Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Demiryolu

Kapsül Haber Ajansı - Demiryolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demiryolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Türkiye Deniz, Kara ve Demiryolu Avantajı ile  Riskleri Fırsata Çevirebilir Haber

 Türkiye Deniz, Kara ve Demiryolu Avantajı ile  Riskleri Fırsata Çevirebilir

Dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nın kapatılması sonrası Türkiye’nin risk ve fırsatlarını değerlendiren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Bu kriz ortamı Türkiye’nin deniz, kara ve demiryolunu bir arada kullanabilen çoklu koridor avantajını güçlendirmesini sağlayacaktır. Lojistik sektöründe dayanıklılık odaklı yeni servis modelleri, artırılmış görünürlük, garanti edilen teslim süreleri ve esnek depolama çözümleri daha fazla talep görüyor. Ayrıca risk yönetimi olgunluğu yüksek firmalar, belirsizlik dönemlerinde daha hızlı adapte olarak rekabette belirgin biçimde öne çıkıyor” dedi. İran’ın ABD-İsrail saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'nı kapattığını duyurması, ciddi bir krizi de beraberinde getirdi. Ülkelerin bundan sonraki stratejileri dikkatle takip ediliyor. Uzmanlar ise Türkiye’nin söz konusu riskleri avantaja dönüştürebileceğinin altını çiziyor. Küresel tüketimin yüzde 20’sini kapsıyor Hürmüz, küresel enerji ticaretinin en kritik “dar boğazlarından” biri olarak görülüyor. Günlük petrol ve petrol ürünü akışının 20 milyon varilin üzerinde olduğu; bunun da küresel tüketimde yaklaşık %20 düzeyine karşılık geldiği belirtiliyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; Türkiye açısından bu kriz, enerji fiyatı, tedarik süresi ve sigorta maliyetleri üzerinden tüm lojistik ekosistemini etkileyen bir risk setini de beraberinde getiriyor. “Kalıcı kırılma ihtimali var; ancak bu kırılma Hürmüz’ün önemini kaybetmesi şeklinde değil, şirketlerin tek koridor bağımlılığını azaltması şeklinde gerçekleşecektir” diyen Murat Çiftçi, Hürmüz krizi ile birlikte rota çeşitlendirme, stok stratejileri ve sözleşmesel esnekliğin kalıcı hale gelebileceği gibi sonuçların ortaya çıkacağını belirtti. Rotalarda yeniden yapılanma gündeme gelecek Murat Çiftçi; “ABD–İran geriliminin tırmanması halinde Türkiye’nin dış ticaret rotalarında orta vadede belirgin bir yeniden yapılanma göreceğimizi düşünüyorum. Çoklu rota stratejileri öne çıkacak; şirketler tek bir hatta bağımlı kalmak yerine deniz, demiryolu ve karayolunu birlikte kullanan portföy yaklaşımına yönelecek. Bazı denizyolu hatlarında gemilerin Süveyş yerine Ümit Burnu’na dönmesi gibi rota sapmaları transit sürelerini uzatacağı için tedarik ve üretim planları yeniden kurgulanmak zorunda kalacak. Ayrıca sözleşme ve teslim şekillerinde, özellikle Incoterms tarafında, gecikme riskinin, ek navlun ve sigorta maliyetlerinin hangi tarafa yazılacağı daha kritik bir müzakere başlığı hâline gelecek. Bu tablo kısa vadede riskleri artırsa da Türkiye’nin lojistik üs olma hedefi açısından aynı zamanda bir fırsat penceresi yaratıyor. Türkiye’nin Karadeniz, Akdeniz ve güçlü kara bağlantıları sayesinde sahip olduğu çoklu erişim avantajı bu tür kriz dönemlerinde daha görünür hâle geliyor. Lojistik üs olmanın yalnızca coğrafi konumla değil, dayanıklılık, alternatif yaratma kapasitesi ve hizmet kalitesiyle mümkün olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor; dolayısıyla odak hacimden çok risk yönetimi kabiliyetine kayıyor” şeklinde konuştu. Ürün bazında rota tasarlanması gerekiyor Hürmüz’ün geçişe kapanmasıyla birlikte Türkiye’ye gelen petrol, petrokimya ve enerji ürünlerinde tedarik sürelerinin uzamasının kaçınılmaz olduğunu dile getiren Murat Çiftçi, “Savaş riski sigortalarında kapsam daralması ile güvenlik koşullarının ağırlaşması, sefer kararlarını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle özellikle “tam zamanında” çalışan sektörlerde gecikmeler çok daha görünür oluyor. Deniz taşımacılığındaki gecikme ve rota değişikliklerinin Türkiye’deki üreticilere yansıması ise şu şekilde olacak: Hammadde ve ara malı tedariğindeki gecikmeler üretim planlarını kaydıracak, belirsizlik nedeniyle daha stok maliyetleri yükselecek ve navlun, sigorta ile finansman maliyetlerindeki artış doğrudan ürün fiyatlarına yansıyacak. Alternatif rotalara baktığımızda Kızıldeniz–Süveyş hattı güvenlik normalleştiğinde hâlâ en verimli koridorlardan biri olsa da risk dalgalanması yüksek. Ümit Burnu’na sapma daha uzun transit süreleri ve daha yüksek yakıt ile operasyon maliyetleri anlamına geliyor ancak güvenlik nedeniyle tercih edilebiliyor. Doğu Akdeniz odaklı planlar Türkiye açısından özellikle konteyner, aktarma ve kısa deniz taşımacılığı tarafında uygulanabilir; Kuzey Koridoru ise bazı ürün gruplarında demiryolu alternatifi sunuyor fakat kapasite, maliyet ve operasyonel uyum her yük için aynı değil. Özetle alternatifler mevcut, ancak her yük için aynı derecede uygun değiller; şirketlerin ürün bazında rota tasarlaması gerekiyor” dedi. Daha pahalı ama güvenli ve öngörülebilir çözümler öne çıkacak Murat Çiftçi, Hürmüz krizinin navlun fiyatları ve sigorta primlerine etkisine yönelik de şunları söyledi: “Lojistik şirketleri bu tür jeopolitik belirsizliklerde operasyonel planlamalarını hızla revize ediyor; rota ve taşıyıcı portföylerini genişleterek tek hat ya da tek taşıyıcıya bağımlılığı azaltıyor, transit sürelerin uzayacağı varsayımıyla satış ve operasyon planlarını güncelliyor, liman ve terminal bazlı alternatif aktarma, geçici depolama ve gümrük çözümlerini içeren B planlarını devreye alıyor ve sözleşmelere force majeure, ek maliyet ve gecikme hükümlerini daha net şekilde ekliyor. Hürmüz krizinin navlun fiyatları ve sigorta primlerine etkisi ise hızlı ve çift yönlü oluyor; savaş riski ek ücretleri ve “conflict surcharge” gibi kalemler devreye girerken bazı bölgelerde savaş riski teminatlarının daraltılması ya da iptali gündeme geliyor ve bu durum hem fiyatı hem de sigorta bulunabilirliğini etkiliyor. Türkiye’deki firmalar özellikle enerji ve petrokimya, otomotiv yan sanayi ve hızlı dönen tüketim ürünleri gibi zaman ve maliyet hassas sektörlerde bu baskıyı daha yoğun hissediyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma da lojistik maliyetlerine gecikmeli ama güçlü bir şekilde yansıyor; yakıt ve bunker maliyetleri artıyor, karayolu taşımacılığında fiyat baskısı oluşuyor ve son dönemde petrolün sert hareket ettiği, hatta 100 dolar senaryolarının konuşulduğu bir ortamda maliyet planlaması daha da zorlaşıyor. Bu kriz ortamı lojistik şirketlerinin kârlılık projeksiyonlarını iki yönlü etkiliyor: Yakıt, navlun, sigorta ve finansman maliyetlerindeki artış marjları sıkıştırırken, bazı müşterilerin daha pahalı ama daha güvenli ve öngörülebilir çözümlere yönelmesi doğru fiyatlama ve güçlü risk yönetimi yapan oyuncular için ayrışma fırsatı yaratıyor.” Lojistik altyapı yatırımlarının yönü de değişecek Hürmüz krizinden enerji, kimya, otomotiv ve gıda sektörlernin farklı derecelerde etkilendiğine dikkat çeken Murat Çiftçi, “Enerji ve petrokimya tarafı fiyat ve tedarik süresi hassasiyeti en yüksek grup olduğu için dalgalanmaları ilk hisseden oluyor, kimya sektörü ara malı bağımlılığı nedeniyle yaşanan her gecikmeyi zincirleme biçimde üretime yansıtıyor, otomotiv sektörü “just‑in‑time” yapısı nedeniyle gecikmeye en düşük toleransa sahip alanlardan biri olarak öne çıkıyor ve gıda tarafında ise soğuk zincir gereklilikleri ile raf ömrü kısıtları nedeniyle gecikme riski çok daha kritik bir hâl alıyor. Türkiye’de etki özellikle enerji ve petrokimya girişlerinin yoğunlaştığı rafineri ve terminal bağlantılı liman hatlarında, konteyner trafiğinin yüksek olduğu ana hub’larda ve Ro‑Ro ile otomotiv tedarik zincirine bağlı hatlarda daha görünür hâle geliyor; burada belirleyici olan her sektörün hangi liman–terminal kombinasyonunu kullandığı. Bu kriz aynı zamanda lojistik altyapı yatırımlarının yönünü de değiştiriyor; çok modlu taşımacılık çözümleri, demiryolu bağlantıları, iç lojistik merkezleri, limanlarda verimlilik ve kapasite artışı, depolama ve dağıtım ağlarında esneklik ile dijital görünürlük ve erken uyarı sistemleri yatırım önceliği hâline geliyor” dedi. Sigorta programları risk arttığında anlık güncellenmeli Murat Çiftçi, bundan sonraki süreçte yapılması gerekenleri ise şu şekilde sıraladı: “Dayanıklılığı artırmak için devlet tarafında kritik ürünlerde tedarik çeşitlendirmesini destekleyen çerçeveler, lojistik koridorlarında altyapı ve gümrük süreçlerinin hızlandırılması ve kriz dönemlerinde etkin bilgi koordinasyonu öne çıkarken; özel sektör tarafında ise tedarik ve rota portföyü stratejisi, stok–finansman–sözleşme senaryolarının güçlendirilmesi ve sigorta programlarının risk arttığında anlık olarak güncellenmesi gerekiyor. Önümüzdeki 6–12 ayda enerji fiyatlarındaki oynaklığın navlun maliyetlerine yansıması, savaş riski teminat koşullarının sıkılaşması ve prim artışları ile rota sapmalarının transit süreleri uzatarak tedarik planlarını bozması en kritik riskler olarak dururken; Türkiye’nin deniz–kara–demiryolu kombinasyonuyla çoklu koridor avantajını güçlendirmesi, lojistikte dayanıklılık odaklı yeni servis modellerinin öne çıkması ve risk yönetimi olgunluğu yüksek firmaların rekabette ayrışması önemli fırsatlar yaratıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens 2026’ya Büyüme ile Başladı Haber

Siemens 2026’ya Büyüme ile Başladı

Siemens, (31 Aralık 2025 itibarıyla sona eren) ilk çeyrekte sergilediği güçlü performansla 2026 mali yılına başarılı bir başlangıç yaptı. Mali yıla yapılan bu güçlü başlangıcın ardından Siemens, satın alma fiyatı dağıtımı muhasebesi öncesi net kârdan elde edilen hisse başına temel kazancın (PPA öncesi EPS) 2026 mali yılında 10,40 Euro - 11,00 Euro aralığından 10,70 Euro - 11,10 Euro aralığına yükseleceğini öngörüyor. Siemens ayrıca 2026 mali yılı için diğer beklentilerini koruyor. Siemens AG Başkanı ve CEO'su Roland Busch, "İlk çeyrekteki güçlü performansımız stratejimize sağlıklı bir şekilde uygulayabildiğimizi gösteriyor. Siemens büyüyen pazarlarda çok iyi konumlanmış durumda. Yapay zeka, işletmelerimiz için güçlü bir büyüme faktörü olarak öne çıkıyor. Dünya çapındaki iş ortaklarımızla birlikte ana sektörlerimizde endüstriyel yapay zekayı ölçeklendiriyoruz. Yapay zekayı tasarım, geliştirme, ürünler ve operasyonlara derinlemesine entegre ederek müşterilerimiz için ölçülebilir bir değer yaratıyoruz. Mali yıla yaptığımız bu güçlü başlangıçla mali görünümümüzü de güçlendirdik" dedi. Siemens AG Mali İşler Direktörü Ralf P. Thomas ise "Güçlü faaliyet performansımız ilk çeyrekte yüksek kârlılığa dönüştü. Stratejimizi titizlikle uygulamaya devam ediyoruz. Hızlandırdığımız hisse geri alım programımız da hissedarlarımız için sürekli değer yaratıyor" diye konuştu. Tüm endüstriyel iş kollarında gelir artışı ve yüksek kârlılık Siemens, 2026 yılının 1. çeyreğinde siparişlerini karşılaştırılabilir bazda - bir başka deyişle kur çevrimi ve portföy etkileri hariç - yüzde 10 artırarak 21,4 milyar Euro'ya yükseltti (2025 1. çeyrek: 20,1 milyar Euro). Rekor düzeyde sipariş alımı gerçekleştirilen Akıllı Altyapı İş Kolu önderliğinde artan siparişler, Dijital Endüstriler ve Mobilite iş kollarındaki ciddi artışlarla desteklendi. Gelirler, endüstriyel işletmeler genelinde bir önceki yıla göre yüzde 8 artarak 19,1 milyar Euro'ya ulaştı (2025 1. çeyrek: 18,4 milyar Euro). 1,12 seviyesinde gerçekleşen sipariş/satış oranı, gücünü korudu. Birikmiş sipariş miktarı 2026 yılının ilk çeyreğinin sonu itibarıyla 120 milyar Euro ile rekor seviyeye ulaştı. Endüstriyel İş Kolu kârı yüzde 15 artışla 2,9 milyar Euro oldu (2025 1. çeyrek: 2,5 milyar Euro). Endüstriyel İş Kolu kâr marjı yüzde 15,6’ya yükseldi (2025 1. Çeyrek: yüzde 14,1). Güçlü bir duruş sergileyen net kâr 2,2 milyar Euro olarak gerçekleşti (2025 1. çeyrek: 3,9 milyar Euro). 2025 yılı 1. çeyreğinde Innomotics satışından elde edilen (vergi sonrası) 2,1 milyar Euro kazancın da etkisi görülmüştü. 2026 yılı 1. çeyreğinde ise satın alma fiyatı dağıtımı muhasebesi öncesi hisse başına temel kazanç (PPA öncesi EPS) 2,80 Euro oldu (2025 1. çeyrek: 4,86 Euro). Innomotics satışından kaynaklanan hisse başına 2,64 Euro kazanç hariç tutulduğunda 2025 yılı 1. çeyreğinde PPA öncesi EPS 2,22 Euro olarak gerçekleşmişti. Grup düzeyinde sürdürülen ve durdurulan faaliyetlerden elde edilen toplam serbest nakit akışı, mevsimsel olarak güçlü bir seviye olan 677 milyon Euro'ya ulaştı (2025 1. çeyrek: 1,6 milyar Euro). Serbest nakit akışındaki düşüşün başlıca nedeni, 2025 yılının 1. çeyreğinde 1,7 milyar Euro seviyesinde serbest nakit akışı kaydeden Endüstriyel İş Kolunun bu kez 1,0 milyar Euro serbest nakit akışı kaydetmesiydi. Asıl neden ise Mobilite projelerindeki ödemelerin zamanlamasından kaynaklanan etkiler de dahil olmak üzere işletme sermayesinin artmasıydı. Endüstriyel İş Kolu dışında Siemens, nükleer atıkların nihai bertarafına ilişkin bir yükümlülüğün yerine getirilmesiyle ilgili olarak 0,4 milyar Euro nakit çıkışı kaydetti. Tüm endüstriyel işletmelerde güçlü performans Dijital Endüstriler İş Kolu siparişlerde ve gelirde çift haneli büyüme oranları elde etti. Bu başarıda, önemli ihaleler kazanan yazılım iş kolunun ve ağırlıklı olarak kısa dönemli işlerin yönlendirdiği otomasyon iş kolunun büyümeye yaptığı güçlü katkılar etkili oldu. Coğrafi açıdan ABD ve Çin'de bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla görülen güçlü artışlarla birlikte tüm raporlama bölgelerinde siparişler ve gelirde artış kaydedildi. Siparişler önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artışla 4,8 milyar Euro seviyesine yükselirken (2025 1. çeyrek: 4,2 milyar Euro) gelirler yüzde 10 artarak 4,5 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti (2025 1. çeyrek: 4,1 milyar Euro). Kâr yüzde 37 artarak 804 milyon Euro oldu (2025 1. çeyrek: 588 milyon Euro). Sonuç olarak kâr marjı yüzde 17,8 olarak kaydedildi (2025 1. çeyrek: yüzde 14,5). Kâr ve kârlılıktaki ciddi artışlar büyük ölçüde otomasyon iş kolundan kaynaklandı. Akıllı Altyapı İş Kolunda siparişler önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 22 artarak 7,2 milyar Euro ile rekor seviyeye ulaştı (2025 1. çeyrek: 6,2 milyar Euro). Tüm iş kollarında ve raporlama bölgelerinde siparişler ve gelirde karşılaştırılabilir bazda artış kaydedildi. Ciro, büyük sipariş birikimini güçlü bir şekilde karşılayan elektrifikasyon iş kolunun liderliğinde toplam 5,5 milyar Euro seviyesine yükseldi (2025 1. çeyrek: 5,3 milyar Euro). Gelirlerdeki artış, coğrafi bazda büyük ölçüde Avrupa ve ABD'den kaynaklandı. Toplam kâr 1,1 milyar Euro olarak gerçekleşti (2025 1. çeyrek: 891 milyon). Kâr marjı yüzde 19,0 oldu (2025 1. çeyrek: yüzde 16,9). Akıllı Altyapı iş kolu daha yüksek gelir, ölçek ekonomileri ve devam eden verimlilik iyileştirmeleri sayesinde kârını ve kârlılığını bir önceki yılın aynı dönemine göre tüm işletmelerinde artırdı. Kârlılık, olumsuz kur etkilerini fazlasıyla dengeleyen olumlu emtia riskinden korunma etkilerinden de yararlandı. Mobilite İş Kolunda siparişler karşılaştırılabilir bazda yüzde 10 artışla 2,9 milyar Euro'ya yükseldi (2025 1. çeyrek: 2,7 milyar Euro). Bu artış, Almanya'da bataryalı bölgesel trenlerin teslimatı için 0,6 milyar Euro değerinde bir sözleşme ve Fransa'da otomatik metro trenlerinin teslimatı için 0,4 milyar Euro değerinde mevcut bir sözleşmenin uzatılması dahil olmak üzere büyük siparişlerden elde edilen daha yüksek hacimden kaynaklandı. Gelir, ağırlıklı olarak demiryolu araçları ve müşteri hizmetleri işletmelerinin etkisiyle karşılaştırılabilir bazda yüzde 9 artarak 3,2 milyar Euro'ya ulaştı. Kâr yüzde 15 artışla 286 milyon Euro'ya (2025 1. çeyrek: 249 milyon Euro) ve kâr marjı yüzde 9,0'a (2025 1. çeyrek: yüzde 8,4) yükseldi. Yıllık Hissedarlar Genel Kurulu Toplantısında temettü teklifi oylanacak Siemens AG’nin olağan Yıllık Hissedarlar Toplantısı, bugün şirketin ilk çeyrek rakamlarının açıklanmasının hemen ardından fiziki ortamda gerçekleştirilecek. Hissedarlar, Yönetim ve Denetim Kurullarının 2025 mali yılı için hisse başına 5,35 Euro temettü dağıtılması teklifini oylayacak. Teklif edilen temettü 2024 mali yılı temettüsünden 0,15 Euro daha yüksek olup Siemens’in kademeli olarak artan temettü dağıtma politikasının bir göstergesidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Otosan’ın 2035 Karbon Nötr Lojistik Hedefine Dev Adım Haber

Ford Otosan’ın 2035 Karbon Nötr Lojistik Hedefine Dev Adım

Ocak 2026 itibarıyla başlayan seferler, Marmaray geçişi sayesinde iki ülke arasındaki ticaret koridorunu kesintisiz ve yeşil bir hatla birbirine bağlıyor. Bu proje, Ford Otosan’ın 2050 yılına kadar tüm değer zincirinde Net Sıfır emisyona ulaşma hedefi doğrultusunda, SBTi tarafından onaylanan emisyon azaltım hedefleriyle uyumlu olarak kurgulanan lojistik dönüşümün önemli bir adımını oluşturuyor. Craiova–Köstence-Kocaeli hattında denizyolu ağırlıklı ve kara yolu bağlantılı taşıma yapısından Craiova-Kocaeli direkt demiryolu odaklı ve kara yolu kullanımını azaltan bir modele geçilmesini sağlayan bu yaklaşım, deniz ve karayolu bağlantılı rotaların yarattığı karbon yükünü azaltırken, lojistik süreçlerde daha düşük emisyonlu ve daha verimli bir yapı kurulmasına katkı sağlıyor. Türkiye’nin ilk özel demiryolu tren işletmecisi Körfez Ulaştırma’nın hibrit lokomotif yatırımlarıyla desteklenen tren operasyonları ise, sürdürülebilirlik hedeflerini operasyonel verimlilikle bütünleştirerek çevresel etkiyi kalıcı biçimde azaltan bir çözüm sunuyor. Marmaray Geçişi ile Kıtalararası Kesintisiz Akış Teknik kapasitesi ve operasyonel gücüyle dikkat çeken yeni hat, otomotiv lojistiğinde yeni bir sayfa açıyor. Tek seferde 18 vagon ve 557 metre uzunluğa ulaşan tren setleri, sefer başına 216 aracı doğrudan Ford Otosan Craiova fabrikasından alarak kurulan bu yeni hat ile Kocaeli’ye ulaştırıyor. Bu sayede Ford Otosan ülkeler arası demiryolu entegrasyonunu araç lojistiğinde etkin biçimde kullanırken Türkiye’nin stratejik lojistik konumunu da güçlendiriyor. Güçlü Paydaş Ekosistemi ve Yenilikçi İş Modeli Proje, lojistik dünyası için ilham verici bir iş ortaklığı modeline dayanıyor. Lojistik satın alma süreçlerindeki sektörel uzmanlığı ve güçlü iş ortağı ağıyla projeye yön veren KoçZer, proje sayesinde “araç başına fiyatlandırma” modelinin çok daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlıyor. Bu yaklaşım, verimliliği ve operasyonel güvenilirliği artırırken uluslararası standartlarda taşımacılığı destekleyen entegre bir lojistik ekosistemi mümkün kılıyor. Ford Otosan ve Mars Logistics, Romanya–Türkiye Hattındaki Demiryolu Operasyonlarını Bir Üst Seviyeye Taşıdı Şubat 2025’te, Mars Logistics tarafından Ford Otosan Romanya Craiova Fabrikası ile Türkiye arasında üretim parçalarının taşınmasını kapsayan demiryolu hattı hayata geçirilmişti. Bu süreçte, Türkiye’den Romanya’ya üretim parçaları gönderilirken, Romanya’da üretilen araçların demiryolu ile Türkiye’ye taşınmasına yönelik bitmiş araç taşımacılığı çalışmaları da planlama aşamasına alınmıştı. Bugün gelinen noktada ilk etapta 216 adet bitmiş aracın başarıyla taşınmasıyla birlikte Mars Logistics, otomotiv lojistiğinde uçtan uca çözüm üretme vizyonunu bir üst seviyeye çıkardı. Railport’ta İlk Bitmiş Araç Treninin Operasyonu Başarı ile Tamamlandı İş birliği kapsamında, demir yolunda bitmiş araç lojistiğinde önemli bir kilometre taşına ev sahipliği yaparak entegre intermodal terminal hizmetlerinin yeni merkezi haline gelen Railport, tahliye operasyonlarını başarıyla tamamladı. 22.000 metrekarelik bir alanda 1.563 bitmiş araçlık park sahası ile sektöre önemli bir altyapı imkânı sunan Railport’ta, araç taşımaya özel olarak tasarlanan rampalar sayesinde bitmiş araçların demir yolu ile ithalat ve ihracat operasyonları etkin, güvenli ve çevreci bir şekilde yürütülüyor. Gelecek Vizyonu: Ekim 2026’da Kapasite Artışı Şubat 2025’te malzeme ve araç kombinasyonlu denemelerle temelleri atılan bu dev proje, Ocak 2026’da gerçekleştirilen ilk tam kapasiteli araç taşıma seferiyle yeni bir dönemi başlattı. Ford Otosan ve paydaşları, hattın verimliliğini daha da artırmak için kapasite artış planlarını şimdiden devreye aldı. 2026 yılının son çeyreğinde filoya eklenecek yeni vagon setleriyle birlikte, Türkiye ve Avrupa arasındaki otomotiv lojistiğinin çok daha güçlü, çevik ve çevre dostu bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IC İçtaş İnşaat, Romanya’da Büyümeye Devam Ediyor Haber

IC İçtaş İnşaat, Romanya’da Büyümeye Devam Ediyor

Avrupa’daki yatırımlarını yeni projelerle istikrarlı biçimde sürdüren IC İçtaş İnşaat, Romanya Ulusal Demiryolları Şirketi (CFR SA) tarafından yürütülen ve Trans-Avrupa Ulaşım Ağı (TEN-T) kapsamında yer alan Doğu Akdeniz Koridoru’nun modernizasyonunda kritik bir rol üstleniyor. Ülkenin Avrupa Birliği ulaşım ağıyla entegrasyonunu güçlendirmeyi hedefleyen “Craiova – Caransebeș” demiryolu hattının modernizasyonu projesinde ikinci ihaleyi kazanan şirket, bu proje kapsamında Romanya’da modern, güvenli ve verimli bir demiryolu altyapısının hayata geçirilmesine katkı sağlayarak, sürdürülebilir ulaşımı desteklemeyi amaçlıyor. 420 milyon Euro bedelle sözleşmesi imzalanan Lot- 6 bölümüyle birlikte Romanya’daki portföyünü 880 milyon Euro'ya ulaştıran şirket, bu gelişme ile Avrupa altyapı pazarındaki konumunu güçlendiriyor. İbrahim Dönmez: “Avrupa’nın ulaşım altyapısının modernizasyonuna değer katmaya devam edeceğiz” İmzalanan Lot-6 sözleşmesine ilişkin değerlendirmede bulunan IC İçtaş İnşaat Genel Müdürü İbrahim Dönmez, şunları ifade etti: “21. yüzyılda altyapı projeleri artık sadece teknik çözümler değil, ülkeleri birbirine bağlayan, ekonomik kalkınmayı destekleyen ve sürdürülebilir geleceğin temelini oluşturan stratejik yatırımlar haline geldi. Bu noktada elde ettiğimiz bu başarıyı çok önemsiyor hem şirketimiz hem de ülkemiz adına küresel bir hamle olarak görüyoruz. Romanya’da aynı hattın Lot-4 ve Lot-6 bölümünü başarıyla üstlenmemiz ve portföyümüzü 880 milyon Euro seviyesine taşımamız, IC İçtaş İnşaat’ın uluslararası ölçekteki yetkinliğinin ve Türk mühendisliğine olan güvenin önemli bir göstergesi. Yenilikçi çözümlerimiz, güçlü teknik kapasitemiz ve kaliteyi merkeze alan yaklaşımımızla Avrupa’nın ulaşım altyapısının modernizasyonuna değer katmaya devam edeceğiz. Bu stratejik hattın hayata geçirilmesinde üzerimize düşen sorumluluğu en yüksek standartlarda yerine getirmeyi sürdüreceğiz.” IC İçtaş, Romanya’nın demiryolu geleceğini yeniden inşa ediyor Toplam 420 milyon Euro değerindeki Lot-6 kesimi, Romanya’nın güneybatısında Caransebeș şehrinden güneye uzanan 37 kilometrelik hattın rehabilitasyonunu kapsıyor. IC İçtaş İnşaat proje çalışmalarını yerel ortak Rotary ile birlikte yürütecek. Toplam 75 ay sürecek proje; ilk 12 ay tasarım, 60 ay yapım, 3 ay devreye alma süreçlerinden oluşacak. Proje tamamlandıktan sonra 10 yıl süreyle garanti yükümlülüğü devam edecek. EPC modeli kapsamında tasarım, yapım, elektrik ve mekanik dahil tüm E&M ve sinyalizasyon işleri IC İçtaş İnşaat tarafından üstlenilecek. 550 metre ve 305 metre uzunluğunda iki yeni tünelin inşası, iki mevcut tünelin rehabilitasyonu, 1–3 açıklık arasında toplam 19 köprünün yenilenmesi, 3 altgeçit, çeşitli menfezler, 7 istasyonun modernizasyonu proje kapsamında yapılacak diğer çalışmalar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sofya-Sırbistan Demiryolu Hattına Dev Yatırım! Haber

Sofya-Sırbistan Demiryolu Hattına Dev Yatırım!

Global demiryolu devi Hitachi Rail, Bulgaristan'ın Ulusal Demiryolu Altyapı Şirketi (NRIC) ile önemli bir sözleşme imzaladı. CERB konsorsiyumuyla birlikte alınan bu ihale, Sofya'nın banliyösü Voluyak ile Sırbistan sınırına yakın Dragoman arasındaki 35 kilometrelik kritik demiryolu hattına gelişmiş dijital sinyalizasyon teknolojisi (ERTMS) entegrasyonunu kapsıyor. Proje, Avrupa Tren Kontrol Sistemi (ETCS) Seviye 1 ve demiryolu mobil iletişim sistemi olan GSM-R teknolojilerinin çift hat üzerine kurulmasını içeriyor. Bu modernizasyon ile hattın hızı ve uluslararası uyumluluğu artırılacak. Avrupa Entegrasyonu İçin Kritik Adım Projenin en önemli yönü, hattın Avrupa Birliği'nin stratejik Orient/East-Med Koridoru üzerinde yer almasıdır. Bu yükseltme, Sofya'nın batısındaki Sırbistan sınırına giden yolu iyileştirerek, Bulgaristan'ın Orta ve Güneydoğu Avrupa arasındaki kilit transit ülke rolünü pekiştiriyor. Hitachi Rail Bulgaristan Şube Başkanı Manfred Zekl, yaptığı açıklamada, bu bölümün tamamlanmasıyla "Sırbistan sınırı, Sofya, Karadeniz ve Türkiye sınırını birbirine bağlayan modern, birlikte işler bir demiryolu koridorunun tamamlanmasına" yardımcı olacağını, bunun da daha verimli yük akışlarını ve güvenilir uluslararası yolcu hizmetlerini destekleyeceğini belirtti. Teknoloji ve Uygulama Detayları Hitachi Rail liderliğindeki konsorsiyum, ETCS Seviye 1 ray kenarı sisteminin tasarımı, tedariki, kurulumu ve devreye alınmasından sorumlu olacak. Bu teknoloji, tren hızını ve hareketlerini sürekli izleyerek sürücüye otomatik frenleme desteği sağlayacak ve daha güvenli operasyonlara olanak tanıyacak. Hız Kapasitesi: Entegre elektronik kilitlemelerle birlikte sistem, 160 km/saat'e kadar hızları destekleyecek. Proje Süresi: Projenin 34 ayda tamamlanması bekleniyor. Hitachi Rail, 25 yılı aşkın süredir NRIC'nin güvenilir bir ortağı olup, Bulgaristan genelinde 250 km'den fazla ETCS Seviye 1 sistemi ve çok sayıda merkezi trafik kontrol (CTC) merkezi kurma tecrübesine sahip. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hitachi Rail, NVIDIA IGX Thor'u Kendi Platformuna Entegre Eden İlk Ulaştırma Şirketi Oldu! Haber

Hitachi Rail, NVIDIA IGX Thor'u Kendi Platformuna Entegre Eden İlk Ulaştırma Şirketi Oldu!

WASHINGTON D.C. – Küresel demiryolu ve teknoloji lideri Hitachi Rail, ulaştırma sektöründe bir ilke imza attı. Şirket, NVIDIA'nın en yeni ve en güçlü endüstriyel sınıf yapay zekâ platformu olan NVIDIA IGX Thor’u, kendi dijital varlık yönetim platformu HMAX’e dahil eden dünyadaki ilk ulaştırma firması olduğunu duyurdu. Bu stratejik hamle, trenlerin, sinyalizasyon sistemlerinin ve altyapının operasyonel çalışması ve performans optimizasyonu için hayati önem taşıyan görev kritik uygulamalarda gelişmiş, gerçek zamanlı Edge (uç) Yapay Zekâ işlemeyi mümkün kılacak. Verimlilikte ve Hızda Sekiz Kat Artış Yeni IGX Thor platformu, Hitachi Rail'in HMAX ürünleri için 8 kata kadar daha yüksek yapay zekâ hesaplama gücü ve 2 kat daha iyi bağlantı sunacak. Bu gelişmiş yetenek, verilerin 'uçta' (doğrudan trenler veya altyapı üzerinde) işlenmesine olanak tanıyor. Bu Edge yeteneği olmadan verilerin Hitachi Rail'in bakım merkezlerinde işlenmesinin on güne kadar sürebileceği belirtiliyor. Artık yalnızca ilgili bilgilerin operasyonel kontrol merkezlerine geri gönderilmesi sayesinde, ulaşım operatörlerine eyleme geçirilebilir içgörülerin sunulma hızında benzeri görülmemiş bir iyileşme sağlanacak. Bu da demiryolu optimizasyonunu ve öngörücü bakımı önemli ölçüde geliştirecek. Hitachi Rail Grup CEO'su Giuseppe Marino, "Yapay zekâ ve veri, demiryollarını dönüştürüyor. NVIDIA IGX Thor’u benimseyerek, dünyanın en güçlü endüstriyel sınıf, gerçek zamanlı yapay zekâ performansını doğrudan uca getiriyor ve operatörlerin demiryollarını ve altyapılarını daha iyi optimize etmelerini sağlıyoruz," dedi. Bu girişim, Hitachi Grubu'nun Lumada 3.0 çözümleri aracılığıyla altyapı uzmanlığı ile yapay zekâ gücünü birleştirme stratejisini tamamlıyor. Şirket, HMAX’i uluslararası alanda geniş bir endüstri ve iş sektörüne yaymayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UTİKAD’dan Dev Vizyon: Lojistik Sektöründe Hedef 200 Milyar Dolar ve Küresel İlk 10! Haber

UTİKAD’dan Dev Vizyon: Lojistik Sektöründe Hedef 200 Milyar Dolar ve Küresel İlk 10!

İSTANBUL – Türk taşımacılık ve lojistik sektörünün en kapsamlı sivil toplum kuruluşu olan UTİKAD (Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği), düzenlediği basın toplantısıyla sektör için iddialı büyüklük hedeflerini ve bu hedeflere ulaşmak için atılacak iki stratejik adımı kamuoyuyla paylaştı. UTİKAD, 2024 itibarıyla 100 milyar dolarlık pazar büyüklüğüne ve Türkiye’nin hizmet ihracatının %40’ına ulaşan sektör için yeni bir vizyon ortaya koydu: 200 milyar dolarlık pazar büyüklüğü ve lojistikte dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alma hedefi. Stratejik Adım 1: İnovasyonun Kalbi "Türkiye Logistics Summit 2025" UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Bilgehan Engin, 200 milyar dolarlık hedefe ulaşmak için sektörün inovasyon, teknoloji ve kapsayıcı sürdürülebilirlik odaklı bir dönüşüme ihtiyacı olduğunu vurguladı. Bu dönüşümün en önemli ayağını, Turkish Cargo ana sponsorluğunda 7 Kasım 2025’te gerçekleştirilecek olan Türkiye Logistics Summit oluşturuyor. Başkan Engin, zirvenin "Pioneering the Future of Logistics" (Lojistiğin Geleceğine Öncülük Etmek) mottosuyla, jeopolitik değişimler, Orta Koridor fırsatları, yapay zekâ destekli çözümler ve yeşil lojistik uygulamaları gibi konuları ele alacağını belirtti. Karbon nötr etkinlik olarak düzenlenecek zirveye 1000’in üzerinde katılımcının gelmesi bekleniyor. Stratejik Adım 2: Büyüme Eşitlikle Mümkün – "Kadın Etki Raporu" UTİKAD’ın 200 milyar dolar hedefine yönelik ikinci stratejik adımı ise, sektördeki fırsat eşitliği ve kapsayıcılık konusuna odaklanan "Lojistik Sektöründe Kadın Etki Raporu" oldu. Rapordan aktarılan çarpıcı bulgular: Pozitif Etki: Kadın çalışanların varlığı; hizmet kalitesi (%88), müşteri memnuniyeti (%86) ve risk yönetimi (%80) gibi alanlarda somut olumlu etkiler yaratıyor. Temsilde Tıkanma: Kadınların kanıtlanmış katkısına rağmen, üst düzey yönetim ve karar verici pozisyonlara geçişte yüzde 10’un altında kalan bir temsil oranıyla ciddi bir tıkanma yaşanıyor. Kadın CEO oranı %17 iken, şirketlerin %47’sinde C-Level pozisyonlarda hiç kadın yönetici bulunmuyor. UTİKAD KLOG Koordinatörü Aslı Malay Tuncer, raporun üst yönetime geçişteki bu tıkanıklığı aşmak için bir eylem çağrısı niteliğinde olduğunu belirtti. Başkan Bilgehan Engin, "Bu rapor, sektörümüze kattığı paha biçilmez değeri gözler önüne sererken, potansiyellerini tam olarak ortaya çıkarabilmemiz için odaklanmamız gereken alanlara da işaret eden bir yol haritasıdır," diyerek, büyümenin ancak fırsat eşitliğiyle mümkün olabileceğinin altını çizdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GATX, DB Cargo'dan 6 Bin Yük Vagonu Satın Alıyor: Avrupa'da Dev Anlaşma Haber

GATX, DB Cargo'dan 6 Bin Yük Vagonu Satın Alıyor: Avrupa'da Dev Anlaşma

Şirket, yan kuruluşu GATX Rail Europe (GRE) aracılığıyla, Avrupa'nın en büyük demiryolu yük taşımacılığı şirketlerinden DB Cargo AG'ye ait yaklaşık 6 bin adet vagonu satın almak üzere anlaşma sağladı. Yapılan anlaşmaya göre, GRE satın alacağı bu vagonları daha sonra bir kira anlaşmasıyla tekrar DB Cargo'ya kiralayacak. Yıl sonuna kadar tamamlanması beklenen bu işlem, sektörde "sat ve geri kirala" modelinin önemli bir örneği olarak öne çıkıyor. GATX Avrupa Pazarındaki Gücünü Artırıyor GATX'ın Uluslararası Kıdemli Başkan Yardımcısı Christopher LaHurd, anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "DB Cargo'nun bu önemli işlem için bizi seçmesinden dolayı çok mutluyuz. Bu ödül, müşterilerimize yenilikçi ve esnek kiralama çözümleri sunma taahhüdümüzün bir göstergesidir. Bu vagonların satın alınması, portföyümüzü daha da çeşitlendirecek ve Avrupa demiryolu pazarındaki konumumuzu güçlendirecektir" dedi. GATX Corporation Başkanı ve CEO'su Robert C. Lyons ise, "GRE'nin Avrupa pazarında uzun ve başarılı bir geçmişi var ve bu işlemin hissedarlarımıza önemli bir değer katacağından eminiz" açıklamasında bulundu. 30 Haziran 2025 itibarıyla GATX Rail Europe'un filosunda yaklaşık 30 bin 500 vagon bulunuyordu. Satın alınacak 6 bin vagonun, çeşitli türlerdeki yük vagonlarından oluştuğu belirtildi. Anlaşmanın mali detayları, işlemin tamamlanmasının ardından kamuoyu ile paylaşılacak.

ZF'den Demiryolunda Bir İlk Haber

ZF'den Demiryolunda Bir İlk

Dünyanın önde gelen demiryolu damper tedarikçilerinden biri olan ZF Aftermarket, geliştirme ve üretim uzmanlığını ZF süspansiyon damperleri ile demiryolu araçlarının retrofiti gibi yeni bir pazar segmentine uyguluyor. Pek çok özel zorluğu içeren bu alan, demiryolu endüstrisindeki güvenlik yönetmelikleri, yedek parçanın orijinal parçanın özelliklerine tam olarak uymasını ve operatör tarafından montaj için onaylanmasını gerektiriyor. Raylı yolcu taşımacılığı uygulamalarının yüzde 95'ini kapsıyor ZF Aftermarket, raylı yolcu taşıma uygulamalarının %95'ini kapsayan yeni modüler damper programı ile bu alana özel pek çok zorluğun üstesinden geliyor. Ürün Haziran 2025'ten itibaren Avrupa'dan başlayarak piyasaya sunuluyor. Damperlerin, genellikle 1 – 1,5 milyon kilometre yol kat ettikten sonra, yani 6 ila 10 yıllık hizmet ömrünün sonunda değiştirilmesi gerekiyor. Raylı araç üreticileri, bir parti üretimde genelde farklı tedarikçilerden damper tedarik ettikleri için, operatörlerin damperleri değiştirilirken kullandıkları çözümü standartlaştırılması mantıklı bir hareket kabul ediliyor. Böylelikle tedarik süreci ve lojistik daha etkin hale getiriliyor. ZF ayrıca aşağıdaki avantajları da sunuyor: Daha düşük işletme maliyetleri: Amortisörler, tekerlekler, akslar ve ray altyapısı üzerindeki baskıyı en aza indirecek şekilde tasarlandıkları için uzun vadede bakım maliyetleri düşüyor.İyileştirilmiş tedarik zinciri: ZF'nin küresel organizasyonu, verimli üretim ağı ve çok sayıda bölgesel müşteri hizmetleri merkezi, her zaman güvenilir teslimat ve destek olanakları sunuyor. Böylece orijinal üreticiye bağımlılık azalıyor.Yüksek kaliteli ürün: ZF ürünleri en yüksek kalite kriterlerini karşılıyor. Bu sayede raylı sistem müşterileri için yüksek konfor ve daha uzun araç hizmet ömrü garanti altına alınıyor. Raylı sistemlerde ZF damper retrofit için kılavuz: 1. Müşteri, ZF Aftermarket'e mevcut damperin özelliklerini aktarıyor. Bu özellikler arasında çizim ya da ilk üreticiden alınan damper özellikleri bulunuyor. 2. ZF mühendisleri, gelen bilgileri referans alarak modüler damper kitine dayalı, aynı performansı sunan damperin tasarımını gerçekleştiriyor. 3. Damperler ZF'nin kendi üretim planları doğrultusunda seri üretime alınıyor ve istenen miktarda yerel lokasyonda teslim ediliyor. ZF Aftermarket Endüstriyel İş Kolu Global Başkanı Marco Neubold, konuyla ilgili değerlendirmesinde "Yeni retrofit programımız bir dönüm noktası niteliğinde. ZF'nin küresel mühendislik uzmanlığı ve yerel satış ağı sayesinde, müşterilerimizin diğer tedarikçilere olan bağımlılığını azaltıyoruz. Demiryolu işletmecileri, güvenilir teslimatlar ve benzersiz bir destek yapısından yararlanıyor."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.