Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dayanıklılık

Kapsül Haber Ajansı - Dayanıklılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dayanıklılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Klima Alırken Garanti Süresi Fiyat Kadar Önemli Haber

Klima Alırken Garanti Süresi Fiyat Kadar Önemli

Yaz sıcakları yaklaşırken klima satın alma sürecinde enerji verimliliği, performans, garanti süresi, fiyat ve ödeme koşulları birlikte değerlendiriliyor. B2B pazar araştırma platformu myCLEARopinion Insights Hub’ın araştırması, kullanıcıların karar sürecinde ürün fiyatının yanı sıra uzun vadeli kullanım güvenini de dikkate aldığını gösteriyor. Araştırmada yetkili satış ve servis ağına duyulan güven yüzde 92 ile en güçlü karar başlığı olarak öne çıkarken, garanti güvencesi ve fiyat kriterlerinin birbirine çok yakın oranlarda değerlendirilmesi dikkat çekiyor. Bu tablo, klima gibi yoğun kullanım dönemlerinde performansını koruması beklenen ürünlerde satın alma kararının fiyat, servis erişimi, garanti kapsamı ve uzun ömürlü kullanım beklentisiyle birlikte şekillendiğini ortaya koyuyor. Garanti Güvencesi Klima Alımında Fiyatla Eşdeğer Şekilde Değerlendiriliyor Garanti süresi, klima alımında kullanıcıların satın alma sonrasına dair güven beklentisini doğrudan etkileyen başlıklar arasında yer alıyor. Uzun yıllar kullanılması beklenen iklimlendirme ürünlerinde garanti kapsamı, olası servis ve bakım ihtiyaçlarına karşı güvence sunarken, markanın ürün kalitesine ve satış sonrası desteğine ilişkin algıyı da güçlendiriyor. Araştırmada garanti kriterinin fiyatla neredeyse aynı seviyede değerlendirilmesi, kullanıcıların klima seçiminde ilk maliyet kadar uzun vadeli güvenceyi de önemsediğini gösteriyor. Mitsubishi Heavy Industries Split Klimalarda 8 Yıl Garantiye Ek 12 Taksit ve 2.500 MaxiPuan Fırsatı Tüm bu bulguların ışığında, Form MHI Klima Sistemleri, yaz aylarında artan klima ihtiyacına yönelik hazırladığı kampanya kapsamında Mitsubishi Heavy duvar tipi split klimalarda 8 yıl garanti avantajı sunmaya devam ediyor. Kampanyaya ek olarak Maximum Kart kullanıcıları, vade farksız 12 taksit ve 2.500 MaxiPuan avantajından yararlanabiliyor. Kampanyadan yararlanmak için kullanıcıların alışverişten önce veya sonra İşCep ya da Maximum Mobil üzerinden ilgili kampanyadaki “KATIL” butonuna tıklaması gerekiyor. Kampanya, anlaşmalı Form Mitsubishi Heavy Klima bayilerinden yapılan alımlarda geçerli oluyor. Detaylı bilgiye www.form-mhiklima.com/tr ve www.maximum.com.tr adresleri üzerinden ulaşılabiliyor. Japon mühendisliğiyle geliştirilen Mitsubishi Heavy klimalar; dayanıklılık, verimlilik, sessizlik ve konfor beklentilerini bir arada karşılıyor. Ev, ofis ve küçük ticari alanlarda verimli iklimlendirme çözümü arayan kullanıcılar için sunulan kampanya, ZSP Trend serisi dışında kalan duvar tipi split klimalarda geçerli oluyor. 8 yıl garanti avantajı, Form MHI Klima Sistemleri’nin yaygın satış ve servis ağıyla destekleniyor. Kullanıcılar, konumlarına en uygun yetkili satış ve servis noktalarına www.form-mhiklima.com/tr adresi üzerinden ulaşabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tatil Dönemi Öncesi Bavul Seçiminde Kritik Uyarı Haber

Tatil Dönemi Öncesi Bavul Seçiminde Kritik Uyarı

Uzmanlara göre tatil hazırlıklarının en önemli parçalarından biri olan bavul seçimi, yolculuğun konforunu doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Yanlış tercih edilen ürünler taşıma zorluğundan eşya güvenliğine kadar birçok sorunu beraberinde getirebilirken, kullanım amacına uygun valiz seçimi seyahat deneyiminin kalitesini belirliyor. Bayram tatili öncesi artan seyahat hareketliliği, seyahat ekipmanları sektöründe de dikkat çekici bir talep artışı oluşturdu. Kısa kaçamaklardan uzun tatil rotalarına kadar farklı seyahat planları yapılırken, kullanıcıların bavul tercihleri de yeniden şekilleniyor. Kullanıcılar artık bavul seçiminde yalnızca tasarım ve fiyat odaklı hareket etmiyor, dayanıklılık, hafiflik, güvenli taşıma ve uzun ömürlü kullanım gibi kriterler satın alma kararlarının merkezine yerleşiyor. Özellikle tatil dönemlerinde artan kullanım yoğunluğu, ürün performansını daha görünür hale getiriyor. Valiz Tercihlerinde Teknik Özellikler Ön Plana Çıkıyor Seyahat ekipmanları sektöründe kullanıcı beklentilerinin değişmesi, ürün geliştirme süreçlerini de doğrudan etkiliyor. Özellikle uçak yolculuklarında bavulların sert darbelere maruz kalması, uzun araç seyahatlerinde yoğun yük taşınması ve sık kullanım gibi etkenler ürün dayanıklılığını daha önemli hale getiriyor. Bu nedenle son dönemde yalnızca tasarım odaklı değil, teknik özellikleriyle öne çıkan ürünler daha fazla ilgi görüyor. Dayanıklılık ve kullanıcı deneyimi odaklı ürün yaklaşımıyla öne çıkan Cotpoly Home, değişen seyahat alışkanlıkları ve kullanıcı beklentilerine yönelik geliştirdiği alternatiflerle dikkat çekiyor. Markanın ürün gamında yer alan valizler; sert kabuklu gövde yapısı, 360 derece dönebilen çift tekerlek sistemi, ergonomik çekçek mekanizması ve şifreli kilit özellikleriyle öne çıkarken, iç hacmi daha verimli kullanmaya olanak sağlayan bölmeli tasarımlar da kullanıcı deneyimini destekleyen detaylar arasında yer alıyor. PP Teknolojisi Kırılmaya Karşı Dayanıklılığıyla Dikkat Çekiyor Valizlerde kullanılan malzeme türü de satın alma kararlarını doğrudan etkileyen kriterler arasında yer alıyor. Sektörde yaygın kullanılan ABS ve polipropilen (PP) malzemeler farklı kullanıcı ihtiyaçlarına hitap ediyor. Özellikle PP gövdeli ürünler; esnek yapıları ve yüksek darbe dayanımlarıyla öne çıkıyor. Darbe sonrasında formunu koruyabilen ve yoğun kullanım koşullarına karşı direnç gösterebilen PP teknolojisi, sık seyahat eden kullanıcıların öncelikleri arasında yer alıyor. Cotpoly Home’un premium segment ürünlerinde kullanılan PP malzeme, kırılma riskini azaltan yapısıyla dikkat çekerken; giriş ve orta segmentte konumlanan ABS serileri ise kullanıcılar için daha ulaşılabilir alternatifler sunuyor. Sektör temsilcilerine göre piyasadaki birçok üründe yaşanan deformasyon ve kırılma sorunlarının önemli nedenlerinden biri düşük hammadde kullanımı olurken, ürün kalitesinde malzeme standardı belirleyici rol oynuyor. Kabin Boydan Büyük Boya Farklı İhtiyaçlara Uygun Alternatifler Sunuluyor Bayram dönemlerinde seyahat sürelerinin değişmesi, valiz tercihlerini de etkiliyor. Kısa süreli seyahatlerde kabin boy ürünler öne çıkarken, aile tatilleri ve uzun konaklamalarda daha büyük hacimli alternatiflere ilgi artıyor. Cotpoly Home ürünleri kabin, orta ve büyük boy olmak üzere 55, 65 ve 75 santimetrelik standart ölçülerde sunulurken, 110 litreye kadar ulaşan kapasite seçenekleri farklı kullanım senaryolarına yanıt veriyor. Markanın ürün gamında valizlerin yanı sıra laptop çantası, omuz çantası ve takım elbise çantası gibi farklı kategoriler de yer alıyor. Premium segmentte Artemis ve Copella modelleri öne çıkarken, Petra ve Babil serileri orta ve giriş segment kullanıcılarına hitap ediyor. Laptop bölmeli Vega modeli ise iş seyahatleri yapan kullanıcılar için geliştirilen ürünler arasında bulunuyor. Dijital Platformlarda Kullanıcılarla Buluşuyor Tüketici alışkanlıklarının dijitalleşmesiyle birlikte kullanıcılar ürünleri artık farklı platformlarda inceleyerek satın alma kararı veriyor. Cotpoly Home ürünleri Amazon, Trendyol, Hepsiburada, N11, Teknosa ve Pazarama başta olmak üzere çeşitli dijital satış platformlarında kullanıcılarla buluşuyor. Kurban Bayramı tatili öncesinde artan seyahat hareketliliğiyle birlikte seyahat ekipmanları kategorisine yönelik talebin önümüzdeki dönemde daha da artması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Škoda Motor Sporlarındaki 125. Yılını Kutluyor Haber

Škoda Motor Sporlarındaki 125. Yılını Kutluyor

Motor sporlarını markanın gelişiminde her zaman önemli bir alan olarak gören Škoda, 125 yıllık süreçte yalnızca sportif başarılar elde etmekle kalmadı, aynı zamanda üretim modellerine ilham veren dayanıklılık, performans ve teknoloji deneyimi de kazandı. Škoda’nın motor sporları tarihindeki ilk önemli adımlarından biri, 1901 yılında Narcis Podsedníček’in Paris-Berlin yarışına Laurin & Klement Slavia B motosikletiyle katılması oldu. 1906’da Václav Klement’in Vienna-Graz-Vienna yarışında elde ettiği derece, markanın dört tekerlekli yarışlardaki ilk başarılarından biri olarak kayıtlara geçti. Škoda’nın ilk önemli yarış araçlarından biri: Laurin & Klement FC Laurin & Klement FC, Škoda motor sporları tarihinin ilk önemli yarış otomobillerinden biri olarak öne çıkıyor. 1908 yılında geliştirilen model, markanın motor sporlarındaki erken dönem başarılarında büyük rol oynadı. Laurin & Klement’in motosiklet yarışlarındaki başarılarının ardından geliştirilen FC serisi, Avrupa’nın en zorlu dayanıklılık ve tırmanma yarışlarında elde ettiği zaferlerle Mladá Boleslav merkezli markanın adını duyurdu. Baş mühendis ve yarış pilotu Otto Hieronimus’un geliştirdiği araçlar, dönemi için dikkat çekici performans değerlerine ulaştı. Hieronimus, 1908’de Brooklands pistinde 118.72 km/s hıza ulaşarak dünya hız rekoru kırarken, Laurin & Klement FC modelleri Semmering, Zbraslav-Jíloviště ve Prinz-Heinrich-Fahrt gibi önemli yarışlarda sınıf zaferleri elde etti. Bu başarılar, Laurin & Klement’in motor sporlarını markanın gelişiminde stratejik bir alan olarak görmesinin temelini oluşturdu. Marka, 1936 Monte-Carlo Rallisi’nde Škoda Popular ile sınıf ikinciliği elde ederek dayanıklılık ve güvenilirliğini uluslararası arenada kanıtladı. 1960’lı yıllarda Octavia Touring Sport ile Monte-Carlo’da sınıf zaferleri gelirken, 1970’lerde efsanevi Škoda 130 RS dönemi başladı. 130 RS, 1977 Monte-Carlo’daki çifte sınıf zaferi ve 1981 Avrupa Binek Otomobiller Şampiyonası başarısıyla Škoda motor sporları tarihinin simge modellerinden biri haline geldi. 1990’lı yıllarda Favorit ile başarılarını sürdüren Škoda, 1994’te tek akstan çekişe sahip 2.0 litre altı otomobiller kategorisinde FIA Dünya Ralli Şampiyonası genel zaferine ulaştı. 2000’li yıllarda Octavia WRC ve ardından Fabia ile yeni bir dönem başladı. Fabia S2000, Rally2 ve Rally2 evo jenerasyonlarıyla Škoda, müşteri takımları için de dünya çapında güçlü bir ralli markası haline geldi. Rally2 dünyasının yıldızı Fabia, FIA Rally2 kategorisinin en başarılı yarış otomobillerinden biri olarak öne çıktı. 2015’te WRC2 üreticiler şampiyonluğunu kazanan Škoda, bu başarısını sonraki üç sezonda da tekrarladı. Esapekka Lappi, Pontus Tidemand, Jan Kopecky, Pierre-Louis Loubet, Andreas Mikkelsen ve Emil Lindholm gibi pilotlarla önemli şampiyonluklar elde edildi. 2023’te Andreas Mikkelsen, yeni Fabia RS Rally2 ile ikinci WRC2 dünya şampiyonluğunu kazanarak markanın başarı hikayesini sürdürdü. Škoda’dan 125. Yıla Özel Fabia Motorsport Edition Škoda Motorsport’un 125 yıllık mirası, markanın seri üretim modellerine de ilham vermeye devam ediyor. Monte Carlo versiyonları, RS performans modelleri ve sınırlı üretimler, bu yarışçı ruhu günlük kullanıma taşıyor. RS adının “rally-sport” ifadesinden gelmesi de markanın motor sporlarıyla kurduğu güçlü bağı ortaya koyuyor. Škoda, motor sporlarındaki 125’inci yılını ise, başarılarının yanı sıra özel bir modelle de kutluyor. Marka, Fabia Motorsport Edition adını verdiği sınırlı üretim modeliyle ralli mirasını yollara taşıyor. Sadece 125 adet üretilecek özel seri, Fabia 130 versiyonu temel alınarak geliştirildi ve 130 kW güç üreten 1.5 TSI motoruyla şimdiye kadar üretilen en güçlü seri üretim Fabia modeli olarak öne çıkıyor. Fabia RS Rally2’den ilham alan tasarım detayları, beyaz gövde rengi, siyah tavan, özel yarış grafiklerinin yanı sıra her otomobilde yer alan numaralandırılmış plaket ve sahiplerine sunulan özel koleksiyon kutusu, modeli daha da ayrıcalıklı hale getiriyor. İç mekanda karbon görünümlü detaylar, sportif koltuklar ve Škoda Motorsport 125 logoları dikkat çekerken, özel seriye sahip olan müşterilere ayrıca Fabia RS Rally2’nin güvenlik kafesinden alınmış özel bir parça da hediye ediliyor. Elektrikli Yarış Geleceğine Bakış: Yeni Enyaq RS Race Škoda Motorsport, tamamen elektrikli yeni Enyaq RS Race konseptiyle motor sporları deneyimini sürdürülebilir teknolojilerle de bir araya getiriyor. Yeni Enyaq Coupé RS temel alınarak geliştirilen konsept model, daha alçak ve geniş gövde yapısının yanı sıra 300 kilogramdan fazla hafifletilmiş gövdesiyle de dikkat çekiyor. Karbon fiber yerine kullanılan sürdürülebilir biyokompozit ve keten fiber malzemeler hem ağırlığı azaltıyor hem de gelecekte seri üretim modellerde kullanılabilecek yenilikçi çözümlere ışık tutuyor. Fabia RS Rally2’den ilham alan yarış DNA’sını taşıyan Enyaq RS Race, genişletilmiş şasi yapısı, özel süspansiyon sistemi, yarış tipi el freni, diferansiyel yapısı ve roll-cage donanımıyla pist odaklı bir karakter sunarken, Škoda’nın elektrikli performans ve sürdürülebilirlik vizyonunun da önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Škoda Motorsport, 125’inci yılında geçmiş başarılarını kutlarken geleceğe de aynı tutkuyla bakıyor. Marka, motor sporlarında elde ettiği deneyim, taraftarlarının desteği ve Fabia RS Rally2’nin başarılarıyla yeni zaferler için yoluna devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlikte Yeni Güç Bankalar ve  Sigortacılar Haber

Sürdürülebilirlikte Yeni Güç Bankalar ve  Sigortacılar

Araştırmaya göre sürdürülebilir inşaat artık yalnızca çevresel bir tercih değil; ekonomik değer, dayanıklılık ve risk yönetiminin merkezinde yer alıyor. Türkiye’de paydaşların yüzde 70’i sürdürülebilir inşaatı öncelik olarak görürken, sektör dönüşümünde en kritik rolün finans kuruluşları tarafından üstlenileceği vurgulanıyor Giderek daha sık yaşanan aşırı hava olayları karşısında sürdürülebilir inşaat, yalnızca çevresel performansın ötesine geçerek; risk yönetimi, bölgesel dayanıklılık ile ekonomik ve varlık değerinin korunması açısından merkezi bir konu haline geliyor. Türkiye sonuçları da bu dönüşümün giderek daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Türkiye’de sürdürülebilir inşaat kavramını tam olarak bildiğini söyleyen paydaşların oranı yüzde 45’e ulaşırken, vatandaşlarda bu oran yüzde 26 seviyesinde bulunuyor. Ayrıca sürdürülebilir inşaatın öncelikli bir konu olduğunu düşünenlerin oranı paydaşlarda yüzde 70, vatandaşlarda ise yüzde 75 olarak ölçülüyor. Bununla birlikte, Saint-Gobain Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi tarafından yayımlanan 2026 Sürdürülebilir İnşaat Barometresi, sektörde önemli bir eksiğe işaret ediyor: Finansal aktörler, yapılı çevrede uyum ve dayanıklılığın önemini kabul etse de; bu alanların yatırım, finansman ve sigorta kararlarına entegrasyonu hâlâ sınırlı kalıyor. Bunun temel nedeni ise faydalarının yeterince somut ve ölçülebilir şekilde ortaya konulamaması. Türkiye’de de sürdürülebilir inşaatın yarattığı ekonomik değer konusunda önemli ancak gelişime açık bir algı bulunuyor. Araştırmaya göre paydaşların yüzde 44’ü sürdürülebilir inşaatın geleneksel inşaata kıyasla daha fazla değer yarattığını düşünüyor. Küresel ortalamaya oldukça yakın seyreden bu oran, sektörün dönüşüm potansiyeline yönelik güçlü bir beklentiye işaret ediyor. Dayanıklılık bankalar ve sigortacılar için görünmeyen kriter Sürdürülebilir İnşaat Barometresi, 2023 yılında başlatılmasından bu yana ilk kez; ticari bankalar, kalkınma bankaları ve sigorta şirketlerini kapsayan, uyum ve dayanıklılık konularına odaklanan niteliksel bir uluslararası araştırmayı da içeriyor. Bu yeni araştırma bileşeni, her yıl gerçekleştirilen uluslararası niceliksel araştırmayı tamamlıyor. Araştırma, 30 ülkede 4.800 sektör paydaşı ve 30.000 vatandaşla gerçekleştirildi. Sonuçlar; iklim uyumu ve dayanıklılık konularının hem finansal kuruluşlar hem de sektör paydaşları nezdinde giderek daha fazla önem kazandığını gösteriyor. Paydaşlar arasında bu alanlara yapılan vurgu oranı yüzde 26’ya yükselirken, bu oran 2025’e kıyasla 5 puanlık bir artış anlamına geliyor. Türkiye’de ise sürdürülebilir inşaatın en önemli tanımları arasında “ekolojik malzemeler kullanılarak yapılan inşaat” öne çıkıyor. Bu tanımı tercih edenlerin oranı paydaşlarda yüzde 47, vatandaşlarda ise yüzde 41 seviyesinde bulunuyor. Vatandaşlar ayrıca doğal afetlere ve iklim risklerine dayanıklı yapıların önemine dikkat çekiyor. Bu yaklaşım; binaların ve altyapıların iklim kaynaklı risklere karşı dayanıklılığını artırmayı, olası kriz ve afetlerin etkilerini karşılayabilmesini ve zaman içinde değerini koruyabilmesini ifade ediyor. Ancak tüm bu kazanımlara rağmen, dayanıklılık kavramı hâlâ ekonomik modellerde temel bir kriter haline gelmekte zorlanıyor ve kredi ya da sermaye tahsisi kararlarına operasyonel olarak yeterince entegre edilemiyor. En büyük engel: Yatırım getirisinin yeterince gösterilememesi Barometre kapsamında görüşülen tüm paydaşlar aynı noktaya dikkat çekiyor: Uyum ve dayanıklılık yatırımlarının geri dönüşünün net biçimde ortaya konulması gerekiyor.CO₂ emisyonlarının azaltılması, yaygın şekilde standardize edilmiş göstergelerle ölçülebilirken; dayanıklılık yatırımları daha uzun vadeli, olasılıksal ve dolaylı faydalara dayanıyor. Bunlar arasında gelecekte oluşabilecek kayıpların azaltılması, iş sürekliliğinin korunması ve varlık değerinin sürdürülebilmesi yer alıyor.Bu nedenle kısa vadede yüksek ve görünür maliyetler oluşurken, uzun vadeli faydalar finans ve sigorta modellerine hâlâ yeterince entegre edilemiyor.Türkiye’de sürdürülebilir inşaatın yaygınlaşması için öne çıkan öncelikler de bu tabloyu destekliyor. Paydaşların yüzde 35’i tüm paydaşlar arasında farkındalığın artırılması ve iş birliğinin güçlendirilmesini öncelikli adım olarak görürken, yüzde 33’ü enerji renovasyonlarını artıracak düzenlemelerin önemine dikkat çekiyor. Vatandaşlar ise sürdürülebilir malzeme ve çözümlerin daha rekabetçi hale getirilmesini öncelikli görüyor. Dayanıklılığı ekonomik bir değere dönüştürmek Sürdürülebilir inşaatın yaygınlaşması ve sektörde dönüşümün hızlanması için dayanıklılığın artık yalnızca çevresel bir unsur değil; ekonomik performansı güçlendiren, rekabetçiliği artıran ve riskleri azaltan stratejik bir değer olarak konumlandırılması gerekiyor. Barometre sonuçları da bu dönüşümün giderek daha fazla kabul gördüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan paydaşların yüzde 47’si sürdürülebilir inşaatın geleneksel inşaata kıyasla daha fazla değer yarattığını düşünüyor. Ancak özellikle Avrupa ve Asya-Pasifik bölgelerinde bu algının hâlâ yeterince güçlü olmadığı görülüyor.Türkiye sonuçları ise sektör dönüşümünde güven duyulan aktörleri net biçimde ortaya koyuyor. Araştırmaya göre paydaşların yüzde 48’i sürdürülebilir inşaatın gelişiminde en önemli rolü mimar ve mühendislerin üstlendiğini belirtirken, yerel yönetim temsilcileri yüzde 38 ile ikinci sırada yer alıyor. Bu sonuçlar, teknik uzmanlık ile kamu otoritelerinin dönüşüm sürecindeki belirleyici etkisini ortaya koyuyor.Araştırma ayrıca sürdürülebilir inşaat konusunda daha çekimser yaklaşan kesimlerin desteğini artırmak için üç temel unsurun öne çıktığını gösteriyor. Buna göre sürdürülebilir çözümlerin somut faydalarının daha görünür hale getirilmesi, kullanıcılar açısından gerçek performansın güvence altına alınması ve uygulamaların ekonomik açıdan rekabetçi olduğunun objektif verilerle ortaya konulması kritik önem taşıyor. Finans kuruluşları ölçeklenmede kritik rol üstleniyor Barometreye göre bankalar ve sigorta şirketleri, sürdürülebilir inşaatın yaygınlaşmasında stratejik bir rol üstleniyor. Finans kuruluşlarının uyum ve dayanıklılık kriterlerini karar alma süreçlerine daha sistematik biçimde dahil etmesi, sektörde ortak hedeflerden büyük ölçekli dönüşüme geçiş açısından belirleyici görülüyor. Özellikle finansman mekanizmalarının dönüşümü destekleyecek şekilde yapılandırılması, sektörün hız kazanması açısından kritik önem taşıyor.Bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için daha uygulanabilir standart ve referans çerçevelerinin geliştirilmesi, fiziksel risklerin finansal etkilerinin daha doğru modellenmesi ve sürdürülebilirlik odaklı finansman araçlarının yaygınlaştırılması gerekiyor. Aynı zamanda dayanıklılık kriterlerinin proje ve portföy değerlendirme süreçlerine daha sistematik biçimde entegre edilmesi, sürdürülebilir inşaatın finansal sistem içinde daha güçlü bir karşılık bulmasına katkı sağlayacak önemli adımlar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Klima Seçiminde Tüketicilerin Yüzde 49’u “Uzun Garanti Süresi” Diyor Haber

Klima Seçiminde Tüketicilerin Yüzde 49’u “Uzun Garanti Süresi” Diyor

Teknolojik ev aletleri kategorisinde garanti veya bakım planını önemli bulan tüketicilerin oranı yüzde 76’ya ulaşırken, iklimlendirme ekipmanlarında garantiyi “son derece önemli” görenlerin oranı yüzde 49 olarak öne çıkıyor. Form MHI Klima Sistemleri, Mitsubishi Heavy duvar tipi split klimalarda müşteri beklentilerini 8 yıl garanti süresi ile karşılıyor. Yaz sıcakları yaklaşırken kullanıcılar, satın alma sürecinde ürünün performansı kadar garanti koşullarını ve servis desteğini de değerlendiriyor. Küresel araştırma şirketi YouGov’un 18 ülkeyi kapsayan çalışması, teknolojik ev aletleri kategorisinde garanti veya bakım planının satın alma kararındaki etkisini ortaya koyuyor. İklimlendirme ekipmanlarına yönelik araştırmalarda ise tüketicilerin yüzde 49’u sunulan garantiyi “son derece önemli” bir kriter olarak görüyor. Garanti süresinin sona ermesiyle oluşabilecek servis ve onarım maliyetleri, klima seçiminde satış sonrası desteği daha önemli hale getiriyor. Form MHI Klima Sistemleri, bu kapsamda Mitsubishi Heavy duvar tipi split klimalarda garanti süresini 5 yıldan 8 yıla çıkararak, kullanıcılara satın alma sonrasında daha uzun süreli güvence ve servis desteği sunuyor. “Garanti Süremizi 5 Yıldan 8 Yıla Çıkararak Kullanıcı Güvenini Güçlendiriyoruz” Konu ile ilgili görüşlerini paylaşan Form MHI Klima Sistemleri Genel Müdürü Zafer Sarı, “Klima, yaz aylarında yoğun kullanılan ve uzun yıllar aynı performansla çalışması beklenen ürünlerin başında geliyor. Bu nedenle garanti süresi, kullanıcılar için ürün kalitesine duyulan güvenin ve satış sonrası desteğin önemli en önemli parçası. Mitsubishi Heavy duvar tipi split klimalarda garanti süremizi 5 yıldan 8 yıla çıkararak, kullanıcıların uzun ömürlü, güvenilir ve konforlu iklimlendirme beklentisini güçlendiren bir avantaj sunuyoruz.” dedi. Mitsubishi Heavy Industries Duvar Tipi Split Klimalarda 8 Yıl Garanti Avantajı Form MHI Klima Sistemleri, yaz aylarında artan klima ihtiyacına yönelik hazırladığı kampanya kapsamında Mitsubishi Heavy duvar tipi split klimalarda 8 yıl garanti avantajı sunuyor. 1 Mayıs – 31 Ağustos tarihleri arasında geçerli kampanya, ev, ofis ve küçük ticari alanlarda verimli iklimlendirme çözümü arayan kullanıcılar için 12 aya varan taksit fırsatı da sağlıyor. Japon mühendisliğiyle geliştirilen Mitsubishi Heavy klimalar, dayanıklılık, verimlilik, sessizlik ve konfor beklentilerini bir arada karşılıyor. ZSP Trend serisi dışında kalan tüm duvar tipi split klimalarda geçerli olan 8 yıl garanti avantajı, Form MHI Klima Sistemleri’nin yaygın satış ve servis ağıyla destekleniyor. Kullanıcılar, konumlarına en uygun yetkili satış ve servis noktalarına www.form-mhiklima.com/tr adresi üzerinden ulaşabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyasının Yeni Risk Haritası Masaya Yatırıldı Haber

İş Dünyasının Yeni Risk Haritası Masaya Yatırıldı

Allianz Türkiye ve TÜRKONFED’in ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilen Risk Zirvesi; kamu, özel sektör ve akademi temsilcilerini bir araya getirerek afet riskleri ve ekonomik dayanıklılık konularında önemli bir tartışma platformu sundu. Zirveye Antalya Vali Yardımcısı Tahsin Aksu’nun yanı sıra iş dünyasının önde gelen temsilcileri katıldı. Zirvenin açılış konuşmaları; BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz, Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci ile kamu temsilcileri tarafından gerçekleştirildi. Çoklu ve bağlantılı riskler artık “yeni normal” Zirvenin açılış konuşmasını yapan Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, risk kavramının geçirdiği dönüşüme dikkat çekti: “Bugün risk artık istisnai bir durum değil, iş dünyasının yeni normali. Üstelik yalnızca fiziksel hasarlarla sınırlı kalmıyor; iş sürekliliğini, tedarik zincirlerini ve ekonomik sürdürülebilirliği doğrudan etkileyen çok boyutlu sonuçlar yaratıyor. Biz Allianz Türkiye olarak bu nedenle sigortacılığı yalnızca hasar sonrası devreye giren bir mekanizma olarak değil, risk gerçekleşmeden önce başlayan bir süreç olarak ele alıyoruz. İşletmelerin risklerini önceden görmelerine, hazırlıklı olmalarına ve dayanıklılıklarını artırmalarına destek olmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Antalya gibi turizm ve hizmet sektörünün yoğun olduğu, ekonomik çeşitliliğin yüksek olduğu bir şehirde bu konuyu ele almak ise ayrı bir önem taşıyor. Çünkü dayanıklılık sadece tek tek işletmeler için değil, bulunduğumuz şehirlerin ve ekonominin sürdürülebilirliği için de kritik. Bu zirveyi de bu nedenle çok kıymetli buluyoruz; ortak akılla daha hazırlıklı ve daha dirençli bir gelecek inşa etmek için önemli bir adım olarak görüyoruz.” dedi. Perihan İnci: “Güçlü olmak, risklerden azade olmak anlamına gelmiyor” Risk yönetiminin kriz anlarında başvurulan teknik bir alan olmakla sınırlı kalmayıp işletmelerin finansal dayanıklılığını, rekabet gücünü, üretim kapasitesini ve en önemlisi sürekliliğini doğrudan belirleyen temel bir yönetim meselesi olduğunu belirten TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci, “Güçlü olmak, risklerden azade olmak anlamına gelmiyor. Tam tersine ekonomideki payınız büyüdükçe, risklerin etkisi de büyüyor. Bir yangın, bir afet, bir altyapı kesintisi ya da iklim kaynaklı bir tehdit işletmenin bilançosunun yanı sıra tedarik zincirini, istihdamı, bölgesel geliri ve ülke ekonomisine sağlanan katkıyı da etkileyebiliyor. Bu nedenle yangın riski, afet hazırlığı, sigorta bilinci ve iş sürekliliği başlıkları teknik başlıklar olmanın çok ötesinde, doğrudan kalkınma başlıklarıdır. Afet sonrası toparlanma maliyetlidir; önleyici risk yönetimi ise hem daha akılcı hem daha ekonomiktir.” açıklamasında bulundu. Mustafa Cengiz: “Bir şehir, bir sektör ya da bir şirket kriz anında ne yaptığıyla hatırlanır” Antalya’nın bir turizm destinasyonu olmakla sınırlı kalmadığını; turizm, tarım ve sanayinin entegre olduğu çok katmanlı ve stratejik bir ekonomik ekosistem olarak okunması gerektiğini söyleyen BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz ise “Bugünün dünyasında marka, tanıtım kampanyalarının yanı sıra krizlere karşı gösterilen dirençle inşa ediliyor. Bir şehir, bir sektör ya da bir şirket kriz anında ne yaptığıyla hatırlanır. Bu nedenle sürdürülebilirliği de yeniden tanımlamalıyız. Sürdürülebilirlik denilince akla ilk olarak çevresel duyarlılık ya da karbon ayak izi gelebilir. Ancak sürdürülebilirlik aynı zamanda operasyonel süreklilik, kriz dayanıklılığı ve risk yönetimi kapasitesidir. Yangın ve afet dayanıklılığı de stratejik bir rekabet unsurudur. Afetlere hazırlıklı olan işletmeler daha hızlı toparlanır, daha fazla yatırım çeker, daha güçlü iş ortaklıkları kurar ve en önemlisi rekabette kalıcı bir avantaj elde eder.” dedi. Zirvede bilimsel ve sektörel bakış bir araya geldi Zirvede Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Afet Olsaydı? Yangın, Dayanıklılık ve Gerçek Risk Algısı” başlıklı konuşmasıyla risklerin bilimsel boyutunu ele aldı. Zirve kapsamında gerçekleştirilen panel oturumunda ise farklı sektörlerden temsilciler risk yönetimi ve iş sürekliliği konularını çok boyutlu olarak değerlendirdi. Moderatörlüğünü Semih Beken’in üstlendiği panelde; Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi Perihan İnci ile Allianz Türkiye Risk Mühendisliği ve Allianz Teknik Direktörü Dr. Ceyhun Eren konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, afetlere karşı hazırlık, sektör bazlı riskler ve işletmelerin dayanıklılığını artırmaya yönelik çözüm önerileri ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

En Popüler Keçi Irkları: Verimli ve Dayanıklı 10 Keçi Irkı Haber

En Popüler Keçi Irkları: Verimli ve Dayanıklı 10 Keçi Irkı

Keçi Irkları Neden Önemlidir? Keçi yetiştiriciliğinde doğru ırk seçimi, süt verimi, et kalitesi, dayanıklılık ve bakım kolaylığı açısından büyük fark yaratır. Türkiye’de Saanen, Kıl keçisi, Ankara keçisi, Kilis keçisi ve Halep keçisi gibi ırklar sıkça tercih edilir. En Popüler Keçi Irkları Saanen Keçisi Süt verimiyle öne çıkan Saanen keçisi, özellikle süt üretimi yapmak isteyen yetiştiriciler için güçlü bir seçenektir. Kıl Keçisi Türkiye’de yaygın görülen dayanıklı bir yerli keçi ırkıdır. Zorlu arazi ve iklim şartlarına uyum sağlayabilir. Ankara Keçisi Tiftik üretimiyle bilinir. Ekonomik değeri yüksek yerli keçi ırklarındandır. Kilis Keçisi Süt verimi ve sıcak iklime dayanıklılığıyla dikkat çeker. Halep Keçisi İri yapısı, süt potansiyeli ve gösterişli görünümüyle yetiştiricilerin ilgisini çeker. Keçi Irkı Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli? Yetiştirme amacı: süt, et veya tiftik Bölgenin iklim şartları Bakım ve yem maliyeti Hastalık dayanıklılığı Pazar değeri Keçi Bakımında Önemli İpuçları Keçiler için temiz barınak, dengeli beslenme, düzenli veteriner kontrolü ve yeterli hareket alanı sağlanmalıdır. Sağlıklı bakım, verimi doğrudan artırır. Sık Sorulan Sorular En çok süt veren keçi ırkı hangisidir? Saanen keçisi, yüksek süt verimiyle öne çıkan ırklardan biridir. Türkiye’de en yaygın keçi ırkı hangisidir? Kıl keçisi, Türkiye’de en yaygın yetiştirilen yerli keçi ırkları arasındadır. Ankara keçisi ne için yetiştirilir? Ankara keçisi özellikle tiftik üretimi için yetiştirilir. Sonuç En popüler keçi ırkları, yetiştiricinin hedeflerine göre farklı avantajlar sunar. Süt, et veya tiftik üretimi için doğru keçi ırkını seçmek, başarılı yetiştiriciliğin temelidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.