Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dermatoloji

Kapsül Haber Ajansı - Dermatoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dermatoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yazın Mantar Riskini Artıran 6 Hata ve Korunma Yolları Haber

Yazın Mantar Riskini Artıran 6 Hata ve Korunma Yolları

Sıcak hava, yoğun terleme ve yüksek nem, yaz aylarında cilt mantarlarının daha sık görülmesine neden olabiliyor. Islak mayoyla beklemekten ortak alanlarda çıplak ayakla yürümeye kadar günlük hayatta önemsenmeyen bazı alışkanlıklar, mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlayabiliyor. Yaz mevsiminde artan sıcaklık ve nem, cilt sağlığını doğrudan etkiliyor. Özellikle terin uzun süre cilt üzerinde kalması, mantarların çoğalabileceği sıcak ve nemli bir ortam oluşturuyor. Bu nedenle ayak tabanı, parmak araları, kasıklar, koltuk altları ve diğer cilt kıvrımları yaz aylarında daha fazla risk altında bulunuyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, mantar enfeksiyonlarının kaşıntı, kızarıklık, pullanma, yanma, ciltte çatlama ve kötü koku gibi belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirtiyor. Kolay bulaşabilen enfeksiyonun tedavisinin geciktirilmesi durumunda vücudun başka bölgelerine yayılabileceğine dikkat çeken Bayraktar, günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerin riski önemli ölçüde azaltabileceğini ifade ediyor. İşte yaz aylarında mantara zemin hazırlayan altı yaygın hata… 1. Islak mayo veya bikiniyle uzun süre beklemek Denizden ya da havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo ve bikiniyle uzun süre kalmak, cildin devamlı nemli kalmasına yol açıyor. Sıcak havayla birleşen bu nemli ortam, mantar mikroorganizmalarının çoğalmasını kolaylaştırabiliyor. “Hava sıcak, üzerimde kurur” düşüncesiyle ıslak kıyafetleri değiştirmemek özellikle kasık bölgesi ve cilt kıvrımlarında enfeksiyon riskini artırabiliyor. Bu nedenle yüzme sonrasında mümkün olan en kısa sürede duş alınması, cildin kurulanması ve kuru mayo ya da kıyafet giyilmesi önem taşıyor. 2. Havuz ve ortak duş alanlarında çıplak ayakla yürümek Havuz kenarları, spor salonlarının duş bölümleri, soyunma odaları ve ortak kullanılan ıslak zeminler, mantarın bulaşması açısından riskli alanlar arasında bulunuyor. Özellikle ayak mantarı, enfeksiyon bulunan yüzeylerle temas sonucu kolayca bulaşabiliyor. Bu alanlarda çıplak ayakla yürümek yerine kişiye özel terlik kullanılması, bulaşma ihtimalinin azaltılmasına yardımcı oluyor. 3. Ayakları uzun süre kapalı ayakkabıda tutmak Yaz sıcaklarında uzun süre kapalı ve hava almayan ayakkabılar giymek, ayaklardaki terleme ve nem miktarını artırıyor. Ayakların yeterince hava alamaması, özellikle parmak aralarında mantarın yerleşmesine elverişli bir ortam oluşturabiliyor. Ayak mantarı; kaşıntı, kızarıklık, soyulma, çatlama ve kötü kokuyla kendisini gösterebiliyor. Ayakkabı seçiminde nefes alabilen malzemelerin tercih edilmesi, çorapların düzenli değiştirilmesi ve ayakların mümkün olduğunca kuru tutulması riski azaltabiliyor. 4. Başkasına ait havlu ve terlikleri kullanmak Mantar enfeksiyonları yalnızca ortak zeminlerden değil, kişisel eşyalar üzerinden de bulaşabiliyor. Başkasının havlusunu, terliğini veya bakım ürünlerini kullanmak, özellikle tatil döneminde enfeksiyonun kişiden kişiye taşınmasını kolaylaştırabiliyor. Plajda, havuzda, otelde veya evde havlu ve terlik gibi doğrudan ciltle temas eden eşyaların kişiye özel olması gerekiyor. Kullanılan havluların yeterince kurutulması ve düzenli aralıklarla yıkanması da hijyen açısından önem taşıyor. 5. Duştan sonra cildi nemli bırakmak Duş almak tek başına mantardan korunmak için yeterli olmayabiliyor. Duş sonrasında vücudun tam olarak kurulanmaması, özellikle parmak araları, kasıklar, koltuk altları ve cilt kıvrımlarında nemin uzun süre kalmasına yol açabiliyor. Bu bölgelerin tahrişe neden olmayacak şekilde, temiz ve yumuşak bir havluyla kurulanması gerekiyor. Sert hareketlerle ovalamak yerine hafif dokunuşlarla kurulamak, cilt bariyerinin zarar görmesini önlemeye yardımcı oluyor. 6. Dar ve sentetik kıyafetleri tercih etmek Vücudu sıkan ve hava dolaşımını engelleyen sentetik kıyafetler, terin cilt üzerinden buharlaşmasını zorlaştırabiliyor. Uzun süre nemli kalan cilt yüzeyi ise mantar enfeksiyonlarının gelişmesine uygun koşullar hazırlıyor. Dr. Belma Bayraktar, sıcak havalarda pamuklu, rahat ve hava alabilen giysilerin tercih edilmesini öneriyor. Terleyen kıyafetlerin uzun süre üzerinizde kalmaması ve mümkün olan en kısa sürede değiştirilmesi de korunmada etkili oluyor. Mantar belirtilerini göz ardı etmeyin Ciltte geçmeyen kaşıntı, kızarıklık, soyulma, yanma, çatlama veya kötü koku görülmesi durumunda belirtilerin kendiliğinden geçmesini beklemek enfeksiyonun ilerlemesine yol açabiliyor. Ayrıca mantar sanılan bazı cilt sorunları farklı hastalıklarla benzer belirtiler gösterebildiği için rastgele ilaç kullanmamak önem taşıyor. Özellikle şikâyetlerin yayılması, sık tekrarlaması veya uzun süre devam etmesi halinde bir dermatoloji uzmanına başvurulması gerekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğru Güneş Koruyucu Seçimi Cilt Sağlığını Koruyor Haber

Doğru Güneş Koruyucu Seçimi Cilt Sağlığını Koruyor

Yaz aylarında güneşe maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte güneş koruyucu kullanımı da daha fazla önem kazanıyor. Nev Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Arzu Kaynak, güneşin zararlı etkilerinden korunmak için doğru güneş koruyucu seçiminin ve düzenli kullanımın büyük önem taşıdığını belirtti. Güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının erken cilt yaşlanması, leke oluşumu ve cilt kanseri riskini artırdığına dikkat çeken Dr. Arzu Kaynak, doğru güneş koruyucu seçiminin cilt sağlığının korunmasında kritik rol oynadığını söyledi. “Güneş Koruyucu Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?” Güneş koruyucu ürün tercih ederken yalnızca SPF değerine odaklanılmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Kaynak, "Güneş koruyucuların üzerindeki SPF değeri UVB ışınlarına karşı koruma seviyesini gösterir. Günlük kullanım için en az SPF 30, yoğun güneş maruziyetinde ise SPF 50 ve üzeri ürünler tercih edilmeli" dedi. “Ciltte Kalıcı Hasara Yol Açabiliyor” UVA ışınlarının ciltte uzun vadeli hasarlara yol açabildiğini belirten Dr. Kaynak, "Cildin derin katmanlarına ulaşabilen UVA ışınları kolajen ve elastin liflerine zarar verir. Bu durum kırışıklıklar, elastikiyet kaybı, cilt sarkmaları ve lekelenmelere neden oluyor. Ayrıca UVA ışınları yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca ve bulutlu havalarda da etkisini sürdürüyor" ifadelerini kullandı. “Yüksek Koruma Özellikle Bu Kişiler İçin Önemli” Güneş koruyucu seçiminde PA koruma değerinin de önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Kaynak, "PA sistemi güneş koruyucuların UVA ışınlarına karşı koruma düzeyini gösterir. Özellikle leke tedavisi görenler, melazma hastaları, anti-aging uygulama yaptıranlar, lazer ve peeling işlemi sonrası dönemde bulunanlar ile açık tenli bireyler PA++++ korumasına sahip ürünleri tercih etmeli" dedi. “Her Cilt Tipinin İhtiyacı Farklı” Her cilt tipinin ihtiyacına uygun güneş koruyucu kullanılması gerektiğini belirten Dr. Kaynak, "Yağlı ve akneli ciltler için yağsız ve komedojenik olmayan ürünler, kuru ciltler için nemlendirici özellikli ürünler, hassas ciltler için ise mineral filtreli güneş koruyucular daha uygun. Deniz, havuz ve yoğun terleme durumlarında ise suya dayanıklı ürünler tercih edilmeli" şeklinde konuştu. “Doğru Kullanım Koruyuculuğu Artırıyor” Kaynak ayrıca güneş koruyucuların dışarı çıkmadan 20-30 dakika önce uygulanmasını, yeterli miktarda sürülmesini ve her 2-3 saatte bir yenilenmesini önerirken, özellikle uzun süre açık havada vakit geçiren kişilerin güneş koruyucularını gün içerisinde düzenli olarak tazelemesi gerektiğini söyledi. “Sadece Yazın Değil Her Mevsim Gerekli” Güneş koruyucu kullanımının sadece yaz aylarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Arzu Kaynak, "Düzenli güneş koruyucu kullanımı cilt sağlığını korur ve yaşlanma belirtilerinin gecikmesine yardımcı olur. Güneş kremi, günlük cilt bakım rutininin vazgeçilmez bir parçası olmalı" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güneş Koruyucu Kullanımında 10 Kritik Kural!  Haber

Güneş Koruyucu Kullanımında 10 Kritik Kural! 

Özellikle ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinin DNA yapısında hasara yol açarak, uzun vadede cilt kanseri riskini artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde 1,5 milyondan fazla yeni cilt kanserleri teşhis edildi. Üstelik, eskiden daha ileri yaşlarda görülen cilt kanserleri artık 30’lu ve 20’li yaşlardaki bireylerde de daha sık karşımıza çıkıyor. Bu artışta kontrolsüz güneşlenme alışkanlıkları ve çocukluk dönemindeki yoğun ultraviyole ışınlarına maruz kalma önemli rol oynuyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneşin zararlı etkilerinden korunmamızda güneş koruyucu ürünlerin kilit bir rol üstlendiğini belirterek, “Koruyucu ürünler ultraviyole ışınlarının cilt üzerindeki zararlı etkilerini azaltarak hem erken yaşlanma sorunlarına hem de cilt kanseri riskine karşı önemli bir koruma sağlar. Ancak etkin koruma için doğru ürün seçimi ve doğru kullanım büyük önem taşır. En sık yapılan üç hata; güneş koruyucuyu yetersiz miktarda sürmek, gün içinde yenilememek ve koruyucuya güvenerek uzun süre güneş altında kalmaktır” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneş koruyucularda dikkat etmemiz gereken en önemli 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. “İstediğim kadar güneşlenebilirim” hatasına düşmeyin! Güneş koruyucu kullanmanın güneş altında sınırsız süre kalabileceğimiz anlamına gelmediği uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, “Özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş maruziyetinden kaçınılmalı. Ayrıca, geniş kenarlı şapka ve UV koruyucu güneş gözlüğü kullanılmalı, sık dokunmuş açık renkli giysiler tercih edilmeli ve mümkün olduğunca gölge alanlarda kalınmalıdır. Çünkü en etkili güneşten korunma, güneş koruyucu ürünlerin fiziksel korunma önlemleriyle birlikte kullanılmasıyla sağlanır” bilgisini veriyor. SPF 50 altı ürünler yetersiz kalabilir SPF (Sun Protection Factor-Güneş Koruma Faktörü), güneş koruyucunun cildi güneş yanığından sorumlu olan UVB ışınlarına karşı ne ölçüde koruduğunu gösteren bir değerdir. SPF değeri yükseldikçe cilde ulaşan UVB ışınlarının yoğunluğu azalıyor. Örneğin SPF 30, UVB ışınlarının yaklaşık yüzde 97'sini; SPF 50 de yaklaşık yüzde 98'ini filtreliyor. Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, “Bu nedenle günlük kullanımda en az SPF 30, yaz aylarında ve yoğun güneş maruziyetinde ise SPF 50 ve üzeri koruma sağlayan ürünler tercih edilmelidir” diyor. Sadece SPF tek başına yeterli değil Güneş koruyucunun yüksek SPF değeri içermesi tek başına yeterli gelmiyor. Ürünün hem UVB ışınlarına hem de cildin daha derin katmanlarına ulaşabilen UVA ışınlarına karşı geniş spektrumlu koruma sağlaması gerekiyor. Çünkü cilt yaşlanması ve bazı cilt kanserleriyle özellikle UVA ışınları ilişkili oluyor. Bu nedenle, ambalaj üzerinde “Broad Spectrum”, “UVA/UVB Koruması” veya UVA logosu bulunan ürünleri tercih etmeniz cilt sağlığınız için çok önemli. Filtre seçimine mutlaka dikkat edin Güneş koruyucularda kullanılan filtreler genel olarak kimyasal (organik) ve fiziksel/mineral (inorganik) olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Kimyasal filtreler UV ışınlarını emerek zararsız ısı enerjisine dönüştürürken, fiziksel filtreler UV ışınlarını yansıtarak ve dağıtarak koruma sağlıyor. Günümüzde birçok ürün her iki filtre grubunu birlikte içerecek şekilde formüle ediliyor. Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, kimyasal ve mineral filtreli koruyucuların özelliklerini şöyle anlatıyor: “Kimyasal filtreli ürünler genellikle daha hafif yapılıdır, ciltte beyaz kalıntı bırakmaz ve kozmetik açıdan daha konforludur. Bu nedenle yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde sıklıkla tercih edilir. Ancak çok hassas ciltlerde veya bazı alerjik bünyelerde tahriş gelişme riski olabilir. Fiziksel filtreli ürünlerde ise en sık çinko oksit ve titanyum dioksit kullanılır. Bu ürünler geniş spektrumlu koruma sağlar ve hassas ciltlerde genellikle daha iyi tolere edilir. Özellikle bebeklerde, çocuklarda, hamilelerde, rosacea veya atopik dermatit gibi cilt hassasiyeti bulunan kişilerde öncelikli seçenektir.” Cilt tipinize uygun olması çok önemli Her güneş koruyucu her cilt tipi için uygun olmayabiliyor. Yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde hafif yapılı, su bazlı ve komedojenik olmayan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, “Kuru ciltlerde ise nemlendirici içeriği zengin formüller daha iyi sonuç verirken, hassas ciltlerde parfüm ve alkol içeriği düşük ürünler tahriş riskini azaltır. Doğru ürün seçimi düzenli kullanım alışkanlığını da destekler” diye konuşuyor. Yüz ve vücudunuza aynı ürünü kullanmayın Her ne kadar güneş koruyucuların temel görevi aynı olsa da yüz ve vücut cildi birbirinden farklı özelliğe sahipler. Yüz bölgesi daha ince, daha hassas ve yağ bezlerinden daha zengin bir yapıya sahip olduğu için kullanılan ürünlerin de buna uygun formüle edilmesi gerekiyor. Özellikle akneye eğilimli kişilerde yüz için geliştirilmiş, komedojenik olmayan ve hafif yapılı ürünlerin tercih edilmesi gerekiyor. Vücut için üretilen güneş koruyucular ise genellikle daha yoğun kıvamlı oluyor ve geniş alanlara uygulanacak şekilde formüle ediliyor. Bu ürünlerin yüz bölgesinde kullanılmasının bazı kişilerde parlama, gözenek tıkanıklığı veya sivilce oluşumuna yol açabildiğini anlatan Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, “Benzer şekilde yüz için tasarlanan küçük hacimli ürünleri tüm vücuda uygulamak ise pratik ve ekonomik olmayabilir. Ayrıca yüz ürünlerinde antioksidanlar, leke karşıtı aktifler veya nemlendirici içerikler gibi ek cilt bakım bileşenleri de bulunabilir” diye konuşuyor. 20 – 30 dakika kuralına dikkat! Çoğumuz güneş koruyucuyu plaja ulaştığımızda veya evden çıkarken cildimize uyguluyoruz. Oysa özellikle kimyasal filtreli ürünlerin cilt üzerinde etkili koruma oluşturabilmesi için dışarı çıkmadan yaklaşık 20-30 dakika önce uygulanması gerekiyor. Böylece koruyucu filtreler cilt üzerinde homojen şekilde yerleşebiliyor. Cildinizde yeterince sürdüğünüzden emin olun Güneş koruyucularda en sık yapılan hatalardan birinin ürünü cilde çok az miktarda sürmek olduğuna işaret eden Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, şu bilgileri veriyor: “Yüz ve boyun bölgesi için yaklaşık iki parmak kuralı uygulanabilir. Tüm vücut için ortalama 30-35 ml, yani yaklaşık iki yemek kaşığı ürün kullanılması önerilir. Daha az miktarda sürülen ürünler ambalaj üzerinde belirtilen SPF korumasını sağlayamaz.” Gün içinde her 2 saatte bir yenileyin Güneş koruyucular gün boyunca terleme, yüzme, havlu kullanımı ve doğal aşınma nedeniyle etkinliğini kaybedebiliyor. Bu nedenle ortalama her iki saatte bir yenilenmeleri büyük önem taşıyor. Deniz veya havuz sonrasında ise suya dayanıklı ürün kullanılsa bile mutlaka tazelenmesi gerekiyor. Doğrudan güneş altında bırakmayın Bulutlu günlerde ultraviyole ışınlarının önemli bir bölümü yeryüzüne ulaşmaya devam ediyor. Dolayısıyla, sadece güneşli havalarda değil, yılın her döneminde güneş koruyucu kullanmak gerekiyor. Ayrıca ürünlerin plajda doğrudan güneş altında bırakılması koruyucu filtrelerin bozulmasına neden olabiliyor. Bu nedenle güneş koruyucular serin, kuru ve gölgeli ortamlarda saklanmalı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Johnson & Johnson Innovative Medicine’da Üst Düzey Atama Haber

Johnson & Johnson Innovative Medicine’da Üst Düzey Atama

Yeni görevinde, Johnson & Johson bünyesinde en hızlı gelişen pazarlardan olan TURGAN’ın büyümesine liderlik edecek olan Geraldine Schenk, yenilikçi ilaçların hastalara ulaştırılması için çalışacağını belirterek “TURGAN bölgesindeki olumlu ivmeden ilham alarak, yenilikçi tedavileri hastalarla buluşturmak için tüm paydaşlarımızla yakın iş birliği içinde çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum. Birlikte, anlamlı inovasyon için doğru ortamı yaratabilir ve ihtiyaç duyan hastalarımızın faydasına bilimi ilerletmeye devam edebiliriz.” dedi. Geraldine Schenk, Avusturya Innsbruck Üniversitesi Uluslararası İşletme bölümünden mezun olup, ilaç sektöründe 20 yılı aşkın deneyime sahiptir. Johnson & Johnson’a 2003 yılında Janssen İsviçre’de katılan Schenk, kariyeri boyunca birçok üst düzey liderlik pozisyonunda görev almıştır. İsviçre’de Ticari Direktör ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmıştır. Daha sonra Johnson & Johnson ABD’de Onkoloji alanında Global Ticari Strateji Direktörü olarak görev almış, Ar-Ge ekipleri ve bölgelerle yakın iş birliği içinde çalışmıştır. Ardından Johnson & Johnson Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde Dermatoloji/Romatoloji alanında Entegre Marka Ekibi Lideri olarak görev yapan Schenk, sonrasında Almanya’da Uzmanlık Alanı Tedavileri iş biriminde Ticari Lider rolünü üstlenmiş ve yönetim ekibi üyesi olarak İmmünoloji ve Nörobilim portföylerinden sorumlu olmuştur. En son olarak Johnson & Johnson Innovative Medicine Polonya Genel Müdürü görevini yürütmüştür. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güzellik Sektöründe Dört Günde 20 Binden Fazla Ziyaretçi Haber

Güzellik Sektöründe Dört Günde 20 Binden Fazla Ziyaretçi

Fuar boyunca Türkiye’nin medikal estetik ve güzellik alanındaki güçlü altyapısı ve ileri teknolojiye dayalı uygulamaları uluslararası ziyaretçiler tarafından yakından incelendi. Sağlık turizmi ve artan talep, Türkiye’nin bölgesel bir merkez olma konumunu güçlendirdi. Sektörde yaklaşık 600 milyar dolarlık hacme ulaşan Türkiye pazarı, küresel güzellik ve bakım endüstrisi içinde stratejik bir konumda bulunuyor. YAPAY ZEKA VE ROBOTİK SİSTEMLERLE GELECEĞİN ESTETİĞİ DENEYİMLENDİ 2026 edisyonunun en dikkat çeken başlıklarından biri, yapay zekâ destekli cihazlar ve robotik uygulamalar oldu. Türkiye’de ilk kez tanıtılan estetisyensiz zayıflama robotu, cilt nemi, elastikiyet ve hassasiyet gibi parametreleri analiz ederek kişiye özel protokoller oluşturabiliyor. Katılımcılar, cihazın bireyselleştirilmiş uygulama yeteneklerini canlı olarak deneyimleyerek teknoloji ile estetiğin buluşmasına tanıklık etti. Bunun yanı sıra egzozom teknolojileri, fraksiyonel lazer sistemleri, mikro iğne uygulamaları ve oksijen terapileri; medikal estetikte bilimsel ve hücresel temelli yaklaşımların önemini bir kez daha ortaya koydu. Yeni nesil cilt bakım cihazları ve yapay zekâ destekli analiz sistemleri, profesyonellerin uygulamalı eğitimlerde öğrenme ve deneme fırsatını artırdı. İLHAM, BİLGİ VE USTALIĞIN BULUŞTUĞU SAHNE MASTERCLASS 38. Güzellik & Bakım İstanbul, bu yıl gerçekleştirilen MasterClass oturumlarıyla sektördeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. 4 gün boyunca düzenlenen 35’den fazla oturumda, alanında uzman 45’den fazla konuşmacı sahne aldı. Fuarın ilk gününde MasterClass Medical Aesthetics sahnesinde medikal estetik alanında uzman doktorlar yer alırken; ikinci gün MasterClass Anti-Aging & Skin Care sahnesinde dermatoloji uzmanı doktorlar, diş hekimleri, uzman eczacılar ve doğal gençleşme uzmanları bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Üçüncü gün, MasterClass Make-Up ta makyaj sanatının yenilikçi eğitmenleri ve profesyonel makyaj sanatçıları sahnedeydi. Dördüncü ve son gün ise MasterClass Hair Show sahnesinde, saç sanatının usta ismi Sabit Akkaya’nın konuk olduğu söyleşi büyük ilgi gördü. Aynı gün Kuaförler Derneği Artistik Team, gerçekleştirdikleri etkileyici saç show’larıyla etkinlik alanında ziyaretçilere görsel bir şölen yaşattı. BÜTÜNCÜL GÜZELLİK VE SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRLARI Fuar kapsamında gerçekleştirilen MasterClass oturumları, sektörün geleceğini şekillendiren bilimsel ve uygulamalı içeriklerle katılımcılara aktarıldı. Longevity, anti-aging, mezoterapi, aromaterapi, holistik cilt bakımı ve wellness başlıklarında düzenlenen oturumlar, ziyaretçilere yalnızca teorik bilgi değil, uygulamalı deneyim imkânı sundu. Uzmanlar, estetik anlayışının artık yalnızca dış görünümle sınırlı olmadığını; sağlıklı yaş alma, hücresel yenilenme ve bütüncül bakım yaklaşımlarının ön plana çıktığını vurguladı. Katılımcılar, egzozom uygulamaları ve kişiye özel tedavi protokolleri ile geleceğin estetik trendlerini doğrudan gözlemleme fırsatı buldu. SAÇ VE MAKYAJ TRENDLERİ MASTERCLASS SAHNELERİNDE BULUŞTU “Make – Up” MasterClass’larında ise katılımcılar profesyonel makyaj uzmanlarının rehberliğinde yüz hatlarına ve cilt tipine uygun teknikleri, renk uyumu ve efekt uygulamalarını deneyimledi. Oturumlar, ziyaretçilere güncel trendleri uygulamalı olarak öğrenme fırsatı sunarken, profesyonel standartların birebir aktarılmasını sağladı. Bu bütüncül yaklaşım, sektör profesyonellerinin bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirirken, katılımcılara saç ve makyaj tasarımında kapsamlı bir deneyimi sundu. “Hair Show” MasterClass oturumları, uluslararası saç profesyonellerinin katkılarıyla katılımcılara sunuldu. Küresel trendler, ileri kesim teknikleri ve renk uygulamaları sahnede sergilendi. Ziyaretçiler hem teknik hem sanatsal bakış açısıyla saç tasarımındaki yenilikleri uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Haute couture yaklaşımlar, modern kuaförlük teknikleri ve gelişmiş renk teknolojileri etkinliklerin öne çıkan içerikleri arasında yer aldı. Profesyoneller, farklı saç yapıları ve stil tercihlerine uygun çözümleri canlı olarak göstererek sektöre ilham verdi. “FUAR, SADECE BUGÜNÜ DEĞİL GELECEĞİ DE İNŞA EDİYOR” Fuarın ardından değerlendirmelerde bulunan TG Expo Güzellik & Bakım Fuarı Proje Direktörü Gökhan Büyükataman, organizasyonun küresel etkisine dikkat çekerek: "Güzellik & Bakım İstanbul’u sadece bir fuar olarak görmek eksik olur. Burası, sektörün dönüşümünü hızlandıran, bilgi ve deneyimi inovasyonla buluşturan stratejik bir platform. Bu yıl hem ziyaretçi hem de uluslararası marka katılımında önemli bir ivme yakaladık. Yapay zekâ destekli teknolojiler, kişiselleştirilmiş bakım uygulamaları, kuaförlük ve saç tasarımındaki yenilikler, profesyonel makyaj ve tırnak sanatındaki gelişmeler, wellness ve longevity yaklaşımları fuarın ana gündemini oluşturdu. Katılımcılar, ürünleri incelemenin ötesinde, uygulamalı deneyimlerle sektördeki dönüşümü yakından gözlemleme şansı buldu. Önümüzdeki yıllarda da bu etkileşimi daha da büyüterek, Türkiye’yi güzellik ve bakım sektöründe uluslararası bir merkez olarak konumlandırmayı sürdüreceğiz" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

5.Mustela Dermopediatri Zirvesi düzenlendi Haber

5.Mustela Dermopediatri Zirvesi düzenlendi

Multidisipliner bir yaklaşımla hazırlanan, pediatri ve dermatoloji alanının fikir liderlerini bir araya getirmesi bakımından ülkemizde bir ilk olan ve bu yıl beşincisi düzenlenen zirve saat:10:00’da Expanscience Laboratuvarları Genel Müdürü Sayın Ahmet Fikret Baltaoğlu’nun açılış konuşması ile başladı. Zirve Danışma Kurulu’nun değerli hocaları  Prof.Dr. Haluk ÇOKUĞRAŞ, Prof.Dr. Neslihan ŞENDUR, Prof.Dr. Server SERDAROĞLU, Prof.Dr. Sibel ERSOY EVANS ve Prof.Dr. Zeynep Ülker ALTINEL moderatörlüklerinde Atopik Dermatit ve Alerji, Atopik Dermatit Tedavisi ve iki oturum olarak gerçekleşen Merak Edilenler ana başlıklı en son tanı ve tedavi yöntemlerinin paylaşıldığı dört oturum olarak devam etti. Mustela Türkiye Eğitim Müdürü Onur Tatlı’nın ürün ve ödüllü bilgi yarışması sunumunun ardından zirve programı saat:17:30’da tamamlanmış oldu. 701 eş zamanlı canlı yayın izlenme sayısına ulaşan zirvede katılımcılar ayrıca ürün stantlarını ziyaret edip Mustela Medikal Bölge Sorumluları ile canlı görüşmeler yaparak ürünler hakkında detaylı bilgiler edindiler. Ayrıca Expanscience Laboratuvarları tarafından bugüne kadar yapılan klinik çalışmaların poster içeriklerine de kolaylıkla erişebildiler. 5.Mustela Dermopediatri Zirvesi’ni kaçıranlar veya tekrar izlemek isteyenler için www.musteladermopediatrizirvesi.com adresinden kayıt olarak canlı yayın arşivlerine ulaşabilir, zirve konuşmacılarının paylaştığı birbirinden değerli bilgileri yeniden dinleyebilirler. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.