Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Denizaltı

Kapsül Haber Ajansı - Denizaltı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denizaltı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Parmaklarıyla Beynin Görme Merkezini Kullanmayı Başardı Haber

Parmaklarıyla Beynin Görme Merkezini Kullanmayı Başardı

Görme engelli Sosyal Hizmetler Programı öğrencisi 21 yaşındaki Serra Kargaoğlu’nun ipliklerle oluşturduğu eserler, ziyaretçileri yalnızca bakmaya değil, hissetmeye davet ederken katılımcılarca Serra’nın azmi, üretkenliği ve örnek olan sanat yolculuğuna dikkat çekildi. Sergi, duyuların sınırlarını yeniden düşündüren yaklaşımıyla ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke lobi alanındaki sergi düzenlenen törenle açıldı. Törene Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, Rektör Danışmanı Prof. Dr. İsmail Barış, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Karasakal, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Yoğun ilgi gören sergide ziyaretçiler, dokunma ve hissetme temasıyla kurgulanan eserleri dikkatle incelerken, her bir çalışmanın ardındaki emeği ve duyguyu yakından deneyimleme fırsatı buldu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmayı başarmış” Açılış töreninin ardından sergiyi ziyaret eden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan Serra Kargaoğlu ile bizzat sergiyi gezdi. Karaoğlu’ndan çalışmaları hakkında bilgi alan Tarhan, ortaya koyulan bu eserlerin çok yönlü bir başarıyı temsil ettiğini vurguladı. Tarhan; “Görme engelli bir gencin bu kadar harika ve ince işçilik gerektiren eserler ortaya koyması gerçekten çok etkileyici ve anlamlı bir başarı hikâyesi. Müthiş bir emek var ve bu aslında sınırları zorlayan bir şey. Parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmayı başarmış, bu literatüre geçecek bir bilgi. Bu durum yalnızca sanatsal bir üretim değil, aynı zamanda kişinin beyninin görme merkezini parmaklarıyla kullanmayı başarması açısından nörobilimsel olarak da incelenmesi gereken bir örneklik taşıyor. Serra’nın bu başarısı doğru anlam yüklendiğinde engellerin nasıl aşılabildiğini çok net bir şekilde gösteriyor. Aynı durumda olan birçok gence de örnek olacak nitelikte.” dedi. “Anlam katılırsa engeller aşılıyor” Hayata anlam katılması gerektiğine dikkat çeken Tarhan; “Üniversitede sosyal hizmetler programına girmiş ve okul başarısı da yüksek. Zekâsı yüksek ve sanat yönünü kullanarak kendisine, hayatına önemli bir anlam katmış. Anlam katılırsa engeller aşılıyor. Engellere, acılara, zorluklara doğru anlamlar katanlar o acıları yönetebiliyor. O anlamı katmış. Çok güzel, annesi babası müthiş destek olmuş bu da çok büyük bir avantaj. Öğretmeni, küratörü de burada çok sabırlı bir şekilde öğretmiş. Hatta Neşet Ertaş’ın bir sözü var; ‘Aşkla koşan yorulmaz.’ Serra gece gündüz çalışarak büyük bir eserler ortaya çıkarmış. Burada bütün hocalar kapıyı açtılar ve gençlere sahip çıkılıyor. Bu tarzdaki yaklaşımlar aslında insanlığın geleceğine hizmettir.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Mehmet Zelka: “Azim, gayret ve inancın karşılığı…” Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka serginin güçlü bir emeğin ürünü olduğunu belirtti. Zelka; “Burada hepimiz bir azmin, gayretin ve inancın karşılığını görüyoruz. Serra’nın ortaya koyduğu eserler, uzun bir emeğin ve sabrın sonucu. Elbette bu süreçte ailesinin ve hocalarının desteği de çok büyük bir önem taşıyor. Maddi ve manevi destekle birlikte böyle güzel çalışmaların ortaya çıkması mümkün oluyor. Bu anlamda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum ve Serra’nın ilerleyen süreçte çok daha güzel işlere imza atacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Dr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak: “Parmak uçlarıyla örülen bir hayal dünyası” ENMER Müdürü, Sosyal Hizmetler Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak, Serra Kargaoğlu ile tanışma süreçlerini ve serginin ortaya çıkış hikâyesini aktardı. Çaylak; “Serra ile yolumuz bir fuarda kesişti ve sonrasında kendisini üniversitemize davet ettik. İki yıldır birlikte çok verimli bir eğitim süreci yürütüyoruz. Bu süreçte onun ne kadar yetenekli ve üretken bir sanatçı olduğunu daha yakından görme fırsatı bulduk. Serra’nın parmak uçlarıyla ilmek ilmek ördüğü bu dünyayı biz gözlerimizle keşfedelim istedik. Bu sergi, görmenin ötesinde hayal gücünün ve hissederek üretmenin ne kadar güçlü olabileceğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda üniversitemizin bu tür çalışmalara verdiği destek de bu süreci mümkün kıldı.” şeklinde konuştu. Serra Kargaoğlu: “Görmekten çok hissettirmek istedim” Serginin sahibi Serra Kargoğlu ise çalışmalarının çıkış noktası ve sürecinden bahsetti. Kargaoğlu; “Bu sergide denizaltı temalı bir çalışma yaptım çünkü denizaltının nasıl bir yer olduğunu, orada yaşayan canlıları ve o dünyanın nasıl hissettirdiğini merak ettim. Çalışmalarımı ipliklerle ve tamamen dokunarak yaptım. Dalgaların sesi benim için bir ritim ve müzik gibi. Bu yüzden bu sergide sadece görmek değil, aynı zamanda hissetmek önemli. Çalışma sürecinde çok farklı duygular yaşadım; zorlandığım, üzüldüğüm anlar da oldu ama hiçbir zaman vazgeçmedim. İnsanların bu sergiyi gezerken görmekten çok hissetmelerini istiyorum. Belki göremiyoruz ama denizaltında bizim gibi yaşayan, hisseden bir dünya. Ben de bunu size hissettirmek istedim. Burada görmekten çok hissettikleri anlamalarını istiyorum. Çünkü hissetmek çok çok çok farklı bir şey.” dedi. Gönül Kargaoğlu: “Gözlerinizi kapatın ve hissetmeye odaklanın” Serra Kargaoğlu’nun annesi Gönül Kargaoğlu ile babası Deniz Kargaoğlu ise serginin ziyaretçiler tarafından daha derin bir deneyimle keşfedilmesini istediklerini belirtti. Gönül Kargaoğlu; “Sergiyi gezmeden önce sizlerden ricam, birkaç saniye gözlerinizi kapatmanız ve neler hissedeceğinizi hayal etmeniz. Daha sonra eserleri bu şekilde gezdiğinizde Serra’yı ve onun dünyasını çok daha iyi anlayacağınıza inanıyorum. Serra küçük yaşlardan itibaren dokunarak üretmeye başladı; oyun hamurlarıyla, iplerle, farklı materyallerle kendini ifade etti. Zamanla bu yeteneği gelişti ve bugün böyle bir sergiye dönüştü. Bu bizim için yıllardır kurduğumuz bir hayaldi ve bugün gerçekleşmiş olması bizi çok mutlu etti.” şeklinde konuştu. Funda Sevim: “Ziyaretçiler kendilerini Serra’nın yerine koymalı” Ferry’s Concept Art Studio Küratörü ve Sanat Danışmanı Funda Sevim ise serginin deneyimsel yönüne dikkat çekti. Sevim; “Ziyaretçilerden en büyük beklentimiz, sergiyi gezerken kendilerini Serra’nın yerine koymaları ve onun nasıl bir dünyada ürettiğini hayal etmeleri. Gözlerini kapatarak bu deneyimi yaşamaları, eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla değerlendirmelerini sağlayacaktır. Serra ile çok küçük yaşlarda tanıştık ve onun hayal gücünün ne kadar güçlü olduğunu o zaman fark ettim. Bu süreçte birbirimize çok şey kattık ve onun daha da ilerleyeceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Toplam 36 eser yer aldı 36 eserin yer aldığı sergide, Serra Kargaoğlu’nun üretim sürecine ışık tutan özel bir bölüm de oluşturuldu. Bu bölümde Serra’nın ilkokul yıllarında ilk kez ortaya koyduğu çalışmalar sergilenerek, sanat yolculuğunun başlangıcından bugüne uzanan gelişimi gözler önüne serildi. Ziyaretçiler bu alan sayesinde sanatçının yıllar içindeki ilerleyişine ve azmine yakından tanıklık etti. Okul arkadaşları da sergiyi ziyaret etti Sergi yalnızca sanatseverlerin değil, Serra Kargaoğlu’nun eğitim hayatını paylaştığı arkadaşlarının da yoğun ilgisiyle karşılaştı. Arkadaşları sergiyi birlikte gezerek hem arkadaşlarının başarısına ortak oldu hem de eserleri büyük bir ilgiyle inceledi. Bu buluşma dayanışma ve paylaşım duygusunun güçlü bir yansıması olarak dikkat çekti. Sergi 3 Nisan’a kadar devam edecek… Büyük ilgi gören “Parmak Uçlarındaki Okyanus” sergisi, açılış gününün ardından da ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. 3 Nisan’a kadar ziyaretçilerle buluşacak olan sergi, görmenin ötesine geçen deneyimsel yapısıyla daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor. Sergi, sanatın engel tanımayan evrensel gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM’den Suüstü ve Sualtı Platformlarında Küresel Güç Gösterisi Haber

STM’den Suüstü ve Sualtı Platformlarında Küresel Güç Gösterisi

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde, çalışmalarını sürdüren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., yaklaşık 35 yıllık tecrübesiyle Türkiye’nin askeri gemi inşa alanında attığı adımlarda stratejik bir rol üstlenerek, milli denizcilik kabiliyetlerinin gelişimine yön vermeye devam ediyor. STM; korvet, fırkateyn, lojistik destek gemileri, hücumbot, denizaltı tasarım ve modernizasyon projeleri ile otonom sualtı sistemleri gibi geniş bir yelpazede, hem Türk Donanması’na hem de müttefik donanmalara hizmet veriyor. Askeri gemi inşa alanında 300’e yakın nitelikli mühendis kadrosuyla Türkiye’nin bu alandaki en yetkin şirketi olan STM, çeşitli deniz platformları için dizayndan teslime kadar inşa ve modernizasyon projelerinin her aşamasını yönetiyor. Mavi Vatan’da pek çok kritik sistemin millileştirilmesi ve yerlileştirmesini de imkân sağlayan STM, askeri gemi inşa sanayiindeki güçlü ekosistemi ile pek çok kritik sistemde dışa bağımlılığa da son verdi. Dünyada 11 Farklı Tersanede 44 Askeri Gemi Platformu Türkiye’nin milli savaş gemisi programı MİLGEM ile denizcilik alanındaki uzmanlığı başlayan ve dünya donanmalarının güvenilir ortağı olan STM, bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında 11 farklı tersanede 44 proje yürüttü. Türk Donanması’nın yanı sıra Portekiz, Ukrayna, Malezya ve Pakistan için suüstü ve denizaltı platformları geliştiren STM, gemi inşa ve modernizasyon projelerinde Türkiye’deki yetkin tersanelerle birlikte, müşteri ülkelerin tersanelerinde de çalışabilme esnekliği sunarak yerel katkıyı en üst seviyeye taşıyor. Suüstü ve Sualtı Projelerinde Geniş Yelpaze STM’nin suüstü platformlarında korvet kapsamında; 4 adet ADA Sınıfı Korvet, 3 adet Malezya Korveti, 2 adet Ukrayna Korveti, Test ve Eğitim Gemisi TCG UFUK; Fırkateyn projesinde ise 8 adet MİLGEM İstif Sınıfı Fırkateyn bulunuyor. Türkiye’nin ilk milli fırkateyni TCG İSTANBUL, 2024 yılında Türk Donanması’na teslim edilirken, 7 milli fırkateynin üretimi ise STM-TAİS OG İş Ortaklığında inşası sürüyor. STM ayrıca, Türk Donanması için Türkiye’nin ilk milli hücumbotunun tasarımını tamamlayarak inşa sürecini başlattı. AB ve NATO Ülkesine İlk Askeri Gemi İhracatı Lojistik destek gemileri alanında öncü projelere imza atan STM, Türk Donanması için 2 adet Lojistik Destek Gemisi ile Pakistan Donanması için Denizde İkmal Tankeri teslimatlarını gerçekleştirdi. STM, Portekiz Donanması için geliştirdiği 2 adet Lojistik Destek Gemisi projesiyle, Türkiye’nin Avrupa Birliği ve NATO üyesi bir ülkeye gerçekleştirdiği ilk askeri gemi ihracatına imza attı. Denizaltı Mühendisliğinde Milli Güç Denizaltı tasarım, inşa ve modernizasyon alanlarında Türkiye’de öncü çalışmalar yapan STM; Gölcük Askeri Tersanesi’nde inşa edilen 6 adetlik Reis Sınıfı Denizaltıların üretimine mühendislik ve yerlileştirme desteği veriyor. Türkiye’nin özel harekât ve hücum maksatlı ilk milli denizaltısı STM500’ü geliştiren şirket; Türk Donanması’ndaki Ay (2), Preveze (4) ve Gür Sınıfı (4) denizaltıların modernizasyonunda yer alarak, denizaltıların ömürlerini milli ve modern sistemlerle uzatılmasını sağlıyor. Pakistan Agosta90B sınıfı denizaltılar ile Türkiye’nin ilk denizaltı modernizasyonu ihracatına imza atan STM, üç denizaltıdan ikisinin modernizasyonu Pakistan’da tamamladı. STM NETA Otonom Sualtı Aracı ile de geleceğin deniz harekât konseptlerine yönelik çözümler geliştiriliyor. Güleryüz: Küresel Ölçekte Güvenilir Bir Askeri Denizcilik Şirketiyiz STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Deniz Kuvvetlerimizle birlikte çalışarak kazanılan mühendislik tecrübesi ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın stratejik öncülüğü sayesinde STM’nin denizcilik serüveni MİLGEM projesiyle başlamış; bu yolculuk, Türkiye’de milli deniz platformları ve denizcilik ekosisteminin gelişimine yön veren önemli adımları beraberinde getirmiştir. STM olarak, Türk Donanması’nın ihtiyaçlarını ileri mühendislik çözümleriyle karşılamanın yanı sıra, dost ve müttefik ülkelerin deniz kuvvetlerine yönelik ihracat projeleriyle küresel ölçekte güçlü bir konumdayız. Savunma Sanayii Başkanlığımızın ve Deniz Kuvvetlerimizin öncülüğünde Türkiye’de şu an 40’ın üstünde askeri gemi projesi yürütülüyor. STM olarak bizler de, eş zamanlı şekilde şu anda 8 farklı tersanede bu 28 farklı gemi inşasının merkezinde yer alıyoruz. Toplamda ise bugüne kadar 11 farklı tersanede 44 askeri gemi platformunu başarıyla yönettik. Onlarca suüstü ve sualtı projesini yönetebilmek; sahip olduğumuz sistem mühendisliği yetkinliğinin, proje yönetimi kabiliyetimizin ve güçlü ekosistemimizin bir göstergesi. Önceliğimiz, Donanmamıza yenilikçi ve güçlü platformlar kazandırmak. Bu doğrultuda özellikle insansız deniz araçları alanındaki ürün ailemizi genişletmeyi, sürü ve tekil halde görev yapabilen otonom deniz araçları geliştirmeyi hedefliyoruz. Milli mühendislik birikimimizi de ihracata dönüştürerek, Türkiye’nin denizcilik alanındaki caydırıcılığını ve uluslararası itibarını artırmaya devam ediyoruz. Verdiğimiz güven, esnek mühendislik çözümlerimiz, hızlı teslimat, NATO standartlarındaki üretim kabiliyetimiz ve teslim sonrasındaki sürekli hizmetlerimiz ile tercih ediliyoruz. Önümüzdeki dönemde de STM’yi, küresel ölçekte tercih edilen bir denizcilik ve savunma mühendisliği markası olarak daha ileri taşıyacağız.”

General Dynamics Electric Boat’a 642 Milyon Dolarlık Dev Bütçe Onayı Haber

General Dynamics Electric Boat’a 642 Milyon Dolarlık Dev Bütçe Onayı

Bu devasa bütçe onayı, Amerika’nın denizlerdeki stratejik üstünlüğünü koruma çabalarının hız kesmeden devam ettiğini gösteriyor. Savunma sanayiinin kalbi Groton, Connecticut merkezli şirket, bu fonu "Öncü Tersane Desteği" (Lead Yard Support) ve Virginia sınıfı denizaltıların tasarım ve geliştirme çalışmaları için kullanacak. ABD Savunma Bakanlığı (U.S. Department of War) tarafından detayları açıklanan bu sözleşme değişikliği, sadece üretim sürecini desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda geleceğin denizaltı teknolojisinin temelini atıyor. General Dynamics Electric Boat Başkanı Mark Rayha, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu sözleşme değişikliği, Donanmamızın ihtiyaç duyduğu denizaltıları mümkün olan en kısa sürede teslim etme çabalarımızı desteklemektedir. Bu fon, olası rakiplere karşı ulusumuzun operasyonel üstünlüğünü sürdürmek ve genişletmek için tasarım ve geliştirme çalışmalarımıza devam etmemizi sağlıyor" dedi. Rayha, yönetimin, Donanmanın ve Kongre’nin desteğiyle denizcilerin, ailelerin ve özgürlüğün korunması için avantaj sağlamaya hazır olduklarını vurguladı. Virginia Sınıfı Denizaltı Programı: Stratejik Caydırıcılığın Bel Kemiği 642 milyon dolarlık bu fon, basit bir tadilattan öte, ABD’nin uzun vadeli savunma stratejisi içinde hayati bir rol oynayan Virginia sınıfı denizaltıların (VCS) kritik önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Soğuk Savaş döneminin efsanevi Los Angeles sınıfı denizaltılarının yerini alan VCS’ler, çok görevli nükleer saldırı denizaltıları olarak tasarlandı. Çok Yönlü Operasyonel Yetenekler Virginia sınıfı denizaltılar, modern deniz savaşının gerektirdiği esnekliği ve yeteneği sunmak üzere geliştirilmiştir. Başlıca görevleri şunlardır: Taarruz ve Vuruş Kabiliyeti: Gelişmiş Tomahawk seyir füzeleri fırlatma yeteneği ile uzun menzilli hassas vuruşlar yapabilirler. İstihbarat, Gözetleme ve Keşif (ISR): Yüksek teknoloji ürünü sensörleri sayesinde, düşman sularında gizlice bilgi toplayabilir ve kritik verileri komuta merkezine iletebilirler. Özel Operasyonlar Desteği: Deniz Kuvvetleri SEAL ekiplerini gizlice düşman kıyılarına bırakma ve geri alma kapasitesine sahiptirler. Denizaltı Savunma Harbi (ASW): Mükemmel akustik gizliliği (stealth) sayesinde, düşman denizaltılarını tespit etme ve imha etme yetenekleri benzersizdir. Bu çok yönlü görev yelpazesi, Virginia sınıfı denizaltıları ABD Donanması'nın "sessiz hizmeti" için vazgeçilmez bir varlık haline getirmiştir. 642 Milyon Dolarlık Sözleşmenin Detayları ve Önemi Sözleşme modifikasyonunda belirtilen "Öncü Tersane Desteği" (Lead Yard Support) terimi, GATX Electric Boat’ın denizaltı programındaki merkezi rolünü tanımlar. Bu, şirketin sadece kendi payına düşen gemileri inşa etmekle kalmayıp, aynı zamanda: Tasarım Otoritesi: Tüm sınıf için nihai teknik tasarım ve mühendislik sorumluluğunu taşıdığı, Teknik Rehberlik: Diğer ana yüklenici olan Huntington Ingalls Industries'e (Newport News Shipbuilding) üretim, montaj ve test süreçlerinde teknik destek ve rehberlik sağladığı, Endüstriyel Temel: Programın gelecekteki Block’ları için tedarik zincirini ve üretim süreçlerini standartlaştırdığı anlamına gelir. Maliyet Artı Sabit Ücret (Cost-Plus-Fixed-Fee) türündeki bu sözleşme, şirketin programı güvenli ve hızlandırılmış bir şekilde yürütürken karşılaştığı beklenmedik maliyet artışlarını da kapsayacak şekilde tasarlanmıştır, bu da denizaltı üretimindeki yüksek teknoloji riskini paylaşmayı amaçlar. Virginia Yük Modülü (VPM) ve Stratejik İhtiyaç Bu fonun önemli bir kısmı, Virginia sınıfının geleceği olan Block V konfigürasyonu ve özellikle Virginia Yük Modülü (VPM)'nün entegrasyonu için kritik öneme sahiptir. VPM, denizaltının orta kısmına eklenen ve daha fazla seyir füzesi (Tomahawk) taşımasını sağlayan büyük bir bölümdür. VPM, her bir denizaltının taşıyabildiği Tomahawk sayısını yaklaşık 12’den 40’a kadar çıkararak, bu denizaltıların caydırıcılık kapasitesini önemli ölçüde artıracaktır. Bu kapasite artışı, Pasifik'teki potansiyel çatışma senaryolarında ABD'nin uzun menzilli vuruş gücünü sessizce ve etkin bir şekilde yansıtması için hayati önem taşımaktadır. 642 milyon dolarlık fon, tam da bu teknolojik sıçramayı güvence altına almaktadır. Küresel Jeopolitik Bağlam ve AUKUS Etkisi Bu denli büyük bir yatırımın arkasında, sadece ABD Donanması’nın modernizasyonu değil, aynı zamanda değişen küresel jeopolitik dengeler yatmaktadır. Çin ve Rusya gibi rakiplerin deniz yeteneklerini hızla geliştirdiği bir dönemde, ABD’nin denizaltı üstünlüğünü koruması ulusal güvenlik için birinci önceliktir. Dahası, bu program Avustralya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri arasında imzalanan üçlü güvenlik paktı AUKUS ile de doğrudan ilişkilidir. AUKUS anlaşması kapsamında Avustralya, nükleer enerjili denizaltı filosunu kurmak için Virginia sınıfı teknolojisini kullanacaktır. Bu durum, Electric Boat’ın tasarım ve destek rolünü uluslararası bir düzleme taşımakta ve şirketin üzerindeki yükü artırmaktadır. 642 milyon dolarlık ek fon, bu uluslararası taahhüdün getirdiği üretim ve mühendislik zorluklarını aşmak için bir sigorta görevi görmektedir. İstihdam ve Endüstriyel Üs: 24.000 Çalışanın Güvencesi General Dynamics Electric Boat, merkezi Groton, Connecticut’ta olmak üzere 24 binden fazla çalışana istihdam sağlamaktadır. Bu son sözleşme modifikasyonu, sadece askeri bir yatırım değil, aynı zamanda ABD’nin en kritik ve yüksek nitelikli işgücünü destekleyen önemli bir ekonomik hamledir. Denizaltı inşası, yüzlerce uzmanın ve kalifiye işçinin uzun yıllar süren çabalarını gerektiren karmaşık bir alandır. Bu düzenli ve büyük ölçekli finansman, hem mevcut işlerin sürekliliğini sağlamakta hem de gelecekteki nesil mühendis ve teknisyenlerin yetiştirilmesi için gerekli eğitim programlarının devamlılığını güvence altına almaktadır. Şirketin 2024 yılında 47.7 milyar dolarlık devasa bir gelir elde eden ana kuruluşu General Dynamics’in finansal gücüyle birleşen bu fon, ABD’nin savunma sanayi üssünün sağlamlığını teyit etmektedir. Sonuç olarak, 642 milyon dolarlık bu ek sözleşme, General Dynamics Electric Boat’a sadece finansal bir destek sunmakla kalmıyor; aynı zamanda Amerika’nın denizlerin derinliklerindeki kritik üstünlüğünü korumak, endüstriyel tabanı güçlendirmek ve küresel stratejik zorluklara hazırlanmak için atılmış bir güvenoyu niteliğindedir. Şirketin başkanı Rayha’nın belirttiği gibi, amaç, denizcileri ve ulusun özgürlüğünü korumak için gerekli olan 'avantajı' en kısa sürede teslim etmektir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.