Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Devreye Alma

Kapsül Haber Ajansı - Devreye Alma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Devreye Alma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akkuyu NGS’nin İkinci Güç Ünitesinde Kutup Vinci Kuruldu Haber

Akkuyu NGS’nin İkinci Güç Ünitesinde Kutup Vinci Kuruldu

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Mersin’de inşa ettiği Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) ikinci güç ünitesinin reaktör binasında, kutup vincinin ana bileşeni olan 282 ton ağırlığındaki köprü tasarım konumuna yerleştirildi. Büyük boyutlu yapı, yüksek taşıma kapasiteli mobil paletli vinç kullanılarak 38,5 metre yükseklikte monte edildi. Reaktör binasının temel ekipmanlarından biri olan dairesel köprü vinci ya da diğer adıyla kutup vinci, nükleer güç santralinin tüm yaşam döngüsü boyunca kullanılıyor. Güç ünitesinin işletme sürecinde vinç, reaktör tesisinin bakımına yönelik taşıma ve teknolojik operasyonların yapılmasında görev alıyor. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Birinci güç ünitesinde devreye alma öncesi çalışmalar sürerken, Akkuyu NGS’nin diğer ünitelerinde de inşaat, montaj ve mekanik kurulum çalışmaları yoğun bir şekilde devam ediyor. Kısa süre önce, iç koruma kabuğunun beşinci katmanının betonlama işlemi tamamlandı. Yaklaşık altı saat süren bu operasyon kapsamında, kesintisiz olarak 240 metreküp beton döküldü. Yapının gerekli dayanıklılığı kazanmasının ardından, kutup vincinin köprü metal konstrüksiyonlarının montajını yaptık. Bu vinç, yüksek güvenilirlik düzeyi ve kaldırma mekanizmalarının yedekli yapısıyla öne çıkıyor ve bu özellikler nükleer güvenlik standartlarının sağlanması açısından kritik önem taşıyor.” Kutup vincinin kurulumu ve güvenlik sistemlerine ait tankların “Open Top” teknolojisiyle montajının devam etmesi, Akkuyu NGS ikinci güç ünitesi reaktör binasının iç koruma kabuğu kubbesinin inşasına yönelik hazırlık çalışmalarının başlatılmasına imkân sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rüzgâr ve Güneş Projelerinde Yatırıma Dönüş Hız Kazanıyor Haber

Rüzgâr ve Güneş Projelerinde Yatırıma Dönüş Hız Kazanıyor

Özellikle izin süreçlerini tamamlamış ve uzun süredir hazırlığı yapılan rüzgâr projelerinin 2026 yılı itibarıyla sahada karşılık bulması öngörülürken; yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama disiplininin sektör açısından belirleyici hale geldiği görülüyor. 2025 yılı ile 2026’nın ilk çeyreği, izin süreçlerindeki iyileştirmeler açısından bugüne kadarki en yapıcı dönemler arasında yer alıyor. Geride kalan iki kritik düzenleme ve uygulamada yapılması öngörülen sadeleştirmelerle, bugün ortalama 5,4 yıl olan yatırıma geçiş sürelerinin orta vadede 15–18 ay bandına çekilmesi mümkün hale gelebilecektir. Bu kapsamda ARI-ES Enerji, 2026 yılına yönelik beklentilerini Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedefleri çerçevesinde değerlendiriyor. Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi doğrultusunda, yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama kalitesinin belirleyici hale geldiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, yatırımların hız kaybetmeden devreye alınmasının sektörün gücünü ve yatırım iştahını koruması açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Arıcı, önümüzdeki dönemde devreye alma performansının sektörün ana gündem başlıklarından biri olacağını ifade ediyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi alanında proje geliştirme, mühendislik ve uygulama süreçlerinde faaliyet gösteren ARI-ES Enerji; özellikle izin süreçlerini tamamlamış projelerin sahaya taşınması, devreye alma yönetimi ve uygulama kalitesi konularında uzmanlaşıyor. Farklı ölçeklerdeki yenilenebilir enerji yatırımlarında saha deneyimi ve zaman yönetimi odaklı yaklaşımıyla öne çıkan şirket; 15.000 MW işletmedeki, 25.000 MW izin süreçlerindeki toplam 40.000 MW’lık yenilenebilir enerji portföyünün (rüzgâr + güneş) yüzde 25’ine karşılık gelen 10.000 MW’lık bölümünde, rüzgâr projeleri olmak üzere aktif olarak proje geliştirme süreçlerini yürütüyor. Bu portföy içerisinde, rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün 20.000 MW’lık bölümünde edinilen saha tecrübesinin, 2026 yılı itibarıyla rüzgâr yatırımlarının daha hızlı ve öngörülebilir şekilde devreye alınmasına katkı sağlayacağı değerlendiriliyor. ARI-ES Enerji’nin rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün önemli bir bölümünün 2026 yılı itibarıyla sahaya taşınması öngörülürken; bu süreçte devreye alma aşamaları ve zaman planlamasının belirleyici olduğu görülüyor. Mevcut proje stoğunun fiili yatırıma dönüşmesi, rüzgâr enerjisinde yatırım temposunun korunması ve sektör genelindeki uygulama performansı açısından kritik önem taşıyor. TEK BİR MEGAVATI BİLE KAYBETME LÜKSÜMÜZ YOK Rüzgâr enerjisinde bugüne kadar oluşan proje birikiminin artık sahada karşılık bulması gerektiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı şunları söyledi: “Türkiye’de rüzgâr enerjisinde ciddi bir proje birikimi oluştu. Bugün yaklaşık 15 bin MW seviyesindeki kurulu güç, güçlü bir ekosisteme işaret ediyor. Ancak bu birikimin gerçek karşılığı, projelerin sahaya ne kadar hızlı ve sağlıklı taşındığıyla ölçülecek. Rüzgâr projelerinde yatırıma geçiş sürelerinin kısaltılması ve tek bir megavatın bile sahada kaybedilmemesi, sektör açısından kritik önemde.” 2035 HEDEFLERİ HIZ VE UYGULAMA KALİTESİNİ ÖNE ÇIKARIYOR Türkiye’nin 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, her yıl ortalama 7,5–8 bin MW yeni kapasitenin devreye alınmasını gerektiriyor. Bu ölçekte bir dönüşümün yalnızca yeni projelerin geliştirilmesiyle değil; yatırım süreçlerinin etkin yönetilmesi ve sahadaki uygulama kalitesinin artırılmasıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Arıcı, önümüzdeki dönemde hız, zaman yönetimi ve devreye alma performansının sektör açısından belirleyici başlıklar olacağını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026 Rüzgâr ve Güneş Yatırımlarının Sahada Karşılık Bulduğu Yıl Olacak Haber

2026 Rüzgâr ve Güneş Yatırımlarının Sahada Karşılık Bulduğu Yıl Olacak

Bu kapsamda ARI-ES Enerji, 2026 yılına yönelik beklentilerini Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedefleri çerçevesinde değerlendiriyor. Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi doğrultusunda, yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama kalitesinin belirleyici hale geldiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, yatırımların hız kaybetmeden devreye alınmasının sektörün gücünü ve yatırım iştahını koruması açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Arıcı, önümüzdeki dönemde devreye alma performansının sektörün ana gündem başlıklarından biri olacağını ifade ediyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi alanında proje geliştirme, mühendislik ve uygulama süreçlerinde faaliyet gösteren ARI-ES Enerji; özellikle izin süreçlerini tamamlamış projelerin sahaya taşınması, devreye alma yönetimi ve uygulama kalitesi konularında uzmanlaşıyor. Farklı ölçeklerdeki yenilenebilir enerji yatırımlarında saha deneyimi ve zaman yönetimi odaklı yaklaşımıyla öne çıkan şirket; 15.000 MW işletmedeki, 25.000 MW izin süreçlerindeki toplam 40.000 MW’lık yenilenebilir enerji portföyünün (rüzgâr + güneş) yüzde 25’ine karşılık gelen 10.000 MW’lık bölümünde, rüzgâr projeleri olmak üzere aktif olarak proje geliştirme süreçlerini yürütüyor. Bu portföy içerisinde, rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün 20.000 MW’lık bölümünde edinilen saha tecrübesinin, 2026 yılı itibarıyla rüzgâr yatırımlarının daha hızlı ve öngörülebilir şekilde devreye alınmasına katkı sağlayacağı değerlendiriliyor. ARI-ES Enerji’nin rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün önemli bir bölümünün 2026 yılı itibarıyla sahaya taşınması öngörülürken; bu süreçte devreye alma aşamaları ve zaman planlamasının belirleyici olduğu görülüyor. Mevcut proje stoğunun fiili yatırıma dönüşmesi, rüzgâr enerjisinde yatırım temposunun korunması ve sektör genelindeki uygulama performansı açısından kritik önem taşıyor. TEK BİR MEGAVATI BİLE KAYBETME LÜKSÜMÜZ YOK Rüzgâr enerjisinde bugüne kadar oluşan proje birikiminin artık sahada karşılık bulması gerektiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı şunları söyledi: “Türkiye’de rüzgâr enerjisinde ciddi bir proje birikimi oluştu. Bugün yaklaşık 15 bin MW seviyesindeki kurulu güç, güçlü bir ekosisteme işaret ediyor. Ancak bu birikimin gerçek karşılığı, projelerin sahaya ne kadar hızlı ve sağlıklı taşındığıyla ölçülecek. Rüzgâr projelerinde yatırıma geçiş sürelerinin kısaltılması ve tek bir megavatın bile sahada kaybedilmemesi, sektör açısından kritik önemde.” 2035 HEDEFLERİ HIZ VE UYGULAMA KALİTESİNİ ÖNE ÇIKARIYOR Türkiye’nin 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, her yıl ortalama 7,5–8 bin MW yeni kapasitenin devreye alınmasını gerektiriyor. Bu ölçekte bir dönüşümün yalnızca yeni projelerin geliştirilmesiyle değil; yatırım süreçlerinin etkin yönetilmesi ve sahadaki uygulama kalitesinin artırılmasıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Arıcı, önümüzdeki dönemde hız, zaman yönetimi ve devreye alma performansının sektör açısından belirleyici başlıklar olacağını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Bakanı Bayraktar ile  Rosatom Genel Müdürü Likhachev'den Akkuyu Nükleer Güç Santraline Ziyaret Haber

Enerji Bakanı Bayraktar ile Rosatom Genel Müdürü Likhachev'den Akkuyu Nükleer Güç Santraline Ziyaret

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Genel Müdürü Alexey Likhachev ile Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) inşaat sahasını ziyaret etti. Çalışma ziyareti kapsamında taraflar, projenin mevcut durumunu ve 1. Güç Ünitesi'nin işletmeye alınması hazırlıklarına yönelik temel çalışmaları görüştü. Rosatom ve Bakanlık heyetlerine sahada, AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh ve AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdür Birinci Yardımcısı ve Teknik Direktörü Andrey Zhukov eşlik etti. Santralin ilk ünitesinin ana tesislerindeki çalışmaları yerinde inceleyen heyetler, işletme personelinin halihazırda planlı vardiya düzeninde çalıştığı 1. Güç Ünitesi’nin ana kontrol odasını da ziyaret ettiler. Ziyaret sırasında santralin elektrik altyapısına da özel önem verildi. Likhachev ve Bayraktar, santralin önemli ekipmanları arasında bulunan gaz yalıtımlı şalt tesisi ekipmanlarını inceledi. Akkuyu NGS’nin gaz yalıtımlı şalt tesisine geçtiğimiz yılın Aralık ayında dış elektrik şebekesinden gerilim verilmişti. Gerçekleştirilen bu operasyon, santralin güç tahliye sisteminin, 1. Güç Ünitesi’nden üretilecek elektriğin Türkiye Cumhuriyeti ulusal elektrik sistemine aktarılmasına hazır olduğunu teyit etmişti. Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom Genel Müdürü Alexey Likhachev, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un öncelikli görevi, Akkuyu NGS’nin birinci ünitesinde güç üretimine başlamak ve ilk elektriği vermek. Geçtiğimiz yılın sonunda birinci ünitenin inşaatında tamamlanma oranı yaklaşık %99’a ulaştı, devreye alma çalışmaları ise %65 oranında tamamlandı. Şu an işletmeye alma sürecinde son düzlükte olduğumuzu söyleyebiliriz. Ayrıca Türkiye’nin enerji iletim sistemiyle kesintisiz ve istikrarlı bağlantı da sağlanmış durumda. Bu yılki temel hedef, ilk elektrik enerjisinin üretimine hazırlık için Türk ve Rus denetleyici kurumlarının gözetimi altında gerekli tüm prosedürleri yürütmek olacak. Projenin hayata geçirilmesinde iki ülke liderlerinin aktif desteğini de özellikle belirtmek isterim. Bu bizim için hem büyük bir sorumluluk hem de büyük bir onur. Bizim için yeni bir ülkede, kısmen yerli üretimle ikame edilmiş ekipmanlar kullanılarak nükleer güç santrali inşa etmek, her zaman ilave zorluklar barındırmaktadır. Buna rağmen hem Türk yüklenicilerin hem de Rosatom’un tüm birimlerinin, bu yılın Türkiye’nin nükleer enerjiye kavuştuğu yıl olması için gereken her şeyi yapacağından eminim.” Taraflar, tüm aşamalarda projenin önceliğinin güvenlik olduğunu ve tüm çalışmaların kalite gereklilikleri ile uluslararası standartlara tam uyum içinde yürütüldüğünü vurguladı. Akkuyu NGS sahasındaki çalışmaların en önemli aşamalarından birini, santralin 1. Güç Ünitesi’nin işletmeye alınması için yapılan hazırlıklar oluşturuyor. Şu anda tüm sistemlerin devreye alma işlemleri ve kapsamlı kontrolleri yapılıyor. Yakın zamanda, ünitenin devreye alınmasından önceki son kontrol aşaması olan “soğuk-sıcak deneme çalışmaları”nın yapılması planlanıyor. Buna ek olarak, dört güç ünitesinin tamamında ve yardımcı tesislerde çalışmalar sürdürülüyor. Proje kapsamında, dev bir altyapı kompleksini oluşturan toplam 560 bina ve yapının inşası öngörülüyor.

Akkuyu NGS'nin 2. Güç Ünitesi’nde Turbojeneratör Statoru Kuruldu Haber

Akkuyu NGS'nin 2. Güç Ünitesi’nde Turbojeneratör Statoru Kuruldu

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) sahasında, 2. Güç Ünitesi’nin makine dairesindeki ana montaj işlemlerinden biri daha tamamlandı: Turbojeneratör Statoru tasarım konumuna yerleştirildi. Stator, nükleer güç santrali ekipmanlarının en ağır parçaları arasında yer alıyor. 437 tonluk ağırlığa, 4,2 metrelik çapa ve 12 metrelik uzunluğa sahip ekipmanın montajı, özel kaldırma ve hidrolik sistemler kullanılarak yapıldı. İşlem öncesinde, makine dairesinin sıfır kotundaki döşemenin güçlendirilmesi, geçici destek yapılarının kurulması ve ekipmanın montaj yerine taşınması için özel raylı bir sistemin döşenmesi gibi bir dizi hazırlık çalışması gerçekleştirildi. Statorun zemin seviyesinden 18,5 metre yükseklikte bulunan türbin kotuna çıkarılması, vinç kullanılmadan hidrolik bir kaldırma sistemi ile yapıldı. Bu teknoloji, daha önce Akkuyu NGS'nin 1’inci güç ünitesinin makine dairesindeki stator montajı sırasında da başarıyla uygulanmıştı. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Birinci güç ünitesine devreye alma çalışmaları devam ediyor. Aynı zamanda diğer güç ünitelerinde de inşaat ve montaj işlemleri planlandığı şekilde sürdürülüyor. Taşımacılık ve kaldırma işlerinde uzmanlaşmış deneyimli bir Türk şirketinin katılımıyla, ikinci güç ünitesinde Turbojeneratör Statorunun nakliyesini, tasarım kotuna getirilmesini ve yerleştirilmesini tamamladık. Böylece ünitenin makine dairesinde, inşaat işlerinden türbin setinin parçalarının montajına geçiyoruz. Bu da gelecekteki montaj ve devreye alma çalışmaları için gerekli zemini oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB'nin El Tipi Cihaz Yöneticisi Artık ‘Tehlikeli Alanlar’ İçin de Kullanılabiliyor Haber

ABB'nin El Tipi Cihaz Yöneticisi Artık ‘Tehlikeli Alanlar’ İçin de Kullanılabiliyor

İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, saha cihazları için evrensel bir el tipi cihaz yöneticisi olan ABB Ability™ Smart Device Manager'ın yeteneklerini tehlikeli alanlarda da kullanımını sağlayan bir sertifikayla genişletti. Smart Device Manager, bu yeni özelliği ile artık güvenlik, verimlilik ve güvenilirliğin kritik öneme sahip olduğu petrol ve gaz, kimya ve diğer endüstrilerdeki proses cihazlarının konfigürasyonunu, devreye alınmasını, tanımlanmasını ve bakımını da destekleyebiliyor. ABB'nin cihaz yönetimi portföyünün bir parçası olan Smart Device Manager, şirketin mevcut Field Information Manager (FIM) yazılımını temel alarak geliştirildi. Siber güvenlik özellikli donanımını ölçeklenebilir Windows tabanlı işlevlerle birleştiren bu cihaz, hassas cihaz verilerinin güvenliğini sağlamaya yardımcı oluyor. Aynı zamanda bu güvenlik sistemi ile desteklenmeyen eski sistemlerden kaynaklanan siber tehditlere maruz kalma riskini azaltıyor ve tesis operasyonlarındaki plansız kesintilere karşı tam koruma sağlıyor. ABB'nin Ölçüm ve Analitikler bölümünden Manjus Manu, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, "Smart Device Manager ürünümüz, endüstriyel cihaz yönetiminde uzun süredir devam eden zorluklara mükemmel bir çözüm getiriyor. Sektör, uzun zamandır, modası geçmiş cihaz yöneticilerinin parçalı iş akışlarına ve sınırlı protokol desteğine kadar kapsamlı, güvenli ve kullanımı kolay bir çözüme ihtiyaç duyuyordu. Tehlikeli alanlar için genişletilmiş sertifikasıyla Smart Device Manager ürünümüzü, operatörlerin en zorlu ortamlarda bile cihazları hızlı ve güvenli bir şekilde konfigüre etmesine ve bakımını yapmasına olanak tanıyan ölçeklenebilir ve geleceğe hazır bir araç olarak müşterilerimize sunuyoruz" ifadelerini kullandı. Hızlı, kolay ve güvenli: Smart Device Manager Smart Device Manager; tesis operatörlerinin, bakım ekiplerinin ve cihaz teknisyenlerinin saha cihazlarını üç dakikadan kısa bir sürede taramasını, tanımlamasını ve bunlara erişmesini sağlayabiliyor. Bu özellik ise güvenlik için sahada geçirilen sürenin en aza indirilmesi gereken yüksek riskli tehlikeli alanlarda yapılandırma sürelerini yaklaşık yarısına kadar indiriyor. Ayrıca Smart Device Manager, eski sistemler ile modern dijital iş akışları arasında köprü kurarak tesislerin sınırlı tedarikçi desteği, yüksek bakım maliyetleri ve dokümantasyon eksikliği gibi zorlukların üstesinden gelmesine de yardımcı olabiliyor. Böylelikle operatörler, eski ve yeni cihazları aynı şekilde yönetebilen tek ve sezgisel bir arayüzden yararlanabilirken, aynı zamanda yeni donanım gerektirmeden uzaktan destek ve gelecekteki özellik yükseltmelerine imkân sunuluyor. Smart Device Manager’in bir diğer öne çıkan özelliği de geleneksel cihaz yöneticilerinin aksine hem genel amaçlı hem de Bölge 1 tehlikeli alanlarda kullanım için onaylanmasıdır. HART, Profibus, Profinet, OPC-UA ve Ethernet-APL dâhil olmak üzere çoklu iletişim protokollerinde ABB ve üçüncü taraf cihazlarını destekleyen bu ürün, öte yandan satıcıdan bağımsız bir çözüm olmasıyla da avantaj sunuyor. Ayrıca bu ürün, Opsiyonel Power-Loop özelliği ile de cihazlara doğrudan Smart Device Manager'dan güç verilmesini sağlayarak harici güç kaynakları olmadan tezgah üstü testleri ve sahada devreye almayı daha hızlı ve basit hale getiriyor. Smart Device Manager’in cihaz yönetimini basitleştirmek için tasarlanan kolay arayüzü ise çevrimdışı şablonlar, evrensel cihaz kütüphaneleri ve otomatik güncellenen sürücüler gibi birçok özelliği bir arada sunarak devreye alma ve bakım için gereken süreyi ve çabayı en aza indiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.