Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

# Corporate Wellbeing

Kapsül Haber Ajansı - Corporate Wellbeing haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Corporate Wellbeing haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ASAŞ, Alüminyum Sektöründe İlk Olarak “Happy Workplace-Mutlu İşyeri Sertifikası”nı Almaya Hak Kazandı Haber

ASAŞ, Alüminyum Sektöründe İlk Olarak “Happy Workplace-Mutlu İşyeri Sertifikası”nı Almaya Hak Kazandı

Alüminyum sektöründe Happy Workplace sertifikasını almaya hak kazanan ilk şirket olan ASAŞ, çalışan mutluluğu ve kurum kültürü alanında öncü uygulamalarıyla sektörüne örnek olmayı sürdürüyor. Bağımsız araştırma ve değerlendirme süreci sonucunda verilen sertifika, çalışanların kurumlarına yönelik deneyimlerini, memnuniyet düzeylerini ve iş yeri kültürüne ilişkin geri bildirimlerini temel alıyor. Çalışan görüşleri doğrultusunda gerçekleştirilen değerlendirmelerde ASAŞ, güven, aidiyet, çalışan gelişimi, ekip ruhu ve iş yeri mutluluğu gibi kriterlerde gösterdiği performansla bu önemli başarıyı elde etti. İnsan kaynağını en değerli sermayesi olarak gören ASAŞ, çalışanlarının gelişimini destekleyen uygulamaları, kapsayıcı çalışma ortamı, sosyal ve kültürel faaliyetleri, eğitim programları ve çalışan odaklı projeleriyle sürdürülebilir başarı anlayışını güçlendirmeye devam ediyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ASAŞ Genel Müdürü Derya Hatiboğlu; “Happy Workplace” sertifikasını almaya hak kazanmak, çalışanlarımızın görüşleriyle şekillenen kurum kültürümüzün önemli bir göstergesi. Çalışanlarımızın kendilerini değerli, güvende ve aidiyet duygusu yüksek bir çalışma ortamında hissetmelerini önceliklendiriyoruz. Bu başarıyı tüm çalışma arkadaşlarımızın katkılarıyla elde ettik. Önümüzdeki dönemde de çalışan deneyimini geliştirmeye yönelik uygulamalarımıza devam edeceğiz.” dedi. ASAŞ, çalışan mutluluğunu ve bağlılığını artırmaya yönelik projelerini sürdürürken, insan odaklı kurum kültürünü daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Yeni Önceliği: Sağlık, Şeffaflık ve Wellbeing Haber

Şirketlerin Yeni Önceliği: Sağlık, Şeffaflık ve Wellbeing

Rapora göre; sağlık sigortası teminatları ve şartları ile ilgili iyileştirme, çalışan yan hakları iletişimi, toplam ödül paketi iletişimi, wellbeing uygulamaları 2026 yılının öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Hibrit çalışma kalıcı hale gelirken, sağlık sigortası öncelikli yan hak olarak görülüyor; şirketlerin yüzde 71’i çalışanlarına şirket aracı tahsil ediyor. Mercer ve Marsh’ın sağlık ve yan haklarda bütünleşik çözümler sunan markası Mercer Marsh Benefits (MMB), Türkiye’den 500’ün üzerinde şirketin katılımıyla gerçekleştirdiği ‘2026 MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Araştırmanın sonuçlarına göre; 2026 yılında şirketlerin öncelikleri arasında; sağlık sigortası kapsam ve koşullarında iyileştirme, yan haklara ilişkin çalışan iletişiminin güçlendirilmesi, toplam ödül paketinin şeffaf bir şekilde anlatılması ve iyilik hali (wellbeing) uygulamaları yer alıyor. Sağlık sigortası, sunulan yan haklar arasında en fazla öncelik verilen kalem olarak öne çıkıyor. Şirketlerin %71'i çalışanlarına araç tahsis ederken, genel müdür düzeyinde en çok tercih edilen modelin Audi A6 olduğu görülüyor. Şirketlerin Yüzde 96’sı Çalışanını Güvence Altına Alıyor Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 96’sı çalışanlarına sağlık sigortası sunarken, bu şirketlerin yüzde 49’u hem özel sağlık sigortası hem de tamamlayıcı sağlık sigortası, yüzde 32’si yalnızca özel sağlık sigortası, yüzde 15’i ise sadece tamamlayıcı sağlık sigortası imkânı tanıyor. Özel sağlık sigortasının kapsamına bakıldığında; şirketlerin yüzde 56,3’ünde çalışan, eş ve çocuklarını kapsayacak bir teminat yapısı sunuyor. Sağlık sigortasının yalnızca çalışanı değil, çalışanın eş ve çocuklarını da kapsayacak şekilde tasarlanması, şirketlerin çalışan deneyimini daha bütünsel ele almaya başladığını gösteriyor. Yan Haklarda Sağlık Sigortası Atağı Araştırma sonuçlarına göre, ‘Sağlık Sigortası’ şirketler tarafından en öncelikli yan hak olarak öne çıkmaya devam ediyor. Sağlık sigortasının hem şirketlerin yan hak önceliklendirmesinde ilk sırada yer alması hem de şirketlerin teminat yapılanı güçlendirmesi (%42’si ya teminatları artırmış ya da yeni teminat eklemiş) sağlık güvencesinin çalışan deneyiminde temel bir beklentiye dönüştüğünü gösteriyor. Rapor katılımcılarının belirttiği önem sırasına göre diğer yan haklar ise şöyle sıralanıyor: Yemek yardımı, uzaktan çalışma, şirket aracı, yol yardımı, araç yardımı, esnek yan haklar, ek yıllık izin, bireysel emeklilik, hayat sigortası, wellbeing uygulamaları ve giyim yardımı. Çalışanlara En Çok Sunulan Yardımlar: Yemek, Ulaşım ve Bayram yardımı 2026 MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması sonuçlarına göre, şirketlerin çalışanlarına sunduğu yemek ve ulaşım olanakları çeşitlilik gösteriyor. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 47’si çalışanlarına yemek çeki imkanı sunarken, yüzde 28’i hem yemekhane hizmeti hem de yemek çeki alternatifi sağlıyor. Yalnızca yemekhane hizmeti sunan şirketlerin oranı yüzde 15 iken, yüzde 9’u ise yemek yardımı için nakit ödenek vermeyi tercih ediyor. Ulaşım desteği konusunda ise şirketlerin yüzde 37’si ulaşım ödeneği sağlıyor. Yüzde 30’u sadece servis hizmeti sunarken, yüzde 25’i ise hem servis hem de ulaşım ödeneği sağlıyor. Şirketlerin yüzde 8’si ise çalışanlarına herhangi bir ulaşım desteği vermiyor. Bu sonuçlar, şirketlerin çalışan memnuniyetini artırmak amacıyla yemek ve ulaşım alanlarında farklı stratejiler izlediğini ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre yemek ve ulaşımdan sonra şirketlerin sağladığı diğer önemli yardımların başında ise yüzde 53 ile bayram, yüzde 41 ile yılbaşı ve yüzde 21 ile giyim yardımları geliyor. Şirketlerin yüzde sadece 13’ü izin yardımı uygulaması sunuyor. Şirketler Uzun Dönem Kiralamaya Yöneliyor, Genel Müdürlerin Tercihi Audi A6 Araştırmanın sonuçlarına göre; şirketlerin yüzde 71’i uzun dönem araç kiralamalarını tercih ediyor. Şirketlerin yüzde 17’si ise satın alma politikası izliyor. Yüzde 12’sinin ise bir araç uygulaması bulunmuyor. Araç yan hakkı sunan şirketlerin yüzde 71’i çalışanlarına şirket aracı tahsis ederken, yüzde 25’i şirket aracı ile araç ödeneği arasında tercih imkanı sağlıyor. Şirketlerin yalnızca yüzde 28’i çalışanlarına elektrikli araç seçeneği sunuyor. Şarj desteği sağlayan şirketlerin oranı ise yüzde 27 olarak görülüyor. Genel müdür seviyesinde en çok tercih edilen araç Audi A6 olurken, ardından BMW 5 Serisi ve Mercedes Benz E-Class geliyor. Üst yönetim seviyesinde en çok tercih edilen araçlar ise BMW 3 Serisi, BMW 5 Serisi ve Skoda Superb olarak sıralanıyor. Satış ve satış dışı alanlarda ise ilk sırada Renault Clio yer alıyor. Hibrit Çalışma Modeli İş Dünyasında Gücünü Korumayı Sürdürüyor Araştırma sonuçlarına göre şirketlerin yüzde 60’ı hibrit çalışma modelini tercih ederken, yüzde 29’u tamamen ofisten çalışma düzenini uyguluyor. En yaygın modelin ise haftada 3 gün ofiste çalışma olduğu görülüyor. Geçtiğimiz yıllarla benzerlik gösteren hibrit çalışma tercihleri, bu modelin iş dünyasında istikrarlı bir şekilde devam ettiğini ortaya koyuyor. Çalışma modellerinde kayda değer bir değişim yaşanmaması, hibrit yapının dengeli bir şekilde benimsendiğine işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde ise bu yapının, şirketlerin operasyonel ihtiyaçları ve çalışan beklentileri doğrultusunda evrilmeye devam etmesi bekleniyor. Fuat Ünal: “Enflasyon ve Yetenek Savaşı, Yan Haklarda Yeni Standartları Zorluyor” MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması’nın iş dünyasında çalışan memnuniyeti ve bağlılığının yalnızca ücret politikalarıyla açıklanamayacağını, yan hakların kapsamının ve kalitesinin de belirleyici hale geldiğini ortaya koyduğunu ifade eden Mercer Marsh Benefits Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi Lideri Fuat Ünal, “Çalışma hayatındaki dönüşüm, şirketleri yalnızca daha fazla yan hak sunmaya değil, çalışanları daha iyi anlayarak daha anlamlı deneyimler tasarlamaya yönlendiriyor. Bugün insan kaynakları dünyasının önemli trendlerinden biri, standart yan hak modellerinden çalışan ihtiyaçlarına göre şekillenen daha kişiselleştirilmiş çalışan deneyimlerine geçiş. Yan hak stratejisinin temel sorusu artık ‘hangi imkanları sunuyoruz?’ değil; ‘çalışanlarımızın hayatlarına nasıl gerçek bir değer katıyoruz?’ olmalı. Sağlık, wellbeing ve esnek çalışma modellerinin öne çıkması; çalışanların işverenlerinden bir fayda paketinden öte, farklı yaşam dönemlerinde yanlarında olan bütünsel bir deneyim beklediğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde fark yaratacak kurumlar, çalışan yolculuğunun tamamını destekleyen stratejik bir çalışan deneyimi alanı olarak ele alanlar olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Genç Yaşta Ani Kalp Krizi Kaynaklı Ölümlere Dikkat! Haber

Genç Yaşta Ani Kalp Krizi Kaynaklı Ölümlere Dikkat!

Son yıllarda özellikle genç yaşlarda yaşanan ani kalp ölümleri toplumda endişe yaratmaya devam ediyor. Herhangi bir sağlık sorunu olmadığı düşünülen genç bireylerde görülen ani ölümler, bu durumun nedenlerini ve alınabilecek önlemleri yeniden gündeme taşıyor. Nev Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, genç yaşta ani kalp ölümlerinin nedenleri ve korunma yolları hakkında önemli bilgiler verdi. “Ani Kalp Ölümü Her Yaşta Görülebilir” Ani kalp ölümünün tıbbi literatürde belirli kriterlerle tanımlandığını belirten Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Olaya tanık olunan vakalarda belirtilerin başlamasından itibaren 1 saat içinde, olayın tanığı olmadığı durumlarda ise kişinin hayatta son görülmesinden sonraki 24 saat içinde meydana gelen kalp kaynaklı doğal ölümler ani kalp ölümü olarak tanımlanır. Her yaş grubunda görülebilen bu durumun sıklığı yaş ilerledikçe artmaktadır” dedi. Ani kalp ölümünün görülme sıklığının yaşla birlikte arttığını ifade eden Özkeçeci, bebeklik ve çocukluk döneminde 100 bin kişide yaklaşık 1 vaka görülürken, bu oranın orta yaş grubunda 100 bin kişide 50 vakaya, 80’li yaşlarda ise 100 bin kişide 200 vakaya kadar ulaştığını söyledi. “Gençlerdeki Ani Ölümlerin Ardında Çoğu Zaman Ritim Bozuklukları Var” 40 yaşın üzerindeki bireylerde ani kalp ölümünün en sık nedeninin kalp krizi ve kalp damar hastalıkları olduğunu belirten Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Genç yaştaki ani ölümlerin arkasında ise çoğunlukla ritim bozuklukları yer alır. Bu ölümcül ritim bozukluklarının kaynağı genellikle genetik geçişli kalp hastalıklarıdır” diye konuştu. Genetik geçişli kalp hastalıklarının bazı durumlarda yapısal bozukluklara yol açtığını belirten Özkeçeci, “Yapısal bozukluklar kalbin içerisinde veya kalpten çıkarken kan akışında bozukluklara neden olabilir. Yapısal olmayan hastalıklar ise kalbin elektriksel sistemindeki kusurları içerir. Bu durum kararsız ve tehlikeli ritim bozukluklarına neden olabilir” ifadelerini kullandı. “Bazı İlaçlar ve Madde Kullanımı Riski Artırıyor” Ani kalp ölümlerinin yalnızca genetik nedenlerle ortaya çıkmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Dışarıdan alınan bazı hormonlar, ilaçlar ve suistimal edilen maddeler de ani kalp ölümüne neden olabilir. Performans artırma veya kas kütlesini artırma amacıyla yüksek dozda ya da uzun süreli anabolik androjenik steroid kullanımı, kalp kasında kalınlaşmaya yol açarak ani kalp ölümüne neden olabilir” dedi. Altta yatan kalp hastalığı bulunan kişilerde bazı ilaçların ve maddelerin riski artırabileceğini belirten Özkeçeci, sinir sistemini uyaran ilaçlar, ritim bozukluğu ilaçları, bazı antibiyotikler, antipsikotikler, antidepresanlar, anestezik maddeler, alkol ve kokain kullanımının da risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi. “Bayılma ve Çarpıntı Gibi Belirtiler İhmal Edilmemeli” Ani kalp ölümünün çoğu zaman beklenmedik şekilde ortaya çıktığını ancak öncesinde bazı belirtiler verebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Özellikle spor veya koşu gibi efor gerektiren aktiviteler sırasında ya da ani heyecan ve korku anlarında yaşanan açıklanamayan bayılmalar, göğüste sebepsiz sıkışma ve baskı hissi, aniden başlayan çarpıntılar ve nedensiz göz kararmaları dikkatle değerlendirilmelidir” dedi. “Aile Öyküsü Olanlar Daha Dikkatli Olmalı” Aile geçmişinin büyük önem taşıdığını belirten Özkeçeci, “Ailede özellikle 50 yaşın altında nedeni açıklanamayan ani ölüm, erken yaşta kalp krizi, boğulma veya bayılmaya bağlı olabilecek açıklanamayan trafik kazası öyküsü bulunan gençler birinci derece risk altındadır” diye konuştu. “Erken Tanı Hayat Kurtarabilir” Risk altındaki bireylerde yapılacak tetkiklerin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Elektrokardiyografi (EKG), Ekokardiyografi (EKO) gibi tetkikler ve gerekli durumlarda yapılacak genetik tarama testleri hayat kurtarıcı olabilir. Ayrıca profesyonel ya da amatör olarak spora başlayacak her gencin ve yoğun efor sarf eden bireylerin mutlaka rutin kardiyoloji kontrolünden geçmesi gerekir” dedi. “İlk Dakikalar Hayati Önem Taşıyor” Ani kalp ölümü vakalarıyla her zaman ve her yerde karşılaşılabileceğini belirten Özkeçeci, ilk birkaç dakikada yapılacak doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Toplumda temel yaşam desteği eğitimlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Gençlerde ani kalp ölümlerini önlemenin en güçlü yolu belirtileri tanımak, genetik mirasımızı bilmek ve kalbimizi modern tıbbın koruyucu şemsiyesi altına almaktır” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yatırımcıda Hedef: Schengen İçin Yunanistan, Gelir ve Eğitim için İngiltere Haber

Türk Yatırımcıda Hedef: Schengen İçin Yunanistan, Gelir ve Eğitim için İngiltere

Schengen bölgesinde serbest dolaşım ve yaşam planlamasını önceliklendiren yatırımcılar Yunanistan'a yönelirken, döviz bazlı kira geliri, uzun vadeli sermaye kazancı ve çocuklarının eğitim geleceğini planlamak isteyenler İngiltere'yi tercih ediyor. Uluslararası gayrimenkul danışmanlığı alanında faaliyet gösteren Golden Partner International'ın değerlendirmelerine göre, Türk yatırımcıların son dönemde en fazla ilgi gösterdiği iki Avrupa pazarı Yunanistan ve İngiltere olarak öne çıkıyor. Ancak bu iki ülke, yatırımcıya sundukları avantajlar açısından farklı ihtiyaçlara hitap ediyor. Schengen Erişimi Ve Mobilite Avantajı İçin Yunanistan Son yıllarda özellikle Golden Visa programıyla dikkat çeken Yunanistan, Avrupa'da serbest dolaşım imkânı arayan yatırımcıların öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. Görece düşük giriş maliyetleri, Avrupa Birliği içerisinde hareket özgürlüğü sağlaması ve turizm odaklı bölgelerdeki kira geliri potansiyeli, ülkeyi Türk yatırımcılar açısından cazip kılan başlıca unsurlar arasında bulunuyor. Yunanistan'da gayrimenkul yatırımı yapan yabancı yatırımcı sayısındaki artış, yalnızca oturum hakkı elde etme motivasyonuyla değil; aynı zamanda uzun vadeli değer artışı beklentisiyle de destekleniyor. Özellikle Atina ve turistik sahil bölgelerinde gelişen yeni projeler, uluslararası yatırımcı talebini çekmeye devam ediyor. Sterlin Bazlı Gelir, Güçlü Piyasa Ve Eğitim Avantajı İçin İngiltere Öte yandan İngiltere pazarı, daha çok döviz bazlı düzenli gelir ve uzun vadeli sermaye kazancı hedefleyen yatırımcıların radarında bulunuyor. Dünyanın en şeffaf ve regüle edilmiş gayrimenkul pazarlarından biri olarak kabul edilen İngiltere, özellikle Londra merkezli yatırımlarda güçlü talep dinamikleri ve yüksek likidite avantajı sunuyor. Sterlin bazlı kira gelirleri, uluslararası yatırımcılar açısından önemli bir gelir koruma aracı olarak değerlendirilirken; Londra'nın küresel finans, eğitim ve ticaret merkezi olma özelliği, gayrimenkul değerlerini destekleyen temel faktörler arasında gösteriliyor. İngiltere'yi tercih eden yatırımcıların önemli bir bölümünü ise çocuklarının eğitim geleceğini planlayan aileler oluşturuyor. Dünyanın önde gelen üniversitelerine ve köklü eğitim kurumlarına ev sahipliği yapan İngiltere, gayrimenkul yatırımını yalnızca finansal bir araç olarak değil, aynı zamanda ailelerin uzun vadeli yaşam ve eğitim planlarının bir parçası olarak değerlendirmelerine olanak sağlıyor. Özellikle Londra ve üniversite şehirlerinde yapılan yatırımlar, hem eğitim sürecinde konaklama avantajı sunuyor hem de uzun vadede değer artışı potansiyeli taşıyor. Yatırım Kararında Motivasyon Belirleyici Oluyor Sektör uzmanlarına göre yurt dışı gayrimenkul yatırımlarında artık tek bir motivasyon bulunmuyor. Bir grup yatırımcı Schengen bölgesine erişim ve yaşam planlamasını önceliklendirirken, diğer bir grup döviz bazlı gelir yaratmayı, çocuklarının eğitim geleceğini planlamayı ve portföyünü farklı para birimleriyle çeşitlendirmeyi hedefliyor. Golden Partner Genel Müdürü Okan Ersan, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söylüyor: "Bugün yatırımcılar yalnızca bir gayrimenkul satın almıyor; aynı zamanda yaşam planlarını şekillendiriyor. Bazı yatırımcılar Schengen bölgesinde serbest dolaşım ve alternatif bir yaşam seçeneği için Yunanistan'a yönelirken, bazıları sterlin bazlı gelir elde etmek ve çocuklarının eğitim geleceğini planlamak amacıyla İngiltere'yi tercih ediyor. Bu nedenle yatırım kararlarında ülkenin sunduğu yaşam, eğitim ve ekonomik fırsatların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor." Avrupa'da Fırsat Arayışı Devam Ediyor Uzmanlar, küresel belirsizliklerin devam ettiği mevcut ortamda Türk yatırımcıların yurt dışındaki alternatif pazarlara ilgisinin önümüzdeki dönemde de süreceğini öngörüyor. Özellikle Avrupa'da yatırım karşılığı oturum programları sunan ülkeler ile güçlü kira piyasalarına sahip merkezlerin, uluslararası yatırımcıların odağında kalmaya devam etmesi bekleniyor. Bu çerçevede Yunanistan ve İngiltere, farklı yatırım hedeflerine sahip Türk yatırımcılar için Avrupa'nın iki stratejik pazarı olarak öne çıkarken; yatırım kararlarında profesyonel danışmanlık ve doğru pazar analizi her zamankinden daha kritik hale geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurumsal Dünyanın En Büyük Spor Buluşması Başlıyor Haber

Kurumsal Dünyanın En Büyük Spor Buluşması Başlıyor

21 Haziran Pazar gününe kadar sürecek olan dev organizasyon; bu yıl 65 seçkin firmadan yaklaşık bin beyaz yakalı sporcuyu 12 farklı branşta bir araya getirerek iş dünyasının rekabetini spor sahalarına taşıyor. İş dünyasının profesyonellerini yeşil sahalarda, kortlarda ve parkelerde buluşturan İstanbul Corporate Games, 24. yılında da büyük bir coşkuyla başlıyor. 18 Haziran Perşembe günü başlayacak olan ve 21 Haziran Pazar gününe kadar devam edecek olan organizasyon, kurumsal hayatın stresini spora ve networke dönüştürmeyi hedefliyor. Bu yıl 65 ulusal ve global firmanın katılım göstereceği etkinlikte, yaklaşık 1000 çalışan dört gün boyunca farklı alanlarda şampiyonluk kupası için ter dökecek. Kura Çekimi ile Heyecan Resmen Başladı Organizasyon takviminin start almasıyla birlikte, branş bazındaki müsabaka eşleşmeleri YouTube üzerinden yapılan canlı yayınla belirlendi. Şeffaf bir ortamda gerçekleştirilen kura çekimi sonucunda takımların ve bireysel sporcuların rakipleri netleşti. Kura heyecanının ardından gözler; basketbol, bocce, bowling, dragon boat, futbol, karting, koşu, masa tenisi, satranç, tenis, voleybol ve yüzme olmak üzere 12 farklı branşta yaşanacak kıyasıya mücadeleye çevrildi. Corporate Games Heyecanı Şehrin Dört Bir Yanına Yayılacak Müsabakaların büyük bir bölümü, 20-21 Haziran tarihlerinde İTÜ Ayazağa Yerleşkesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Ancak turnuva heyecanı tek bir merkezle sınırlı kalmayarak şehrin dört bir yanına yayılacak. Bowling müsabakaları Beykoz AcrLoft’ta gerçekleştirilirken, karting yarışları 20 Haziran Cumartesi günü Tuzla Karting Park’ın virajlı pistlerinde sahne alacak. Dragon Boat heyecanı ise 21 Haziran Pazar sabahı Haliç Su Sporları Merkezi’nde küreklerin suya inmesiyle görsel bir şölene dönüşecek. Sahada Eşitlik ve Çeşitlilik Ön Planda İstanbul Corporate Games, turnuva genelinde uyguladığı karma takım yapısıyla kurumsal çeşitliliği de sahalara yansıtıyor. Kurallar gereği voleybolda sahada 3 kadın ve 3 erkek sporcunun bulunması zorunluyken, Dragon Boat takımlarında 12 kürekçi ve 1 davulcudan oluşan kadroda en az 2 kadın sporcunun yer alması gerekiyor. Basketbol ve futbol müsabakalarında takımlar geniş kadrolarıyla mücadele ederken; tenis ve yüzme branşlarında ise kadın ve erkek kategorileri ayrı ayrı değerlendirilerek adil bir yarışma ortamı sunuluyor. Hedef: İngiltere’de Dünya Sahnesine Çıkmak Turnuvanın kurumlara sunduğu en büyük motivasyon kaynaklarından biri ise uluslararası temsil hakkı olarak öne çıkıyor. Kendi branşlarında şampiyonluğa ulaşan takımlar ve bireysel sporcular, İngiltere’de düzenlenecek olan World Corporate Games’e katılarak Türkiye’yi küresel arenada temsil etme fırsatı yakalayacak. Böylece beyaz yakalı sporcular, hem şirketlerinin bayrağını hem de ülkemizi global bir platformda dalgalandıracak. Sporun Birleştirici Gücü ve Güçlü Networking Sektörlerinde öncü ve global ölçekte faaliyet gösteren şirketleri aynı çatı altında toplayan organizasyon; kurumlar arası iletişimi pekiştiriyor, takım ruhunu güçlendiriyor ve çalışan motivasyonunu zirveye taşıyor. Rekabetin fair-play anlayışıyla harmanlandığı bu dev festival, iş dünyasına sporun birleştirici gücüyle değer katmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İşverenlerin Yüzde 86'sı Yapay Zekânın İş Süreçlerini Dönüştüreceğini Öngörüyor Haber

İşverenlerin Yüzde 86'sı Yapay Zekânın İş Süreçlerini Dönüştüreceğini Öngörüyor

Dijitalleşme, otomasyon, büyük veri ve yapay zekâ uygulamaları, şirketlerin çalışma biçimlerinden karar alma süreçlerine kadar birçok alanı yeniden şekillendiriyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun Future of Jobs 2025 raporuna göre işverenlerin yüzde 86'sı yapay zekâ ve bilgi işleme teknolojilerinin önümüzdeki beş yıl içinde iş süreçlerini köklü şekilde dönüştüreceğini düşünüyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri ise Amazon. Şirketin depolarında 1 milyondan fazla robot görev yaparken, gelirlerinin yaklaşık yüzde 35 ila 40'ının yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş öneri sistemlerinden geldiği belirtiliyor. Yapay zekâ teknolojileri son yıllarda iş dünyasında verimlilik artırıcı araçlar olarak kullanılırken, bugün gelinen noktada kurumların stratejik karar süreçlerinde de rol üstlenmeye başladı. Müşteri davranışlarının analiz edilmesinden tedarik zincirlerinin yönetimine, insan kaynakları süreçlerinden satış tahminlerine kadar birçok alanda kullanılan yapay zekâ destekli sistemler, şirketlerin daha hızlı, veriye dayalı ve öngörülebilir kararlar almasına katkı sağlıyor. Öyle ki Dünya Ekonomik Forumu'nun Future of Jobs 2025 raporuna göre, işverenlerin yüzde 86'sı yapay zekâ ve bilgi işleme teknolojilerinin önümüzdeki beş yıl içinde iş süreçlerini köklü şekilde dönüştüreceğini öngörürken, yüzde 58'i ise robotik ve otonom sistemlerin bu dönüşümde büyük pay sahibi olacağını düşünüyor. Hızla değişen bu teknolojik ekosistem karşısında şirketler de yapısal bir kabuk değişimine gidiyor. Kurumların sadece dijitalleşmekle kalmayıp, kendi kararlarını alabilen otonom yapılara evrildiği bu süreçte Araştırmacı Yazar Tuncay Taşkın, Ceres Yayınları etiketiyle kaleme aldığı "Agentic Şirket: Yapay Zekâ ile Otonomlaşan Kurumların Yeni Yönetim Modeli" kitabı ile iş dünyasına kapsamlı bir yol haritası sunuyor. Geleceğin Kurumları, İnsan ve Yapay Zekânın Birlikte Çalıştığı Hibrit Yapılara Dönüşüyor Uzun yıllar boyunca şirketlerde kararlar yöneticiler tarafından alındığını dile getiren Yazar Tuncay Taşkın, "Çalışanlar hep uygulayıcı rolünde kaldı. Bugün ise yapay zekâ sistemleri verileri analiz ediyor, öngörüler sunuyor ve yöneticilerin karar süreçlerine aktif katkı sağlıyor. Geleceğin kurumları, insan ve yapay zekânın birlikte çalıştığı hibrit yapılara dönüşecek. Yapay zekâ her yerde ama kurumların içinde neleri, nasıl değiştirdiği hâlâ tam olarak keşfedilemedi. Ben de bu belirsizliği gidermek ve somut bir yol haritası sunmak adına bu eseri hazırladım. Kitapta okuyucular yapay zekânın sadece bir yazılım desteği değil, kurum içinde aktif bir karar alıcı ve "akıl ortağı" olduğu yeni bir organizasyon modelini (Agentic Model) ayrıntılarıyla tanımlıyor. Dönüşümün sadece teknolojiden ibaret olmadığı, yöneticiden çalışana kadar uzanan zihinsel bir devrim gerektirdiği vurgulanıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Henkel, 2045 Yılına Kadar Net Sıfır Emisyonlara Ulaşmayı Hedefliyor Haber

Henkel, 2045 Yılına Kadar Net Sıfır Emisyonlara Ulaşmayı Hedefliyor

Şirket, sürdürülebilirlik dönüşümünde stratejik bir eşik olarak, Mutlak Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar (2021'e kıyasla) yüzde 42, Mutlak Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 oranında düşürmeyi planlıyor. Yeni sürdürülebilirlik hedefleri, şirketin değer zinciri boyunca yarattığı etkiyi daha da hızlandırmaya yönelik stratejik bir kararı yansıtıyor. İklim odaklı çalışmaları, eşitliği ve sürdürülebilir tedarik zincirlerini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımla Henkel, yeni bir döngünün başlangıcına işaret ediyor. Henkel CEO’su Carsten Knobel görüşlerini şu sözlerle ifade etti: “Henkel, 150 yıldır sorumlu iş uygulamalarının güçlü iş performansıyla paralel ilerlediğini ortaya koymaktadır. Günümüzün zorlu ve değişken ortamında, sürdürülebilir bir geleceği şekillendirme konusunda net ve tutarlı bir duruş sergilemek her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Amaca yönelik büyüme gündemimiz doğrultusunda, şimdi yeni ve iddialı, aynı zamanda somut sürdürülebilirlik hedefleriyle bir sonraki adımı atıyoruz.” Net sıfıra ve döngüsel ekonomiye giden yolda ivme kazanmak Henkel, 2045 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma kararlılığı doğrultusunda 2024 yılında Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi – Science Based Targets Initiative) tarafından onaylanan kapsamlı bir yol haritası belirlemiştir. Şirket, bir yandan enerji verimliliğini artırırken bir yandan da yenilenebilir enerji ve daha sürdürülebilir yakıtların kullanımını yaygınlaştırarak değer zinciri boyunca emisyonları önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Henkel, bu yolda önemli bir kilometre taşı olarak Mutlak Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar (2021'e kıyasla) yüzde 42 oranında azaltmayı, Mutlak Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 oranında düşürmeyi hedefliyor. Kapsam 1 ve 2 emisyonları, faaliyetlerimizden kaynaklanan doğrudan ve dolaylı emisyonları, Kapsam 3 emisyonları ise değer zincirinin yukarı ve aşağı yönlü aşamalarından kaynaklanan emisyonları ifade etmektedir. Bugüne kadar kaydedilen ilerleme, Henkel'in doğru yolda olduğunu gösteriyor: 2025 yılına kadar şirket, 2021 baz yılına kıyasla Kapsam 1, 2 ve 3 emisyonlarda yüzde 29'luk bir azalma sağlamış ve dünya çapında 37 tesiste karbon-nötr üretime geçmiştir. Bu bağlamda Henkel, dünya genelindeki faaliyetlerinde yenilenebilir elektriğin payını önemli ölçüde artırarak yüzde 97'ye çıkarmıştır. Bu sonuçlar, hem operasyonel iyileştirmelerin hem de tedarikçiler ve iş ortaklarıyla güçlenen iş birliğinin bir yansımasıdır. Henkel’in çevre koruma konusundaki çalışmalarının bir diğer önemli unsuru, döngüsel ekonomiyi destekleme konusundaki kararlılığıdır. Şirket, hem tüketici ürünleri ambalajlarında geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanım oranı hem de geri dönüşüme uygun olarak tasarlanan ambalajların payı için net hedefler belirlemiştir. 2030 yılına kadar, geri dönüştürülmüş malzemelerin payının mevcut yüzde 28 seviyesinden en az yüzde 35'e ulaşması planlanmaktadır. Buna ek olarak Henkel, 2030 yılına kadar ambalajlarının yüzde 100’ünü geri dönüşüme uygun olarak tasarlamayı hedefliyor. Bu oran bugün yüzde 88 seviyesindedir. Global ölçekte çalışan eşitliğinin geliştirilmesi Henkel fırsat eşitliği, kapsayıcı bir iş yeri ortamı ve adil ücret konusundaki taahhüdünü bir kez daha teyit etmektedir. Şirket, 2030 yılına kadar tüm yönetim kademelerinde her iki cinsiyetin de yüzde 45'in üzerinde bir oranda temsil edilmesiyle, yönetimde global cinsiyet dengesini sağlamayı hedefliyor. 2025 yılı sonu itibarıyla, yönetim kademelerindeki kadın çalışan oranının yüzde 43'ün üzerine çıkmasıyla önemli bir kilometre taşına ulaşılmış ve somut bir etki elde edilmiştir. Buna ek olarak Henkel, 2030 yılına kadar global ölçekte ücret eşitliğine ulaşmayı* da hedefliyor. Her iki hedef de, yerel yasalara uyumlu ve bölgesel olarak uyarlanmış yaklaşımlar doğrultusunda hayata geçirilmektedir. Henkel'in kaydettiği ilerleme, uluslararası ölçekte kabul görmüş sürdürülebilirlik derecelendirmeleriyle de teyit ediliyor. 2025 CDP değerlendirmesinde Henkel, iklim kategorisinde ilk kez “A” notunu aldı. Henkel ayrıca, son EcoVadis derecelendirmesinde performansını daha da iyileştirerek bir kez daha Altın Madalya ile ödüllendirilmiştir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fuchs Lubricants Türkiye'de Üst Düzey Atama Haber

Fuchs Lubricants Türkiye'de Üst Düzey Atama

Madeni yağlar sektörünün önde gelen şirketlerinden FUCHS, Türkiye’de uzun yıllardır Opet Fuchs ortaklığı altında yürüttüğü faaliyetlerini, tüm hisseleri devralarak Fuchs Lubricants Türkiye çatısı altında yeniden yapılandırdı. Şirketin pazara olan bağlılığının ve güçlü büyüme hedeflerinin göstergesi olan bu dönemde Fuchs Lubricants’ın Genel Müdürlük görevine ise Ahmet Oral getirildi. Sektörde 25 yıla yaklaşan deneyime sahip olan Ahmet Oral, yeni görevinde Fuchs Lubricants Türkiye’nin tüm operasyonlarından sorumlu olarak, şirketin büyüme stratejilerinin hayata geçirilmesine, müşteri odaklı yaklaşımın daha da güçlendirilmesine ve operasyonel mükemmeliyete liderlik edecek. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü mezunu olan Ahmet Oral, Koç Üniversitesi’nden Executive MBA derecesi aldı. Opet Fuchs’taki kariyerine 2005 yılında başlayan ve şirket içinde çeşitli satış pozisyonlarında görevler üstlenen Oral, son olarak Satış Direktörlüğü görevini yürütüyordu. Son 1,5 yıldır yine madeni yağ sektöründe faaliyet gösteren bir organizasyonda Genel Müdürlük görevini üstlenen Oral, başarılı kariyeri ve derin sektör bilgisi ile yeni Fuchs Lubricants Türkiye’nin küresel gücünü yerel pazar bilgisiyle birleştiren yapısına liderlik edecek. Ahmet Oral, Fuchs Lubricants Türkiye’nin yeni yapılanması ve Genel Müdürlük görevine atanmasıyla ilgili olarak şunları söyledi: “FUCHS Lubricants Türkiye’nin bu yeni yapılanma sürecinde sorumluluk üstlenmek benim için hem profesyonel hem de kişisel açıdan büyük anlam taşıyor. Yıllar boyunca büyük bir gururla parçası olduğum bu yapıya, bugün yeni bir vizyon ve güçlü hedeflerle geri dönüyorum.Fuchs Lubricants Türkiye’nin yeni döneminde, global gücümüzü yerel uzmanlığımız ve modern üretim altyapımızla birleştirerek etkin ve güçlü bir organizasyon yaratmayı hedefliyoruz. FUCHS Lubricants Türkiye ailesinin yeniden bir parçası olmaktan gurur duyuyor, bu yeni dönemde birlikte daha büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum.” Yeni organizasyon yapısı ve güçlü liderlik kadrosuyla şirket, Türkiye’deki konumunu pekiştirirken, müşterileri ve iş ortakları için uzun vadeli değer yaratmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Meditopia, Wellbeing’i Çalışandan Aileye Taşıyor Haber

Meditopia, Wellbeing’i Çalışandan Aileye Taşıyor

Meditopia’nın çalışanlara sunduğu wellbeing ekosistemi de bu ihtiyaçtan hareketle yalnızca bireyleri değil, aile yaşamını da odağına alacak şekilde tasarlanıyor. Bu yaklaşım, çalışanların yaşam kalitesini artırırken şirketlerine olan bağlılıklarını da güçlendiriyor. Aynı zamanda çalışanların iş-özel hayat dengesini daha sağlıklı kurabilmelerine destek olurken, aile bireylerinin de bu sürece dahil edilmesi sayesinde daha sürdürülebilir bir iyi oluş deneyimi sunuyor. Çocuklardan ebeveynlere kadar uzanan bu kapsayıcı yapı, çalışanların profesyonel yaşamlarının yanı sıra günlük hayatlarında da daha dengeli, verimli ve mutlu bireyler olmalarına katkı sağlıyor. Böylece kurumlar için daha yüksek motivasyon, artan verimlilik ve uzun vadeli çalışan memnuniyeti gibi somut çıktılar da beraberinde geliyor. Aileyi Kapsayan Bütüncül Wellbeing Modeli Çalışan deneyiminin daha bütüncül bir perspektifle ele alındığı günümüzde, iş ve özel yaşam dengesi özellikle ebeveynler için kritik bir başlık olarak öne çıkıyor. Meditopia’nın sunduğu çözümler, bu dengeyi destekleyecek şekilde çalışanların yanı sıra aile üyelerinin de günlük yaşamına entegre olabiliyor. Örneğin ebeveynler, çocuklarıyla birlikte spor aktivitelerine katılarak fiziksel hareketi bireysel bir rutinden çıkarıp ortak bir deneyime dönüştürebiliyor. Bu sayede hareket, yalnızca bir alışkanlık değil, aile içinde paylaşılan bir deneyim haline geliyor. Meditopia’nın sunduğu ekosistem, 50’den fazla şehirde 2.000’i aşkın spor tesisi ve aylık 170’ten fazla canlı online ders ile çalışanların ve ailelerinin daha aktif bir yaşam sürmesini destekliyor. Bu yapı, iyi oluşu günlük hayatın doğal bir parçası haline getiriyor. Zihinsel Sağlıkta Erişilebilir Destek Meditopia ekosistemi, fiziksel iyi oluşun yanı sıra mental sağlığı da kapsayan çok katmanlı bir yapı sunuyor. Platform üzerinden erişilebilen klinik psikologlar, ebeveyn danışmanları, diyetisyenler ve fizyoterapistler, çalışanlara ve uygun durumlarda aile üyelerine birebir destek sağlıyor. Bu kapsamda sunulan psikolojik danışmanlık hizmetlerinin çocukları da kapsayabilmesi, aile içindeki duygusal dayanıklılığı güçlendiren önemli bir rol oynuyor. Çocukların ihtiyaç duyduklarında profesyonel destek alabilmesi, onların gelişimini desteklerken ebeveynlerin üzerindeki yükün daha dengeli yönetilmesine katkı sağlıyor. Bunlara ek olarak 7/24 erişilebilen çağrı merkezi, yapay zeka destekli wellness asistanı ve 15 dilde sunulan 10 bini aşkın içerik, wellbeing’i günün her anına yayılan erişilebilir bir deneyime dönüştürüyor. Meditopia’nın bu yaklaşımı, wellbeing’i yalnızca çalışanlara sunulan bir yan hak olmaktan çıkararak, çalışanların yaşamının tümüne dokunan bütüncül bir deneyime dönüştürüyor. Bu dönüşüm, şirketlerin çalışan bağlılığını ve memnuniyetini artırırken aynı zamanda daha sürdürülebilir bir çalışan deneyimi inşa etmelerine de katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.