Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Değer

Kapsül Haber Ajansı - Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BİM, Drone Teknolojisiyle 3 Milyon Ağaç Tohumu Daha Doğayla Buluşuyor Haber

BİM, Drone Teknolojisiyle 3 Milyon Ağaç Tohumu Daha Doğayla Buluşuyor

BİM, Ecording iş birliğiyle geçtiğimiz yıl başlattığı ağaç tohumu projesinde 2,5 milyon ağaç tohumunu doğayla buluşturdu. Projenin ikinci fazında ise bu yıl 3 milyon ağaç tohumu, drone teknolojisi kullanılarak Türkiye’nin ormanlarına kazandırılacak. Çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal faydayı birlikte odağına alan proje, 2026 yılında yeni bir ivme kazanıyor. Geçtiğimiz yıl Ecording iş birliğinde hayata geçirilen projenin ilk fazında 2,5 milyon ağaç tohumu ekimiyle önemli bir etki sağlandı. Proje kapsamında, ikinci fazda Muğla ilinde, 52,5 futbol sahası büyüklüğünde, 37,5 hektarlık alanda 3 milyon ağaç tohumu daha doğayla buluşacak. Biyoçeşitliliğin korunmasına ve ekosistemlerin onarılmasına katkı sağlayan proje, aynı zamanda iklim krizinin etkilerinin yoğun olarak hissedildiği bölgelerde yaşayan kadınların tohum işleme sürecine dahil edilmesiyle de yerel toplulukların güçlenmesine destek oluyor. Proje için özel olarak tasarlanan ve üzerinde “Dost’tan Doğaya” mottosu yer alan Dost Süt ürünlerini tercih eden BİM müşterileri de bu sürecin aktif bir parçası olabiliyor. Müşteriler, ürün ambalajında yer alan QR kod aracılığıyla eriştikleri tohum takip sistemi üzerinden, tohumların büyüme yolculuğunu adım adım izleyebiliyor. BİM Ticaret Başkanı Umut Baba, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “BİM olarak sürdürülebilirliği tüm iş yapış biçimimizin merkezine koyuyor; doğaya, topluma ve geleceğe karşı sorumluluğumuzla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Çevre dostu yaklaşımımızı yalnızca operasyonel faaliyetlerimizde değil, ürünlerimiz aracılığıyla da hayata geçiriyoruz. Geçtiğimiz yıl Ecording ile başlattığımız ağaç tohumu projesi, doğa ve toplum için somut bir değer sağladı. Bu güçlü etkiyi bu yıl daha da büyüterek ülkemizdeki ekosistemlerin onarılmasına katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu anlamlı projeye katkı sunan tüm paydaşlarımıza ve projeyi sahiplenerek destek olan BİM müşterilerimize gönülden teşekkür ederiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yemeksepeti’nden Türkiye Ekonomisine Dev Destek Haber

Yemeksepeti’nden Türkiye Ekonomisine Dev Destek

Türkiye’nin En Sevilen* ve En Teknolojik** Online Yemek Sipariş Markası Yemeksepeti, 2025 yılında Türkiye ekonomisine sunduğu katkıya dair verileri açıkladı. “Keyfin Yerine Gelsin” mottosuyla kullanıcılarının hayatına dokunan şirket, sadece sipariş teslimatı yapmadığını, yarattığı ekonomik büyüklükle de Türkiye’nin itici güçlerinden biri olduğunu kanıtladı. Bulgular, güçlü ekonomik etkiye işaret ediyor Yemeksepeti’nin çatı şirketi Delivery Hero verileri ile güvenilir dış kaynakların birlikte kullanıldığı ve Temmuz 2024 – Haziran 2025 dönemini kapsayan, Centre for Economics and Business tarafından gerçekleştirilen sosyo-ekonomik etki analizine göre şirketin Türkiye ekonomisindeki rolü iki ana başlık altında teyit edildi: GSYH’ye güçlü katkı: Operasyonları, restoran ve iş ortağı ağı, kurye ekosistemi ve tedarik zinciri üzerinden; ayrıca bu gelirlerin ekonomide tekrar harcanmasıyla oluşan dolaylı etki dâhil olmak üzere Yemeksepeti toplamda 3,06 milyar Euro’luk ekonomik değer yarattı. Bu rakam, Türkiye GSYH’sinin %0,21’ine karşılık geliyor.121 bin kişilik istihdam etkisi: Yemeksepeti’nin kendi çalışanları, kurye iş ortakları ve platformda faaliyet gösteren işletmelerin yanı sıra tedarik zinciri ve dolaylı ekonomik faaliyetler dâhil edildiğinde, şirket 121.267 tam zamanlı eşdeğer (FTE) istihdamı destekledi. Bu sayı, Türkiye toplam istihdamının %0,35’ine denk geliyor. Kullanıcı faydası 14,2 milyar TL ile ikiye katlandı Yemeksepeti, makroekonomik katkısının ötesinde, kullanıcı bütçelerine sağladığı doğrudan finansal destekle de 2025 yılında rekor kırdı. Kampanyalar, kuponlar ve sadakat programları aracılığıyla sağlanan toplam kullanıcı faydası, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık iki katına çıkarak 14,2 milyar TL’ye ulaştı. Bu desteğin önemli bir kısmı, YeClub sadakat programı sayesinde hayata geçti. Program kapsamında 6 milyar TL’nin üzerinde puan dağıtıldı. Günlük siparişleri daha avantajlı hale getiren bu katkı, Yemeksepeti’nin kullanıcı bütçesini destekleyen ve günlük hayata değer katan güvenilir bir yol arkadaşı rolünü pekiştirdi. “Etkimiz siparişin çok ötesinde” Rapor sonuçlarını ve 2025 yılını değerlendiren Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, ortaya çıkan tablonun bir gurur vesilesi olduğunu belirterek şunları söyledi: “2025, hem Yemeksepeti hem de içinde bulunduğumuz hızlı ticaret ekosistemi için dönüşümün hızlandığı bir yıl oldu. Bu yılı salt büyüme rakamlarıyla tanımlamak eksik kalır. Çünkü asıl büyüme, yarattığımız toplumsal ve ekonomik değerde gerçekleşti. GSYH’ye 3 milyar Euro’yu aşan katkımızın yanı sıra; çalışanlarımız, kurye iş ortaklarımız, market tarafında toplayıcı ve depocularımız dâhil 121 bin kişilik güçlü bir istihdam etkisi yaratmamız bunun en somut göstergesi. Kullanıcılarımıza sunduğumuz ekonomik desteği neredeyse iki katına çıkararak 14,2 milyar TL’ye ulaştırırken, tüm paydaşların kazandığı sürdürülebilir bir model inşa ettik. Bu, işimizi büyütürken ülke ekonomisini de büyüttüğümüzün net bir kanıtı.” Teknoloji ve yapay zekâ yılı 2025’i “altyapı ve yapay zekâ yılı” olarak tanımlayan Çalapöver, şirketin gelecek vizyonuna dair de değerlendirmelerde bulundu. Yapay zekânın artık kişiselleştirme, talep tahmini ve lojistik optimizasyonunun merkezinde yer aldığını vurgulayan Çalapöver, şöyle devam etti: “Delivery Hero’nun küresel teknoloji gücünü yerel içgörülerle birleştirerek daha akıllı ve daha hızlı bir deneyim sunduk. Yemeksepeti için 2026, daha fazlasını yapmak değil, doğru işleri daha iyi yapacağımız bir yıl olacak.”

Karaarslan İnşaat, Beşiktaş Futbol A Takımı’nın Forma Sırt Sponsoru Oldu Haber

Karaarslan İnşaat, Beşiktaş Futbol A Takımı’nın Forma Sırt Sponsoru Oldu

Beşiktaş JK ile Karaarslan İnşaat arasında imzalanan anlaşma, bugün düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Beşiktaş Futbol A Takımı’nın forma sırt sponsorluğunu kapsayan anlaşma ile birlikte, spor ve iş dünyası arasında kurulan bu ortaklığın her iki tarafa da kurumsal değer ve görünürlük sağlaması hedefleniyor. Anlaşma, taraflar açısından yalnızca bir iş birliği olmanın ötesinde, ortak değerler ve uzun vadeli duruş temelinde şekillenen bir birliktelik olarak değerlendiriliyor. 1998 yılında Vahit Karaarslan’ın vizyonu ile temelleri atılan Karaarslan Şirketler Grubu; inşaat, gayrimenkul, tarım ve enerji sektörlerinde yürüttüğü yatırımlarla istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Grup, Beşiktaş ile gerçekleştirilen bu anlaşma ile birlikte güçlü duruşunu yeşil sahalara taşımayı amaçlıyor. Karaarslan Şirketler Grubu, önümüzdeki dönemde de ekonomik ve sosyal sorumluluk alanlarındaki yatırımlarını sürdürerek ülke ekonomisine ve istihdama katkı sağlamaya devam etmeyi hedefliyor. Basın toplantısında konuşan Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Adalı, yapılan anlaşmanın kulüp açısından önemine dikkat çekerken; Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Karaarslan ise bu iş birliğini, şirketin uzun vadeli yatırım anlayışı ve değer odaklı yaklaşımının bir parçası olarak değerlendirdi. Beşiktaş JK Yönetim Kulübü Başkanı Serdal Adalı: “Beşiktaş dünyasına hoş geldiniz” Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Adalı basın toplantısında yaptığı açıklamada, sponsorluğun kulüp için taşıdığı öneme dikkat çekti. Serdal Adalı, “Bugün burada, yeni bir iş birliğini değerli basınımız ve kamuoyu ile paylaşmak üzere bir araya geldik. Ülkemizin değerli iş insanlarından, kendisi de koyu bir Beşiktaşlı olan Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Vahit Karaarslan bugün aramızda. Kendisine ve şirketine “Beşiktaş dünyasına hoş geldiniz” diyorum. Karaarslan İnşaat, ülkemiz için hizmet etmekten geri durmayan, istihdam yaratan, sektöründe öncü bir firma. Bu anlamda, kulübümüzün vizyonu ile örtüşen, Beşiktaş’a gönülden bağlı bir isimle bu iş birliğini hayata geçiriyoruz. Bu sponsorluğun kulübümüze ve Karaarslan İnşaat’a hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Vahit Bey’in Beşiktaş’a sunduğu bu değerli desteğin, önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam etmesini temenni ediyorum. Vahit Karaarslan: “Beşiktaş’la olan iş birliğimiz bir logodan ibaret değil” Toplantıda konuşan Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Karaarslan, Karaarslan ailesi olarak 4 kuşaktır Beşiktaş’lı olduklarını ve bu iş birliğinin kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti. Bu iş birliğinin sadece bir logodan ibaret olmadığını belirten Karaarslan, “Bu bir değer ortaklığı. Beşiktaş’ın çizgisi ve bizim iş dünyasındaki çizgimiz paralel” dedi. Beşiktaş ile görüşmelere 3 hafta önce başladıklarını kaydeden Karaarslan, “Görüşmelere başladıktan sonra 3 haftadır galip geliyoruz. 3’te 3 oldu. Karaarslan İnşaat olarak takıma enerji verdiğimizi düşünüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yan Haklar, Çalışanla Şirket Arasında  Güven Duygusunu Pekiştiriyor Haber

Yan Haklar, Çalışanla Şirket Arasında Güven Duygusunu Pekiştiriyor

Araştırma sonuçları, çalışanların yan hakları kendilerine verilen değerin bir yansıması olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Tek tip paketler yerine, kuşaklar arasındaki farklılıkları dikkate alan yan hak uygulamalarına ihtiyaç olduğuna işaret ediyor. Migros’un fintek iştiraki MoneyPay, Future Bright araştırma şirketi iş birliğiyle X, Y ve Z kuşaklarının yan haklar hakkındaki beklentilerini inceleyen bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmanın sonuçlarının paylaşıldığı ve sektör profesyonellerinin katıldığı “Yan Haklar Yeniden Tanımlanıyor: Kuşaklar Konuşuyor” başlıklı etkinlikte; yan hakların, artık tek tip paketlerle yönetilemeyecek kadar çok katmanlı bir alana dönüştüğüne dikkat çekildi. Çalışan beklentilerinin çeşitlendiği, esnekliğin temel bir ihtiyaç haline geldiği bu dönemde, kuşaklar arasındaki beklenti farklılıkları dikkate alınarak yan hakların yeniden tanımlanması gerektiği vurgulandı. Yan haklar tedarik değil, deneyim alanı Etkinlikte konuşan MoneyPay Genel Müdürü Mehmet Müstehlik, “MoneyPay olarak kendimizi işverenlerin ve çalışanların yanında duran, onlarla birlikte değişen, gelişen ve dönüşen bir iş ortağı olarak konumlandırıyoruz. Büyük ölçekli kurumsal yapılardan KOBİ’lere kadar her ölçekteki şirketin ihtiyaçlarına özel çözümler geliştiriyoruz. Kullanıcı dostu dijital platformumuz aracılığıyla çalışanlara gıda, giyim, ulaşım, yemek gibi çeşitli yan haklar sunuyoruz. ProFlex Kurumsal Hediye Kartı ve Yeni Nesil Yemek Kartımız Money Yemek ile ürün portföyümüz daha da genişledi. Ürün ve hizmet sunan finansal bir iş ortağı olarak yan hak ekosisteminin merkezinde yer alıyoruz” dedi. Z kuşağının yüzde 61’i yan hakların kişiselleştirilmesini istiyor Araştırmanın bulgularını paylaşan Akan Abdula, şu bilgileri verdi: “Araştırma sonuçlarına göre yan haklar, çalışanla şirket arasında güven duygusunu pekiştiren bir unsur olarak görülüyor. Çalışanlar; kendilerine uyumlanan, kişisel tercihlere alan açan ve günlük hayatı gerçekten kolaylaştıran yan hak deneyimleri bekliyor. Çalışanlar, verilen yan haklarla değer gördüklerini, takdir edildiklerini hissettiklerini belirtiyor. Ancak kuşaklar arasında beklentiler açısından bir farklılık söz konusu. Bu sebeple, yan haklar artık standart çözümlerle karşılanamıyor. Z kuşağı iş hayatına daha farklı bakıyor; bu kuşağı kendisine değer verildiğine ikna etmek, X ve Y kuşağına göre zor. Z kuşağının yüzde 61’i yan hakların kişiselleştirilmesini istiyor.” Yan haklarda sezgi dönemi bitti, önemli olan veri MoneyPay Chief Sales Leader Övgü Bayram, “Bugün iş hayatında üç farklı kuşağın bir arada olması, yan hakları köklü bir dönüşüme zorluyor. Sezgilerle değil, ancak verilerle doğru çözümü sunabiliriz. Bu amaçla hayata geçirdiğimiz araştırmamızın, kurumların yan hak strate

Finansal Stres, Çiftlerde Çatışma Oranını %35 Artırıyor Haber

Finansal Stres, Çiftlerde Çatışma Oranını %35 Artırıyor

Çiftlerin arasında parayla ilgili meselelerin genellikle güç, güven, değerli hissetme ve eşitlik olmak üzere 4 tema çevresinde şekillendiğini belirten Çift Terapisti Uzm. Psk. Dr. Sevilay Abudaram, parayla olan ilişki biçiminin ikili ilişkileri doğrudan etkilediğini vurguluyor. Para bir çift için daha çok gücün göstergesi mi, yoksa güvence sağladığı için güven de veren bir unsur mu? Kişinin kendi değerini belirlediği bir faktör mü, yoksa eşiyle arasındaki eşitsizlik temasının bir ayağı mı sorularının cevaplarının bulunması gerekiyor. Çünkü parayla ilgili bir sorun ya da kriz olduğunda, özellikle de ekonomik koşullar zorlayıcı olduğunda, finansal stresin ilişkiler üzerindeki etkisi kaçınılmaz oluyor. Araştırmaların finansal stres yaşayan çiftlerde çatışma oranının %35 artığını gösterdiğine dikkat çeken Çift Terapisti Uzm. Psk. Dr. Sevilay Abudaram, bu soruların cevaplarını bulmanın ve bilmenin, finansal stresin yol açacağı krizleri çözebilmek adına bu çatışma oranını azaltacağı gibi ilişkiye nefes aldıracağı için hazine değerinde olduğunu belirtiyor. İlişkilerde Paranın 4 Temel Dinamiği: Güç, Güven, Değer ve Eşitlik Çift Terapisti Uzm. Psk. Dr. Sevilay Abudaram, ekonomik zorlukların ilişki dinamiklerini nasıl etkilediğini 4 ana başlık altında detaylandırıyor: 1. Güç Dengesi: Ekonomi, para, güç ve ilişkiler denildiğinde, kadın ve erkek rollerinin etkisi de kaçınılmazdır. Kadın için para ve gücün anlamıyla erkek için para ve gücün anlamı birbirinden farklı hassasiyetlere temas eder. Erkek için para, kendisini yeterli, erk sahibi hissetme, eşini koruyan ve kollayan biri olarak konumlandırmasını sağlar. Ancak, parayla ilgili sıkıntı olduğunda, erkek olarak gücünü para kanalıyla hissedemediğinde, gücünü başka kanallardan hissetme ihtiyacına sebep olur. İçine kapanır, öfkeli olur ve kendisini yetersiz hisseder. Halbuki bir ilişkide erkek olarak kendisini yeterli hissetmek ve ailesini, eşini korumak ister. Bunları yapamadığında, eşine karşı mesafe alır ve tartışmalarda savunmacı olup öfkeli tavırlar sergiler. Bu da çiftin ilişkisinde oldukça zorlayıcı bir girdaba sürükler. Bununla beraber, kadın için paranın güç tarafının anlamı ise, çoğunlukla sağlanan istikrarla gelecek kaygısının azalması demektir. Ekonomik olarak zorluklar yaşandığında, kaygı artar, duygusal yük çoğalır ve partnerine yönelik suçlayıcı söylemler ortaya çıkar. Kadın kaygılandığı ve kendisini sağlam zeminde hissetmediği için korkar ve bunu suçlayıcı bir dille partnerine yansıttığında ise, erkek olarak partneri de bunu erkliğine bir saldırı olarak algılayıp öfkelenir. Böylelikle bu durum öfkeli bir kısır döngünün içinde kalmalarına sebep olur. Aslında her iki taraf da duygularının altındaki “ihtiyacı” fark ederse ilişki çatışma döngüsüne girmeden, kaygılarını ve korkularını çözüp, paranın güç dengesini bozan tarafını ilişkilerine dahil etmemiş olurlar. 2. Güven: Para, kişilere sağladığı olanaklarla özgürlük duygusunu hem de kendine güven duygusunu perçinler. Paranın yoksunluğu, ekonomik şartların daralması ise, bu özgürlük ve güven duygularının zeminini sallar. Görece daha dar alanda kalıp, belli başlı ihtiyaçlarınıza cevap verebileceğiniz ekonomik şartlar şimdiki ve gelecek dönemdeki güvencenizi olumsuz etkileyeceğinden dolayı hem kendinize hem de partnerinize olan güveninizin zedelenmiş olduğunu hissedersiniz. O nedenle, eşinizle olan ilişkinizin “güven” ayağını sadece ekonomik faktörlerle değil, ancak duygusal zeminde de sağlam bir biçimde konumlandırmak şarttır. Öyle olduğunda, değişen ekonomik şartlara karşı ilişkiniz sağlam bir zırhla kaplanmış olup yara almamış olacaktır. 3. Değerli Hissetme: Parayla olan ilişkinin bir başka önemli kısmı, kişilerin kendisini para üzerinden değerli hissedip hissetmemesidir. İlişkilerde çiftlerin birbirine aldığı hediyeler, verilen emekler, bu emeklerin maddi değerinin yüksek olup olmaması bazı çiftler için çok önemlidir. Kişinin parayla ilişkisinde, kendisi için para harcandığında kendisini değerli gördüğü bir anlayışı varsa, paranın azaldığı dönemde de kendisini değersiz hissedeceği öngörülür. Bu durum, hassas bir ipin üzerinde yürürken kurulması gereken denge gibidir. Değerli hissetme halinin, bir ilişkideki doğrudan parayla bağlantılı olması sorunların çıkmasına sebep olur. Çünkü, bir kişinin değerli olup olmadığı ekonomik şartlara değil, ilişkinin sağlıklı ve sağlam temellere bağlı olup olmadığıyla ilgilidir. Eğer, ilişkinizde kendinizi değerli hissettiğiniz kısımlar sizin için harcanan paralar sayesinde oluyorsa, ilişkinizdeki “değerli hissetme” alanlarınızı arttırmanız için ilişkinizi güçlendirmeniz gerekir. 4. Eşitlik: Partnerler arasında para, hakimiyet yarışına dönen bir unsur mu yoksa ilişkinin birlik ve bütünlüğü için her iki tarafın da eşit güce sahip olduğu bir unsur mu olup olmadığını net bir şekilde belirlemek gerekir. İlişkide kimin ne kadar kazandığı, kimin ne kadar harcadığının mesele olmaması gerekir. İlişkiyi, partnerlerden hariç olarak üçüncü bir kişi olarak düşündüğümüzde, çiftin bu kişinin (ilişkinin) ihtiyacını karşılamak ilk amaçları olmalıdır. Sen-ben hesabına girmeden, ilişkinin ihtiyacı kimin tarafından karşılanacağının önemli olmadığı ancak ilişkinin ihtiyacının karşılanmasının öncelikli olduğu bir düzlem kurmak gereklidir. Aksi halde, çiftler eşitsizlik duygusu altında hakimiyet yarışının ortasında hisseder. Bu durumla baş etmenin ilk kuralı, sen-ben girdabına girmeden biz bilincini oluşturmaktır. İlişkilerde bu 4 unsur mercek altına alındığında, bireysel ihtiyaç ve beklentilerin yanı sıra, ilişkinin ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurmak gereklidir. Para da bu unsurlardan birisidir. Parayı hayatınızda konumlandırma biçiminiz sizin parayla olan ilişkinizi belirlediği gibi, eşinizle olan ilişkinizde de söz sahibi olur. Önemli olan, bunun farkında olarak, sorun olacak durumlara karşı çözüm yollarınızı bulabilmenizdir.

Konut Satışları Artıyor, Fiyatlar Reelde Geriliyor Haber

Konut Satışları Artıyor, Fiyatlar Reelde Geriliyor

Verilere göre, ekim ayında Türkiye genelinde satılık konut fiyatları yıllık bazda %29,2 aylık bazda ise %2,5 artış gösterdi. Enflasyon etkisi göz önüne alındığında fiyatlar bir yılda reel olarak %2,9 aylık bazda ise %0,4 düştü. Ortalama konut metrekare satış fiyatı 36 bin 223 TL iken, ortalama konut fiyatı ise 4,5 milyon TL oldu. Konut yatırımının geri dönüş süresi 13 yıl olarak hesaplandı. Konut satış adetlerine baktığımızda Ekim ayında 164 bin 306 konut satıldığı görülüyor. Bu rakam ile konut satış adedi geçen senenin Ekim ayına göre %0,5 oranında düşüş göstermiş oldu. 2025 yılının Ocak-Ekim döneminde ise konut satışları geçen senenin aynı dönemine göre %16,2 artarak 1 milyon 293 bin 33 olarak gerçekleşti. Geçen senenin Ocak-Ekim dönemi ile karşılaştırıldığında, en dikkat çekici artışın %64,0 ile ipotekli (kredili) konut satışlarında olduğu görülüyor. Endeksa Genel Müdürü ve Kurucu Ortağı Görkem Öğüt, rapora ilişkin şunları söyledi: “Ekim ayında satış adetlerinde küçük bir gerileme görülse de yılın ilk 10 ayında kaydedilen %16,2’lik artış, konut talebinin güçlü seyrini koruduğunu gösteriyor. 2025 sonunda konut satışlarının 1,5 milyon adedin üzerine çıkmasını bekliyoruz. Buna karşın fiyat tarafında daha dengeli bir görünüm var. Konut satış fiyatları yıllık bazda nominal olarak yükselse de enflasyondan arındırıldığında Şubat 2024’ten beri reel gerileme devam ediyor; kira piyasasında da benzer bir eğilim görüyoruz. Bu tablo, pandemiden sonraki hızlı değer artışlarının ardından piyasanın normalleştiğini, yatırım amaçlı alımların yerini kullanıcı odaklı talebin aldığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde faiz indirimleri ve kredi maliyetlerindeki düşüş, talebi destekleyerek fiyatların reel anlamda yeniden yukarı yönlü hareketine zemin hazırlayabilir.” En fazla değer artışı olan iller: Diyarbakır, Çanakkale ve Samsun Endeksa verilerine göre, ekim ayında en çok konut satışının olduğu ilk 30 il değerlendirildiğinde yatırımcıya en çok kazandıran şehirler sırasıyla Diyarbakır, Çanakkale ve Samsun oldu. Diyarbakır’da konut fiyatları son bir yılda %54,6 artarken enflasyon etkisinden arındırıldığında artış oranı %16,1 olarak hesaplandı. Bu ilde ortalama konut metrekare satış fiyatı 29 bin 954 TL, ortalama konut satış fiyatı ise 4,6 milyon TL. Çanakkale’de konut satış fiyatlarında nominal değer artışı %42,0 reel değer artışı ise %6,7 oldu. Bu ilde ortalama konut metrekare satış fiyatı 48 bin 335 TL, ortalama konut fiyatı ise 5,7 milyon TL. Samsun’da ise konut satış fiyatlarında nominal değer artışı %41,2 iken reel değer artışı %6,1 seviyesinde. Samsun’da ortalama konut metrekare satış fiyatı 31 bin 42 TL, ortalama konut fiyatı 3,7 milyon TL oldu. En çok konut satışının olduğu ilk 30 içinde satılık konut fiyatlarının bir yılda en az yükseldiği iller ise sırasıyla Hatay, Muğla ve Aydın oldu. Hatay’da satılık konutların fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre %14,7 yükselirken enflasyondan arındırılmış verilere göre fiyatlar reel olarak %13,8 geriledi. Hatay’da ortalama konut metrekare satış fiyatı 24 bin 691 TL, ortalama konut fiyatı ise 3,7 milyon TL. Muğla’da ise satış fiyatları nominal olarak %20,6 yükselirken reel olarak %9,3 oranında düşüş gösterdi. Türkiye genelindeki en yüksek gayrimenkul fiyatlarına sahip olan Muğla’da ortalama konut metrekare satış fiyatı 75 bin 788 TL, ortalama konut fiyatı ise 9,8 milyon oldu. Aydın’da konut satış fiyatları nominal olarak %23,2 yükselirken reel olarak %7,4 düştü. Bu ilde ortalama konut metrekare satış fiyatı 48 bin 461 TL, ortalama konut fiyatı ise 6,5 milyon TL. 4 büyük şehir arasında Ankara fiyat artışında birinci Türkiye’nin en büyük 4 ili arasında satılık konut fiyatlarının bir yılda en fazla yükseldiği il Ankara oldu. Ankara’da nominal fiyat artışı %37,1 olurken, reel bazda %3,0’lık bir artış yaşandı. Başkentte konut metrekare fiyatı 32 bin 459 TL’ye, ortalama konut fiyatı ise 4,2 milyon TL’ye yükseldi. İstanbul’da fiyatlar nominal olarak %29,8 artarken enflasyon etkisinden arındırıldığında fiyatlarda %2,4 düşüş gözlendi. İstanbul’da konut metrekare fiyatı 55 bin 181 TL, ortalama konut fiyatı ise 6,3 milyon TL oldu. İzmir’de satılık konut fiyatları yıllık bazda %27,8 nominal artış gösterirken reel olarak %3,9 geriledi. İzmir’de ortalama konut metrekare fiyatı 46 bin 902 TL, ortalama konut fiyatı ise 5,9 milyon TL olarak kaydedildi. Bursa’da ise yıllık nominal değişim %27,0 olurken reelde %4,6 düşüş yaşandı. Bu ilde ortalama metrekare fiyatı 31 bin 73 TL, ortalama satış fiyatı ise 4 milyon TL. Türkiye genelinde kiralar %28,7 arttı Endeksa’nın güncel verilerine göre, Türkiye genelinde kiralık konut fiyatları yıllık bazda %28,8 yükselirken aylık bazda ise %0,5 düşüş gösterdi. Enflasyon etkisinden arındırılmış verilere göre kiralar bir yılda reel olarak %3,2, bir önceki aya göre ise reelde %3,3 düşüş kaydetti. Türkiye genelinde konutların ortalama metrekare kira fiyatı 229 TL, ortalama kira ise 24 bin 923 TL seviyesinde.

Osmangazi Kitap Fuarı 8’inci Gününde de Doldu Taştı Haber

Osmangazi Kitap Fuarı 8’inci Gününde de Doldu Taştı

Osmangazi Belediyesi'nin YAYKOOP (Yayıncılar Kooperatifi) iş birliğinde bu yıl 1'incisini düzenlediği Osmangazi Kitap Fuarı, Osmangazi Meydanı'nda bir birinden özel yazarları okurlarıyla buluşturmaya devam ediyor. Fuarın 8'inci gününde yazarlar Prof. Dr. Emre Kongar, Tarık Tufan, Irmak Zileli ve Dr. Meral Saklıyan, okurlarıyla bir araya geldi. Düzenlenen söyleşilerde okurlar yazarlara kitaplarında merak ettiği konularla ilgili çeşitli sorular sordu. Yazarlarda bu sorulara içtenlikle bir birinden güzel cevaplar verdi. Keyifli geçen söyleşilerin ardından düzenlenen imza günüyle yazarlar okurlarının kitaplarını imzaladı. “Okurlarım Yorumlarıyla Söyleşiye Değer Kattı” Osmangazi Kitap Fuarı’na gelmekten çok mutlu olduğunu ifade eden Yazar Irmak Zileli, “Fuara ilgi çok güzel, insanların meraklı ve ilgili bakışlarına karşı konuştuğumu hissettim. Osmangazi Kitap Fuarı’nın bir ihtiyacı karşıladığını düşünüyorum. Söyleşiye katılan okurlarım yorumlarıyla söyleşiye değer kattı. Söyleşide “Şimdi Buradaydı” romanım üzerinden bir konuşma yaptım, romanımın konusu gereği kötülük üzerine düşüncelerimi ve içimizdeki karanlığa yönelik meraklı bir bakış göstermenin önemini, sanatçının buradaki rolünü, yazarın aslında insanı ve dünyayı anlamak için gösterdiği çabayı kendi deneyimim üzerinden okurlara aktarmaya çalıştım” dedi. “Fuara Hayran Kaldım Enerjisi Yüksek Bir Yer” Osmangazi Kitap Fuarı’nın kendisini baya şaşırttığını belirten Akademisyen, Araştırmacı ve Yazar Dr. Meral Saklıyan, “Fuara hayran kaldım çok güzel, enerjisi yüksek bir yer, harika bir yer olmuş keşke evim buraya yakın olsaydı dedim. Söyleşimde Yaşar Kemal’i anlattım. Ben Adanalı bir yazarım Yaşar Kemal, hakkında naçiz hane küçük bir kitap yazmıştım. Yazdığım o kitabı ve Yaşar Kemal’in ümidini ve umudunu anlattım. Umut kelimesi çok önemliydi, Yaşar Kemal, bu kelimeyi çıkarttı ve Yılmaz Güney, Umut Filmini çekti ve bize bu kelimeyi kazandırdı hayatımızda hep umut olsun istiyorum” şeklinde konuştu. “Cumhuriyet ve Atatürk’ü Anlatmaya Çalıştım” Osmangazi Belediyesi’nin Yayıncılar Kooperatifi iş birliğiyle düzenlediği Osmangazi Kitap Fuarı’nın harika bir öğütlenme ve düzen içinde gerçekleştiğini söyleyen Sosyolog, Yazar ve Akademisyen Prof. Dr. Emre Kongar, “Söyleşide bilim ve toplumsal üretim modelleri çerçevesinde Cumhuriyet ve Atatürk’ü anlatmaya çalıştım. Fuarda Bursalıların inanılmaz bir ilgisiyle karşılaştım. İnsanlar yoğunluktan dolayı söyleşiyi ayakta dinlediler çok sevindim. Katılımcılara Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihin akışını değiştiren teşhisini Osmanlı İmparatorluğu’nun din ve tarım devrimi döneminde patinaj yaptığı için çöktüğünü tespit ederek böyle bir tarım toplumundan 15 yıl gibi kısa bir zamanda bir endüstri toplumunun yapısını oluşturduğunu ve temellerini attığını anlattım” diye konuştu. “Dilerim Uzun Soluklu Kitap Fuarları Osmangazi’de Devam Eder” Bursa Osmangazi’de bir kitap fuarının düzenlenmesinin bir yazar olarak kendisini mutlu ettiğini belirten Yazar ve Senarist Tarık Tufan, “Bursa ve Osmangazi her yönüyle bu ülkenin önemli kültür ve insan merkezlerinden bir tanesi, Osmangazi’de edebiyatın ve romanın konuşulduğu böylesi önemli etkinlikler organize etmek yazar ve okur için çok kıymetli, bizde bu güzelliğin bir parçası olduk. Dilerim uzun soluklu kitap fuarları Osmangazi’de devam eder Roman yazarı olarak biz okurlarla bir araya geldiğimizde hikayenin insanın hayatındaki anlam ve değerini konuşmaya çalışıyoruz. İnsanın bir romana ve kahramanına tutunması insanın hayatında son derece hayati bir yere karşılık geliyor. Romanlar bizim hayatımızda bir umutsuzluk anında duygularımızın kendi içinde çeliştiği ve çatıştığı anlarda bize yeni bir umut veren metinler ve anlatılardır” ifadelerini kullandı. Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, “Devrim ve Sosyoloji Açısından Cumhuriyet ve Atatürk” söyleşisinin ardından Prof. Dr. Emre Kongar’a üzerinde Atatürk, resmi olan plaket hediye etti.

Enerjisa Enerji’de Üst Düzey Atama Haber

Enerjisa Enerji’de Üst Düzey Atama

Yılmaz, Enerjisa Enerji’nin stratejik büyüme hedefleriyle uyumlu olarak, insan odaklı kurum kültürünün gelişimine ve geleceğin yeteneklerini destekleyen dönüşüm çalışmalarına liderlik edecek. Enerjisa Enerji, sektöründe lider olduğu elektrik dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin yanı sıra; müşteri çözümleri ve Eşarj şirketiyle enerji verimliliği, e-mobilite ve yenilenebilir enerji alanlarında yürüttüğü çalışmalarla Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlıyor. Şirketin insan odaklı dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme vizyonu doğrultusunda Berrin Yılmaz Enerjisa Enerji İnsan ve Kültür Bölüm Başkanı (CHRO) olarak atandı. Yılmaz 1 Kasım’da İnsan ve Kültür Bölüm Başkanlığını görevini Yakup Aydilek’ten devraldı. Enerjisa Enerji’nin insan ve kültür yapılanmasında yeni bir dönemi başlatacak olan Berrin Yılmaz, şirketin sürdürülebilir büyüme ve dönüşüm hedefleriyle uyumlu biçimde çalışan deneyimini güçlendiren, yetenekleri geleceğe hazırlayan ve kurum kültürünü sürekli yenileyen bir liderlik anlayışını hayata geçirecek. Yılmaz, dijitalleşmenin getirdiği yeni beceri ihtiyaçlarını, tüm çalışanları kapsayan gelişim programlarıyla bütünleştirirken; İş sağlığı ve güvenliği kültürü ile bağlılık ve gelişim uygulamalarını daha da derinleştirecek. Bu yaklaşımla Enerjisa Enerji, enerji sektöründe teknolojinin yanında kültür, değer ve insan gücüyle de fark yaratan bir kurum olma yolculuğunu sürdürecek. Murat Pınar: İnsana yapılan yatırım, sürdürülebilir başarının en güçlü teminatıdır Enerjisa Enerji İnsan ve Kültür Bölüm Başkanlığı’na Berrin Yılmaz’ın atamasını değerlendiren Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar: “Enerjisa Enerji olarak, ‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonumuzun merkezine insanı koyuyor, dönüşümün kalıcı olabilmesi için kültürümüzden güç almamız gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayışla şirketimizin en büyük itici gücü olan İnsan ve Kültür yapılanmamıza liderlik edecek Sayın Berrin Yılmaz’ın aramıza katılmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Deneyimi ve vizyonuyla ‘insan odaklı’ dönüşüm yolculuğumuza önemli katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum.” dedi. Berrin Yılmaz: Geleceğin çalışma kültürünü birlikte şekillendireceğiz Yeni göreviyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Enerjisa Enerji İnsan ve Kültür Bölüm Başkanı (CHRO) Berrin Yılmaz: “Türkiye’nin enerji dönüşümüne liderlik eden ve 11 bin çalışanı ile kritik bir kamu hizmetini yerine getiren Enerjisa Enerji bünyesinde ‘Herkes İçin Daha İyi Bir Gelecek’ vizyonuyla tam bir uyum içinde yeni görevime başlıyorum. Tüm çalışma arkadaşlarımla birlikte, insanı merkeze alan bir anlayışla geleceğin çalışma kültürünü çevik ve kapsayıcı bir yapıyla inşa etmek için çalışırken bir yandan da iş sağlığı ve güvenliğini önceliklendirirken, çalışan deneyimini sürekli geliştiren, yetenekleri geleceğe hazırlayan uygulamalara odaklanmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

12. Zeki Yurtbay Tasarım Yarışması Ödül Töreni Gerçekleşti Haber

12. Zeki Yurtbay Tasarım Yarışması Ödül Töreni Gerçekleşti

Yurtbay Seramik tarafından bu sene 12. kez düzenlenen ve ana teması “Düzine” olarak belirlenen Zeki Yurtbay Tasarım Yarışması’nın kazananları, düzenlenen ödül töreni ile ödüllerine kavuştu. Türkiye’de 12 yıldır istikrarlı bir şekilde düzenlenen tek tasarım yarışması olma özelliğini taşıyan Zeki Yurtbay Tasarım Yarışması, bu yıl da genç tasarımcıları yaratıcı fikirleriyle bir araya getirdi. Hayatın ve doğanın simetrik düzeninden ilham alan bu yolculukta, tasarımın gücü yaratıcılıkla buluştu ve bir döngü, bir “Düzine” tamamlandı. 24 Ekim 2025 Cuma günü Dedeman İstanbul’da gerçekleşen bu buluşmaya Yurtbay Seramik Yönetim Kurulu, jüri üyeleri, tasarımlarıyla ödüle değer gören öğrenciler ve yakınları katıldı. Yarışmanın sektör ve gençler için önemine vurgu yapıldı Yurtbay Şirketler Grubu Kurucusu Sn. Zeki Yurtbay tarafından “Gençler hayal etsinler, hayal çok güzel bir şeydir. Gerçekleştirilebilir olan hayaller kursunlar. Onları gerçekleştirmek için çalışsınlar. O hayaller gerçekleştikçe, daha da büyür.” ifadeleriyle temelleri atılan ve her sene farklı bir tema ile düzenlenen yarışmanın ödül töreni Yurtbay Seramik Yönetim Kurulu Üyesi Melis Yurtbay’ın açılış konuşması ile başladı. Konuşmasına merhum Zeki Yurtbay’ı saygı, sevgi ve özlemle anarak başlayan Melis Yurtbay; her yıl daha da güçlenerek büyüyen bu iş birliğinin, sadece tasarım dünyasına değil, sanayi ve eğitim alanında da örnek bir sosyal sorumluluk modeli oluşturduğuna değindi. Yarışmanın Türkiye’de endüstri–akademi iş birliği açısından öncü rolüne vurgu yaparak, gelecekte bu tür sosyal sorumluluk temelli projelerin artarak devam edeceğine dair umutlarını dile getirdi. Melis Yurtbay; şahsı, kurumu ve Emel-Zeki Yurtbay Sağlık ve Eğitim Vakfı Başkanı Emel Yurtbay adına teşekkürlerini sunarak ödül almaya hak kazanan öğrencileri tebrik etti. Daha sonra yarışmanın jüri üyelerinden seramik sanatçısı ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevim Çizer konuşmasını gerçekleştirdi. Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri Yarışması’nın sektör ve gençler için önemine değinen Sevim Çizer; özgün fikirleriyle yarışmalarda yer almanın altını çizdi. Alanında en uzun soluklu yarışmanın jüri üyeleri arasında olmaktan dolayı büyük bir mutluluk ve gurur duyduğunu ifade eden Sevim Çizer, daha nicelerinde birlikte olmayı dileyerek öğrencileri tebrik etti. Bu sene 138’in üzerinde farklı üniversiteden 352 öğrencinin tasarımları jüri üyeleri tarafından büyük bir özveriyle değerlendirildi. Tören, her sene farklı disiplinlerden bir araya gelen jüri üyelerinin proje değerlendirme süreci videosu ile devam etti. Genç yetenekler, ödüllerine kavuştu Konuşmalar ve sunumların ardından; Cumhuriyet’in ilkeleriyle yetişmiş çağdaş Türk gençliğinin, tasarım yoluyla geleceğe yön veren yaratıcılığını bir kez daha gözler önüne seren tasarımların sahiplerine, düzine teması kapsamında tarihten bugüne kullanılan araçların, gündelik hayatımızı şekillendiren döngülerin, doğada bulunan farklı simetrik oluşumların yansımalarını estetik, özgünlük ve teknik gibi detayları göz önünde bulundurarak ödülleri takdim edildi. Abdullah Gül Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi, Mimarlık Bölümü öğrencisi Mustafa Berat Demir ikincilik ödülünü Yurtbay Seramik Yönetim Kurulu Üyesi Melis Yurtbay’ın elinden aldı. Eş değer Üçüncü Ödül’ün sahibi olan Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümünden İclal Sabire Gör ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü öğrencileri Asel Sude Aydın, Yiğit Kantarcı ve Nisa Gezer eşdeğer üçüncülük ödülerini Yurtbay Seramik Pazarlama Genel Müdürü Hasan Bülent Şamlı’dan aldılar. Eş değer mansiyona değer görülen İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü öğrencisi Ayşe Bakırtaş ve eğitimini yurt dışında sürdürmesi sebebiyle törene ailesinin katıldığı İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü öğrencisi Nil Yıldırım’a ödüllerini Sevim Çizer takdim etti. Yapı Medya İletişim’in organizasyonu ile düzenlenen yarışmanın ödül töreni toplu fotoğraf çekimi ve öğrencilerin bir arada vakit geçirdiği kokteyl ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.