Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Denetim

Kapsül Haber Ajansı - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kozmetik Denetimlerinde 11,2 Milyon Liralık Ceza Haber

Kozmetik Denetimlerinde 11,2 Milyon Liralık Ceza

Şampuan, saç kremi, saç boyası ve kolonya gibi ürünleri kapsayan denetimlerde belirlenen uygunsuzluklar; ürün içeriği, üretici bilgileri ve güvenilir satış kanallarının önemini ortaya koydu. KOZMETİK ÜRÜNLERDE GÜVENİLİR SATIŞ KANALI UYARISI KÜAD’ı temsilen açıklamalarda bulunan Belgin Sile, tüketicilerin kozmetik ürün satın alırken ambalaj üzerindeki bilgilere dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Sile: “Kozmetik ürün satın alırken ambalaj üzerindeki ürün adı, kullanım amacı, içerik bilgisi, kullanım talimatı ve uyarıların incelenmesi önem taşıyor. Ürünün sorumlu kişi veya üretici bilgileri ile adresinin etikette yer alması; parti ya da seri numarası gibi izlenebilirlik bilgilerine ulaşılabilmesi gerekiyor. Açıldıktan sonra kullanım süresi veya son kullanma tarihi bulunan ürünlerde bu bilgilerin de kontrol edilmesi öneriliyor. Sahte, kaçak veya merdiven altı üretimle piyasaya sunulan ürünlerde ambalaj ve etiket bilgileri eksik, yanıltıcı ya da tutarsız olabiliyor. İzinsiz üretim koşulları ve kontrolsüz içerik, ürünün güvenliğine ilişkin değerlendirme yapmayı da güçleştiriyor. Ürünün fiyatının piyasa ortalamasının çok altında olması, satıcı bilgilerinin açıkça paylaşılmaması ya da ürünün güvenilir olmayan kanallardan sunulması temkinli yaklaşılması gereken işaretler arasında yer alıyor” dedi. KOZMETİK ÜRÜNLERDE GÜVENLİ KULLANIM UYARISI Ürünlerin güvenliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sile, “Bir kozmetik ürünün kullanımı sonrasında kızarıklık, kaşıntı, yanma veya şişlik gibi beklenmeyen bir durum ortaya çıkarsa ürünün kullanımına ara verilmesi ve sağlık profesyoneline danışılması gerekiyor. Ürünün ambalajını, parti numarasını ve satın alma bilgilerini saklamak, olası inceleme ve bildirim süreçlerinde yardımcı olabilir. Özellikle içeriği veya kaynağı belli olmayan ürünlerin kullanımı, ürünün güvenliğine ilişkin değerlendirme yapmayı güçleştirebilir. Denetlenen 95 kozmetik ürünün 57’sinde uygunsuzluk belirlenmesi, ürün güvenliğinin üretimden tüketiciye ulaşana kadar her aşamada gözetilmesi gerektiğini gösteriyor. Tüketicilerin kullandıkları ürünün içeriği, kullanım amacı ve üretici bilgileri hakkında doğru ve anlaşılır bilgiye ulaşabilmesi büyük önem taşıyor. Ürünlerin güvenilir kanallardan temin edilmesi, etiket bilgilerinin incelenmesi ve kaynağı belirsiz ürünlere karşı dikkatli olunması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Kozmetik sektöründe güvenlik, mevzuat ve yenilikçi ürün geliştirme başlıklarının ele alındığı Uluslararası Kozmetik Kongresi (UKK), KÜAD tarafından her yıl düzenleniyor. Bu yıl 10’uncusu 14–16 Aralık 2026 tarihlerinde Antalya Titanic Deluxe Belek’te gerçekleştirilecek kongrede; skinification yaklaşımı, aktif içerikler, çok işlevli formüller, kişiselleştirme, saç derisi ve vücut bakımına yönelik serumlar, mevzuat, sürdürülebilirlik ve inovasyon konuları sektör paydaşlarıyla değerlendirilecek. KÜAD Kongre Başkanı Serdar Mutaf, kongrenin önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Kozmetik ürün güvenliği, üretimin her aşamasında mevzuata uygunluk ve etkin denetim kadar tüketicinin güvenilir ürüne erişmesiyle de yakından ilişkili. Merdiven altı ve kaçak üretimle mücadelede doğru bilginin paylaşılması, izlenebilirliğin güçlendirilmesi ve tüketici farkındalığının artırılması büyük önem taşıyor. Her yıl sektörün farklı paydaşlarını bir araya getiren UKK’de güvenli üretimden yenilikçi formülasyonlara uzanan başlıkları birlikte ele alarak sektörün ortak bilgi birikimine katkı sunuyoruz.” KÜAD – KOZMETİK ÜRETİCİLERİ VE ARAŞTIRMACILARI DERNEĞİ HAKKINDA: KÜAD, Türkiye’de kozmetik alanında çalışan üreticileri, araştırmacıları ve sektör paydaşlarını bir araya getiriyor. Kozmetik ürünlerin güvenli, etkili ve mevzuata uygun biçimde geliştirilmesi için çalışmalar yürüten dernek, sektördeki bilimsel yaklaşımı ve Ar-Ge faaliyetlerini destekliyor. Teknik bilgilendirme çalışmaları, eğitim programları ve sektörel rehberler hazırlayan KÜAD, kamu kurumları ve ilgili paydaşlarla da ortak projeler yürütüyor. Kozmetik mevzuatına katkı veren dernek, tüketici bilincini artıran çalışmalarıyla güvenilir ürün kullanımını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SUDER’den “Sağlıklı Hidrasyon” Vurgusu Haber

SUDER’den “Sağlıklı Hidrasyon” Vurgusu

Kalebaşı; doğal mineralleri korunan, mevzuata uygun koşullarda üretilen ve ambalajlanan suların, gündelik hayatta en güvenilir hidrasyon seçeneği olduğunu vurguladı. Sağlıklı yaşam anlayışının gün geçtikçe hayatımızda daha fazla yerleşmesiyle; dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kaliteli uyku kadar, günlük sıvı tüketimini merkeze alan sağlıklı hidrasyon kavramı da sıkça gündeme gelmeye başladı. Bu küresel trend; yeterli su tüketimi ile beraber günlük su ihtiyacının, doğal minerallerini koruyan ve doğal yollarla elde edilen fonksiyonel içeceklerle karşılanmasını destekliyor. Güncel araştırmalar, suya günlük yaşamın her anında kolayca ulaşılabilmesinin, yeterli su tüketim alışkanlığı kazanılmasında önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çekiyor. “Güvenli içme suyuna kolay erişebilmek sağlıklı hidrasyonu destekliyor” Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) güncel içme suyu kalitesi yaklaşımı da su güvenliğini yalnızca tüketim anıyla sınırlamıyor, kaynaktan tüketiciye kadar uzanan süreçte risklerin yönetilmesini, sağlık temelli hedefleri ve gözetimi birlikte ele alıyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, güvenli içme suyunun sürekliliğinin sağlanmasında tüm tedarik zincirinin kritik rol oynadığına dikkat çekerek “Günlük yaşamın yoğunluğu içerisinde tüketicilerin ihtiyaç duydukları suya güvenilir ve hijyenik koşullarda, kolayca ulaşabilmesi büyük önem taşıyor. Ambalajlı sular, kaynağından tüketiciye ulaşana kadar üretim, dolum, ambalajlama, depolama ve denetim süreçlerinden geçerek günlük yaşamın farklı alanlarında kaliteli ve güvenilir bir hidrasyon seçeneği sunuyor” dedi. Farklı ambalaj seçenekleri her ortamda tüketimi pratikleştiriyor Gün içerisinde su tüketimi evde, iş yerinde, okulda, spor yaparken, seyahat ederken veya açık havada geçirilen zamanlarda farklı ihtiyaçlara göre şekilleniyor. Bu nedenle suyun günlük yaşamda kolayca ulaşılabilir olması önem taşıyor. Sağlıklı hidrasyon konusunda yayımlanan güncel araştırmalar, su tüketiminin artırılmasında sağlıklı suya erişim, doğru alışkanlıklar, toplumsal bilinçlenme, fiyat, kolaylık ve tüketim ortamı gibi faktörlerin de etkili olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle içme suyunun günlük yaşamda görünür, erişilebilir ve pratik bir seçenek olması, yeterli sıvı tüketiminin desteklenmesine doğrudan katkı sağlıyor. Ambalajlı sular da farklı ambalaj seçenekleri sayesinde evden iş yerine, seyahatten açık hava aktivitelerine kadar pek çok farklı kullanım alanında tüketicilerin erişimini sağlıklı suya erişimini kolaylaştırıyor. Ambalajlı sular çok sıkı denetim süreçleriyle tüketiciye ulaşıyor SUDER, sağlıklı hidrasyon yaklaşımının önemli unsurlarından biri olan kaliteli ve güvenilir suya ulaşabilmesi için çalışıyor. Türkiye’de ambalajlı suların şişelenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi ve piyasaya arzı Sağlık Bakanlığı’nın ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle gerçekleştiriliyor. Su türlerine göre farklı teknik ve kalite kriterleri uygulanırken, ambalajlı sular su kaynaklarından başlayarak, üretim tesislerine ve raflara kadar uzanan içildiği ana kadarki tüm süreçlerde Sağlık Bakanlığı’nın çok sıkı denetimlerine tabi tutuluyor. Mikrobiyolojik kontrolleri ve hijyen gerekliliklerini üretimin her aşamasında en üst düzeyde tutan ambalajlı su sektörü, kalite ve güvenliği gözeten uygulamalarla suyu en uygun koşullarda tüketiciye ulaştırılmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kozmetik Alışverişinde Etiket ve Üretici Bilgilerine Dikkat Haber

Kozmetik Alışverişinde Etiket ve Üretici Bilgilerine Dikkat

Bunlardan 7’sinin sağlık riski taşıdığı, 50’sinin ise teknik düzenlemelere uymadığı belirlenirken, uygunsuzluklar nedeniyle toplam 11 milyon 256 bin 681 lira idari para cezası uygulandı. KÜAD’ı temsilen açıklamalarda bulunan Belgin Sile, denetim sonuçlarının kozmetik ürün seçiminde bilinçli tüketimin önemini ortaya koyduğunu belirterek tüketicilere etiket ve üretici bilgilerini kontrol etmeleri, alışverişlerinde güvenilir satış kanallarını tercih etmeleri çağrısında bulundu. Şampuan, saç kremi, saç boyası ve kolonya gibi ürünleri kapsayan denetimlerde belirlenen uygunsuzluklar; ürün içeriği, üretici bilgileri ve güvenilir satış kanallarının önemini ortaya koydu. KOZMETİK ÜRÜNLERDE GÜVENİLİR SATIŞ KANALI UYARISI KÜAD’ı temsilen açıklamalarda bulunan Belgin Sile, tüketicilerin kozmetik ürün satın alırken ambalaj üzerindeki bilgilere dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Sile: “Kozmetik ürün satın alırken ambalaj üzerindeki ürün adı, kullanım amacı, içerik bilgisi, kullanım talimatı ve uyarıların incelenmesi önem taşıyor. Ürünün sorumlu kişi veya üretici bilgileri ile adresinin etikette yer alması; parti ya da seri numarası gibi izlenebilirlik bilgilerine ulaşılabilmesi gerekiyor. Açıldıktan sonra kullanım süresi veya son kullanma tarihi bulunan ürünlerde bu bilgilerin de kontrol edilmesi öneriliyor. Sahte, kaçak veya merdiven altı üretimle piyasaya sunulan ürünlerde ambalaj ve etiket bilgileri eksik, yanıltıcı ya da tutarsız olabiliyor. İzinsiz üretim koşulları ve kontrolsüz içerik, ürünün güvenliğine ilişkin değerlendirme yapmayı da güçleştiriyor. Ürünün fiyatının piyasa ortalamasının çok altında olması, satıcı bilgilerinin açıkça paylaşılmaması ya da ürünün güvenilir olmayan kanallardan sunulması temkinli yaklaşılması gereken işaretler arasında yer alıyor” dedi. KOZMETİK ÜRÜNLERDE GÜVENLİ KULLANIM UYARISI Ürünlerin güvenliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sile, “Bir kozmetik ürünün kullanımı sonrasında kızarıklık, kaşıntı, yanma veya şişlik gibi beklenmeyen bir durum ortaya çıkarsa ürünün kullanımına ara verilmesi ve sağlık profesyoneline danışılması gerekiyor. Ürünün ambalajını, parti numarasını ve satın alma bilgilerini saklamak, olası inceleme ve bildirim süreçlerinde yardımcı olabilir. Özellikle içeriği veya kaynağı belli olmayan ürünlerin kullanımı, ürünün güvenliğine ilişkin değerlendirme yapmayı güçleştirebilir. Denetlenen 95 kozmetik ürünün 57’sinde uygunsuzluk belirlenmesi, ürün güvenliğinin üretimden tüketiciye ulaşana kadar her aşamada gözetilmesi gerektiğini gösteriyor. Tüketicilerin kullandıkları ürünün içeriği, kullanım amacı ve üretici bilgileri hakkında doğru ve anlaşılır bilgiye ulaşabilmesi büyük önem taşıyor. Ürünlerin güvenilir kanallardan temin edilmesi, etiket bilgilerinin incelenmesi ve kaynağı belirsiz ürünlere karşı dikkatli olunması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Kozmetik sektöründe güvenlik, mevzuat ve yenilikçi ürün geliştirme başlıklarının ele alındığı Uluslararası Kozmetik Kongresi (UKK), KÜAD tarafından her yıl düzenleniyor. Bu yıl 10’uncusu 14–16 Aralık 2026 tarihlerinde Antalya Titanic Deluxe Belek’te gerçekleştirilecek kongrede; skinification yaklaşımı, aktif içerikler, çok işlevli formüller, kişiselleştirme, saç derisi ve vücut bakımına yönelik serumlar, mevzuat, sürdürülebilirlik ve inovasyon konuları sektör paydaşlarıyla değerlendirilecek. KÜAD Kongre Başkanı Serdar Mutaf, kongrenin önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Kozmetik ürün güvenliği, üretimin her aşamasında mevzuata uygunluk ve etkin denetim kadar tüketicinin güvenilir ürüne erişmesiyle de yakından ilişkili. Merdiven altı ve kaçak üretimle mücadelede doğru bilginin paylaşılması, izlenebilirliğin güçlendirilmesi ve tüketici farkındalığının artırılması büyük önem taşıyor. Her yıl sektörün farklı paydaşlarını bir araya getiren UKK’de güvenli üretimden yenilikçi formülasyonlara uzanan başlıkları birlikte ele alarak sektörün ortak bilgi birikimine katkı sunuyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Booking, Expedia ve Airbnb Gibi Platformlara Yeni Kurallar Haber

Booking, Expedia ve Airbnb Gibi Platformlara Yeni Kurallar

Genel Kurulda görüşülecek teklif, kabul edilerek yasalaşması hâlinde 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek. Düzenlemeyle yurt içinden yurt içine yapılan satışlarda komisyona yüzde 17 üst sınır getirilmesi öngörülüyor. Dijital platformlar üzerinden yapılan konaklama rezervasyonlarında, konaklama hizmetine ilişkin KDV ve stopajı beyan etme ile ödeme yükümlülüğü hizmeti sunan otelde olacak. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, “Tüketicinin hakkını koruyan, kayıtlı işletmeleri gözeten ve haksız rekabeti önlemeyi hedefleyen bir hukuki çerçeve oluşturuyoruz.” dedi. Yabancı dijital konaklama platformlarının Türkiye’deki faaliyetlerini düzenleyen kanun teklifi, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda kabul edildi. Teklifin bir sonraki aşamada TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi bekleniyor. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, düzenlemeyle uluslararası platformların hukuki ve mali sorumluluklarının açıkça belirlendiğini, tüketici haklarını koruyan ve kamu denetimini güçlendiren bir yapı oluşturulmasının hedeflendiğini söyledi. Düzenlemenin ayrıntılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alpaslan, “Yabancı platformların faaliyetlerini denetime bağlıyoruz. Türkiye’deki tüketicilere hizmet sunan uluslararası platformların faaliyet alanlarını ve sorumluluklarını belirlerken kurallara aykırılık hâlinde uygulanacak yaptırımları da düzenliyoruz.” diye konuştu. Turizmin Tanıtımına Katkı Sağlayacaklar Alpaslan, düzenlemenin mali yükümlülüklerine ilişkin şunları kaydetti: “Teklifin yasalaşmasıyla platformlar vergi yükümlülüklerini yerine getirecek, izin belgesi bedelini ödeyecek ve turizm payı verecek. Türkiye turizminden gelir elde eden bu kuruluşların ülkemizin tanıtımına da katkı sağlamasını kurala bağlıyoruz.” Teklifle, platformlardan turizm payı alınması amacıyla 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Hakkında Kanun’da da değişiklik yapılması öngörülüyor. Yurt içinden yurt içine yapılan satışlarda platformların alacağı komisyona yüzde 17 üst sınır getirilmesi planlanıyor. Teklifin yasalaşması hâlinde bu satışlarda komisyon, hizmetin vergiler hariç bedelinin yüzde 17’sini aşamayacak. Alpaslan, “Dijital platformlar üzerinden yapılan konaklama rezervasyonlarında, konaklama hizmetine ilişkin KDV ve stopajı beyan etme ve ödeme yükümlülüğü hizmeti sunan otelde olacak.” dedi. Faaliyet Sınırları Belirlendi Teklifte yabancı platformların doğrudan satış yapabileceği alanlar da belirlendi. Düzenlemeye göre platformlar doğrudan yalnızca turizm belgeli konaklama tesisleri, turizm amaçlı kiralama izinli konutlar ve uçak bileti satışları yapabilecek. Münhasıran seyahat acentalığı kapsamındaki diğer hizmetler, 1618 sayılı Kanun uyarınca yetkili seyahat acentaları üzerinden sunulacak. Araç kiralama işlemleri ise Ticaret Bakanlığından yetkili işletmeler aracılığıyla gerçekleştirilecek. Alpaslan, “Platformların hangi hizmeti, hangi şartlarla sunabileceğini teklifte açıkça belirledik. Münhasıran seyahat acentalığı kapsamındaki diğer hizmetlerin yetkili seyahat acentaları üzerinden sunulmasını zorunlu tutuyoruz. Bu alanlarda hizmet sunumunu Türkiye’de yetkilendirilmiş işletmelere bağlıyoruz.” dedi. İki Yıllık İzin Belgesi Alınacak Teklifle, yabancı dijital konaklama platformlarının faaliyet gösterebilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığından iki yıl süreli izin belgesi alması zorunlu hâle getiriliyor. Belge bedeli 5 milyon lira olarak belirleniyor. Bu tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılacak. İzin başvurularında dijital hizmet vergisi mükellefiyeti, vergi borcunun bulunmaması, Türkiye’de temsilci atanması, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) adresinin bildirilmesi ve belge bedelinin ödenmesi şartları aranacak. Temsilci ve elektronik tebligat zorunluluğuna dikkat çeken Alpaslan, “Platformların ülkemizdeki faaliyetleri için ulaşılabilir ve resmî tebligat yapılabilir bir muhatap bulunmasını zorunlu tutuyoruz. Türkiye’de tüketiciye hizmet sunmanın hukuki sorumluluklarını açıkça ortaya koyuyoruz.” ifadelerini kullandı. Türk Hukuku Uygulanacak Teklifte, platformların bu faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıklarda münhasıran Türk hukukunun uygulanması ve Türk mahkemelerinin yetkili olması öngörülüyor. Alpaslan, “Vatandaşlarımızın satın aldıkları hizmetle ilgili hak arama süreçlerinin hukuki zeminini açıkça belirliyoruz. Düzenlemeye göre bu faaliyetlerden doğan uyuşmazlıklarda Türk hukuku uygulanacak, Türk mahkemeleri yetkili olacak. Tüketicilerimiz açısından temel güvencelerden birini bu şekilde oluşturuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Kurallara Uymayanlara Yaptırım Teklifte yükümlülüklere aykırı faaliyetler için idari para cezaları ve erişimin engellenmesi yaptırımları öngörülüyor. Genel Kurulda kabul edilerek yasalaşması hâlinde 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek düzenleme kapsamında, hâlihazırda Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı dijital konaklama platformlarının yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde izin belgesi almak üzere Bakanlığa başvurması gerekecek. Başvuruda bulunmayan veya başvurusu reddedilen platformlar hakkında erişimin engellenmesi hükümleri uygulanacak. Kanunun uygulanmasına ilişkin alt mevzuat Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak. Alpaslan, düzenlemenin temel yaklaşımını şu sözlerle anlattı: “Türkiye’deki tüketiciye hizmet sunan bir platformun faaliyet alanı, muhatabı, mali sorumlulukları ve tabi olduğu denetim belli olmalı. Bu teklifle dijital turizm hizmetlerini izin, kayıt ve denetim esasına dayandırıyoruz. Tüketicilerimizin haklarını ve sektörümüzün kurallı işleyişini gözeten bir yapı oluşturuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orzax’ta Üst Düzey Atama Haber

Orzax’ta Üst Düzey Atama

Alyors Grup çatısı altında faaliyet gösteren Orzax, büyüme yolculuğunu güçlü kurumsal yapılar, etkin karar mekanizmaları ve uzun vadeli değer yaratma odağıyla desteklemeye devam ediyor. Bu kapsamda Serdar Pınar, Orzax Strateji ve Kurumsal Yönetim Direktörü olarak atandı. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan Pınar, kariyerine PwC’de başladı. PwC’nin İstanbul ve Londra ofislerinde farklı sektörlerde denetim ve finans alanlarında görev alan Pınar, ardından yaklaşık 10 yıl boyunca SOCAR Türkiye’de iç denetim fonksiyonunun yönetimini üstlendi. Son olarak Doğuş Teknoloji’de mali işler yönetimini üstlenerek finansal süreçlerin dijitalleşmesi, otomasyon ve veri odaklı karar mekanizmalarının geliştirilmesine yönelik dönüşüm çalışmalarına liderlik etti. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) unvanına sahip olan Pınar, yeni görevinde Orzax’ın stratejik önceliklerinin hayata geçirilmesi, kurumsal yönetişim yapısının geliştirilmesi, yatırımcı ilişkileri yaklaşımının güçlendirilmesi ve şirket genelindeki dönüşüm çalışmalarının desteklenmesinde görev alacak. Orzax, Pınar’ın farklı sektörler ve kurumsal yapılarda edindiği deneyimin; şirketin sürdürülebilir büyüme hedeflerine, yönetim kalitesinin geliştirilmesine ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımına önemli katkı sağlamasını hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding ve TSE Global’den   Gıda Güvenliği Alanında Stratejik İş Birliği Haber

Yıldız Holding ve TSE Global’den Gıda Güvenliği Alanında Stratejik İş Birliği

Yıldız Holding ile Türk Standardları Enstitüsü’nün (TSE) iştiraki TSE Global arasında gıda güvenliği ve helal üretim prensipleri alanında stratejik iş birliği protokolü imzalandı. Yıldız Holding’de gerçekleştirilen imza törenine TSE Global Yönetim Kurulu Başkanı ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, TSE Global Genel Müdürü ve UDK Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Alper Türedi, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda Güvenliği Kurulu Başkanı İbrahim Taşkın ile Yıldız Holding ve TSE Global yöneticileri katıldı. İş birliği kapsamında Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulu’nun gıda güvenliği alanındaki birikimi ile TSE Global’in uygunluk değerlendirme uzmanlığı bir araya getirilecek. TSE Global’in muayene, gözetim ve tedarikçi denetimleri ile belgelendirme hizmetleri başta olmak üzere uygunluk değerlendirme alanındaki yetkinliklerinden Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulu liderliğinde Türkiye’deki ve yurt dışındaki faaliyetlerinde yararlanılacak; çalışmalar ihtiyaçlar doğrultusunda tedarikçi ekosistemini de kapsayabilecek. Yıldız Holding, gıda güvenliğini kalite kontrol, mevzuata uyum, gıda savunması, tedarik zinciri bütünlüğü ve tüketici hassasiyetlerini birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımla yönetiyor; Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulu koordinasyonunda 11 ülkedeki 33 gıda ve gıda ile ilişkili üretim tesisinde süreçler ortak prensipler doğrultusunda yürütülüyor. Söz konusu iş birliğinin çerçevesinde, ilgili ulusal ve uluslararası standartlar ve mevzuat doğrultusunda denetim, belgelendirme, uygunluk değerlendirmenin önemli alt kırılımlarından biri olan ‘’teorik ve uygulamalı eğitimler’’ gibi ihtiyaç duyulması olası diğer teknik hizmetlerden yararlanılması hedefleniyor. TSE Global Yönetim Kurulu Başkanı ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan: “Güçlü bir sanayi ekosistemi, güçlü bir kalite altyapısıyla mümkündür.” TSE Global Yönetim Kurulu Başkanı ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, imza töreninde yaptığı konuşmasında şu açıklamalarda bulundu: “Günümüzde kalite, güvenilirlik ve uluslararası standartlara uyum, sanayimizin küresel rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer almaktadır. Özellikle doğrudan insan sağlığını ilgilendiren gıda sektöründe, üretimden tüketime uzanan tüm süreçlerin güvenilir ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetilmesi büyük önem taşımaktadır. Türk Standardları Enstitümüzün yüzde yüz iştiraki olan TSE Global ile Yıldız Holding arasında hayata geçirilen bu iş birliğini, ülkemizin ve bu konuda uzmanlıklarını sahip oldukları yetkinliklerle kanıtlamış kamu kuruluşlarımızın uygunluk değerlendirme alanındaki teknik birikimini özel sektörümüzün uluslararası deneyimiyle buluşturabiliyor olmamız açısından kıymetli buluyoruz. Söz konusu iş birliğinin gıda güvenliği alanındaki çalışmaların güçlendirilmesine, ülkemizin uygunluk değerlendirme kapasitesinin uluslararası ölçekte daha etkin değerlendirilmesine ve Türk sanayisinin küresel değer zincirlerindeki konumuna katkı sağlamasını temenni ediyoruz.” Dr. Hüseyin Alper Türedi:“Gıda güvenliğinde tedarikçi zincirinden hammadde ve üretim prosesleri boyunca devam eden ve üretim sonrası izlenebilirlik ile tüketiciye güvenli ürün sunulmasına uzanan bütüncül bir iş birliği hedefliyor, uygunluk değerlendirmenin üretim ve hizmetin ayrılmaz bir parçası olduğu stratejisi ile ilerliyoruz ” TSE Global Genel Müdürü ve UDK Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Alper Türedi yeni iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Gıda güvenliği ve helal üretim prensipleri, yalnızca nihai ürünün kontrol edilmesiyle sınırlı olmayan; hammaddeden üretime, tedarikçi değerlendirmelerinden uluslararası standartlara uyuma kadar tüm süreçlerin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını gerektiren hayati bir kontrol mekanizmasıdır. Yıldız Holding ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, Holdingin gıda güvenliği alanındaki deneyimini TSE Global'in denetim, belgelendirme ve diğer uygunluk değerlendirme uzmanlıklarıyla bir araya getirmektedir. Protokol kapsamında, Yıldız Holding’in farklı coğrafyalarda yerleşik üretim tesisleri başta olmak üzere tedarikçileri ve şubelerinde gerçekleştirilecek uygunluk değerlendirme faaliyetlerine yönelik denetimlerde, gıda güvenliği ve helal prensipleri doğrultusunda, ulusal ve uluslararası standartlar ile ilgili mevzuat esas alınarak çalışmalar yürütülmesi hedeflenmektedir. Uzun vadeli bir çerçeveye sahip bu iş birliğiyle, Yıldız Holding’in kalite, gıda güvenliği ve güvenilirlik süreçlerinin desteklenmesini; farklı coğrafyalardaki faaliyetlerinde ihtiyaç duyduğu teknik çözümlere uygunluk değerlendirme alanlarında katkı sunulmasını ve tedarik zinciri genelinde ortak kalite anlayışının güçlendirilmesini hedefliyoruz.” Mehmet Tütüncü: “Gıda güvenliğini uzun vadeli bir sorumluluk olarak görüyoruz” Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, gıda güvenliğinin Holding’in temel iş önceliklerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Gıda güvenliği, kuruluşumuzdan bu yana iş yapış biçimimizin temel unsurları arasında yer alıyor. Yıldız Holding olarak faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda gıda güvenliğini temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Ham maddeden üretime, tedarik zincirinden tüketiciye uzanan bütün süreçlerde bilimsel yaklaşımı, tüketici hassasiyetlerini, güçlü standartları ve sürekli gelişimi esas alıyor; gıda güvenliğini kalite kontrol, mevzuata uyum, gıda savunması ve tedarik zinciri bütünlüğünü kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bu yaklaşımı Gıda Güvenliği Kurulumuzun koordinasyonunda faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda ortak prensiplerle uyguluyoruz. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31 sürecinde Gıda Güvenliği ve Tarım alanındaki çalışmalara eş başkanlık ederken de gıda güvenliğinde kalıcı ilerlemenin uygulanabilir ve ölçeklenebilir çözümler geliştirmekten geçtiğine inanıyoruz. TSE Global ile imzaladığımız iş birliği protokolünü de bu yaklaşımın somut adımlarından biri olarak görüyoruz. TSE Global’in uygunluk değerlendirme alanındaki yetkinliğinin çalışmalarımıza katkı sağlayacağına inanıyor; bu iş birliğine emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve TSE Global ekibine teşekkür ediyorum.” İbrahim Taşkın: “Gıda güvenliği alanındaki birikimimizi TSE Global’in yetkinliğiyle buluşturuyoruz” Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda Güvenliği Kurulu Başkanı İbrahim Taşkın, iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Gıda güvenliğinin sürekliliğini sağlamanın önemli unsurlarından biri, güçlü standartların sahada sistematik biçimde uygulanması, izlenmesi ve bağımsız olarak doğrulanmasıdır. Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulumuzun koordinasyonunda 11 ülkedeki 33 tesisimizde süreçlerimizi ortak prensipler doğrultusunda yürütüyoruz. Bu yaklaşımı kendi üretim tesislerimizle sınırlı tutmuyor; tedarik zinciri boyunca güven ve izlenebilirliği gözetiyoruz. Gıda güvenliği ve gıda savunmasının yanı sıra helal, koşer ve farklı tüketici hassasiyetlerine ilişkin standartlarımızın farklı coğrafyalardaki uygulamalarını takip ediyor ve denetliyoruz. TSE Global ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğini, yıllar içinde oluşturduğumuz bilgi birikimi ve standartlarımızı TSE Global’in uygunluk değerlendirme alanındaki yetkinliğiyle buluşturan önemli bir adım olarak görüyorum. İş birliğimizin hayırlı olmasını diliyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UN Global Compact Türkiye, Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı ile Şirketleri ve Tedarikçilerini Sürdürülebilirlik Dönüşümünde Buluşturuyor! Haber

UN Global Compact Türkiye, Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı ile Şirketleri ve Tedarikçilerini Sürdürülebilirlik Dönüşümünde Buluşturuyor!

Tedarik zincirleri; iklim değişikliği ve kaynak kullanımından çalışma koşulları ve insan haklarına, iş etiğinden sorumlu iş uygulamalarına kadar pek çok sürdürülebilirlik başlığının yönetilmesinde kritik bir rol oynuyor. UN Global Compact verilerine göre şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) etkilerinin yaklaşık üçte ikisi (%67) tedarikçileriyle bağlantılı. Bu durum, sürdürülebilirlik performansının şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Öte yandan iklim değişikliği kaynaklı tedarik zinciri riskleri, değişen ulusal ve uluslararası düzenlemeler, yatırımcı ve müşteri beklentileri ile küresel değer zincirlerindeki dönüşüm; tedarik zinciri yönetimini şirketler açısından stratejik bir risk, uyum ve rekabetçilik alanına dönüştürüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi, Türkiye iş dünyasında sürdürülebilirlik alanında önemli bir ilerleme kaydedilirken, değer zinciri uygulamalarının önümüzdeki dönemin temel gelişim alanlarından biri olduğuna işaret ediyor. Bulgular, şirketlerin kendi operasyonların kaydettiği ilerlemenin değer zincirlerine taşınması, tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Şirketler ve Tedarikçilerle Birlikte Sürdürülebilir Dönüşüm Bu ihtiyaçtan hareketle UN Global Compact Türkiye tarafından MEXT iş birliğinde ve Türkiye İş Bankası’nın desteğiyle geliştirilen Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı şirketlerin sürdürülebilirlik yaklaşımını değer zincirleri boyunca yaygınlaştırmasını, tedarikçilerin ise ÇSY alanlarındaki performanslarını ölçmesini ve geliştirmesini hedefliyor. UN Global Compact Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanındaki küresel uzmanlığı ve çok paydaşlı yapısının sunduğu iş birliği olanakları, şirketlerin tedarik zincirlerindeki dönüşümünü hızlandırmalarına katkı sağlayacak. Program sayesinde katılımcı şirketler, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirlik performansını ölçme ve karşılaştırmalı olarak analiz etme, tedarikçilerinin gelişim alanlarını belirleyerek kapasite gelişimlerini destekleme ve sürdürülebilirlik düzenlemelerine uyum ile risk yönetimi süreçlerini güçlendirme imkânı bulacak. Şirketler ayrıca iyi uygulama örneklerine erişerek deneyimlerini paylaşabilecek ve sürdürülebilirlik hedeflerini tedarik zincirleri boyunca yaygınlaştırabilecek. Programa dahil edilen tedarikçiler ise sürdürülebilirlik olgunluk düzeylerini ölçerek gelişim alanlarını belirleyebilecek; çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki bilgi ve uygulama kapasitelerini artırabilecek. Program, tedarikçilerin ulusal ve uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uyumunu güçlendirmenin yanı sıra birebir ihtiyaç analizi ve aksiyon planı geliştirme desteği de sunacak. Öz Değerlendirmeden Aksiyon Planına Uzanan Gelişim Süreci Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı; öz değerlendirme, eğitim, uzman oturumları, deneyim paylaşımı, ihtiyaç analizi ve aksiyon planı hazırlama desteği gibi farklı bileşenlerden oluşuyor. Programın başlangıcında tedarikçiler, Sürdürülebilirlik Öz Değerlendirme Aracı’nı kullanarak mevcut durumlarını ve öncelikli gelişim alanlarını belirleyecek. Ardından çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki çevrim içi eğitimlere ve uzman oturumlarına katılacak. Katılımcı şirketler ise tedarik zincirlerindeki mevcut durumu analiz ederek risk ve fırsatlarını daha iyi yönetebilecek. Deneyim paylaşımı atölyelerinde iyi uygulamaları, ortak zorlukları ve çözüm yaklaşımlarını ele alacak. Programın ikinci fazında, tedarikçilere yönelik birebir ihtiyaç analizleriyle öncelikli gelişim alanları belirlenecek ve bu alanlara yönelik aksiyon planı geliştirme desteği sunulacak. Böylece öz değerlendirme ile başlayan gelişim sürecinin, tedarikçilerin ihtiyaçlarına göre şekillenen somut ve uygulanabilir adımlara dönüştürülmesi hedefleniyor. “Dönüşümü birlikte gerçekleştirmemiz gerekiyor” UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk, tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik dönüşümünün şirketler ve tedarikçiler arasında ortak bir gelişim yaklaşımı gerektirdiğini vurguladı: “Küresel ekonomide sürdürülebilirlik gündeminin odağı şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı bir alan olmaktan çıktı. Bugün küresel ticaretin yaklaşık %80’i tedarik zincirleri üzerinden gerçekleşiyor. Dünya genelindeki işletmelerin %90’ını oluşturan KOBİ’ler ise toplam istihdamın yaklaşık yarısını sağlıyor ve gelişmekte olan ekonomilerde GSYH’nin yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Değer zincirindeki dolaylı emisyonları kapsayan Kapsam 3 emisyonları, şirketlerin karbon ayak izinin %70 ila %90’ını oluşturabiliyor. Dolayısıyla sürdürülebilir dönüşüm KOBİ’lerin ve değer zincirlerinin dönüşümü olmadan mümkün görünmüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nde de KOBİ’lerin veri olgunluğu, bütçe kısıtları ve uzman insan kaynağı eksikliği nedeniyle sürdürülebilirlik dönüşümünde yapısal zorluklarla karşılaştığını görüyoruz. Sürdürülebilir dönüşümün hız kazanması için şirketlerin tedarikçilerini yalnızca beklentiler ve yükümlülükler çerçevesinde yönlendirmesi değil, ihtiyaç duydukları bilgi, araç ve kapasite gelişimiyle desteklemesi kritik önem taşıyor. Öte yandan tedarik zincirlerinin çok katmanlı yapısı, tedarikçiler arasında farklılaşan sürdürülebilirlik kapasitesi ve veri eksiklikleri, şirketlerin değer zincirlerindeki riskleri görünür kılmasını ve dönüşümü tedarikçilerine yaymasını zorlaştırıyor. UN Global Compact Türkiye olarak sürdürülebilirlik alanındaki uzmanlığımız, deneyimimiz ve farklı paydaşları ortak hedefler etrafında bir araya getiren yapımızla şirketlerin ve tedarikçilerinin bu dönüşüm yolculuğunda birlikte ilerlemelerine destek oluyoruz.” Başvurular 3 Kasım’a Kadar Devam Edecek Farklı sektör ve büyüklükteki şirketlerin katılımına açık olan Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı kapsamında şirketler, sürdürülebilirlik gelişimini desteklemek istedikleri tedarikçilerini programa dahil edebilecek. Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı’na son başvuru tarihi 3 Kasım 2026. Program hakkında detaylı bilgi ve başvuru için: https://www.globalcompactturkiye.org/surdurulebilir-tedarik-zinciri-programi Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Tespit Etti Dron Yakaladı Haber

Yapay Zeka Tespit Etti Dron Yakaladı

Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki altı ilde faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, kayıt dışı elektrik tüketimiyle mücadelesinde ileri teknoloji çözümlerinden yararlanmaya devam ediyor. Şirket, özellikle tarımsal sulama faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde yapay zeka destekli analizler ve dronlarla gerçekleştirdiği saha kontrolleri sayesinde enerji kayıplarını uzaktan tespit ederek kaçak tüketim noktalarını belirliyor. Bu kapsamda son olarak Mardin’in Kızıltepe ilçesinde, yapay zeka verilerinin enerji kaçağına işaret ettiği tarımsal sulama alanları uzman ekipler tarafından havadan tarandı. 11 trafo tamamen kayıt dışı çıktı Salkım Mezrası, Tanrıverdi, Alakuş ve Kırkkuyu kırsalında iki gün boyunca gerçekleştirilen dron destekli kontrollerde, tarımsal sulamada kullanılan toplam 17 trafoda kaçak elektrik tüketimi tespit edildi. Yapılan incelemeler sonucunda bu trafolardan 11’inin dağıtım sisteminde herhangi bir kaydının bulunmadığı, 6 trafonun ise kayıtlı olmasına rağmen kaçak elektrik kullanımında değerlendirildiği belirlendi. Teknolojik takip sayesinde geniş tarım arazilerindeki şüpheli tüketim noktaları ekiplerin doğrudan müdahalesine gerek kalmadan havadan görüntülenerek kayıt altına alındı. Mobil kaçak trafolar tespit edildi Denetimlerde kaçak elektrik kullanımına yönelik dikkat çekici yöntemler de ortaya çıkarıldı. Derin kuyulardan su çekerek tarım alanlarının yağmurlama sistemiyle sulanmasında kullanılan bazı kaçak trafoların, olası bir denetim sırasında hızla bölgeden uzaklaştırılabilmesi amacıyla traktör römorklarının üzerine yerleştirilerek mobil hale getirildiği görüldü. Bazı trafoların ise saha ekiplerinin fark etmesini zorlaştırmak amacıyla çevrelerinin duvarlarla örülerek gizlendiği tespit edildi. 11 kaçak trafo için savcılığa başvuruldu Tespit edilen trafoların toplam kapasitesinin yaklaşık bin konutun elektrik ihtiyacını karşılayabilecek seviyede olduğu belirlendi. Kayıtlı olduğu halde kaçak elektrik tüketiminde kullanılan 6 trafo hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde cezai işlemler uygulanırken, herhangi bir kaydı bulunmayan 11 kaçak trafoya el konulabilmesi için Kızıltepe Cumhuriyet Savcılığı’na başvuruda bulunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şanlıurfa’da 4 Bine Yakın Pano Yeniden Güvenli Hale Getirildi Haber

Şanlıurfa’da 4 Bine Yakın Pano Yeniden Güvenli Hale Getirildi

Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji arzı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, yaz aylarında artan elektrik tüketimiyle birlikte şebeke unsurlarına yönelik yetkisiz müdahalelerin önüne geçmek amacıyla Şanlıurfa genelinde kapsamlı bir denetim gerçekleştirdi. İl merkezi ve ilçelerde sahaya çıkan ekipler, abonelere enerji sağlayan sayısı 14 bine yaklaşan elektrik panosundan yetkisiz müdahaleye uğrayan yaklaşık 4 binini tek tek kontrol ederek güvenlik riski taşıyan müdahaleleri tespit etti. 4 bine yakın panoda izinsiz müdahale tespit edildi Saha kontrollerinde kapakları veya kilitleri kırılan, sigortaları sökülen ya da elektrik bağlantılarına müdahale edilen 4 bine yakın pano belirlendi. Dicle Elektrik ekipleri, müdahale edilen panoların kırılan kilitlerini yenileyerek yeniden güvenli hale getirdi. Yetkisiz müdahaleler nedeniyle hasar gören 375 panodan onarılabilecek durumda olanlar sahada onarılırken kullanılamayacak durumdaki panolar ise yenileriyle değiştirildi. Şirket, elektrik panolarına yapılan yetkisiz müdahalelerin açıkta kalan bağlantılar ve zarar gören ekipmanlar nedeniyle elektrik çarpması ve yangın gibi ciddi güvenlik riskleri oluşturabileceğine dikkat çekti. Şebeke ekipmanlarının zarar görmesinin aynı zamanda enerji kesintilerine ve bölgedeki diğer kullanıcıların enerji arzının olumsuz etkilenmesine yol açabileceği belirtildi. Şebekeye müdahaleye karşı hukuki süreç başlatılıyor Dicle Elektrik, elektrik dağıtım şebekesindeki pano ve diğer unsurlara yetkisiz şekilde müdahale edilmesinin yalnızca teknik bir sorun olmadığını, can ve mal güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir durum olduğunu vurguladı. Şirket yetkilileri, şebeke unsurlarına zarar veren kişiler hakkında ilgili merciler nezdinde hukuki süreç başlatıldığını bildirdi. Vatandaşlara da çağrıda bulunan Dicle Elektrik, elektrik panoları ve diğer şebeke ekipmanlarına yalnızca yetkili ekiplerin müdahale etmesi gerektiğinin altını çizdi. Şirket, şebeke üzerinde şüpheli veya yetkisiz bir müdahale fark edilmesi halinde durumun gecikmeden Dicle Elektrik’e bildirilmesini istedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.