Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Altyapı

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mobilitenin Geleceği Praticar ile Şekilleniyor Haber

Mobilitenin Geleceği Praticar ile Şekilleniyor

İnsanların şehirlerle, zamanla ve birbirleriyle kurduğu ilişkinin niteliği değiştikçe mobilite biçimleri de yeniden şekilleniyor. İhtiyaç duyulan anda doğru seçeneğe erişebilmek, farklı ulaşım biçimleri arasında geçiş yapabilmek ve bütün bu süreci mümkün olduğunca kişiselleştirebilmek giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu dönüşüm, mobiliteyi tek bir hizmet kategorisinden çıkararak birbirine entegre ihtiyaçların oluşturduğu daha geniş bir alan haline getiriyor. Anadolu Grubu’nun yeni nesil mobilite markası Praticar, geleceğe ilişkin yaklaşımını bu değişim üzerinden şekillendiriyor. Farklılaşan kullanıcı beklentilerini ve mobilite dünyasında yaşanan teknolojik gelişmeleri yakından takip eden marka, araç kiralama deneyimini sürekli geliştiren ve bu alandaki yeni ihtiyaçlara daha hızlı yanıt verebilen bir yapıya ulaşmayı hedefliyor. Bu yaklaşımda araç kiralama, Praticar’ın bugün sunduğu hizmetlerin merkezinde yer alırken, markanın gelecekteki gelişim alanları için de önemli bir başlangıç noktası oluşturuyor. Praticar’ın entegre bir mobilite platformuna dönüşme hedefinin merkezinde ise kullanıcının değişen hareketlilik ihtiyaçlarına yanıt verebilen esnek bir dijital altyapı bulunuyor. Yapay zekâ, veri analitiği ve yeni nesil ulaşım çözümlerini odağına alan Praticar, böylece araç kiralamanın sınırlarını genişletirken mobilite deneyimini de daha bütüncül bir yapıya taşımaya hazırlanıyor. Veriden Kişiselleştirilmiş Mobilite Deneyimine Praticar, dijital altyapısını kullanıcı deneyimini geliştirmeyi destekleyen önemli bir alan olarak görüyor. Marka, veri analitiği ve yapay zekâ gibi teknolojilerin sunduğu olanaklardan yararlanarak kullanıcı ihtiyaçlarını daha yakından anlamayı ve hizmetlerini bu doğrultuda geliştirmeyi amaçlıyor. Yeni nesil teknolojiler, operasyonel süreçlerin yanı sıra kullanıcı deneyiminde iyileştirme alanlarının belirlenmesine de katkı sağlayabilecek araçlar olarak değerlendiriliyor. Praticar, düzenli olarak gerçekleştirdiği memnuniyet araştırmalarıyla da binlerce kullanıcı geri bildirimi topluyor. Bu verileri analiz ederek kullanıcıların hangi aşamalarda zorlandığını ve deneyimin hangi noktalarında iyileştirmeye ihtiyacı olduğunu daha iyi anlamaya çalışıyor. Böylece kullanıcıdan gelen bilgi geçmiş deneyimi ölçen bir gösterge olmanın yanında gelecekte sunulacak hizmetlerin tasarımını da yönlendiren değerli bir girdiye dönüşüyor. Praticar’ın teknoloji yaklaşımı bununla da sınırlı kalmıyor. Akıllı fiyatlama modelleri, veri analitiği ve yapay zekâ uygulamalarıyla desteklenen altyapının orta ve uzun vadede daha da geliştirilmesi planlanıyor. Buradaki amaç, hizmetin arka planındaki karar mekanizmalarını veriyle destekleyerek geliştirmek ve kullanıcı ihtiyaçlarına daha uygun çözümler sunabilmek. Bu bakış açısı sayesinde Praticar, her geçen gün kullanıcının ihtiyaçlarını daha fazla anlayabilen, değişen koşullara kusursuzca yanıt verebilen ve deneyimi zaman içinde kişiselleştirebilen bir mobilite platformu olma yolunda hızla ilerliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DORÇE, MÜSİAD EXPO 2026’da Modüler Yapı Çözümlerini Tanıttı Haber

DORÇE, MÜSİAD EXPO 2026’da Modüler Yapı Çözümlerini Tanıttı

DORÇE Prefabrik ve İnşaat, iş dünyasının farklı sektörlerinden üretici, yatırımcı, satın almacı ve profesyonelleri bir araya getiren MÜSİAD EXPO 2026’da yerini aldı. İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen organizasyonda DORÇE, prefabrik modüler çelik yapı sistemlerinin yanı sıra mühendislik, üretim ve anahtar teslim EPC proje kabiliyetlerini ziyaretçilere sundu. Hall 2, 2E-102 numaralı stantta sektör profesyonelleri, yatırımcılar ve uluslararası iş ortaklarıyla bir araya gelen şirket, farklı coğrafya ve sektörlerde geliştirdiği yapı çözümleri hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Yeni nesil çözümleri katılımcılardan yoğun ilgi gördü Fuarda DORÇE’nin yeni nesil Battery Energy Storage Systems (BESS) ve Modular Data Center çözümleri ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördü.. Enerji depolama ve dijital altyapı yatırımlarına yönelik geliştirilen bu çözümler, modüler yapıları, ölçeklenebilir mimarileri, kontrollü fabrika üretimi ve hızlı devreye alma avantajlarıyla yatırımcılar ve sektör profesyonelleri tarafından ilgiyleincelendi. Üretimden anahtar teslim projelere entegre çözüm 40 yılı aşkın sektör tecrübesine sahip DORÇE, Ankara’daki üretim tesislerinde prefabrik modüler çelik yapılar başta olmak üzere farklı yapı sistemlerinin tasarım ve üretimini gerçekleştiriyor. Şirket, tasarım ve mühendislikten satın almaya, üretimden lojistiğe, saha montajından elektromekanik işlere, test ve devreye almaya kadar geniş bir kapsamda entegre hizmet sunuyor. Avrupa’nın en büyük prefabrik modüler çelik yapı üretim tesislerinden birine sahip olan DORÇE, dünyanın önde gelen müteahhitlerinin sıralandığı ENR Top 250 listesinde de “Prefabrik Modüler Çelik Yapılar” iş modeliyle listeye giren tek şirket olarak bu konumunu 14 yıldır sürdürüyor.DORÇE’nin çözümleri, enerji, savunma, madencilik, petrol ve gaz, sağlık, eğitim, konut, endüstriyel tesisler, işçi ve yaşam kampları ile acil durum ve afet sonrası yapılaşma gibi birçok farklı alanda kullanılıyor. Şirket, bugüne kadar 60’tan fazla ülkede gerçekleştirdiği projelerden edindiği uluslararası tecrübeyi, modern üretim yöntemleri ve mühendislik kabiliyetleriyle bir araya getirerek farklı iklim ve coğrafi koşullara uygun yapı çözümleri geliştiriyor. DORÇE, Sibirya’da -50 dereceden Afrika’da +50 dereceye kadar farklı koşullarda projeler hayata geçirdi. Uluslararası iş birliği fırsatları değerlendirildi MÜSİAD EXPO 2026 boyunca DORÇE standında gerçekleştirilen görüşmelerde, mevcut ve potansiyel projelerin yanı sıra yeni pazarlardaki iş birliği fırsatları da ele alındı. Şirket yetkilileri, özellikle hızlı üretim ve kurulum gerektiren projelerde prefabrikasyon ve modüler yapı teknolojilerinin sağladığı avantajlara ilişkin ziyaretçilere bilgi verdi. DORÇE, fuar katılımıyla Türkiye’nin mühendislik ve üretim kabiliyetlerini uluslararası ziyaretçilere aktarırken, farklı sektör ve coğrafyalardaki yeni iş birliği olanaklarını değerlendirme fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Türkiye’de %51’e Ulaşan Yapay Zekâ Adaptasyonu, Daha Hızlı İnovasyonu Destekliyor Haber

 Türkiye’de %51’e Ulaşan Yapay Zekâ Adaptasyonu, Daha Hızlı İnovasyonu Destekliyor

Amazon Web Services (AWS) tarafından gerçekleştirilen yeni araştırmaya göre Türkiye, temel sektörlerdeki işletmelerin yapay zekâ ve bulut teknolojileri kullanımının önemli ölçüde artırmasıyla küresel ölçekte en hızlı büyüyen yapay zekâ pazarları arasında yer alıyor. AWS için küresel araştırma şirketi Strand Partners tarafından hazırlanan "2026’da Türkiye'nin Yapay Zekâ Potansiyelini Ortaya Çıkarmak" başlıklı rapor, Türkiye'deki yapay zekâ kullanımının bir yıl önceki %37 seviyesinden %51'e yükseldiğini ve yıllık %38'lik bir büyüme oranına ulaştığını gösteriyor. Türkiye'deki iş dünyası liderlerinin %66'sı artık yapay zekâyı en önemli veya yüksek düzeyde stratejik bir öncelik olarak görüyor. Bu sürece öncülük eden temel sektörler arasında finansal hizmetler, medya ve eğlence, perakende ve imalat yer alıyor. Ayrıca, Türkiye’deki şirketlerin %24'ü artık raporun işletmelerini dönüştürmek için yapay zekâyı kullanma aşamalarında "ileri seviye" olarak tanımladığı noktada yer alıyor. Bu, birden fazla yapay zekâ modelinin entegre edilmesini, yapay zekânın temel sistemlere dahil edilmesini ve gelişmiş yapay zekâ aracıları ve otonom araçlarla deneyler yapılmasını kapsıyor. AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye'de liderlik mükemmel koşulları beklemez; harekete geçer. Bu araştırmada gördüğümüz şey de tam olarak bunu yansıtıyor. İşletmeler yapay zekâyı hızla benimsiyor, ‘Bunu kullanabilir miyiz?’ sorusunun ötesine geçerek 'Bunu sorumlu bir şekilde nasıl ölçeklendiririz?' sorusuna odaklanıyor. Bölgesel altyapı, iş birlikleri ve yapay zekâ yetkinliklerine yönelik yatırımlarımız tam olarak bu soruyu yanıtlamak için var. Kuruluşları, deneysel çalışmaları gerçek dünyada etkiye dönüştürecek kontroller ve teknik kabiliyetlerle donatıyoruz.” Yapay zekâ Türkiye genelinde inovasyonu da hızlandırıyor. Yapay zekâyı benimseyen işletmelerin %78'i dijital değişim hızının arttığını ve önümüzdeki yıllarda daha da ivme kazanmasının beklendiğini belirtiyor. Bulut bilişim, Türkiye’deki işletmelere dünya standartlarında yapay zekâ altyapısına, araçlarına ve çözümlerine ölçeklenebilir şekilde erişim sunarak bu dönüşümün temeli olmaya devam ediyor. Rapor, Türkiye'nin dijital altyapı, yetenek ve inovasyon ekosistemlerine yaptığı yatırımların, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi (2021–2025) ve Türkiye'nin Yapay Zekâ Eylem Planı (2026–2030) ile uyumlu, yapay zekâ odaklı bir ekonominin yolunu nasıl açtığını vurguluyor. Bu ivmeyi sürdürmek için daha fazla işletmenin dünya standartlarında bir altyapı, güçlü bir yerel yetenek havuzu ve güvenilir bir düzenleyici ortamı temel alarak, küçük ölçekli yapay zekâ kazanımlarının ötesine geçmesi ve büyük ölçekte derin inovasyon aşamasına geçiş yapması gerekiyor. AWS, bölge genelinde yetkinlikleri ve fırsatları geliştirmek için yerel uzmanlarla iş birliği yapıyor. AWS'in, bölgenin dijital dönüşümünü ve ekonomik kalkınma planlarını desteklemeye yönelik yerel eğitim girişimlerine, kurslara ve girişimcilik teşvik programlarına yatırım yapma alanında güçlü bir geçmişi bulunuyor. AWS; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye'de yetkinlik ve eğitim girişimleriyle 680.000'den fazla kişiye ulaştı ve 2030 yılına kadar 2 milyon kişiye ulaşma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Geleceğe bakış Rapor, Türkiye'nin Yapay Zekâ Eylem Planı (2026–2030) doğrultusunda belirlenen yönü yakından yansıtan üç öncelik tanımlıyor. Ülke, yapay zekâ yolculuğunun bir sonraki aşamasına geçerken, odak noktasının stratejiden uygulamaya kayması gerekiyor. Raporda belirlenen üç öncelik şöyle: Her tür ve ölçekteki işletme için finansmana erişimi artırmakBüyük ölçekli uygulamaları destekleyen ve kurumların yapay zekâyı güvenle benimsemesini kolaylaştıran politikalara öncelik vermekKurumların yapay zekâyı etkili bir şekilde yaygınlaştırmasını ve ölçeklendirmesini sağlamak için yapay zekâ yetkinliklerine erişimi genişletmek Türkiye, bu unsurların devreye girmesiyle yakaladığı güçlü yapay zekâ ivmesini kalıcı bir küresel rekabet gücüne ve ulusal vizyonu ile hedeflerinin merkezinde yer alan tam bir ekonomik dönüşüme dönüştürmek için son derece avantajlı bir konumda bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom Güçlü Yatırımları ile Sürdürülebilir Geleceğin Tasarlanmasına Küresel Ölçekte Katkı Sunuyor Haber

Türk Telekom Güçlü Yatırımları ile Sürdürülebilir Geleceğin Tasarlanmasına Küresel Ölçekte Katkı Sunuyor

Yeni nesil şebeke teknolojilerinden, siber güvenliğe, veri merkezlerinden enerji verimliliğine uzanan geniş bir alanda ‘değer’ odaklı yatırımlar gerçekleştiren Türk Telekom, ABD’de gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı’nda dijital altyapı yatırımları, teknoloji odaklı büyüme stratejisi, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilirlik yol haritasını küresel yatırımcı topluluğuyla paylaştı. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olan Türk Telekom, teknoloji birikimi, yenilenebilir enerji yatırımları ve dijital kapsayıcılık vizyonuyla geleceğin daha sürdürülebilir ve kapsayıcı dünyasının şekillenmesine küresel ölçekte katkı sunacak. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital geleceğine yön veren Türk Telekom olarak, bu süreci teknoloji dönüşümünün ötesinde toplumsal ve ekonomik değer yaratmanın temel aracı olarak görüyoruz. Teknolojideki bu hızlı dönüşümün yarattığı fırsatları her yerde ve herkes için erişilebilir kılmaya odaklanıyor, yarının dijital dünyasında Türkiye’yi her alanda destekleyecek uzun vadeli yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Son beş yıldır sektörümüzün yatırım lideri olarak dijital geleceğin inşasına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken, her adımımızı daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle atıyoruz. ‘Yarına Sözümüz Var’ yaklaşımımız doğrultusunda bugün attığımız her adımın yarının dünyasında bir karşılığı olduğunun bilinciyle hareket ediyor, COP31’in “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak geleceğin dünyasının tasarlanmasında küresel aktörler arasında yer almaktan mutluluk duyuyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ve küresel iklim mücadelesine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, güçlü yatırımları, yenilikçi vizyonu ve yeşil dönüşüm çalışmalarıyla geleceğin dünyasının inşasına katkı sunuyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na “Master Partner” olarak destek veren Türk Telekom, COP31’in kesintisiz ve güçlü bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesine katkı sunarken, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve teknoloji gücünü küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından birine taşıyacak. COP3’in “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olan Türk Telekom, teknoloji birikimi, yenilenebilir enerji yatırımları ve dijital kapsayıcılık vizyonuyla geleceğin daha sürdürülebilir ve kapsayıcı dünyasının şekillenmesine küresel ölçekte katkı sunacak. Yeni nesil şebeke teknolojilerinden, siber güvenliğe, veri merkezlerinden enerji verimliliğine uzanan geniş bir alanda ‘değer’ odaklı yatırımları ile dijital geleceğe yön veren Türk Telekom, ABD’de gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı’nda dijital altyapı yatırımları, teknoloji odaklı büyüme stratejisi, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilirlik yol haritasını küresel yatırımcı topluluğuyla paylaştı. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital geleceğine yön veren Türk Telekom olarak, bu süreci teknoloji dönüşümünün ötesinde toplumsal ve ekonomik değer yaratmanın temel aracı olarak görüyoruz. Türkiye’nin en çok istihdam sağlayan markalarından biri olmanın yanı sıra, yaklaşık 58 milyon abonemizle Türkiye’nin ilk entegre operatörü olarak teknolojideki bu hızlı dönüşümün yarattığı fırsatları herkes için erişilebilir kılmaya odaklanıyor, yarının dijital dünyasında Türkiye’yi her alanda destekleyecek projelere imza atıyoruz. Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğu için 2005’ten bu yana 24,5 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. Son beş yıldır sektörümüzün yatırım lideri olarak dijital geleceğin inşasına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken, her adımımızı daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle atıyoruz. Bu doğrultuda Türkiye’nin her köşesine uzanan fiber omurgamızı güçlendiriyor, yeni nesil ağ teknolojilerinde milli Ar-Ge çalışmaları yürütüyor, çevre dostu teknolojileri şebekemize entegre ediyor ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ciddi yatırımlar yapıyoruz. Türkiye’nin küresel iklim gündemindeki güçlü konumunu ve gelecek vizyonunu yansıtan COP31’in “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak geleceğin dünyasının tasarlanmasında küresel aktörler arasında yer almaktan mutluluk duyuyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ve küresel iklim mücadelesine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. GES yatırımlarıyla geleceğe değer katıyor Enerji ihtiyacının yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasına yönelik GES (Güneş Enerjisi Santrali) yatırımlarını sürdüren Türk Telekom’un yenilenebilir enerji yatırımların ilk ayağını oluşturan Sivas GES yıllık 128 MWp üretim kapasitesiyle enerji üretimine başladı. Türk Telekom, Sivas’ın ardından Malatya ve Ağrı’da hayata geçireceği tesislerle toplam 530 MWp kurulu güce sahip güneş enerji santrallerine ulaşacak. Türk Telekom, toplam 6 bin dönüm arazi üzerine kuracağı üç GES ile yıllık 800 GWh enerji üretimi ve yaklaşık 350 bin ton karbon salımını engellemeyi hedefliyor. Yeşil teknoloji dönüşümü Sürdürülebilirlik ilkelerini tüm iş stratejilerinin merkezine yerleştiren Türk Telekom, enerji verimliliğini artıran yeni nesil teknolojilerle şebekesinin yeşil dönüşümünü hızlandırıyor. 2025 yılında hayata geçirdiği enerji verimliliği uygulamalarıyla yıllık 46,7 GWh enerji tasarrufu sağlayan Türk Telekom, şebekesini günden güne büyütürken enerji ve emisyon yoğunluğunu azaltmayı sürdürdü. Türk Telekom, baz istasyonlarında güneş enerjisi sistemlerini yaygınlaştırırken, sabit ve mobil şebekelere yeni nesil soğutma sistemlerini entegre ederek geleceğin teknolojilerinin sürdürülebilir altyapı üzerine inşa edilmesini sağlıyor. Teknoloji birikimiyle yaşamın tüm alanlarında değer yaratmaya odaklanan Türk Telekom, girişim sermayesi şirketi TT Ventures’ın E4 Şarj – Elektrikli Araç Şarj Ağı projesiyle elektrikli ulaşım ekosistemine katkı sunarken, veri merkezlerinde de enerji verimliliğini küresel standartların üzerine çıkaran yeni nesil teknolojileri devreye alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CCN Holding’e Happy Place to Work Bilim Kurulu’ndan ‘Harika Çalışma Ortamı’ Sertifikası Haber

CCN Holding’e Happy Place to Work Bilim Kurulu’ndan ‘Harika Çalışma Ortamı’ Sertifikası

Çalışan deneyimini kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak konumlandıran CCN Holding, Happy Place to Work Bilim Kurulu tarafından 2026 yılında yürütülen değerlendirme sonucunda Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nın (Great Work Environment) sahibi oldu. Happy Place to Work değerlendirme sürecinde kurumlar, kültür, liderlik yaklaşımı, çalışan bağlılığı, çeşitlilik, eşitlik ve güven gibi başlıklarda kapsamlı analizlerden geçiyor. Değerlendirme sürecinde çalışan geri bildirimleri ile organizasyonun insan kaynakları uygulamaları birlikte ele alınıyor. CCN Holding’in Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nı almaya hak kazanması, holdingin insan odaklı yönetim anlayışını, çalışan deneyimine verdiği önemi ve grup genelinde ortak değerler etrafında şekillenen kurum kültürünü ortaya koyuyor. “Herkesin katkısının önemsendiği bir kültür yaratmayı önceliklendiriyoruz” CCN Holding İnsan ve Kültür Grup Başkanı Pınar Akbulut, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çalışan deneyimini kurum kültürümüzün temel bir parçası olarak görüyoruz. Happy Place to Work tarafından verilen Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nı da bu yaklaşımımızın önemli bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. CCN Holding olarak çalışanlarımızın kendilerini değerli, güvende ve ait hissettikleri bir çalışma ortamı oluşturmayı, farklılıkların desteklendiği, fikirlerin özgürce ifade edilebildiği ve herkesin katkısının önemsendiği bir kültür yaratmayı önceliklendiriyoruz. Bu sertifika, attığımız adımların çalışanlarımızın deneyimlerinde de karşılık bulduğunu görmek açısından bizim için çok kıymetli. Önümüzdeki dönemde de çalışanlarımızın ihtiyaç ve beklentilerini dinlemeye, deneyimlerini geliştirmeye ve CCN Holding’i tüm çalışma arkadaşlarımız için daha iyi bir çalışma ortamı haline getirmeye devam edeceğiz.” CCN Holding Hakkında 2007 yılında başlayan yolculuğunu bugün yaklaşık 10.000 çalışanıyla sürdüren CCN Holding; inşaat, sağlık, entegre tesis yönetimi, teknoloji, eğitim, turizm ve yat gibi birçok sektörde faaliyet göstermektedir. Grup, yatırımlarını kalite, güven ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda, geleceğe değer katan stratejik adımlar olarak konumlandırmaktadır. Ulusal ve uluslararası ölçekte prestijli projelere imza atan CCN Holding; Zaha Hadid imzalı Bakü Haydar Aliyev Kültür Merkezi ve Bakü Alev Kuleleri gibi ikonik projelerle global referans gücü kazanmış; Türkiye’nin ilk şehir hastanesi olan Mersin Şehir Hastanesi ve dünyanın tek parçada yapılan en büyük hastanesi Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ile sağlık yatırımları ve işletmeciliğinde öncü rol üstlenmiştir. CCN Holding, inşa ettiği projeleri sürdürülebilir işletme modelleriyle yönetmekte; sağlık kampüslerinden otellere, AVM’lerden enerji tesislerine kadar geniş bir yelpazede entegre tesis yönetimi hizmetleri sunmaktadır. Teknoloji alanında faaliyet gösteren INFERA ve WISERA markalarıyla dijital altyapı, yazılım, veri analitiği ve sistem entegrasyonu çözümleri geliştirerek operasyonel mükemmeliyet ve veriye dayalı yönetim yetkinliği sağlamaktadır. Turizm, gastronomi ve deneyim tasarımı alanında Altunizade Suites by Curio, Lokanta Yoğurt, Fami, The Cube.ist markalarıyla yaşam tarzı odaklı bir hizmet ekosistemi kuran CCN Holding, yenilikçi ve sürdürülebilir yatırımlarıyla geleceği şekillendirmeye devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Tugay: İzmir’in Dijital Dönüşümüne Katkı Sağlayacak Haber

Başkan Tugay: İzmir’in Dijital Dönüşümüne Katkı Sağlayacak

Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğuna katkı sunacak yeni nesil dijital altyapı yatırımlarından biri İzmir’de hayata geçirildi. Vodafone Türkiye ve DAMAC Dijital iş birliğiyle Gaziemir’de kurulan Vodafone İzmir Veri Merkezi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Törene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, İzmir milletvekilleri, siyasi partilerin il başkanları ve belediye başkanları katıldı. “Çok kıymetli bir yatırım” Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, böylesine değerli bir yatırıma ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirtti. Vodafone Türkiye ve DAMAC Dijital’e teşekkür eden Başkan Tugay, “Ege Bölgesi’nin en büyük veri merkezinin, üstelik büyüme kapasitesiyle birlikte İzmir’de hizmete açılması bizim için çok kıymetli. Dünyada hızla dijital dönüşümün yaşandığı bir dönemde, kentimizin bu dönüşüme ayak uydurması açısından önemli bir adım olan bu yatırımın İzmir’de hayata geçirilmesine vesile olan yatırımcı firmalara çok teşekkür ediyorum” dedi. Yatırımcıya İzmir çağrısı Başkan Tugay, yatırımın son derece doğru bir adım olduğuna inandıklarını belirterek, “En yeni teknolojiyle donatılan ve mevcut kapasitesini dört katına çıkarma potansiyeline sahip Ege Bölgesi’nin en büyük veri merkezi, eminim İzmir’deki pek çok firmanın dijital dönüşümüne önemli katkı sağlayacak. Aynı zamanda yapay zeka başta olmak üzere dünyada baş döndürücü bir hızla yaşanan teknolojik dönüşüme kentimizin ayak uydurmasına, güvenli bir veri altyapısı sunarak önemli ölçüde yardımcı olacak. Bundan sonra İzmir’i benzer veri merkezleri ve dijital yatırımlar için bir merkez olarak görmeyi düşünen herkese, görevim boyunca destek olmaya hazır olduğumu ifade etmek isterim. Şehrimize ve ülkemize hayırlı olsun” diye konuştu. “Stratejik, ekonomik ve milli bir meseledir” Törende konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yeni çağın en stratejik kaynağının veri ve bilgi olduğunu söyledi. Dünyada her saniye milyarlarca veri üretildiğini belirten Uraloğlu, verinin nerede barındırıldığı, nasıl işlendiği ve kimlerin kontrolünde olduğunun artık teknolojik olmanın ötesinde stratejik, ekonomik ve milli bir mesele olduğunu söyledi. Uraloğlu, “Verinin egemenliğini tesis eden ülkeler, yarının kazananı ve egemeni olacaklardır. Bu anlayışla bugün Ege Bölgesi’nin en büyük veri merkezini devreye almanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. “Türkiye’nin dijital güvenlik haritasını büyütüyoruz” Vodafone İzmir Veri Merkezi’ni Türkiye’ye kazandırılan yeni bir dijital kale olarak nitelendiren Uraloğlu, “Türkiye’nin dijital güvenlik haritasını adım adım büyütüyoruz” dedi. Bu tür yatırımların Türkiye’nin veri üretimi, bulut bilişim, yapay zekâ ve dijitalleşme ihtiyaçlarına yanıt verecek altyapıyı güçlendireceğini belirten Uraloğlu, ülkenin bölgesel bir dijital altyapı ve veri merkezi üssü olma hedefinin de güçleneceğini söyledi. “Dijital dünyada söz sahibi olmak istiyorsak bu tür alt yapıları hayata geçirmeliyiz” İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban da baş döndürücü gelişmelerin olduğu dijital bir çağda olduklarına değinerek, şunları söyledi: “Burası herhangi bir lojistik depo gibi değil. Evet bir depo görevi de görüyor. Ama aynı zamanda bu verilerin saklandığı, işlendiği verilerle ilgili hesaplamaların da yapıldığı aktif bir merkez olarak görev yapıyor. Dolayısıyla dijital dünyada söz sahibi olmak istiyorsak bu tür alt yapıları çok hızlı şekilde hayata geçirmeliyiz.” Yatırımın önemine dikkat çekti Vodafone Türkiye CEO'su Engin Aksoy da dijital dönüşümü doğru okumanın önemli olduğunu belirterek, “Türkiye'nin yapay zeka çağında rekabet gücünü arttırması teknolojik bağımsızlığını güçlendirmesi ve bu alanda teknolojiyi yalnızca kullanan değil üreten ve üretmenin ötesinde ona yön verebiliyor olması açısından bu yapay zeka inisiyatifi son derece kıymetli” dedi. Konuşmaların ardından merkezin açılışı yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone, DAMAC Digital İş Birliğiyle İzmir Veri Merkezi’nin İlk Fazını Yaklaşık 100 Milyon Dolarlık Yatırımla Hizmete Açtı Haber

Vodafone, DAMAC Digital İş Birliğiyle İzmir Veri Merkezi’nin İlk Fazını Yaklaşık 100 Milyon Dolarlık Yatırımla Hizmete Açtı

Vodafone’un Türkiye’deki altıncı veri merkezi olan tesis, 7 bin 500 metrekarelik alanı, 650’den fazla kabineti, uluslararası standartlardaki kesintisiz çalışan altyapısı ve yapay zekâ iş yüklerine uyumlu ölçeklenebilir mimarisiyle Türkiye’nin artan veri işleme ve bulut bilişim ihtiyacına yanıt verecek. Başlangıçta 4 MW kapasiteyle hizmet verecek merkezin kapasitesinin kısa süre içinde 20 MW’a çıkarılması planlanıyor. Vodafone ve dünyanın önde gelen dijital altyapı sağlayıcılarından DAMAC Digital iş birliğiyle hayata geçirilen İzmir Veri Merkezi hizmete açıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen açılış töreninde, Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, DAMAC Digital Kıdemli Başkan Yardımcısı Ma’an Manna ile kamu ve iş dünyasının temsilcileri bir araya geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Vodafone İzmir Veri Merkezi aslında Türkiye’ye kazandırdığımız yeni bir dijital kalenin adıdır. Vodafone Türkiye ve DAMAC Digital’in yüzde 50-yüzde 50 ortaklığıyla hayata geçirilen bu tesis, Vodafone Türkiye’nin altıncı veri merkezi olarak şirketin kapasitesini yeni bir seviyeye taşıyor. Yaklaşık 7 bin 500 metrekare kapalı alana sahip merkez; Gaziemir’deki konumuyla hem Ege Bölgesi’ndeki kurumsal müşterilere yakınlık hem de ulusal ve uluslararası bağlantı altyapılarına erişim avantajı sunacaktır. Colocation hizmetleriyle müşteriler kendi veri merkezi yatırımlarını yapmak yerine, kritik IT altyapılarını yüksek güvenlik ve süreklilik standartlarında barındırabilecek, 7/24 uzaktan operasyonel ve teknik destekle sahada bulunmadan da temel kontroller, müdahaleler ve bağlantı işlemlerini gerçekleştirilebilecektir. Bugün yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırımla devreye alınan ilk faz, çok daha büyük bir vizyonun başlangıcıdır.” “Türkiye’nin bulut altyapısı ve veri egemenliğini güçlendiriyoruz” Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dijital geleceğine güç katacak stratejik bir yatırımı daha hayata geçirmekten gurur duyduklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Vodafone olarak bu yıl Türkiye’deki 20’nci yılımızı kutluyoruz. Geride bıraktığımız 20 yılda ‘daha iyi bir gelecek için teknoloji’ vizyonuyla hareket ederek ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna yaklaşık 600 milyar TL’lik reel yatırım kazandırdık. 25 milyondan fazla mobil müşterimize, milyonlarca KOBİ’mize ve binlerce büyük kurumumuza hizmet verirken Türkiye’nin potansiyeline olan inancımızı her zaman sürdürdük.1,5 yıl gibi kısa bir sürede tamamladığımız ve bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz İzmir Veri Merkezi de bu inancın ve Türkiye’nin geleceğine duyduğumuz güvenin somut bir göstergesi. Yeni veri merkezimizin yalnızca Vodafone’un altyapısını değil, Türkiye’nin bulut altyapısını ve veri egemenliğini de güçlendireceğine; işletmelerimizin artan veri işleme ve yapay zekâ ihtiyaçlarına yanıt vereceğine inanıyoruz.” 4 MW’lık kapasite 20 MW’a çıkarılacak İlk fazı 100 milyon dolarlık bir yatırımla tamamlanan İzmir Veri Merkezi, 7 bin 500 metrekarelik alan üzerinde 650’den fazla kabinet ile faaliyet gösterecek. Uluslararası Tier III standartlarına uygun yüksek güvenlikli altyapıya ve yapay zekâ iş yüklerini destekleyen ölçeklenebilir bir mimariye sahip olan merkez, başlangıçta 650’den fazla kabinet sayısı ile 4 MW kapasiteyle hizmet verecek. Damac Digital ile uzun vadeli ortaklık kapsamında bu yatırım tutarının yaklaşık 300 milyon dolara ve kapasitenin de 20 MW’a çıkarılması hedefleniyor. Sismik izolatör uygulamasıyla inşa edilen veri merkezi, deprem gibi doğal afetlere karşı daha yüksek koruma, uzun vadeli güvenlik ve hizmet sürekliliği sağlıyor. İşletmelerin verilerini güvenli biçimde saklayabilecekleri, yüksek hızla işleyebilecekleri ve yapay zekâ odaklı çözümlerini kesintisiz çalıştırabilecekleri yeni merkez; bulut bilişim, bağlantı, yönetilen hizmetler ve siber güvenlik alanlarında hizmet sunacak. Yeni nesil GPU teknolojilerini destekleyen altyapısı sayesinde geleneksel yapay zekâ uygulamalarının yanı sıra üretken yapay zekâ modellerinin da güvenli ve ölçeklenebilir biçimde çalıştırılmasına imkân sağlayacak. Vodafone’un Türkiye’deki altıncı veri merkezi Vodafone, İzmir Veri Merkezi ile Türkiye’de hizmet veren veri merkezi sayısını altıya çıkardı. Coğrafi açıdan çok stratejik bir konuma sahip olan İzmir’i, Türkiye ve Akdeniz’de bir veri merkezi hub’ı haline getirmeyi hedefleyen Vodafone Türkiye, farklı şehirlerdeki veri merkezleri üzerinden kurumsal müşterilerine bulut, bağlantı, yönetilen hizmetler ve siber güvenlik çözümleri de sunuyor. Vodafone altyapılarında her ay 100 petabaytın üzerinde veri işlenirkenmilyonlarca işlem, binlerce uygulama ve çok sayıda sinyal gerçek zamanlı olarak analiz ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özel Sermaye Fonları Enerji, Sağlık, Altyapı Ve Savunma Gibi Daha Dayanıklı Sektörlere Yöneliyor Haber

Özel Sermaye Fonları Enerji, Sağlık, Altyapı Ve Savunma Gibi Daha Dayanıklı Sektörlere Yöneliyor

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY'ın yayımladığı EY Private Equity Pulse 2026 araştırması, küresel özel sermaye piyasasının 2026'nın ilk yarısında belirsizliklere rağmen dirençli bir görünüm sergilediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, yatırımcılar piyasadan tamamen uzaklaşmak yerine yatırım kararlarında daha seçici davranıyor. Buna ek olarak, teknoloji odaklı işlemlerde geçen yılın aynı dönemine göre %50 düşüş yaşanırken, teknoloji dışındaki işlemlerin değerinde %9 artış görülüyor. Küresel ölçekte özel sermaye satın alımlarında toplam işlem değeri büyük ölçüde yatay seyretti. Bu tablo, yatırımcıların özellikle yapay zekânın dönüştürdüğü alanlarda daha temkinli hareket ettiğini, buna karşılık uzun vadeli büyüme potansiyeli sunan sektörlere yönelmeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Yatırım odağı dayanıklı sektörlere kayıyor Araştırmaya göre yatırımcıların ilgisi enerji, dijital altyapı, savunma ve sağlık gibi uzun vadeli büyüme potansiyeli sunan alanlara yöneliyor. Özel sermaye fonu yöneticilerinin yaklaşık yarısı, önümüzdeki 12-24 aylık dönemde sağlık hizmetleri ve dijital altyapıyı öncelikli yatırım alanları arasında görüyor. Veri merkezleri önemini korurken, yatırımcıların odağı artık yalnızca yapay zekâ uygulamalarına değil, bu dönüşümü mümkün kılan elektrik şebekeleri, enerji üretimi, soğutma sistemleri, yarı iletkenler ve yazılım gibi tamamlayıcı alanlara da genişliyor. Stratejik satışlar, çıkış piyasasını destekliyor Araştırmaya göre, 2026'nın ilk yarısında açıklanan çıkış işlemlerinin toplam değeri geçen yılın aynı dönemine göre %9 arttı. Kurumsal alıcıların ilgisi sayesinde stratejik satışlar çıkış piyasasının temel itici gücü olmaya devam etti. Son altı ayda toplam çıkış değerinin %71'ini stratejik satışlar, özel sermaye fonları arasındaki işlemler ve halka arzlar ise kalan kısmını oluşturdu. Kurumsal şirketler, ölçekli ve kaliteli varlıklara erişmek amacıyla özel sermaye destekli şirketlere yönelik ilgisini sürdürüyor. Araştırma ayrıca, satıcıların fiyat beklentilerinde daha gerçekçi bir yaklaşım benimsediğini ortaya koyuyor. Fon yöneticilerinin %90'ı, uzun süredir portföylerinde bulunan varlıklarda daha hızlı likidite sağlayabilmek için belirli oranlarda değerleme indirimi kabul edebileceğini belirtiyor. Çıkış hazırlığında yapay zekâ ve operasyonel verimlilik öne çıkıyor Jeopolitik gelişmelere bağlı belirsizliklerin sürdüğü piyasa koşullarında özel sermaye şirketleri, olası çıkış süreçlerine daha erken hazırlanmaya odaklanıyor. Katılımcıların %76'sı yapay zekâ, otomasyon ve veri altyapısını en önemli öncelikleri arasında gösterirken; bunu %62 ile kârlılık ve maliyet dönüşümü, %52 ile nakit ve işletme sermayesi yönetimi izliyor. Özel sermaye fonları gelecek döneme ilişkin iyimserliğini koruyor Araştırmaya göre, fon yöneticilerinin %72'si önümüzdeki altı ayda yatırım faaliyetlerinin artmasını beklerken, %56'sı çıkış işlemlerinin hızlanacağını öngörüyor. Katılımcıların yalnızca %14'ü yatırım faaliyetlerinde gerileme beklediğini ifade ediyor. Bununla birlikte değerleme farklılıkları, faiz oranları ve jeopolitik gelişmeler yatırım kararlarını etkilemeye devam eden başlıca riskler arasında yer alıyor. EY Türkiye Özel Sermaye Fonları Sektör Lideri Musa Gezer araştırma sonuçlarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “EY Private Equity Pulse 2026 araştırması, Özel Sermaye yatırımcılarının günümüzdeki belirsizlik ortamında daha disiplinli ve seçici bir yatırım yaklaşımı benimsediğini ortaya koyuyor. Teknoloji odaklı işlemlerde yavaşlama görülürken, enerji, altyapı, sağlık ve savunma gibi dayanıklı sektörlere ilginin arttığını gözlemliyoruz. Yapay zekâ yatırımları da yalnızca uygulama tarafıyla sınırlı kalmayıp, bu dönüşümü mümkün kılan alanlara doğru genişliyor. Diğer yandan stratejik satışlar ve kurumsal alıcıların güçlü talebi, çıkış piyasasının istikrarlı seyrini desteklemeyi sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde finansman koşullarındaki iyileşme, satışa çıkacak varlık sayısındaki artış ve yapay zekâ ekosisteminin oluşturduğu yeni yatırım alanlarının özel sermaye piyasasını desteklemeye devam edeceğini öngörüyoruz. Belirsizlik dönemleri aynı zamanda uzun vadeli değer yaratabilecek yatırım fırsatlarını da beraberinde getiriyor. Bu süreçte, doğru sektörleri ve doğru varlıkları seçebilen yatırımcıların önemli avantaj elde edeceğine inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Körfez Bölgesi Yeni Stratejik Bağımlılıklarla Karşı Karşıya Haber

Körfez Bölgesi Yeni Stratejik Bağımlılıklarla Karşı Karşıya

Öne çıkan veriler: Körfez ülkeleri son 20 yılda yapay zekâ, gelişmiş veri merkezleri, video oyunları ve dijital ekosistemlere 250 milyar doların üzerinde yatırım yaptı.Bölge, mevcut küresel veri merkezi kapasitesinin yüzde 1'inden biraz fazlasına sahipken, yapımı devam eden kapasitenin yaklaşık yüzde 7'sini, planlanan kapasitenin ise yaklaşık yüzde 6'sını oluşturuyor.Standart bir hiper ölçekli veri merkezinin soğutulması için günde 1 ila 5 milyon litre su gerekebiliyor. Körfez, yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, yapay zekâ ve dijital altyapı yatırımlarında dünyanın yeni büyüme merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ulusal varlık fonları ve ekonomik çeşitlendirme stratejilerinin desteğiyle yapay zekâ, bulut bilişim, veri merkezleri ve dijital ekosistemlere önemli yatırımlar yapılıyor. Bölgenin mevcut küresel kapasitedeki payı halen sınırlı olsa da yapımı devam eden ve planlama aşamasındaki projelerde üstlendiği rol hızla büyüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bu yarışta bölgenin iki itici gücü olarak öne çıkıyor. Büyük ölçekli dijital altyapı projeleri ve küresel teknoloji şirketleriyle kurulan iş birliklerinin etkisiyle Riyad ve Abu Dabi'nin, Körfez'in yapay zekâ ve hiper ölçekli veri merkezi alanındaki başlıca merkezleri haline gelmesi bekleniyor. Ekonomik çeşitlenme kırılganlıkların yönünü değiştiriyor Körfez'deki dijital dönüşüm yarışının arkasında düşük maliyetli enerji, güçlü finansal kaynaklar, deniz suyunu arıtma altyapısı ve Avrupa, Asya ile Afrika arasındaki stratejik coğrafi konum gibi önemli avantajlar bulunuyor. Ancak bu avantajlar kırılganlıkları ortadan kaldırmak yerine farklı alanlara taşıyor. Bölgenin yapay zekâ alanındaki hedefleri; özellikle yarı iletkenler, grafik işlemcileri, büyük bulut hizmeti sağlayıcıları ve ihracat lisansları açısından yabancı teknolojilere bağımlılığını sürdürüyor. Körfez'de yarı iletken üretimi veya yazılım mimarisi alanında henüz gelişmiş bir yerel ekosistem bulunmuyor. Bu bağımlılık insan kaynağına da uzanıyor. Yapay zekâ, bulut bilişim ve yarı iletken alanındaki uzmanlara dünyanın önde gelen teknoloji merkezlerinde halihazırda yoğun talep bulunuyor. Dijital altyapılar kritik hale geliyor Körfez ekonomileri giderek daha fazla dijitalleşirken veri merkezleri, deniz altı kabloları, bulut platformları ve dijital ağlar kritik altyapılar haline geliyor. Finansal hizmetlerden kamu platformlarına, akıllı şehirlerden şirketlerin kullandığı dijital tedarik zincirlerine kadar pek çok alan artık bu altyapılara dayanıyor. Bölgedeki dalgalı jeopolitik ortamda dijital altyapının bu ölçüde merkezi bir konuma gelmesi, yeni bir ülke riski türünü de beraberinde getiriyor. Büyük veri merkezleri fiziksel hedeflere dönüşürken, deniz altı kabloları da bir başka potansiyel kırılganlık noktası oluşturuyor. Kaynaklar üzerindeki baskı ise risklere yeni bir boyut ekliyor. Tatlı su kaynaklarının sınırlı olduğu ve su ihtiyacının büyük ölçüde deniz suyunun arıtılmasıyla karşılandığı bölgede, büyük ölçekli bilgi işlem kapasitesinin gelişmesi; sanayi, konut ve dijital altyapıların su kullanımı arasındaki tercihleri daha da zorlaştırabilir. Bu nedenle Körfez'in yapay zekâ alanındaki yükselişi şirketler açısından teknolojik inovasyonun ötesinde bir anlam taşıyor. Süreç; operasyonel dayanıklılık, tedarikçilere bağımlılık, iş sürekliliği ve kritik dijital altyapılara maruz kalma açısından somut riskleri de gündeme getiriyor. Coface Orta Doğu Ekonomisti Seltem İyigün ise gelişmeleri şöyle değerlendiriyor: “Körfez'in yapay zekâ yarışı köklü bir dönüşüme işaret ediyor. Petrol sonrası ekonomik çeşitlenme kırılganlıkları ortadan kaldırmıyor, yeni kırılganlıklar yaratıyor. Veri merkezleri, yarı iletkenler, yetenekli insan kaynağı ve doğal kaynaklar artık enerji altyapısı kadar stratejik varlıklar haline geliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.