Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çözüm Ortağı

Kapsül Haber Ajansı - Çözüm Ortağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çözüm Ortağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye-Suriye Ticaretinde 10 Milyar Dolarlık Hedef Haber

Türkiye-Suriye Ticaretinde 10 Milyar Dolarlık Hedef

Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) organizasyonuyla düzenlenen Suriye Ticaret Heyeti programı Şam'da gerçekleştirildi. Programın açılışına Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Suriye Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Alaa el-Ali, TİM Başkan Vekilleri, Yönetim Kurulu üyeleri ve Birlik Başkanları ile ihracatçı heyeti, Şam Ticaret Müşavirliği ve Türkiye-Suriye iş dünyasının temsilcileri katıldı. Program kapsamında Türk ihracatçıları ile Suriyeli iş insanları ikili iş görüşmelerinde bir araya gelirken, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik fırsatlar değerlendirildi. “Ticaret, kardeşliğin en kalıcı köprüsüdür” Programın açılışında konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin köklü bir geçmişe dayandığını vurguladı. İki ülke arasındaki tarihi ve kültürel bağların ticarette de güçlü bir zemine sahip olduğunu belirten Gültepe, “Bizim aramızdaki bağ yüzyıllar öncesine dayanıyor. Asırlardır Şam ile İstanbul, Halep ile Gaziantep aynı kervanların, aynı çarşıların, aynı bereketli İpek Yolu'nun durakları oldu. Dedelerimizin hanlarda, kervansaraylarda oluşturduğu o kadim ticaret hafızası bugün bize yol gösteriyor. Biz bugün sıfırdan bir hikâye yazmıyoruz. Tarihin bize emanet ettiği o büyük ticari kardeşliği modern dönemin dinamizmiyle yeniden ayağa kaldırıyoruz.” dedi. “Ticaret, kardeşliğin en kalıcı köprüsüdür.” diyen Gültepe, iki ülkenin iş dünyasının kazan-kazan anlayışıyla iş birliklerini güçlendirmesinin önemine dikkat çekti. Ticarette hedef 10 milyar dolar Türkiye ile Suriye arasındaki ticaretin son dönemde ivme kazandığını belirten Gültepe, geçen yıl iki ülke arasındaki ticaret hacminin 3,7 milyar dolara ulaştığını söyledi. Yaklaşık 5 bin 800 Türk firmasının Suriye'ye 3,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini aktaran Gültepe, bu yılın ilk yedi ayında ihracatın yüzde 16,5 artışla 2,1 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Mevcut rakamları bir sonuçtan ziyade başlangıç olarak gördüklerini ifade eden Gültepe, “İhracat ailesi olarak çok daha fazlasını yapabileceğimize inanıyoruz. Çözüm bekleyen konularımızda atılacak adımlarla ticaret hacmimiz büyürken 10 milyar dolarlık hedefimizin de önü açılacak.” diye konuştu. “Suriye'yi önemli bir ticaret köprüsü olarak görüyoruz” Suriye'nin Türkiye açısından yalnızca bir ihracat pazarı olmadığının altını çizen Gültepe, ülkenin Türkiye'yi Körfez bölgesine bağlayan önemli bir ticaret köprüsü konumunda bulunduğunu söyledi. Suriye'nin yeniden imar sürecinin çok sayıda sektör açısından önemli fırsatlar sunduğunu kaydeden Gültepe, çimentodan cama, mobilyadan makineye, kimyadan elektriğe kadar geniş bir ürün grubunda talep oluştuğunu ifade etti. Ticaretin karşılıklı gelişmesini önemsediklerini vurgulayan Gültepe, Suriye'den tekstil hammaddesi, zeytinyağı ve tarım ürünleri ithalatının da arttığına dikkat çekerek, “Biz tek taraflı satış değil, karşılıklı kazanç istiyoruz. Suriye üretsin, Suriye kazansın, birlikte büyüyelim.” dedi. “Suriye'nin yeniden inşasında çözüm ortağı olmaya hazırız” Yatırım alanında da somut adımlar atıldığını belirten Gültepe, sınır bölgesinde ortak sanayi bölgelerinin gündemde olduğunu ve Türk bankalarının Suriye'de şube açmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi. Ticaretin daha hızlı gelişebilmesi için gümrük işlemlerinin ve transit geçişlerin kolaylaştırılması gerektiğini vurgulayan Gültepe, sınır kapılarının kapasitesinin artırılması ile mevzuat ve belge uygulamalarında yeknesaklığın sağlanmasının önemine işaret etti. Özellikle KOBİ'ler açısından parsiyel yüklemelerde gümrük süreçlerinin daha öngörülebilir hale getirilmesi gerektiğini belirten Gültepe, 2011 yılında askıya alınan Serbest Ticaret Anlaşması'nın da yeni dönemin ihtiyaçları doğrultusunda güncellenmesinin karşılıklı ticarete önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Finansal engellerin kaldırılması için yeni nesil mekanizmaların hayata geçirilmesi gerektiğini de vurgulayan Gültepe, “Türk iş dünyası olarak Suriye'nin yeniden inşasında yatırımcı ve çözüm ortağı olmaya hazırız.” dedi. İkili iş görüşmelerinde atılacak her adımın iki ülkede de üretim, istihdam ve yeni fırsatlar anlamına geleceğini kaydeden Gültepe, Suriyeli iş dünyası temsilcilerini 10-11 Aralık tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek Türkiye-Arap Ülkeleri İş Zirvesi ve Alım Heyeti Programı'na davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım Haber

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım

GCA bünyesinde faaliyet gösteren GCA Design Studio, trend araştırmaları ve tüketici içgörülerinden tasarım, mühendislik ve üretim süreçlerine kadar ürün geliştirme yolculuğunun her aşamasında markalara destek veriyor. Tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini bir araya getirerek markaların fikirlerini üretilebilir, işlevsel ve değer yaratan cam ambalaj çözümlerine dönüştürüyor. Ürünün ilk fikir aşamasından tüketiciyle buluştuğu ana kadar tüm süreci yönetiyor, markaların pazarda farklılaşmasını destekleyen çözümler geliştiriyor. Bir fikri ürüne, ürünü markaya dönüştüren süreç GCA Design Studio'nun çalışma modeli, tasarımı ürün geliştirme yolculuğunun yalnızca bir aşaması olarak görüyor. Her proje; hedef pazarın, kategori dinamiklerinin, tüketici beklentilerinin ve markanın büyüme hedeflerinin analiz edilmesiyle şekilleniyor. Elde edilen içgörüler doğrultusunda geliştirilen fikirler, tasarım ve mühendislik çalışmalarıyla olgunlaştırılırken ürünün üretim süreçleriyle uyumu da eş zamanlı olarak değerlendiriliyor. Süreç, sektör ve trend araştırmalarıyla temelleniyor; tüketici içgörülerinin değerlendirilmesi ve ürün stratejisinin oluşturulmasıyla şekilleniyor. Bu aşamayı tasarım, prototip geliştirme, mühendislik çalışmaları, etiket ve dekorasyon çözümleri, dolum gereksinimleri ve üretim süreçleri takip ediyor. Ürünün pazara sunulmasına kadar uzanan tüm geliştirme adımları, birbirini besleyen entegre bir yaklaşımla yönetiliyor. Böylece markalar, farklı uzmanlık alanlarını ayrı ayrı koordine etmek yerine ihtiyaç duydukları tüm bilgi ve deneyime tek noktadan erişebiliyor. Bu yaklaşım sayesinde ortaya çıkan ambalajlar yalnızca estetik açıdan dikkat çekmiyor; üretim verimliliği, operasyonel gereksinimler, marka konumlandırması ve tüketici deneyimi gibi birçok farklı kriteri aynı anda karşılıyor. Etiket tasarımından dekorasyon alternatiflerine, kapak ve aksesuar seçimlerinden dolum süreçlerine kadar ürünün pazardaki başarısını etkileyen tüm detaylar bütüncül bir bakış açısıyla ele alınıyor. GCA'nın üretim gücü ve teknik bilgi birikimiyle desteklenen Design Studio, markalara fikir aşamasından pazara çıkışa kadar uzanan süreçte rehberlik ediyor. Tasarım ekipleri, mühendisler ve üretim uzmanları aynı hedef doğrultusunda çalışırken, ürün geliştirme süreci daha hızlı, daha verimli ve daha öngörülebilir hale geliyor. Tasarımın ötesinde bir çözüm merkeziGCA Design Studio'nun en önemli farklarından biri, tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini aynı yapı içerisinde buluşturması. Bu sayede markalar, ürün geliştirme sürecinin her aşamasında farklı çözüm ortaklarıyla çalışmak yerine tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek entegre bir ekiple ilerleyebiliyor. Sürdürülebilirlik de bu yaklaşımın önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Hafifletme odaklı tasarım çalışmaları sayesinde cam ambalajın estetik ve fonksiyonel özellikleri korunurken daha az ham madde kullanımıyla çevresel etki azaltılıyor. Tasarım gücünü uluslararası başarılarla ortaya koyuyor GCA Design Studio tarafından geliştirilen projeler, ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiği başarılarla da dikkat çekiyor. A' Design Award, Red Dot, WorldStar ve Ambalaj Ay Yıldızları gibi prestijli organizasyonlarda kazanılan ödüller, tasarım, teknik yetkinlik, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimini bir araya getiren yaklaşımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Global trendler ve tüketici beklentileri doğrultusunda geliştirilen çalışmalar, Türkiye'yi cam ambalaj tasarımı alanında dünya çapında temsil eden örnekler arasında yer alıyor. “Markaların ürün geliştirme yolculuğunun tamamına eşlik ediyoruz” GCA Genel Müdürü Dr. Abdullah Gayret, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi "Bugün başarılı bir ambalajın arkasında yalnızca iyi bir tasarım değil; doğru içgörü, güçlü mühendislik, üretim bilgisi ve pazarı doğru okuyan bir yaklaşım bulunuyor. GCA Design Studio'yu da bu anlayışla konumlandırıyoruz. Bir ürün fikrinin ortaya çıktığı ilk andan, ürünün raflarda tüketiciyle buluştuğu noktaya kadar tüm sürece eşlik ediyoruz. Trend araştırmalarını, tüketici içgörülerini, tasarım ve mühendislik çalışmalarını, üretim deneyimimizi ve pazar bilgimizi aynı çatı altında bir araya getiriyoruz. Böylece markalar için yalnızca bir ambalaj geliştirmiyor, ürün geliştirme yolculuğunun tamamında değer üreten bir çözüm ortağı olarak çalışıyoruz. Amacımız, markaların fikirlerini güçlü ürünlere, ürünlerini de pazarda fark yaratan başarılara dönüştürmelerine katkı sağlamak." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Almatis CEO’su Sönmez: Hedefimiz Türk Sermayesiyle Küresel Sanayide Standartları Belirlemek Haber

Almatis CEO’su Sönmez: Hedefimiz Türk Sermayesiyle Küresel Sanayide Standartları Belirlemek

OYAK bünyesinde yer alan Almatis, sanayi gücünü dünyaya taşıyan en önemli şirketlerden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Almatis CEO’su Anıl Sönmez, çalışmalarını alümina ve ötesine tasarladıklarını, pazara en yüksek kalite ve en güvenilir özellikli çözümleri pazara sunduklarını söyledi. Vizyonlarını yatırımlarla desteklediklerini belirten Sönmez, “Hedefimiz küreselde söz sahibi olmak, standartları belirlemek ve bu dönüşümü Türk sermayesi gücüyle gerçekleştirmek” dedi. Almatis CEO Sönmez, şirketin faaliyet alanları, ürün portföyü ve küresel ölçekteki konumuyla ilgili bilgi verdi. Almatis’in OYAK bünyesinde yer alan ve grubun küresel ölçekteki sanayi gücünü dünyaya taşıyan en önemli şirketlerden biri olduğuna dikkat çeken Sönmez, 2016 yılından bu yana coğrafi yaygınlık, sağladıkları teknoloiik katma değerle küresel yüzü olan OYAK’ın bir parçası olmaktan gurur duyduklarını dile getirdi. “Tutku, küresel kapsayıcılık, hesap verilebilirlik, dayanışma ve ekip ruhu”nun Almatis’i rekabette öne çıkaran temel unsurlar olduğunu anlatan Anıl Sönmez, “Bizi farklı kılan temel unsur yalnızca ürün kalitesi değil, teknik derinlik, müşteriyle bire bir çalışma kültürü ve uzun vadeli iş ortaklığı anlayışıdır. Bu değerler, Almatis’i yalnızca bir hammadde tedarikçisi değil, müşterilerinin teknolojik gelişim yolculuğunda güvenilir bir çözüm ortağı haline getiriyor” diye konuştu. “Yatırımlarla alümina üretimi ve ötesini tasarlıyoruz” Almatis’in alümina üretiminde küresel ve entegre bir operasyonel ağa sahip bir şirket olduğunu ifade eden Anıl Sönmez, vizyonları doğrultusunda “Alümina ve ötesini tasarlıyoruz. Halihazırda pazara en yüksek kalite ve en güvenilir özellikli alümina çözümlerini sunuyoruz. Bununla yetinmiyor; alümina dışı yeni ürün alanlarında da aktif çalışmalar yürütüyoruz. Son yıllarda bu vizyonu somut yatırımlarla destekledik” bilgisini verdi. Sönmez, 2022 yılında Hindistan’da yeni bir entegre tabular alümina üretim tesisini devreye aldıklarını, 2025 yılında Almatis ABD Arkansas tesisinde kalsine alümina kapasite artış projesini başarıyla tamamladıklarını hatırlatarak, yine aynı yıl Çin tesisinde yeni bir kalsine alümina tesisinin temelini attıklarını ve bu yatırımın 2027’de devreye girmesinin öngörüldüğünü söyledi. Anıl Sönmez, söz konusu tesisin özellikle yarı iletkenler, elektrikli araç bataryaları ve yüksek performanslı elektronik ürünler için kritik bir hammadde üreteceğini, bu yatırımlarla yalnızca kapasite artırımı olarak değil, teknolojik ilerlemeye ve sürdürülebilir ekonomik gelişime katkı olarak gördüklerini dile getirdi. Sönmez, “Bu yatırımlar, Türk ve OYAK bayraklarımızı dünyanın dört bir yanında dalgalandırma isteğimizden güç alıyor. Diğer bölgelerde de benzer kapasite artırımı ve optimizasyon çalışmalarımız devam ediyor” dedi. Yüz yılı aşkın süredir küresel lider ve yerel tedarikçi Küresel ölçekte Almatis’in gücünü yerel ihtiyaçlara hızlı, güvenilir ve teknik olarak doğru çözümler sunmak için kullandıklarının altını çizen Anıl Sönmez, “Almatis olarak kendimizi yıllardır şu şekilde tanımlıyoruz: ‘Yüz yılı aşkın süredir küresel lider, yerel tedarikçi.’ Küresel ölçekteki gücümüzü; yerel ihtiyaçlara hızlı, güvenilir ve teknik olarak doğru çözümler sunmak için kullanıyoruz” diye konuştu. Almatis için inovasyonun laboratuvardan sahaya uzanan ve müşteriyle birlikte şekillenen bir süreç olduğunu anlatan Anıl Sönmez, araştırmalarda Almatis müşterilerinin yüzde 90’ınının şirketin inovasyon yetkinliğini iyi veya mükemmel seviyede değerlendirdiğini, söz konusu araştırma sonuçlarının şirketin yalnızca yüksek kaliteli ürünler sunan bir tedarikçi olmadığını, teknik bilgi birikimiyle müşterileriyle birlikte geliştiren, müşteriye göre üreten (customization), müşteriyi dinleyen, anlayan ve onun başarısı için birlikte çalışan çözüm üreten ve değer oluşturan bir partner olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. OYAK bünyesinde Akdeniz Chemson ile stratejik ortaklık İnovasyonun sahadaki ihtiyaçları 100 yılı aşkın birikimle derinlemesine anlamaktan geçtiğine inandıklarına işaret eden Anıl Sönmez, “Büyümeyi yalnızca kapasite artışıyla değil, doğru iş birlikleri ve güçlü dağıtım ağlarıyla destekliyoruz. Son dönemde bu anlayışla; Afrika, Kuzey Amerika ve Avrupa’da yeni iş ortaklarıyla anlaşmalar imzalayarak küresel erişimimizi daha da genişlettik. Bu adımlar, müşterilerimize bulunduğumuz her pazarda daha yakın olmak ve yerel ihtiyaçlara daha hızlı yanıt verebilmek açısından stratejik önem taşıyor” dedi. OYAK bünyesinde şirketler arası birlikteliğe de önem verdiklerini kaydeden Sönmez, bu çerçevede Akdeniz Chemson ile Güney Amerika’da stratejik bir ortaklığa imza attıklarını, OYAK çatısı altında geliştirilen bu tür sinerjilerin küresel pazarlarda ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir değere dönüştüğüne inandıklarını belirtti. Sönmez, “Ürünlerimizin yanında kurduğumuz iş birlikleriyle de küresel ölçekte büyüyen ve etkisini her geçen gün artıran bir sanayi şirketi olmanın gururu yaşıyoruz” şeklinde konuştu. “Zorlukları güçlü operasyonel ağımızla aşıyoruz” Son yıllarda ortaya çıkan pandemi, jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve küresel ekonomik belirsizlikler nedeniyle tüm değer zincirleri için oldukça zorlu geçtiğini hatırlatan Anıl Sönmez, söz konusu dönemde Almatis’in en büyük avantajının güçlü ve dengeli küresel operasyonel ağı olduğunun altını çizdi. Yerel üretim ve küresel marka yaklaşımlarının müşterilere her koşulda güvenilir tedarik sağlamaya olanak tanıdığına vurgu yapan Sönmez, “Ürün ambalajından depo yönetimine, dağıtım ağından lojistik optimizasyona kadar tedarik zincirinin her halkasını titizlikle ele alıyor ve sürekli geliştiriyoruz. Bu yaklaşımı sahada her gün ispatlıyoruz. Almatis’te teknik destek, sadece bir hizmet değil; müşterilerimizin rekabet gücünün bir parçasıdır” dedi. Almatis’te sürdürülebilirlik temel kriterlerinden biri Misyon NötrAL (Mission NeutrAL) adını verdikleri sürdürülebilirlik programının ekip çalışmasıyla şekillendiğini dile getiren Anıl Sönmez, inovasyon projelerinde sürdürülebilirliğin temel kriterlerden biri olduğunu ve Almatis’in sürdürülebilirlikte hiçbir zaman bir kontrol listesi maddesi olmadığını, çalışanların güçlü talepleriyle hayata geçtiğini kaydetti. Almatis’in Avrupa ve ABD tesislerinde üretilen tüm ürünlerin, bağımsız üçüncü taraflarca doğrulanmış CO₂ eşdeğeri değerlerini talep eden müşterilerilerle paylaştıklarını anlatan Sönmez şöyle konuştu: “Sürdürülebilirliği yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı görmüyoruz. ECO‑TAB® ve düşük karbonlu alüminalarımız, bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor. Refrakter üreticileri tarafından kullanılan ECO‑TAB® tabular alüminaları, bu müşterilerimizin ürünleri aracılığıyla çelik üreticilerine önemli operasyonel faydalar sunuyor. Çelik üreticileriyle gerçekleştirdiğimiz uygulama testleri, ECO‑TAB® içeren refrakter malzemelerin kullanımı sayesinde yıllık toplam malzeme tüketiminin yüzde 4,7 oranında azaltılabildiğini, aynı zamanda proseslerde önemli düzeyde enerji verimliliği sağlanabildiğini ortaya koyuyor. Bu sonuçlar, çevreci çözümlerin mutlaka ek maliyet anlamına gelmediğini; doğru malzeme ve doğru tasarımla hem karbon ayak izinin hem de toplam işletme maliyetlerinin eş zamanlı olarak düşürülebileceğini net bir şekilde gösteriyor.” Hedef Türk sermayesinin gücüyle küreselde söz sahibi olmak En güçlü oldukları alanın özellikli alümina olduğunu, ancak mevcut stratejinin bununla sınırlı kalmadığını belirten Anıl Sönmez, gelecek yıllarda ürün portföyünü, alüminanın ötesine geçen yeni materyallerle genişleterek farklı endüstrilere daha kapsamlı çözümler sunmayı hedeflediklerini söyledi. Sönmez, “Almatis’i önümüzdeki 10–20 yıllık dönemde, birçok stratejik endüstride teknik referans noktası olarak kabul edilen, müşterilerinin üretim süreçlerini ve performansını şekillendiren bir şirket olarak konumlandırıyoruz. Bu vizyon, yalnızca ürün çeşitliliğini artırmaya değil; teknoloji, inovasyon ve sürdürülebilirlik odağında derinleşmeye dayanıyor” dedi. Almatis’in yolculuğunda sahip oldukları yapının kendilerine güç verdiğine vurgu yapan Sönmez, bir Türk şirketi olarak OYAK 2030 stratejisi doğrultusunda uzun vadeli bakabilen, yatırım yapabilen ve ölçeklenebilen bir yapıyla hareket ettiklerini kaydetti. Almatis CEO’su Anıl Sönmez, “Önümüzdeki dönemde Almatis; alüminadaki liderliğini korurken, ileri malzeme alanında iddiasını büyüten, küresel etkisini daha görünür ve daha güçlü kılan bir şirket olacak. Hedefimiz yalnızca büyümek değil; küresel sanayide söz sahibi olmak, standartları belirlemek ve bu dönüşümü Türk sermayesinin gücüyle gerçekleştirmek” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor Haber

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor

Endüstriyel tesisler ve yüksek teknoloji yatırımlarında anahtar teslim projeler üstlenen Sintek Heavy Industries, Ankara’da hayata geçirilecek yeni bir teknoloji yatırımı için savunma sanayisinde faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alan bir şirketle sözleşme imzaladı. Savunma sanayisinde faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alan bir şirketle imzalanan sözleşme kapsamında Sintek Heavy Industries; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak üstlenecek. 14 ayda tamamlanması planlanan proje, savunma sanayisine yönelik yeni teknoloji yatırımının altyapısına katkı sağlayacak. Yüksek mühendislik disiplini, endüstriyel tesis deneyimi ve güçlü saha uygulama kabiliyetiyle faaliyetlerini sürdüren Sintek Heavy Industries, bu projeyle birlikte stratejik sektörlerdeki konumunu daha da pekiştiriyor. Şirket, Türkiye’de geliştirdiği mühendislik ve taahhüt birikimini; yüksek hassasiyet, güçlü proje yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon gerektiren savunma sanayi yatırımlarına taşıyarak, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olma hedefini güçlendiriyor. SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARINDA YENİ SÖZLEŞME Haziran ayı sonu itibarıyla, ülkemizin önde gelen savunma sanayi kuruluşlarından biriyle yeni teknoloji yatırımı kapsamında sözleşme imzalayan Sintek Heavy Industries, 14 ay içerisinde tamamlanması planlanan projeyle Türkiye'nin gelişmekte olan savunma sanayisine katkı sunmayı hedefliyor. Şirket; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak hayata geçirecek. SİNTEK HEAVY INDUSTRIES SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ VARLIĞINI GÜÇLENDİRİYOR Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sintek Heavy Industries Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özkan, "Savunma sanayisi yalnızca üretim kapasitesiyle değil; mühendislik yetkinliği, kalite standartları, zaman yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon açısından da yüksek uzmanlık gerektiren stratejik alanların başında geliyor. Farklı sektörlerde edindiğimiz mühendislik, uygulama ve taahhüt deneyimini, savunma sanayisindeki bu projeyle birlikte stratejik yatırımlara aktarıyoruz. Özellikle yüksek hassasiyet gerektiren yatırımlarda; inşaat, mekanik ve elektrik altyapılarını eş zamanlı planlayabilen ve uygulayabilen, anahtar teslim proje yönetimi gerçekleştirebilen bir yapıya sahibiz. Türkiye'de büyüyen savunma sanayisi ekosisteminin ihtiyaç duyduğu yeni yatırım ve altyapı projelerinde yer almayı, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de mühendislik gücümüzü, proje yönetimi kabiliyetimizi ve uluslararası uygulama deneyimimizi savunma sanayisi başta olmak üzere stratejik sektörlerde üstleneceğimiz yeni projelerle büyütmeyi sürdüreceğiz" ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor Haber

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor

Savunma sanayisinde faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alan bir şirketle imzalanan sözleşme kapsamında Sintek Heavy Industries; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak üstlenecek. 14 ayda tamamlanması planlanan proje, savunma sanayisine yönelik yeni teknoloji yatırımının altyapısına katkı sağlayacak. Yüksek mühendislik disiplini, endüstriyel tesis deneyimi ve güçlü saha uygulama kabiliyetiyle faaliyetlerini sürdüren Sintek Heavy Industries, bu projeyle birlikte stratejik sektörlerdeki konumunu daha da pekiştiriyor. Şirket, Türkiye’de geliştirdiği mühendislik ve taahhüt birikimini; yüksek hassasiyet, güçlü proje yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon gerektiren savunma sanayi yatırımlarına taşıyarak, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olma hedefini güçlendiriyor. SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARINDA YENİ SÖZLEŞME Haziran ayı sonu itibarıyla, ülkemizin önde gelen savunma sanayi kuruluşlarından biriyle yeni teknoloji yatırımı kapsamında sözleşme imzalayan Sintek Heavy Industries, 14 ay içerisinde tamamlanması planlanan projeyle Türkiye'nin gelişmekte olan savunma sanayisine katkı sunmayı hedefliyor. Şirket; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak hayata geçirecek. SİNTEK HEAVY INDUSTRIES SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ VARLIĞINI GÜÇLENDİRİYOR Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sintek Heavy Industries Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özkan, "Savunma sanayisi yalnızca üretim kapasitesiyle değil; mühendislik yetkinliği, kalite standartları, zaman yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon açısından da yüksek uzmanlık gerektiren stratejik alanların başında geliyor. Farklı sektörlerde edindiğimiz mühendislik, uygulama ve taahhüt deneyimini, savunma sanayisindeki bu projeyle birlikte stratejik yatırımlara aktarıyoruz. Özellikle yüksek hassasiyet gerektiren yatırımlarda; inşaat, mekanik ve elektrik altyapılarını eş zamanlı planlayabilen ve uygulayabilen, anahtar teslim proje yönetimi gerçekleştirebilen bir yapıya sahibiz. Türkiye'de büyüyen savunma sanayisi ekosisteminin ihtiyaç duyduğu yeni yatırım ve altyapı projelerinde yer almayı, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de mühendislik gücümüzü, proje yönetimi kabiliyetimizi ve uluslararası uygulama deneyimimizi savunma sanayisi başta olmak üzere stratejik sektörlerde üstleneceğimiz yeni projelerle büyütmeyi sürdüreceğiz" ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Sigorta’dan KOBİ’lere Güçlü Destek Haber

QNB Sigorta’dan KOBİ’lere Güçlü Destek

Kapsamlı sigorta çözümleriyle işletmelerin risklerini öngörülebilir hale getirirken çalışan bağlılığını ve güven duygusunu da güçlendirmeyi hedefleyen bu yaklaşım, KOBİ’lerin bugününü korurken yarınını da güvence altına alıyor. Sağlık, hayat sigortaları ve bireysel emeklilik branşlarında faaliyet gösteren ve tüm çalışmalarının merkezinde “Bugün Bugünü Yaşa” felsefesini bulundurarak hayata değer katmayı hedefleyen QNB Sigorta, KOBİ’lerin sürdürülebilir büyüme yolculuğunda güçlü bir çözüm ortağı olarak konumlanıyor. Bu yaklaşım doğrultusunda şirket, yalnızca risk gerçekleştiğinde devreye giren bir yapıdan öte; işletmelerin bugününü koruyan, yarınını planlayan ve uzun vadeli dayanıklılığını destekleyen bütüncül bir güvence anlayışı sunuyor. Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ile çalışanlar, SGK anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarında yalnızca SGK katkı payı ödeyerek yatarak ve ayakta tedavi hizmetlerine hızlı, kolay ve öngörülebilir maliyetlerle erişirken aynı zamanda online doktor, online psikolog, online diyetisyen, online pedagog, check-up ve diş bakım gibi hizmetlerden de yararlanma imkanı elde ediyor. Böylece QNB Sigorta Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ile sağlık kavramı, yalnızca hastalık anına sıkışan bir ihtiyaç olmaktan çıkarken; çalışanlar ihtiyaç duydukları anda destek alabileceklerini bilmenin güvenini yaşıyor ve sağlıklarını ertelemeden yönetebiliyor. Çalışan tarafında “yalnız değilim” duygusu güçlenirken; işletmeler açısından sigorta, çalışan bağlılığını artıran ve iş süreçlerinin sürdürülebilirliğini destekleyen stratejik bir yatırıma dönüşüyor. Hayat sigortaları ise KOBİ’ler için etkisi son derece yüksek bir güvence alanı sunuyor. Beklenmedik durumlarda çalışanların ve ailelerinin finansal dengesini koruyan bu çözümler, işletmelerin çalışanlarına sunduğu değeri somutlaştırırken aynı zamanda kurum içi güven duygusunu da pekiştiriyor. Bu yönüyle hayat sigortası, yalnızca bireysel bir koruma aracı değil; işveren ile çalışan arasında uzun vadeli bir güven köprüsü kuran kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Bunlara ek olarak, bireysel emeklilik ve tamamlayıcı emeklilik çözümleri de çalışanların geleceğe daha güvenle bakmasını sağlarken, işverenlerin çalışanlarıyla yalnızca bugünü değil, yarını da kapsayan daha güçlü ve kalıcı bir bağ kurmasına imkân tanıyor. KOBİ’ler, QNB Sigorta’nın yarının endişelerini bugünden azaltmayı hedefleyen sigorta çözümleri sayesinde yalnızca çalışanlarının sağlığını korumakla kalmıyor, aynı zamanda önemli finansal avantajlar da elde ediyor. Çalışanlar için yapılan sağlık sigortası harcamalarının gider olarak gösterilebilmesi ve hayat sigortası primlerinin vergi matrahından düşülebilmesi, toplam maliyet üzerinde ciddi bir optimizasyon sağlıyor. Bu yapı, sigortayı bir gider kaleminden çıkararak; riskleri yöneten, maliyeti dengeleyen ve uzun vadeli finansal sürdürülebilirliği destekleyen bir yatırım aracına dönüştürüyor. KOBİ’lerin büyüme yolculuğunda çalışan sağlığını önceliklendiren yaklaşımın önemine değinen QNB Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Tolga Ceylantepe, “Çalışan sağlığına yapılan yatırımın etkisi yalnızca bireylerle sınırlı kalmıyor; iş süreçlerinden çalışan bağlılığına, kurum kültüründen iş sürekliliğine kadar geniş bir alana değer katıyor. QNB Sigorta olarak tamamlayıcı sağlık sigortasını sadece hastane masraflarını karşılayan bir yapı olarak değil; online doktor, online psikolog, online diyetisyen, online pedagog, check-up ve diş bakım gibi hizmetlerle çalışanların günlük hayatına dokunan bir destek sistemi olarak ele alıyoruz. Hayat sigortalarında ise özellikle prim iadeli ve uzun vadeli güvence sunan çözümlerle, işletmelerin çalışanlarına ve ailelerine karşı sorumluluklarını daha güçlü şekilde desteklemelerine katkı sağlıyoruz. Bunun yanında vergi avantajlarıyla maliyetlerin optimize edilmesi, sigortayı KOBİ’ler için yalnızca bir yan hak değil; iş sürekliliğini, çalışan memnuniyetini ve kurumsal bağlılığı güçlendiren stratejik bir yatırım haline getiriyor. Bugün geldiğimiz noktada KOBİ’lerde bu bakış açısının giderek güçlendiğini görüyor ve bu dönüşümün güçlü bir parçası olmayı hedefliyoruz.” dedi. QNB Sigorta, sigortayı karmaşık bir yapı olmaktan çıkararak sade, anlaşılır ve erişilebilir çözümlerle KOBİ’lerin yanında konumlanıyor. İnsan odaklı yaklaşımıyla çalışan sağlığını, mutluluğunu ve geleceğini merkeze alan şirket; KOBİ’lerin sadece bugünkü ihtiyaçlarına değil, yarının belirsizliklerine karşı da hazırlıklı olmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası ve İMEAK Deniz Ticaret Odası’ndan Denizcilik Sektörüne Güçlü Destek Haber

İş Bankası ve İMEAK Deniz Ticaret Odası’ndan Denizcilik Sektörüne Güçlü Destek

Türkiye’nin dış ticaretindeki stratejik konumu, lojistik altyapısına sunduğu katkı ve ekonomik kalkınmadaki kritik rolüyle öne çıkan denizcilik sektörü, ülkemizin kalkınmasının en önemli unsurlarından biri olmayı sürdürüyor. Turizmi stratejik öncelikleri arasında gören İş Bankası da sektöre özel finansal çözümler sunmak ve denizcilik ekosisteminin güçlenmesine ve uzun vadeli gelişimine katkı sağlamak amacıyla İMEAK Deniz Ticaret Odası ile iş birliği gerçekleştirdi. Protokol, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz ile İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran tarafından imzalandı. Denizcilik sektörünün ihtiyaçlarına özel finansman çözümleri Türkiye’nin mavi ekonomisinin sürdürülebilir gelişimine değer katması hedeflenen iş birliğiyle; İMEAK Deniz Ticaret Odası üyelerine özel olarak tasarlanan kredi paketleri ve avantajlı bankacılık ürünleri sunulacak. Gemi işletmeciliğinden deniz taşımacılığına, limancılıktan tersaneciliğe kadar uzanan geniş yelpazedeki ekosistem desteklenecek. Denizcilik sektörünün faaliyet yapısı ve sezonsal iş döngüsü dikkate alınarak hazırlanan esnek geri ödeme planları sayesinde işletmelerin nakit akışlarını daha etkin yönetmeleri ve yatırımlarını daha güçlü bir finansal yapıyla hayata geçirmeleri imkân tanınacak. Sezgin Yılmaz: “Denizcilik sektörünün uzun vadeli çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz” Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, sektörün ülkemizin dış ticaret hacminin büyük bölümünü taşıyan, lojistik altyapısını güçlendiren önemli bir kaldıraç olduğunun altını çizerek şöyle dedi: “Denizcilik sektörü, ülkemizin sürdürülebilir büyümesi açısından stratejik önem taşıyor. Biz de ülkemizin gelişimi için kritik olan sektörü destekliyoruz. İMEAK Deniz Ticaret Odası ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliğiyle, sektörün ihtiyaçlarına özel kredi paketleri, denizcilik ekosisteminin sezonsal dinamiklerine uygun esnek geri ödeme planları ve kapsamlı bankacılık çözümleri sunacağız. Sektörel uzmanlaşma yaklaşımımız doğrultusunda, finansman sağlayan bir kurum olmanın ötesinde, aynı zamanda uzun vadeli bir çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz. Ülkemizin mavi ekonomisinin güçlenmesi ve denizcilik sektörünün geleceğe güvenle hazırlanması için çalışmaya devam edeceğiz.” Tamer Kıran: “Üyelerimizin finansmana erişiminde yeni bir kapı açıyoruz” İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, denizcilik sektörünün ülke ekonomisi ve dış ticaret açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Denizcilik sektörü, küresel ekonomide yaşanan gelişmeler, jeopolitik riskler ve artan maliyetler nedeniyle zorlu bir dönemden geçiyor. Bu süreçte üyelerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak ve faaliyetlerine katkı sağlamak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Türkiye İş Bankası ile imzaladığımız bu protokolle üyelerimizin finansmana erişiminde yeni bir kapı açıyoruz. Sektörün ihtiyaçlarına uygun olarak hazırlanan kredi paketleri ve avantajlı bankacılık ürünlerinin, işletmelerimizin nakit akışlarını destekleyerek özellikle finansman ihtiyacı duyan işletmelerimize önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu iş birliğinin hayata geçirilmesindeki katkıları ve sektörümüze gösterdikleri yakın ilgi dolayısıyla Türkiye İş Bankası Yönetimine teşekkür ediyor, protokolün üyelerimiz, sektörümüz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.