Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Detoks

Kapsül Haber Ajansı - Detoks haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Detoks haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beynin Detoksu Kaliteli Uyku! Haber

Beynin Detoksu Kaliteli Uyku!

Beynin kendi temizlik ve düzenleme sistemlerinin özellikle derin uyku sırasında aktif hale geldiğini vurgulayan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Öğrenme, hafıza ve nörodejeneratif hastalıklarla ilişkilendirilen proteinlerin temizlenmesi büyük ölçüde uyku sırasında gerçekleşir.” dedi. Detoks kürleri, takviyeler ya da ani beslenme değişikliklerinin beyni kısa sürede ‘arınmış’ hale getirdiğine dair güçlü bilimsel kanıtlar olmadığına dikkat çeken Alp, aksine, kontrolsüz kullanılan bu uygulamaların bazı nörolojik ve psikiyatrik belirtileri olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, günlük hayatta sıkça kullanılan ‘beyin detoksu’ kavramını bilimsel açıdan değerlendirdi. Beyin detoksu olarak adlandırılan süreçler, bilimsel karşılığı farklı olan mekanizmaları ifade ediyor! ‘Beyin detoksu’ kavramının, nöroloji ve nörobilim literatüründe tanımlanmış, klinik olarak kullanılan bir terim olmadığını aktaran Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bilimsel çalışmalarda beyni belirli bir sürede toksinlerden arındırmayı hedefleyen standart bir detoks yaklaşımından söz edilmez.” dedi. Bu kavramın toplumda ilgi görmesinin altında yatan nedenin, beynin gerçekten de kendi iç dengesini koruyan ve kendini düzenleyen bir yapıya sahip olması olduğunu dile getiren Alp, “Günlük dilde ‘detoks’ olarak adlandırılan süreçler, aslında beynin doğal fizyolojik işleyişine atıfta bulunan, ancak bilimsel karşılığı farklı olan mekanizmaları ifade eder. Bu nedenle mesele, kavramın kendisinden çok, nasıl ve ne amaçla kullanıldığıdır.” şeklinde konuştu. Beynin ‘detoksu’, uyku ve fizyolojik denge ile ilişkili! Beynin temel temizlik sisteminin, glimfatik sistem olarak adlandırılan ve beyin omurilik sıvısı aracılığıyla çalışan bir yapı olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, şöyle devam etti: “Bu sistem, metabolik faaliyetler sonucu ortaya çıkan atık maddelerin beyinden uzaklaştırılmasını sağlar ve en aktif olduğu dönem derin uyku evreleridir. Özellikle öğrenme, hafıza ve nörodejeneratif hastalıklarla ilişkilendirilen proteinlerin temizlenmesi büyük ölçüde uyku sırasında gerçekleşir. Buna ek olarak kan-beyin bariyeri zararlı maddelerin beyne geçişini sınırlandırırken, mikroglial hücreler hücresel düzeyde temizlik ve onarım süreçlerinde rol alırlar. Dolayısıyla beynin ‘detoksu’, uyanıkken yapılan uygulamalardan ziyade, uyku ve fizyolojik denge ile ilişkilidir.” Bilimsel temeli olmayan ‘detoks’ uygulamaları, faydadan çok zarara yol açabilir! Detoks adı altında sunulan besinler, kürler ya da takviyelerin beyni doğrudan temizlediğini gösteren güçlü bilimsel kanıtlar bulunmadığına vurgu yapan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Dengeli ve yeterli beslenme, beynin enerji ihtiyacını karşılamak ve sinaptik işlevleri desteklemek açısından önemlidir; ancak bu, belirli bir ürünün kısa sürede zihinsel arınma sağlayacağı anlamına gelmez.” dedi. Kontrolsüz kullanılan takviyelerin, özellikle yüksek dozda alındığında, karaciğer ve böbrek üzerinde yük oluşturabileceğini ve bazı nörolojik ya da psikiyatrik belirtileri olumsuz etkileyebileceğini hatırlatan Alp, kullanılan ilaçlarla etkileşime girme riskinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Alp, bilimsel temeli olmayan ‘detoks’ uygulamalarının, faydadan çok zarara yol açabileceği uyarısında bulundu. ‘Doğal’ ürünlerin güvenli olduğu düşüncesi, nörolojik hastalıklar söz konusu olduğunda geçerli değil! Nörolojik hastalığı olan bireylerde beyin dengesinin zaten hassas bir sistem üzerinden korunduğunu kaydeden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Epilepsi, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı, migren ya da multipl skleroz gibi durumlarda ani beslenme değişiklikleri, uzun süreli açlık uygulamaları veya kontrolsüz takviye kullanımı bazı semptomları artırabilir.” dedi. Bu nedenle bu tür uygulamaların, genel öneriler yerine kişiye özel olarak ele alınması gerektiğini hatırlatan Alp, “‘Doğal’ olarak tanımlanan ürünlerin her koşulda güvenli olduğu düşüncesi, nörolojik hastalıklar söz konusu olduğunda geçerli değildir. En sağlıklı yaklaşım, bu tür girişimleri mutlaka hekim ve alan uzmanlarıyla birlikte değerlendirmektir.” açıklamasını yaptı. Sürekli ekrana maruz kalmak toksik yükten çok, zihinsel dengeyi zorlayan kronik bir uyarılma hâli! Sürekli ekrana maruz kalmanın beyin üzerinde kimyasal anlamda bir toksin birikimine yol açtığının söylenemeyeceğini dile getiren Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Ancak uzun süreli ekran kullanımı, beynin dikkat, uyanıklık ve bilgi işleme sistemleri üzerinde belirgin bir yük oluşturur.” dedi. Özellikle sürekli değişen görsel uyaranların ve bildirimlerin, beynin dinlenme ağlarının yeterince devreye girmesini zorlaştırabileceğine işaret eden Alp, “Bu durum zamanla zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku düzeninde bozulmalar şeklinde kendini gösterebilir. Dolayısıyla burada söz konusu olan bir toksik yükten çok, zihinsel dengeyi zorlayan kronik bir uyarılma hâlidir.” ifadelerini kullandı. Beyin sağlığı, sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam düzeniyle korunur! Beyin sağlığını korumak en önemli alışkanlığın düzenli ve kaliteli uyku olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, sözlerini şöyle tamamladı: “Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri düzenler, gereksiz uyarıları ayıklar ve kendini yeniler. Ayrıca duygusal düzenleme ve stresle başa çıkma kapasitesi de büyük ölçüde uyku kalitesiyle ilişkilidir. Yeterli uyku olmadığında, sağlıklı beslenme, egzersiz ya da diğer destekleyici alışkanlıkların etkisi sınırlı kalabilir. Bu nedenle beyin sağlığı, kısa süreli çözümlerden çok, sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam düzeniyle korunur.

Yılbaşı Sofranızda Kalbinizi ve Midenizi Yormayan Seçimler Yapın Haber

Yılbaşı Sofranızda Kalbinizi ve Midenizi Yormayan Seçimler Yapın

Ancak yılbaşı gecesi ve sonrasında kontrolsüz beslenmek mide sorunları, şişkinlik, ödem ve kilo artışı gibi istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Yeni yıla sağlıklı bir başlangıç yapmak ise doğru beslenme planlaması ile mümkün olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, yılbaşı sofralarında sık yapılan hatalar ve alınabilecek basit önlemler hakkında önemli bilgiler verdi. Yılbaşı sofrasına aç oturmayın Yılbaşı akşamına “nasıl olsa akşam çok yiyeceğim” düşüncesiyle aç girilmesi, çoğu zaman porsiyon kontrolünün kaybedilmesine neden olmaktadır. Gün içinde yeterli ve dengeli beslenmek, akşam sofrada daha bilinçli seçimler yapmayı kolaylaştırmaktadır. Gün boyunca protein ve liften zengin öğünler tüketmek kan şekeri dalgalanmalarını önler. Yılbaşı öncesinde yoğurt ve meyve gibi hafif bir ara öğün yapmak, iştah kontrolüne önemli katkı sağlar. Ayrıca gün içinde yeterli su tüketimi de hem iştahı hem de ödem riskini azaltır. Akdeniz mutfağı yılbaşı sofranızı süsleyebilir Günümüzde Akdeniz tipi beslenme en çok önerilen beslenme modellerinden biridir. Aslında Akdeniz usulü beslenme yılbaşı sofraları için de ideal bir yol haritası sunar. Zeytinyağlı sebze yemekleri, bol yeşillikli salatalar, yoğurtlu mezeler, balık ve fırınlanmış beyaz etler hem doyurucu hem de sindirimi kolay seçenekler arasında yer alır. Tam tahıllar küçük porsiyonlarda tüketilmelidir. Kızartmalar, kremalı soslar ve aşırı yağlı yiyeceklerin sınırlandırılması çok önemlidir. Tatlı tercihlerinde ise meyve veya sütlü tatlıların öncelikli olması, şerbetli tatlıların ise yalnızca tadımlık miktarlarda tüketilmesi gerekir. Yavaş yiyerek sofranın tadını çıkarın Hızlı yemek, beynin tokluk sinyallerini algılamasını zorlaştırarak farkında olmadan fazla yemeye yol açar. Alınacak bu önlemlerle yılbaşı sofralarında aşırı tüketimi azaltmak mümkün; Tabağınızı yarısı sebze, dörtte biri protein, dörtte biri tam tahıl olacak şekilde dengeleyinYavaş yemek yiyerek tokluk hissinin oluşmasına zaman tanıyınAlkol tüketiminden uzak durun ya da sınırlandırınMutlaka bol su içinTuzlu ve işlenmiş gıdalar ödem ve tansiyon yükselmesine yol açabileceği için kontrollü tüketin Ertesi gün “Detoks” değil, dengeli beslenmeyi tercin edin Yılbaşı gecesinin ardından tüm günü aç geçirmek ya da sert detoks programlarına yönelmek, vücut için faydalı olmaktan çok zarar verici olabilir. Bunun yerine dengeleyici bir beslenme planı benimsenmesi gerekir. Ertesi gün bol su tüketmek, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, tam tahıllara ve hafif protein kaynaklarına yer vermek sindirimi destekler. Hafif tempolu yürüyüşler hem metabolizmayı hızlandırır hem de ödemin azalmasına yardımcı olur. Şişkinliği azaltan, vücudu rahatlatan öneriler Eğer yılbaşı gecesi yiyecek ve içecekleri biraz fazla kaçırdıysanız ertesi gün aç kalmadan sadece sindirimi rahatlatmaya ve sıvı dengesini sağlamaya odaklanmanız gerekir. Bitki çayları, sebze çorbaları, yoğurt ve meyve gibi hafif besinler vücudun toparlanmasına yardımcı olabilir.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.