Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Değer Zinciri

Kapsül Haber Ajansı - Değer Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Değer Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Borusan İnsan Hakları Taahhüdünü Yeni Politikasıyla Güçlendirdi Haber

Borusan İnsan Hakları Taahhüdünü Yeni Politikasıyla Güçlendirdi

"Önce İnsan, Öncü ve Güvenilir Borusan” vizyonuyla geleceğe yürüyen Borusan, bu vizyonun odağındaki "Önce İnsan" yaklaşımını tüm iş süreçlerine taşıyor. Grup şirketlerinde olduğu kadar tedarik zincirinde de güvenli, adil, şeffaf ve kapsayıcı bir çalışma ekosistemi oluşturma hedefiyle çalışan Borusan, tüm değer zincirini kapsayan insan haklarını politikasını yayımladı. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Borusan’da insan haklarına saygıyı, iş yapış şeklimizin ve kurumsal kültürümüzün temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Her bireyin onuruna yakışır, güvenli, kapsayıcı ve adil koşullarda yaşama ve çalışma hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda, faaliyet gösterdiğimiz her alanda ayrımcılığı önlemeyi, fırsat eşitliğini desteklemeyi ve çalışanlarımızın seslerini özgürce ifade edebilecekleri bir ortam yaratmayı hedefliyoruz. Günümüz dünyasında insan hakları sorumluluğu kendi operasyonlarımızla sınırlı değil. Teknolojiden iklim krizine kadar pek çok yeni gelişme, insan haklarına çok daha geniş bir perspektiften bakmamızı zorunlu kılıyor, tedarikçilerimizi, iş ortaklarımızı ve tüm değer zincirimizi kapsayan daha geniş bir yaklaşım gerektiriyor. Bu nedenle İnsan Hakları Politikamız ile uluslararası ilke ve standartlarla uyumlu bir çerçeve ortaya koyuyor, faaliyetlerimizden etkilenebilecek tüm paydaşlarımızın haklarını gözetmeyi taahhüt ediyoruz. Amacımız, Borusan’ın değer yarattığı her noktada insan onuruna saygıyı, adil muameleyi ve sorumlu iş uygulamalarını güçlendirmek, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almak.” Borusan ekosisteminin tamamını kapsıyor Kurum kültürünün merkezine insanı koyan Borusan, yeni politika ile bu yaklaşımını stratejik ve bağlayıcı bir taahhüde dönüştürüyor. Çalışan esenliğini ve adil çalışma koşullarını sürdürülebilir başarının anahtarı olarak gören Grup, bu dokümanla kapsayıcılık, eşitlik ve sürekli gelişim ilkelerini tüm operasyonlarında kurumsallaştırıyor. Köklü kurumsal mirasını koruyarak geleceğe dönüştürme iradesini ortaya koyan Borusan; insan potansiyelinin hem kalkınmayı hem de sürdürülebilirliği yönlendirdiği, güven odaklı bir çalışma ortamı sunuyor. Borusan Holding ve tüm Grup şirketlerinde geçerli olan politika, yalnızca çalışanlar için değil; tedarikçiler, iş ortakları ve yüklenicilerden oluşan tüm değer zinciri için asgari standartları belirliyor. Borusan, ekosistemindeki tüm paydaşların bu ilkelere uyum sağlamasını bekliyor ve bu süreci risk temelli değerlendirmelerle destekliyor. Yeni politikada neler öne çıkıyor? Borusan Grubu’nun uluslararası standartları referans alarak hazırladığı İnsan Hakları Politikası, geleneksel iş gücü haklarının yanı sıra günümüz iş dünyasının gelişen ve dönüşen ihtiyaçlarına yanıt veren güncel öncelikleri de kapsıyor: Fırsat eşitliği ve kapsayıcılık: İşe alım, terfi ve ücretlendirmede sadece liyakat ve performans esas alınıyor. Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (ÇEK) yaklaşımıyla tüm farklılıklar bir değer olarak korunuyor.Yapay zekâ ve algoritmik ayrımcılık: Teknolojik dönüşüm süreçlerinde algoritmik ayrımcılık riskleri, veri minimizasyonu, insan denetimi ve veri gizliliği gibi yeni nesil haklar güvence altına alınıyor.İklim ve adil geçiş: İklim değişikliği ve enerji dönüşümünün çalışanlar ve yerel topluluklar üzerindeki etkileri adil geçiş ilkeleri çerçevesinde ele alınıyor.Adil ücret ve çalışma saatleri: "Eşit İşe Eşit Ücret" prensibi gözetilerek adil ücretlendirme, yasal çalışma saatlerine uyum ve esnek çalışma modelleri destekleniyor.Sıfır tolerans ilkeleri: Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, insan ticareti, taciz, şiddet ve mobbinge karşı tavizsiz bir duruş sergileniyor. Borusan Grubu, politikanın kâğıt üzerinde kalmaması için sistematik bir "İnsan Hakları Durum Tespiti" süreci de işletiyor. Olası riskler düzenli olarak analiz edilerek önleyici adımlar atılıyor. Çalışanlar, iş ortakları ve tüm paydaşlar, politikaya aykırı olduğunu düşündükleri durumları güvenli, gizli ve gerektiğinde anonim olarak "Turuncu Etik" başvuru kanalları üzerinden bildirebiliyor. Bildirim süreçlerinde gizlilik ve misillemeye karşı koruma ilkeleri titizlikle uygulanıyor. Yılda en az bir kez gözden geçirilmesi hedeflenen İnsan Hakları Politikası, Borusan’ın çalışanları, değer zinciri ve toplum için pozitif etki yaratarak büyüme kararlılığını simgeliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül Haber

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül

OPET’in 2022-2024 dönemini kapsayan 7. Sürdürülebilirlik Raporu, Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) tarafından düzenlenen Spotlight Awards ve Inspire Awards organizasyonlarında iki ayrı platin ödüle layık görüldü. Rapor, her iki değerlendirmede de “100 üzerinden 99 puan alarak” uluslararası ölçekte önemli bir başarı elde etti. OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu, küresel iletişim sektörünün prestijli değerlendirme programlarından 2025/26 Inspire Awards Corporate Publishing Competition’da “Dünyanın En İyi 100 İletişim Materyali” arasında gösterildi. Rapor, 2025/26 Spotlight Awards Global Communications Competition kapsamında ise “Dünyanın En İyi 100 Kurumsal Yayını” arasına seçildi. BM KÜRESEL İLKELER SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA BİR İLERLEME BİLDİRİMİ NİTELİĞİNDE Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Standartları ile uyumlu olarak hazırlanan ve 2022-2024 dönemini kapsayan rapor; şirketin yönetişim, sorumlu değer zinciri, Ar-Ge/inovasyon ve dijital dönüşüm, çalışma hayatı, çevre, toplumsal yatırımlar ana başlıklarındaki yönetim yaklaşımlarını, performansını, iyi uygulama örneklerini ve gelecek hedeflerini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda kamuoyuyla paylaşan OPET'in Sürdürülebilirlik Raporu, içerik kalitesi, şeffaflık, tasarım ve sürdürülebilirlik performansının etkin şekilde aktarılması kriterleriyle öne çıkıyor. Rapor, aynı zamanda Koç Holding’in imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) kapsamında bir ilerleme bildirimi niteliği de taşıyor. Bu yönüyle insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında gerçekleştirilen çalışmaların ve elde edilen gelişmelerin uluslararası ilkeler doğrultusunda paylaşılmasına da katkı sağlıyor. “İNSANI ODAĞINA ALAN BİR YAKLAŞIMLA HAREKET EDİYORUZ” Sürdürülebilirlik raporunun iki ayrı platin ödüle birden layık görülmesinden gurur duyduklarını belirten OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade, “Enerji yönetiminden atık yönetimine, çalışan haklarından müşteri memnuniyetine, toplumsal sorumluluktan etik yönetişime kadar pek çok alanda çalışmalar yürütüyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir boyutunu da sosyal etki ve kapsayıcılık oluşturuyor. Sürdürülebilir bir gelecek için tüm faaliyetlerinde insanı odağına alan bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Toplumla bağ kurmanın ve sosyal kapsayıcılığı artırmanın da sürdürülebilirliğin vazgeçilmez bir parçası olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda; eğitim, sağlık, kültür ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlarda uzun soluklu sosyal sorumluluk projeleri yürütüyoruz. LACP gibi saygın bir kuruluş tarafından verilen bu ödüller, sürdürülebilirlik performansımızın ve şeffaf raporlama anlayışımızın uluslararası ölçekte takdir gördüğünü ortaya koyması açısından büyük önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu. Bugüne kadar 7 rapor yayınlayan ve her bir rapor özelinde LACP’den sektöründe ödül kazanan tek marka olan OPET, 2025 yılı performansını içeren yeni raporlamasını ise yıl içinde kamuoyu ile paylaşmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HUBA GROUP, Automechanika İstanbul 2026’da İlk Kez Grup Kimliğiyle Yer Aldı Haber

HUBA GROUP, Automechanika İstanbul 2026’da İlk Kez Grup Kimliğiyle Yer Aldı

HUBA GROUP, otomotiv aftermarket sektöründeki 60 yılı aşkın satış ve satış sonrası deneyimini, üretim, dağıtım, servis, teknoloji ve veri odaklı çözümlerle bir araya getiren entegre yapısını fuarda tanıttı. Bugüne kadar kendi uzmanlık alanlarında faaliyet gösteren HUBA GROUP şirketleri, yeni grup yapılanmasıyla ortak bir vizyon, daha güçlü bir organizasyon ve teknoloji destekli iş yapış modeli altında konumlanıyor. Bu yapı; grup şirketlerinin bağımsız uzmanlıklarını korurken birbirinden beslenmesini, ortak kaynakları daha verimli kullanmasını ve müşterilere uçtan uca daha güçlü çözümler sunmasını hedefliyor. HUBA GROUP CEO’su Hıdır Emre Şahin, fuara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bugün otomotiv sektörü yalnızca ürün ve hizmetlerle değil; veri, teknoloji, hız ve iş birliği kabiliyetiyle yeniden şekilleniyor. HUBA GROUP’u, farklı alanlarda güçlü uzmanlıklara sahip şirketlerimizi ortak bir vizyon altında daha organize, daha entegre ve geleceğe daha hazır bir yapıya dönüştürmek için konumlandırıyoruz. Amacımız, satıştan satış sonrasına uzanan tüm değer zincirinde teknolojiyi ve yapay zekâyı etkin kullanarak yalnızca değişime uyum sağlamak değil, sektörün yeni standartlarını belirleyen yapılardan biri olmaktır.” Automechanika İstanbul 2026 boyunca sektör temsilcileri, iş ortakları ve ziyaretçilerle bir araya gelen HUBA GROUP, entegre ekosistem yaklaşımını ve gelecek dönem stratejilerini paylaşma fırsatı buldu. Grup, üretimden servise, dağıtımdan teknoloji ve veri yönetimine kadar uzanan bütünleşik yapısıyla otomotiv aftermarket sektöründe daha verimli, sürdürülebilir ve gelecek odaklı bir değer zinciri oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu Haber

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu

UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir.

Yorglass’tan Sanayide Güçlü Performans Haber

Yorglass’tan Sanayide Güçlü Performans

Yarım asrı aşan köklü geçmişiyle cam sektöründe üretim, ihracat ve teknoloji odaklı büyümesini sürdüren Yorglass, Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun yer aldığı İSO 500 Listesi’nde bu yıl da yer aldı. Türkiye sanayisinin rekabet gücünü uluslararası arenada temsil eden şirket, değer zinciri yaklaşımıyla şekillendirdiği büyüme stratejisi sayesinde sektöründeki güçlü konumunu korumaya devam etti. Endüstriyel cam alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren Yorglass, 1974 yılında başlayan yolculuğunu bugün altı kıtaya yayılan bir üretim ve ihracat ağıyla sürdürüyor. Türkiye’nin beş farklı şehrindeki üretim tesisleri ve gelişmiş mühendislik altyapısıyla faaliyet gösteren şirket, yüksek katma değerli ürün geliştirme kabiliyeti ve müşteri odaklı çözümleriyle İSO 500 listesinde 373’üncü sırada yer aldı. Avrupa ve Türkiye pazarlarında elde ettiği güçlü konum, şirketin sürdürülebilir büyüme yaklaşımını desteklemeye devam ediyor. Üretim, ihracat ve teknoloji odağında büyüme Şirketin İSO 500 performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, şunları söyledi: "İSO 500 listesinde yer almak, üretim gücümüzün, ihracat performansımızın ve katma değer odaklı iş modelimizin önemli bir göstergesi. Yorglass olarak camı yalnızca bir ürün değil, uçtan uca yönetilen bir değer zincirinin parçası olarak görüyoruz. Teknoloji, sürdürülebilirlik, tedarik zinciri ve iş modelimizi aynı stratejik çerçevede ele alarak müşterilerimize uzun vadeli değer sunmaya odaklanıyoruz. Son üç yılda ihracatta Euro bazında yüzde 25 büyüme kaydederek uluslararası pazarlardaki etkinliğimizi daha da artırdık. Bu performans, ürünlerimize duyulan güvenin ve küresel ölçekte yarattığımız değerin somut bir göstergesi niteliğinde." 60’tan fazla ülkede güçlü varlık Yorglass olarak üretim gücünü ihracat performansıyla desteklediklerini vurgulayan Semavi Yorgancılar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün ulaştığımız noktada üretim kapasitemiz, mühendislik yetkinliğimiz ve global iş birliklerimiz sayesinde 60’tan fazla ülkede güçlü bir varlık gösteriyoruz. Türkiye’de yüzde 50, Avrupa’da ise yüzde 25 pazar payına ulaşmış durumdayız. Son iki yıldır işlenmiş cam sektöründe ihracat liderliğini sürdürmemiz ve küresel iş ortaklarımız tarafından ödüllendirilen performansımız, uluslararası pazarlardaki rekabet gücümüzü ortaya koyuyor. "Geldiğimiz noktada özellikle çamaşır makinesi gözetleme camı alanında gerçekleştirdiğimiz yerli mühendislik yatırımıyla ürün gamımızı genişletirken, müşterilerimize sunduğumuz yüksek katma değerli çözümleri ileriye taşıdık. Beyaz eşya sektöründeki 'one stop partner' konumumuzu güçlendiren bu adım, küresel büyüme hedeflerimizin de önemli yapı taşlarından biri oldu. Önümüzdeki dönemde de üretim, ihracat ve inovasyon odağında büyümeyi sürdürerek müşterilerimiz ve iş ortaklarımız için değer yaratmaya devam edeceğiz. Bu sonuç bizim için bir varış noktası değil; rekabet edilemez bir Yorglass yolculuğunda yeni bir kilometre taşı. Daha iyisi için çalışmaya devam ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi Haber

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi

Türkiye’de sürdürülebilirlik verisi alanında bir ilk olma niteliği taşıyan analiz, UN Global Compact katılımcısı şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini Avrupa ve küresel verilerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlik Güvenlik Teknolojilerinde Yeni Satın Alma Kriteri Oldu Haber

Sürdürülebilirlik Güvenlik Teknolojilerinde Yeni Satın Alma Kriteri Oldu

Ağ video çözümlerinde dünya lideri Axis Communications tarafından yayımlanan 2025 Sürdürülebilirlik Raporu, güvenlik sektöründe bu dönüşümün hızlandığını ortaya koyuyor. Şirket, büyümesini sürdürürken karbon emisyonlarını azaltma, kaynak kullanımını optimize etme ve değer zinciri boyunca sürdürülebilirliği yaygınlaştırma hedeflerinde önemli ilerlemeler kaydetti. Satın alma ekiplerinin gündemi değişiyor Özellikle Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirlik ve tedarik zinciri düzenlemeleri, kurumların teknoloji yatırımlarına bakışını değiştiriyor. Günümüzde birçok kuruluş, güvenlik çözümlerini değerlendirirken yalnızca ürün özelliklerine değil; enerji verimliliğine, kullanılan malzemelere, tedarik zinciri şeffaflığına ve üreticilerin sürdürülebilirlik performansına da odaklanıyor. Bu yaklaşım, güvenlik teknolojilerinde "en düşük satın alma maliyeti" anlayışından "uzun vadeli değer ve sürdürülebilirlik" yaklaşımına geçişi hızlandırıyor. Sektörde toplam sahip olma maliyeti (TCO) ve ürün yaşam döngüsü yönetimi giderek daha önemli hale geliyor. Daha düşük emisyon, daha yüksek verimlilik Axis'ın 2025 Sürdürülebilirlik Raporu'na göre şirket, elektrik tüketimi ve ürün lojistiğinden kaynaklanan emisyonlarını azaltırken, ürün portföyündeki yenilenebilir karbon bazlı plastik kullanımını artırdı. Aynı zamanda iş ortaklarıyla yürüttüğü çalışmalarla sürdürülebilirlik uygulamalarını tüm değer zincirine yaymayı hedefliyor. Güvenlik sektöründe sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel etkiyi azaltmakla sınırlı değil. Daha uzun ürün ömrü, yazılım desteğiyle donanımın kullanım süresinin uzatılması, enerji verimliliği ve kaynakların daha etkin kullanılması da kurumların yatırım kararlarında önemli rol oynuyor. Yeni nesil güvenlik anlayışı Axis Communications, sürdürülebilirliği iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Şirket, ikinci kez sürdürülebilirlik raporunu Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) doğrultusunda hazırlayarak Avrupa Birliği Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi'ne (CSRD) uyum çalışmalarını sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde güvenlik teknolojileri sektöründe başarı; yalnızca daha akıllı ve daha güvenli çözümler sunmakla değil, aynı zamanda daha sürdürülebilir teknolojiler geliştirmekle de ölçülecek. Bu nedenle sürdürülebilirlik, kurumların güvenlik yatırımlarında giderek daha belirleyici bir satın alma kriteri haline geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TFI TAB Gıda Yatırımları İkinci Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

TFI TAB Gıda Yatırımları İkinci Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Türkiye’nin lider hızlı servis restoran operatörlerinden TFI TAB Gıda Yatırımları, ikinci Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Raporda, 2024-2025 döneminde çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY/ESG) alanlarında gerçekleştirilen çalışmalar ile grup şirketlerinin sürdürülebilirlik performansı ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımı paylaşıldı. TFI'ın sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda hazırlanan rapor; Gıda, Gezegen ve İnsan odak alanları kapsamında belirlenen öncelikleri, hedefleri ve performans sonuçlarını ortaya koyarken, grup şirketlerinin sürdürülebilirlik alanındaki uygulamalarına ve dönüşüm yolculuğunda attığı adımlara da yer veriyor. GRI (Global Reporting Initiative) standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; iklim değişikliğiyle mücadeleden döngüsel ekonomi uygulamalarına, sürdürülebilir tarımdan gıda güvenliğine, dijital dönüşümden kadının güçlenmesine kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmaları ve elde edilen sonuçları ortaya koyuyor. TFI TAB Gıda Yatırımları Sürdürülebilirlik Direktörü Tülay Özel, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerimizi yönetmekle sınırlı bir sorumluluk alanı olarak değil, uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Üretimden tedarike, lojistikten restoran operasyonlarına kadar uzanan dikey entegre iş modelimiz sayesinde sürdürülebilirlik yaklaşımımızı değer zincirimizin tamamına yayabiliyor, attığımız her adımın etkisini bütünsel bir bakış açısıyla yönetebiliyoruz. Güvenilir gıda üretimi, izlenebilir ve sorumlu tedarik zinciri, kaynak verimliliği, çalışanlarımızın gelişimi, kapsayıcı çalışma kültürü ve teknoloji destekli operasyonel mükemmeliyet anlayışı sürdürülebilir büyüme stratejimizin temel yapı taşlarını oluşturuyor. Bu rapor, yalnızca performans göstergelerimizi ortaya koyan bir çalışma değil; aynı zamanda geleceğe ilişkin sorumluluklarımızı, önceliklerimizi ve dönüşüm yolculuğumuzu yansıtan önemli bir yol haritası niteliği taşıyor. İklim değişikliğiyle mücadeleden yenilenebilir enerji yatırımlarına, dijital dönüşüm uygulamalarından kadının güçlenmesine, sürdürülebilir tarımdan çalışan deneyimine kadar birçok alanda somut ilerlemeler kaydetmiş olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de paydaşlarımız için ekonomik, çevresel ve sosyal değer yaratmaya; faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda daha dirençli, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz." Değer zinciri boyunca güven, kalite ve müşteri odaklı yaklaşım güçlendirildi Üretimden lojistiğe, restorandan tüketiciye uzanan entegre değer zinciri boyunca gıda güvenliği, kalite, izlenebilirlik ve şeffaflığı odağına alan TFI, güvenilir gıda tedarikini destekleyen uygulamalarını uluslararası standartlarla güçlendirirken, sürdürülebilir tedarik anlayışıyla tüketici güvenini artırmayı sürdürdü. • Tedarik zincirinin %94-98’i yerel tedarikçilerden oluştu. • Kahve tedariğinin %100’ü Rainforest Alliance sertifikalı kaynaklardan sağlandı. • RSPO sertifikalı palm yağı kullanımı %33 artarak %38,3’e yükseldi. • Atakey Patates ve AtaSancak, Farm Sustainability Assessment (FSA) değerlendirmesinde "Gold" seviyesini korudu. • TFI Grubu, amfori’ye üye olan Türkiye’deki ilk yerli gıda şirketi oldu. • Ekur Et, Atakey Patates, AtaSancak, Ekmek Unlu Gıda, Fasdat Sebze ve Fasdat Gıda, BRCGS Grade A ve üzeri puanlar alarak gıda güvenliği ve kalite standartlarındaki güçlü performanslarını sürdürdü. • NSF International tarafından gerçekleştirilen denetimlerde Fasdat Sebze %98,2, Ekur Et %99,3, Atakey Patates %99,2, Ekmek Unlu Gıda %100 ve Fasdat Gıda %100 puan aldı. • Aynı dönemde müşteri memnuniyet oranı Ekur Et'te %96'ya, TAB Gıda'da %97'ye, Ekmek Unlu Gıda ve AtaSancak'ta %98'e ulaşırken, Atakey Patates müşteri memnuniyetinde %100 seviyesine ulaştı. İklim ve çevre alanında somut dönüşüm adımları TFI ve grup şirketleri, iklim değişikliğiyle mücadele, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve döngüsel ekonomi uygulamaları kapsamında hayata geçirdiği çalışmalarla çevresel etkilerini azaltmayı sürdürüyor. 2024-2025 döneminde emisyon yönetiminden yenilenebilir enerji yatırımlarına, atık yönetiminden kaynak verimliliğine kadar birçok alanda önemli ilerlemeler kaydedildi. • Atakey Patates’in Science Based Targets initiative (SBTi) hedefleri onaylandı; Paris Anlaşması ile uyumlu bilim temelli emisyon azaltım hedefleri belirlendi. • TAB Gıda’da restoran başına elektrik tüketimi 2023 yılına göre %11 azaldı. • TAB Gıda, elektrik tüketiminin %42’sini YEK-G kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayarak 29.047 tCO₂e emisyonu dengeledi. • Atakey Patates, elektrik tüketiminin %100’ünü YEK-G ile yenilenebilir kaynaklardan sağladı. • Fasdat Gıda’da devreye alınan güneş enerjisi sistemleriyle 1,19 MW kurulu güce ulaşılırken, tesislerin elektrik ihtiyacının yaklaşık %30’u yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandı. • Fasdat Sebze’de gerçekleştirilen 495 kW güneş enerjisi yatırımı ile tesis elektrik ihtiyacının yaklaşık %20’si yenilenebilir kaynaklardan karşılandı. • TAB Gıda’da Sıfır Atık Belgeli restoran sayısı bir önceki yıla göre %26 artarak 187’ye yükseldi. • Atakey Patates’te oluşan atıkların %93,8’i geri dönüşüme kazandırıldı. Çalışan gelişimi ve kapsayıcı iş kültürüne yatırım yapmaya devam etti TFI ve grup şirketleri, sürdürülebilir büyümenin temelinde insan kaynağının yer aldığı anlayışıyla çalışan gelişimi, fırsat eşitliği ve çalışan deneyimine yönelik uygulamalarını sürdürdü. Bu kapsamda 2024-2025 döneminde de eğitimden liderlik gelişimine, kadın istihdamından çalışan bağlılığı uygulamalarına kadar birçok alanda yürütülen çalışmalarla daha kapsayıcı ve gelişim odaklı bir çalışma ortamı oluşturuldu. • Toplam 20.115 çalışana yaklaşık 3,4 milyon saat eğitim verildi; çalışan başına ortalama eğitim süresi 167 saate ulaştı. • TFI Great Place to Work skoru bir önceki yıla göre %11,6 artış gösterdi. • TFI genelinde kadın çalışan oranı %63’e, kadın yönetici oranı ise %60’a ulaştı. • Fasdat Gıda’da kadın çalışan oranı %18’den %28’e yükseltildi. İnovasyon ve dijital dönüşüm operasyonel verimliliği güçlendirdi 2024-2025 döneminde TFI ve grup şirketleri, dijitalleşme, otomasyon ve veri odaklı yönetim uygulamalarıyla operasyonel verimliliği artırmaya ve müşteri deneyimini geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdü. Teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanılarak iş süreçlerinin daha etkin yönetilmesi, operasyonel risklerin azaltılması ve tüketici beklentilerine daha hızlı yanıt verilmesi hedeflendi. Bu kapsamda: • Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) çalışmaları kapsamında, 2025 yılında TFI ve grup şirketlerinde UiPath altyapısıyla 15 iş süreci otomasyona alınarak operasyonel verimlilik artırıldı, manuel iş yükü ve operasyonel riskler azaltıldı. • Daha sürdürülebilir ürün alternatiflerini tüketicilerle buluşturma hedefi doğrultusunda Burger King®'in et içermeyen Plant Based Whopper ürünü mağazalarda ve dijital kanallarda yaygınlaştırıldı. • E-ticaret ve dijital satış kanallarında müşteri deneyimine yönelik gerçekleştirilen iyileştirmeler sayesinde 2025 yılında restoran başına sipariş iptal oranı %25,8 azaltıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım, Güvenli Gıdaya Ulaşmanın Herkesin Hakkı Olduğuna Dikkat Çekiyor  Haber

Sunar Yatırım, Güvenli Gıdaya Ulaşmanın Herkesin Hakkı Olduğuna Dikkat Çekiyor 

Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 7 Haziran’da kutlanan Dünya Gıda Güvenliği Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, güvenli gıdanın artık yalnızca ürün güvenliğini değil; izlenebilirlik, sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı ve kriz dönemlerinde erişilebilirliği de kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi. Güvenli gıdanın önemine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Gıda Güvenliği Günü, güvenilir gıdaya erişimin insan sağlığı, toplumsal refah ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolünü her yıl yeniden gündeme taşıyor. Adana’da 50 yıl önce tarımla başlayan yolculuğunu bugün küresel arenaya taşıyan Sunar Yatırım, faaliyetlerini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında sürdürüyor. Şirket; bitkisel sıvı yağ, un, yem, mısır nişastası bazlı endüstriyel ham madde ve biyo-bozunur plastik üretimi gerçekleştiriyor. Sunar Yatırım, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle birlikte gıda güvenliğinin daha da stratejik bir konu haline geldiğine dikkat çekiyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan tüm zincirin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “Sunar olarak gıda güvenliğini tüm üretim süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tarladan başlayarak nihai ürüne kadar uzanan değer zincirinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve güvenlik standartlarını titizlikle uyguluyor; ulusal ve uluslararası standartlara uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Teknoloji yatırımlarımız, kalite kontrol sistemlerimiz ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızla güvenli gıdaya erişimin desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Toplum sağlığının korunması ve sürdürülebilir bir gıda sisteminin oluşturulması ancak bu anlayışla mümkün olabilir. Güvenli gıda bir ayrıcalık değil, herkesin erişebilmesi gereken temel bir haktır. Bu hakkın korunması ise sürekli iyileştirme, bilim temelli uygulamalar ve güçlü iş birlikleriyle mümkündür.” dedi. Küresel riskler gıda sistemlerini yeniden şekillendiriyor Günümüzde gıda güvenliğini tehdit eden riskler hakkında da değerlendirmede bulunan Çomu sözlerine şöyle devam etti: “Değişim gösteren sıcaklık dalgalanmaları, kuraklıklar, seller ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi; savaşlar ve bölgesel çatışmalar küresel ticaret akışlarını ve lojistik ağları doğrudan etkiliyor. Enerji, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet baskıları da üretimin sürdürülebilirliği üzerinde önemli riskler oluşturuyor. Bunlarla beraber gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler de insan sağlığı noktasında küresel ölçekte önemini koruyor. Gıda üretimi ve erişiminde tüm bu noktalar dikkate alınarak, bilim temelli kontrol mekanizmalarının ve etkin risk yönetimi sistemlerinin devreye alınması kritik rol oynuyor.” “Gıda güvenliği artık çok daha geniş bir kavram” Küresel gelişmelerin etkisiyle gıda güvenliği anlayışının da dönüşüm geçirdiğini belirten Sunar Yatırım, günümüzde güvenli gıdanın yalnızca ürün güvenliğiyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu; sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı, izlenebilirlik, şeffaflık ve kriz dönemlerinde güvenilir gıdaya erişim konularının da gıda güvenliği kavramının ayrılmaz unsurları haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle riskleri önceden öngören ve tüm değer zinciri boyunca bu riskleri yöneten proaktif yaklaşımın her geçen gün daha da önem kazandığına dikkat çekti. Üretim standartları ve vizyonel yaklaşımla küresel pazarda sürdürülebilir büyüme Sunar Yatırım, kalite ve gıda güvenliğini, uluslararası standartlara dayalı yönetim sistemleriyle güvence altına alıyor. Şirket; Excipact GMP, ISO 22000 ve FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, Non-GMO ve ürün uygunluk belgeleri gibi uluslararası kabul görmüş sertifikasyonlarla faaliyetlerini yürütüyor. Bu sertifikasyonlar, tüm süreçlerin uluslararası standartlara uygun, denetlenebilir ve izlenebilir şekilde yönetilmesini desteklerken; müşteriler, iş ortakları ve diğer paydaşlar nezdinde güven oluşturuyor. Ürünlerini 110’dan fazla ülkeye ihraç eden Sunar Yatırım, farklı pazarların mevzuat ve kalite gerekliliklerini yakından takip ederek müşteri beklentilerine uyum sağlıyor. Güçlü izlenebilirlik sistemleri, kalite kontrol uygulamaları, tedarikçi yönetimi ve denetim süreçleriyle ham madde tedarikinden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda gıda güvenliğini ön planda tutuyor. Şirket ayrıca sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında yürüttüğü çalışmalarla tarımsal üretimde kalite ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlarken, tedarik zincirinin güvenilirliğini de destekliyor. Temel ham maddelerin sürdürülebilir kaynaklardan temin edilmesini stratejik öncelik olarak gören Sunar Yatırım, tedarik zincirine çevresel ve sosyal sorumluluk kriterlerini entegre ederken, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Şirket, uluslararası standartlarda üretim anlayışı, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve güçlü ihracat performansıyla Türkiye'nin küresel pazardaki güvenilir gıda tedarikçisi konumuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.