Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dayanıklılık

Kapsül Haber Ajansı - Dayanıklılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dayanıklılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mehmet Şimşek’ten  UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu Haber

Mehmet Şimşek’ten UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu

İş ve ekonomi dünyasının kalbinin attığı Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026) başladı. 2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen UEZ, bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor. Zirvenin ana konuşmacısı olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirtti. İran savaşının etkilerinden bahseden Şimşek, “Bu büyük bir şok. Geçmişe oranla baktığınızda, bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz Boğazı çok kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol değil, gübre ve doğalgaz açısından da öyle. Geçmiş benzer savaş ve şoklarla karşılaştırdığımız zaman, petrol ve doğalgazda artışın çok fazla olduğunu görürsünüz. Ateşkes sürse dahi maalesef bir miktar küresel ve Türkiye ekonomisi açısından tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı yönlü, büyüme aşağı yönlü, tedarikte sorunlar devam edecek. Bunun farkındayız. Çok daha kalıcı etkiler doğurduğunun farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon biraz zaman alacak. Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek” dedi. “Şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık” “Ümit ederim ABD ve Çin anlaşır ve daha büyük savaşlar olmaz” diyen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Geçen yıl ticaret savaşlarının yarattığı hareketlilik, volatilite, 12 günlük savaş, kuraklık; bütün bunlar önemli gündem maddeleriydi. Bu şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık. Program kendini kanıtladı, kendi rüştünü ispat etti. Peki bu sene içinden geçtiğimiz sıkıntıları atlatabilecek miyiz? Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Petrolde hemen hemen bağımlılığımız yok. Türkiye’nin dayanıklılığının en önemli ayağı, maliye politikasının sağlam yapıda olması. 2023’te büyük bir deprem yaşadık. EYT gibi konular da vardı; bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3’ün altına düşürdük. Açığın millî gelire oranının düşük olması önemli. Bu da bize politikada manevra alanı sağlıyor. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kurda önemli bir artış yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede düşüş görsek bile, Türkiye’nin kamu borcunun millî gelire oranı düşük olduğu için rahat atlatabiliyoruz. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.” Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor Savaş döneminde Türkiye’nin olumlu yönde ayrıştığını ifade eden Mehmet Şimşek, şöyle konuştu: “Vatandaşların bize ve programa olan güveni önemli. Vatandaşların dövize olan talebi geçmişte çok yüksek olurdu. Bugün o kadar değil. Altına yönelik talebin olduğunu ise görüyoruz. Programın raydan çıkmasını engelleyeceğiz. Fiyat istikrarı ve mali disiplin konusunda gerekeni yapacağız. Bu savaşın etkilerini rakama dökecek olursak; yılbaşından itibaren petrol fiyatı yılın tamamı için 81 dolar öngörülüyor. Bunu baz alırsak bizim enflasyon 3 puan yüksek seyredebilir. Bizim öngörümüz 65 dolardı. Cari açık bir puan yükselir, onu yönetebiliriz. Büyüme yarım puan veya bir puan düşebilir. Benim buradaki mesajım şu: Bütün bu etkiler yönetilebilir. Dolayısıyla programı rayından çıkarmaz. Programı etkiler ama rayından çıkarmaz. Bu önemli bir şok ama bu şoku yönetilebilir görüyoruz. Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor. 65’lerden 30’lara düştü. Hedefimiz 20’lerin altıydı. Piyasa enflasyonu 25 civarı görüyor. Ateşkes devam ettiği takdirde enflasyonu düşük tutmak için çalışmaya devam edeceğiz. Uzun vadede cari açıkta azalma bekliyoruz. Petrol ve doğalgazda üretimimiz artıyor. Daha fazla enerjiyi yenilenebilir enerjiden üretiyoruz. Bizim hizmet ihracatında çok güçlü bir pozisyonumuz var. En önemlisi, biz şu anda sanayi politikalarıyla sanayide dönüşümü başarıyoruz.” Philip Hammond: “ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu” Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond ise “Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği” başlıklı konuşmasında; yapay zekâ destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliğiyle bağlantılı enerji güvenliği gibi başlıkların küresel gündemi belirlemeyi sürdürdüğünü vurguladı. Teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkati çeken Hammond, 2015 yılına atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı: “2015 yılında ben mesela bireysel olarak şuna şahit oldum. ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok çok büyük, önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından…Bu konuda bir pişmanlık yaşadılar. Ama maalesef çok geç olmuştu. Çünkü Çin dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve kuvvet merkezlerinden biri oldu.” Philip Hammond, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti. Avrupa’nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüphe ile yaklaştığını belirten Hammond, “Çünkü burada gerçekten çok görünür olmayan bir takım beklenmedik etkiler olacak. Ve bu etkiler nedeniyle de bazı fırsatlar gözden kaçmış olacak. Kısa vadede beklenen pozitif etkiler gerçekleşmedi. Rekabetçilik perspektifinden bakıldığında, birçok ülkenin karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşmakta dahi zorlanacağını düşünüyorum.” dedi. Küresel ekonominin yeniden şekillendiğini ifade eden Hammond,son dönemdeki küresek gelişmelerin özellikle enerji güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ve mevcut ekonomik trendleri doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi. Jeopolitik gelişmeler belirleyici oluyor RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, açılışta yaptığı konuşmada jeopolitik gelişmelere dikkat çekti. Çamlıbel, “Ekonomi ve iş hayatında atabileceğimiz adımlar, alabileceğimiz kararlar ve bu kararların etkileri giderek daha fazla bu sınırın içinde şekilleniyor. Küresel enflasyon, altın fiyatları, döviz pariteleri, petrol fiyatları ve tedarik zincirleri; artık büyük ölçüde jeopolitik, uluslararası ve askeri gelişmeler tarafından belirleniyor” dedi. Orta ve uzun vadede Türkiye adına olumlu bir tablo olduğunu dile getiren Çamlıbel, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak kısa vadede karşı karşıya olduğumuz dalgalanmalarla nasıl mücadele edeceğimiz en kritik sorulardan biri olarak öne çıkıyor. Bu belirsizlik ortamında şirketler de stratejilerini ve süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Gündemlerine üç temel kavramı almış durumdalar: Dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme. Amaç, belirsizlikleri yönetebilmek ve sürprizlere karşı hazırlıklı olmak. Ben de bu zirvede yer alan değerli konuşmacıların ve oturumların, tam da bu çerçevede yol gösterici öngörüler sunmasını bekliyorum. Elbette yalnızca jeopolitik cam tavanı değil, onun altındaki oyun alanımızı da konuşmalıyız. Yapay zekâ, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, dayanıklılık, değişen küresel dengeler ve start-up ekosistemi gibi başlıklarda yapılacak tartışmaları da büyük bir heyecanla takip ediyorum.” Geleceğe dair yön belirleyecek liderler bir arada UEZ 2026’nın açılış konuşmasını yapan Capital&Ekonomist&StartUp Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük, bu yılki zirveyi dünya çapında yaşanan büyük kırılmayı birlikte analiz edebilecek bir kurguyla tasarladıklarını belirtti. “Geleceğe dair yönümüzü belirlememize katkı sağlayacak değerli fikir liderlerini bir araya getirdik” diyen Büyük, dünya ekonomisinin artık öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı olmaktan hızla uzaklaştığını vurguladı. Sedef Seçkin Büyük, şunları söyledi: “Jeopolitik fay hatları derinleşiyor, ticaret blokları sertleşiyor. Dünyanın en güçlü ülkeleri arasındaki teknoloji rekabeti stratejik bir mücadeleye dönüşüyor. Bu yeni düzende büyüme ve kârlılık artık temel parametreler olarak yeterli değil. Dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve stratejik konumlanma belirleyici hale geliyor. Bu nedenle UEZ 2026’nın ana temasını ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ olarak belirledik. Çünkü artık mesele değişimin olup olmayacağı değil; bu değişimin kim tarafından, nasıl ve hangi kurallarla yönetileceği. Bugün küresel ekonomi yalnızca piyasa dinamikleriyle şekillenmiyor. Siyasi kararlar; sosyal hayatın, iş dünyasının ve ticaretin kurallarını doğrudan yeniden yazıyor. Artık mesele sadece değişime uyum sağlamak değil. Mesele, belirsizliği yönetmek ve yön tayin edebilmek. UEZ 2026 bu nedenle bir konferans olmanın ötesinde; derinlikli bir fikir ve yön belirleme platformudur. Burada ortaya konacak fikirler ve öneriler, yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılın ekonomik mimarisini de şekillendirecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Form Endüstri Tesisleri, Tork Bağlantı Elemanları Üretim Tesisinde Yangın Güvenliğini Güçlendirdi Haber

Form Endüstri Tesisleri, Tork Bağlantı Elemanları Üretim Tesisinde Yangın Güvenliğini Güçlendirdi

Form Endüstri Tesisleri, endüstriyel tesislerde yangın güvenliği ve sürdürülebilirlik odaklı çözümler sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda Tork Bağlantı Elemanları üretim tesisinde Lamilux F100W duman ve ısı tahliye sistemleri hayata geçirildi. Yangın anında oluşan dumanın hızlı ve kontrollü şekilde tahliye edilmesini sağlayan, EN 12101-2 standart gerekliliklerini karşılayan Smoke Lift F100 W modeli tercih edildi. Uygulanan sistem, tesisin mevcut yangın güvenliği altyapısını güçlendirirken çalışan güvenliğini destekleyen etkin bir çözüm sundu. Güvenlik, Dayanıklılık ve Verimlilik Bir Arada Lamilux F100W duman tahliye kapakları, önleyici yangın koruması kapsamında DIN 18234 standardına uygun yapısıyla çatı yüzeylerinde yangının yayılmasını sınırlayan bir çözüm sunuyor. Geometrik olarak optimize edilmiş tasarımı sayesinde aşırı yükler altında yüksek stabilite sağlayan sistem, sertifikalı yapısıyla şiddetli yağmur ve fırtına koşullarında da güvenli performans sergiliyor. Ürün üzerinde yer alan elektrikli piston mekanizması sayesinde sistem yalnızca acil durumlarda değil, günlük kullanımda da doğal havalandırma amacıyla aktif olarak kullanılabiliyor. Bu özellik, üretim alanlarında kontrollü hava sirkülasyonu sağlayarak iç ortam hava kalitesini destekliyor ve mekanik havalandırma ihtiyacının azaltılmasına katkı sunuyor. Isı yalıtımı, güneşten korunma, ses yalıtımı ve dolu koruması gibi özellikler de üretim ortamında dayanıklılık ve sürdürülebilirlik açısından önemli avantajlar sağlıyor. Mimari Estetik ve Mekânsal Bütünlük Sunuyor Lamilux F100W, çatı yüzeyine entegre edilen yalın ve modern tasarımıyla yapının hem iç hem de dış görünümüne değer katıyor. Gün ışığını homojen biçimde içeri dağıtan şeffaf yapısı sayesinde üretim alanlarında doğal aydınlatmayı destekleyen sistem, enerji tüketiminin azaltılmasına katkı sağlıyor. Üretim alanlarında daha ferah ve dengeli bir atmosfer oluştururken dış cephede mimari bütünlüğü destekleyen bir çatı silueti sunuyor. Tork Bağlantı Elemanları tesisinde hayata geçirilen bu uygulama, Form Endüstri Tesisleri’nin projelendirme, uygulama ve satış sonrası hizmet süreçlerindeki uzmanlığını ortaya koyarken, sanayi yapılarında güvenlik ve sürdürülebilirliği birlikte ele alan yaklaşımını da yansıtıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Boulder Concept New York’ta Sürpriz Dünya Prömiyerini Gerçekleştirdi Haber

Hyundai Boulder Concept New York’ta Sürpriz Dünya Prömiyerini Gerçekleştirdi

Hyundai, yeni Boulder Concept modelini 2026 New York Uluslararası Otomobil Fuarı’nda sürpriz bir dünya prömiyeriyle tanıttı. SUV formundaki bu konsept model, markanın ilk gövde şasi platformuna sahip olacak ve 2030 yılına kadar sunulması planlanan orta boy pick-up modelinin habercisi niteliğini taşıyor. Boulder Concept, dayanıklılık, yüksek çekiş gücü ve arazi kabiliyeti arayan kullanıcıların beklentilerine yanıt vermek üzere geliştirilen yeni bir platformun ilk göstergesi olarak öne çıkıyor. Hyundai’nin Kuzey Amerika tasarım ekibi tarafından geliştirilen konsept, özellikle off-road tutkunlarını hedeflerken markaya yeni müşteri kitleleri kazandırmayı amaçlıyor. Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, “Boulder Concept ile Amerikan müşterilerin beklentilerine daha güçlü bir yanıt veriyoruz. Gövde-şasi araçlar, ABD’de hem iş hem de macera dünyasının temelini oluşturuyor. Bu segmentte güçlü bir şekilde yer almayı hedefliyoruz” dedi. Hyundai ve Genesis Global Tasarım Merkezi Başkanı SangYup Lee ise konsepti “off-road yaşam tarzına bir saygı duruşu” olarak tanımlayarak, bu tip araçların macera arayan kullanıcılar için güçlü bir alternatif oluşturacağını belirtti. Güçlü ve Fonksiyonel Tasarım Boulder Concept, Hyundai’nin “Art of Steel” tasarım felsefesi doğrultusunda şekillendirildi. Çeliğin dayanıklılığı ve esnekliğini estetikle buluşturan bu yaklaşım, araca hem güçlü hem de zamansız bir karakter kazandırıyor. Dik ve iki kutulu (two-box) silüeti, geniş görüş açısı ve güçlü duruş sunarken; safari tipi üst camlar ve çift kanatlı kapılar hem ferahlığı hem de kullanım kolaylığını artırıyor. Araçta ayrıca düşük profilli tavan taşıyıcı, çift yönlü açılabilen arka kapak ve uzun yükler için açılabilen arka cam gibi fonksiyonel detaylar dikkat çekiyor. Aracın 37 inçlik büyük arazi lastikleri, yüksek yerden yükseklik ve gelişmiş yaklaşma/uzaklaşma açıları sayesinde zorlu arazi koşullarında üstün performans hedefleniyor. Ayrıca yazılım destekli gerçek zamanlı off-road yönlendirme sistemi, sürücüye dijital bir rehber gibi destek sunuyor. Maceraya Uygun İç Mekan İç mekanda dayanıklı ve yoğun kullanıma uygun malzemeler tercih edilirken, fiziksel düğme ve kontrol elemanları zorlu koşullarda kolay kullanım sağlıyor. Modüler yapıdaki kabin, katlanabilir masa gibi pratik çözümlerle hem günlük kullanım hem de açık hava aktiviteleri için esneklik sunuyor. Geleceğe Yön Veren Yeni Platform Hyundai, geliştirmekte olduğu gövde-şasi platformlu otomobiller için net bir yol haritası belirledi. Buna göre üretim modelleri Amerika’da tasarlanacak, geliştirilecek, üretilecek ve Hyundai’nin ABD’de ürettiği çelik kullanılacak. Hyundai Kuzey Amerika Başkanı Randy Parker, orta boy pick-up segmentinin marka için önemli bir büyüme fırsatı sunduğunu vurgulayarak, Boulder Concept’in bu alandaki stratejik yaklaşımın ilk adımı olduğunu ifade etti. Henüz bir tasarım çalışması olan Boulder Concept, güçlü oranları, fonksiyonel yaklaşımı ve hedef kitlesiyle Hyundai’nin gelecekteki pick-up modeli için önemli bir yol haritası sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alanya Ultra Trail Uluslararası Hedeflerini Büyütüyor Haber

Alanya Ultra Trail Uluslararası Hedeflerini Büyütüyor

Alanya Ultra Trail Yarışının Basın Toplantısı Gerçekleştirildi Doğayla tarihin, gelenekle modern dayanıklılığın kesişim noktasında konumlanan Alanya Ultra Trail; Akdeniz kıyılarından Toroslar’ın zirvelerine uzanan eşsiz parkurlarıyla yerli ve yabancı yüzlerce sporcuyu 28 Mart Cumartesi günü Alanya’da bir araya getirmeye hazırlanıyor. Uluslararası ultra trail takviminde yer alan, UTMB Index kapsamında değerlendirilen ve ITRA puanı veren organizasyon, bu yıl 23 farklı ülkeden 840 sporcunun katılımıyla dikkat çekiyor. Kleopatra Plajı’ndan deniz seviyesinde başlayan ve Toros Dağları’nın zorlu etaplarına uzanan parkurlar, 3.905 metreye ulaşan irtifa kazanımı, değişken doğa koşulları ve tarihi rotalarıyla ultra trail disiplininin en iddialı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Milli atlet Ahmet Arslan tarafından temelleri atılan ve bugün uluslararası standartlarda güçlü bir organizasyon yapısına kavuşan Alanya Ultra Trail, Altura Event organizasyonuyla hayata geçirilirken; doğa, tarih ve dayanıklılığı aynı rotada buluşturarak Türkiye’nin spor turizmi alanındaki güçlü markalarından biri olma yolunda ilerliyor. Güçlü destekler Alanya Ultra Trail için bir araya geliyor Alanya Ultra Trail; T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Alanya Kaymakamlığı, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), Türkiye Atletizm Federasyonu, Alanya Belediyesi, Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) ve Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) destekleriyle hayata geçiriliyor. 23 Projects ana sponsorluğunda, Corendon Airlines’ın ulaşım sponsorluğunda, Utopya World Hotel co-sponsorluğu ve Başkent Üniversitesi Alanya Hastanesi’nin sağlık partnerliği ile gerçekleştirilen organizasyon; Alanya Teleferik, This is Alanya, Sundaze Beach Club, Smak Cafe & Eatry, Comfort Suites ve My Home Resort katkılarıyla spor turizmi ve destinasyon tanıtımı açısından güçlü bir iş birliği modeli ortaya koyuyor. Alanya Ultra Trail’e destek veren kurum ve markalar, organizasyonun yalnızca sportif bir etkinlik olmanın ötesine geçerek bölgenin doğal, tarihi ve kültürel zenginliklerini uluslararası arenaya taşıyan bir spor turizmi projesi olarak konumlanmasına katkı sunuyor. Altura Event’in organizasyon gücü ve uluslararası deneyimiyle hayata geçirilen Alanya Ultra Trail, sürdürülebilir spor turizmi vizyonu doğrultusunda her yıl daha geniş bir etki alanına ulaşmayı hedefliyor. Basın lansmanında Alanya Ultra Trail vizyonu ve hedefleri paylaşıldı Doğa, tarih ve dayanıklılığı aynı rotada buluşturan Alanya Ultra Trail’in 2026 yılı organizasyonu, düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı. Alanya’da gerçekleştirilen basın toplantısında, organizasyonun vizyonu, parkur yapısı ve bölgenin spor turizmi hedeflerine sağlayacağı katkılar kamuoyuyla paylaşıldı. Alanya Ultra Trail Basın Toplantısı; Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, Alanya Belediyesi Başkan Vekili Haydar Uyar, Gençlik ve Spor Bakanlığı Türkiye Spor Kulüpleri Daire Başkanı Ercan Yıldız, Alanya İlçe Jandarma Komutanı Hüseyin Direk, Alanya Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Emre Kıldırkıcı, Parkurlar Sorumlusu Milli Atlet Ahmet Arslan, Yarış Direktörü Hüseyin Koçak, ana sponsor 23 Projects adına Murat Bozkurt, Corendon Airlines adına Kurumsal İletişim ve Pazarlama Kıdemli Müdürü Pınar Pehlivan ile elit atletler Beyza Güzel ve Dominika Stelmach’ın katılımları ile gerçekleştirildi. Yoğun medya ve davetli katılımıyla düzenlenen basın toplantısında yapılan konuşmalarda, Alanya Ultra Trail’in uluslararası konumu, teknik parkur yapısı, artan global ilgisi ve Alanya’nın spor turizmi potansiyeline sağlayacağı katkılar öne çıktı. Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk: “Alanya, doğal güzellikleri, tarihi mirası ve güçlü turizm altyapısıyla ülkemizin en önemli destinasyonlarından biri. Alanya Ultra Trail ise bu potansiyeli doğa ve sporla buluşturan, şehrimizi uluslararası alanda farklı bir noktaya taşıyan prestijli bir organizasyon niteliği taşıyor. Bu tür organizasyonlarla Alanya’yı yalnızca deniz turizmiyle değil; doğa sporları, macera ve ekstrem sporlarla da öne çıkan bir merkez haline getirmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki yıllarda da bu organizasyonun daha da güçlenerek, daha fazla uluslararası katılımla yoluna devam edeceğine inanıyoruz. Alanya Ultra Trail’in, sporcular için unutulmaz bir deneyim sunarken aynı zamanda farklı ülkelerden gelen katılımcılar arasında güçlü bir iletişim ve etkileşim zemini oluşturacağına inanıyoruz,” dedi. Alanya Belediyesi Başkan Vekili Haydar Uyar: “Alanya, uzun yıllar deniz, güneş ve kum turizmiyle öne çıkan bir destinasyonken, bugün vizyoner adımlarla spor turizmi alanında da güçlü bir konum elde etme yolunda ilerliyor. Spor organizasyonlarının şehrimize sağladığı katkının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyokültürel açıdan da büyük bir değer taşıdığının farkındayız. Alanya Belediyesi olarak plaj voleybolu, plaj futbolu ve plaj hentbolu gibi uluslararası organizasyonlarla bu vizyonu destekliyor, sporun her branşının şehrimizde temsil edilmesini önemsiyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda Alanya’nın uluslararası spor turizmi destinasyonu olma yolculuğuna katkı sunmaya devam edeceğiz. Ayrıca bu tür organizasyonları, 800 yıllık tarihi mirasımız Kızıl Kule gibi simgesel değerlerimizle buluşturarak şehrimizin kültürel zenginliğini de ön plana çıkarıyoruz,” dedi. Gençlik ve Spor Bakanlığı Türkiye Spor Kulüpleri Daire Başkanı Ercan Yıldız: “Alanya Ultra Trail’in, şehrin tüm dinamikleri tarafından sahiplenilen ve uzun yıllar devam edecek güçlü bir organizasyon haline geldiğini görmek son derece kıymetli. Alanya; turizm, spor ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan bir şehir ve bu organizasyon, bu değerlere önemli bir katkı sunuyor. Uluslararası başarılarıyla öne çıkan sporcuların da bu organizasyonun bir parçası olması, etkinliğin sportif değerini daha da artırıyor. Güçlü paydaş yapısı, kamu desteği ve sponsor katkılarıyla Alanya Ultra Trail’in önümüzdeki yıllarda daha da büyüyerek uluslararası arenada daha prestijli bir konuma ulaşacağına inanıyoruz,” dedi 23 Projects Kurucu Ortağı Murat Bozkurt: “Alanya; tarihi, kültürü ve eşsiz doğasıyla çok özel bir coğrafya. 23 Projects olarak biz yalnızca yapılar inşa etmiyoruz, insanların hikâyelerine ev sahipliği yapacak alanlar oluşturuyoruz. Bu nedenle Alanya Ultra Trail gibi uluslararası ölçekte değer yaratan organizasyonların bir parçası olmak bizim için önemli. Altıncı kez düzenlenen bu yarışın Alanya’nın global tanıtımına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de sporu desteklemeye ve şehrin uluslararası konumunu güçlendirecek projelerin içinde yer almaya devam edeceğiz,” dedi. Corendon Airlines Kurumsal İletişim ve Pazarlama Kıdemli Müdürü: “Uluslararası bir marka olarak sporun birleştirici gücüne inanıyor, turizmin yılın 12 aya yayılmasını öncelikli görüyoruz. Yıl içerisinde yaklaşık 10 milyon yolcu taşıyarak özellikle Kaş’tan Alanya’ya uzanan destinasyonlara güçlü bir katkı sağlıyoruz. 23 ülkeden yaklaşık 900 sporcuyu bir araya getiren bu organizasyon, bölgenin uluslararası spor turizmi açısından taşıdığı potansiyeli açıkça ortaya koyuyor,” dedi. Yarış Direktörü Hüseyin Koçak: “Üç yıllık aranın ardından Alanya Ultra Trail’i yeniden hayata geçirmekten büyük heyecan duyuyoruz. ‘Tradition to Trail’ yaklaşımıyla, Alanya’yı yalnızca bir deniz turizmi destinasyonu olmanın ötesine taşıyarak tarih, doğa ve sporu bir araya getiren güçlü bir organizasyon ortaya koyuyoruz. Bu yıl 23 ülkeden 800’ün üzerinde sporcuyu, 5 kilometreden 68 kilometreye uzanan beş farklı parkurda ağırlıyoruz. Amacımız, Alanya’nın spor turizmi vizyonuna katkı sağlamak ve dünyanın dört bir yanından gelen sporculara bu eşsiz coğrafyada unutulmaz bir deneyim sunmak,” dedi. Parkurlar Sorumlusu Ahmet Arslan: “Birkaç yıllık aranın ardından yeniden sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. 2017 yılında ilk startını verdiğimiz Alanya Ultra Trail’in bugün ulaştığı noktayı görmek bizim için gurur verici. Bu yıl 23 farklı ülkeden 840 sporcuyu Alanya’da ağırlıyoruz. Alanya Ultra Trail parkurları, zorluk derecesi ve teknik yapısıyla Avrupa ve dünya ölçeğinde öne çıkan rotalar arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, Alanya’da dünya patika ve dağ koşusu şampiyonalarına ev sahipliği yapmak. Kendi yetiştirdiğimiz sporcuların da bu organizasyonda yer alması, şehrin spor kültürü açısından ayrıca büyük bir değer taşıyor,” ifadelerini kullandı. Ultra trail ruhu Alanya’nın tarihi ve doğasıyla buluşuyor Uluslararası ultra trail kültürünün dayanıklılık, keşif ve doğayla uyum felsefesiyle şekillenen Alanya Ultra Trail, Toroslar’ın zorlu parkurları ile Akdeniz’in eşsiz kıyılarını aynı rotada buluşturuyor. Deniz seviyesinden başlayarak 1.500 metreyi aşan irtifalara uzanan etaplar; değişen iklim koşulları, teknik zemin yapısı ve yüksek irtifa kazanımıyla sporculara hem fiziksel hem de zihinsel olarak sınırlarını zorlayan bir deneyim sunuyor. Bu yapı, Alanya’yı yalnızca bir turizm destinasyonu değil; dört mevsim spor yapılabilen, doğa sporlarıyla öne çıkan uluslararası bir merkez olarak konumlandırıyor. Toroslar’ın ritminde bir yarış: Alanya parkurları Alanya Ultra Trail parkurları, ultra trail disiplininin doğasına uygun şekilde teknik, çok katmanlı ve yüksek irtifa kazanımı odaklı yapısıyla öne çıkıyor. Akdeniz kıyılarından başlayarak çam ormanlarına, tarihi patikalardan dağ zirvelerine uzanan rotalar, sporculara doğayla iç içe, gerçek bir ultra trail deneyimi sunuyor. 68K Alanya Ultra Trail: 3905 metre irtifa kazanımıyla dayanıklılığın, stratejinin ve mental gücün ön planda olduğu zorlu bir mücadele 42K Taurus Mountain Trail: Teknik etaplar ve yüksek tempo ile orta-uzun mesafe koşucular için güçlü bir parkur 27K Keykubat Mountain Run: Değişken zemin yapısı ve dengeli zorluk seviyesiyle dinamik bir yarış deneyimi 18K Cleopatra Short Trail: Kısa mesafede yüksek tempo ve teknik geçişler 5K Alanya Castle Run: 2026 yılında ilk kez düzenlenen, tarihi dokunun içinde kısa ve etkileyici bir parkur Türkiye’nin Yükselen Spor Turizmi Organizasyonu: Alanya Ultra Trail Alanya Ultra Trail, her yıl artan uluslararası katılımı ve yükselen organizasyon kalitesiyle Türkiye’nin önemli spor turizmi etkinlikleri arasında konumunu güçlendirmeye devam ediyor. Farklı ülkelerden sporcuları bir araya getiren yapısıyla organizasyon, yalnızca bir yarış olmanın ötesine geçerek Alanya’nın doğal, tarihi ve kültürel zenginliklerini dünya sahnesine taşıyan önemli bir platform haline geliyor. Uluslararası standartlarda gerçekleştirilen parkurları, güçlü organizasyon yapısı ve deneyim odaklı yaklaşımıyla Alanya Ultra Trail; spor turizmine katkı sağlayan, destinasyon tanıtımını destekleyen ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini görünür kılan prestijli organizasyonlar arasında yer alıyor.

Mondi, Özel Tasarlanmış Oluklu Mukavva Ambalajların Gıda İsrafını Nasıl Azaltabileceğini Ortaya Koyuyor Haber

Mondi, Özel Tasarlanmış Oluklu Mukavva Ambalajların Gıda İsrafını Nasıl Azaltabileceğini Ortaya Koyuyor

Sürdürülebilir ambalaj ve kağıt alanında dünya lideri olan Mondi, amaca uygun ambalaj çözümlerinin gıda israfını azaltma ve tedarik zinciri verimliliğini artırma potansiyelini ortaya koyan yeni bir rapor yayımladı. "Gıda Tedarik Zincirinde Ambalajı Rekabet Avantajına Dönüştürmek" başlıklı rapor, günümüzün karmaşık tedarik zincirlerinde artan baskıların ve ambalaj performansına ilişkin sorunların; ürün kaybına, operasyonel aksaklıklara ve marka itibarının zarar görmesine yol açabileceğini ortaya koyuyor. Gıda üreticileri ve perakendeciler, ürün kalitesini korumak, marj baskılarıyla başa çıkmak ve tüketici beklentilerini karşılamak için sürekli dikkat ve dayanıklılık gerektiren, giderek karmaşıklaşan tedarik zinciri koşullarında faaliyet gösteriyor. Araştırmalar, tüketicilerin %70’inin gözle görülür şekilde hasar görmüş ürünleri satın almadığını gösteriyor; bu da üretici ve perakendeciler üzerindeki raflarda kusursuz bir sunum sağlama baskısını artırıyor. Bu teknik rapor, gıda üreticileri, perakendeciler ve lojistik ortaklarına, oluklu mukavva ambalajın israfı azaltan ve operasyonel verimliliği artıran stratejik bir araç olduğunu ortaya koyuyor. Küresel gıda üretiminin üçte birinin her yıl israf edildiği göz önüne alındığında, küçük iyileştirmeler bile gıda işletmelerinin daralan marjlar, artan beklentiler ve süregelen operasyonel baskılarla başa çıkmasına yardımcı olabilir. Rapor, iyi tasarlanmış oluklu mukavva çözümlerinin dayanıklılığı nasıl artırdığını, istifleme basıncına nasıl karşı koyduğunu, paketleme süreçlerini nasıl hızlandırdığını ve uzun ile karmaşık dağıtım rotaları boyunca ürün bütünlüğünü nasıl koruduğunu ortaya koyuyor. Mondi Oluklu Mukavva Çözümleri COO'su Paulus Goëss şöyle diyor: “Ambalaj, gıda israfının önlenmesinde kritik bir rol oynar. Stratejik olarak tasarlandığında; ürün değerinin korunmasına, operasyonların güvenilirliğinin artırılmasına ve zorlu tedarik zinciri koşullarında sıklıkla ortaya çıkan gizli maliyetlerin azaltılmasına katkı sağlar.” Bulgular, gıda işletmelerine tedarik zinciri dayanıklılığını güçlendirme, kategoriye özgü zorlukları yönetme ve atık kaynaklı kayıpları azaltma konusunda pratik bir yol haritası sunuyor. Raporda özetlenen yaklaşımlar; taze ürünler, atıştırmalıklar ve şekerlemelerden soğutulmuş ürünlere kadar geniş bir yelpazede uygulanabiliyor ve şirketlerin büyük ölçekte tutarlı ürün kalitesi sunmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın Liderler Krizlere Karşı Daha Dayanıklı Haber

Kadın Liderler Krizlere Karşı Daha Dayanıklı

Araştırmalara göre kriz dönemlerinde kadın liderlerin yetkinlikleri erkek liderlerin önüne geçiyor; şirketlerin ve tedarik zincirlerinin en güçlü sigortası kadın liderler haline geliyor. Fakat iş dünyasında kadınların yükselişi her ne kadar bir kazanım olarak görülse de veriler, özellikle üst yönetim yolundaki engellerin tedarik zinciri ve satın alma gibi kritik departmanlarda stratejik bir zafiyete dönüştüğünü gösteriyor. Yani küresel ölçekte kadınların liderlikteki payı artış gösterse de ivme yavaşlıyor. McKinsey “Women in the Workplace 2025” verilerine göre; kadınların giriş seviyesinden yöneticiliğe terfi etme oranlarındaki eşitsizlik (Broken Rung), yönetim kademelerindeki yetenek havuzunu kilitliyor. TÜSAYDER tarihinde bir ilk olan eş başkanlık sisteminin mimarlarından TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz Grant Thornton International tarafından bu yıl 22. kez gerçekleştirilen İş Dünyasında Kadınlar Araştırması’na göre, küresel ölçekte kadınların üst yönetimdeki oranının 1,1 puan gerileyerek %32,9 olduğunu, mevcut eğilimin, orta ölçekli şirketlerde tam cinsiyet eşitliğine ancak 2051’de ulaşılabileceğine işaret ettiğini söylüyor. Yılmaz, araştırmaya göre, üst yönetimdeki kadın oranı sıralamasında Türkiye, %41,8’lik bir oran ile 35 ülke arasında 6. sırada yer aldığını belirtti. Araştırmaya göre Türkiye, %32,9 olan küresel ortalamanın 8,9 puan; %34,9 olan Avrupa Birliği ortalamasının 6,9 puan üzerinde konumlanıyor. “Şirketlerin önündeki en büyük engel yönetimdeki çeşitlilik eksikliği” Satın alma gibi müzakere, etik, risk yönetimi ve paydaş yönetimi kaslarının ön planda olduğu "çok disiplinli" alanlarda kadın liderlerin, şirketlerin kriz anındaki rekabet gücünü doğrudan artırdığını ifade eden Yılmaz uluslararası araştırmaların, kadın liderlerin kriz anlarındaki reflekslerinin şirket performansını doğrudan etkilediğini gösterdiğini söylüyor. Harvard Business Review (HBR) tarafından yapılan ve 2020 kriz dönemini kapsayan bir araştırma, kadınların “inisiyatif alma”, “öğrenme çevikliği” ve “başkalarını motive etme” gibi kriz yönetimi için kritik 19 liderlik yetkinliğinin 13’ünde erkek meslektaşlarından daha yüksek puan aldığını ortaya koyuyor. Dr. Yılmaz kadınların kriz anlarında daha dayanıklı olduklarını belirterek İzlanda Modeli’ni hatırlatıyor: “Bugün şirketlerin önündeki en büyük engel sadece dış ekonomik faktörler değil, yönetimdeki çeşitlilik eksikliğidir. 'Kırık Basamak' dediğimiz o terfi engelleri, aslında şirketlerin dayanıklılık reflekslerini zayıflatıyor. Oysaki krizin en yoğun olduğu dönemde, İzlanda'daki tüm büyük bankalar batarken, hayatta kalan ve kâr etmeye devam eden tek finans kuruluşu kadınlar tarafından kurulan ve yönetilen Audur Capital olmuştu. Kurucular Halla Tómasdóttir ve Kristin Petursdóttir, krizi "erkek egemen risk alma iştahı ve sürü psikolojisi"nin bir sonucu olarak tanımlayıp "Duygusal sermaye", "risk farkındalığı" ve "uzun vadeli kâr" gibi kavramları merkeze koydular. Bu yaklaşım, Harvard Business Review ve TED gibi platformlarda vaka analizi olarak işlendi ve küresel ekonomide hala en başarılı “krizden çıkış” vaka analizlerinden biri olarak kabul ediliyor. Satın alma tarafına baktığımızda da kadın temsilinin artması, şirketlerin kriz dönemlerinde daha yüksek 'yetenek bağlılığı' ve 'inovasyon' kapasitesine ulaşmasını sağlıyor. Bu bir sosyal hedef değil, 2026’nın sert piyasa koşullarında bir hayatta kalma stratejisidir.” “Kadın Liderliği Bir Tercih Değil, Stratejik Bir Zorunluluktur” Dr. Sevgi Yılmaz, satın almanın yeni döneminde kadınların rolünü şu sözlerle vurguluyor: “Tedarik zinciri artık sadece bir matematik hesabı değil; aynı zamanda yüksek empati, kriz anında hızlı manevra kabiliyeti ve etik duruş gerektiren bir ekosistem. Küresel krizler gösterdi ki; kadın liderler belirsizlik altında daha ihtiyatlı ancak daha kararlı adımlar atıyor. Şirketlerin ‘cam tavanları’ kırması artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil, 2026’nın çalkantılı ekonomisinde hayatta kalmak için stratejik bir zorunluluktur. Biz TÜSAYDER olarak, satın almanın mutfağındaki kadınların, tedarik zincirinin yeni ‘Demir Leydi’leri olarak sektörü dönüştüreceğine inanıyoruz.” STZ26, 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul’da Satınalmanın dönüşümü ve kadın liderlerin kriz yönetme formüllerinin konuşulacağı, zirvenin ikinci oturumu olan “Ezber Bozan Yeni Çağın Kadın Liderleri” panelinde; Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde, iş dünyasının önemli isimleri Emine Erdem (SEDEFED YK Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER YK Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB) ve Damla Alişan (Alişan Lojistik CEO) bir araya gelecek. Oturumda, lojistikten üretime, perakendeden teknolojiye kadar geniş bir yelpazede kadın refleksinin tedarik zincirini nasıl daha “dayanıklı” kıldığı somut örneklerle tartışılacak. Tedarik zinciri ve satın alma alanında çalışan profesyoneller için yenilikleri takip etme, sektör liderleriyle ağ kurma ve geleceğin iş modellerini keşfetme fırsatı sunan "Satınalmanın Yeni Çağı" temalı bu zirve, değişime öncülük etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak. Ücretsiz kayıtlar https://tusayder.org adresinden yapılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Legrand Türkiye Grubu, Yerli Ürünleriyle Elektrik Güvenliğini ve Enerji Verimliliğini Artırıyor Haber

Legrand Türkiye Grubu, Yerli Ürünleriyle Elektrik Güvenliğini ve Enerji Verimliliğini Artırıyor

Legrand Türkiye Grubu, bu dönüşüm ihtiyacını yerli üretim altyapısıyla buluşturarak XS4, XG6, XD10 ve XC10 serisi modüler ürünleriyle elektrik tesisatlarını hem daha güvenli hem de çevreye daha duyarlı bir zemine taşımayı amaçlıyor. Legrand Türkiye Grubu’nun Gebze'deki ileri teknoloji tesisinde tam otomasyon süreçleriyle hayat bulan yeni nesil modüler ürünler, konutlardan ticari yapılara, endüstriyel tesislerden karma kullanım alanlarına kadar geniş bir yelpazede elektrik altyapılarını aşırı yük, kısa devre ve kaçak akım gibi başlıca tehlikelere karşı eksiksiz biçimde koruyor. XS4, XG6 ve XD10 serisi otomatik sigortalar ile XC10 serisi kaçak akım koruma anahtarları, üstün dayanıklılık özellikleri ve sezgisel tasarımlarıyla elektriksel riskleri köklü biçimde azaltırken, tesisat güvenliğini uzun vadede güvence altına alıyor. IP2X koruma sınıfına sahip bu ürünler, montaj ve bakım süreçlerinde kullanıcıları olası tehlikelere karşı korurken yangın ve elektrik çarpmalarının önlenmesine de doğrudan katkı sağlıyor. Legrand Türkiye Grubu tarafından mühendislik odaklı tasarım anlayışıyla geliştirilen bu çözümler, enerji tüketimini optimize ederek hem çevresel ayak izini küçültüyor hem de işletme maliyetlerini aşağı çekiyor. Geniş aksesuar uyumluluğu ve esnek montaj alternatifleri sayesinde Türkiye'nin farklı iklim koşullarına ve yapı tiplerine kolaylıkla adapte edilebilen ürünler, sektör profesyonellerine güvenilir ve ölçeklenebilir bir çözüm platformu sunuyor. Dayanıklılık ve Verimlilik Tek Üründe Legrand Türkiye Grubu'nun yeni nesil modüler ürün ailesi, IP2X güvenlik sınıflandırmasıyla montaj ve günlük kullanım süreçlerinin her aşamasında kullanıcıyı koruyan bir kalkan işlevi görüyor. Elektrik tesisatlarında oluşabilecek riskleri kaynağında bertaraf etmek amacıyla tasarlanan bu ürünler, uzun servis ömürleri ve yüksek mekanik dayanımlarıyla sektörde öne çıkıyor. Legrand Türkiye Grubu, üretimde kullandığı malzemeleri ve benimsediği süreçleri çevresel sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği kriterleri doğrultusunda seçerek sorumlu üretim anlayışını pratiğe yansıtıyor. Teknik Zorunluluktan Kentsel Dönüşüm Aracına Legrand Türkiye Grubu, elektrik güvenliğini salt teknik bir zorunluluk olarak değil, şehirlerin daha yaşanabilir ve dirençli bir geleceğe taşınmasında kritik bir araç olarak konumlandırıyor. Yerli üretim kapasitesiyle sektörde kalıcı bir iz bırakmayı hedefleyen Legrand Türkiye Grubu, XS4, XG6, XD10 ve XC10 serisi ürünlerin sunduğu kapsamlı aksesuar seçenekleri, uyarlanabilir montaj çözümleri ve kullanıcı merkezli tasarımlar aracılığıyla güvenli elektrifikasyonu ve kolay kurulumu herkes için ulaşılabilir kılıyor. Bugünün Standartları, Yarının Vizyonu Bu yeni nesil elektrik güvenliği çözümleri, anlık ihtiyaçlara yanıt vermenin ötesine geçerek sürdürülebilir kentsel dönüşümün temel taşlarından biri olmayı hedefliyor. Legrand Türkiye Grubu, inovasyonu çevresel sorumlulukla harmanlayan ürün geliştirme vizyonuyla enerji altyapılarında verimliliği, güvenliği ve sürdürülebilirliği eş zamanlı olarak sağlayan çözümler üretmeye kararlılıkla devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.