Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Altyapı

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Figofinans’tan İlk Yılda 5,4 Milyar TL’lik Finansman Hacmi Haber

Figofinans’tan İlk Yılda 5,4 Milyar TL’lik Finansman Hacmi

KOBİ’lerin finansmana erişimini hızlandırmak amacıyla yüzde 100 hissesi Figopara’ya ait olan Figofinans, faaliyetinin henüz başlarında olmasına karşın 2025 yılında güçlü bir büyüme performansı sergileyerek 5,4 milyar TL’lik finansmana aracılık etti. Figofinans, kısa sürede ulaştığı bu hacimle, dijital altyapı ve teknoloji odaklı iş modeli sayesinde faktoring sektöründe dikkat çeken oyuncular arasında yerini aldı. Figofinans’ın müşteri portföyünde toptan ticaret ve inşaat sektörleri öne çıkarken, tekstil ve sanayi dahil olmak üzere farklı sektörlerden işletmelere finansman sağlanıyor. Şirket, önümüzdeki dönemde ihracat faktoringi, fatura finansmanı ve ciroya dayalı finansman gibi yeni nesil çözümlerle ürün gamını genişletmeyi hedefliyor. Dijital altyapı ile uçtan uca faktoring deneyimi KOBİ’lerin işletme sermayesi ihtiyaçlarına hızlı, kolay ve kesintisiz çözümler sunma hedefiyle kurulan Figofinans, güçlü dijital altyapısı sayesinde finansmana erişim süreçlerini önemli ölçüde hızlandırıyor. Şirket, hukuki düzenlemelerin dijital akışın tam uygulanmasına olanak tanıyacağı yeni döneme de teknik ve operasyonel olarak hazır. Geliştirdiği Figosmart ürünüyle dijital analiz ve karar sistemleri sayesinde, geleneksel faktoring süreçlerinde günler sürebilen limit tahsis ve finansman süreçlerini dakikalar seviyesine indiren şirket, bu sayede işletmelere, nakit akışlarını kesintiye uğratmadan ticari faaliyetlerini sürdürme imkânı sunmak üzere tüm hazırlıklarını tamamladı. İlgili düzenlemelerin hayata geçmesiyle birlikte şirket, bu hizmetleri de müşterilerine sunmaya başlayacak. KOBİ’nin her ihtiyacına tek durakta kesintisiz hizmet Şirketin, Figopara’nın KOBİ’lere sunduğu finansmana aracılık modelini tamamlayacak şekilde ve kendi bilançosu üzerinden de kredi sağlayabilmesi adına kurulduğunu vurgulayan Figofinans Yönetim Kurulu Başkanı Koray Bahar, amaçlarının KOBİ’lerin her ihtiyacını “kesintisiz hizmet” anlayışıyla tek durakta hızlıca sağlamak olduğunun altını çizdi. Figofinans’ın, Figopara’nın güçlü teknolojik alt yapısını kullanarak nakit ihtiyacı olan KOBİ’leri dakikalar içerisinde ihtiyacına uygun olan finans kurumları ile buluşturabildiğini ifade eden Bahar, “Henüz 1 yıllık bir şirket olmamıza rağmen bilanço tarafında güçlü bir büyüme kaydettik. Ancak bizim için asıl önemli olan, dijital akışı hazır bir altyapıyı kurmuş olmamız. Figofinans olarak faturalı alacakların finansmanı konusunda uçtan uca dijital süreci tamamladık. Türkiye genelinde daha geniş bir KOBİ kitlesine ulaşmak ve dijital faktöring uygulamasını yapabilen ilkler arasında yer almak istiyoruz. 2026 yılında 17 milyar TL finansman hacmine ulaşmayı hedefliyoruz. Amacımız, KOBİ’lerin ihtiyaç duydukları finansmana hızlı, kolay ve sürdürülebilir şekilde erişmelerini sağlamak” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı Haber

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı

Etkinlikte sunum yapan isimlerden İSTEK Okulları 11. sınıf öğrencisi Defne Topaloğlu, hava kirliliğinden en çok etkilenen kişilerin günlük hayatta ne yapacaklarını bilmediklerini fark ettiklerini söyledi. Bu durumun özellikle astım hastaları ve solunum rahatsızlığı yaşayan bireyler için ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Defne, bu sorundan yola çıkarak geliştirdikleri AirBuddy adlı telefon uygulamasını anlattı. Şehir içi otobüslere yerleştirilen sensörler aracılığıyla hava kirliliği verilerinin toplandığını belirten Defne, “Uygulama sayesinde kullanıcılar bulundukları bölgedeki hava kalitesini görebiliyor. Günlük hayatta hangi saatlerde dışarı çıkmaları gerektiği ya da hangi önlemleri almaları gerektiği konusunda bilgi sahibi oluyorlar” diye konuştu. Bu sürecin kendileri için önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan Defne, “Bu çalışma bize yalnızca bir proje geliştirmeyi değil, kendimizi ifade etmeyi ve topluluk önünde konuşmayı da öğretti. Geçen yıla göre çok daha özgüvenliyim” ifadelerini kullandı. Etkinlik Arayan Öğrenci, Sponsor Arayan Kulüp Projesini sunan bir diğer isim olan Yeditepe Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri 2. sınıf öğrencisi Doruk Kadir Sezer, üniversite hayatında hemen herkesin yaşadığı ancak çoğu zaman fark edilmeyen bir eşleşme sorununa odaklandıklarını söyledi. Doruk, öğrencilerin ilgi alanlarına uygun etkinliklere ulaşmakta zorlandığını, öğrenci kulüplerinin ise etkinliklerini hayata geçirmek için sponsor bulmakta sıkıntı yaşadığını belirtti. Bu iki ihtiyacın aslında aynı noktada kesiştiğini vurgulayan Doruk, “Bir yanda etkinlik arayan öğrenciler, diğer yanda sponsor bulmakta zorlanan kulüpler var. Biz bu iki tarafı ve şirketleri aynı yapı içinde buluşturarak, herkes için daha verimli bir sistem geliştirdik. Bu soruna çözüm olarak, öğrencilerle kulüpleri ve sponsorları aynı çatı altında buluşturan bir yapı tasarladık” dedi. 61 Ekip Başvurdu, 11 Girişim Sahneye Çıktı Yeditepe Üniversitesi tarafından yürütülen Yeditepe Yeni Fikir programına bu yıl lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan 61 ekip başvurdu. Ön değerlendirme sürecinin ardından seçilen 25 ekip, eğitim ve mentörlük desteği alarak projelerini geliştirdi. Süreci başarıyla tamamlayan 6 üniversite ve 5 lise ekibi olmak üzere toplam 11 girişim, Demo Day kapsamında projelerini yatırımcıların karşısına çıkardı. Genç girişimciler; yapay zeka, dijital altyapı, savunma, derin teknoloji, akıllı şehirler, sürdürülebilirlik, tüketici elektroniği, sağlık ve gıda gibi alanlarda geliştirdikleri projeleri sundu. Sunumların ardından girişimcilere katılım sertifikaları verildi. “Bilgiyi Üretmek Yetmiyor, Çözüm Üretmek Gerekiyor” Yeditepe Yeni Fikir Demo Day etkinliğinde değerlendirmelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, önümüzdeki yıllarda teknoloji alanında çok hızlı bir dönüşüm yaşanacağına dikkat çekti. Bayat, bu dönüşüme erken uyum sağlayan kurumların ve ülkelerin önemli avantajlar elde edeceğini belirterek, değişime direnmenin hem maliyetleri artıracağını hem de üniversitelerle sektörler arasında ciddi farklar oluşturacağını söyledi. Bilgi üretim süreçlerinin yapay zeka destekli sistemlerle hızlandığını belirten Bayat, “Artık bilginin yalnızca üretilmiş olması yeterli değil. Önemli olan, bu bilginin gerçek bir probleme çözüm getirip getirmediği. Üniversiteler ve sektör, üretilen bilginin doğruluğunu ve uygulamaya dönüşüp dönüşmediğini daha fazla sorgulamak zorunda” ifadelerini kullandı. Üniversite olarak girişimcilik odaklı bir eğitim modeli benimsediklerini vurgulayan Bayat, Teknoloji Transfer Ofisi, araştırma merkezleri, ön kuluçka ve kuluçka yapılarının bütüncül bir anlayışla çalıştığını söyledi. Bayat, “Öğrenciler yalnızca akademik bilgiyle değil, girişimcilik kültürüyle de yetiştirilmeli” dedi. “Gençlerin Fikirlerinin Sahaya Çıkması Çok Önemli ve Değerli” Etkinlikte konuşan Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol ise genç yaşta geliştirilen fikirlerin gerçek ekosistemle buluşmasının önemine dikkat çekti. Akyol, “Teknoparklar yalnızca teknoloji üretilen alanlar değil, aynı zamanda fikirlerin olgunlaştığı, test edildiği ve yatırımcıyla buluştuğu yapılardır. Liseli ve üniversiteli öğrencilerin bu yaşta projelerini sahaya çıkarması son derece önemli ve değerli” dedi. Üniversite–sanayi iş birliklerinin girişimcilik ekosisteminin temel taşı olduğunu vurgulayan Akyol, “Bu tür programlar, gençlerin yalnızca fikir üretmesini değil, aynı zamanda iş dünyasının beklentilerini erken aşamada tanımasını sağlıyor. Teknopark İstanbul olarak bu temasın güçlenmesine büyük önem veriyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Yapay Zeka Deneyimi Yerel Dönüşümü Hızlandırabilir mi? Haber

Küresel Yapay Zeka Deneyimi Yerel Dönüşümü Hızlandırabilir mi?

Küresel yapay zeka uçurumunun derinleşmesini önleme konusu, özellikle Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu başta olmak üzere son haftalarda uluslararası gündemde geniş yer tutuyor. SAS Güvenilir Yapay Zeka Baş Uzmanı Dr. Josefin Rosén ile Global Center on AI Governance’dan Dr. Rachel Adams ve Selamawit Engida Abdella tarafından kaleme alınan “Kısıtlamadan Kapasiteye: Küresel Güney’de Yapay Zeka Anlatısını Dönüştürmek” başlıklı rapor, doğru yatırım yapıldığında; veri eksikliği, altyapı yetersizliği veya eğitim noksanlığı gibi engellerin nasıl birer avantaja dönüştürülebileceğini ortaya koyuyor. SAS Güvenilir Yapay Zeka Baş Uzmanı Dr. Josefin Rosén, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Küresel yapay zeka uçurumu, yeni bir eşitsizlik biçimi yaratma riski taşıyor. Ancak yatırımları; yapay zeka yetkinlikleri, temsil gücü yüksek veriye erişim ve kapsayıcı yönetişim modelleri gibi doğru alanlara yönlendirirsek, Küresel Güney, yapay zekanın geleceğini şekillendirmede aktif ve anlamlı bir rol üstlenebilir. Buradaki asıl mesele, bakış açısını kısıtlamalardan fırsatlara kaydırmaktır." Raporda özellikle iki temel faktöre dikkat çekiliyor: Büyüyen, dijital yerli bir nüfus: Dünya genç nüfusunun çoğunluğu Küresel Güney'de bulunuyor ve bu nesil dijital teknolojilerle iç içe büyüyor.Yapay zeka yönetişimini temelden inşa etme fırsatı: Miadını doldurmuş teknik sistemlere (legacy systems) sahip olmayan ülkeler, etik ve sürdürülebilir modelleri en baştan geliştirme şansına sahip. Global Center on AI Governance CEO'su Dr. Rachel Adams ise şunları ekledi: "Bu bir yardım meselesi değil, potansiyeli değerlendirme ve küresel istikrara katkıda bulunma meselesidir. Dünyanın büyük bir kısmını dışlayan bir yapay zeka gelişimi, hem ekonomik hem de jeopolitik güvenliği sarsma riski barındırır. Bu rapor, daha kapsayıcı bir yapay zeka ekosisteminin sadece mümkün değil, aynı zamanda zorunlu olduğunu gösteriyor." Rapor, günümüzdeki yapay zeka geliştirme süreçlerinin genellikle Batı merkezli modellere ve kapsayıcı olmayan verilere dayandığı, bunun da bağımlılık riskini artırarak Küresel Güney'in kendi kaderini tayin etme gücünü zayıflattığı konusunda uyarıda bulunuyor. Öte yandan; kırsal bölgelerde yapay zeka eğitimi, yerel dil modellerine yapılan yatırımlar ve kamu, akademi ile iş dünyası arasındaki yenilikçi iş birlikleri gibi somut çözüm örnekleri de sunuluyor. Raporu değerlendiren SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri şu ifadeleri kullandı: “Yapay zekadaki küresel deneyim önemli bir referans çerçevesi sunuyor. Ancak sürdürülebilir ve ölçülebilir değer yaratmak için bu birikimin yerel mevzuata, veri yapılarına ve sektör dinamiklerine uyarlanması şart. Gerçek dönüşüm, veriden değer üretilerek topluma katkı sağlandığı noktada anlam kazanır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçlü veri yönetişimi ilkeleriyle yaklaşıldığında, güvenilir yapay zeka hem kurumlar hem de ülkeler için uzun vadeli rekabet avantajı sağlar ve bu değeri gelecek nesiller için korur. Türkiye'de yapay zeka adaptasyonunun hızlandığı bu dönemde, küresel en iyi uygulamalar ile yerel öncelikler arasında doğru dengeyi kurmak kritik önem taşıyor.” Yapay zeka, yalnızca teknolojik bir değişim değil, aynı zamanda ekonomik ve idari bir dönüşümü temsil ediyor. Bugün atılan stratejik adımlar, ülkelerin yapay zeka çağında sadece birer "teknoloji tüketicisi" mi kalacağını yoksa aktif birer "değer üreticisi ve oyun kurucu" mu olacağını belirleyecek. Rapor ayrıca; eğitim seferberliği, dijital altyapı yatırımları, veri egemenliği yönetimi ve yapay zeka modellerinin eğitimine daha fazla insanı dahil etmek için sentetik veri kullanımı gibi konularda somut strateji önerileri içeriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom Altyapısıyla Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası Haber

Türk Telekom Altyapısıyla Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası

Şampiyonalar, Türkiye’de eş zamanlı olarak beş ayrı televizyon kanalından Htspor, Dsmart, Tabii Spor, Sıfır Tv ve MXGP TV’den canlı yayınlanırken, Uluslararası Motosiklet Federasyonu (FIM) yayın ağı üzerinden 90 ülkede uydu yayınlarıyla izleyicilere ulaştı. Organizasyonun potansiyel erişimi 1 milyara yakın izleyiciye ulaşarak küresel ölçekte dikkat çekti. Spor ve Teknolojinin Güçlü İş Birliği Etkinliğin teknoloji altyapısında Türk Telekom’un güçlü iletişim ve internet desteği öne çıktı. Yaklaşık 2.000 metre rakımlı Handüzü Yaylası gibi zorlu coğrafi koşullara sahip bir bölgede, Türk Telekom’un sağladığı yüksek hızlı ve kesintisiz internet altyapısı sayesinde medya merkezinden canlı yayın noktalarına kadar tüm iletişim sorunsuz şekilde sağlandı. Böylece ulusal ve uluslararası yayın kuruluşları kesinti yaşamadan canlı yayınlarını gerçekleştirdi. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Rize Valiliği, Yeşilay ve Türkiye Motosiklet Federasyonu’nun katkılarıyla düzenlenen organizasyonun ana sponsorluğunu Türk Telekom üstlendi. Türk Telekom’un dijital altyapı gücü, organizasyonun dünya standartlarında gerçekleştirilmesinde kilit rol oynadı. FIM’in prestijli organizasyonları arasında yer alan Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası, dünyanın en iyi sporcularını bir araya getirirken motor sporları tutkunlarına heyecan dolu anlar yaşattı. Organizasyon, Türkiye’nin motor sporlarındaki yetkinliğini ve spor turizmindeki yükselişini bir kez daha gözler önüne serdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka, Robotlar ve VR Aile Yaşamını Yeniden Tanımlıyor Haber

Yapay Zeka, Robotlar ve VR Aile Yaşamını Yeniden Tanımlıyor

Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından gerçekleştirilen küresel ankete* göre, Türkiye’deki katılımcıların %93'ü dijitalleşmenin önümüzdeki on yıl içinde ailelerin ortak boş zaman aktivitelerini kökten değiştireceğine inanıyor. Bu değişim, bağ kurma süreçlerinin ileri teknoloji aracılığıyla sağlandığı, beraberinde hem yeni ritüelleri hem de yeni zorlukları getiren bir geleceğe işaret ediyor. Ekran süresi aile zamanına dönüşüyor ve riskleri de beraberinde getiriyor Türkiye’deki katılımcıların %56'sı, yapay zeka destekli uyku öncesi masallarının bir norm haline geleceğini öngörüyor; bu oran küresel çapta 18-34 yaş grubunda ise %53 seviyesinde seyrediyor. Günümüzde uygulamalar ve akıllı cihazlar; özelleştirilebilir karakterler ve olay örgüleriyle yapay zeka anlatımlı hikayeler sunabiliyor. Bu durum, yoğun ebeveynler için yenilikçi bir yardımcı, çocuklar içinse sonsuz sabırlı ve etkileşimli bir hikaye anlatıcısı anlamına geliyor. Öte yandan, Türkiye'deki ailelerin %40'ının çocukların gerçek evcil hayvanlar yerine dijital olanları tercih edeceğini öngörmesi, insanın en sadık dostunun tarihteki ilk büyük güncellemesini almaya hazırlandığını gösteriyor. Ancak, yapay zekanın bir çocuğun hayatını zenginleştirme potansiyeli olsa da bu durum beraberinde yüksek bir dikkat gerekliliğini getiriyor. Çocuklar masallar veya öğrenme amacıyla yapay zeka ile etkileşime girdiğinde ebeveynlerin proaktif olması şart. Çocuğun verilerini veya ses etkileşimlerini gereksiz yere saklamayan ya da kötüye kullanmayan, güçlü gizlilik politikalarına sahip hizmetler seçilmeli. Ayrıca, içeriği kısıtlamak ve ekran süresini dengelemek için Kaspersky Safe Kids gibi dijital ebeveynlik asistanlarıyla kontrol mekanizmaları güçlendirilmelidir. Ebeveynlerin yapay zeka etkileşimlerini yeni bir "dijital oyun alanı" olarak görmeleri; oturum sürelerini sınırlamak için ebeveyn denetimlerini kullanmaları, denetlenmiş ve yaşa uygun platformları seçmeleri önem taşıyor. En önemlisi ise bu hikayelerin ne olduğu ve nasıl oluşturulduğu konusunda çocuklarla açık bir diyalog sürdürülmelidir. Çocuklara yapay zekanın bir arkadaş değil, bir araç olduğu anlatılmalı; tıpkı fiziksel dünyada olduğu gibi, herhangi bir tuhaf veya rahatsız edici etkileşimi bildirmeleri konusunda teşvik edilmelidirler. Buradaki asıl hedef, yapay zekanın insan etkileşimini ikame etmesi değil, ebeveyn sesindeki huzuru tamamlayan bir unsur olmasıdır. Dijital Mumları Üflemek Türkiye’de katılımcıların %56'sı aile kutlamalarının standart bir uygulama olarak video konferans formatına taşınacağını öngörüyor. Öte yandan, katılımcıların %29'u aile tatillerinin tamamen sanal gerçeklik (VR) ortamında gerçekleşeceğini hayal edebiliyor. Bu durum kulağa bilim kurgu gibi gelse de on yıl öncesine kadar bugün kullandığımız üretken yapay zeka teknolojilerinin bu denli yaygınlaşacağı da tahmin edilmiyordu. Bu tablo, ailelerin dijital etkinliklerinin geleceğinin tek tip bir dalga halinde değil; kültürel açık yapı ve dijital altyapı tarafından şekillendirilen bir dizi evrimle gerçekleşeceğini vurguluyor. Kaspersky gibi siber güvenlik liderleri için bu gelişen ortam, evin en mahrem alanlarında yeni risk vektörleri anlamına geliyor. Geleceğin ailesi için dijital evi hazırlamak Katılımcıların yüzde 57’si, ev robotlarının aile bireyleri gibi görülmeye başlanacağını düşünüyor. Sesle çalışan kişisel asistanların veya otonom robot süpürgelerin ötesine geçen bu cihazlar; ders anlatabilen, oyun oynayabilen ya da arkadaşlık sunabilen somut yapay zekâ yoldaşları olarak konumlanıyor. Ancak siber saldırganların gözünde, bir VR gözlüğünden robot bakıcılara kadar her yeni cihaz potansiyel bir giriş noktası anlamına geliyor. Güvenliği sağlamak için varsayılan şifreler mutlaka değiştirilmeli, tüm cihazların yazılımları düzenli olarak güncellenmeli ve ev ağı segmentlere ayrılmalıdır. Kaspersky Premium’un Smart Home Monitor özelliği, kullanıcıların ev Wi-Fi ağını 7/24 tarar; ağa bağlı cihazların türü, işletim sistemi ve IP adresi gibi bilgileri listeler ve yeni ya da bilinmeyen bir cihaz bağlandığında uyarı verir. Robotlar, yapay zekâ ve sanal gerçeklik cihazları aile yaşamının bir parçası haline geldikçe, güvenlik bir sonradan eklenen unsur değil, en baştan inşa edilmesi gereken bir temel olmalıdır. Kaspersky META Bölgesi Tüketici Kanalı Başkanı Seifallah Jedidi konuyla ilgili şunları söylüyor: “Teknolojinin hızla gelişmesi aileyi parçalamıyor; aksine paylaşılan alanları yeniden tanımlıyor. Küresel çoğunluğun öngördüğü gelecek, dijital ve fiziksel deneyimlerin iç içe geçerek yeni bir birliktelik anlayışı yarattığı bir dünya. Bir büyükanne ya da büyükbabanın bir doğum günü kutlamasına hologramla katılması ya da kardeşlerin dünyanın farklı köşelerinden aynı dijital evcil hayvana birlikte bakması buna örnek. Asıl mesele ve fırsat, bilinçli şekilde güvenli dijital ortamlar inşa etmek; bu ortamların güvenli, saygılı ve nihayetinde bizi birbirimize daha da yakınlaştıran araçlar olmasını sağlamak.” *Araştırma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden 3.000 kişi ankete katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens ve ENKA’dan Dijital Altyapı İş Birliği Haber

Siemens ve ENKA’dan Dijital Altyapı İş Birliği

İş birliği kapsamında Siemens, ENKA İnşaat’ın veri merkezleri ve yeni nesil dijital altyapı yatırımlarına odaklanan grup şirketi ENKA Data Solutions’ın Tuzla Veri Merkezi Projesi’nde uçtan uca dijital altyapı çözümleriyle yer alacak. Bu iş birliği ile yüksek operasyonel süreklilik, enerji verimliliği ve ölçeklenebilirlik odağında yeni nesil bir veri merkezi altyapısının oluşturulması hedefleniyor. Siemens, ENKA İnşaat’ın veri merkezleri ve yeni nesil dijital altyapı yatırımlarına odaklanan grup şirketi ENKA Data Solutions tarafından hayata geçirilen Tuzla Veri Merkezi Projesi’nin dijital altyapı çözüm ortağı oldu. Siemens, yapay zekâ, bulut bilişim ve yüksek performanslı bilgi işlem uygulamalarının artan ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanan Tuzla Veri Merkezi Projesi’nde uçtan uca elektrik dağıtımı, otomasyon ve dijital altyapı çözümleriyle projenin yüksek süreklilik, güvenilirlik ve ölçeklenebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Siemens ve ENKA İnşaat arasında gerçekleştirilen stratejik iş birliğini değerlendiren Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Veri merkezlerini dijital çağın fabrikaları olarak görüyorum. Veri merkezleri enerji ve verinin kesiştiği yerde yapay zekayı gerçek ekonomiye dönüştüren kritik alt yapılardır. Bu nedenle veri merkezleri, bugünün kapasite ihtiyacına değil Türkiye'nin rekabet gücüne ve dijital dayanıklılığına yapılan bir yatırımdır. Bu bağlamda, ENKA gibi inşaat sektörünün en önemli oyuncularından biriyle iş birliği yapmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Siemens olarak, ENKA Data Solutions’ın Tuzla Veri Merkezi Projesi’nde, uçtan uca elektrik, otomasyon ve dijital altyapı çözümlerimizle yüksek operasyonel süreklilik, güvenilirlik ve ölçeklenebilirlik sunan bir altyapının hayata geçirilmesine katkı sağlıyoruz. Yapay zekâ ve bulut tabanlı iş yüklerinin hızla arttığı bir dönemde, bu yaklaşım yeni nesil veri merkezi altyapılarının geliştirilmesi açısından önemli bir adımı temsil ediyor. Bu iş birliğinin enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı dijital altyapı yatırımlarını destekleyerek Türkiye’nin dijital dönüşüm hedeflerine önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum. Siemens olarak, uçtan uca dijital ve otomasyon çözümlerimizle Türkiye’nin stratejik dijital altyapı yatırımlarına değer katmayı sürdüreceğiz” dedi. Tuzla Veri Merkezi Projesi İçin Entegre Bir Dijital Altyapı Mimarisi Oluşturuluyor Proje kapsamında Siemens, veri merkezinin orta ve alçak gerilim elektrik dağıtım sistemlerinin yanı sıra hava izoleli 8BT2 ve gaz izoleli 8DJH orta gerilim panoları ile Sivacon alçak gerilim panolarını kapsayan altyapı çözümleri sunuyor. WinCC OA SCADA ve S7-1500 PLC ürün ailesi üzerinden enerji izleme ve yönetimi, bina otomasyonu ve soğutma sistemleri yönetimi gibi dijital altyapı çözümleriyle birlikte, veri merkezi için uçtan uca bir dijital altyapı yaklaşımı hayata geçiriliyor. Proje ile veri merkezinin orta ve alçak gerilim elektrik dağıtım sistemleri, enerji izleme ve yönetimi, bina otomasyonu ve soğutma sistemleri yönetimini kapsayan entegre bir dijital altyapı mimarisi oluşturuluyor. Sunulan bu çözümler, veri merkezinin mevcut operasyonel ihtiyaçlarını karşılarken, gelecekteki kapasite artışlarına ve büyüme senaryolarına uyum sağlayacak şekilde ölçeklenebilir bir yapı sunuyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde veri merkezinin enerji altyapısında dijital izlenebilirlik sağlanırken, operasyonel risklerin azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması hedefleniyor. Aynı zamanda sürdürülebilirlik odaklı altyapı tasarımıyla karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlanması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Legrand Türkiye Grubu Geleneksel Bayi Toplantısında İş Ortaklarıyla Buluştu Haber

Legrand Türkiye Grubu Geleneksel Bayi Toplantısında İş Ortaklarıyla Buluştu

Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen iş ortaklarının katılım gösterdiği toplantıda, Legrand Türkiye Grubu’nun 2026 yılına ilişkin stratejik öncelikleri, büyüme hedefleri ve yatırım odağı kapsamlı biçimde ele alındı. Bina, elektrik ve dijital altyapılar için geliştirdiği ürün ve sistemler konusunda uzman olan Legrand Türkiye Grubu, 28 Ocak 2026 tarihinde Gebze’de düzenlediği geleneksel bayi toplantısında iş ortaklarıyla buluştu. “Sürdürülebilir Büyüme” temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, Legrand Türkiye Grubu’nun özellikle hacimsel büyümeye dayalı stratejisi ön plana çıktı. Bu çerçevede, üretim kapasitesini güçlendirmeye yönelik fabrika yatırımları toplantının ana gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantı programı kapsamında gerçekleştirilen Gebze ve Pelitli fabrikalarının ziyaretiyle, Legrand Türkiye Grubu’nun mevcut üretim altyapısına yönelik yatırımlar katılımcılarla yerinde paylaşıldı. Böylece, iş ortaklarının üretim süreçlerini yakından gözlemlemesine olanak tanıyan bütüncül bir deneyim sunuldu. Legrand Türkiye Grubu, Hedef 2030 Vizyonu ile Sürdürülebilir Dönüşümü Güçlendiriyor Toplantı kapsamında ayrıca Legrand Grup’un uzun vadeli yol haritasını oluşturan Hedef 2030 (#Ambition2030) stratejisi paylaşıldı. Sürdürülebilirlik, operasyonel verimlilik ve küresel ölçekte dengeli büyüme hedeflerini merkezine alan bu vizyon doğrultusunda, Legrand Grup’un 2030 yılına kadar kendi operasyonlarındaki karbon emisyonlarını yüzde 50 oranında azaltmayı, değer zinciri genelindeki karbon salınımını ise yüzde 15 oranında düşürmeyi hedeflediği aktarıldı. Legrand Türkiye Grubu’nun da bu hedefler doğrultusunda, sade, yenilikçi ve sürdürülebilir elektrik ile dijital altyapı çözümleri geliştirerek enerji tüketimini azaltmayı ve çevresel etkileri en aza indirmeyi odağına aldığı vurgulandı. Etkinlikte, Legrand’ın küresel ve yerel ölçekteki güçlü mirasına da dikkat çekildi. Dünyada 160. yılını geride bırakan Legrand Grup’un, Türkiye’deki 35. yılı kapsamında elde ettiği deneyim, iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birlikleri ve pazardaki istikrarlı büyüme süreci toplantı boyunca paylaşılan önemli başlıklar arasında yer aldı. “Hacimsel Bazda Yüzde 7’nin Üzerinde Büyüdük” Legrand Türkiye Grubu Ülke Müdürü ve CEO’su Levent Ilgın, “2025 yılı piyasa koşulları açısından zorlu bir yıl oldu. Daralan pazarlar, ertelenen projeler ve düşen kârlılıklara rağmen Legrand Türkiye Grubu olarak hacimsel bazda yüzde 7’nin üzerinde büyüme kaydettik. Enflasyonist ortamlarda gerçek büyümeyi gösteren en doğru verinin hacim olduğuna inanıyoruz. 2026’ya ise karamsarlıkla değil, güçlü bir iyimserlikle bakıyoruz; proje piyasasından gelen veriler önümüzdeki dönemin çok daha güçlü geçeceğine işaret ediyor. Legrand Grup CEO’muz Benoît Coquart’ın açıkladığı Hedef 2030 vizyonu doğrultusunda, 2026’da 10 milyar euro, 2030’da ise 15 milyar euro ciro hedeflerinin sonuna kadar arkasındayız. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz üretim yatırımları, güçlü altyapımız ve gurur duyduğumuz üretim tesislerimizle bu hedeflere Türkiye olarak iş ortaklarımızla birlikte erken ve güçlü adımlarla ilerleyeceğimize inanıyorum. Son 15 yılda pek çok ekonomik dalgalanmayı birlikte aşarak, 2020 yılından bu yana satış hacmimizi yaklaşık yüzde 80 oranında artırdık. Sürdürülebilir büyümeyi yalnızca finansal sonuçlarla değil, sosyal sorumluluk, kapsayıcılık ve çevresel etki alanlarında da değer yaratarak tanımlıyoruz.” açıklamasında bulundu. “Sürdürülebilir Büyüme, Doğru Vizyon ve Birlikte Hareket Etmekle Mümkün” Etkinlikte konuşan Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk, “Legrand Türkiye Grubu olarak misyonumuz, insanların yaşadığı, çalıştığı ve bir araya geldiği alanları sade, yaratıcı ve sürdürülebilir elektrik ve dijital altyapı çözümleriyle dönüştürerek yaşamları iyileştirmek. 160 yıllık köklü mirasımızdan aldığımız güçle, sürdürülebilir büyümeyi ancak doğru bir vizyon ve iş ortaklarımızla birlikte hareket ederek mümkün kılabileceğimize inanıyoruz. Hedef 2030 vizyonumuz doğrultusunda enerji dönüşümünü hızlandıran, akıllı ve dijital yaşamı destekleyen, kritik altyapıları güçlendiren ve veri merkezlerinin verimliliğini artıran çözümlerle geleceği bugünden tasarlıyoruz. Bu dönüşüm yolculuğunda hem çevresel sorumluluklarımızı hem de sektörel liderliğimizi aynı anda ileriye taşıyoruz.” dedi. Başarılarıyla Fark Yaratan Bayilere Ödülleri Takdim Edildi Legrand Türkiye Grubu Geleneksel Bayi Toplantısı, toplantı programı kapsamında gerçekleştirilen fabrika gezilerinin ardından düzenlenen gala yemeği ile sona erdi. Programın kapanışında, 2025 yılı boyunca gösterdikleri performansla öne çıkan bayilere ödülleri takdim edilerek, iş ortaklarının başarıları vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Veri Merkezlerinin Tasarım ve Operasyonları Yeniden Şekillenecek Haber

Veri Merkezlerinin Tasarım ve Operasyonları Yeniden Şekillenecek

Kritik dijital altyapı ve süreklilik çözümlerinin küresel sağlayıcısı Vertiv'in yayımladığı rapora göre, veri merkezi inovasyonu, yapay zekâ odaklı makro dinamikler ve teknolojik trendlerin etkisiyle şekillenmeye devam ediyor. Kurum genelindeki uzmanların katkılarıyla hazırlanan Vertiv™ Frontiers raporu, yapay zeka (AI) için güç altyapısının dönüşümünden dijital ikizlere ve uyarlanabilir sıvı soğutma teknolojilerine kadar, bugün ve gelecekte inovasyonu yönlendiren başlıca teknoloji trendlerini mercek altına alıyor. Vertiv Ürün ve Teknoloji Direktörü Scott Armul, konuyla ilgili şunları söyledi: "Veri merkezi sektörü, yapay zeka uygulamalarının ihtiyaç duyduğu yüksek işlem gücü ve hızlı kurulum beklentilerine uyum sağlamak için tasarım, kurulum ve işletme süreçlerini hızla değiştiriyor. Artan işlem yoğunluğu, veri merkezlerinin artık gigawatt seviyelerinde ve çok daha büyük ölçekte kurulmasını gerektiriyor. Bu da daha yüksek voltajlı DC güç altyapıları ve gelişmiş sıvı soğutma sistemleri gibi yeni teknolojilerin öne çıkmasına yol açıyor. Ayrıc a, yerinde enerji üretimi ve dijital ikiz gibi çözümlerin, yapay zekânın daha hızlı yaygınlaşmasına ve ölçeklenmesine önemli katkı sağlamasını bekliyoruz." Vertiv Frontiers raporu, Vertiv'in önceki yıllarda paylaştığı Veri Merkezi Trendleri öngörülerini bir adım ileri taşıyor. Raporda, veri merkezlerini dönüştüren başlıca etkenler yer alıyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve yüksek performanslı bilişimin (HPC) yol açtığı işlem yoğunluğundaki hızlı artış, veri merkezlerinin artık çok daha büyük ölçekte ve çok daha kısa sürede, gigawatt seviyelerinde kurulması, tesislerin yapay zekâ çağında tek bir "bili im birimi" olarak tasarlanıp işletilmesi gereği ve artan çip ve işlemci çeşitliliğine uyum sağlama ihtiyacı öne çıkıyor. Raporda, bu büyük değişimlerin veri merkezlerinin farklı alanlarını etkileyen beş temel trendi nasıl şekillendirdiği detaylı şekilde ele alınıyor. 1. Yapay zekâ için güç altyapısının dönüşümü Günümüzde pek çok veri merkezi, şebekeden BT kabinlerine kadar uzanan hibrit AC/DC güç dağıtım sistemleriyle çalışıyor. Ancak bu yapı, birden fazla enerji dönüşüm aşaması içerdiği için verimlilik kayıplarına neden oluyor. Yapay zekâ uygulamalarının beraberinde getirdiği yüksek güç yoğunluğu ise mevcut sistemleri giderek daha fazla zorlamaya başladı. Daha yüksek voltajlı DC mimarilerine geçiş, akımın azalmasını, kablo kesitlerinin küçülmesini ve dönüşüm adımlarının sadeleşmesini sağlıyor. Ayrıc a güç dönüşümünün oda seviyesinde merkezi olarak yapılmasına imkân tanıyarak sistemi daha verimli ve ölçeklenebilir hale getiriyor. Bugün hibrit AC ve DC çözümler yaygın olsa da, tam DC standartları ve teknolojileri olgunlaştıkça, artan raf yoğunluklarıyla birlikte yüksek voltajlı DC altyapıların daha yaygın şekilde kullanılacağı öngörülüyor. Yerinde enerji üretimi ve mikro şebekeler de bu dönüşümü destekleyen ve hızlandıran önemli faktörler arasında yer alıyor. 2. Dağıtık Yapay Zekâ (Distributed AI) Bugüne kadar büyük dil modellerini (LLM) desteklemek için yapay zekâ veri merkezlerine yapılan milyarlarca dolarlık yatırımlar, yapay zekâ çözümlerinin hem bireyler hem de kurumlar tarafından yaygın şekilde kullanılmasını amaçladı. Vertiv'e göre yapay zeka, şirketler için artık kritik bir iş bileşeni haline geliyor; ancak bu servisler in nerede ve nasıl sunulacağı, her kurumun kendi ihtiyaçlarına ve çalışma koşullarına göre farklılık gösterecek. Finans, savunma ve sağlık gibi regülasyonun yoğun olduğu sektörlerde ise veri güvenliği, verinin bulunduğu ülke sınırları içinde kalması ve düşük gecikme gereksinimleri nedeniyle yapay zekâ uygulamalarının, bulut yerine özel ya da hibrit ortamlarda, kurum içi veri merkezleri üzerinden çalıştırılması gerekebilecek. Bu noktada esnek ve ölçeklenebilir, yüksek yoğunluklu sistemleri destekleyen güç altyapıları ile sıvı soğutma çözümleri; ister yeni veri merkezi yatırımlarıyla ister mevcut tesislerin dönüştürülmesiyle, dağıtık yapay zeka mimarileri için gerekli kapasitenin hızlı ve güvenli şekilde hayata geçirilmesini sağlayacak. 3. Enerji Otonomisinin Hızlanması Veri merkezlerinde kısa süreli yerinde enerji üretimi, uzun yıllardır kesintilere karşı dayanıklılığı sağlamak için kullanılıyor. Ancak bugün, özellikle yapay zeka veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı ve şebeke kapasitesindeki sınırlamalar, daha uzun süreli ve daha bağımsız bir enerji yapısına geçişi zorunlu kılıyor. Doğal gaz türbinleri ve benzeri teknolojilerle tesis içinde enerji üretimine yapılan yatırımlar; esneklik, güvenilirlik ve operasyonel süreklilik gibi önemli avantajlar sunsa da bu dönüşümün asıl itici gücü enerjiye erişimde yaşanan kısıtlar oluyor. Bu nedenle "Kendi Enerjini (ve Soğutmanı) Getir" gibi yaklaşımlar, veri merkezlerinin gelecekte daha otonom ve şebekeye daha az bağımlı çalışmasını sağlayacak stratejilerin temel parçaları arasında yer alacak. 4. Dijital İkiz Odaklı Tasarım ve Operasyonlar Yapay zekâ iş yüklerinin giderek yoğunlaşması ve GPU'ların daha güçlü hale gelmesi, bu karmaşık "AI fabrikalarının" çok daha hızlı şekilde devreye alınmasını zorunlu kılıyor. Yapay zekâ destekli araçlar sayesinde veri merkezleri artık dijital ikizler aracılığıyla sanal ortamda birebir modellenebiliyor. BT ve kritik altyapı sistemleri prefabrik ve modüler tasarımlar halinde entegre edilerek birer "bilişim birimi" (unit of compute) olarak sahaya kurulabiliyor. Bu yaklaşım, kurulum ve devreye alma sürelerini ciddi ölçüde kısaltarak, yapay zekâ uygulamalarında "time-to-token" süresini yüzde 50'ye varan oranlarda azaltma potansiyeli sunuyor. Dijital ikiz tabanlı bu model, gelecekte yapay zekâ için gerekli olacak gigawatt ölçeğindeki veri merkezi yatırımlarının daha hızlı ve verimli şekilde hayata geçirilmesinde kritik bir rol oynayacak. 5. Uyarlanabilir ve Dayanıklı Sıvı Soğutma Yapay zeka iş yükle rinin hızla artması, sıvı soğutma teknolojilerini veri merkezlerinin vazgeçilmez bir parçası haline getirdi. Ancak yapay zekâ sadece daha güçlü soğutma ihtiyacı yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda bu sistemlerin çok daha akıllı ve verimli çalışmasını da sağlıyor. Yapay zeka destekli izleme ve kontrol mekanizmaları sayesinde sıvı soğutma altyapıları, olası arızaları önceden öngörebilen, akışkanları ve ekipmanları en verimli şekilde yöneten ve kendi performansını sürekli optimize edebilen yapılara dönüşüyor. Bu yaklaşım, yüksek değerli donanımların ve üzerlerinde çalışan kritik iş yüklerinin daha güvenilir, kesintisiz ve dayanıklı bir şekilde çalışmasına olanak tanıyor. Vertiv, 130'dan fazla ülkede faaliyet göstererek dünya genelinde veri merkezleri, iletişim ağları ile ticari ve endüstriyel tesislere yönelik kritik dijital altyapı çözümleri sunuyo r. Güç yönetimi, ısı yönetim ve BT altyapısını kapsayan geniş ürün ve servis portföyü, buluttan ağın uç noktasına kadar uzanan tüm dijital ekosistemi destekliyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde müşteriler, giderek karmaşıklaşan dijital dünyada operasyonlarını kesintisiz sürdürebiliyor, yüksek performans elde edebiliyor ve güvenle ölçeklenebiliyor.

Mr Usta 2025’i Yüzde 274 Ciro Artışıyla Kapattı Haber

Mr Usta 2025’i Yüzde 274 Ciro Artışıyla Kapattı

Türkiye’nin dijital usta platformu Mr Usta, 2025 yılında kullanıcı deneyimini odağına alan yaklaşımıyla büyümesini hızlandırarak hizmet ekosistemini güçlendirdi. Kurulduğu günden bu yana usta arama derdini ortadan kaldıran ve güvenilir hale getiren platform, 2025 yılında kullanıcı sayısında yüzde 31’lik artış sağladı. Web ve mobil uygulama kanallarında 60 binden fazla yeni kullanıcıyı platformuna dahil eden Mr Usta, gerçekleştirdiği iş birlikleriyle 30’dan fazla şehirde hizmet sundu. 2025 yılında hayata geçirilen yeni kategori çalışmalarıyla hizmet ağını 25 farklı kategoriye çıkararak evden ofise, küçük tamirlerden kapsamlı işlere kadar her ihtiyaca tek platformdan çözüm sunmaya başladı. Bu büyüme ile sektördeki konumunu daha da sağlamlaştıran Mr Usta için 2025, yalnızca rakamsal büyümenin değil; sürdürülebilir, güven odaklı ve değer üreten bir yapının güçlendiği bir yıl olarak öne çıktı. Sipariş sayısı geçen seneye göre %47 arttı Kullanıcıların ustaya hızlı erişim, şeffaf fiyat ve güvenilir hizmet beklentilerine yanıt veren dijital altyapı; Mr Usta’yı günlük ihtiyaçlarda daha fazla tercih edilir hale getirdi. Artan kullanıcı sayısı, sipariş hacmine de doğrudan yansıdı ve yıllık sipariş sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 47 artış gösterdi. Renovasyon ve Elektrikli Şarj Ünitesi Kurulumu gibi premium hizmetlerin hayata geçirilmesiyle ciro bazında da geçen yıla kıyasla yüzde 274 oranında güçlü bir büyüme yakalandı. Bu sonuç, platformun yalnızca hizmet sunan bir yapıdan çıkarak hem ustalar hem de kullanıcılar için değer üreten kapsamlı bir ekosisteme dönüştüğünü ortaya koydu. İstanbul ve Ankara’da en fazla koltuk-halı yıkama hizmeti tercih edildi Kullanıcıların en çok tercih ettiği hizmetler, Mr Usta’nın günlük hayattaki gerçek ihtiyaçlara hızlı ve güvenilir çözümler sunduğunu gösterdi. 2025 yılı boyunca elektrikçi, tesisatçı ve kombi hizmetlerinin yanı sıra kuru temizleme, koltuk & halı yıkama ve mobilya montajı en yoğun talep gören kategoriler arasında yer aldı. Şehir bazında değerlendirildiğinde; İstanbul ve Ankara’da en fazla koltuk-halı yıkama hizmeti tercih edilirken, bunu mobilya montajı ve kuru temizleme hizmetleri takip etti. İzmir’de ise kuru temizleme ve mobilya montajına ek olarak klimacı hizmetlerine olan talep dikkat çekti. Yüzde 92 müşteri memnuniyeti ile dijital dönüşümün başarısını kanıtladı 2025 boyunca yüzde 92 müşteri memnuniyeti oranını koruyan Mr Usta, kullanıcı deneyim puanını 5 üzerinden 4,8 seviyesinde istikrarlı şekilde sürdürdü. Usta hizmetlerinin hizmet kalitesinin standartlaştırılmasının zor olduğu, şikayet oranlarının yüksek seyrettiği bir sektör olmasına rağmen bu memnuniyet oranının yakalanması, Mr Usta’nın doğru usta–doğru kullanıcı eşleşmesi, şeffaf iletişim ve hizmet sonrası takip süreçlerinde önemli bir başarıya imza attığını gösterdi. Kullanıcı geri bildirimleri doğrultusunda yenilenen web sitesi ise daha hızlı, daha sade ve daha kullanıcı dostu bir deneyim sunarak ustaya ulaşma sürecini daha da kolaylaştırdı. Mr Usta, 2026’da daha fazla ilde, daha kapsamlı çözümler sunmaya hazırlanıyor Mr Usta, 2025’te yakaladığı büyüme ivmesini 2026 yılında da sürdürmeyi hedefliyor. Yeni şehirlerde daha güçlü bir varlık, genişleyen hizmet kategorileri ve gelişmiş dijital deneyimlerle platform, kullanıcı memnuniyetini ileri taşımaya hazırlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.