Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Danışmanlık

Kapsül Haber Ajansı - Danışmanlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Danışmanlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Teknosa’da İki Üst Düzey Atama Haber

Teknosa’da İki Üst Düzey Atama

Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Mustafa Aşkım Akata, profesyonel kariyerine Adana Çimento’da yatırım ve teşvik bölümünde başladı. Ardından İnterbank ve Ziraat Bankası’nda Ticari ve Kurumsal Bankacılık Satış bölümlerinde görev alan Akata, 2005-2015 yılları arasında Akbank’ta Kurumsal Şube Müdürü, Ticari Şube Müdürü ve Bölge Müdürü olarak çalıştı. Kariyerine A101’de Bölge Genel Müdürü olarak devam eden Akata, 300 mağazanın yönetiminden sorumlu oldu. Son olarak 2017-2025 yılları arasında Eve Mağazacılık’ta CEO olarak görev yapan Akata şirketin kendi markalarının yaratılması, şirkete özel markaların kazanılması, 6 milyondan fazla müşteriye ulaşan sadakat kartı ve CRM projeleri ile dijital dönüşüm çalışmalarına liderlik etti. İzmir Fen Lisesi ve ODTÜ Havacılık Mühendisliği mezunu olan Zafer Özçelik, iki yıllık kurumsal bankacılık deneyiminin ardından University of San Francisco’da MBA eğitimini tamamladı. Kariyerine San Francisco merkezli Bleu Marketing Solutions şirketinde başlayan Özçelik, Türkiye’ye döndükten sonra Doğan Online’da Pazarlama Direktörü, Dentsu Grubu’nda Dijital Grup Başkanı (CDO) ve N11’de Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı (CMO) olarak görev yaptı. 2020 yılında kurduğu Moventum Danışmanlık’ta Genel Müdür ve Danışman olarak görev alan Özçelik, pazarlama, dijital dönüşüm, e-ticaret ve yapay zeka alanlarında danışmanlık yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY Girişimci Kadın Liderler Programı 2026 Başvuruları Açıldı Haber

EY Girişimci Kadın Liderler Programı 2026 Başvuruları Açıldı

Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY Türkiye tarafından bu yıl 10'uncusu gerçekleştirilecek olan Girişimci Kadın Liderler Programı; kadın girişimcilerin liderlik yetkinliklerini güçlendirmeyi, şirketlerini sürdürülebilir bir şekilde büyütmelerine katkı sağlamayı ve uluslararası pazarlara açılmalarını desteklemeyi amaçlıyor. Programın 2026 dönemi başvuruları 15 Kasım 2026 tarihine kadar EY Türkiye web sitesi üzerinden yapılabilecek. Küresel ölçekte yürütülen EY Girişimci Kadın Liderler Programı ile EY Türkiye, bu dönem de dahil olmak üzere toplamda 100 girişimci kadına destek vermiş olacak. Tamamen ücretsiz olan bu program kapsamında bağımsız jüri üyeleri tarafından seçilecek kadın girişimciler; eğitim, birebir mentorluk, iş geliştirme ve networking olanaklarının yanı sıra EY'ın geniş kaynaklarına ve uluslararası girişimci ağına erişim imkânı elde edecek. Programa seçilen kadın girişimciler, deneyimli iş liderleri ve başarılı girişimcilerle bir araya gelerek şirketlerinin büyüme potansiyelini geliştirme, yeni iş birlikleri oluşturma ve uluslararası pazarlarda rekabet güçlerini artırma imkânı elde edecek. Aynı zamanda katılımcılar iş stratejilerini güçlendirme, potansiyel yatırım ve finansman kaynaklarına ulaşmalarını destekleyecek yetkinlikler geliştirme, yatırımcılar ve medya nezdinde kurumsal görünürlüklerini artırma ve küresel ölçekte yeni fırsatlara erişme fırsatı yakalayacak. Program, kadın girişimcilere 60'tan fazla ülkede 1.000'in üzerinde girişimciyi kapsayan küresel bir topluluğun parçası olma imkânı sunarken, başarılı iş liderleri ve ilham veren rol modellerle bağlantı kurmalarına da olanak sağlıyor. Programa kimler katılabilir? EY Girişimci Kadın Liderler Programı'na katılmak isteyen kadın girişimcilerin, şirkette en az %25 hisse sahibi olması ve şirketin ana karar vericilerden birisi olması gerekmektedir. Adayların işlerini önemli ölçüde büyütmeyi ve uluslararası pazarlarda rekabet etmeyi hedeflemesi gerekmektedir. Yine şirketin Türkiye merkezli olması, en az 3 yıldır faaliyet göstermesi ve son iki yıl içerisinde yıllık 20 milyon TL'nin üzerinde ciro elde etmiş olması şartı aranmaktadır. EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı ve Girişimci Kadın Liderler Programı Lideri Müge Tan Belviso, şu değerlendirmelerde bulundu; "Kadın girişimcilerin elde ettiği başarılar, kapsayıcı bir girişimcilik ekosisteminin sürdürülebilir ekonomik büyümeyi desteklemedeki kritik rolünü açıkça ortaya koyuyor. Bu doğrultuda; EY olarak, girişimci kadınların potansiyellerini küresel ölçekte hayata geçirebilmeleri için ihtiyaç duydukları bilgiye, deneyime ve güçlü iş ağlarına erişimlerini desteklemeyi stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Türkiye'de bu yıl 10'uncusunu gerçekleştireceğimiz EY Girişimci Kadın Liderler Programı ile kadın girişimcilerin büyüme yolculuklarına eşlik ederken, program kapsamında sunduğumuz eğitim, mentorluk ve küresel bağlantı fırsatları sayesinde girişimcilerin uluslararası pazarlara açılmalarına, stratejik iş birlikleri geliştirmelerine ve sürdürülebilir başarı hikâyeleri oluşturmalarına katkı sunmaya devam edeceğiz. İşini bir sonraki seviyeye taşımayı hedefleyen tüm kadın girişimcileri programımıza başvurmaya davet ediyoruz." EY Girişimci Kadın Liderler Programı'na başvurmak isteyen girişimcilerin, 15 Kasım 2026 tarihine kadar EY Türkiye web sitesi üzerinden başvuru yapmaları gerekmektedir. *** EY Hakkında Dünya çapında 150'den fazla ülkede danışmanlık, denetim, güvence, kurumsal finansman, strateji ve vergi alanlarında çözümler sunan EY (Ernst & Young), sunduğu hizmet kalitesiyle finansal piyasalarda ve dünya genelinde faaliyet gösterdiği tüm ekonomilerde güven oluşturulmasına katkı sağlıyor. Profesyonel ekipleri, uzun yıllara dayanan deneyimi, sahip olduğu teknoloji, veri ve altyapı sayesinde şirketlerin gelişmesine ve dönüşmesine destek oluyor. Şirketler, çalışanlar ve toplum için uzun vadeli değer yaratmayı amaçlayan EY, aynı zamanda daha iyi bir çalışma dünyası oluşturmayı hedefliyor. Bağımsız denetim, güvence, danışmanlık, hukuk, kurumsal finansman, strateji, teknoloji ve vergi hizmetlerinin yanı sıra birçok sektörde iş dünyasının karşılaştığı finansal ve operasyonel verimsizliklere karşı yeni çözümler ve dönüşüm yolları bulmak adına en doğru soruları sorarak en doğru cevapları arıyor. EY adı küresel bir organizasyonu temsil eder ve Ernst&Young Global Limited'in, her biri ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olan bir veya daha fazla üye firmasını temsil edebilir. Sınırlı sorumlu bir Birleşik Krallık şirketi olan Ernst&Young Global Limited müşteri hizmeti sunmamaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.” Projede yer almak isteyen firmaların, “Katılımcı Şirket Talep Yazısı” formunu doldurup imzalı ve kaşeli halini firma imza sirküleri fotokopisi ile en geç 11 Eylül 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar Birliğin konfeksiyon@eib.org.tr e-posta adresine iletmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin yeni rekabet alanı: Karar Zekâsı Haber

Şirketlerin yeni rekabet alanı: Karar Zekâsı

PreDeciders, Karar Zekâsı'nı şirketlerin önemli hamleleri henüz şekillenirken devreye giren bir yönetim ve danışmanlık modeli olarak ele alıyor. Modelin çıkış noktası basit: Kritik kararların başarısını yalnızca eldeki veri ya da tek bir uzmanlık alanı belirlemiyor. Teknik gerçeklik, kurumun taşıyabileceği vaat, itibar ve paydaş etkisi, zamanlama ve organizasyonun hazırlığı aynı karar içinde birbirini etkiliyor. Bu nedenle PreDeciders bir kararın yönetim adına verilmesini değil, karar kesinleşmeden önce arkasındaki varsayımların, seçeneklerin, çelişkilerin ve gerekli koşulların görünür hâle gelmesini hedefliyor. Karar henüz oluşuyorsa olası yolların şekillendirilmesine, yön belirginleşmişse uygulama başlamadan önce sınanmasına odaklanıyor. Kararın sahibi değişmiyor; ancak yönetimin karar verirken gördüğü alan genişliyor. Karardan önceki üç kritik katman: PreDucation, Pressure Test ve Decision Positioning PreDucation, ekipleri yalnızca alınmış kararları uygulayan yapılardan çıkarıp, karar henüz oluşurken sürece daha güçlü katkı verebilecek hâle getirmeyi amaçlıyor. Buradaki hedef klasik bir eğitim programı sunmak değil; çalışanların ve yönetim ekiplerinin doğru soruları daha erken sorabilmelerini, varsayımları fark edebilmelerini ve kendi uzmanlıklarını karar sürecine brief oluştuktan sonra değil, karar şekillenirken taşıyabilmelerini sağlamak. Pressure Test, önemli bir hamlenin geri dönüşü pahalı hâle gelmeden önce sınanması anlamına geliyor. Bir pazar girişi, teknoloji yatırımı, lansman, ortaklık ya da konumlandırma kararı teknik olarak mümkün olabilir ancak bu tek başına yeterli olmayabilir. Kurum gerçekten hazır mı? Verilecek vaat taşınabilir mi? Farklı ekipler aynı varsayımla mı hareket ediyor? Zamanlama doğru mu? Pressure Test, kararı yavaşlatmak için değil; kararın çalışması için hangi koşulların gerçekten doğru olması gerektiğini ortaya çıkarmak için kullanılıyor. Decision Positioning ise bu sürecin sonunda tartışmayı somut bir yönetim pozisyonuna dönüştürüyor. Amaç yalnızca yeni sorular veya ilginç içgörüler bırakmak değil; hangi yönde ilerlenebileceğini, neden, hangi koşullarla, hangi riskler kabul edilerek ve hangi sırayla hareket edilmesi gerektiğini netleştirmek. Sonuç bazı durumlarda "ilerleyin", bazı durumlarda "şu koşullarla ilerleyin", "önce bunu değiştirin" ya da "henüz değil" olabilir. Esas değer, yönetimin uygulamaya geçmeden önce arkasında durabileceği daha açık ve savunulabilir bir karar pozisyonu oluşturmak. Karar Zekâsı'nın ardındaki teknoloji: PreD Agents PreDeciders'ın modelindeki teknoloji katmanını ise şirketlere özel geliştirilen PreD Agents oluşturuyor. Bu yapay zekâ aracıları karar vericinin yerine geçmek için değil, kurumun kendi uzmanlığını, soru sorma biçimini ve karar öncesi düşünme disiplinini daha sistematik ve sürekli erişilebilir hâle getirmek için tasarlanıyor. PreD Agents; kurumun stratejileri, politikaları, geçmiş kararları, sektör bağlamı ve kendi terminolojisiyle birlikte ilgili uzmanların soru setleri, risk işaretleri, varsayımları ve kritik eşikleri üzerinden yapılandırılabiliyor. Bir karar üzerinde çalışırken doğru soruları gündeme getirebiliyor, eksik bilgiyi ve görünmeyen varsayımları işaretleyebiliyor, farklı seçenekler arasındaki trade-off'ları görünür hâle getirebiliyor ve mesele belirli bir karmaşıklık seviyesine ulaştığında ilgili insan uzmanlığının devreye girmesini sağlayabiliyor. Buradaki amaç kararları yapay zekâya devretmek değil. PreD Agents'ın değeri, bugün çoğu zaman belirli kişilerin deneyiminde veya belirli toplantıların içinde kalan mesleki muhakemenin kurumun karar süreçlerine daha erken ve daha düzenli biçimde taşınabilmesinde yatıyor. Stratejiden Sorumlu Kurucu Ortak K. Gönenç Atakan, Karar Zekâsı'nın ve bu yaklaşımı kurum içinde sürekli erişilebilir kılacak altyapının şirketler ve özellikle de iletişim alanında çalışan ajanslar açısından giderek daha önemli bir rekabet alanına dönüşeceğini söylüyor: "Şirketlerin büyük bölümü bugün aynı verilere, benzer teknoloji araçlarına ve giderek aynı yapay zekâ kapasitesine erişebiliyor. Bu nedenle farkı yalnızca kimin daha fazla bilgiye sahip olduğu yaratmayacak. Asıl fark, kurumların hangi anda hangi soruyu sorduğunda, hangi varsayımdan şüphelendiğinde ve kendi uzmanlığını karar şekillenirken ne kadar erken devreye sokabildiğinde ortaya çıkacak. Biz Karar Zekâsı'nı tam olarak bu kapasiteyle ele alıyoruz; daha fazla veri değil, daha iyi muhakemenin kararın içine daha erken girmesi..." Teknolojiden Sorumlu Kurucu Ortak Ulaş Can Cengiz ise PreD Agents'ın teknoloji yaklaşımını şöyle anlatıyor: "Bir yapay zekâ aracısını (agent) karar vericinin yerine koymak teknik olarak yapılabilir ama bizim kurmaya çalıştığımız sistem açısından yanlış hedef olur. Değerli olan, sistemin her soruya cevap vermesi değil hangi sorunun henüz sorulmadığını, hangi bilginin eksik olduğunu, hangi varsayımın sınanması gerektiğini ve hangi noktada insan uzmanlığının devreye girmesi gerektiğini anlayabilmesidir. PreD Agents'ı kurumların kendi bilgi ve uzmanlığını ölçekleyen bir karar altyapısı olarak düşünüyoruz. Teknoloji altyapısı kadar muhakeme altyapısı da önemli hale gelecek. Teknoloji burada muhakemenin yerine geçmiyor; onu daha doğru anda erişilebilir hâle getiriyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank, Ticari Merkez Modeliyle Ticari Bankacılık Hizmetlerini Yeniden Yapılandırıyor Haber

Akbank, Ticari Merkez Modeliyle Ticari Bankacılık Hizmetlerini Yeniden Yapılandırıyor

Akbank, tüzel müşterilerinin değişen ihtiyaçlarına daha hızlı, koordineli ve bütüncül çözümler sunmak amacıyla geliştirdiği Ticari Merkez modelini hayata geçiriyor. Klasik şube yapısının ötesinde tasarlanan model, farklı uzmanlıkları tek bir hizmet yapısı altında bir araya getirerek şirketlerin ihtiyaçlarına daha etkin ve uygun çözümler sunulmasını hedefliyor. Yeni modelde müşteriler; merkez müdürleri, lider danışmanlar ve müşteri temsilcilerinden oluşan uzman ekiplerin ortak bilgi ve deneyiminden yararlanabilecek. Böylece iş ortaklarımızın faaliyet gösterdiği sektör, bölge ve büyüme hedefleri birlikte değerlendirilerek daha etkili çözümler geliştirilebilecek. Farklı uzmanlıkların aynı ekip içinde buluşması sayesinde müşterilerin finansal ihtiyaçlarının daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması amaçlanıyor. Ticari Merkezlerin ilki olan Avrupa Ticari Merkez’i İstanbul’da ağustos ayında hizmete açan Akbank, 2027 yılı sonuna kadar Ankara, İzmir, Kayseri, Samsun, Adana, Gaziantep ve Bursa başta olmak üzere Türkiye genelinde toplam 26 merkeze ulaşmayı hedefliyor. Özlem Atik: “Ticari Merkez modelimizle müşterilerimizin büyüme yolculuğuna daha yakından eşlik edeceğiz” Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik, yeni yapılanmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ticaretin ölçeği ve hızı büyük bir ivmeyle değişiyor. Bu ortamda tüzel müşterilerimiz işlerini büyütürken; kendilerini, ihtiyaçlarını en doğru şekilde anlayan, sektörlerini bilen, karar süreçlerinde hız kazandıran ve farklı çözümleri bir araya getirebilen güçlü bir bankacılık ortağı bekliyor. Akbank olarak Ticari Merkez modelimizi bu ihtiyaçtan hareketle tasarladık. Yeni yapılanmamızla müşterilerimize daha yakın ve daha bütüncül bir hizmet deneyimi sunacağız. Ticari Merkezlerimiz, bilgi birikiminin ve ekip sinerjisinin müşteriye değer olarak yansıdığı yeni bir hizmet modeli olacak. Merkez müdürlerimiz, lider danışmanlarımız ve müşteri temsilcilerimizle birlikte tüzel müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarını uçtan uca ele alacak; bölgesel dinamikleri, sektör ihtiyaçlarını ve büyüme hedeflerini birlikte değerlendiren bir çalışma modeliyle ilerleyeceğiz. Bu dönüşümün, hem müşterilerimizin bankacılık deneyimini güçlendireceğine hem de Türkiye’de ticari bankacılıkta yeni bir hizmet standardı oluşturacağına inanıyoruz.” Bölgesel güç ve ekip sinerjisi aynı modelde buluşuyor Akbank’ın yeni hizmet modeli, danışmanlık gücü yüksek ekip yapısıyla şirketlerin ticarette güçlenmek için ihtiyaç duyduğu hizmetleri uçtan uca sunacak. Güçlü ekip sinerjisi ve ortak çalışma kültürü sayesinde müşteri ilişkilerinde derinleşmeye, yeni iş fırsatlarının geliştirilmesine ve sürdürülebilir büyümeye daha fazla alan açılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yazılım Test Alanında 7 Milyondan Fazla Test Mühendisi Çalışıyor Haber

Yazılım Test Alanında 7 Milyondan Fazla Test Mühendisi Çalışıyor

TesterYou kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Dünyada yazılım test alanında 7 milyondan fazla test mühendisi çalışıyor. Pazar, yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde bir ekonomiye tekabül ediyor. Dijitalleşme hızlandıkça, şirketlerin sunduğu yazılım çözümlerinin hatasız, güvenli ve kullanıcı dostu olması daha kritik hâle geliyor. Bu durum, yazılım testine olan ihtiyacı belirgin şekilde artırıyor.” diyor. “World Testers Day”in geçmişi, 9 Eylül 1947'de Harvard Üniversitesi bilgisayar bilimcilerinden Grace Hopper ve ekibinin üzerinde çalıştıkları projede buldukları ilk “hataya” dayanıyor. Bu önemli günün ardındaki hikâye ise oldukça ilginç. Hopper ve ekibi Howard Aiken tarafından tasarlanan Mark II Hesap Makinesi üzerinde çalışıyordu. Ekip, Mark II Hesap Makinesi'nin sürekli hatalar verdiğini keşfetti ve cihazı açıp donanımını incelediklerinde hatayı buldu. Bu bug; bir böceğin elektromekanik rölenin arasına sıkışmasıydı. Hopper ve ekibi daha sonra bu olaya çalışma günlüklerinde yer verdi, "böceği" bir "bug" kanıtı olarak günlüğe kaydeden ekip, hatayı giderme işlemine de "hata ayıklama" adını verdi. “TesterYou teknolojiye, insan, kültür ve doğru mühendislik çerçevesinde yaklaşıyor” Dünyanın yazılım testi konusunda farklı bir yöne evrilmeyi sürdürdüğünü belirten TesterYou kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Bugüne dek yazılım testi projenin sonunda yapılan bir kontrol işi olarak görülüyordu. Artık test ve kalite mühendisliği işin merkezinde yer alıyor. Bu gelişme bizleri en çok heyecanlandıran konuların başında yer alıyor. Teknolojinin evrildiği bu süreç kuşkusuz yaptığımız işin önemini bir kez daha ortaya koymuş durumda. Gelecekte yapay zeka ve makine öğrenimiyle birlikte hataları daha kod yazılırken tahmin eden, test senaryolarını otomatik üreten, hatta bazı durumlarda kendini iyileştirebilen sistemleri daha fazla göreceğiz. Bu teknik gelişmeler, insan merkezli stratejilere entegre edilmeli. Bizler teknolojiye; insan, kültür ve doğru mühendislik çerçevesinde yaklaşıyoruz. Bu felsefemizle heyecanımızı bir an olsun kaybetmeden dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması için çalışmayı sürdüreceğiz.” diyor. Pazar yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde Testin geleceğini sadece teknolojide değil, insan zihninin gelişiminde gördüklerini belirten Sarıalioğlu, “Bugün, dünyada yazılım test alanında 7 milyondan fazla test mühendisi çalışıyor. Pazar, yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde bir ekonomiye tekabül ediyor, yıllık büyüme yüzde 10’un üzerinde seyrediyor. Dünya genelinde yazılım test aktivitelerinin yüzde 60’tan fazlası ise outsource ediliyor. Türkiye’de de birçok kurum artık yazılım testini sadece teknik bir kontrol değil, müşteri memnuniyeti, güvenlik ve iş sürekliliği açısından kritik bir kalite aracı olarak görüyor. Sektörün büyümesiyle birlikte test mühendisliği bir kariyer alanı haline gelirken; test otomasyonu, yapay zekâ destekli test araçları ve kullanıcı deneyimi odaklı test yaklaşımları gibi modern yöntemlere olan talep de hızla artıyor.” açıklamasını yaptı. Önümüzdeki dönemde özellikle yapay zekâ ve veri odaklı yaklaşımlar üzerinde daha fazla durmayı planladıklarını belirten Barış Sarıalioğlu, “TesterYou olarak sektördeki gelişmeleri yakından takip ediyor ve hizmetlerimizi buna göre sürekli güncelliyoruz. Yapay zekâ konusundaki gelişmeleri de eğitim ve danışmanlık programlarımıza entegre ederek, kurumların güncel teknolojilere uyum sağlamalarına destek olmayı hedefliyoruz. Amacımız, yeni teknolojiler karşısında hem bireyleri hem de kurumları daha donanımlı hale getirmek ve bu dönüşüm yolculuklarında onlara rehberlik etmek.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’deki Her 10 Trendyol Satıcısından 6’sı e-ihracat Yapıyor Haber

Kocaeli’deki Her 10 Trendyol Satıcısından 6’sı e-ihracat Yapıyor

Trendyol verilerine göre, kentteki satıcıların yüzde 58’i aktif olarak e-ihracat yaparken, Kocaeli’nin e-ihracat siparişleri son bir yılda yüzde 65 arttı. Türkiye genelinde e-ihracatta 5’inci sırada yer alan Kocaeli’den yurt dışına en fazla Romanya, Suudi Arabistan ve Yunanistan’a ürün gönderilirken, Bulgaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de öne çıkan pazarlar arasında yer alıyor. Sanayi ve üretim kapasitesiyle öne çıkan Kocaeli’nin e-ihracat performansı, kentteki işletmelerin dijital kanallar aracılığıyla geleneksel üretim pazarlarının ötesine geçerek farklı coğrafyalara ulaştığını gösteriyor. Trendyol verilerine göre, Kocaelili satıcıların platformda toplam e-ihracat satış hacminin yüzde 21’i Körfez ülkelerinden, yüzde 11’i ise Doğu Avrupa pazarlarından geliyor. En fazla ürün gönderilen ülkeler Romanya, Suudi Arabistan, Yunanistan, Bulgaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri olarak sıralanıyor. Trendyol üzerinden satış yapan Kocaelili satıcıların yüzde 58’i ürünlerini yurt dışındaki müşterilerle buluşturdu. Her 10 Trendyol satıcısından 6’sının küresel pazarlara eriştiği kentin e-ihracat siparişleri son bir yılda yüzde 65’in üzerinde arttı. Kocaeli, e-ihracatta Türkiye genelinde 5’inci sırada yer alıyor. Yurt dışı satışlarında moda ve tekstil ürünlerinin ağırlığı dikkat çekerken, t-shirt ve sweatshirt ilk sıralarda yer alıyor. Yastık, pijama takımı, çorap, pantolon, kemer, elbise, kazak ve etek de Kocaelili satıcıların e-ihracatında öne çıkan ürünler arasında bulunuyor. Sanayi kentinin e-ticaret ekosistemi büyüyor E-ihracatta olduğu gibi iç pazarda da Kocaeli’nin üretim gücü Trendyol’daki satış verilerine yansıyor. Kocaelili satıcılar iç pazarda 10,9 milyon sipariş hacmine ulaşırken, platformda satış yapan Kocaelili işletmelerin sayısı son bir yılda yüzde 17 arttı. Kentten en fazla sipariş veren illerin başında İstanbul, Ankara ve İzmir gelirken; Bursa, Antalya ve Kocaeli de ilk sıralarda yer alıyor. Adana, Mersin, Konya ve Muğla ise Kocaelili satıcılardan yoğun alışveriş yapılan diğer şehirler arasında bulunuyor. Kocaeli’nin ekonomik gücü yalnızca sanayi üretiminden değil, farklı sektörlere yayılan üretim ve ticaret çeşitliliğinden de besleniyor. E-ticaret verileri, kentin bu çeşitliliğinin Türkiye genelindeki tüketici talebine güçlü biçimde yansıdığını ortaya koyuyor. Bahçe ve ev bakım, temizlik ve hijyen, sağlıklı yaşam ve anne-bebek kategorilerinde güçlü satış paylarına ulaşan Kocaelili işletmeler; çiçek soğanı satışlarının yüzde 72’sinden fazlasını, cam ve parlak yüzey temizleyici satışlarının yüzde 50,3’ünü, çamaşır leke çıkarıcı satışlarının yüzde 40,5’ini, protein bar satışlarının yüzde 45’ini ve devam sütü satışlarının yüzde 50,3’ünü gerçekleştiriyor. KSO Başkan Zeytinoğlu: “E-ihracat, Kocaeli’nin küresel ticaretteki gücünü artırıyor” Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu değerlendirmesinde “Türkiye imalat sanayine yüzde 13 katkı sağlayan ve ülkemiz dış ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sini gerçekleştiren Kocaeli, ülkemizin en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biridir. Ticaret Bakanlığının faaliyet illerine göre ihracat istatistiklerinde Kocaeli’nin 2025 yılında İstanbul’un ardından ikinci sırada yer alması da ilimizin ihracat gücünü ortaya koyuyor. Odamıza kayıtlı yaklaşık 3 bin 900 firmanın 443’ü yabancı sermayeli olup, bunların 266’sı AB menşelidir. Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun 85’i, ilk 1000 sanayi kuruluşunun ise 140’ı Kocaeli’de faaliyet gösteriyor. Bu veriler, Kocaeli’nin sahip olduğu güçlü ve uluslararası nitelikteki üretim ekosistemini gösteriyor. Bölgemizdeki yabancı sermaye yatırımları aynı zamanda dijitalleşmeye kolay adapte olabilen, yurt dışındaki uygulamalarını ve tecrübelerini ilimize getiren bunu yaparken de tedarikçilerinin gelişimlerini sağlayan firmalar. Bu tablo, Kocaeli sanayisinin Avrupa üretim zincirleriyle güçlü bir entegrasyon içinde olduğunu gösteriyor. Dijital dönüşümün merkezinde yer alan ilimizin ilimizin bu üretim gücünün, e-ihracat kanallarıyla daha geniş pazarlara taşınmasını son derece kıymetli buluyoruz. Dijital ticaretin sunduğu imkânların özellikle KOBİ’lerimizin yeni müşterilere ve farklı coğrafyalara ulaşmasına, pazar çeşitliliğini artırmasına ve Kocaeli’nin küresel ticaretteki konumunu daha da güçlendirmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz. Kocaeli Sanayi Odası olarak bizler de üyelerimizin dijital pazarlarda rekabet gücünü artıracak ve bu alandaki yetkinliklerinin gelişimini sağlayacak çalışmalara katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi. KOTO Başkanı Bulut: “Kocaeli’nin üretim gücü dijital pazarlarda da karşılık buluyor” Trendyol tarafından açıklanan verileri değerlendiren Kocaeli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Bulut, “Kocaeli güçlü sanayi yapısının yanı sıra kimyadan tekstile, otomotivden makineye, gıdadan metale uzanan geniş bir üretim ve ticaret ekosistemine sahip. İşletmelerimizin farklı kategorilerde Türkiye genelinde önemli satış paylarına ulaşması, bu çeşitliliğin dijital ticarete de güçlü biçimde yansıdığını gösteriyor. E-ticaret ve e-ihracatın sunduğu imkanlarla bu üretim gücünün yeni pazarlara taşınmasını, özellikle KOBİ’lerimiz açısından önemli bir büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Kocaeli’den çıkan ürünlerin Romanya’dan Suudi Arabistan’a, Yunanistan’dan Bulgaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne uzanan geniş bir coğrafyada tüketiciyle buluşması son derece kıymetli” dedi. Kocaeli Ticaret Odası olarak üyelerin dış ticaret kapasitelerini geliştirmeye yönelik uzun soluklu çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Bulut, “2018 yılında kurduğumuz İhracat Destek Ofisimiz aracılığıyla firmalarımıza hedef pazar araştırmalarından devlet desteklerine, dış ticaretten e-ihracata kadar birçok alanda ücretsiz danışmanlık sunuyoruz. Bu çalışmalarımızı uluslararası iş bağlantılarıyla da destekliyoruz. 27 Ağustos 2026’da dokuzuncusunu gerçekleştireceğimiz Co-Matching İkili İş Görüşmeleri ile Kocaelili firmalarımızı farklı ülkelerden iş insanlarıyla buluşturarak yeni ticari bağlantılar kurmalarına katkı sağlamayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. 2024 yılında Trendyol ile gerçekleştirilen e-ihracat bilgilendirme toplantısını da hatırlatan Bulut, “Üyelerimizin dijital ticaretin sunduğu fırsatlardan daha fazla yararlanabilmesi için güçlü kurum ve platformlarla iş birliklerine önem veriyoruz. Bugün Kocaeli’de Trendyol üzerinden satış yapan işletmelerin yüzde 58’inin e-ihracat gerçekleştiriyor olması, e-ihracat siparişlerinin son bir yılda yüzde 65’in üzerinde ve platformda satış yapan Kocaelili işletme sayısının yüzde 17 artması önemli bir gelişime işaret ediyor. Hedefimiz daha fazla firmamızı e-ticaret ve e-ihracatla buluşturmak, mevcut ihracatçılarımızın yeni pazarlara ulaşmasını ve Kocaelili markaların uluslararası alanda daha güçlü yer edinmesini sağlamak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sistem Global’den Doğu Anadolu’nun Genç Yeteneklerine İstihdam Köprüsü Haber

Sistem Global’den Doğu Anadolu’nun Genç Yeteneklerine İstihdam Köprüsü

Türkiye’de iş gücü piyasasının dönüşen ihtiyaçları, dijital yetkinliklere sahip çalışanlara olan talebi artırırken gençlerin yaşadıkları şehirden bağımsız olarak iş dünyasına dahil olabilmelerini sağlayan yeni çalışma modellerini de öne çıkarıyor. KOBİ’ler başta olmak üzere, katma değerli üretim hedefleyen her ölçekten şirkete büyüme odaklı iş servisleri ve danışmanlığı sunan Sistem Global ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) bu ihtiyaçtan hareketle hayata geçirdikleri İstihdam Köprüsü Projesi kapsamında bölgedeki gençlerin yetkinliklerini iş dünyasının ihtiyaçlarıyla buluşturan uygulama odaklı bir eğitim modeli oluşturdu. Program kapsamında adaylar dijital okuryazarlık sürecinin ardından ilgili alanlardaki uzman isimler tarafından verilen altı haftalık online eğitimlere katılıyor. Eğitim süreci boyunca katılımcılara mentorluk desteği sağlanırken programı tamamlayan gençler kazandıkları yetkinlikleri dijital sertifikalarla belgelendiriyor. Başarılı katılımcıların uzaktan çalışmaya uygun pozisyonlar, dijital süreçlerde destek rolleri ve kurumsal şirketlerdeki başlangıç seviyesi görevler için Jobtogo istihdam platformunda yer almaları sağlanarak istihdam fırsatlarına erişimleri destekleniyor. İstihdam Köprüsü Projesi kapsamında sunulan eğitimler farklı alanlara odaklanıyor. Projenin 2025 döneminde Sistem Global uzmanları tarafından katılımcılara Dijital Muhasebe ile Temel Muhasebe ve Bordro Uzmanlığı eğitimleri sunuldu. 2026 döneminde ise 100’ün üzerinde şirketten 140’ı aşkın üst yönetim asistanını bünyesinde bulunduran Yönetici Asistanları Derneği (YAD) iş birliğiyle Uzaktan Çalışma Modeliyle Yeni Nesil Ofis Yönetimi Eğitimi gerçekleştirildi. Ağustos 2026 itibarıyla tamamlanan eğitimin ardından, gelecek dönemlerde e-Ticaret Operasyon Yönetimi, İçerik Üretimi, Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya Yönetimi gibi farklı alanlarda yeni eğitim programlarının hayata geçirilmesi planlanıyor. Programın önemli ayaklarından birini de eğitim sonrasında gençlerle iş dünyası arasındaki bağlantının devam ettirilmesi oluşturuyor. Mezunların profilleri yetenek ve iş gücü platformu Jobtogo’ya aktarılıyor. Böylece mezunların potansiyel iş fırsatlarıyla buluşabileceği ilave bir kanal oluşturuluyor. “Gençlerin mesleki yetkinlikler kazanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz” Konuya ilişkin açıklamada bulunan Sistem Global Proje Koordinatörü Yulia Çimen, “Bugün teknoloji ve uzaktan çalışma modelleri, nitelikli bir gencin kariyer olanaklarını yaşadığı şehrin sınırlarının ötesine taşıyor. Biz de bu imkânı Doğu Anadolu’daki gençler için somut bir fırsata dönüştürmek istiyoruz. Eğitim içeriklerini şirketlerin ihtiyaç duyduğu yetkinlikler üzerinden oluşturuyor, katılımcıları uygulamalı çalışmalar ve mentorluk süreçleriyle destekliyor, sürecin sonunda iş dünyasıyla temaslarını sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde eğitim başlıklarını genişleterek daha fazla gencin yetkinliklerini geliştirmesine ve bölgedeki nitelikli insan kaynağının ekonomik değere dönüşmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Orta vadede hedefimiz, bölgede yerel bir dijital ekosistemin güçlenmesine ve sürdürülebilir istihdamın desteklenmesine katkı sağlamak. Uzun vadede ise bölgesel dijital dönüşümü besleyen kalıcı ve nitelikli bir iş gücü yapısının oluşmasına zemin hazırlamayı amaçlıyoruz” dedi. Sistem Global Hakkında: Sistem Global; KOBİ’ler başta olmak üzere, start-up’lardan uluslararası firmalara kadar her ölçekten şirkete profesyonel hizmetler sunan danışmanlık şirketidir. 30 yıldır 15 binden fazla şirketin sürdürülebilir değer üretimine katkıda bulunan Sistem Global; Finansal ve Vergi Danışmanlıkları, Mevzuat & Uyum, Globalleşme, Ar-Ge ve Patent alanlarında hizmetler sunmaktadır. Türkiye’de 10 farklı şehirde, 650’den fazla iç uzmanı ile hizmet veren Sistem Global, uluslararası ekosistemdeki faaliyetlerini Birleşik Krallık, Almanya, Singapur, Belçika, BAE, Hollanda, Suudi Arabistan, Kazakistan, Özbekistan, İtalya ve Azerbaycan’da bulunan ofisleri üzerinden yürütmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli'de Anonim ve Ücretsiz HIV Testi Hizmeti Başladı! Haber

Kocaeli'de Anonim ve Ücretsiz HIV Testi Hizmeti Başladı!

Uzmanlar, HIV'in uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebileceğini, bu nedenle belirti beklenmeden test yaptırmanın büyük önem taşıdığını vurguluyor. Kocaeli Üniversitesi Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan ile Pozitif-iz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Şimşek, erken tanı ve test hizmetlerine erişimin hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından kritik rol oynadığını belirtiyor. “HIV Enfeksiyonu ve AIDS Aynı Şey Değil” HIV'in bağışıklık sistemini hedef alan bir virüs olduğunu belirten Prof. Dr. Sıla Akhan, HIV ile AIDS'in aynı şey olmadığının bilinmesi gerektiğini ifade etti: "HIV; korunmasız cinsel temas, kan yoluyla ve gerekli önlemler alınmadığında anneden bebeğe gebelik, doğum veya emzirme sırasında bulaşabilir. Tokalaşmak, aynı ortamı paylaşmak, sarılmak, aynı tuvaleti kullanmak veya aynı tabaktan yemek yemekle bulaşmaz. AIDS ise HIV enfeksiyonunun tedavi edilemediği ileri evresidir. Günümüzde erken tanı ve düzenli tedavi sayesinde birçok kişi AIDS evresine ilerlemeden sağlıklı bir yaşam sürdürebilir." “HIV Uzun Yıllar Belirti Vermeyebilir” HIV enfeksiyonunun uzun süre belirti vermeden seyredebildiğini hatırlatan Prof. Dr. Akhan, korunmasız (kondom/prezervatif kullanılmadan) temas yaşayan bireylerin zaman kaybetmeden test yaptırması gerektiğini vurguladı: "Korunmasız temas yaşayan herkesin en kısa sürede test yaptırması önemlidir. Erken tanı hem kişinin kendi sağlığı hem de toplum sağlığı açısından en önemli adımdır." Kocaeli'de Anonim ve Ücretsiz HIV Testi Prof. Dr. Akhan, HIV testinin üniversite hastaneleri, eğitim araştırma hastaneleri ve çeşitli sağlık kuruluşlarında yapılabildiğini, ancak Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri'nin önemli bir avantaj sunduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı: "Anonim Test Merkezi'ne başvuran kişiler kimlik bilgilerini paylaşmadan, anonim olarak HIV testi yaptırabilir ve danışmanlık hizmeti alabilir. Gerekli durumda uygun sağlık hizmetlerine yönlendirilirler." Uzmanlar, HIV statüsünü öğrenmek isteyen herkesi ücretsiz ve anonim hizmet sunan merkeze başvurmaya davet ediyor. “HIV Testi Yaptırmak Normalleşmeli” Pozitif-iz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Şimşek ise HIV testinin herkes için olağan bir sağlık uygulaması olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: "Anonim HIV testi, kişinin kimlik bilgileri paylaşılmadan test yaptırabilmesini sağlayan güvenli bir hizmettir. Bu merkezlerde gizlilik esastır. HIV testi yaptırmak, kişinin kendi sağlığı için atabileceği en önemli adımlardan biridir. Günümüzde etkili tedavi seçenekleri sayesinde HIV ile yaşayan bireyler uzun, sağlıklı ve üretken bir yaşam sürebiliyor. Tedavi ile HIV baskılandığında kişinin sağlığı korunurken HIV'in cinsel yolla başkalarına bulaşması da önlenebiliyor. Bu nedenle erken tanı ve tedavi birbirinden ayrılmaz iki adımdır. Biz de Pozitif-iz Derneği olarak, toplumun HIV ile ilgili doğru bilgiye erişiminin sağlanması, bireylerin HIV testi yaptırmaya yönlendirilmesi, destek hizmetleri ve akran danışmanlığı gibi alanlarda çalışmalar yürütüyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.