Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Değer

Kapsül Haber Ajansı - Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Schafrat, Kadınların İz Bırakan Hikâyelerine Işık Tutuyor! Haber

Schafrat, Kadınların İz Bırakan Hikâyelerine Işık Tutuyor!

Tasarımlarında yalnızca görsel bir zarafet değil; aynı zamanda duygulara, hikâyelere ve kişisel izlere yer açan marka, kadınların ilham veren yolculuklarından beslenen bir perspektifle hareket ediyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; emeğin, zarafetin ve kendi izini bırakan kadınların görünür olduğu özel bir gün. Kadınların üretimde, yaratıcılıkta ve yaşamın her alanında ortaya koyduğu değer, yalnızca bireysel başarıların değil, aynı zamanda toplumsal ilerlemenin de en güçlü kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. Mücevher dünyasında son yıllarda öne çıkan tasarım yaklaşımı ise yalnızca estetik değil; anlam ve hikâye taşıyan parçalar etrafında şekilleniyor. Minimal ama karakter sahibi tasarımlar, kişisel hikâyeleri temsil eden semboller ve günlük yaşamda da rahatlıkla kullanılabilen zamansız parçalar, kadınların kendilerini ifade etme biçimlerinden biri haline geliyor. Schafrat da bu yaklaşımı benimseyerek tasarımın yalnızca bir aksesuar değil, aynı zamanda bir hikâye anlatma biçimi olduğuna inanıyor. Bu anlayışla seçilen ve sunulan her parça; bireyselliği, özgünlüğü ve kişisel izleri temsil eden bir anlam taşıyor. Özellikle, özel günlerde hediye seçimi yapılırken anlam taşıyan tasarımlar daha fazla tercih ediliyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde zarafeti ve sadeliği bir araya getiren mücevherler ise duyguyu ifade etmenin en anlamlı yollarından biri olarak öne çıkıyor. “Bazı izler sizi, siz yapar” yaklaşımıyla hareket eden Schafrat, kadınların birbirini güçlendirdiği dayanışma kültürünün bir parçası olmayı önemsiyor. Kadınların yarattığı değer ve ilham veren hikâyeler, markanın tasarım yaklaşımının da önemli bir ilham kaynağını oluşturuyor. Schafrat Marka Kurucusu Eda Uzuner Kalay, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Kadınların üretimde, yaratıcılıkta ve yaşamın her alanında bıraktığı izler, aslında dünyayı daha güçlü ve daha anlamlı kılıyor. Schafrat’ın hikayesi de bu inançla, tasarımın yalnızca estetik bir ifade değil, aynı zamanda bir hikâye taşıdığı bir marka yaratmayı hedefledim. Bir kadın girişimci olarak kadınların birbirini güçlendirdiği, dayanışmanın büyüdüğü bir dünyanın parçası olmak benim için çok kıymetli. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mısırlı Underwear and Socks’tan İç Giyimde Dünyada Bir İlk Haber

Mısırlı Underwear and Socks’tan İç Giyimde Dünyada Bir İlk

Türkiye’nin köklü iç giyim ve çorap markası Mısırlı Underwear and Socks, iç giyim sektöründe ezber bozan bir yeniliğe imza attı. Erkek boxer ve kadın tanga koleksiyonundaki yeni seri, 24 ay iade güvencesiyle sertifikalı 1 gram külçe altın ile birlikte satışa sunuluyor. Özel seri, iç giyimi yalnızca bir ihtiyaç olmaktan çıkararak; kalıcı bir değer ve yatırım anlayışıyla yeniden tanımlıyor. Zarafet, konfor ve güveni aynı potada buluşturan bu özel koleksiyon; yüksek kalite kumaşlar, zamansız tasarım anlayışı ve Mısırlı’nın yüz yıla yaklaşan üretim tecrübesiyle hazırlandı. Her bir ürün, sertifikalı 1 gram külçe altın ile birlikte sunularak kullanıcılarına hem estetik hem de maddi güvence sağlıyor. İç Giyimden Yatırıma Uzanan Yeni Bir Perspektif Mısırlı Underwear and Socks’ın bu yenilikçi yaklaşımı, iç giyimde dünyada nadir görülen bir konsepti hayata geçiriyor. 24 ay boyunca koşulsuz iade güvencesi sunan koleksiyon, tüketicilere satın aldıkları ürünün yalnızca konforunu değil, değerini de garanti altına alma imkânı tanıyor. Lüksün Yeni Tanımı Minimal ve sofistike tasarım dili ve doğal ipliklerle hazırlanan erkek boxer ve kadın tangalar, günlük kullanım konforunu üst düzey bir deneyime dönüştürürken; koleksiyon, lüksün artık sadece görünüm değil, güvence ve sürdürülebilir değer anlamına geldiğini vurguluyor. Mısırlı Underwear and Socks, bu özel koleksiyonla iç giyim sektöründe fark yaratarak, moda ile yatırımı, konfor ile güveni aynı çizgide buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam'dan Kuzey İtalya’da 25 Milyon Euro’luk Yatırım Haber

Şişecam'dan Kuzey İtalya’da 25 Milyon Euro’luk Yatırım

Bu hamle, Şişecam’ın Avrupa cam endüstrisindeki konumunu güçlendirmesine ve ürün portföyünde katma değerli cam ürünlerinin payının artmasına katkı sağlayacak. Cam ve kimyasallar sektörlerinin global oyuncusu Şişecam; düz cam sektöründe artan kaplamalı cam ihtiyacını karşılamak üzere, 2024 yılında duyurduğu Kuzey İtalya’daki yeni kaplamalı cam hattı yatırımını devreye aldı. 25 milyon Euro yatırımla hayata geçirilen bu yeni hatla Şişecam, İtalya’daki kaplamalı cam kapasitesini 6 milyon metrekareden 12,5 milyon metrekareye çıkaracak. Bu hamle, Şişecam’ın Avrupa cam endüstrisindeki konumunu daha güçlendirerek, pazardaki yüksek kaliteli ve nitelikli cam taleplerini karşılamasını sağlayacak. Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, “San Giorgio di Nogaro tesisimizde devreye aldığımız kaplamalı cam hattı yatırımımız, üretim kapasitemizi geliştirirken ürün portföyümüzü de zenginleştirecek. Bu sayede Avrupa’da artan nitelikli cam talebine daha iyi yanıt verecek, Batı Avrupa’daki müşterilerimize katma değerli ürünlerimizi ulaştırabileceğiz. Doğu ve Batı Avrupa’da artırdığımız kaplamalı mimari cam kapasiteleri sayesinde Avrupa pazarında hizmet kalitemizi ve nitelikli ürün alternatiflerimizi artırmış olacağız” dedi. Küresel pazarda başta enerji tasarrufu sağlamak üzere kaplamalı cam ürünlerine olan talebin hızla arttığını belirten Yücel, şunları söyledi: “Müşterilerimize her zaman daha kaliteli ve nitelikli ürünlerle hizmet sunma arayışımıza yönelik yatırımlarımızın bir bir meyvelerini vermeye başladığı bir döneme giriyoruz. Cam, sürekli gelişen, sanat ve mühendislikle zenginleşen çok özel bir malzeme. Bizler Şişecam olarak 90 yıllık deneyimimizi, gelişime olan iştahımızı ve kalite önceliğimizi fark yaratan ürünlere dönüştürerek camı emtia olmanın ötesine taşımayı önemsiyoruz. Şeffaflığı ve doğallığıyla mekânlarla kusursuz bütünlük kuran camlarımızın, gelişen teknoloji ile dünyaya daha fazla katkı sunması ve müşterilerimizin hayat kalitesini artırması için durmaksızın çalışıyoruz. İtalya’daki hat yatırımımızı da bu bakışla ve camı yaşamlara değer katan bir unsur olarak gören müşterilerimizin taleplerini karşılamak üzere hayata geçirdik. Yeni yatırımımız Şişecam’ın mimari camlardaki farkını ve rekabet gücünü pekiştirecek, yatırımcılarımız ve müşterilerimize daha fazla değer sunabilmemiz için kıymetli bir adım olacak.” Kaplamalı cam hattı yatırımları devreye giriyor Şişecam, 30 Ocak 2026’da Bulgaristan düz cam üretim tesisinde yer alan kaplamalı cam hattına ek olarak yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli yeni kaplamalı hat yatırımını tamamladığını duyurmuştu. İtalya’dan sonra Tarsus’ta bu yıl devreye alacağı yıllık 7 milyon metrekare kapasiteli kaplamalı cam hattı ile Şişecam’ın dünya genelindeki kaplamalı cam hatlarının sayısı yediye, toplam kaplamalı cam üretim kapasitesi ise 48,1 milyon metrekareye çıkacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BİM, Drone Teknolojisiyle 3 Milyon Ağaç Tohumu Daha Doğayla Buluşuyor Haber

BİM, Drone Teknolojisiyle 3 Milyon Ağaç Tohumu Daha Doğayla Buluşuyor

BİM, Ecording iş birliğiyle geçtiğimiz yıl başlattığı ağaç tohumu projesinde 2,5 milyon ağaç tohumunu doğayla buluşturdu. Projenin ikinci fazında ise bu yıl 3 milyon ağaç tohumu, drone teknolojisi kullanılarak Türkiye’nin ormanlarına kazandırılacak. Çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal faydayı birlikte odağına alan proje, 2026 yılında yeni bir ivme kazanıyor. Geçtiğimiz yıl Ecording iş birliğinde hayata geçirilen projenin ilk fazında 2,5 milyon ağaç tohumu ekimiyle önemli bir etki sağlandı. Proje kapsamında, ikinci fazda Muğla ilinde, 52,5 futbol sahası büyüklüğünde, 37,5 hektarlık alanda 3 milyon ağaç tohumu daha doğayla buluşacak. Biyoçeşitliliğin korunmasına ve ekosistemlerin onarılmasına katkı sağlayan proje, aynı zamanda iklim krizinin etkilerinin yoğun olarak hissedildiği bölgelerde yaşayan kadınların tohum işleme sürecine dahil edilmesiyle de yerel toplulukların güçlenmesine destek oluyor. Proje için özel olarak tasarlanan ve üzerinde “Dost’tan Doğaya” mottosu yer alan Dost Süt ürünlerini tercih eden BİM müşterileri de bu sürecin aktif bir parçası olabiliyor. Müşteriler, ürün ambalajında yer alan QR kod aracılığıyla eriştikleri tohum takip sistemi üzerinden, tohumların büyüme yolculuğunu adım adım izleyebiliyor. BİM Ticaret Başkanı Umut Baba, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “BİM olarak sürdürülebilirliği tüm iş yapış biçimimizin merkezine koyuyor; doğaya, topluma ve geleceğe karşı sorumluluğumuzla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Çevre dostu yaklaşımımızı yalnızca operasyonel faaliyetlerimizde değil, ürünlerimiz aracılığıyla da hayata geçiriyoruz. Geçtiğimiz yıl Ecording ile başlattığımız ağaç tohumu projesi, doğa ve toplum için somut bir değer sağladı. Bu güçlü etkiyi bu yıl daha da büyüterek ülkemizdeki ekosistemlerin onarılmasına katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu anlamlı projeye katkı sunan tüm paydaşlarımıza ve projeyi sahiplenerek destek olan BİM müşterilerimize gönülden teşekkür ederiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yemeksepeti’nden Türkiye Ekonomisine Dev Destek Haber

Yemeksepeti’nden Türkiye Ekonomisine Dev Destek

Türkiye’nin En Sevilen* ve En Teknolojik** Online Yemek Sipariş Markası Yemeksepeti, 2025 yılında Türkiye ekonomisine sunduğu katkıya dair verileri açıkladı. “Keyfin Yerine Gelsin” mottosuyla kullanıcılarının hayatına dokunan şirket, sadece sipariş teslimatı yapmadığını, yarattığı ekonomik büyüklükle de Türkiye’nin itici güçlerinden biri olduğunu kanıtladı. Bulgular, güçlü ekonomik etkiye işaret ediyor Yemeksepeti’nin çatı şirketi Delivery Hero verileri ile güvenilir dış kaynakların birlikte kullanıldığı ve Temmuz 2024 – Haziran 2025 dönemini kapsayan, Centre for Economics and Business tarafından gerçekleştirilen sosyo-ekonomik etki analizine göre şirketin Türkiye ekonomisindeki rolü iki ana başlık altında teyit edildi: GSYH’ye güçlü katkı: Operasyonları, restoran ve iş ortağı ağı, kurye ekosistemi ve tedarik zinciri üzerinden; ayrıca bu gelirlerin ekonomide tekrar harcanmasıyla oluşan dolaylı etki dâhil olmak üzere Yemeksepeti toplamda 3,06 milyar Euro’luk ekonomik değer yarattı. Bu rakam, Türkiye GSYH’sinin %0,21’ine karşılık geliyor.121 bin kişilik istihdam etkisi: Yemeksepeti’nin kendi çalışanları, kurye iş ortakları ve platformda faaliyet gösteren işletmelerin yanı sıra tedarik zinciri ve dolaylı ekonomik faaliyetler dâhil edildiğinde, şirket 121.267 tam zamanlı eşdeğer (FTE) istihdamı destekledi. Bu sayı, Türkiye toplam istihdamının %0,35’ine denk geliyor. Kullanıcı faydası 14,2 milyar TL ile ikiye katlandı Yemeksepeti, makroekonomik katkısının ötesinde, kullanıcı bütçelerine sağladığı doğrudan finansal destekle de 2025 yılında rekor kırdı. Kampanyalar, kuponlar ve sadakat programları aracılığıyla sağlanan toplam kullanıcı faydası, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık iki katına çıkarak 14,2 milyar TL’ye ulaştı. Bu desteğin önemli bir kısmı, YeClub sadakat programı sayesinde hayata geçti. Program kapsamında 6 milyar TL’nin üzerinde puan dağıtıldı. Günlük siparişleri daha avantajlı hale getiren bu katkı, Yemeksepeti’nin kullanıcı bütçesini destekleyen ve günlük hayata değer katan güvenilir bir yol arkadaşı rolünü pekiştirdi. “Etkimiz siparişin çok ötesinde” Rapor sonuçlarını ve 2025 yılını değerlendiren Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, ortaya çıkan tablonun bir gurur vesilesi olduğunu belirterek şunları söyledi: “2025, hem Yemeksepeti hem de içinde bulunduğumuz hızlı ticaret ekosistemi için dönüşümün hızlandığı bir yıl oldu. Bu yılı salt büyüme rakamlarıyla tanımlamak eksik kalır. Çünkü asıl büyüme, yarattığımız toplumsal ve ekonomik değerde gerçekleşti. GSYH’ye 3 milyar Euro’yu aşan katkımızın yanı sıra; çalışanlarımız, kurye iş ortaklarımız, market tarafında toplayıcı ve depocularımız dâhil 121 bin kişilik güçlü bir istihdam etkisi yaratmamız bunun en somut göstergesi. Kullanıcılarımıza sunduğumuz ekonomik desteği neredeyse iki katına çıkararak 14,2 milyar TL’ye ulaştırırken, tüm paydaşların kazandığı sürdürülebilir bir model inşa ettik. Bu, işimizi büyütürken ülke ekonomisini de büyüttüğümüzün net bir kanıtı.” Teknoloji ve yapay zekâ yılı 2025’i “altyapı ve yapay zekâ yılı” olarak tanımlayan Çalapöver, şirketin gelecek vizyonuna dair de değerlendirmelerde bulundu. Yapay zekânın artık kişiselleştirme, talep tahmini ve lojistik optimizasyonunun merkezinde yer aldığını vurgulayan Çalapöver, şöyle devam etti: “Delivery Hero’nun küresel teknoloji gücünü yerel içgörülerle birleştirerek daha akıllı ve daha hızlı bir deneyim sunduk. Yemeksepeti için 2026, daha fazlasını yapmak değil, doğru işleri daha iyi yapacağımız bir yıl olacak.”

Karaarslan İnşaat, Beşiktaş Futbol A Takımı’nın Forma Sırt Sponsoru Oldu Haber

Karaarslan İnşaat, Beşiktaş Futbol A Takımı’nın Forma Sırt Sponsoru Oldu

Beşiktaş JK ile Karaarslan İnşaat arasında imzalanan anlaşma, bugün düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Beşiktaş Futbol A Takımı’nın forma sırt sponsorluğunu kapsayan anlaşma ile birlikte, spor ve iş dünyası arasında kurulan bu ortaklığın her iki tarafa da kurumsal değer ve görünürlük sağlaması hedefleniyor. Anlaşma, taraflar açısından yalnızca bir iş birliği olmanın ötesinde, ortak değerler ve uzun vadeli duruş temelinde şekillenen bir birliktelik olarak değerlendiriliyor. 1998 yılında Vahit Karaarslan’ın vizyonu ile temelleri atılan Karaarslan Şirketler Grubu; inşaat, gayrimenkul, tarım ve enerji sektörlerinde yürüttüğü yatırımlarla istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Grup, Beşiktaş ile gerçekleştirilen bu anlaşma ile birlikte güçlü duruşunu yeşil sahalara taşımayı amaçlıyor. Karaarslan Şirketler Grubu, önümüzdeki dönemde de ekonomik ve sosyal sorumluluk alanlarındaki yatırımlarını sürdürerek ülke ekonomisine ve istihdama katkı sağlamaya devam etmeyi hedefliyor. Basın toplantısında konuşan Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Adalı, yapılan anlaşmanın kulüp açısından önemine dikkat çekerken; Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Karaarslan ise bu iş birliğini, şirketin uzun vadeli yatırım anlayışı ve değer odaklı yaklaşımının bir parçası olarak değerlendirdi. Beşiktaş JK Yönetim Kulübü Başkanı Serdal Adalı: “Beşiktaş dünyasına hoş geldiniz” Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Adalı basın toplantısında yaptığı açıklamada, sponsorluğun kulüp için taşıdığı öneme dikkat çekti. Serdal Adalı, “Bugün burada, yeni bir iş birliğini değerli basınımız ve kamuoyu ile paylaşmak üzere bir araya geldik. Ülkemizin değerli iş insanlarından, kendisi de koyu bir Beşiktaşlı olan Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Vahit Karaarslan bugün aramızda. Kendisine ve şirketine “Beşiktaş dünyasına hoş geldiniz” diyorum. Karaarslan İnşaat, ülkemiz için hizmet etmekten geri durmayan, istihdam yaratan, sektöründe öncü bir firma. Bu anlamda, kulübümüzün vizyonu ile örtüşen, Beşiktaş’a gönülden bağlı bir isimle bu iş birliğini hayata geçiriyoruz. Bu sponsorluğun kulübümüze ve Karaarslan İnşaat’a hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Vahit Bey’in Beşiktaş’a sunduğu bu değerli desteğin, önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam etmesini temenni ediyorum. Vahit Karaarslan: “Beşiktaş’la olan iş birliğimiz bir logodan ibaret değil” Toplantıda konuşan Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Karaarslan, Karaarslan ailesi olarak 4 kuşaktır Beşiktaş’lı olduklarını ve bu iş birliğinin kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti. Bu iş birliğinin sadece bir logodan ibaret olmadığını belirten Karaarslan, “Bu bir değer ortaklığı. Beşiktaş’ın çizgisi ve bizim iş dünyasındaki çizgimiz paralel” dedi. Beşiktaş ile görüşmelere 3 hafta önce başladıklarını kaydeden Karaarslan, “Görüşmelere başladıktan sonra 3 haftadır galip geliyoruz. 3’te 3 oldu. Karaarslan İnşaat olarak takıma enerji verdiğimizi düşünüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yan Haklar, Çalışanla Şirket Arasında  Güven Duygusunu Pekiştiriyor Haber

Yan Haklar, Çalışanla Şirket Arasında Güven Duygusunu Pekiştiriyor

Araştırma sonuçları, çalışanların yan hakları kendilerine verilen değerin bir yansıması olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Tek tip paketler yerine, kuşaklar arasındaki farklılıkları dikkate alan yan hak uygulamalarına ihtiyaç olduğuna işaret ediyor. Migros’un fintek iştiraki MoneyPay, Future Bright araştırma şirketi iş birliğiyle X, Y ve Z kuşaklarının yan haklar hakkındaki beklentilerini inceleyen bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmanın sonuçlarının paylaşıldığı ve sektör profesyonellerinin katıldığı “Yan Haklar Yeniden Tanımlanıyor: Kuşaklar Konuşuyor” başlıklı etkinlikte; yan hakların, artık tek tip paketlerle yönetilemeyecek kadar çok katmanlı bir alana dönüştüğüne dikkat çekildi. Çalışan beklentilerinin çeşitlendiği, esnekliğin temel bir ihtiyaç haline geldiği bu dönemde, kuşaklar arasındaki beklenti farklılıkları dikkate alınarak yan hakların yeniden tanımlanması gerektiği vurgulandı. Yan haklar tedarik değil, deneyim alanı Etkinlikte konuşan MoneyPay Genel Müdürü Mehmet Müstehlik, “MoneyPay olarak kendimizi işverenlerin ve çalışanların yanında duran, onlarla birlikte değişen, gelişen ve dönüşen bir iş ortağı olarak konumlandırıyoruz. Büyük ölçekli kurumsal yapılardan KOBİ’lere kadar her ölçekteki şirketin ihtiyaçlarına özel çözümler geliştiriyoruz. Kullanıcı dostu dijital platformumuz aracılığıyla çalışanlara gıda, giyim, ulaşım, yemek gibi çeşitli yan haklar sunuyoruz. ProFlex Kurumsal Hediye Kartı ve Yeni Nesil Yemek Kartımız Money Yemek ile ürün portföyümüz daha da genişledi. Ürün ve hizmet sunan finansal bir iş ortağı olarak yan hak ekosisteminin merkezinde yer alıyoruz” dedi. Z kuşağının yüzde 61’i yan hakların kişiselleştirilmesini istiyor Araştırmanın bulgularını paylaşan Akan Abdula, şu bilgileri verdi: “Araştırma sonuçlarına göre yan haklar, çalışanla şirket arasında güven duygusunu pekiştiren bir unsur olarak görülüyor. Çalışanlar; kendilerine uyumlanan, kişisel tercihlere alan açan ve günlük hayatı gerçekten kolaylaştıran yan hak deneyimleri bekliyor. Çalışanlar, verilen yan haklarla değer gördüklerini, takdir edildiklerini hissettiklerini belirtiyor. Ancak kuşaklar arasında beklentiler açısından bir farklılık söz konusu. Bu sebeple, yan haklar artık standart çözümlerle karşılanamıyor. Z kuşağı iş hayatına daha farklı bakıyor; bu kuşağı kendisine değer verildiğine ikna etmek, X ve Y kuşağına göre zor. Z kuşağının yüzde 61’i yan hakların kişiselleştirilmesini istiyor.” Yan haklarda sezgi dönemi bitti, önemli olan veri MoneyPay Chief Sales Leader Övgü Bayram, “Bugün iş hayatında üç farklı kuşağın bir arada olması, yan hakları köklü bir dönüşüme zorluyor. Sezgilerle değil, ancak verilerle doğru çözümü sunabiliriz. Bu amaçla hayata geçirdiğimiz araştırmamızın, kurumların yan hak strate

Finansal Stres, Çiftlerde Çatışma Oranını %35 Artırıyor Haber

Finansal Stres, Çiftlerde Çatışma Oranını %35 Artırıyor

Çiftlerin arasında parayla ilgili meselelerin genellikle güç, güven, değerli hissetme ve eşitlik olmak üzere 4 tema çevresinde şekillendiğini belirten Çift Terapisti Uzm. Psk. Dr. Sevilay Abudaram, parayla olan ilişki biçiminin ikili ilişkileri doğrudan etkilediğini vurguluyor. Para bir çift için daha çok gücün göstergesi mi, yoksa güvence sağladığı için güven de veren bir unsur mu? Kişinin kendi değerini belirlediği bir faktör mü, yoksa eşiyle arasındaki eşitsizlik temasının bir ayağı mı sorularının cevaplarının bulunması gerekiyor. Çünkü parayla ilgili bir sorun ya da kriz olduğunda, özellikle de ekonomik koşullar zorlayıcı olduğunda, finansal stresin ilişkiler üzerindeki etkisi kaçınılmaz oluyor. Araştırmaların finansal stres yaşayan çiftlerde çatışma oranının %35 artığını gösterdiğine dikkat çeken Çift Terapisti Uzm. Psk. Dr. Sevilay Abudaram, bu soruların cevaplarını bulmanın ve bilmenin, finansal stresin yol açacağı krizleri çözebilmek adına bu çatışma oranını azaltacağı gibi ilişkiye nefes aldıracağı için hazine değerinde olduğunu belirtiyor. İlişkilerde Paranın 4 Temel Dinamiği: Güç, Güven, Değer ve Eşitlik Çift Terapisti Uzm. Psk. Dr. Sevilay Abudaram, ekonomik zorlukların ilişki dinamiklerini nasıl etkilediğini 4 ana başlık altında detaylandırıyor: 1. Güç Dengesi: Ekonomi, para, güç ve ilişkiler denildiğinde, kadın ve erkek rollerinin etkisi de kaçınılmazdır. Kadın için para ve gücün anlamıyla erkek için para ve gücün anlamı birbirinden farklı hassasiyetlere temas eder. Erkek için para, kendisini yeterli, erk sahibi hissetme, eşini koruyan ve kollayan biri olarak konumlandırmasını sağlar. Ancak, parayla ilgili sıkıntı olduğunda, erkek olarak gücünü para kanalıyla hissedemediğinde, gücünü başka kanallardan hissetme ihtiyacına sebep olur. İçine kapanır, öfkeli olur ve kendisini yetersiz hisseder. Halbuki bir ilişkide erkek olarak kendisini yeterli hissetmek ve ailesini, eşini korumak ister. Bunları yapamadığında, eşine karşı mesafe alır ve tartışmalarda savunmacı olup öfkeli tavırlar sergiler. Bu da çiftin ilişkisinde oldukça zorlayıcı bir girdaba sürükler. Bununla beraber, kadın için paranın güç tarafının anlamı ise, çoğunlukla sağlanan istikrarla gelecek kaygısının azalması demektir. Ekonomik olarak zorluklar yaşandığında, kaygı artar, duygusal yük çoğalır ve partnerine yönelik suçlayıcı söylemler ortaya çıkar. Kadın kaygılandığı ve kendisini sağlam zeminde hissetmediği için korkar ve bunu suçlayıcı bir dille partnerine yansıttığında ise, erkek olarak partneri de bunu erkliğine bir saldırı olarak algılayıp öfkelenir. Böylelikle bu durum öfkeli bir kısır döngünün içinde kalmalarına sebep olur. Aslında her iki taraf da duygularının altındaki “ihtiyacı” fark ederse ilişki çatışma döngüsüne girmeden, kaygılarını ve korkularını çözüp, paranın güç dengesini bozan tarafını ilişkilerine dahil etmemiş olurlar. 2. Güven: Para, kişilere sağladığı olanaklarla özgürlük duygusunu hem de kendine güven duygusunu perçinler. Paranın yoksunluğu, ekonomik şartların daralması ise, bu özgürlük ve güven duygularının zeminini sallar. Görece daha dar alanda kalıp, belli başlı ihtiyaçlarınıza cevap verebileceğiniz ekonomik şartlar şimdiki ve gelecek dönemdeki güvencenizi olumsuz etkileyeceğinden dolayı hem kendinize hem de partnerinize olan güveninizin zedelenmiş olduğunu hissedersiniz. O nedenle, eşinizle olan ilişkinizin “güven” ayağını sadece ekonomik faktörlerle değil, ancak duygusal zeminde de sağlam bir biçimde konumlandırmak şarttır. Öyle olduğunda, değişen ekonomik şartlara karşı ilişkiniz sağlam bir zırhla kaplanmış olup yara almamış olacaktır. 3. Değerli Hissetme: Parayla olan ilişkinin bir başka önemli kısmı, kişilerin kendisini para üzerinden değerli hissedip hissetmemesidir. İlişkilerde çiftlerin birbirine aldığı hediyeler, verilen emekler, bu emeklerin maddi değerinin yüksek olup olmaması bazı çiftler için çok önemlidir. Kişinin parayla ilişkisinde, kendisi için para harcandığında kendisini değerli gördüğü bir anlayışı varsa, paranın azaldığı dönemde de kendisini değersiz hissedeceği öngörülür. Bu durum, hassas bir ipin üzerinde yürürken kurulması gereken denge gibidir. Değerli hissetme halinin, bir ilişkideki doğrudan parayla bağlantılı olması sorunların çıkmasına sebep olur. Çünkü, bir kişinin değerli olup olmadığı ekonomik şartlara değil, ilişkinin sağlıklı ve sağlam temellere bağlı olup olmadığıyla ilgilidir. Eğer, ilişkinizde kendinizi değerli hissettiğiniz kısımlar sizin için harcanan paralar sayesinde oluyorsa, ilişkinizdeki “değerli hissetme” alanlarınızı arttırmanız için ilişkinizi güçlendirmeniz gerekir. 4. Eşitlik: Partnerler arasında para, hakimiyet yarışına dönen bir unsur mu yoksa ilişkinin birlik ve bütünlüğü için her iki tarafın da eşit güce sahip olduğu bir unsur mu olup olmadığını net bir şekilde belirlemek gerekir. İlişkide kimin ne kadar kazandığı, kimin ne kadar harcadığının mesele olmaması gerekir. İlişkiyi, partnerlerden hariç olarak üçüncü bir kişi olarak düşündüğümüzde, çiftin bu kişinin (ilişkinin) ihtiyacını karşılamak ilk amaçları olmalıdır. Sen-ben hesabına girmeden, ilişkinin ihtiyacı kimin tarafından karşılanacağının önemli olmadığı ancak ilişkinin ihtiyacının karşılanmasının öncelikli olduğu bir düzlem kurmak gereklidir. Aksi halde, çiftler eşitsizlik duygusu altında hakimiyet yarışının ortasında hisseder. Bu durumla baş etmenin ilk kuralı, sen-ben girdabına girmeden biz bilincini oluşturmaktır. İlişkilerde bu 4 unsur mercek altına alındığında, bireysel ihtiyaç ve beklentilerin yanı sıra, ilişkinin ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurmak gereklidir. Para da bu unsurlardan birisidir. Parayı hayatınızda konumlandırma biçiminiz sizin parayla olan ilişkinizi belirlediği gibi, eşinizle olan ilişkinizde de söz sahibi olur. Önemli olan, bunun farkında olarak, sorun olacak durumlara karşı çözüm yollarınızı bulabilmenizdir.

Konut Satışları Artıyor, Fiyatlar Reelde Geriliyor Haber

Konut Satışları Artıyor, Fiyatlar Reelde Geriliyor

Verilere göre, ekim ayında Türkiye genelinde satılık konut fiyatları yıllık bazda %29,2 aylık bazda ise %2,5 artış gösterdi. Enflasyon etkisi göz önüne alındığında fiyatlar bir yılda reel olarak %2,9 aylık bazda ise %0,4 düştü. Ortalama konut metrekare satış fiyatı 36 bin 223 TL iken, ortalama konut fiyatı ise 4,5 milyon TL oldu. Konut yatırımının geri dönüş süresi 13 yıl olarak hesaplandı. Konut satış adetlerine baktığımızda Ekim ayında 164 bin 306 konut satıldığı görülüyor. Bu rakam ile konut satış adedi geçen senenin Ekim ayına göre %0,5 oranında düşüş göstermiş oldu. 2025 yılının Ocak-Ekim döneminde ise konut satışları geçen senenin aynı dönemine göre %16,2 artarak 1 milyon 293 bin 33 olarak gerçekleşti. Geçen senenin Ocak-Ekim dönemi ile karşılaştırıldığında, en dikkat çekici artışın %64,0 ile ipotekli (kredili) konut satışlarında olduğu görülüyor. Endeksa Genel Müdürü ve Kurucu Ortağı Görkem Öğüt, rapora ilişkin şunları söyledi: “Ekim ayında satış adetlerinde küçük bir gerileme görülse de yılın ilk 10 ayında kaydedilen %16,2’lik artış, konut talebinin güçlü seyrini koruduğunu gösteriyor. 2025 sonunda konut satışlarının 1,5 milyon adedin üzerine çıkmasını bekliyoruz. Buna karşın fiyat tarafında daha dengeli bir görünüm var. Konut satış fiyatları yıllık bazda nominal olarak yükselse de enflasyondan arındırıldığında Şubat 2024’ten beri reel gerileme devam ediyor; kira piyasasında da benzer bir eğilim görüyoruz. Bu tablo, pandemiden sonraki hızlı değer artışlarının ardından piyasanın normalleştiğini, yatırım amaçlı alımların yerini kullanıcı odaklı talebin aldığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde faiz indirimleri ve kredi maliyetlerindeki düşüş, talebi destekleyerek fiyatların reel anlamda yeniden yukarı yönlü hareketine zemin hazırlayabilir.” En fazla değer artışı olan iller: Diyarbakır, Çanakkale ve Samsun Endeksa verilerine göre, ekim ayında en çok konut satışının olduğu ilk 30 il değerlendirildiğinde yatırımcıya en çok kazandıran şehirler sırasıyla Diyarbakır, Çanakkale ve Samsun oldu. Diyarbakır’da konut fiyatları son bir yılda %54,6 artarken enflasyon etkisinden arındırıldığında artış oranı %16,1 olarak hesaplandı. Bu ilde ortalama konut metrekare satış fiyatı 29 bin 954 TL, ortalama konut satış fiyatı ise 4,6 milyon TL. Çanakkale’de konut satış fiyatlarında nominal değer artışı %42,0 reel değer artışı ise %6,7 oldu. Bu ilde ortalama konut metrekare satış fiyatı 48 bin 335 TL, ortalama konut fiyatı ise 5,7 milyon TL. Samsun’da ise konut satış fiyatlarında nominal değer artışı %41,2 iken reel değer artışı %6,1 seviyesinde. Samsun’da ortalama konut metrekare satış fiyatı 31 bin 42 TL, ortalama konut fiyatı 3,7 milyon TL oldu. En çok konut satışının olduğu ilk 30 içinde satılık konut fiyatlarının bir yılda en az yükseldiği iller ise sırasıyla Hatay, Muğla ve Aydın oldu. Hatay’da satılık konutların fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre %14,7 yükselirken enflasyondan arındırılmış verilere göre fiyatlar reel olarak %13,8 geriledi. Hatay’da ortalama konut metrekare satış fiyatı 24 bin 691 TL, ortalama konut fiyatı ise 3,7 milyon TL. Muğla’da ise satış fiyatları nominal olarak %20,6 yükselirken reel olarak %9,3 oranında düşüş gösterdi. Türkiye genelindeki en yüksek gayrimenkul fiyatlarına sahip olan Muğla’da ortalama konut metrekare satış fiyatı 75 bin 788 TL, ortalama konut fiyatı ise 9,8 milyon oldu. Aydın’da konut satış fiyatları nominal olarak %23,2 yükselirken reel olarak %7,4 düştü. Bu ilde ortalama konut metrekare satış fiyatı 48 bin 461 TL, ortalama konut fiyatı ise 6,5 milyon TL. 4 büyük şehir arasında Ankara fiyat artışında birinci Türkiye’nin en büyük 4 ili arasında satılık konut fiyatlarının bir yılda en fazla yükseldiği il Ankara oldu. Ankara’da nominal fiyat artışı %37,1 olurken, reel bazda %3,0’lık bir artış yaşandı. Başkentte konut metrekare fiyatı 32 bin 459 TL’ye, ortalama konut fiyatı ise 4,2 milyon TL’ye yükseldi. İstanbul’da fiyatlar nominal olarak %29,8 artarken enflasyon etkisinden arındırıldığında fiyatlarda %2,4 düşüş gözlendi. İstanbul’da konut metrekare fiyatı 55 bin 181 TL, ortalama konut fiyatı ise 6,3 milyon TL oldu. İzmir’de satılık konut fiyatları yıllık bazda %27,8 nominal artış gösterirken reel olarak %3,9 geriledi. İzmir’de ortalama konut metrekare fiyatı 46 bin 902 TL, ortalama konut fiyatı ise 5,9 milyon TL olarak kaydedildi. Bursa’da ise yıllık nominal değişim %27,0 olurken reelde %4,6 düşüş yaşandı. Bu ilde ortalama metrekare fiyatı 31 bin 73 TL, ortalama satış fiyatı ise 4 milyon TL. Türkiye genelinde kiralar %28,7 arttı Endeksa’nın güncel verilerine göre, Türkiye genelinde kiralık konut fiyatları yıllık bazda %28,8 yükselirken aylık bazda ise %0,5 düşüş gösterdi. Enflasyon etkisinden arındırılmış verilere göre kiralar bir yılda reel olarak %3,2, bir önceki aya göre ise reelde %3,3 düşüş kaydetti. Türkiye genelinde konutların ortalama metrekare kira fiyatı 229 TL, ortalama kira ise 24 bin 923 TL seviyesinde.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.