Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Deprem

Kapsül Haber Ajansı - Deprem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deprem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kahramanmaraş Mehmet Akif Mahallesi’nde 270 Milyon TL’lik Yatırım Tamamlandı Haber

Kahramanmaraş Mehmet Akif Mahallesi’nde 270 Milyon TL’lik Yatırım Tamamlandı

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, şehir genelinde ulaşım altyapısını güçlendirmek, vatandaşlara daha güvenli ve konforlu seyahat imkânı sunmak amacıyla yatırımlarını aralıksız sürdürüyor. Bir yandan altyapı çalışmaları devam ederken diğer yandan altyapı imalatları tamamlanan bölgelerde üstyapı çalışmaları hızla hayata geçiriliyor. Bu kapsamda Dulkadiroğlu Mehmet Akif Mahallesi’nde gerçekleştirilen altyapı ve sıcak asfalt çalışmaları da tamamlandı. Mehmet Akif Mahallesi’ne 205 Milyon TL’lik Altyapı Yatırımı 6 Şubat depremlerinin ardından altyapı hatlarında meydana gelen hasarların giderilmesi ve mahallenin altyapı ihtiyacının uzun yıllar boyunca karşılanması amacıyla kapsamlı bir çalışma gerçekleştirildi. KASKİ koordinesinde yürütülen altyapı çalışmaları kapsamında Mehmet Akif Mahallesi’ne toplam 204 Milyon TL’lik yatırımla 15 kilometre içmesuyu hattı ve 14 kilometre kanalizasyon hattı kazandırıldı. Böylece mahallede hem içmesuyu altyapısı yenilenirken hem de kanalizasyon altyapısı baştan sona güçlendirildi. 43 Cadde ve Sokak Sıcak Asfaltla Yenilendi Altyapı imalatlarının tamamlanmasının ardından ise bozulan yolların yenilenmesi ve mahalle sakinlerinin daha konforlu ulaşım imkânına kavuşması amacıyla üstyapı çalışmalarına geçildi. Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı koordinesinde gerçekleştirilen sıcak asfalt çalışmaları kapsamında Mehmet Akif Mahallesi’nde toplam 43 cadde ve sokak yenilendi. Çalışmalarla birlikte mahallede toplam 17 kilometrelik yol sıcak asfaltla kaplandı. Yol yenileme çalışmalarında 21 bin ton sıcak asfalt kullanılırken, üstyapı yatırımının toplam maliyeti ise 65 Milyon TL oldu. Bugün itibarıyla tamamlanan çalışmalar sayesinde Mehmet Akif Mahallesi, yenilenen altyapısının ardından modern ve konforlu ulaşım imkânı sunan yollarına da kavuştu. Gerçekleştirilen yatırımlarla mahallede yalnızca mevcut ulaşım sorunlarının giderilmesi değil, aynı zamanda uzun yıllar boyunca ihtiyaç duyulmayacak güçlü ve dayanıklı bir altyapı ile üstyapı standardının oluşturulması hedeflendi. Mahalle Sakinleri Çalışmalardan Memnun Mehmet Akif Mahallesi’nde gerçekleştirilen kapsamlı çalışmalar mahalle sakinleri ve mahalle muhtarı tarafından da memnuniyetle karşılandı. Altyapı çalışmalarının ardından yolların sıcak asfaltla yenilenmesiyle mahallenin önemli bir ihtiyacının giderildiğini belirten vatandaşlar, Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ve ekibine teşekkür etti. Muhtar Aşçı, “Mahallemiz Çok Güzel Bir Görünüme Kavuştu” Mehmet Akif Mahalle Muhtarı Cemal Aşçı, deprem sonrasında mahallede altyapı hatlarının zarar gördüğünü belirterek, “Depremde altyapı hatlarımız tahrip olmuştu. Büyükşehir Belediyemiz ilk önce altyapımızı yeniledi. Daha sonrasında ise altyapı çalışmaları sırasında bozulan yollarımız sıcak asfaltla kaplandı. Bugün itibarıyla çalışmalar tamamlandı. Yollarımız çok güzel bir görünüme kavuştu. Fırat Görgel Başkanımıza bu hizmetler için sonsuz teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Başkan Görgel’e Hizmet Teşekkürü Mahalle sakinlerinden Kazım Kantarcı, yapılan çalışmaların ardından mahallenin yeni bir görünüme kavuştuğunu belirterek, “Mahallemiz altyapısı ve asfaltıyla yeni görünümüne kavuştu. Çok şükür çalışmalar tamamlandı. Mahallemiz tozdan topraktan kurtuldu. Çektiğimiz cefaya değdi bu çalışmalar. Fırat Görgel Başkanımıza ve ekibine çok teşekkür ederim” dedi. Bir diğer mahalle sakini Fatma Kırçıl ise çalışmalardan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Yollarımız çok güzel oldu, çok memnunuz. Çalışmalar umduğumuzdan daha hızlı ve güzel bir şekilde yapıldı. Fırat Görgel Başkanımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Prof. Dr. Okan Tüysüz’den Deprem Uyarıları Haber

Prof. Dr. Okan Tüysüz’den Deprem Uyarıları

Nilüfer Belediyesi, Pancar Deposu’nda “17 Ağustos Deprem Riskleri ve Dirençlilik” söyleşisi düzenledi. Programa, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, 24. Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşları, arama kurtarma ekipleri ve Nilüferliler katıldı. Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, afetlere hazırlık konusunda toplum genelinde yeterli bilincin henüz oluşmadığına dikkat çekerek, depremlerin ardından sağlıklı yapılar yapılması için kararlar alındığını ancak bir süre sonra her şeyin normalleştiğini söyledi. LOJİSTİK MERKEZİ PROJESİ Deprem gelmeden önce alınması gereken pek çok tedbir bulunduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, afet anlarında sivil toplum kuruluşlarının sergilediği dayanışmanın önemine değindi. Belediye olarak bu süreci planlı yürütmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, “Afet anında ihtiyaç duyulacak tüm gıda, malzeme ve iş makinelerini tek bir noktada toplayacak lojistik merkezi projesini hayata geçireceğiz” dedi. Kentsel dönüşümde yeni ve bütüncül bir model oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, belediyenin sürecin tam merkezinde yer alacağı bir sistem kurguladıklarını söyledi. “DÖVÜNEREK ZAMAN KAYBETTİK” Açılışın ardından Nilüfer Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürü Erdinç Çamkerten moderatörlüğünde Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ile söyleşi gerçekleştirildi. Tüysüz, Türkiye’nin deprem geçmişini, Marmara bölgesini bekleyen tehlikeleri ve özellikle Bursa’nın depremsellik riskini verilerle ve haritalarla anlattı. Tüysüz, felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin 100 yılı aşkın süredir büyük ölçüde dövünerek zaman kaybettiğini belirten Tüysüz, 6 Şubat depremlerindeki ağır can kayıplarının da bu durumu net bir biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Bursa’nın önemli bir kısmının zayıf zemine oturduğunu anlatan Tüysüz, “ Nilüfer’de de zayıf zemin mevcut. Nilüfer’in güneyinde özellikle Çalı, Tahtalı, Kayapa, Zafer ve Gölyazı’ya kadar uzanan yerde önemli bir fay sisteminin olduğunu, 1968 ve 1855 depremlerinin bu fay üzerinde geliştiğini söyleyebiliriz. Haritaya baktığımızda, bir imar planına işlenecek kadar hassas bir harita olmasa da binaların içerisinden, arasından fayların geçtiğini görüyoruz. Bu da son derece önemli bir problem” dedi. “FAY HATLARINDA YAPILAŞMAYA İZİN VERİLMEMELİ” Deprem zararlarını azaltmanın kuralları olduğunu belirten Prof. Dr. Okan Tüysüz; mevcut riski artırmamak için diri fay hatları üzerine yapılaşmaya izin verilmemesi ve yönetmeliklere sıkı sıkıya uyulması gerektiğini vurguladı. Tüysüz, mevcut riskin azaltılması için gerçek kentsel dönüşümün uygulanması, bina analizlerinin yapılması, hayat boyu sürecek afet bilinci eğitimlerinin verilmesi gerektiğini söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu Haber

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki’nin konuşmacı olduğu programda Türkiye’nin deprem riski, Japonya ile Türkiye arasındaki farklılıklar ile deprem öncesinde, anında ve sonrasında alınması gereken önlemler ele alındı. GEBKİM Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yılında sanayi kuruluşlarının afetlere hazırlık kapasitesini ve çalışanlarda deprem farkındalığını artırmaya yönelik önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. GEBKİM OSB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa GEBKİM katılımcı firmalarının temsilcileri, çevre organize sanayi bölgelerinden katılımcılar ile Dilovası Belediyesi’nin ilgili birimlerinden temsilciler katıldı. Program, 17 Ağustos Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşlar için yapılan saygı duruşuyla başladı. Moriwaki, Türkiye ve Japonya’nın Deprem Deneyimlerini Karşılaştırdı Programın konuşmacısı Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, Türkiye’nin deprem kuşağındaki konumunu ve deprem haritasını değerlendirerek geçmiş depremler üzerinden önemli bilgiler aktardı. Türkiye ile Japonya’nın afetlere yaklaşımını karşılaştıran Moriwaki; yapı güvenliği, hazırlık kültürü, eğitim ve bireysel farkındalığın önemine dikkat çekti. Moriwaki, olası bir deprem öncesinde alınabilecek tedbirleri, deprem sırasında uygulanması gereken doğru davranış biçimlerini ve afet sonrasında izlenecek adımları örneklerle anlattı. Sanayi kuruluşlarında çalışanların kişisel hazırlığının yanı sıra kurumların acil durum planlarının, müdahale kapasitesinin ve düzenli tatbikatlarının afet yönetimindeki önemini vurguladı. Aracı: “Sanayinin Dirençliliği, Ülkenin Toparlanma Gücünü Doğrudan Etkiliyor” GEBKİM Kimya İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı büyük depremlerin afetlere hazırlık konusunda önemli dersler ortaya koyduğunu belirterek, kentlerin ve sanayi bölgelerinin dirençliliğinin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Aracı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Geçmiş deprem deneyimlerimiz bize gösterdi ki afetlere hazırlık, hayatın ve üretimin bütününü kapsayan uzun soluklu bir sorumluluk. Yaşam alanlarımızı, kentlerimizi ve sanayi bölgelerimizi daha dirençli hale getirecek adımları bugünden atmak zorundayız. Organize Sanayi Bölgeleri, üretim ve istihdamın yanı sıra güçlü organizasyon yapılarıyla afet sonrasında da önemli görevler üstleniyor. Üretimin devamlılığı ve tedarik zincirlerinin korunması açısından iş sürekliliği planlarının hazır olması bu nedenle büyük önem taşıyor.” “Her Fabrika Bir Kaledir” Anlayışıyla Hazırlık GEBKİM’in afetlere hazırlık çalışmalarını Mustafa Kemal Atatürk’ün “Her fabrika bir kaledir” sözünün ortaya koyduğu anlayışla sürdürdüğünü belirten Aracı, şöyle devam etti: “Biz bu sözü GEBKİM’de uzun süredir çalışmalarımıza yön veren bir anlayış olarak görüyoruz. Fabrikalarımızın, çalışanlarımızın ve üretim altyapımızın afetlere karşı hazırlıklı olması, ülkemizin ekonomik gücünün korunması açısından da önemli. GEBKİM olarak eğitimden tatbikata, arama-kurtarma kapasitesinden iş sürekliliğine uzanan çalışmalarımızı bu sorumlulukla sürdürüyoruz.” GEBKİM OSB’den Afetlere Karşı Somut Hazırlık Adımları GEBKİM OSB, afetlere hazırlık kapsamında 27 kişilik GEBKİM Arama ve Kurtarma Ekibi kurarken, GEBKİM İtfaiye personeliyle birlikte AFAD eğitimlerini tamamladı. Bölgede olası bir afette kullanılmak üzere arama-kurtarma ekipmanları, acil müdahale ve barınma çadırları ile Kimyasal Arınma Çadırı’nın da yer aldığı tam donanımlı deprem konteynerleri oluşturuldu. Düzenli deprem tatbikatlarıyla çalışanların müdahale kabiliyetinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da sürdürülüyor. Afet sonrası üretimin ve kritik faaliyetlerin sürdürülebilmesi için AFAD yürütücülüğünde başlatılan RESMAR Projesi kapsamında GEBKİM’in İş Sürekliliği Planı oluşturuldu. Marmara Bölgesi’ndeki OSB’lerin afetlere karşı kurumsal dayanıklılığını artırmayı hedefleyen proje, GEBKİM’in hazırlık çalışmalarının önemli bir ayağını oluşturuyor. Bunun yanında devreye alınan Acil Durum Müdahale Yazılımı kapsamında yaklaşık 2 bin kişiye eğitim verildi. 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilen programla GEBKİM OSB, sanayide afetlere hazırlık ve iş sürekliliği konusunda sürdürdüğü çalışmaları sektör temsilcileriyle paylaşırken, deprem bilincinin canlı tutulmasına yönelik önemli bir buluşmayı daha gerçekleştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TUCSA Başkanı Selami Gürel: “Deprem Riski Yüksek Olan Ülkemizde Çelik Tercih Değil, Zorunluluktur” Haber

TUCSA Başkanı Selami Gürel: “Deprem Riski Yüksek Olan Ülkemizde Çelik Tercih Değil, Zorunluluktur”

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin acılarını hala ülke olarak taşıyorken, 6 Şubat 2023 depremleri de mevcut yapı stokunun güvenli hale getirilmesi ve dirençli kentlerin oluşturulması konusunda daha fazla zaman kaybedilmemesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA), deprem gerçeğinin yalnızca belirli tarihlerde hatırlanan bir konu olmaktan çıkarılması ve güvenli yapılaşmanın sürekli bir kamu politikası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. TUCSA Başkanı Selami Gürel, yaptığı açıklamada, “Depremi engelleyemeyiz ancak depremin yapılarda ve şehirlerde yaratacağı yıkımı azaltabiliriz. Güvenli şehirleri depremden sonra değil, deprem olmadan önce inşa etmeliyiz. Bunun yolu, bugünden güvenli ve dirençli yapılar inşa etmekten ve mevcut yapı stokunu hızla dönüştürmekten geçiyor. Aynı şeyi yapmaya devam edip, farklı bir sonuç beklemek mümkün değil. Çelik yapıların avantajı çok net. Dünyanın 7., Avrupa’nın 2. büyük çelik yapı üreticisi olan bir ülke olarak, çelik yapılar ile sağlam, hafif, hızlı, güvenli ve sürdürülebilir yapılaşmaya geçmemiz mümkün. Bunu hayata geçirecek üretime ve yetkinliğe sahip bir ülkeyiz” dedi. “Yapısal çelik, bir tercih değil, mühenislik gerçeğidir” Yapısal çeliğin endüstriyel üretim ve hızlı uygulama avantajlarıyla güvenli yapılaşma ve kentsel dönüşüm sürecinde daha fazla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürel; “Çelik, geleneksel yöntemlere göre çok daha hafif bir malzemedir. Bina ne kadar hafifse deprem sırasında üzerine binen yük o kadar azalır. Bu bir tercih ya da tartışma konusu değil, mühendislik gerçeğidir” dedi. Selami Gürel, Türkiye’nin kentsel dönüşüm ihtiyacının boyutuna da dikkat çekti: “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın bu hafta açıkladığı verilere göre, 2012'den bu yana 2 milyon 761 bin bağımsız bölüm kentsel dönüşüm kapsamına alındı, bunun 2 milyon 378 bini tamamlanmış durumda. Bu büyük bir güç ancak önümüzde hâlâ büyük bir ihtiyaç var. Bu üretim kapasitesine, mühendislik bilgisine ve sanayi altyapısına sahip bir ülke olarak, kentsel dönüşümde çelik kullanımının artması için hepimiz üstümüze düşeni yapmalıyız” dedi. Özellikle okul, hastane ve yurt gibi toplumun en kritik anlarında güvenli şekilde sığındığı yapılarda çelik kullanımının artık göz ardı edilemeyecek bir öncelik olduğunu belirten Gürel, çok katlı konut binaları başta olmak üzere bu yapılarda çelik karkaslı modüler yapı sistemlerinin yaygınlaşması ve çeliğin standart bir yapı malzemesi haline gelmesi gerektiğini söyledi. “Çelik yapı, doğru mühendislikle güvenliğin parçasıdır” TUCSA Başkanı Selami Gürel açıklamasına şu şekilde devam etti. “Geleceğe ilişkin somut sorumluluklar almak zorundayız. İhtiyacımız olan, bu gerçeğe uygun şehirler ve yapılar inşa etmek. Kentsel dönüşümü hızlandırırken güvenlikten, sürdürülebilirlikten ve mühendislik kalitesinden taviz vermemeliyiz. Doğru tasarlanan ve doğru uygulanan çelik yapılar, bu dönüşümde güvenliğin önemli unsurlarından biri olacaktır. Çelik tercih değil, zorunluluktur. Yaşadığmız depremlerde kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle anıyoruz. Onlara borcumuz, aynı kaybı bir daha yaşamamak için bugün harekete geçmektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul’da Kentsel Dönüşüm 1 Milyona Ulaştı Haber

İstanbul’da Kentsel Dönüşüm 1 Milyona Ulaştı

Kentsel Dönüşüm Başkanlığı kurulduğu 2012 yılından bu yana Türkiye genelinde deprem ve diğer afetlere karşı riskli binaların dönüşüm süreçlerini yürütüyor. Bugüne kadar 81 ilde 2 milyon 761 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. 2 milyon 378 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı. 83 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise devam ediyor. TÜRKİYE’DEKİ 2 KENTSEL DÖNÜŞÜMDEN BİRİ İSTANBUL’DA Başkanlık iki kentsel dönüşüm projesinden birini deprem tehdidiyle karşı karşıya olan İstanbul’da hayata geçiyor. İstanbul’da 2012 yılından bu yana 1 milyon 298 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı. Kentte 291 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise devam ediyor. BAKAN KURUM: ŞEHRİMİZİ AFETLERE HAZIRLAMAK İÇİN DÖNÜŞÜME SÜRATLE DEVAM EDECEĞİZ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, örnek kentsel dönüşüm projelerinden biri olan Beykoz ilçesindeki Tokatköy Mahallesi dönüşüme ilişkin görüntüler paylaşarak İstanbul’da 1 milyondan fazla bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığını açıkladı. Ev sahibi Kazım Sönmez’in “Devletten daha güvenceli kim olabilir?” sözlerini alıntılayan Bakan Kurum, paylaşımında, “İstanbul’umuzda dönüştürdüğümüz konut sayısı tam 1.000.000’a ulaştı. Şehrimizi afetlere hazırlamak için dönüşüme süratle devam edeceğiz. İşte Beykoz, Tokatköy” İfadelerini kullandı. EV SAHİBİ DİNÇ: KAYALARA KADAR KAZIKLAR ÇAKILDI Emlak Konut GYO iş birliği ile Tokatköy’de 2 etaplık proje kapsamında 776'sı konut, 47'si iş yeri toplam 823 bağımsız bölüm inşa ediliyor. İlk etabı tamamlanan proje kapsamında 227 konut ve 35 iş yeri inşa edilerek hak sahiplerine teslim edildi. Tokatköy’de yeni evine taşınan Ali Dinç mahallenin eski halini anlatarak, “66 doğumluyum. 6 aylıkken gelmişim buraya. Yıkılmadan önceki binamızın sokağına bir itfaiye giremezdi. Yani araç geçse, bir belediye otobüsü, ağır tonajlı bir araç geçse sarsıntı hissederdim. Tamamıyla deprem korkusundan dolayı çok istedim başvurmayı” diye konuştu. Dinç, evinin şu anki halini anlatırken ise “Eski görüntüden hiçbir eser kalmadı burada. Kayalara kadar kazıklar çakıldı, fore kazıklar. Bundan dolayı çok rahatım huzurluyum. Bana göre lüks bir daire burası, böyle bir daireye geçme şansımız çok zordu” ifadelerini kullandı. “HERKES GİDER DEVLET KALIR” Çalışmalardan memnuniyetini dile getiren Kazım Sönmez de “Kimi çok katlı, kimi tek katlı, depreme uygunsuz, her türlü sıkıntılı evler vardı burada. Şimdi ise gözümle gördüm sağlam binalar yapıldı. Özellikle saydım, bir binanın temeline 75 kazık çakıldı. Hakikaten, sağlam olduğuna inanıyorum” diye konuştu. Sönmez kentsel dönüşümünde devlete güvenin önemini vurgulayıp vatandaşlara çağrı yaptı: Herkes, devletine güvensin devlet adamı yarı yolda bırakmıyor, bırakmaz da. Bugüne kadar TOKİ'de de gördük, Emlak Konut'ta da gördük. Devlet muhakkak insanların sağlığını, evini güvence altına alıyor. Herkes gider devlet kalır. Ben devlete güvenip evlerini vermelerini tavsiye ederim. Eğer güvenmeyen varsa gelsin görsün burayı. Büyük bir değer var burada. “BEKLENTİMİZİN ÇOK ÜZERİNDE BİR KALİTE İLE KARŞILAŞTIK” vatandaşlardan Ömer Kuru ise “Hakikaten beklentimizin çok üzerinde bir kalite ile karşılaştık. Allah devletimize zeval vermesin. Hepsinden alnının akıyla çıktı. Her noktası kullanılabilir şekilde, ne gerekiyorsa yapılmış. Lüzumsuz hiçbir alan yok. Her noktası güzel tasarlanmış, düşünülmüş çok güzel bir mimari” dedi. İSTANBUL’UN DÖNÜŞÜMÜNDE YARISI BİZDEN ETKİSİ İstanbul’da kentsel dönüşümü artıran en önemli kampanya olan Yarısı Bizden kapsamında bugüne kadar 384 bin 553 bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. Yarısı Bizden Kampanyası’nın bina bazlı dönüşümü kapsamında vatandaşlara riskli yapılarını yeniden inşa ettirmeleri için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL de tahliye desteği olmak üzere toplam 1 milyon 875 bin TL destek veriliyor. Kampanyadan faydalanan vatandaşlar evlerini yüklenici firmalarla yeniden inşa ettirebiliyor. Aynı koşullarda hak sahibinin bir dükkanı/iş yeri için 437 bin 500 TL hibe ve 437 bin 500 TL kredi, 125 bin TL taşınma desteği sağlanıyor. Alan bazlı site benzeri büyük dönüşümlerde ise TOKİ veya Emlak Konut inşaatları üstleniyor. Bu modelde her bir hak sahibi için 875 bin TL’lik hibe desteği ve 125 bin TL’lik taşınma desteği sağlanıyor. Hibe tutarı bina maliyetinden düşürülüyor, arta kalan borç ise yine uzun vadeli uygun ödeme koşullarıyla taksitlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’nde 36 Saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı Haber

Kocaeli’nde 36 Saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı

AKUT bu hedef doğrultusunda, 15–16 Ağustos 2026 tarihlerinde Kocaeli’nde, 6 ekipten 57 gönüllünün katılımıyla 17 Ağustos Anma Tatbikatı adını verdiği 4. Seviye (Uluslararası) Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı gerçekleştirdi. İstanbul, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Tekirdağ ve Yarımada ekiplerinin katıldığı ve 36 saat kesintisiz olarak planlanan tatbikatta AKUT’un geliştirmekte olduğu uluslararası ağır sınıf Kentsel Arama ve Kurtarma (USAR) kapasitesinin sahadaki karşılığı test edildi. 17 Ağustos 1999’da Marmara’da yaşanan büyük deprem, Türkiye’nin afet gerçeğini tüm ağırlığıyla ortaya koyarken, AKUT için de arama kurtarma çalışmalarının, gönüllülüğün ve kurumsal afet kapasitesinin ne kadar hayati olduğunu gösteren en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Aradan geçen 27 yılda AKUT, Türkiye’nin dört bir yanında ve farklı coğrafyalarda edindiği deneyimlerle arama kurtarma kapasitesini sürekli geliştirdi. AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, 17 Ağustos’un AKUT açısından yalnızca bir tarih değil, aynı zamanda bugünkü çalışmaların temelinde yer alan bir sorumluluk olduğunu belirterek, “17 Ağustos 1999, Türkiye’nin afetlere hazırlık konusunda hafızasına kazınmış en önemli tarihlerden biri. AKUT’un tarihine baktığımızda da bu tarihin çok özel bir yeri olduğunu görüyoruz. O günden bugüne geçen süreçte çok büyük afetler yaşadık, çok sayıda insanımızın hayatına dokunduk ve sahada çok önemli tecrübeler edindik. Ancak afetler değiştikçe, riskler büyüdükçe ve uluslararası müdahale standartları geliştikçe bizim de kendimizi sürekli geliştirmemiz gerekiyor” dedi. AKUT’un geçmişteki operasyonel kapasitesinin yalnızca gönüllü sayısıyla ölçülemeyeceğini, yeni hedefin ise belirli uluslararası standartlar çerçevesinde sürdürülebilir ve yüksek kapasiteli bir ekip yapısı oluşturmak olduğunu vurgulayan Serhat Akbel, “AKUT, büyük afetlerde çok geniş gönüllü kadrolarıyla sahada görev yaptı. Özellikle 6 Şubat depremlerinde 1.000’in üzerinde gönüllümüzle operasyonlara katıldık. AFAD ile sahadaki en yüksek kapasiteli müdahale yapılarından biri olduk. Ancak bugün üzerinde çalıştığımız yapı, sayıdan çok nitelik, sürdürülebilirlik ve standardizasyon üzerine kurulu. Hedefimiz; uluslararası ağır sınıf USAR standartlarında görev yapabilecek, kendi lojistiğini, personel devamlılığını, komuta-kontrolünü ve teknik kapasitesini sürdürebilecek bir ekip yapısı oluşturmak” şeklinde konuştu. “17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri hazırlığın ertelenemeyeceğidir” Serhat Akbel, Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatın özellikle 17 Ağustos’un yıl dönümüne denk gelmesinin güçlü bir anlam taşıdığını ifade eden Serhat Akbel, “17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri, afet hazırlığının afet olduktan sonra değil, afet olmadan önce yapılması gerektiğidir. Bugün Kocaeli’nde gerçekleştirdiğimiz bu tatbikatı da bu anlayışın bir parçası olarak görüyoruz. Bir enkaza girdiğimiz anda ne yapacağımızı düşünmek yerine, aylar ve yıllar öncesinden nasıl daha iyi bir ekip olabiliriz sorusunun cevabını arıyoruz” dedi. AKUT’un hedefinin yalnızca kendi kapasitesini geliştirmek olmadığını, Türkiye’nin uluslararası afet müdahale gücüne katkı sağlamak olduğunu da kaydeden Serhat Akbel, “Bizim hedefimiz, gerektiğinde Türkiye içinde çok güçlü bir müdahale gerçekleştirebilmek ve ihtiyaç olduğunda dünyanın herhangi bir noktasındaki büyük bir afete uluslararası standartlarda destek verebilecek kapasiteye ulaşmak. Bunu bir sivil toplum kuruluşu olarak gerçekleştirmek istiyoruz. Devletimizin afet yönetimindeki öncü ve koordinatör rolünün yanında, güçlü, uzmanlaşmış ve uluslararası standartlarda çalışan sivil toplum kapasitesinin de Türkiye’nin afet gücünü büyüteceğine inanıyoruz” diye konuştu. 36 saat boyunca gerçek bir uluslararası operasyon senaryosu Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatta ekipler, gerçek bir uluslararası afet müdahalesine mümkün olduğunca yakın koşullarda çalıştı. Tatbikatta; arama, keşif, teknik arama, kurtarma, medikal müdahale, enkaz güvenliği, haberleşme, lojistik, ekip yönetimi ve operasyonel koordinasyon süreçleri aynı anda işletildi. Uzun süreli görev koşullarında ise yalnızca kurtarma teknikleri değil; vardiya düzeni, personel devamlılığı, kaynak yönetimi, bilgi akışı, komuta-kontrol, lojistik sürdürülebilirlik ve değişen saha koşullarına uyum gibi başlıkların da önemli olduğu göz önünde bulundurularak bu anlamda da değerlendirmeler yapıldı. Hedef: 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon yapabilmek AKUT, yürüttüğü hazırlık çalışmaları kapsamında afet bölgesinde 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon sürdürebilecek bir uluslararası ağır sınıf ekip kapasitesi oluşturmayı hedefliyor. Planlanan kapasiteyle ekibin aynı anda iki ayrı enkaz sahasında kurtarma, iki ayrı enkaz sahasında ise arama, keşif ve değerlendirme faaliyetlerini yürütebilecek insan gücü, teknik ekipman, lojistik ve komuta-kontrol altyapısına sahip olması amaçlanıyor. Serhat Akbel, bu hedefin AKUT açısından uzun soluklu bir dönüşüm anlamına geldiğini kaydederek, “Burada ulaşmak istediğimiz nokta, afet bölgesine gidip kısa süreli bir operasyon yapmak değil. Gittiğimiz yerde kendi kendine yetebilen, personelini ve kaynaklarını yönetebilen, uzun süre görev yapabilen ve uluslararası standartlarda raporlama ve koordinasyon gerçekleştirebilen bir yapı oluşturmak. Bu nedenle bugün yaptığımız tatbikatı bir sonuç değil, bu uzun hazırlık sürecinin önemli kilometre taşlarından biri olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Hedef 2027’deki INSARAG sınıflandırması AKUT’un uluslararası ağır sınıf USAR kapasitesinin uluslararası düzeyde resmiyet kazanması açısından en önemli aşamalardan biri, Kasım 2027’de gerçekleştirilmesi planlanan INSARAG sınıflandırma sınavı olacak. Söz konusu sınavın başarıyla tamamlanması halinde AKUT, uluslararası ağır sınıf USAR ekip statüsünü resmen kazanmayı ve Türkiye’yi uluslararası afet müdahale kapasitesi açısından yeni bir seviyede temsil etmeyi hedefliyor. Serhat Akbel, bu sürecin AKUT için olduğu kadar Türkiye açısından da önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: “2027’deki sınıflandırma sınavına yalnızca AKUT’un bir sınavı olarak bakmıyoruz. Bu, Türkiye’nin sivil toplum alanındaki afet müdahale kapasitesinin uluslararası standartlarda ortaya konulması açısından da önemli bir hedef. Biz bu sürecin sonunda yalnızca AKUT adına değil, Türkiye adına da gurur verici bir sonuç elde etmek istiyoruz. 17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. O günün acısını unutmadan, o günden öğrendiklerimizi geleceğe taşıyarak çalışmak zorundayız. Bizim için en anlamlı anma biçimlerinden biri, yeni bir deprem olduğunda ‘keşke daha hazırlıklı olsaydık’ dememek. Bunun yolu da bugün, afet yokken çalışmaktan, tatbikat yapmaktan, standartlarımızı yükseltmekten ve kapasitemizi sürekli geliştirmekten geçiyor.” Afetlere hazır, yüksek müdahale kapasitesine sahip bir Türkiye AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, “AKUT, afetlere hazır, yüksek müdahale kabiliyetine sahip bir Türkiye hedefi doğrultusunda; devletin öncülüğü ve koordinasyonu, milletin desteği ve Türkiye’nin güçlü yardımlaşma ve dayanışma kültürüyle çalışmalarını sürdürüyor. Ulusal ve uluslararası kapasitemizi geliştirmeye, gönüllülerinin bilgi ve becerilerini ileri seviyeye taşımaya ve Türkiye’nin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. Tatbikatın temel amacının tek tek kurtarma tekniklerini uygulamanın ötesinde, bütünlüklü bir USAR sisteminin sahada çalışabilirliğini sınamak olduğunu ifade eden AKUT Tatbikatlar Birimi Sorumlusu Kaan Sabah ise, “Ağır sınıf bir USAR ekibi oluşturmak, yalnızca daha fazla ekipman veya daha fazla personel bulundurmak anlamına gelmiyor. Asıl mesele, tüm bu unsurların tek bir operasyonel sistem içerisinde, uzun süre boyunca kesintisiz ve güvenli biçimde çalışabilmesi. Bu tatbikatta da arama-kurtarma faaliyetlerinden lojistiğe, haberleşmeden komuta-kontrole kadar bütün sistemi birlikte test ediyoruz” dedi. Eren Aşkın, 36 saatlik kesintisiz senaryonun özellikle ekiplerin sürdürülebilirlik kapasitesini ölçmek açısından önem taşıdığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Afetlerde ilk saatler bizler için çok önemli; ancak uluslararası ölçekte ağır sınıf bir müdahale ekibinden beklenti, yalnızca ilk saatlerde değil, günler boyunca aynı operasyonel disiplinle ve sürdürülebilirlikle çalışabilmesidir. Bu nedenle personel rotasyonu, vardiya planlaması, ekipman ve kaynakların yönetimi, bilgi akışının sürekliliği ve güvenli çalışma bizim için en az kurtarma faaliyetinin kendisi kadar önemli. Tatbikatta bunların tamamını gerçekçi senaryolar üzerinden değerlendiriyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TMB’den 17 Ağustos Mesajı: Depreme Dayanıklı Şehirler İnşa Edilmeli Haber

TMB’den 17 Ağustos Mesajı: Depreme Dayanıklı Şehirler İnşa Edilmeli

17 Ağustos 1999 meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen bıraktığı acının yüreklerimize kazındığını hatırlatan Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, “Aradan geçen yıllara rağmen 17 Ağustos Marmara Depremi’nin ülkemizde bıraktığı izler hafızamızdaki yerini korumaktadır. Sonraki yıllarda meydana gelen depremler de bizlere, yapı güvenliğinin ve afetlere hazırlığın ertelenemeyecek kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Özellikle 6 Şubat 2023’te Güney Doğu’da meydana gelen depremlerin ardından ortaya çıkan tablo, şehirlerimizin afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için kapsamlı ve uzun vadeli bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ortaya koymuştur.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olduğuna dikkat çeken Başkan Eren, “Deprem riskini ortadan kaldırmak mümkün değil; ancak, doğru şehir planlaması, mühendislik esaslarına uygun yapı üretimi ve etkin denetim ile can kayıplarını en aza indirmek mümkün. Bu nedenle deprem hazırlığını yalnızca afet sonrasında yürütülen çalışmalarla sınırlamamalı, risk azaltma politikalarını şehirlerimizin gelişim sürecinin ayrılmaz bir parçası haline getirmeliyiz.” dedi. “Yapı stokunun yenilenmesi için dönüşümün önündeki engeller kaldırılmalı” Afet riskinin azaltılmasında mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi ve yüksek risk taşıyan yapıların yenilenmesinin kritik önem taşıdığını vurgulayan TMB Başkanı M. Erdal Eren, kentsel dönüşüm uygulamalarının daha hızlı ve etkin biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Başkan Eren, “Bugün atacağımız her adım, yarın karşılaşabileceğimiz bir afetin sonuçlarını doğrudan etkileyecektir. Riskli yapıların tespitinden güçlendirme ve yenileme çalışmalarına kadar bütün sürecin hızlandırılması gerekmektedir. Bunun için kentsel dönüşümün ekonomik ve hukuki açıdan uygulanabilirliğini artıracak mekanizmaların güçlendirilmesi, vatandaşlarımızın dönüşüm süreçlerine katılımını kolaylaştıracak modellerin geliştirilmesi ve finansmana erişimin önündeki engellerin azaltılması büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. Yeni yapı üretiminde kalite ve denetimin vazgeçilmez olduğunun altını çizen Başkan Eren, “Güvenli yapılaşma, yalnızca doğru malzeme kullanımıyla değil; doğru planlama, nitelikli mühendislik hizmetleri, yetkin uygulama ve etkin denetimin bir bütün olarak işletilmesiyle mümkün olabilir. Yapı üretim zincirinin tüm aşamalarında kalite standartlarının eksiksiz uygulanması ve mevzuatın tavizsiz biçimde hayata geçirilmesi elzemdir. Bunun yanında sektörümüzde nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi de yapı güvenliğinin sürdürülebilirliği açısından temel unsurlardan biridir.” dedi. “Depreme dayanıklı şehirler inşa etmek, yalnızca bugünün risklerini azaltmak değil, geleceğin şehirlerini doğru temeller üzerinde kurmak anlamına gelmektedir.” diyen Eren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehirlerimizi yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, gelecekte karşılaşabileceğimiz afetleri de dikkate alarak tasarlamalıyız. Kamu, özel sektör, akademi ve meslek kuruluşlarının ortak akılla hareket ettiği; bilimin ve teknolojinin yol gösterici olduğu bir anlayışa ihtiyacımız var. Türkiye Müteahhitler Birliği olarak afetlere dirençli, sürdürülebilir ve güvenli şehirler inşa etme hedefi doğrultusunda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz. 17 Ağustos’un yıl dönümünde yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyor, aynı acıların yeniden yaşanmaması için depreme hazırlık konusunda kararlılıkla çalışmamız gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yalova'nın Deprem Riski Haritalanıyor Haber

Yalova'nın Deprem Riski Haritalanıyor

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin acısını en ağır yaşayan kentlerden biri olan Yalova’da, olası depremlere karşı daha dirençli bir kent oluşturmak amacıyla başlatılan çalışmalar devam ediyor. Yalova Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü tarafından yürütülen Yapı Envanter Tespit Çalışması kapsamında, kent merkezinde bulunan yaklaşık 20 bin binanın yapı özelliklerinin belirlenmesine yönelik saha taramaları gerçekleştiriliyor. Çalışmalar kapsamında bugüne kadar 4 bin bina taranırken, özellikle deniz ile Şehit Ömer Faydalı Bulvarı arasında kalan bölgedeki yapıların taraması tamamlandı. YALOVA’NIN YAPI ENVANTERİ ÇIKARILIYOR Yaklaşık 40 kişilik ekip tarafından sürdürülen çalışmalarda binalar sahada tek tek inceleniyor. Yalova Belediyesi’nin yanı sıra TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, Yalova Üniversitesi ve ilgili kurumların katkılarıyla oluşturulan ekipler, belirli periyotlarla saha çalışmalarına devam ediyor. Tabletler aracılığıyla gerçekleştirilen taramalarda binalara ilişkin çeşitli veriler dijital ortamda kayıt altına alınırken, elde edilen veriler üzerinden 3 boyutlu modelleme ve analiz çalışmaları gerçekleştiriliyor. Çalışmalar sonucunda taranan yapıların ve bölgelerin dijital olarak haritalandırılması sağlanırken, elde edilen veriler Yalova’nın deprem riskinin ve öncelikli kentsel dönüşüm çalışmalarının daha kapsamlı şekilde değerlendirilmesine katkı sunuyor. YAPAY ZEKA İLE RİSK ÖNGÖRÜLERİ OLUŞTURULUYOR Çalışmanın bir diğer önemli ayağını ise teknolojik analizler oluşturuyor. Taranan bölgelerden elde edilen veriler değerlendirilerek, kentin henüz saha taraması yapılmamış bölgeleri için yapay zekâ destekli risk öngörüleri oluşturuluyor. Böylece saha çalışmalarının planlanması ve öncelikli bölgelerin belirlenmesine yönelik daha kapsamlı bir veri altyapısı oluşturulması hedefleniyor. Yalova Belediyesi, elde edilen verilerle kentin adeta “yapı risk röntgenini” çekmeyi ve yapı stokunun mevcut durumunu bütüncül biçimde ortaya koymayı amaçlıyor. HEDEF: KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ÖNCELİKLİ VE DOĞRU ALANLARI BELİRLEMEK Çalışmanın temel hedeflerinden birinin, kentsel dönüşüm açısından öncelikli alanların bilimsel ve teknik veriler ışığında belirlenmesi olduğu belirtildi. Bu çalışma ile elde edilen verilerin; kentsel dönüşüm çalışmalarının planlanması, afet risklerinin azaltılması ve Yalova’nın daha dirençli bir kent haline getirilmesi açısından önemli bir altyapı oluşturması bekleniyor. YALOVA’DA 40 TOPLANMA ALANI BULUNUYOR Öte yandan Yalova’da afet sonrasında vatandaşların güvenli şekilde toplanabilmeleri amacıyla belirlenmiş 40 adet toplanma alanı bulunuyor. Yalova Belediyesi, yapı envanterinin oluşturulması, risklerin belirlenmesi ve afet sonrası hazırlık çalışmalarının geliştirilmesiyle birlikte afet öncesi hazırlık kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir! Haber

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir!

Dikey yapılaşmanın ve deprem toplanma alanlarının yapılaşmaya açılmasının önemli riskler oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıldönümü dolayısıyla deprem hazırlıklarını değerlendirerek, erken uyarı sistemlerinin afet yönetimindeki önemine dikkat çekti. Dünyada deprem erken uyarı sistemleri Japonya, Meksika, Çin, ABD (Batı Yakası), Tayvan, Güney Kore ve Türkiye deprem riski yüksek ülkelerde ulusal veya bölgesel deprem erken uyarı sistemlerinin kullanıldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Marmara bölgesinde EDİS firması tarafından fay hattına yakın çeşitli noktalarda hassas cihazlarla merkezler kurulmuştur. Burada depremin ilk öncü P dalgası ölçülerek, değerlendirerek konumuna göre 5 saniye ile 60 saniye arasında önceden depremi tespit ederek, büyüklüğü ve başlangıç noktası bilgilerini hizmet verdiği firmalara göndermektedir. Bu bilgiyi alan firmalarda bunu yapay zeka uygulamaları ile işleyerek olası zararı küçültmektedirler.” dedi. 5 saniye bile doğru kullanılırsa kritik olabilir Dr. Uçan, “Bu firmaya veya başka bir kuruluşa, bütün Türkiye’de deprem uyarı cihazları fay hattı bölgelerine yerleştirilmelidir. Böylece 5-60 saniye önce depremden bilgilenecektir. Bu sürede elektrik kesilebilir, doğalgaz sistemleri kapatılabilir. Fabrikalarda yapay zekâ ve otomasyon sistemleriyle yüzlerce güvenlik hareketi aktive edilebilir. Bu sayede deprem sonrasında meydana gelebilecek can kayıplarının yanı sıra ekonomik ve çevresel zarar da azaltılabilir.” diye konuştu. Dikey yapılaşmadan vazgeçilmeli Türkiye’nin deprem gerçeğine rağmen yüksek katlı yapılaşmanın devam ettiğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Dikey yapılaşma ülkemizde hız kesmeden devam etmektedir. 1999 Depreminin üzerinden 27 yıl, 2023 depreminin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen yanlış yapılanma devam ettirilmektedir. Bu sadece İstanbul’da değil 50 bin nüfuslu şehirlerde de aynıdır. Almanya’da deprem bölgesi olmamasına rağmen yapılar genellikle 3 katlıdır. Bu sistemi bozmuyorlar. Bizde ise bu yüksek katlı binaların bazıları acil deprem toplanma bölgelerinde yapıldı. Acilen dikey yapılanmadan vazgeçilmelidir. Halen bulunan deprem toplanma alanlarının korunması sağlanmalıdır.” şeklinde konuştu. Ailenizin depremden sonra nerede buluşacağını belirleyin Depreme hazırlık için bireylerin ve ailelerin de kendi acil durum planlarını oluşturması gerektiğini dile getiren Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” dedi. İlk 72 saat için hazırlıklı olun Afet ve acil durum çantasının deprem hazırlığının temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Büyük depremden sağ kurtulsanız bile ilk 72 saatte yardım ekiplerinin size ulaşması mümkün olmayabilir. Bu nedenle temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek bir afet ve acil durum çantasını kolayca ulaşabileceğimiz bir yerde hazır bulundurmalıyız.” dedi. Afet çantasının yalnızca deprem için düşünülmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, “Deprem, su baskını ve yangın gibi afetlerde kişilerin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilecek ürünleri ve ilk yardım malzemelerini içeren, kolay taşınabilir ve mümkünse su geçirmez bir çanta hazırlanmalı. Çantanın omuzda veya sırtta taşınabilmesi, afet sırasında hareket kabiliyeti açısından önemlidir.” ifadelerini kullandı. Deprem çantasında neler bulunmalı? Çantanın kişisel ve ailevi ihtiyaçlara göre hazırlanması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, bulunması gereken temel malzemeleri şöyle sıraladı: “El feneri, çok amaçlı katlanır çatal-kaşık seti, radyo, pil, plastik düdük, iş eldiveni, yağmurluk, su, korunma örtüsü, maske, sargı bezi, anında soğuk kompres, ikaz yeleği, polar battaniye, yedek anahtar (ev, işyeri, araç), termos veya matara, kuru gıda (kuruyemiş, çikolata, pestil gibi), konserve yiyecek ve bir miktar nakit para.” Önemli belgelerin de unutulmaması gerektiğini kaydeden Dr. Uçan, “Kimlik, ehliyet, pasaport, araç ruhsatı, tapu ve sigorta poliçeleri gibi önemli belgelerin fotokopileri çantada yer alabilir. Bu belgelerin dijital kopyalarının güvenli bir bulut ortamında saklanması da yararlı olacaktır.” dedi. İlaç listesini ve aile bireylerinin fotoğraflarını çantaya koyun Afet çantasındaki bazı malzemelerin kriz anında özel önem taşıdığını dile getiren Uçan, “Aile bireylerinin güncel fotoğrafları, düzenli kullanılan ilaçların listesi ve önemli tıbbi bilgiler mutlaka düşünülmeli. Yerel bir harita ile aile bireylerinin toplanma noktasını gösteren bir görsel de çantada bulunabilir.” diye konuştu. Dr. Uçan, çanta içindeki malzemelerin son kullanma tarihine dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizerek, "Malzemeler; kullanacak kişilerin (bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile, hasta, evcil hayvan gibi) özelliklerine göre belirlenmeli, kolay kullanılabilecek ve birbirlerini olumsuz etkilemeyecek şekilde yerleştirilmeli. Deprem çantası, evde sığınma alanı olarak düşündüğümüz yerde bulundurulmalı." şeklinde konuştu. Hijyen malzemelerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, sabun veya dezenfektan, diş fırçası ve macunu, ıslak mendil, tuvalet kâğıdı ve hijyenik ped gibi temel ürünlerin ihtiyaçlara göre çantaya eklenebileceğini söyledi. Her deprem çantası aynı olmamalı Afet çantasının hazırlandıktan sonra bir köşeye bırakılmasının yeterli olmadığını vurgulayan Uçan, içindeki ürünlerin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekti. “Malzemelerin son kullanma tarihleri mutlaka takip edilmeli.” diyen Uçan, “Çanta, kullanacak kişilerin özelliklerine göre hazırlanmalıdır. Evde bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile veya kronik hastalığı bulunan biri varsa onların özel ihtiyaçları hesaba katılmalıdır. Evcil hayvanı bulunan aileler de hayvanlarının su, gıda ve diğer temel ihtiyaçlarını planlamalıdır.” ifadelerini kullandı. Dr. Uçan, afet çantasının evde kolay ulaşılabilecek ve güvenli olduğu düşünülen bir noktada bulunması gerektiğini, ayrıca iş yerlerinde ve okullarda da benzer hazırlıkların yapılmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.