Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Denetim

Kapsül Haber Ajansı - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Su Ürünlerinde Üretim ve İhracatta Gücünü Artırıyor Haber

Türkiye Su Ürünlerinde Üretim ve İhracatta Gücünü Artırıyor

Cumhuriyet tarihinin en yüksek üretim seviyesine ulaşan sektör, yaklaşık 100 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla Türkiye ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sağlarken, yetiştiricilikte Avrupa Birliği ülkeleri arasında lider konumunu sürdürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, toplam su ürünleri üretiminin 1 milyon 37 bin tona ulaşarak rekor kırdığını belirterek, Avrupa Birliği ülkelerinin yüksek kalite standartları sayesinde Türk balığını tercih ettiğini söyledi. Tarım ve gıda sektörünün yükselen yıldızlarından biri haline gelen su ürünleri sektörü, üretim kapasitesi ve ihracat performansıyla dikkat çekiyor. Üç tarafı denizlerle çevrili olmanın avantajını üretim, yetiştiricilik ve ihracat gücüne dönüştüren Türkiye, artık yalnızca balık avlayan değil, balık üreten, işleyen ve dünya pazarlarına ihraç eden ülkeler arasında öne çıkıyor. Türkiye, son yıllarda yetiştiricilik alanında elde ettiği başarı sayesinde Avrupa'nın lider üreticileri arasına girerken, yıllık 2,3 milyar doları aşan ihracat geliriyle dış ticarette de önemli bir başarı hikayesi yazıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, Türkiye’nin su ürünleri üretiminde Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını belirterek, toplam üretimin 1 milyon 37 bin tona ulaştığını açıkladı. Av sezonunun son yılların en bereketli dönemlerinden biri olarak tamamlandığını ifade eden Türkyılmaz, avcılıktan elde edilen üretimin bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15 arttığını söyledi. Yetiştiricilikte Avrupa Lideri Su ürünleri yetiştiriciliğinde Türkiye’nin güçlü bir konuma ulaştığını vurgulayan Türkyılmaz, Türkiye’nin dünya sıralamasında 15’inci, Avrupa Birliği ülkeleri arasında ise birinci sırada yer aldığını belirtti. Çipura ve levrek üretiminde Avrupa lideri olduklarını ifade eden Türkyılmaz, alabalık üretiminde de Türkiye’nin dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu kaydetti. Sektörün ekonomik katkısına da dikkat çeken Türkyılmaz, 2025 yılında su ürünleri ihracatından yaklaşık 2,3 milyar dolar döviz girdisi sağlandığını söyledi. Türkiye’nin yaklaşık 100 ülkeye su ürünleri ihraç ettiğini belirten Türkyılmaz, Rusya ve Avrupa Birliği ülkelerinin en önemli pazarlar arasında yer aldığını dile getirdi. "Avrupa Birliği Türk Balığını Tercih Ediyor" Avrupa Birliği ülkelerine su ürünleri ihracatının yüksek standartlar gerektirdiğini ifade eden Türkyılmaz, Türkiye’nin üretimden tüketime kadar tüm süreçlerde güçlü denetim mekanizmalarına sahip olduğunu belirterek, "Avrupa Birliği ülkeleri Türk balığını tercih ediyor. Çünkü sağlıklı, güvenilir ve izlenebilir ürünler sunuyoruz. Deniz suyu kalitesinden yem içeriğine, üretim tesislerinden işleme süreçlerine kadar her aşama kontrol altında tutuluyor. Bu denetimler yalnızca ihracata giden ürünler için değil, iç piyasaya sunulan tüm su ürünleri için uygulanıyor. Vatandaşlarımız Türk balığını gönül rahatlığıyla tüketebilir." dedi. Türk Somonu Dünya Pazarında Markalaşıyor Türk somonunun son yıllarda dünya pazarlarında önemli bir marka haline geldiğini belirten Türkyılmaz, Türk somonunun Türkiye’nin ihracat gücünü artıran stratejik ürünlerden biri olduğunu söyledi. Çipura, levrek ve alabalığın da Türkiye’nin güçlü olduğu ürün grupları arasında yer aldığını ifade eden Türkyılmaz, önümüzdeki dönemde “Türk Havyarı” markasını da dünya pazarına kazandırmayı hedeflediklerini açıkladı. Türkyılmaz, 2027 yılından itibaren Türkiye’de siyah havyar üretiminin ticari ölçekte gerçekleştirileceğini belirterek, bu alanda önemli bir ihracat potansiyeli bulunduğunu vurguladı. Kişi Başı Tüketimin Artırılması Hedefleniyor Türkiye’de kişi başı yıllık balık tüketiminin yaklaşık 8 kilogram seviyesinde olduğunu hatırlatan Türkyılmaz, bu rakamın dünya ortalamasının altında kaldığını belirtti. Balığın özellikle çocuk gelişimi, sağlıklı beslenme ve hayvansal protein ihtiyacının karşılanması açısından büyük önem taşıdığını söyleyen Türkyılmaz, balık tüketiminin artırılması için okullardan sosyal medya kampanyalarına kadar birçok alanda farkındalık çalışmaları yürüttüklerini ifade etti. Su ürünleri sektörünün üretim, ihracat, istihdam, kırsal kalkınma ve sağlıklı beslenme açısından stratejik bir alan olduğunu belirten Türkyılmaz, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelle küresel pazarlardaki payını daha da artırmayı hedeflediğini kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takviye Edici Gıdada Güven Artışı Dikkat Çekiyor Haber

Takviye Edici Gıdada Güven Artışı Dikkat Çekiyor

Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği’nin (GTBD) XSights iş birliğiyle yürüttüğü araştırmaya göre, son üç ayda en az bir takviye edici gıda kullandığını belirtenlerin oranı yüzde 49,2’den yüzde 74,8’e yükseldi. Aynı dönemde kategoriye duyulan genel güven yüzde 60’tan yüzde 77’ye çıkarken, “yeterli denetim yapılıyor” algısı da yüzde 23’ten yüzde 52’ye ulaştı. Araştırma sonuçları, takviye edici gıda kategorisinin daha geniş bir tüketici kitlesine ulaşırken güven ve denetim algısı bakımından da güç kazandığını ortaya koydu. TÜKETİCİLER ARTIK ÇOK BİLİNÇLİ, ÜRÜN İÇERİKLERİNİ DETAYLI İNCELİYORLAR Araştırmada ortaya çıkan tablo, takviye edici gıdaların yalnızca büyüyen bir kategori olmadığını; tüketici nezdinde daha görünür, daha güvenilir ve daha kurumsal bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor. Kullanımın artması, güvenin yükselmesi ve denetim algısının güçlenmesi; sektörün istikrarlı, bilimsel ve öngörülebilir bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. GTBD raporuna göre bu değişimde, son yıllarda güçlenen denetim mekanizmaları ile kurumlar arası görev paylaşımına dayalı mevcut yapı belirleyici rol oynuyor. Türkiye’de takviye edici gıdalar; ürün onayı, üretim, ithalat, ihracat ve piyasa denetimleri açısından Tarım ve Orman Bakanlığı’nın; sağlık beyanları açısından Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK); reklam ve tanıtım denetimleri açısından ise Ticaret Bakanlığı’nın görev alanında yer alıyor. Bu görev paylaşımına dayalı yapı, hem gıda güvenliğini hem de tüketici sağlığını birlikte gözeten tamamlayıcı bir denetim modeli oluşturuyor. TÜKETİCİ GÜVENİNDEKİ ARTIŞ, MEVCUT YAPININ SAHADA KARŞILIK BULDUĞUNU GÖSTERİYOR Tüketici güvenindeki artışın, sektörün son yıllarda kurduğu yapının sahada karşılık bulduğunu gösterdiğini belirten GTBD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Samet Serttaş, “Bugün takviye edici gıdalar çok daha geniş bir tüketici kitlesinin düzenli olarak kullandığı bir kategoriye dönüştü. Daha da önemlisi, güven düzeyindeki artış ve denetim algısındaki yükseliş, mevcut sistemin tüketici nezdinde karşılık bulduğunu gösteriyor. Kullanım oranındaki artış, kategorinin daha görünür hale geldiğine işaret ederken; güven düzeyindeki yükseliş de tüketicinin ürün içeriği, denetim ve satın alma kanalları konusunda daha bilinçli hareket ettiğini ortaya koyuyor. Tüketici güvenindeki artışı yalnızca bir pazar göstergesi olarak değil, aynı zamanda bu yapının işlediğine dair önemli bir çıktı olarak görmek gerekiyor” dedi. GÜVENİ BÜYÜTEN BU İSTİKRARLI ZEMİNİ KORUMAK ÖNEMLİ Mevzuat tarafındaki güncel tartışmaları değerlendiren Serttaş, sektörün asıl ihtiyacının yeni bir yapı tartışması değil, tüketici güvenini destekleyen istikrarlı zeminin korunması olduğunu vurguladı. Serttaş: “Bugün tüketici güveninde gördüğümüz yükselişin arkasında, kuralların net olduğu ve denetim mekanizmalarının işlediği bir sistem var. Tüketici güveninin yükseldiği, kullanımın yaygınlaştığı ve denetim algısının güçlendiği bir tabloda, öncelik yeni bir belirsizlik alanı yaratmak değil; güveni büyüten bu istikrarlı zemini korumak olmalı” dedi. Önümüzdeki dönemde sektörün odağında tüketici güvenini destekleyen uygulamaların daha da güçlendirilmesi yer alacağını belirten Dr. Samet Serttaş, “Ürün takip sistemleri, yerli hammadde yatırımları, şeffaf etiketleme yaklaşımı ve bilimsel temelli denetim altyapısı, sektörün gelecek dönem ajandasında öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Takviye edici gıda sektöründe bugün geldiğimiz noktayı yalnızca pazar büyüklüğüyle değil, tüketicinin güveniyle okumak gerekiyor. Kullanımın artması, güvenin yükselmesi ve denetim algısının güçlenmesi; sektörün istikrarlı, bilimsel ve öngörülebilir bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. Bundan sonraki en önemli sorumluluğumuz da bu zemini korumak ve daha da güçlendirmek” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir’den Sahil Şeridine 7/24 Elektronik Denetleme Sistemi Haber

Mersin Büyükşehir’den Sahil Şeridine 7/24 Elektronik Denetleme Sistemi

Mersin Büyükşehir Belediyesi, sahil bandında yayaların ve bisiklet kullanıcılarının güvenliğini artırmak amacıyla hayata geçirdiği Elektronik Denetleme Sistemi (EDS) ile yürüyüş ve bisiklet yollarındaki motorlu araç geçişlerini engelliyor. Kentte güvenli ulaşım ve kamusal alan kullanımını destekleyen uygulama sayesinde, sahil şeridinde motorlu araç kaynaklı risklerin önüne geçilmesi hedefleniyor. Zabıta Dairesi Başkanlığı tarafından Babil Kavşağı’ndan Mersin Limanı’na kadar uzanan sahil bandında uygulamaya alınan sistem kapsamında, güzergah boyunca yerleştirilen kameralarla 7/24 izlenen alanın görüntüleri, Macit Özcan Spor Tesisleri’nde kurulan merkezden anlık olarak takip ediliyor. EDS ile şimdiye kadar yaklaşık 3 bin sürücüye cezai işlem uygulandı 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla aktif olarak kullanılmaya başlanan sistem sayesinde, yürüyüş ve bisiklet yollarına motorlu araçla giriş yapanlar anında tespit ediliyor. Elektronik Denetleme Sistemi’ne düşen görüntüler doğrultusunda, ihlal yaptığı belirlenen araç sürücülerine 3 bin 705 lira idari para cezası uygulanıyor. Cezayı bir ay içerisinde ödeyenler, yüzde 25 indirimden yararlanabiliyor. Büyükşehir Belediyesi’nin sahil şeridinde güvenliği artırmak amacıyla hayata geçirdiği uygulama kapsamında, bugüne kadar yaklaşık 3 bin sürücüye cezai işlem uygulandı. Aktürk: “Bu karar, yaya ve bisiklet yolunda motorlu araçların oluşturduğu tehlike nedeniyle alındı” Mersin Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı’na bağlı Denetleme Şube Müdürü Zülküf Aktürk, “Elektronik Denetleme Sistemi, 1 Ocak 2026 itibariyle kuruldu. Kapsama alanı ise Kültür Park’ın tamamı. Meclisimizde alınan kararla ilgili olarak; Emir ve Yasaklar Yönetmeliği ile ilgili madde gereği, motorlu araçların yaya ve bisiklet yollarına geçmemesi gerekiyor. Sahil yolunda çeşitli yerlere bu yasakla ilgili tabelalar astık ve duyurular yaptık” dedi. Kültür Park’ın ailelerin ve çocukların güvenle vakit geçirdiği önemli bir yaşam alanı olduğuna dikkat çeken Aktürk, yürüyüş ve bisiklet yollarında motorlu araçların oluşturduğu tehlike nedeniyle bu kararın alındığını ifade etti. Uygulamanın daha önce belediyenin internet sitesi ve basın aracılığıyla duyurulduğunu, ancak ihlallerin sürmesi nedeniyle yeniden bilgilendirme yapma gereği duyduklarını kaydeden Aktürk, “Belediyemizin Emir ve Yasaklar Yönetmeliği 25. Maddesi’ne göre, bu hususta tespit tutanağı tutularak yaklaşık 3 bin adet ceza yazıldı. Büyükşehir olarak ceza yazma taraftarı değiliz, ama vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği için bu caydırıcı tedbirleri almak zorundayız” dedi. Vatandaşlara kurallara uymaları konusunda da çağrıda bulunan Aktürk, “Zabıta Dairesi Başkanlığı olarak, gerek EDS gerekse de motorize ekiplerimizce denetimlerimiz devam edecek” ifadelerine yer verdi. Vatandaşlar EDS’den çok memnun Her gün sahile geldiğini belirten vatandaşlardan Ahmet Kılıçkap, “Yayaların geçtiği yerlerden ve bisiklet yolundan motorlar çok hızlı gidiyor ve tehlike oluşturuyor. Her geldiğimde otobanda gibi süratli geçiyorlar. Bu sistem caydırıcı ve çok güzel” dedi. Büyükşehir’in çalışmalarını beğeniyle takip ettiğini ifade eden Kılıçkap, “72 yaşındayım ve böyle bir Belediye Başkanı görmedim. Köylere gidiyor yollarını yapıyor. Öğrencilere burs, ihtiyaç sahibine ucuz yemek, hastası olana yatacak yer veriyor. Bundan daha güzeli olmaz” diye konuştu. Sahilde sıklıkla bisiklete bindiğini söyleyen Gülşen Ünlü, Elektronik Denetleme Sistemi’nin çok faydalı olduğunu kaydederek, “Bisiklet sürerken beni rahatsız ediyorlar ve düşürecekler diye korkuyorum. Bisiklet yolunda motorlu araçlar geçmesin. Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederiz. Harika bir sistem oluşturmuş. Vatandaşların can güvenliğini sağlıyor” ifadelerini kullandı. Her gün akşam saatlerinde sahilde bisiklet sürdüğünü söyleyen vatandaşlardan Ali Öz, kameralarla denetleme sistemini çok yararlı bulduğunu belirterek, “Çok güzel bir sistem. Herkes ona göre temkinli gider. Herhangi bir olay ve kaza olmaz. Biraz önce buradan bir motorlu geçti. Onların da ceza yediğine şahit oldum. Burası onların yolu değil” diye konuştu. Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda seyyar satıcılık yapan Mehmet İşidoğru, “Bisiklet yolundan motorla geçen oluyordu. Uygulama hayata geçince azaldı. Büyükşehir’in Elektronik Denetleme Sistemi caydırıcı oldu. Ayrıca zabıtalar da sürekli denetim yapıyor ve bu yolu kullanan motorlu araç sahiplerine ceza yazıyor. Faydalı bir sistem” ifadelerine yer verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu Haber

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu

UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir.

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi Haber

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi

Türkiye’de sürdürülebilirlik verisi alanında bir ilk olma niteliği taşıyan analiz, UN Global Compact katılımcısı şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini Avrupa ve küresel verilerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güvenli Gıda İçin Esnaf ve Vatandaşlar Bilgilendirildi Haber

Güvenli Gıda İçin Esnaf ve Vatandaşlar Bilgilendirildi

Nilüfer Belediyesi, Bursa Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (BESOB) ve TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, toplum sağlığını korumak ve gıda işletmecilerini bilinçlendirmek amacıyla bir seminer düzenledi. Karaman Dernekler Yerleşkesi’ndeki “Gıda Güvenliği Eğitimi”nde, tarladan sofraya güvenilir gıdaya ulaşmanın yolları ve gıda kaynaklı riskler ele alındı. ESNAFIMIZ EN ÖNEMLİ PAYDAŞIMIZ Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, güvenilir gıdaya ulaşmanın öncelikli olduğunu belirterek, “Vatandaşımıza güvenilir gıdayı ulaştırmak için denetim ve desteklerimizi sürdürürken, gıda mühendislerimiz ve esnafımızla birlikte yol almak bizim için çok kıymetli" dedi. BİLİNCİ YAYGINLAŞTIRACAĞIZ BESOB Başkan Vekili Fahrettin Tüccaroğlu ise öğrenmenin yaşı olmadığını ifade etti. Tüccaroğlu, “Esnafımızın bu eğitimlere katılımını çoğaltmayı kendimize görev biliyoruz. Gelecek eğitimlerde daha büyük salonları doldurarak bu bilinci yaygınlaştıracağız” diye konuştu. GIDA KAYNAKLI HASTALIKLARLA MÜCADELE EDİLİYOR Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Serkan Durmuş, dünyada her yıl milyonlarca insanın gıda kaynaklı hastalıklarla mücadele ettiğini hatırlattı. Nilüfer Belediyesi ile yapılan protokol çerçevesinde işletmelerin saha analizlerini ve teknik değerlendirmelerini yaptıklarını belirten Durmuş, bu iş birliğinin halk sağlığı adına artarak devam etmesini diledi. MİLLİ GÜVENLİK SORUNU Seminerde sunum yapan Gıda Mühendisi Didem Salman ise gıda güvenliğinin sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele olduğunu dile getirdi. Salman, “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 1,5 milyon insan güvenli olmayan gıda nedeniyle hayatını kaybediyor. Gıda güvencesi dünya için bir tehlike ve milli güvenlik sorunudur” dedi. Konuşmaların ardından Nilüfer Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürü Emine Aksoy, Salman’a teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şanlıurfa'da Akılalmaz Olay! Kaçak Elektrikle Araç Şarj İstasyonu Tespit Edildi! Haber

Şanlıurfa'da Akılalmaz Olay! Kaçak Elektrikle Araç Şarj İstasyonu Tespit Edildi!

Eyyübiye ilçesinde bir buğday ambarının önünde ortaya çıkarılan olayda, kaçak elektrik hattının adeta şarj istasyonu gibi kullanıldığı belirlendi. Ekipleri şaşkınlığa düşüren kaçak düzenek iptal edilirken araç sahibi hakkında mevzuat kapsamında ceza tutanağı tanzim edildi. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, kaçak elektrikle mücadelesine kararlılıkla ediyor. Şirketin Şanlıurfa’da yürüttüğü rutin kontroller sırasında bu kez “pes” dedirten bir kaçak kullanım yöntemi ortaya çıkarıldı. Merkez Eyyübiye ilçesi Eyyüpkent Mahallesi’nde bulunan Zahireciler Borsası bölgesinde denetim yapan Dicle Elektrik ekipleri, bir buğday ambarının önünde park halindeki elektrikli otomobilin, direkten çekilen kaçak hatla şarj edildiğini belirledi. Kaçak hatla şarj noktası kuruldu Dicle Elektrik ekiplerinin sahada yaptığı incelemede, buğday ambarının üzerinden geçen ana elektrik hattından harici ve kaçak bir bağlantı çekildiği tespit edildi. Elektrikli araca ait şarj kablosunun, hiçbir güvenlik önlemi alınmadan bu hatta bağlandığını gören ekipler, kaçak kullanımın boyutu karşısında şaşkınlık yaşadı. Elektrikli araç için adeta kaçak şarj noktası gibi kullanılan düzenek, ekiplerin müdahalesiyle iptal edildi. Olayın tüm detayları tutanak altına alınırken, araç sahibi F.P. hakkında kaçak elektrik kullanımı nedeniyle mevzuat uyarınca ceza tutanağı düzenlendi. Can ve mal güvenliği hiçe sayıldı Şirketten yapılan açıklamada kaçak elektrikle elektrikli araç şarj edilmesinin yalnızca enerji kaybına yol açmadığı, aynı zamanda can ve mal güvenliği açısından da ciddi tehlikeler barındırdığı vurgulandı. Özellikle yüksek güç ihtiyacı bulunan elektrikli araçların standart dışı bağlantılarla şarj edilmesinin; yangın, elektrik çarpması ve şebeke arızası gibi ciddi risklere yol açabileceği, çevredeki vatandaşların can ve mal güvenliğini de tehlikeye atabileceği belirtildi. Tespit edilen düzeneğin, güvenlik kurallarını tamamen yok sayan tehlikeli bir uygulama olduğuna dikkat çekilirken Dicle Elektrik ekiplerinin bölgedeki kontrollerini aralıksız sürdürdüğü bildirildi. Viranşehir’de bir araç şarj sırasında yanmıştı Şanlıurfa’da ortaya çıkarılan kaçak şarj düzeneği, geçmişte yaşanan benzer bir olayı yeniden gündeme taşıdı. 2025 yılında Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde elektrikli bir araç şarj sırasında yanmış, olay sonrası yapılan kontrollerde söz konusu adreste kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilmişti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanovel’de Yeni CFO Gökdeniz Gür Oldu Haber

Sanovel’de Yeni CFO Gökdeniz Gür Oldu

Lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde tamamlayan Gökdeniz Gür, kariyer yolculuğuna 1995 yılında Garanti Bankası’nda adım attı. Ardından PwC bünyesinde denetim ve danışmanlık alanlarında çeşitli görevler üstlenerek stratejik finans ve dönüşüm projelerini başarıyla yönetti. Kariyeri boyunca TUI AG iştiraki Turcotel ve Akfen GYO’da CFO, Hidromek’te Finans Stratejisi Danışmanı ve Beyçelik Holding’de Stratejik Planlama Direktörü olarak üst düzey sorumluluklar üstlenen Gökdeniz Gür, son olarak 2019-2025 yılları arasında Florence Nightingale Hastaneleri’nde Kurumsal Verimlilik ve İç Denetimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Gür, bu süreçte finansal performans, süreç iyileştirme, raporlama sistemleri ve iç denetim alanlarında pek çok önemli projeye liderlik etti. Sanovel Hakkında Türk ilaç sektörünün lider şirketlerinden Sanovel, 1983 yılında Eczacı Erol Toksöz tarafından kurulmuştur. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan güçlü portföyü ve kilit terapötik alanlardaki ürün çeşitliliği ile Sanovel, yılda 200 milyon kutu üretim kapasitesine sahiptir. European cGMP (İyi Üretim Uygulamaları) sertifikası ve Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) onayına sahip Sanovel; güçlü Ar-Ge’si, patent/fikri haklar alanlarındaki yetkinlikleri ve başarılarıyla da ilaç sektörü ve tüm sektörler bazında öne çıkmaktadır. Ürünlerini 5 kıtada 50’yi aşkın ülkeye ulaştıran Sanovel, ihracatıyla uluslararası pazarlardaki gücünü her geçen gün artırmaktadır. Birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket olan Sanovel, Türk ilaç endüstrisine ve ülke ekonomisine katkı sağlamaya ve yaklaşık 2.000 çalışanı ile toplumların bir ömür sağlığı için var gücüyle çalışmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.