Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Altyapı

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KOBİ'lerin Tahsilat Sorununa Radikal Çözüm Haber

KOBİ'lerin Tahsilat Sorununa Radikal Çözüm

Ekonomik dalgalanmaların ve nakit akışı baskısının KOBİ'ler üzerinde yoğunlaştığı bu dönemde, Özel Riskler Yönetim Merkezi (ÖRYM) koordinasyonunda hayata geçirilen Devlet Destekli Alacak Sigortası (DDAS) sisteminin önemi her zamankinden daha fazla artıyor. Ticari alacakları devlet güvencesi altına alan DDAS, KOBİ'ler için kritik bir kamu ürünü olarak öne çıkarken DDAS sistemine dahil bir sigorta şirketi olan Prive Sigorta bu güvenceyi çok daha erişilebilir hale getirdi. Bürokratik engelleri ortadan kaldıran dijital altyapı sayesinde başvuru süreçleri hızlanırken, Prive Sigorta'nın "dijital KOBİ" ve "dijital acente" ağı üzerinden yürütülen elektronik başvuru modeliyle Türkiye'nin 81 ilindeki KOBİ'ler DDAS sistemine kolaylıkla erişebiliyor. KOBİ'ler Tek Bir Panel Üzerinden Dijitalleşiyor Prive Sigorta'nın devreye aldığı yeni dijital yapı ile KOBİ'ler artık DDAS başvurularını elektronik ortamda doğrudan kendileri doldurabiliyor; başvurular tek bir platform üzerinden hem sigorta acentelerine hem de eş zamanlı olarak Prive Sigorta tarafından Özel Riskler Yönetim Merkezi'ne iletiliyor. Böylece süreç hem sadeleşiyor hem de önemli ölçüde hız kazanıyor. Bu dönüşüm, yalnızca başvuru süreçlerini kolaylaştırmakla kalmıyor; DDAS'ın çok daha geniş bir tabana yayılmasını sağlayarak sistemin sahadaki etkinliğini belirgin şekilde artırıyor. Prive Sigorta ile E-Fatura Artık Teminat ve Likidite Aracı Prive Sigorta, vadeli alacakları yalnızca sigortalamakla kalmayıp alternatif bir finansman aracına dönüştüren bir yapı sunuyor. Alacağın devri altyapısı sayesinde KOBİ'ler, vadesi gelmemiş alacaklarını DDAS güvencesiyle ödemelerde kullanabilmekte ve banka limitlerine bağlı kalmadan ticaretlerinde likidite üretebilmekte. Dijitalleşme DDAS'ın başarısına olumlu katkı sunuyor Konu ile ilgili değerlendirmede bulunan Türk Reasürans Genel Müdür Yardımcısı Ali Sertaç Canal, Devlet Destekli Alacak Sigortası'nın KOBİ'lerin ticari sürdürülebilirliğini güvence altına alan stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Dijitalleşmenin sistem üzerindeki dönüştürücü etkisine de vurgu yapan Canal, "Hayata geçirilen dijital entegrasyonlar sistemin sahadaki erişilebilirliği ve etkinliği önemli ölçüde artıyor. Bu sayede KOBİ'ler sistemi doğrudan kullanma imkanına erişiyor." ifadelerini kullandı. Canal ayrıca, DDAS'ın yalnızca işletmeleri korumakla kalmadığını, aynı zamanda ticari güven ortamını güçlendiren ve ekonomik istikrarı destekleyen bir rol üstlendiğini belirterek, "Kayıtlı ekonominin güçlenmesi, ticari ilişkilerde güvenin artması ve finansal risklerin yönetilebilir hale gelmesi açısından DDAS çok önemli bir enstrüman. Bu yapının yaygınlaşması, ülke ekonomisinin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde büyümesine katkı sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu. Prive Sigorta Genel Müdürü Ahmet Gökhan Kerem ise DDAS'ın sahadaki gerçek ihtiyaçlara doğrudan yanıt veren güçlü bir model olduğuna dikkat çekerek, "DDAS'ın KOBİ'leri yalnızca koruyan değil, aynı zamanda onların büyümesini destekleyen ve ticari hayatlarını sürdürülebilir kılan bir yapı olduğunu gördük. Bu nedenle sistemde aktif rol alma kararı aldık" dedi. Kerem, Özel Riskler Yönetim Merkezi tarafından kurgulanan bu yapının, doğru entegrasyonlarla çok daha geniş bir etki alanına ulaştığını vurgulayarak, "Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye'nin 81 ilinde faaliyet gösteren KOBİ'ler vadeli alacaklarını sigorta güvencesi altına alarak işletme sermayesine dönüştürebiliyor. Bu sayede firmalar, banka limitlerine bağımlı kalmadan ticaretlerini daha özgür, esnek ve güvenli bir zeminde sürdürebiliyor" ifadelerini kullandı. Dijital altyapının sağladığı hız ve erişilebilirliğin altını çizen Kerem, "Kurduğumuz dijital KOBİ ve dijital acente ekosistemi sayesinde başvuru süreçlerini sadeleştirirken, sistemin sahadaki yaygınlığını da önemli ölçüde artırıyoruz. Amacımız, DDAS'ı yalnızca bir sigorta ürünü olmaktan çıkarıp KOBİ'ler için aktif kullanılan bir finansal araç haline getirmek" dedi. Kerem ayrıca, bu dönüşümün Türkiye ekonomisi açısından taşıdığı öneme de değinerek, "KOBİ'lerin tahsilat risklerini yönetebildiği, nakit akışını daha sağlıklı planlayabildiği bir yapı; ticari güveni artırır, üretimi destekler ve ekonomik istikrarı güçlendirir. Biz de Prive Sigorta olarak bu dönüşümün öncülerinden biri olmaktan büyük bir heyecan ve sorumluluk duyuyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DENEYAP Türkiye 2026 E-Sınav Süreci Başlıyor Haber

DENEYAP Türkiye 2026 E-Sınav Süreci Başlıyor

DENEYAP Türkiye 2026 E-Sınavı, 10 Nisan - 8 Mayıs 2026 tarihleri arasında Türkiye genelinde 81 ilde yer alan 133 sınav merkezinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Dijital altyapı üzerinden uygulanacak sınav sayesinde adaylara standart, güvenli ve ölçülebilir bir değerlendirme süreci sunulacak. Elektronik ortamda gerçekleştirilecek sınav uygulaması, geniş katılımın etkin şekilde yönetilmesini sağlarken aynı zamanda teknoloji tabanlı ölçme-değerlendirme süreçlerinin yaygınlaştırılmasına da katkı sunuyor. Genç Yetenekler Analitik ve Problem Çözme Becerileriyle Değerlendirilecek E-Sınav süreci; adayların analitik düşünme, problem çözme ve temel yetkinliklerini ölçmeye yönelik olarak özel olarak tasarlandı. Bu aşamada başarılı olan öğrenciler, DENEYAP Teknoloji Atölyelerinde eğitim alma hakkı kazanma yolunda önemli bir adım atacak. Sınav, yalnızca akademik bilgiye değil; aynı zamanda öğrencilerin düşünme becerilerine ve potansiyellerine odaklanarak çok yönlü bir değerlendirme imkânı sunuyor. Milli Teknoloji Hamlesi Vizyonuna Katkı Türkiye’nin dört bir yanından yoğun katılımla gerçekleştirilecek olan bu büyük organizasyon, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda nitelikli insan kaynağının erken yaşta keşfedilmesini ve geliştirilmesini hedefliyor. DENEYAP Türkiye Projesi; gençlerin teknoloji üretme yetkinliklerini artırmayı, yenilikçi düşünme becerilerini geliştirmeyi ve geleceğin mühendisleri, girişimcileri ve teknoloji liderlerini yetiştirmeyi amaçlıyor. Türkiye genelinde kurulan DENEYAP Teknoloji Atölyeleri aracılığıyla öğrencilere uygulamalı eğitim imkânı sunulurken, onların bilim ve teknoloji alanlarında derinleşmeleri destekleniyor. Yoğun katılımla gerçekleşecek 2026 E-Sınav süreci, Türkiye’nin teknoloji ekosistemine yön verecek genç yeteneklerin belirlenmesinde kritik bir rol üstleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve İsviçre Yatırımları Raben’e Hem Büyüme Hem Genişleme Getirdi! Haber

Türkiye ve İsviçre Yatırımları Raben’e Hem Büyüme Hem Genişleme Getirdi!

2025 yılını globalde 2,3 milyar Euro’luk rekor ciro ve yüzde 6'nın üzerinde büyümeyle kapattıklarını belirten Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, Türkiye pazarı ile küresel etkinliklerini artırma yolunda önemli bir adım attıklarına dikkati çekti. Hollanda merkezli, Avrupa'nın köklü lojistik şirketlerinden Raben Group, makroekonomik belirsizliklerin, maliyet baskılarının ve sürücü açığının damgasını vurduğu 2025 yılını güçlü finansal ve operasyonel başarılarla geride bıraktı. Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, Grup olarak geçen yıl İsviçre ve Türkiye pazarına girdiklerini, faaliyet gösterilen ülke sayısını 17'ye çıkardıklarını belirtti. Krizde büyümeyi seçti, Türkiye ile küreselleşti 2025 yılının Avrupa’da lojistik sektörü için zorlu geçtiğini vurgulayan Çoban, "Daralan pazara ve yükselen maliyetlere rağmen ciromuz yüzde 6’lık artışla 2,3 milyar Euro'yu aştı. Sevkiyat sayımızı yüzde 5,1 artırdık, 7,8 milyon palet taşıdık. Kriz döneminde yavaşlamak yerine hızlanmayı seçtik." diye konuştu. Çoban, “Geçen yılın haziran ayında İstanbul'da kurulan yeni şirketimizle Türkiye pazarına girdik. Türk ihracatçıları için Avrupa’da önemli avantajlar sağlıyoruz. En istikrarsız piyasa koşullarında bile müşterilerimizin rekabet gücünü artırıyoruz. Türkiye’deki varlığımız, şirketimizin Avrupa Birliği ülkeleri dışına genişlemesi ve küresel bir oyuncuya dönüşmesi için en kritik eşiklerden biri oldu." bilgilerini paylaştı. Büyüme yatırımları kapsamında şirket satın almaları da yapan şirket, geçen yıl Hollanda merkezli DGO Express’i ve İsviçre'de 50 yıllık geçmişe sahip Sieber Transport’u da şirketleri arasına dâhil etti. 27 ülkede her gün 700 sefer düzenliyor Avrupa’da geçen yıl yapılan yatırımlara da değinen Çoban, 2025'te modern depolama, dijital altyapı ve gelişmiş teknoloji yatırımları hakkında şunları kaydetti: “Almanya'da, Garching bölgesinde kapasitemizi dört kat artırdığımız yeni tesise taşındık. Baden-Baden'de elektrikli araç şarj istasyonları barındıran, toplam 30.500 metrekarelik bir lojistik merkezi kurduk. Avusturya'nın Iznersdorf bölgesinde 14.000 metrekarelik yeni bir depo açtık. Romanya'da depolama kapasitemizi 32.200 metrekareye çıkardık. Slovakya ve Polonya'da yeni tesislerimizi devreye aldık. Yunanistan ve Ukrayna hatlarının ağımıza dâhil edilmesiyle Raben olarak bugün stratejik hatlarımızla toplam 27 ülkeyi kapsayan 150'den fazla rotada günlük 700 sefer düzenliyoruz. Bu devasa ağı yönetirken çevresel etkimizi de en aza indirmeyi hedefliyoruz.” Sürdürülebilirlikte en iyi yüzde 2'lik dilime girdi Çoban, sürdürülebilirlik hedeflerinin Raben’in stratejik önceliklerinin başında geldiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Bilim Tabanlı Hedefler (SBTi) çerçevesinde 2032 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 60,4 azaltmayı, 2027'ye kadar ise operasyonlarımızın yüzde 79'unu sıfır karbona dönüştürmeyi taahhüt ediyoruz. Bu alandaki çabalarımız ve yatırımlarımız da karşılığını alıyor. EcoVadis tarafından yapılan değerlendirmelerde taşımacılık sektöründe en iyi yüzde 2'lik dilime girdik, gümüş madalya kazandık.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turkcell’e 1 milyar dolarlık Uluslararası Murabaha Sendikasyonu Haber

Turkcell’e 1 milyar dolarlık Uluslararası Murabaha Sendikasyonu

Orta Doğu'da artan jeopolitik risklerin tedarik zincirini baskıladığı ve Körfez bölgesinde finansmana erişimin zorlaştığı bir süreçte gerçekleştirilen bu işlem, bir Türk şirketi tarafından yapılan bugüne kadarki en büyük kurumsal Murabaha sendikasyonu olarak kayıtlara geçti. Anlaşma, Turkcell’in uluslararası finans piyasalarındaki güçlü kredi profilini ve stratejik borçlanma kabiliyetini bir kez daha ortaya koydu. Türkiye, 1 Nisan itibarıyla 5G’ye geçiş için geri sayıma başlarken, Turkcell dijital geleceği destekleyecek stratejik bir finansman adımı daha attı. Başta Körfez merkezli olmak üzere üst düzey uluslararası bankaların yoğun ilgisiyle sonuçlanan 1 milyar dolarlık Murabaha sendikasyon kredisi, şirketin 5G ve yeni nesil teknoloji yatırımlarına güçlü bir kaynak sağlayacak. 5G ve dijital altyapı yatırımlarına güçlü destek Başlangıçta 500 milyon ABD doları olarak planlanan işlem, uluslararası piyasalardan hedeflenenin 2,4 katı fazla talep gördü ve bu güçlü yatırımcı ilgisi üzerine kredi tutarı 1 milyar dolara yükseltildi. İşlem, bir Türk şirketi tarafından gerçekleştirilen bugüne kadarki en büyük kurumsal Murabaha sendikasyonu olarak kayıtlara geçti. Sağlanan finansman; başta 5G olmak üzere, Turkcell’in yeni nesil bağlantı teknolojileri, dijital altyapı ve geleceğin iletişim çözümlerine yönelik yatırımlarını destekleyecek. HSBC’nin Lider Banka olarak görev aldığı konsorsiyumda; Kuwait Finance House, BNP Paribas, Dubai Islamic Bank, Emirates NBD, Gulf Bank, ICBC ve QNB gibi önde gelen uluslararası bankaları Yetkilendirilmiş Lider Düzenleyiciler olarak yer aldı. Faizsiz finansman ilkelerine dayalı Murabaha sendikasyonu, Turkcell’in finansman kaynaklarını çeşitlendirme stratejisini desteklerken uzun vadeli yatırım kapasitesini de güçlendirdi. İşlem, yıllık SOFR + %1,95 kâr payı ve komisyonlar dâhil yıllık toplam SOFR + %2,14 maliyet oranıyla emsalleriyle kıyaslandığında oldukça cazip bir seviyede fiyatlandı. Nihai vadesi 7 yıl olarak belirlenen krediyle, piyasa standardı kabul edilen 5 yıl vadenin üzerine çıkıldı. Kredinin ilk iki yılı anapara geri ödemesiz olarak oluşturuldu. “Turkcell’in finansal başarısı, operasyonel gücü ve yatırım vizyonuna küresel onay” Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Turkcell Grup CFO'su Kamil Kalyon, şunları söyledi: “Turkcell olarak geleceğin teknolojilerini inşa ederken, finans birimi olarak biz de bu vizyonu güçlü finansal temellerle destekleyen bir köprü görevi üstleniyoruz. Dijital dönüşüm ve ileri teknoloji yatırımlarının yarının dünyasını şekillendirebilmesi ancak sağlam bir bilanço yapısı ve çeşitlendirilmiş finansman kaynaklarıyla mümkün olabilir. Bu doğrultuda attığımız adımlar hem bugünün hedeflerini hem de geleceğin potansiyelini sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmeyi amaçlıyor. Günümüz makroekonomik ve jeopolitik koşulları dikkate alındığında, bu sendikasyon kredisine hedeflenen tutarın 2,4 katı fazla talep gelmesi, Turkcell’in finansal gücünün, sağlam bilanço yapısının ve yatırım stratejisinin uluslararası yatırımcılar tarafından güçlü şekilde desteklendiğini gösteriyor. Piyasa standartlarının üzerinde 7 yıl vade ve oldukça uygun maliyet koşulları ile sağlanan bu kaynak, 5G ve dijital altyapı yatırımlarımıza önemli bir ivme kazandırırken, finansman yapımızın çeşitlendirilmesine ve uzun vadeli büyüme hedeflerimizin desteklenmesine katkı sağlayacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Figofinans’tan İlk Yılda 5,4 Milyar TL’lik Finansman Hacmi Haber

Figofinans’tan İlk Yılda 5,4 Milyar TL’lik Finansman Hacmi

KOBİ’lerin finansmana erişimini hızlandırmak amacıyla yüzde 100 hissesi Figopara’ya ait olan Figofinans, faaliyetinin henüz başlarında olmasına karşın 2025 yılında güçlü bir büyüme performansı sergileyerek 5,4 milyar TL’lik finansmana aracılık etti. Figofinans, kısa sürede ulaştığı bu hacimle, dijital altyapı ve teknoloji odaklı iş modeli sayesinde faktoring sektöründe dikkat çeken oyuncular arasında yerini aldı. Figofinans’ın müşteri portföyünde toptan ticaret ve inşaat sektörleri öne çıkarken, tekstil ve sanayi dahil olmak üzere farklı sektörlerden işletmelere finansman sağlanıyor. Şirket, önümüzdeki dönemde ihracat faktoringi, fatura finansmanı ve ciroya dayalı finansman gibi yeni nesil çözümlerle ürün gamını genişletmeyi hedefliyor. Dijital altyapı ile uçtan uca faktoring deneyimi KOBİ’lerin işletme sermayesi ihtiyaçlarına hızlı, kolay ve kesintisiz çözümler sunma hedefiyle kurulan Figofinans, güçlü dijital altyapısı sayesinde finansmana erişim süreçlerini önemli ölçüde hızlandırıyor. Şirket, hukuki düzenlemelerin dijital akışın tam uygulanmasına olanak tanıyacağı yeni döneme de teknik ve operasyonel olarak hazır. Geliştirdiği Figosmart ürünüyle dijital analiz ve karar sistemleri sayesinde, geleneksel faktoring süreçlerinde günler sürebilen limit tahsis ve finansman süreçlerini dakikalar seviyesine indiren şirket, bu sayede işletmelere, nakit akışlarını kesintiye uğratmadan ticari faaliyetlerini sürdürme imkânı sunmak üzere tüm hazırlıklarını tamamladı. İlgili düzenlemelerin hayata geçmesiyle birlikte şirket, bu hizmetleri de müşterilerine sunmaya başlayacak. KOBİ’nin her ihtiyacına tek durakta kesintisiz hizmet Şirketin, Figopara’nın KOBİ’lere sunduğu finansmana aracılık modelini tamamlayacak şekilde ve kendi bilançosu üzerinden de kredi sağlayabilmesi adına kurulduğunu vurgulayan Figofinans Yönetim Kurulu Başkanı Koray Bahar, amaçlarının KOBİ’lerin her ihtiyacını “kesintisiz hizmet” anlayışıyla tek durakta hızlıca sağlamak olduğunun altını çizdi. Figofinans’ın, Figopara’nın güçlü teknolojik alt yapısını kullanarak nakit ihtiyacı olan KOBİ’leri dakikalar içerisinde ihtiyacına uygun olan finans kurumları ile buluşturabildiğini ifade eden Bahar, “Henüz 1 yıllık bir şirket olmamıza rağmen bilanço tarafında güçlü bir büyüme kaydettik. Ancak bizim için asıl önemli olan, dijital akışı hazır bir altyapıyı kurmuş olmamız. Figofinans olarak faturalı alacakların finansmanı konusunda uçtan uca dijital süreci tamamladık. Türkiye genelinde daha geniş bir KOBİ kitlesine ulaşmak ve dijital faktöring uygulamasını yapabilen ilkler arasında yer almak istiyoruz. 2026 yılında 17 milyar TL finansman hacmine ulaşmayı hedefliyoruz. Amacımız, KOBİ’lerin ihtiyaç duydukları finansmana hızlı, kolay ve sürdürülebilir şekilde erişmelerini sağlamak” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı Haber

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı

Etkinlikte sunum yapan isimlerden İSTEK Okulları 11. sınıf öğrencisi Defne Topaloğlu, hava kirliliğinden en çok etkilenen kişilerin günlük hayatta ne yapacaklarını bilmediklerini fark ettiklerini söyledi. Bu durumun özellikle astım hastaları ve solunum rahatsızlığı yaşayan bireyler için ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Defne, bu sorundan yola çıkarak geliştirdikleri AirBuddy adlı telefon uygulamasını anlattı. Şehir içi otobüslere yerleştirilen sensörler aracılığıyla hava kirliliği verilerinin toplandığını belirten Defne, “Uygulama sayesinde kullanıcılar bulundukları bölgedeki hava kalitesini görebiliyor. Günlük hayatta hangi saatlerde dışarı çıkmaları gerektiği ya da hangi önlemleri almaları gerektiği konusunda bilgi sahibi oluyorlar” diye konuştu. Bu sürecin kendileri için önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan Defne, “Bu çalışma bize yalnızca bir proje geliştirmeyi değil, kendimizi ifade etmeyi ve topluluk önünde konuşmayı da öğretti. Geçen yıla göre çok daha özgüvenliyim” ifadelerini kullandı. Etkinlik Arayan Öğrenci, Sponsor Arayan Kulüp Projesini sunan bir diğer isim olan Yeditepe Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri 2. sınıf öğrencisi Doruk Kadir Sezer, üniversite hayatında hemen herkesin yaşadığı ancak çoğu zaman fark edilmeyen bir eşleşme sorununa odaklandıklarını söyledi. Doruk, öğrencilerin ilgi alanlarına uygun etkinliklere ulaşmakta zorlandığını, öğrenci kulüplerinin ise etkinliklerini hayata geçirmek için sponsor bulmakta sıkıntı yaşadığını belirtti. Bu iki ihtiyacın aslında aynı noktada kesiştiğini vurgulayan Doruk, “Bir yanda etkinlik arayan öğrenciler, diğer yanda sponsor bulmakta zorlanan kulüpler var. Biz bu iki tarafı ve şirketleri aynı yapı içinde buluşturarak, herkes için daha verimli bir sistem geliştirdik. Bu soruna çözüm olarak, öğrencilerle kulüpleri ve sponsorları aynı çatı altında buluşturan bir yapı tasarladık” dedi. 61 Ekip Başvurdu, 11 Girişim Sahneye Çıktı Yeditepe Üniversitesi tarafından yürütülen Yeditepe Yeni Fikir programına bu yıl lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan 61 ekip başvurdu. Ön değerlendirme sürecinin ardından seçilen 25 ekip, eğitim ve mentörlük desteği alarak projelerini geliştirdi. Süreci başarıyla tamamlayan 6 üniversite ve 5 lise ekibi olmak üzere toplam 11 girişim, Demo Day kapsamında projelerini yatırımcıların karşısına çıkardı. Genç girişimciler; yapay zeka, dijital altyapı, savunma, derin teknoloji, akıllı şehirler, sürdürülebilirlik, tüketici elektroniği, sağlık ve gıda gibi alanlarda geliştirdikleri projeleri sundu. Sunumların ardından girişimcilere katılım sertifikaları verildi. “Bilgiyi Üretmek Yetmiyor, Çözüm Üretmek Gerekiyor” Yeditepe Yeni Fikir Demo Day etkinliğinde değerlendirmelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, önümüzdeki yıllarda teknoloji alanında çok hızlı bir dönüşüm yaşanacağına dikkat çekti. Bayat, bu dönüşüme erken uyum sağlayan kurumların ve ülkelerin önemli avantajlar elde edeceğini belirterek, değişime direnmenin hem maliyetleri artıracağını hem de üniversitelerle sektörler arasında ciddi farklar oluşturacağını söyledi. Bilgi üretim süreçlerinin yapay zeka destekli sistemlerle hızlandığını belirten Bayat, “Artık bilginin yalnızca üretilmiş olması yeterli değil. Önemli olan, bu bilginin gerçek bir probleme çözüm getirip getirmediği. Üniversiteler ve sektör, üretilen bilginin doğruluğunu ve uygulamaya dönüşüp dönüşmediğini daha fazla sorgulamak zorunda” ifadelerini kullandı. Üniversite olarak girişimcilik odaklı bir eğitim modeli benimsediklerini vurgulayan Bayat, Teknoloji Transfer Ofisi, araştırma merkezleri, ön kuluçka ve kuluçka yapılarının bütüncül bir anlayışla çalıştığını söyledi. Bayat, “Öğrenciler yalnızca akademik bilgiyle değil, girişimcilik kültürüyle de yetiştirilmeli” dedi. “Gençlerin Fikirlerinin Sahaya Çıkması Çok Önemli ve Değerli” Etkinlikte konuşan Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol ise genç yaşta geliştirilen fikirlerin gerçek ekosistemle buluşmasının önemine dikkat çekti. Akyol, “Teknoparklar yalnızca teknoloji üretilen alanlar değil, aynı zamanda fikirlerin olgunlaştığı, test edildiği ve yatırımcıyla buluştuğu yapılardır. Liseli ve üniversiteli öğrencilerin bu yaşta projelerini sahaya çıkarması son derece önemli ve değerli” dedi. Üniversite–sanayi iş birliklerinin girişimcilik ekosisteminin temel taşı olduğunu vurgulayan Akyol, “Bu tür programlar, gençlerin yalnızca fikir üretmesini değil, aynı zamanda iş dünyasının beklentilerini erken aşamada tanımasını sağlıyor. Teknopark İstanbul olarak bu temasın güçlenmesine büyük önem veriyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Yapay Zeka Deneyimi Yerel Dönüşümü Hızlandırabilir mi? Haber

Küresel Yapay Zeka Deneyimi Yerel Dönüşümü Hızlandırabilir mi?

Küresel yapay zeka uçurumunun derinleşmesini önleme konusu, özellikle Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu başta olmak üzere son haftalarda uluslararası gündemde geniş yer tutuyor. SAS Güvenilir Yapay Zeka Baş Uzmanı Dr. Josefin Rosén ile Global Center on AI Governance’dan Dr. Rachel Adams ve Selamawit Engida Abdella tarafından kaleme alınan “Kısıtlamadan Kapasiteye: Küresel Güney’de Yapay Zeka Anlatısını Dönüştürmek” başlıklı rapor, doğru yatırım yapıldığında; veri eksikliği, altyapı yetersizliği veya eğitim noksanlığı gibi engellerin nasıl birer avantaja dönüştürülebileceğini ortaya koyuyor. SAS Güvenilir Yapay Zeka Baş Uzmanı Dr. Josefin Rosén, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Küresel yapay zeka uçurumu, yeni bir eşitsizlik biçimi yaratma riski taşıyor. Ancak yatırımları; yapay zeka yetkinlikleri, temsil gücü yüksek veriye erişim ve kapsayıcı yönetişim modelleri gibi doğru alanlara yönlendirirsek, Küresel Güney, yapay zekanın geleceğini şekillendirmede aktif ve anlamlı bir rol üstlenebilir. Buradaki asıl mesele, bakış açısını kısıtlamalardan fırsatlara kaydırmaktır." Raporda özellikle iki temel faktöre dikkat çekiliyor: Büyüyen, dijital yerli bir nüfus: Dünya genç nüfusunun çoğunluğu Küresel Güney'de bulunuyor ve bu nesil dijital teknolojilerle iç içe büyüyor.Yapay zeka yönetişimini temelden inşa etme fırsatı: Miadını doldurmuş teknik sistemlere (legacy systems) sahip olmayan ülkeler, etik ve sürdürülebilir modelleri en baştan geliştirme şansına sahip. Global Center on AI Governance CEO'su Dr. Rachel Adams ise şunları ekledi: "Bu bir yardım meselesi değil, potansiyeli değerlendirme ve küresel istikrara katkıda bulunma meselesidir. Dünyanın büyük bir kısmını dışlayan bir yapay zeka gelişimi, hem ekonomik hem de jeopolitik güvenliği sarsma riski barındırır. Bu rapor, daha kapsayıcı bir yapay zeka ekosisteminin sadece mümkün değil, aynı zamanda zorunlu olduğunu gösteriyor." Rapor, günümüzdeki yapay zeka geliştirme süreçlerinin genellikle Batı merkezli modellere ve kapsayıcı olmayan verilere dayandığı, bunun da bağımlılık riskini artırarak Küresel Güney'in kendi kaderini tayin etme gücünü zayıflattığı konusunda uyarıda bulunuyor. Öte yandan; kırsal bölgelerde yapay zeka eğitimi, yerel dil modellerine yapılan yatırımlar ve kamu, akademi ile iş dünyası arasındaki yenilikçi iş birlikleri gibi somut çözüm örnekleri de sunuluyor. Raporu değerlendiren SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri şu ifadeleri kullandı: “Yapay zekadaki küresel deneyim önemli bir referans çerçevesi sunuyor. Ancak sürdürülebilir ve ölçülebilir değer yaratmak için bu birikimin yerel mevzuata, veri yapılarına ve sektör dinamiklerine uyarlanması şart. Gerçek dönüşüm, veriden değer üretilerek topluma katkı sağlandığı noktada anlam kazanır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçlü veri yönetişimi ilkeleriyle yaklaşıldığında, güvenilir yapay zeka hem kurumlar hem de ülkeler için uzun vadeli rekabet avantajı sağlar ve bu değeri gelecek nesiller için korur. Türkiye'de yapay zeka adaptasyonunun hızlandığı bu dönemde, küresel en iyi uygulamalar ile yerel öncelikler arasında doğru dengeyi kurmak kritik önem taşıyor.” Yapay zeka, yalnızca teknolojik bir değişim değil, aynı zamanda ekonomik ve idari bir dönüşümü temsil ediyor. Bugün atılan stratejik adımlar, ülkelerin yapay zeka çağında sadece birer "teknoloji tüketicisi" mi kalacağını yoksa aktif birer "değer üreticisi ve oyun kurucu" mu olacağını belirleyecek. Rapor ayrıca; eğitim seferberliği, dijital altyapı yatırımları, veri egemenliği yönetimi ve yapay zeka modellerinin eğitimine daha fazla insanı dahil etmek için sentetik veri kullanımı gibi konularda somut strateji önerileri içeriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom Altyapısıyla Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası Haber

Türk Telekom Altyapısıyla Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası

Şampiyonalar, Türkiye’de eş zamanlı olarak beş ayrı televizyon kanalından Htspor, Dsmart, Tabii Spor, Sıfır Tv ve MXGP TV’den canlı yayınlanırken, Uluslararası Motosiklet Federasyonu (FIM) yayın ağı üzerinden 90 ülkede uydu yayınlarıyla izleyicilere ulaştı. Organizasyonun potansiyel erişimi 1 milyara yakın izleyiciye ulaşarak küresel ölçekte dikkat çekti. Spor ve Teknolojinin Güçlü İş Birliği Etkinliğin teknoloji altyapısında Türk Telekom’un güçlü iletişim ve internet desteği öne çıktı. Yaklaşık 2.000 metre rakımlı Handüzü Yaylası gibi zorlu coğrafi koşullara sahip bir bölgede, Türk Telekom’un sağladığı yüksek hızlı ve kesintisiz internet altyapısı sayesinde medya merkezinden canlı yayın noktalarına kadar tüm iletişim sorunsuz şekilde sağlandı. Böylece ulusal ve uluslararası yayın kuruluşları kesinti yaşamadan canlı yayınlarını gerçekleştirdi. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Rize Valiliği, Yeşilay ve Türkiye Motosiklet Federasyonu’nun katkılarıyla düzenlenen organizasyonun ana sponsorluğunu Türk Telekom üstlendi. Türk Telekom’un dijital altyapı gücü, organizasyonun dünya standartlarında gerçekleştirilmesinde kilit rol oynadı. FIM’in prestijli organizasyonları arasında yer alan Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası, dünyanın en iyi sporcularını bir araya getirirken motor sporları tutkunlarına heyecan dolu anlar yaşattı. Organizasyon, Türkiye’nin motor sporlarındaki yetkinliğini ve spor turizmindeki yükselişini bir kez daha gözler önüne serdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka, Robotlar ve VR Aile Yaşamını Yeniden Tanımlıyor Haber

Yapay Zeka, Robotlar ve VR Aile Yaşamını Yeniden Tanımlıyor

Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından gerçekleştirilen küresel ankete* göre, Türkiye’deki katılımcıların %93'ü dijitalleşmenin önümüzdeki on yıl içinde ailelerin ortak boş zaman aktivitelerini kökten değiştireceğine inanıyor. Bu değişim, bağ kurma süreçlerinin ileri teknoloji aracılığıyla sağlandığı, beraberinde hem yeni ritüelleri hem de yeni zorlukları getiren bir geleceğe işaret ediyor. Ekran süresi aile zamanına dönüşüyor ve riskleri de beraberinde getiriyor Türkiye’deki katılımcıların %56'sı, yapay zeka destekli uyku öncesi masallarının bir norm haline geleceğini öngörüyor; bu oran küresel çapta 18-34 yaş grubunda ise %53 seviyesinde seyrediyor. Günümüzde uygulamalar ve akıllı cihazlar; özelleştirilebilir karakterler ve olay örgüleriyle yapay zeka anlatımlı hikayeler sunabiliyor. Bu durum, yoğun ebeveynler için yenilikçi bir yardımcı, çocuklar içinse sonsuz sabırlı ve etkileşimli bir hikaye anlatıcısı anlamına geliyor. Öte yandan, Türkiye'deki ailelerin %40'ının çocukların gerçek evcil hayvanlar yerine dijital olanları tercih edeceğini öngörmesi, insanın en sadık dostunun tarihteki ilk büyük güncellemesini almaya hazırlandığını gösteriyor. Ancak, yapay zekanın bir çocuğun hayatını zenginleştirme potansiyeli olsa da bu durum beraberinde yüksek bir dikkat gerekliliğini getiriyor. Çocuklar masallar veya öğrenme amacıyla yapay zeka ile etkileşime girdiğinde ebeveynlerin proaktif olması şart. Çocuğun verilerini veya ses etkileşimlerini gereksiz yere saklamayan ya da kötüye kullanmayan, güçlü gizlilik politikalarına sahip hizmetler seçilmeli. Ayrıca, içeriği kısıtlamak ve ekran süresini dengelemek için Kaspersky Safe Kids gibi dijital ebeveynlik asistanlarıyla kontrol mekanizmaları güçlendirilmelidir. Ebeveynlerin yapay zeka etkileşimlerini yeni bir "dijital oyun alanı" olarak görmeleri; oturum sürelerini sınırlamak için ebeveyn denetimlerini kullanmaları, denetlenmiş ve yaşa uygun platformları seçmeleri önem taşıyor. En önemlisi ise bu hikayelerin ne olduğu ve nasıl oluşturulduğu konusunda çocuklarla açık bir diyalog sürdürülmelidir. Çocuklara yapay zekanın bir arkadaş değil, bir araç olduğu anlatılmalı; tıpkı fiziksel dünyada olduğu gibi, herhangi bir tuhaf veya rahatsız edici etkileşimi bildirmeleri konusunda teşvik edilmelidirler. Buradaki asıl hedef, yapay zekanın insan etkileşimini ikame etmesi değil, ebeveyn sesindeki huzuru tamamlayan bir unsur olmasıdır. Dijital Mumları Üflemek Türkiye’de katılımcıların %56'sı aile kutlamalarının standart bir uygulama olarak video konferans formatına taşınacağını öngörüyor. Öte yandan, katılımcıların %29'u aile tatillerinin tamamen sanal gerçeklik (VR) ortamında gerçekleşeceğini hayal edebiliyor. Bu durum kulağa bilim kurgu gibi gelse de on yıl öncesine kadar bugün kullandığımız üretken yapay zeka teknolojilerinin bu denli yaygınlaşacağı da tahmin edilmiyordu. Bu tablo, ailelerin dijital etkinliklerinin geleceğinin tek tip bir dalga halinde değil; kültürel açık yapı ve dijital altyapı tarafından şekillendirilen bir dizi evrimle gerçekleşeceğini vurguluyor. Kaspersky gibi siber güvenlik liderleri için bu gelişen ortam, evin en mahrem alanlarında yeni risk vektörleri anlamına geliyor. Geleceğin ailesi için dijital evi hazırlamak Katılımcıların yüzde 57’si, ev robotlarının aile bireyleri gibi görülmeye başlanacağını düşünüyor. Sesle çalışan kişisel asistanların veya otonom robot süpürgelerin ötesine geçen bu cihazlar; ders anlatabilen, oyun oynayabilen ya da arkadaşlık sunabilen somut yapay zekâ yoldaşları olarak konumlanıyor. Ancak siber saldırganların gözünde, bir VR gözlüğünden robot bakıcılara kadar her yeni cihaz potansiyel bir giriş noktası anlamına geliyor. Güvenliği sağlamak için varsayılan şifreler mutlaka değiştirilmeli, tüm cihazların yazılımları düzenli olarak güncellenmeli ve ev ağı segmentlere ayrılmalıdır. Kaspersky Premium’un Smart Home Monitor özelliği, kullanıcıların ev Wi-Fi ağını 7/24 tarar; ağa bağlı cihazların türü, işletim sistemi ve IP adresi gibi bilgileri listeler ve yeni ya da bilinmeyen bir cihaz bağlandığında uyarı verir. Robotlar, yapay zekâ ve sanal gerçeklik cihazları aile yaşamının bir parçası haline geldikçe, güvenlik bir sonradan eklenen unsur değil, en baştan inşa edilmesi gereken bir temel olmalıdır. Kaspersky META Bölgesi Tüketici Kanalı Başkanı Seifallah Jedidi konuyla ilgili şunları söylüyor: “Teknolojinin hızla gelişmesi aileyi parçalamıyor; aksine paylaşılan alanları yeniden tanımlıyor. Küresel çoğunluğun öngördüğü gelecek, dijital ve fiziksel deneyimlerin iç içe geçerek yeni bir birliktelik anlayışı yarattığı bir dünya. Bir büyükanne ya da büyükbabanın bir doğum günü kutlamasına hologramla katılması ya da kardeşlerin dünyanın farklı köşelerinden aynı dijital evcil hayvana birlikte bakması buna örnek. Asıl mesele ve fırsat, bilinçli şekilde güvenli dijital ortamlar inşa etmek; bu ortamların güvenli, saygılı ve nihayetinde bizi birbirimize daha da yakınlaştıran araçlar olmasını sağlamak.” *Araştırma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden 3.000 kişi ankete katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.