Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Değer Zinciri

Kapsül Haber Ajansı - Değer Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Değer Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Sigorta Sektöründe Rekor Prim Üretimi: 7,1 Trilyon Dolar  Haber

Küresel Sigorta Sektöründe Rekor Prim Üretimi: 7,1 Trilyon Dolar 

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company’nin bugün yayımladığı yeni araştırmaya göre, küresel sigorta şirketleri geçen yıl güçlü prim büyümesi ve kârlılık artışı kaydetti; ancak sektörün son dönemde elde ettiği kazanımlar büyük ölçüde döngüsel nitelikte ve karşı karşıya olduğu çözülmemiş sorunları gölgeliyor. Rapora göre küresel sigorta primleri, 2024’teki 6,7 trilyon dolar seviyesinden 2025’te yaklaşık 7,1 trilyon dolara yükseldi ve 2010’daki 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğe kıyasla son 15 yılda yaklaşık iki katına çıktı. Küresel prim büyümesinin hayat, sağlık, kaza ve mülk sigorta türlerinde, Güney Amerika hariç tüm bölgelerde, önceki on yılın büyüme hızını aşması bekleniyor. Mülk ve kaza sigortaları prim tarifelerindeki artışların ve katastrofik hasarlar açısından görece sakin geçen yılın etkisiyle sektördeki kârlılık belirgin hale geldi. Ancak bu elverişli koşullara rağmen Bain, 2025’teki güçlü performansın sektörün uzun vadeli görünümü açısından güvenilir bir gösterge olmadığı konusunda uyarıyor. Bain’in değerlendirmesine göre satın alınabilirlik ve erişime ilişkin yapısal sorunlar, teknoloji yatırımlarının sınırlı ekonomik getirileri ve sigorta değer zincirindeki rekabetin henüz çözüme kavuşamamış olması gelecekteki büyümeyi sınırlayabilir. Bain’e göre, önemli pazarlarda sigorta penetrasyonunun hâlâ düşük seviyelerde seyretmesi ve sigortanın satın alınabilirliğinin zorlaşması sebebiyle yatırımcılar, sigorta şirketlerinin mevcut döngünün ötesinde sürdürülebilir kâr büyümesi sağlayıp sağlayamayacağını sorgulamaktadır. Bain’in değerlendirmesi, kısa vadeli güçlü performans ile uzun vadeli belirsizlik arasındaki temel gerilimin, sigorta sektörünün bir sonraki döneminde risk maliyetini düşürmeyi kritik bir öncelik haline getireceğini ortaya koymaktadır. “Güçlü ivmeyi yapısal avantaja dönüştürün” Raporla ilgili değerlendirmesinde, Bain & Company Türkiye Ortaklarından Onur Kayahan şunları söyledi: “Sigorta şirketleri iyi bir ivme yakaladı ancak şu aşamada bunu kalıcı bir yapısal avantaja [OK1] dönüştürmeye odaklanmalılar. Değerlendirmemiz, önümüzdeki dönemde sektörün sürdürülebilir değer yaratımının risk maliyetini düşürme kapasitesine bağlı olacağı yönündedir.” Kayahan, sözlerine şöyle devam etti: “Sigorta şirketlerinin bu başarıyı koruması ve risk maliyetini düşürmesi hasar önleyici uygulamaları geliştirmeye, danışmanlık ve sigortaya erişimi genişletmeye ve sermayeyi daha etkin kullanmaya önemli ölçüde bağlıdır. Bunu başarabilen şirketler, sigorta satın alınabilirliğini artırma, koruma açıklarını kapatma ve kalıcı değer yaratma konusunda daha güçlü bir konuma sahip olacaktır.” Yapısal sorunlar çözüme kavuşmadı Bain’in analizine göre, sektörün 2025’teki güçlü performansı yapısal sorunları ortadan kaldırmış değil. Uzun yıllar süren sert piyasa koşullarının konut ve otomobil sigortalarında prim oranlarını yükseltmesi sonucunda sigorta kapsamları birçok hane için daha az satın alınabilir hale geldi. Hayat sigortalarında ise müşteri ihtiyacındaki artışa karşın ürünlerin karmaşıklaşması ve danışmanların daha üst gelir grubundaki müşterilere yönelmesi ile danışmanlık açığının büyümesi, sigortaya erişimi zayıflatmaktadır. Rapora göre, sağlık, ölüm riski, doğal afetler ve siber güvenlik alanlarında süregelen koruma açıkları, sigorta şirketlerinin ürünleri daha uygun fiyatlı, erişilebilir ve değerli hale getirerek sigorta kapsamını genişletme fırsatına işaret ediyor. Dijital yatırımlar henüz beklenen maliyet verimliliğini sağlamadı Bain’e göre sigorta şirketleri son yıllarda veri, teknoloji ve yapay zekâ yatırımlarını hızlandırdı, ancak bu yatırımlar henüz sektör genelinde anlamlı bir operasyonel kazanım yaratamadı. Doğrudan yazılan primler son 10 yılda iki katına çıkarken, gider oranlarının yalnızca 1 yüzde puan gerilediği görülmektedir. Kuzey Amerika ve Avrupa’daki en büyük 30 sigorta şirketinde işe alımların 2022’den bu yana yaklaşık yüzde 50 azalması gelecekteki maliyet verimliliğinin bir göstergesi olarak gözükebilir, ancak Bain, verimlilik artışının yalnızca çalışan sayısının azaltılmasıyla sağlanamayacağına dikkat çekmektedir. Aynı zamanda bilançoların, dağıtımın, operasyonların, hizmetlerin, teknolojinin ve sermayenin gitgide birbirinden ayrışması, sigortacılık değer zincirinin daha parçalı bir yapıya dönüşmesine yol açmaktadır. Reasürans, sigorta sektörünün genelinden daha hızlı büyümeyi sürdürmektedir. Sidecar yapıları ve sigorta bağlantılı menkul kıymetler (ILS) dahil olmak üzere reasürans primleri 2019-2024 döneminde yüzde 28 büyürken, sektör genelindeki büyüme yüzde 24 oldu. Bain’e göre sigortacılık değer zinciri giderek parçalanırken, geleneksel entegre sigorta şirketlerinin sektörün en cazip kâr havuzlarını ellerinde tutmayı sürdürecekleri artık kesin değil. Risk maliyetini düşürmek, rekabetin yeni belirleyicisi olacak Bain’e göre, sektördeki önemlerini artırmak ve pazarı genişletmek isteyen sigorta şirketleri açısından risk maliyetini düşürmek kritik önem taşıyacak. Raporda bunun için dört temel alan öne çıkıyor: hasarlar, dağıtım, operasyonel giderler ve sermaye. Bain’in tahminlerine göre, otomatik acil fren sistemleri, konut tipi sprinkler sistemleri, akıllı ev koruma teknolojileri, fırtınaya dayanıklı yapılar ve sağlık durumunu takip eden giyilebilir cihazlar gibi önleyici teknolojilerin hasar maliyetlerini yüzde 10 ila 20 azaltabileceği öngörülüyor. Dağıtım tarafında ise yapay zekâ destekli danışman araçları ve kişiselleştirilmiş dijital danışmanlık, danışman yetersizliğinin giderilmesine ve karmaşık sigorta ürünlerine erişimin genişletilmesine yardımcı olabilir. Operasyonlarda ajan tabanlı yapay zekâ, idari işleri ve hasar değerlendirme süreçlerini dönüştürürken sermaye tarafında ise daha fazla standardizasyon, yeni yatırım kaynaklarının sektöre çekilmesini ve sigorta kapasitesinin artırılmasını sağlayabilir. Bain & Company’nin raporu ayrıca önümüzdeki dönemde sigortacılık sektöründe dağıtım ve ürün, operasyon ve müşteri hizmetleri ile bilanço ve varlık yönetimi alanlarında yeni rekabet modellerinin nasıl ortaya çıkabileceğini de incelemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı İçin Başvurular Başladı Haber

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı İçin Başvurular Başladı

Tedarik zincirleri; iklim değişikliği ve kaynak kullanımından çalışma koşulları ve insan haklarına, iş etiğinden sorumlu iş uygulamalarına kadar pek çok sürdürülebilirlik başlığının yönetilmesinde kritik bir rol oynuyor. UN Global Compact verilerine göre şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) etkilerinin yaklaşık üçte ikisi (%67) tedarikçileriyle bağlantılı. Bu durum, sürdürülebilirlik performansının şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Öte yandan iklim değişikliği kaynaklı tedarik zinciri riskleri, değişen ulusal ve uluslararası düzenlemeler, yatırımcı ve müşteri beklentileri ile küresel değer zincirlerindeki dönüşüm; tedarik zinciri yönetimini şirketler açısından stratejik bir risk, uyum ve rekabetçilik alanına dönüştürüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi, Türkiye iş dünyasında sürdürülebilirlik alanında önemli bir ilerleme kaydedilirken, değer zinciri uygulamalarının önümüzdeki dönemin temel gelişim alanlarından biri olduğuna işaret ediyor. Bulgular, şirketlerin kendi operasyonların kaydettiği ilerlemenin değer zincirlerine taşınması, tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Şirketler ve Tedarikçilerle Birlikte Sürdürülebilir Dönüşüm Bu ihtiyaçtan hareketle UN Global Compact Türkiye tarafından MEXT iş birliğinde ve Türkiye İş Bankası’nın desteğiyle geliştirilen Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı şirketlerin sürdürülebilirlik yaklaşımını değer zincirleri boyunca yaygınlaştırmasını, tedarikçilerin ise ÇSY alanlarındaki performanslarını ölçmesini ve geliştirmesini hedefliyor. UN Global Compact Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanındaki küresel uzmanlığı ve çok paydaşlı yapısının sunduğu iş birliği olanakları, şirketlerin tedarik zincirlerindeki dönüşümünü hızlandırmalarına katkı sağlayacak. Program sayesinde katılımcı şirketler, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirlik performansını ölçme ve karşılaştırmalı olarak analiz etme, tedarikçilerinin gelişim alanlarını belirleyerek kapasite gelişimlerini destekleme ve sürdürülebilirlik düzenlemelerine uyum ile risk yönetimi süreçlerini güçlendirme imkânı bulacak. Şirketler ayrıca iyi uygulama örneklerine erişerek deneyimlerini paylaşabilecek ve sürdürülebilirlik hedeflerini tedarik zincirleri boyunca yaygınlaştırabilecek. Programa dahil edilen tedarikçiler ise sürdürülebilirlik olgunluk düzeylerini ölçerek gelişim alanlarını belirleyebilecek; çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki bilgi ve uygulama kapasitelerini artırabilecek. Program, tedarikçilerin ulusal ve uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uyumunu güçlendirmenin yanı sıra birebir ihtiyaç analizi ve aksiyon planı geliştirme desteği de sunacak. Öz Değerlendirmeden Aksiyon Planına Uzanan Gelişim Süreci Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı; öz değerlendirme, eğitim, uzman oturumları, deneyim paylaşımı, ihtiyaç analizi ve aksiyon planı hazırlama desteği gibi farklı bileşenlerden oluşuyor. Programın başlangıcında tedarikçiler, Sürdürülebilirlik Öz Değerlendirme Aracı’nı kullanarak mevcut durumlarını ve öncelikli gelişim alanlarını belirleyecek. Ardından çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki çevrim içi eğitimlere ve uzman oturumlarına katılacak. Katılımcı şirketler ise tedarik zincirlerindeki mevcut durumu analiz ederek risk ve fırsatlarını daha iyi yönetebilecek. Deneyim paylaşımı atölyelerinde iyi uygulamaları, ortak zorlukları ve çözüm yaklaşımlarını ele alacak. Programın ikinci fazında, tedarikçilere yönelik birebir ihtiyaç analizleriyle öncelikli gelişim alanları belirlenecek ve bu alanlara yönelik aksiyon planı geliştirme desteği sunulacak. Böylece öz değerlendirme ile başlayan gelişim sürecinin, tedarikçilerin ihtiyaçlarına göre şekillenen somut ve uygulanabilir adımlara dönüştürülmesi hedefleniyor. “Dönüşümü birlikte gerçekleştirmemiz gerekiyor” UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk, tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik dönüşümünün şirketler ve tedarikçiler arasında ortak bir gelişim yaklaşımı gerektirdiğini vurguladı: “Küresel ekonomide sürdürülebilirlik gündeminin odağı şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı bir alan olmaktan çıktı. Bugün küresel ticaretin yaklaşık %80’i tedarik zincirleri üzerinden gerçekleşiyor. Dünya genelindeki işletmelerin %90’ını oluşturan KOBİ’ler ise toplam istihdamın yaklaşık yarısını sağlıyor ve gelişmekte olan ekonomilerde GSYH’nin yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Değer zincirindeki dolaylı emisyonları kapsayan Kapsam 3 emisyonları, şirketlerin karbon ayak izinin %70 ila %90’ını oluşturabiliyor. Dolayısıyla sürdürülebilir dönüşüm KOBİ’lerin ve değer zincirlerinin dönüşümü olmadan mümkün görünmüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nde de KOBİ’lerin veri olgunluğu, bütçe kısıtları ve uzman insan kaynağı eksikliği nedeniyle sürdürülebilirlik dönüşümünde yapısal zorluklarla karşılaştığını görüyoruz. Sürdürülebilir dönüşümün hız kazanması için şirketlerin tedarikçilerini yalnızca beklentiler ve yükümlülükler çerçevesinde yönlendirmesi değil, ihtiyaç duydukları bilgi, araç ve kapasite gelişimiyle desteklemesi kritik önem taşıyor. Öte yandan tedarik zincirlerinin çok katmanlı yapısı, tedarikçiler arasında farklılaşan sürdürülebilirlik kapasitesi ve veri eksiklikleri, şirketlerin değer zincirlerindeki riskleri görünür kılmasını ve dönüşümü tedarikçilerine yaymasını zorlaştırıyor. UN Global Compact Türkiye olarak sürdürülebilirlik alanındaki uzmanlığımız, deneyimimiz ve farklı paydaşları ortak hedefler etrafında bir araya getiren yapımızla şirketlerin ve tedarikçilerinin bu dönüşüm yolculuğunda birlikte ilerlemelerine destek oluyoruz.” Başvurular 3 Kasım’a Kadar Devam Edecek Farklı sektör ve büyüklükteki şirketlerin katılımına açık olan Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı kapsamında şirketler, sürdürülebilirlik gelişimini desteklemek istedikleri tedarikçilerini programa dahil edebilecek. Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı’na son başvuru tarihi 3 Kasım 2026. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Legrand Türkiye Grubu, Kurumsal Değerlerini   Toplumsal Etkiyle Buluşturuyor Haber

Legrand Türkiye Grubu, Kurumsal Değerlerini Toplumsal Etkiyle Buluşturuyor

Grup; kadınların ve gençlerin gelişiminden çalışan eğitimlerine, enerji verimliliğinden döngüsel ekonomiye ve müşteri deneyimine kadar uzanan çalışmalarını “Yaşamları İyileştirmek” yaklaşımı altında bir araya getiriyor. Legrand’ın yaklaşık 20 yıldır stratejisinin merkezinde yer alan sürdürülebilirlik yaklaşımı, çevresel etkilerin azaltılmasına odaklanmanın yanı sıra sosyal ve ekonomik boyutları da kapsıyor. Çalışanların gelişimini destekleyen, farklılıkların çalışma hayatına katılımını teşvik eden, gençlere yeni fırsatlar sunan ve iş ortaklarıyla sorumlu ilişkiler kurmayı hedefleyen çalışmalar da bu anlayışın bir parçasını oluşturuyor. 2025–2027 Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) Yol Haritası kapsamında çeşitlilik ve kapsayıcılık, iklim, döngüsel ekonomi, müşteriler için değer yaratma ve sorumlu işletme olmak üzere beş temel eylem alanı bulunuyor. Üç yıllık yol haritaları hazırlanırken çalışanların ve paydaşların fikir ve görüşleri, önem ve önceliklendirme anketleri aracılığıyla toplanıyor. Böylelikle, farklı bakış açılarını bir araya getiren kapsayıcı ve kolektif bir yol haritası oluşturuluyor. Fırsat Eşitliğinden Geleceğin İş Gücüne Legrand Türkiye Grubu’nun insan odaklı çalışmalarının önemli bir bölümünü fırsat eşitliği oluşturuyor. 2018 yılından bu yana sürdürülen ellegrand projesi (Legrand’ta Kadın), kız çocuklarının teknik alanlara ilgisini desteklerken kadın çalışanların kariyer gelişimine yönelik uygulamalarla kurum içinde de karşılık buluyor. Eğitim bursları, teknik ekipman destekleri, okul ziyaretleri ve mentorluk çalışmalarıyla ilerleyen proje, kadınların teknik alanlardaki temsiliyetini güçlendirme hedefini farklı kariyer aşamalarına taşıyor. Legrand Türkiye Grubu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmaları, Arborus tarafından oluşturulan ve Bureau Veritas Certification tarafından denetlenen Avrupa ve Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Çeşitlilik Sertifikası’nı (GEEIS) Türkiye’de alan ilk üretim şirketi olmasıyla uluslararası ölçekte de tescillenmiş bulunuyor. Fırsat eşitliğine yönelik çalışmalarını gençlerin gelişimine yönelik uygulamalarla sürdüren Grup, geleceğin iş gücünün yetkinlik kazanmasına da katkı sunuyor. Gençlerin iş dünyasını yakından tanımasına, fikirlerini paylaşmasına ve yeteneklerini geliştirmesine alan açan Genç Kurul ve Yönetici Aday Programı (YAP) gibi uygulamalar, gençlerin kariyer yolculuklarının farklı aşamalarında desteklenmesini amaçlıyor. 2025–2027 KSS Yol Haritası kapsamında yönetim pozisyonlarında kadın temsilinin artırılması ve kariyerinin başındaki bireylere her yıl yeni fırsatlar sunulması da bu alandaki hedefler arasında yer alıyor. Çalışanlardan İş Ortaklarına Uzanan Sorumlu İş Anlayışı Legrand Türkiye Grubu, insan odaklı yaklaşımını yalnızca fırsat eşitliği ve gençlerin gelişimiyle sınırlı tutmuyor; çalışanların gelişiminden iş ortaklarıyla kurulan ilişkilere kadar uzanan sorumlu bir iş yapış biçimini de kurumsal değerlerinin bir parçası olarak ele alıyor. Çalışanların beceri gelişimi, iş sağlığı ve güvenliği, iş ahlakı ve uyum, insan hakları ve tedarikçilerle kurulan ilişkiler, 2025–2027 KSS Yol Haritası kapsamında aynı sorumluluk çerçevesinde değerlendiriliyor. Grup, 2027 yılına kadar çalışanların %90’ına her yıl eğitim verilmesini ve çalışan başına yıllık 10 saat eğitim hedefine ulaşılmasını amaçlıyor. Bunun yanı sıra tedarikçi ilişkilerinde insan hakları standartlarının gözetilmesini de öncelikleri arasında tutuyor. Böylece sorumlu iş yapış biçimi, kurum içindeki uygulamalardan değer zincirindeki iş ortaklarına kadar genişleyen bir yapı içinde ele alınıyor. Çevresel Etkiyi Değer Zinciri Boyunca Ele Alıyor Legrand Türkiye Grubu’nun sürdürülebilirlik yaklaşımının bir diğer önemli boyutunu çevresel hedefler oluşturuyor. 2025–2027 KSS Yol Haritası kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele ve döngüsel ekonomi alanlarında emisyonların azaltılması, eko-tasarım kriterlerinin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir malzeme kullanımının artırılması hedefleniyor. Grup, çevresel etkiyi kendi operasyonlarının ötesinde, müşterilerine sunduğu çözümler üzerinden de ele alıyor. Enerji verimliliği çözümleriyle üç yıl içinde 20 milyon ton karbondioksit emisyonunun önlenmesi hedeflenirken, 2050 yılına kadar Net Sıfır olma taahhüdü de uzun vadeli iklim hedefini ortaya koyuyor. Böylece çevresel sorumluluk, hem operasyonel süreçlerde hem de Legrand’ın sunduğu çözümlerin yarattığı etki üzerinden değerlendiriliyor. Çalışanların gelişiminden fırsat eşitliğine, sorumlu iş yapış biçiminden çevresel etkiye kadar uzanan bu çalışmalar, Legrand Türkiye Grubu’nun “Yaşamları İyileştirmek” amacının farklı alanlardaki karşılığını oluşturuyor. Grup, kurumsal değerlerini yalnızca kendi organizasyonu içinde değil; çalışanları, iş ortakları, müşterileri, toplum ve çevre üzerinde yarattığı etkiyle birlikte ele alıyor. Legrand’ın sürdürülebilirlik alanındaki yaklaşımı, şirketlerin çevresel, sosyal ve etik performanslarını değerlendiren uluslararası sürdürülebilirlik derecelendirme kuruluşu EcoVadis’in değerlendirmesinde de karşılık buluyor. Legrand, 29 Temmuz 2026 tarihli EcoVadis değerlendirmesinde 100 üzerinden 88 puanla bir kez daha Platin Madalya elde etti. Bir önceki değerlendirmeye göre puanını 4 puan artıran Legrand, EcoVadis tarafından değerlendirilen şirketler arasında ilk %1’lik dilimde yer aldı. Değerlendirmede Legrand, “Çevre” kategorisinde 100/100 tam puan elde ederken, “Sürdürülebilir Tedarik” alanında önemli ilerleme kaydetti ve “Çalışma Koşulları ve İnsan Hakları” alanındaki güçlü performansını korudu. “Yaşamları İyileştirmek İlkemizi Bütünsel Bir Anlayışla Hayata Geçiriyoruz” Legrand Türkiye Grubu’nun kurumsal değerleri ve toplumsal etki odaklı çalışmaları hakkında değerlendirmede bulunan Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk, “Legrand Türkiye Grubu olarak, “Yaşamları İyileştirmek” ilkemizi sunduğumuz ürün ve çözümlerden çalışma kültürümüze, paydaşlarımızla kurduğumuz ilişkilerden toplumsal ve çevresel etkimize uzanan bütünsel bir anlayışla hayata geçiriyoruz. Kadınların teknik alanlardaki gelişimini desteklemek, gençlerin kariyer yolculuklarına alan açmak, çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmek ve çevresel etkimizi azaltmak bizim için birbirinden bağımsız başlıklar değil. Bunların tamamını, uzun vadeli ve sorumlu bir değer yaratma anlayışının parçaları olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de ölçülebilir hedeflerimiz doğrultusunda bu çalışmalarımızı geliştirerek çalışanlarımız, iş ortaklarımız, müşterilerimiz ve toplum için kalıcı değer yaratmaya devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dassault Systèmes, SBTi Onaylı Yeni Net Sıfır Hedefini Duyurdu Haber

Dassault Systèmes, SBTi Onaylı Yeni Net Sıfır Hedefini Duyurdu

Dassault Systèmes (Euronext Paris: FR0014003TT8, DSY.PA), Bilime Dayalı Hedefler Girişimi (Science Based Targets initiative) (SBTi) onaylı, 2050 yılına yönelik yeni bilim temelli net sıfır emisyon azaltım hedefini belirlediğini duyurdu. Şirket, 2027 yılı için belirlediği ilk SBTi hedeflerine planlanandan önce ulaşmasının ardından açıkladığı bu yeni taahhütle, iklim üzerindeki somut etkisini artırma yolundaki çalışmalarını sürdürüyor. Dassault Systèmes, genel net sıfır hedefi kapsamında değer zinciri genelinde sera gazı emisyonlarını 2050 yılına kadar net sıfır seviyesine indirmeyi taahhüt ediyor. Şirket, kısa vadeli hedefleri doğrultusunda ise 2024 baz yılını esas alarak Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını 2035 yılına kadar mutlak bazda yüzde 65 azaltmayı hedefliyor. Aynı dönemde Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını yaratılan katma değer başına avro bazında yüzde 66,33 oranında azaltmayı da taahhüt ediyor. Ayrıca Dassault Systèmes, satılan ürünlerin kullanımından kaynaklanan ve asgari sınırın ötesindeki sera gazı emisyonlarını da yine yaratılan katma değer başına avro bazında yüzde 66,33 oranında azaltmayı amaçlıyor. Dassault Systèmes’in iddialı net sıfır taahhüdü, şirketin operasyonları ve değer zinciri genelinde belirlediği ilk bilim temelli emisyon azaltım hedeflerine başarıyla ulaşmasının ardından geldi. Şirket, 2025 yılı itibarıyla operasyonlarından kaynaklanan emisyonları (Kapsam 1 ve 2) yüzde 35, iş seyahatleri ve çalışanların işe gidiş gelişlerinden kaynaklanan emisyonlarını (Kapsam 3) ise yüzde 20 azaltarak 2027 hedeflerine planlanandan önce ulaştı. Ayrıca, satın alınan mal ve hizmetler ile sermaye mallarından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının yüzde 50'sinden fazlasını temsil eden tedarikçiler artık bilim temelli emisyon azaltım hedeflerine sahip. Dassault Systèmes, 2027 yılına yönelik kısa vadeli SBTi hedeflerine; çalışanlarının yüzde 91,4’ünü kapsayan tesislerinde ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi sertifikasyonu sağlaması, 2025 yılı itibarıyla yenilenebilir elektrik kullanım oranını yüzde 93,9’a yükseltmesi ve sürdürülebilir tedarik uygulamalarını güçlendirmesi gibi girişimler sayesinde ulaştı. Dassault Systèmes Sürdürülebilirlikten Sorumlu Üst Yöneticisi Philippine de T’Serclaes şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik hem bir sorumluluk hem de dönüşümün itici gücü. SBTi tarafından doğrulanan yeni net sıfır hedefimizle, iklim yol haritamızın bilimsel temellerini daha da güçlendirirken, müşterilerimizin sanal ikiz teknolojisi sayesinde kararlarının etkisini daha iyi modellemelerine, anlamalarına ve iyileştirmelerine destek oluyoruz. Bu çift yönlü taahhüt, Dassault Systèmes’in Üretken Ekonomi vizyonundaki rolünün merkezinde yer alıyor.” Dassault Systèmes, iklim alanındaki çalışmalarıyla sürdürülebilirlik platformları tarafından düzenli olarak takdir görüyor. Şirket, Financial Times’ın 2026 Europe’s Climate Leaders listesinde kendi sektöründe ilk sırada yer alırken, Corporate Knights Global 100 sıralamasında da yazılım ve hizmetler kategorisinde lider konumda bulunuyor. Ayrıca S&P Global Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde (CSA) yazılım sektörünün ilk %2’lik diliminde yer alan Dassault Systèmes, EcoVadis Gold ve MSCI “AAA” derecelendirmelerine de sahip. SBTi, özel sektörde güvenilir iklim eylemi için küresel ölçekte kabul gören referans kuruluşlarından biri olarak öne çıkıyor. Dassault Systèmes SBTi Kurumsal Net Sıfır Standardı’nın yayımlanmasından önce, 2021 yılında net sıfır hedefini duyurmuştu. SBTi tarafından doğrulanan yeni kısa vadeli ve net sıfır hedefleri ise bu taahhüdü SBTi Kurumsal Net Sıfır Standardı ile uyumlu bilim temelli iklim yol haritasının yeni aşamasına taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Otomotiv, İlk Konsolide Entegre Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

Doğuş Otomotiv, İlk Konsolide Entegre Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Bağlı ortaklıkların ve ilgili iştiraklerin performansını daha geniş bir çerçevede ele alan rapor, şirketin mobilite ekosistemindeki dönüşümünü güçlü ve ölçülebilir sonuçlarla ortaya koyuyor. 133 dijital projeyle 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağlanması, D-Charge’ın 45 ilde 621 şarj soketine ulaşması, Şekerpınar Lojistik Merkezi’nin elektrik ihtiyacının yüzde 75,83’ünün güneş enerjisinden karşılanması ve kurumsal yönetim derecelendirme notunun 9,81’e yükselmesi, 2025 yılının öne çıkan performansları arasında yer aldı. Otomotiv sektörünün elektrifikasyon, dijital teknolojiler, yeni iş modelleri ve değişen müşteri beklentileriyle yeniden şekillendiği bir dönemde yayımlanan 2025 raporu, Doğuş Otomotiv’in dönüşüme nasıl hazırlandığını ve mobilite alanındaki güçlü konumunu geleceğe nasıl taşıdığını gösteriyor. Raporda şirketin iş modeli ve değer zinciri; finansal performans, elektrifikasyon, dijitalleşme, iklim yönetimi, insan kaynağı, toplumsal katılım ve kurumsal yönetişim alanlarındaki gelişmelerle birlikte değerlendiriliyor. . “Geleceğin mobilite ekosisteminde aktif rol üstlenmeyi hedefliyoruz” Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su E. Ali Bilaloğlu, şirketin mobilite ekosistemindeki dönüşümde üstlendiği role ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Mobilite artık sadece araç sahipliğiyle sınırlı bir alan olmaktan çıkarak enerji, veri, yazılım, şarj altyapısı, müşteri deneyimi, satış sonrası hizmetler ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla birlikte yönetilen bütüncül bir ekosisteme dönüşüyor. Doğuş Otomotiv olarak bu dönüşümü yalnızca izlemekle yetinmiyor, geleceğin mobilite ekosisteminde aktif rol üstlenmeyi hedefliyoruz. 2025 yılı performansımız, güçlü finansal yapımızı, dijital yetkinliklerimizi, elektrikli mobilite yatırımlarımızı, insan kaynağımızı ve yönetişim yaklaşımımızı aynı değer yaratma modeli içinde ilerletebildiğimizi gösteriyor. Geçmişimizden aldığımız güçle değişimi yöneten, dönüşümün yönünü okuyan ve yarını şekillendirmek için sorumluluk alan bir şirket olmayı sürdüreceğiz.” Dijital projeler 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağladı Dijital dönüşüm, Doğuş Otomotiv’in 2025 performansının en güçlü alanlarından biri oldu. Müşteri deneyimi, yapay zekâ, veri analitiği, robotik süreç otomasyonu ve IoT tabanlı lojistik uygulamalarını kapsayan tamamlanmış dijital proje sayısı 133’e ulaştı. Bu projelerle 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağlandı. Çalışanların süreçlerin geliştirilmesine doğrudan katılımını sağlayan Fikir Platformu’na yıl boyunca 2.844 fikir sunuldu. Bunlardan 601’i hayata geçirilerek 175 milyon TL proje getirisi elde edildi. Şirket, yapay zekâ uygulamalarının ortak kurumsal standartlarla yönetilmesi amacıyla Yapay Zekâ Mükemmeliyet Merkezi’ni hayata geçirdi. Çalışanların kurumsal bilgilere daha hızlı ulaşmasını sağlayan üretken yapay zekâ destekli AsistOn kullanıma sunulurken, kritik yeteneklerin elde tutulmasına yönelik makine öğrenmesi tabanlı erken uyarı mekanizması geliştirildi. İklim çalışmalarının kapsamı değer zincirinde genişledi Doğuş Otomotiv, 2025 yılında iklim çalışmalarının kapsamını tedarikçiler, lojistik süreçleri, Yetkili Satıcı ve Servis ağı, şarj hizmetleri ve araçların kullanım aşamasını içerecek biçimde genişletti. Kapsam 3 emisyonlarının yaklaşık yüzde 98’i hesaplama kapsamına alınırken, değer zincirinden kaynaklanan emisyonların daha sistematik ve izlenebilir biçimde yönetilmesine yönelik önemli bir altyapı oluşturuldu. Şekerpınar Lojistik Merkezi’nde kurulu Güneş Enerjisi Santrali, 2025 yılında 4.382.500 KWh elektrik üretti ve tesisin elektrik ihtiyacının yüzde 75,83’ünü karşıladı. Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş., 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını 2021 baz yılına göre yüzde 20 azaltmayı ve elektrik tüketiminde yüzde 100 yenilenebilir kaynak kullanımına geçmeyi hedeflediğini de rapor kapsamında açıkladı. Yetkili Satıcı ve Servis ağındaki çevresel dönüşüm de 2025 yılında hız kazandı. Ağ genelinde 44 GES lokasyonuna ulaşılırken enerji tüketiminin izlenmesi, karbon ayak izi hesaplamaları ve çevresel standartlara uyum çalışmaları yaygınlaştırıldı. Güçlü pazar performansı yeni mobilite yatırımlarıyla birleşti Elektrifikasyondaki gelişimi araç portföyüyle sınırlamayan Doğuş Otomotiv, şarj altyapısı ve teknik servis kapasitesini de büyüttü. Şirketin şarj çözümleri markası D-Charge, 254 AC ve 367 DC olmak üzere 45 ilde toplam 621 şarj soketine ulaştı. Yüksek voltajlı batarya onarım merkezlerinin sayısı 7’ye çıkarıldı. Böylece elektrikli araç müşterilerine satıştan şarja, teknik servisten ikinci el değer yönetimine uzanan kapsamlı bir hizmet altyapısı sunuldu. Kurumsal yönetim notu 9,81’e yükseldi Doğuş Otomotiv’in kurumsal yönetim derecelendirme notu 2025 yılında 9,81’e yükseldi. Yetkili Satıcı ve Servis ağında gerçekleştirilen 518 adet ISO 9001, DOS5 ve marka standardı denetiminde yüzde 94,59 genel başarı oranına ulaşıldı. Şirket, insan hakları, etik ve uyum, iç kontrol, risk yönetimi, bilgi güvenliği ve değer zinciri yönetimi alanlarındaki yapısını güçlendirirken sürdürülebilirlikle bağlantılı gelişmeleri strateji ve karar alma süreçleriyle daha güçlü biçimde ilişkilendirdi. Çalışan katılımı somut sonuçlara dönüştü Doğuş Otomotiv çalışanlarına yıl boyunca toplam 33.769 saat eğitim verilirken mavi yakalı çalışanların kişi başına ortalama eğitim süresi yüzde 86,22 artarak 49,63 saate yükseldi. Dijital yetkinlikler, elektrikli araç teknolojileri, liderlik, iş sağlığı ve güvenliği ile mesleki gelişim programları, çalışanların otomotiv sektöründeki dönüşüme hazırlanmasını destekledi. Doğuş Otomotiv çalışanları aynı dönemde toplumsal katılım çalışmaları kapsamında bir önceki yıla göre yüzde 64 artışla 1.315 saat gönüllülük faaliyeti gerçekleştirdi. Uzun soluklu programlarla binlerce kişiye ulaşıldı “Trafik Hayattır!” platformu 21’inci yılında güvenli mobilite kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürdü. Tohum Otizm Vakfı iş birliğiyle yürütülen “Güvenli Trafik Becerileri” programı kapsamında otizmli bireylerin trafikte daha güvenli ve bağımsız hareket etme becerilerini desteklemek amacıyla kendilerine ve ebeveynlerine yönelik eğitimler gerçekleştirildi. “Doğaya Kanat Açtık” programı kapsamında ise bugüne kadar 60 bin kilometreden fazla yol kat edildi, Türkiye genelinde 395 kuş ve 30 memeli türü gözlemlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DijiOrtak’a e-Fatura Yetkinliği Entegre Edildi Haber

DijiOrtak’a e-Fatura Yetkinliği Entegre Edildi

Yapılan iş birliği ile Logo e-Fatura kullanan Akbank müşterileri, günlük ticari operasyonlarını yürüttükleri sistem üzerinden ödeme, tahsilat ve finansman çözümlerine kolayca erişebiliyor. Yeni entegrasyon, şirketlerin farklı sistemler arasında geçiş yapmadan işlemlerini hızlandırmasına, nakit akışını daha kolay yönetmesine ve finansman ihtiyacına doğru zamanda çözüm bulmasına yardımcı oluyor. Akbank, tüzel müşterilerine sunduğu değer zinciri odaklı dijital çözümleri, Logo Finansal Teknolojiler ile gerçekleştirdiği yeni entegrasyonla genişletti. Akbank’ın üretici, bayi, alıcı, tedarikçi ve iş ortaklarından oluşan ticari ekosistemlerin finansal ve operasyonel süreçlerini tek bir dijital çatı altında buluşturan platformu DijiOrtak kapsamında hayata geçirilen fatura entegrasyonu sayesinde şirketler, günlük ticari operasyonlarını yürüttükleri sistem üzerinden finansal işlemlerine de kolayca erişebiliyor. Akbank müşterisi olan ve Logo e-Fatura kullanan şirketler, borç ve alacak faturalarını doğrudan kullandıkları sistem üzerinden görüntüleyebiliyor. Borç faturaları üzerinden Akbank’ın sunduğu ödeme ve finansman çözümlerine ulaşarak ihtiyaçlarına en uygun seçeneği değerlendirebilirken, alacak faturaları için de tahsilat süreçlerini hızlandıran çözümlerden yararlanabiliyor. Böylece şirketler, nakit akışlarını daha etkin yönetirken finansmana ihtiyaç duydukları anda, iş akışlarını kesintiye uğratmadan uygun çözümlere erişebiliyor. DijiOrtak; şirketlerin değer zinciri içindeki ticari ilişkilerini daha etkin yönetmelerini sağlayan dijital bir platform olarak öne çıkıyor. İlişki ağı yönetimi, limit görüntüleme ve limit aktarım talepleri, ödeme ve tahsilat güvencesi gibi çözümleri tek platformda buluşturan DijiOrtak; DBS, Tedarikçi Finansmanı, E-iskonto ve Çek gibi ticaretin finansmanına yönelik ürünleri de entegre bir yapıda sunuyor. Böylece şirketler, iş modellerine ve ticari ilişkilerine uygun finansman çözümlerine tek noktadan erişerek operasyonel verimliliklerini artırabiliyor. Alper Bektaş: “DijiOrtak ile şirketlerin ticari akışlarına entegre bankacılık çözümlerimizi daha da ileri taşıyoruz.” Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bugün şirketler için rekabet gücü, ticari süreçleri ne kadar hızlı, görünür ve entegre yönetebildikleriyle şekilleniyor. Özellikle yoğun bayi, tedarikçi ve müşteri ağıyla çalışan şirketlerde fatura, ödeme, tahsilat ve finansman süreçlerinin farklı sistemlerde takip edilmesi önemli bir operasyonel yük yaratıyor. Akbank olarak Değer Zinciri Yönetimi yaklaşımımızla bu yükü azaltmaya, bankacılık çözümlerini şirketlerin günlük ticari akışlarının doğal bir parçası haline getirmeye odaklanıyoruz. DijiOrtak bu vizyonun somut karşılığı. Logo Finansal Teknolojiler iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz fatura entegrasyonu da platformumuzun değer önerisini güçlendiren bir adım oldu. Müşterilerimiz artık kullandıkları sistemler üzerinden faturalarını görüntüleyebiliyor, ilgili faturaya uygun ödeme, tahsilat ve finansman çözümlerine daha kolay erişebiliyor. Bu sayede ticari ilişkileri, nakit akışını ve finansal kararları daha bütüncül yönetmeye imkân tanıyan bir yapı sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde DijiOrtak’ı, şirketlerin değer zinciri boyunca ihtiyaç duyduğu dijital ve finansal çözümleri bir araya getiren güçlü bir ekosistem platformu olarak geliştirmeye devam edeceğiz.” Başak Kural: "Şirketlerin e-Fatura süreçlerini daha hızlı ve verimli yönetmelerini sağlıyoruz" Logo Grup Finansal Teknolojiler ve Perakende Çözümleri Genel Müdürü Başak Kural iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde, “Logo Finansal Teknolojiler olarak şirketlerin finansal hizmetlere erişimini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, bankalarla e-Fatura entegrasyonları alanında Akbank ile yeni bir iş birliği hayata geçirmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu entegrasyon sayesinde şirketler e-Fatura süreçlerini güvenli, hızlı ve etkin şekilde yönetebiliyor. Böylece dijital finans süreçleri hızlanırken, önemli bir operasyonel verimlilik sağlanıyor” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan İnsan Hakları Taahhüdünü Yeni Politikasıyla Güçlendirdi Haber

Borusan İnsan Hakları Taahhüdünü Yeni Politikasıyla Güçlendirdi

"Önce İnsan, Öncü ve Güvenilir Borusan” vizyonuyla geleceğe yürüyen Borusan, bu vizyonun odağındaki "Önce İnsan" yaklaşımını tüm iş süreçlerine taşıyor. Grup şirketlerinde olduğu kadar tedarik zincirinde de güvenli, adil, şeffaf ve kapsayıcı bir çalışma ekosistemi oluşturma hedefiyle çalışan Borusan, tüm değer zincirini kapsayan insan haklarını politikasını yayımladı. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Borusan’da insan haklarına saygıyı, iş yapış şeklimizin ve kurumsal kültürümüzün temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Her bireyin onuruna yakışır, güvenli, kapsayıcı ve adil koşullarda yaşama ve çalışma hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda, faaliyet gösterdiğimiz her alanda ayrımcılığı önlemeyi, fırsat eşitliğini desteklemeyi ve çalışanlarımızın seslerini özgürce ifade edebilecekleri bir ortam yaratmayı hedefliyoruz. Günümüz dünyasında insan hakları sorumluluğu kendi operasyonlarımızla sınırlı değil. Teknolojiden iklim krizine kadar pek çok yeni gelişme, insan haklarına çok daha geniş bir perspektiften bakmamızı zorunlu kılıyor, tedarikçilerimizi, iş ortaklarımızı ve tüm değer zincirimizi kapsayan daha geniş bir yaklaşım gerektiriyor. Bu nedenle İnsan Hakları Politikamız ile uluslararası ilke ve standartlarla uyumlu bir çerçeve ortaya koyuyor, faaliyetlerimizden etkilenebilecek tüm paydaşlarımızın haklarını gözetmeyi taahhüt ediyoruz. Amacımız, Borusan’ın değer yarattığı her noktada insan onuruna saygıyı, adil muameleyi ve sorumlu iş uygulamalarını güçlendirmek, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almak.” Borusan ekosisteminin tamamını kapsıyor Kurum kültürünün merkezine insanı koyan Borusan, yeni politika ile bu yaklaşımını stratejik ve bağlayıcı bir taahhüde dönüştürüyor. Çalışan esenliğini ve adil çalışma koşullarını sürdürülebilir başarının anahtarı olarak gören Grup, bu dokümanla kapsayıcılık, eşitlik ve sürekli gelişim ilkelerini tüm operasyonlarında kurumsallaştırıyor. Köklü kurumsal mirasını koruyarak geleceğe dönüştürme iradesini ortaya koyan Borusan; insan potansiyelinin hem kalkınmayı hem de sürdürülebilirliği yönlendirdiği, güven odaklı bir çalışma ortamı sunuyor. Borusan Holding ve tüm Grup şirketlerinde geçerli olan politika, yalnızca çalışanlar için değil; tedarikçiler, iş ortakları ve yüklenicilerden oluşan tüm değer zinciri için asgari standartları belirliyor. Borusan, ekosistemindeki tüm paydaşların bu ilkelere uyum sağlamasını bekliyor ve bu süreci risk temelli değerlendirmelerle destekliyor. Yeni politikada neler öne çıkıyor? Borusan Grubu’nun uluslararası standartları referans alarak hazırladığı İnsan Hakları Politikası, geleneksel iş gücü haklarının yanı sıra günümüz iş dünyasının gelişen ve dönüşen ihtiyaçlarına yanıt veren güncel öncelikleri de kapsıyor: Fırsat eşitliği ve kapsayıcılık: İşe alım, terfi ve ücretlendirmede sadece liyakat ve performans esas alınıyor. Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (ÇEK) yaklaşımıyla tüm farklılıklar bir değer olarak korunuyor.Yapay zekâ ve algoritmik ayrımcılık: Teknolojik dönüşüm süreçlerinde algoritmik ayrımcılık riskleri, veri minimizasyonu, insan denetimi ve veri gizliliği gibi yeni nesil haklar güvence altına alınıyor.İklim ve adil geçiş: İklim değişikliği ve enerji dönüşümünün çalışanlar ve yerel topluluklar üzerindeki etkileri adil geçiş ilkeleri çerçevesinde ele alınıyor.Adil ücret ve çalışma saatleri: "Eşit İşe Eşit Ücret" prensibi gözetilerek adil ücretlendirme, yasal çalışma saatlerine uyum ve esnek çalışma modelleri destekleniyor.Sıfır tolerans ilkeleri: Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, insan ticareti, taciz, şiddet ve mobbinge karşı tavizsiz bir duruş sergileniyor. Borusan Grubu, politikanın kâğıt üzerinde kalmaması için sistematik bir "İnsan Hakları Durum Tespiti" süreci de işletiyor. Olası riskler düzenli olarak analiz edilerek önleyici adımlar atılıyor. Çalışanlar, iş ortakları ve tüm paydaşlar, politikaya aykırı olduğunu düşündükleri durumları güvenli, gizli ve gerektiğinde anonim olarak "Turuncu Etik" başvuru kanalları üzerinden bildirebiliyor. Bildirim süreçlerinde gizlilik ve misillemeye karşı koruma ilkeleri titizlikle uygulanıyor. Yılda en az bir kez gözden geçirilmesi hedeflenen İnsan Hakları Politikası, Borusan’ın çalışanları, değer zinciri ve toplum için pozitif etki yaratarak büyüme kararlılığını simgeliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül Haber

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül

OPET’in 2022-2024 dönemini kapsayan 7. Sürdürülebilirlik Raporu, Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) tarafından düzenlenen Spotlight Awards ve Inspire Awards organizasyonlarında iki ayrı platin ödüle layık görüldü. Rapor, her iki değerlendirmede de “100 üzerinden 99 puan alarak” uluslararası ölçekte önemli bir başarı elde etti. OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu, küresel iletişim sektörünün prestijli değerlendirme programlarından 2025/26 Inspire Awards Corporate Publishing Competition’da “Dünyanın En İyi 100 İletişim Materyali” arasında gösterildi. Rapor, 2025/26 Spotlight Awards Global Communications Competition kapsamında ise “Dünyanın En İyi 100 Kurumsal Yayını” arasına seçildi. BM KÜRESEL İLKELER SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA BİR İLERLEME BİLDİRİMİ NİTELİĞİNDE Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Standartları ile uyumlu olarak hazırlanan ve 2022-2024 dönemini kapsayan rapor; şirketin yönetişim, sorumlu değer zinciri, Ar-Ge/inovasyon ve dijital dönüşüm, çalışma hayatı, çevre, toplumsal yatırımlar ana başlıklarındaki yönetim yaklaşımlarını, performansını, iyi uygulama örneklerini ve gelecek hedeflerini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda kamuoyuyla paylaşan OPET'in Sürdürülebilirlik Raporu, içerik kalitesi, şeffaflık, tasarım ve sürdürülebilirlik performansının etkin şekilde aktarılması kriterleriyle öne çıkıyor. Rapor, aynı zamanda Koç Holding’in imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) kapsamında bir ilerleme bildirimi niteliği de taşıyor. Bu yönüyle insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında gerçekleştirilen çalışmaların ve elde edilen gelişmelerin uluslararası ilkeler doğrultusunda paylaşılmasına da katkı sağlıyor. “İNSANI ODAĞINA ALAN BİR YAKLAŞIMLA HAREKET EDİYORUZ” Sürdürülebilirlik raporunun iki ayrı platin ödüle birden layık görülmesinden gurur duyduklarını belirten OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade, “Enerji yönetiminden atık yönetimine, çalışan haklarından müşteri memnuniyetine, toplumsal sorumluluktan etik yönetişime kadar pek çok alanda çalışmalar yürütüyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir boyutunu da sosyal etki ve kapsayıcılık oluşturuyor. Sürdürülebilir bir gelecek için tüm faaliyetlerinde insanı odağına alan bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Toplumla bağ kurmanın ve sosyal kapsayıcılığı artırmanın da sürdürülebilirliğin vazgeçilmez bir parçası olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda; eğitim, sağlık, kültür ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlarda uzun soluklu sosyal sorumluluk projeleri yürütüyoruz. LACP gibi saygın bir kuruluş tarafından verilen bu ödüller, sürdürülebilirlik performansımızın ve şeffaf raporlama anlayışımızın uluslararası ölçekte takdir gördüğünü ortaya koyması açısından büyük önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu. Bugüne kadar 7 rapor yayınlayan ve her bir rapor özelinde LACP’den sektöründe ödül kazanan tek marka olan OPET, 2025 yılı performansını içeren yeni raporlamasını ise yıl içinde kamuoyu ile paylaşmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HUBA GROUP, Automechanika İstanbul 2026’da İlk Kez Grup Kimliğiyle Yer Aldı Haber

HUBA GROUP, Automechanika İstanbul 2026’da İlk Kez Grup Kimliğiyle Yer Aldı

HUBA GROUP, otomotiv aftermarket sektöründeki 60 yılı aşkın satış ve satış sonrası deneyimini, üretim, dağıtım, servis, teknoloji ve veri odaklı çözümlerle bir araya getiren entegre yapısını fuarda tanıttı. Bugüne kadar kendi uzmanlık alanlarında faaliyet gösteren HUBA GROUP şirketleri, yeni grup yapılanmasıyla ortak bir vizyon, daha güçlü bir organizasyon ve teknoloji destekli iş yapış modeli altında konumlanıyor. Bu yapı; grup şirketlerinin bağımsız uzmanlıklarını korurken birbirinden beslenmesini, ortak kaynakları daha verimli kullanmasını ve müşterilere uçtan uca daha güçlü çözümler sunmasını hedefliyor. HUBA GROUP CEO’su Hıdır Emre Şahin, fuara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bugün otomotiv sektörü yalnızca ürün ve hizmetlerle değil; veri, teknoloji, hız ve iş birliği kabiliyetiyle yeniden şekilleniyor. HUBA GROUP’u, farklı alanlarda güçlü uzmanlıklara sahip şirketlerimizi ortak bir vizyon altında daha organize, daha entegre ve geleceğe daha hazır bir yapıya dönüştürmek için konumlandırıyoruz. Amacımız, satıştan satış sonrasına uzanan tüm değer zincirinde teknolojiyi ve yapay zekâyı etkin kullanarak yalnızca değişime uyum sağlamak değil, sektörün yeni standartlarını belirleyen yapılardan biri olmaktır.” Automechanika İstanbul 2026 boyunca sektör temsilcileri, iş ortakları ve ziyaretçilerle bir araya gelen HUBA GROUP, entegre ekosistem yaklaşımını ve gelecek dönem stratejilerini paylaşma fırsatı buldu. Grup, üretimden servise, dağıtımdan teknoloji ve veri yönetimine kadar uzanan bütünleşik yapısıyla otomotiv aftermarket sektöründe daha verimli, sürdürülebilir ve gelecek odaklı bir değer zinciri oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.