Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Crossover

Kapsül Haber Ajansı - Crossover haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Crossover haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nissan, Türkiye'nin de Dahil Olduğu Avrupa için Yeni Modelini Duyurdu Haber

Nissan, Türkiye'nin de Dahil Olduğu Avrupa için Yeni Modelini Duyurdu

Nissan, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Avrupa pazarına yönelik yeni bir model lansmanı gerçekleştireceğini duyurdu. Bu yıl 40. kuruluş yıldönümünü kutlayan İngiltere'deki fabrikasında söz konusu modelin üretimi için 170 milyon sterlin yatırım yapılacak. Kompakt (B-segment) bir crossover olan Nissan Kicks, Nissan'a özgü e-POWER hibrit teknolojisiyle donatılacak ve Sunderland'de Qashqai, Juke ve LEAF modelleriyle birlikte üretilecek. Nissan AMIEO Bölgesi Başkanı Massimiliano Messina konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Bu haber, Avrupa bölgemiz için son derece sevindirici bir gelişme ve yeni modelleri yeni pazarlara ne denli çevik ve hızlı bir şekilde sunabildiğimizin en somut göstergesi. "Kicks, kendine özgü e-POWER hibrit aktarma organları, dikkat çekici tasarımı ve yenilikçi teknolojisiyle öne çıkan kompakt bir crossover. Avrupalı müşteriler, seçenek sunan bir elektrifikasyon anlayışı arıyor; Kicks'in tanıtımı da Nissan'ın herkese uygun seçenekler sunduğunu bir kez daha ortaya koyacak." İngiltere Ticaret ve Sanayi Bakanı Jonathan Reynolds ise şunları söyledi: "Nissan, kırk yıldır İngiliz üretim sektörünün kalbinde yer alıyor; Sunderland'de üretilen milyonlarca araç binlerce nitelikli iş imkânı yarattı ve Kuzeydoğu bölgesinin küresel bir otomotiv üssü olarak konumlanmasına katkı sağladı. "Bu yeni modelin Sunderland'de üretilmesi kararı, İngiltere'nin üretim alanındaki uzmanlığına ve otomotiv sektörünün geleceğine duyulan güvenin büyük bir göstergesi. Sanayiyle kurduğumuz iş birliğinin, hükümetimizin her bölgede sağlıklı büyüme, yatırım ve nitelikli istihdam sağlama hedefine nasıl katkı sunabileceğini görmekten heyecan duyuyorum." İkinci nesil Kicks modeli hâlihazırda Japonya, Meksika ve Brezilya'da üretilerek küresel pazarlara sunuluyor. Kicks, bugüne kadar 70'ten fazla pazarda 1,8 milyon adedin üzerinde satış rakamına ulaştı. Bu duyuru, modelin Avrupa'daki ilk kez tanıtılacağı anlamına geliyor ve gamı yeni bir e-POWER hibrit modelle daha da zenginleştirerek Nissan'ın her müşteri ihtiyacına uygun çeşitli elektrifikasyon seçenekleri sunmaya devam etmesini sağlıyor. Kicks, bu yıl 40. kuruluş yıldönümünü kutlayan Nissan'ın İngiltere'nin kuzeydoğusundaki Sunderland Fabrikası'nda üretilecek onuncu model olacak. Nissan'ın ayrıca Londra Paddington'da bir tasarım merkezi, Bedfordshire Cranfield'de ise bir Ar-Ge tesisi bulunuyor. Fabrika, 1986 yılında üretim hattından ilk Nissan Bluebird'ün çıkmasından bu yana 12 milyon araç üreterek yeni bir dönüm noktasını daha geride bıraktı. Bu rakam, ortalama olarak her 1 dakika 45 saniyede bir araç üretimine karşılık geliyor. Nissan Sunderland Fabrikası Üretimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Adam Pennick şunları kaydetti: "Sunderland için yapılan bu yeni model tahsisini duyurmaktan gurur duyuyorum. Bu, dünya standartlarında bir üretim merkezi olarak 40. yılımızı kutlamanın en güzel yolu. Kicks e-POWER hibrit modelinin, elektrifikasyon odaklı ürün gamımızda yer alan Qashqai, Juke ve LEAF ile birlikte üretim hattında yerini almasını sabırsızlıkla bekliyoruz." e-POWER – kendine özgü hibrit aktarma organı teknolojisi Nissan Sunderland Fabrikası, hâlihazırda Qashqai'nin e-POWER hibrit versiyonlarını üretiyor ve bu alanda edindiği deneyimi, İngiltere, Avrupa ve Türkiye'deki müşteriler için üretilecek yeni Kicks modeline de taşıyacak. 2016 yılındaki lansmanından bu yana dünya genelinde 1,9 milyondan fazla e-POWER hibrit model satıldı; bunların 200 bini İngiltere'de üretilen Qashqai e-POWER hibrit modellerinden oluşuyor. Kicks, 2025 yılında piyasaya sürülen ve daha iyi yakıt verimliliği, daha düşük emisyon değerleri ile daha üstün bir sürüş konforu sağlamak amacıyla kapsamlı biçimde yeniden tasarlanan üçüncü nesil sistemle donatılacak. e-POWER hibrit teknolojisini benzersiz kılan özellik, tekerleklerin yalnızca güçlü bir elektrik motoru tarafından tahrik edilmesi. Benzinli motor ise yalnızca elektrik üretmek ve araçtaki bataryayı şarj etmek için kullanılıyor. Bu sayede sürücüler, bir elektrikli araca özgü konfor, anlık tepki verme ve akıcı, doğrusal hızlanmanın keyfini yaşarken bir yandan da benzin istasyonunda yakıt doldurmanın pratikliğinden ve alışkanlığından vazgeçmiyor. Sunderland'de 40 yıllık üretim deneyimi Nissan Motor Manufacturing UK (NMUK), kırk yılı aşkın süredir büyümesini sürdürerek İngiltere'nin tek lokasyonda faaliyet gösteren en büyük otomobil üretim tesisi hâline geldi ve Sunderland'i İngiltere'nin otomotiv üretimi ile ihracatındaki başlıca merkezlerinden biri olarak konumlandırdı. Bugüne kadar 5 milyar sterlinlik yatırımla desteklenen tesis, dünya genelinde 100'den fazla pazara araç üretiyor; doğrudan yaklaşık 6.000 kişiye istihdam sağlarken tedarik zincirinde de 30.000 ek iş imkânı yaratıyor. Kicks, 1986'dan bu yana Sunderland'de üretilmek üzere tahsis edilen 10. model olma özelliğini taşıyor ve bu listede kendisinden önce Bluebird, Primera, Micra, Almera, Note, Infiniti Q30, JUKE, Qashqai ve LEAF modelleri yer alıyor. Sunderland, önümüzdeki yıldan itibaren, ilk kez tamamen elektrikli olarak üretilecek olan üçüncü nesil Nissan JUKE'un üretimini de üstlenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford ve Geely Auto, İspanya’da Güçlerini Birleştiriyor Haber

Ford ve Geely Auto, İspanya’da Güçlerini Birleştiriyor

Ford Motor Company ve Geely Automobile Holdings, bugün Ford’un Valencia, İspanya’daki üretim merkezinde Avrupa odaklı bir iş ortaklığı kurmak üzere anlaşmaya vardıklarını duyurdu. Yeni iş ortaklığı, Avrupa pazarı için Ford ve Geely markalı çoklu enerji teknolojilerine sahip binek araçların üretimini üstlenecek. Böylece Avrupa pazarına daha fazla ürün seçeneği ve daha güçlü bir değer önerisi sunulması hedefleniyor. Avrupa, bugün küresel otomotiv endüstrisinin en yoğun rekabet alanlarından biri konumunda. Sıkılaşan regülasyonlar, yüksek operasyonel maliyetler ve yeni nesil küresel rakipler; üretim maliyeti, araç teknolojisi ve yazılım deneyimi alanlarında sektörün rekabet ölçütlerini yeniden şekillendiriyor. Ford ve Geely, üretim hacimlerini bir araya getirerek Valencia fabrikasının kapasitesini en verimli şekilde kullanmayı, burada üretilecek araçların maliyetlerini rekabetçi seviyelere taşımayı ve sektörün yeni maliyet standardında rekabet etmeyi hedefliyor. Bu süreçte dünya standartlarında çoklu enerji teknolojilerine sahip araçlar sunulurken, Valencia ekonomisinin de güçlendirilmesi amaçlanıyor. Gerekli resmi onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından, ortaklığın 2027 yılının ilk yarısında faaliyete geçmesi; ilk yeni araçların ise 2028’de üretim hattından çıkması planlanıyor. Ford Valencia fabrikası bu süreçte kesintisiz olarak Ford Kuga üretimine devam edecek. Geely Auto Group Başkan Yardımcısı Alex Nan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ford ile Avrupa’da hayata geçirmeyi planladığımız bu ortaklık, büyüme stratejimizin bir parçası olarak açık ve iş birliğine dayalı ürün geliştirme yaklaşımımıza verdiğimiz önemi ortaya koyuyor. Bu adımla Avrupa’daki yerel varlığımızı güçlendirirken, müşterilerimize olan bağlılığımızı da daha ileri taşıyoruz. Avrupalı müşterilerin yalnızca markasıyla değil; gelişmiş özellikleri, yüksek kalitesi ve Avrupa’nın yeşil geleceğine sunduğu katkıyla tercih edeceği araçlar üretmeyi hedefliyoruz. En yalın ifadeyle, güvenilir bir iş ortağıyla birlikte Avrupa için Avrupa’da otomobil üretiyoruz.” Ford’un Geely ile iş birliği, iki şirket arasında uzun yıllara dayanan güven ve karşılıklı saygı temeline dayanıyor. Bu ilişkinin geçmişi, Ford’un 2010 yılında Volvo Cars’ı Geely’ye devretmesine ve Geely’nin markayı koruyarak yeniden güçlendirmesine uzanıyor. Her iki şirket de kalite, maliyet etkin tedarik ve sürekli iyileştirme konularında ortak bir anlayışı paylaşırken, müşterilerin enerji dönüşümünde kendi tercihlerini yapabilmesi gerektiğine inanıyor. Valencia’yı Düşük Emisyonlu Mobilite İçin Güçlü Bir Üretim Merkezine Dönüştürmek Bu iş ortaklığı, halihazırda Avrupa’nın en verimli ve gelişmiş üretim tesislerinden biri olan Ford Valencia fabrikasını, sektörün yeni küresel maliyet standardında rekabet edebilecek ortak ve yüksek teknolojili bir üretim merkezine dönüştürecek. Yaklaşık 500.000 araçlık yıllık potansiyel kapasiteye sahip fabrika, 1976 yılında üretime başladığından bu yana Avrupa pazarının öncü üretim merkezleri arasında yer aldı. Ford’un ilk global önden çekişli otomobili ve markanın önemli başarı hikâyelerinden biri olan orijinal Ford Fiesta da bu fabrikada üretildi. Ford, Valencia’da üretim yapan ilk İspanyol olmayan otomotiv üreticisi oldu; bu adım, Ford’un İspanya ve İspanya halkıyla bugün de güçlü şekilde devam eden iş birliğinin başlangıcını oluşturdu. Önerilen ortaklık yapısına göre Ford, yeni kuruluşun yüzde 66’sına; Geely Auto ise yüzde 34’üne sahip olacak. Yeni Araç Portföyü Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, açıklamasında şunları söyledi: “Valencia, yaklaşık 50 yıldır Ford tarihinin en sevilen otomobillerinden bazılarına ev sahipliği yaptı. Bugün ise bu köklü üretim gücünü Ford’un Avrupa’daki geleceğini şekillendirecek yeni bir döneme taşıyoruz. Geely Auto gibi güçlü bir iş ortağıyla esnek, verimli ve maliyet açısından rekabetçi bir endüstriyel yapı kurmamızın nedeni de bu. Birlikte, nitelikli iş gücüne sahip, sınıfının en iyi tesislerinden birinin potansiyelini tam olarak kullanabilir ve sektörün yeni maliyet standardında rekabet edebiliriz. Bu adım; Ford’un Avrupalı sürücülere ralli ruhundan gelen sürüş karakterini, gerçek arazi kabiliyetini ve çoklu enerji teknolojilerini Ford DNA’sıyla sunma vizyonunun bir parçası.” Ortak girişim, dünyanın önde gelen iki otomotiv şirketinin mühendislik, üretim ve geliştirme bilgi birikimini bir araya getirerek hem Ford hem de Geely markalı düşük ve sıfır emisyonlu binek araçlar üretecek. Avrupa’daki sürücüler için özel olarak geliştirilecek araçlar, farklı güç aktarma seçeneklerinin yanı sıra güçlü dijital deneyimler de sunacak. Ford Modelleri: • Ford Kuga: Avrupa’nın en çok tercih edilen plug-in hibrit modellerinden biri olan Ford Kuga’nın üretimi Valencia’da kesintisiz devam edecek. • Bronco ailesinin yeni üyesi: Valencia, global Bronco ailesinin yeni bir üyesini de üretecek. Avrupa yolları için geliştirilen güçlü, kompakt ve maceraya hazır SUV modelinin üretiminin 2028’de başlaması planlanıyor. • Tamamen yeni crossover: Ford tarafından tasarlanan ve Geely ile birlikte geliştirilecek çoklu enerji teknolojisine sahip aile crossover modeli 2028’de pazara sunulacak. Ford’un imza niteliğindeki kabiliyetleri ve sürüş dinamikleriyle geliştirilen model, 2029 yılına kadar Avrupa’ya beş yeni çoklu enerji teknolojisine sahip araç getirmeyi hedefleyen ürün atağının bir parçası olacak. Geely Modelleri: • Elektrikli SUV modelleri: Geely Auto, Avrupa odağını ve büyüme stratejisini desteklemek üzere Valencia fabrikasında iki elektrikli SUV üretmeyi planlıyor. Bu ortak girişim kapsamında üretilecek ilk Geely markalı modellerin 2028’de üretim hattından çıkması bekleniyor. Bu girişim, Geely Auto’nun yılın ilk yarısında ulaştığı 474.228 adetlik yurt dışı satış performansının ardından uluslararası büyümesini desteklerken; Ford’un Avrupa’da hız, verimlilik ve ölçekle rekabet etmek için stratejik ortaklıklardan yararlanma yaklaşımını da ileri taşıyor. Jim Baumbick, kamu-özel sektör iş birliğinin önemine de dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu ortaklık, otomotiv üreticilerinin Avrupa’nın sanayi altyapısını güçlendirmek için nasıl yeni iş birlikleri geliştirebileceğini gösteriyor. Ancak bunu tek başımıza başaramayız. Valencia’da, İspanya’nın ulusal ve bölgesel yönetimlerinin devam eden desteğiyle ortaya koyduğumuz model, Avrupa’nın geri kalanı için de örnek teşkil eden güçlü bir kamu-özel sektör iş birliği niteliği taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nissan Qashqai'den Tarihi Rekor Haber

Nissan Qashqai'den Tarihi Rekor

Nissan Qashqai, Avrupa'da dört milyon ve Türkiye’de yaklaşık 250 bin adetlik satışa ulaşarak kıtanın en başarılı SUV'larından biri olma konumunu pekiştirdi. 2006'daki tanıtımından bu yana Qashqai; pratik tasarımı, günlük kullanım kolaylığı ve özellikle Avrupalı müşteriler için geliştirilen teknolojileriyle Nissan'ın en büyük başarı hikâyelerinden biri haline geldi. Üç nesil boyunca Qashqai, değişen müşteri beklentilerini karşılamak üzere gelişti; SUV segmentinin ön saflarında kalmasına yardımcı olan öncü e-POWER hibrit teknolojisi de dahil olmak üzere pek çok yeniliği bünyesine kattı. Qashqai, farklı ülkelerde kazandığı 20 Yılın Otomobili ödülü dahil 110'dan fazla uluslararası ödülle, sürdürdüğü başarıyı ve güvenilirliğini bir kez daha kanıtladı. Nissan Qashqai Neden Avrupa'nın En Çok Satan SUV'larından Biri Haline Geldi? Yaklaşık yirmi yıl önce özgün bir crossover olarak tanıtılan Nissan Qashqai, bir SUV'un yüksek sürüş pozisyonu ve çok yönlülüğünü, bir binek aracın pratikliği ve verimliliğiyle bir araya getirerek kendi segmentini yarattı. Qashqai, tarihi boyunca güvenlik, bağlantı, elektrifikasyon ve konfor gibi alanlarda müşteri beklentilerini karşılamaya devam ederek bölgedeki tüketicilerin gözdesi bir SUV olmayı sürdürdü. Nissan Qashqai'de Hangi Teknolojiler Sunuluyor? Günümüz Nissan Qashqai'si, günlük sürüşü daha kolay, daha güvenli ve daha konforlu hale getirmek üzere tasarlanmış gelişmiş teknolojiler sunuyor. Öne çıkan teknolojiler: e-POWER: Nissan'ın hibrit güç aktarma sistemi, harici şarj gerektirmeden elektrikli bir sürüş deneyimi sunuyor. Tek depoyla 1.250 km'nin (WLTP) üzerinde menzile ulaşırken 100 km'de 4,4 litre yakıt tüketiyor.ProPILOT sürücü destek teknolojileri, otoyol ve günlük sürüşte sürücü yükünü azaltıyor.Kullanım kolaylığını ve pratikliği artırmak üzere tasarlanmış sezgisel dijital teknolojiler. Avrupa'da Tasarlanan, Geliştirilen ve Üretilen Bir Araç Avrupa'daki her Nissan Qashqai, Nissan'ın Avrupa genelindeki ekipleri arasındaki iş birliğinin bir sonucu. Araç: Londra'daki Nissan Design Europe'da tasarlanıyor.Cranfield ve Barselona'daki Nissan Technical Centre Europe'da geliştiriliyor.Nissan'ın Sunderland Fabrikası'nda üretiliyor. Geliştirme süreci boyunca Nissan'ın Customer Oriented Engineering (Müşteri Odaklı Mühendislik) ekibi, müşteri klinikleri, medya değerlendirmeleri ve araç sahiplerinden gelen geri bildirimleri kullanarak müşterinin sesini temsil ediyor ve her yeni Qashqai neslinin şekillenmesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, müşterilerin modelden beklediği çok yönlülüğü, kaliteyi ve sürüş güvenini korumaya yardımcı oluyor. Sıkça Sorulan Sorular Nissan Qashqai nedir? Nissan Qashqai, 2006 yılında Avrupa'ya tanıtılan kompakt bir SUV'dur. SUV pratikliğini binek araç konforuyla birleştiren model, Avrupa'nın en çok satan SUV'larından biri haline gelmiştir. Avrupa'da bugüne kadar kaç Nissan Qashqai satıldı? Avrupa'da dört milyonun üzerinde, Türkiye’de ise yaklaşık 250 bin adet Nissan Qashqai satıldı. Nissan e-POWER nedir? e-POWER, Nissan'a özgü hibrit güç aktarma sistemidir; bu sistemde benzinli motor elektrik üretirken tekerlekleri yalnızca elektrik motoru tahrik eder ve böylece harici şarja ihtiyaç duymadan elektrikli araç benzeri bir sürüş deneyimi sunar. Özellikle Türkiye gibi elektrifikasyona geçişin hızlandığı pazarlarda, şarj kablosu veya istasyon arama kaygısı olmadan tam elektrikli sürüş deneyimi sunması Qashqai'nin başarısındaki en büyük etkenler arasında yer alıyor. Nissan Qashqai nerede tasarlanıyor ve üretiliyor? Avrupa'daki Qashqai modelleri Londra'da tasarlanır, Cranfield ve Barselona'da mühendislik çalışmasından geçer, Birleşik Krallık'taki Nissan Sunderland Fabrikası'nda üretilir. Nissan neden yeni bir Qashqai teknoloji video serisi başlattı? Bu videolar, araç sahiplerinin Qashqai'nin arkasındaki Nissan mühendislerinin geliştirdiği günlük kullanım teknolojilerini daha iyi anlamalarına ve kullanmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Üretilecek İlk Dacia Modeli: Striker Tanıtıldı Haber

Türkiye’de Üretilecek İlk Dacia Modeli: Striker Tanıtıldı

2023 yılının sonunda OYAK ve Renault Group iş birliğiyle Türkiye’ye 400 milyon Euro yatırım yapılacağı ve bu yatırımla birlikte üçü SUV olmak üzere toplam dört modelin Türkiye’de üretileceği açıklanmıştı. Mart ayında açıklanan 2030 stratejik planında ise Dacia, C segmentindeki ürün yelpazesini Striker ile genişleteceğini duyurmuştu. Hem 400 milyon Euro’luk yatırımın son aşaması hem de 2030 stratejik planının önemli bir adımı olan Dacia’nın yeni modeli Striker, İtalya’nın Milano şehrinde ilk kez tanıtıldı. Bursa'daki Oyak Renault Otomobil Fabrikaları'nda üretilen ve Avrupa dahil birçok ülkeye Türkiye'den ihraç edilecek Dacia Striker, çok yönlü sürüş karakterinin yanı sıra Türkiye ekonomisine ve otomotiv sanayisine sağlayacağı katkıyla da dikkat çekiyor. Dacia’nın bu yeni modelinin hem perakende hem de ticari yeni müşterilere ulaşmak için önemli bir rol oynaması planlanıyor. Striker’ın Mild Hybrid-G 140 ve Hybrid 155 versiyonları %40’ın üzerinde yerlilik oranına sahip olacak, bu sayede ÖTV açısından da önemli bir avantaj sağlayacak. Dacia Striker, markanın genel hedefleri açısından da oldukça önemli bir model. Dacia DNA’sını taşıyan bir crossover olarak tasarlanan Striker, 2030 yılına kadar markanın toplam satışları içindeki C segmenti payını %33'e çıkarma hedefini destekleyecek. Dacia Striker; bir SUV'un yüksek sürüş pozisyonunu ve arazi özelliklerini, bir station wagon’un çok yönlülüğü ile rahatlığını ve bir sedanın verimliliği ile performansını birleştirerek otomotivin üç farklı dünyasının en iyi yönlerini C Segmenti bir Crossover otomobilde bir araya getiriyor. "Striker" ismi, "hedefi vurmak" anlamında kullanılan evrensel bir ifade. Dacia'nın hedeflerini ve yeni zorluklarla başa çıkma yeteneğini yansıtan bu isim, görsel olarak çarpıcı ve birçok yönden etkileyici özellikleriyle Dacia’nın bu yeni modelinin karakterini şekillendiriyor. Dacia, Striker modeliyle C segmenti müşterilerini crossover dünyasında yeni bir yorumu keşfetmeye davet ediyor. Farklı sınıfların kombinasyonundan daha fazlasını sunarak, farklı ihtiyaçlar için günümüz kullanıcılarının beklentilerine yanıt veriyor. Bir sedanın performansını, bir station wagon’un iç hacmini ve bir SUV modelin güçlü tasarımını bir araya getirerek, günümüzün gereksinimlerine daha kapsamlı bir yanıt veriyor. Dacia Striker, 2026 yılının Aralık ayında Türkiye’de satışa sunulmaya hazırlanıyor. MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin TATOĞLU: Dacia Striker, üç yıl önce OYAK ve Renault Group ortaklığıyla açıkladığımız 400 milyon Euro’luk yatırımın son halkası olarak Türkiye’de üretiliyor. Bu yatırım kapsamında Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda dört yerli modelimizin üretimi için büyük bir adım attık. Renault Duster ile başlayan bu yolculuk, Yeni Renault Clio ve Renault Boreal ile devam etti. Şimdi ise Dacia markamızın amiral gemisi olacak Striker modelimizi kullanıcılarımıza sunmak için hazırlanıyoruz. Dacia; ekonomik kullanım maliyetini, konforu ve sürüş keyfiyle bir araya getiren bir marka. Bir otomobilde gerçekten olması gereken özellikleri gelişen teknolojiyle sürekli güncelliyor ve akıllı çözümler sunan bir fiyat performans markası olarak müşterilerinin ihtiyaçlarına cevap veriyor. Yenilenen Dacia ürün gamı, her bütçeye hitap eden modellerle erişilebilir mobilite sunuyor. Dacia Striker da hem Dacia’nın Türkiye’de üretilen ilk modeli olması hem de ürün gamında ilk kez bir crossover modele yer verilmesi açısından önem taşıyor. Bu yeni modelimiz, Dacia markamızla ulaşmayı amaçladığımız hedeflerimiz için mühim bir aşamayı teşkil ediyor. Striker ile yepyeni müşterilere ulaşarak Dacia’nın varlığını daha da güçlendirecek, pazar payını hak ettiği seviyeye ulaştıracağız. Böylece Dacia’yı hem Türkiye’de hem de dünyada bambaşka bir konuma taşıyacağız.” dedi. Renault Group Türkiye CEO’su Lionel JAILLET: Oyak Renault olarak, 2023 yılının sonunda açıkladığımız, 400 milyon Euro’luk yatırım ile dört yeni modelin üretime alınmasını kapsayan planımızla Türkiye için güçlü ve net bir dönüşüm yol haritası ortaya koyduk. Bu dönüşüm yolculuğunu Renault Duster ile başlattık, Yeni Renault Clio ile sürdürdük ve kısa süre önce Türkiye yollarına çıkan Renault Boreal ile önemli bir aşamaya taşıdık. Bugün ise bu planın dördüncü ve stratejik açıdan son derece önemli modelini duyurmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Yeni C segmenti modelimiz Dacia Striker’ın üretimini Bursa’daki Oyak Renault Fabrikamızda gerçekleştireceğiz. Bu proje sayesinde Türkiye, Dacia markası için ilk kez bir modelin tek küresel üretim merkezi konumuna gelecektir. Bu aynı zamanda Dacia’nın Türkiye’deki varlığını güçlendirerek markayı yalnızca ithalata dayalı bir yapıdan yerel üretim gücüne sahip stratejik bir oyuncuya dönüştüren önemli bir adımdır. Dacia Striker ürün gamı; hibrit, Hybrid 4x4 ve benzin/LPG motor seçeneklerini içerecek şekilde geniş bir yelpazede sunulacak. Dacia Striker Hybrid, performans ve verimliliği en üst seviyede bir araya getirerek yüksek verimli bir sürüş deneyimi sunmaktadır. Bu teknolojinin merkezinde ise Oyak Horse tarafından Bursa fabrikamızda üretilen ve dünya pazarlarına ihraç edilen HR18 hibrit motor yer almaktadır. Üretimin devreye alınmasıyla birlikte Oyak Renault’nun çoklu model üretim kabiliyeti, esneklik ve performans açısından yeni bir seviyeye ulaşacaktır. Bu gelişme, Renault Group’un futuREady stratejisi kapsamında belirlediği büyüme ve operasyonel mükemmeliyet hedeflerine de güçlü bir katkı sağlayacaktır. OYAK ile sürdürdüğümüz güçlü iş birliği sayesinde üretim ve mühendislik yetkinliklerimizi daha da ileri taşımaya ve Türkiye otomotiv ekosistemine sürdürülebilir değer katmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi. YENİLİKÇİ BİR “HİBRİT” TASARIM KONSEPTİ Dacia Striker, performans ve aerodinamiğin bir arada düşünüldüğü bir yaklaşımla tasarlandı. Sedan ve station wagon modellerin zarif siluetinden ilham alan yatay çizgileri, SUV tasarımının karakteristik dikey hatlarıyla birleşiyor. Dacia Striker'ın dış tasarımı, ön ve arka far gruplarını birbirine bağlayan, gövde boyunca uzanan belirgin bir omuz çizgisiyle şekilleniyor. Bu çizgi, tasarımın ana karakterini oluşturuyor. Omuz çizgisinin üzerindeki konturlar, akışkan ve aerodinamik bir yapı meydana getiriyor. Eğimli ön cam, uzatılmış tavan çizgisi ve açılı arka cam; zarif ve dinamik bir profil oluşturmak üzere bütünleşiyor. Bu bölüm, sedan ve station wagon gövde tipinin zarafetinden ilham alan; sade, net ve verimli bir yaklaşımla temel ihtiyaçlara odaklanan, markanın modern karakterini yansıtıyor. Omuz çizgisinin altındaki konturlar ise daha keskin ve güçlü bir görünüm oluşturuyor. Yüzeyler daha dikey hale gelirken, yerden yükseklik artıyor ve güçlü gövde orantıları sayesinde güç ve denge algısı daha da vurgulanıyor. Bu bölüm, SUV tasarım ipuçlarından ilham alan markanın karakteristik güçlü ve arazi uyumlu yaklaşımını yansıtıyor. Entegre tavan barları tasarımın akışını ve tutarlılığını korurken, gövdeye işlevsel ve arazi uyumlu bir son dokunuş katıyor. Striker, Dacia'nın bir modelin dört köşesinde birden yeni "T" formlu LED ışık imzasını kullandığı ilk model olma özelliğini taşıyor. Modelin arka bölümünde de benzer bir yaklaşım görülüyor; ışık imzası geniş bir siyah şerit içine entegre edilmiş olup ön cephe ile güçlü bir görsel uyum oluşturuyor. Kabartmalı harflerden oluşan Dacia logosunu taşıyan şerit, bagaj kapağının alt kısmındaki dikey çizgileri öne çıkararak genel tasarımın güçlü karakterini vurguluyor. ZARAFET, DİNAMİZM VE ÇOK YÖNLÜLÜK BİR ARADA Striker'ın crossover tasarımı, zarif ve dinamik hatları geniş oranlarla birleştirerek, yüksek iç mekân konforu ve kendinden emin bir duruş ortaya koyuyor. Modelin genel karakterini 17 inç jantlar tamamlıyor. Ayrıca 18 ve 19 inç jantlar da opsiyonel olarak sunuluyor. Dacia Striker, C segment bir station wagon ile benzer şekilde 4,62 m uzunluğa sahip. Yerden yüksekliği pazardaki C-SUV’lar seviyesinde (4x4 için 20 cm ve 4x2 için 19 cm) olmakla beraber, C-SUV dünyasının 1,60 metrenin üzerindeki yüksekliğiyle kıyaslandığında az bir farkla 1,53 metrelik bir yükseklik sunuyor. Striker'ın zarif tasarımını, iki yeni renk olan Buz Yeşili ve Kozmik Mavi olmak üzere yedi farklı renk seçeneği tamamlıyor. AİLE İLE HAFTA SONU TATİL KAÇAMAKLARI VE UZUN YOLCULUKLAR İÇİN HAZIR Striker, Dacia'nın güçlü ve arazi uyumlu DNA'sını yansıtıyor ve kısa tatil kaçamaklarından aileyle yapılan uzun yolculuklara kadar her türlü kullanım için uygun bir altyapı sunuyor. Donanım düzeylerindeki farklılıklar, bireysel ihtiyaçlara ve yaşam tarzlarına göre uyarlanmış iki tamamlayıcı yaklaşımı yansıtıyor. Striker'ın Extreme donanım seviyesi, araçlarını ideal bir keşif ortağı olarak gören daha aktif kullanıcıları hedefliyor. Sağlam, pratik ve kullanımı kolay bu versiyon; her türlü eğlence ekipmanını ve donanımını kolayca taşımak üzere tasarlandı. Yerden yüksekliği sayesinde arazi sürüşü kolaylaşıyor. Bu özellik, versiyona bağlı olarak 4x4 şanzıman ve Hybrid 150 4x4 güç aktarma sistemi ile daha da artabiliyor. Dayanıklı ve geri dönüştürülmüş bir malzeme olan Starkle® ile üretilen dış koruma; yıkanabilir TEP microcloud döşeme ve %50 oranında geri dönüştürülmüş içeriğe sahip kauçuk paspaslar, modelin günlük kullanımını ve bakımını kolaylaştırıyor. Striker’ın Extreme donanım seviyesi, performanstan veya aerodinamikten ödün vermeden, açık hava etkinliklerine doğrudan ve işlevsel bir yaklaşım getirerek; sınırsız yükleme, taşıma ve kullanım için tasarlandı. Özellikle uzun yolculuklarda ve aile gezilerinde, rahat ve huzurlu bir yolculuk için ise Journey donanım seviyesi devreye giriyor. Kabin içi deneyimi ve konforu artırmak üzere elektrikli ayarlanabilir sürücü koltuğu, ısıtmalı ön koltuklar ve direksiyon simidi, elektrikli bagaj, kumaş ve microcloud TEP karışımı döşeme gibi bir dizi özellik, bu versiyonda sürüş deneyimini geliştiriyor. Striker’ın Extreme donanım seviyesinde yine standart olarak sunulan yokuş iniş destek sistemi, örneğin, yol tutuşunun zayıf olduğu dik yokuşlarda araç kontrolünün kaybedilmesini önlemek için frenlere müdahale ediyor ve böylece sürücünün yola odaklanmasını sağlayarak daha fazla güvenlik sağlıyor. TEMEL GEREKSİNİMLERE ODAKLANAN HAVALI, YENİLİKÇİ, GENİŞ VE İŞLEVSEL BİR İÇ MEKÂN Striker'ın iç tasarımı, malzemeleri, teknolojisi ve donanımı; Dacia'nın yenilikçi pratik çözümlere, günlük kullanım kolaylığına ve uzun yolculuklarda konfora olan bağlılığının altını çiziyor. Ön konsol, ferahlık hissine ve yolcuları saran konfora katkıda bulunan farklı bir yatay düzen ile dış tasarım yaklaşımını iç mekâna taşıyor. Sürücüye en yakın bölüm, konfor ve yüksek kalite algısına odaklanıyor. Bu durum, özellikle tekstil yüzeylerde kullanılan malzemeler ve kapı eşiklerine kadar uzanan Starkle® dokunuşunda kendini göstererek, her yönden uyumlu bir etki yaratıyor. İlk kez bir Dacia modelinin iç tasarımında yer alan bu malzeme, markanın ekonomik ve ekolojik yaklaşımının bir parçasını meydana getiriyor. İkinci seviyede, daha işlevsel bir yaklaşım ortaya koyuyor. Bu seviye, en sık kullanılan fonksiyon kumandalarını bir araya getiriyor ve bunlara sürücünün dikkatini yoldan ayırmadan sezgisel olarak kullanılabilecek şekilde tasarlanmış tuşlar aracılığıyla erişilebiliyor. Bu düzenleme, günlük kullanımda basit, anlaşılır ve sezgisel bir kullanıma katkıda bulunuyor. Üçüncü seviyede ise, arayüze ve ekran özelliklerine erişim sağlıyor. Bu bölüm tüm versiyonlarda standart olan 10,1 inçlik merkezi dokunmatik ekranı, Media Display’i içeriyor. Media Display altı hoparlörlü Arkamys 3-Boyutlu Ses Sistemini de kapsıyor. Temel özelliklere odaklanmaya devam eden LightVisio dijital gösterge ekranı, Dacia'ya özgü yenilikçi akıllı çözüm yaklaşımını ortaya koyuyor. Tüm ürün gamında standart olarak sunulan bu 7 inçlik ekran, önemli bilgileri yüzen bir 3 boyutlu görüntü şeklinde yansıtan optik yansıma teknolojisini kullanıyor. Orta konsol, araç içi deneyiminin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Yüksek ve davetkar bir şekilde tasarlanan bu bölüm, orta kolçak altında bulunan 6,7 litrelik bölme ve versiyona bağlı olarak sürgülü çekmece de dahil olmak üzere, geniş ve modüler saklama çözümleriyle sürücünün etrafındaki alanı düzenliyor. Kabin içi deneyimini, YouClip bağlantı noktaları kullanılarak yeniden konumlandırılabilen çıkarılabilir bardak tutucular tamamlıyor. Striker’ın içerisinde 9 adede kadar YouClip bağlantı noktası bulunuyor. Bu YouClip bağlantıları, araç içi düzeni için önemli bir esneklik sağlıyor ve bu nedenle hem günlük kullanım hem de aile gezileri için uygun bir çözüm olarak öne çıkıyor. Striker, aile kullanımı için oldukça ideal olup, uzun yolculuklarda dahi beş yolcu ve beraberinde bagajlarını rahatça taşıyacak kadar geniş ve konforlu bir alana sahip. İç mekân, ferah ve geniş bir ortam sunarken, bu etki iç mekânın büyük bir bölümünü kaplayan geniş panoramik cam tavan sayesinde daha da güçleniyor. Extreme donanım seviyesinde standart, Journey donanım seviyesinde ise opsiyonel olan bu özellik; içeriye bolca ışık girmesini sağlayarak daha aydınlık bir kabin içi deneyim yaratıyor. Özenle tasarlanan koltuklar, yolcu konforunu daha da artırıyor. Ön koltuklardaki güçlü yanal destekler, virajlarda daha iyi oturma desteği sunarken; Journey donanım seviyesinde ise sürücü koltuğu elektrikli olarak ayarlanabiliyor. Hem Extreme hem de Journey donanım seviyelerinde, arka koltuktaki yolcular için katlanabilir bir orta kol dayama ve buna entegre bardak tutucu da yer alıyor. İlk kez bir Dacia modelinde sunulan Autohold sistemi ile sürüş konforu optimize edildi. Autohold sistemi, Expression donanım seviyesinden itibaren standart olarak sunuluyor ve sürücünün herhangi bir müdahalesi olmadan otomobili sabit tutarak şehir içinde sürüş konforunu artırıyor. Striker, en güncel Avrupa güvenlik standardı olan GSR2'yi karşılıyor ve tüm donanım seviyelerinde standart olarak şu özellikleri sunuyor: Otomatik Acil Durum Freni (şehir içi ve şehir dışı trafiğinde araç, yaya, bisikletli ve motosikletli algılama özelliğiyle), Trafik İşareti Tanıma ve Hız Uyarısı, Arka Park Yardımı, Acil Durum Fren Sinyali, Şerit Değiştirme Uyarısı, Şerit Takip Asistanı, Gelişmiş Sürücü Dikkat İzleme Sistemi ve Acil Durum Çağrısı (e-Call). Striker ayrıca standart olarak Adaptif Hız Sabitleme ve Kontrol Sistemi’ni de içeriyor. İsteğe bağlı olarak sunulan ADAS paketinde ise Kör Nokta İzleme, Geri Gidişte Otomatik Acil Durum Freni, Yolcu Çıkış Uyarısı, Kavşaklarda Otomatik Acil Durum Freni, Arka Çapraz Trafik Uyarısı (RCTA) ve çoklu görüş kamerası bulunuyor. Dacia, sürücülerin hayatını kolaylaştırmak adına bu sistemleri “My Safety” adında akıllı bir işlevle birleştiriyor. Bu özellik, sürücünün otomobili çalıştırırken belirli ADAS işlevlerini kendi kişisel ayarlarına eklemesine olanak tanıyor. Böylece otomobil her çalıştırıldığında işlemin tekrarlanmasına gerek kalmıyor. GENİŞ VE KULLANIŞLI BİR BAGAJ Dacia mühendisleri Striker'ın bagajını büyük bir özenle tasarladı. Striker’ın bagajı 600 litreye varan bagaj hacmi ile yalnızca C segmentinin en iyilerinden biri olmakla kalmıyor, aynı zamanda günlük kullanım için ideal bir dizi pratik özellik de sunuyor. Yenilikçi eller serbest işlevi ile Akıllı Bagaj Açma özelliği, elektrikli bagajı otomatik olarak açıyor. Akıllı Bagaj Açma sistemi, Journey donanım seviyesi ile standart olarak sunuluyor, Extreme donanım seviyesinde ise opsiyonel olarak sunuluyor. Striker, Extreme ve Journey donanım seviyelerinde standart olarak sunulan yenilikçi üç parçalı bagaj zeminine sahip ilk Dacia modeli olarak konumlanıyor. Bu özellik, bagaj alanının ihtiyaca bağlı olarak bölünmesine olanak tanıyor; eşyaları yerinde tutmak ve kaymalarını önlemek için de kullanılabiliyor. Modüler Katlanma sistemi, bagajın her iki yanında bulunan iki tutamağı kullanarak arka koltuk sırtlıklarını (60/40 oranında) bagajdan katlama olanağı sağlıyor. EKONOMİK VE EKOLOJİK: DACIA STRIKER, OPTİMİZE EDİLEN TOPLAM SAHİP OLMA MALİYETİ Dacia mühendislerinin Striker’ı geliştirirken ana hedeflerinden biri hem SUV hem de station wagon sınıfındaki diğer C segmenti modellere kıyasla en iyi toplam sahip olma maliyetini (TCO) sunmaktı. Elektrikli güç aktarma sistemleri ve aerodinamik tasarımıyla Striker, optimize edilmiş bir toplam sahip olma maliyeti sunuyor. Bu avantaj, yükselen yakıt fiyatları göz önüne alındığında daha da önem kazanıyor. ÖZENLE TASARLANAN AERODİNAMİK Striker'ın verimliliği için çok kritik olan aerodinamiğe özellikle önem verildi. Mühendisler, alçak gövde, uzun tavan çizgisi, eğimli arka kısım gibi crossover tasarımının sunduğu olanaklardan en iyi şekilde yararlandılar. Ayrıca ön ve arka alt gövde bölgelerindeki kaplamalar, geniş bir arka spoyler ve hava yönlendiricileri gibi aerodinamik bozulmaları en aza indirecek detayları da özenle ele aldılar. Böylece Dacia Striker, 0,29'luk sürtünme katsayısıyla, crossover konseptini yansıtarak C segmentindeki station wagon ve SUV modellere kıyasla daha iyi bir seviyeye ulaştı. Güç aktarma sistemi ve donanım seviyesine bağlı olarak yaklaşık 1.400 kg ağırlığıyla Dacia Striker, C-SUV otomobillerden daha hafif ve ortalama bir C segment station wagon ile rahatlıkla karşılaştırılabilir durumda. ÇOK ENERJİLİ HİBRİT GÜÇ AKTARMA SİSTEMLERİNDEN OLUŞAN KAPSAMLI BİR ÜRÜN YELPAZESİ Dacia Striker, üç farklı ve gelişmiş elektrikli güç aktarma sistemi seçeneğiyle kullanıcılara zengin bir çeşitlilik sunuyor. Striker Mild Hybrid-G 140: LPG ve hibrit teknolojilerinin ortak avantajları Dacia, LPG'li araçlarda Avrupa'nın tartışmasız pazar lideri ve "Mild Hybrid-G" ve "Eco-G" adı altında tüm içten yanmalı motora sahip modellerde çift yakıtlı benzin/LPG güç-aktarma sistemleri sunan tek üretici. Striker, çift yakıt teknolojisini 48V mild-hybrid sistem ve 6 vitesli otomatik şanzımanla birleştiren bir güç aktarma sistemiyle sunuyor. Mild-hybrid sistem, kalkış ve hızlanma anında benzin veya LPG ile çalışabilen 1,2 litre 3 silindirli turbo motoru destekleyerek daha fazla sürüş keyfi ve verimlilik sağlıyor. Rejeneratif fren özelliği, 0,8 kWsa kapasiteli bataryayı sürüş sırasında otomatik olarak şarj ediyor. Yakıt türleri arasında hızlı ve sorunsuz geçiş, ön konsolda entegre bir düğme üzerinden manuel veya otomatik olarak gerçekleştirilebiliyor. Striker Hybrid 155: Hibrit sistemin performansı ve verimliliği Bu güç aktarma sistemi, 109 hp gücünde 1,8 litrelik dört silindirli benzinli motor, iki elektromotor (49 hp bir motor ve yüksek voltajlı bir marş jeneratörü), 1,4 kWsa batarya (280 V) ve içten yanmalı motor için dört vitesli ve elektrikli sürüş için iki vitesli otomatik elektrikli şanzımandan oluşuyor. Rejeneratif fren işlevini bataryanın yüksek enerji geri kazanım kapasitesi ve otomatik şanzımanın verimliliğiyle birleştiren sistem, şehir içi kullanımda %80'e kadar tamamen elektrikli sürüşe olanak sağlıyor. Ayrıca otomobil her zaman tamamen elektrikli modda çalışmaya başlıyor. Striker Hybrid 150 4x4: Yüksek teknolojili 4x4 - Ön aksta, 103 kW (140 hp) / 230 Nm tork üreten 1,2 litre 48V yarı hibrit motor, direksiyon elciklerinden kumanda edilebilen 6 ileri çift kavramalı otomatik şanzıman; - Arka aksta, 23 kW (31 hp) maksimum güce ve 87 Nm torka sahip bir elektromotor ve iki vitesli otomatik şanzıman, (hepsi devreden çıkarılabilir). Bu sistem birinci viteste arazi sürüşü sırasında düşük hızlarda arka tekerleklere yüksek tork sağlarken, arka aks devre dışı bırakıldığında bir 4x2 otomobilin yol tutuşu ve yakıt tasarrufunu da sunuyor. Sürüş modlarında (Otomatik/Eko/Kar), 4x4 sistemi "beklemede" kalıyor ve gerektiğinde 140 km/s'ye kadar hızlarda devreye giriyor. Striker Hybrid 150 4x4, tüm sürüş senaryolarına cevap veren beş sürüş moduna sahip: Otomatik: Bu modda Striker 4x2 ve 4x4 modları arasındaki geçişi otomatik olarak yönetiyor.Eko: Maksimum yakıt tasarrufu sağlıyor, düşük tutunma düzeyine sahip yüzeylerde 4x4 modunu aktif ediyor.Kar: Tutunmanın düşük olduğu yol koşulları için 4x4 modunu aktif ediyor.Çamur/Kum: Gevşek zemin için optimize edilmiş 4x4 modunu aktif ediyor.Arazi: Düşük hızlarda engebeli arazide sürüş için kullanılıyor. SÜRDÜRÜLEBİLİR MALZEMELER Dacia, “Ekonomik ve Ekolojik” yaklaşımının bir parçası olarak, Striker'da daha fazla sürdürülebilir malzeme kullanmaktan gurur duyuyor. Striker, genel olarak döngüsel ekonomiden elde edilen malzemelerin %32'sinden fazlasını içeriyor ve 47 kg geri dönüştürülmüş plastik barındırıyor. Diğer yeni Dacia modelleri gibi Striker da markanın mühendisleri tarafından geliştirilen Starkle® malzemesini bir dizi dış parçada (tamponlar, çamurluk uzantıları ve yan koruma) kullanıyor. Starkle® %15 ila %20 arasında geri dönüştürülmüş polipropilen içeriyor ve boyasız olarak kullanılıyor. Bu da üretim sürecinde oluşan karbon ayak izini daha da azaltıyor. Striker, yolcu bölmesinde (kapı panellerinde ve ön konsolda) ilk kez %80'e varan oranda geri dönüştürülmüş polipropilenden (bunun %40'ı tüketim sonrası malzeme) üretilen parçalar kullanıyor. YALIN VE KAPSAMLI BİR ÜRÜN GAMI Dacia'nın tüm müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayan net ve kolay model yelpazeleri sunma felsefesine uygun olarak, Striker üç farklı donanım seçeneğiyle birlikte sunuluyor. Aynı zamanda bir C segmenti otomobilden beklenen tüm özellikleri bünyesinde barındırıyor. STANDART DONANIM Striker Expression daha fazla konfor sağlıyor: 17 inç alaşım jantlar, çift bölgeli otomatik klima, Autohold özellikli elektrikli park freni, kolçaklı yüksek orta konsol, elektrikli katlanır yan aynalar, arka koltuklarda havalandırma ızgaraları, iki USB bağlantı noktası, 7 inç dijital gösterge ekranı, 10,1 inç merkezi ekranı ve daha fazlası. Striker Extreme arazi kullanımına hitap ediyor: Expression donanıma ek olarak 18 inç alaşım jantlar, Bakır Kahve dış ve iç süslemeler, panoramik cam tavan, eller serbest kart, yıkanabilir Microcloud sentetik TEP döşeme, kauçuk zemin ve bagaj paspasları, 10,1 inç merkezi ekranlı, altı hoparlörlü Arkamys 3-Boyutlu ses sistemi, eğim iniş kontrolü ve çok daha fazlası. Striker Journey seyahat keyfini ifade ediyor: Expression donanıma ek olarak 18 inç alaşım jantlar, otomatik elektrikli bagaj, eller serbest kart, kolçaklı uzun orta konsol, elektrikli ayarlanabilir sürücü koltuğu, ısıtmalı ön koltuklar ve direksiyon, 10,1 inç merkezi ekranlı, altı hoparlörlü Arkamys 3-Boyutlu ses sistemi, kablosuz akıllı telefon şarjı ve daha fazlası. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford’dan Avrupa Pazarı İçin Yeni Hamle Haber

Ford’dan Avrupa Pazarı İçin Yeni Hamle

Ford, bayileri ve iş ortaklarıyla düzenlediği toplantıda, Avrupa’daki geleceğine yönelik yeni dinamik vizyonunu paylaştı. Önümüzdeki üç yıl içinde ticari ve bireysel müşteriler için kapsamlı bir ürün ve teknoloji planı devreye almaya hazırlanan Ford, Avrupa’daki sürücülere ve işletmelere yönelik vaatlerini yeniliyor. Ford Avrupa stratejisini, markanın gerçek anlamda güçlü olduğu ve farklılaştığı alanlara odaklanan yeni küresel marka platformu Ready-Set-Ford ile gözler önüne seriyor: İnşa Et (Build), Heyecan Ver (Thrill) ve Maceraya Atıl (Adventure). Avrupa’da ‘Ready-Set-Ford’ çatısı altındaki ilk kampanyalar bu ay başlıyori Ford Pro, Avrupa İşletmeleri için Araç Üreticisinden Üretkenlik Ortağına Dönüşüyor Onbir yıldır Avrupa'nın lider ticari araç markası olan Ford Pro1, her bir araçtan elde edilen çıktıyı en üst düzeye çıkarmak için yazılım ve hizmetlerden yararlanarak, bir araç üreticisinden her büyüklükteki işletme için vazgeçilmez bir üretkenlik ortağına dönüşüyor. Ford Pro’nun Avrupa’daki işin bel kemiği olduğunu ifade eden Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, görüşlerini şu sözlerle dile getirdi: “Biz sadece van ve pick-up satmıyoruz; araçlar, yazılım ve hizmetlerden oluşan entegre bir ekosistem sunuyoruz. Araçlarımız pazara liderlik ediyor ve onların etrafında rakiplerimizin karşılık veremeyeceği bir üretkenliği hızlandıran bir ekosistem inşa ettik. Müşterilerimiz için bu yalnızca ulaşım değil, daha iyi bir yatırım getirisi anlamına geliyor.” Ford Pro’nun Uptime Services hizmetleri, bağlantılı araç verilerini ve öngörüsel zekâyı kullanarak sorunları probleme dönüşmeden önce tespit ediyor. 2019’dan bu yana her Ford Pro aracı entegre modemle üretiliyor. Bugün Avrupa’da 1,2 milyondan fazla müşterinin aracı bağlantılı durumda ve bu araçlar, araç sağlığı hakkında günde yaklaşık 6 milyon sinyal üretiyor. Sadece geçtiğimiz yıl, Ford’un bağlantılı hizmetleri müşterilerimizin kesintisiz çalışma süresini yaklaşık bir milyon gün artırdı. Ford Pro şimdi bu yetenekleri ilk kez küçük işletmelere de taşıyor. Yeni “Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti” sayesinde her Ford bayisi özel bir operasyon yöneticisine dönüşebiliyor; araç sağlığını izleyebiliyor, müşterilere proaktif şekilde ulaşabiliyor, araç gelmeden önce parça ve servis hazırlıklarını yapabiliyor. Bu hizmet ile Avrupa’da yapılan ilk pilot uygulamalar, araçların onarım sürelerinin yüzde 50’ye kadar kısaldığını ve onarımların yüzde 80’inin proaktif şekilde tespit edildiğini gösteriyor.2 Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti, iş sahibi müşteriler açısından daha fazla çalışma süresi, daha verimli ve üretken bir iş günü ve sahip oldukları her araçtan daha fazla gelir elde etmek anlamına geliyor. Bayiler açısından ise daha fazla servis fırsatı, daha güçlü müşteri bağlılığı ve gelir potansiyelinde önemli bir artış anlamına geliyor. Tüm bunlar bayilerin araç ve servis sağlayıcı olmanın ötesinde, ticari müşterilerinin kazanç sağlamaya devam etmesine yardımcı olan; içgörü, araç ve bağlantı kabiliyetleriyle donatılmış, veri destekli bir verimlilik ortağına dönüşmeleri ile mümkün oluyor. Ayrıca, Ford Pro ürün gamına zorlu görevler için tasarlanan Ranger Super Duty‘i ekliyor. Ranger Super Duty: Avrupa’nın En Zorlu Görevleri İçin Sınırları Zorlayan Kabiliyet Ranger, 11 yıldır üst üste Avrupa’nın en çok satan pick-up modeli konumunda.1 Yeni Ranger Super Duty, bu model ailesini, acil durum hizmetleri, ormancılık, madencilik ve askeriye gibi zorlu iş alanlarına da taşıyor. Model; toplam 8 ton birleşik kütle kapasitesiyle3,4 4,5 tona kadar çekme kapasitesi4 ve yaklaşık 2 ton taşıma kapasitesi3 sunuyor. Araç fabrikadan çıktığı andan itibaren ağır hizmet tipi süspansiyon, ekstra alt gövde koruması ve rakiplerine göre yerden daha yüksek bir yapı ile donatılıyor. Ranger’ın standart kabin konforu, bağlantı özellikleri ve sürüş destek teknolojileriyle5, iş odaklı yaklaşım bu araçta birleştiriyor. Jim Baumbick, Ranger Super Duty için şunları ifade etti “Avrupa’daki kamu kurumları ve savunma sanayisine hizmet veren dönüşüm firmaları, sınırları zorlayan özellikler sunan hazır araçlara giderek daha fazla ihtiyaç duyuyor. Aslında Ranger Super Duty, tam olarak bu görevler için tasarlandı. Şimdiye kadar geliştirdiğimiz en kabiliyetli Ranger olan model, aynı zamanda Avrupa’da yeni bir ağır hizmet kamyonet segmenti oluşturuyor. Ranger Super Duty, fabrikamızdan doğrudan ve yüksek adetlerde temin edilebiliyor.” Avrupa’da Ford Binek Araçları İçin Yeni Bir Dönem Ford’un özellikle Avrupa’nın kendi yarış formatı olan ralli dünyasında bir asrı aşan yarış mirası bulunuyor. Ford, bu off-road ruhunu sürüş performansıyla birleştirerek Avrupa’ya özel ralli ruhu taşıyan araçlar geliştirecek. Ford Avrupa’nın yeni ürün ailesi, kontrol ve hassasiyetten ödün vermeden heyecan ve macerayı bir araya getiren “multi energy” çözümler sunacak. Bu araçlar, Avrupa’nın Alp geçitleri, Arnavut kaldırımlı sokakları ve virajlı yolları gibi kendine özgü zorlukların üstesinden gelebilecek karaktere sahip. Ford, 2029 sonuna kadar Avrupa’da, Avrupa için üretilen tamamen yeni beş binek aracı lanse edecek: Global Bronco ailesinin yeni üyesi Avrupa’ya geliyor: Global Bronco ailesinin bu yeni “multi energy” üyesi, güçlü karaktere sahip kompakt bir SUV olacak. Model 2028’den itibaren Ford’un İspanya Valencia’daki fabrikasında üretilecek. Elektrikli Hatchback: Bu yeni küçük elektrikli araç, özgün tasarımı Ford’un imza niteliğindeki sürüş dinamikleriyle birleştirerek “yarıştan yola” uzanan kabiliyetleri B segmentine taşıyacak. Küçük Elektrikli SUV: Ralli mirasından gelen tasarım dilini ve sürüş dinamiklerini şehir kullanımına uygun bir paket içinde sunan dinamik, tamamen elektrikli küçük SUV. İki Multi Energy Enerji Crossover: Ralli ruhu taşıyan iki yeni crossover modeli, 2029 sonuna kadar yeni ürün gamına katılacak. Hız ve Ölçek için İş Birlikleri Stratejik iş birlikleri, Ford’un Avrupa’daki rekabet yaklaşımının merkezinde yer alıyor. Geliştirme süreçlerini hızlandıran bu iş birlikleri ölçek ekonomisine zemin sağlarken hem ticari araç hem de binek araç segmentlerinde değer yaratıyor. Ford ve iş ortaklarının uzmanlığını, endüstriyel ayak izini ve tedarik altyapısını bir araya getirmek, her iki tarafa da dünyanın en rekabetçi bölgelerinden birinde kazanmak için gerekli verimlilik, rekabet gücü ve üretim imkanı sağlıyor. Baumbick, “Bunlar yalnızca birer anlaşma değil, stratejik kaldıraçlar. Hız ve ölçekle hareket etmek için en iyilerle iş birliği yapıyoruz ve ürünlere tutkuyla, belirgin şekilde Ford karakteri taşıyan araçlar sunmaya odaklanıyoruz.” dedi. Ford Türkiye İş Birimi Lideri Özgür Yücetürk ise “Ready-Set-Ford, Ford’un Avrupa’daki yeni bir marka platformu olmanın ötesinde aslında Ford’un Avrupa pazarında rekabete karşılık kendi off-road ruhunu ve asırlık ralli mirasını, müşteri merkezci bir yaklaşımla “multi energy” seçenekleri ve yeni bağlantılı hizmetlerle bir araya getirdiği yeni bir çağın habercisi. Ford Türkiye olarak önceliğimiz binekte ve ticari araçlarda ürünü, finansmanı, satış kanalını ve müşteri deneyimini birlikte yöneten bir yapı ile değer yaratmak. Ready Set Ford stratejisinin altındaki müşteri merkezci felsefe ve yenilikler, bu yapımız için önemli bir zemin sağlayacak.” dedi. Karbonsuz Mobiliteye Gerçekçi Bir Yol Avrupa’daki sürücülere ve işletmelere 100 yılı aşkın süredir sevdikleri ve hayatlarını kolaylaştıran otomobiller, kamyonetler ve van modelleri sunan Ford, sıfır emisyonlu geleceğe doğru yolculukta, müşterilerini desteklemekte kararlı. Ancak emisyon hedefleri tüketici talebinin gerçeklerinden koptuğunda sonuçlar ters etki yaratabiliyor: Alıcılar daha eski ve daha yüksek emisyonlu araçlarını daha uzun süre kullanmaya devam ediyor; endüstriyel yatırımın ekonomik temelleri zayıflıyor. Buna ek olarak, “Made in Europe” düzenlemelerinin bölgesel entegre tedarik zincirlerinin gerçekliğini ve Türkiye, Fas ve Birleşik Krallık gibi bölgesel ortakların endüstriyel ekosistemimizde oynadığı önemli rolü yansıtması önem taşıyor. Bu pazarların dışarıda bırakılması veya kısıtlanması Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatacak ve sonuçta tüketiciler için maliyetleri artıracaktır. Avrupa’nın acil ihtiyacı, hedefleri tüketici tercihleriyle uyumlu hale getiren ve gerçekçi, güvenilir bir planlama ufku sağlayan düzenleyici bir çerçevedir. Ford, müşteri öncelikli bir yaklaşım çağrısında bulunuyor: · Gerçekçi Hedefler ve Doğru Şarj Altyapısı: CO2 hedefleri gerçek tüketici talebini ve altyapı koşullarını yansıtmalı. Pazarın hareket edebileceğinden daha hızlı bir geçişi zorlamak, emisyonların azaltılmasında kritik öneme sahip araç parkı yenilenme hızını yavaşlatma riski taşıyor. · Yeni Bir Yol: Mevzuat, plug-in hibritler (PHEV) ve menzil artırıcılı elektrikli araçlar (EREV) gibi elektrikli teknolojileri desteklemeli ve teşvik etmeli. Bu teknolojiler, tamamen elektrikli bir geleceğe pratik bir geçiş yolu sunuyor. Ailelerin ve işletmelerin Avrupa genelinde gerekli şarj altyapısı kurulurken bugünden emisyonlarını azaltmaya başlamasını, elektrikli kilometre kullanımını en üst seviyeye çıkarmasını sağlıyor. · Küçük İşletmeler İçin Koruma: Yeni van satışlarının yaklaşık yüzde 10’u elektrikli araçlardan oluşuyor. İşletmeler, binek araçlara göre optimize edilmiş şarj altyapısı ve depolar için şebeke erişiminde yaşanan gecikmeler nedeniyle zorlanıyor. Ticari araçlara agresif hedefler dayatmak; Avrupa ekonomisini ayakta tutan tesisatçılar, inşaatçılar ve dağıtım sürücüleri üzerinde ek bir vergi etkisi yaratıyor. Baumbick, “Biz araçları regülasyon zorunluluklarını karşılamak için değil, insanlar için üretiyoruz. Sıfır emisyona giden en hızlı yol, müşterilerin gerçekten tercih edeceği yoldur. Müşterilerin mümkün olduğunda elektrikli sürüş yapmasını sağlayan hibrit teknolojilerle emisyon azaltımını bugünden hızlandırabiliriz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OMODA 4 ve OMODA 7 Ortalığı Yıktı! Auto China 2026’ya Damga Vuran Lansman Haber

OMODA 4 ve OMODA 7 Ortalığı Yıktı! Auto China 2026’ya Damga Vuran Lansman

OMODA 4 ve OMODA 7, Auto China 2026’da resmen sahneye çıktı ve otomobil dünyasını adeta ikiye böldü! 24 Nisan’da başlayan dev fuarda gözler bu iki modele kilitlenirken, sosyal medyada da gündemden düşmedi. 3 Yılda 1 Milyon Satış! Şimdi Hedef Çok Daha Büyük Henüz 3 yaşında olan OMODA&JAECOO markası, 1 milyon satış barajını aşarak otomotiv sektöründe dengeleri değiştirdi. Ama asıl bomba hedef şimdi geldi: 2027’de tek yılda 1 milyon satış! Bu iddialı hedefle sahneye çıkan marka, Auto China 2026’da adeta gövde gösterisi yaptı. OMODA 7: “En Güzel Crossover” Ünvanı Boşuna Değil OMODA 7, daha sahneye çıkar çıkmaz tüm dikkatleri üzerine çekti. Daha önce Londra ve Madrid Moda Haftaları’nda boy gösteren araç, otomobil değil adeta bir sanat eseri! Fütüristik tasarım Akıcı ve dikkat çekici hatlar Gençlere hitap eden sıra dışı stil Üstelik sadece görünüş değil! Super Hybrid System ile hem performans hem de yakıt verimliliği sunuyor. Yani hem şık hem güçlü! OMODA 4: Resmen Gelecekten Gelmiş Gibi! Ve gelelim asıl sürprize… İlk kez görücüye çıkan OMODA 4, teknoloji tutkunlarını resmen büyüledi! AI Cabin ile Konuşan Araç Dönemi Bu araç sadece sürülmüyor… Sizinle konuşuyor! Duygusal ses algılama Akıllı navigasyon Eğlence sistemi Park Etmek Tarih Oluyor! Yakında gelecek VPD teknolojisiyle: Aracı çağırıyorsunuz, geliyor El sallıyorsunuz, park ediyor Evet yanlış duymadınız… Bu teknoloji gerçek! 69 Ülkede Satış! Dünya Bu Markayı Konuşuyor OMODA&JAECOO, kısa sürede 69 ülkede satış yaparak global pazarda ciddi bir güç haline geldi. 1.364 bayi ile büyümesini sürdüren marka, özellikle genç kullanıcıları hedef alıyor. Sosyal Medya Yıkılıyor! Lansmanın ardından sosyal medya adeta alev aldı. Kullanıcılar OMODA 7’nin tasarımına hayran kalırken, OMODA 4’ün teknolojisi “gelecek geldi” yorumlarına neden oldu. Sık Sorulan Sorular OMODA 4 ne zaman çıkacak? 2026’nın ikinci yarısında satışa sunulması bekleniyor. OMODA 7 elektrikli mi? Super Hybrid System ile hibrit bir sürüş deneyimi sunuyor. Bu araçlar Türkiye’ye gelecek mi? Global genişleme planı kapsamında Türkiye ihtimali oldukça yüksek. OMODA 4’ün en çarpıcı özelliği ne? AI Cabin ve kendi kendine park eden sistemi. Marka neden bu kadar popüler oldu? Genç odaklı tasarım ve ileri teknoloji sayesinde. Fiyatlar belli mi? Henüz resmi fiyat açıklaması yapılmadı. SONUÇ: Otomotivde Yeni Dönem Başladı OMODA 4 ve OMODA 7, sadece yeni araçlar değil… otomotiv dünyasında yeni bir çağın başlangıcı olabilir. Tasarım, teknoloji ve global güç birleşince ortaya çıkan sonuç: rakipler için zor bir dönem! Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Renault Group, futuREady'i Hayata Geçiriyor Haber

Renault Group, futuREady'i Hayata Geçiriyor

Renault Group, futuREady ile büyümeye hazır (growth ready), teknolojiye hazır (tech ready), mükemmeliyete hazır (excellence ready) ve güvene hazır (trust ready) olmak üzere dört temel sütun üzerine inşa edilen yaklaşımıyla küresel ölçekte Avrupa’nın referans otomobil üreticisi olmayı hedefliyor. 4 temel başlık altında şekillenen bu yaklaşım; ürün stratejisinden teknoloji yatırımlarına, operasyonel dönüşümden çalışan gelişimine kadar uzanan kapsamlı bir dönüşüm vizyonunu ortaya koyuyor. Renault Group, “Growth ready” başlığı altında ürün atağını sürdürmeyi ve müşteri deneyimini tüm faaliyetlerinin merkezine koymayı hedefliyor. Bu kapsamda, Avrupa’da 16’sı elektrikli olmak üzere toplam 22 yeni modelin piyasaya sunulması ve uluslararası pazarlarda 14 modelle ikinci ürün atağının başarıyla tamamlanması planlanıyor. Renault Group’un futuREady planında Türkiye’nin kritik rolü Renault Group’un futuREady vizyonu kapsamında Türkiye, büyüme stratejisinin ve operasyonel mükemmeliyet anlayışının önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Geniş Avrupa bölgesinin kritik üretim ve mühendislik üslerinden biri olan Türkiye, güçlü sanayi altyapısı, yüksek üretim kabiliyeti ve gelişmiş otomotiv ekosistemiyle Grup’un küresel operasyonlarında stratejik bir rol üstleniyor. Bursa’daki Oyak Renault Fabrikası da çoklu model üretim kapasitesi, esnek yapısı ve mühendislik yetkinlikleriyle bu yapının en güçlü halkalarından birini oluşturuyor. Türkiye’nin futuREady içindeki bu stratejik rolü, Renault Group’un C segmentindeki yeni oyuncusu Dacia STRIKER’ın Bursa’daki Oyak Renault Fabrikası’nda üretilecek olmasıyla daha da güçleniyor. Renault Group’un C segmentindeki yeni oyuncusu Dacia STRIKER Türkiye’de üretilecek Dacia, Uluslararası Oyun Planı kapsamında Türkiye’de üretilecek dördüncü model olan Striker’ın ön tanıtımını ilk kez futuREady strateji toplantısında gerçekleştirdi. Renault Duster, Yeni Renault Clio ve Renault Boreal’in ardından Dacia Striker’ın da Bursa’daki Oyak Renault Fabrikası’nda üretileceği açıklandı. Bu adımla birlikte Dacia, üretim anlamında Türkiye’ye resmi olarak giriş yapıyor.400 milyon avroyu aşan bir yatırım paketi kapsamında geliştirilen yeni C segmenti model, Türkiye’de satışa sunulacak ve başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok pazara ihraç edilecek.Hibrit seçenekler de dahil olmak üzere farklı motor alternatifleriyle pazara sunulacak olan Dacia Striker’ın 2026 yılında üretime girmesi planlanıyor.Renault Group’un futuREady stratejisi kapsamında büyüme ve ürün atağını hızlandırma planının da bir parçası olan yeni Dacia Striker, Grup’un uluslararası üretim ve ürün stratejisinde Türkiye’nin rolünü güçlendiriyor. Dacia Striker, Uluslararası Oyun Planı kapsamında Türkiye’de üretimi planlanan dört modelden oluşan ürün gamını tamamlıyor. 400 milyon avroyu aşan bir yatırım paketi kapsamında geliştirilen yeni C segmenti model, Bursa’daki Oyak Renault Fabrikası’nda üretilecek. Renault Group Türkiye CEO Lionel Jaillet: “Oyak Renault, Aralık 2023’ün sonunda 400 milyon avroyu aşan bir yatırımla dört yeni modelin üretime alınacağını duyurarak Türkiye için net bir dönüşüm yol haritası ortaya koydu. Bu yolculuk Renault Duster ile başladı ve Yeni Renault Clio ile devam ediyor. Bu arada Renault Boreal ise proje sürecinde ilerliyor ve 2026 yılının ortasında Türkiye yollarındaki yerini alacak. Ürün planımızdaki dördüncü modeli duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Yeni C segmenti modelimiz Dacia Striker’ın üretim yeri Bursa’daki Oyak Renault Fabrikası olacak. Bu projeyle birlikte Türkiye, Dacia markası için ilk kez bir modelin tek küresel üretim merkezi olacak. Bu model, Dacia’nın Türkiye’deki varlığını güçlendirerek markayı yalnızca ithalat yapan bir konumdan yerel üretim gerçekleştiren bir marka haline taşıyor. Üretimin başlamasıyla birlikte fabrikamızın çoklu model üretim kabiliyeti bir üst seviyeye taşınacak. Bu gelişme aynı zamanda Renault Group’un futuREady stratejisi kapsamında büyüme ve operasyonel mükemmeliyet hedeflerine de güçlü bir katkı sağlayacak. OYAK ile kurduğumuz güçlü iş birliği doğrultusunda üretim ve mühendislik yetkinliklerimizi daha da güçlendirmeyi ve Türkiye otomotiv ekosistemi için daha fazla değer yaratmayı sürdüreceğiz.” Striker: Dacia’nın C segmentinin geleceğine yönelik vizyonu Dacia, station wagon’un dinamizmini, geniş bir hatchback’in pratikliğini ve bir SUV’un yerden yüksekliğini bir araya getiren yeni çoklu enerji seçenekli crossover modeli Striker ile C segmentindeki atağını güçlendiriyor. Dacia Striker, güçlü ve kendinden emin bir tasarıma sahip. Dinamik hatları, aerodinamik silueti ve iddialı dikey ön yüz tasarımı, markanın yeni ve modern gündüz farı imzasıyla tamamlanıyor. Striker, Dacia’nın C segmentinde elektrifikasyonu erişilebilir kılma hedefini yansıtıyor. Ürün gamında hibrit versiyon, Hybrid 4x4 ve benzin/LPG seçenekleri yer alacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kış Sürüşünde Yeni Dönem: Nokian Tyres’tan Sıcaklığa Göre Uyarlanabilen Çivili Lastik Haber

Kış Sürüşünde Yeni Dönem: Nokian Tyres’tan Sıcaklığa Göre Uyarlanabilen Çivili Lastik

Şirket, sıcaklık değişimlerine otomatik olarak uyum sağlayan dünyanın ilk çivili kış lastiği olan Nokian Tyres Hakkapeliitta® 01 modelini tanıttı. Yeni nesil lastik, “isteğe bağlı tutuş” (On-Demand Grip) teknolojisi sayesinde yol koşullarına anlık tepki verebiliyor. 90 Yıllık Miras, Yeni Bir Devrim Nokian Tyres, ilk kış lastiğini 1934 yılında geliştirmiş, Hakkapeliitta® markasını ise 1936’da piyasaya sunmuştu. Aradan geçen yaklaşık 90 yılın ardından şirket, bu köklü seriyi yeni bir seviyeye taşıyor. Hakkapeliitta 01, onlarca yıldır üzerinde çalışılan ve uzun süredir sektörde hayal olarak görülen bir fikri gerçeğe dönüştürüyor: Sıcaklığa göre davranış değiştiren çivili lastik. Şirketin CEO’su Paolo Pompei, yeni ürünün tanıtımında yaptığı açıklamada, “Bu lastik, 90 yıl önce geliştirdiğimiz ilk kış lastiğinden bu yana şirket tarihimizin en büyük yeniliklerinden biri. Daha önce imkânsız görülen bir hedefe ulaştık: Sıcaklık değişimine tepki vererek maksimum güvenlik sunan bir çivili lastik” ifadelerini kullandı. Double Action Stud Teknolojisi Nasıl Çalışıyor? Yeni modelin kalbinde yer alan Double Action Stud teknolojisi, çivilerin sıcaklığa bağlı olarak iki farklı mod arasında geçiş yapmasını sağlıyor: ON Modu: Düşük sıcaklıklarda ve buzlu zeminlerde çiviler aktif hale gelerek maksimum yol tutuşu sağlıyor. OFF Modu: Daha ılıman koşullarda çiviler daha kontrollü temas kurarak asfalt aşınmasını azaltıyor ve sürüş konforunu artırıyor. Bu sistem sayesinde hem güvenlik hem de çevresel sürdürülebilirlik hedefleniyor. Nokian Tyres’in verilerine göre Hakkapeliitta 01: Yol aşınmasını bir önceki modele kıyasla %30’a kadar azaltıyor Buz tutuşunu %10’a kadar artırıyor Islak zemin performansını %5 oranında iyileştiriyor Gürültü seviyesini 1 desibele kadar düşürüyor Bu gelişmeler, özellikle çivili lastik tercih eden ancak yol aşınması ve ses seviyesinden endişe duyan sürücüler için önemli bir avantaj sunuyor. Uzun Soluklu Test Süreci Şirket, uyarlanabilir çivi fikrini ilk kez 2014 yılında konsept olarak duyurmuştu. O tarihten bu yana mühendisler, teknolojiyi hayata geçirmek için binlerce prototip üzerinde çalıştı. Testler, Finlandiya’nın Ivalo kentindeki Arctic Test Center’dan İspanya’daki Hakka Ring test pistine kadar farklı iklim koşullarında gerçekleştirildi. Nokian Tyres Ar-Ge Direktörü Mikko Liukkula, süreci “Bir tercih yapmak yerine iki hedefi aynı anda başarmayı amaçladık. Hem üstün buz tutuşu hem de düşük yol aşınması sağlamak istedik. Sonuçta sürüş güvenliğini artırırken yolu daha az yıpratan bir çözüm geliştirdik” sözleriyle özetledi. Sürdürülebilir Malzemeler Kullanıldı Hakkapeliitta 01 yalnızca performans açısından değil, içerdiği malzemeler bakımından da yenilikçi bir yaklaşım sunuyor. Lastik hamurunda: Doğal kauçuk Biyo-reçine Çam reçinesinden elde edilen bileşenler Kolza (kanola) yağı bazlı biyolojik yağlar gibi yenilenebilir kaynaklı materyaller yer alıyor. Bu sayede ürünün çevresel etkisinin azaltılması hedefleniyor. Hangi Araçlar İçin Üretildi? Yeni lastik serisi; Binek otomobiller Crossover modeller SUV araçlar için geliştirildi. Ürün, uluslararası geçerliliğe sahip Three-Peak Mountain Snowflake (3PMSF) ve Ice Grip sertifikalarına sahip. Piyasaya Çıkış Tarihi ve Hedef Pazarlar Nokian Tyres Hakkapeliitta 01’in 2026 sonbaharında satışa sunulması planlanıyor. Ürünün ana pazarları Kuzey ülkeleri ve Kuzey Amerika olacak. Üretim ise Finlandiya’nın Nokia kentindeki fabrikada gerçekleştirilecek. Kış Lastiğinde Yeni Standart mı? Uzmanlara göre sıcaklığa göre uyarlanabilen çivili lastik teknolojisi, özellikle iklim değişikliğinin etkisiyle daha değişken hale gelen kış koşullarında önemli bir avantaj sağlayabilir. Gün içinde sıfırın altına düşen ve ardından artan sıcaklıklar, sürücüler için ciddi risk oluşturabiliyor. Otomatik uyum sağlayan sistemler, bu geçişleri daha güvenli hale getirebilir. Nokian Tyres’ın yeni modeli, güvenlik ile yol dostu performansı aynı potada eritmeye çalışarak kış lastiklerinde yeni bir standart oluşturmayı hedefliyor. Eğer vaat edilen performans gerçek sürüş koşullarında da doğrulanırsa, Hakkapeliitta 01 sektörde uzun süre konuşulacak gibi görünüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.