Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Depolama Sistemleri

Kapsül Haber Ajansı - Depolama Sistemleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Depolama Sistemleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akdenizrack, SIAL Paris’te Gıda Sektörünün Otomasyon İhtiyaçlarına Çözüm Sunuyor Haber

Akdenizrack, SIAL Paris’te Gıda Sektörünün Otomasyon İhtiyaçlarına Çözüm Sunuyor

Gıda üretiminde depolama alanlarının verimli kullanılması, kapasitenin artırılması ve soğuk zincirin korunması, üretim ve lojistik süreçlerinin temel unsurları arasında yer alıyor. AkdenizRack, bu ihtiyaçlara yönelik geliştirdiği depolama ve otomasyon sistemleriyle gıda sektörünün farklı operasyonel gereksinimlerine yanıt veriyor. 17–21 Ekim tarihleri arasında Paris’te düzenlenen SIAL Paris, şirketin gıda ve içecek üreticileriyle doğrudan temas kurduğu, mühendislik çözümlerini uluslararası sektör temsilcilerine aktardığı önemli buluşma noktalarından biri. AkdenizRack, otomatik depolama sistemleri ve Shuttle teknolojilerinin yanı sıra soğuk hava depolarına yönelik uygulamalarıyla depolama süreçlerinde kapasite ve alan verimliliğine odaklanıyor. Uluslararası pazarlarda güçlü iş bağlantıları AkdenizRack’in uluslararası pazarlardaki faaliyetlerinde Afrika, Avrupa ve Orta Doğu önemli bir yer tutuyor. Batı ve Kuzey Afrika ile Güney Afrika’nın yanı sıra Kafkasya ve Avrupa ülkeleri, şirketin sektör temsilcileriyle temas kurduğu pazarlar arasında bulunuyor. SIAL Paris kapsamında bu bölgelerden gelen satın almacılar, yatırımcılar ve gıda sektörü temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmeler, farklı pazarlardaki depolama ihtiyaçlarının değerlendirilmesine ve yeni proje bağlantılarının kurulmasına zemin hazırlıyor. Şirket, üretim ve mühendislik birikimini farklı ölçeklerdeki depolama operasyonlarına uyarlayarak uluslararası faaliyetlerini sürdürüyor. Saniye Kurt: “Türk üretiminin dünya standartlarında otomasyon çözümleri sunabildiğini göstermekten gurur duyuyoruz” AkdenizRack, 30 yıllık deneyimini kendi üretim altyapısı ve mühendislik yetkinliğiyle bir araya getirerek gıda üreticilerinin depolama ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştiriyor. Daha az alanda daha fazla depolama kapasitesi sağlayan sistemler ve soğuk zincir süreçlerini destekleyen uygulamalar, şirketin bu alandaki uzmanlığının önemli parçalarını oluşturuyor. AkdenizRack Yönetim Kurulu Başkanı Saniye Kurt, şirketin üretim yaklaşımını ve SIAL Paris’in önemini şu sözlerle değerlendiriyor: “30 yıllık tecrübemiz, kendi üretimimiz ve mühendislik gücümüzle gıda üreticilerine daha az alanda daha fazla depolama kapasitesi sağlayan, soğuk zincir süreçlerini de destekleyen çözümler sunuyoruz. SIAL Paris’te sistemlerimizi doğrudan son kullanıcılara anlatıyor, ihtiyaçlarına nasıl karşılık verebildiğimizi paylaşıyoruz. Türk üretiminin dünya standartlarında otomasyon çözümleri sunabildiğini göstermekten gurur duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güneş ve Rüzgârda Üretim Rekoru Haber

Güneş ve Rüzgârda Üretim Rekoru

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıkladığı verilere göre, ağustos ayında güneş kaynaklı elektrik üretimi 5,16 milyar kilovatsaat, rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi ise 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti. Bu rakamlarla iki kaynak, ağustosta 36,71 milyar kilovatsaat olan toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 27’sini karşıladı. Yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesi ve izin süreçleri alanında faaliyet gösteren ARI-ES Enerji’nin Genel Müdürü Ebru Arıcı, ulaşılan seviyenin uzun vadeli yatırımların üretime katkısını ortaya koyduğunu belirtti. Arıcı, bu ivmenin korunmasında proje geliştirme süreçlerinin etkin yönetilmesinin ve enerji sisteminin artan yenilenebilir üretime hazırlanmasının kilit rol oynayacağını vurguladı. YATIRIM HEDEFLERİNİN ÜRETİME DÖNÜŞMESİNDE İZİN SÜREÇLERİ BELİRLEYİCİ Yeni projelerin hayata geçirilmesinde yatırımın bütün aşamalarının birlikte planlanması gerektiğini ifade eden Arıcı, şunları söyledi: “Bir projenin yatırım gündemine alınması ile elektrik üretmeye başlaması arasında birbirine bağlı çok sayıda aşama bulunuyor. Lisanslama, çevresel değerlendirmeler, imar, arazi ve bağlantı süreçlerinin doğru yönetilmesi, yatırımın devreye alınma takvimini doğrudan etkiliyor. Bu aşamaların koordinasyon içinde yürütülmesi, yatırımcının finansman ve tedarik planını daha sağlıklı kurmasını sağlıyor. Türkiye’nin güneş ve rüzgâr potansiyelinden daha fazla yararlanabilmesi için kapasite hedeflerinin uygulanabilir proje takvimleriyle desteklenmesi gerekiyor.” YENİ ÜRETİM KAPASİTESİYLE ŞEBEKE YATIRIMLARI BİRLİKTE İLERLEMELİ Güneş ve rüzgârın elektrik üretimindeki katkısı büyüdükçe sistemin esnekliğinin de önem kazandığını belirten Arıcı, “Üretimi artırırken, bu elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda ve noktada kullanılabilmesini de planlamalıyız. Yeni santrallerin devreye alınmasıyla şebekenin güçlendirilmesi eş zamanlı ilerlemeli. Depolama sistemleri, üretim tahmin teknolojileri ve talep yönetimi uygulamaları, değişken üretimin sisteme entegrasyonunu destekleyen önemli araçlar. Bu alanlarda atılacak adımlar, mevcut ve yeni kapasitenin daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacaktır” dedi. YERLİ KAYNAKLARIN KATKISI, ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI HEDEFİNİ GÜÇLENDİRİYOR Yenilenebilir enerji üretimindeki artışın enerji güvenliği ve ekonomik dayanıklılık açısından önemine dikkat çeken Arıcı, değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Güneş ve rüzgâr, Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla elektrik üretebilmesi açısından güçlü bir avantaj sunuyor. Yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik arzındaki payının artması, ithal yakıt ihtiyacını azaltırken uluslararası enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığımızı da güçlendiriyor. Ağustostaki rekoru, enerji bağımsızlığı yolunda önemli bir adım olarak görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güneş ve Rüzgârda Üretim Rekoru: Yeni Yatırımların Hayata Geçirilmesi Kritik Haber

Güneş ve Rüzgârda Üretim Rekoru: Yeni Yatırımların Hayata Geçirilmesi Kritik

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıkladığı verilere göre, ağustos ayında güneş kaynaklı elektrik üretimi 5,16 milyar kilovatsaat, rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi ise 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti. Bu rakamlarla iki kaynak, ağustosta 36,71 milyar kilovatsaat olan toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 27’sini karşıladı. Yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesi ve izin süreçleri alanında faaliyet gösteren ARI-ES Enerji’nin Genel Müdürü Ebru Arıcı, ulaşılan seviyenin uzun vadeli yatırımların üretime katkısını ortaya koyduğunu belirtti. Arıcı, bu ivmenin korunmasında proje geliştirme süreçlerinin etkin yönetilmesinin ve enerji sisteminin artan yenilenebilir üretime hazırlanmasının kilit rol oynayacağını vurguladı. YATIRIM HEDEFLERİNİN ÜRETİME DÖNÜŞMESİNDE İZİN SÜREÇLERİ BELİRLEYİCİ Yeni projelerin hayata geçirilmesinde yatırımın bütün aşamalarının birlikte planlanması gerektiğini ifade eden Arıcı, şunları söyledi: “Bir projenin yatırım gündemine alınması ile elektrik üretmeye başlaması arasında birbirine bağlı çok sayıda aşama bulunuyor. Lisanslama, çevresel değerlendirmeler, imar, arazi ve bağlantı süreçlerinin doğru yönetilmesi, yatırımın devreye alınma takvimini doğrudan etkiliyor. Bu aşamaların koordinasyon içinde yürütülmesi, yatırımcının finansman ve tedarik planını daha sağlıklı kurmasını sağlıyor. Türkiye’nin güneş ve rüzgâr potansiyelinden daha fazla yararlanabilmesi için kapasite hedeflerinin uygulanabilir proje takvimleriyle desteklenmesi gerekiyor.” YENİ ÜRETİM KAPASİTESİYLE ŞEBEKE YATIRIMLARI BİRLİKTE İLERLEMELİ Güneş ve rüzgârın elektrik üretimindeki katkısı büyüdükçe sistemin esnekliğinin de önem kazandığını belirten Arıcı, “Üretimi artırırken, bu elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda ve noktada kullanılabilmesini de planlamalıyız. Yeni santrallerin devreye alınmasıyla şebekenin güçlendirilmesi eş zamanlı ilerlemeli. Depolama sistemleri, üretim tahmin teknolojileri ve talep yönetimi uygulamaları, değişken üretimin sisteme entegrasyonunu destekleyen önemli araçlar. Bu alanlarda atılacak adımlar, mevcut ve yeni kapasitenin daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacaktır” dedi. YERLİ KAYNAKLARIN KATKISI, ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI HEDEFİNİ GÜÇLENDİRİYOR Yenilenebilir enerji üretimindeki artışın enerji güvenliği ve ekonomik dayanıklılık açısından önemine dikkat çeken Arıcı, değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Güneş ve rüzgâr, Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla elektrik üretebilmesi açısından güçlü bir avantaj sunuyor. Yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik arzındaki payının artması, ithal yakıt ihtiyacını azaltırken uluslararası enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığımızı da güçlendiriyor. Ağustostaki rekoru, enerji bağımsızlığı yolunda önemli bir adım olarak görüyoruz.” ARI-ES Enerji Hakkında ARI-ES Enerji; farklı kaynaklardaki yenilenebilir enerji yatırımlarında lisanslama, imar planları, ÇED ve uluslararası ESIA süreçleri, kamulaştırma, yol projeleri, lisanssız üretim izinleri ile teknik ve idari analiz hizmetleri sunmaktadır. Saha geliştirme süreçlerinden başlayarak inşaat aşamasına kadar istisnasız her adımı kapsayan güçlü bir proje yönetimi yaklaşımı ile çalışmaktadır. Şirket, rüzgâr ve güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji alanında yatırım süreçlerinin sağlıklı, öngörülebilir ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Enerji Dönüşümünde Yeni Dönem Haber

Türkiye'nin Enerji Dönüşümünde Yeni Dönem

Törende yaptığı konuşmada Türkiye'nin enerji talebinin son 20 yılda iki katına çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, elektrik talebinin ise 2035 yılına kadar yüzde 50 artmasının beklendiğini belirtti. Enerjide dışa bağımlılığın halen yüzde 57 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Erdoğan, Türkiye'nin her yıl 60 ila 100 milyar dolar arasında enerji ithalat faturası ödediğini ifade etti. HÜRMÜZ KRİZİ ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİNİ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında enerji arz güvenliğini milli güvenlik meselesi olarak tanımlamasını değerlendiren Arı-Es Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı: "Rusya-Ukrayna savaşı ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler, enerji arz güvenliğinin ülkeler açısından ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Enerji artık yalnızca ekonomik büyümenin değil, aynı zamanda ulusal güvenliğin de temel unsurlarından biri haline geldi. Bu nedenle yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımların artırılması, dışa bağımlılığın azaltılması ve enerji altyapısının güçlendirilmesi stratejik önem taşıyor. Türkiye'nin enerji alanında attığı her yeni adım, ekonomik dayanıklılığımızı ve enerji güvenliğimizi güçlendiriyor" dedi. 120 BİN MW HEDEFİ SEKTÖRÜN YENİ YOL HARİTASINI ORTAYA KOYUYOR Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın COP29'da açıklanan ve törende de vurgulanan 2035 yılına kadar güneş ve rüzgâr kurulu gücünün 120 bin MW'a çıkarılması hedefinin sektör açısından son derece önemli olduğunu belirten Arıcı: "Bugün açılışı yapılan 8.313 MW'lık kapasite son derece değerli olmakla birlikte, sektör açısından asıl dikkat çekici konu Türkiye'nin önüne koyduğu 120 bin MW'lık güneş ve rüzgâr enerjisi hedefidir. Bu hedef yalnızca yeni santral yatırımlarını değil; iletim altyapısından depolama sistemlerine, şebeke modernizasyonundan bölgesel enerji entegrasyonuna kadar çok boyutlu bir dönüşümü gerekli kılıyor. Türkiye'nin yenilenebilir enerji alanındaki kararlılığını ortaya koyan bu vizyon, aynı zamanda enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması açısından da stratejik önem taşıyor." 30 MİLYAR DOLARLIK ŞEBEKE YATIRIMI KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR Bakan Bayraktar'ın yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümeyi desteklemek amacıyla yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırımla 30 bin kilometre uzunluğunda yeni elektrik iletim hattı kurulacağını açıklamasının sektör açısından önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Arıcı: "Yenilenebilir enerji yatırımlarının sürdürülebilir şekilde büyüyebilmesi için yalnızca üretim kapasitesinin artırılması yeterli değil. Üretilen elektriğin sisteme etkin şekilde entegre edilmesi, güçlü bir iletim altyapısı ve gelişmiş şebeke yatırımlarıyla mümkün olabilir. Bu nedenle açıklanan 30 milyar dolarlık iletim altyapısı yatırım programı, Türkiye'nin enerji dönüşümünün en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın sağlıklı şekilde yönetilebilmesi için şebeke yatırımları, enerji depolama sistemleri ve sınır ötesi enerji bağlantılarının eş zamanlı olarak geliştirilmesi gerekiyor." 2035 HEDEFLERİ İÇİN HIZLI İZİN SÜREÇLERİ ŞART Türkiye'nin 2035 hedeflerine ulaşabilmesi için yatırım süreçlerinin hızlandırılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Arıcı: "Önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarındaki izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, depolama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve iletim altyapısının güçlendirilmesi sektörün büyümesini destekleyecek temel unsurlar olacaktır. Türkiye'nin sahip olduğu yüksek güneş ve rüzgâr potansiyelinin daha etkin değerlendirilebilmesi için yatırım ortamının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Mimarisinde Yeni Faz Başlıyor Haber

Enerji Mimarisinde Yeni Faz Başlıyor

Türkiye’nin 2035 yılı için ortaya koyduğu 120 GW rüzgâr ve güneş kurulu güç hedefi doğrultusunda enerji dönüşümünün yalnızca yeni santral yatırımlarıyla değil, yatırım ekosisteminin tamamının yeniden yapılandırılmasıyla mümkün olacağı vurgulanırken, artan elektrikleşme talebinin enerji altyapısını mevcut reflekslerle yönetilemeyecek yeni bir ölçeğe taşıdığına dikkat çekiliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın paylaştığı, yıllık 8–9 GW seviyesindeki kurulum temposunun 15 GW düzeyine çıkarılabileceğine yönelik mesajlar ise sektörde yeni bir ölçeğe geçileceğine işaret ediyor. HEDEFLERE ULAŞMAK İÇİN SİSTEM BÜTÜNLÜĞÜ İÇİNDE KURGULANAN YATIRIM MODELLERİ Yeni dönemde enerji yatırımlarının yalnızca üretim tesisi bazlı ele alınamayacağını belirten ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı: “Sayın Bakan’ın özellikle elektrikleşmeyi enerji dönüşümünün temel sürükleyicilerinden biri olarak vurgulaması kritik önemdedir; ulaşım, sanayi, ısıtma-soğutma ve dijitalleşme kaynaklı elektrik talep artışı, yenilenebilir kurulu güç artışını artık yalnız iklim hedeflerinin değil, büyüyen sistem talebinin de zorunlu bileşeni haline getiriyor. Trafo merkezleri, iletim koridorları, depolama sistemleri ve hibrit altyapıları kapsayan ağ temelli bir planlama anlayışı öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde enerji dönüşümünde yeni dönemi tanımlayan ana unsur, üretim artışından ziyade sistem bütünlüğü içinde kurgulanan yatırım modelleri olacak. Bu dönüşümün; paralel ve entegre işleyen reform mimarisi, üretim ve iletim altyapısını birlikte optimize eden grid-aware proje geliştirme yaklaşımı ve depolama ile hibritleşme destekli yeni nesil mekânsal enerji planlama modeli ekseninde şekilleneceğini öngörüyoruz. Türkiye’nin 2035 hedeflerine ulaşımı yalnızca yeni kapasite tahsisiyle değil, bu alanların birlikte dönüşümüyle mümkün olacaktır" dedi. ARI-ES Enerji Hakkında: ARI-ES Enerji; farklı kaynaklardaki yenilenebilir enerji yatırımlarında lisanslama, imar planları, ÇED ve uluslararası ESIA süreçleri, kamulaştırma, yol projeleri, lisanssız üretim izinleri ile teknik ve idari analiz hizmetleri sunmaktadır. Saha geliştirme süreçlerinden başlayarak inşaat aşamasına kadar istisnasız her adımı kapsayan güçlü bir proje yönetimi yaklaşımı ile çalışmaktadır. Şirket, rüzgâr ve güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji alanında yatırım süreçlerinin sağlıklı, öngörülebilir ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Enerji Mimarisi Söylemi Entegre Yaklaşım Sağlayacak Haber

Yeni Enerji Mimarisi Söylemi Entegre Yaklaşım Sağlayacak

Süper izin mekanizmaları, paralel ilerleyen süreçler, iletim altyapısının hızlandırılması ve enerji koridorlarının planlama sistemine entegrasyonu, yeni dönemin temel başlıkları arasında yer alıyor. ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, söz konusu gelişmelerin yalnızca yenilenebilir enerji yatırımlarındaki artışla sınırlı olmadığını; izin süreçlerinden şebeke planlamasına, mekânsal tasarımdan yatırım geliştirme modeline kadar uzanan bütüncül bir dönüşüm sürecini ortaya koyduğunu belirtti. Arıcı açıklamasında; öne çıkan “yeni enerji mimarisi” söylemi, yalnızca arz tarafına ilişkin bir vurgu değil; üretim, iletim, talep dönüşümü ve izin süreçlerini daha entegre kurgulayan yeni bir yaklaşımın habercisi olarak görülmesi gerektiğine de değindi… Türkiye’nin 2035 yılı için ortaya koyduğu 120 GW rüzgâr ve güneş kurulu güç hedefi doğrultusunda enerji dönüşümünün yalnızca yeni santral yatırımlarıyla değil, yatırım ekosisteminin tamamının yeniden yapılandırılmasıyla mümkün olacağı vurgulanırken, artan elektrikleşme talebinin enerji altyapısını mevcut reflekslerle yönetilemeyecek yeni bir ölçeğe taşıdığına dikkat çekiliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın paylaştığı, yıllık 8–9 GW seviyesindeki kurulum temposunun 15 GW düzeyine çıkarılabileceğine yönelik mesajlar ise sektörde yeni bir ölçeğe geçileceğine işaret ediyor. HEDEFLERE ULAŞMAK İÇİN SİSTEM BÜTÜNLÜĞÜ İÇİNDE KURGULANAN YATIRIM MODELLERİ Yeni dönemde enerji yatırımlarının yalnızca üretim tesisi bazlı ele alınamayacağını belirten ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı: “Sayın Bakan’ın özellikle elektrikleşmeyi enerji dönüşümünün temel sürükleyicilerinden biri olarak vurgulaması kritik önemdedir; ulaşım, sanayi, ısıtma-soğutma ve dijitalleşme kaynaklı elektrik talep artışı, yenilenebilir kurulu güç artışını artık yalnız iklim hedeflerinin değil, büyüyen sistem talebinin de zorunlu bileşeni haline getiriyor. Trafo merkezleri, iletim koridorları, depolama sistemleri ve hibrit altyapıları kapsayan ağ temelli bir planlama anlayışı öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde enerji dönüşümünde yeni dönemi tanımlayan ana unsur, üretim artışından ziyade sistem bütünlüğü içinde kurgulanan yatırım modelleri olacak. Bu dönüşümün; paralel ve entegre işleyen reform mimarisi, üretim ve iletim altyapısını birlikte optimize eden grid-aware proje geliştirme yaklaşımı ve depolama ile hibritleşme destekli yeni nesil mekânsal enerji planlama modeli ekseninde şekilleneceğini öngörüyoruz. Türkiye’nin 2035 hedeflerine ulaşımı yalnızca yeni kapasite tahsisiyle değil, bu alanların birlikte dönüşümüyle mümkün olacaktır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.