeri olacak. Burada Fatma Başkan'ın gayreti var. Gaziantep stant olarak da bu ülkelerin önünde olacak.” Konuşmaların ardından İklim Değişikliği Başkanı ve COP31 İklim Diplomasisi Başyetkilisi Prof. Dr. Halil Hasar, COP31 Operasyon Yönetimi Koordinatörü Halil Erdoğan ve COP31 Green Zone İşbirliği Direktörü Elif Avşar, katılımcılara COP31 hazırlık sürecine ilişkin sunum yaptı. Öte yandan kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, akademisyenler ve ilgili paydaşların katıldığı toplantıda iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve COP31 hazırlık süreci ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.