Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Deniz Taşımacılığı

Kapsül Haber Ajansı - Deniz Taşımacılığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deniz Taşımacılığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ditaş Denizcilik’in Yeni Gemisi T.Tarabya Denize İndirildi Haber

Ditaş Denizcilik’in Yeni Gemisi T.Tarabya Denize İndirildi

125 metre uzunluğundaki T.Tarabya Kimyasal Tankeri, yüksek emniyet, operasyonel verimlilik ve yük esnekliği hedefleri doğrultusunda Delta Marine tarafından tasarlandı. Modern sistemlerle donatılan gemi; uluslararası denizcilik standartlarına uygun altyapısı, gelişmiş teknik özellikleri ve farklı operasyonel ihtiyaçları karşılayabilen altyapısıyla küresel kimyasal taşımacılık operasyonlarında görev yapmak üzere geliştirildi. RMK Marine Genel Müdürü Dr. Utku Alanç geminin inşa sürecinde kaydedilen son gelişmeyi değerlendirerek şunları söyledi: “Bu önemli proje kapsamında bir başka kilometre taşını daha tamamlamış bulunuyoruz. Yüksek mühendislik standartlarıyla inşa ettiğimiz T.Tarabya’nın, operasyonel performansı ve yüksek teknolojiyle uyumlu altyapısıyla sektöre değer katacağına inanıyoruz. Enerji verimliliğini ve emisyonların azaltılmasını destekleyen çözümler geliştirerek denizcilik sektörünün sürdürülebilir dönüşümüne katkı sunmayı amaçlıyoruz. Türk denizciliğine yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunmaya devam edeceğiz.” Türk Denizciliğinin Geleceğine Büyük Katkı T.Florya’nın ardından suyla buluşan T.Tarabya, Ditaş Denizcilik’in filo yenileme ve büyüme stratejisinin önemli unsurlarından biri olacak. T.Tarabya'nın denize indirilmesine ilişkin olarak Ditaş Denizcilik Genel Müdürü Çağatay Ölken şu değerlendirmede bulundu: "T.Florya'nın ardından RMK Marine’in güçlü mühendislik kabiliyetiyle inşa edilen ve Ditaş’ın köklü operasyonel deneyimiyle hizmet verecek ikinci gemimiz T.Tarabya’yı da denizle buluşturmanın grurunu yaşıyoruz. Daha düşük emisyonlu ve enerji verimliliği yüksek deniz taşımacılığı hedeflerimiz doğrultusundaki attığımız bu adımla filomuzu gençleştirirken operasyonel kapasitemizi de artırıyoruz. Yakın zamanda filomuza katılan T.Riva tankerimizle ulaştığımız en büyük Türk bayraklı tanker filosu konumumuzu T.Tarabya tankeri ile güçlendiriyoruz. T.Tarabya’nın filomuza katılmasıyla filomuzdaki gemi sayımız 20'ye ulaşacak. Böylece yalnızca kapasitemizi artırmakla kalmayacak, Türk bayrağını daha geniş bir coğrafyalarda yüksek operasyonel standartlar ve güçlü bir sorumluluk anlayışıyla temsil etmeyi sürdüreceğiz. Bu değerli iş birliği için RMK Marine'in tüm mühendislik ve üretim ekiplerine, projeye emek veren çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İş Dünyası ABD Pazarı İçin Çorlu’da Bir Araya Geldi Haber

Türk İş Dünyası ABD Pazarı İçin Çorlu’da Bir Araya Geldi

Türk ihracatçısı ve yatırımcısının dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerika Birleşik Devletleri pazarına entegrasyonunu sağlamak ve bölge ekonomisinin küresel ticaret hacmini artırmak amacıyla düzenlenen "ABD Pazarına Eyaletler Bazında Giriş Stratejileri: Fırsatlar ve Tehditler" paneli, 29 Temmuz 2026 tarihinde Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Enis Sülün Konferans Salonu ve Gösteri Merkezi'nde gerçekleştirildi. Türk-Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham) organizasyonunda; Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası (Çorlu TSO) ve Trakya Kalkınma Ajansı (TRAKYAKA) iş birliğiyle düzenlenen panele ABD pazarına açılmak isteyen ihracatçılar, sanayiciler, yatırımcılar, girişimciler ve iş dünyası temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Sunuculuğunu TABA-AmCham Direktörü Kenan Taban'ın üstlendiği etkinlik kapsamında ABD pazarına giriş yöntemleri, marka konumlandırma, şirket kuruluşu, finansman mekanizmaları ve lojistik altyapı süreçleri kapsamlı bir şekilde masaya yatırıldı. BÖLGE EKONOMİSİNİN KÜRESEL VİZYONU VURGULANDI Programın karşılama konuşmasını TABA-AmCham Tekirdağ Temsilcisi Sedat Güner gerçekleştirdi. İki oturum halinde düzenlenen panelin açılış konuşmaları TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, Çorlu TSO Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Volkan ve TRAKYAKA Genel Sekreteri Mahmut Şahin tarafından yapıldı. Protokol konuşmacıları, bölge ekonomisinin küresel entegrasyonuna dikkat çekerek, Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacminin artırılmasının stratejik önemini vurguladılar. Prof. Dr. Musa Pınar da "ABD Pazarında Marka Konumlandırması ve Eyalet Bazlı Tüketici Davranışları" başlıklı sunumunda ABD pazarında doğru konumlanma, eyalet bazlı tüketici farklılıkları ve markalaşma stratejilerini katılımcılarla paylaştı. İHRACAT FİNANSMANI, TEŞVİKLER VE KÜRESEL LOJİSTİK AĞLARI TARTIŞILDI Moderatörlüğünü Beşir Kemal Ustaoğlu’nun üstlendiği “ABD Pazarına Giriş Stratejileri İhracat Finansmanı ve Küresel Lojistik Çözümleri” başlıklı panelde konuşan İlker Yılmaz ABD'de iş yapma kültürü ve yatırımcı beklentilerini aktardı. Hafize Çiler ise konuşmasında tarım ihracatının finansmanı ve sağlanan kefalet mekanizmalarını değerlendirdi. Küresel lojistik ağları ve Türkiye'nin bu ağlardaki stratejik konumunu Besim Dönmez paylaşırken, Aykut Meriç deniz taşımacılığı ve lojistik çözümlerine dair detayları aktardı. Oturumun son konuşmacısı Kemal Darcan ise kimya ve ambalaj sektöründe ihracat stratejilerini ele aldı. KURUMSALLAŞMA VE HUKUKİ ALTYAPI TÜM YÖNLERİYLE ELE ALINDI Moderatörlüğünü Dr. Ferkan Çelik’in üstlendiği “ABD Pazarında Kurumsallaşma, Hukuki Süreçler ve Sürdürülebilir Büyüme Stratejileri” başlıklı ikinci oturumda ise pazardaki kalıcı başarı faktörleri değerlendirildi. Oturum kapsamında Mahmut Şahin Trakya bölgesinin ihracat ve yatırım desteklerini anlatırken, İlhan Kubilay Geçkil kurumsallaşma adımları ve risk yönetimini aktardı. Zeynep Sönmez İhtiyar, ABD pazarına giriş ile yatırımcı vizeleri süreçlerine değinirken, Mehmet Durdu Akan tedarik zinciri ve ihracat stratejilerini paylaştı. Oturum, Av. Emine Şahin Karakaşlıoğlu’nun ABD’de şirket kuruluşu ve hukuki süreçlere dair bilgilendirmeleriyle tamamlandı. STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI Programın sonunda TABA-AmCham ile Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası arasında Türkiye-ABD ticari ilişkilerini güçlendirecek stratejik bir iş birliği protokolü imzalandı. Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Erdim Noyan ile TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı tarafından imza altına alınan protokol kapsamında; ortak projeler geliştirilmesi, ihracatın desteklenmesi ve eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

45 yıllık efsane feribot son yolculuğunu tamamladı Haber

45 yıllık efsane feribot son yolculuğunu tamamladı

Scandlines filosunda uzun yıllar görev yapan M/F Kronprins Frederik, Almanya’nın Puttgarden Limanı’ndan son kez ayrılarak Danimarka’nın Esbjerg Limanı’na ulaştı. Milyonlarca yolcu, araç ve tren taşıyan 45 yıllık feribot, alıcı bulunamamasının ardından sökülerek geri dönüştürülecek. Avrupa’nın köklü feribotlarından M/F Kronprins Frederik, yaklaşık 45 yıllık hizmet hayatını tamamladı. Scandlines’a ait gemi, hafta sonu Almanya’daki Puttgarden Feribot Limanı’ndan son kez ayrılarak Danimarka’nın batı kıyısındaki Esbjerg Limanı’na doğru yola çıktı. Son seferinde yolcu veya yük taşımayan feribotta yalnızca kaptan ve mürettebat yer aldı. Tam kadro mürettebatla gerçekleştirilen yolculuğun ardından gemi Esbjerg’e ulaştı. M/F Kronprins Frederik burada Danimarkalı gemi söküm ve geri dönüşüm şirketi Smedegaarden A/S’ye teslim edilecek. Hizmet yolculuğu 1981’de başladı M/F Kronprins Frederik, 1981 yılında hizmete alındı. Feribotun ilk işletmecisi Danimarka Devlet Demiryolları DSB oldu. Gemi, Danimarka’daki Büyük Belt Boğazı üzerinde bulunan Korsør ile Nyborg şehirleri arasında çalışmaya başladı. Bu hatta 1997 yılına kadar yolcu, araç ve demiryolu taşımacılığı hizmeti verdi. Daha sonra Scandlines filosuna katılan feribot, ilk olarak Almanya’nın Rostock kenti ile Danimarka’nın Gedser kasabası arasındaki hatta yolcu ve yük taşımak için kullanıldı. Hizmet hayatının son döneminde ise Puttgarden ile Rødby arasında yük feribotu olarak görev yaptı. Gemi, onlarca yıllık operasyonları boyunca milyonlarca yolcuyu, kara yolu aracını ve treni Baltık Denizi üzerindeki rotalarda taşıdı. Son yolculuğunda geçmişte çalıştığı rotadan geçti Kronprins Frederik’in son seferi, geminin geçmişine sembolik bir selam niteliği taşıdı. Puttgarden’dan ayrılan feribot, yıllarca hizmet verdiği Danimarka’daki Büyük Belt bölgesinden ve köprünün altından geçti. Ardından Skagen çevresinden dolaşan gemi, Danimarka’nın batı kıyısındaki son durağı Esbjerg Limanı’na yöneldi. Yolculuğun tamamlanmasıyla birlikte 1981’de başlayan 45 yıllık denizcilik kariyeri de sona erdi. Scandlines Operasyon Direktörü Michael Guldmann Petersen, feribotun son seferine uğurlanmasının şirket çalışanları açısından duygusal anlara sahne olduğunu söyledi. Guldmann Petersen, “45 yıllık sadık hizmetin ardından feribotu cumartesi akşamı son yolculuğuna gönderdik” diyerek özellikle uzun yıllar gemide çalışan mürettebat için vedanın kolay olmadığını belirtti. Scandlines çalışanları için duygusal veda M/F Kronprins Frederik’in birçok mürettebat üyesi için yalnızca bir ulaşım aracı değil, uzun yıllar görev yaptıkları bir çalışma ortamı olduğunu vurgulayan Petersen, geminin güvenilir biçimde hizmet verdiğini ve denizde çok sayıda güzel anıya ev sahipliği yaptığını ifade etti. Scandlines yönetimi, geminin hizmetine devam edebilmesi amacıyla bir süre satış seçeneklerini değerlendirdi. Ancak işletmeci, feribotu satın almak isteyen uygun bir alıcı bulamadı. Bu nedenle geminin, söküm ve geri dönüşüm alanında uzmanlaşan Smedegaarden A/S’ye devredilmesine karar verildi. Şirket, Avrupa’nın onaylı gemi geri dönüşüm tesisleri listesinde yer alıyor. Görevi The Baltic Whale devraldı M/F Kronprins Frederik, mart ayının başına kadar Puttgarden-Rødby hattında yük feribotu olarak çalışmayı sürdürdü. Geminin görevini daha sonra Scandlines’ın yeni yük feribotu The Baltic Whale devraldı. The Baltic Whale, karadaki elektrik altyapısından aldığı enerjiyle çalışabilen dünyanın en büyük feribotlarından biri olarak gösteriliyor. Yeni geminin devreye alınması, Scandlines’ın filosunu yenileme ve deniz taşımacılığından kaynaklanan emisyonları azaltma stratejisinin önemli adımlarından birini oluşturuyor. Michael Guldmann Petersen, The Baltic Whale’ın hizmete başlamasıyla filoya yeni ve daha çevreci bir kapasite kazandırıldığını söyledi. Scandlines, 2040 yılına kadar doğrudan emisyon üretmeden faaliyet gösterme hedefi doğrultusunda gemilerini ve liman altyapısını dönüştürmeyi planlıyor. Bir dönem sona erdi M/F Kronprins Frederik’in hizmetten çekilmesi, geleneksel feribotlardan elektrikli ve düşük emisyonlu gemilere geçiş sürecinin sembolik örneklerinden biri oldu. 1981’den itibaren Danimarka ve Almanya arasındaki farklı rotalarda görev yapan feribot, milyonlarca yolcu ve aracı taşıdıktan sonra denizdeki son yolculuğunu tamamladı. Geminin yeniden kullanılabilir parçaları ve malzemeleri, Esbjerg’de gerçekleştirilecek söküm çalışmalarının ardından geri dönüşüm süreçlerine kazandırılacak.

Yıldızlar Deniz İşletmeciliği, Denizcilik Faaliyetlerini Yıldızlar 5 ile Güçlendiriyor Haber

Yıldızlar Deniz İşletmeciliği, Denizcilik Faaliyetlerini Yıldızlar 5 ile Güçlendiriyor

Yıldızlar Yatırım Holding grup şirketlerinden Yıldızlar Deniz İşletmeciliği, denizcilik alanındaki büyüme hedefleri doğrultusunda filosunu güçlendirmeye devam ediyor. Denizcilik operasyonlarının daha etkin, kontrollü ve entegre bir şekilde yürütülmesi amacıyla filoya katılan Yıldızlar 5, şirketin sektördeki büyüme stratejisinin önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Yeni yatırım sayesinde operasyonel kapasitesini artıran şirket, lojistik altyapısını güçlendirirken deniz taşımacılığı alanındaki etkinliğini de genişletmeyi hedefliyor. Yıldızlar 5’in filoya katılmasıyla birlikte operasyonel kabiliyetlerini güçlendiren Yıldızlar Yatırım Holding, küresel ticaretin en stratejik taşıma ağlarından biri olan denizcilik sektöründeki varlığını daha da pekiştiriyor. Şirket, güvenli, verimli ve sürdürülebilir operasyon anlayışıyla faaliyetlerini sürdürürken, Türkiye’nin denizcilik alanındaki büyüme vizyonuna da katkı sağlamayı amaçlıyor. Yıldızlar Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Hakkı Yıldız, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Yıldızlar 5’in filomuza katılması, denizcilik alanındaki büyüme hedeflerimiz doğrultusunda attığımız önemli adımlardan biri. Bu yatırım, operasyonel kapasitemizi güçlendirmenin yanı sıra lojistik altyapımızı da daha etkin ve verimli hale getiriyor. Küresel ticaretin bel kemiğini oluşturan deniz taşımacılığında, güvenli ve sürdürülebilir operasyon anlayışımızla büyümeyi sürdürürken, ülkemizin denizcilik sektöründeki gelişimine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Yıldızlar 5’in filomuza ve sektörümüze değer katacağına inanıyoruz.” dedi. Geniş operasyonel ağı ve deneyimli profesyonel kadrosuyla yılda 200’ün üzerinde gemiye acentelik hizmeti sağlayan şirket, 2.000 DWT ile 65.000 DWT tonaj aralığındaki operasyonları başarıyla yönetiyor. Gelecek projeksiyonları doğrultusunda kiralama portföyünü büyüterek operatörlük hizmetlerini başlatmayı planlayan Yıldızlar Deniz İşletmeciliği, filosuna yeni dökme yük gemileri ekleyerek üçüncü şahıslara yönelik armatörlük ve acentelik faaliyetlerini pazar odaklı bir yaklaşımla büyütmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İSKEN Türkiye’nin İlk Transshipper Platformuyla Enerji Üretimini Güçlendiriyor Haber

İSKEN Türkiye’nin İlk Transshipper Platformuyla Enerji Üretimini Güçlendiriyor

Dünyada mega boyuttaki sayılı yüzer aktarma platformları arasında yer alan İSKEN Transshipper Platformu, İskenderun Körfez’inde İSKEN Sugözü Elektrik Enerji Santrali için gerçekleştirdiği kömür aktarımıyla, santral üretiminin sürekliliği için kritik lojistik rol üstleniyor. Transshipper ile İskenderun Körfezi'nde kritik lojistik çözüm Santral için kömür taşıyan büyük tonajlı dökme yük gemileri, draft (geminin su altında kalan yüksekliği) sınırlamaları nedeniyle limana yanaşamıyor. Körfezde konuşlu Transshipper platformu aracılığıyla yaklaşık 1,6 deniz mili açıkta bulunan gemilerden alınan kömür, aktarma sistemiyle santrale ulaştırılıyor. Bu süreç, enerji üretiminin sürekliliği açısından kritik bir lojistik çözüm sunuyor. OYAK Liman ve Oldendorff ortaklığıyla işletilen İSKOLDEN firması bünyesinde, ARKAD Deniz Taşımacılığı’na ait platform aracılığıyla yürütülen operasyon kapsamında; santralin yakıt ihtiyacı düzenli şekilde karşılanıyor. Transshipment operasyonu 2002 yılından bu yana kesintisiz devam ediyor. İSKOLDEN Genel Müdürü Hakan Uncu, platformun stratejik önemine ilişkin şunları kaydetti: "Bünyemizde başarıyla yürüttüğümüz ve Türkiye’de tek, dünyada ise sayılı örnekler arasında yer alan Transshipment operasyonumuz, ülkemizin enerji arz güvenliği açısından kritik önem taşıyan santralimizin üretim sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sağlamaktadır.” Yıllık 3,5 milyon ton kömür aktarımının gerçekleştiği, Günlük yaklaşık 50 bin ton aktarma kapasitesine ulaşabilen platform, yılda ortalama 22 gemiden yaklaşık 3,5 milyon ton kömür boşaltma gerçekleştirerek faaliyet gösteriyor. Kurulduğu günden bu yana yaklaşık 468 gemiden toplam 75 milyon ton kömür tahliyesi gerçekleştirilen operasyon, Türkiye’nin enerji lojistiğinde önemli bir deneyim ortaya koyuyor. Türkiye’nin ilk ve tek Transshipper (yüzer aktarma) platformu; devasa boyutları, teknik kapasitesi ve entegre hizmet yapısıyla dikkat çekiyor. Çift gövdeli katamaran tipinde tasarlanan ve “tahriksiz yüzer platform” niteliği taşıyan tesiste dökme katı yük elleçleme faaliyetleri yürütülüyor. Platformun yüksekliği 55,00 metreye ulaşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi?  Haber

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi? 

Arktik rotaları ise potansiyel alternatifler olarak giderek daha fazla ilgi çekiyor. Coface tarafından yayımlanan yeni bir araştırma, iklim değişikliğinin seyrüsefer koşullarını dönüştürmesine rağmen, önümüzdeki beş yıl içinde bu rotaların ticari potansiyelinin sınırlı kalacağını ortaya koyuyor. Konteyner taşımacılığı açısından güçlü bir alternatif oluşturmadığı belirtilen Arktik güzergâhlar, buna karşın ham petrol ve doğal gaz gibi belirli emtia akışlarında önemli avantajlar sunabiliyor. Özellikle ABD ve Kuzey Avrupa’dan Asya’ya yapılan ihracat için bu rotaların stratejik katkı sağlayabileceği öngörülüyor. Öne çıkan küresel veriler şöyle: - Küresel mal ticaretinin yüzde 80’i deniz taşımacılığıyla gerçekleştiriliyor. - Doğu Asya ile Avrupa veya Kuzey Amerika arasındaki ticaretin ise önümüzdeki beş yıl içinde yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotaları üzerinden gerçekleşebileceği düşünülüyor Küresel deniz taşımacılığında artan baskı karşısında daha kısa rotalar Deniz taşımacılığı, küresel ticaretin yüzde 80’inden fazlasını oluştururken, Doğu Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika arasında yoğunlaşıyor ve sınırlı sayıda stratejik koridor etrafında şekilleniyor. Bu yoğunlaşma, küresel ticareti jeopolitik şoklara karşı daha kırılgan hale getiriyor. Son dönemde Kızıldeniz’de yaşanan aksamalar, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler ve özellikle ABD politikalarıyla şekillenen uluslararası ticaret düzenindeki değişimler bu kırılganlığı daha da görünür kılıyor. Bu çerçevede Arktik rotaları, mesafeleri ciddi ölçüde kısaltan teorik bir alternatif olarak öne çıkıyor. Doğu Asya ile Kuzey Avrupa arasındaki mesafeyi yüzde 40’a kadar, Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarına olan mesafeyi ise yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabilen bu rotalar, iklim değişikliğiyle birlikte artan kullanılabilirlikleri sayesinde ekonomik açıdan ne ölçüde sürdürülebilir oldukları sorusunu gündeme taşıyor. Gerçek bir potansiyel barındırsa da ağırlıklı olarak dökme yük taşımacılığına odaklanıyor Bu rotaların ekonomik uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla, Asya–Kuzey Avrupa ve Asya–Kuzey Amerika hatlarında Arktik rotalar ile geleneksel güzergâhlar arasındaki birim taşıma maliyetlerini karşılaştıran Coface, yaptığı analizde tankerler, dökme yük gemileri ve konteyner gemileri olmak üzere üç ana gemi tipini ele aldı. Elde edilen sonuçlar, önümüzdeki beş yıllık dönemde Arktik rotalarının ağırlıklı olarak ham madde taşımacılığına odaklanacağını gösteriyor. Özellikle sıvı dökme yükte (ham petrol, dizel, metanol ve LNG gibi) maliyet avantajı dikkat çekiyor; bazı durumlarda yüzde 45 ila 50’ye varan düşüşler mümkün görünüyor. Kuru dökme yükte (tahıl, cevher ve inşaat malzemeleri) de rekabetçi bir yapı oluşabileceği değerlendiriliyor, ancak bu durum büyük ölçüde gemilerin buz kırıcı desteği olmadan operasyon gerçekleştirebilmesine bağlı. Buna karşılık konteyner taşımacılığı, daha kısa mesafelere rağmen rekabetçi bir konumda bulunmuyor. Operasyonel kısıtlar, gemi boyutlarına ilişkin sınırlamalar ve Arktik seyrüseferine özgü maliyetler, mevcut koşullarda bu rotaların geleneksel hatların ölçek ekonomisiyle yarışmasını engelliyor. Bazı sektörlerde avantaj sağlansa da küresel ticarete etkisi sınırlı kalıyor Toplamda, Doğu Asya, Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika arasındaki ticaretin yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotalarını kullanması bekleniyor. Bu nedenle, kısa vadede bu rotaların küresel ticaret haritası üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağı öngörülüyor. Buna karşın bazı sektörlerin bu gelişmeden avantaj sağlaması bekleniyor. Özellikle tahıl, enerji, metal ve ormancılık ile bağlantılı sektörler öne çıkıyor. Bu durum nasıl yorumlanmalı? Kuzey Amerika’dan Doğu Asya’ya yapılan ihracatın değer bazında yaklaşık yüzde 7’sinin Arktik rotaları üzerinden taşınabileceği öngörülüyor. Bu da toplamda 22 milyar dolarlık bir hacme karşılık geliyor; bunun 6 milyar doları kuru dökme yükten, 16 milyar doları ise sıvı dökme yükten oluşuyor. ABD’nin kuzeydoğu kıyısında veya Kuzey Avrupa’da konumlanan dökme yük ihracatçıları, daha düşük taşıma maliyetleri ve kısalan transit süreler sayesinde Asya pazarlarında rekabet güçlerini artırabilir. Buna karşılık Güney Amerika’daki bazı rakipler (demir cevheriyle Brezilya, bakırla Şili) ile Afrika’daki bazı üreticiler (belirli minerallerde Demokratik Kongo Cumhuriyeti) göreli taşıma avantajlarında zayıflama yaşayabilir. Üreticilerin ötesinde, geleneksel deniz rotalarına yüksek ölçüde bağımlı bazı ülkeler de kırılgan hale gelebilir. Kanal gelirlerinin GSYH içinde önemli paya sahip olduğu Mısır ve Panama bu açıdan öne çıkıyor. Asya-Avrupa ticaretinde kilit rol oynayan bazı büyük liman merkezleri de ticaret akışlarının bir bölümünün kuzeye kayması halinde stratejik konumlarını sorgulamak durumunda kalabilir. Bu kapsamda Singapur ve daha sınırlı ölçüde Cebel Ali öne çıkan örnekler arasında yer alıyor. Ancak bu risk daha uzun vadeye yayılıyor; zira Arktik taşımacılığın 2030 yılına kadar konteyner taşımacılığına açılması beklenmiyor. Henüz ikincil önemde bir ticaret rotası olsa da önemli bir jeopolitik unsur Arktik rotaları mesafe açısından avantaj sunsa da gelişimleri önemli kısıtlarla karşı karşıya bulunuyor. Seyrüsefer süreleri hâlâ mevsimsel özellik gösterirken, buz koşulları değişken ve öngörülemez kalıyor; birçok durumda buz kırıcı gemilerin kullanımı zorunlu hale geliyor. Bu nedenle Arktik bölgesi giderek artan bir stratejik rekabet alanına dönüşmüş durumda. Kuzey Deniz Rotası büyük ölçüde Rusya’nın kontrolünde bulunurken, Çin bölgedeki varlığını ve kutup kapasitesini kademeli olarak güçlendiriyor. ABD de bölgede etkisini artırma yönünde adımlar atıyor. Bu çerçevede Arktik rotalarının gelişimi, yalnızca lojistik maliyetlerin değerlendirilmesiyle sınırlı kalmıyor; egemenlik, kritik altyapının kontrolü, kaynaklara erişim ve güç dengelerinin yeniden şekillenmesi gibi başlıkları da beraberinde getiriyor. Kısa vadede bu rotaların değeri ticari olmaktan çok siyasi bir nitelik taşıyor. Konteyner taşımacılığı ekonomik olarak geniş ölçekte uygulanabilir hale gelmediği sürece, küresel ticaret dengelerinde köklü bir değişim yaratmaları beklenmiyor. Coface sektör ekonomisti Eve Barré ise bu durumla ilgili, “Arktik deniz rotaları, mesafeleri kısaltmaları nedeniyle dikkat çekiyor. Ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde ticari ilgi oldukça sınırlı kalacak ve ağırlıklı olarak hammadde taşımacılığı etrafında yoğunlaşacak” açıklamasında bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Aygaz, Filosunu İki Yeni Gemi Yatırımıyla Güçlendiriyor Haber

 Aygaz, Filosunu İki Yeni Gemi Yatırımıyla Güçlendiriyor

Çift yakıt teknolojisine sahip, yaklaşık 90 bin metreküp kapasiteli gemilerle birlikte şirket, 65. yılında tedarik zincirini güçlendirmeye yönelik yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. Aygaz, tedarik zincirinin her halkasında yer alma ve arz güvenliğini güçlendirme hedefi doğrultusunda yeni bir adım daha attı. Hyundai Heavy Industries tersanesinde inşa edilecek iki adet LPG gemisi için imzalanan yeni sözleşmeyle birlikte, Aygaz bu yıl toplam üç gemi için yatırım sürecini başlatmış oldu. Hyundai Heavy Industries ile gerçekleştirilen sözleşme, Aygaz Genel Müdürü Melih Poyraz ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Keskin ile Hyundai Heavy Industries’i temsilen Hyoung Won Hahm ve Y. H. Yeo tarafından imzalandı. Panamax segmentinde yer alan ve yaklaşık 90 bin metreküp kapasiteye sahip olacak gemiler, çift yakıt (Dual Fuel) teknolojisi ile donatılacak. Bu sayede operasyonel verimlilik artırılırken, daha düşük emisyonlu ve çevre dostu bir taşımacılık altyapısına katkı sağlanması hedefleniyor. Gemilerden birinin 2028 yılının son çeyreğinde, diğerinin ise 2029 yılının ikinci çeyreğinde filoya katılması planlanıyor. Poyraz: “65. yılımızda attığımız bu adım geleceğe yönelik stratejik bir hamle” İmza töreninde konuşan Aygaz Genel Müdürü Melih Poyraz, gerçekleştirilecek gemi yatırımlarının şirketin uzun vadeli vizyonuyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Tedarik zincirimizin her halkasında daha güçlü bir yapı kurma hedefiyle yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Filomuza katılacak bu iki yeni gemiyle birlikte, bu yıl içindeki üçüncü gemi yatırımımızı hayata geçiriyoruz. 65. yılımızı kutladığımız bu dönemde attığımız bu adım; arz güvenliğimizi güçlendirecek, küresel rekabet gücümüzü artıracak ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızı destekleyecek stratejik bir hamle niteliği taşıyor. Çift yakıt teknolojisine sahip bu gemilerle, daha verimli ve daha çevreci bir taşımacılık altyapısını hayata geçirirken, geleceğin ihtiyaçlarına bugünden hazırlık yapıyoruz.” 65. yılda güçlü yatırım hamlesi Aygaz, 65 yıllık köklü geçmişinden aldığı güçle, enerji sektöründe küresel ölçekte daha rekabetçi bir yapı kurma hedefi doğrultusunda yatırımlarına devam ediyor. Şirketin deniz taşımacılığı alanındaki bu yeni adımı, filo kapasitesini artırırken küresel piyasalardaki dalgalanmalara karşı daha güçlü ve esnek bir yapı oluşturma amacını taşıyor. Dual Fuel teknolojisi sayesinde LPG ve farklı yakıt türleriyle çalışabilen gemiler, enerji taşımacılığında verimlilik ve çevresel performansı birlikte ele alan bir yaklaşım sunuyor. Bu yatırımlar, Aygaz’ın sürdürülebilirlik odağını yalnızca operasyonel süreçlerde değil, lojistik ve tedarik zinciri yatırımlarında da önceliklendirdiğini ortaya koyuyor. Aygaz, tedarik zincirinde ilave katma değer yaratmayı ve arz güvenliğini artırmayı stratejik bir öncelik olarak konumlandırırken; deniz taşımacılığı yatırımlarını bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak değerlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RMK Marine, Ditaş Denizcilik için İnşa Ettiği T. Florya’yı Denize İndirdi    Haber

RMK Marine, Ditaş Denizcilik için İnşa Ettiği T. Florya’yı Denize İndirdi  

RMK Marine’in Tuzla’daki tersanesinde gerçekleştirilen törene Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, Suudi Arabistan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Essam Alammari, Koç Holding, Tüpraş ve Ditaş Denizcilik’ten üst düzey yetkililer katılım sağladı. Gerçekleştirilen törende konuşan RMK Marine Genel Müdürü Dr. Utku Alanç: “İki köklü Türk denizcilik şirketi arasındaki güçlü iş birliğini ve yerli mühendisliğin ulaştığı yüksek seviyeyi bu proje ile bir kez daha göstermiş olmanın gururunu yaşıyoruz.” ifadelerine yer verdi. 125 metre boyunda T. Florya Kimyasal Tankeri, yüksek operasyonel verimlilik hedefiyle, ileri mühendislik yaklaşımıyla Delta Marine tarafından titizlikle tasarlandı. Emniyet, yük esnekliği, performans kriterleri gözetilerek geliştirilen T. Florya, farklı operasyonel ihtiyaçlara cevap verebilecek teknik altyapısı, uluslararası denizcilik standartlarına uygun donanımı ve modern sistem entegrasyonu ile küresel kimyasal taşımacılık operasyonlarında etkin bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Ditaş Denizcilik Genel Müdürü Çağatay Ölken törene ilişkin şunları ifade etti: “T. Florya, yalnızca filomuza katılan yeni bir gemi değil; aynı zamanda operasyonel mükemmeliyet, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağımızın somut bir yansımasıdır. Genç, modern ve yüksek performanslı filo yapımızı daha da güçlendirme hedefimiz doğrultusunda attığımız bu adım, rekabet gücümüzü ileri taşıyacak. Metanol yakıt sistemine hazır altyapısı sayesinde T. Florya, düşük karbonlu deniz taşımacılığı vizyonumuz ile uyumlu olarak alternatif yakıtlara uyum kabiliyetimizi güçlendirecek. Yerli mühendislik ve güçlü iş birlikleri ile hayata geçirilen bu proje, Türk denizcilik sektörünün küresel ölçekteki konumunu da destekliyor. Önümüzdeki dönemde de çevresel sorumluluk, güvenlik ve operasyonel verimlilik odağında yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.” Türk Denizciliğinde Stratejik Bir Adım Deneme seyrinin tamamlanmasının ardından 2026 yılının üçüncü çeyreğinde teslim edilmesi planlanan T. Florya, Ditaş Denizcilik’in filo yapılanmasında önemli bir kilometre taşı olacak. Proje, yalnızca yeni bir gemi inşa sürecini değil, aynı zamanda Türk denizcilik sektöründe mühendislik, kalite ve güvenlik standartlarının daha da ileri taşınmasına yönelik güçlü bir adımı temsil ediyor. İleriki dönemde geleceğin düşük emisyonlu yakıtlarından metanol kullanabilme özelliğine yönelik optimize edilmiş tasarımı ve ana makine konfigürasyonu ile T. Florya Kimyasal Tankeri, RMK Marine ve Ditaş Denizcilik’in sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk ve geleceğe yönelik yeşil dönüşüm vizyonunu bir kez daha ortaya koyuyor. RMK Marine Gemi inşa sektöründe Türkiye’nin lider tersanelerinden biri olan RMK Marine, 1997 yılından bu yana Koç Topluluğu çatısı altında küresel ölçekte faaliyetlerini sürdürmekte ve müşteri ihtiyaçlarına özel çözümler sunmaktadır. RMK Marine, ticari ve askeri gemiler ile süper yat sektörü de dahil olmak üzere, yüksek teknolojiye sahip platformların gemi inşasında uzmanlaşmıştır. Sürdürülebilirlik vizyonuyla hareket eden tersane; ticari yelkenli gemiler, dual yakıtlı gemiler ile hibrit ve tamamen elektrikli gemiler gibi alternatif enerjiyle çalışan tahrik sistemleri geliştirerek çevreyi ve geleceği destekleyen yenilikçi çözümler sunmaktadır. RMK Marine yenilikçilik, kalite ve verimlilik konularındaki kararlılığını teknoloji ve altyapıya yapılan sürekli yatırımlar ile desteklemektedir. Tüm gemi inşa faaliyetlerini uluslararası kalite standartlarına uygun olarak sürdürmeye özen gösteren tersane, iş sağlığı ve güvenliği, çevresel duyarlılık ve operasyonel verimliliği her zaman önceliklendirmektedir. Ditaş Denizcilik Ditaş Deniz İşletmeciliği ve Tankerciliği A.Ş., 1974 yılından bu yana, deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösteren ve enerji lojistiğinde uzmanlaşmış bir şirkettir. Şirket, 17 adet farklı tip ve boyutta tankerden oluşan filosu ve toplam 712.000 DWT taşıma kapasitesi ile Türk bayraklı en güçlü ve en genç tanker filolarından birine sahiptir. Ditaş Denizcilik yaklaşık 800 kişilik çalışan kadrosu ile gemi İşletmeciliğinin yanı sıra brokerlik, acentelik, vetting ve römorkörcülük hizmetleri sunmaktadır. Uluslararası klas kuruluşları tarafından sertifikalandırılmış filosu ile operasyonlarını sürdüren Ditaş Denizcilik, tüm uluslararası denizcilik regülasyonlarına tam uyum içinde faaliyet göstermektedir. Gelişmiş filo yönetim sistemleri, planlı bakım süreçleri ve dijital izleme altyapısı sayesinde yüksek operasyonel verimlilik ve emniyet standartları sağlanmaktadır. Tecrübeli kadrosu ile Koç Holding, Tüpraş ve TSKGV’nin gücünden aldığı destekle, Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok noktasında operasyonlarını başarıyla sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.