Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Depo

Kapsül Haber Ajansı - Depo haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Depo haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üçay Mühendislik'in ulusal kredi notu A+ oldu Haber

Üçay Mühendislik'in ulusal kredi notu A+ oldu

Enerji, elektromekanik, iklimlendirme ve e-mobilite alanlarındaki faaliyetleri ile sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlayan Üçay Mühendislik, yüksek ulusal kredi notuyla dikkat çekti. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu JCR Eurasia Rating, Üçay Mühendislik’in 'Uzun Vadeli Ulusal Kurum Kredi Rating Notu'nu A+ (tr) olarak teyit etti. ‘Kısa Vadeli Ulusal Kurum Kredi Rating Notu’ J1 (tr), Uzun Vadeli Uluslararası Yabancı Para ve Yerel Para Kurum Kredi Rating Notları ise BB oldu. Üçay Mühendislik İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Turan Şakacı, JCR Eurasia Rating tarafından teyit edilen kredi notuna ilişkin değerlendirmesinde, “Ulusal uzun vadeli kredi notumuzun A+ (tr) seviyesinde teyit edilmesi, finansal yapımızın dayanıklılığını ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımımızın doğruluğunu ortaya koyuyor. Enerji, elektromekanik ve e-mobilite alanlarında artan talebi doğru stratejilerle yöneterek operasyonel kârlılığımızı korumayı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de güçlü bilanço yapımız, yaygın hizmet ağımız ve stratejik yatırımlarımızla büyümemizi istikrarlı şekilde devam ettirmeyi hedefliyoruz” dedi. Üçay Mühendislik Hakkında Temelleri 2000 yılında atılan Üçay Mühendislik Enerji ve İklimlendirme Teknolojileri A.Ş., enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda iklimlendirme, elektrik, mekanik, güneş enerjisi sistemleri (GES) ve elektrikli araç (EA) şarj hizmetleri alanlarında faaliyet göstermektedir. Bağlı ortaklığı Elaris ile elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve elektrikli şarj istasyonu satışı alanlarında da hizmet sunmaktadır. Merkezi İstanbul olan Üçay Mühendislik, Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 22’den fazla ilde 35’in üzerinde şube, depo ve showroom ile faaliyetlerine devam etmektedir. Kurulduğu günden bu yana 2 milyondan fazla bireysel ve kurumsal müşteriye mühendislik hizmeti sağlayan şirket, gelişmiş ERP altyapısıyla birbirine entegre çalışan şubeleri aracılığıyla yılda ortalama 30.000 müşteriye hızlı, güvenilir ve kesintisiz hizmet sunmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi Yoğun Katılımla Gerçekleşti Haber

Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi Yoğun Katılımla Gerçekleşti

E-ticaret sektörünün gelişiminde kritik rol oynayan lojistik süreçlerin, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarının geniş bir perspektifle ele alındığı zirvede, yapay zekânın sağladığı verimlilik artışıyla birlikte şeffaflık ve esneklik vurgusu öne çıktı. T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde, İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından; DEİK/Lojistik İş Konseyi ve DEİK/Dijital Teknolojiler İş Konseyi ile Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) destekleriyle düzenlenen ‘Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi’, Grand Cevahir Hotel Convention Center'da gerçekleşti. Zirvenin en dikkat çeken oturumlarından biri olan “E-Ticaretin Geleceği ve Fırsatlar”, Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarının üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. PTTAVM CEO’su & ETİD Başkanı Hakan Çevikoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda; n11 CEO’su Nihal Dindar Akın, Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, Yepy Genel Müdürü Hakan Orhun, Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, Pazarama CEO’su Mehmet Bülent Kutacun yer aldı. n11 CEO’su Nihal Dindar Akın: “Esneklik ve şeffaflık da en az hız kadar önemli” E-ticarette tüketicilerin kargo şirketlerinden beklentileri ve pazar yeri satıcılarının lojistik satıcılardan beklentileri ile ilgili konuşan n11 CEO’su Nihal Dindar Akın, hızın tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, “Herkesin aklındaki ilk cevap hız. Ancak hız tek başına belirleyici değil; esneklik ve şeffaflık da en az hız kadar önemli” dedi. Deloitte’un yaptığı araştırmanın sonuçlarına ilişkin verileri paylaşan Akın, “Tüketicilerin yüzde 70’inden fazlası teslimat zamanını kendisi seçmek istiyor. Yüzde 60’tan fazlası ise kargosunu anlık olarak takip ediyor” ifadelerini kullandı. Akın ayrıca, “2026 yılında bizim hâlâ lojistiğe dair en çok aldığımız soru ‘Kargom nerede?’ Burada kullanıcıların beklentilerini doyurmak ve tatmin etmenin lojistik sağlayıcılar için çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Satıcı tarafındaki önceliklere de değinen Akın, “Satıcıların en kritik beklentisi maliyet. Yüzde 50’den fazlası kargo maliyetlerini büyümenin önünde engel olarak görüyor” ifadelerini kullandı. Sorunsuz teslimat ve kampanya dönemlerindeki operasyonel başarıya da dikkat çeken Akın, bu süreçlerde lojistik performansının memnuniyeti doğrudan etkilediğini belirtti. Yapay zekânın sektördeki rolüne de değinen Akın, “Kullanıcıların beklediği hız, şeffaflık ve esnekliği sağlamak için yapay zekâ artık bir tercih değil, zorunluluk. Maliyet avantajı sağlamaktan operasyonları optimize etmeye kadar birçok alanda yapay zekâdan faydalanıyoruz” dedi. Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan: “Yapay zekâ, tüm e-ticaret ekosistemine çok önemli bir verim artışı fırsatı getirdi” Yapay zekanın günümüzde global operasyonlarda oynadığı rolü vurgulayan Trendyol Grubu CEO'su Erdem İnan, şu ifadeleri kullandı: "Trendyol olarak, 36 ülkede 10'un üzerinde farklı dildeki operasyonlarımızda yapay zekayı uçtan uca kullanıyoruz. Yapay zekanın yeni dalgası agentic iş akışları da satıcılarımızın tüm sorularını anında yanıtlıyor ve hangi ürüne nasıl bir kampanya yapılabileceğini tavsiye ediyor. KOBİ'lerimiz de bu kampanya tavsiyelerini hızlı bir şekilde uygulayabiliyor. Yapay zekanın tüm e-ticaret ekosistemine çok önemli bir verim artışı fırsatı getirdiğini görüyoruz, bunu çok iyi değerlendirmeliyiz." Yepy Genel Müdürü Hakan Orhun: “Yıllık yaklaşık 5 milyon cep telefonunun yenilenme potansiyeli olduğunu görüyoruz” Zirve'de konuşan Yepy ve İkinci El Alışverişten Sorumlu Genel Müdür Hakan Orhun, Türkiye'de ikinci el pazarının, ekonomik ve çevresel farkındalığın birleşmesiyle yerleşik bir tüketici davranışı haline geldiğinin altını çizerek; "KONDA ile hazırladığımız araştırma, her iki kişiden birinin son bir yılda ikinci el alışveriş yaptığını ortaya koyuyor ve bu tablo zorunlu bir düzenlemenin değil, milyonlarca bireysel tercihin ürünü. Yepy markamızla teknoloji ürünlerinin kullanım ömrünü uzatarak hem ülke ekonomisine hem de bireylerin satın alma gücüne katkı sağlıyoruz. Bu alanda yıllık yaklaşık 5 milyon cep telefonunun yenilenme potansiyeli olduğunu görüyoruz." dedi. Tüm sektörlerin gündeminde yer alan yapay zekâ üzerine 2018'den bu yana çalıştıklarını belirten Orhun, "Özellikle ikinci el ürünlerin lojistik süreçlerinde sağlanan verimlilik ve hizmet kalitesindeki artış, kullanıcı memnuniyetine doğrudan yansıyor. Bu gelişim, kullanıcıların ikinci el ve yenilenmiş ürünlere yönelimini daha da güçlendirecektir" açıklamasını yaptı. Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver: “Olası bir aksamayı daha yaşanmadan yapay zekâ ile öngörüp önlem alıyoruz” Yemeksepeti olarak 25’inci yıllarını kutladıkları söyleyen Çalapöver, “Kendimizi sektörün sadece kurucusu değil, öncüsü ve lideri olarak görüyoruz. Bizim işimiz 'hızlı ticaret' (Quick-Commerce). Talebin oluştuğu andan itibaren fiziksel ürünlerin A noktasından B noktasına hızlı bir şekilde iletilmesi, yani ihtiyaç oluştuğu an dakikalar içinde orada olmanız büyük önem taşıyor. Hızlı ticarette teslimat süreleri ve bu sürenin öngörülebilirliği çok kritik. Zaman içinde gördük ki öngörülebilirlik, müşteri memnuniyetinin tam merkezinde yer alıyor” dedi. Bir işte teslimat kısmının önemine değinen Çalapöver, “işin teslimat kısmını uçtan uca kontrol edemezsek büyümeye devam etmemiz mümkün değil. Çünkü lojistiği başkasına bıraktığınızda hızı ve kaliteyi garanti edemiyorsunuz. İşte kendi lojistik ağımız olan Yemeksepeti Express'i kurmamızın, kendi teslimat işimizi yapmaya ve müşteri deneyimini yönetmeye başlamamızın sebebi buydu. Bunun sonucunda müşteri memnuniyeti gözle görülür şekilde arttı ve operasyonlarımızda öngörülebilir bir yapı ortaya çıktı. Müşterilerimize siparişlerinin 20 dakika sonra evlerinde olacağını taahhüt ettiğimizde, bu sözün gerçekleşmesi operasyonlarımızın en önemli yapı taşlarından biri oldu. Bugün operasyonumuzun kalbinde yapay zekâ var. Lojistik ve teslimat tarafında milyonlarca verinin saniyeler içinde işlenmesi ve değerlendirilmesi hayati önem taşıyor. Bir Delivery Hero iştiraki olarak, özellikle son dönemde teslimat süreçlerimizde yapay zekâyı aktif bir şekilde kullanıyoruz. Bir kuryenin restorana varması için gereken o kritik 7-8 dakikayı; milyonlarca veriyi işleyerek, trafiği ve hava durumunu hesaplayarak optimize ediyoruz. Olası bir aksamayı daha yaşanmadan yapay zekâ ile öngörüp önlem alıyoruz. Bu teknoloji olmasa, günde yüz binlerce siparişi bu hızda, bu kusursuzlukta yönetmemiz hayal olurdu. Bugün 100 binden fazla üye iş yerimiz ve 45 binden fazla kurye iş ortağımız bulunuyor. Kurduğumuz bu ekosistem gerçekten çok büyük; ancak önümüzde gideceğimiz daha çok yol var. Yapay zekâyı süreçlerimize daha fazla entegre ettikçe, bunun büyümemize olan etkisinin çok daha güçlü olacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Pazarama CEO’su Mehmet Bülent Kutacun: Hedefimiz, müşterilerimize daha kişiselleştirilmiş, akıllı ve güvenli bir alışveriş deneyimi sunmak” Kutacun, panelde yaptığı konuşmada e-ticareti yalnızca ürün alım-satım süreci olarak görmediklerini belirterek, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına tek noktadan çözüm sunan bütüncül bir deneyim tasarladıklarını ifade etti. Pazarama’nın; finansal hizmetlerden seyahate, sigortadan günlük ihtiyaçlara uzanan çoklu servis yapısıyla konumlandığını vurgulayan Kutacun, bu yaklaşımın markayı klasik pazaryeri anlayışının ötesine taşıdığını söyledi. Büyümeyi yalnızca işlem hacmiyle değil, sunulan değeri genişleterek sürdürmeyi hedeflediklerini belirten Kutacun, yapay zekâyı bu dönüşümün merkezine yerleştirdiklerini dile getirdi. Yeni nesil “agentic commerce” yaklaşımına da değinen Kutacun, “Hedefimiz, yapay zekânın yalnızca öneri sunan değil, kullanıcı adına aksiyon alabilen bir yapıya evrildiği yeni nesil ‘agentic commerce’ dünyasında, Pazarama’yı hayatı kolaylaştıran dijital bir temsilciye dönüştürmek. Müşterilerimize daha kişiselleştirilmiş, akıllı ve güvenli bir alışveriş deneyimi sunmaktır.” dedi. E-ticaretin omurgası lojistik: Stratejik yaklaşımlar sahnede UND İcra Kurulu Başkanı Alper Özel’in moderatörlüğünde gerçekleşen “E-ticarette Lojistiğin Önemi ve Geleceği” oturumunda Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık, DHL Express Türkiye CEO’su Volkan Demiroğlu, HepsiJET CEO’su Atilla Alver, Widect CEO’su Enes Yılmaz, Aras Global CEO’su Ramazan Altınay, Arvato Türkiye & BAE Genel Müdürü Umur Özkal e-ticaretin lokomotifi olan lojistiğe dair stratejik yaklaşımları ve sektörün gelişiminde kritik rol oynayan ana trendleri çok boyutlu bir perspektifle değerlendirdi. Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık: “Lojistiği markalar için rekabet avantajı yaratan bir değer alanına dönüştürüyoruz” Panelde yaptığı konuşmada e-ticaretin geldiği noktada rekabetin yalnızca ürün ve fiyatla değil, sunulan deneyimin kalitesiyle de şekillendiğini söyleyen Özkocacık, “Tüketici artık siparişin ne kadar hızlı, sorunsuz ve kişiselleştirilmiş bir şekilde ulaştığına odaklanıyor. Bu yeni dönemde lojistik, operasyonel bir destek fonksiyonunun ötesine geçerek doğrudan müşteri deneyimini belirleyen stratejik bir alan haline geliyor. Horoz Lojistik olarak biz de bu dönüşümü; depolamadan sipariş yönetimine, entegrasyondan iade süreçlerine kadar tüm aşamaları kapsayan uçtan uca “e-ticaret enabler” modelimizle destekliyoruz. Veri odaklı altyapımız ve entegre operasyon kabiliyetimiz sayesinde markaların daha hızlı, daha esnek ve sürdürülebilir büyüme elde etmesine katkı sağlarken, lojistiği markalar için rekabet avantajı yaratan bir değer alanına dönüştürüyoruz. Bu kapsamda, E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi gibi sektörün farklı paydaşlarını bir araya getiren platformların; dönüşümün ortak akılla şekillenmesi ve yeni iş birliklerinin gelişmesi açısından önemli bir rol üstlendiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. DHL Express Türkiye CEO'su Volkan Demiroğlu: “Türkiye’nin sınır ötesi ticaretteki potansiyeline inanıyoruz” E-ticaretin yükselişiyle birlikte lojistik sektörünün kapsamlı bir dönüşümden geçtiğini vurgulayan DHL Express Türkiye CEO'su Volkan Demiroğlu, “Türkiye’de e-ticaretin büyümesi, lojistik sektörünü yalnızca operasyonel anlamda değil, stratejik ve teknolojik açıdan da yeniden şekillendiriyor. Biz DHL Express olarak, 220’den fazla ülke ve bölgeyi kapsayan global ağımızdan aldığımız güçle bu dönüşümün merkezinde yer alıyoruz. Müşterilerimizin hız ve esneklik beklentilerine yanıt verebilmek için operasyonlarımızı ve hizmet ağımızı sürekli geliştiriyoruz. DHL Group bünyesindeki tüm şirketlerle entegre çalışarak güçlü bir sinerji yaratıyor; dijital çözümlerimiz ve yapay zekâ destekli operasyonlarımızla müşterilerimize hızlı, esnek ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunuyoruz. Türkiye’nin sınır ötesi ticaretteki potansiyeline inanıyor, özellikle KOBİ’lerimizin global pazarlara erişimini kolaylaştırarak ülkemizin ticaret hacmine değer katmayı sürdürüyoruz” dedi. HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver: “Teknoloji odaklı çözümlerimiz bugünden öte yarının lojistik ihtiyaçlarını karşılayacak” E-ticaret lojistiğinde yapay zekanın yarattığı etkiye değinen HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver, “Yapay zekanın e-ticaret lojistiğinde yarattığı dönüşüm artık bugünün gerçeği. HepsiJET olarak çok araçlı rota optimizasyonundan süreç otomasyonuna kadar yapay zekayı merkeze alan yenilikçi yaklaşımımızla bu dönüşümüne kendi alanımızda öncülük ediyoruz. Sektörde bizlerin ve diğer markalarımızın teknoloji odaklı çözümleri bugünden öte yarının lojistik ihtiyaçlarını karşılayacak. Özellikle COVID’in de etkisiyle müşteri davranışları çok ciddi anlamda değişti ve e-ticaretin toplam ticaret içerisindeki oranı her geçen gün arttı. Bundan 5-10 sene önceki e-ticaret müşterisinin beklentisiyle bugünkü beklenti arasında gerçekten inanılmaz farklar var. Biz de bu beklentileri karşılayarak aslında sektörün büyümesine e-ticaretin büyümesine destek olmaya çalışıyoruz. Müşterinin fiziki olarak ürünü elde etmesiyle alakalı kısım oldukça önemli ve kıymetli bir kısım. Kargom nerede kısmı gerçekten çok kritik. Oradaki memnuniyet ya da memnuniyetsizlik aslında son tüketicinin e-ticarette kalıp kalmayacağını, frekansının ne seviyede olup olmayacağını belirleyen bir konu. Dolayısıyla müşteri için buna çok kafa yoruyoruz, anlamaya çalışıyoruz. Sektörün paydaşlarını bir araya getiren bu değerli zirvede, Türkiye'nin e-ticaret ekosistemini ve lojistik altyapısını küresel standartların ötesine taşımak için kritik bir ortak akıl platformu sunuyor. Etkinliğin hayata geçmesinde katkıda bulunanlara teşekkür ediyoruz” dedi. WIDECT CEO’su Enes Yılmaz: “Büyümenin devam edeceğini görüyoruz” Panelde lojistik ve uçuş maaliyetleri hakkında konuşan WIDECT CEO’su Enes Yılmaz, “Pandemiyle beraber aslında yurt içi e-ticaret çok arttı. Pandemi döneminde domestic bütün dünyadaki ülkeler kendi içindeki e-ticareti arttı, insanlar e-ticarete daha alışkın hale geldiler, e-ticareti hayatlarının her anına dahil ettiler. Ancak bu dönemde uçuş maliyetleri, lojistik maliyetlerin yüksekliği sebebiyle aynı artışı uluslararası e-ticarette göremedik. Pandemi sonrasında normalleşmeyle beraber de online alışverişe alışmış, birçok ihtiyacını e-ticaret üzerinden alan tüketici artık cross-border, başka ülkelerden alışveriş yapmaya başladı. Bu da cross-border e-ticarette bir tık patlama doğurdu. Devamında da aslında tüm dünyadaki e-ticaret satıcılarındaki işlem hacmindeki artış, cross-border e-ticaretteki artışı, bir yandan da Çinli pazar yerlerindeki yüksek rekabetin oluşması, çok sert pazarlara girmesiyle beraber aslında bir tık akış değiştirmeye başladı. Devletler tarafından biraz daha yerelleşmeye, yerel üreticileri destekleyen, bu kadar rahat hareket etmesini engelleyen veya kısıtlamaya çalışan bir yapıyla karşılaştık. Bu da aslında 2025'te, özellikle son çeyreğinde birazcık cross-border e-ticareti yavaşlattı. Ama bu işin doğası gereği biz buradaki büyümenin, büyüme yavaşlasa da büyümenin devam edeceğini görüyoruz” diye konuştu. Aras Global CEO’su Ramazan Altınay: “Türkiye’den 200 ülkeye kargo gönderiyoruz” Pazar yerleriyle entegre olacak şekilde kargolarını gönderebildiklerini aktaran Aras Global CEO’su Ramazan Altınay, “Aras Global olarak öncelikle yakın coğrafyaları hedefliyoruz. Aras Global’in iki ana stratejisi var. Bir tanesi Türk Cumhuriyetleri hedefleyerek buralara yatırım yapmak. Azerbaycan, Gürcistan ve Özbekistan’da kendi firmalarımızı Aras Global olarak hayata geçirdik. Örnek vermek gerekirse; Gürcistan’da yaklaşık 20 şubeye ulaştık ve tüm Gürcistan’a dağıtım hizmeti verebilecek noktadayız. Benzer şekilde Azerbaycan’da da ciddi yatırımlar gerçekleştirdik; orada yaklaşık 100 şube ve esnaf noktasına ulaştık. Bunun yanında, her iki ülkeye de Çin’den ciddi bir teveccüh var; orada da gümrük ve hızlı kargo işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Özbekistan’da da Aras Global markasını taşıyoruz ve muhtemelen bu yılın ikinci yarısında orada da hızlı bir yol alıyor olacağız. Türkiye’deki KOBİ’leri desteklemek üzere Aras Global Kargo adında bir platform hayata geçirdik. Şu an yaklaşık 4.000 KOBİ ve esnafımız sisteme kayıtlı durumda. Türkiye’den yurt dışındaki yaklaşık 200 ülkeye, pazar yerleriyle entegre olacak şekilde siparişlerini tek bir platformda görerek kargolarını gönderebiliyorlar.” diye konuştu. Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal: “E-ticaret için önemli olan talep tahmini yapabilmek” Yapay zekânın depo operasyonlarına etkisi iş dünyasında gündemdeki yerini korurken, Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal, dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Özkal, “Yapay zekânın henüz kenarındayız ancak iş dünyasında ve robotikte hızlı bir giriş yaptık. En basit haliyle sözleşmelerimizi, e-postalarımızı düzenlerken hepimiz bunu kullanıyoruz. Fakat bizim için önemli olan, depo operasyonu yapıyorsak bunu nasıl kullanabileceğimiz konusu oldu ve bu konuda kafa yormaya başladık” dedi. Depo operasyonlarında öncelikle birkaç alan belirlediklerini vurgulayan Özkal, “Bunlardan biri, özellikle e-ticaret için önemli olan talep tahmini yapabilmek. Kırktan fazla müşterimiz ve binlerce çalışanımız var. On iki farklı depoda hizmet veriyoruz. Yarın kaç sipariş gelecek? Hangi kampanya ne kadar etkili olacak? Bir fulfillment şirketi için en önemli kaynak çalışanlardır. Ne kadar çalışana ihtiyaç duyacağımızı bilmek çok önemli. Talebi, yani iş yükünü doğru tahmin edersek, iş gücünü doğru planlayabilir ve daha üretken, daha verimli olabiliriz. Dolayısıyla ilk odak alanımız bu oldu” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lojistikte Dijitalleşme Örnekleri ve Etkisi Haber

Lojistikte Dijitalleşme Örnekleri ve Etkisi

Bir sevkiyatın birkaç saat gecikmesi bazen tek bir teslimatı değil, tüm tedarik planını bozar. Bu yüzden lojistikte dijitalleşme örnekleri artık teknoloji vitrini değil, operasyonel dayanıklılık ve rekabet gücü başlığı olarak okunuyor. Saha ile merkez arasındaki veri akışı hızlandıkça, şirketler yalnızca nerede sorun çıktığını değil, sorunun neden tekrarlandığını da daha net görebiliyor. Lojistik sektörü uzun süre fiziksel hareketin yönetimi üzerinden değerlendirildi. Ancak bugün asıl farkı yaratan unsur, hareketin arkasındaki verinin kalitesi. Siparişin depoya düşmesinden yüklemenin planlanmasına, araç takibinden teslimat kanıtına kadar her aşama dijital iz bıraktığında, yöneticiler daha hızlı karar alabiliyor. Bu değişim sadece büyük ölçekli şirketlerin konusu da değil. Orta ölçekli taşımacılık firmaları, 3PL sağlayıcıları, üretici şirketlerin lojistik ekipleri ve perakende zincirleri için de benzer şekilde kritik hale geldi. Lojistikte dijitalleşme örnekleri neden stratejik önem taşıyor? Dijitalleşmenin lojistikte yarattığı etki, tek başına hız artışıyla sınırlı değil. Asıl kazanım, planlama ile uygulama arasındaki farkın küçülmesi. Geleneksel yapıda birçok karar telefon, e-posta ve manuel takip üzerinden ilerlerken, dijital altyapı bu süreci ölçülebilir hale getiriyor. Böylece maliyetler geriye dönük muhasebe konusu olmaktan çıkıp anlık yönetim alanına giriyor. Özellikle dalgalı talep, yakıt maliyetleri, sürücü planlaması, gümrük süreçleri ve müşteri beklentileri birlikte düşünüldüğünde, veri destekli operasyonlar daha öngörülebilir sonuç üretiyor. Yine de her dijital yatırım aynı sonucu vermiyor. Şirketin operasyon hacmi, ağ yapısı, müşteri profili ve mevcut sistem olgunluğu burada belirleyici. Başka bir ifadeyle, doğru araç kadar doğru kullanım senaryosu da önemli. Depoda dijitalleşme: barkoddan yapay zekaya uzanan hat Depo yönetimi, dijital dönüşümün en somut görüldüğü alanlardan biri. Barkod ve el terminali kullanımı artık temel seviye kabul ediliyor. Bunun üzerine kurulan depo yönetim sistemleri, ürün kabulünden yerleştirmeye, toplama süreçlerinden sevkiyat hazırlığına kadar tüm akışı görünür kılıyor. Buradaki en yaygın lojistikte dijitalleşme örnekleri arasında anlık stok görünürlüğü öne çıkıyor. Stok sayım farklarının azalması, toplama hatalarının düşmesi ve sipariş hazırlama süresinin kısalması, doğrudan hizmet seviyesine yansıyor. Özellikle e-ticaret ve hızlı tüketim odaklı operasyonlarda, birkaç dakikalık iyileşme bile gün sonunda ciddi kapasite farkı yaratabiliyor. Daha ileri seviyede ise görüntü işleme sistemleri, akıllı raf çözümleri ve talep tahminine bağlı slotting uygulamaları devreye giriyor. Ancak burada bir denge gerekiyor. Yüksek otomasyon yatırımı, hacmi istikrarsız ya da ürün çeşitliliği çok değişken depolarda beklenen geri dönüşü her zaman sağlamayabiliyor. Bu nedenle birçok şirket önce veri kalitesini ve süreç disiplinini güçlendirip sonra otomasyona geçmeyi tercih ediyor. Filo yönetiminde gerçek zamanlı izleme nasıl değer üretiyor? Araç takip sistemleri yıllardır kullanılıyor, fakat yeni dönemde konu yalnızca harita üzerinde araç görmek değil. Filo yönetim yazılımları artık rota sapmaları, bekleme süreleri, yakıt tüketim eğilimleri, sürüş davranışları ve bakım ihtiyaçları gibi başlıkları tek ekranda birleştirebiliyor. Bu yapı, operasyon merkezine iki önemli avantaj sağlıyor. İlki, anlık müdahale kabiliyeti. Trafik yoğunluğu, hava koşulları veya teslimat adresindeki değişiklik gibi durumlarda rota yeniden kurgulanabiliyor. İkincisi ise karar kalitesinin artması. Hangi hatta ne kadar boş kilometre oluştuğu, hangi müşteri segmentinde zaman kaybının yoğunlaştığı ya da hangi araç grubunun maliyet baskısı yarattığı daha net görülebiliyor. Yine de gerçek zamanlı izleme tek başına verimlilik garantisi vermiyor. Eğer veri yorumlanmıyor, sürücü yönetimiyle ilişkilendirilmiyor ve performans göstergelerine bağlanmıyorsa, sistem kısa sürede yalnızca rapor üreten bir araca dönüşebiliyor. Başarılı örneklerde teknoloji, insan ve süreç birlikte ele alınıyor. Rota optimizasyonu ve teslimat planlaması Son kilometre teslimatlarının büyümesiyle rota optimizasyonu daha görünür hale geldi. Buradaki dijital çözümler, teslimat noktalarını yalnızca mesafeye göre değil; zaman penceresi, araç kapasitesi, trafik verisi, müşteri önceliği ve sürücü vardiyası gibi değişkenlerle birlikte değerlendiriyor. Özellikle çok duraklı dağıtım yapan şirketlerde bu sistemler yakıt tüketimini azaltırken teslimat başına maliyeti de aşağı çekebiliyor. Ancak her operasyon için aynı matematik geçerli değil. Kırsal alanlarda teslimat yoğunluğu düşükse ya da müşteri tarafında randevu disiplini zayıfsa, en iyi rota planı bile sahada revizyona uğrayabiliyor. Bu yüzden gelişmiş firmalar sabit plan yerine dinamik planlama yaklaşımını benimsiyor. Teslimat kanıtının dijital hale gelmesi de aynı zincirin önemli bir parçası. Elektronik imza, fotoğraflı teslim teyidi ve mobil uygulama üzerinden durum güncellemesi, müşteri hizmetleri yükünü azaltırken uyuşmazlık yönetimini de kolaylaştırıyor. Tedarik zincirinde izlenebilirlik ve görünürlük Kurumsal alıcılar için artık sadece ürünün teslim edilmesi yetmiyor. Yükün nerede olduğu, hangi koşullarda taşındığı, ne zaman gecikme riski oluştuğu ve siparişin genel akışta nereye oturduğu da soruluyor. Bu nedenle görünürlük platformları, lojistikte rekabetin yeni katmanlarından biri haline geldi. İzlenebilirlik çözümleri, özellikle sıcaklık kontrollü taşımacılık, ilaç, gıda, otomotiv ve yüksek değerli ürün segmentlerinde daha kritik. Sensör destekli takip sayesinde sıcaklık sapmaları, kapı açılma bilgisi, darbe riski veya gecikme olasılığı önceden tespit edilebiliyor. Bu da yalnızca kayıp azaltma meselesi değil, aynı zamanda regülasyon uyumu ve marka güveni konusu. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, verinin çokluğu ile faydanın aynı şey olmaması. Yüzlerce veri noktası toplayıp bunları aksiyona çeviremeyen yapıların operasyon yükü artabiliyor. Etkili model, karar anında işe yarayan veriyi öne çıkaran modeldir. Evrak süreçlerinin dijitalleşmesi maliyeti nasıl etkiliyor? Lojistik operasyonlarda görünmeyen yüklerden biri evrak trafiği. İrsaliye, teslim tutanağı, fatura eşleştirme, gümrük dokümanları ve taşıma emirleri hâlâ birçok şirkette parçalı ilerliyor. Oysa doküman yönetimi dijitalleştiğinde, operasyon hızı kadar finansal doğruluk da iyileşiyor. Elektronik belge akışı, hatalı veri girişini azaltıyor ve onay sürelerini kısaltıyor. Özellikle çok şubeli yapılar, dış tedarikçilerle çalışan ağlar ve uluslararası taşıma yapan firmalar için bu alan ciddi verimlilik yaratıyor. Çünkü geciken ya da eksik belge çoğu zaman yalnızca idari sorun değil, tahsilat gecikmesi ve müşteri memnuniyetsizliği anlamına geliyor. Bununla birlikte, evrak dijitalleşmesinde entegrasyon kalitesi belirleyici. ERP, depo yönetim sistemi, taşıma yönetim sistemi ve muhasebe altyapısı birbirinden kopuksa, dijital belge akışı yeni bir karmaşa da üretebilir. Yani mesele belgeleri PDF yapmak değil, süreci uçtan uca bağlamak. Yapay zeka ve tahminleme hangi alanlarda öne çıkıyor? Son dönemde yapay zeka odaklı uygulamalar daha fazla konuşuluyor. Talep tahmini, kapasite planlama, gecikme öngörüsü, bakım ihtiyacı tahmini ve fiyatlama analitiği bu başlıkların başında geliyor. En güçlü kullanım alanı ise karar destek. Sistem, geçmiş veriyi ve anlık koşulları birlikte analiz ederek yöneticinin önüne daha isabetli senaryolar koyabiliyor. Ancak burada beklenti yönetimi kritik. Yapay zeka, veri seti zayıf olan ya da temel süreçleri standardize edilmemiş şirketlerde hızlı çözüm üretmeyebilir. Önce veri temizliği, süreç standardizasyonu ve ölçüm kültürü gerekir. Aksi halde teknoloji yatırımı, kurumsal sunumlarda güçlü görünen ama sahada sınırlı karşılık bulan bir başlığa dönüşebilir. Dönüşümde en sık görülen engeller Lojistikte dijitalleşme örnekleri çoğaldıkça, başarısız projelerin nedenleri de daha görünür hale geliyor. En sık rastlanan sorun, teknolojinin operasyon ihtiyacından kopuk seçilmesi. Şirketler bazen rakipte gördüğü çözümü kendi yapısına doğrudan uyarlamaya çalışıyor. Oysa ağ yapısı, teslimat modeli ve müşteri beklentisi farklıysa sonuç da farklı oluyor. İkinci engel, saha ekiplerinin dönüşüme dahil edilmemesi. Depo personeli, sürücüler, planlama uzmanları ve müşteri operasyon ekipleri sürecin dışında kalırsa yeni sistemler dirençle karşılaşabiliyor. Üçüncü başlık ise veri disiplini. Yanlış girilen veri, hiç toplanmamış veri kadar sorun yaratır. Bu nedenle başarılı şirketler genellikle küçük ama ölçülebilir pilotlarla ilerliyor. Önce tek depo, belirli bir rota grubu ya da sınırlı müşteri segmentinde sonuç alınıyor. Ardından yatırım kararı genişletiliyor. Bu yaklaşım hem bütçe riskini düşürüyor hem de kurum içinde güven oluşturuyor. Lojistikte dijitalleşme artık bir vitrin tercihi değil, yönetim kapasitesi meselesi. Hangi teknolojinin seçileceği kadar, hangi sorunu çözmek için devreye alındığı da belirleyici. Sektörü izleyen profesyoneller için esas soru şu: Daha fazla sistem kurmak mı gerekiyor, yoksa mevcut veriyi daha doğru kullanmak mı? Çoğu zaman gerçek sıçrama, ikinci soruya verilen net cevapla başlıyor.

DP World Türkiye’de İlk Kontrat Lojistiği Deposunu Açtı Haber

DP World Türkiye’de İlk Kontrat Lojistiği Deposunu Açtı

DP World, Kocaeli Balçık’ta bulunan Türkiye’deki ilk Kontrat Lojistiği deposunda operasyonlara başladı. Bu adımla şirket, önemli bölgesel ticaret koridorları genelinde müşterilerine sunduğu tedarik zinciri hizmetlerini güçlendirmeyi hedefliyor. 20.000 metrekare büyüklüğündeki tesis, 26 yükleme rampasıyla depolama verimliliğini artırmak ve operasyonları kolaylaştırmak üzere tasarlandı. Tesisin, müşterilere daha hızlı ve esnek tedarik zinciri yönetimi sunması amaçlanıyor. Depo; otomotiv, teknoloji, sanayi ve kimya, perakende ve tüketici ile sağlık sektörlerini kapsayan DP World’ün stratejik dikeylerindeki geniş ürün yelpazesini destekliyor. DP World, 2028 yılına kadar Doğu Avrupa’da bölgesel kontrat lojistiği alanını 150.000 metrekarelik depo kapasitesine genişletmeyi hedefliyor. DP World Avrupa Kontrat Lojistiği Operasyonlarından Sorumlu Operasyon Direktörü Jacques Hartman konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Türkiye, bölgesel büyüme stratejimizin merkezinde yer alıyor ve yeni Balçık depomuz, 2028 yılına kadar Doğu Avrupa’da 150.000 metrekare kontrat lojistiği kapasitesine ulaşma planımızda önemli bir adımı temsil ediyor. Depomuzun terminallerimize olan yakınlığı, müşterilerin bölgesel ve uluslararası pazarlara daha hızlı ve güvenli şekilde erişmesini sağlayacak. Bu, uçtan uca hizmetimizi güçlendiriyor ve bölgede entegre, maliyet etkin ve sürdürülebilir çözümlere olan artan talebi destekliyor.” ifadelerini kullandı. 70 lojistik profesyonelinden oluşan ekip, günlük operasyonları DP World’ün Terminal İşletim Sistemleri (TOS) ile entegre edilen Depo Yönetim Sistemi (WMS) üzerinden yönetiyor. Sistem, girişten çıkışa kadar olan süreçlerde hassas, şeffaf ve verimli bir işlem akışı sağlıyor. Sürdürülebilirlik, tesisin tasarım ve operasyonlarının merkezinde konumlanıyor. Enerji verimli ve lityum iyon bataryalı ekipmanlar sayesinde sahada daha çevreci lojistik uygulamalarının hayata geçirilmesi hedefleniyor. Balçık’ın Kocaeli ilindeki stratejik konumu, depoyu önemli ulaşım koridorlarına, sanayi bölgelerine, İstanbul’a ve İzmit Körfezi’ne yakın bir noktada konumlandırıyor. DP World’ün Doğu Marmara’nın en büyük liman kompleksinin bir parçası olan Körfez ve Yarımca terminallerine yakınlığı, bölgesel ve uluslararası pazarlara hızlı ve güvenilir erişim sağlıyor. Açılış, şirketin Türkiye ve Doğu Avrupa’daki kontrat lojistiği stratejisinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor. Kontrat lojistiği yetkinliklerini liman ve terminal ile nakliye taşımacılığı alanındaki güçlü yönleriyle entegre eden DP World, fabrikadan müşterinin kapısına kadar daha hızlı, güvenilir ve maliyet etkin hizmet sunmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Raben’den Bursa’ya Stratejik Yatırım: Bölgesel Operasyonlar Başladı Haber

Raben’den Bursa’ya Stratejik Yatırım: Bölgesel Operasyonlar Başladı

Bir asra yakın geçmişiyle Avrupa’nın önde gelen lojistik markalarından olan Raben Group, Türkiye’de İstanbul’un ardından ikinci ofisini, Avrupa’ya artan parsiyel gönderi hacmiyle Türkiye’nin ihracatında lokomotif rol üstlenen Bursa’da açtı. Bursa Şube Müdürlüğü görevine, şehirde uzun yıllar lojistik sektöründe yöneticilik tecrübesi bulunan Barış Şen getirildi. Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, Bursa ve çevresindeki fabrikaların, Avrupa’ya hızlı teslimat ihtiyacının arttığını belirterek, şunları kaydetti: “Bursa’da üretim yapan firmaların özellikle parsiyel çıkışlarda teslimat süresi hassasiyeti oldukça üst seviyede. Avrupa’daki güçlü taşıma ağımız sayesinde, Bursa çıkışlı gönderileri minimum bekleme ile Avrupa’nın önemli ticaret merkezlerine ulaştırıyoruz. Bu modelle stoğa üretim yapan otomotiv ve makine sanayisi için zamandan ciddi tasarruf sağlıyoruz. Siparişe dayalı çalışan tekstil, kimya ve FMCG firmalarında ise palet bazlı taşıma çözümleriyle maliyetleri düşürüyoruz.” Bursa’dan Avrupa’ya Daha Hızlı Parsiyel Çıkış, Daha Net Teslimat Süreleri Türkiye’nin otomotiv ihracatının önemli bir kısmını Bursa’nın gerçekleştirdiğini vurgulayan Çoban, “Bursa ve Kocaeli başta olmak üzere Türkiye’deki otomotiv firmalarının en çok ihracat yaptığı Almanya, İtalya, Polonya, Romanya ve Çekya dâhil 17 ülkede, yaklaşık 2 milyon metrekarelik 170 depomuz bulunuyor. 11 bin araçla bu depolarımızdan, Avrupa’nın birçok sanayi ve ticaret merkezine düzenli ring seferleri gerçekleştiriyoruz. Müşterilerimizin bekleme, aktarma gibi süreçlerde yaşadıkları zaman kayıplarını büyük ölçüde azaltıyoruz.” bilgilerini paylaştı. Çoban, parsiyel taşımacılık konusundaki uzmanlıkları sayesinde, Avrupa’daki depolarından çıkışlarda 24, 48 ve 72 saate tanımlı teslimat tarifeleri sunduklarına dikkati çekti. “myRaben” platformunun avantajlarına da değinen Çoban, “Şeffaf tedarik zinciri yönetimi, bugün özellikle otomotiv ve perakende şirketlerinin en önemli beklentilerinden. myRaben ile gönderinin her hareketi dijital olarak izlenebiliyor. Müşterilerimiz, arzu ettikleri zaman bu izlenebilirliği, kendi alıcılarıyla da paylaşabiliyor.” diye konuştu. Çoban, artan bölgesel talep nedeniyle 2026 içinde Bursa’da bir de depo yatırımı planladıklarını, otomotivin yanı sıra gıda ve gıda dışı FMCG, kimya, perakende ile teknoloji sektörlerine yönelik ithalat–ihracat operasyonlarında, bölgede daha da güçlü bir altyapıyla hizmet vermeyi hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Büyükşehir DESKİ’den İçme Suyu Altyapısına 60 Milyonluk Büyük Yatırım Haber

Büyükşehir DESKİ’den İçme Suyu Altyapısına 60 Milyonluk Büyük Yatırım

Denizli’de kuraklık ve iklim değişikliği nedeniyle hayata geçirdiği çalışmalarıyla örnek olan Denizli Su ve Kanalizasyon İdaresi (DESKİ) Genel Müdürlüğü, Başkarcı Mahallesi’nde içme suyu deposu inşasına başladı. 7 bin 200 metreküp kapasiteli yeni içme suyu deposu, Denizli’nin en yüksek hacimli ikinci içme suyu deposu olacak ve bölgedeki içme suyu altyapısını güçlendirerek, suyun verimli kullanımını sağlayacak. Proje kapsamında hayata geçirilecek depo, Başkarcı, Hallaçlar, Çakmak, 1200 Evler ve Saruhanlı mahallelerine hizmet verecek. SCADA sistemine uyumlu olacak Kuraklıkla mücadele kapsamında su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesini hedefleyen proje, Büyükşehir DESKİ’nin geniş bir alanda konumlanan tesislerinin bilgisayar ortamında izlenmesi, kontrol edilmesi, denetlenmesi ve verilerin saklanarak raporlanması işlemlerini gerçekleştiren SCADA sistemine tam uyumlu olacak. Uzaktan kontrol edilebilir teknolojik otomasyon altyapısına sahip sistem sayesinde, suyun depolanmasından dağıtımına kadar tüm süreçler anlık olarak izlenecek ve yönetilecek. Denizli Büyükşehir Belediyesi DESKİ Genel Müdürlüğü, bu yatırımla birlikte yüksek kapasiteli ve modern bir depo ile su kayıplarını en aza indirmeyi, suyun verimli kullanımını artırmayı ve vatandaşlara daha güvenli içme suyu sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Temu’nun Büyük Hacimli Teslimatları Türkiye’de Horoz Lojistik’e Emanet Haber

Temu’nun Büyük Hacimli Teslimatları Türkiye’de Horoz Lojistik’e Emanet

Türkiye’nin köklü lojistik markası Horoz Lojistik, dünyanın önde gelen küresel e-ticaret platformlarından Temu ile stratejik bir iş birliği anlaşmasına imza attı. Anlaşma kapsamında Horoz Lojistik, Temu’nun Türkiye pazarında gerçekleştireceği e-ticaret faaliyetlerinde büyük hacimli ürünlerin (100 desi / 30 kg üzeri) ülke genelinde teslimatlarını üstlenecek. Bu iş birliğiyle Temu’nun küresel e-ticaret gücü, Horoz Lojistik’in yaygın dağıtım ağı, teknoloji odaklı altyapısı ve 80 yılı aşkın lojistik deneyimi ile buluşuyor. Böylece müşterilere daha hızlı, güvenli ve verimlibir teslimat deneyimi sunulurken, Türkiye’de e-ticaret lojistiğinde yeni bir standart oluşturulması hedefleniyor. “E-ticaret lojistiğinde güçlü bir sinerji yaratıyoruz” Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık, iş birliğiyle ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Temu ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik iş birliği, Horoz Lojistik’in 80 yılı aşan deneyimi ve Türkiye’nin dört bir yanına yayılan lojistik gücüyle birleşerek sektörümüzde yeni bir sayfa açıyor. E-ticaret lojistiğinde özellikle büyük hacimli ürünlerin teslimatı hem operasyonel kabiliyet hem de müşteri güveni açısından en kritik alanlardan biri. Biz bu alanda standartları yıllar önce oluşturduk ve sürekli yukarı taşıyoruz. Temu’nun bizi tercih etmesi de bu öncü yaklaşımımızın doğal bir sonucudur. Bu kapsamda Temu’nun Türkiye’deki operasyonlarına değer katarken, müşterilerimize hızlı, güvenilir ve eksiksiz bir teslimat deneyimi sunmaktan mutluluk duyuyoruz.” “Müşteri odaklı vizyonumuzu uluslararası işbirlikleriyle güçlendiriyoruz” Özkocacık, iş birliğinin şirketin vizyonuna katkısına da dikkat çekerek şöyle devam etti: “Bu ortaklık, Horoz Lojistik’in e-ticaret lojistiğinde halihazırda öncüsü olduğu standartların uluslararası ölçekte de teyit edilmesi anlamına geliyor. Bizim için bu iş birliği, yalnızca yeni bir operasyon değil; yıllardır oluşturduğumuz yüksek standartların küresel platformlar tarafından da tercih edilmesinin bir göstergesi. Amacımız hem sektörümüze hem de ülkemizin e-ticaret vizyonuna uzun vadeli katkılar sağlamak.” Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan resmi açıklamada, bu iş birliğinin Horoz Lojistik’in cirosu ve kârlılığı üzerinde pozitif etkiler yaratmasının beklendiği vurgulandı. Türkiye’de 2024 yılında 3 trilyon TL’yi aşan e-ticaret hacmi, lojistik sektöründe büyük hacimli ürünlerin teslimatını stratejik bir öncelik haline getirmişdurumda. Horoz Lojistik, son yıllarda yaptığı tam otomasyonlu e-depo yatırımları, yapay zekâ destekli operasyon yönetimi ve ülke geneline yayılan dağıtım ağı sayesinde bu talebi karşılamada öncü rol üstlenirken; Temu ile yapılan bu iş birliği, Türkiye’de e-ticaret lojistiği için yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.