Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Altyapı

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Legrand Elektrik, Bu Yıl da İSO 500 Listesindeki Yerini Güçlendirdi Haber

Legrand Elektrik, Bu Yıl da İSO 500 Listesindeki Yerini Güçlendirdi

2011 yılından bu yana kesintisiz olarak listede bulunan Legrand Elektrik, bu yıl bir önceki döneme göre 9 sıra yükselerek 442. sırada konumlandı. Türkiye’nin üretim gücüne katkı sağlamayı sürdüren Legrand Türkiye Grubu, elde ettiği bu başarıyla güçlü üretim altyapısını ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl hazırlanan Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500) araştırmasının sonuçları açıklandı. Legrand Grup’un Türkiye yapılanması bünyesinde Legrand, İnform ve Estap şirketleri ile Bticino markasını barındıran Legrand Türkiye Grubu şirketlerinden Legrand Elektrik Sanayi A.Ş., Türkiye sanayisinin öncü kuruluşlarının yer aldığı listede bu yıl da kendine yer buldu. Uzun yıllardır Türkiye’de üretim faaliyetlerini sürdüren Legrand Elektrik, istikrarlı performansı ve güçlü üretim kabiliyetiyle sanayi sektöründeki konumunu güçlendirmeye devam ediyor. Elektrik ve dijital altyapı çözümleri alanındaki uzmanlığıyla farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik ürün ve sistemler geliştiren Legrand Elektrik, binaların daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesine katkı sağlayan çözümler sunuyor. Türkiye’nin değişen ihtiyaçlarına cevap veren teknolojiler geliştirmeye odaklanan Legrand Elektrik, faaliyet gösterdiği alanlarda değer yaratmaya devam ediyor. “Sürdürülebilir Büyüme Hedeflerimiz Doğrultusunda İlerlemeyi Sürdüreceğiz” 2025 yılındaki net satışlar temel alınarak hazırlanan İSO 500 Listesi’nin sonuçlarını değerlendiren Legrand Türkiye Grubu Ülke Müdürü ve CEO’su Pascal Decons, “Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarını ortaya koyan İSO 500 listesinde bu yıl da yer almaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz. 2011 yılından bu yana kesintisiz olarak bu değerli listede yer almamız, Türkiye’deki güçlü üretim altyapımızın, yenilikçi yaklaşımımızın ve ekiplerimizin özverili çalışmalarının önemli bir göstergesi. Bu başarıyı müşterilerimize, iş ortaklarımıza ve ülkemiz sanayisine sunduğumuz katma değerin bir yansıması olarak görüyoruz. Legrand Türkiye Grubu olarak dijitalleşme, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürürken, müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına yanıt veren ürün ve çözümler geliştirmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de üretim kabiliyetlerimizi güçlendirmeye, yenilikçi çözümlerimizi yaygınlaştırmaya ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine değer katmaya devam edeceğiz.” açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Açık Holding'de İki Stratejik Atama Haber

Açık Holding'de İki Stratejik Atama

Yeni organizasyon yapısı doğrultusunda Boreas Genel Müdürü Selçuk Şentürk, Açık Holding Operasyonlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Chief Operating Officer olarak atanırken, Boreas’ın Genel Müdürlük görevine teknoloji sektörünün deneyimli yöneticilerinden İsmail Yamangil getirildi. Dijital dönüşüm, veri merkezi yatırımları ve sürdürülebilir teknoloji çözümlerinin küresel ölçekte önem kazandığı bir dönemde Açık Holding, büyüyen operasyonlarını daha entegre bir yapıyla yönetmeyi hedefliyor. Telekomünikasyon ve bilişim teknolojileri, havacılık ve savunma sanayii, dijital altyapı teknolojileri, sağlık ve sağlık teknolojileri, mühendislik, inşaat ve gayrimenkul ile turizm olmak üzere stratejik sektörlerde faaliyet gösteren Açık Holding, yeni liderlik yapılanmasıyla operasyonel mükemmeliyet, çeviklik ve grup genelinde entegre iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Operasyonel Yönetim Selçuk Şentürk’e Emanet Açık Holding’in önde gelen şirketleri CES İleri Kompozit ve Boreas’ta gerçekleştirdiği başarılı dönüşüm projeleri ve operasyonel yönetim performansıyla dikkat çeken Selçuk Şentürk, yeni görevinde Açık Holding bünyesindeki tüm iştiraklerin operasyonel süreçlerinden sorumlu olacak. Şentürk, veriye dayalı yönetim modelleri, süreç optimizasyonu, sürdürülebilirlik programları ve uluslararası operasyonların koordinasyonuna liderlik edecek. Boreas’ta Yeni Dönem: İsmail Yamangil İklimlendirme teknolojileri ve veri merkezi altyapı çözümleri alanında faaliyet gösteren Boreas’ın uluslararası ölçekte büyüme stratejisini bir sonraki aşamaya taşımak amacıyla, Schneider Electric’te (Türkiye ve Orta Asya) Genel Müdür rolü de dahil olmak üzere uzun yıllar çeşitli üst düzey görevlerde bulunan Yamangil, Boreas Genel Müdürü olarak göreve başladı. Açık Holding yönetimi tarafından yapılan değerlendirmede, söz konusu atamaların grubun küresel büyüme hedefleri, teknoloji odaklı yatırım stratejileri ve sürdürülebilir değer yaratma vizyonuna önemli katkı sağlayacağı belirtildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

750 MW’lık Yapay Zekâ Kampüsüne 290 Milyon Dolarlık Schneider Electric İmzası Haber

750 MW’lık Yapay Zekâ Kampüsüne 290 Milyon Dolarlık Schneider Electric İmzası

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric ile dijital altyapıya yönelik sıvı soğutma teknolojisinde öne çıkan yenilikçi Motivair by Schneider Electric, TeraWulf’un hızla büyüyen Lake Mariner veri merkezi kampüsü için 290 milyon doları aşkın yapay zekâ altyapı çözümünün aşamalı teslimat sürecini başarıyla ilerlettiğini duyurdu. İş birliği; üç şirketin yapay zekâ çağı için hızlandırılmış, ölçeklenebilir ve güvenilir hesaplama kapasitesini mümkün kılma yönündeki ortak kararlılığını ortaya koyuyor. “Güce erişim süresi” ABD’deki yapay zekâ büyümesinin belirleyici kısıtı hâline gelmişken proje; entegre güç, soğutma ve dijital zekânın yeni kapasiteyi yapay zekâ çağının gerektirdiği hızla devreye alabileceğini gösteriyor. Tüm yapılanma tamamlandığında Lake Mariner’ın 750 MW’a varan güç talebini desteklemesi öngörülüyor. Kampüs, mevcut endüstriyel sahayı ve var olan güç altyapısını değerlendirerek bu alanı yeni nesil bir dijital altyapı kampüsüne dönüştürüyor. Buffalo yakınlarındaki Barker, New York’ta (ABD) yer alan kampüs; HPC, bulut ve yapay zekâ iş yüklerini desteklemek için Motivair’in sektör lideri sıvı soğutma çözümlerinden ve Schneider Electric’in entegre güç altyapısından yararlanıyor. İş birliği; teknik tasarımı, mühendislik uzmanlığını, ileri enerji altyapısını, yenilikçi soğutma teknolojilerini ve destekleyici yazılım ve hizmetleri bir araya getirerek TeraWulf’un yapay zekâya hazır veri merkezlerine yönelik artan talebi karşılamasına yardımcı oluyor. Böylece enerji kullanımı ve operasyonel performansın iyileştirilmesine katkı sağlanıyor. Düşük maliyetli, güvenilir güç ve ölçeklenebilir altyapıdan yararlanmak üzere stratejik bir konumda kurulan Lake Mariner kampüsü; ana kiracıları Core42 ve Google destekli Fluidstack’in uzun vadeli kiralama taahhütleriyle destekleniyor. Saha, enerji bileşimi yaklaşık %89 oranında sıfır karbon olan New York bölgesel elektrik şebekesinden besleniyor ve müşterilerin HPC ve yapay zekâ iş yüklerini desteklemek için kayda değer ek güç kapasitesi sunuyor. TeraWulf Operasyon Direktörü (COO) Sean Farrell, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “TeraWulf’un stratejisinin merkezinde, yapay zekâ ve HPC iş yüklerinin artan yoğunluğunu destekleyebilecek ölçeklenebilir ve enerji açısından verimli bir altyapı sunmak yer alıyor. Schneider Electric ve Motivair gibi sektör liderleriyle yakın iş birliği içinde çalışarak Lake Mariner tesislerimizde yapay zekâya hazır kapasitenin gelişimini hızlandırıyor; aynı zamanda uzun vadeli müşteri talebini karşılamak için gereken güçlü operasyonel temelleri sağlamlaştırıyoruz.” Projenin önde gelen stratejik enerji teknolojisi ortağı olarak Schneider Electric ve Motivair’in, zorlu inşaat ve operasyon takvimlerini karşılaması gerekiyordu. Çünkü TeraWulf, sahayı on iki aylık bir süre içinde amaca özel tasarlanmış bir dizi yapay zekâ veri merkezine dönüştürmeyi hedefliyordu. TeraWulf ayrıca Schneider Electric Galaxy VX Kesintisiz Güç Kaynağı (UPS), Galaxy Lityum-iyon Batarya Sistemleri, Motivair Soğutucu Dağıtım Üniteleri (CDU), In-Rack Manifold’lar ve ChilledDoors ile NetShelter Raf ve Kabinlerini devreye almak için teknik tasarım ve mühendislik desteğine ihtiyaç duydu. Bunlara ek olarak, gelişmiş izleme ve dijital zekâ için Schneider Electric’in ödüllü yazılım çözümü EcoStruxure IT Data Center Expert entegre edildi; Motivair Client Services ise riski öngörmek, kesintileri en aza indirmek ve soğutma yatırımından en yüksek verimi almak amacıyla devreye alındı. Schneider Electric Güvenli Güç ve Veri Merkezlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Manish Kumar ise şunları söyledi: “Yapay zekâ altyapısına yönelik talep hızlanırken ‘güce erişim süresi’, büyümenin belirleyici kısıtı hâline geldi. Operatörlerin; büyük ölçekli yapay zekâ veri merkezi kurulumlarını hızla hayata geçirmek için ileri altyapıyı, hizmetleri ve enerji teknolojisi uzmanlığını bir araya getirebilecek ortaklara ihtiyacı var. TeraWulf ile iş birliğimiz; mevcut bir endüstriyel sahada saha içi gücü, yapay zekâ destekli otomasyonu, ileri sıvı soğutmayı ve dijital zekâyı bir araya getiren stratejik bir model ortaya koyuyor. Bu yapay zekâ çağının gerektirdiği hız ve ölçekte dayanıklı, verimli ve ölçeklenebilir veri merkezi çözümleri sunuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOBİ'lerin Tahsilat Sorununa Radikal Çözüm Haber

KOBİ'lerin Tahsilat Sorununa Radikal Çözüm

Ekonomik dalgalanmaların ve nakit akışı baskısının KOBİ'ler üzerinde yoğunlaştığı bu dönemde, Özel Riskler Yönetim Merkezi (ÖRYM) koordinasyonunda hayata geçirilen Devlet Destekli Alacak Sigortası (DDAS) sisteminin önemi her zamankinden daha fazla artıyor. Ticari alacakları devlet güvencesi altına alan DDAS, KOBİ'ler için kritik bir kamu ürünü olarak öne çıkarken DDAS sistemine dahil bir sigorta şirketi olan Prive Sigorta bu güvenceyi çok daha erişilebilir hale getirdi. Bürokratik engelleri ortadan kaldıran dijital altyapı sayesinde başvuru süreçleri hızlanırken, Prive Sigorta'nın "dijital KOBİ" ve "dijital acente" ağı üzerinden yürütülen elektronik başvuru modeliyle Türkiye'nin 81 ilindeki KOBİ'ler DDAS sistemine kolaylıkla erişebiliyor. KOBİ'ler Tek Bir Panel Üzerinden Dijitalleşiyor Prive Sigorta'nın devreye aldığı yeni dijital yapı ile KOBİ'ler artık DDAS başvurularını elektronik ortamda doğrudan kendileri doldurabiliyor; başvurular tek bir platform üzerinden hem sigorta acentelerine hem de eş zamanlı olarak Prive Sigorta tarafından Özel Riskler Yönetim Merkezi'ne iletiliyor. Böylece süreç hem sadeleşiyor hem de önemli ölçüde hız kazanıyor. Bu dönüşüm, yalnızca başvuru süreçlerini kolaylaştırmakla kalmıyor; DDAS'ın çok daha geniş bir tabana yayılmasını sağlayarak sistemin sahadaki etkinliğini belirgin şekilde artırıyor. Prive Sigorta ile E-Fatura Artık Teminat ve Likidite Aracı Prive Sigorta, vadeli alacakları yalnızca sigortalamakla kalmayıp alternatif bir finansman aracına dönüştüren bir yapı sunuyor. Alacağın devri altyapısı sayesinde KOBİ'ler, vadesi gelmemiş alacaklarını DDAS güvencesiyle ödemelerde kullanabilmekte ve banka limitlerine bağlı kalmadan ticaretlerinde likidite üretebilmekte. Dijitalleşme DDAS'ın başarısına olumlu katkı sunuyor Konu ile ilgili değerlendirmede bulunan Türk Reasürans Genel Müdür Yardımcısı Ali Sertaç Canal, Devlet Destekli Alacak Sigortası'nın KOBİ'lerin ticari sürdürülebilirliğini güvence altına alan stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Dijitalleşmenin sistem üzerindeki dönüştürücü etkisine de vurgu yapan Canal, "Hayata geçirilen dijital entegrasyonlar sistemin sahadaki erişilebilirliği ve etkinliği önemli ölçüde artıyor. Bu sayede KOBİ'ler sistemi doğrudan kullanma imkanına erişiyor." ifadelerini kullandı. Canal ayrıca, DDAS'ın yalnızca işletmeleri korumakla kalmadığını, aynı zamanda ticari güven ortamını güçlendiren ve ekonomik istikrarı destekleyen bir rol üstlendiğini belirterek, "Kayıtlı ekonominin güçlenmesi, ticari ilişkilerde güvenin artması ve finansal risklerin yönetilebilir hale gelmesi açısından DDAS çok önemli bir enstrüman. Bu yapının yaygınlaşması, ülke ekonomisinin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde büyümesine katkı sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu. Prive Sigorta Genel Müdürü Ahmet Gökhan Kerem ise DDAS'ın sahadaki gerçek ihtiyaçlara doğrudan yanıt veren güçlü bir model olduğuna dikkat çekerek, "DDAS'ın KOBİ'leri yalnızca koruyan değil, aynı zamanda onların büyümesini destekleyen ve ticari hayatlarını sürdürülebilir kılan bir yapı olduğunu gördük. Bu nedenle sistemde aktif rol alma kararı aldık" dedi. Kerem, Özel Riskler Yönetim Merkezi tarafından kurgulanan bu yapının, doğru entegrasyonlarla çok daha geniş bir etki alanına ulaştığını vurgulayarak, "Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye'nin 81 ilinde faaliyet gösteren KOBİ'ler vadeli alacaklarını sigorta güvencesi altına alarak işletme sermayesine dönüştürebiliyor. Bu sayede firmalar, banka limitlerine bağımlı kalmadan ticaretlerini daha özgür, esnek ve güvenli bir zeminde sürdürebiliyor" ifadelerini kullandı. Dijital altyapının sağladığı hız ve erişilebilirliğin altını çizen Kerem, "Kurduğumuz dijital KOBİ ve dijital acente ekosistemi sayesinde başvuru süreçlerini sadeleştirirken, sistemin sahadaki yaygınlığını da önemli ölçüde artırıyoruz. Amacımız, DDAS'ı yalnızca bir sigorta ürünü olmaktan çıkarıp KOBİ'ler için aktif kullanılan bir finansal araç haline getirmek" dedi. Kerem ayrıca, bu dönüşümün Türkiye ekonomisi açısından taşıdığı öneme de değinerek, "KOBİ'lerin tahsilat risklerini yönetebildiği, nakit akışını daha sağlıklı planlayabildiği bir yapı; ticari güveni artırır, üretimi destekler ve ekonomik istikrarı güçlendirir. Biz de Prive Sigorta olarak bu dönüşümün öncülerinden biri olmaktan büyük bir heyecan ve sorumluluk duyuyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DENEYAP Türkiye 2026 E-Sınav Süreci Başlıyor Haber

DENEYAP Türkiye 2026 E-Sınav Süreci Başlıyor

DENEYAP Türkiye 2026 E-Sınavı, 10 Nisan - 8 Mayıs 2026 tarihleri arasında Türkiye genelinde 81 ilde yer alan 133 sınav merkezinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Dijital altyapı üzerinden uygulanacak sınav sayesinde adaylara standart, güvenli ve ölçülebilir bir değerlendirme süreci sunulacak. Elektronik ortamda gerçekleştirilecek sınav uygulaması, geniş katılımın etkin şekilde yönetilmesini sağlarken aynı zamanda teknoloji tabanlı ölçme-değerlendirme süreçlerinin yaygınlaştırılmasına da katkı sunuyor. Genç Yetenekler Analitik ve Problem Çözme Becerileriyle Değerlendirilecek E-Sınav süreci; adayların analitik düşünme, problem çözme ve temel yetkinliklerini ölçmeye yönelik olarak özel olarak tasarlandı. Bu aşamada başarılı olan öğrenciler, DENEYAP Teknoloji Atölyelerinde eğitim alma hakkı kazanma yolunda önemli bir adım atacak. Sınav, yalnızca akademik bilgiye değil; aynı zamanda öğrencilerin düşünme becerilerine ve potansiyellerine odaklanarak çok yönlü bir değerlendirme imkânı sunuyor. Milli Teknoloji Hamlesi Vizyonuna Katkı Türkiye’nin dört bir yanından yoğun katılımla gerçekleştirilecek olan bu büyük organizasyon, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda nitelikli insan kaynağının erken yaşta keşfedilmesini ve geliştirilmesini hedefliyor. DENEYAP Türkiye Projesi; gençlerin teknoloji üretme yetkinliklerini artırmayı, yenilikçi düşünme becerilerini geliştirmeyi ve geleceğin mühendisleri, girişimcileri ve teknoloji liderlerini yetiştirmeyi amaçlıyor. Türkiye genelinde kurulan DENEYAP Teknoloji Atölyeleri aracılığıyla öğrencilere uygulamalı eğitim imkânı sunulurken, onların bilim ve teknoloji alanlarında derinleşmeleri destekleniyor. Yoğun katılımla gerçekleşecek 2026 E-Sınav süreci, Türkiye’nin teknoloji ekosistemine yön verecek genç yeteneklerin belirlenmesinde kritik bir rol üstleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve İsviçre Yatırımları Raben’e Hem Büyüme Hem Genişleme Getirdi! Haber

Türkiye ve İsviçre Yatırımları Raben’e Hem Büyüme Hem Genişleme Getirdi!

2025 yılını globalde 2,3 milyar Euro’luk rekor ciro ve yüzde 6'nın üzerinde büyümeyle kapattıklarını belirten Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, Türkiye pazarı ile küresel etkinliklerini artırma yolunda önemli bir adım attıklarına dikkati çekti. Hollanda merkezli, Avrupa'nın köklü lojistik şirketlerinden Raben Group, makroekonomik belirsizliklerin, maliyet baskılarının ve sürücü açığının damgasını vurduğu 2025 yılını güçlü finansal ve operasyonel başarılarla geride bıraktı. Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, Grup olarak geçen yıl İsviçre ve Türkiye pazarına girdiklerini, faaliyet gösterilen ülke sayısını 17'ye çıkardıklarını belirtti. Krizde büyümeyi seçti, Türkiye ile küreselleşti 2025 yılının Avrupa’da lojistik sektörü için zorlu geçtiğini vurgulayan Çoban, "Daralan pazara ve yükselen maliyetlere rağmen ciromuz yüzde 6’lık artışla 2,3 milyar Euro'yu aştı. Sevkiyat sayımızı yüzde 5,1 artırdık, 7,8 milyon palet taşıdık. Kriz döneminde yavaşlamak yerine hızlanmayı seçtik." diye konuştu. Çoban, “Geçen yılın haziran ayında İstanbul'da kurulan yeni şirketimizle Türkiye pazarına girdik. Türk ihracatçıları için Avrupa’da önemli avantajlar sağlıyoruz. En istikrarsız piyasa koşullarında bile müşterilerimizin rekabet gücünü artırıyoruz. Türkiye’deki varlığımız, şirketimizin Avrupa Birliği ülkeleri dışına genişlemesi ve küresel bir oyuncuya dönüşmesi için en kritik eşiklerden biri oldu." bilgilerini paylaştı. Büyüme yatırımları kapsamında şirket satın almaları da yapan şirket, geçen yıl Hollanda merkezli DGO Express’i ve İsviçre'de 50 yıllık geçmişe sahip Sieber Transport’u da şirketleri arasına dâhil etti. 27 ülkede her gün 700 sefer düzenliyor Avrupa’da geçen yıl yapılan yatırımlara da değinen Çoban, 2025'te modern depolama, dijital altyapı ve gelişmiş teknoloji yatırımları hakkında şunları kaydetti: “Almanya'da, Garching bölgesinde kapasitemizi dört kat artırdığımız yeni tesise taşındık. Baden-Baden'de elektrikli araç şarj istasyonları barındıran, toplam 30.500 metrekarelik bir lojistik merkezi kurduk. Avusturya'nın Iznersdorf bölgesinde 14.000 metrekarelik yeni bir depo açtık. Romanya'da depolama kapasitemizi 32.200 metrekareye çıkardık. Slovakya ve Polonya'da yeni tesislerimizi devreye aldık. Yunanistan ve Ukrayna hatlarının ağımıza dâhil edilmesiyle Raben olarak bugün stratejik hatlarımızla toplam 27 ülkeyi kapsayan 150'den fazla rotada günlük 700 sefer düzenliyoruz. Bu devasa ağı yönetirken çevresel etkimizi de en aza indirmeyi hedefliyoruz.” Sürdürülebilirlikte en iyi yüzde 2'lik dilime girdi Çoban, sürdürülebilirlik hedeflerinin Raben’in stratejik önceliklerinin başında geldiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Bilim Tabanlı Hedefler (SBTi) çerçevesinde 2032 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 60,4 azaltmayı, 2027'ye kadar ise operasyonlarımızın yüzde 79'unu sıfır karbona dönüştürmeyi taahhüt ediyoruz. Bu alandaki çabalarımız ve yatırımlarımız da karşılığını alıyor. EcoVadis tarafından yapılan değerlendirmelerde taşımacılık sektöründe en iyi yüzde 2'lik dilime girdik, gümüş madalya kazandık.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turkcell’e 1 milyar dolarlık Uluslararası Murabaha Sendikasyonu Haber

Turkcell’e 1 milyar dolarlık Uluslararası Murabaha Sendikasyonu

Orta Doğu'da artan jeopolitik risklerin tedarik zincirini baskıladığı ve Körfez bölgesinde finansmana erişimin zorlaştığı bir süreçte gerçekleştirilen bu işlem, bir Türk şirketi tarafından yapılan bugüne kadarki en büyük kurumsal Murabaha sendikasyonu olarak kayıtlara geçti. Anlaşma, Turkcell’in uluslararası finans piyasalarındaki güçlü kredi profilini ve stratejik borçlanma kabiliyetini bir kez daha ortaya koydu. Türkiye, 1 Nisan itibarıyla 5G’ye geçiş için geri sayıma başlarken, Turkcell dijital geleceği destekleyecek stratejik bir finansman adımı daha attı. Başta Körfez merkezli olmak üzere üst düzey uluslararası bankaların yoğun ilgisiyle sonuçlanan 1 milyar dolarlık Murabaha sendikasyon kredisi, şirketin 5G ve yeni nesil teknoloji yatırımlarına güçlü bir kaynak sağlayacak. 5G ve dijital altyapı yatırımlarına güçlü destek Başlangıçta 500 milyon ABD doları olarak planlanan işlem, uluslararası piyasalardan hedeflenenin 2,4 katı fazla talep gördü ve bu güçlü yatırımcı ilgisi üzerine kredi tutarı 1 milyar dolara yükseltildi. İşlem, bir Türk şirketi tarafından gerçekleştirilen bugüne kadarki en büyük kurumsal Murabaha sendikasyonu olarak kayıtlara geçti. Sağlanan finansman; başta 5G olmak üzere, Turkcell’in yeni nesil bağlantı teknolojileri, dijital altyapı ve geleceğin iletişim çözümlerine yönelik yatırımlarını destekleyecek. HSBC’nin Lider Banka olarak görev aldığı konsorsiyumda; Kuwait Finance House, BNP Paribas, Dubai Islamic Bank, Emirates NBD, Gulf Bank, ICBC ve QNB gibi önde gelen uluslararası bankaları Yetkilendirilmiş Lider Düzenleyiciler olarak yer aldı. Faizsiz finansman ilkelerine dayalı Murabaha sendikasyonu, Turkcell’in finansman kaynaklarını çeşitlendirme stratejisini desteklerken uzun vadeli yatırım kapasitesini de güçlendirdi. İşlem, yıllık SOFR + %1,95 kâr payı ve komisyonlar dâhil yıllık toplam SOFR + %2,14 maliyet oranıyla emsalleriyle kıyaslandığında oldukça cazip bir seviyede fiyatlandı. Nihai vadesi 7 yıl olarak belirlenen krediyle, piyasa standardı kabul edilen 5 yıl vadenin üzerine çıkıldı. Kredinin ilk iki yılı anapara geri ödemesiz olarak oluşturuldu. “Turkcell’in finansal başarısı, operasyonel gücü ve yatırım vizyonuna küresel onay” Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Turkcell Grup CFO'su Kamil Kalyon, şunları söyledi: “Turkcell olarak geleceğin teknolojilerini inşa ederken, finans birimi olarak biz de bu vizyonu güçlü finansal temellerle destekleyen bir köprü görevi üstleniyoruz. Dijital dönüşüm ve ileri teknoloji yatırımlarının yarının dünyasını şekillendirebilmesi ancak sağlam bir bilanço yapısı ve çeşitlendirilmiş finansman kaynaklarıyla mümkün olabilir. Bu doğrultuda attığımız adımlar hem bugünün hedeflerini hem de geleceğin potansiyelini sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmeyi amaçlıyor. Günümüz makroekonomik ve jeopolitik koşulları dikkate alındığında, bu sendikasyon kredisine hedeflenen tutarın 2,4 katı fazla talep gelmesi, Turkcell’in finansal gücünün, sağlam bilanço yapısının ve yatırım stratejisinin uluslararası yatırımcılar tarafından güçlü şekilde desteklendiğini gösteriyor. Piyasa standartlarının üzerinde 7 yıl vade ve oldukça uygun maliyet koşulları ile sağlanan bu kaynak, 5G ve dijital altyapı yatırımlarımıza önemli bir ivme kazandırırken, finansman yapımızın çeşitlendirilmesine ve uzun vadeli büyüme hedeflerimizin desteklenmesine katkı sağlayacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Figofinans’tan İlk Yılda 5,4 Milyar TL’lik Finansman Hacmi Haber

Figofinans’tan İlk Yılda 5,4 Milyar TL’lik Finansman Hacmi

KOBİ’lerin finansmana erişimini hızlandırmak amacıyla yüzde 100 hissesi Figopara’ya ait olan Figofinans, faaliyetinin henüz başlarında olmasına karşın 2025 yılında güçlü bir büyüme performansı sergileyerek 5,4 milyar TL’lik finansmana aracılık etti. Figofinans, kısa sürede ulaştığı bu hacimle, dijital altyapı ve teknoloji odaklı iş modeli sayesinde faktoring sektöründe dikkat çeken oyuncular arasında yerini aldı. Figofinans’ın müşteri portföyünde toptan ticaret ve inşaat sektörleri öne çıkarken, tekstil ve sanayi dahil olmak üzere farklı sektörlerden işletmelere finansman sağlanıyor. Şirket, önümüzdeki dönemde ihracat faktoringi, fatura finansmanı ve ciroya dayalı finansman gibi yeni nesil çözümlerle ürün gamını genişletmeyi hedefliyor. Dijital altyapı ile uçtan uca faktoring deneyimi KOBİ’lerin işletme sermayesi ihtiyaçlarına hızlı, kolay ve kesintisiz çözümler sunma hedefiyle kurulan Figofinans, güçlü dijital altyapısı sayesinde finansmana erişim süreçlerini önemli ölçüde hızlandırıyor. Şirket, hukuki düzenlemelerin dijital akışın tam uygulanmasına olanak tanıyacağı yeni döneme de teknik ve operasyonel olarak hazır. Geliştirdiği Figosmart ürünüyle dijital analiz ve karar sistemleri sayesinde, geleneksel faktoring süreçlerinde günler sürebilen limit tahsis ve finansman süreçlerini dakikalar seviyesine indiren şirket, bu sayede işletmelere, nakit akışlarını kesintiye uğratmadan ticari faaliyetlerini sürdürme imkânı sunmak üzere tüm hazırlıklarını tamamladı. İlgili düzenlemelerin hayata geçmesiyle birlikte şirket, bu hizmetleri de müşterilerine sunmaya başlayacak. KOBİ’nin her ihtiyacına tek durakta kesintisiz hizmet Şirketin, Figopara’nın KOBİ’lere sunduğu finansmana aracılık modelini tamamlayacak şekilde ve kendi bilançosu üzerinden de kredi sağlayabilmesi adına kurulduğunu vurgulayan Figofinans Yönetim Kurulu Başkanı Koray Bahar, amaçlarının KOBİ’lerin her ihtiyacını “kesintisiz hizmet” anlayışıyla tek durakta hızlıca sağlamak olduğunun altını çizdi. Figofinans’ın, Figopara’nın güçlü teknolojik alt yapısını kullanarak nakit ihtiyacı olan KOBİ’leri dakikalar içerisinde ihtiyacına uygun olan finans kurumları ile buluşturabildiğini ifade eden Bahar, “Henüz 1 yıllık bir şirket olmamıza rağmen bilanço tarafında güçlü bir büyüme kaydettik. Ancak bizim için asıl önemli olan, dijital akışı hazır bir altyapıyı kurmuş olmamız. Figofinans olarak faturalı alacakların finansmanı konusunda uçtan uca dijital süreci tamamladık. Türkiye genelinde daha geniş bir KOBİ kitlesine ulaşmak ve dijital faktöring uygulamasını yapabilen ilkler arasında yer almak istiyoruz. 2026 yılında 17 milyar TL finansman hacmine ulaşmayı hedefliyoruz. Amacımız, KOBİ’lerin ihtiyaç duydukları finansmana hızlı, kolay ve sürdürülebilir şekilde erişmelerini sağlamak” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı Haber

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı

Etkinlikte sunum yapan isimlerden İSTEK Okulları 11. sınıf öğrencisi Defne Topaloğlu, hava kirliliğinden en çok etkilenen kişilerin günlük hayatta ne yapacaklarını bilmediklerini fark ettiklerini söyledi. Bu durumun özellikle astım hastaları ve solunum rahatsızlığı yaşayan bireyler için ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Defne, bu sorundan yola çıkarak geliştirdikleri AirBuddy adlı telefon uygulamasını anlattı. Şehir içi otobüslere yerleştirilen sensörler aracılığıyla hava kirliliği verilerinin toplandığını belirten Defne, “Uygulama sayesinde kullanıcılar bulundukları bölgedeki hava kalitesini görebiliyor. Günlük hayatta hangi saatlerde dışarı çıkmaları gerektiği ya da hangi önlemleri almaları gerektiği konusunda bilgi sahibi oluyorlar” diye konuştu. Bu sürecin kendileri için önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan Defne, “Bu çalışma bize yalnızca bir proje geliştirmeyi değil, kendimizi ifade etmeyi ve topluluk önünde konuşmayı da öğretti. Geçen yıla göre çok daha özgüvenliyim” ifadelerini kullandı. Etkinlik Arayan Öğrenci, Sponsor Arayan Kulüp Projesini sunan bir diğer isim olan Yeditepe Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri 2. sınıf öğrencisi Doruk Kadir Sezer, üniversite hayatında hemen herkesin yaşadığı ancak çoğu zaman fark edilmeyen bir eşleşme sorununa odaklandıklarını söyledi. Doruk, öğrencilerin ilgi alanlarına uygun etkinliklere ulaşmakta zorlandığını, öğrenci kulüplerinin ise etkinliklerini hayata geçirmek için sponsor bulmakta sıkıntı yaşadığını belirtti. Bu iki ihtiyacın aslında aynı noktada kesiştiğini vurgulayan Doruk, “Bir yanda etkinlik arayan öğrenciler, diğer yanda sponsor bulmakta zorlanan kulüpler var. Biz bu iki tarafı ve şirketleri aynı yapı içinde buluşturarak, herkes için daha verimli bir sistem geliştirdik. Bu soruna çözüm olarak, öğrencilerle kulüpleri ve sponsorları aynı çatı altında buluşturan bir yapı tasarladık” dedi. 61 Ekip Başvurdu, 11 Girişim Sahneye Çıktı Yeditepe Üniversitesi tarafından yürütülen Yeditepe Yeni Fikir programına bu yıl lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan 61 ekip başvurdu. Ön değerlendirme sürecinin ardından seçilen 25 ekip, eğitim ve mentörlük desteği alarak projelerini geliştirdi. Süreci başarıyla tamamlayan 6 üniversite ve 5 lise ekibi olmak üzere toplam 11 girişim, Demo Day kapsamında projelerini yatırımcıların karşısına çıkardı. Genç girişimciler; yapay zeka, dijital altyapı, savunma, derin teknoloji, akıllı şehirler, sürdürülebilirlik, tüketici elektroniği, sağlık ve gıda gibi alanlarda geliştirdikleri projeleri sundu. Sunumların ardından girişimcilere katılım sertifikaları verildi. “Bilgiyi Üretmek Yetmiyor, Çözüm Üretmek Gerekiyor” Yeditepe Yeni Fikir Demo Day etkinliğinde değerlendirmelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, önümüzdeki yıllarda teknoloji alanında çok hızlı bir dönüşüm yaşanacağına dikkat çekti. Bayat, bu dönüşüme erken uyum sağlayan kurumların ve ülkelerin önemli avantajlar elde edeceğini belirterek, değişime direnmenin hem maliyetleri artıracağını hem de üniversitelerle sektörler arasında ciddi farklar oluşturacağını söyledi. Bilgi üretim süreçlerinin yapay zeka destekli sistemlerle hızlandığını belirten Bayat, “Artık bilginin yalnızca üretilmiş olması yeterli değil. Önemli olan, bu bilginin gerçek bir probleme çözüm getirip getirmediği. Üniversiteler ve sektör, üretilen bilginin doğruluğunu ve uygulamaya dönüşüp dönüşmediğini daha fazla sorgulamak zorunda” ifadelerini kullandı. Üniversite olarak girişimcilik odaklı bir eğitim modeli benimsediklerini vurgulayan Bayat, Teknoloji Transfer Ofisi, araştırma merkezleri, ön kuluçka ve kuluçka yapılarının bütüncül bir anlayışla çalıştığını söyledi. Bayat, “Öğrenciler yalnızca akademik bilgiyle değil, girişimcilik kültürüyle de yetiştirilmeli” dedi. “Gençlerin Fikirlerinin Sahaya Çıkması Çok Önemli ve Değerli” Etkinlikte konuşan Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol ise genç yaşta geliştirilen fikirlerin gerçek ekosistemle buluşmasının önemine dikkat çekti. Akyol, “Teknoparklar yalnızca teknoloji üretilen alanlar değil, aynı zamanda fikirlerin olgunlaştığı, test edildiği ve yatırımcıyla buluştuğu yapılardır. Liseli ve üniversiteli öğrencilerin bu yaşta projelerini sahaya çıkarması son derece önemli ve değerli” dedi. Üniversite–sanayi iş birliklerinin girişimcilik ekosisteminin temel taşı olduğunu vurgulayan Akyol, “Bu tür programlar, gençlerin yalnızca fikir üretmesini değil, aynı zamanda iş dünyasının beklentilerini erken aşamada tanımasını sağlıyor. Teknopark İstanbul olarak bu temasın güçlenmesine büyük önem veriyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.