Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Depremler

Kapsül Haber Ajansı - Depremler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Depremler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzun Vadede Ruh Sağlığını Olumsuz Etkiliyor! Haber

Uzun Vadede Ruh Sağlığını Olumsuz Etkiliyor!

Kişiler bazen bilinçli bazen bilinçsiz olarak korku, stres ve kaygıdan korunmak için kaçınma davranışları sergilediğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu davranışlar, kişinin duygusal dengeyi koruma ve stresle başa çıkma çabalarının bir yansımasıdır. Ancak bu tür kaçınma davranışları uzun vadede kişinin kendi travmalarıyla yüzleşme sürecini geciktirebilir.” dedi. Özellikle olayların görsel ve sesli medya aracılığıyla sunulduğu durumlarda, korkuların daha belirgin hale gelebildiğine dikkat çeken Beyaz, ruh sağlığı için dengeyi bulmanın, hem gerektiğinde uzaklaşmayı hem de bilinçli olarak bilgi edinmeyi kapsadığını vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, travmatik olaylara doğrudan maruz kalınmasa bile ortaya çıkabilen kaçınma davranışlarının nedenleri, türleri ve etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Travmatik olaylara doğrudan maruz kalınmasa bile kaçınma gerçekleşebilir! Kaçınma davranışının; bir kişinin bazen kasıtlı bazen de kasıtsız olarak, sıkıntı verici veya rahatsız edici bir olay yahut bir durum sonrası, hızlı ve geçici bir şekilde rahatlama ihtiyacı doğrultusunda reddetmeye-inkâr etmeye yönelik bir kaçış tepkisi olarak tanımlanabileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Kaçınma bilişsel (belirli konular üzerine düşünmekten kaçınmak), duygusal (belirli duygu veya hisleri yaşamaktan kaçınmak) veya bağlamsal (olaylardan durumlardan kaçınmak) olarak sınıflandırılabilir.” dedi. Travmatik olaylardan kaçınma davranışlarının, empati, korku, geçmiş deneyimler ve kontrol ihtiyacı gibi bir dizi psikolojik faktörün bir sonucu olarak ortaya çıkabileceğini kaydeden Beyaz, “Bu davranışlar, kişinin duygusal dengeyi koruma ve stresle başa çıkma çabalarının bir yansımasıdır. Ancak bu tür kaçınma davranışları uzun vadede kişinin kendi travmalarıyla yüzleşme sürecini geciktirebilir. Savaşlar, depremler ve doğal afetler gibi travmatik olaylar, insanlığın tarihi boyunca deneyimlediği acı verici olaylar arasında yer alır. Ancak bazı kişiler, bu tür olaylara doğrudan maruz kalmamış olsalar bile, kaçınma davranışları sergileyebilirler.” şeklinde konuştu. Travmatik olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin korku ve endişelerini artırabilir! Bu durumun nedenleri hakkında bilgi veren Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları dile getirdi: “Birçok kişi, haberlerde veya medyada bu tür travmatik olayları gördüğünde, empati ve duyarlılık gösterme eğilimindedir. Duygusal olarak etkilenen bu kişiler, olaylardan kaçınma eğilimine girebilirler. Empati, başkalarının acılarına karşı duyarlı olma yetisini yansıtır ve bu nedenle kişiler bu tür haberleri izlememek veya konuşmaktan kaçınmak isteyebilirler. Travmatik olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin korku ve endişelerini artırabilir. Özellikle olayların görsel ve sesli medya aracılığıyla sunulduğu durumlarda, bu korkular daha belirgin hale gelebilir. Bu nedenle, kişiler bu tür haberlerden ve olaylardan uzak durmayı tercih edebilirler. Geçmişte benzer bir travmatik olaya doğrudan maruz kalan veya böyle bir olayı yaşayan kişiler, bu tür olaylardan kaçınma davranışlarını daha belirgin bir şekilde sergileyebilirler.” Kaçınma, kişinin kontrol ve güven arayışının bir yansıması olabilir! Bu durumun, geçmiş deneyimlerin travmatik olayların hatırlanması ve tekrar yaşanması korkusundan kaynaklanabileceğini ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin kendilerini daha güvensiz hissetmelerine neden olabilir.” dedi. Bu tür durumlarda, kaçınma davranışlarının, kişinin olaylar üzerinde bir miktar kontrol sahibi olma çabasının bir yansıması olabileceğine değinen Beyaz, bilgi edinmeden uzaklaşarak, kişinin kendisini güvende hissetmeye çalışabileceğine işaret etti. Kaçınma, kişinin kendi duygusal sağlığını koruma girişimi olarak başlar! Kaçınma davranışlarının nedenine atıfta bulunan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi: “Kaçınma davranışları, kişinin kendini koruma mekanizmalarının bir yansıması olarak başlar. Özellikle travmatik olaylardan kaçınmak, kişinin duygusal dengeyi koruma amacını taşır. Bu tür olaylardan kaçınma, kişinin anksiyete ve stres seviyelerini kontrol etmeye ve duygusal zararlardan kaçınmaya çalıştığını gösterir. Kısacası, kaçınma, kişinin kendi duygusal sağlığını koruma girişimi olarak başlar.” Kaçınma başlangıçta korur, ama uzun vadede sorunları derinleştirebilir! Ancak, bu kaçınma davranışlarının uzun vadede sorunları daha da derinleştirebileceğine dikkat çeken Beyaz, “Özellikle kişi olayları sürekli olarak görmezden gelirse bu, olayların etkilerini ele almak ve duygusal olarak iyileşmek için gerekli olan adımları atmamak anlamına gelebilir.” dedi. Bu durumun, travmatik olayların kişinin zihinsel sağlığına daha fazla zarar vermesine yol açabileceğini vurgulayan Beyaz, “Kaçınma davranışları, kişinin olayların etkileriyle yüzleşmek ve gerektiğinde destek aramak yerine sorunları ertelemesine neden olabilir. Özetle, kaçınma davranışları, başlangıçta kişinin kendini korumasını temsil edebilir, ancak uzun vadede bu davranışlar sorunları daha da derinleştirebilir. Bu nedenle, travmatik olaylarla başa çıkmak için sağlıklı bir yol, olayların etkileriyle yüzleşmek, duygusal destek aramak ve gerektiğinde profesyonel yardım almaktır. Bu, kişinin duygusal iyileşme sürecini başlatmasına yardımcı olabilir.” uyarısında bulundu. Denge önemli! Kişilerin savaş veya diğer travmatik olaylar hakkında kaçınma davranışları göstermelerinin doğal bir tepki olabileceğini ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Ruh sağlığı açısından bazı durumlarda gereklidir. Ancak bu, kişinin savaş veya diğer travmatik olaylarla hiç maruz kalmaması gerektiği anlamına gelmez. Ruh sağlığı açısından denge sağlamak önemlidir ve bu denge kişiden kişiye değişebilir.” şeklinde konuştu. Ruh sağlığında denge, kişinin duygusal sınırlarını tanımasıyla ilgili! Travmatik olaylardan tamamen kaçınmanın olumsuz etkilerinin de olabileceğinin altını çizen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı: “Kişilerin belli bir oranda bu tür olaylarla karşılaşmaları ve bu olaylara dair bilgi sahibi olmaları, dünya olayları hakkında bilinçli ve bilgili olmalarına yardımcı olabilir. Bu, empati geliştirme, bilinçlenme ve hatta yardım sağlama isteğini destekleyebilir. Ruh sağlığı açısından denge, kişinin duygusal ihtiyaçlarını ve sınırlarını tanımakla ilgilidir. Bazen bu, travmatik olaylardan bir süre uzak durmayı içerebilirken, diğer zamanlarda bilinçli bir şekilde olaylar hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirebilir. Her kişinin ihtiyaçları farklıdır, bu nedenle denge kişisel bir tercihe dayalıdır. Sonuç olarak, kişilerin savaş veya diğer travmatik olaylar hakkında kaçınma davranışları göstermeleri doğru bir tepki olabilir, ancak bu kaçınma, ruh sağlığı açısından dengeli bir yaklaşımla bir arada kullanılmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rönesans Gayrimenkul'den Önemli Başarı Haber

Rönesans Gayrimenkul'den Önemli Başarı

Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın 2025 yılında hisselerinin tamamını satın aldığı İzmir Optimum ve Ankara Optimum Outlet bilançoya 22,4 milyon Euro’luk ek operasyonel gelir sağladı. Rönesans Holding’in ticari gayrimenkul geliştirme ve yatırım şirketi Rönesans Gayrimenkul Yatırım A.Ş. (RGY), İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Şanlıurfa, Samsun ve Kahramanmaraş’ta bulunan 12 alışveriş merkezi ve 4 ofis binasıyla Türkiye’nin en büyük ticari gayrimenkul yatırım gurubu olmayı sürdürüyor. Yüksek doluluk oranı, güçlü kiracı karması, enflasyona karşı korumalı gelir yapısı, düşük borçluluk seviyesi ve sürdürülebilir büyüme stratejisi ile uzun vadeli paydaş değeri yaratma kapasitesini devam ettiren RGY, kaliteli portföy yapısı, operasyonel disiplin ve finansal gücüyle Türkiye’de perakende gayrimenkul sektöründeki liderlik konumunu koruyor. Serbest nakit akışı yaratma kapasitemiz 150 milyon Euro RGY Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp, şirketin güçlü nakit üretim kapasitesinin uzun vadeli stratejisinin temelini oluşturduğunu belirterek, “Yıllık 150 milyon Euro’nun üzerindeki serbest nakit akışımız, portföyümüzün gücünü ve sürdürülebilir gelir yaratma kapasitesini ortaya koyuyor. Bu sayede büyümemizi finanse edebiliyor, hissedarlarımıza düzenli temettü sunabiliyor ve sağlam bilanço yapımızı koruyabiliyoruz” dedi. Son yıllarda pandemi, önemli düzenleyici değişiklikler, depremler ve dalgalı ekonomik koşullara rağmen RGY’nin operasyonel gücünü ve finansal sağlamlığını koruduğunu vurgulayan Kayaalp, bu dayanıklılığın dikkatli yönetim anlayışı, yüksek kaliteli varlık portföyü ve disiplinli risk yaklaşımının sonucu olduğunu ifade etti. Alışveriş merkezlerinde 28 binden fazla kişiye istihdam ekosistemi yaratıldığını ve her yıl milyonlarca ziyaretçiye ev sahipliği yapıldığını belirten Kayaalp, şirketin 2030 yılına kadar portföyünün tamamında yenilenebilir elektrik kullanmayı hedeflediklerini, 2026 yılını ise “Su Yılı” ilan ederek su verimliliği çalışmalarını hızlandırdıklarını söyledi. Kiracı cirolarına endeksli dinamik kira yapısı reel gelir artışını destekliyor Rönesans Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Yağmur Yaşar ise, uzun vadeli paydaş değeri yaratım stratejilerinin reel kazanç büyümesi, düzenli ve artan nakit akışı ve operasyonel mükemmeliyet üzerine kurulu olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Tüketici fiyat endeksine ve kiracı cirolarına endeksli dinamik kira yapımız, reel gelir artışımızı destekliyor. Güçlü kiracı ilişkilerimiz ve yüksek doluluk oranımız, düzenli ve öngörülebilir nakit akışımızın temelini oluşturuyor. Türkiye’de yeni ve büyük ölçekli alışveriş merkezi arzının sınırlı olması da mevcut varlıkların değerini artırırken, performanslarını da yükseltiyor. Bu da hem finansal hem kiracı portföyü hem de ziyaretçi sayısı olarak bize olumlu yansıyor.” 2025 yılı itibariyle temettü dağıtımına başladıklarını hatırlatan Yağmur Yaşar, sürdürülebilir nakit üretimi doğrultusunda ilerleyen dönemlerde temettü tutarının kademeli olarak artırılmasını hedeflediklerini söyledi. Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın 2025 yılında brüt aktif değerinin 3,6 milyar Euro’ya ulaştığını, net aktif değerinin ise 3,1 milyar Euro olduğunu anlatan Yaşar, “2025 yılında net borç/FAVÖK oranımız 2,5 seviyesine geriledi. Faiz karşılama oranımız ise 6,4 olarak gerçekleşti. Bu rakamlar bize kredi işlemlerinde sürdürülebilir bir iyileşme olduğunu net olarak gösteriyor” diye konuştu. Portföyümüzün kalitesi sürekli artıyor Büyüme stratejilerinin seçici, disiplinli ve değer artırıcı yatırımlara dayandığına dikkat çeken Yaşar, “Nitelikli satın almalar ve geliştirme projeleriyle portföyün kalitesi sürekli olarak artırılıyor. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz İzmir Optimum ve Ankara Optimum Outlet alışveriş merkezlerinin tamamının satın alınması, portföyün gelir tabanını daha da sağlamlaştırdı. Bu varlıklar, güçlü ziyaretçi trafiği, yüksek doluluk oranı ve istikrarlı kiracı yapısı sayesinde portföyümüze anında katkı sağladı. Bu arada inşaatı devam eden Maltepe Park konutlarının yüzde 18’i satıldı. Proje kapsamında 32 bin metrekare kiralanabilir alana sahip A+ ofisler de yer alacak. Antalya Konyaaltı ve İstanbul Ümraniye’de bulunan arsalarımız da uygun piyasa koşullarında geliştirilmeye hazır durumda” dedi. 114 milyon ziyaretçi ağırladık Yağmur Yaşar, Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın 2025 yılında 114 milyon ziyaretçiyi ağırladığını ve doluluk oranının ise yüzde 99,2 olarak gerçekleştiğini belirterek, şunları söyledi: “Güçlü ve dayanıklı ziyaretçi trafiğine sahibiz. Bu sayede 2024–2025 döneminde pazar ortalamasının üzerinde bir performans sergiledik ve ziyaretçi sayısındaki değişimde pazarı ortalama yüzde 4 oranında geride bıraktık. Güçlü ve dengeli kiracı yapımız, enflasyonun üzerinde sürdürülebilir ciro artışını destekledi ve 2025 yılında kiracı cirolarımız da yıllık ortalama yüzde 38,2 oranında arttı. Yani yüzde 35 seviyesindeki tüketici fiyat endeksinin ve yüzde 30 civarındaki sektör ortalamasının üzerinde bir artış oldu.” 2026 yılında da operasyonel performansın korunacağının ve sürdürülebilir büyümenin devam edeceğinin altını çizen Yaşar, “Enflasyona endeksli kira yapısı ve ciro bazlı kira modeli sayesinde gelir artışının devam etmesini öngörüyoruz. Şirketimiz, güçlü bilançosu ve disiplinli finansal yaklaşımı sayesinde hem ekonomik dalgalanmalara karşı dayanıklı kalmayı hem de fırsatları değerlendirmeyi hedefliyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Depremin Psikolojik Etkileri Sürüyor Haber

Depremin Psikolojik Etkileri Sürüyor

Central Hospital'dan Psikolog Dila Teksin; bu süreçte güçlü olmanın her zaman yeterli olamayacağını söyleyerek, "Üzüntü, kaygı bastırıldığında bedensel ve ruhsal sorunlar daha da artar. Bu nedenle bol bol konuşmak, duyguları paylaşmak çok önemli" diyor. Depremler hafızalara oldukça acı bir şekilde kazındı. Can kayıpları, maddi zararlar rakamlara yansısa da depremin psikolojik etkilerini sayılarla ölçmek imkânsız. Deprem sonrasında yaşanan korku, kaygı ve belirsizlikler ise olay anıyla sınırlı kalmıyor, yıllar geçse de unutmak zorlaşıyor. Ama uzmanlara göre bu tepkiler bir zayıflık olarak görülmemeli... Zira deprem ani ve kontrol edilemeyen bir olay olduğu için kişilerin yaşadığı travmalar oldukça doğal. Psikolojik etkileri devam ediyor Central Hospital'dan Psikolog Dila Teksin'e göre depremin fiziksel zararları görülse de psikolojik etkileri fark edilemeyebilir. Bu durumda bireylerin hayata karşı sağlıklı uyum sergileyebilmesi zorlaşabilir. Depremi yaşayanlar arasında, sürekli tetikte olma, ufak seslerde bile irkilme, hep olay anını tekrar yaşama ve uyku sorunları yıllarca devam edebilir. "Güçlü olmak her zaman yeterli değildir" diyen Psikolog Teksin bastırılan korku ve kaygıların zamanla bedeni ele geçirdiğini ve ani öfke patlamalarına neden olduğunu söylüyor. Bu nedenle duyguları açığa çıkarabilmek iyileşme sürecinin en önemli etkenleri arasında yer alıyor. Duyguları paylaşmak önemli Bu süreçte en sık karşılaşılan duygu ise olay anını tekrar yaşamak.... Bunun olması durumunda yapılması gerekenler arasında duyguların anlatılması, rutinlerin korunması ve kendine zaman tanınması yer alıyor. "Üzüntü, kaygı bastırıldığında bedensel ve ruhsal sorunlar daha da artıyor. Bu nedenle bol bol konuşmak, duyguları paylaşmak önemli. Uyku düzeni, beslenme ve sosyal paylaşımların devam etmesi psikolojik rahatlamayı sağlıyor. Aynı zamanda travmalar hemen atlatılamadığı için sakin olmak ve sabırlı davranmak bu süreci yönetmenizi kolaylaştıracaktır" diyen Psikolog Teksin, deprem sonrası yaşanan psikolojik tepkiler azalmazsa, aylarca uyku ve iştah kaybı, asosyalleşme devam ederse uzman desteği almayı öneriyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.