Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Deneyim Odaklı

Kapsül Haber Ajansı - Deneyim Odaklı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deneyim Odaklı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Elite World, Uluslararası İstanbul Fuarı'nda Marka Portföyünü Uluslararası Yatırımcılarla Buluşturdu Haber

Elite World, Uluslararası İstanbul Fuarı'nda Marka Portföyünü Uluslararası Yatırımcılarla Buluşturdu

Türkiye’nin önde gelen konaklama zincirlerinden Elite World Hotels & Resorts, turizm sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olan Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı’nda sektör ve ziyaretçilerle bir araya geldi. 24-25 Eylül tarihinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen fuarda Elite World, sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Grup, büyüyen ve gelişen markalarının sahip olduğu farklı segmentteki otellerini tanıtırken yeni iş birlikleri için farklı pazarlara daha etkin şekilde tanıtım yapma fırsatı yakaladı. Fuar boyunca Türkiye’den ve dünyanın farklı coğrafyalarından gelen turizm profesyonelleriyle bir araya gelen Elite World Hotels & Resorts, yarım asırlık tecrübesini ve yeni otel projelerini katılımcılarla paylaştı. Grup, fuar süresince gerçekleştirdiği B2B görüşmelerle hem yeni iş birliklerine zemin hazırladı hem de uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirdi. Fuar kapsamında düzenlenen İstanbul Turizm Zirvesi’nin 2. gününde Elite World Hotels & Resorts CEO’su Orkun Petekçi şunları kaydetti: 2026 yılının ilk çeyreğinde temkinli bir giriş yapmamıza rağmen yaz sezonuyla birlikte güçlü bir ivme yakaladık. Turist sayımız her geçen yıl hedeflerimiz çerçevesinde artıyor. Ancak bizim daha nitelikli ve sürdürülebilir büyümeye ulaşmamız için turizm gelirlerimizi artırmaya ihtiyacımız var. 2025 itibariyle günlük kişi başı harcamayı 100 dolar seviyesine çıkardık. 2026 ilk çeyreğinde bu rakam 100 doların üstüne çıktı. Bu oranların daha da artması hem ülkemiz hem de turizm sektörümüz için sürdürülebilir büyümenin yakalanmasında etkili olacak. Sezonun 12 aya yayılması, çeşitliliğin sağlanması ve maliyet dengesinin korunması sürdürülebilir büyümeyi getirecek. “Bir Dünya Var” yaklaşımıyla 2030 hedefine ilerliyor Yatırımcılarla geliştirdiği iş birlikleri sayesinde bulunduğu şehirlere istihdam, turizm potansiyeli ve katma değer de kazandıran Elite World’ün hedefi, 2030 yılına kadar 70 otele ulaşmak. Turizm sektöründe bu yıl 50. yılını kutlayan Elite World Hotels & Resorts, büyüme hedefleri doğrultusunda çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Yeni dönemde deneyim odaklı "Bir Dünya Var" vizyonuyla ilerleyen Elite World, yurt içinde bölgenin ihtiyacına yönelik konseptlerdeki Anadolu şehir otelleri, yurt dışında ise dünyanın dört bir yanında imzaladığı anlaşmalar ile büyümesini sürdürüyor. Elite World’ün, bugün 21 şehirde 37 otel ve 6.500’ün üzerinde yatak kapasitesi bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeme İçme Sektörü Yaz Sosyalleşme Haritasını Yeniden Tanımlıyor Haber

Yeme İçme Sektörü Yaz Sosyalleşme Haritasını Yeniden Tanımlıyor

Özellikle büyük şehirlerde sosyal hayatın merkezine yerleşen yeme içme mekanları, gastronomi deneyimi sunan alanlar olmanın ötesine geçiyor. Misafirler, günün farklı saatlerinde değişen ihtiyaçlarına cevap veren, konforlu ve deneyim odaklı mekanları tercih ediyor. Bu değişim, sektörü de yeni bir dönüşüm sürecine sokuyor. Misafir davranışlarındaki bu dönüşümün yeme içme sektörünü yeniden şekillendirdiğini belirten HuQQabaz Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Ozan Bayraklı, bugün başarılı mekanların yalnızca gastronomi değil, sosyalleşme ihtiyaçlarını da doğru okuyabilen markalar olduğunu söylüyor. Bayraklı, sektöre yön veren başlıca sosyolojik eğilimleri şöyle sıralıyor: Birincisi, mekân arayışı öne çıkıyor; insanlar ev ve iş dışında zaman geçirebilecekleri, kendilerini ait hissedecekleri üçüncü yaşam alanları arıyor. İkincisi, aidiyet arayışı dikkat çekiyor; modern şehir yaşamında zayıflayan topluluk duygusu, sık gidilen restoran ve kafeleri insanların kendilerini ait hissettiği mekanlara dönüştürüyor. Bunun yanı sıra "birlikte yalnızlık" denilen bir eğilim de var; misafirler sosyal bir ortamın parçası olmak isterken kendi kişisel alanlarını da korumayı tercih ediyor. Diğer önemli bir eğilim, gerçek bağ kurma ihtiyacı (authentic connection); dijital iletişimin yoğunlaştığı bu dönemde insanlar yüz yüze ve samimi etkileşimlere daha fazla değer veriyor. Bununla bağlantılı olarak mikro topluluklar trendi de yükseliyor; büyük ve dağınık sosyal çevreler yerine, ortak ilgi alanları etrafında oluşan daha küçük ve anlamlı topluluklar tercih ediliyor. Ayrıca social wellness anlayışı öne çıkıyor; sosyalleşme artık yalnızca keyif değil, zihinsel ve duygusal iyi oluşun ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor. Son olarak, kimlik ifadesi olarak mekân seçimi önem kazanıyor; misafirler tercih ettikleri mekanlarla yaşam tarzlarını ve sosyal kimliklerini yansıtıyor. Özellikle genç kuşaklar arasında topluluk arayışı belirleyici; mekanlar onlar için yeni insanlarla tanışma, arkadaş edinme ve sosyal çevre oluşturma alanları haline geliyor. Bayraklı, bu eğilimlerin sektöre yansımasını şöyle özetliyor: "Bu sosyolojik dönüşümler, yeme içme sektöründe başarının yalnızca menü kalitesiyle değil, insanların sosyal ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verilebildiğiyle de şekillendiğini gösteriyor. HuQQabaz, misafirlerine sunduğu çok katmanlı deneyim, paylaşımı teşvik eden atmosferi ve topluluk odaklı yaklaşımıyla bu yeni beklentilere yanıt vererek gastronomi ile sosyalleşmeyi aynı çatı altında buluşturuyor." Farklı şehirlerdeki şubeleriyle marka, yaz sezonuyla birlikte hareketlenen şehir hayatında dost buluşmalarından iş görüşmelerine, kutlamalardan günlük molalara kadar farklı ihtiyaçlara cevap veren yapısıyla öne çıkıyor. Yeme içme sektöründeki bu değişim, önümüzdeki dönemde sosyalleşme kavramının mekân deneyimiyle daha da iç içe geçeceğini gösteriyor. Yazın yeni sosyalleşme haritasında deneyim, erişilebilirlik ve topluluk hissi sunan markalar öne çıkarken, HuQQabaz geniş şube ağıyla bu haritanın önemli duraklarından biri olmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Liderleri Sosyal ve Finansal Sorunlara Meydan Okuyor Haber

Geleceğin Liderleri Sosyal ve Finansal Sorunlara Meydan Okuyor

Çocukların erken yaşta toplumsal ve ekonomik farkındalık kazanmasını destekleyen proje; sadece öğrencileri değil, öğretmen ve velileri de kapsayan bir öğrenme ve üretim alanı sundu. Finalist Gruplar Sosyal ve Finansal Sorunlara Meydan Okudu Finale kalmaya hak kazanan 5 okul, projelerini kampta sergiledi. Kamp süresince yaratıcı fikirlerini yarıştıran finalist okullar ve gruplar şu şekilde sıralandı: Sıfır Atık Liderleri – (Isparta- Alaybeyoğlu İlkokulu)Parlayan Yıldızlar – (Lüleburgaz- Tek Ortaokulu)Sıfır Karbon Kuşağı – (Çankırı- Güneş İlkokulu)MECİVİÇE – (Rize- Sümer Ortaokulu)Kulp'un İncileri – (Diyarbakır- Akbulak İlkokulu / Aygün Sarıçoban İlkokulu) İlham, Eğlence ve İnovasyon Dolu 3 Gün Üç güne yayılan dinamik kamp programı; çocukların problem tanımlama, çözüm geliştirme, planlama ve etkili sunum becerilerini deneyim odaklı bir yaklaşımla pekiştirdi. Katılımcılar kamp boyunca, ilk günkü tanışma ve takım ruhunu pekiştiren oyunlardan ilham verici Miniatürk gezisine kadar çok yönlü bir süreçten geçti. Fikir geliştirme süreçlerini destekleyen eğlenceli ve dinamik açık hava oyunlarıyla enerji depolayan öğrenciler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından programın son gününde projelerini jüri önünde sundu ve büyük bir heyecanla sonuçların açıklandığı kapanış törenine katıldı. “Daha bilinçli bir toplumun temellerini atıyoruz” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Kurucusu ve daimî destekçisi olmaktan büyük gurur duyduğumuz Öğretmen Akademisi Vakfı çatısı altında; öğretmenlerimizin gelişimini desteklerken, çocuklarımızın da toplumsal, ekonomik ve çevresel sorunlara duyarlı bireyler olarak yetişmesine katkıda bulunuyoruz.. 5 Taş Sosyal ve Finansal Liderlik Programı kapsamında düzenlediğimiz Çözüm Kampı, yeni nesillerin erken yaşta sorumluluk alarak birlikte çözüm üretmelerine imkan sağlayan çok kıymetli bir platform sunuyor. Geleceğin liderleri olarak gördüğümüz çocuklarımızın potansiyeline ve yaratıcı fikirlerine yatırım yaparak, geleceğin daha kapsayıcı ve bilinçli toplumunun temellerini birlikte atmaktan mutluluk duyuyoruz." “Birlikte üretmenin değerini deneyimliyorlar” ÖRAV Genel Müdürü Arzu Atasoy, programın etkilerine ilişkin değerlendirmelerini şu sözlerle aktardı: "ÖRAV olarak, çocuklarımızın kendi yaşamlarından yola çıkarak düşünmelerini, birlikte çözüm üretmelerini ve sorumluluk almalarını destekleyen öğrenme deneyimleri tasarlıyoruz. 5 Taş Sosyal ve Finansal Liderlik Programı kapsamında gerçekleştirdiğimiz Çözüm Kampı, bu yaklaşımımızın sahadaki en güçlü ve ilham verici örneklerinden biri oldu. Çocuklarımızın kendi fikirlerine sahip çıkmalarını, takım olmayı ve üretmenin değerini yaşayarak öğrenmelerini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu değerli programı Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklara ulaştırmaya kararlılıkla devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Lüks Sektöründe Yeni Denge Arayışı Haber

Küresel Lüks Sektöründe Yeni Denge Arayışı

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company’nin 25 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan ve İtalyan lüks üreticileri birliği Altagamma iş birliğinde hazırlanan “Luxury Goods Worldwide Market Study” raporuna göre, küresel lüks sektörü 2026 yılının ikinci yarısına ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik gerilimler ve kültürel dönüşümlerin yarattığı çok katmanlı kriz ortamında giriyor. Bununla birlikte sektörün temel göstergeleri, kademeli bir istikrar sürecine işaret ediyor. Rapora göre küresel lüks harcamaları 2025 yılında 1,443 trilyon euroya ulaştı. 2026 yılında ise pazarın 1,440 ila 1,470 trilyon euro arasında bir büyüklüğe ulaşması ve sabit kur bazında yüzde 0 ila yüzde 2 arasında büyümesi bekleniyor. Araştırma, lüks sektörünü şekillendiren dört temel dönüşüm alanını ortaya koyuyor: sahiplik yerine deneyimlerin ön plana çıkması, büyümenin coğrafi olarak yeniden dengelenmesi, tüketicilerin lükse yüklediği anlamın değişmesi ve yapay zekânın müşteri yolculuğunu yeniden şekillendirmesi. Raporun öne çıkan temel bulguları şöyle sıralanıyor: Kişisel lüks ürünler pazarındaki büyüme bölgeler arasında belirgin şekilde ayrışıyor. ABD merkezli markaların performansı ve genç tüketicilerin güçlü talebi sayesinde Amerika kıtası hızla büyürken, Avrupa ve Orta Doğu genel performansı aşağı çeken bölgeler olarak öne çıkıyor. Lüks sektöründeki performans farklılıkları devam etse de, markalar arasındaki uçurum geçen yıla göre daralıyor. Lüks oyuncuların yaklaşık yüzde 60’ı geçen yılın aynı dönemine göre daha iyi performans gösteriyor. Bu durum, sektörün zorlu bir dönemin ardından yeniden denge bulmaya başladığına işaret ediyor. Tüketici davranışları da pazar kadar hızlı değişiyor. Lüks tüketicilerin yarısı yeni bir ürün satın almadan önce ikinci el pazarını araştırıyor. Aynı şekilde tüketicilerin yarısı satın alma yolculuğunda yapay zekâdan yararlanıyor ve bu kullanıcıların büyük bölümü gelecekte de yapay zekâyı kullanmaya devam etmeyi planlıyor. Spor sponsorluğu, lüks markaların marka inşasında giderek daha önemli bir araç haline geliyor. Son 12 ay içinde spor organizasyonlarına sponsorluk yapan markalar, bugün küresel lüks pazarının değerinin yüzde 80’inden fazlasını temsil ediyor. Küresel Lüks Sektörü Yeni Bir Döneme Giriyor Bain & Company Moda ve Lüks Ürünler Global Lideri ve araştırmanın baş yazarı Claudia D’Arpizio, “Lüks pazarı istikrar kazanıyor ancak bu eski büyüme ritmine dönüş anlamına gelmiyor, yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Tüketiciler lüksten uzaklaşmıyor; lüksle kurdukları ilişkiyi yeniden tanımlıyor. Bu yeni ilişki ürünlerden çok anlam üzerine kurulu. Başarılı olacak markalar, hem tüketiciler hem de yapay zekâ destekli ekosistemler nezdinde sürekli olarak kendilerini yeniden anlamlı ve güncel kılabilen markalar olacak” değerlendirmesinde bulundu. Makroekonomik Türbülans Devam Ediyor 2026 yılının ilk yarısı önemli ekonomik ve jeopolitik gelişmelere sahne oldu. Orta Doğu’da yaşanan çatışmalar petrol fiyatlarını yükseltirken, ABD’de enflasyon Nisan 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Tüketici güveni ise tarihî düşük seviyelere geriledi. Avrupa Merkez Bankası (ECB), Haziran ayında 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırdı. Küresel ekonomik büyümenin 2026 yılında 2025’e göre daha düşük gerçekleşmesi bekleniyor. Lüks şirketlerinin hisseleri yılın başında yaklaşık yüzde 8 değer kaybederken, Avrupa’ya yönelik uluslararası turizm trafiği Şubat ayında yıllık bazda yüzde 20 geriledi ve ardından kısmi bir toparlanma gösterdi. Deneyimler Güçleniyor, Ürünler Yeniden Konumlanıyor 2026 yılında tüketicilerin deneyimlere yönelik ilgisi, fiziksel ürünlere kıyasla yaklaşık 1,5 kat daha hızlı büyüyor. Bu eğilim, sahip olmaktan çok deneyim yaşamaya yönelik kalıcı kültürel dönüşümü yansıtıyor. Lüks otelcilik, özel jetler, yatlar ve kruvaziyer seyahatleri güçlü talep, yüksek rezervasyon seviyeleri ve yeni müşteri kazanımları sayesinde dayanıklılığını koruyor. Fine dining ve gurme gıda kategorileri ise “daha az ama daha iyi” anlayışından faydalanıyor. Güzel sanatlar pazarı yatırımcıların portföylerini yeniden dengelemesiyle büyüme patikasına geri dönüyor. Buna karşılık lüks varlıklar kategorisi görece daha zayıf seyrediyor. Bu kategoride lüks otomobiller, elektrikli araç dönüşümünün etkisiyle baskı altında kalmayı sürdürüyor. Şarap ve alkollü içki kategorilerinde tüketim sıklığının azalması ve alkolsüz alternatiflere yönelim nedeniyle yavaşlama yaşanıyor. Tasarım ve mobilya kategorileri ise pandemi sonrası biriken talebin azalması ve emlak piyasalarındaki durgunluk nedeniyle ivme kaybediyor. Kişisel Lüks Ürünlerde Kademeli Toparlanma Bekleniyor Kişisel lüks ürünler pazarı 2025 yılında 358 milyar euro seviyesine gerilerken, 2026 yılında yeniden büyüme patikasına girmesi bekleniyor. Bain’in temel senaryosuna göre pazarın yüzde 2 ila yüzde 4 arasında büyüyerek 365-373 milyar euro büyüklüğüne ulaşması öngörülüyor. Yüzde 70 olasılık verilen bu senaryo; Orta Doğu’daki istikrarın sürmesi, yerel tüketimin güçlü kalması ve Çin pazarındaki toparlanmanın devam etmesi varsayımlarına dayanıyor. Daha iyimser senaryoda (yüzde 20 olasılık) büyümenin yüzde 4 ila yüzde 6’ya çıkması mümkün görülürken, bu durum jeopolitik gerilimlerin azalmasına, ABD pazarındaki ivmenin güçlenmesine ve Çin’in daha hızlı toparlanmasına bağlı bulunuyor. Daha olumsuz senaryoda (yüzde 10 olasılık) ise büyümenin yüzde 0 ila yüzde 2 seviyesinde kalabileceği belirtiliyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde (geçen yılın aynı dönemine göre cari kurla yüzde 3 ila yüzde 5 daralma) zayıf bir performans görülse de makroekonomik ve jeopolitik baskıların hafiflemesiyle ikinci çeyrekte koşulların kademeli olarak iyileşmesi bekleniyor. Lüks oyuncularının yaklaşık yüzde 60'ı şimdiden 2025'in ilk çeyreğindeki performansını geride bırakmış durumda. Ayrıca, 2025 yılına damgasını vuran geniş performans farkı da geçen yılın öne çıkan markalarının ivme kaybetmesi ve geride kalan oyuncuların toparlanmasıyla daralmaya başlıyor. Coğrafyalarda Üç Farklı Hız Bölgesel görünüm, Amerika kıtasının güçlü büyüme performansına karşın Avrupa ve Orta Doğu'nun genel büyümeyi aşağı çekmesiyle lüks pazarında belirgin bir ayrışmaya işaret ediyor. ABD’de hazır giyim, mücevher ve daha sınırlı ölçüde güzellik kategorilerinde harcamalar artış gösteriyor. ABD merkezli lüks markalar, dolar kurundaki dalgalanmaların etkisi hariç tutulduğunda, 2026’nın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 10-15 büyüme kaydetti. 35 yaş altındaki tüketiciler büyümenin başlıca itici gücü olurken, lüks harcamaları 35 yaş ve üzerindeki tüketicilere kıyasla yaklaşık 4 yüzde puan daha hızlı artıyor. Üst orta gelir grubundaki haneler ise lüks harcamalarını yüksek gelir grubuna kıyasla yaklaşık iki kat daha hızlı artırıyor. Bu durum, pazarın tüketici tabanını genişletmeyi başardığına işaret ediyor. Çin’de toparlanma devam ediyor. Çevrim içi lüks satışlar ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 25-35 arttı. Tüketiciler, deri ürünlere kıyasla hazır giyim kategorisine yaklaşık iki kat daha fazla yönelirken, statü odaklı satın alımlardan uzaklaşıp aidiyet duygusunu ve kendini ifade etmeyi öne çıkaran tercihlere yöneliyor. Japonya ise özellikle Çinli turist sayısındaki azalma nedeniyle turizm trafiğinde yaşanan yavaşlamanın etkisiyle ivme kaybediyor. Avrupa, sektörün en zayıf halkası olarak öne çıkıyor. Şubat ayında uluslararası turist harcamaları yaklaşık yüzde 20 gerilerken, Orta Doğulu ziyaretçi sayısındaki düşüş dikkat çekti. Körfez bölgesi tüketici tabanı yılın ilk aylarında yüzde 15-25 arasında küçüldü. Bununla birlikte Mayıs ayındaki vergi iadesi verileri, Amerikalı, Çinli ve Orta Doğulu turistlerin harcamalarında yeniden artış yaşandığını gösteriyor. Bu durum Avrupa ve Körfez bölgesinde toparlanmanın başlayabileceğine işaret ediyor. Kategoriler ve Satış Kanalları Yeniden Şekilleniyor Mücevher kategorisi büyümenin lideri konumunda bulunurken, hazır giyim, gözlük ve parfüm kategorileri de güçlü performans sergiliyor. Kozmetik kategorisi geride kalırken, deri ürünler ve ayakkabılarda baskı sürse de toparlanma sinyalleri görülüyor. Saat kategorisinde ise koleksiyoncular artık popülerlikten çok işçilik kalitesi ve nadirliğe odaklanıyor. Bu eğilim ikinci el pazarını da destekliyor. Özellikle vintage çantalara yönelik çevrim içi aramalar son bir yılda iki katın üzerinde arttı. Bugün lüks tüketicilerin yaklaşık yarısı yeni bir ürün satın almadan önce ikinci el seçenekleri değerlendiriyor. Satış kanalları genel olarak yatay bir seyir izlese de, kendi içinde önemli değişimler yaşanıyor. Tek markalı mağazalar deneyim odaklı yapısını korurken satış hacmi baskı altında kalıyor. Seyahat perakendesi toparlanmasını sürdürse de, özellikle Körfez bölgesinde dalgalı bir görünüm sergiliyor. Çok markalı perakendeciler, markaların geri çekilmesi ile tüketici talebi arasında denge kurmaya çalışırken, markaların doğrudan çevrim içi satış kanalları ise doğrudan tüketiciye yönelik dağıtım üzerindeki kontrollerini artırmalarıyla istikrar kazanıyor. Yapay Zekâ Lüks Tüketici Yolculuğunu Dönüştürüyor Yapay zekâ, tüketicilerin lüks markaları keşfetme, karşılaştırma ve satın alma kararlarını doğrulama süreçlerinde giderek daha önemli bir rol oynuyor. Araştırmaya göre lüks tüketicilerin yaklaşık yarısı alışveriş yolculuklarında yapay zekâ kullanıyor ve neredeyse tamamı bunu sürdürmeyi planlıyor. Tüketicilerin dörtte biri marka ve ürün keşfi için yapay zekâdan yararlanırken, üçte ikisi ürün karşılaştırmalarında yapay zekâyı kullanıyor. Bain’e göre yapay zekâ çağında görünürlük ve alaka düzeyini sağlayamayan markalar, tüketicilerin karar süreçlerinden dışlanma riskiyle karşı karşıya kalacak. Spor Sponsorluğu Yeni Bir Marka İnşa Alanına Dönüşüyor Bugün küresel lüks pazarının değerinin yüzde 80’inden fazlası, son 12 ay içinde en az bir spor organizasyonuna sponsorluk yapmış markalardan oluşuyor. Spor sponsorlukları henüz doğrudan satış artışından çok, kültürel görünürlük, marka itibarı ve tüketici nezdinde anlam yaratma amacıyla kullanılıyor. Deneyim Odaklı Lüks: Yeni Formatlarla Lüks Yeniden Tanımlanıyor Deneyim odaklı lüks anlayışı, duygusal ve amaç odaklı deneyimlere yöneliyor. Yemek, eğlence ve seyahat kategorilerindeki sürükleyici deneyim rezervasyonları geçen yıla göre yüzde 30 arttı. Geleneksel turizm destinasyonlarının dışındaki seyahatlere ilgi yüzde 20 yükselirken, çok kuşaklı seyahatler de dikkat çekiyor. Z kuşağının yaklaşık yarısı marka tercihlerinin aileleri tarafından şekillendiğini belirtiyor. Araştırmanın ortak yazarlarından Bain & Company EMEA Moda ve Lüks Ürünler Lideri Federica Levato, “Lükse yönelik iştah güçlü kalmaya devam ediyor. Ancak tüketicilerin hayal kırıklığı yaratan ürün ve deneyimlere tahammülü giderek azalıyor. Lüks tüketimden uzaklaşan müşterilerin yüzde 70’inden fazlası geri dönmeyi planlıyor ancak aynı markalara dönmeleri gerekmiyor. Kritik soru, markaların tüketicilerin geri döndüğü anda tercih edilecek kadar güçlü bir anlam ve yapay zekâ çağında yeterli görünürlük oluşturup oluşturamadıklarıdır” dedi. Kazanan Markalar Anlam Yaratanlar Olacak Bain’in analizine göre lüksün tüketiciler açısından anlamı değişiyor. Toplumsal statü ve başkalarının onayı yerine, bireysel tatmin ve kendini gerçekleştirme ön plana çıkıyor. Lüks artık insanların neye sahip olduğunu değil, nasıl yaşadığını tanımlayan bir kavrama dönüşüyor. Elitizmden başlayıp aspirasyon ve kendini ifade etme aşamalarından geçen lüks anlayışı, bugün “iyi yaşamak” kavramı etrafında yeniden şekilleniyor. Bu yeni dönemde Bain, markalar için üç temel öncelik tanımlıyor: Uzun yaşam, doğayla bütünleşme ve keşif odaklı sürükleyici deneyimler sunmak, Farklı topluluklar için kültürel açıdan anlamlı ve ilgili kalmak, Yapay zekâ destekli yaratıcılık ve kişiselleştirme araçlarıyla müşterilerin marka hikâyesinin ortak yazarı olmasını sağlamak. Sonuç olarak, lüks sektörünün geleceği artık yalnızca ürünlerle değil; anlam, deneyim, kültürel bağ ve yapay zekâ çağındaki görünürlükle şekillenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ING, Geleceğin Liderlerini Practica Camp'ta Bir Araya Getirdi Haber

ING, Geleceğin Liderlerini Practica Camp'ta Bir Araya Getirdi

ING Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen etkinlikte adaylar; ING liderleri, farklı iş kollarından ekipler ve programın mezunlarıyla bir araya geldi. Katılımcılar, ING kültürünü yakından tanırken geleceğin çalışma dünyasına dair deneyim odaklı içeriklerle buluştu. ING Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hale Ökmen Ataklı, Uluslararası Yetenek Programı'nı gençlerin potansiyellerini keşfedip kariyerlerine yön verme fırsatı buldukları önemli bir gelişim yolculuğu olarak gördüklerini vurguladı. ING Türkiye, genç yeteneklere global kariyer yolculuklarında güçlü bir başlangıç sunmayı hedefleyen Uluslararası Yetenek Programı’nın önemli aşamalarından biri olan Practica Camp etkinliğini bu yıl “Cesaret, Adaptasyon & Esneklik” temasıyla gerçekleştirdi. ING Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen etkinlikte adaylar; ING liderleri, farklı iş kollarından ekipler ve programın mezunlarıyla bir araya geldi. Katılımcılar, ING kültürünü yakından tanırken geleceğin çalışma dünyasına dair deneyim odaklı içeriklerle buluştu. Practica Camp, bu yıl genç yeteneklerin değişen dünyaya uyum sağlayabilen, çevik düşünebilen ve potansiyellerini özgürce ortaya koyabilen profesyoneller olarak gelişimlerini desteklemeyi amaçladı. ING Türkiye, “Önce kendin olursun, sonra ING’li” yaklaşımı doğrultusunda katılımcılara kendi kariyer yolculuklarını cesaretle şekillendirebilecekleri bir deneyim alanı sundu. Program boyunca katılımcılar; ING’nin strateji ve dönüşüm yolculuğundan yapay zekâ uygulamalarına, sürdürülebilirlik yaklaşımından çevik çalışma kültürüne kadar farklı başlıklarda düzenlenen oturumlara katıldı. Geçmiş dönem Uluslararası Yetenek Programı katılımcılarının deneyim paylaşımlarının yanı sıra vaka çalışmaları ve interaktif uygulamalarla adayların analitik düşünme, problem çözme ve ekip çalışması becerileri desteklendi. Etkinlik kapsamında dünyanın ilk ve tek engelli kadın ralli pilotu Kübra Denizci Keskin de genç yeteneklerle ilham veren bir sohbet gerçekleştirdi. Kamptaki değerlendirme adımlarını başarıyla tamamlayan gençler ise ING’nin geleceğini şekillendiren yetenekler arasında yerlerini alacak. Hale Ökmen Ataklı: Uluslararası Yetenek Programı'nı gençlerin potansiyellerini keşfedip kariyerlerine yön verme fırsatı buldukları önemli bir gelişim yolculuğu olarak görüyoruz. Uluslararası Yetenek Programı’nı gençlerin potansiyellerini keşfedip kariyerlerine yön verme fırsatı buldukları önemli bir gelişim yolculuğu olarak gördüklerini belirten ING Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hale Ökmen Ataklı, “Genç yeteneklere program boyunca sunduğumuz farklı deneyimlerle onların gelişimlerini desteklemeyi ve global kariyer yolculuklarına güçlü bir başlangıç yapmalarını önemsiyoruz. ING’nin insan odaklı kültürü ve ‘Önce kendin olursun, sonra ING’li’ anlayışımız doğrultusunda, gençlerin kariyerlerini cesaretle şekillendirebilecekleri bir çalışma ortamı sunmayı hedefliyoruz. Practica Camp da bu yaklaşımımızı genç yeteneklerle buluşturduğumuz önemli bir deneyim platformu niteliği taşıyor” dedi. ING Türkiye’nin 30 yılı aşkın süredir global ölçekte yürüttüğü Uluslararası Yetenek Programı bugün 14 ülkede uygulanıyor. 18 aylık gelişim yolculuğu sunan program kapsamında katılımcılar; yerel ve global rotasyon imkânlarının yanı sıra eğitim ve sertifika programları, mentorluk desteği ve farklı kariyer rotalarında deneyim kazanma fırsatı elde ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gemi Turlarına İlgi Her Yıl Artıyor Haber

Gemi Turlarına İlgi Her Yıl Artıyor

Konforlu seyahat imkânı ve farklı destinasyonları tek tatilde keşfetme fırsatı sunan kruvaziyer turları, son yıllarda tatilcilerin en çok tercih ettiği turizm seçeneklerinden biri haline geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılında Türkiye limanlarına gelen kruvaziyer yolcu sayısı bir önceki yıla göre yüzde 13,2 artarak 2 milyon 138 bin 136’ya ulaştı. Aynı dönemde Türkiye limanlarına yanaşan kruvaziyer gemi sayısı da yüzde 15,1 artış göstererek 1375’e çıktı. Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı’ya göre, “uçuşsuz seyahat” isteğinin artması ve “yavaş seyahat” yaklaşımının yaygınlaşmasıyla birlikte, gemi turlarına geçtiğimiz yıl belirgin şekilde artan talebin bu yıl daha da güçlenmesi bekleniyor. Daha geniş kitleye hitap ediyor Gemi turları uzun yıllar belirli bir kitleye hitap ederken, son dönemde gençler ve yoğun tempoda çalışan profesyoneller tarafından da yoğun ilgi görüyor. Farklı destinasyonları tek plan içerisinde deneyimleme imkânı, zaman yönetimi açısından avantaj sağlarken, gemi üzerindeki sosyal alanlar ve etkinlikler bu tatili aynı zamanda bir sosyalleşme deneyimine dönüştürüyor. Daha konforlu ve stressiz bir seyahat deneyimi arayan misafirler, gemi turlarına yöneliyor. Yavaş seyahat yaklaşımı ise yolculuğun kendisini de deneyimin bir parçası haline getiriyor. Gemi turları, destinasyonlar arasında acele etmeden, planlı ve keyifli bir seyahat sunarak bu beklentiyi karşılıyor. Türkiye çıkışlı rotalar ve Yunan Adaları önde Türkiye çıkışlı gemi turları, pratiklik ve erişilebilirlik açısından öne çıkıyor. İstanbul ve Kuşadası kalkışlı programlar, misafirlere kolay ulaşım avantajı sağlıyor. Yunan Adaları, gemi turlarında en çok tercih edilen rotalar arasında yer alıyor. Kapıda vize veya vizeli seçeneklerle sunulan Mikonos, Santorini, Rodos ve Kos gibi destinasyonlar, özellikle kısa süreli tatillerde yoğun talep görüyor. Akdeniz ve Adriyatik rotalarında İtalya, Fransa ve İspanya kıyılarını kapsayan daha kapsamlı programlar da dikkatleri çekiyor. Kişiye özel kampanyalar sunuluyor Avrupa, Asya, Amerika dâhil dünyada limanı olan tüm ülkelerde misafirlerine çok sayıda Cruise Tur alternatifleri sunan Coral Travel, kampanyalarla da bu ilgiyi destekliyor. Yeşil pasaport sahibi misafirlere özel indirim fırsatları, belirli dönemlerde sunulan avantajlı fiyatlar ve farklı ödeme seçenekleri, tatil planlarını daha erişilebilir hale getiriyor. Coral Travel Türkiye, gemi turları dahil tüm ürünlerinde misafirlerine bütünleşik bir deneyim sunuyor. Yetkili acenteler, çağrı merkezi ve dijital kanallar üzerinden sunulan rezervasyon imkanları da gemi turlarına erişimi kolaylaştırıyor. Konfor ve deneyim odaklı tatil Mehmet Kamçı gemi turlarına ilginin son yıllarda giderek artışını şöyle değerlendirdi: “Gemi turlarına olan ilginin son yıllarda belirgin şekilde arttığını görüyoruz. Özellikle gençler ve yoğun iş temposunda çalışan profesyoneller, ulaşım stresi yaşamadan farklı destinasyonları deneyimleyebilecekleri tatil alternatiflerine yöneliyor. Uçuşsuz seyahat tercihleri ve yavaş seyahat yaklaşımı da bu ilgiyi destekliyor. Türkiye çıkışlı programlarımız ve Yunan Adaları başta olmak üzere sunduğumuz farklı rotalarla misafirlerimize konforlu ve deneyim odaklı bir tatil sunuyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Babaalı Sörf Tutkunlarının Yeni Rotası: Rüzgarın Gücü Bölge Turizmini Hareketlendirdi Haber

Babaalı Sörf Tutkunlarının Yeni Rotası: Rüzgarın Gücü Bölge Turizmini Hareketlendirdi

Türkiye’de deniz turizmi denildiğinde uzun yıllar boyunca Ege ve Akdeniz kıyıları ön planda yer alırken, Karadeniz’in kuzey hattında gelişen alternatif spor turizmi hareketi yeni bir dönüşüm başlattı. Bu dönüşümün merkezinde ise doğal yapısını koruyan Babaalı Sahili bulunuyor. Bölgedeki rüzgâr yoğunluğu, geniş kıyı şeridi ve elverişli dalga koşulları sayesinde özellikle kiteboard ve windsurf sporlarına olan ilgi her geçen sezon büyüyor. Babaalı Sahili Sörf Sporlarında Öne Çıkıyor Uzmanlara göre Babaalı’nın en büyük avantajı, yılın önemli bölümünde düzenli rüzgâr alması. Bu durum hem eğitim alan yeni sporcular hem de profesyonel sporcular için güvenli ve sürdürülebilir bir alan oluşturuyor. Son dönemde bölgede açılan sörf eğitim merkezleri ve spor kulüpleri de bu ilgiyi destekleyen önemli gelişmeler arasında yer alıyor. Sörf eğitmenleri, Babaalı’nın özellikle başlangıç seviyesindeki sporcular için uygun yapıya sahip olduğunu belirtiyor. Sahilin belirli bölümlerinde dalga kırılımının kontrollü ilerlemesi, eğitim süreçlerini kolaylaştırırken güvenlik açısından da avantaj sağlıyor. Bunun yanı sıra deneyimli sporcular için daha sert rüzgâr alan bölgeler de bulunuyor. Yerli turistlerin yanı sıra farklı şehirlerden gelen sporcuların da hafta sonları bölgeye yoğun ilgi göstermesi, çevredeki işletmelerin hareketlenmesine katkı sağlıyor. Konaklama tesisleri, kamp alanları ve küçük ölçekli turizm işletmeleri sezon öncesinde rezervasyon taleplerinde artış yaşandığını ifade ediyor. Doğa ve Spor Turizmi Aynı Noktada Buluşuyor Babaalı’yı farklı kılan unsurlardan biri de doğallığını büyük ölçüde koruyan yapısı. Betonlaşmanın sınırlı olduğu sahil hattı, doğa sporlarıyla ilgilenen ziyaretçiler için önemli bir tercih nedeni oluşturuyor. Bölgeye gelen ziyaretçiler yalnızca sörf yapmakla kalmıyor; kamp, yürüyüş, bisiklet ve doğa fotoğrafçılığı gibi aktivitelerle de vakit geçiriyor. Karadeniz’in serin atmosferiyle birleşen bu doğal yapı, özellikle şehir hayatının yoğun temposundan uzaklaşmak isteyen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Son dönemde sosyal medyada paylaşılan görüntüler ve spor organizasyonlarının etkisiyle Babaalı’nın bilinirliği daha da arttı. Turizm temsilcileri, bölgede kontrollü büyümenin önemine dikkat çekiyor. Plansız yapılaşmanın doğal dengeyi bozabileceği ifade edilirken, sürdürülebilir turizm anlayışının korunmasının uzun vadede Babaalı’ya büyük değer katacağı belirtiliyor. Sörf Organizasyonları Bölgenin Tanıtımına Katkı Sağlıyor Babaalı’da düzenlenen spor etkinlikleri ve amatör yarışmalar da bölgenin adını daha geniş kitlelere duyurmaya başladı. Yaz aylarında organize edilen sörf festivalleri, yalnızca sporcuları değil, izleyicileri ve doğa tutkunlarını da bölgeye çekiyor. Özellikle gençlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinliklerde müzik organizasyonları, kamp aktiviteleri ve açık hava buluşmaları dikkat çekiyor. Bu organizasyonlar sayesinde Babaalı’nın yalnızca bir sahil bölgesi değil, aynı zamanda alternatif yaşam kültürünün geliştiği bir merkez haline geldiği değerlendiriliyor. Yerel işletmeler ise spor turizminin bölge ekonomisine önemli katkı sunduğunu düşünüyor. Yaz sezonunda artan ziyaretçi sayısının esnaf hareketliliğini artırdığı, yeni yatırım planlarını da beraberinde getirdiği ifade ediliyor. Karadeniz’de Alternatif Turizm Dönemi Güçleniyor Türkiye’de alternatif turizm alanlarına yönelik ilginin artmasıyla birlikte Karadeniz kıyıları da yeni yatırımların odağı haline geliyor. Babaalı Sahili’nin sörf alanında öne çıkması, bölgedeki diğer kıyı noktalarının da dikkat çekmesine neden oldu. Turizm uzmanları, doğa sporlarının önümüzdeki yıllarda daha geniş kitlelere ulaşacağını ve bu alanlara yapılan yatırımların artacağını öngörüyor. Özellikle genç turist profili, klasik tatil anlayışından uzaklaşıp deneyim odaklı rotalara yöneliyor. Bu değişim, Babaalı gibi doğal potansiyeli yüksek bölgelerin değerini artırıyor. Bölgedeki spor eğitmenleri ise Babaalı’nın yalnızca yaz aylarında değil, yılın farklı dönemlerinde de aktif kullanılabilecek bir merkez olabileceğini ifade ediyor. Rüzgâr koşullarının sezon dışı dönemlerde de uygun olması, spor turizminin yıl geneline yayılabileceği beklentisini güçlendiriyor. Karadeniz’in yükselen sörf noktası olarak gösterilen Babaalı, doğal yapısı, spor olanakları ve sakin atmosferiyle Türkiye’nin yeni nesil turizm destinasyonları arasında gösterilmeye devam ediyor.

Gençler Kahve Zincirlerinden Uzaklaşıyor: Yeni Neslin Gözdesi Artık Deneyim Sunan Mekânlar Haber

Gençler Kahve Zincirlerinden Uzaklaşıyor: Yeni Neslin Gözdesi Artık Deneyim Sunan Mekânlar

Kahve tüketim alışkanlıkları son yıllarda büyük bir değişim geçirirken, özellikle genç kuşağın tercihleri sektörün yönünü yeniden şekillendiriyor. Standart kahve zincirlerinden uzaklaşan yeni nesil tüketiciler, artık yalnızca kahve içmek için değil; sosyalleşmek, çalışmak, içerik üretmek ve farklı deneyimler yaşamak için özgün mekânları tercih ediyor. Şehir hayatındaki dönüşümle birlikte butik kahveciler, konsept kafeler ve çok amaçlı sosyal alanlar gençlerin yeni buluşma noktaları haline geliyor. Uzmanlara göre bu değişim, yalnızca damak tadıyla sınırlı değil. Genç kullanıcılar mekân seçiminde atmosfer, tasarım, sürdürülebilirlik, dijital uyumluluk ve sosyal medya görünürlüğü gibi kriterleri de ön planda tutuyor. Özellikle Z kuşağı ve genç profesyoneller arasında yükselen “deneyim odaklı tüketim” anlayışı, kahve sektöründe yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Kahve Artık Sadece Bir İçecek Değil Geleneksel kahve kültürü yerini çok yönlü bir yaşam deneyimine bırakıyor. Gençler için bir kafeye gitmek artık yalnızca kahve tüketmek anlamına gelmiyor. Çalışma alanı sunan, estetik tasarıma sahip, sessiz köşeler barındıran ve sosyal etkileşime açık mekânlar daha fazla ilgi görüyor. Özellikle büyük şehirlerde artış gösteren butik kahveciler, kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla öne çıkıyor. Yerel kahve çekirdekleri, özel demleme yöntemleri ve özgün sunumlar genç tüketicinin ilgisini çekerken, standart menü anlayışına sahip zincir markalar eski cazibesini kaybetmeye başlıyor. Sektör temsilcileri, gençlerin “aynı deneyimi tekrar eden” mekânlardan uzaklaştığını ve daha özgün atmosferler aradığını belirtiyor. Ahşap tasarımlar, doğal ışık kullanımı, vintage dekorasyon ve sanatsal dokunuşlar yeni nesil kahve mekânlarının temel özellikleri arasında yer alıyor. Sosyal Medya Etkisi Mekân Tercihlerini Değiştiriyor Kafelerin tercih edilmesinde sosyal medyanın etkisi her geçen gün daha belirgin hale geliyor. Özellikle Instagram, TikTok ve Pinterest gibi platformlarda paylaşılabilir alanlar sunan mekânlar gençlerin radarına daha hızlı giriyor. Görsel açıdan dikkat çeken sunumlar, estetik kahve bardakları ve konsept dekorasyonlar kullanıcı deneyiminin önemli bir parçası haline geliyor. Uzmanlara göre genç tüketiciler artık bir mekânı seçerken yalnızca ürün kalitesine değil, “hikâye sunup sunmadığına” da dikkat ediyor. Bu nedenle işletmeler sadece kahve satışı değil, aynı zamanda marka kimliği ve yaşam tarzı deneyimi oluşturmaya yöneliyor. Özellikle sessiz çalışma alanları, kitap okuma köşeleri, canlı müzik etkinlikleri ve sanat atölyeleri düzenleyen kafeler yoğun ilgi görüyor. Bu yaklaşım, kahve mekânlarını klasik tüketim alanlarından çıkarıp sosyal yaşam merkezlerine dönüştürüyor. Gençler Zincir Markalar Yerine Yerel İşletmelere Yöneliyor Son dönemde gençlerin yerel işletmelere olan ilgisinde dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Küresel kahve zincirlerinin standart hizmet anlayışı yerine samimi ve özgün deneyim sunan küçük işletmeler tercih ediliyor. Özellikle sürdürülebilir üretim yapan, geri dönüştürülebilir ürün kullanan ve yerel üreticileri destekleyen markalar genç tüketicilerden daha fazla ilgi görüyor. Kahve sektöründe faaliyet gösteren işletmeciler, yeni neslin marka sadakatinden çok deneyim sadakatine önem verdiğini ifade ediyor. Genç kullanıcılar için bir mekânın “trend” olması kadar, kendilerini özel hissettirmesi de büyük önem taşıyor. Bu değişimle birlikte birçok yeni nesil kahve mekânı hibrit konseptlere yöneliyor. Gün içinde çalışma alanı olarak kullanılan kafeler, akşam saatlerinde etkinlik ve sosyalleşme alanına dönüşüyor. Bu çok yönlü kullanım modeli özellikle freelance çalışanlar, öğrenciler ve dijital içerik üreticileri arasında yaygınlaşıyor. Kahve Sektöründe Rekabet Yeni Bir Boyuta Taşınıyor Değişen tüketici alışkanlıkları, kahve sektöründeki rekabeti de yeniden şekillendiriyor. İşletmeler artık yalnızca kaliteli kahve sunarak öne çıkamıyor. Mekân deneyimi, müşteri ilişkileri, dijital görünürlük ve konsept tasarım gibi unsurlar başarı için kritik hale geliyor. Sektör uzmanları, önümüzdeki dönemde deneyim odaklı kahve mekânlarının daha da yaygınlaşacağını öngörüyor. Özellikle genç nüfusun yoğun olduğu bölgelerde açılan konsept kafeler, klasik işletme anlayışının yerini almaya başlıyor. Yeni nesil tüketici profili, kahve sektörünü yalnızca gastronomi alanında değil; mimari, teknoloji ve sosyal yaşam açısından da dönüştürüyor. Bu dönüşüm, kahve kültürünü sıradan bir tüketim alışkanlığından çıkararak modern şehir yaşamının önemli bir parçası haline getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.