Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Danışmanlık

Kapsül Haber Ajansı - Danışmanlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Danışmanlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Narin Gümrük ve Elsan Global Lojistik’ten New York’ta Stratejik Yatırım Haber

Narin Gümrük ve Elsan Global Lojistik’ten New York’ta Stratejik Yatırım

Türk iş dünyasının küresel pazarlardaki etkinliğini artırma hedefi doğrultusunda, Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham) üyelerinin girişimcilik ve yatırım vizyonu New York’ta somut bir yatırıma dönüştü. TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı’nın Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüttüğü Narin Gümrük Müşavirliği, Elsan Global Lojistik ve Kiteville’in New York ofisi, 28 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen resmi törenle açıldı. Açılış, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ikili ticari ilişkilerin geliştirilmesi, Türk ihracatçısının ve şirketlerinin ABD pazarındaki operasyonel kabiliyetlerinin artırılması adına kritik bir adım attı. Diplomatlar ve İş Dünyası Temsilcileri Açılışta Buluştu Açılış törenine Türkiye Cumhuriyeti New York Başkonsolosu Büyükelçi Muhittin Ahmet Yazal, New York Ticaret Ataşesi Mükerrem Aksoy, Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) ABD Başkanı Derya Taşkın, TABA-AmCham Kültür Sanat Komite Başkanı Nejat Çuhadaroğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda TABA-AmCham üyesi katılım sağladı. Törende; TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, TABA-AmCham Los Angeles Temsilcisi Onur Cantürk ve TABA-AmCham Üyesi Budo Hasan Bünül birer konuşma gerçekleştirdi. Konuşmalarda, Türk girişimcilerin dünyanın en büyük tüketici pazarı konumundaki ABD’de varlık göstermesinin gerekliliğine, uluslararası tedarik ve ticaret ağlarının entegrasyonu ile iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin derinleştirilmesinin taşıdığı öneme dikkat çekildi. Kadın Girişimcilerin Küresel Başarısı Gümrük-Lojistik Komite Başkan Yardımcısı Göksu Sanlı ve Azize Cantürk’ün girişimcilik vizyonuyla hayata geçirilen ABD ofisleri, kadın girişimcilerin uluslararası iş dünyasındaki etkinliğini ortaya koyan önemli bir yatırım olarak öne çıktı. Dış Ticaret, Gümrükleme ve Lojistikte Uçtan Uca Destek Narin Gümrük Müşavirliği, Elsan Global Lojistik ve Kiteville bünyesinde faaliyet yürütecek olan New York ofisi; dış ticaret mevzuatı, gümrükleme süreçleri ve entegre lojistik zincirleri alanında Türk şirketlerine yerinde operasyonel altyapı sağlayacak. Merkez, Türk firmalarının ABD pazarındaki pazar paylarını genişletmelerine doğrudan danışmanlık ve saha desteği sunarken, iki ülke arasındaki ticaret hacminin büyümesine zemin hazırlayacak. Türkiye-ABD Ticari Köprüsünde Yeni Bir Katkı TABA-AmCham; Türk ve Amerikalı iş dünyası temsilcileri arasındaki temasları sıkılaştırmak, yeni doğrudan yatırım imkanları tesis etmek ve Türk sermayesinin ABD pazarındaki rekabet gücünü artırmak amacıyla yürüttüğü faaliyetlerine aralıksız devam ediyor. New York’ta açılışı yapılan yeni ofisler, TABA-AmCham üyelerinin uluslararası pazarlara açılma kararlılığının ve küresel büyüme hedeflerinin sahadaki en somut adımlarından biri olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bupa Türkiye'de Üst Düzey Atama Haber

Bupa Türkiye'de Üst Düzey Atama

Ebru Keskin Kulalar, Bupa Türkiye CEO’luğu ve Bupa Türkiye Yürütme Kurulu Başkanlığı görevlerini devralacak. Liderlik geçişi kapsamında Carlos Jaureguizar da Bupa Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenecek. Ebru Keskin Kulalar Bupa Türkiye liderliğini devralacak Keskin Kulalar, yeni görevlerinin yanı sıra Wellpoint, senCard Direkt Satış, senCard Sağlık Hizmetleri, senCard Dental, senCard Partners ve Ortus şirketlerinin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini de üstlenecek. Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Keskin Kulalar, Essex Üniversitesi’nde Ekonomi ve Finans alanında yüksek lisansını ve London Business School’da Global Business Consortium (GBC) programını tamamladı. Kariyerine Yapı Kredi Bankası’nda başlayan Keskin Kulalar; Allianz, ERGO ve KPMG’de denetim, risk yönetimi ve danışmanlık alanlarında sorumluluklar üstlendi. 2012 yılında şirkete katılan Keskin Kulalar, pek çok farklı yönetim görevlerinin ardından 2024 yılından bu yana Bupa Türkiye Strateji ve Transformasyon Grup Başkanı olarak görev yapıyor. Carlos Jaureguizar Bupa Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı olacak Bupa Avrupa ve Latin Amerika Bölge CEO’su Carlos Jaureguizar, 1 Ocak 2027 itibarıyla Bupa Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenecek. Bupa Acıbadem Sigorta Yönetim Kurulu Başkanlığı ise David Fletcher tarafından yürütülmeye devam edecek. Gökhan Gürcan deneyimiyle katkı sunmayı sürdürecek Yaklaşık 17 yıllık görev süresi boyunca şirketlerin gelişimine liderlik eden Gökhan Gürcan, icrai sorumluluklarını devrederek 1 Ocak 2027 itibarıyla Bupa Acıbadem Sigorta’da Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi ve Bupa Türkiye’de Danışman olarak görev yapacak. Gürcan, deneyimiyle yeni liderlik ekibine destek vermeyi sürdürecek. Gökhan Gürcan, Ebru Keskin Kulalar’ın yeni görevlerine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ebru Hanım ile 15 yıldır birlikte yürüyoruz. Bu süre boyunca farklı pozisyonlarda önemli sorumluluklar üstlendi, pek çok alanda liderlik yaptı ve birlikte elde ettiğimiz başarıların önemli mimarlarından biri oldu. Bugüne kadar sergilediği liderlik ve elde ettiği başarılar, yeni sorumluluklarında da Bupa Türkiye'yi daha ileriye taşıyacağına dair inancımı güçlendiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hatay’da Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm Projesine Bir Ödül Daha Haber

Hatay’da Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm Projesine Bir Ödül Daha

The Ritz-Carlton, İstanbul'da 20 Ekim 2026’da düzenlenen törende ödülleri Buğday Derneği adına Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan, İş Bankası adına Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölümü Müdür Yardımcısı İlker Şahin aldı. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak, Aralık 2023’te hayata geçirdiğimiz Hatay’da Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm Projesi'yle, yıkıcı depremlerin ardından kuraklık, girdi maliyetleri, ekipman ve pazarlama sorunlarıyla başa çıkmaya çalışan çiftçilere, hem üretimde hem de tedarik ağlarında dirençli ve sürdürülebilir sistemler kurmaları, bir üretici birliği altında agroekolojik üretime devam etmek üzere örgütlenmeleri için ihtiyaç duydukları eğitim ve danışmanlık hizmetlerini vermeye devam ediyoruz. Üreticilerimizin bu süreçte gösterdikleri kararlılık, harcadıkları emek ve birlik olma konusundaki motivasyonları takdire şayan. Proje sayesinde depremden sonra üretimden vazgeçmek üzere olan çiftçilerimiz topraklarını onarmaya başladılar, sağlıklı ve dayanıklı üretim yöntemlerini benimsediler, yeni pazarlama kanallarıyla tanıştılar. Topraklarını zehirden arındırıp sağlıklı ürünler yetiştirmeye başladıkça üretim anlayışları ve yaşama bakışları da değişti. 2024-2025 yıllarında projenin eğitim ve üretim sponsorluğunu, 2026 yılında ise ana sponsorluğunu üstlenen Türkiye İş Bankası, üç yıldır Hatay'da agroekolojik üretime geçiş yapan çiftçilerin yanında yer alarak, bir projenin sürdürülebilir bir modele dönüşmesinde iş dünyasının desteğinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. 2024-2025 yıllarında projede çiftçi eğitimleri ve tarımsal üretim faaliyetleri Türkiye İş Bankası A.Ş., proje ekibinin ulaşımı ise Ayvens tarafından sağlandı, projenin diğer giderleri destekçilerimiz Buğday Derneği üyesi İzel Levi Coşkun ile BÜNSA Döküm A.Ş. tarafından karşılandı. 2026 yılında; proje ana sponsorluğunu Türkiye İş Bankası A.Ş. üstlendi, diğer sponsorlarımız ise EFSE (European Fund for Southeast Europe), ulaşım desteği veren Ayvens ve Buğday Derneği üyeleri oldu. Projenin etki ölçme ve değerlendirme araştırmaları ile analizlerini Zenna Danışmanlık gerçekleştirdi. Projenin hayata geçmesini ve devam etmesini sağlayan tüm sponsor ve destekçilerimize teşekkür ederiz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabiha Gökçen Havalimanı’nın Dijital Dönüşümünde Kadın Liderliği Haber

Sabiha Gökçen Havalimanı’nın Dijital Dönüşümünde Kadın Liderliği

Havacılığın farklı alanlarında iz bırakan kadınların ilham veren başarı öykülerinin anlatıldığı serinin yeni bölümünde, Bilgi İşlem ve Otomasyon Direktörü İsmihan Baysal Anderson’ın 28 yıllık kariyeri, havacılığın dijital dönüşümüne liderlik eden çalışmaları ve iş hayatının ardındaki yaşam öyküsü izleyicilerle buluşuyor. Kariyerinin yaklaşık 20 yılını Türkiye’de ve yurt dışında farklı sektörlere yönelik danışmanlık projelerinde geçiren İsmihan Baysal Anderson, ulusal ve uluslararası şirketlerle edindiği deneyimini havacılık sektörüne taşıyor. Havalimanının 7 gün 24 saat kesintisiz çalışan teknoloji altyapısına yön veren Anderson, check-in, boarding ve bagaj sistemlerinden yapay zeka destekli yolcu çözümlerine kadar pek çok teknolojik sürecin yönetiminde görev alarak kurumun dijital dönüşümüne liderlik ediyor. Özellikle yapay zeka alanındaki gelişmeleri yakından takip eden Anderson ve ekibi, dünyada farklı sektörlerde uygulanan teknolojik çözümleri havacılığa uyarlayarak yolcu deneyimini ve operasyonel verimliliği geliştirmeye odaklanıyor. Havalimanının görünmeyen teknoloji ağı 7/24 çalışıyor İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda yolcu yoğunluğunun daha etkin yönetilmesi amacıyla yapay zeka destekli görüntü işleme teknolojilerinden yararlanılıyor. Bu sistemlerle belirli alanlardaki kuyruk ve yoğunluklar ölçümlenirken, yolcu hareketlerinin ne kadar sürede azaldığı ve süreçlerin hangi hızla ilerlediği takip edilebiliyor. Belirlenen eşiklerin aşılması durumunda operasyon ekiplerine iletilen uyarılar, sahadaki yoğunluğa zamanında müdahale edilmesine katkı sağlıyor. Anderson’ın liderliğinde gerçekleşen teknolojik dönüşüm çalışmalarından bir diğeri ise havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy. Kasım 2024'te Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından Antalya’da düzenlenen “AI in the Sky” konferansında “Havacılık sektöründe yapay zeka çözümleri: CRM ve yolcu deneyimi” oturumunda tanıtılan SAVVy, Sabiha Gökçen Havalimanı’na atanan IATA kodu ‘SAW’dan hareketle türetildi. SAVVy’nin kelime anlamı ‘anlayışlı’ olup havalimanının misafirperver ruhunu geleceğin yapay zekâ vizyonuyla harmanlayıp adeta baştan tanımlıyor. “Yenilikçi, yapay zekâ destekli dijital asistan SAVVy, rutin sorgulamaları otomatikleştirerek yolcu sorularına anlık cevap ve çözümler sunuyor. Böylece Sabiha Gökçen SAW Care Çağrı Merkezi'ndeki çalışanların daha karmaşık konulara odaklanabilmesine ve üstün bir müşteri deneyimi sunulmasına olanak sağlıyor.” 7 gün 24 saat sekiz dilde (Türkçe, İngilizce,Rusça, Fransızca,Çince, İspanyolca, İtalyanca ve Almanca) hizmet veren ve bugün çağrı merkezine yöneltilen soruların yaklaşık yüzde 40’ını tek başına karşılayan SAVVy, yolcuların havalimanına ilişkin ihtiyaç duydukları bilgilere hızlı biçimde ulaşmasını sağlıyor. SAVVy uçuş ve otopark sistemleriyle entegrasyonu bulunan dijital asistanın bir sonraki aşamasında WhatsApp entegrasyonu üzerinde çalışılıyor. Böylece yolcuların bilgiye erişim kanallarının daha da genişletilmesi hedefleniyor. Anderson’ın havalimanındaki teknoloji yolculuğunda dikkat çeken bir diğer proje ise E-Pasaport uygulaması. Biyometrik doğrulama teknolojileriyle çalışan sistem sayesinde yolcular, pasaport kontrol işlemlerini otomatik kapılar üzerinden daha hızlı ve bağımsız şekilde tamamlayabiliyor. Check-in’den boardinge, bagaj süreçlerinden yolcu bilgilendirmeye kadar havalimanındaki pek çok kritik sürecin arkasında kesintisiz çalışan bir teknoloji altyapısı ve ekibi yer alıyor. “Ailelerimizle birlikte dev bir ekip olarak çalışıyoruz” Günde 150 bin kişinin geçiş yaptığı ve sürekli yaşayan bir ekosistemde iş sürekliliğinin en önemli konu olduğunun altını çizen İsmihan Baysal Anderson, "Bilgi işlem sistemlerini ayakta tutmak için 7/24 çalışan bir ekibiz. Kendi döneminde birçok kabulü yıkmış ve fark yaratmış Sabiha Gökçen’den aldığımız ilhamla birbirinden önemli uygulamaları ve çözümleri hayata geçiriyoruz. Yolcu deneyimini ve operasyonların işleyişini sürekli olarak iyileştirmek için teknolojik çözümler geliştiriyoruz. Misafirlerimiz bizimle farklı dillerden hızlıca iletişime geçebiliyor. Kriz durumunda her an ulaşılabilir oluyoruz. Bilgi işlem sistemleri, yolcu süreçlerini kesintisiz olarak takip eden ve taleplerini karşılayan bir sistem. Ulaşılabilir olmamak gibi bir şansınız yok" diyerek aile desteğinin önemine değindi: “Gece saat üçte ya da tatildeyken bile acil durum telefonlarıyla havalimanına büyük bir sorumluluk bilinciyle dönmek zorunda kalabiliyoruz. Böyle anlarda eşim ve çocuklarım bana çok destek oluyor. 'Sen git, biz iyiyiz' dedikleri anda kendimi iyi hissediyorum onlardan aldığım güçle işimin başına dönüyorum. Biz sadece havalimanındaki ekibimizle değil, ailelerimizle de birlikte dev bir ekip olarak çalışıyoruz" diyen Anderson, başarının arkasındaki dayanışmaya dikkat çekiyor. Anderson’ın iş hayatının dışında kendisine ayırdığı zaman ise sanatla şekilleniyor. Teknoloji, sistemler ve yoğun operasyonlarla geçen çalışma temposunu resim ve nakışla dengelediğini anlatan Anderson, renkler ve desenlerle ilgilenmenin kendisine farklı bir alan sunduğunu ifade ediyor. “Korkmayın, yılmayın, hayallerinizin peşinden gidin” 28 yıllık kariyerinde teknoloji sektöründeki dönüşüme yakından tanıklık eden Anderson, kadınların teknoloji ve mühendislik alanlarında daha fazla yer almasının önemine de dikkat çekiyor. Başarılı lider, özellikle kız çocuklarının matematik, fen ve teknoloji alanlarına yönlendirilmesinin ailelerden başlayan bir destek süreci olduğuna vurgu yapıyor. Kadınların teknoloji ekiplerine yalnızca farklı bir bakış açısı değil; iletişim, detay yönetimi ve değişim süreçlerinde de önemli katkılar sunduğunu belirten Anderson, genç kadınların teknoloji alanında kariyer yapma konusunda cesaretlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Anderson’ın gençlere tavsiyesi ise hayal etmekten, denemekten ve öğrenmekten vazgeçmemek üzerine kuruluyor. “Korkmayın, yılmayın, hayallerinizin peşinden gidin. Hayal etmek, hayallerin peşinden koşmak, denemek, öğrenmek ve sürekli gelişmek bence en önemlisi.” diyen Anderson, karşılaşılan zorlukların öğrenme ve gelişme yolculuğunun bir parçası olduğunu vurguluyor. “Teknoloji ekiplerine kadınlar dahil olduğunda ekip inanılmaz güzelleşiyor” Havacılığın farklı alanlarında iz bırakan kadınlardan ilham veren hikayeler sunan belgeselin yeni bölüm anlatıcısı İsmihan Baysal Anderson, teknoloji dünyasında erkek çalışanların hala sayıca daha fazla olduğunu belirterek, kız çocuklarının özellikle matematik, fen ve teknoloji alanlarına yönlendirilmesinin toplumsal açıdan büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Kadınların özellikle detay yönetimi, iletişim ve değişim süreçlerinde teknoloji ekiplerine önemli katkılar sunduğunu söyleyen Anderson şu sözleri kullandı: “Sadece erkeklerin yoğunlukta olduğu ekiplerin içine kadınları dahil ettiğinizde o ekip inanılmaz güzelleşiyor. İletişim seviyesi başka bir noktaya geliyor. İnsanlar birbirlerini anlamak ve dinlemek için daha fazla çaba gösteriyor ve daha iyi sonuçlar elde ediyoruz. Kadınlar özellikle detayları işleme konusunda çok güçlüler. Teknolojiyi uygularken değişimi de yönetmeniz gerekiyor; iletişim de kadınların kuvvetli olduğu alanlardan biri.” İsmihan Baysal Anderson kimdir? 28 yıllık deneyime sahip olan İsmihan Baysal Anderson, kariyerinin yaklaşık 20 yılında danışmanlık sektöründe görev almıştır. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında farklı sektörlerden uluslararası şirketlerle çalışma deneyimi edinen tecrübeli isim, son 8 yıldır İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda Bilgi İşlem ve Otomasyon Direktörü olarak görev almaktadır. Anderson; havalimanının 7/24 çalışan kritik bilgi teknolojileri altyapısının sürekliliğinden, yolcu ve operasyon süreçlerinin dijitalleştirilmesinden ve yeni nesil teknolojilerin havalimanı deneyimine entegre edilmesinden sorumludur. E-Pasaport uygulamalarından yapay zeka destekli görüntü işleme çözümlerine ve üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy’ye kadar pek çok teknolojik dönüşüm projesinin hayata geçirilmesine liderlik eden Anderson, farklı sektörlerde edindiği deneyimi havacılığın ihtiyaçlarıyla buluşturarak yolcu deneyimi ve operasyonel verimliliğin geliştirilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş’te KOBİ Sigortası İşCep’te Haber

İş’te KOBİ Sigortası İşCep’te

KOBİ ve işletmelerin büyüme ve işlerinin sürdürülebilirliği için yaptıkları yatırımların ve verdikleri emeklerin korunmasında beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı olmak büyük önem taşıyor. Ekonomimizin belkemiği olan KOBİ’leri gerek finansal gerek dijital çözümleriyle desteklemeye devam eden İş Bankası, bu anlayışla iştiraklerinden Anadolu Sigorta iş birliğiyle geliştirdiği İş’te KOBİ Sigortası’nı İşCep’ten hizmete sundu. İş’te KOBİ Sigortası, yangın, yıldırım, sel, su baskını, deprem gibi doğal afetlere karşı tek bir poliçede koruma sağlıyor. Ayrıca, işletmelerin faaliyetlerini sürdüremeyecekleri durumlarda iş durması ve kira kaybı gibi teminatlar işletmelerin finansal güvencesine destek oluyor. Hırsızlık, makine kırılması, elektronik cihaz hasarları gibi risklere karşı da koruma sağlanırken, iş yerinde meydana gelebilecek sorumluluklar da teminat altına alınıyor. Üstelik, Anadolu Acil Sağlık Hizmetleri ile iş yerinde çalışanların ve ziyaretçilerin acil sağlık ihtiyaçları karşılanırken, Anadolu Hizmet İşyeri Yardımı ile beklenmedik durumlarda işletmelere yardım ve danışmanlık hizmeti sunuluyor. Bu kapsamlı teminatlar, KOBİ'lerin doğal afetler ve diğer risklerle karşı karşıya kaldıklarında güvence altında olmasını ve işlerine devam edebilmesini kolaylaştırıyor. Müşterilerin İşCep uygulamasındaki "Sigortalar & Bireysel Emeklilik" menüsünden kolayca inceleyebildiği İş'te KOBİ Sigortası, standart risklerin yanı sıra farklı sektörlerin operasyonel dinamiklerine uygun özel riskleri de kapsıyor. KOBİ’ler, işlerinin büyüklüğü ve poliçenin kapsamına göre sigorta teminatlarından yararlanabiliyor. Banka müşterileri, mülk sahibi veya kiracı olmalarına göre kendileri için en uygun seçeneği belirleyerek poliçelerini uçtan uca dijital ortamda satın alabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknosa’da İki Üst Düzey Atama Haber

Teknosa’da İki Üst Düzey Atama

Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Mustafa Aşkım Akata, profesyonel kariyerine Adana Çimento’da yatırım ve teşvik bölümünde başladı. Ardından İnterbank ve Ziraat Bankası’nda Ticari ve Kurumsal Bankacılık Satış bölümlerinde görev alan Akata, 2005-2015 yılları arasında Akbank’ta Kurumsal Şube Müdürü, Ticari Şube Müdürü ve Bölge Müdürü olarak çalıştı. Kariyerine A101’de Bölge Genel Müdürü olarak devam eden Akata, 300 mağazanın yönetiminden sorumlu oldu. Son olarak 2017-2025 yılları arasında Eve Mağazacılık’ta CEO olarak görev yapan Akata şirketin kendi markalarının yaratılması, şirkete özel markaların kazanılması, 6 milyondan fazla müşteriye ulaşan sadakat kartı ve CRM projeleri ile dijital dönüşüm çalışmalarına liderlik etti. İzmir Fen Lisesi ve ODTÜ Havacılık Mühendisliği mezunu olan Zafer Özçelik, iki yıllık kurumsal bankacılık deneyiminin ardından University of San Francisco’da MBA eğitimini tamamladı. Kariyerine San Francisco merkezli Bleu Marketing Solutions şirketinde başlayan Özçelik, Türkiye’ye döndükten sonra Doğan Online’da Pazarlama Direktörü, Dentsu Grubu’nda Dijital Grup Başkanı (CDO) ve N11’de Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı (CMO) olarak görev yaptı. 2020 yılında kurduğu Moventum Danışmanlık’ta Genel Müdür ve Danışman olarak görev alan Özçelik, pazarlama, dijital dönüşüm, e-ticaret ve yapay zeka alanlarında danışmanlık yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY Girişimci Kadın Liderler Programı 2026 Başvuruları Açıldı Haber

EY Girişimci Kadın Liderler Programı 2026 Başvuruları Açıldı

Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY Türkiye tarafından bu yıl 10'uncusu gerçekleştirilecek olan Girişimci Kadın Liderler Programı; kadın girişimcilerin liderlik yetkinliklerini güçlendirmeyi, şirketlerini sürdürülebilir bir şekilde büyütmelerine katkı sağlamayı ve uluslararası pazarlara açılmalarını desteklemeyi amaçlıyor. Programın 2026 dönemi başvuruları 15 Kasım 2026 tarihine kadar EY Türkiye web sitesi üzerinden yapılabilecek. Küresel ölçekte yürütülen EY Girişimci Kadın Liderler Programı ile EY Türkiye, bu dönem de dahil olmak üzere toplamda 100 girişimci kadına destek vermiş olacak. Tamamen ücretsiz olan bu program kapsamında bağımsız jüri üyeleri tarafından seçilecek kadın girişimciler; eğitim, birebir mentorluk, iş geliştirme ve networking olanaklarının yanı sıra EY'ın geniş kaynaklarına ve uluslararası girişimci ağına erişim imkânı elde edecek. Programa seçilen kadın girişimciler, deneyimli iş liderleri ve başarılı girişimcilerle bir araya gelerek şirketlerinin büyüme potansiyelini geliştirme, yeni iş birlikleri oluşturma ve uluslararası pazarlarda rekabet güçlerini artırma imkânı elde edecek. Aynı zamanda katılımcılar iş stratejilerini güçlendirme, potansiyel yatırım ve finansman kaynaklarına ulaşmalarını destekleyecek yetkinlikler geliştirme, yatırımcılar ve medya nezdinde kurumsal görünürlüklerini artırma ve küresel ölçekte yeni fırsatlara erişme fırsatı yakalayacak. Program, kadın girişimcilere 60'tan fazla ülkede 1.000'in üzerinde girişimciyi kapsayan küresel bir topluluğun parçası olma imkânı sunarken, başarılı iş liderleri ve ilham veren rol modellerle bağlantı kurmalarına da olanak sağlıyor. Programa kimler katılabilir? EY Girişimci Kadın Liderler Programı'na katılmak isteyen kadın girişimcilerin, şirkette en az %25 hisse sahibi olması ve şirketin ana karar vericilerden birisi olması gerekmektedir. Adayların işlerini önemli ölçüde büyütmeyi ve uluslararası pazarlarda rekabet etmeyi hedeflemesi gerekmektedir. Yine şirketin Türkiye merkezli olması, en az 3 yıldır faaliyet göstermesi ve son iki yıl içerisinde yıllık 20 milyon TL'nin üzerinde ciro elde etmiş olması şartı aranmaktadır. EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı ve Girişimci Kadın Liderler Programı Lideri Müge Tan Belviso, şu değerlendirmelerde bulundu; "Kadın girişimcilerin elde ettiği başarılar, kapsayıcı bir girişimcilik ekosisteminin sürdürülebilir ekonomik büyümeyi desteklemedeki kritik rolünü açıkça ortaya koyuyor. Bu doğrultuda; EY olarak, girişimci kadınların potansiyellerini küresel ölçekte hayata geçirebilmeleri için ihtiyaç duydukları bilgiye, deneyime ve güçlü iş ağlarına erişimlerini desteklemeyi stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Türkiye'de bu yıl 10'uncusunu gerçekleştireceğimiz EY Girişimci Kadın Liderler Programı ile kadın girişimcilerin büyüme yolculuklarına eşlik ederken, program kapsamında sunduğumuz eğitim, mentorluk ve küresel bağlantı fırsatları sayesinde girişimcilerin uluslararası pazarlara açılmalarına, stratejik iş birlikleri geliştirmelerine ve sürdürülebilir başarı hikâyeleri oluşturmalarına katkı sunmaya devam edeceğiz. İşini bir sonraki seviyeye taşımayı hedefleyen tüm kadın girişimcileri programımıza başvurmaya davet ediyoruz." EY Girişimci Kadın Liderler Programı'na başvurmak isteyen girişimcilerin, 15 Kasım 2026 tarihine kadar EY Türkiye web sitesi üzerinden başvuru yapmaları gerekmektedir. *** EY Hakkında Dünya çapında 150'den fazla ülkede danışmanlık, denetim, güvence, kurumsal finansman, strateji ve vergi alanlarında çözümler sunan EY (Ernst & Young), sunduğu hizmet kalitesiyle finansal piyasalarda ve dünya genelinde faaliyet gösterdiği tüm ekonomilerde güven oluşturulmasına katkı sağlıyor. Profesyonel ekipleri, uzun yıllara dayanan deneyimi, sahip olduğu teknoloji, veri ve altyapı sayesinde şirketlerin gelişmesine ve dönüşmesine destek oluyor. Şirketler, çalışanlar ve toplum için uzun vadeli değer yaratmayı amaçlayan EY, aynı zamanda daha iyi bir çalışma dünyası oluşturmayı hedefliyor. Bağımsız denetim, güvence, danışmanlık, hukuk, kurumsal finansman, strateji, teknoloji ve vergi hizmetlerinin yanı sıra birçok sektörde iş dünyasının karşılaştığı finansal ve operasyonel verimsizliklere karşı yeni çözümler ve dönüşüm yolları bulmak adına en doğru soruları sorarak en doğru cevapları arıyor. EY adı küresel bir organizasyonu temsil eder ve Ernst&Young Global Limited'in, her biri ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olan bir veya daha fazla üye firmasını temsil edebilir. Sınırlı sorumlu bir Birleşik Krallık şirketi olan Ernst&Young Global Limited müşteri hizmeti sunmamaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.” Projede yer almak isteyen firmaların, “Katılımcı Şirket Talep Yazısı” formunu doldurup imzalı ve kaşeli halini firma imza sirküleri fotokopisi ile en geç 11 Eylül 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar Birliğin konfeksiyon@eib.org.tr e-posta adresine iletmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin yeni rekabet alanı: Karar Zekâsı Haber

Şirketlerin yeni rekabet alanı: Karar Zekâsı

PreDeciders, Karar Zekâsı'nı şirketlerin önemli hamleleri henüz şekillenirken devreye giren bir yönetim ve danışmanlık modeli olarak ele alıyor. Modelin çıkış noktası basit: Kritik kararların başarısını yalnızca eldeki veri ya da tek bir uzmanlık alanı belirlemiyor. Teknik gerçeklik, kurumun taşıyabileceği vaat, itibar ve paydaş etkisi, zamanlama ve organizasyonun hazırlığı aynı karar içinde birbirini etkiliyor. Bu nedenle PreDeciders bir kararın yönetim adına verilmesini değil, karar kesinleşmeden önce arkasındaki varsayımların, seçeneklerin, çelişkilerin ve gerekli koşulların görünür hâle gelmesini hedefliyor. Karar henüz oluşuyorsa olası yolların şekillendirilmesine, yön belirginleşmişse uygulama başlamadan önce sınanmasına odaklanıyor. Kararın sahibi değişmiyor; ancak yönetimin karar verirken gördüğü alan genişliyor. Karardan önceki üç kritik katman: PreDucation, Pressure Test ve Decision Positioning PreDucation, ekipleri yalnızca alınmış kararları uygulayan yapılardan çıkarıp, karar henüz oluşurken sürece daha güçlü katkı verebilecek hâle getirmeyi amaçlıyor. Buradaki hedef klasik bir eğitim programı sunmak değil; çalışanların ve yönetim ekiplerinin doğru soruları daha erken sorabilmelerini, varsayımları fark edebilmelerini ve kendi uzmanlıklarını karar sürecine brief oluştuktan sonra değil, karar şekillenirken taşıyabilmelerini sağlamak. Pressure Test, önemli bir hamlenin geri dönüşü pahalı hâle gelmeden önce sınanması anlamına geliyor. Bir pazar girişi, teknoloji yatırımı, lansman, ortaklık ya da konumlandırma kararı teknik olarak mümkün olabilir ancak bu tek başına yeterli olmayabilir. Kurum gerçekten hazır mı? Verilecek vaat taşınabilir mi? Farklı ekipler aynı varsayımla mı hareket ediyor? Zamanlama doğru mu? Pressure Test, kararı yavaşlatmak için değil; kararın çalışması için hangi koşulların gerçekten doğru olması gerektiğini ortaya çıkarmak için kullanılıyor. Decision Positioning ise bu sürecin sonunda tartışmayı somut bir yönetim pozisyonuna dönüştürüyor. Amaç yalnızca yeni sorular veya ilginç içgörüler bırakmak değil; hangi yönde ilerlenebileceğini, neden, hangi koşullarla, hangi riskler kabul edilerek ve hangi sırayla hareket edilmesi gerektiğini netleştirmek. Sonuç bazı durumlarda "ilerleyin", bazı durumlarda "şu koşullarla ilerleyin", "önce bunu değiştirin" ya da "henüz değil" olabilir. Esas değer, yönetimin uygulamaya geçmeden önce arkasında durabileceği daha açık ve savunulabilir bir karar pozisyonu oluşturmak. Karar Zekâsı'nın ardındaki teknoloji: PreD Agents PreDeciders'ın modelindeki teknoloji katmanını ise şirketlere özel geliştirilen PreD Agents oluşturuyor. Bu yapay zekâ aracıları karar vericinin yerine geçmek için değil, kurumun kendi uzmanlığını, soru sorma biçimini ve karar öncesi düşünme disiplinini daha sistematik ve sürekli erişilebilir hâle getirmek için tasarlanıyor. PreD Agents; kurumun stratejileri, politikaları, geçmiş kararları, sektör bağlamı ve kendi terminolojisiyle birlikte ilgili uzmanların soru setleri, risk işaretleri, varsayımları ve kritik eşikleri üzerinden yapılandırılabiliyor. Bir karar üzerinde çalışırken doğru soruları gündeme getirebiliyor, eksik bilgiyi ve görünmeyen varsayımları işaretleyebiliyor, farklı seçenekler arasındaki trade-off'ları görünür hâle getirebiliyor ve mesele belirli bir karmaşıklık seviyesine ulaştığında ilgili insan uzmanlığının devreye girmesini sağlayabiliyor. Buradaki amaç kararları yapay zekâya devretmek değil. PreD Agents'ın değeri, bugün çoğu zaman belirli kişilerin deneyiminde veya belirli toplantıların içinde kalan mesleki muhakemenin kurumun karar süreçlerine daha erken ve daha düzenli biçimde taşınabilmesinde yatıyor. Stratejiden Sorumlu Kurucu Ortak K. Gönenç Atakan, Karar Zekâsı'nın ve bu yaklaşımı kurum içinde sürekli erişilebilir kılacak altyapının şirketler ve özellikle de iletişim alanında çalışan ajanslar açısından giderek daha önemli bir rekabet alanına dönüşeceğini söylüyor: "Şirketlerin büyük bölümü bugün aynı verilere, benzer teknoloji araçlarına ve giderek aynı yapay zekâ kapasitesine erişebiliyor. Bu nedenle farkı yalnızca kimin daha fazla bilgiye sahip olduğu yaratmayacak. Asıl fark, kurumların hangi anda hangi soruyu sorduğunda, hangi varsayımdan şüphelendiğinde ve kendi uzmanlığını karar şekillenirken ne kadar erken devreye sokabildiğinde ortaya çıkacak. Biz Karar Zekâsı'nı tam olarak bu kapasiteyle ele alıyoruz; daha fazla veri değil, daha iyi muhakemenin kararın içine daha erken girmesi..." Teknolojiden Sorumlu Kurucu Ortak Ulaş Can Cengiz ise PreD Agents'ın teknoloji yaklaşımını şöyle anlatıyor: "Bir yapay zekâ aracısını (agent) karar vericinin yerine koymak teknik olarak yapılabilir ama bizim kurmaya çalıştığımız sistem açısından yanlış hedef olur. Değerli olan, sistemin her soruya cevap vermesi değil hangi sorunun henüz sorulmadığını, hangi bilginin eksik olduğunu, hangi varsayımın sınanması gerektiğini ve hangi noktada insan uzmanlığının devreye girmesi gerektiğini anlayabilmesidir. PreD Agents'ı kurumların kendi bilgi ve uzmanlığını ölçekleyen bir karar altyapısı olarak düşünüyoruz. Teknoloji altyapısı kadar muhakeme altyapısı da önemli hale gelecek. Teknoloji burada muhakemenin yerine geçmiyor; onu daha doğru anda erişilebilir hâle getiriyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.