Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sağlık Hizmetlerine Erişimde Yeni Dönem Dijital ve Yüz Yüze Hizmetler Bir Arada Haber

Sağlık Hizmetlerine Erişimde Yeni Dönem Dijital ve Yüz Yüze Hizmetler Bir Arada

Sağlık sektöründe dijitalleşme, yalnızca uzaktan görüşmeleri değil, randevu planlamasından evde bakım hizmetlerine kadar farklı süreçleri de dönüştürüyor. İşinden veya dersinden kolayca ayrılamayan bireyler, sağlık ihtiyaçlarını ertelemek zorunda kalabiliyor. Yaşlılar ve bakım desteğine ihtiyaç duyan kişiler açısından ise ulaşım ve hizmet organizasyonu ayrı bir önem taşıyor. Dijital platformlar, uygun uzmanı ve hizmet türünü belirleme sürecini kolaylaştırarak bu ihtiyaçlara yanıt vermeyi amaçlıyor. Sigortacılık, inşaat, yazılım, sağlık ve lojistik alanlarında faaliyet gösteren İMC Holding, dijital çözümleri farklı sektörlerdeki çalışmalarına dahil ediyor. Temelleri 2000 yılında sigortacılıkla atılan grubun şirketleri, 2022'de holding çatısı altında toplandı. Özel yazılım geliştirme ve dijital dönüşüm faaliyetleri yürüten grubun sağlık alanındaki girişimleri arasında ehekim platformu da bulunuyor. ONLİNE VE YÜZ YÜZE SAĞLIK HİZMETLERİ TEK PLATFORMDA Sağlık hizmetine erişimde her ihtiyacın uzaktan karşılanması mümkün değil. Bu nedenle dijital sistemlerde online görüşmelerin yanı sıra fiziksel muayene ve yerinde hizmet seçeneklerinin de bulunması önem kazanıyor. Kullanıcıların uzman profillerini inceleyebilmesi, uygun randevu saatlerini görebilmesi ve hizmet biçimini seçebilmesi, özellikle zamanı sınırlı bireylerin planlama sürecini kolaylaştırıyor. ehekim; doktor, psikolog ve diyetisyenlerin yanı sıra hemşirelik, evde bakım ve sağlık kabini hizmetlerini aynı dijital platformda buluşturuyor. Kullanıcılar, ihtiyaç duydukları sağlık hizmetini inceleyerek randevu oluşturabiliyor; hizmetin niteliğine göre online veya yüz yüze görüşme seçeneklerinden yararlanabiliyor. EVDE BAKIM VE HEMŞİRELİK HİZMETLERİNE DİJİTAL ERİŞİM Özellikle yaşlı bireyler, hareket kısıtlılığı yaşayanlar ve evde desteğe ihtiyaç duyan kişiler için sağlık hizmetinin nerede ve nasıl sunulduğu belirleyici olabiliyor. Hemşirelik, evde bakım ve sağlık kabini seçeneklerinin dijital ortamda bir araya getirilmesi, farklı hizmetlere ulaşma ve randevu süreçlerini organize etme açısından alternatif oluşturuyor. ehekim, yalnızca görüntülü uzman görüşmelerine odaklanmak yerine fiziksel sağlık hizmetlerini de kapsayan bir yapı sunuyor. Böylece kullanıcılar, farklı ihtiyaçları için hizmet seçeneklerini tek sistem üzerinden değerlendirebiliyor. UZMANLAR İÇİN RANDEVU VE TAKİP YÖNETİMİ Dijitalleşme, sağlık profesyonellerinin çalışma düzenini de etkiliyor. Randevuların takibi, kullanıcı yönetimi ve sağlık kayıtlarının dijital ortamda düzenlenmesi, görüşme öncesi ve sonrasındaki işlemlerin daha planlı yürütülmesine yardımcı oluyor. ehekim'de uzmanlar randevu ve görüşme süreçlerini platform üzerinden takip edebiliyor. Sistemde ayrıca sağlık konularında genel bilgilendirme ve yönlendirme amacı taşıyan yapay zekâ destekli HekiBot da yer alıyor. Online ve yüz yüze hizmetleri aynı yapıda buluşturan platform, sağlık hizmetlerine erişimde zaman ve mekân kaynaklı güçlükleri azaltmaya yönelik dijital uygulamalardan biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vakıfbank'tan COP31 Öncesi Yeşil ve Dijital Dönüşüme 12 Finansman Ürünüyle Destek Haber

Vakıfbank'tan COP31 Öncesi Yeşil ve Dijital Dönüşüme 12 Finansman Ürünüyle Destek

VakıfBank, üretimi güçlendiren, istihdamı destekleyen ve işletmelerin rekabet gücünü artıran Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı yaklaşımı kapsamında Geleceğe Değer Paketi’ni tanıttı. COP31 öncesinde kamuoyuyla paylaşılan paket, KOBİ’ler başta olmak üzere ticari ve kurumsal işletmelerin dönüşüm ihtiyaçlarına 12 finansman ürünüyle yanıt veriyor. Geleceğe Değer; işletmelerin enerji ve kaynak kullanımını iyileştiren, üretim süreçlerini dijitalleştiren, ihracatta dönüşüme hazırlığını destekleyen ve yatırımlarını çevresel risklere karşı güçlendiren çözümleri aynı çatı altında bir araya getiriyor. İşletmelere yatırımın niteliğine göre yatırım kredisi, proje kredisi ve tamamlayıcı işletme ihtiyaç kredisi seçenekleri sunuluyor. “Kalkınma hedeflerini işletmelerin yatırımlarıyla buluşturuyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Geleceğe Değer’in Bankanın kalkınma yaklaşımının yeni bir adımı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla, ülkemizin kalkınma yolculuğunda fark oluşturan her alanda yer almayı ve bu yolla ülkemize değer katmayı vizyon edindik. İmalatçının, üreticinin, sanayicinin, ihracatçının, kadın ve genç girişimcilerin ana bankası olma hedefiyle çalışıyoruz. Bu anlayışla finansmanı; üretime, istihdama, verimliliğe ve rekabet gücüne katkısıyla birlikte ele alıyoruz. Geleceğe Değer ile işletmelerimizin bugünkü yatırım ihtiyaçlarını karşılarken geleceğin üretim ve ticaret koşullarına hazırlanmalarını destekliyoruz.” Arslan, paketin hedefini ve uygulama yaklaşımını ise şöyle açıkladı: “Geleceğe Değer Paketi kapsamında ülke ekonomimize 50 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Uluslararası kaynaklarla finansman gücümüzü artırıyor, iş birliklerimizle dönüşümün farklı aşamalarında işletmelerimizin yanında yer alıyoruz. Farkındalık oluşturmak, ihtiyacı ölçmek, yol göstermek, uygun yatırımı finanse etmek ve etkiyi izlemek, Geleceğe Değer yaklaşımımızın birbirini tamamlayan adımlarını oluşturuyor. KGF kefaleti de KOBİ’lerimizin teminat ihtiyacının karşılanmasına destek olarak bu yatırımların hayata geçirilmesini kolaylaştıracak. Geleceğe bugünden değer katıyor; yeşil dönüşümü üretime, üretimi kalkınmaya, kalkınmayı ülkemiz için kalıcı değere dönüştürüyoruz.” “VakıfBank’ın Attığı Bu İkinci Adım Son Derece Kıymetli” 2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü desteğiyle başlayan Sıfır Atık Hareketi’nin bugün küresel ölçekte örnek gösterilen bir dönüşüm halini aldığını dile getiren Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise, “Yola çıktığımızda yüzde 13 olan geri kazanım oranımız bugün yüzde 40'lara ulaştı. Dokuz yılda 90 milyon ton atığı ekonomimize kazandırdık. Bu dönüşümün ekonomimize katkısı 2025 yılı itibarıyla 365 milyar lirayı buldu. Ayrıca 180 milyon ton sera gazı emisyonunun önüne geçtik. Türkiye'nin girişimiyle 30 Mart'ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesi de bu başarının küresel ölçekteki karşılığıdır. Ancak önümüzde hâlâ önemli bir fırsat var. Atık tesislerine ulaşan her 10 ton atığın 7'si geri kazanılmadan bertaraf ediliyor. Oysa sanayimiz hammaddeye ihtiyaç duyarken kendi kaynaklarımızı ekonomiye kazandıramamak önemli bir kayıptır. Bu nedenle sıfır atık, aynı zamanda hammadde ve arz güvenliği meselesidir. Sanayimizin gelecekteki hammadde güvencesi, şehirlerimizin atıklarında saklıdır” ifadelerini kullandı. Hedeflerin hayata geçmesi için yanıtlanması gereken sorunun “Kim finanse edecek?” olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Bugün tanıtılan ve imzalanacak olan yeni finansman paketi, bu soruya Türkiye'den verilen güçlü bir cevaptır. Geçtiğimiz Eylül ayında Sıfır Atık Vakfımız ile VakıfBank iş birliğinde hayata geçirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, bu dönüşümün finansman ayağında önemli bir başlangıç oldu. VakıfBank'ın COP31'e günler kala attığı bu ikinci adım, sıfır atığı sosyal sorumluluk başlığının ötesine taşıyarak bankacılığın ve kalkınmanın ana gündemine yerleştirmesi bakımından son derece kıymetlidir. Öncü adımları için VakıfBank Genel Müdürü Sayın Osman Arslan'a ve VakıfBank ailesine, destekleri için Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Erdoğan Özegen'e, sanayimizin dönüşüm iradesini bugün burada temsil eden MESS Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Özgür Burak Akkol'a teşekkür ediyorum.” “Maliyetleri azaltarak rekabet gücünü artıracağız” “Türkiye’nin üretimdeki gücünü geleceğe taşımak için KOBİ’lerimizin yeşil dönüşümünü desteklemeliyiz” diyen Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen ise, “İşletmelerimizin daha az enerjiyle, kaynaklarını daha verimli kullanarak üretmesi, hem maliyetlerini azaltacak hem de rekabet gücümüzü artıracaktır. Bu nedenle yeşil dönüşümü, üretimimizin ve ihracatımızın geleceği açısından önemli bir yatırım alanı olarak görüyoruz” şeklinde konuşan Özegen, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Finansman imkânlarını üreticimizin ihtiyaçlarıyla buluşturabildiğimiz ölçüde, iklim hedeflerimizi somut yatırımlara dönüştürebiliriz. KGF olarak sorumluluğumuzun, işletmelerimizin bugünkü ihtiyaçlarını karşılarken yarına hazırlanmasına da katkı sunmak olduğuna inanıyoruz. VakıfBank ile güç birliğimizi bu anlayışla sürdürüyor, daha verimli üreten, daha güçlü rekabet eden ve sürdürülebilir büyüyen bir Türkiye için çalışıyoruz.” KUTU… Mevcut kaynaklardan COP31’de yeni anlaşmalara VakıfBank’ın Dünya Bankası kaynağıyla hayata geçirdiği Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı Paketi kapsamında, mayıs ayından bu yana yaklaşık 15 bin kadın ve genç girişimciye 1 milyar dolar finansman sağlandı. Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan temin edilen 300 milyon dolarlık, 10 yıl vadeli kaynak ise deprem bölgesinin yeniden inşasına ve KOBİ’lerin yeşil yatırımlarına yönlendiriliyor. Yıl başından bu yana uluslararası piyasalardan temin ettiği 9 milyar dolarlık kaynağın 7 milyar dolarını ülkemizin sürdürülebilir kalkınma önceliklerine yönlendiren VakıfBank, bu alandaki iş birliklerini genişletiyor. Banka, COP31 kapsamında dört farklı uluslararası finans kuruluşuyla sürdürülebilirlik temalı yeni kaynak anlaşmalarının imza törenlerini gerçekleştirecek. Böylece uluslararası finansman imkânlarının işletmelerin somut dönüşüm yatırımlarına aktarılması için kaynak kapasitesi güçlendirilecek. Farkındalıktan ölçüme ve finansmana uzanan iş birliği Geleceğe Değer’in uygulama yaklaşımında her iş birliği, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı bir ihtiyaca karşılık veriyor. Sıfır Atık Vakfı ile yürütülen iş birliği; kaynakların sorumlu kullanımı ve döngüsel ekonomi konusunda farkındalığın artırılmasını, Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi’nin tanıtılarak daha fazla işletmeye ulaştırılmasını destekliyor. Böylece bilinçlendirme çalışmalarıyla yatırım ihtiyaçlarının finansman çözümleriyle buluşturulması amaçlanıyor. MEXT Teknoloji Merkezi ile ilgili ürünler kapsamında yürütülen çalışmalar ise işletmelerin mevcut durumlarının ölçülmesine, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesine ve işletmeye özel yol haritalarının hazırlanmasına katkı sağlıyor. VakıfBank, bu yol haritalarındaki uygun yatırımları finansmanla buluşturuyor. Ölçümle başlayan bu yaklaşım, yatırımların hedeflenen dönüşümle ilişkilendirilmesine ve sağlanan etkinin izlenmesine zemin oluşturuyor. Kredi Garanti Fonu (KGF) ile iş birliği kapsamında, KGF kefaletiyle teminat imkânları güçlendirilerek KOBİ’lerin dönüşüm yatırımlarına erişimi kolaylaştırılıyor. Böylece dönüşüm yatırımı yapmak isteyen işletmelerin finansmana erişimi kolaylaştırılarak belirlenen ihtiyaçların somut yatırımlara dönüşmesine katkı sağlanacak. İşletmelerin farklı dönüşüm ihtiyaçlarına 12 finansman çözümü Geleceğe Değer, 11 finansman ürününü Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile aynı çatı altında buluşturuyor. Her ürün, işletmelerin faaliyet alanına ve yatırım ihtiyacına göre farklı bir dönüşüm alanına odaklanıyor. Üretimde Verimlilik, makine ve ekipman yenilemesiyle üretim ve enerji verimliliğini artıran yatırımları destekliyor. Enerjim Doğadan, güneş santralleri dâhil yenilenebilir enerji üretimi ve depolama yatırımlarına finansman sağlıyor. Bu çözümler, işletmelerin üretim altyapılarını ve enerji kullanımını birlikte ele almalarına imkân tanıyor. Dijital Dönüşüm Destek, kurumsal kaynak planlamadan yapay zekâya, bulut bilişimden siber güvenliğe uzanan teknoloji yatırımlarını finanse ederek işletmelerin süreçlerini geliştirmelerini destekliyor. Kadına Değer, kadın girişimcilerin yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarına odaklanarak dönüşüm finansmanına erişimlerini güçlendiriyor. İhracatçılara Özel Yeşil Vize, MEXT iş birliğiyle karbon emisyonunun hesaplanmasını, dekarbonizasyon yol haritasının hazırlanmasını ve bu yol haritasındaki emisyon azaltım yatırımlarının finansmanını bir araya getiriyor. Çevresel, Sosyal ve Yönetişim Uyum Kredisi (ESG) ise işletmeye özel hazırlanan uyum yol haritasındaki yatırımlara finansman sağlıyor. Bu iki üründe ölçüm ve yol haritası, yatırım kararının temelini oluşturuyor. Mavi Finans, su ve deniz kaynaklarını koruyan yatırımları; Orman Koruma ise ormanların korunmasına katkı sunan yeşil dönüşüm yatırımlarını destekliyor. İklime Dayanıklı Şehirler / Afet Dirençli Yapılar, tesisleri deprem, sel ve yangın gibi risklere karşı güçlendiren önleyici yatırımları kapsıyor. Yeşil Bina ve Sürdürülebilir Yapılar, enerji performansı yüksek ticari binaların edinilmesine ve binalardaki yenilenebilir enerji ile şarj altyapısı yatırımlarına finansman sağlıyor. Vinov Green, çevresel, sosyal ve yönetişim ilkelerini benimseyen tedarikçileri dijital tahsilat ve finansman çözümleriyle destekleyerek dönüşümü tedarik zincirine taşıyor. Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ise sorumlu hammadde kullanımı, sürdürülebilir üretim, toplama ve ayrıştırma, geri kazanım ve yeniden işleme, yeniden üretim ve değer kazanımı ile sorumlu kullanım ve dağıtım alanlarındaki yatırımları kapsıyor. Böylece finansman desteği, üretimin ve kaynak kullanımının farklı aşamalarına yayılıyor. Döngüsel ekonomide somut sonuçlar 15 Eylül’de Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, döngüsel ekonominin 6 temel alanında 93 farklı yatırım türünü kapsıyor. Bu pakete yönelik 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle güçlendirilen finansman modeli kapsamında, yaklaşık bir buçuk ayda 300’den fazla işletmeye 600 milyon TL’nin üzerinde finansman sağlandı. VakıfBank, Geleceğe Değer ile uluslararası kaynak temininden işletmelerin yatırım ihtiyaçlarına, farkındalık çalışmalarından teknik ölçüme ve teminat desteğine uzanan yaklaşımını genişletiyor. Banka, COP31’de yeni kaynak anlaşmalarının imza törenlerinin yanı sıra tematik panel ve etkinliklerle de yer alarak işletmelerin dönüşümüne ve ülkemizin 2053 net sıfır emisyon hedefine katkı sağlamayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SağlamPay’in Genel Müdürü Mürsel Topuz oldu Haber

SağlamPay’in Genel Müdürü Mürsel Topuz oldu

Türkiye’nin öncü katılım bankası Kuveyt Türk’ün bünyesinde, katılım finans sektörünün ilk elektronik para kuruluşu olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) resmi faaliyet izni sonrasında faaliyete başlayan SağlamPay’in Genel Müdürlük görevine Mürsel Topuz getirildi. Finans, teknoloji ve ödeme sistemleri alanlarındaki deneyimiyle dikkat çeken Topuz, Bilgi Teknolojileri (IT), Müşteri Analitiği (CRM), Dijital ve Bireysel Pazarlama ile Ödeme Sistemleri gibi farklı alanlardaki 20 yıllık geniş tecrübesiyle SağlamPay’in büyüme yolculuğuna liderlik edecek. Farklı uzmanlık alanlarında deneyim sahibi Finans sektöründeki kariyerine 2006 yılında başlayan Topuz, 2007 yılından bu yana Kuveyt Türk bünyesinde çeşitli görevlerde bulundu. Kuveyt Türk’te Bilgi Teknolojileri, Müşteri Analitiği ve CRM Yönetimi, Bireysel Pazarlama Müdürlüğü görevlerinin ardından en son Bireysel ve Özel Bankacılık Pazarlama Grup Müdürlüğü görevini üstlenen Topuz, Haziran 2026’da lisans alarak faaliyetlerine başlayan SağlamPay’in kurucu Genel Müdürü olarak çalışmalarına devam edecek. Yeni nesil ödeme kuruluşunun ihtiyaç duyulabileceği pek çok alanda deneyim sahibi olan Mürsel Topuz, tecrübesini SağlamPay’in vizyonu doğrultusunda kuruluşun dinamik ve yenilikçi yapısına aktaracak. Kuveyt Türk’ün finansal teknolojiler alanındaki stratejik yatırımı olan SağlamPay, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) aldığı geniş kapsamlı resmi faaliyet izniyle katılım finans sektörünün ilk elektronik para kuruluşu olarak faaliyete geçti. Kuveyt Türk’ün köklü bankacılık deneyimini dijital ödeme sistemlerinin hızı ve dinamizmiyle buluşturan SağlamPay; bireylerin ve işletmelerin finansal ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümleri tek çatı altında sunmayı amaçlıyor. SağlamPay, güçlü teknolojik altyapısı ve kullanıcı deneyimini merkeze alan yaklaşımıyla dijital ödeme ekosistemine şeffaf, pratik ve verimli çözümler kazandırmayı hedefliyor. Kuveyt Türk Hakkında Kuveyt Türk, 1989 yılında kurulmuştur. Seçkin finansal ürün ve hizmetlerini etkin şekilde tasarruf sahipleri ve yatırımcılarla buluşturan Kuveyt Türk, müşteri odaklı yaklaşımı, teknoloji-inovasyon çalışmaları ve dijital dönüşüm yolunda attığı adımlarla sektöründeki öncü konumunu sürdürmektedir. Altın bankacılığı alanında adım atan ilk katılım bankası olan Kuveyt Türk, ayrıca dünyada ve Türkiye’de ilk sürdürülebilir sukuk işlemini gerçekleştirmiştir. Altı yıl üst üste Türkiye’nin En İyi İşvereni ödülüne layık görülen Kuveyt Türk, 2021’de de ilk sırada Avrupa’nın En İyi İşvereni seçildi. Bugün itibarıyla Türkiye genelinde 451 şube ve dijital kanallarıyla müşterilerine hizmet veren Kuveyt Türk’ün merkezinde yer aldığı Kuveyt Türk Finans Grubu çatısı altında Neova Katılım Sigorta, Architecht, Kuveyt Türk Portföy, Kuveyt Türk Yatırım, Körfez GYO, Katılım Emeklilik, Sağlam Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri, KT Sağlam Gayrimenkul ile Almanya’daki KT Bank AG yer alıyor. Operasyonel çalışmalarının yanı sıra toplumsal değerleri temel alarak ve kültürel varlıklara sahip çıkarak önemli sosyal sorumluluk projelerine imza atan Kuveyt Türk, “Değerlerimizle büyüyoruz” yaklaşımı doğrultusunda birçok restorasyon projesi üstlenmiş, insani yardım kampanyalarına destekte bulunmuş, kitap ve belgesel gibi kalıcı eserler ortaya koymuştur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Caddy Türkiye'de Satışa Sunuldu Haber

Yeni Caddy Türkiye'de Satışa Sunuldu

Yeni Caddy’nin Cargo versiyonu 1.765.000 TL'den; Impression donanımlı versiyonu ise 2.100.000 TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatlarıyla Volkswagen Ticari Araç Yetkili Satıcılarında yerini aldı. Volkswagen Ticari Araç, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de dayanıklılığı, fonksiyonelliği ve çok yönlülüğüyle hafif ticari araç pazarının önemli modelleri arasında yer alan Caddy'nin beşinci neslinin yenilenen versiyonunu satışa sundu. Tasarım, teknoloji, konfor ve sürüş destek sistemleri açısından geliştirilen Yeni Caddy, hem profesyonel kullanıcıların hem de ailelerin günlük yaşamına uyum sağlayan çok yönlü yapısını daha ileri taşıyor. Yenilenen ön tasarımı ve yeni gövde renkleriyle modern bir görünüme kavuşan model, özellikle iç mekanda gerçekleştirilen kapsamlı dijital dönüşüm ve güncellenen standart donanımlarıyla öne çıkıyor. İlk kez 2021 yılında Türkiye pazarına sunulan beşinci nesil Caddy, bugüne kadar dünya genelinde 500 bin adedin, Türkiye'de ise 50 bin adedin üzerinde satış adedine ulaştı. 2025 yılında dünya genelinde gerçekleştirilen 110 bini aşkın teslimatla Volkswagen Ticari Araç'ın en çok satılan modeli olan Caddy, yenilenen versiyonuyla bu başarısını sürdürmeyi hedefliyor. Eylül ayında Hannover'de düzenlenen IAA Transportation 2026'da ilk kez sergilenen Yeni Caddy, Türkiye'de Impression, Style, Cargo ve Cargo Maxi olmak üzere dört farklı versiyonla sunuluyor. Tüm versiyonlarda 122 PS güç üreten 2.0 TDI dizel motor ve DSG otomatik şanzıman kombinasyonu yer alıyor. Yeni Caddy’nin tüm versiyonlarında standart olarak sunulan 12,9 inçlik Ready to Discover multimedya sistemi, 10,25 inçlik Digital Cockpit Pro dijital gösterge paneli ve MagSafe özellikli kablosuz şarj ünitesiyle (25 Watt) kullanıcı deneyimini geliştiriyor. Yeni Caddy’nin Panel Van versiyonu Cargo 1.765.000 TL'den; Kombi versiyonları ise 2.100.000 TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim fiyatlarıyla Volkswagen Ticari Araç Yetkili Satıcılarında yerini aldı. Yenilenen tasarımıyla daha modern ve dinamik Yeni Caddy'nin dış tasarımında gerçekleştirilen güncellemelerin merkezinde yeniden tasarlanan ön tampon yer alıyor. Caddy'nin karakteristik çizgilerini koruyan yeni ön tasarım, modele daha modern ve dinamik bir görünüm kazandırırken, tamponun sağ ve sol bölümlerine entegre edilen radar sensörleri gelişmiş sürüş destek sistemlerinin teknik altyapısını oluşturuyor. Yenilenen tasarım, Açık Kahverengi, Gün Batımı Kırmızısı, Grenadilla Siyahı ve Okaliptüs Yeşili olmak üzere dört yeni gövde rengi seçeneğiyle tamamlanıyor. Modelin farklı kullanım ihtiyaçlarına hitap eden gövde yapısı, sürgülü yan kapıları ve geniş iç mekanı ise Caddy'nin işlevsel karakterini koruyor. İç mekanda dijital dönüşüm ve gelişmiş sürüş destek teknolojileri Yeni Caddy'deki en kapsamlı yeniliklerden biri iç mekanda dikkat çekiyor. Yeniden düzenlenen ön konsolun merkezinde, tüm versiyonlarda standart olarak sunulan 12,9 inçlik Ready to Discover multimedya sistemi yer alıyor. Bağımsız ekran tasarımı ve kişiselleştirilebilen kullanıcı arayüzü, sık kullanılan fonksiyonlara erişimi kolaylaştırıyor. Multimedya ekranının altında konumlandırılan aydınlatmalı dokunmatik sıcaklık ayarları da yenilenen kokpit tasarımını tamamlıyor. Tüm versiyonlarda standart hale gelen 10,25 inçlik Digital Cockpit Pro dijital gösterge paneli, sürüş bilgilerinin sürücünün tercihlerine göre düzenlenebilen dijital bir ekrandan takip edilmesini sağlıyor. MagSafe özelliğine sahip, 25 Watt'a kadar şarj gücü sunan kablosuz telefon şarj ünitesi ve kablosuz App-Connect özelliği de günlük kullanımda bağlantı ve kullanım kolaylığı sunuyor. Yeni Caddy, dijital teknolojilerini günlük kullanımı kolaylaştıran konfor ve sürüş destek sistemleriyle tamamlıyor. Kombi versiyonlarında sunulan manevra desteği ve dönüş sırasında karşıdan gelen araçlar için frenleme fonksiyonu sürücüyü farklı trafik koşullarında desteklerken; Voice Enhancer sistemi ile sürücünün kabin içindeki sesi artırılarak, sesin arka yolculara daha rahat ulaşması sağlanıyor. Yeni Caddy’nin tüm versiyonlarında bulunan uzun far asistanı, 230 V priz ve USB-C bağlantısı gibi donanımlar ise yolculuklarda kullanım kolaylığı sağlıyor. Veri alışverişi de yapabilen USB-C bağlantısının gücü 60 Watt’a yükseltilerek laptop ve tablet gibi cihazlara şarj imkanı sağlıyor. Farklı ihtiyaçlara yönelik dört versiyon Yeni Caddy, Türkiye'de bireysel ve profesyonel kullanıcıların farklı beklentilerine yönelik Impression, Style, Cargo ve Cargo Maxi versiyonlarıyla satışa sunuluyor. Yeni Caddy Impression, önceki Life donanım seviyesinin yerini alırken zenginleştirilen konfor ve teknoloji özellikleriyle öne çıkıyor. Elektrik destekli bagaj kapağı, sağ ve sol vakumlu sürgülü kapılar, uzun far asistanı ve Voice Enhancer kabin içi ses artırma sistemi, günlük kullanım kolaylığını artırıyor. Manevra desteği ve dönüş sırasında karşıdan gelen araçlar için frenleme fonksiyonu da sürüş destek sistemlerini tamamlıyor. Yeni Caddy Style, daha kapsamlı konfor ve ergonomi donanımlarıyla model ailesinin üst donanım seviyesini oluşturuyor. AGR sertifikalı ergoComfort sürücü ve ön yolcu koltukları; dört yönlü elektrikli bel desteği, koltuk derinliği ve eğim ayarları ile uzun yolculuklarda konforu destekliyor. SAFELOCK özellikli anahtarsız giriş ve çalıştırma sistemi, krom iç mekan detayları ve Colombo 17 inç alüminyum alaşımlı jantlar da Style versiyonunun öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Yeni Caddy Cargo ve Cargo Maxi ise ticari işletmelerin ve filo kullanıcılarının ihtiyaçlarına yönelik işlevsel çözümler sunuyor. Cargo Maxi, uzun dingil mesafeli gövdesiyle daha fazla yükleme alanı sağlarken, her iki versiyonda sunulan geri görüş kamerası, ön ve arka park sensörleri, anahtarsız çalıştırma sistemi ve uzun far asistanı günlük operasyonları kolaylaştırıyor. Alerjen filtreli çift bölgeli Air Care Climatronic klima sistemi, bel destekli ön koltuklar ve 230 V priz de profesyonel kullanıcıların konforunu artırıyor. Yaklaşık yarım asırlık deneyim, güçlü üretim altyapısı İlk nesli yaklaşık yarım asır önce yollara çıkan Volkswagen Caddy, zaman içerisinde farklı kullanım ihtiyaçlarına uyum sağlayan çok yönlü bir model ailesine dönüştü. 2003 yılından bu yana Polonya'daki Poznań fabrikasında üretilen Caddy'nin bu tesisteki toplam üretimi yaklaşık 2,9 milyon adede ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Link Bilgisayar’dan İlk 9 Ayda Güçlü Büyüme Ve Kârlılık Haber

Link Bilgisayar’dan İlk 9 Ayda Güçlü Büyüme Ve Kârlılık

Yazılım çözümleri alanında 42 yıllık deneyimiyle sektörün lider kuruluşu Link Bilgisayar Sistemleri Yazılımı ve Donanımı Sanayi ve Ticaret A.Ş., güçlü ve istikrarlı şekilde büyümesini sürdürüyor. Son yıllarda kamu ve özel sektör kuruluşları ile önemli iş birlikleri ve yatırımlara imza atan şirket, ilk 9 ayda gerçekleştirdiği büyüme ve kârlılık rakamları ile sektördeki güçlü konumunu tescilledi. Link’in konsolide olmayan finansal sonuçlarına göre, 2025 yıl sonunda 2 milyar 541 milyon TL olan toplam aktif büyüklüğü, bu yılın ilk 9 aylık döneminde 2 milyar 558 milyon TL seviyesine yükseldi. Özkaynakları da aynı dönem itibarıyla yüzde 6,2 oranında artışla 2 milyar 143 milyon TL olarak gerçekleşti. Şirket, yılın ilk 9 aylık döneminde brüt kâr ve FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) rakamlarında da başarılı bir performans sergiledi. 2025 yılının ilk 9 aylık döneminde Link’in 443,8 milyon TL olan brüt kârı, 2026 yılının aynı döneminde yüzde 48 artışla 657,3 milyon TL'ye yükseldi. İlk 9 aylık dönemler itibarıyla şirketin esas faaliyet kârı yüzde 80,48 artış ile 471 milyon TL’ye ulaşırken, FAVÖK de geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60,12 büyüdü. Eylül 2026 itibarıyla net kâr marjı da yüzde 14,6 olarak gerçekleşti. “İlk 9 ayda kârlılığımızı önemli ölçüde artırarak finansal gücümüzü ortaya koyduk” Şirketin 2026 yılı ilk 9 aylık finansal sonuçları ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Link Bilgisayar Genel Müdürü Murat Pekmezyan, şunları söyledi: “Uzun yıllara dayanan teknoloji deneyimi, güçlü yazılım geliştirme kabiliyeti ve Ar-Ge yatırımlarımız ile Türkiye’nin teknoloji ekosisteminde önemli bir konuma sahibiz. Sürdürülebilirlik, Dijital Dönüşüm, ERP çözümleri, Savunma ve Güvenlik, E-Dönüşüm ve Cloud çözümleri olmak üzere 6 faaliyet alanında; Türkiye çapında 100’ e yakın iş ortağımız ile sürdürülebilir büyüme hedefine doğru emin adımlarla ilerliyoruz. 2026 yılının ilk 9 ayında elde ettiğimiz finansal sonuçları, stratejik hedeflerimiz doğrultusunda attığımız adımların ve verimlilik odaklı yönetim anlayışımızın önemli bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. Değişen satış dinamiklerine karşın brüt kârımızı ve operasyonel karlılığımızı önemli ölçüde artırarak finansal performansımızın güçlü yönlerini ortaya koyduk. Önümüzdeki dönemde de finansal disiplinimizi koruyarak Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımıza aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Operasyonel verimlilik, sürdürülebilir kârlılık ve katma değerli ürün geliştirme odağımızla hem Türkiye’deki konumumuzu güçlendirmeyi hem de uluslararası pazarlarda büyüme potansiyelimizi değerlendirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜSİAD Heyeti  Çin’de Yapay Zekâ ve Teknoloji Temaslarında Bulunacak Haber

TÜSİAD Heyeti Çin’de Yapay Zekâ ve Teknoloji Temaslarında Bulunacak

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, 31 Ekim – 6 Kasım 2026 tarihlerinde Çin Halk Cumhuriyeti’ne bir ziyaret gerçekleştirecek. Heyet, Çin'in önde gelen finans ve ticaret merkezi Shanghai, dijital ekonomi ve yapay zekâ alanında öne çıkan Hangzhou ve teknoloji ve inovasyon merkezi Shenzhen'de temaslarda bulunacak. Ziyaret kapsamında TÜSİAD heyeti, yapay zekâ, robotik, bulut bilişim, dijital finans ve ileri üretim alanlarında faaliyet gösteren öncü teknoloji şirketleri ile TÜSİAD'ın Çin'deki muadil kuruluşlarından Çin Uluslararası Ticareti Geliştirme Konseyi (CCPIT) ile görüşmeler gerçekleştirecek. Heyet ayrıca teknoloji ve Ar-Ge merkezlerinde incelemelerde bulunacak ve Çin'deki Türk iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelecek. Heyet, program kapsamında Çin'deki son teknolojik gelişmeleri ve yenilikçi uygulamaları yerinde incelemeyi, özellikle yapay zekâ ve robotik teknolojilerinin üretim süreçlerindeki kullanımını değerlendirmeyi amaçlıyor. Çin'in 2026–2030 dönemini kapsayan 15. Beş Yıllık Planı'nın öncelikleri ışığında, yeşil ve dijital dönüşüm başta olmak üzere Türk ve Çinli şirketler arasında somut iş birliği ve yatırım fırsatlarının belirlenmesi de hedefleniyor. Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yılında gerçekleşecek ziyaretin, TÜSİAD ile Çinli muadil kuruluşları arasındaki köklü kurumsal bağları daha da güçlendirmesi ve ikili ekonomik ilişkilerin gelişimine katkı sağlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom, COP31’de Küresel Dijital Dönüşümün Destekçisi Olacak Haber

Türk Telekom, COP31’de Küresel Dijital Dönüşümün Destekçisi Olacak

Teknolojiyi sürdürülebilir bir geleceğin en güçlü araçlarından biri olarak konumlandıran Türk Telekom, COP31 kapsamında teknoloji gücünü ve sürdürülebilirlik vizyonunu Antalya’ya taşıyor. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından biri olan COP31’de en üst düzey sponsorluk kategorisi “Master Partner” olarak yer alan Türk Telekom, aynı zamanda “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak zirvenin dijital ihtiyaçlarını uçtan uca çözümlerle karşılıyor. Buluşmanın güçlü bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesi için çalışmalarını sürdüren Türk Telekom; enerji verimliliğini destekleyen yeni nesil teknolojileri, uçtan uca çözümleri, güçlü fiber ve mobil ağıyla COP31’in dijital omurgasını oluşturuyor. Zirve alanında veri merkezi, network operasyon merkezi ve siber güvenlik operasyon merkezlerini kapsayan bütüncül bir sistem hazırlayan Türk Telekom, COP31 zirvesini fiber hızıyla dünyaya bağlamaya hazırlanırken; 5G teknolojisi dahil yüksek kapasite ve tam kapsama sağlayacak çözümlerle etkinliğin dijital dünyasını şekillendiriyor. Türk Telekom, BM yetkilileri, ülke delegasyonları, diğer katılımcılar ve ziyaretçilere güçlü bir bağlantı deneyimi sunulması amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. “Geleceğin kararlarını Türk Telekom teknolojisiyle dünyaya taşıyacağız” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital geleceğine yön veren Türk Telekom olarak teknolojiyi yalnızca bağlantı sağlayan bir güç olarak değil, ekonomik ve toplumsal değer yaratan, daha sürdürülebilir ve kapsayıcı bir geleceğin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. ‘Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğu için 2005’ten bu yana 24,5 milyar dolar yatırım gerçekleştirirken; fiber altyapımızı güçlendiriyor, yeni nesil ağ teknolojileri geliştiriyor, çevre dostu teknolojileri şebekemize entegre ediyor ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Yarına Sözümüz Var’ yaklaşımımız doğrultusunda, bugün gerçekleştirdiğimiz yatırımların yarının dünyasına katkı sunması için çalışıyoruz. Bu vizyonumuz doğrultusunda Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’de en üst düzey sponsorluk kategorisi olan ‘Master Partner’ olarak yer alıyoruz. Aynı zamanda COP31’in ‘Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji’ destekçisi olarak geleceğimize yön verecek iklim kararlarını teknoloji gücümüzle Antalya’dan tüm dünyaya taşıyacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. Sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezine yerleştirirken, bu yaklaşımımızı COP31’e taşıdığımız teknoloji gücümüzle somutlaştırıyoruz. Enerji verimliliğini odağına alan yeni nesil teknolojilerimiz, kaynakların etkin kullanımını destekleyen dijital çözümlerimiz, güçlü fiber ve mobil ağımızla zirvenin teknoloji altyapısını sürdürülebilirlik anlayışımız doğrultusunda hayata geçiriyoruz. COP31’de de bu teknoloji ve yatırım gücümüzü sahaya taşıyarak zirvenin ihtiyaç duyduğu iletişim altyapısını uçtan uca sağlayacağız. Teknolojinin dönüştürücü gücünü sürdürülebilirlik anlayışımızla birleştirerek gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. COP31’in iletişimi için uçtan uca teknoloji altyapısı COP31’in yüksek performanslı bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesi için çalışmalarını sürdüren Türk Telekom; veri merkezleri, network ve siber güvenlik operasyon merkezleriyle organizasyonun dijital altyapısını destekliyor. Canlı yayınlar için hazırlanan fiber altyapı ve yüksek kapasite ile performans sunan yedekli santral altyapısı sayesinde zirvenin iletişim ihtiyaçlarının güvenli biçimde karşılanması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kılıç Ali Kantar CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’un Yeni Genel Müdürü Oldu Haber

Kılıç Ali Kantar CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’un Yeni Genel Müdürü Oldu

Dünyanın önde gelen uluslararası lüks otel markalarında üst düzey yöneticilik görevleri üstlenen Kantar, otel açılışları, operasyonel mükemmellik, ticari performansın geliştirilmesi ve misafir deneyimi alanlarındaki güçlü birikimini, İstanbul’un köklü ve lüks otellerinden biri olan CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’a taşıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İnşaat Mühendisliği eğitimi aldıktan sonra Anadolu Üniversitesi’nde İşletme lisansı yapan Kılıç Ali Kantar, ileri düzey İngilizce bilgisine sahiptir. Kariyeri boyunca The Luxury Collection, JW Marriott, Mandarin Oriental, Fairmont ve Raffles gibi bir çok global markada görev alan Kantar, lüks konaklama sektöründeki uzmanlığı ve stratejik yönetim yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Son olarak Ankara’da Lugal, A Luxury Collection Hotel ve Sheraton Ankara Hotel & Convention Center’da Çoklu Otel Genel Müdürü olarak çalışan Kantar, iki farklı marka segmentindeki operasyonların yönetimini üstlenerek finansal performans, hizmet kalitesi ve misafir memnuniyeti alanlarında önemli başarılara imza attı. Kantar’ın profesyonel geçmişinde, uluslararası lüks otelcilik sahnesinde önemli yere sahip olan Mandarin Oriental Bosphorus, D Maris Bay Marmaris, Fairmont Quasar Istanbul, Raffles Istanbul ve JW Marriott Hotel Istanbul Marmara Sea gibi prestijli oteller bulunuyor. Özellikle açılış süreçleri, markalı rezidans operasyonları, hizmet standartlarının geliştirilmesi ve yüksek performanslı ekiplerin oluşturulması konularındaki deneyimiyle dikkat çeken Kantar, görev aldığı işletmelerin uluslararası kalite standartları doğrultusunda konumlandırılmasına katkı sağladı. Görev yaptığı otellerde Forbes Travel Guide derecelendirmeleri, uluslararası marka ödülleri ve misafir memnuniyeti sonuçlarıyla öne çıkan Kantar, stratejik planlama, bütçe ve kârlılık yönetimi, gelir optimizasyonu, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm alanlarında da kapsamlı bir birikime sahiptir. JW Marriott Hotel Istanbul Marmara Sea’deki görevinde Yılın Oteli ve Spirit to Serve Award gibi önemli başarılarda katkısı bulunan Kantar, Lugal bünyesindeki çalışmalarıyla da Marriott International CEO’su tarafından 2024 ve 2025 yıllarında Spirit to Serve Award ile ödüllendirildi. Kantar, yeni görevinde CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’un özgün kimliği ve üstün hizmet anlayışı doğrultusunda misafir deneyiminin geliştirilmesine, ekibin yetkinliklerinin artırılmasına ve otelin uluslararası pazarlardaki konumunun güçlendirilmesine liderlik edecek. Panoramik Boğaz manzaralı odaları ve süitlerinin yanı sıra farklı gastronomi konseptleri, restoran ve barlarıyla misafirlerine kapsamlı bir deneyim sunan otel; İstanbul manzarasına açılan teras alanları, toplantı ve etkinlik mekânlarıyla hem bireysel hem de kurumsal konuklara hitap ediyor. Otelin Safira Spa & Fitness ve Wellness merkezi ise konaklama deneyimini spa, spor ve kişisel bakım olanaklarıyla tamamlıyor. CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’un konaklama anlayışı, yalnızca hizmet kalitesiyle değil, bulunduğu bölgenin tarihî ve kültürel dokusuyla kurduğu ilişkiyle de öne çıkıyor. Şehrin önemli kültür, sanat, moda, alışveriş ve iş merkezlerine yakın konumu sayesinde otel, İstanbul’u keşfetmek isteyen uluslararası ziyaretçilerden iş dünyasının temsilcilerine kadar geniş bir misafir kitlesine ev sahipliği yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.