Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Deniz Turizmi

Kapsül Haber Ajansı - Deniz Turizmi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deniz Turizmi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

18 Mart’ın Tarihi Mirası Deniz Turizmine Yön Veriyor Haber

18 Mart’ın Tarihi Mirası Deniz Turizmine Yön Veriyor

18 Mart Çanakkale Zaferi, yalnızca askeri bir başarı değil; Türkiye’nin denizlerdeki varlığını, bağımsızlık iradesini ve deniz gücünün stratejik önemini tüm dünyaya gösteren tarihi bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Çanakkale’de kazanılan zafer, Türk milletinin denizlerdeki kararlılığını ortaya koyarken, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün denizciliğe verdiği önemin de temelini oluşturdu. Atatürk’ün “Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız” sözleri bugün Türkiye’nin denizcilik politikalarına ve deniz turizmine yön veren güçlü bir vizyon olarak kabul ediliyor. Türkiye’nin sahip olduğu uzun kıyı şeridi, stratejik limanları ve zengin kültürel mirası sayesinde deniz turizmi son yıllarda ülke ekonomisinin en önemli büyüme alanlarından biri haline geliyor. Özellikle kruvaziyer turizminde yaşanan hızlı artış, Türkiye’nin Akdeniz ve Karadeniz çanağında yeniden güçlü bir destinasyon haline geldiğini gösteriyor. Kruvaziyer turizminde son 12 yılın en güçlü dönemi Son yıllarda Türkiye’nin deniz turizminde güçlü bir ivme yakaladığını vurgulayan Çavuşoğlu, özellikle kruvaziyer turizminde dikkat çekici bir büyüme yaşandığını ifade etti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre Türkiye, 2025 yılında 2,1 milyonu aşan kruvaziyer yolcusu ile son 12 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı yıl Türkiye limanlarına 1.375 kruvaziyer gemisi uğrak yaptı ve yolcu sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık %13 artış gösterdi. Türkiye’nin en yoğun kruvaziyer limanı Kuşadası olurken, onu İstanbul ve Bodrum takip etti. Kuşadası tek başına yaklaşık 995 bin yolcu ağırlayarak ülke toplamının önemli bölümünü karşıladı. Sektördeki büyümenin 2026 yılında da devam etmesi bekleniyor. Turizm sektöründeki projeksiyonlara göre Türkiye’nin kruvaziyer turizminde 3 milyon yolcu hedefi bulunuyor. “Deniz turizmi artık stratejik bir sektör” Kruvaziyer turizminin yalnızca bir turizm faaliyeti değil aynı zamanda ekonomik bir kaldıraç olduğunu belirterek Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Deniz turizmi artık sadece yaz sezonuna bağlı bir faaliyet değil. Kruvaziyer turizmi liman şehirlerinin ekonomisini canlandıran, yerel esnafı destekleyen ve turizmi yılın geneline yayabilen stratejik bir sektördür. Türkiye’nin tarihi, kültürel mirası ve eşsiz kıyıları bu alanda çok güçlü bir potansiyel sunuyor.” dedi. Çavuşoğlu, Türkiye’nin kruvaziyer turizminde son yıllarda uluslararası rotalarda yeniden güçlü bir konuma geldiğini ve özellikle Akdeniz çanağında önemli bir destinasyon haline geldiğini vurguladı. Atatürk’ün vizyonu bugün deniz turizminde yaşatılıyor Denizciliğin Türkiye Cumhuriyeti için stratejik bir alan olduğunu yıllar önce vurgulayan Mustafa Kemal Atatürk, “Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız” sözleriyle bu alandaki vizyonu ortaya koymuştu. Bugün Türkiye’nin kruvaziyer turizminde yakaladığı büyüme bu vizyonun önemli bir yansıması olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Çanakkale’de denizlerde verilen mücadele yalnızca bir askeri başarı değil, aynı zamanda Türkiye’nin denizlere bakışını değiştiren bir dönüm noktasıdır. Bugün turizmden ticarete kadar birçok alanda denizlerin sunduğu fırsatları değerlendirmek, Atatürk’ün ortaya koyduğu vizyonun devamıdır.” ifadelerini kullandı. Türkiye deniz turizminde küresel bir oyuncu olabilir Türkiye’nin 8 bini kilometreyi aşan kıyı şeridi, güçlü liman altyapısı ve tarihi destinasyonlarıyla kruvaziyer turizmi için büyük avantajlara sahip olduğunu değerlendiren Çavuşoğlu, “Doğru yatırımlar, güçlü liman altyapısı ve uluslararası iş birlikleriyle Türkiye kruvaziyer turizminde çok daha güçlü bir konuma ulaşabilir. 2026 yılı sektör için yalnızca büyüme değil aynı zamanda dönüşüm yılı olacak.” Dedi. 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde denizlerin Türkiye için taşıdığı stratejik önemi bir kez daha hatırlatan Çavuşoğlu, “Çanakkale’de kazanılan zafer bize denizlerin sadece savunma değil, aynı zamanda kalkınma ve refah için de ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Bugün Türkiye’nin deniz turizmindeki yükselişi, bu tarihsel mirasın güçlü bir devamıdır.” Açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizcilikte Kadın Gücü Yükseliyor Haber

Denizcilikte Kadın Gücü Yükseliyor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, küresel ekonomide kadın emeğinin rolü ve kadın istihdamı konusu yeniden gündemin merkezine oturdu. Özellikle geleneksel olarak erkek egemen sektörler arasında gösterilen denizcilik, son yıllarda kadınların artan varlığıyla dönüşüm sürecine giriyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) verilerine göre dünyada yaklaşık 2 milyona yakın aktif gemi insanı bulunuyor. Ancak bu sayının yalnızca %2’sini kadınlar oluşturuyor. Türkiye’de ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre 135 binden fazla aktif gemi insanı bulunurken kadın çalışanların sayısı yaklaşık 5 bin civarında seyrediyor. Uzmanlara göre bu oranların artması, yalnızca sektörel çeşitlilik açısından değil, aynı zamanda denizcilik operasyonlarının kalitesi ve sürdürülebilirliği açısından da kritik önem taşıyor. Turizmde Büyüme, Denizcilikte Yeni İstihdam Kapıları Açıyor Kruvaziyer turizmi, denizcilikte kadın istihdamının artması için önemli fırsatlar sunan alanların başında geliyor. Türkiye’de kruvaziyer turizmi son yıllarda yeniden yükselişe geçerken bu yılın yolcu sayısı hedefi 3 milyon. Bu büyüme, gemi işletmeciliğinden operasyon yönetimine, turizm hizmetlerinden misafir deneyimine kadar birçok alanda yeni iş fırsatları yaratıyor. Kruvaziyer sektörünün kadın istihdamı için önemli bir alan sunduğunu belirten Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Deniz turizmi yalnızca gemi işletmeciliğinden ibaret değil. Operasyon yönetimi, turizm hizmetleri, güvenlik, mühendislik ve misafir deneyimi gibi pek çok alanda uzmanlığa ihtiyaç var. Kadınların bu alanlarda daha fazla yer alması sektörün gelişimi için çok değerli.” Dedi. Atatürk’ün Denizcilik Vizyonu Kadınlarla Yükseliyor Türkiye’de denizcilik sektörünün gelişmesinde Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonu önemli bir yer tutuyor. Atatürk’ün “Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız” sözleri, Cumhuriyet döneminde denizcilik politikalarının temelini oluşturdu. Aynı şekilde Atatürk’ün kadınların toplumsal hayattaki rolüne dair söylediği “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” sözleri, bugün iş hayatında kadınların yükselen rolünü anlatan en güçlü ifadelerden biri olarak kabul ediliyor. Bu iki vizyonun bugün denizcilikte birleştiğini vurgulayan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Denizcilik Türkiye için stratejik bir sektör. Atatürk’ün çizdiği denizcilik vizyonunu bugün kadınların emeği ve enerjisiyle büyütmek zorundayız.” İfadelerini kullandı. Cam Tavanı Olmayan Bir Şirket Modeli Camelot Maritime bünyesinde kadın çalışan oranının sektör ortalamasının üzerinde olduğunu belirten Çavuşoğlu, şirket kültürlerinin eşitlik temeline dayandığını vurgulayarak, “Ofislerimizde ve gemilerimizde farklı pozisyonlarda görev yapan çok sayıda kadın çalışanımız bulunuyor. Bugün şirketimizde çalışanların yaklaşık %40’ını kadınlar oluşturuyor. Kadınların sektörde daha fazla yer almasını destekliyoruz.” dedi. “Denizler Artık Kadınların Da Rotası” Kadınların iş gücüne katılımının yalnızca sosyal değil aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Kadınların emeği, üretkenliği ve liderliği olmadan güçlü bir ekonomi kurmak mümkün değildir. Denizcilik sektörü de bu dönüşümün dışında kalamaz. Türk denizciliğinin geleceğinde kadınların daha güçlü rol alacağına inanıyoruz. Camelot Maritime olarak denizci Türk kadınlarını desteklemeye devam edeceğiz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fincantieri’den Ultra Lüks Denizcilikte Yeni Dönem: “Four Seasons I” Teslim Edildi Haber

Fincantieri’den Ultra Lüks Denizcilikte Yeni Dönem: “Four Seasons I” Teslim Edildi

Dünyanın önde gelen gemi inşa şirketlerinden Fincantieri, ultra lüks kruvaziyer segmentinde çığır açan “Four Seasons I” adlı gemiyi Ancona tersanesinde düzenlenen törenle teslim etti. Marc-Henry Cruise Holdings LTD ortaklığındaki Four Seasons Yachts için inşa edilen gemi, lüks deniz turizmi kavramını yeniden tanımlıyor. Teslim törenine Ancona Belediye Başkanı Daniele Silvetti, Ancona Başpiskoposu Angelo Spina ve İtalya devlet temsilcileri katılırken; Fincantieri adına Yönetim Kurulu Başkanı Biagio Mazzotta, CEO Pierroberto Folgiero ve Merchant Ships Division Genel Müdürü Luigi Matarazzo yer aldı. Four Seasons Yachts CEO’su Ben Trodd da törende hazır bulundu. Dünyanın İlk “Akıllı” Ultra Lüks Gemisi “Four Seasons I”, yalnızca lüks tasarımıyla değil, aynı zamanda dijital altyapısıyla da öne çıkıyor. Gemi, Fincantieri’nin Navis Sapiens programı kapsamında geliştirilen ilk akıllı gemi olma özelliğini taşıyor. Fincantieri Ingenium (Fincantieri NexTech ve Accenture ortaklığı) tarafından geliştirilen sistem: Yapay zekâ destekli operasyon yönetimi Gerçek zamanlı veri analizi Ölçeklenebilir ve açık dijital mimari Güvenli ve verimli operasyon altyapısı sunuyor. Fincantieri CEO’su Pierroberto Folgiero, geminin teslimi sırasında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bugün sadece bir gemi değil, konaklama sektöründe yeni bir paradigma teslim ediyoruz. ‘Four Seasons I’, öğrenebilen, adapte olabilen ve gelişebilen dijital zekâya sahip ilk Navis Sapiens gemisidir.” Ultra Lüks Segmentte Yeni Standart 34.000 groston ağırlığında ve 207 metre uzunluğundaki “Four Seasons I”, yalnızca 95 özel süit ile hizmet verecek. Her süit, okyanus manzaralı geniş teraslara sahip özel yaşam alanı konseptiyle tasarlandı. Geminin en dikkat çekici bölümü olan Funnel Suite, 457 metrekarelik iç ve dış yaşam alanıyla deniz turizmi tarihindeki en ayrıcalıklı konaklama seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Four Seasons’ın kişiselleştirilmiş hizmet anlayışı, dünya standartlarında olanakları ve detaylara verilen önem, bu gemiyle deniz üzerinde butik ve özel bir seyahat deneyimi sunmayı hedefliyor. Sürdürülebilirlik ve Yüksek Mühendislik “Four Seasons I”, en ileri çevre koruma teknolojileriyle donatıldı. Bu yönüyle Fincantieri’nin sürdürülebilir inovasyon stratejisini yansıtıyor. Geminin inşasında: Yüksek hassasiyetli mühendislik çözümleri Üst düzey el işçiliği Karmaşık tasarım entegrasyonları bir araya getirildi. Ancona Tersanesi Stratejik Rol Oynuyor Son aylarda Ancona tersanesinde 2.000’den fazla çalışan ve iş ortağı projede görev aldı. 360.000 metrekarelik üretim alanına sahip tersane: 60.000 groston üretim kapasitesi 500 ton kaldırma sistemleri Aylık 1.200 ton gövde üretim kapasitesi ile Fincantieri ağının en stratejik merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Ancona, aynı zamanda grubun Operations Excellence programının bir parçası olarak otomasyon, artırılmış gerçeklik, yapay zekâ ve kolaboratif robot teknolojilerini entegre ediyor. Deniz Turizminde Yeni Bir Kategori “Four Seasons I”, klasik kruvaziyer anlayışının ötesine geçerek ultra lüks konaklama ile ileri mühendisliği birleştiriyor. Uzmanlara göre bu proje, deniz turizmi sektöründe “extra-luxury hospitality at sea” olarak adlandırılan yeni bir segmentin başlangıcını temsil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turizm Yatırımlarının Yeni Dönemi İstanbul’da Konuşulacak Haber

Turizm Yatırımlarının Yeni Dönemi İstanbul’da Konuşulacak

TIF 2026, küresel turizm ve seyahat sektörünün güçlü bir gelişim trendi yaşadığı, başta Suudi Arabistan, Mısır, İtalya olmak üzere rakip ülkelerde önemli atılımların yapıldığı bu kritik dönemde, Türkiye turizminin daha da güçlenmesi ve gelişimi için stratejik bir önem taşıyor. TIF 2026; oturumlar, keynote konuşmaları ve sektör görünümüne ilişkin özel sunumlarla birlikte 30’a yakın içerik bölümünden oluşuyor. Forum bu kapsamıyla, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi Başkanı ve CEO’su Gloria Guevera Manzo, İtalya Ulusal Turizm Kurulu Başkanı Alessandra Priante gibi isimler de dahil olmak üzere 100’den fazla konuşmacı ve moderatörü ağırlayacak. Forum’da finans, konaklama, seyahat ve pazarlama dünyasının liderleri turizmde büyümenin niteliğini artıracak yatırım kararlarını, finansman koşullarını ve yeni ürün kategorilerini iki gün boyunca ele alacak. Küresel ölçekte turizm ekonomisi, pandemi sonrası toparlanmayı kalıcı büyümeye çevirerek yeni bir zirveye taşınıyor. UN Tourism’in World Tourism Barometer verileri; 2024’te yaklaşık 1,4 milyar varışla sektörün pandemi öncesi düzeye yeniden yaklaştığını ve 2025’te 1,52 milyar varışla bir önceki yıla göre %4 artarak yeni bir zirveye çıktığını ortaya koyuyor. WTTC’nin ekonomik etki çalışmaları ise seyahat ve turizmin 2024’te küresel ekonomiye 10,9 trilyon ABD doları katkı sağladığını ve 357 milyon istihdamı desteklediğini gösteriyor. Önümüzdeki on yıla ilişkin projeksiyonlarda, sektörün 2035’te küresel ekonomiye katkısının 16,5 trilyon ABD dolarına, istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Bu da altyapı, finansman, ürün çeşitliliği ve insan kaynağı gibi alanlarda yeni bir yatırım döngüsünü zorunlu kılıyor. Türkiye’de de büyümenin yönü yalnızca hacmi artırmak değil; kişi başı getiriyi, ürün kalitesini ve yatırımın çarpan etkisini güçlendirmek olarak şekilleniyor. Sınır giriş istatistiklerine göre Türkiye’yi ziyaret eden toplam ziyaretçi sayısı 2015’te 41,6 milyon iken 2025’te 63,9 milyona yükselmiş durumda. Aynı dönemde turizm geliri 2015’te 31,5 milyar ABD dolarından 2025’te 65,2 milyar ABD dolarına çıkarak yaklaşık %107 arttı. Böylece 10 yılda ziyaretçi hacmi yaklaşık %54 büyürken, ziyaretçi başına ortalama gelir de yaklaşık 757 ABD dolarından yaklaşık 1.020 ABD dolarına yükselerek değer üretiminin güçlendiğine işaret ediyor. Bu tablo, ölçek büyümesinin güçlü biçimde devam ettiğini; ancak büyümeyi kalıcılaştırmak için odağın giderek daha fazla değer üretimi (yüksek katma değerli ürünler, deneyim ekonomisi, markalaşma ve çeşitlendirme) tarafına kayması gerektiğini de açık biçimde gösteriyor. Önümüzdeki dönemde büyümeyi sürdürülebilir kılmak; finansmana erişim, yeni yatırım modelleri ve destinasyon değer zincirinin (ulaşım, konaklama, deneyim, perakende, kültür-sanat) birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Orta Vadeli Program (2026–2028) ise bu dönüşümü makro çerçevede sayısallaştırıyor: GSYH’nin 2026’da 1,658 trilyon ABD dolardan 2028’de 1,886 trilyon ABD dolara yükselmesi öngörülürken, turizm gelirlerinin 2026’da 68 milyar ABD dolardan 2028’de 75 milyar ABD dolara çıkması bekleniyor. Bu patika, turizm gelirlerinin GSYH’ye oranının yaklaşık %4 bandında yatay seyrettiğine işaret ediyor. TIF 2026, tam da bu eşikte; geçmiş on yılda gerçekleşen büyümeyi, önümüzdeki on yılın rekabet parametrelerine taşıyacak yatırım başlıklarını odağına alıyor. Program; küresel ekonomi ve finans görünümünün turizm yatırımları üzerindeki etkisinden, otel ve karma kullanım (mixed‑use) projelerine, yatırım ve işlem finansmanından, katılım bankacılığı ve alternatif kaynaklara, havacılık bağlantısından deniz turizmi ve marinalara, markalaşma, yaratıcılık ve pazarlama etkinliğinden, kongre‑etkinlik ve spor turizmi deneyimlerine kadar geniş bir çerçevede oluşuyor. TTYD Başkanı Oya Narin tarafından açılışı yapılacak formun ilk gününde; WTTC CEO & Başkanı Gloria Guevara Manzo küresel turizm yatırım gündemine ilişkin stratejik perspektifini paylaşacak. Büyüme, dayanıklılık ve geleceğe hazırlık ekseninde kurgulanan liderler oturumu ise farklı coğrafyalardan kamu ve sektör temsilcilerini aynı masada buluşturacak. Oturumda; küresel ekonomi ve finans görünümü, turizm yatırımları odağında risk ve fırsatlarıyla birlikte değerlendirilecek. Forumun oturumları, yatırım kararlarının temel belirleyicileri olan finansman maliyeti ve sermaye yapısından başlayarak; otel yatırımlarında marka stratejileri, yerli marka gelişimi, işletme ve yatırım finansmanı, varlık yönetimi ve yatırımcı beklentilerine uzanan bir çizgide ilerleyecek. Turizmde değer yaratımının giderek ‘deneyim’ üzerinden tanımlandığı yeni dönemde; tasarım, mimari, kültür‑sanat ve yaratıcı endüstriler üzerinden destinasyon hikâyesi inşa etme, pazarlama etkinliği ile yetenek ve insan kaynağı gündemi de programın ana başlıkları arasında yer alacak. İkinci gün ise erişilebilirlik ve mobiliteyi odağa alan havacılık oturumlarının yanı sıra; wellness ‑ longevity yatırımları, sürdürülebilir turizm dönüşümü, deniz turizmi ve marina yatırımları, etkinlik/kongre mekân ekonomisi ve spor deneyimlerinin yeni yatırım alanları gibi temaları gündeme taşıyacak. Tur operatörleri, seyahat acenteleri ve dijital platformların değişen rolü de sektörün dağıtım kanallarındaki dönüşümü tartışmaya açacak. TTYD tarafından TIF 2026 öncesi düzenlenen basın toplantısı, 6 Şubat Cuma günü The Marmara Taksim Oteli’nde gerçekleşti. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği adına Başkan Oya Narin, Yönetim Kurulu Üyeleri Şerife Ercantürk, Mehmet Göçen, Erdem Tavas, İcra Kurulu Üyesi Ece Demirpençe ve Genel Sekreter Dr. Öykü Korkmaz’ın katıldığı toplantıda; turizm sektörü ve yaklaşan Turizm Yatırım Formu ile ilgili açıklamalarda bulundu. TTYD Başkanı Oya Narin, TIF 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye turizmi artık yalnızca hacimle değil; değer, kalite ve dönüşümle rekabet ediyor. TIF 2026’da yatırımın finansmanından yeni ürün kategorilerine, markalaşmadan deneyim tasarımına uzanan geniş bir gündemi; kamu ve özel sektörün ortak aklıyla ele alacağız. Amacımız, Türkiye’nin son 10 yılda büyüyen turizm kapasitesini önümüzdeki dönemin yatırım diliyle güçlendirmek ve sürdürülebilir şekilde değer üretmek. Bugün Türkiye, dünyada önde gelen turizm ülkeleri arasında. Ancak geldiğimiz noktada Türk turizminin yeniden konumlandırmaya, yeniden bir turizm hamlesine ihtiyacı var. Zira klasik rakiplerimiz de büyümeye devam ediyor. İspanya 2025 yılını tarihin en yüksek ziyaretçi sayısıyla, 143.9 milyon ziyaretçiyle kapattı. İtalya’nın 2025’teki yabancı ziyaretçi sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 8.7 artarak 104 milyon kişiye ulaştı. İspanya bu ziyaretçileri 1.2 milyon otel yatağı, 440 bin turistik rezidans yatağı, 148 bin kırsal turizm tesisi yatağı ve 276 bin kamping yatağında ağırlıyor. Bunların dışında Suudi Arabistan ve Mısır gibi çevre ülkelerin kapsamlı turizm hamleleri göz önüne alındığında önümüzdeki 10-15 seneyi kapsayacak ve turizmde bulunduğumuz konumu daha yükseklere taşımak için bir plana ihtiyacımız var. Bu planları çok boyutlu olarak ve özellikle de finans ve markalaşma tarafında bugüne kadar olduğu gibi küresel oyuncularla iş birliği içerisinde şekillendirmemiz gerekiyor. 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre Ülkemizde 67 zincir ve grup oteli mevcut ve bu zincirler dahilinde 722 tesis ve toplam 157.000 oda var. Bu tesislerin hem yerli hem de yabancı ayaklarının ülkemizde gelişerek işletme verimliliğini ve pazarlama gücünü yukarılara çekmemiz gerekiyor. WTTC raporları; küresel turizm ve seyahat ekosisteminin 2035 yılında %50’ye yakın bir artışla 16.5 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Küresel turizmdeki bu büyüme trendi paralelinde Suudi Arabistan, BAE sermayesi ile Mısır önemli yatırımlar başlattı. İspanya, Yunanistan, İtalya turizme odaklı önemli hamleler yapıyorlar. Bu kritik dönemde TİF 2026, bu açıdan da stratejik bir sorumluluk üstleniyor. Bu çerçevede geldiğimiz noktada iddiamızı korumak ve yerimizi daha da yukarılara taşımak için Dünyayla entegre olmamız gerekiyor. İşte tam da bu yüzden 2020 yılında Ülkemizin saygınlık uyandıran uluslararası düzeyde bir imza organizasyonunu yaratmak hedefiyle Turizm Yatırımları Forumu’nu organize etmeye başladık ve bu yıl 5’incisini gerçekleştiriyoruz. Bu organizasyon, her yıl daha da güçlenerek bu bugünkü seviyesine ulaştı ve geçtiğimiz yıl TİF’e 750'den fazla uluslararası katılımcı; yatırımcı, otel markası, işletmeci, finans kurumu, banka ve fon temsilcisi katıldı. Bu şekilde TIF uzun vadeli bir proje olarak uluslararası düzeyde en önemli 2-3 yatırım organizasyonundan biri haline geldi. Küresel arenada gördüğü bu itibarla TİF’i her yıl organize etmeye devam edeceğiz. ” TIF 2026, iki gün boyunca gerçekleştireceği oturumlarla; yatırımcılar, finans kurumları, geliştiriciler, küresel otel markaları, kamu temsilcileri ve sektör liderlerini aynı zeminde buluşturarak, Türkiye’nin turizm yatırımlarında yeni dönem önceliklerine ilişkin ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Turizm 2026’da Tarihi Eşiği Aşıyor!  Haber

Küresel Turizm 2026’da Tarihi Eşiği Aşıyor! 

2025 yılı sonunda yaklaşık 11,7 trilyon dolarlık ekonomik hacme ulaşan sektörün, 2026’da 12 trilyon dolar sınırına yaklaşması bekleniyor. Deniz ve kruvaziyer turizmi başta olmak üzere kültür, gastronomi ve şehir turizminin dengeli büyümesinin Türkiye’yi yüksek katma değer üreten çok katmanlı bir turizm merkezine dönüştürdüğünü belirten Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, Türkiye’nin küresel turizm ekonomisinde “hızlı toparlanan ve en dirençli pazarlar” arasında öne çıktığını ifade etti. Küresel turizm sektörü, pandemi sonrası dönemde yalnızca toparlanma sürecini tamamlamakla kalmayarak yeni bir büyüme dönemine girdi. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) verileri, sektörün ekonomik katkısının her yıl artarak küresel ekonomideki ağırlığını güçlendirdiğini ortaya koyarken; 2026 yılına ilişkin projeksiyonlar turizmin artık kriz sonrası değil, kalıcı büyüme dinamikleriyle şekillenen bir yapıya kavuştuğunu gösteriyor. Türkiye, Küresel Turizm Pastasında Payını Artırıyor WTTC raporlarında Türkiye; jeopolitik dalgalanmalara karşı dayanıklılığı, ürün çeşitliliği ve hızlı adaptasyon kabiliyeti ile dikkat çeken ülkeler arasında gösteriliyor. 2026 yılında Türkiye’nin küresel turizm ekonomisinden aldığı payın %5,5 seviyelerine yaklaşması öngörülüyor. Deniz turizmi, kruvaziyer, kültür, gastronomi ve şehir turizminin dengeli biçimde büyümesi; Türkiye’yi yalnızca bir destinasyon değil, çok katmanlı bir turizm merkezi konumuna taşıyor. Türkiye, Sadece Toparlanan Değil, Yön Veren Bir Turizm Ülkesi Küresel verilerin Türkiye açısından önemli fırsatlara işaret ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulunan Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, “Küresel turizm ekonomisi 2026 itibarıyla yeni bir ölçeğe taşınırken, Türkiye bu büyümenin pasif bir izleyicisi değil; aktif bir oyuncusu konumunda. Pandemi sonrası dönemde Türkiye, hızla toparlanan ülkeler arasında yer almakla kalmadı, ürün çeşitliliği ve erişilebilirliğiyle birçok pazardan pozitif ayrıştı.” dedi. Yazıcı, özellikle deniz ve kruvaziyer turizminin Türkiye için stratejik bir büyüme alanı olduğunu vurgulayarak, “Kruvaziyer turizmi, şehir ekonomilerini doğrudan besleyen ve yüksek katma değer yaratan bir alan. Türkiye; liman altyapısı, coğrafi avantajı ve destinasyon çeşitliliğiyle Akdeniz ve Karadeniz hattında çok daha güçlü bir rol üstlenebilir. Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, doğru pazarlama ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlar bu potansiyeli kalıcı büyümeye dönüştürecek.” İfadelerini kullandı. Kruvaziyer Turizminde Türkiye’nin Stratejik Payı Güçleniyor Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi avantaj, liman altyapıları ve destinasyon çeşitliliğinin kruvaziyer turizminde uzun vadeli bir rekabet gücü yarattığını vurgulayan Yazıcı, “Doğru pazarlama, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla kruvaziyer turizmi, Türkiye’nin turizm gelirlerini artıran en stratejik alanlardan biri olmaya devam edecek. Liman şehirlerimiz için bu büyüme yalnızca sayısal değil, nitelikli ve kalıcı bir ekonomik değer anlamına geliyor.” açıklamasını yaptı. 2026 Sonrası Dijitalleşme ve Değer Odaklı Büyüme Turizm sektöründe 2026 ve sonrasına ilişkin projeksiyonların yalnızca büyüklük odaklı değil, kalite, deneyim ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiğini belirten Ahmet Yazıcı, yeni dönemde destinasyonların sunduğu katma değerin belirleyici olacağını vurguladı. Yazıcı’ya göre Türkiye; kruvaziyer, kültür, gastronomi ve deneyim odaklı turizm alanlarında son yıllarda attığı adımlarla küresel rekabette avantaj sağlayan ülkeler arasında yer alıyor. Dijitalleşme, erişilebilirlik ve doğru pazarlama stratejilerinin bu avantajı kalıcı büyümeye dönüştüreceğini ifade eden Yazıcı, sektörün geleceğinin nicelikten çok nitelik odaklı bir dönüşüm sürecine girdiğine dikkat çekti.

Kruvaziyer Turizmi Cari Denge Hedefinin Görünmeyen Kahramanı Oldu Haber

Kruvaziyer Turizmi Cari Denge Hedefinin Görünmeyen Kahramanı Oldu

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıkladığı verilere göre, Türkiye’nin turizm gelirleri 2025’in üçüncü çeyreğinde yüzde 3,9 artarak 63,8 milyar dolara ulaşırken, turizmdeki bu istikrarlı yükseliş ve ihracattaki güçlü performans, sürdürülebilir cari denge hedeflerine önemli bir destek sağladı. Açıklamanın ardından, gelişmeleri değerlendiren Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Cari denge, turizmde sürdürülebilir büyüme ile mümkündür” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin turizm gelirlerinde süren artış, deniz turizminin yükselen payını da beraberinde getiriyor. Kruvaziyer turizmi, hem liman şehirlerinde ekonomik canlılık yaratıyor hem de cari dengeye katkı sağlayan görünmeyen bir döviz kaynağı haline geliyor. Bakan Şimşek, eylül ayı dış ticaret verileri ve yılın üçüncü çeyrek turizm istatistiklerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin turizm gelirlerinin yıllık yüzde 3,9 artışla 63,8 milyar dolara ulaştığını, ihracatın ise 270 milyar dolar seviyesine yükseldiğini belirtti. Türkiye limanlarına uğrayan gemi ve yolcu sayısında son iki yılda yaşanan artış, hem turizm gelirlerine hem de cari dengeye olumlu yansıyor. Kruvaziyer Turizmi, Görünmeyen Bir İhracat Kalemidir Turizm gelirlerindeki bu yükselişin en dikkat çekici unsurlarından biri, kruvaziyer turizmi oldu. Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, deniz turizminin Türkiye’nin hizmet ihracatı içinde önemli bir yer edindiğini belirterek, “Kruvaziyer turizmi, aslında görünmeyen bir ihracat kalemidir. Her gemi seferi, her liman ziyareti, ülkeye döviz girişi ve istihdam anlamına gelir. Bu da doğrudan cari dengeye katkı demektir. Türkiye’nin güçlü turizm performansının sürdürülebilir hale gelmesi, deniz turizmi gibi yüksek katma değerli alanlara yapılacak yatırımlarla mümkün olacaktır.” dedi. Cari Denge Yalnızca Bir Ekonomik Hedef Değil, Milli Bir Sorumluluk Türkiye’nin sahip olduğu doğal limanlar, kıyı şehirleri ve deniz turizmine elverişli altyapı sayesinde Akdeniz çanağında güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, turizmdeki yükselişin cari denge hedeflerine doğrudan katkı sunduğunu belirtti. Çavuşoğlu, “Turizm gelirleri Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinde kritik bir unsur. Kruvaziyer turizmi, hizmet ihracatının en hızlı büyüyen kollarından biri. Her gemi seferi, her liman durağı ülkemize yeni bir döviz girdisi anlamına geliyor. Cari denge yalnızca ekonomik bir hedef değil, aynı zamanda milli bir sorumluluk olarak görülmeli. Kruvaziyer turizmi, yalnızca turistik değil aynı zamanda ekonomik bir diplomasi aracıdır. Türkiye’nin bu alanda güçlenmesi, ihracat kalemlerinin çeşitlenmesine ve cari açığın azaltılmasına yardımcı olacaktır. Kamu politikalarıyla özel sektörün ortak hedefte buluşması, sürdürülebilir bir cari dengeye ulaşmada kilit rol oynayacaktır.” açıklamasını yaptı. Kruvaziyer Turizminde Sürdürülebilir Büyüme Dünya kruvaziyer pazarında yeniden konumlanan Türkiye’nin, markalaşma ve çevreci liman yatırımları sayesinde gelecekte çok daha büyük bir pay alacağını belirten Çavuşoğlu, “Her liman, her yeni rota ülkemize döviz, istihdam ve prestij kazandırıyor. Biz bu alanda hem sürdürülebilirlik hem de hizmet ihracatı ekseninde büyümeyi sürdüreceğiz. Hedefimiz, Türkiye’nin deniz turizminde bölgesel bir merkez haline gelmesine katkı sunmak.’’ ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mudanya’nın Turizm Rotası Çiziliyor Haber

Mudanya’nın Turizm Rotası Çiziliyor

Mudanya Belediyesi’nin, ilçenin doğal, tarihi ve kültürel değerlerini sürdürülebilir turizm anlayışıyla buluşturmak hedefiyle düzenlediği Turizm Çalıştayı, Tirilye Taş Mektep’te başladı. Akademisyenler, işletmeciler, turizm profesyonelleri ve sivil toplum temsilcilerinin bir araya geldiği çalıştayda, Mudanya’nın turizm vizyonu ortak akılla şekillendirilecek. Açılışta konuşan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Mudanya’nın tarihine, doğasına ve kültürel zenginliklerine sahip çıkarak yeni bir turizm anlayışı inşa ettiklerini söyledi. Mudanya’nın çok zengin bir turizm potansiyeline sahip olduğunu belirten Dalgıç, “2700 yıllık çok önemli bir tarihe sahibiz. Bir ilçede yapılmış tek ateşkes anlaşmasına ev sahipliği yapan bir ilçeyiz. Mütarekemiz, mübadelemiz, antik kentlerimiz, denizimiz var. Tüm bu değerleri bir araya getirip, geleceğe dönük planlarımızı yapmak zorundayız.” dedi. Dalgıç, Mudanya’yı geleceğe hazırladıklarına dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Çok önemli bir iş yapıyoruz. Bu çalıştay, ilçemizin doğal, tarihi ve kültürel mirasını sürdürülebilir turizm anlayışıyla buluşturacak Mudanya Turizm Master Planı’nın çekirdeğini oluşturacak. Yapacağımız toplantılarda Mudanya’nın turizm hikayesini birlikte yazacağız. Nihai hedefimiz; Mudanya Turizm Stratejisi ve Master Planı’nı tamamlayarak, sürdürülebilir, katılımcı ve kimlikli bir turizm vizyonunu kalıcı hale getirmek.” TURİZM YOL HARİTASI BELİRLENECEK Açılışın ardından gerçekleştirilen oturumda Mudanya’nın turizm potansiyeli, güçlü ve zayıf yönleri masaya yatırıldı. Katılımcılar, ilçenin tanıtımının güçlendirilmesi, yerel ürünlerin markalaşması, iç ve inanç turizminin geliştirilmesi, festivallerin çeşitlendirilmesi ve gastronomi turizminin ön plana çıkarılması yönünde görüşlerini paylaştı. 26 Ekim’e kadar sürecek üç günlük çalıştay kapsamında, Mudanya’nın turizm yol haritasını şekillendirecek stratejik öncelikler belirlenecek. Çalıştayda, “Doğa ve Ekoturizm”, “Gastronomi ve Kültürel Miras”, “Yerel Ekonomi ve Girişimcilik” ile “Deniz Turizmi ve Kıyı Kimliği” başlıklarında tematik oturumlar düzenlenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.