Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cumhuriyet

Kapsül Haber Ajansı - Cumhuriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aras Kargo Spor Kulübü’nün Ev Sahipliğinde Kadın Voleybol Takımları İzmir’in Kurtuluşunu Kutlamak için Sahadaydı Haber

Aras Kargo Spor Kulübü’nün Ev Sahipliğinde Kadın Voleybol Takımları İzmir’in Kurtuluşunu Kutlamak için Sahadaydı

İzmir’in güçlü voleybol kültürünü temsil eden Altınordu, Aras Kargo ve Göztepe Spor Kulübü kadın voleybol takımlarının sporcuları, İzmir’in kurtuluşunun 104’üncü yıldönümünde İzmir Atatürk Voleybol Salonu’nda file önünde buluştu. Aras Kargo Spor Kulübü’nün (ASK) organizasyonuyla düzenlenen özel etkinlik, Kurtuluş Savaşı kahramanları ve Mustafa Kemal Atatürk anısına saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşı ile başladı. Takımların sözcüleri de birlik ve beraberliğin önemine dikkati çekti. Konuşmaların ardından farklı kulüplerden oyuncular, karma kadrolarla file başında buluştu ve dostluk maçı yaptı. Cumhuriyet tarihinin en anlamlı günlerinden biri olan İzmir’in kurtuluş günü anısına gerçekleştirilen organizasyon, sporun birleştirici gücünü, kulüpler arası dayanışmayı ve kadın voleybolunun İzmir’deki yükselen değerini ortaya koydu. “Farklı renkler, aynı saha; tek ruh, tek takım” Etkinliğin yalnızca bir spor etkinliği değil, aynı zamanda İzmir’in kurtuluş coşkusunu paylaşan birlik ve beraberlik ruhunun yansıması olduğunu belirten Aras Spor Kulübü Başkan Yardımcısı Billur Burkutoğlu, kulübü sahadaki başarılarla sınırlı olmayan, sporun birleştirici gücünü büyüten bir platform olarak konumlandırdıklarını vurguladı. Buluşmaya katkı sunan Göztepe ve Altınordu'ya ve salonları her fırsatta dolduran İzmir halkına teşekkür eden Burkutoğlu, şunları söyledi: "9 Eylül, İzmir için olduğu kadar Cumhuriyetimizin kuruluş yolculuğu için de çok anlamlı bir gün. Bu güzel şehirde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün izinde, birlik ve beraberliğin değerini bir kez daha hatırlıyoruz. Aras Kargo olarak bizim için köprü olmak, insanları, şehirleri, kurumları ve hayatları birbirine yaklaştırmak demek. Voleybolda da tam olarak amacımız bu. Sporun çok özel bir gücü var. Farklı renkleri, farklı hikâyeleri, farklı şehirleri aynı heyecan etrafında buluşturabiliyor. Bugün burada bunun çok güzel bir örneğini görüyoruz. Bizim için voleybol sahası bu nedenle sadece bir mücadele alanı değil. Aynı zamanda teşekkür etmek, değer vermek, ilham vermek ve birbirimize dokunmak için bir buluşma alanı. Sezon boyunca bu anlayışla sahamızın kapılarını farklı hikâyelere açtık. Çünkü biz sporun yalnızca sonuçlardan ibaret olmadığına inanıyoruz. Bazen bir maçtan geriye kalan en değerli şey, kimin kazandığından çok, kimlerin aynı hikâyenin parçası olduğudur. Farklı renkler, aynı saha. Tek ruh, tek takım. 9 Eylül’ümüz kutlu olsun." Göztepe Voleybol Takımı Menajeri Zeynep Seda Uslu, kadın voleybolu adına böyle bir organizasyonda yer almaktan duydukları gururu dile getirerek şunları söyledi: "Sporun birleştirici gücüne inanıyoruz. İzmir'in kurtuluşunun 104'üncü yıl dönümünde, kentin kulüplerinin sporcularıyla aynı sahada olmak bizim için çok kıymetli. Kadın voleybolu adına böyle bir organizasyonda yer almaktan gurur duyuyoruz. Benzer buluşmalarda yeniden bir araya gelmeyi diliyoruz." Altınordu Takım Menajeri Sertan Güntaç ise kulübün değerlerini üç başlıkta özetledi: "Bizim üç tane değerimiz var. Birincisi Cumhuriyetimiz ve Mustafa Kemal Atatürk, ikincisi İzmir; bizim için İzmir anne baba gibi. Üçüncüsü de spor. Sporda da Türkiye'de önde olan branşımız kadın voleybolu. Aras Kargo ailesine ve spor kulübüne çok teşekkür ediyoruz. Avrupa Kupası’nda İzmir’i temsil edecek Aras Kargo Spor Kulübü’ne, takıma ve teknik ekibe başarılar diliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"İBB’nin Tüm Müzelerine Türk Vatandaşlarının Girişi 1 Lira Olacak”  Haber

"İBB’nin Tüm Müzelerine Türk Vatandaşlarının Girişi 1 Lira Olacak” 

Açılışta önemli açıklamalarda bulunan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, "2019'dan sonra İstanbul'da sanata bakış, tarihe bakış, mirasa bakış, geçmişe bakış ve geleceğe bakış değişti. 2019 yılından itibaren İstanbul'da bir belediyecilik modeli ortaya kondu. İstanbul modeli, halkçı belediyecilik modeli ve İBB Miras ekibiyle bir taraftan tiyatrolarımızı restore ederek, yenileyerek tekrar İstanbul'un hayatına kullanımına verirken, bir taraftan kültür merkezlerimizle, müzelerimizle İstanbul'a yeni bir aydınlanma dönemi açarken, bir taraftan da onlarca bin yıllık İstanbul'un geçmişine, tarihine sahip çıktık, çıkmaya devam ediyoruz” dedi. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün tarihi eserlerle ilgili uygulamalarına ve İBB'nin kararlılığına dikkat çeken Nuri Aslan, "İstanbul'da yaptığımız bazı restorasyonlarda tarihi eserleri ihya ettik, çeşmelerden su akıttık, müzeler açtık ancak bazı tarihi eserlerimize kanun sebebiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konuluyor; bize 'duracak mısınız' diye soruyorlar, biz asla durmayacağız, İstanbul'un tarihine de sanatçısına da yatırım yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. İBB müzeleriyle ilgili müjdeler de veren Aslan, "Yerebatan Sarnıcı'nı 1 lira yaptığımız gibi Şerefiye Sarnıcı'nı ziyaretin de 1 lira olacağını ilan ediyorum, ayrıca İBB'nin tüm müzelerine Türk vatandaşlarının girişinin 1 lira olması yönündeki teklifimizi pazartesi günü İBB Meclisi'ne sunacağız" şeklinde konuştu. BEYOĞLU / İSTANBUL İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kentin kimliğini yansıtan kamusal alanları ve kültürel miras projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, iki kıtayı buluşturan su yolunun tarihsel ve kültürel belleğini gözler önüne seren İstanbul Boğaz Müzesi ile "Mehtabı Sürükledik Sularda" sergisinin açılışı Kabataş Transfer Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar, sanatçılar ve çok sayıda İstanbullu katıldı. Aslan, açılış konuşmasında özetle şunları söyledi: "KABATAŞ TRANSFER MERKEZİ VE BOĞAZ MÜZESİ ŞEHRİN HAFIZASINI BULUŞTURUYOR" "İstanbul'un en güzel noktalarından biri olan Kabataş'ın, İstanbul'un geçmişiyle bugününü buluşturan yeni bir kültür mekanının açılışını gerçekleştirmek üzere bir aradayız. Kabataş Transfer Merkezi'nin farklı ulaşım sistemlerini birbirine bağlayan bir merkez olmanın ötesinde İstanbulluların şehirle kurduğu ilişkiyi güçlendiren kamusal alan olarak tasarladık ve İstanbulluların hizmetine sunduk. Buradaki seyir terası da bu yaklaşımın en önemli parçası. İstanbullular da Kabataş Transfer Merkezinde bir yerden başka bir yere geçerken duruyor, nefes alıyor ve İstanbul'a bakıyor. Boğazın iki yakasını, vapurları, tarihi sületi ve kıyıdaki yaşamı seyrediyor. İşte bugün bu manzaraya bakarken onun hikayesini de anlatacak İstanbul Boğaz Müzesi'ni İstanbullularla buluşturuyoruz." “BOĞAZİÇİ İSTANBUL'UN GÜZELLİKLERİYLE BİRLİKTE DEĞİŞİMİN DE AYNASIDIR" "Boğaziçi İstanbul'un doğal peyzajıyla birlikte kültürel belleğini de biçimlendiren eşsiz bir coğrafya. İki kıtayı birbirine bağlayan bir su yolu olmanın yanı sıra yüzyıllar boyunca insanların yaşadığı, çalıştığı, eğlendiği, yolculuk ettiği ve birbiriyle ilişki kurduğu bir yaşam alanı. 18. ve 19. yüzyıllarda yalıları, iskeleleri, mesire alanları, kayıkları ve vapurlarıyla kendine özgü bir yaşam kültürünün oluştuğu Boğaziçi zaman içerisinde İstanbul'un sosyal ve ekonomik, kültürel hayatının en önemli sahnelerinden biri haline geldi. Ancak 20. yüzyıl boyunca yaşanan vahşi göç dalgası, sanayileşme, hızlı nüfus artışı ve kentleşme boğaz içini de maalesef derinden değiştirdi. Yalıların gölgesinde yeni yerleşimler yükseldi, yeşil alanlar yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kaldı. Ulaşım biçimleri ve insanların kıyıyla kurduğu ilişkiye dönüştü. Bu nedenle Boğaziçi İstanbul'un güzellikleriyle birlikte değişimin de aynasıdır." "MEHTABI SÜRÜKLEDİK SULARDA SERGİSİ BOĞAZİÇİ'NİN DÖNÜŞÜMÜNÜ ANLATIYOR" "Bugün açılışını yaptığımız “Mehtabı Sürükledik Sularda: Bir Boğaziçi Hikâyesi” de bu hafızanın izini sürüyor. Dün Mahir Bey ile beraber Çubuklu silolarına gittik ve oradan Boğaza ve İstanbul'a bakma fırsatı bulduk. Gerçekten dünyanın başkentinde başkente yaraşır bir hazineye sahibiz. Küratörlüğünü Ali Kayaalp'in üstlendiği bu sergi de Boğaziçi'ni yalnızca bir manzara değil, yaşanan, deneyimlenen ve hayal edilen bir mekan olarak ele alıyor. Tarihi haritalar, gravürler, fotoğraflar, kartpostallar, kitaplar ve süreli yayınlarla Türk resminin önemli sanatçılarının eserlerini bir araya getiren sergi, Boğaziçi'nin geçirdiği dönüşümü farklı dönemlerin ve farklı bakışların izleri üzerinden bize anlatılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyemizin Atatürk Kütüphanesi ve resim koleksiyonunun yanı sıra çok önemli özel koleksiyonlardan gelen eserler de bu sergide buluşuyor. Serginin Kabataş'ta kurulmuş olması ise bizim için ayrıca anlamlı. Çünkü burası Boğaziçi'nin ulaşım tarihinin önemli duraklarından biri." "İMAMOĞLU’NUN ORTAYA KOYDUĞU VİZYON İSTANBUL’DA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR" "Bu değerli vizyonun hayata geçirilmesinde büyük emeği bulunan İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nu da anmayı bir borç biliyorum. Sabahleyin kalkar kalkmaz izin aldım ve gittim onu gördüm. Hepinize çok selamı var. Gücünü, azmini, inancını gördüm. Cumhuriyete ve Atatürk'e bağlılığını gördüm. Dolayısıyla başkanımız müthiş bir motivasyonla yarına bakıyor. Ekrem başkanımızın İstanbul için ortaya koyduğu kültürel mirası, kamusal alanı, kültürü ve sanatı bir bütün olarak ele alan kent vizyonu bugün İstanbul'un farklı noktalarında olduğu gibi Kabataş'ta da karşılık buluyor. Kendisi bir buçuk yılı aşkın bir zamandır haksız ve hukuksuz bir biçimde özgürlüğünden mahrum bırakılmış olsa da ortaya koyduğu vizyon, başlattığı çalışmalar ve liyakatlı kadroları İstanbul'da yaşamaya, İstanbullulara hizmet etmeye devam ediyor. Buradan Ekrem İmamoğlu'na İstanbul adına teşekkürlerimizi ve selamlarımızı gönderiyorum." "VAKIFLAR TARAFINDAN EL KONULSA DA TARİHİMİZE VE SANATIMIZA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ" "İşte İstanbul'da yaptığımız bazı restorasyonlarda bazı tarihi eserleri ihya ettik, çeşmelerden su akıttık, müzeler açtık, sergi salonları açtık. Bazı tarihi eserlerimize de Vakıflar Genel Müdürlüğü bir kanun sebebiyle şimdilik el koydu. Bir kanun maddesi çıkardılar. Onlarca binlerce yıllık tarihi eserleri İBB ihya etti ve bir gecede tapu devriyle onları da kendi üstlerine geçiriyorlar Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ve bize soruyorlar, 'Bu durumda vazgeçeceksiniz, duracaksınız, değil mi?' Biz asla durmayacağız. İstanbul'un tarihine de, sanatçısına da yatırım yapmaya, onların önünü açmaya devam edeceğiz. Siz bugün Yerebatan Sarnıcı'nı aldınız, biz Şerefiye Sarnıcı'nı ihya ettik. Siz yarın Şerefiye Sarnıcı'nı elimizden alabilirsiniz. Biz İstanbul'un kara surlarını ihya etmeye devam ediyoruz. Siz orayı elimizden alırsanız Çubuklu Siloları'nı ayağa kaldıracağız. Oraya da müdahale etmek isterseniz biz Haliç Tersanesi'ni ihya edeceğiz. Orayı da elimizden alırsanız, efendime söyleyeyim, Cumhuriyet döneminin eserlerini ayağa kaldıracağız. Orayı da elinizden alırsanız asla pes etmeyeceğiz. Cumhuriyete sahip çıkmaya devam edeceğiz." "TÜM MÜZELERİMİZİN TÜRK VATANDAŞLARINA 1 LİRA OLMASINI MECLİSE ÖNERİYORUZ" "Nasıl Yerebatan Sarnıcı'nı 1 lira yapmışsak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının tamamına buradan ilan ediyorum ki Şerefiye Sarnıcı'nı ziyaret de 1 lira olacak artık bundan sonra. İBB olarak önümüzdeki hafta inşallah arkadaşlarımız hafta sonundayız ama madem ki yaptıklarımızı yapmaya devam edeceğiz, ister Vakıfların elinde olsun, ister bizim elimizde olsun, bundan sonra, yine genel sekreterimiz, Büyükşehir meclis üyelerimiz burada, yetiştirebilirlerse pazartesi günü meclise sunmayı, İBB Meclis üyelerinin oy birliğiyle geçeceğine inanıyorum. İstanbul'daki İBB'nin tüm müzelerine Türk vatandaşlarının girişini de 1 lira olarak İBB meclisine öneririz. İBB meclisi de kabul ederse, 2019'dan sonra sanata, tarihe nasıl sahip çıktığımızı, müzelerimizde, sergi alanlarımızda nasıl sergilediğimizi İstanbullulara göstermek, Türkiye'deki yurttaşlarımıza göstermek isteriz." İBB GENEL SEKRETER YARDIMCISI POLAT: 4 YILLIK EMEKTE SONA GELİNDİ Açılış programında söz alan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İstanbul Boğaz Müzesi projesinin yaklaşık 4 yıllık titiz bir geçmişe ve ortak bir emeğe dayandığını belirterek, her aşamasında birçok kişinin fikri ve kültürel katkı sunduğu bu özel projenin İstanbullularla buluşmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zafer’in 104’üncü Yılı Nilüfer’de Kutlandı Haber

Zafer’in 104’üncü Yılı Nilüfer’de Kutlandı

30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümü, Nilüfer’de düzenlenen resmi törenle kutlandı. Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen çelenk sunma törenine çok sayıda vatandaş katıldı. Törene; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, 24’üncü Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Yeni Parti Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, İYİ Parti Nilüfer İlçe Başkanı Selahattin Çakmak, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Başkan Şadi Özdemir’in Atatürk Anıtı’na Nilüfer Belediye çelengini sunmasıyla başlayan tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. “BU BORÇ ÇALIŞARAK ÖDENİR” Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 30 Ağustos’un teslimiyeti reddeden bir milletin kaderini yeniden yazdığı gün olduğunu vurguladı. Zorlu koşullara rağmen kazanılan zaferin bağımsızlığın ve Cumhuriyet’in temeli olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “O gün koşullar ağırdı. Ordu yorgundu, imkanlar sınırlıydı ama inanç vardı. Atatürk ve silah arkadaşları, o inancı zafere dönüştürdü. Dumlupınar’da yakılan hürriyet ateşi, bugün Nilüfer’in sokaklarında, meydanlarında ve çocuklarımızın gözlerinde yanmaya devam ediyor. 104 yıl önceki bu zafer bize bağımsızlığımızı kazandırdı, ardından Cumhuriyet geldi. Bugün sahip olduğumuz her şeyin temeli 30 Ağustos’ta atıldı.” Büyük mirası bırakan kahramanlara olan sorumluluğun sadece anma günleriyle sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bize bu mirası bırakan kahramanlara olan borcumuzu yılda bir gün anarak ödeyemeyiz. Bu borç; çok çalışarak ve birbirimize sahip çıkarak ödenir. Nilüfer’i özgür, adil ve çağdaş bir kent olarak geleceğe taşımak, Ata’mıza verdiğimiz en somut sözdür. Bugün sunduğumuz çelenk; Nilüfer halkının Cumhuriyet’e ve Atatürk devrimlerine duyduğu sarsılmaz bağlılığın simgesidir. Başta ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bağımsızlık uğruna canını veren tüm kahramanlarımızı rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş’tan 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı Haber

ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş’tan 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı

30 Ağustos 1922’nin, Türk tarihinin en büyük askeri zaferlerinden biri olmanın ötesinde yeni bir devletin ve yeni bir gelecek idealinin önünü açtığını belirten YAVAŞ, şu ifadeleri kullandı: “30 Ağustos, bir milletin kaderinin yeniden yazıldığı gündür. Anadolu’nun işgal edilemeyeceğinin, Türk milletinin bağımsızlığından vazgeçmeyeceğinin bütün dünyaya ilanıdır. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kazanılan bu tarihi zafer, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolu açmıştır. Bu nedenle 30 Ağustos’u yalnızca büyük bir askeri başarı olarak okumak eksik kalır. 30 Ağustos, aynı zamanda Cumhuriyetimizin kuruluşuna uzanan tarihsel yürüyüşün en güçlü eşiklerinden biridir.” ATATÜRK’ÜN ASKERİ DEHASI TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİRDİ Büyük Taarruz’un, Mustafa Kemal Atatürk’ün üstün stratejik öngörüsünün, askeri dehasının ve liderlik yeteneğinin en önemli örneklerinden biri olduğuna dikkat çeken YAVAŞ, şöyle devam etti: “Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruz’u planlarken karşısındaki ordunun gücünü olduğu kadar zamanı, coğrafyayı, lojistiği ve psikolojik üstünlüğü de büyük bir ustalıkla değerlendirdi. 26 Ağustos sabahı başlayan harekat, 30 Ağustos’ta kesin bir zafere ulaştı. Bu büyük zaferin arkasında Atatürk’ün askeri dehası kadar Türk milletinin olağanüstü fedakarlığı, Mehmetçiğin cesareti ve bağımsız yaşama iradesi vardır. Kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla bir millet, kendi geleceğine sahip çıkmıştır.” ATATÜRK , ASKERİ ZAFERİ SİYASİ BİR DEVRİME DÖNÜŞTÜRDÜ Atatürk’ün büyüklüğünün savaş meydanlarında kazandığı zaferlerle sınırlı olmadığını belirten YAVAŞ, onun asıl tarihsel farkının askeri başarıyı çağdaş bir devlet projesine dönüştürmesinde görüldüğünü ifade etti: “Mustafa Kemal Atatürk büyük bir komutandı. Fakat onu dünya tarihindeki pek çok başarılı komutandan ayıran çok önemli bir özellik vardı: Kazandığı askeri gücü kişisel iktidarının aracı haline getirmedi. Savaş meydanındaki zaferi millet egemenliğiyle taçlandırdı. Bir asker olmasına rağmen yönetim anlayışının merkezine silahı değil, hukuku ve millet iradesini koydu. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyerek yeni devletin meşruiyetini bir kişinin, bir hanedanın ya da bir zümrenin iradesine değil, doğrudan millete dayandırdı. İşte 30 Ağustos’un ardından gelen Cumhuriyet devriminin büyüklüğü tam da burada yatmaktadır. Savaş kazanıldı, fakat asıl hedef çağdaş, bağımsız, egemenliğin millete ait olduğu yeni bir ülke kurmaktı.” 30 AĞUSTOS’TAN 29 EKİM’E UZANAN BÜYÜK YÜRÜYÜŞ 30 Ağustos 1922’de kazanılan askeri zaferin, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla yeni bir devlet düzenine dönüştüğünü belirten YAVAŞ, sözlerini şöyle sürdürdü: “30 Ağustos bize vatanımız üzerinde bağımsız yaşama imkanını verdi. Cumhuriyet ise bu bağımsızlığın nasıl bir devlet düzeni içinde geleceğe taşınacağının cevabı oldu.” ZAFERİN BİZE YÜKLEDİĞİ SORUMLULUK VAR YAVAŞ, 30 Ağustos’un geçmişi anmanın yanında gelecek kuşaklara karşı sorumlulukları da hatırlatan bir gün olduğunu ifade etti: “Bize düşen görev, 30 Ağustos’u yılda bir kez hatırlanan tarihi bir zafer olarak görmek değildir. O zaferi mümkün kılan bağımsızlık iradesini, akılcılığı, cesareti, dayanışmayı ve ülkeye duyulan sorumluluk bilincini bugünün Türkiye’sine taşımaktır. Cumhuriyet bize bırakılmış bir miras olduğu kadar, gelecek kuşaklara daha güçlü biçimde teslim etmemiz gereken büyük bir emanettir. Bugün ülkemizi bilimde, eğitimde, ekonomide, teknolojide, üretimde ve girişimcilikte ileriye taşımak da Cumhuriyet’e karşı sorumluluğumuzun bir parçasıdır. Çünkü bağımsızlık savaş meydanında kazanılır; ekonomik, bilimsel ve teknolojik güçle kalıcı hale gelir.” “BÜYÜK ZAFERİN 104. YILI KUTLU OLSUN” ANTGİAD Başkanı Ercan YAVAŞ mesajını şu sözlerle tamamladı: “104 yıl önce, yokluklar içerisinde bir millet ayağa kalktı ve kendisine çizilmek istenen kaderi reddetti. Başta Büyük Taarruz’un Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi sonsuz minnet, rahmet ve saygıyla anıyorum “ 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yalova'da Zafer Bayramı Coşkusu Burak Kut Konseriyle Taçlanacak Haber

Yalova'da Zafer Bayramı Coşkusu Burak Kut Konseriyle Taçlanacak

30 Ağustos Pazar günü, 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilecek konser programında Burak Kut, saat 21.30’da Yalovalılarla buluşacak. Zafer Bayramı’nın coşkusunun hep birlikte yaşanacağı konserde, Burak Kut sevilen şarkılarını Yalovalılar için seslendirecek. Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel, tüm Yalovalıları 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın gurur ve coşkusunu birlikte yaşamaya davet ederek, “30 Ağustos, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kazanılan Büyük Zafer’in 104. yıl dönümünü, Yalova’da hep birlikte, büyük bir gurur ve coşkuyla kutlayacağız. Bu anlamlı günde hemşehrilerimizle bir araya gelmek, Zafer Bayramı’nın heyecanını ve coşkusunu birlikte yaşamak istiyoruz. Burak Kut’un sahne alacağı konserimize tüm hemşehrilerimizi, çocuklarımızla, gençlerimizle ve aileleriyle birlikte davet ediyorum.” şeklinde konuştu. Başkan Gürel, 30 Ağustos’un yalnızca bir zaferin değil, bağımsızlık ve Cumhuriyet yolunun da simgesi olduğunu belirterek, “Başta Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları bizlere vatan kılan tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.” ifadelerini kullandı. Yalova Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek Burak Kut konseri, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusunu müzik ve eğlenceyle taçlandıracak. Yalovalılar, sevilen sanatçının sahne performansıyla Zafer Bayramı’nı hep birlikte kutlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ayvalık’ın Üretim Tarihine Işık Tutan Yeni Kitap Tanıtıldı Haber

Ayvalık’ın Üretim Tarihine Işık Tutan Yeni Kitap Tanıtıldı

Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, kentin tarihine ve kent hafızasına kalıcı katkılar sunmak amacıyla sürdürülen Ayvalık Belediyesi Kültür Yayınları kapsamında hazırlanan dördüncü kitabın tanıtımını gerçekleştirdi. Tarihi Belediye Hizmet Binası’nın avlusunda düzenlenen tanıtım etkinliğinde konuşan Başkan Mesut Ergin, Kültür Yayınları projesinin Ayvalık’ın kent arşivinin oluşturulması açısından belediyenin en önemli çalışmalarından biri olduğunu belirtti. Kitapta: Zeytincilik ve zeytinyağı üretimi başta olmak üzere sabunculuk, bağcılık, pirina denizcilik balıkçılık, üzüm, hububat tarımı, un, dericilik, hayvancılık, tuzlalar, taş ve tuğla üretimi gibi Ayvalık iktisadi hayatını temellendiren faaliyetleri 1800 yıllardan 1940’lara uzanan bir dönemi kadar bütüncül tematik ve kronolojik şekilde sunuldu.. Çalışmada ayrıca üretim, ihracat hacimleri, üretimin gerçekleştiği mekânsal bilgilerle bir arada sunulmuş ve böylelikle Ayvalık’ın üretim tarihinin neye nasıl temas ettiği kenti nasıl geliştirdiği ve değiştirdiği gibi bilgileri analiz edilerek disiplinlerarası bir anlayışla değerlendirmeler yapılmıştır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Doç. Dr. Hasan Sercan Sağlam tarafından hazırlanan “Ayvalık Üretim ve Kent Tarihi”, 1800’lü yılların başından 1940’lı yıllara kadar uzanan dönemde Ayvalık’ın iktisadi faaliyetlerini ve bu faaliyetlerin kent tarihine yansımalarını ele alıyor. Osmanlı Arşiv belgeleri, ticaret yıllıkları, konsolosluk raporları, istatistikî veriler ve döneme ait çeşitli yazılı tanıklıklardan yararlanılarak hazırlanan kitapta; zeytinyağı, sabun ve deri başta olmak üzere Ayvalık ekonomisine yön veren üretim alanları tematik ve kronolojik bir yaklaşımla inceleniyor. Başkan Ergin, çalışmanın Ayvalık’ın üretim tarihine ilişkin bugüne kadar yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olduğunu belirterek, kitabı hazırlayan Doç. Dr. Hasan Sercan Sağlam’a teşekkür etti. UNESCO dosyasına önemli katkı Kitabın Ayvalık’ın kültürel mirasının uluslararası alanda tanıtılması açısından da önemli bir kaynak niteliği taşıdığına dikkat çeken Ergin, çalışmanın Ayvalık Endüstriyel Peyzajı kapsamında yürütülen UNESCO Dünya Mirası dosya çalışmalarına önemli katkı sağlayacağını söyledi. Ergin, bilimsel niteliğiyle kitabın UNESCO dosyasının yeni kaynaklarından biri haline geleceğini belirterek, Ayvalık’ın geçmişini bütün yönleriyle araştırmanın ve gelecek kuşaklara aktarmanın sorumluluğuyla hareket ettiklerini ifade etti. “Kitaplarımızla gurur duyuyoruz” Ayvalık Belediyesi Kültür Yayınları’nın bilimsel ve kapsayıcı bir yayın politikasıyla sürdürüldüğünü vurgulayan Başkan Ergin, çalışmaların yalnızca kent belleğine değil, genel literatüre de katkı sunmasını hedeflediklerini söyledi. Ergin, “Gelecek nesillere, araştırmacılara, akademisyenlere ve kültür hayatına kalıcı eserler bırakabildiğimiz için bu çalışmaların değerini gerçekten biliyoruz. Kitaplarımızla gurur duyuyoruz” dedi. Başkan Ergin, kitabın hazırlanmasında emeği geçen Doç. Dr. Hasan Sercan Sağlam’a, çalışmayı projelendiren ve kitabın editörlüğünü üstlenen Ayvalık Alan Başkanı Dr. Berrin Akın Akbüber’e, yayına hazırlık sürecindeki katkılarından dolayı Taylan Köken ve Turgut Baygın’a teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den; Çiftçilere Ücretsiz Kışlık Sebze Fidesi! Haber

İBB’den; Çiftçilere Ücretsiz Kışlık Sebze Fidesi!

Kışlık sebze fidelerinin dağıtımı açık alanlar için ağustos ayında, seralar için ekim ayında gerçekleştiriliyor. Brokoli, karnabahar, kıvırcık marul, kara lahana, beyaz lahana ve kırmızı lahana fidelerinden oluşan destek kolilerinin dağıtımına Şile’den başlandı. Fide dağıtım törenine İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve beraberindeki İBB kurmayları da katıldı. Dağıtım töreninde konuşan Şileli üretici, Mahmut Küçükaslan, desteklerinin çiftçiler için önemine değinerek, İBB yetkililerine teşekkür etti. Ardından açılış konuşmasını İBB Başkanvekili Nuri Aslan aldı. Çiftçilerin yoğun desteği ve alkışlarıyla kürsüye çıkan Aslan, konuşmasına şu şekilde devam etti; “YOLUMUZU YÜRÜMEKTEN, CUMHURİYETE HİZMET ETMEKTEN; ESNAFA, KÖYLÜYE, SANAYİCİYE HİZMET ETMEKTEN ASLA VE ASLA GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ” “Bir buçuk yıldır haksız ve hukuksuz biçimde Silivri'de tutulan İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı ve muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun size selamlarını getirdim. Ekrem Başkanımız, sizlere olan inancı ve sevgisiyle hepinizi saygıyla, sevgiyle ve hiç tükenmeyen bir umutla kucaklıyor ve selamlıyor. Çünkü o bu ülkeyi seviyor, çünkü o bir Cumhuriyet çocuğu, çünkü o Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürüyen bir vatan evladı. Ekrem Başkanımız, ilçe belediye başkanlarımız, yol arkadaşlarımız tutuklu. Ancak biz ülkemizden umudumuzu kesmeyeceğiz. Ne bu milletten umudumuzu kesmeyeceğiz ne bu Cumhuriyetten umudumuzu kesmeyeceğiz. Erinde sonunda iyiler kazanacak. Biz de iyilerin tarafındayız. Çünkü bizler Cumhuriyetin çocuklarıyız. Hiçbir koşulda da umudumuzu, dediğim gibi, kesmeyeceğiz; pes etmeyeceğiz ve asla yılgınlığa düşmeyeceğiz, yılgınlığa kapılmayacağız. Bu yola çıkarken kolay olduğunu hiç düşünmedik. Bu yolda yaralanan... Ne derler? Bu yolda yolu terk edenler oldu. Bu yolda yoldan ayrılanlar oldu, umudunu kaybedenler oldu. Yaralanan olsaydı biz onu tedavi ederdik. Korkup gidenler oldu. Olsun! Nasıl Gazi Mustafa Kemal Atatürk o günü aştıysa onun çocukları da bugün bunları aşar. Çünkü biz doğrudan yanayız. Yolumuzu yürümekten, Cumhuriyete hizmet etmekten; esnafa, köylüye, sanayiciye hizmet etmekten asla ve asla geri adım atmayacağız. Kim ne söylerse söylesin, milletin efendisi olan köylünün, emekçinin, işçinin yanında olacağız.” “ÇİFTÇİ DE KÖYLÜ DE KİMSE KENDİSİNİ YALNIZ HİSSETMESİN” “Daha 15 gün olmadı, hasat için Çatalca’daydık, Silivri bölgesindeydik. Bir taraftan ücretsiz fidelerimizi, desteklerimizi dağıtıyoruz; bir taraftan da onların hasadına gidiyoruz. O kadar mutluyum ki aslında... Çünkü Ekrem Başkanın yol arkadaşıyım ve o kadar mutlu oluyorum ki aslında, ‘yapılamaz’ denilen her şeyi yapanların arkadaşıyım. Şimdi şurada, ‘Para ile satılamaz’ diye kolilerin üstünde yazıyor. Ücretsiz olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bu ülkenin üreticisine, çiftçisine verdiği desteği görünce göğsüm kabarıyor. Çünkü benim okuduğum yıllarda bu ülke kendi kendine yeten ender ülkelerden biriydi. Maalesef son zamanlarda ülke gıda için, tarım için yurt dışına muhtaç hâle geldi. Bizim işçi de, emekçi de, emekli de, çiftçi de, köylü de, sanayici de, esnaf da başımızın tacı. Kim İstanbul’da bir şeye ihtiyaç duyuyorsa onun yanında mutlaka Türkiye Cumhuriyeti Devletinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi var. Yetmez ama desteklerimiz... Anadolu’da kim kendini yalnız hissediyorsa orada da İstanbul Büyükşehir Belediyesi var ve Ekrem İmamoğlu var. Çiftçi de, köylü de kimse kendisini yalnız hissetmesin.” “BİZ, SİZLERE DESTEK OLMAYI BİR VATAN BORCU BİLİYORUZ” “Bugün bizler Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Üreten köylü milletin efendisidir’ sözünü hakikate dönüştürmek için onun çocukları olarak gece gündüz 7 yıldır uğraşıyoruz. Bakın, o büyük Atatürk henüz Cumhuriyet ilan edilmemişken, yani 1923’te ama Cumhuriyet ilan edilmemişken, İzmir İktisat Kongresi'ni toplamış, İktisat Kongreleri toplamış ve üreticilerle bir araya gelmiştir. Çünkü bir milletin bağımsızlığı ancak ekonomik kalkınmayla mümkündür. Üreticiye verdiği destekle doğrudan ilgilidir. Bir ülkenin gerçek bağımsızlığı toprağı işleyen, üreten insanların emeği ve alın teridir. Eğer bir ülke kendini bağımsız hissediyorsa bilin ki o ülkenin milleti alın teriyle toprakta, sanayide, bakkalda, fırında çalışıyor demektir; iş buluyor demektir, iş imkânı yaratılıyor demektir. Soframıza gelen her lokmanın arkasında sizlerin alın teri var, sabrı var ve insanüstü emeği var. Tarım zor bir iş. Ama bu ülke tarımla kalkındı. Hatırlayın, Kurtuluş Savaşı zamanındaki o görüntüleri hatırlayın. O emekçi, o köylü sofrasındaki, ambarındaki buğdayı, unu, tarlasındaki emeği, alın terini koymasaydı asker cephede nasıl ayakta duracaktı? İşte bu ülkenin kurtuluşunun asıl mimarlarından birisi de köylüdür ve emekçidir. Biz de sizlere destek olmayı bir vatan borcu biliyoruz, bir gönül borcu biliyoruz, Cumhuriyete borcumuz biliyoruz.” “2019 YILINDAN BERİ TARIMI SADECE BİR DESTEK ALANI DEĞİL, İSTANBUL’UN VE TÜRKİYE’NİN EN STRATEJİK GELECEĞİ VE GIDA GÜVENLİĞİ MESELESİ OLARAK GÖRDÜK” “Bugün mutfaktaki yangının, pazardaki fahiş fiyatların, fileyi dolduramayan vatandaşlarımızın yaşadığı çaresizliğin tek bir sebebi var: Yıllardır çiftçimizi küstüren, üreticiyi borç yükü altında ezen, toprağı betona kurban eden anlayıştır. Beton ekonomisi çökmeye mahkûmdur. İlla da illa da üretmek ve toprağı işlemek gerekiyordur. Ama biz ne yaptık İstanbul’da? Toprağı yeniden ektirerek sadece çiftçimizi desteklemiyoruz; mutfağında tenceresini kaynatmakta zorlanan İstanbullu komşularımızın da hakkını koruyoruz. İşte bu yüzden 2019 yılından beri tarımı sadece bir destek alanı değil, İstanbul’un ve Türkiye’nin en stratejik geleceği ve gıda güvenliği meselesi olarak gördük. Bir ülkenin gıdası yoksa, gıdada dışa bağımlıysa stratejik olarak enerjiden daha kıymetli bir durum... Siz bağımsız filan değilsiniz. Siz oradan gıda gelmediği sürece yiyecek, içecek sofranızda bulamazsınız.” “GELİN, BİRLİKTE İSTANBUL’UN ÇEPERLERİNDE EKİLMEDİK TOPRAK BIRAKMAYALIM” “Cumhuriyetin halkçı kamu anlayışını İstanbul’un bereketli topraklarına taşıdık. Hatırlayın, 2019 yılında göreve geldiğimizde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin çiftçilerimize yönelik tek bir tarımsal destek programı yoktu. 7. yılın sonunda Bakanlık bile artık İstanbul’a tarımsal destek vermek zorunda kaldı. Cumhuriyetin iki kurumu, yani Türkiye Cumhuriyeti Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı yarış yapmak durumunda kaldı. Biz yarışacak kurumlar değiliz. Biz devletin iki kurumuyuz, yan yana kol kola gidecek kurumlarız. Gelin, İstanbul’un analizini yaptık. Tarım Hayvancılık Daire Başkanlığımızdaki bilgileri size verelim. Gelin, birlikte İstanbul’un çeperlerinde ekilmedik toprak bırakmayalım. Yeter ki siz tarımdan yana olun, üretimden yana olun; biz kapılarımızı, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bilgi birikimini size sunmaya hazırız. Yükselen maliyetler sizlerin de fark ettiği gibi üreticimizi eziyor. Çiftçimiz toprağından uzaklaşıyor, ekilebilecek tarım alanlarımız boş kalıyor. Bu sadece çiftçimizin içi değil, bütün kentimiz için de böyle, bütün kentlerimiz için de böyle aslında. Ama biz asla karamsarlığa teslim olanlar olmadık. Nasıl Kurtuluş Savaşı’nda damarlarımızdaki asil kandan doğduysak bugün de öyle doğacağız. Başarmamamız mümkün değil. Siz toprağı ekerseniz, siz milletin gönlüne girerseniz o fidenin yeşermemesi ve olgunlaşmaması mümkün değil.” “İBB BÜTÜN İMKÂNLARINI ÇİFTÇİNİN, KÖYLÜNÜN, ESNAFIN, EMEKÇİNİN, SANAYİCİNİN ÖNÜNE SUNDUK” “Biz şuna inanıyoruz: Eğer sizin umudunuz varsa, eğer siz inanıyorsanız mutlak ve mutlak umut varsa çözüm de var. Biz biliyoruz ki umut hem kendi içimizde hem sizde hem de şu an Silivri Zindanları'nda. Ekrem Başkanımızın liderliğinde biz kollarımızı 2019'la beraber sıvadık. Aklın, bilimin ışığında Cumhuriyetin üretken ruhuyla hareket ettik. Üreticilerimizle, ziraat odalarımızla, kooperatiflerimizle el ele verdik. Ortak akılla çözümler ürettik. Bir daha söylüyorum: İstanbul’da ortak akılla çözümler ürettik. ‘Ben diyorsam yapacaksınız’ demedik. Size sorduk, siz karar verdiniz, biz sadece uyguladık. Çünkü bizim efendimiz millettir. Biz milletin efendisi değiliz, millet bizim başımızın tacıdır. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bütün imkânlarını çiftçinin, köylünün, esnafın, emekçinin, sanayicinin önüne sunduk. Çünkü biz engel olan değil, yol açanız. ‘Yaptıklarımız yapacaklarımızın referansıdır’ diyoruz ya; bu yaptıklarımız daha başlangıç ve fragman. Bu ülkede mutluluğu, huzuru, barışı ve üretimi biz getireceğiz ve göreceksiniz bu millet tekrar ayağa kalkacak. Fakirlik bizim en büyük düşmanımız ve onunla savaş etmeye devam edeceğiz.” “İSTANBUL’DA YAŞAYANIN VERDİĞİ VERGİYİ İSTANBULLUNUN HİZMETİNE SUNDUK. YAKINDIR, TÜRKİYE’NİN HİZMETİNE SUNACAĞIZ. HİÇ KİMSENİN ŞÜPHESİ OLMASIN” “Bugün dağıttığımız fide kutularının üstünde ne yazıyor? ‘Parayla satılmaz’ İstanbullunun, İstanbul’da yaşayanın verdiği vergiyi İstanbullunun hizmetine sunduk. Yakındır, Türkiye’nin hizmetine sunacağız. Hiç kimsenin şüphesi olmasın. İstanbul modelinden, halkçı belediyecilik anlayışımızdan, Cumhuriyetin geçmişinden gurur duyuyoruz. Cumhuriyetin çocukları ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gidenler sadece İstanbul’a değil, Bakanlığa da örnek oldu ve şimdi tüm Türkiye’de Bakanlık tarıma destek oluyor. Tarım Bakanlığına buradan teşekkür etmek istiyorum. Açıklama yapmış Tarım Bakanımız; ‘İstanbul ayçiçeğinde 5. sıraya yükseldi üretimde’ Tabii ki yükselicek, biz varız! İstanbul Büyükşehir Belediyesi var! Üreticinin de çiftçinin de yanında olanlar var! Bakanımızın, çiftçiliğin, tarımın İstanbul’da bu kadar yükselmesini benimsemesi ve kabullenmesinden dolayı teşekkür ediyorum. Ve tekrar ifade ediyorum Sayın Bakanım: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tarım Hayvancılık Daire Başkanlığının tüm kadroları ve bilgileri emrinizdedir, devletin emrindedir. Şimdi, hatırlayın pandemi dönemini. Kimse sokağa çıkamıyor; Ekrem İmamoğlu talimat vermiş: ‘Gidin çiftçinin, köylünün yanında olun. Esnafın yanında olun, minibüsçünün yanında olun, taksicinin yanında olun, sanayicinin yanında olun’ Ekrem İmamoğlu o gün sizin yanınızda oldu mu? Oldu. Çiftçinin, emekçinin yanında oldu mu? Oldu. Onlar ne yaptılar? İstanbul Büyükşehir Belediyesini kalplerine bastılar ve mühürlediler. O günden bu yana her yıl desteğimizi katlayarak büyütüyoruz. Şimdi toprağına sahip çıkan genç kardeşlerimize, üreten kadınlarımıza buradan söz veriyoruz: Sizi bu topraklarda asla İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, Cumhuriyetin çocukları olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan gidenler olarak yalnız bırakmayacağız. Gücümüz yettikçe, sağlığımız elverdikçe emrinizdeyiz; çiftçinin, köylünün, üreticinin yanındayız.” “BUGÜNE KADAR TOPRAĞIMIZA SUNDUĞUMUZ DESTEĞİN TOPLAM BÜYÜKLÜĞÜ 1 MİLYAR LİRAYA YAKLAŞTI” “Bakınız, 2020 yılında sadece İstanbul’da kayıtlı görünen, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de tespit edebildiği çiftçi sayısı 693! Bugün destek verdiğimiz çiftçi sayımız 10.818’e ulaştı. Bugüne kadar toprağımıza sunduğumuz desteğin toplam büyüklüğü 1 milyar liraya yaklaştı. Bu yıl da İstanbul’da çiftçiyi, köylüyü, emekçiyi desteklemek için tam 300 milyon lira civarında ödenek ayırdık. Biraz önce emekçi kardeşim üniversiteden de mezun olmuş ve toprakla uğraşıyor söyledi: Biz sadece bedelsiz, parayla satılmaz fide desteği sağlamıyoruz; kadrolarımız geliyor, size insan desteği ve teknik destek sağlıyor. 2020 yılından bugüne kadar yaklaşık 80 milyon adetin üzerinde fide desteğini çiftçilerimize sunduk. Biraz önce söyledim ya Sayın Bakana teşekkür ediyorum diye; tam 16.000 torbadan fazla yağlık ayçiçeği tohumu, tonlarca buğday, arpa, yulaf, fasulye ve nohut tohumu, binlerce ton gübre, sulama hortumu ve 1 milyon litrenin üstünde mazot desteğini sizlerle buluşturduk. Sadece sizlerle mi? Balıkçılara da balıkçıların ihtiyaçlarını sağladık. Şimdi fındıkçılara, buradan Daire Başkanımıza söylüyorum: İstanbul’da kim üretiyorsa ve kendini yalnız hissediyorsa onun yanında olun. Biz çünkü milletin parasını millete veriyoruz. Benim babamın parası değil; millet çalıştı, kazandı, vergi verdi, bize gelen paydan da biz geri millete hizmet ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. İstemekten utanmayın! Kendi paranızı istiyorsunuz. Kendi alın terinizle verdiğiniz, oluşturduğunuz vergiyi kendinize hizmet diye istiyorsunuz.” “KIŞLIK FİDE DESTEĞİMİZ 7 YILDA 45 MİLYON ADET CİVARINA ULAŞTI” “Sadece bugün burada dağıtacağımız kışlık fide desteğimiz 7 yılda 45 milyon adet civarına ulaştı. Bir de bunun yazlığı var, yani biraz önce söyledim ya 80 milyon adede ulaştık diye. İstanbul’un ekilen alanlarının 4'te 1'ini fidelerimizle, tohumlarımızla buluşturuyoruz. İstanbul’un bütün kaynaklarını kullanmaya hazırız. Yeter ki çiftçi eksin, İstanbul üretsin. Tüm bunları yaparken nasıl yapıyoruz biliyor musunuz? Bedelsiz, hibe desteği, geri dönüşümü hiç yok. Siz yeter ki ekin, yetiştirin ve götürün satın, evinize ekmek getirin. Tabii ki kopyalayanlar kopyalıyorlar; geliştirecekler kendilerini. Onlar da bir gün çiftçiye bedelsiz fide dağıtmayı, gübre dağıtmayı, mazot vermeyi öğrenecekler. Ama bizim o kadar sabrımız var mı? Yok. Bekleyin, geleceğiz. Tüm Türkiye’de, İstanbul Büyükşehir’de uyguladığımız yöntemi inşallah önümüzdeki yazdan önce sağlamaya çalışacağız.” “DESTEK BİZDEN, GAYRET SİZDEN, BEREKET DE CENAB-I ALLAH’TAN” “Şartlar ne kadar zor olursa olsun, koşullar ne kadar ağır olursa olsun, maliyetler ne kadar yükselirse yükselsin; sakın ola ki sakın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yol arkadaşları olarak ve Cumhuriyetin çocukları olarak hepinize ve hepimize söylüyorum: Asla ve asla umutsuzluk yok, umudunuzu kesmeyin! Hiçbir baskı, hiçbir engel üreten insanın azmini ve toprağın bereketini durduramaz. Ne fırtınalar gördünüz ne kar yağışları ne seller... Topraktan vazgeçtiniz mi? Koyduğunuz alın terini geri aldınız mı? Alamamış olabilirsiniz son yıllarda, hiç merak etmeyin! Göreceksiniz, bakacaksınız... Ne verdiyseniz bu toprağa alın teri olarak, emek olarak bu ülkeye; geleceğiz ve sizi huzur içinde ve mutlu yaşatmaya başlayacağız. Her şey çiftçi için yapılacak ve üretici için yapılacak. Şimdi sizlerden bu bereketli toprağın huzurunda toprağımıza ve tarlamıza sahip çıkmaya, ne olursa olsun umudumuzu diri tutmaya ve Atatürk’ün bıraktığı mirası olan Cumhuriyetin ışığına sahip çıkmaya davet ediyorum. Söz veriyor musunuz bu Cumhuriyete, bu ülkeye, çiftçiye sahip çıkacağınıza? Hiç merak etmeyin, biz de söz veriyoruz. Bu can bu bedende olduğu sürece Cumhuriyetin askeridir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yol arkadaşıyız biz. Sizlerin bu azmi ve kararlılığı olduğu sürece aşamayacağımız hiçbir engel yok. Destek bizden, gayret sizden, bereket de Cenab-ı Allah’tan. Yeni üretim sezonumuz bereketli, ürününüz bol, kazancınız helal olsun. Sağ olun, var olun!” Konuşmaların ardından çiftçilere sahneye davet eden İBB Başkanvekili Nuri Aslan, üzerlerinde “Para ile Satılmaz” yazılı Kışlık Sebze Fidesi kolilerini üreticilere takdim etti. Ayaküstü çiftçilerin sorunlarını de dinleyen Aslan, problemlerin çözümü için çalışacaklarını kaydetti. Program, Nuri Aslan ve çiftçilerin çekildiği anı fotoğrafıyla son buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İş Bankası Müzesi’ne  Yaz Döneminde İlgi Büyük Haber

Türkiye İş Bankası Müzesi’ne Yaz Döneminde İlgi Büyük

1892’de postane olarak inşa edilen, 1928’den itibaren İş Bankası şubesi olarak hizmet veren ve 2007’de müzeye dönüştürülen tarihi bina, Banka’nın 100. yılı olan 2024’teki yenilenmenin ardından modern tasarımıyla dikkat çekiyor. Müzenin kalıcı sergisi İş’in 100 Yılı, giriş katında Banka’nın kuruluş öyküsü, Cumhuriyet’in iktisadi bağımsızlık hedefi, Anadolu’daki şube ağının genişlemesi ve İzmir İktisat Kongresi’ne ait ilk kez sergilenen fotoğraflarla ziyaretçilerini karşılıyor. Üst katta ise teknolojik dönüşüm, günümüz bankacılığı, eğitim, çevre, spor ve kültür-sanat projeleri ele alınıyor.“Karadeniz Vapuru 100 Yaşında” Sergisini Görmek İçin Son Günler: 30 Ağustos’a Kadar Ziyaret Edilebilir Cumhuriyet’in dünyaya açılan ilk projelerinden biri olan Karadeniz Vapuru’nun tarihi yolculuğu, 100. yılında Türkiye İş Bankası Müzesi’nde sergilenmeye devam ediyor. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının vizyonuyla yüzen bir sergi salonuna dönüştürülen ve 12 Haziran 1926’da Galata Rıhtımı’ndan demir alan Karadeniz Vapuru; 86 gün süren seyrinde 12 Avrupa ülkesinin 15 limanını ziyaret etmiş, yaklaşık 65 bin kişiyi ağırlamış ve İş Bankası’nın ilk "seyyar şube" uygulamasına ev sahipliği yapmıştı. Türkiye’nin o dönemki sanayi ve kültür birikimini bu özel yolculuk üzerinden anlatan Karadeniz Vapuru 100 Yaşında sergisi, 30 Ağustos Pazar gününe kadar Eminönü’ndeki Türkiye İş Bankası Müzesi’nde, Kiralık Kasa Dairesi içerisinde ücretsiz görülebilir.Çocuklar İçin Ücretsiz Atölyeler Türkiye İş Bankası Müzesi, yaz boyunca minik ziyaretçilerini de unutmadı. Yıl boyunca düzenlenen ücretsiz atölye çalışmaları kapsamında, Ağustos ayı boyunca çocuklar için Benim Müzem, Şık Kediler ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın ruhunu yansıtan Zafer Feneri gibi yaratıcı etkinlikler devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

100 Milyon TL’lik Yatırımla Cumhuriyet Mirası Eskişehir'de Yeniden Hayat Buluyor Haber

100 Milyon TL’lik Yatırımla Cumhuriyet Mirası Eskişehir'de Yeniden Hayat Buluyor

Yaklaşık 100 milyon TL’lik yatırımla hayata geçirilecek Halkevi Projesi’nin Yapım İşi Başlama Töreni gerçekleştirildi. Sivrihisar 1 Caddesi’nde gerçekleştirilen Halkevi Projesi Yapım İşi Başlama Töreni’ne Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin yanı sıra, önceki dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi 2. Başkanı Feride Betül Hacımusalar Yörükçü, Mimarlar Odası Eskişehir Şube Başkanı Sibel Özdemir İlhan, oda temsilcileri, muhtarlar, belediye bürokratları ve vatandaşlar katıldı. Törende konuşan TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi 2. Başkanı Feride Betül Hacımusalar Yörükçü, Halkevlerinin Cumhuriyet’in önemli aydınlanma projelerinden biri olduğunu belirterek, yapının yeniden hayata geçirilmesinin Cumhuriyet’in aydınlanma mirasının ve dayanışma kültürünün geleceğe taşınması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Kentlerin yalnızca yollar, köprüler ve binalarla değil; kültürleri, hafızaları ve ortak değerleriyle geliştiğini vurgulayan Yörükçü, tarihi yapının aslına uygun şekilde yeniden inşa edilmesini geçmişe duyulan saygının ve geleceğe duyulan güvenin bir göstergesi olarak değerlendirdi. Mimarlar Odası Eskişehir Şube Başkanı Sibel Özdemir İlhan da Halkevi’nin Eskişehirliler için çok kıymetli bir yapı olduğunu vurgulayarak, kent belleği ve kent hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Projenin mimari koruma ilkeleri ile çağdaş yapım tekniklerini bir araya getirmesinin önemine dikkat çeken İlhan, yapım sürecinde emeği geçenlere teşekkür etti. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise Halkevi binasının yeniden hatırlanması, projelendirilmesi ve hayata geçirilmesinin Eskişehir adına büyük önem taşıdığını ifade etti. Halkevlerinin Cumhuriyet tarihindeki yerine dikkat çeken BaşkanAtaç, projenin hayata geçirilmesinden duyduğu mutluluğu dile getirerek emeği geçenlere teşekkür etti. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da geçmişte Halkevleri Eskişehir Şube Başkanlığı yaptığını hatırlatarak, “Halkevi binasının yeniden topluma kazandırılması çok önemli işlerden birisidir. O nedenle Büyükşehir Belediye Başkanımızı tebrik ediyorum. Eski bir Halkevci olarak, 3. kuruluş döneminde Halkevleri Eskişehir Şube Başkanlığını yapan birisi olarak teşekkürlerimi arz ediyorum. Umarım, dilerim Halk Evi binasının içi de yepyeni duygularla, yepyeni bir anlayışla topluma hizmet eder. Bu nedenle hepimizin özlemle beklediği inşaat bir an önce biter.” diye konuştu. Başkan Ayşe Ünlüce de konuşmasında Halkevi’nin Eskişehir’in Cumhuriyet tarihi ve kent hafızasındaki yerine dikkat çekti. Halkevi’nin Eskişehir’deki yolculuğunun 1932 yılında, eski Süleyman Çakır Lisesi’nin bulunduğu yerde başladığını belirten Ünlüce, 1936 yılında bugünkü yerine taşındığını ifade etti. Yapının hayata geçirilmesi talimatının Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından verildiğini söyleyen Ünlüce, projenin dönemin Eskişehir Belediyesi Fen İşleri Şefi Mimar İzzet Baysal tarafından hazırlandığını anlattı. Başkan Ünlüce, “Açıldığı günden itibaren Eskişehir’in sosyal, eğitim ve kültür hayatını burada büyük bir kalp atışıyla, tam da Eskişehir’in merkezinde, kalbinde canlandırıyor. Ve bu önemli atılım ne yazık ki 1951 yılında kapatılarak ve sonrasında da 10 parçaya bölünerek satılmasıyla o güzel dönem sona eriyor.” dedi. Halkevi’nin yeniden kente kazandırılma sürecini de anlatan Başkan Ünlüce, “Daha sonra Yılmaz Büyükerşen Hocamın Belediye Başkanı seçilmesinden sonraki süreçte 2003 yılında mahkeme kararıyla burası tescil altına alınıyor. Daha sonra hatırlarsanız bu bölgede 8 mahalleyi kapsayan bir kentsel dönüşüm projesi vardı. O projenin içinde aslında burası çok daha erken hayata geçecekti. Fakat mahkeme kararlarıyla iptal edilince büyük bir talihsizliğe uğradı.” diye konuştu. Bölgedeki dönüşüm çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Ünlüce, “Biz de 2019 yılında mahkeme kararlarından sonra 8 mahalle heba edilmiş olsa da en azından Porsuk 1, şu an gördüğünüz Çukur Çarşı ve devamı ve sonrası Porsuk 2, Salhane Köprüsü, eski otogarın olduğu yeri bilirsiniz, oradan başlayarak Kentpark’a doğru uzanan alanda kentsel dönüşüm alanı ilan edildi. Eski otogarın olduğu bölgede geçen sene dönüşüm başladı biliyorsunuz. Biz de bugün büyük bir gururla Çukur Çarşı’nın olduğu bölgede Eskişehir’in kalbinde bu dönüşümün ilk temelini atıyoruz buradan.” ifadelerini kullandı. Başkan Ünlüce sözlerini, “Bu bizim için büyük bir gurur, büyük bir onur. Eskişehir’in hafızasına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet’e bir saygı duruşu. Bugün bizim temelini attığımız proje Cumhuriyet aydınlanmasının tekrar Eskişehir’e ve Türkiye’ye hatırlatılmasıdır.” diyerek tamamladı. Önceki dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ise Halkevlerinin Cumhuriyet’in kültür ve aydınlanma hamlesindeki önemine dikkat çekerek, “Halk Evi nedir? Halkın hayatının, yaşamının önemli bir bölümünü geçirdiği bir aile ocağıdır. Halkevleri, halkın sahip çıkacağı bütün kültür hareketleri, sanat hareketleri ve eğitim hareketlerinin yapıldığı bir doğuş ocağıdır.” dedi. Eskişehir’in tarih boyunca yaşadığı değişim ve dönüşüme de değinen Büyükerşen, “Her yıkıldığının sonunda o yıkıntıların üzerinden yeni bir yaşam alanı, kültür alanı doğmuştur. Eskişehir’in adı eskidir ama kendisi yenidir. Bu yeniliğe devam eden arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Eskişehir’i de tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı. Törende bir de anlamlı duyuru yapan Başkan Ünlüce, proje tamamlandığında yapının adının yine “Eskişehir Halk Evi” olacağını açıkladı. Ünlüce, “Halk Evi tamamlandıktan sonra adını da yine Halk Evi olarak koyacağız. Buranın adı Eskişehir Halk Evi olacak. Açılışta da sevgili eşim Aydın Ünlüce’nin kitapları başta olmak üzere tüm kitaplığını ve aynı zamanda kendi kitaplığımı da buraya bağışlayacağım.” dedi. Başkan Ünlüce’nin açıklamasının ardından Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen de akademik hayatı boyunca kendisine hediye edilen imzalı kitaplardan oluşan koleksiyonunu Eskişehir Halk Evi’ne armağan edeceğini açıkladı. Konuşmaların ardından Başkan Ayşe Ünlüce ve protokol üyeleri hep birlikte butona basarak Halkevi Projesi’nin yapım çalışmalarını başlattı. CUMHURİYET MİRASININ 90 YILLIK HİKÂYESİ Atatürk’ün emriyle Mimar İzzet Baysal tarafından 1936 yılında tasarlanan Eskişehir Halkevi; çok amaçlı salonu ve dükkânlarıyla kültürel ve sosyal bir kompleks olarak kente kazandırıldı. Halkevi, uzun yıllar boyunca konferanslara, gençlik ve halk toplantılarına, sergilere, temsillere, gösterilere ve eğitim faaliyetlerine ev sahipliği yaparak Eskişehir’in sosyal ve kültürel yaşamının önemli merkezlerinden biri oldu. 1951 yılında ülke genelinde Halkevlerinin faaliyetlerinin sonlandırılmasının ardından bina 10 parçaya bölünerek satıldı. Zaman içerisinde yapılan müdahaleler nedeniyle özgün kimliğini büyük ölçüde kaybeden yapı, 2003 yılında mahkeme kararına istinaden Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillendi. Halkevi’ni de kapsayan alan 2019 yılında Porsuk-1 Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı ilan edilirken, hazırlanan proje Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi ve Koruma Kurulu tarafından onaylandı. 2020 yılında Halkevi Binası Rekonstrüksiyon Mimari Avan Projesi hazırlanırken, 2024 yılında Porsuk-1 Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi kapsamında tüm hak sahipleriyle yüzde 100 uzlaşma sağlanarak tapu tescil işlemleri tamamlandı. Kullanım ömrünü tamamlayan ve özgünlüğünü büyük ölçüde yitiren mevcut yapı, 2025 yılında özgün mimarisi doğrultusunda yeniden inşa edilmek üzere kontrollü olarak kaldırıldı. 2026 yılında ise yapım işi ihalesinin tamamlanmasıyla tarihi Halkevi’nin yeniden hayat bulacağı rekonstrüksiyon süreci başladı. HALKEVİ YENİDEN KENT YAŞAMININ PARÇASI OLACAK Toplam 1.650 metrekare inşaat alanına sahip olacak Halkevi’nin tescilli bölümünde, yapının özgün fonksiyonları ve mimari dokusu korunarak çağdaş kent yaşamının ihtiyaçlarına uygun yeni kullanım alanları oluşturulacak. Yapının zemin katında hak sahiplerine teslim edilecek 8 ticari birim yer alırken, üst katları çok amaçlı salonları da bünyesinde barındıran 140 kişilik modern bir sosyal kütüphane olarak işlevlendirilecek. Projede ayrıca atölye alanları, amfi ve seminer alanları da yer alacak. İki parselden oluşan Halkevi yapısının tescilsiz olan diğer parseli ise Türkiye İş Bankası tarafından aslına uygun olarak tamamlanacak. 100 milyon TL’lik yatırımla yeniden Eskişehir’e kazandırılacak Halkevi’nin, geçmişte olduğu gibi kültürün, eğitimin ve sosyal yaşamın buluşma noktalarından biri olması hedefleniyor. Cumhuriyet mirası tarihi yapı, özgün kimliği korunarak yeniden hayat bulurken geçmişten aldığı güçle geleceğe ışık tutacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.