Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dayanışma

Kapsül Haber Ajansı - Dayanışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dayanışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lokanta Mudanya Hizmete Açıldı Haber

Lokanta Mudanya Hizmete Açıldı

Lokanta Mudanya, dört çeşit nitelikli ve sağlıklı yemeği 150 TL’den sunarken, “Ben Ismarlıyorum” uygulamasıyla pahalılık nedeniyle zayıflayan paylaşma ve ısmarlama kültürünü yeniden güçlendirmeyi hedefliyor. Mudanya Belediyesi, artan hayat pahalılığı ve gıda enflasyonu karşısında nitelikli ve uygun fiyatlı yemeğe erişimi güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Lokanta Mudanya’yı Güzelyalı Atatürk Parkı’nda düzenlenen törenle hizmete açtı. Lokanta Mudanya’da vatandaşlar, hafta içi her gün dört çeşit sağlıklı ve dengeli yemeğe 150 TL’ye ulaşabilecek. Sosyal belediyeciliği doğrudan sofraya taşıyan projenin ilk halkası olan Lokanta Mudanya’nın açılış törenine Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, belediye yönetimi ve meclis üyeleri ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP Mudanya İlçe Başkanı Seda Bozdağ Güzelkaya, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. DÖRT TABAK YEMEK 150 TL Açılışta konuşan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, dışarıda yemek yemenin sıradan bir ihtiyaç olmaktan çıktığını, yemeğin artık ekonomik ve toplumsal bir mesele haline geldiğini söyleyerek, “Bir tabak yemek bugün lüks olarak görülüyor. Emekliler ve çalışanlar dışarıda yemek yerken defalarca hesap yapmak zorunda kalıyor. Bir öğrenci, açlıkla tokluk arasında bir seçim yapmak zorunda kalmamalı. Sağlıklı yemek herkes için erişilebilir olmalı. Merkezi politikalar bu yükü hafifletmiyor. Bu boşlukta, yerel yönetimler geri duramaz. Biz de durmadık. Bu lokantayı açmak bir tercih değil, bir sorumluluk haline geldi.” Biz bu tabloyu normal kabul etmiyoruz” dedi. Lokanta Mudanya’nın bir sosyal yardım uygulaması olmadığını, bir kamu hizmeti olduğunun altını çizen Başkan Dalgıç, “Bu lokantayı açmak bizim için bir tercih değil, içinde bulunduğumuz koşullarda yerel yönetimler açısından bir sorumluluk haline geldi” dedi. Lokanta Mudanya’da sunulan uygun fiyatlı hizmetin, kaliteden ödün verildiği anlamına gelmediğini de vurgulayan Dalgıç, mutfakta hijyen, sağlık ve nitelikli malzemenin esas alındığını söyleyerek, “Mesele sadece doymak değil; sağlıklı, temiz ve güvenilir bir tabak yemeğin herkes için erişilebilir olması. Lokanta Mudanya, herhangi bir ayrım yapılmaksızın tüm vatandaşlara açık olacak. Hizmetten yararlanmak isteyenlerden kimlik ya da gelir belgesi talep edilmeyecek” diye konuştu. “BEN ISMARLIYORUM” UYGULAMASI BAŞLADI Başkan Dalgıç, konuşmasında pahalılık nedeniyle zayıflayan paylaşma kültürüne de dikkat çekerek, “Bugün kimsenin kimseye bir şey ısmarlayamadığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sadece ekonomik bir sorun değil, kültürel bir kırılma” dedi. Dalgıç, Büfe Mudanya, Mola Mudanya ile Lokanta Mudanya’da “Ben Ismarlıyorum” uygulamasını da bu nedenle başlattıklarını ilk kez duyurdu. Dalgıç, vatandaşların tanımadıkları kişilerle dahi dayanışma kurmasının hedeflendiğini söyledi. Uygulama kapsamında vatandaşlar, bir sonraki gelenler için yemek, kahve ya da tatlı ısmarlayarak dayanışmaya katkı sunabilecek. Lokanta Mudanya, Mudanya Belediyesi iştiraklerinden MUDAŞ tarafından işletilecek. Vatandaşlar, hafta içi her gün 11.45 – 14.00 saatleri arasında dört çeşit sağlıklı ve dengeli menüye 150 TL ücretle ulaşabilecek. Ayrıca Şubat ayında aynı yerleşke içinde tam gün hizmet verecek Mola Mudanya şubesinin açılması planlanıyor. Şükrüçavuş Mahallesi’nde bulunan MUDAŞ Restoranının da bundan sonra Lokanta Mudanya adıyla ve aynı anlayışla hizmet vermeye devam edecek.

Büyükşehir’den Dağ Yöresine Arı Kovanı Desteği Haber

Büyükşehir’den Dağ Yöresine Arı Kovanı Desteği

Bursa’da çiftçilerin üretmesi ve ürettiğinin karşılığını alabilmesi amacıyla projeler üreten Büyükşehir Belediyesi, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı aracılığıyla Harmancık, Büyükorhan, Keles ve Orhaneli ilçelerinde faaliyet gösteren 66 üreticiye toplam 380 adet arı kovanı desteğinde bulundu. BURKENT Harmancık Kent Mobilyaları Üretim Tesisi’ndeki dağıtım törenine Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan, CHP Harmancık İlçe Başkanı Mustafa Güleç, Büyükşehir bürokratları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar ve üreticiler katıldı. “ÜRETİCİYİ DESTEKLEMEK SORUMLULUĞUMUZ” Ürün alımından hibelere kadar desteklerin artarak devam edeceğini vurgulayan ve arı kovanlarının malzemesinin yine bölgede faaliyet gösteren Baraklı Kooperatifi’nden temin edildiğinin altını çizen Başkan Bozbey, “Mazot desteğimiz başladı. Talepleri alıyoruz. Ayrıca küçükbaş hayvancılığı geliştirmek üzerine bir projeye başlıyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak üretimi ve üreticiyi desteklemeyi bir tercih olarak değil, kamusal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Üreten güçlü olursa o ilçe ve akabinde o kent güçlü olacaktır. Dağ yöremiz, kentimizin gıptayla bakılan önemli bir bölgesi. Burada yaşayan insanlarımızın toprağına sahip çıkarak gelir getirecek bir düzeye getirmeleri en büyük arzumuz. Üreteni hiçbir zaman yalnız bırakmayacak, kırsalda emeği desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu. “BU BİR DAYANIŞMA MESELESİDİR” Geçtiğimiz yıl yaşanan orman yangınlarından etkilenen bölgedeki üreticilerin yaralarını sarmayı, arıcılığın sürdürülebilirliğini güvence altına almayı ve kırsal ekonomiyi güçlendirmeyi amaçladıklarını belirten Başkan Bozbey, “Bu destek, sadece bir kovan desteği değildir. Bu, bir dayanışma meselesidir. Bu, sosyal belediyecilik anlayışımızın yansımasıdır. Her bir kovan; üretime devam eden bir ailedir, köklerini toprağında yaşatanlardır. Biz üretimi bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Mazot, fide-fidan, tohum, damla sulama borusu ve gübre desteklerimizle üreticilerimizin yanındayız. Küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığa yönelik projelerle, kooperatifçiliği güçlendiren çalışmalarla ve sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla üreten herkesin yarınına güvenle bakabildiği bir kent olmayı hedefliyoruz. Sizleri asla yalnız bırakmayacağız. Çünkü geleceğimiz de gıda güvenliğimiz de sizin üretmeye devam etmenizle güvence altında olacaktır” dedi. ÜRETİCİDEN BAŞKAN BOZBEY’E TEŞEKKÜR Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan, kırsal kalkınmaya verdiği destekler nedeniyle Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür etti. Konuşmanın ardından arı kovanları üreticilere teslim edildi. Verilen destekten duydukları memnuniyeti dile getiren üreticiler, bu sayede bölgedeki arıcılığın daha hızlı canlanacağını belirtti. Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu katkıların geleceğe umutla bakmalarını sağladığını ifade eden çiftçiler, desteklerinden dolayı Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuraklık, Toprak Ve Üretim Masada Haber

Kuraklık, Toprak Ve Üretim Masada

İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha sert hissedildiği bir dönemde, İzmir’in su, tarım ve üretim geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda kapsamlı biçimde değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İzmir Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Hüseyin İlhan Yavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri, tarım komisyonu temsilcileri, ilçe belediyelerinin temsilcileri, muhtarlar, sulama kooperatiflerinin başkan ve yöneticileri, üreticiler ile ziraat odalarının temsilcileri katıldı. İki saati aşkın süren ve yaklaşık 100 üreticinin yer aldığı toplantıda; su yönetimi, tarımsal sulama, yer altı su kaynaklarının durumu, toprak sağlığı ve kalkınma arasındaki ilişki bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Cemil Tugay: Tüketimin yüzde 70’i tarımsal sulamadan kaynaklanıyor Toplantıda su krizinin yalnızca teknik bir başlık değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir mesele olduğuna dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 2025 yılının beklenenden çok daha kurak geçtiğini vurguladı. Tugay, “2025 yılı hiçbirimizin öngöremediği kadar kurak bir yıl oldu. En kurak yıllardan birini yaşadık. Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Konu Devlet Su İşleri’nin sorumluluk alanında olsa da ‘bu başkasının sorunu’ demiyoruz. İzmir’in bugün bir numaralı sorunu sudur” dedi. Yer altı sularının kontrolsüz kullanımının ciddi riskler taşıdığına işaret eden Tugay, kaçak ve ruhsatsız kuyuların her geçen gün arttığını belirtti. Su tüketimindeki dağılıma da değinen Tugay, “Toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 10’u kentlerde içme ve kullanma suyu, yüzde 20’si sanayi, yüzde 70’i ise tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Bu nedenle yalnızca bireysel tasarruf çağrılarıyla bu sorunu çözemeyiz. Tarımsal sulamada verimliliği artıracak ortak adımlara ve sizlerin desteğine ihtiyacımız var” diye konuştu. “Kayıp-kaçak oranını düşürmek için yoğun çalışıyoruz” Kayıp-kaçak konusundaki yanlış algılara da değinen Başkan Tugay, şebeke sistemlerinde belirli oranda kaybın kaçınılmaz olduğunu belirterek, İzmir’de yüzde 24,8 seviyesinde olan kayıp-kaçak oranını daha da düşürmek için sahada yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Yanlış sulama yöntemleri, bilinçsiz gübreleme ve hatalı ilaçlama nedeniyle toprakların organik yapısının zayıfladığını ifade eden Tugay, tuzlanma ve asitlenme sorunlarının giderek arttığına dikkat çekti. “Kalkınma olmadan ne okul kalır ne hastane” Su ve tarım meselesinin aynı zamanda bir kalkınma meselesi olduğunun altını çizen Başkan Tugay, üretimin sürekliliğinin toplumsal yaşamın tüm alanları için hayati önemde olduğunu vurguladı. Tugay, “Sanayi, tarım ve hayvancılık için söylüyorum; üretmeye devam etmek zorundayız. Çocuklarımızın eğitim alabilmesi, insanların sağlık hizmetlerine erişebilmesi, altyapının ayakta kalması ancak kalkınmış bir ülkenin sağlayabileceği imkânlarla mümkündür. Aksi halde ne okul kalır ne hastane, ne de bu kenti ayakta tutacak başka bir yapı” dedi. Meseleye parçalı değil bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini belirten Tugay, tarım ve hayvancılığın İzmir için vazgeçilmez olduğunu ifade ederek, “Çiftçimiz, hayvancılıkla uğraşan üreticimiz göz bebeğimizdir. Emeklerinin karşılığını almaları gerekir. Ancak bunu yaparken suyu ve toprağı da korumak zorundayız” diye konuştu. “Bu süreci birlikte yöneteceğiz” Başkan Dr. Cemil Tugay, su krizine kalıcı çözümün ancak ortak akıl ve bilimsel yaklaşımla mümkün olabileceğini vurgulayarak, üniversitelerden akademisyenlerin de yer aldığı bilimsel bir Su Kurulu oluşturduklarını açıkladı. Tugay, arıtılmış suların yeniden kullanımı, modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, sanayide su verimliliğinin artırılması ve yeni su kaynaklarının oluşturulmasına yönelik seçeneklerin birlikte değerlendirileceğini ifade etti. Sürecin çok paydaşlı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Tugay, “Bu işi ne belediye tek başına yapabilir ne de devlet. Bu süreç, kentte yaşayan herkesin; üreticinin, sanayicinin ve kooperatiflerin birlikte yöneteceği bir süreçtir” dedi. “Yalnız değilsiniz” Sulama kooperatifleri ile tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sürecin en önemli paydaşları olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, yanlış yönetim anlayışlarının yarattığı sorunlara işaret etti. Tugay, “Kötü yönetimlerden, yanlış işlerden yorulduk. Bir kardeşiniz, bir evladınız olarak ricamdır: Bu ülkeye artık kimse kıymasın. Herkes elindekinin kıymetini bilsin. Bu zor değil” dedi. Görevini layıkıyla yerine getirmek için çalıştığını vurgulayan Tugay, sürecin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Bundan sonra birlikte yol yürüyelim. Suyun mutlaka verimli kullanılması için akıllı sayaçlar gibi uygulamalardan yararlanalım. Hobi bahçelerinin daha sık denetlenmesi gerekiyor. Bu buluşma ortak bir çalışma zemini olarak devam etmeli. Ulaşabildiğimiz herkese doğru sulama tekniklerini anlatalım” diye konuştu. Su krizinin geçici bir sorun olmadığına da dikkat çeken Başkan Tugay, “Bu yıl su krizi var; önümüzdeki yıl da, sonraki yıllarda da olacak. Kimse mağdur olmamalı. Hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Eksikler, yanlışlar olabilir ama doğruyu birlikte bulacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı. “Bu para belediyenin değil, İzmirlinin parası” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, toplantıda belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin net ve açık mesajlar verdi. Kaynakların kişisel değil, tamamen halka ait olduğunu vurgulayan Tugay, desteklerin de bu anlayış doğrultusunda planlandığını ifade etti. Tugay, “Bu para benim cebimden çıkmıyor, bir başkasının cebinden de çıkmıyor. Bu para belediyenin parası ama aslında İzmirlinin, halkın parasıdır. Bizim görevimiz de bu kaynağı doğru, adil ve verimli biçimde kullanmaktır” dedi. Desteklerin rastgele değil, sürdürülebilir üretimi esas alan bir yaklaşımla planlandığını belirten Başkan Tugay, samimiyet ve devamlılık vurgusu yaparak üreticilere şu çağrıda bulundu: “Gerçekten üretim yapmak isteyen, bahçesine sahip çıkan, hayvancılığı ciddiyetle yürüten üreticinin yanında oluruz. Ancak verdiğimiz desteğin karşılığını görmek isteriz. Bugün başlayıp yarın bırakılan işler değil, örnek olacak, sürdürülebilir çalışmalar istiyoruz. Kimin neye ihtiyacı varsa gelsin söylesin. Kendini sıkıntıda hisseden, derdi olan herkes bize ulaşsın. Biz bunun için buradayız ve bunu yapmayı gerçekten istiyoruz. İzmir’in en büyük kurumudur, en büyük gücüdür. Mali yapısı her geçen gün daha sağlam bir noktaya geliyor. Kaynaklarımız var. Önemli olan bu kaynakların heba edilmemesi ve doğru işler için kullanılmasıdır. Belediye sizin, kurum sizin; bu kurumun parası sizin. Gelin, ‘Bu işi samimi biçimde yapacağım’ deyin. Ne gücümüz varsa sizindir. Fidanıyla, desteğiyle, imkânıyla yanınızda oluruz.” Erdoğan: Saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırdık Kent merkezinde günlük içme suyu tüketiminin yaklaşık 648 bin metreküp olduğunu belirten İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, bunun saniyede ortalama 7 bin 500 litre suya karşılık geldiğini söyledi. Erdoğan, bugün bu ihtiyacı karşılayan yüzeysel su kaynaklarının büyük bölümünün ya tamamen tükendiğini ya da kritik seviyelere gerilediğini vurguladı. Barajlardan gelen su miktarının tarihsel olarak en düşük seviyelere indiğine dikkat çeken Erdoğan, “Tahtalı ve Gördes barajlarında ortaya çıkan tablo yalnızca İzmir için değil, ülkemizin birçok büyük kenti için ciddi bir uyarıdır. Bu nedenle suyu artık yalnızca mevcut kaynaklar üzerinden değil, çok yönlü ve bütüncül bir kriz yönetimi anlayışıyla ele almak zorundayız” dedi. İzmir’in içme suyunun yaklaşık yüzde 74’ünün yer altı suyu kaynaklarından karşılandığını ifade eden Erdoğan, bu oranın olağanüstü dönemler için geçici bir çözüm olduğunu belirterek, “Yer altı sularının korunması ve sürdürülebilirliği bizim için hayati önemdedir” diye konuştu. Bu kapsamda Göksu, Sarıkız, Menemen ve Halkapınar başta olmak üzere birçok bölgede kuyu yenileme ve yeni kuyu devreye alma çalışmalarını hızlandırdıklarını aktaran Erdoğan, “Yalnızca bu çalışmalar sayesinde saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırmış durumdayız” ifadelerini kullandı. “Orta ve uzun vadede alternatif kaynakları konuşmak zorundayız” Suyu artırmanın, yeni kaynak bulmak kadar önemli olduğuna dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, tasarrufun en önemli ayaklarından birinin kayıp-kaçakla mücadele olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Kent merkezinde kayıp-kaçak oranını yüzde 24,8 seviyesine düşürdük. Bu sayede yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyu sistemde tutmayı başardık. Bizim için kayıp-kaçakta sağlanan her yüzde 1’lik düşüş, yeni bir baraj kadar değerlidir” dedi. Kısa vadede su arzını artırmaya yönelik bir diğer başlığın Tahtalı Barajı’nın ölü hacminde bulunan suyun değerlendirilmesi olduğunu belirten Erdoğan, bu konuda teknik hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, “Temmuz 2026’da bu suyun sisteme kazandırılmasına yönelik ihale sürecini başlatmayı planlıyoruz. Bu adım, İzmir’in su güvenliği açısından kritik önemdedir” diye konuştu. Orta ve uzun vadede ise alternatif kaynakların mutlaka gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, deniz suyu arıtma tesislerinin yüksek enerji maliyetlerine rağmen iklim değişikliği gerçeği karşısında kaçınılmaz seçenekler arasında yer aldığını söyledi. Erdoğan, “Bu yatırımları bilimsel veriler ışığında, çevresel etkileri gözeterek ve doğru finansman modelleriyle değerlendirmek zorundayız” dedi. Bulut tohumlama uygulamalarına da değinen Erdoğan, bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile iletişime geçtiklerini belirterek, “Bu yöntem tek başına bir çözüm değildir; ancak uygun koşullarda destekleyici bir araç olabilir” ifadelerini kullandı. Erdoğan dayanışmanın önemine dikkat çekti İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, su krizinin yönetiminde dayanışmanın hayati önemde olduğunu vurguladı. Devlet Su İşleri (DSİ) ile yürütülen baraj ve altyapı yatırımlarının hızlandırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Erdoğan, özellikle Başlamış ve Düvertepe barajları başta olmak üzere İzmir’in uzun vadeli su güvenliği için gerekli yatırımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sürecin yalnızca İZSU’nun ya da yerel yönetimlerin tek başına yürütebileceği bir süreç olmadığını dile getiren Erdoğan, “Su krizini yönetmek için tüm kurum ve kuruluşların ortak hareket etmesi gerekiyor. Vatandaşlarımızın su tasarrufu konusundaki duyarlılığının artarak devam etmesi de elimizi güçlendiriyor. Tasarruf, bilinçli kullanım ve dayanışma, bugün İzmir’in su geleceği için en güçlü araçlarımızdır” şeklinde konuştu. Büyükşehir'in destekleri İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir genelindeki kooperatif yapısı ve belediyenin yürüttüğü desteklere ilişkin ayrıntılı bilgiler paylaştı. Üngür, İzmir’de 81 sulama kooperatifi, 45 su ürünleri kooperatifi ve 163 tarımsal kalkınma kooperatifi olmak üzere toplam 289 kooperatifin faaliyet gösterdiğini belirtti. Sulama kooperatiflerine bağlı 13 bin 500 ortağın bulunduğunu ifade eden Üngür, kooperatiflerin özellikle Kemalpaşa, Ödemiş, Menderes, Bergama ve Tire ilçelerinde yoğunlaştığını aktardı. Belediyenin yetki ve sorumluluğunda 18 sulama göleti bulunduğunu kaydeden Üngür, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak sulama tesisleri, hayvan içme suyu göletleri, sondaj kuyuları, yeni gölet yapımı, bakım-onarım çalışmaları ve eğitim desteklerinin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Üngür, 2024–2025 döneminde çok sayıda yeni tesisin hayata geçirildiğini, mevcut tesislerde bakım-onarım çalışmalarının yapıldığını, kuyu yapımı ve ekipman desteklerinin üreticilerle buluşturulduğunu vurguladı. Bilimsel veriler paylaşıldı Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, iklim değişikliğinin Ege Bölgesi ve İzmir havzaları üzerindeki etkilerine ilişkin güncel bilimsel verileri paylaştı. Kurucu, yağış miktarı ve sürekliliğinde yaşanan azalmanın geçici bir durum olmadığını, yapısal bir değişime işaret ettiğini vurguladı. Sıcaklık artışlarının İzmir ve çevresinde daha şiddetli biçimde hissedildiğine dikkat çeken Kurucu, önümüzdeki 15–20 yıllık süreçte su kaynakları üzerindeki baskının daha da artacağını ifade etti. Bu nedenle havza bazlı planlama, bilimsel izleme ve uzun vadeli su yönetimi politikalarının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi. İki saati aşkın süren toplantı, kooperatif temsilcilerinin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.

Türkiye Finans Katılım Bankası'na Çalışan Uygulamalarıyla  Happy Place to Work’ten 4 sertifika Birden  Haber

Türkiye Finans Katılım Bankası'na Çalışan Uygulamalarıyla  Happy Place to Work’ten 4 sertifika Birden 

Türkiye Finans Katılım Bankası’na, iş yerlerindeki çalışan mutluluğu ve deneyimini değerlendiren Happy Place to Work tarafından ‘Harika Çalışma Alanı’, ‘İş Birliği ve Dayanışma’, ‘Profesyonel Gelişim’ ile ‘Sağlık ve İyi Olma Uygulamaları’ alanlarında verilen sertifikalar, Banka’nın güvene dayalı, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çalışma ortamı sunduğunu tescil ediyor. Türkiye Finans Katılım Bankası, Harika Çalışma Alanı sertifikasıyla; güvenli, destekleyici ve aidiyet duygusunu güçlendiren bir iş ortamı sunduğunu ortaya koyarken, İş Birliği ve Dayanışma sertifikasıyla ekipler arası güçlü iletişimi ve birlikte üretme kültürünü yansıtıyor. Profesyonel Gelişim sertifikası; çalışanların yetkinliklerini geliştirmelerine, kariyer yollarını genişletmelerine ve sürekli öğrenme kültürüne verilen önemin bir göstergesi olurken, Sağlık ve İyi Olma Uygulamaları sertifikası ise çalışanların fiziksel ve zihinsel iyilik halini destekleyen uygulamaların kurumsal öncelik olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye Finans Katılım Bankası İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Züleyha Büyükyıldırım, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Happy Place to Work tarafından verilen bu sertifikalar, Türkiye Finans’ta çalışan deneyimini yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla değil, geleceğin çalışma anlayışıyla birlikte ele aldığımızın güçlü bir göstergesi. İnsan odaklı kurum kültürümüzün ekip arkadaşlarımız nezdinde karşılık bulması, bizim için en değerli geri bildirim. Çalışma ortamından gelişim fırsatlarına, ekip ruhundan fiziksel ve zihinsel iyi olma haline kadar uzanan bu yolculukta çalışanlarımızı merkeze alıyor, onların geri bildirimleriyle kendimizi sürekli geliştirmeye devam ediyoruz. Amacımız, herkesin kendini güvende, değerli ve gelişime açık hissettiği; birlikte üreten, birlikte öğrenen ve birlikte güçlenen bir çalışma ekosistemi inşa etmek. Bu anlayışla, sürdürülebilir başarıyı insanla büyüten bir kurum olma yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.” Geleceğin çalışma kültürüne tam destek Türkiye Finans Katılım Bankası, insan odaklı yönetim anlayışını modern çalışma alanları, dijital gelişim platformları ve güçlü bir dayanışma ekosistemiyle birleştirerek öncü bir model sunuyor. MAKET hedef sistemi ve şeffaf performans yönetimiyle tüm ekiplerini ortak bir vizyonda buluşturan Banka; Akademi Destekleri ve global eğitim iş birlikleriyle çalışanlarının profesyonel yetkinliklerini en üst seviyeye taşımayı sürdürüyor. Modern mimariyle tasarlanan dinlenme ve sosyal etkileşim alanlarını, TF Club çatısı altındaki geniş kapsamlı sosyal sorumluluk ve hobi kulüpleriyle destekleyen Türkiye Finans Katılım Bankası, her bir çalışanın potansiyelini keşfettiği, esenliğin ve sürekli öğrenmenin temel alındığı yaşayan bir topluluk inşa etmeyi amaçlıyor.

Eskişehir 2026’ya Işıl Işıl Merhaba Dedi Haber

Eskişehir 2026’ya Işıl Işıl Merhaba Dedi

Büyükşehir ekiplerinin titizlikle yürüttüğü yeni yıl hazırlıklarıyla Eskişehir’in dört bir yanı ışıklarla süslenirken, kent sakinleri ve ziyaretçiler unutulmaz bir görsel şölen yaşadı. Tarihi dokusuyla kentin simgelerinden biri olan Porsuk Konukevi’nin bahçesinde, “Sevgiyle, Emekle, Özenle Hep Birlikle” sloganı ışıklandırılarak yerleştirildi. Anlamlı mesaj, yeni yılın birlik, dayanışma ve umut ruhunu yansıttı. Porsuk Çayı, binlerce kişinin ilgiyle izlediği ışıklandırılmış botlarla renklenirken, su üzerinde oluşan ışık yansımaları Eskişehir gecelerine büyüleyici bir atmosfer kattı. Kentin en işlek noktalarından İsmet İnönü Caddesi ve 2 Eylül Caddesi, yeni yıla özel saksılar içinde yerleştirilen çam ağaçlarıyla yeşil ve estetik bir görünüme kavuştu. Ayrıca köprülere takılan ışıklandırmalarla şehir genelinde sıcak ve davetkâr bir aydınlatma sağlandı. Gerçekleştirilen çalışmaları yerinde inceleyen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, yeni yıla dair umut dolu mesajlar verdi. Başkan Ünlüce, “Değerli hemşehrilerim, yeni bir yıla girerken bu eşsiz şehre karşı hissettiğimiz sevgiyi ve umudu 2026 Eskişehir yılında daha da büyütmeye devam edeceğiz. Eskişehir; sokaklarında gençliğin sesi olan, kültürüyle, sanatıyla, dayanışmasıyla ve aldığı göçlerle farklı renkleri bir arada barındıran çok özel bir şehir. Geçmişiyle gurur duyan, bugününe sahip çıkan, yarınlara umutla bakan güzel Eskişehir’imin 2026 yılını kutluyorum. 2026’nın başta sizler olmak üzere şehrimize ve ülkemize barış, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Bizim Ev’de Yılbaşı Heyecanı Haber

Bizim Ev’de Yılbaşı Heyecanı

Nilüfer Belediyesi’nin engelli bireylerin sosyal hayata aktif katılımını sağlamak amacıyla hizmet veren merkezi Bizim Ev, 2026 yılına yaklaşırken keyifli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Farklı engel gruplarına yönelik yıl boyunca sürdürülen eğitim ve atölye çalışmalarına kısa bir mola veren katılımcılar, düzenlenen yılbaşı eğlencesinde bir araya geldi. Bizim Ev yerleşkesinde gerçekleşen kutlamada, katılımcılar DJ performansı eşliğinde gönüllerince eğlendi. Çalan şarkılara hep bir ağızdan eşlik eden ve dans eden üyelere, aileleri de katılarak bu coşkuya ortak oldu. Dayanışmanın ve birlikte olmanın verdiği mutlulukla yılın yorgunluğunu atan katılımcılar, renkli görüntüler oluşturdu. Etkinliğe Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nilüfer Belediye Meclis Üyeleri Gülver Deniz ve Berna Hacer Bilici de katılarak katılımcıların heyecanını paylaştı. Etkinlikte konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Bizim Ev’in Nilüfer’deki dayanışma kültürünün en güzel örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Şahin, “Burada sizlerle bir arada olmak, yüzlerinizdeki bu samimi gülümsemeyi ve enerjiyi görmek bizler için paha biçilemez bir mutluluk. 2026 yılının, engellerin zihinlerde ve kalplerde aşıldığı; sağlık, huzur ve barış dolu bir yıl olmasını diliyorum. Yeni yılda da el ele vererek hayatı paylaşmaya ve güzelleştirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kutlamada, protokol üyeleri ve Bizim Ev katılımcıları, yeni yıl pastasını hep birlikte kesti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.