Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Değer Yaratma

Kapsül Haber Ajansı - Değer Yaratma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Değer Yaratma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yatırımda Beklemek Yerine Planlı Hareket Etmenin Önemi Artıyor Haber

Yatırımda Beklemek Yerine Planlı Hareket Etmenin Önemi Artıyor

Mevcut piyasa koşullarının kademeli yatırım için fırsatlar sunduğunu belirten Garanti BBVA Yatırım Genel Müdürü Hülya Türkmen, kısa vadeli fiyat hareketleri yerine güçlü bilanço, nakit üretimi, düşük borçluluk ve uzun vadeli değer yaratma potansiyeline odaklanan bir yatırım yaklaşımının önemini vurguluyor. 2026 yılının ilk aylarında piyasalarda görülen güçlü seyir, yaz aylarında devam jeopolitik gelişmeler ve ekonomik koşullarla birlikte yerini daha temkinli bir görünüme bıraktı. Yatırımcıların önemli bir bölümü, mevduat faizlerinin de cazibesiyle beklemeyi tercih ederken, Garanti BBVA Yatırım mevcut piyasa koşullarında yatırımcıların izleyebileceği yol haritasına dikkat çekiyor. “Keşke dememek için iyi bir plan yapmak gerekiyor” Garanti BBVA Yatırım Genel Müdürü Hülya Türkmen, piyasalardaki görünüme ilişkin şunları söyledi: “Piyasalarda sık karşılaşılan yaklaşımlardan biri, belirsizlik dönemlerini fırsatların azaldığı dönemler olarak değerlendirmek. Oysa belirsizliğin arttığı dönemlerde, yatırım kararlarını bilgi ve analizle şekillendirmek her zamankinden daha önemli. Bu nedenle yatırımcılarımıza mesajımız net: Belirsizliklerin tamamen ortadan kalkmasını beklemek yerine planlı hareket etmek, tek seferlik kararlar yerine kademeli bir yaklaşımı benimsemek, çeşitlendirmeye ve disiplinli nakit yönetimine önem vermek dalgalı dönemlerde yatırımcıların en önemli pusulası. Garanti BBVA Yatırım olarak sorumluluğumuz, yatırımcıların duygularla değil, bilgi ve analizle karar almalarına destek olmak.” “Bilinçli yatırım için doğru soruları sormak gerekiyor” Türkmen, 2020’de pandeminin etkisiyle büyük baskı altında kalan havacılık sektöründe, belirsizliklerin azalmasının ardından yaşanan güçlü toparlanmayı hatırlatarak, kısa vadeli piyasa hareketleri yerine şirketlerin uzun vadeli potansiyeline odaklanılması gerektiğini belirtti: “Burada asıl soru ‘Hangi hisse yükselecek?’ değil, ‘Hangi şirket önümüzdeki üç-beş yılda değer üretmeye devam edecek?’ olmalı. Güçlü bilanço, nakit üretme kapasitesi, düşük borçluluk, ihracat gücü ve dayanıklı iş modeli bu ayrımda belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle yatırımcıların kısa vadeli fiyat hareketlerinden ziyade, şirketlerin uzun vadeli değer yaratma potansiyeline odaklanması gerekiyor.” Dalgalı Dönemlerde Dikkat Edilmesi Gerekenler Garanti BBVA Yatırım’ın değerlendirmelerine göre, dalgalı piyasa dönemlerinde yatırım kararlarını tek bir noktaya bağlı kalmadan, planlı ve kademeli bir yaklaşımla ele almak önem taşıyor. Yatırımı zamana yaymak, farklı sektörlerle çeşitlendirmek ve belirli ölçüde nakit esnekliği korumak, zamanlama riskinin daha dengeli yönetilmesine yardımcı oluyor. Yüksek faiz dönemlerini takip eden 12-24 aylık süreçlerde hisse senetlerinin yatırımcıların gündeminde yeniden öne çıkabildiği görülüyor. Bu nedenle ideal piyasa koşullarının oluşmasını beklemek yerine farklı piyasa koşullarına karşı esnek bir yatırım yaklaşımı benimsemek ve uzun vadeli hedefler doğrultusunda hareket etmek önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde iki ana yatırım teması öne çıkıyor Garanti BBVA Yatırım, önümüzdeki dönemde iki ana temanın öne çıkabileceğini değerlendiriyor. Ekonomik yavaşlama dönemlerinde talebin görece güçlü kaldığı gıda perakendesi, telekomünikasyon, elektrik üretimi ve sağlık gibi defansif sektörler ilk temayı oluşturuyor. İkinci temada ise büyüme potansiyelini koruyan şirketler öne çıkıyor. Güçlü ihracat ağına sahip sanayi şirketlerinin yanı sıra savunma sanayi, yazılım, teknoloji ve yapay zekâ alanları yakından izlenebilir. Türkiye’de havacılık, savunma sanayi, gıda perakendesi ve seçili sanayi şirketleri; küresel piyasalarda ise teknoloji ve yapay zekâ şirketleri öne çıkıyor. Bunun yanı sıra seçici olmak kaydıyla değerleme bazında cazip seviyelere yaklaşan bankacılık hisseleri takip edilebilir. Garanti BBVA Yatırım, mevcut piyasa koşullarının ve olası düzeltmelerde oluşacak gerilemelerin, hisse senedi yatırımı bulunmayan veya sınırlı pozisyona sahip yatırımcılar için planlı ve kademeli bir başlangıç; mevcut yatırımcılar için ise portföylerini yeniden değerlendirme fırsatı sunduğunun altını çiziyor. Bu süreçte, yatırımcıların bilgi ve analizle karar almalarını desteklemek amacıyla, yatırım uygulaması eTrader üzerinden yurt içi ve yurt dışı hisselere ilişkin günlük yatırım fikirleri ve yatırım stratejileri paylaşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alarko Holding, Alarko Carrier’ın Yüzde 42,03’lük Payını Devralıyor Haber

Alarko Holding, Alarko Carrier’ın Yüzde 42,03’lük Payını Devralıyor

30. yılını kutlayan, Türkiye’nin öncü yatırım hizmetleri ve varlık yönetimi grubu ÜNLÜ & Co, Alarko Holding A.Ş.’nin, Alarko Carrier Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de Carrier Global Corporation’a ait payların tamamını devralmasına yönelik işlemde alıcı taraf finansal danışmanı olarak görev aldı. İmzalanan sözleşme kapsamında, Alarko Carrier sermayesinin yüzde 42,03’ünü temsil eden Carrier’a ait payların tamamının Alarko Holding tarafından devralınması planlanıyor. İşlemin tamamlanmasının ardından Alarko Holding’in Alarko Carrier’daki doğrudan hissedarlık oranı yüzde 84,06’ya yükselecek. Alarko Holding, gelecek odaklı stratejik dönüşüm planları kapsamında, Sanayi ve Ticaret Grubu bünyesindeki iklimlendirme faaliyetlerini kendi markası ve yeni hedefleri doğrultusunda sürdürmeyi planlıyor. Alarko ile Carrier arasında 28 yıldır devam eden ortaklığın, tarafların ortak değerlendirmesi ve karşılıklı mutabakatıyla sonlandırılmasını öngören işlemin, gerekli onayların alınması ve olağan kapanış koşullarının yerine getirilmesinin ardından 2026 yılının dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor. “Alarko Holding’in stratejik hedeflerini destekleyen bu işlemde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz” İşleme ilişkin değerlendirmede bulunan ÜNLÜ & Co Kurumsal Müşteri Yönetimi Yönetici Direktörü İbrahim Romano, şunları söyledi: “ÜNLÜ & Co olarak kurumsal finansman alanındaki 30 yıllık deneyimimizle müşterilerimizin uzun vadeli hedeflerini destekleyen stratejik işlemlerde görev almaya devam ediyoruz. Türkiye’nin köklü gruplarından Alarko Holding’in stratejik dönüşüm planları açısından önem taşıyan bu işlemde, ÜNLÜ & Co olarak alıcı taraf finansal danışmanı olarak yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. Derin sektörel bilgi birikimimiz, güçlü işlem gerçekleştirme kabiliyetimiz ve uluslararası standartlardaki danışmanlık yaklaşımımızla müşterilerimizin değer yaratma yolculuklarına katkı sağlamayı sürdüreceğiz.” Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan ÜNLÜ & Co Kurumsal Finansman Kıdemli Direktörü Batuhan Benli ise “Alarko Holding’in gelecek hedeflerini destekleyen bu önemli işlemde, alıcı taraf finansal danışmanı olarak görev üstlenmekten mutluluk duyuyoruz. Süreç boyunca finansal ve stratejik değerlendirmelerden müzakere ve sözleşme aşamalarına kadar kapsamlı bir danışmanlık çalışması yürüttük. İşlemin tüm taraflar için başarıyla tamamlanmasını diliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Değer Yaratan Şirketler Hissedarlarına İki Kat Fazla Kazandırıyor Haber

Değer Yaratan Şirketler Hissedarlarına İki Kat Fazla Kazandırıyor

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company’nin ‘Sürdürülebilir Değer Yaratma 2026’ araştırmasına göre iş dünyasının karşı karşıya olduğu en büyük stratejik sınavı gözler önüne seriyor. Şirketlerin hem sermaye maliyetinin üzerinde getiri üretmesini hem de gelirlerini enflasyonun üzerinde büyütmesini şart koşan araştırma, bu iki kriteri yıllar boyu kesintisiz sürdürebilenlerin oranının kritik seviyede düşük olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre, 2025 yılında küresel ölçekteki şirketlerin yüzde 39’u bu iki şartı aynı anda sağlayabildi. Ancak zaman ufku genişlediğinde başarı oranları hızla düşüyor: Son 10 yılın en az 8’inde bu performansı koruyabilenlerin oranı yüzde 10’da kalırken, 10 yıl boyunca hiç fire vermeden değer yaratabilen öncü şirketlerin oranı ise sadece binde 4 (yüzde 0,4) oranında kalıyor. Araştırma, sürdürülebilir değer yaratmanın yatırımcı tarafındaki karşılığını da net verilerle ortaya koyuyor. Araştırma, uzun vadede istikrarlı bir performans sergileyerek sürdürülebilir değer yaratan şirketlerin son 10 yıldaki ortalama yıllık hissedar getirisinin yüzde 16 olarak gerçekleştiğini açıklıyor. Bu kriterleri karşılayamayan diğer şirketlerin getirisi ise yüzde 8 oranında. Bu veri, finansal piyasaların uzun vadeli istikrarı tam iki kat daha fazla ödüllendirdiğini gösteriyor. Türkiye Avrupa ortalamasının üzerinde Rapor; Türkiye pazarına yönelik çarpıcı analizler de yer alıyor. Türkiye’de incelenen 140 halka açık şirketin yalnızca yaklaşık yüzde 11’i (her dokuz şirketten biri) uzun vadeli ve sistematik değer yaratmayı başarabildiğini tespit ediyor. Türk şirketlerinin yüzde 39’u son on yılda sermaye maliyetini aşan getiri sağlamayı başarırken, yüksek enflasyon ortamının da etkisiyle yalnızca yüzde 24’ü reel büyüme kaydediyor. Her iki başarıyı tek bir potada eritebilen yüzde 11'lik azınlık, yatırımcılarına güçlü sonuçlar sunuyor. Türkiye’nin yüzde 11’lik bu performansı, Avrupa genelindeki yüzde 8’lik ortalamanın üzerinde yer alsa da küresel ve bölgesel rakiplerin gerisinde kalındığına işaret ediyor. Nitekim Amerika kıtasında sürdürülebilir değer yaratıcıların oranı yüzde 14’e ulaşırken, Orta ve Doğu Avrupa (CEE) ülkelerinde her üç şirketten biri (yaklaşık %33) bu unvanı elde etmeyi başarıyor. Onur Candar: Türk şirketleri sermaye verimliliğine odaklanmaları gerekiyor Bain & Company Türkiye Yönetici Ortağı Onur Candar, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Rapora göre; küresel trendlere paralel olarak, Türkiye'de de sürdürülebilir değer yaratmayı başaran şirketlerin yatırımcılarına dolar bazında ortalama yüzde 16 toplam hissedar getirisi sağladığını görüyoruz. Değer yaratamayan şirketlerin yüzde 8 getiri oranında kalması, Türk sermaye piyasalarında da uzun vadeli istikrarın karşılık bulduğunu kanıtlıyor. Önümüzdeki dönemde Türk şirketlerinin finansal performanslarını ve yatırımcı güvenini artırmaları için sadece hacimsel büyümeye değil, sermaye verimliliğine odaklanmaları gerekiyor. Küresel rekabetçilik adına önümüzdeki dönemde daha fazla Türk şirketinin bu kulvara girmesi stratejik bir zorunluluk olarak düşünülebilir." Bain & Company Hakkında Bain & Company, dünyanın en iddialı değişim öncülerinin geleceği şekillendirmelerine yardımcı olan küresel bir danışmanlık şirketidir. 40 ülkedeki 67 ofisimizde, olağanüstü sonuçlar elde etmek, rakiplerimizi geride bırakmak ve sektörleri yeniden tanımlamak gibi ortak bir hedef doğrultusunda müşterilerimizle tek bir ekip olarak çalışıyoruz. Daha iyi, daha hızlı ve daha kalıcı sonuçlar sunmak için, kişiye özel ve entegre uzmanlığımızı dijital yenilikçilerden oluşan dinamik bir ekosistemle birleştiriyoruz. 2035 yılına kadar pro bono hizmetlere 2 milyar dolardan fazla yatırım yapma yönündeki 10 yıllık taahhüdümüz, yeteneklerimizi, uzmanlığımızı ve içgörülerimizi eğitim, ırk eşitliği, sosyal adalet, ekonomik kalkınma ve çevre alanlarında günümüzün acil sorunlarıyla mücadele eden kuruluşların hizmetine sunuyoruz. Küresel tedarik zincirlerinin çevresel, sosyal ve etik performans derecelendirmeleri konusunda lider platform olan EcoVadis’ten platin derecelendirme aldık ve bu sayede tüm şirketler arasında ilk %1’lik dilime girdik. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’ya Euromoney’den 6 Ödül Haber

Garanti BBVA’ya Euromoney’den 6 Ödül

Garanti BBVA, dünyanın önde gelen finans yayınlarından Euromoney’nin Mükemmellik Ödülleri 2026 (Awards for Excellence) programında 6 ayrı ödülün sahibi oldu. Bankanın hem Orta ve Doğu Avrupa (CEE) bölgesinde hem de Türkiye’de kazandığı ödüller; bireysel bankacılık, tüketici finansmanı, çeşitlilik ve kapsayıcılık ile kurumsal sosyal sorumluluk alanlarındaki güçlü performansını ortaya koydu. Bankacılık ve finans dünyasının en prestijli ödül programları arasında gösterilen Euromoney Mükemmellik Ödülleri, 30 yılı aşkın süredir performans, inovasyon ve müşteri etkisi alanlarında küresel ölçekte öne çıkan finansal kurumları değerlendiriyor. Karşılaştırılabilir metrikler, yapılandırılmış başvurular ve şeffaf araştırma süreciyle yürütülen programda, bankalar faaliyet gösterdikleri pazarlardaki ve bölgelerdeki rakipleriyle birlikte ele alınıyor. Mahmut Akten: Finans sektöründe değer yaratmaya, Türkiye ekonomisine ve topluma katkı sağlamaya devam ediyoruz. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, ödüllere ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Euromoney Mükemmellik Ödülleri 2026 kapsamında 6 ayrı ödüle layık görülmek bizim için büyük bir gurur. Müşterimizi dinleyen, ihtiyaçlarını doğru analiz eden ve ona finansal yaşamının her anında en uygun çözümle eşlik eden bir bankacılık anlayışıyla çalışıyoruz. Türkiye’nin En İyi Bireysel Bankası seçilmemiz ve Tüketici Kredilerinde En İyi Banka olarak hem Türkiye’de hem Orta ve Doğu Avrupa’da ödüllendirilmemiz de bu hizmet modelimizin başarısını teyit ediyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılık ile kurumsal sosyal sorumluluk alanlarında aldığımız ödüller ise uzun vadede değer üretme hedeflerimizi yansıtması bakımından bizim için özel bir önem taşıyor. Müşteri odaklı bankacılık anlayışımız, dijitalleşme yatırımlarımız, sürdürülebilirlik odağımız ve toplumsal fayda yaratan çalışmalarımızla finans sektöründe değer yaratmaya, Türkiye ekonomisine ve topluma katkı sağlamaya devam ediyoruz. Bu ödüllerde emeği olan tüm çalışma arkadaşlarıma ve bize duydukları güven için müşterilerimize teşekkür ediyorum.” “Türkiye’nin En İyi Bireysel Bankası” Garanti BBVA Euromoney tarafından Türkiye’nin En İyi Bireysel Bankası seçilen Garanti BBVA’nın tüketici kredileri alanında hem Türkiye’de hem de Orta ve Doğu Avrupa’da ödüllendirilmesi, bankanın müşteri ihtiyaçlarını merkeze alan hizmet modeli ve finansmana erişimi destekleyen yaklaşımının uluslararası ölçekte takdir gördüğünü gösterdi. Garanti BBVA, radikal müşteri perspektifi yaklaşımıyla, bankacılığı yalnızca ürün ve hizmet sunmanın ötesinde; müşteriyi dinleyen, anlayan ve her temas noktasında doğru çözümü sunan bütüncül bir deneyim alanı olarak ele alıyor. Müşterilerinin yaşamlarının farklı evrelerinde değişen ihtiyaçlarını anlayarak finansal yolculuklarının her adımında yanlarında olmayı hedefleyen Garanti BBVA, 30 milyon müşterisinin her biri için hiper-kişiselleştirilmiş bir deneyim sunma hedefiyle çalışıyor. Banka, veri ve teknolojiyi etkin biçimde kullanarak gerçek zamanlı ve müşterinin bağlamına uygun tekliflerle finansal ihtiyaçlara proaktif çözümler geliştiriyor. Kredi, mevduat ve kart önerilerinden dijital asistanı Ugi'nin proaktif yönlendirmelerine kadar pek çok alanda müşterilerinin finansal yaşamına eşlik eden Garanti BBVA, müşterilerini her temas noktasında dinleyerek deneyimi sürekli geliştiriyor ve ihtiyaçlarına en uygun çözümleri sunuyor. Sürdürülebilirlikte uzun vadeli değer yaratma odağı Garanti BBVA’nın çeşitlilik ve kapsayıcılık ile kurumsal sosyal sorumluluk alanlarında aldığı ödüller ise bankanın sürdürülebilirlikteki öncü konumunu bir kez daha teyit etti. Sürdürülebilirliği uzun yıllardır grup stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alan Garanti BBVA, bu yaklaşımı yalnızca bir sorumluluk değil, uzun vadede değer üretmenin yolu olarak görüyor. Banka; çevresel etkiden toplumsal faydaya, kapsayıcı büyümeden fırsat eşitliğine uzanan geniş bir alanda sürdürülebilir değer yaratmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Serdar Başoğlu, MLPCARE'in yeni İcra Kurulu Üyesi ve Grup CFO'su oldu Haber

Serdar Başoğlu, MLPCARE'in yeni İcra Kurulu Üyesi ve Grup CFO'su oldu

Medical Park ve Liv Hospital markalarıyla Türkiye’de ve yurt dışında dünya standartlarında sağlık hizmeti sunan MLPCARE’de, 24 Haziran 2026 itibarıyla Serdar Başoğlu İcra Kurulu Üyesi ve Grup CFO olarak göreve başladı. Profesyonel kariyerine 2004 yılında Türkiye’nin sanayi devlerinden biri olan Erdemir’de başlayan Başoğlu, yaklaşık 22 yıl boyunca grup bünyesinde hazine, finans, sermaye piyasaları, yatırımcı ilişkileri, raporlama, kurumsal risk yönetimi, satın alma, satış ve pazarlama, kurumsal iletişim ile strateji ve dönüşüm alanlarında üst düzey görevler üstlendi. Son olarak Grup CFO görevini yürütürken, eş zamanlı olarak Erdemir ve İsdemir’de İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ve Murahhas Aza olarak görev yaptı. Kariyeri boyunca uluslararası finansman, sermaye piyasaları, yatırım projeleri ve kurumsal dönüşüm süreçlerine liderlik eden Başoğlu; halka açık şirketler ile uluslararası iştiraklerde icradan sorumlu yönetim kurulu başkanlığı, başkan vekilliği ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Sürdürülebilir büyüme ve değer yaratma odaklı yeni dönem MLPCARE tarafından yapılan açıklamada, atamaya ilişkin şu ifadelere yer verildi: “Sayın Serdar Başoğlu’nun finansal yönetim, yatırım stratejileri ve büyük ölçekli kurumsal dönüşüm süreçlerindeki derin tecrübesinin, MLPCARE’in vizyoner hedeflerine ulaşmasında itici bir güç olacağına inanıyoruz. Kendisinin aramıza katılmasıyla birlikte, şirketimizin sürdürülebilir büyüme performansını ve tüm paydaşlarımız için değer yaratma vizyonunu daha da ileriye taşıyacağız. Sayın Başoğlu’na yeni görevinde başarılar dileriz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’a World Fınance 2026’dan “Kurumsal Yönetim” Ödülü Haber

Şişecam’a World Fınance 2026’dan “Kurumsal Yönetim” Ödülü

Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, kurumsal yönetim alanındaki güçlü ve bütüncül yaklaşımıyla uluslararası arenada önemli bir başarıya imza attı. Şirket, İngiltere merkezli World Finance dergisi tarafından düzenlenen “Corporate Governance” (Kurumsal Yönetim) 2026 Ödülleri kapsamında Türkiye’nin en iyisi ödülüne layık görüldü. Söz konusu ödüller; güçlü yönetişim modelleri geliştiren, daha iyi bir toplumun oluşmasına katkı sağlayan ve sorumlu karar alma anlayışını tüm faaliyetlerine başarıyla entegre eden kurumları onurlandırıyor. Şişecam, kurumsal yönetimi sürdürülebilir büyümenin ve uzun vadeli değer yaratımının temel yapı taşlarından biri olarak ele alıyor. Uluslararası standartlarla uyumlu, disiplinli ve sorumlu bir yaklaşımla hareket eden Şişecam, kurumsal yönetim ilkelerini günlük operasyonlarının ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Şirketin entegre iş modeli de bu yaklaşımı destekliyor. Cam ve kimyasallar iş kolları arasındaki bilgi ve inovasyon akışını destekleyerek sürdürülebilir ve katma değer yaratan çözümler geliştirmesine imkân tanıyor. Şişecam Genel Müdürü Can Yücel söz konusu ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Şişecam’da kurumsal yönetim; yalnızca bir ilke seti değil, tüm faaliyetlerimizin temelini oluşturan bir iş yapış biçimi. Şeffaflık ve hesap verebilirliği, paydaşlarımızla kurduğumuz güven ilişkisini güçlendiren en önemli unsurlar olarak görüyoruz. Müşterilerimizden çalışanlarımıza, iş ortaklarımızdan hissedarlarımıza kadar tüm paydaşlarımız için kalıcı değer yaratmanın ancak hak ve menfaatlerin dengeli bir şekilde gözetildiği, adil ve sorumlu bir yönetim anlayışıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Uluslararası standartlarla uyumlu, disiplinli ve dijitalleşmeden güç alan yönetişim modelimizle, küresel ölçekte güçlü ve güvenilir konumumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.” Şişecam, güçlü yönetişim yapısı ve etik değerlere bağlı iş anlayışıyla; kârlılık ve operasyonel verimlilik hedeflerini tüm paydaşları için sürdürülebilir değer yaratma vizyonuyla birlikte hayata geçirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Birleşme ve Satın Alma Pazarı 2,4 Trilyon Dolar Haber

Küresel Birleşme ve Satın Alma Pazarı 2,4 Trilyon Dolar

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company’nin ‘2026 Yıl Ortası Birleşme ve Satın Alma (M&A) 2026’ raporuna göre şirketlerin stratejik dönüşüm ihtiyacı ve mega satın almalardaki sıçrama, M&A piyasasını tarihinin en güçlü dönemlerinden birine taşıyor. 10 milyar doların üzerindeki işlemlerin sayısı yüzde 52, toplam değeri ise yüzde 53 yükselerek küresel M&A piyasasında yeni bir büyüme dönemine işaret ediyor. Küresel birleşme ve satın alma (M&A) pazarında geçtiğimiz yıl başlayan güçlü toparlanma, kalıcı bir yükseliş trendine dönüşüyor. Rapora göre, 2025’te yüzde 40 artışla 4,9 trilyon dolara ulaşarak tarihindeki en yüksek ikinci seviyeyi gören pazar, 2026’nın ilk beş ayında da ivmesini korudu. İşlem hacmi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 41 artarak 2,4 trilyon dolara yükseldi. Mevcut hızın sürmesi halinde yıl sonunda toplam hacmin 5,3 trilyon doları aşması ve 2026’nın, 2020 rekorunun ardından tarihin en güçlü ikinci yılı olarak kayda geçmesi bekleniyor. Bain & Company'ye göre bu büyümenin arkasında, farklı sektörlere ve bölgelere yayılan güçlü bir stratejik dönüşüm dalgası bulunuyor. Hızla değişen rekabet ortamında şirketler, büyüme, dayanıklılık ve rekabet güçlerini artırabilmek için birleşme ve satın almaları yeniden temel stratejik araçlardan biri olarak konumlandırıyor. Yapay zekâ odaklı ekonomiye geçişin hız kazanması, ekonomik büyümedeki yavaşlama, enflasyonist baskılar ve küresel ticarette artan jeopolitik belirsizlikler de şirketleri ölçek ekonomisi sağlayacak ve operasyonel verimliliklerini artıracak stratejik satın almalara yönlendiriyor. Ancak Bain, sermaye kullanımında önceliklerin giderek daha fazla rekabet ettiği bu dönemde, şirketlerin gündemine giren her satın alma işleminin ölçülebilir değer yaratması ve iş performansına somut katkı sunması gerektiğine dikkat çekiyor. Öte yandan Bain, özellikle büyük ölçekli satın almalara imza atan şirketlerin yeni bir “kazanan paradoksu” ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor. Şirketler bir yandan daha büyük ölçek ve dayanıklılık kazanmak amacıyla satın almalar gerçekleştirirken, diğer yandan yapay zekâ dönüşümünü de eş zamanlı yürütmek zorunda kalıyor. Bu durum yöneticileri, iki büyük dönüşüm programını aynı anda nasıl yönetecekleri sorusuna yanıt aramaya zorlarken, bu dönüşümleri ertelemenin de artık mümkün olmadığını gösteriyor. Bain & Company Türkiye Yönetici Ortağı Onur Candar, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “2025 yılında başlayan güçlü M&A toparlanması geçici bir yükseliş değildi. Bu eğilimi besleyen stratejik gerekçeler bugün daha da güçlenmiş durumda. Şirketler hızla değişen dünyada ihtiyaç duydukları ölçeği ve yetkinlikleri kazanabilmek için cesur satın almalara yöneliyor. Ancak yapay zekâ yatırımlarının hızlanması yeni bir paradoks yaratıyor. Büyük ve karmaşık işlemleri başarıyla tamamlamak hiç olmadığı kadar zorlaştı; buna karşın doğru yönetildiğinde en büyük değer yaratma fırsatını da yine bu işlemler sunuyor.” Sektörler ve bölgeler genelinde güçlü büyüme Rapora göre stratejik birleşme ve satın alma işlemlerinin toplam değeri yılın ilk bölümünde yüzde 36 artarken, şirket değerleme çarpanları medyan bazda 11,6 FAVÖK seviyesinde yatay seyretti. İşlem sayısı ise yalnızca yüzde 2 yükseldi. Enerji ve doğal kaynaklar, sanayi ile sağlık ve yaşam bilimleri sektörleri işlem hacmindeki büyümeye en yüksek katkıyı sağladı. Finansal yatırımcıların gerçekleştirdiği işlemler yüzde 9 gerilerken, girişim sermayesi ve kurumsal girişim sermayesi yatırımlarının toplam değeri yüzde 206 artış gösterdi. Bu artışta OpenAI'ın 122 milyar dolarlık yatırım turu önemli rol oynadı. Mega satın almalar da büyümenin ana itici gücü olmayı sürdürdü. 10 milyar doların üzerindeki işlemlerin sayısı yüzde 52, toplam değeri ise yüzde 53 arttı. İşlemlerde hisse ve nakit kombinasyonunun payı tarihi zirve olan yüzde 35'e yükselirken, tamamen nakit finansmanlı işlemlerin payı döngüsel olarak en düşük seviyelerden biri olan yüzde 55'e geriledi. Bölgesel bazda ise Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesi küresel M&A faaliyetlerinin en hareketli merkezlerinden biri haline geldi. Bölgedeki mega satın almalar sayesinde işlem hacmi mayıs sonu itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 77 arttı. Avrupa şirketleri hem kendi ülkelerinde konsolidasyonu güçlendirecek hem de bölgesel ve küresel ölçekte rekabet avantajı sağlayacak işlemlere imza attı. Yapay zekâ M&A stratejilerini yeniden şekillendiriyor Rapora göre yapay zekânın birleşme ve satın alma süreçlerine etkisi artık teknoloji sektörünün çok ötesine taşınmış durumda. ABD'li enerji şirketleri NextEra Energy ile Dominion Energy arasında planlanan 119 milyar dolarlık birleşme bunun önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Artan veri merkezi yatırımları nedeniyle yükselen enerji talebi, şirketleri daha büyük ölçekli enerji altyapıları oluşturmaya yönlendiriyor. Bain'e göre CFO'lar ve üst düzey yöneticiler için asıl soru, büyük ölçekli entegrasyon süreçlerini yürütürken yapay zekâ dönüşümünü de aynı anda nasıl gerçekleştirecekleri. Raporda, başarılı şirketlerin uzun vadeli sermaye planlarını hem M&A odaklı büyüme stratejilerini hem de yapay zekâ destekli iş süreçleri ve iş gücü dönüşümü yatırımlarını kapsayacak şekilde birlikte planlamaları gerektiği belirtiliyor. Rapor ayrıca beklemenin artık bir seçenek olmadığını vurguluyor. Bain verilerine göre büyük ölçekli birleşmelerde iki şirketin tam entegrasyonu çoğu zaman 36 ayı aşarken, 10 milyar doların üzerindeki işlemlerde anlaşmanın duyurulmasından kapanışına kadar yaklaşık yedi ay, beklenen maliyet sinerjilerinin büyük bölümünün hayata geçirilmesi ise ilave 24-36 ay sürüyor. Bu nedenle entegrasyon süreçlerinin aynı zamanda yapay zekâ dönüşümünü hızlandıracak kritik fırsatlar olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bain'e göre bu yeni “kazanan paradoksu”, aynı zamanda önemli bir değer yaratma fırsatı da sunuyor. Yapay zekâ kullanan entegrasyon ekipleri, maliyet sinerjisi fırsatlarını geleneksel yöntemlere kıyasla iki ila üç kat daha hızlı tespit edebiliyor ve çok daha iddialı hedefler belirleyebiliyor. Raporla ilgili değerlendirmesinde, Bain & Company Türkiye Ortaklarından Armando Guastella ise şöyle konuştu: “Entegrasyon süreçleri her zaman hem risk hem fırsat barındırıyordu. Yapay zekâ ise bu iki unsuru da çok daha kritik hale getiriyor. Başarılı şirketler, satın alma işlemlerini yapay zekâ dönüşümlerini hızlandıracak stratejik bir fırsat olarak değerlendirenler olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bain & Company: Üçlü Şok, Küresel Özel Sermaye Piyasasındaki Toparlanmayı Sekteye Uğrattı Haber

Bain & Company: Üçlü Şok, Küresel Özel Sermaye Piyasasındaki Toparlanmayı Sekteye Uğrattı

Teknoloji sektörü satın alma işlemlerinin toplam değeri üç ayda yüzde 70 gerilerken, sektörde satılmayı bekleyen şirket sayısı 33 bine ulaştı. Rapora göre belirsizlik ortamından güçlü çıkacak fonlar, yapay zekâ destekli değer yaratımına ve operasyonel dönüşüme odaklananlar olacak. Yılın başında küresel özel sermaye (Private Equity- PE) piyasalarında oluşan iyimser hava uzun sürmedi. Bain & Company tarafından yayımlanan 2026 Özel Sermaye Yarıyıl Raporu, sektörün son 18 ayda adeta aynı döngüyü tekrar yaşadığını ortaya koyuyor. Geçtiğimiz yıl gümrük tarifelerinin yarattığı belirsizlik nedeniyle kesintiye uğrayan toparlanma, bu yıl da farklı nedenlerle yeniden durma noktasına geldi. Rapora göre özel sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan üç büyük şok, yatırım iştahını önemli ölçüde zayıflattı. Yapay zekâ kaynaklı teknoloji değerleme düzeltmeleri, özel kredi piyasalarında yaşanan baskılar ve İran kaynaklı jeopolitik gerilimin tetiklediği enerji fiyat artışları; satın alma işlemleri, çıkış faaliyetleri ve fon toplama süreçlerinde yeniden yavaşlamaya neden oldu. Bain’in analizleri, yıl ortasına gelindiğinde yatırımcıların daha temkinli davranmaya başladığını, alıcı ve satıcı beklentileri arasındaki fiyat farklarının yeniden açıldığını ve çıkış piyasalarında oluşan toparlanma sinyallerinin zayıfladığını gösteriyor. Buna rağmen rapor, finansal sistemin temel dinamiklerinde yapısal bir bozulma olmadığına dikkat çekiyor. Küresel ekonomi büyümeye devam ederken, borçlanma piyasaları açık kalmayı sürdürüyor ve özel sermaye sektörünün elinde halen büyük miktarda kullanılmamış yatırım sermayesi bulunuyor. Bain & Company Türkiye Yönetici Ortağı Onur Candar raporla ilgili değerlendirmesinde şöyle konuştu: “Fon yöneticileri (GP’ler) üzerinde şirket satın alma ve elden çıkarma yönündeki baskı artarken, 2026 yılının ikinci yarısında satın alma işlemlerini yeniden canlandırmak için piyasa güveninde sadece mütevazı bir iyileşme yeterli olacaktır. Ancak, sürdürülebilir bir toparlanma, son çeyreklerde gördüğümüz kısa süreli toparlanmalardan daha kalıcı bir piyasa dengesi gerektirecektir. Belirsizlik sektör üzerinde baskı yaratmaya devam ederken, en iyi performansı gösterecek konumda olan firmalar, bugün kontrol edebilecekleri konulara odaklananlardır; operasyonel performansı güçlendirmek, yapay zekayı değer yaratma gündemine dahil etmek ve portföy yönetimine disiplinli bir yaklaşım sergilemek öncelik olmalıdır. Özel sermaye, başarının giderek stratejik odaklanma ve somut değer yaratma becerisine bağlı olduğu, daha zorlu ve rekabetçi bir döneme girmiştir.” Teknoloji işlemlerinde yüzde 70'lik gerileme Raporun dikkat çekici bulgularından biri teknoloji sektöründeki sert yavaşlama oldu. Yapay zekânın yazılım şirketlerinin iş modelleri üzerindeki etkisine ilişkin belirsizlikler nedeniyle teknoloji sektöründe büyük ölçekli satın alma işlemleri önemli ölçüde azaldı. Sonuç olarak teknoloji sektörü satın alma işlemlerinin toplam değeri 2025'in son çeyreği ile 2026'nın ilk çeyreği arasında yüzde 70 geriledi. Bain’in MSCI iş birliğiyle gerçekleştirdiği analiz, yazılım şirketlerinde yaşanan ve sektörde "SaaSpocalypse" olarak adlandırılan değerleme düzeltmesinin özel piyasalara da yansıdığını ortaya koyuyor. Ancak etki halka açık piyasalara kıyasla daha sınırlı kaldı. Mart 2026 itibarıyla özel sermaye portföylerindeki yazılım şirketlerinin değerlemeleri ortalama yüzde 8 gerilerken, Avrupa’daki düşüş yüzde 4,2, ABD’de ise yüzde 8,9 seviyesinde gerçekleşti. Rapora göre yatırımcılar artık yapay zekâ kaynaklı dönüşüme karşı daha dayanıklı iş modellerine sahip sektörlere yönelmeye başlıyor. Bu durum, teknoloji yatırımlarında seçiciliğin önümüzdeki dönemde daha da artacağına işaret ediyor. Özel sermaye tarihinin en pahalı dönemlerinden biri yaşanıyor Bain’in satın alma çarpanları ile finansman maliyetlerini birlikte değerlendirdiği analiz, sektörün tarihindeki en pahalı yatırım ortamlarından birinde faaliyet gösterdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre geçmişte daha yüksek faiz oranlarının ya da daha yüksek satın alma çarpanlarının görüldüğü dönemler oldu. Ancak her iki göstergenin aynı anda bu kadar yüksek seviyelerde bulunduğu dönemlerin sayısı oldukça sınırlı. Bu durum yatırımcıları yalnızca finansal mühendislikle değil, operasyonel performans ve kârlılık artışıyla değer yaratmaya zorluyor. Bain’in "12 yeni 5’tir" yaklaşımı da bu değişimi ortaya koyuyor. Bu yaklaşıma göre yaklaşık on yıl önce yatırımcılara güçlü getiri sağlayabilmek için yıllık yüzde 5 EBITDA büyümesi yeterli olurken, bugün aynı sonucu elde etmek için yüzde 10 ila 12 arasında büyüme gerekiyor. 33 bin şirket satılmayı bekliyor Rapor, özel sermaye sektörünün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birinin çıkış piyasalarındaki durgunluk olduğunu da ortaya koyuyor. Son dört yıldır yatırımcılara yapılan sermaye geri dönüşleri tarihsel ortalamaların altında kalırken, portföy şirketlerinde elde tutma süresi yaklaşık yedi yıla kadar yükseldi. Bugün özel sermaye fonlarının portföylerinde satılmayı bekleyen yaklaşık 33 bin şirket bulunuyor. Bu durum hem likidite baskısını artırıyor hem de fonların yeni yatırımlar için kaynak yaratmasını zorlaştırıyor. Buna rağmen Bain’in MSCI verilerine dayanan analizi, piyasadaki tüm tartışmalara rağmen özel sermaye değerlemelerinin büyük ölçüde geçerliliğini koruduğunu gösteriyor. Verilere göre satın alma fonlarının portföylerindeki şirketlerin yaklaşık yüzde 75’i, satış öncesindeki son değerlemelerinin üzerinde fiyatlarla elden çıkarılıyor. Yapay zekâ yeni değer yaratma aracı haline geliyor Raporun en önemli mesajlarından biri ise yapay zekânın artık yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, özel sermaye fonları için temel bir değer yaratma aracı haline gelmiş olması. Bain & Company Ortaklarından Armando Guastella raporla ilgili şunları söyledi: “Yapay zekâ, özel sermaye sektöründe hızla en güçlü değer yaratma araçlarından biri haline geliyor. Günümüz koşullarında harekete geçmemek artık tarafsız bir tercih değil, stratejik bir karar niteliği taşıyor. En büyük etkiyi yaratan şirketler, iş akışlarını yapay zekâ etrafında yeniden tasarlıyor, veri altyapılarını güçlendiriyor ve iş performansını temelden iyileştiren kullanım örneklerini ölçeklendiriyor. Bu dönemden en güçlü çıkan firmalar, durgunluğu yeni rekabet avantajları oluşturmak için kullananlar olacaktır. Bir sonraki yatırım döngüsünde, yapay zekâ yetkinlikleri, pazar liderleri ile diğer oyuncular arasındaki temel fark yaratıcı unsur olacaktır.” Rapora göre mevcut ortamdan güçlenerek çıkacak fonlar dört temel alanda farklılaşacak: yeni yatırım yaklaşımına uyum sağlamak, yapay zekâyı değer yaratımının merkezine yerleştirmek, portföy yönetiminde operasyonel disiplini artırmak ve kaynaklarını en yüksek potansiyele sahip şirketlere yönlendirmek. Bain, özel sermaye sektöründe yeni büyüme dalgasının önünde yapısal bir engel bulunmadığını vurgularken, piyasalarda güvenin yeniden tesis edilmesi halinde 2026'nın ikinci yarısında işlem hacimlerinde yeniden hareketlenme görülebileceğini belirtiyor. Ancak rapora göre bundan sonraki dönemde başarılı olacak oyuncular, piyasa koşullarının düzelmesini bekleyenler değil; belirsizlik dönemini rekabet avantajına dönüştürebilenler olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama Haber

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama

Yıldız Holding, sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedefleri doğrultusunda liderlik kadrosunu deneyimli isimlerle güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda, özel sermaye yatırımları, portföy yönetimi ve stratejik iş geliştirme alanlarında 30 yılı aşkın profesyonel deneyime sahip Murat Özgen, Gözde Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Genel Müdürü olarak atandı. Özgen, yeni görevinde Gözde GSYO’nun mevcut portföy şirketlerinin performans takibi ve değer yaratma süreçlerine liderlik edecek; yeni yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda şirketin rekabet gücünün artırılmasına katkı sunacak. Profesyonel yaşamı boyunca Türkiye’de ve uluslararası arenada önemli sorumluluklar üstlenen Murat Özgen, kariyerine ABD’de başladı. Commerzbank AG New York’ta risk ve portföy yönetimi, Koçbank’ta ise proje ve yatırım finansmanı alanlarında görev yapan Özgen, kariyerinin yaklaşık 25 yılını özel sermaye sektöründe geçirmiştir. İş Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı ve Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi’nde CEO, Yönetim Kurulu Üyesi ve Yatırım Komitesi Üyesi olarak görev alan Özgen; teknoloji, enerji, sağlık ve perakende başta olmak üzere farklı sektörlerdeki yatırım, yönetim ve çıkış işlemlerine aktif olarak liderlik etmiştir. Son olarak Abu Dabi merkezli yatırım firması X12 Capital Limited’de Türkiye Başkanı olarak görev yapan Özgen, geçmişte ve halen birçok kurumda yönetim kurulu ve yatırım komitesi üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Özgen, halen Jamaica Acus Small and Medium Enterprise Fund’da Yatırım Komitesi Üyesi olarak görev yapmakta; ayrıca OYAK Portföy Yönetimi A.Ş. ile Moka United Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşu A.Ş.’nin yönetim kurullarında yer almaktadır. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunu olan Özgen, MBA derecesini Mercer University’den almıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.