Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Altyapı

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dijitalpark Teknokent'te Akıllı Kampüs Dönüşümü Enerji Yönetimiyle Başladı Haber

Dijitalpark Teknokent'te Akıllı Kampüs Dönüşümü Enerji Yönetimiyle Başladı

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile Türk-Alman Üniversitesi ortaklığında faaliyet gösteren Dijitalpark Teknokent'te yürütülen Akıllı Kampüs Dönüşüm Projesi kapsamında kampüs yönetimini dijitalleştirecek yeni nesil sistemler devreye alınmaya başladı. İlk fazda Nu Teknoloji tarafından geliştirilen gerçek zamanlı enerji yönetim sistemi uygulamaya alındı. Kurulan dijital altyapı, enerji kullanımının daha verimli yönetilmesini sağlarken, ilerleyen dönemde hayata geçirilecek yapay zekâ destekli uygulamalar ve diğer dijital çözümler için de temel oluşturuyor. Dijitalpark Teknokent'te 435 şirket faaliyet gösteriyor. Kampüsün yıllık enerji tüketimi yaklaşık 4.355 MWh seviyesinde bulunuyor. Sistemin yaygınlaşmasıyla birlikte enerji tüketiminde %27,2 oranında tasarruf sağlanması, yıllık yaklaşık 4.740.000 Türk lirası maliyet avantajı elde edilmesi ve karbon emisyonunun 550 ton azaltılması hedefleniyor. Gerçek zamanlı izleme altyapısı sayesinde enerji tüketimindeki verimsizliklerin tespit edilerek daha etkin kaynak yönetimi sağlanması amaçlanıyor. Dijitalpark Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin projeyle ilgili şunları söyledi: "Türkiye'nin yüksek katma değerli, yerli ve milli teknolojiler geliştirme hedefi doğrultusunda şekillenen Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu, teknoparklar, akademik çevre ve teknoloji şirketleri arasındaki güçlü iş birlikleriyle somut projelere dönüşmeye devam ediyor. Teknoparkların en önemli görevlerinden biri de geliştirilen teknolojilerin gerçek yaşam koşullarında uygulanmasına imkân sağlamak. Akıllı Kampüs Dönüşüm Projemiz de bu anlayışın somut örneklerinden biri. Dijitalpark Teknokent'te başlayan bu dönüşüm aynı zamanda Türk mühendislerinin, üniversitelerin, akademisyenlerin ve teknopark ekosisteminin ortak başarısını temsil eden örnek bir akıllı kampüs modelidir. Burada oluşturulan altyapı hem kampüsün daha verimli yönetilmesini sağlayacak hem de yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve doğrulanması için yaşayan bir laboratuvar işlevi görecek." Nu Teknoloji İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, iş birliğine yönelik şu değerlendirmelerde bulundu: "Akıllı kampüs yaklaşımını yalnızca enerji tüketimini izleyen bir sistem olarak görmüyoruz. Dijitalpark Teknokent'te devreye aldığımız sistem sayesinde hücresel olmayan non-cellular 5G (DECT NR+) haberleşme teknolojisini kullanarak enerji tüketimini gerçek zamanlı olarak güvenilir, düşük gecikmeli ve ölçeklenebilir bir iletişim altyapısı üzerinden izleyip analiz edebiliyor, kampüs yönetiminin daha verimli ve öngörülebilir hale gelmesini sağlayacak dijital altyapıyı oluşturuyoruz. Non-cellular 5G (DECT NR+) altyapısının sunduğu yüksek cihaz yoğunluğu desteği ve bağımsız özel ağ mimarisi sayesinde kampüs genelindeki sensörler, sayaçlar ve diğer IoT cihazlarından elde edilen verileri güvenli ve kesintisiz şekilde yönetebileceğiz. Enerji yönetimi, yapay zekâ ve non-cellular 5G (DECT NR+) teknolojilerini bir araya getiren bu yaklaşımın; üniversite kampüslerinden kamu kurumlarına, sanayi tesislerinden akıllı şehir projelerine kadar birçok farklı alanda uygulanabilecek ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve geleceğe hazır bir model oluşturacağına inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Depozito İade Sistemine 30 Günde 764 Şikayet Haber

Depozito İade Sistemine 30 Günde 764 Şikayet

Plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının geri dönüşüme kazandırılmasını amaçlayan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemi, 1 Temmuz 2026 itibarıyla 81 il ve 973 ilçede uygulanmaya başladı. Sistem kapsamında vatandaşlar, DOA logosu bulunan uygun ambalajları iade makinelerine veya belirlenen iade noktalarına teslim ederek ambalaj başına 1 TL alabiliyor. İade tutarları DOA mobil uygulamasındaki dijital cüzdana aktarılıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının açıklamasına göre sistemle yılda yaklaşık 25 milyar ambalajın geri dönüşüme kazandırılması ve ekonomiye yıllık 30 milyar TL katkı sağlanması hedefleniyor. Çözüm platformu Şikayetvar’a ulaşan başvurular ise vatandaşların sisteme katılmak istediğini ancak özellikle makine kapasitesi, bakım ve dijital altyapı kaynaklı sorunlarla karşılaştığını ortaya koydu. Şikayetlerin yüzde 93’ü 1 Temmuz’dan sonra geldi Şikayetvar verilerine göre DOA sistemiyle ilgili bugüne kadar platforma 820 şikayet ulaştı. Bu şikayetlerin 764’ü, sistemin Türkiye genelinde uygulanmaya başladığı 1-30 Temmuz arasındaki dönemde kaydedildi. Böylece toplam şikayetlerin yaklaşık yüzde 93’ü son 30 günde platforma yansıdı. Başvurularda farklı şehirlerde bulunan depozito iade makinelerinin uzun süredir arızalı olduğu, dolan haznelerin zamanında boşaltılmadığı ve cihazların sık sık “kullanım dışı” uyarısı verdiği belirtildi. Bazı kullanıcılar, çevrelerindeki birden fazla iade noktasını denemelerine rağmen ambalajlarını teslim edemediklerini ve biriktirdikleri şişe ve kutularla evlerine dönmek zorunda kaldıklarını aktardı. Uygulamada aktif, sahada kullanım dışı Kullanıcıların öne çıkardığı sorunlardan biri de mobil uygulamadaki bilgilerle cihazların gerçek durumu arasındaki farklılık oldu. Şikayetlerde, uygulamada aktif veya kullanılabilir görünen makinelere gidildiğinde cihazların arızalı, dolu ya da tamamen kapalı olduğuyla karşılaşıldığı ifade edildi. Bazı başvurularda ise uygulamada halka açık iade noktası olarak gösterilen yerlere giriş yapılamadığı belirtildi. Kullanıcılar, ambalajlarla farklı noktalara gitmek zorunda kalmanın zaman ve ulaşım maliyeti oluşturduğunu dile getirdi. Ambalaj alındı, iade bedeli hesaba yansımadı Platforma iletilen şikayetlerde makinelerin ambalajları kabul etmesine rağmen iade bedelinin dijital cüzdana aktarılmaması da öne çıktı. Bazı kullanıcılar işlemin tamamlandığına ilişkin onay aldıkları halde bakiyelerinin güncellenmediğini, bazıları ise DOA logosu bulunan ambalajların cihazlar tarafından “uygun değil” uyarısıyla geri çevrildiğini belirtti. Mobil uygulamayla ilgili şikayetler arasında üyelik oluşturamama, telefon numarasının sistem tarafından tanınmaması, doğrulama kodu ve şifre hataları, hesap blokesi ve müşteri hizmetlerine ulaşamama gibi sorunlar yer aldı. En çok şikayet edilen konular şöyle sıralandı: Makinelerin arızalı veya kullanım dışı olmasıHaznelerin dolması ve zamanında boşaltılmamasıUygulamada aktif görünen cihazların çalışmamasıİade bedelinin dijital cüzdana yansımamasıUygun ambalajların makineler tarafından kabul edilmemesiÜyelik, giriş, doğrulama ve hesap blokesi sorunlarıİade noktalarının yetersiz veya yanlış gösterilmesi Kullanıcıların platforma ilettiği şikayetlerden bazıları şöyle: “Yaklaşık 10 gündür bölgedeki geri dönüşüm makineleri, tüm depozitolu ambalajları ‘uygun değildir’ uyarısıyla reddediyor. Her gidişimde aynı sorunla karşılaşıyor ve boşuna zaman kaybediyorum. Makinelerin kontrol edilerek bir an önce çalışır hâle getirilmesini istiyorum.” “DOA iade makinesini yaklaşık bir haftadır kullanmak istiyorum ancak uygulamada sürekli arızalı ve çalışmıyor olarak görünüyor. Bu nedenle pet şişelerimi geri dönüşüme veremiyorum. Makinenin arızasının bir an önce giderilmesini ve bu noktadaki iade makinesinin yeniden çalışır hale getirilmesini talep ediyorum. Geri dönüşüm için bu sistemi düzenli kullanmak isteyen biri olarak yaşadığım mağduriyetin dikkate alınmasını rica ederim.” “Yaklaşık iki haftadır çevredeki ambalaj iade kioskları ya kullanım dışı ya da kapasiteleri dolu olduğu için iade yapamıyorum. Sorunu iletebileceğim bir destek kanalı da bulunmuyor. Kioskların düzenli olarak boşaltılmasını ve bölgedeki cihaz sayısının artırılmasını talep ediyorum.” “Çocuğuma geri dönüşüm alışkanlığı kazandırmak için günlerce ambalaj biriktiriyoruz ancak çevredeki makineler yaklaşık iki haftadır çalışmıyor. Ekrandaki karekodu okuttuğumda ‘geçerli bir uygulama değil’ uyarısı alıyorum. Defalarca denememe rağmen sorun çözülmedi. Makinelerin uygulamayla uyumlu şekilde çalışır hâle getirilmesini istiyorum.” “Bölgedeki tek ambalaj iade makinesi yaklaşık üç gündür ya dolu olduğu ya da ambalajları kabul etmediği için kullanılamıyor. Uygulamada boş ve uygun görünmesine rağmen işlem yapılamaması zaman kaybına ve yoğunluğa neden oluyor. Makinenin kalıcı olarak onarılmasını ve bölgedeki cihaz sayısının artırılmasını istiyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ali Taha Koç’a Dünya GSM Birliği’nde stratejik görev Haber

Ali Taha Koç’a Dünya GSM Birliği’nde stratejik görev

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Dünya GSM Birliği GSMA’nın Teknoloji Grubu Başkanı oldu. Ürün ve teknoloji mimarisi, şebeke evrimi, iş birliklerinin genişletilmesi, global standartlar ve çalışma gruplarının koordinasyonu gibi başlıklarda çalışmalar yürüterek Yönetim Kurulu’na destek veren GSMA Teknoloji Grubu, birlik bünyesinde önemli bir görev üstleniyor. Dr. Ali Taha Koç’un GSMA Teknoloji Grubu Başkanı seçilmesi, Turkcell’in GSMA Yönetim Kurulu üyeliğiyle güçlenen küresel temsilini daha da stratejik bir seviyeye taşıyor. Bu yeni görev, Türkiye’nin ve Turkcell’in mobil iletişim, dijital altyapı, yapay zekâ, siber güvenlik gibi alanlarda sektöre daha etkin katkı sunması açısından da büyük öneme sahip. “Türkiye’nin ve Turkcell’in teknoloji vizyonunu küresel ölçekte temsil ediyoruz” GSMA gibi dünya mobil iletişim sektörüne yön veren bir kuruluşta böylesine önemli bir görev daha üstlenmekten duyduğu gururu ifade eden Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç şunları söyledi: “GSMA, mobil iletişim sektörünün ortak aklı, ortak sesi ve en güçlü küresel buluşma platformu konumunda. Turkcell olarak GSMA ile 25 yılı aşkın süredir devam eden köklü bir iş birliğimiz var. Bu görevi hem Türkiye’nin hem de Turkcell’in teknoloji vizyonunu küresel ölçekte temsil etmek adına çok önemli bir fırsat ve sorumluluk olarak görüyoruz. Turkcell’in 32 yıllık liderlik birikimini, güçlü saha deneyimini, dijital servislerdeki uzmanlığını ve insan odaklı teknoloji yaklaşımını global ekosistemle paylaşmayı sürdüreceğiz. Amacımız, yapay zekâ, güvenlik, otonom şebekeler ve yeni nesil bağlantı teknolojileri gibi alanlarda sektörümüzün daha somut, uygulanabilir ve ortak fayda üreten sonuçlara ulaşmasını sağlamak.” “Türkiye, konumu ve potansiyeliyle global teknoloji ekosistemi içinde özel bir yere sahip” Turkcell’in GSMA çatısı altında politika, teknoloji ve strateji gibi çok geniş bir yelpazede aktif rol üstlendiğine de işaret eden Dr. Koç, “Türkiye; Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Kafkasya ve Orta Asya arasındaki köprü konumuyla ve genç nüfusuyla küresel teknoloji ekosistemi içinde çok özel bir yere sahip. Bu yeni dönemde de GSMA gündemine ve ülkemizin dijitalleşmesine ciddi katkılar sunmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle beni bu göreve layık gören GSMA yönetimine ve üyelerine teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Hindistan’da düzenlenecek olan Teknoloji Grubu toplantılarına başkanlık edecek Dr. Ali Taha Koç, yeni görevi kapsamında 5 Ekim 2026’da Hindistan’ın Yeni Delhi kentinde düzenlenecek GSMA Teknoloji Grubu toplantılarına da başkanlık edecek. Toplantıda mobil iletişim sektörünün teknoloji yol haritası, güvenli ve sürdürülebilir dijital altyapılar, operatörler arası ortak çalışma alanları ve küresel ölçekte birlikte çalışabilirliği güçlendirecek başlıkların ele alınması planlanıyor. Güvenlikten iş birliğine kadar pek çok alanda sektörün gündemini belirliyor GSMA Teknoloji Grubu, yeni nesil şebeke mimarileri, ağ dilimleme (network slicing) ve bulut tabanlı teknoloji uygulamaları gibi alanlarda sektörün ortak standartlarını belirliyor. Grup ayrıca siber güvenlik, kullanıcı rızası yönetimi, kritik acil çağrı servisleri ve küresel ağ sertifikasyon süreçlerinde de bu standardizasyon çalışmalarını yürütüyor. Yapay zekâ odaklı otonom ağ yönetimi, gelişmiş bulut altyapıları ve büyük teknoloji şirketleriyle yürütülen teknoloji iş birlikleriyle mobil ekosistemin teknolojik dönüşümüne ve geleceğin dijital altyapı gündemine yön veriyor. Bu çalışmalar, 5G’nin yaygınlaşması ve 6G’ye hazırlık sürecinde mobil operatörlerin eşgüdüm içinde hareket etmesi açısından yol gösterici bir rol oynuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Çağında Veri Egemenliği Ekonomik Güvenlik Meselesine Dönüştü Haber

Yapay Zeka Çağında Veri Egemenliği Ekonomik Güvenlik Meselesine Dönüştü

DT Cloud, veri egemenliğinin yalnızca verinin nerede saklandığıyla değil; hangi hukuk, teknoloji, kontrol düzlemi ve operasyonel dayanıklılık modeliyle yönetildiğiyle kazanıldığına dikkat çekiyor. Dijital ekonomide veri, kurumların operasyonlarını destekleyen bir kaynak olmanın ötesine geçerek ekonomik sürekliliği, rekabet gücünü ve kritik hizmetlerin devamlılığını taşıyan stratejik bir altyapı unsuruna dönüştü. Yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması, gerçek zamanlı veri işleme ihtiyacı, artan siber riskler ve dijital tedarik zincirlerinde derinleşen bağımlılıklar, kurumların bulut stratejilerini teknik bir satın alma kararının ötesine taşıdı. Veri ve bulut altyapısı tercihleri artık regülasyon uyumu, operasyonel dayanıklılık, teknoloji bağımsızlığı ve ekonomik güvenlik başlıklarıyla birlikte değerlendiriliyor. Küresel ölçekte yaşanan gelişmeler de bu dönüşümü hızlandırıyor. Avrupa Komisyonu’nun egemen bulut hizmetleri için Avrupalı sağlayıcılara yönelmesi, Avrupa Birliği’nin bulut, yapay zeka ve yarı iletken alanlarında dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik adımları ve NATO’nun güvenli bulut altyapısını kritik BT modernizasyonunun parçası olarak ele alması, dijital altyapı kararlarının stratejik kontrol ve operasyonel süreklilik ekseninde yeniden şekillendiğini gösteriyor. Bulut altyapısı artık kapasite, maliyet veya esneklik avantajı sunan bir teknoloji modeli olmanın ötesinde; kurumların kritik veriye, işlem gücüne ve dijital sistemlere kriz anlarında da erişebilmesini sağlayan ekonomik güvenlik katmanı olarak görülüyor. Veri egemenliği yerelliğin ötesinde bir kontrol meselesine dönüşüyor Veri egemenliği uzun süre verinin ülke sınırları içinde tutulmasıyla eş anlamlı biçimde ele alındı. Ancak yapay zeka, regülasyonlar, siber riskler ve küresel teknoloji bağımlılıkları bu tanımı genişletiyor. Bugün kurumlar açısından kritik olan, verinin nerede saklandığını bilmenin yanında; hangi hukuki çerçevede korunduğunu, hangi teknoloji katmanında işlendiğini, kimlerin hangi şartlarda erişebildiğini ve kriz anlarında nasıl erişilebilir kalacağını denetleyebilmek. Bu nedenle veri egemenliği üç temel katmanda değerlendiriliyor. İlk katman, verinin güvenli biçimde ülke sınırları içinde tutulmasını kapsayan fiziki ve coğrafi hakimiyet. İkinci katman, verinin bulunduğu ülkenin hukuk düzenine tabi olmasını ve erişim koşullarının ulusal mevzuatla belirlenmesini ifade eden hukuki hakimiyet. Üçüncü ve en kritik katman ise veriyi işleyen, yöneten ve taşıyan teknoloji katmanları üzerinde denetlenebilirlik, müdahale kabiliyeti ve operasyonel kontrol sağlayan teknolojik hakimiyet. Bu üç unsur birlikte sağlanmadığında, verinin yerel olarak barındırılması tek başına gerçek anlamda veri egemenliği sağlamaya yetmiyor. Yerli bulutun stratejik değeri teknoloji üzerindeki hakimiyette ortaya çıkıyor Yerli bulutun yeni dönemdeki stratejik önemi de bu çerçevede belirginleşiyor. Yerli bulut, yalnızca verinin ülke sınırları içinde saklanmasını sağlayan bir barındırma modeli olarak ele alındığında eksik bir çerçeve sunuyor. Asıl değer; regülasyon uyumu, denetlenebilir mimari, üretici bağımlılığını azaltan teknoloji yaklaşımı, yerel operasyon kabiliyeti ve kriz anlarında erişilebilirliği koruyabilen dayanıklı altyapı modeliyle ortaya çıkıyor. Özellikle finans, kamu, savunma, sağlık, enerji, üretim ve teknoloji gibi kritik sektörlerde veri güvenliği kurum ölçeğini aşan bir etki alanına sahip. Bu sektörlerde yaşanacak bir veri kaybı, erişim kesintisi veya tedarikçi bağımlılığından kaynaklanan operasyonel aksama; yalnızca ilgili kurumun iş süreçlerini değil, ekonomik sürekliliği, kamu hizmetlerini, finansal istikrarı ve kritik altyapıların dayanıklılığını da etkileyebiliyor. Türkiye’de kritik altyapı sistemlerinin siber dayanıklılığını artırmaya yönelik resmi çerçevenin güçlenmesi de veri ve bulut altyapılarının stratejik önemini artırıyor. Dijital altyapının artan önemi, yerli bulut sağlayıcılarının rolünü de yeniden tanımlıyor. Kurumlar için artık yerel veri merkezi kapasitesine erişmenin yanı sıra bu kapasitenin hangi kontrol düzlemiyle yönetildiği, hangi teknoloji katmanlarına bağımlı olduğu, regülasyonlara uyumun nasıl sağlandığı ve olağanüstü durumlarda operasyonların nasıl sürdürülebildiği de kritik önem taşıyor. DT Cloud, egemen kontrol mimarisiyle kurumların dijital sürekliliğine odaklanıyor Dijital Türkiye’nin Yerli Bulutu DT Cloud, veri egemenliği yaklaşımını veri barındırma veya yerel altyapı kapasitesiyle sınırlamıyor. Yerli mühendislik gücüyle geliştirdiği egemen bulut yaklaşımında veri, hukuk, teknoloji ve operasyon katmanlarını birlikte ele alan bir altyapı modeli sunan DT Cloud; kontrol düzlemi, denetlenebilir mimari, regülasyon uyumu ve teknoloji bağımsızlığı perspektifiyle kurumların kritik verilerini ve iş süreçlerini güvenli, yönetilebilir ve sürdürülebilir bir zeminde konumlandırmasını destekliyor. DT Cloud’un yaklaşımında yerli bulut, kurumlara yalnızca verilerini Türkiye’de tutabilecekleri bir altyapı sağlamıyor; aynı zamanda bu verilerin hangi mimariyle yönetildiği, hangi uyum mekanizmalarıyla korunduğu ve hangi operasyonel dayanıklılık modeliyle erişilebilir kaldığı sorularına bütüncül bir yanıt sunuyor. Böylece yerli bulut, dijital dönüşüm yatırımlarının üzerinde yükselebileceği stratejik bir güvenlik ve süreklilik katmanına dönüşüyor. DT Cloud Genel Müdürü Serdar Yokuş, veri egemenliğinin kurumlar için geniş bir stratejik çerçevede ele alınması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zeka, siber riskler ve jeopolitik belirsizlikler dijital altyapı kararlarını ekonomik güvenliğin parçası haline getiriyor. Bu nedenle yerli bulutun stratejik önemi, veriyi ülke sınırları içinde tutmanın ötesinde; kurumlara regülasyon uyumu, operasyonel dayanıklılık, teknoloji bağımsızlığı ve denetlenebilir bir kontrol mimarisi sunabilmesinden geliyor. DT Cloud olarak veri, hukuk, teknoloji ve operasyon katmanlarını birlikte ele alan egemen altyapı yaklaşımımızla kurumların dijital sürekliliğini ve kritik sistemlerin güvenliğini desteklemeyi sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lezita’ya KalDer'den Altın Ödül Haber

Lezita’ya KalDer'den Altın Ödül

Türkiye’nin önde gelen piliç eti üreticilerinden Lezita, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından ödüle layık görüldü. Lezita, KalDER’in 26. Mükemmelliği Arayış Sempozyumu kapsamında gerçekleştirilen Yılın Başarılı Ekibi Ödülleri’nde “Analitik Enerji Yönetimi Projesi” ile Altın Ödül’ün sahibi oldu. Lezita’nın sürdürülebilirlik ve operasyonel verimlilik hedefleri doğrultusunda hayata geçirdiği Analitik Enerji Yönetimi Projesi ile tesis genelindeki enerji ve su tüketimleri gerçek zamanlı olarak izlenebilir hale getirildi. Mevcut ekipmanların değerlendirilmesi ve şirket içi bilgi birikiminden yararlanılarak geliştirilen sistem sayesinde, yüksek lisans maliyetlerine ihtiyaç duyulmadan esnek, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir dijital altyapı oluşturuldu. Analitik Enerji Yönetimi Projesi, enerji ve kaynak kullanımında önemli iyileştirmeler sağlarken, çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sunuyor. Proje ile tesis içerisindeki kritik 15 noktada gerçekleştirilen anlık su takibi sayesinde olası kaçaklar hızlı şekilde tespit edilerek kaynak kayıplarının önüne geçiliyor. Sistem sayesinde birim ürün başına elektrik tüketiminde yüzde 5 iyileştirme hedeflenirken, yıllık yaklaşık 3 bin ton karbon emisyonunun azaltılması öngörülüyor. “Çevresel etkimizi azaltan projeler iş yapış biçimimizin ayrılmaz parçası” Lezita Genel Müdürü Mesut Ergül, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Verimliliği artıran, kaynak kullanımını optimize eden ve çevresel etkilerimizi azaltan projeler iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası. Analitik Enerji Yönetimi Projesi’nin KalDer tarafından Altın Ödül’e layık görülmesi, ekip çalışmamızın, yenilikçi yaklaşımımızın, sürekli iyileştirme kültürümüzün ve sürdürülebilirlik odağımızın önemli bir göstergesi. Şirket içi bilgi birikimimizle geliştirdiğimiz bu proje sayesinde hem operasyonel süreçlerimizi daha etkin yönetiyor hem de çevresel sorumluluklarımızı yerine getirme yolunda somut katkılar sağlıyoruz. Sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda verimlilik odaklı projeler geliştirmeye ve değer yaratmaya devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Avrupa’da Yatırım Çeken Ülkeler Arasında Öne Çıktı Haber

Türkiye Avrupa’da Yatırım Çeken Ülkeler Arasında Öne Çıktı

Uluslararası danışmanlık şirketi EY’ın hazırladığı Avrupa Çekicilik Araştırması’nın (European Attractiveness Survey) sonuçları açıklandı. Araştırma; Avrupa’nın küresel ekonomik ve jeopolitik belirsizliklere rağmen uluslararası yabancı yatırımcılar açısından önemli bir cazibe merkezi olmayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de yabancı yatırımlar %20 arttı Avrupa genelindeki düşüş eğilimine rağmen Türkiye, Polonya ve İspanya gibi ülkeler yatırım performanslarıyla dikkat çekti. Bir önceki yıl doğrudan yabancı yatırımda beşinci sırada yer alan Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım projeleri %20 artarak dördüncü sıraya yükseldi ve proje sayısı 383 olarak gerçekleşti. Polonya’da bu oran %10, İspanya’da ise %7 olarak gerçekleşti. Araştırma, bu performansın arkasında; güçlü yetenek havuzları, mevcut iş hacmi, yatırım dostu uygulamalar, vergi teşvikleri, yerel yetkinlik geliştirme programları ve dijital altyapı yatırımlarının bulunduğunu ortaya koyuyor. Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya’da yabancı yatırımı geriledi Araştırmaya göre; yabancı yatırımlar geçen yıla kıyasla Fransa’da %17, Birleşik Krallık’ta %14 ve Almanya’da %10 düşüş gösterdi. Fransa’da yaşanan siyasi belirsizlikler, Birleşik Krallık’ta ticari sürtüşmeler ve artan vergi yükleri, Almanya’da ise enerji maliyetleri ve Çin’den gelen talebin zayıflaması yatırımcı güvenini olumsuz etkileyen temel unsurlar arasında yer aldı. Yabancı yatırımcıların Avrupa’ya ilgisi sürüyor Avrupa; zayıf ekonomik büyüme, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, ABD ile yaşanan ticari gerilimler ve Ukrayna’daki gerilim ile Orta Doğu’daki anlaşmazlıkların devam eden etkileri nedeniyle önemli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Buna rağmen, 2025 yılında doğrudan yabancı yatırım projelerinde görülen sadece %7’lik düşüş, Avrupa’nın temel ekonomik ve kurumsal avantajlarının dirençli kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Öte yandan Avrupa’da doğrudan yabancı yatırım projeleri kapsamında yaratılan istihdam sayısının %25 gerilediği görülüyor. Bu durum, yatırımcıların mevcut ekonomik ortamda daha seçici ve daha küçük ölçekli yatırımlara yöneldiğine işaret ediyor. Yapay zekâ, savunma sanayi ve düşük karbonlu enerji yatırımları yükselişte 2025 yılında Avrupa’da yapay zekâ odaklı doğrudan yabancı yatırım proje sayısı %96 artış gösterdi. Bu projeler 14.000’in üzerinde yeni istihdam yaratarak bir önceki yıla göre %41 daha fazla istihdam sağladı. Savunma sektöründe doğrudan yabancı yatırım proje sayısı %84 artarak yaklaşık 7.000 kişilik yeni istihdam yarattı. Yatırımlarda; hava sistemleri, insansız hava araçları, uzay teknolojileri, mühimmat, füze sistemleri ve kara savunma teknolojileri öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Düşük karbonlu enerji sektöründeki yatırımlar ise %25 artış gösterdi. Otomotiv, kimya ve sağlık yatırımları geriledi Yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlerde artış yaşanırken, Avrupa’nın geleneksel sanayi alanlarında düşüş gözlendi. Otomotiv sektöründeki yatırımlar %11, kimya sektöründeki yatırımlar %19 ve sağlık üretimi alanındaki yatırımlar ise %28 oranında geriledi. ABD ve Almanya kaynaklı yatırımlar yavaşlıyor 2019–2025 döneminde ABD ve Almanya’dan Avrupa’ya yapılan yatırımlar sırasıyla %38 ve %28 düştü. ABD’li şirketler, ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve yerel yatırımları teşvik eden politikalar nedeniyle Avrupa yatırımlarında daha temkinli davranırken, Alman şirketleri ise artan maliyetler, zayıflayan Çin talebi ve yoğunlaşan küresel rekabet baskısıyla karşı karşıya bulunuyor. Yatırımcılar kısa vadede temkinli, uzun vadede ise iyimser Araştırmaya katılan şirketlerin %54’ü önümüzdeki bir yıl içerisinde Avrupa’da yeni faaliyet kurmayı veya mevcut faaliyetlerini genişletmeyi planlıyor. Katılımcıların %41’i jeopolitik gerilimler ve çatışmaları Avrupa’nın yatırım çekiciliği açısından en önemli risk olarak değerlendirirken; makroekonomik koşullar, ticaret engelleri ve artan regülasyon yükü de öne çıkan diğer risk unsurları arasında yer alıyor. Geçtiğimiz yıla göre regülasyon ve bürokratik karmaşıklığa ilişkin kaygıların yeniden yükselişe geçtiği görülüyor. Bu nedenle Avrupa Birliği, şirketler üzerindeki idari yükü azaltmaya yönelik kapsamlı sadeleştirme çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa uzun vadeli yatırım çekiciliğini koruyor Araştırmaya katılan şirketlerin %60’ı Avrupa’nın önümüzdeki üç yıl içerisinde yatırım çekiciliğinin artacağını öngörüyor. Avrupa’nın geniş ve erişilebilir pazarı, güçlü altyapısı, sürdürülebilirlik alanındaki liderliği, inovasyon kapasitesi ve yüksek nitelikli iş gücü yatırımcıların en çok önem verdiği avantajlar arasında yer alıyor. Katılımcılar aynı zamanda Avrupa’nın rekabetçilik ve verimlilik alanlarında ihtiyaç duyduğu dönüşümü gerçekleştirebileceğine de inanıyor. Şirketlerin %52’si Avrupa’nın yatırım ortamını güçlendirecek stratejik kararları hayata geçireceğini düşünürken, yalnızca %21’i bu konuda olumsuz görüş bildiriyor. Avrupa’nın planlarını uygulamaya dönüştürmesi gerekiyor Araştırma kapsamında görüşülen 500 yatırım lideri, Avrupa’nın küresel rekabet gücünü koruyabilmesi için öncelikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha güçlü şekilde desteklenmesi, enerji maliyetlerinin azaltılması ve stratejik sektörlere yönelik teşviklerin artırılması gerektiğini vurguluyor. Bununla birlikte yatırımcılar, vergi sistemlerinin sadeleştirilmesi, dijital inovasyonun hızlandırılması ve rekabetçiliği artıracak politikaların kararlılıkla uygulanmasının Avrupa’nın uzun vadeli yatırım çekiciliğini daha da güçlendireceği görüşünü paylaşıyor. EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy araştırmayla ilgili şunları söyledi: “EY Avrupa Çekicilik Araştırmamızın sonuçları; jeopolitik dalgalanmaların, ticarette artan kısıtlamaların ve ekonomik belirsizliklerin küresel yatırım ortamını yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen Avrupa’nın, yabancı yatırımlar açısından dayanıklılığını koruyan ve yatırımcılar için cazibesini sürdüren bir merkez olmaya devam ettiğini görüyoruz. Bu anlamda Türkiye’de oldukça iyi bir ivme kaydetmiş durumda. 2024 yılı sonuçlarında doğrudan yabancı yatırımda beşinci sırada yer alan Türkiye, 2025 yılında dördüncü sıraya yükselerek doğrudan yabancı yatırım projelerini %20 artırdı ve toplam proje sayısını 383’e çıkardı. Araştırmamızdan yatırımların giderek daha seçici hale geldiğini; yapay zekâ, savunma ve enerji gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip stratejik alanlara ve güçlü yetkinlik ekosistemlerine sahip şehir ve bölgelere yöneldiğini gözlemliyoruz. Araştırmanın, yatırım kararlarında artık tek bir belirleyici unsurun olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Teknolojik dönüşüm, insan kaynağına erişim, regülasyonlar, jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri, ham madde ve tedarik zinciri dinamikleri gibi birçok unsur eş zamanlı olarak yatırım stratejilerini etkiliyor. Bu nedenle şirketler için asıl rekabet avantajı, değişimi öngörebilme ve yatırımlarını doğru zamanda, doğru sektöre ve doğru coğrafyalara yönlendirebilme yetkinliğinde yatıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Legrand Elektrik, Bu Yıl da İSO 500 Listesindeki Yerini Güçlendirdi Haber

Legrand Elektrik, Bu Yıl da İSO 500 Listesindeki Yerini Güçlendirdi

2011 yılından bu yana kesintisiz olarak listede bulunan Legrand Elektrik, bu yıl bir önceki döneme göre 9 sıra yükselerek 442. sırada konumlandı. Türkiye’nin üretim gücüne katkı sağlamayı sürdüren Legrand Türkiye Grubu, elde ettiği bu başarıyla güçlü üretim altyapısını ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl hazırlanan Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500) araştırmasının sonuçları açıklandı. Legrand Grup’un Türkiye yapılanması bünyesinde Legrand, İnform ve Estap şirketleri ile Bticino markasını barındıran Legrand Türkiye Grubu şirketlerinden Legrand Elektrik Sanayi A.Ş., Türkiye sanayisinin öncü kuruluşlarının yer aldığı listede bu yıl da kendine yer buldu. Uzun yıllardır Türkiye’de üretim faaliyetlerini sürdüren Legrand Elektrik, istikrarlı performansı ve güçlü üretim kabiliyetiyle sanayi sektöründeki konumunu güçlendirmeye devam ediyor. Elektrik ve dijital altyapı çözümleri alanındaki uzmanlığıyla farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik ürün ve sistemler geliştiren Legrand Elektrik, binaların daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesine katkı sağlayan çözümler sunuyor. Türkiye’nin değişen ihtiyaçlarına cevap veren teknolojiler geliştirmeye odaklanan Legrand Elektrik, faaliyet gösterdiği alanlarda değer yaratmaya devam ediyor. “Sürdürülebilir Büyüme Hedeflerimiz Doğrultusunda İlerlemeyi Sürdüreceğiz” 2025 yılındaki net satışlar temel alınarak hazırlanan İSO 500 Listesi’nin sonuçlarını değerlendiren Legrand Türkiye Grubu Ülke Müdürü ve CEO’su Pascal Decons, “Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarını ortaya koyan İSO 500 listesinde bu yıl da yer almaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz. 2011 yılından bu yana kesintisiz olarak bu değerli listede yer almamız, Türkiye’deki güçlü üretim altyapımızın, yenilikçi yaklaşımımızın ve ekiplerimizin özverili çalışmalarının önemli bir göstergesi. Bu başarıyı müşterilerimize, iş ortaklarımıza ve ülkemiz sanayisine sunduğumuz katma değerin bir yansıması olarak görüyoruz. Legrand Türkiye Grubu olarak dijitalleşme, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürürken, müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına yanıt veren ürün ve çözümler geliştirmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de üretim kabiliyetlerimizi güçlendirmeye, yenilikçi çözümlerimizi yaygınlaştırmaya ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine değer katmaya devam edeceğiz.” açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Açık Holding'de İki Stratejik Atama Haber

Açık Holding'de İki Stratejik Atama

Yeni organizasyon yapısı doğrultusunda Boreas Genel Müdürü Selçuk Şentürk, Açık Holding Operasyonlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Chief Operating Officer olarak atanırken, Boreas’ın Genel Müdürlük görevine teknoloji sektörünün deneyimli yöneticilerinden İsmail Yamangil getirildi. Dijital dönüşüm, veri merkezi yatırımları ve sürdürülebilir teknoloji çözümlerinin küresel ölçekte önem kazandığı bir dönemde Açık Holding, büyüyen operasyonlarını daha entegre bir yapıyla yönetmeyi hedefliyor. Telekomünikasyon ve bilişim teknolojileri, havacılık ve savunma sanayii, dijital altyapı teknolojileri, sağlık ve sağlık teknolojileri, mühendislik, inşaat ve gayrimenkul ile turizm olmak üzere stratejik sektörlerde faaliyet gösteren Açık Holding, yeni liderlik yapılanmasıyla operasyonel mükemmeliyet, çeviklik ve grup genelinde entegre iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Operasyonel Yönetim Selçuk Şentürk’e Emanet Açık Holding’in önde gelen şirketleri CES İleri Kompozit ve Boreas’ta gerçekleştirdiği başarılı dönüşüm projeleri ve operasyonel yönetim performansıyla dikkat çeken Selçuk Şentürk, yeni görevinde Açık Holding bünyesindeki tüm iştiraklerin operasyonel süreçlerinden sorumlu olacak. Şentürk, veriye dayalı yönetim modelleri, süreç optimizasyonu, sürdürülebilirlik programları ve uluslararası operasyonların koordinasyonuna liderlik edecek. Boreas’ta Yeni Dönem: İsmail Yamangil İklimlendirme teknolojileri ve veri merkezi altyapı çözümleri alanında faaliyet gösteren Boreas’ın uluslararası ölçekte büyüme stratejisini bir sonraki aşamaya taşımak amacıyla, Schneider Electric’te (Türkiye ve Orta Asya) Genel Müdür rolü de dahil olmak üzere uzun yıllar çeşitli üst düzey görevlerde bulunan Yamangil, Boreas Genel Müdürü olarak göreve başladı. Açık Holding yönetimi tarafından yapılan değerlendirmede, söz konusu atamaların grubun küresel büyüme hedefleri, teknoloji odaklı yatırım stratejileri ve sürdürülebilir değer yaratma vizyonuna önemli katkı sağlayacağı belirtildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.