Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Demiryolu

Kapsül Haber Ajansı - Demiryolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demiryolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lojistik Sektörünü Buluşturan LOGISTECH Kapılarını Açtı Haber

Lojistik Sektörünü Buluşturan LOGISTECH Kapılarını Açtı

İzmir’in limanları, güçlü sanayi ve ticaret altyapısı ile kara, demir ve hava yolu bağlantılarının sunduğu lojistik olanakların paydaşlarla buluşacağı LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı kapılarını açtı. LOGISTECH, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Altyapının yeni iş birlikleri ve ticari bağlantılara dönüşmesine katkı sağlaması hedeflenen LOGISTECH'in açılışında İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, oda, dernek ve sivil toplum kuruluşlarının başkanları ile temsilcileri, lojistik sektörünün önemli paydaşları yer aldı. Cumalıoğlu: Geniş bir ekosistemi bir araya getiriyoruz İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, “Lojistik artık bir ürünün bir noktadan diğerine taşınmasından çok daha fazlasını ifade ediyor. İzmir ise bu alanda çok güçlü bir geçmişe ve potansiyele sahip. 8 bin 500 yıllık tarihi boyunca limanıyla, ticaretiyle ve üretimiyle dünyaya açık olmuş bir kentten söz ediyoruz. LOGISTECH'i hayata geçirirken çıkış noktamız tam olarak buydu: İzmir'in sahip olduğu bu lojistik, üretim ve ihracat gücünü ulusal ve uluslararası ölçekte güçlü bir ticaret platformuna dönüştürmek. 2022 yılında yaklaşık 100 katılımcı ve 6 bin ziyaretçiyle başladığımız LOGISTECH, bugün beşinci yılında alan olarak yaklaşık üç kat büyümüş durumda. Ancak bizim için bir fuarın başarısı, yalnızca metrekare, katılımcı ya da ziyaretçi sayısıyla ölçülmüyor. Asıl önemli olan; burada yeni ticari ilişkilerin kurulması, iş birliklerinin doğması ve firmalarımızın fuardan somut bir değerle ayrılması. Bu anlayışla LOGISTECH'te karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığından liman işletmeciliğine; depolamadan dijital teknolojilere kadar sektörün geniş bir ekosistemini bir araya getiriyoruz” dedi. Hedef: Lojistik sektörünü ve uluslararası iş dünyasını aynı platformda buluşturmak Uluslararası bağlantıları fuara taşıdıklarını söyleyen Cumalıoğlu, “İZFAŞ olarak yıllardır şuna inanıyoruz; bir fuar, sektöründen bağımsız büyüyemez. Fuarı sektörle birlikte geliştirirseniz, sektör güçlendikçe fuar, fuar güçlendikçe de sektör büyür. LOGISTECH için de hedefimiz tam olarak bu. İzmir'in ve Ege'nin üretim gücünü, ihracatçısını, lojistik sektörünü ve uluslararası iş dünyasını aynı platformda daha güçlü biçimde buluşturmak istiyoruz” dedi. 19 yabancı firma yer alıyor Kara, deniz ve hava yolu taşımacılığından liman ve antrepo işletmeciliğine, soğuk zincir ve depolamadan otomasyon, yapay zeka ve yeni nesil dijital lojistik teknolojilerine kadar sektörün farklı alanlarından firmalar, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de yer alacak. LOGISTECH, ihracatçı firmalar, satın alma karar vericileri ve uluslararası sektör temsilcileri için de yeni iş fırsatları sunacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek ikili iş görüşmeleriyle ticari bağlantıların geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. Uluslararası katılımın her yıl arttığı fuarda; Japonya, İspanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Tayland, Vietnam, Azerbaycan’dan toplam 19 yabancı firma yer alıyor. Sergiler ve atölyeler de ziyaretçileri bekliyor Fuar kapsamında sektör buluşmalarının yanı sıra farklı etkinlikler de düzenlenecek. “Logistech Art of the Sea” ve “Culture of Logistics” sergileri fuar boyunca ziyaret edilebilecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası tarafından düzenlenecek Barista Atölyesi’nde kahve çekirdeğinin tarladan fincana uzanan yolculuğu, farklı demleme teknikleri ve aroma profilleri ele alınacak. Fuar alanında, ayrıca, sürüş simülasyonu gibi farklı etkinliklerle ziyaretçilere interaktif bir deneyim sunulacak. LOGISTECH, 7-9 Ekim tarihleri arasında Fuar İzmir’de, 10.00 - 18.00 saatlerinde sektör profesyonellerini ağırlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor Haber

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor

8 bin 500 yıllık liman ve ticaret kenti olan İzmir, 7-9 Ekim 2026 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda ihracat ve lojistik sektörlerinin büyük buluşmasına ev sahipliği yapacak. LOGISTECH Fuarı’yla ilgili Ege İhracatçı Birlikleri’nde Basın Toplantısı düzenlendi. Toplantıda Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü Lojistik ve Taşımacılık Hizmetleri Daire Başkanı Mehmet Serkan Buralı, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk ve İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu lojistik sektörüyle ihracat arasındaki güçlü bağlara dikkat çektiler. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Jeopolitik risklerin, savaşların, ticaret yollarında yaşanan kırılmaların, navlun maliyetleri, korumacılık politikaları, yeşil dönüşüm ve karbon düzenlemelerinin artık üretim kadar, ürünün hangi rotayla ve hangi maliyetle pazara ulaştığını da belirleyici hale geldiğine dikkati çekti. “Bu nedenle LOGISTECH gibi sektörün tüm taraflarını bir araya getiren organizasyonları son derece önemsiyoruz” şeklinde konuşan Öztürk, “İzmir, Türkiye’nin üretim ve ihracat ekosisteminde yalnızca güçlü bir sanayi merkezi değil; aynı zamanda liman altyapısı, lojistik kapasitesi ve stratejik coğrafi konumuyla ülkemizin dış ticaret trafiğindeki en kritik merkezlerden birisi. İzmir’in liderlik ettiği Ege Bölgesi’nin yıllık 44 milyar dolara yaklaşan ihracatı var. Demir ve demir dışı metallerden gıdaya, kimyadan hazır giyime, yenilenebilir enerji ekipmanlarından tarıma lojistik sektörlerine kadar çok güçlü bir üretim ekosistemine sahibiz” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu 16 limanla Türkiye’de elleçlenen toplam yükün yaklaşık yüzde 17’sini, konteyner yüklerinin ise yüzde 15’ini gerçekleştirdiğini vurgulayan Öztürk, İzmir’in mevcut potansiyelinin tamamını kullanamadığını, Alsancak Limanı, Aliağa–Nemrut Limanlar Bölgesi ve Çandarlı Limanının birlikte ele alınarak İzmir için lojistik master planı oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. İzmir limanlarının işlem hacimlerindeki değişime temas eden Öztürk, “Bir dönem ihracatımızın yaklaşık yüzde 60’ı Alsancak Limanı'ndan, yüzde 40’ı diğer limanlardan gerçekleşirken bugün tablo tersine dönmüş durumda. Aliağa limanları ihracatımızın yaklaşık yüzde 70–75’ini taşırken Alsancak Limanı’nın payı yüzde 25 seviyelerine geriledi. Bu nedenle Alsancak Limanı’nın modernizasyonunu; yüksek kapasiteli ekipman yatırımları, dijital liman uygulamaları, liman sahası verimliliği ve kara–demir yolu bağlantılarının geliştirilmesiyle birlikte ele almalıyız. Aliağa–Nemrut Havzası ise Ege Bölgesi açısından vazgeçilmez bir lojistik merkez haline geldi” dedi. İzmir limanlarıyla OSB’ler arasında demiryolu bağlantısının kurulmasını İzmir'in gelecek 20–30 yıllık lojistik vizyonunun temel yatırımlarından biri olarak gördüklerini kaydeden Öztürk, şöyle devam etti; “Bugün ihracatçımız ürününü organize sanayi bölgesinden limana büyük ölçüde TIR ile taşımak zorunda kalıyor. Bu durum lojistik maliyetleri artırdığı gibi liman çevresinde trafik yoğunluğuna ve daha yüksek karbon emisyonuna neden oluyor. Aliağa–OSB demiryolu aksının güçlendirilmesi, Alsancak Limanı ile Kemalpaşa Lojistik Merkezi arasındaki bağlantının etkin hale getirilmesi, Çandarlı Limanı için demiryolu entegrasyonunun planlanması, Aydın–Denizli–Manisa sanayi koridorunun limanlara demiryoluyla bağlanması öncelikli yatırım başlıklarımız arasında olmalıdır. Demiryolunun yük taşımacılığındaki payını yüzde 5 seviyelerinden yüzde 20’lere doğru çıkaracak bir dönüşümü gerçekleştirmeden Ege Bölgesi'nin lojistik rekabet gücünde kalıcı bir sıçrama yaratmamız kolay değil. Bu noktada, İzmir Valiliği, EBSO, İZTO ve Birliğimiz ortaklığında kurulan Kemalpaşa Lojistik Merkezi’ni de İzmir’in lojistik geleceğinin en stratejik yatırımlarından biri olarak görüyoruz. Alsancak ve Aliağa limanlarıyla bağlantısı, karayolu ve demiryolu altyapısına erişimi sayesinde yalnızca İzmir’e değil, Batı Anadolu’ya ve Türkiye’nin geneline hizmet verecek önemli bir lojistik üs niteliğinde. Projenin tamamlanmasıyla birlikte kombine taşımacılığın güçlenmesini, TIR ve kamyon trafiğinin azalmasını, demiryolu taşımacılığının payının artmasını, gümrük ve lojistik operasyonlarında hız ve verimlilik sağlanmasını bekliyoruz.” İzmir’in, 8 bin 500 yıllık bir liman ve ticaret kenti olduğunun altını çizen İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’nin günümüzde de güçlü limanları, sanayisi ve geniş hinterlandıyla Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerinden birisi konumuna dikkat çekerek, bu gerekçelerle lojistik sektörünün İzmir’de güçlü bir şekilde buluşmasının kendileri için ayrı bir önem taşıdığını vurguladı. 2022 yılından bu yana Logistech Fuarı 3 kat büyüdü “LOGITECH’e 2022 yılında 100 katılımcı ve yaklaşık 6 bin ziyaretçiyle başladık” diyen Cumalıoğlu, “5. yılında fuarımız alan olarak yaklaşık üç kat büyüdü ve İzmir sınırlarının ötesine geçen bir sektör buluşmasına dönüştü. Geçtiğimiz yıl 7 farklı ülkeden 136 katılımcıyı ve 20 bine yakın sektör profesyonelini ağırladık. Ama biz bir fuarın başarısını yalnızca rakamlarla ölçmüyoruz. Bizim için asıl mesele, o fuarın içinde yeni ticari ilişkiler kurulması, yeni iş birliklerinin doğması ve katılımcının fuardan somut bir değerle ayrılması. Logistech’te de karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığından liman işletmeciliğine; depolamadan dijital lojistiğe kadar geniş bir ekosistemi aynı çatı altında buluşturuyoruz. Bu nedenle Ege’nin ihracatçılarıyla Logistech arasında çok doğal ve güçlü bir bağ olduğuna inanıyorum. Yeni pazarlara ulaşmak, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek, alternatif taşıma modelleri oluşturmak ve maliyetleri daha iyi yönetmek bugün ihracatçımızın doğrudan gündeminde. Biz de Logistech’i yalnızca lojistik sektörünün kendi içinde buluştuğu bir fuar olarak görmüyoruz. Lojistik hizmeti üretenlerle, bu hizmeti kullanan ihracatçıyı aynı platformda buluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TMB Başkanı M. Erdal Eren: “OVP, Sektörümüz Açısından Önemli Bir Yol Haritası Sunuyor” Haber

TMB Başkanı M. Erdal Eren: “OVP, Sektörümüz Açısından Önemli Bir Yol Haritası Sunuyor”

Başkan Eren, OVP’de kamu yatırımlarının ekonomik ve sosyal fayda gözetilerek önceliklendirilecek olmasının sektör açısından önem taşıdığını belirterek, “Kamu yatırım programında rasyonelleştirme sürecinin devam edecek olması, kaynakların etkin kullanımı açısından anlaşılır bir yaklaşımdır. Bununla birlikte, düşük ilerleme oranına sahip, durdurulan veya yeterli ödenek ayrılamadığı için sağlıklı biçimde sürdürülemeyen projelerde müteahhitlerimize tasfiye hakkı tanınması yönündeki beklentimizi de koruyoruz” dedi. Yaptığı değerlendirmede OVP’de 2027’den itibaren kamu ve özel sabit sermaye yatırımlarında kademeli artış öngörülmesini olumlu bulduklarını ifade eden Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, ulaştırma, demiryolu, lojistik koridorlar, enerji ve yenilenebilir enerji yatırımlarının sektör açısından yeni iş alanları yaratacağını kaydetti. Başkan Eren ayrıca, kamu ihale mevzuatının uluslararası normlara uyumlu, dijitalleşme, yenilikçilik ve sürdürülebilirliği destekleyen bir anlayışla güncellenecek olmasının da çok önemli olduğunu vurgulayarak, sektörün bu süreçte görüş ve katkı sunmaya hazır olduğunu belirtti. Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin yüksek katma değerli ihracat kapsamında desteklenmesinin önemine de değinen Başkan Eren, “OVP’de ihracat finansmanı imkanlarının geliştirilmesi, finansman maliyetlerinin azaltılması ve Türk Eximbank’ın kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik hedefleri son derece değerli buluyoruz. Bununla birlikte, Türk müteahhitlerinin yurtdışında daha fazla proje üstlenebilmesi için Eximbank’ın özellikle alıcı kredileri, proje finansmanı, garanti ve sigorta mekanizmalarının kapsam ve kapasitesinin geliştirilmesine ihtiyaç duyuyoruz. Günümüzde uluslararası müteahhitlikte rekabet yalnızca teknik yeterlilik ve fiyat üzerinden değil, projeye finansman sağlayabilme kapasitesi üzerinden de şekilleniyor. Bu nedenle güçlü ve rekabetçi finansman imkanlarının sektörümüzün yeni pazarlardaki başarısı açısından belirleyici olacağına inanıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens’ten Rekor Üçüncü Çeyrek  Haber

Siemens’ten Rekor Üçüncü Çeyrek 

Siemens, kârlı büyüme çizgisini sürdürerek 30 Haziran 2026'da sona eren 2026 mali yılının üçüncü çeyreğinde bir başarılı çeyrek dönemi daha geride bıraktı. Şirketin güçlü faaliyet performansı ve stratejik yönelimi, sipariş alımı ile Endüstriyel İşletme kârında kaydedilen rekor sonuçlarla teyit edildi. Mevcut mali yılın ilk dokuz ayındaki güçlü performansın ardından Siemens, 2026 mali yılı için satın alma fiyatı dağılımı muhasebesi öncesi temel hisse başına kazanç (EPS pre PPA) beklentisini, daha önce 10,70 € ile 11,10 € arasındaki 11,20 € ile 11,50 € arasındaki aralığa yükseltiyor. Şirket ayrıca 2026 mali yılı için Grup seviyesindeki diğer beklentilerini de teyit ediyor. Siemens AG Başkanı ve CEO’su Roland Busch konuyla ilgili şunları söyledi “Rekor siparişler ve kârla son derece başarılı bir çeyrek dönemi daha geride bıraktık. ONE Tech Company programımızı hayata geçirerek inovasyonumuzu hızlandırdık; bu da müşterilerimiz için ilave değer yaratmamızı sağlıyor. Tüm işlerimizdeki teknolojik liderliğimiz, endüstriyel yapay zekâya net biçimde odaklanmamız ve cazip pazarlardaki güçlü konumumuz kârlı büyümemizi destekliyor. Müşterilerimizin inovasyonlarını hızlandırmak, üretkenliklerini artırmak ve dijital dönüşümlerini ilerletmek için ihtiyaç duyduğu teknolojilere sahibiz. Bir başarılı mali yılı daha tamamlamak üzere ilerliyoruz ve beklentimizi yükseltiyoruz.” Siemens AG Mali İşler Direktörü Veronika Bienert ise şu yorumda bulundu: “Üçüncü çeyrekte 4,1 milyar € tutarında mükemmel serbest nakit akışı elde ettik; bu sonuç güçlü faaliyet performansımızı yansıtıyor. Tüm mali yıl için bir kez daha gelirlere oranla çift haneli serbest nakit akışı hedefliyoruz. Stratejimizi kararlılıkla uyguluyoruz ve yeni başlattığımız hisse geri alım programımız hissedarlarımız için değer yaratmayı sürdürüyor. Beklendiği üzere, ilgili vergi konularını netleştiren bağlayıcı kararları vergi makamlarından aldık. Böylece Siemens Healthineers'ın ayrıştırılması planlandığı şekilde ilerleyebilir.” Tüm temel göstergelerde önemli büyüme 2026 3. çeyrekte Siemens, siparişleri karşılaştırılabilir bazda yüzde 14 artırarak – diğer bir ifadeyle kur çevrimi ve portföy etkileri hariç – rekor seviye olan 27,9 milyar €'ya (2025 3. çeyrek: 24,7 milyar €) taşıdı; bu artışta Akıllı Altyapılar'daki keskin yükseliş ile Dijital Endüstriler'deki önemli büyüme etkili oldu. Gelir, karşılaştırılabilir bazda yüzde 8 artarak 20,8 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 19,4 milyar €). Tüm endüstriyel işletmeler, Akıllı Altyapılar ve Dijital Endüstriler'deki önemli artışların desteğiyle gelir büyümesi kaydetti. Sipariş/ciro oranı 1,34 ile oldukça güçlü gerçekleşti. Sipariş portföyü, 2026 3. çeyrek sonunda 132 milyar € ile yeni bir rekor seviyeye ulaştı. Endüstriyel İşletme kârı da Dijital Endüstriler'in öncülüğünde rekor seviyeye ulaştı; burada kâr yüzde 25 artarak 3,5 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 2,8 milyar €). Bunun sonucunda Endüstriyel İşletme'nin kâr marjı yüzde 17,3 oldu (2025 3. çeyrek:yüzde 14,9). Net kâr yüzde 15 artarak 2,6 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 2,2 milyar €). Bunun sonucunda satın alma fiyatı dağılımı muhasebesi öncesi temel hisse başına kazanç (EPS pre PPA), 3,14 € (2025 3. çeyrek: 2,78 €) oldu. Devam eden ve durdurulan faaliyetlerden elde edilen toplam serbest nakit akışı keskin bir artışla 4,1 milyar €'ya (2025 3. çeyrek: 2,9 milyar €) yükseldi. Bu artışın temel nedeni, tüm endüstriyel işletmelerdeki iyileşmeler sayesinde Endüstriyel İşletme'de 4,2 milyar € serbest nakit akışı elde edilmesiydi. Siemens'in dijital işi, 2026 mali yılının ilk dokuz ayında yüzde 18 büyüyerek geçen kasım ayında açıklanan yüzde 15'lik hedefi açıkça aştı. Aynı dönemde Akıllı Altyapılar'ın veri merkezi işinde üç haneli sipariş büyümesi kaydedildi ve yaklaşık 6 milyar € seviyesine ulaşıldı. Tüm endüstriyel işletmelerde gelir büyümesi Dijital Endüstriler, otomasyon ve yazılım işlerinin her ikisinde de hacim artışı sağlayarak hacim, kâr ve kârlılıkta belirgin yükselişler kaydetti. Siparişler karşılaştırılabilir bazda yüzde 9 artarak 4,9 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 4,4 milyar €). Gelir, karşılaştırılabilir bazda yüzde 10 artarak 4,9 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 4,4 milyar €); yazılım işi yüzde 15 büyüyerek 1,8 milyar €'ya ulaştı. Organik yıllık yinelenen gelir (ARR) güçlü bir artışla yüzde 11 artarak 5,7 milyar €'ya ulaştı. Kâr ve kârlılıkta belirgin iyileşme görüldü. Kâr yüzde 44 artarak 923 milyon €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 642 milyon €). Dijital Endüstriler'in kâr marjı yüzde 18,7 oldu (2025 3. çeyrek: yüzde 14,5). Bu iyileşmelere en büyük katkıyı yazılım alanı sağladı. Akıllı Altyapılar, tüm iş kolları ve raporlama bölgelerinde yüksek kârlı hacim büyümesini sürdürdü. Siparişler karşılaştırılabilir bazda yüzde 42 artışla 8,0 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 5,7 milyar €) ve yeni bir çeyreklik rekora ulaştı. ABD ve Avrupa'daki veri merkezi müşterilerinden alınan büyük siparişlerin etkisiyle özellikle elektrifikasyon ve elektrikli ürünler işleri büyümeye öncülük etti. Gelir, karşılaştırılabilir bazda yüzde 13 artışla 6,4 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 5,7 milyar €). Akıllı Altyapılar, tüm iş kollarındaki büyümeyle kârını 1,3 milyar €'ya yükseltti; kâr marjı yüzde 20,0 oldu. Mobilite'de, İsviçre'de çift katlı trenler için (2,2 milyar € değerinde), Birleşik Krallık'ta uzatılmış bakım hizmetleri için (2,0 milyar € değerinde) ve Almanya'da bataryalı trenler için uzun vadeli hizmet kapsamında (0,6 milyar € değerinde) sözleşme kazanımlarını içeren sipariş alımı – yine çok yüksek bir seviyede gerçekleşerek 7,6 milyar €'ya ulaştı (2025 3. çeyrek: 7,9 milyar €). Gelir, temel olarak demiryolu altyapısı işindeki önemli büyümenin etkisiyle yüzde 6 artarak 3,2 milyar €'ya yükseldi. Kâr ve kârlılık da sırasıyla 280 milyon € ve yüzde 8,6 ile sağlam bir seviyede gerçekleşti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tosyalı İskenderun Limanı “Yük Elleçlemesini En Fazla Artıran Liman”  Ödülüne Layık Görüldü Haber

Tosyalı İskenderun Limanı “Yük Elleçlemesini En Fazla Artıran Liman”  Ödülüne Layık Görüldü

Türkiye’nin küresel çelik üreticisi Tosyalı, faaliyet gösterdiği demir-çelik sektöründeki üretim gücünü, entegre lojistik altyapısı ve liman işletmeciliğindeki uzmanlığıyla birleştirerek yarattığı katma değeri büyütmeyi sürdürüyor. Bunun bir yansıması olarak Tosyalı’nın işlettiği limanlar, Türkiye’de sanayi, taşımacılık ve uluslararası ticarete sağladığı güçlü katkıyla dikkat çekiyor. Bunlardan biri olan yıllık 20 milyon ton elleçleme kapasitesine sahip Tosyalı İskenderun Limanı, aldığı ödüllerle de başarını tescillemeye devam ediyor. Tosyalı İskenderun Limanı son olarak 5. Türkiye Denizcilik Zirvesi kapsamında düzenlenen törende, “Yük Elleçlemesini En Fazla Artıran Liman” ödülüne layık görüldü. Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Fatih Tosyalı ödülü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’ndan aldı. Tosyalı’nın bölgeye kazandırdığı önemli yatırımlardan bir olan Akdeniz’in yükselen lojistik üssü Tosyalı İskenderun Limanı, yıllık 20 milyon ton elleçleme kapasitesiyle aynı anda 16 geminin yanaşabileceği altyapısıyla dikkat çekiyor. Limanın yüksek kapasiteli ileri teknoloji ürünü iş makineleri ve vinçleri sayesinde yüklerin hızlı ve güvenli bir şekilde elleçlenmesi sağlanıyor. 7 gün 24 saat, kesintisiz faaliyet gösteren Tosyalı İskenderun Limanı, Tosyalı Holding şirketlerinin yanı sıra birçok bölge firmasına da hizmet vererek, bölgesel ticaretin gelişimine destek olurken istihdama da önemli katkılar sağlıyor. 2. Organize Sanayi Bölgesi'nde konumlanan liman, Türkiye'nin güneydoğusundaki sanayi merkezlerine hızlı ve etkin erişim sağlıyor. Ayrıca Almanya, ABD, Hollanda ve İngiltere gibi birçok ülkeye ihracat gerçekleştirmekte olan liman, dış ticaretin önemli merkezlerinden birisi konumunda. Limanın karayolu ve deniz yolu ulaşımın yanı sıra demiryolu iltisak hattı projesi ile lojistik erişiminin de arttırılması planlanıyor. Türkiye'nin yanı sıra Cezayir'de önemli bir liman işletmesini başarıyla yöneten ve Erzin'de planladığı yeni liman yatırımıyla bu alandaki büyümesini sürdüren Tosyalı, uluslararası uzmanlığını endüstri bölgeleri ve liman işletmeciliğine de yansıtmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OMSAN Lojistik’ten Asya-Pasifik Çıkarması Haber

OMSAN Lojistik’ten Asya-Pasifik Çıkarması

Çin–Avrupa taşımalarında bu hattın önemine dikkat çeken OMSAN Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Arıburnu, “Doğru altyapı, güçlü entegrasyon ve stratejik iş birlikleriyle Türkiye, Orta Koridor’u dünyanın en rekabetçi ticaret hattına dönüştürebilir” dedi. OYAK 2030 vizyonu doğrultusunda çalışmalarına hız veren OMSAN Lojistik, Çin ve Asya-Pasifik bölgesinde üst düzey temaslarda bulundu. OMSAN Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Arıburnu liderliğinde Çin’e giden OMSAN heyetinde Genel Müdür Ahmet Tansık’ın yanı sıra, şirketin yurt dışı projelerini ve büyüme stratejilerini planlayan üst düzey yöneticiler katıldı. Heyetin Çin temaslarının en kritik başlıklarından birini, OMSAN’ın stratejik demiryolu yatırımları oluşturdu. Türkiye’de demiryolu ile yük taşımacılığında yaklaşık yüzde 12 paya sahip olan OMSAN Lojistik, dünyanın en büyük lokomotif üreticilerinden CRRC (Çin Demiryolu Taşıtları Şirketi)’den satın aldığı 10 adet son teknoloji lokomotifi yerinde inceleme imkânı da buldu. Toplam 40 milyon dolar tutarındaki yatırımın, Türkiye’de demiryolu lojistiği alanında tek seferde gerçekleştirilen en büyük yatırımlardan biri olduğuna dikkat çeken Arıburnu, “Demiryolu yatırımlarımızı son teknoloji ürünlerle büyütüyor, aynı zamanda karbon ayak izimizi minimize etme yolunda önemli mesafe kat ediyoruz. Yeni lokomotiflerimiz hem çevreci hem de iki kat daha güçlü” dedi. Arıburnu ve heyeti Türkiye için fırsatlar sunan demiryolları özelinde Çin’in önemli kurumlarından CRCT China-Europe Railway’’in Genel Müdürü Xu Liyun ile toplantılar gerçekleştirdi bilgiler aldı. Demiryolunda Çin Gerçeği: Ölçek, Hız ve Teknoloji Çin’de gerçekleştirilen incelemelerde demiryolu alanındaki kapasite ve teknolojinin dikkate değer olduğuna işaret eden Arıburnu izlenimleriyle ilgili şunları söyledi; “Her şeyden önce Çinli muhataplarımızın bize gösterdiği yakın ilgi ve alakanın Türkiye’nin dünyada yükselen itibarının bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Gerçekten de dünyanın üretim üssü olan ülkede gördüğümüz yakınlık, bizi memnun etmenin ötesinde; hem iş yapma şevkimizi artırdı hem de cesaretlendirdi. Çin Demiryolu Taşıtları Şirketi CRRC Dalian Bölgesi bugüne kadar 14.000 lokomotif üretimi gerçekleştirmiş ve yıllık 800 lokomotif üretim kapasitesiyle bir dünya devi. Çin’de kullanılan lokomotiflerin yaklaşık %40’ını tek başına üretiyor. CRRC Shandong’un ise yıllık 10.000 vagon üretim kapasitesi ile 100 farklı tipte yük vagonu üretebiliyor. Üretimlerinin tamamı Avrupa standartlarında. Bu tablo bize gösteriyor ki, Demiryolu artık sadece bir taşıma modu değil, küresel ticaretin omurgası. Çin bu alanda yalnızca üretim gücüyle değil, hız, verimlilik ve teknolojiyle oyunun kurallarını yeniden yazıyor” Orta Koridor: Türkiye İçin Stratejik Kaldıraç Heyetin gündeminde öne çıkan başlıklardan biri de Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Orta Koridor oldu. Çin–Avrupa taşımalarında bu hattın mevcutta yaklaşık yüzde 1 seviyesinde paya sahip olduğu, ancak doğru yatırımlar ve entegrasyon ile hızlı büyüme potansiyeli taşıdığı değerlendirildi. Ayrıca yıllık 12 bin blok trenlik ek taşıma kapasitesine dikkat çekildi. Arıburnu, “Bu tablo bir zayıflık değil, dev bir fırsattır. Doğru altyapı, güçlü entegrasyon ve stratejik iş birlikleriyle Türkiye, Orta Koridor’u dünyanın en rekabetçi ticaret hattına dönüştürebilir” dedi. Türkiye: Köprü Ülke Değil, Küresel Lojistik Merkez Asya-Pasifik temaslarında Türkiye’nin rolünün özellikle öne çıktığını vurgulayan Arıburnu, demiryolu–liman entegrasyonunun belirleyici olacağını ifade etti. Çin–Türkiye–Avrupa blok tren taşımaları, Türkiye üzerinden Kuzey Afrika’ya uzanan multimodal hatlar ve yeni nesil liman yatırımları, Türkiye’nin küresel lojistik sistemde merkez ülke olma iddiasını güçlendiriyor. “Türkiye artık sadece transit bir ülke değil. Lojistiği yöneten, organize eden ve katma değer üreten bir merkez haline geliyor. Bu dönüşüm, OYAK 2030 vizyonunun sahadaki en somut karşılığıdır” diyen Arıburnu, OMSAN’ın bu yeni düzende aktif rol alacağını vurguladı. Yeni Dönem: Entegre, Dijital ve Küresel Lojistik OMSAN’ın Asya-Pasifik açılımının yalnızca bir coğrafi genişleme değil, aynı zamanda stratejik bir dönüşüm hamlesi olduğuna dikkat çeken Arıburnu, sözlerini şöyle tamamladı: “Lojistik artık sadece taşıma değil; veriyle yönetilen, teknolojiyle optimize edilen ve coğrafyalar arasında değer yaratan bir sistemdir. Biz OMSAN olarak bu sistemin bir parçası değil, merkezinde olmayı hedefliyoruz. Dünya değişiyor. Ticaretin rotası yeniden çiziliyor. Bu yeni haritada güçlü olanlar, sadece üretenler değil, akışı yönetenler olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mars Logistics, 2025’i Büyük Ölçekli Yatırımlar ve 633,9 Milyon Euro Ciro ile Kapattı Haber

Mars Logistics, 2025’i Büyük Ölçekli Yatırımlar ve 633,9 Milyon Euro Ciro ile Kapattı

Mars Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Garip Sahillioğlu, 2025 yılı performansına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “2025 yılı, Mars Logistics için yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, aynı zamanda geleceğe yaptığımız stratejik yatırımlarla öne çıkan bir yıl oldu. Operasyonel gücümüzü artırırken sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve insan odaklı dönüşüm alanlarında attığımız adımlarla sektörümüzde fark yaratmaya devam ettik. Bu yaklaşımımızla önümüzdeki dönemde de istikrarlı büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz.” Operasyonel Gücü Artıran Yatırımlar Mars Logistics, 2025 yılı boyunca gerçekleştirdiği yüksek hacimli araç ve ekipman yatırımlarıyla operasyonel kapasitesini önemli ölçüde artırdı. Şirket, filosuna kattığı 308 adet çekici ve 850 treyler ile hem yurtiçi hem de uluslararası taşımacılık operasyonlarında verimlilik ve esneklik sağladı. Bu yatırımlar, Mars Logistics’in büyüyen müşteri portföyü ve iş hacmine daha hızlı yanıt verebilmesini sağlarken, aynı zamanda uzun vadeli stratejik iş birliklerini de güçlendirdi. Sahillioğlu, konuya ilişkin olarak: “Filo yatırımlarımızı yalnızca kapasite artışı olarak değil, hizmet kalitemizi ve operasyonel esnekliğimizi ileriye taşıyan stratejik bir kaldıraç olarak görüyoruz. Güçlü iş ortaklıklarımızla birlikte müşterilerimize daha rekabetçi ve sürdürülebilir çözümler sunuyoruz.” dedi. Avrupa’da Büyüme Sürüyor Şirket, Avrupa’daki yapılanmasını güçlendirme hedefi doğrultusunda İspanya’daki varlığını genişleterek Tarragona’da yeni bir şube açtı. Bu yatırım, Mars Logistics’in Avrupa içi taşımacılık operasyonlarında koordinasyonu artırırken, bölgesel uzmanlık gerektiren taşımalara daha etkin çözümler sunmasını sağladı. Sahillioğlu, Avrupa yapılanmasına ilişkin olarak: “Avrupa, büyüme stratejimizin en önemli odak noktalarından biri. Yerinde yapılanma modelimiz sayesinde müşterilerimize daha hızlı, daha entegre ve daha katma değerli hizmetler sunuyoruz.” açıklamasında bulundu. Depo Yatırımları Devam Ediyor Türkiye genelinde gerçekleştirdiği depo yatırımlarıyla da dikkat çeken, Bursa’da İzinli Gönderici Yetkili depo ve Erzurum, Trabzon ve Van’da açtığı yeni lojistik merkezleri ile şirket, hem ihracat süreçlerini hızlandırdı hem de bölgesel dağıtım kabiliyetini güçlendirdi. Bu yatırımlar, Mars Logistics’in müşterilerine sunduğu uçtan uca lojistik çözümleri daha entegre ve verimli hale getirirken, aynı zamanda operasyonel hız ve esneklik avantajı sağladı. “Sürdürülebilirlik, sektörün geleceğini belirleyen temel bir gereklilik” Intermodal çözümlerini sürekli geliştiren ve genişleten Mars Logistics, haftalık yüksek frekanslı tren seferleriyle hem operasyonel verimlilik hem de düşük karbon ayak izi avantajı sağladı. “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, sektörün geleceğini belirleyen temel bir gereklilik” diyen Sahillioğlu, “Demiryolu ve intermodal yatırımlarımızla hem olumsuz çevresel etkilerimizi azaltıyor hem de müşterilerimize daha verimli ve güvenilir çözümler sunuyoruz” diyerek, yeşil lojistik çalışmalarından bahsetti. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını 2025 yılında daha da ileri taşıyan, enerji verimliliği, sıfır atık uygulamaları, yağmur suyu geri kazanımı ve dijitalleşme projeleriyle karbon ayak izini azaltan Mars Logistics, “Dünyaya Değer” yaklaşımıyla sektörde örnek uygulamalara imza attı. I-REC sertifikasyon kapsamını genişleterek yenilenebilir enerji kullanımını artıran ve karbon ayak izini azaltma yönündeki kararlılığını sürdüren Mars Logistics, her sene yayınlanan Türkiye’nin yeşil izlenebilirlik raporu Sürdürülebilir 500 Şirket (S-500) listesinde bu sene de yerini korudu. Çeşitlilik, Eşitlik, Kapsayıcılık Manifestosu Yayınlandı “Başarının temelinde güçlü bir kurum kültürü ve mutlu çalışanlar yer alıyor. Farklılıkların değer yarattığı bir çalışma ortamı oluşturarak sürdürülebilir başarının önünü açıyoruz” diyen Sahillioğlu, 2025 yılında yayımladığı Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Manifestosu ile insan odaklı kurumsal yaklaşımını daha da güçlendirdiklerini belirterek, kapsayıcı bir iş ortamı oluşturmayı stratejik öncelik olarak gördüklerini belirtti. İkinci Kez Hizmet İhracatı Şampiyonu Mars Logistics, hizmet ihracatındaki başarısını 2025 yılında da sürdürerek, Hizmet İhracatçıları Birliği’nin düzenlediği “Hizmet İhracatının Şampiyonları Ödülleri”nde Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri kategorisinde bu sene ikinci kez şampiyon oldu. Firmaların ülkeye kazandırdıkları döviz tutarına göre belirlenen sıralamadaki başarı, Mars Logistics’in global pazarlardaki güçlü konumunu pekiştirdi. Yatırımlar Devam Edecek 2026 yılına 70 milyon Euro’yu aşan yatırım programı ile girdiklerini söyleyen Sahillioğlu, yeni tren hatları, artan filo kapasitesi ve genişleyen depo ağı ile entegre lojistik çözümlerini daha da ileri taşımayı planladıklarını belirtti ve sözlerini şu şekilde tamamladı: “Mars Logistics olarak hedefimiz; teknolojiyi, sürdürülebilirliği ve insan odaklı yaklaşımı merkeze alarak lojistik sektörünün geleceğini şekillendiren global bir oyuncu olmaktır. Bugüne kadar elde ettiğimiz başarıyı daha ileriye taşımaya kararlıyız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trenitalia’dan Dev Yatırım: 2031’e Kadar 74 Yeni Frecciarossa Hızlı Tren Geliyor Haber

Trenitalia’dan Dev Yatırım: 2031’e Kadar 74 Yeni Frecciarossa Hızlı Tren Geliyor

İtalya’nın ulusal demiryolu operatörü Trenitalia (FS Group), yüksek hızlı tren filosunu yenileme planı kapsamında Hitachi Rail ile 9 yeni nesil Frecciarossa trenin üretimi için yeni bir anlaşma imzaladı. Yaklaşık 260 milyon euro değerindeki sözleşme, 2023 yılında imzalanan 36 trenlik anlaşma ve opsiyon kapsamında eklenen 10 trenlik siparişin devamı niteliğini taşıyor. Böylece Trenitalia, Frecciarossa filosunu büyütme ve modernize etme hedefinde önemli bir adım daha attı. Şirketin stratejik planı doğrultusunda yürütülen yatırım programı kapsamında, 2029 yılı itibarıyla 57 yeni trenin hizmette olması planlanırken, bu sayının 2031 yılına kadar 74’e çıkarılması hedefleniyor. Yeni nesil Frecciarossa trenleri, Hitachi Rail’in Napoli ve Pistoia’daki tesislerinde üretilecek. Trenler yalnızca İtalya’da değil, aynı zamanda yedi farklı Avrupa demiryolu ağında çalışabilecek şekilde tasarlanıyor. Saatte 300 kilometre hıza ulaşabilen trenlerin maksimum sertifikalı hızı ise 360 kilometre olarak belirtiliyor. Gelişmiş çekiş sistemleri sayesinde enerji verimliliği artırılırken, yolcular için daha konforlu ve güvenilir bir seyahat deneyimi sunulması hedefleniyor. Çevresel sürdürülebilirlik açısından da dikkat çeken trenler, yüzde 97,1 geri dönüştürülebilirlik oranına ve yüzde 98,2 malzeme geri kazanım kapasitesine sahip. Yeni elektrik motorları sayesinde çevre dostu bir performans sunuluyor. İç tasarımda ise İtalyan tasarım markası Giugiaro Design imzası bulunuyor. Trenlerde hem modern hem de estetik bir yolculuk deneyimi sunulurken, engelli yolcular için erişilebilir alanlar da yer alıyor. Yeni trenlerde ayrıca Hitachi Rail’in HMAX for Rail dijital sistemi kullanılacak. Bu sistem, gerçek zamanlı veri analizi ile trafik yönetimi, bakım süreçleri ve enerji tüketiminin optimize edilmesini sağlayacak. Trenitalia CEO’su Gianpiero Strisciuglio, yapılan yatırımın Avrupa’da yüksek hızlı tren taşımacılığında Frecciarossa’nın lider konumunu güçlendireceğini belirtti. Strisciuglio, daha verimli ve sürdürülebilir trenlerle yolcu beklentilerini karşılamaya devam edeceklerini ifade etti. Hitachi Rail yetkilileri ise bu anlaşmanın iki şirket arasındaki uzun soluklu iş birliğini daha da güçlendirdiğini ve yeni trenlerin Avrupa’da entegre bir yüksek hızlı demiryolu ağının geleceğine katkı sağlayacağını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Türkiye Deniz, Kara ve Demiryolu Avantajı ile  Riskleri Fırsata Çevirebilir Haber

 Türkiye Deniz, Kara ve Demiryolu Avantajı ile  Riskleri Fırsata Çevirebilir

Dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nın kapatılması sonrası Türkiye’nin risk ve fırsatlarını değerlendiren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Bu kriz ortamı Türkiye’nin deniz, kara ve demiryolunu bir arada kullanabilen çoklu koridor avantajını güçlendirmesini sağlayacaktır. Lojistik sektöründe dayanıklılık odaklı yeni servis modelleri, artırılmış görünürlük, garanti edilen teslim süreleri ve esnek depolama çözümleri daha fazla talep görüyor. Ayrıca risk yönetimi olgunluğu yüksek firmalar, belirsizlik dönemlerinde daha hızlı adapte olarak rekabette belirgin biçimde öne çıkıyor” dedi. İran’ın ABD-İsrail saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'nı kapattığını duyurması, ciddi bir krizi de beraberinde getirdi. Ülkelerin bundan sonraki stratejileri dikkatle takip ediliyor. Uzmanlar ise Türkiye’nin söz konusu riskleri avantaja dönüştürebileceğinin altını çiziyor. Küresel tüketimin yüzde 20’sini kapsıyor Hürmüz, küresel enerji ticaretinin en kritik “dar boğazlarından” biri olarak görülüyor. Günlük petrol ve petrol ürünü akışının 20 milyon varilin üzerinde olduğu; bunun da küresel tüketimde yaklaşık %20 düzeyine karşılık geldiği belirtiliyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; Türkiye açısından bu kriz, enerji fiyatı, tedarik süresi ve sigorta maliyetleri üzerinden tüm lojistik ekosistemini etkileyen bir risk setini de beraberinde getiriyor. “Kalıcı kırılma ihtimali var; ancak bu kırılma Hürmüz’ün önemini kaybetmesi şeklinde değil, şirketlerin tek koridor bağımlılığını azaltması şeklinde gerçekleşecektir” diyen Murat Çiftçi, Hürmüz krizi ile birlikte rota çeşitlendirme, stok stratejileri ve sözleşmesel esnekliğin kalıcı hale gelebileceği gibi sonuçların ortaya çıkacağını belirtti. Rotalarda yeniden yapılanma gündeme gelecek Murat Çiftçi; “ABD–İran geriliminin tırmanması halinde Türkiye’nin dış ticaret rotalarında orta vadede belirgin bir yeniden yapılanma göreceğimizi düşünüyorum. Çoklu rota stratejileri öne çıkacak; şirketler tek bir hatta bağımlı kalmak yerine deniz, demiryolu ve karayolunu birlikte kullanan portföy yaklaşımına yönelecek. Bazı denizyolu hatlarında gemilerin Süveyş yerine Ümit Burnu’na dönmesi gibi rota sapmaları transit sürelerini uzatacağı için tedarik ve üretim planları yeniden kurgulanmak zorunda kalacak. Ayrıca sözleşme ve teslim şekillerinde, özellikle Incoterms tarafında, gecikme riskinin, ek navlun ve sigorta maliyetlerinin hangi tarafa yazılacağı daha kritik bir müzakere başlığı hâline gelecek. Bu tablo kısa vadede riskleri artırsa da Türkiye’nin lojistik üs olma hedefi açısından aynı zamanda bir fırsat penceresi yaratıyor. Türkiye’nin Karadeniz, Akdeniz ve güçlü kara bağlantıları sayesinde sahip olduğu çoklu erişim avantajı bu tür kriz dönemlerinde daha görünür hâle geliyor. Lojistik üs olmanın yalnızca coğrafi konumla değil, dayanıklılık, alternatif yaratma kapasitesi ve hizmet kalitesiyle mümkün olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor; dolayısıyla odak hacimden çok risk yönetimi kabiliyetine kayıyor” şeklinde konuştu. Ürün bazında rota tasarlanması gerekiyor Hürmüz’ün geçişe kapanmasıyla birlikte Türkiye’ye gelen petrol, petrokimya ve enerji ürünlerinde tedarik sürelerinin uzamasının kaçınılmaz olduğunu dile getiren Murat Çiftçi, “Savaş riski sigortalarında kapsam daralması ile güvenlik koşullarının ağırlaşması, sefer kararlarını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle özellikle “tam zamanında” çalışan sektörlerde gecikmeler çok daha görünür oluyor. Deniz taşımacılığındaki gecikme ve rota değişikliklerinin Türkiye’deki üreticilere yansıması ise şu şekilde olacak: Hammadde ve ara malı tedariğindeki gecikmeler üretim planlarını kaydıracak, belirsizlik nedeniyle daha stok maliyetleri yükselecek ve navlun, sigorta ile finansman maliyetlerindeki artış doğrudan ürün fiyatlarına yansıyacak. Alternatif rotalara baktığımızda Kızıldeniz–Süveyş hattı güvenlik normalleştiğinde hâlâ en verimli koridorlardan biri olsa da risk dalgalanması yüksek. Ümit Burnu’na sapma daha uzun transit süreleri ve daha yüksek yakıt ile operasyon maliyetleri anlamına geliyor ancak güvenlik nedeniyle tercih edilebiliyor. Doğu Akdeniz odaklı planlar Türkiye açısından özellikle konteyner, aktarma ve kısa deniz taşımacılığı tarafında uygulanabilir; Kuzey Koridoru ise bazı ürün gruplarında demiryolu alternatifi sunuyor fakat kapasite, maliyet ve operasyonel uyum her yük için aynı değil. Özetle alternatifler mevcut, ancak her yük için aynı derecede uygun değiller; şirketlerin ürün bazında rota tasarlaması gerekiyor” dedi. Daha pahalı ama güvenli ve öngörülebilir çözümler öne çıkacak Murat Çiftçi, Hürmüz krizinin navlun fiyatları ve sigorta primlerine etkisine yönelik de şunları söyledi: “Lojistik şirketleri bu tür jeopolitik belirsizliklerde operasyonel planlamalarını hızla revize ediyor; rota ve taşıyıcı portföylerini genişleterek tek hat ya da tek taşıyıcıya bağımlılığı azaltıyor, transit sürelerin uzayacağı varsayımıyla satış ve operasyon planlarını güncelliyor, liman ve terminal bazlı alternatif aktarma, geçici depolama ve gümrük çözümlerini içeren B planlarını devreye alıyor ve sözleşmelere force majeure, ek maliyet ve gecikme hükümlerini daha net şekilde ekliyor. Hürmüz krizinin navlun fiyatları ve sigorta primlerine etkisi ise hızlı ve çift yönlü oluyor; savaş riski ek ücretleri ve “conflict surcharge” gibi kalemler devreye girerken bazı bölgelerde savaş riski teminatlarının daraltılması ya da iptali gündeme geliyor ve bu durum hem fiyatı hem de sigorta bulunabilirliğini etkiliyor. Türkiye’deki firmalar özellikle enerji ve petrokimya, otomotiv yan sanayi ve hızlı dönen tüketim ürünleri gibi zaman ve maliyet hassas sektörlerde bu baskıyı daha yoğun hissediyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma da lojistik maliyetlerine gecikmeli ama güçlü bir şekilde yansıyor; yakıt ve bunker maliyetleri artıyor, karayolu taşımacılığında fiyat baskısı oluşuyor ve son dönemde petrolün sert hareket ettiği, hatta 100 dolar senaryolarının konuşulduğu bir ortamda maliyet planlaması daha da zorlaşıyor. Bu kriz ortamı lojistik şirketlerinin kârlılık projeksiyonlarını iki yönlü etkiliyor: Yakıt, navlun, sigorta ve finansman maliyetlerindeki artış marjları sıkıştırırken, bazı müşterilerin daha pahalı ama daha güvenli ve öngörülebilir çözümlere yönelmesi doğru fiyatlama ve güçlü risk yönetimi yapan oyuncular için ayrışma fırsatı yaratıyor.” Lojistik altyapı yatırımlarının yönü de değişecek Hürmüz krizinden enerji, kimya, otomotiv ve gıda sektörlernin farklı derecelerde etkilendiğine dikkat çeken Murat Çiftçi, “Enerji ve petrokimya tarafı fiyat ve tedarik süresi hassasiyeti en yüksek grup olduğu için dalgalanmaları ilk hisseden oluyor, kimya sektörü ara malı bağımlılığı nedeniyle yaşanan her gecikmeyi zincirleme biçimde üretime yansıtıyor, otomotiv sektörü “just‑in‑time” yapısı nedeniyle gecikmeye en düşük toleransa sahip alanlardan biri olarak öne çıkıyor ve gıda tarafında ise soğuk zincir gereklilikleri ile raf ömrü kısıtları nedeniyle gecikme riski çok daha kritik bir hâl alıyor. Türkiye’de etki özellikle enerji ve petrokimya girişlerinin yoğunlaştığı rafineri ve terminal bağlantılı liman hatlarında, konteyner trafiğinin yüksek olduğu ana hub’larda ve Ro‑Ro ile otomotiv tedarik zincirine bağlı hatlarda daha görünür hâle geliyor; burada belirleyici olan her sektörün hangi liman–terminal kombinasyonunu kullandığı. Bu kriz aynı zamanda lojistik altyapı yatırımlarının yönünü de değiştiriyor; çok modlu taşımacılık çözümleri, demiryolu bağlantıları, iç lojistik merkezleri, limanlarda verimlilik ve kapasite artışı, depolama ve dağıtım ağlarında esneklik ile dijital görünürlük ve erken uyarı sistemleri yatırım önceliği hâline geliyor” dedi. Sigorta programları risk arttığında anlık güncellenmeli Murat Çiftçi, bundan sonraki süreçte yapılması gerekenleri ise şu şekilde sıraladı: “Dayanıklılığı artırmak için devlet tarafında kritik ürünlerde tedarik çeşitlendirmesini destekleyen çerçeveler, lojistik koridorlarında altyapı ve gümrük süreçlerinin hızlandırılması ve kriz dönemlerinde etkin bilgi koordinasyonu öne çıkarken; özel sektör tarafında ise tedarik ve rota portföyü stratejisi, stok–finansman–sözleşme senaryolarının güçlendirilmesi ve sigorta programlarının risk arttığında anlık olarak güncellenmesi gerekiyor. Önümüzdeki 6–12 ayda enerji fiyatlarındaki oynaklığın navlun maliyetlerine yansıması, savaş riski teminat koşullarının sıkılaşması ve prim artışları ile rota sapmalarının transit süreleri uzatarak tedarik planlarını bozması en kritik riskler olarak dururken; Türkiye’nin deniz–kara–demiryolu kombinasyonuyla çoklu koridor avantajını güçlendirmesi, lojistikte dayanıklılık odaklı yeni servis modellerinin öne çıkması ve risk yönetimi olgunluğu yüksek firmaların rekabette ayrışması önemli fırsatlar yaratıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.