Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ilk çeyrek sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2026 yılının ilk 3 ayında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %10 oranında düşüş yaşandı. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2026 yılının ilk 3 ayında ihracat, bir önceki yıla kıyasla %23 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken üretim miktarı geçen yıla göre %21 oranında geriledi. Toplam satışlar ise %19 gerileyerek 6.288.817 adet oldu. Mart ayı özelinde ise iç satışlarda geçen yılın Mart ayına göre %3 daralma olurken ihracatta %29, üretimde ise %14 gerileme kaydedildi. Toplam satışlarda %21 düşüş oldu ve 2.230.369 adet olarak kaydedildi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında ihracat hacmi 20,2 milyon adet olarak kaydedilirken Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla küresel piyasalardaki rekabet gücünü arttırıyor. Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, özellikle ihracattaki daralmanın son yıllarda kesintisiz şekilde devam ettiğini ifade etti. İhracat hacminin 2025’te 20,2 milyon adetle yaklaşık 10 yıl önceki seviyelere gerilediğine değinen Şengül, 2026 yılının ilk çeyreğinde de ihracattaki çift haneli düşüşün, bu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini belirtti: “Bu tablo, küresel talep koşulları ve dış pazarlardaki yavaşlamanın etkisiyle ihracat performansında daha kalıcı bir gerileme riskini ortaya koyuyor. Buna paralel olarak, iç pazarda da talebin yavaş seyretmesi genel pazar büyümesini baskılayan bir unsur olarak öne çıkıyor.” Rekabetçilik ihracat, maliyet ve ticaret politikaları üçgeninde “İhracat ve iç pazarda süregelen bu görünümün 2026’ya da taşınması, mevcut eğilimin kalıcılık riskini artırıyor” diyen Şengül, “Bu çerçevede ortaya çıkan tablo, sektörümüz açısından rekabet gücünün korunmasının artık daha kritik bir öncelik haline geldiğini gösteriyor” diye konuştu. Şengül, hem iç satışlarda hem ihracatta geçen yılın aynı dönemine kıyasla daralmanın sürdüğünü ve bu durumun üretim adetlerine de belirgin şekilde yansıdığına dikkat çekti. Şengül şöyle devam etti: “İhracat tarafında, küresel talep koşulları ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olmaya devam ederken, enerji, hammadde ve finansman maliyetleri yüksek seyrini sürdürüyor. Buna ek olarak anti damping önlemleri gibi ticaret politikaları, gözetim uygulamaları ve ilave vergi gibi uygulamalar ise maliyetleri ve işlem sürelerini artırıyor. Diğer taraftan da Uzak Doğu kaynaklı maliyet avantajı ve agresif fiyatlama, ihracat pazarlarında rekabeti daha da yoğunlaştırıyor.” Bu gelişmelerin rekabet gücü üzerinde baskıyı artırdığını belirten Şengül, özellikle ihracat pazarlarında maliyet avantajının da zayıflamasına yol açtığını söyledi ve ekledi: “Bu veriler ışığında rekabetçiliğimizin ihracat daralması, maliyet artışları ve ticaret politikaları üçgenine sıkıştığını söyleyebiliriz.” Şengül, ihracat ve iç pazarda uzunca süredir gözlenen ve 2026’da da devam eden zayıf seyri tersine çevirmek için üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, yurtdışında rekabet gücünün devam ettirilmesi gerektiğini belirtirken bunun için de girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılmasının kritik önemde olduğunu vurguladı. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak destekler sağlanmalı” Şengül, Mart ayı verilerini de değerlendirdi: “Mart verileri, yılın ilk çeyreğinde gözlenen eğilimin ay bazında da teyit edildiğini gösteriyor. Bu tablo, üretimdeki gerilemenin kalıcı hale gelme riskini artırıyor.” Bu tabloda iç pazarın desteklenmesinin önem kazandığına işaret eden Şengül, kredi kartı faiz ve komisyon oranlarının satış kanallarına olumsuz yansıdığını ifade ederek “Kredi kartı taksitlendirme imkanlarının artırılması iç talebin sürekliliğine katkı sunacaktır” dedi. İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek ve aynı zamanda ülkemizin uzun vadeli hedefleriyle uyumlu yapısal adımlara ihtiyaç olduğunun altını çizen Şengül, bu bakımdan enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, mevcut tabloya en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğunu söyledi: “Derneğimizin analizine göre; 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda ürün boyutları %18 artmasına rağmen %16 oranında enerji tasarrufu sağlanması, sektörümüzde verimlilikte kaydedilen önemli ilerlemeyi ortaya koyuyor.” Başka bir ifadeyle, bugün daha büyük ve daha yüksek performanslı ürünler, çok daha düşük enerji tüketimiyle çalışıyor. Bu veriler, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasının yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla sınırlı kalmayacağını aynı zamanda kaynak verimliliğini artırarak üretimi destekleyeceğini ve ihracat açısından da önemli bir kaldıraç etkisi yaratacağını ortaya koyuyor. Bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin; milli servetin korunması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi açısından kritik önem taşıdığına inanıyoruz.” Sac soruşturmasında alınacak karar, maliyetleri ve ihracatı doğrudan etkileyecek Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde girdi maliyetlerine yönelik korumacı politikalar hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. “Beyaz eşya sektörü açısından en kritik gündem maddesi, sac ürünlerine yönelik devam eden anti-damping soruşturmasıdır. Özellikle boyalı sac tarafında, sektörün ihtiyaç duyduğu teknik gereksinimleri karşılayan her kalite sacın üretimi Türkiye’de bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ürünlerde ithalat, sektörümüz için bir tercih değil zorunluluktur” diye konuşan Yavuz, şöyle devam etti: “Halihazırda bu ürün grubunda %15 ile %20 arasında değişen oranlarda gümrük vergileri uygulanmaktadır. Devam eden soruşturma sonucunda ilave bir vergi getirilmesi, mevcut maliyet yapısını daha da bozacak ve sektör üzerindeki maliyet baskısını ciddi şekilde artıracaktır.” Son verileri değerlendiren Yavuz, “Mevcut vergilere eklenecek yeni yüklerin hem iç hem de uluslararası “ rekabet gücünü zayıflatması ve istihdam üzerinde baskı oluşturması kaçınılmaz olacaktır. Bu çerçevede, maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürün grubunda devam eden anti-damping soruşturmasının, sektör gerçekleri dikkate alınarak ve ülke ekonomisinin bütüncül çıkarları gözetilerek önlemsiz şekilde sonuçlandırılması büyük önem arz etmektedir” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Özkadı, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Mart 2026 itibarıyla %1550 - %1666,7 bandında artarken, Mart 2026 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %666 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Özkadı, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. Yetkili servisler için markaların web siteleri tercih edilmeli Beyaz eşya sektörü olarak, üretim, satış ve satış sonrası hizmetlerimizle dev bir ekosistemi ifade ettiklerini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, sektörün önemli bir bölümünün Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3.500'den fazla yetkili servisin teşkil ettiğini söyledi: “Tüketicilerimizin satın alım sonrasındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren servislerimiz her gün binlerce eve ulaşıyor. Ancak ne yazık ki bazı kötü niyetli kişilerin de yetkili servis olmadığı halde bu sıfatı kullanarak tüketicilerimizi mağdur ettiklerine şahit oluyoruz. Bu yanıltıcı kişiler yüzünden pek çok tüketicimizin maddi kayıplara uğradığını üzülerek görüyoruz. Bu soruna dikkat çekmek için sizlerin desteğine büyük önem veriyoruz. Tüketicilerimize servis hizmetlerimize erişimde, herhangi bir teknik destek ve/veya onarım ihtiyacı duyduklarında, arama motorları yerine mutlaka markaların resmi web sitelerini veya Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresini kullanarak yetkili servislere ulaşmalarını tavsiye ediyoruz. Bu yöntem, tüketicilerimizin güvenli ve doğru hizmet alabilmeleri açısından kritik önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borçelik Teknik Akademi ve TOSB İş Birliğiyle Eğitim 5.0 Summit Gerçekleştirildi Haber

Borçelik Teknik Akademi ve TOSB İş Birliğiyle Eğitim 5.0 Summit Gerçekleştirildi

Borusan Grup şirketlerinden Borçelik’in sektörde fark yaratan eğitim akademisi Borçelik Teknik Akademi (BTA), Türkiye’de otomotiv tedarik sanayi temsilcilerinin faaliyet gösterdiği tek global ihtisas organize sanayi bölgesi olan TOSB iş birliği ile Eğitim 5.0 Summit’i hayata geçirdi. Eğitim teknolojileri, dijital dönüşüm, yetkinlik gelişimi, toplumsal fayda ve kapsayıcılık temalarının ele alındığı zirvede, eğitim ve sanayi dünyası geleceğin iş gücünü şekillendirme vizyonu etrafında bir araya geldi. Borçelik Teknik Akademi’nin insan odaklı dönüşüm yaklaşımının vurgulandığı zirvede, sanayi ve eğitim arasındaki güçlü etkileşimin sürdürülebilir iş gücünün gelişimindeki rolü kapsamlı biçimde değerlendirildi. Zirvenin açılış konuşmalarının ardından düzenlenen ilk panelde, “Dijital Dönüşümün Çarpan Etkisi: Yetkinlik” konusu ele alındı. Prof. Dr. Kemal Kılıç moderatörlüğünde düzenlenen panelde ise Borçelik İnsan Kaynakları ve Kurumsal İletişim Direktörü Derya Demirer, Coşkunöz Holding Yetenek Yönetimi Müdürü Özlem Baş Bayraktar ve Bosch HR Business Intelligence Manager Feray Tiryaki dijital dönüşümün yetkinlik gelişimine etkilerini değerlendirdi. İkinci panelde “Endüstride İnsan + Teknoloji: Güvenli ve Yetkin İş Gücü Nasıl Yetiştirilir?” başlığıyla gerçekleştirildi. Emre Bülbül’ün moderatörlüğündeki panelde NaraXR Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Zafer Karadayı, Cobidu Genel Müdürü Çağrı Akkaya ve Nota Software CEO’su Zuhal Soyaslan yer aldı. Panelde, teknolojinin iş gücüne katkısı, eğitim teknolojileri ve yetkin çalışan yetiştirme süreçleri ele alındı. Zirvenin son paneli olan “Topluma Katkı: Kadın ve Genç İş Gücü” başlığında ise toplumsal fayda ve kapsayıcılık odağında görüşler paylaşıldı. Doç. Dr. Özgün Biçer’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Borçelik Kurumsal İletişim Birim Yöneticisi Elif Aygül, Karsan Uluslararası Satış Bölge Yöneticisi Nurdan Derman ve Borçelik Vinç Operatörü Ceren Çetinkaya konuşmacı olarak yer aldı. Borçelik Teknik Akademi, Eğitim 5.0 Summit ile yalnızca teknik yetkinliklerin değil; aynı zamanda kapsayıcı, insan odaklı ve sürdürülebilir bir dönüşüm anlayışının da önemini ortaya koydu. Eğitim teknolojileri ile yetenek kazanımı konusuna odaklanan zirve, geleceğin iş gücünü bugünden şekillendiren örnek uygulamaları bir araya getirdi. Etkinlik kapsamında oluşturulan deneyim ve networking alanlarında katılımcılara vinç, forklift ve kaynak simülatörleri aracılığıyla uygulamalı deneyim fırsatı sunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul’da Akıllı Ulaşım Zirvesi! Haber

İstanbul’da Akıllı Ulaşım Zirvesi!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) öncülüğünde ve İSBAK ev sahipliğinde İstanbul Akıllı Ulaşım Zirvesi’nin 17’ncisi İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Akıllı ulaşım sistemlerinin geleceğine yön verecek projelerin ve vizyonların sektörün uzmanları ve liderleri tarafından konuşulacağı zirvenin açılışına Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Temsilcisi Sayın Jurgis Vilčinskas ve ITS Europe Başkanı Angelos Amditis ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Zirve’de İBB’nin ulaşım ve teknoloji iştirak şirketleri; İSTTELKOM, Şehir Hatları, İSPARK, BELBİM, İstanbul Ulaşım ve Metro İstanbul da yerini aldı. Zirvenin açılış konuşmasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan yaptı. Aslan konuşmasında şu ifadeleri kullandı; “HER GÜN YAKLAŞIK 34 MİLYON YOLCULUĞA GÜVENLİ, KONFORLU, ENTEGRE HİZMET SUNUYORUZ” “Sizleri İstanbul’da ağırlamaktan, bu seçkin kongrede bir arada olmaktan onur duyuyorum. Ulaşım, İstanbul’umuz gibi büyük bir şehirde, ekonomik kalkınmanın, sosyal adaletin ve sürdürülebilir yaşamın temel unsuru. Bu nedenle üzerine titizlikle eğiliyoruz. Bu konuda çok çalışıyoruz. İstanbul bir metropol. Her gün milyonları taşıyoruz. İstanbul’a bu kalabalığı biz getirmedik ama çözüm için biz uğraşıyoruz. 2019’dan bu yana Ekrem Başkanımızın öncülüğünde çok çalışıyoruz. Bugün, eş zamanlı yürütülen metro projelerinde dünyada birinci sıradayız. 44,1 kilometre uzunluğunda 7 ayrı raylı sistem hattının inşaatını aynı anda devam ettiriyoruz. Sürücüsüz metro işletmeciliğinde Avrupa birincisi, dünya üçüncüsüyüz. Metrobüs sistemimiz, günlük yaklaşık 1 milyon yolcu taşıyor. İstanbulkart ile gerçekleştirilen yolculuklarda raylı sistemlerin payını yüzde 35,5’ten yüzde 43’e çıkardık. 2025’te, toplu ulaşım araçlarımızla bir günde toplamda yaklaşık 9,5 milyon İstanbulluyu taşıdık. Her gün yaklaşık 34 milyon yolculuğa güvenli, konforlu, entegre hizmet sunuyoruz. “BAŞARIMIZIN ARKASINDA DİJİTAL DÖNÜŞÜM VAR” “Bu başarımızın arkasında ise muazzam bir dijital dönüşüm hikayesi var. 2 bin 500’den fazla kavşağı yeni nesil teknolojilerle uzaktan yönetiyor, trafik akışını verilerle optimize ediyoruz. 60.000’den fazla kamerayla otobüs, minibüs, taksi ve deniz araçlarını anlık olarak izliyor ve denetliyoruz. AKOM, İETT, Metro ve İtfaiye gibi tüm birimlerimizle canlı iletişim kurarak şehri tek merkezden koordine ediyoruz. Akıllı ulaşım sistemleri ve SCADA altyapısıyla yönetim süreçlerimizi dijitalleştiriyor, hata payını minimize ediyoruz. Metro hatlarımızı sürücüsüz teknolojilerle donatıyor; İstanbul’u otonom araç testlerinde öncü bir dünya şehri yapıyoruz. Yapay zeka destekli sürücü analizleri, dijital biletleme ve akıllı kavşaklarla hem güvenliği hem de hızı artırıyoruz. Dijital taksi uygulamalarıyla güvenli hizmet sunarken, İETT’yi sürücü destek sistemleriyle dünya çapında örnek bir marka haline getiriyoruz.” “SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTSEL ULAŞIM PLANI İLE BU ÖLÇEKTE DÜNYADA ÖNCÜ İLK ŞEHİRİZ” “Tüm bunları; ulaşımın çevreye duyarlı ve insan odaklı olması gerektiğini de bilerek yapıyoruz. AB eş finansmanıyla hayata geçirdiğimiz Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı ile bu ölçekte dünyada öncü ilk şehiriz. Düşük emisyon bölgeleri, yayalaştırma ve trafik sakinleştirme projeleriyle şehir yaşamını herkes için daha konforlu kılıyoruz. 700 kilometreyi aşan raylı sistem ağı ve 1.050 kilometreye ulaşacak bisiklet yollarıyla geleceğin İstanbul’unu inşa ediyoruz. Eski sistemin yerine, bütçeye yük getirmeyen, toplu taşıma entegreli 2 bin 400 yeni elektrikli bisikletle modern paylaşım dönemini başlatıyoruz. Tarihi Yarımada’nın dokusunu korumak ve canlandırmak için Ulaşım Eylem Planı’nı hayata geçiriyoruz.” “ADIMLARIMIZI ATARKEN KATILIMCILIĞI VE ORTAK AKLI ESAS ALIYORUZ” “2026'nın ilk günlerinde düzenlediğimiz ve 210 paydaşın katıldığı Ulaşım Çalıştayı’nda olduğu gibi, tüm bu adımlarımızı atarken katılımcılığı ve ortak aklı esas alıyoruz. Vizyonumuzu hayata geçirirken, şu an bu salonda olduğu gibi, uluslararası işbirliklerinin kritik önemini çok iyi biliyoruz” ASLAN, EKREM İMAMOĞLU’NUN MEKTUBUNU OKUDU Aslan, konuşmasının sonundan İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndan gönderdiği mektubu okudu; “ÜLKEMİZ ZOR BİR DEMOKRASİ SINAVINDAN GEÇİYOR” “Sayın misafirler, kıymetli katılımcılar, değerli dostlar, Sizleri en içten duygularımla selamlıyorum. Öncelikle, aranızda bulunamamaktan duyduğum üzüntüyü ifade etmek isterim. Ülkemiz zor bir demokrasi sınavından geçiyor. Ama bu sınavı milletimizin iradesiyle en iyi şekilde atlatacağız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kıymetli ekiplerinin bu önemli organizasyonu büyük bir özveri ve başarıyla hayata geçirmiş olmasından dolayı gurur duyduğumu belirtmek isterim. Kalbimin ve desteğimin; inovasyonu besleyen, bilgi paylaşımına imkân tanıyan ve ortak aklı büyüten bu tür uluslararası buluşmalarla, yani sizlerle birlikte olduğunu özellikle vurgulamak isterim. İçinde bulunduğumuz dönemde, karşı karşıya olduğumuz zorlukların üstesinden gelmenin yolu; akıl, bilim ve sağduyudan geçmektedir.” "Bu zorlukları aşabilmek, ancak bilgi ve enformasyonun paylaşılması, farklı deneyimlerin bir araya gelmesi ve ortak bir zekânın üretilmesiyle mümkündür. Bu nedenle, bu tür yenilikçi ve bilgi odaklı organizasyonları tüm gücümüzle desteklemeye devam ediyoruz. İstanbul, tarih boyunca medeniyetlerin buluşma noktası olmuş; ticaretin, kültürün ve insan hareketliliğinin kalbi olarak öne çıkmış eşsiz bir şehirdir. Bu şehirde geçmiş ile gelecek, gelenek ile yenilik ve tecrübe ile bilgi iç içe geçerek yaşamaya devam etmektedir. Bugün burada düzenlenen bu kıymetli kongre de tam olarak bu ruhu yansıtmaktadır." “İstanbul’ un büyüklüğü yalnızca fiziki ölçülerle ifade edilemez. Bu şehir, her gün milyonlarca insanın, fikrin, ürünün ve bilginin hareket ettiği devasa bir yaşam alanıdır. Böylesine yoğun ve çok katmanlı bir yapıyı yönetmek; ancak bilgiye dayalı, teknolojiyle desteklenen ve yenilikçi bir anlayışla mümkün olabilir. Günümüzde şehirlerimizin karşı karşıya olduğu en büyük sınamalardan biri de iklim değişikliğidir. Bu küresel mesele, ulaşım politikalarımızı ve şehirlerimizi nasıl tasarladığımızı yeniden düşünmemizi zorunlu kılmaktadır.” “DAHA AKILLI ULAŞIM SİSTEMLERİ KURMAK; TERCİH DEĞİL, GELECEK NESİLLERE KARŞI SORUMLULUKTUR” “Ulaşım sektörü, karbon emisyonlarının önemli bir bölümünü oluştururken; aynı zamanda çözümün de en güçlü parçasıdır. Daha temiz, daha verimli ve daha akıllı ulaşım sistemleri kurmak; sadece bir tercih değil, gelecek nesillere karşı bir sorumluluktur. Bu noktada akıllı şehir teknolojileri; veriye dayalı karar alma süreçleri, entegre ulaşım ağları ve sürdürülebilir mobilite çözümleriyle bizlere güçlü bir yol haritası sunmaktadır. Şehirlerimizi daha dirençli, daha yaşanabilir ve çevreyle uyumlu hale getirmek için bu dönüşümü birlikte gerçekleştirmek zorundayız. Bu noktada, birlikte düşünmenin ve birlikte üretmenin değeri her zamankinden daha büyüktür. ‘İYİLİK PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALIR’ “Anadolu kültüründe ifade edildiği gibi, ‘iyilik paylaştıkça çoğalır’ Bizler de biliyoruz ki bilgi ve enformasyon da paylaşıldıkça çoğalır; çoğaldıkça yeni fikirler üretir ve insanlığın ortak aklını güçlendirir. Bu ortak akıl, bizleri daha dayanıklı, daha rekabetçi ve daha yenilikçi kılar. İnanıyorum ki bu kongre vesilesiyle kurulan bağlar, paylaşılan deneyimler ve geliştirilen iş birlikleri; yalnızca bugünün değil, geleceğin şehirlerini şekillendirecek önemli bir temel oluşturacaktır.” Zirvede; UTS Avrupa Başkanı Dr. Angelo Amditis, AB Türkiye Delegasyonu’ndan Jurgis Vilcinskas, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan kısa birer konuşma yaptı. İBB İŞTİRAKLERİNDEN 17. ITS AVRUPA KONGERİSİ’NE ÇIKARMA Konuşmaların ardından protokoldekilerin kurdele kesmesiyle 3 gün sürecek zirvenin açılışı resmen açılmış oldu. Daha sonra İBB Başkanvekili Nuri Aslan, yurtdışından gelen konuklara İBB’nin ulaşım ve teknoloji iştirak şirketleri olan; İSTTELKOM, Şehir Hatları, İSPARK, BELBİM, İstanbul Ulaşım ve Metro İstanbul standlarını gezdirerek bilgi verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

25. Perakende Günleri İçin Geri Sayım Başladı Haber

25. Perakende Günleri İçin Geri Sayım Başladı

Bu yıl çeyrek asırlık başarısını kutlamaya hazırlanan Perakende Günleri, Soysal Eğitim Danışmanlık’ın ev sahipliğinde 3-4 Haziran tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Perakende başta olmak üzere iş dünyasının farklı paydaşlarını bir araya getirecek. 2001 yılından bu yana sektöre yön veren Perakende Günleri, bu yıl da ilham verici oturumlarıyla yeni döneme rehberlik edecek. Haliç Kongre Merkezi’nde 4 ayrı salonda yapılacak konferansta; yapay zekâ, dijital dönüşüm, ödeme sistemleri ve yeni nesil müşteri deneyimi gibi kritik konular ele alınacak. “Hızla Değişen Perakende Sektöründe Öncü Olmak” Bu yılın teması “Hızla Değişen Perakende Sektöründe Öncü Olmak” olan etkinliğin öne çıkan konuşmacıları arasında, Çin ve Silikon Vadisi Uzmanı, Teknoloji Girişimcisi ve Yazar Pascal Coppens; Ekonomist, Prof. Dr. Emre Alkin; MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar; Koton Yönetim Kurulu Üyesi Gülden Yılmaz; Landor Executive Director, Global Client Services Andrew Welch, ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz; Deloitte Teknoloji ve Dönüşüm Hizmetleri Lideri Hakan Göl; Esas Gayrimenkul COO’su Nevzat Yavan; Gazeteci ve Televizyoncu Aslı Şafak; Penti Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo; Watsons Türkiye Genel Müdürü Mete Yurddaş; Koçtaş Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Mehmet Emre; Boyner Büyük Mağazacılık Pazarlama ve Marka Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Aslı Demir Gönül; Olka Group CCO’su Mertol Coşkun; Under Armour Türkiye CEO’su Aydın Kanatlı; Ozon Global Türkiye Genel Müdürü Hazal Maraş Tunçer; Zsa Zsa Zsu CEO’su Gökhan Sezer gibi isimler yer alıyor. Özel Etkinlikler, Dev Network ve Stratejik İş Birlikleri Perakende Günleri, teknoloji başta olmak üzere sektöre en yeni çözümleri sunan geniş bir katılımcı yelpazesine ev sahipliği yapıyor. Fuar alanında; Arçelik Kurumsal Çözümler, CarrefourSA, Mad Parfüm, Damat Tween, Derimod, Evidea, Hopi, HepsiJet, Esas GYO, KoçSistem, Nebim, Mobildev, MediaMarkt, Param, QNBpay, Securitas, Fiba CP, Tepe Home, Tchibo, ebebek, iyzico gibi sektörün öncü markaları en inovatif çözümlerini sergileyecek. Üst düzey yöneticilerin yoğun katılımıyla gerçekleşecek organizasyonda, bu yıl 1 milyonun üzerinde iş görüşmesi ve 200 binin üzerinde yeni iş bağlantısı kurulması hedefleniyor. Perakende Güneşi Ödülleri’nde Büyük Heyecan Etkinlik kapsamında düzenlenecek Perakende Güneşi Ödülleri, bu yıl da sektörün en prestijli ödüllerine sahne olacak. 25. Yıl Onur Ödülleri töreni, ünlü şovmen ve sunucu Beyazıt Öztürk’ün sunumuyla gerçekleştirilecek. Ayrıca dijital pazarlama ve yenilikçi uygulamalarıyla sektöre değer katan firmalar da, 14 derneğin temsilcilerinden oluşan seçkin jürinin değerlendirmeleri sonucunda ödüllerine kavuşacak. Etkinlik, ünlü sanatçı Özcan Deniz’in senfoni orkestrası eşliğinde düzenlenecek performansıyla da coşkulu bir eğlenceyle son bulacak. Suat Soysal: "Perakende Günleri, 25 Yıldır Sektörün Buluşma Noktası” Etkinliğin 25. yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Soysal Eğitim Danışmanlık Kurucusu Suat Soysal, Perakende Günleri’nin yıllar içindeki gelişimini şu sözlerle ifade etti: “2001 yılında hayata geçirdiğimiz Perakende Günleri, bugün 10 bini aşkın katılımcıya ve 4 binden fazla firmaya ev sahipliği yapan, sektörün en güçlü buluşma merkezi haline geldi. Perakende Günleri, bizim için yalnızca bir etkinlik değil; sektörün liderlerinin bir araya gelerek mevcut tabloyu analiz ettiği, deneyimlerini paylaştığı ve geleceğe yön verecek adımları birlikte belirlediği önemli bir referans noktasıdır. 25 yıldır olduğu gibi bu yıl da yapay zekâdan e-ihracata uzanan en güncel başlıkları ele alarak perakendenin dönüşümünü birlikte şekillendirmeyi sürdüreceğiz. Çeyrek asırlık birikimimizle, perakende dünyasının tüm paydaşlarını 3-4 Haziran’da, Haliç Kongre Merkezi’nde, Perakende Günleri’nde buluşturmak için heyecanla hazırlıklarımızı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yanmar, Japonya’da Veri Merkezleri İçin Yeni Acil Güç Sistemi Fabrikası Kuracak Haber

Yanmar, Japonya’da Veri Merkezleri İçin Yeni Acil Güç Sistemi Fabrikası Kuracak

Şirket, Kitakyushu şehriyle 7 Nisan 2026 tarihinde tesis alanı anlaşması imzaladı. Yeni fabrikanın 2028 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor. Tesis, Yanmar Energy System’in üretim iştiraki olan Yanmar Energy System Manufacturing için ana üretim merkezlerinden biri olacak. Veri Merkezleri İçin Kritik Üretim Hamlesi Yanmar, özellikle veri merkezleri, fabrikalar, hastaneler ve büyük ölçekli tesislerde kullanılan acil durum güç jeneratörlerine olan talebin hızla arttığını belirtiyor. Kesintisiz enerji ihtiyacının kritik hale geldiği dijital dönüşüm çağında, bu yatırımın şirketin küresel tedarik kapasitesini güçlendirmesi bekleniyor. GY175 Serisi Genişliyor Şirket, Ekim 2025’te veri merkezleri ve benzeri tesisler için GY175 Serisi büyük kapasiteli acil güç üretim sistemini tanıtmıştı. Yanmar’ın planına göre ürün gamı şu şekilde genişleyecek: 2.000 kVA sınıfı mevcut modellerle devam edecek 3.000 kVA sınıfı modeller 2026 mali yılından itibaren eklenecek 4.000 kVA sınıfı modeller ise 2028 mali yılından itibaren sunulacak Kitakyushu Neden Seçildi? Yeni fabrika için Kitakyushu’nun seçilmesinde kentin gelişmiş üretim altyapısı öne çıktı. Kara, deniz ve hava lojistiğine uygun konumu, güçlü tedarikçi ağı ve yenilenebilir enerji sektöründeki büyüme, yatırım kararında etkili oldu. Yeni Fabrika Detayları Tesis adı Kitakyushu Factory Konum Koyomachi, Wakamatsu Ward, Kitakyushu City, Fukuoka, Japonya Alan 62.000 metrekare Planlanan açılış 2028 Karbon Nötr Hedeflerine Katkı Sağlayacak Yeni tesisin ilerleyen dönemde yalnızca acil güç sistemleri değil, aynı zamanda karbon nötrlüğüne katkı sağlayacak enerji sistemi ekipmanları da üretmesi bekleniyor. Böylece Kitakyushu fabrikası, Yanmar’ın enerji sistemleri alanındaki stratejik üretim merkezlerinden biri haline gelecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens, Teknoloji Yolculuğunu ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ İsimli Sergiyle Taçlandırıyor Haber

Siemens, Teknoloji Yolculuğunu ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ İsimli Sergiyle Taçlandırıyor

Sergi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze uzanan 170 yılı aşkın geçmişiyle Türkiye’de sanayi, enerji, altyapı, sağlık, ulaşım ve şehirleşme alanlarında dönüşüme eşlik eden stratejik bir teknoloji ortağı olan Siemens’in tarihsel birikimini ve geleceğe yön veren teknoloji vizyonunu bir araya getirerek ziyaretçilere kapsamlı bir yolculuk sunuyor. 6 Mayıs’a kadar devam edecek olan sergi, Siemens’in Türkiye’deki faaliyetlerini geleceğe yön veren teknolojilerle birlikte ele alırken; şirketin küresel ölçekteki teknoloji birikiminin sanayi ve inovasyon üzerindeki etkisini de kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor. Sanayileşmeden dijital dönüşüme uzanan bir hikâye Sergide yer alan içerikler, Siemens’in bu coğrafyadaki 170 yıllık varlığını farklı dönemler ve temalar üzerinden ele alıyor. İstanbul’un enerji altyapısındaki dönüşüm de serginin dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Dolmabahçe ve Yıldız Sarayı’nda başlayan elektrik altyapısının kurulması süreci, kentin modernleşmesinde belirleyici bir adım olarak anlatılıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Eskişehir’de kurulan Siemens fabrikası, Türkiye’de üretim kültürünün gelişiminde önemli bir başlangıç noktası olarak öne çıkıyor. Telefon, telgraf gibi dönemin teknolojilerinin üretildiği bu tesis, teknolojinin yerelleşmesi ve sanayileşme sürecinin güçlenmesi açısından kritik bir rol üstleniyor. Sergi, yalnızca tarihsel bir anlatı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda günümüzün teknoloji başlıklarına da odaklanıyor. Akıllı bina sistemleri ve enerji verimliliği uygulamaları, yapıların artık veriyle yönetilen ve kendi performansını optimize eden sistemlere dönüştüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de hayata geçirilen mega ulaşım projeleri kapsamında havalimanları, köprüler ve raylı sistemlerde kullanılan dijital altyapılar; enerji, güvenlik ve operasyon yönetiminin entegre yapısını gözler önüne seriyor. Siemens Türkiye’nin Ar-Ge gücü ise serginin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Yapay zekâ, dijital ikiz ve endüstriyel yazılım alanlarında geliştirilen çözümler, Türkiye’nin küresel teknoloji ekosistemindeki rolünü güçlendiriyor. Endüstriyel dönüşümün yeni aşaması olan dijital ikiz ve veri analitiği temelli üretim modelleri ise sanayinin daha esnek, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir yapıya evrildiğini gösteriyor. “170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ sergisi, geçmişten geleceğe uzanan bütüncül bir anlatı sunuyor” Siemens Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü Özlem Özkaya, sergiye ilişkin açıklamasında şunları paylaştı: “Siemens’in bu topraklardaki 170 yıllık yolculuğu, yalnızca bir şirketin hikâyesini bizlere aktarmakla kalmıyor; Türkiye’nin sanayileşme, modernleşme ve dijital dönüşüm sürecine eşlik eden güçlü bir teknoloji yolculuğu olarak öne çıkıyor. Telekomünikasyon ile başlayıp, ulaşım sağlık, eğitim, altyapı, kültür-sanat başta olmak üzere hayatın her alanına dokunan bu izleri, ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ isimli sergimizde geçmişten bugüne ve geleceğe uzanan bütüncül bir perspektifle ortaya koyuyoruz. Bu sergide geçmişte attığımız adımları, bugün geliştirdiğimiz teknolojileri ve geleceğe dair vizyonumuzu bir arada sunuyoruz. Türkiye’deki güçlü birikimimizi küresel deneyimimizle birlikte ziyaretçilerle buluşturmak bizim için çok özel bir anlam taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Haber Sendikasyonu Platformları Ne Sunar? Haber

Haber Sendikasyonu Platformları Ne Sunar?

Bir dijital yayın operasyonunda en pahalı kaynak çoğu zaman teknoloji değil, düzenli ve güvenilir içerik akışıdır. Haber sendikasyonu platformları tam bu noktada devreye girer: Yayıncının haber masasına hız kazandırır, editoryal planlamayı destekler ve özellikle yoğun gündem dönemlerinde içerik boşluğunu stratejik biçimde kapatır. Ancak bu alanı yalnızca hazır içerik tedariki olarak okumak eksik kalır. Çünkü sendikasyon modeli, artık sadece haber taşıyan bir dağıtım kanalı değil; yayıncıların dikey uzmanlık, gelir optimizasyonu, marka güveni ve operasyonel verim arasında kurduğu dengeyi etkileyen bir altyapı unsurudur. Özellikle ekonomi, teknoloji, enerji, savunma, tarım ve lojistik gibi uzmanlık isteyen başlıklarda bu platformların sunduğu değeri doğru okumak gerekir. Haber sendikasyonu platformları neden yeniden gündemde? Son birkaç yılda dijital yayıncılıkta iki eğilim aynı anda güç kazandı. Bir yanda hızlı yayın baskısı arttı, diğer yanda doğrulanmış ve yeniden kullanılabilir içerik ihtiyacı büyüdü. Sosyal medya kaynaklı bilgi kirliliği, düşük kaliteli kopya haber üretimi ve SEO uğruna anlamını kaybeden metinler, yayıncıları daha güvenilir ve daha sürdürülebilir içerik kaynaklarına yöneltti. Bu nedenle haber sendikasyonu platformları, küçük yayıncılar için yalnızca maliyet avantajı sağlayan bir çözüm olmaktan çıktı. Orta ve büyük ölçekli yayıncılar da bu sistemleri kapsama alanını genişletmek, sektör bazlı yayıncılığı güçlendirmek ve editoryal ekiplerini daha yüksek katma değerli işlere ayırmak için kullanmaya başladı. Buradaki temel değişim şudur: Yayıncı artık sadece çok sayıda haber istemiyor. Kategorize edilebilir, tekrar kullanılabilir, kurumsal düzeyde güven veren ve kendi yayın çizgisine uyarlanabilir içerik talep ediyor. Güçlü bir sendikasyon platformu bu ihtiyaca yanıt verdiğinde, bir içerik sağlayıcısından fazlasına dönüşüyor. İyi bir haber sendikasyonu platformu nasıl anlaşılır? İlk ölçüt hızdır, ancak tek başına yeterli değildir. Haber akışının düzenli gelmesi kadar, metinlerin editoryal standardı da kritik önemdedir. Zayıf başlık yapıları, doğrulama problemi taşıyan iddialar veya yüzeysel metinler yayıncının zaman kazandırmak yerine yeni bir iş yüküyle karşılaşmasına neden olur. İkinci ölçüt uzmanlık derinliğidir. Genel gündem haberi pek çok kaynaktan bulunabilir. Asıl fark, ekonomik dönüşüm, sanayi yatırımları, savunma projeleri, enerji altyapısı, sürdürülebilirlik uygulamaları, yapay zeka yatırımları veya tarımsal üretim politikaları gibi alanlarda ortaya çıkar. Bu başlıklarda sektör dilini bilen, kurum yapısını tanıyan ve haberin ticari etkisini okuyabilen platformlar öne çıkar. Üçüncü unsur kullanım modelidir. Bazı platformlar sadece metin verir, bazıları görsel, video, röportaj ve çok dilli içerik desteği de sunar. Burada doğru seçim, yayıncının ihtiyaçlarına bağlıdır. Eğer hedefiniz yalnızca günlük akışı doldurmaksa bir model yeterli olabilir. Ancak çok kanallı yayın yapıyor, kurumsal okur kitlesine hitap ediyor ve farklı kategorilerde düzenli büyüme hedefliyorsanız daha kapsamlı bir yapı gerekir. Son olarak telif ve kullanım şartları belirleyicidir. Özellikle telifsiz ve ücretsiz kullanım modeli sunan yapılar, dijital gazeteler ve içerik odaklı medya girişimleri için ciddi bir avantaj yaratır. Fakat burada da dikkat edilmesi gereken nokta, ücretsiz olmanın kalite zafiyeti anlamına gelmemesidir. Sürdürülebilir değer, ancak düzenli editoryal kaliteyle oluşur. Yayıncı için kazanım nerede başlıyor? En görünür kazanım zaman tasarrufudur. Haber masası sınırlı insan kaynağıyla çalışıyorsa, tekrar eden gündem akışını dış kaynakla desteklemek editörlerin daha stratejik içeriklere odaklanmasını sağlar. Bu sayede ekip, ajans akışını kovalamak yerine özel dosyalar, röportajlar, analizler ve kurum odaklı içerikler üretebilir. İkinci kazanım kategori genişlemesidir. Birçok dijital yayın, ekonomi veya teknoloji kategorisini açmak ister ama bunu sürdürecek uzman muhabir kadrosunu hemen kuramaz. Sendikasyon burada bir geçiş modeli sunar. Yayıncı önce düzenli akışı alır, okur talebini ölçer, sonra gerekli görürse kendi editoryal yatırımını artırır. Üçüncü kazanım reklam ve görünürlük tarafında oluşur. Daha düzenli içerik akışı, daha fazla indekslenebilir sayfa ve daha net kategori mimarisi anlamına gelir. Elbette salt hacim, tek başına trafik garantisi vermez. Yine de güncel ve niş içerik üreten sayfalar, doğru optimize edildiğinde arama görünürlüğü açısından güçlü bir temel kurar. Her platform her yayıncı için doğru mu? Hayır. Burada kritik nokta, platform ile yayın stratejisi arasındaki uyumdur. Eğer yayınınız daha çok magazin, yaşam veya yerel gündem odaklıysa; ağır sanayi, enerji yatırımları veya savunma teknolojileri içeren bir akış beklenen sonucu vermeyebilir. Aynı şekilde sadece hız odaklı bir yayın modeliniz varsa, daha analitik ve kurumsal tonda hazırlanan içerikler sizin kitleniz için fazla yoğun kalabilir. Bu nedenle seçim yapılırken yalnızca haber adedine bakmak doğru olmaz. İçerik tonu, başlık dili, sektör dağılımı, güncelleme sıklığı ve yeniden yayınlamaya uygunluk birlikte değerlendirilmelidir. Bazı platformlar geniş ama yüzeysel kapsama sunar. Bazıları daha sınırlı görünür, ancak karar verici kitle için çok daha yüksek değer üretir. Kurumlar ve yayıncılar açısından bir başka ayrım da itibar boyutudur. Kaynağı belirsiz veya editoryal filtresi zayıf içeriklerle yayın akışını büyütmek kısa vadede boşluğu doldurabilir, fakat uzun vadede marka güvenine zarar verebilir. Özellikle iş dünyasına, yatırımcılara ve sektör profesyonellerine hitap eden yayınlarda bu risk daha yüksektir. Haber sendikasyonu platformları hangi alanlarda daha etkili? Bu platformlar en yüksek faydayı uzmanlık isteyen, düzenli güncellenen ve kurumsal etkisi yüksek başlıklarda üretir. Ekonomi haberlerinde şirket hareketleri, yatırım kararları, ihracat verileri ve yönetici açıklamaları düzenli akış gerektirir. Teknoloji tarafında girişimler, yapay zeka uygulamaları, veri merkezi yatırımları ve dijital dönüşüm projeleri benzer biçimde süreklilik ister. Enerji, savunma, tarım ve lojistik gibi alanlarda ise sendikasyonun değeri daha da belirginleşir. Çünkü bu sektörlerde haber yalnızca bilgi değildir; aynı zamanda tedarik zinciri sinyali, yatırım göstergesi ve kamu politikası göstergesi işlevi görür. Bu yüzden sektör okuryazarlığı olan bir içerik kaynağı, standart ajans dilinden daha fazla karşılık bulur. Bu çerçevede Kapsül Haber Ajansı gibi dikey uzmanlığı önceleyen yapılar, özellikle yeniden yayınlanabilir ve iş odaklı içerik arayan dijital mecralar için farklı bir pozisyon alır. Buradaki değer önerisi, sadece haber sağlamak değil; yayıncının kategori bazlı büyümesine katkı veren bir içerik omurgası kurmaktır. Operasyonel açıdan dikkat edilmesi gerekenler Sendikasyon kullanmak, editoryal sorumluluğu tamamen dışarı devretmek anlamına gelmez. Akış ne kadar kaliteli olursa olsun, yayıncı kendi başlık standardını, etiket yapısını, görsel kullanım kurallarını ve önceliklendirme mantığını korumalıdır. Aksi halde site kısa sürede kimliksiz bir toplama alanına dönüşebilir. Bir diğer konu içerik tekrarının yönetimidir. Aynı metni herkes aynı anda yayımladığında farklılaşma zorlaşır. Bu yüzden güçlü yayıncılar sendikasyon içeriğini ham madde gibi değerlendirir. Başlığı kendi kitlelerine göre uyarlar, spotu güçlendirir, uygun yerlerde ek bağlam sunar ve kendi yayın tonunu korur. Ayrıca performans takibi şarttır. Hangi sektör haberleri daha çok okunuyor, hangi format daha fazla etkileşim üretiyor, hangi saatlerde yayımlanan içerikler daha iyi sonuç veriyor? Bu veriler düzenli izlenirse sendikasyon pasif bir akış olmaktan çıkar, ölçülebilir bir büyüme aracına dönüşür. Gelecekte bu alanı ne şekillendirecek? Önümüzdeki dönemde haber sendikasyonu tarafında üç eğilim öne çıkacak. İlki, dikeyleşme. Yayıncılar herkese hitap eden genel içerikten çok, belirli sektörlerde güven veren kaynaklara yönelecek. İkincisi, format çeşitliliği. Sadece metin değil, kısa video, veri görselleştirmesi, foto galeri ve çok dilli içerik desteği daha fazla önem kazanacak. Üçüncü eğilim ise yapay zeka destekli iş akışları olacak. Fakat burada kritik nokta, üretimin otomasyonu değil editoryal kalitenin korunmasıdır. Yapay zeka destekli sınıflandırma, özetleme veya arşivleme fayda sağlar; ancak kurumsal güven gerektiren haberlerde insan denetimi temel unsur olmaya devam eder. Asıl farkı yaratacak olanlar, teknolojiyi kullanırken gazetecilik standardını zayıflatmayan platformlar olacak. Çünkü bu pazarda hız kolay kopyalanır, güven daha zor inşa edilir. Yayıncılıkta sürdürülebilir büyüme çoğu zaman daha çok içerikten değil, doğru içerik akışından gelir. Eğer bir platform haber yükünü hafifletirken marka çizginizi de güçlendiriyorsa, orada sadece tedarik değil gerçek bir yayın ortaklığı başlamış demektir.

Dünyanın 1 Numaralı Beyaz Eşya Markası Haier, Soğutma Kategorisindeki Yeni Ürünlerini Tanıttı Haber

Dünyanın 1 Numaralı Beyaz Eşya Markası Haier, Soğutma Kategorisindeki Yeni Ürünlerini Tanıttı

Etkinlikte, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen 2 kapılı ve 4 kapılı buzdolabı modellerinin yanı sıra şarap dolapları da dahil olmak üzere geniş bir ürün portföyü sergilendi. Haier, gelişmiş mühendislik çözümleri ve kullanıcı içgörülerine dayalı tasarım yaklaşımıyla, soğutma teknolojilerinde yeni bir standart ortaya koyuyor. Akıllı Soğutma Teknolojilerinde Yeni Dönem: Tazelik, Denge ve Kontrol Haier’in yeni ürün gamı; yüksek hacim, akıllı sensör sistemleri ve gelişmiş hava yönetimi teknolojileri ile gıdaların daha uzun süre korunmasını hedefliyor. Öne çıkan teknolojiler: AI Cooling Teknolojisi: Sensör tabanlı sistem, iç sıcaklık değişimlerini anlık olarak analiz ederek soğutma performansını otomatik optimize eder ve daha hızlı dengeleme sağlar. Air Surround Soğutma Sistemi: Özel yan hava çıkışları sayesinde soğuk hava, buzdolabı içinde homojen ve kontrollü şekilde dağıtılır. Yiyeceklerin doğrudan soğuk hava akımına maruz kalmasını engelleyerek kuruma ve ağırlık kaybını önler; gıdaların 7 gün sonra bile tazeliğinin %99’una kadar korunmasına katkı sağlar. Humidity Zone & My Zone: Nem ve sıcaklık kontrolü ayrı ayrı optimize edilen bölmeler, farklı gıda türleri için ideal saklama koşulları oluşturur. Total No Frost & İnverter Kompresör: Buzlanmayı tamamen önleyen yapı ile stabil sıcaklık kontrolü sağlanırken, inverter kompresör teknolojisi motor devrini otomatik olarak ayarlayarak iç sıcaklığı ideal seviyede tutar. Kullanıcı İçgörüsünden Gelen Fonksiyonel Tasarım Haier’in ürün geliştirme yaklaşımında öne çıkan en önemli unsurlardan biri, gerçek kullanıcı davranışlarını teknolojiye dönüştürmesidir. Türkiye pazarına özel geliştirilen çözümler bu yaklaşımın somut çıktılarıdır. Pot Station (Dayanıklı Tencere Rafı): 200°C ısıya dayanıklı ve 200 kg taşıma kapasitesine sahip özel cam yüzey ile donatılmıştır. 1,1 m yükseklikte konumlandırılan ergonomik yapı, ocaktan alınan sıcak ve ağır tencerelerin güvenli ve dengeli şekilde yerleştirilmesini sağlar. Geniş İç Hacim & İnce Derinlik Tasarım: Maksimum depolama kapasitesi ile mutfak alanında daha verimli kullanım sunar. Gün Işığı LED Aydınlatma: İç hacimde doğal ışık etkisi yaratarak hem görünürlüğü hem kullanıcı deneyimini artırır. H-DEO & ABT Pro Teknolojileri: Koku giderme ve bakteri oluşumunu engellemeye yönelik sistemler ile hijyen seviyesi yükseltilir. Bağlantılı ve Akıllı Ekosistem Deneyimi Yeni nesil Haier ürünleri, yalnızca bir beyaz eşya değil, entegre bir yaşam teknolojisi deneyimi sunar: hOn Uygulaması entegrasyonu ile uzaktan kontrol Akıllı envanter yönetimi ve içerik önerileri Tarif, içecek asistanı ve kişiselleştirilmiş kullanım senaryoları Dokunmatik ekran ve Smart Home uyumluluğu Haier Türkiye’den Açıklama Haier’in Türkiye’deki büyüme stratejisine ve kullanıcı odaklı yaklaşımına değinen Gözde Küçükyılmaz (Türkiye, Güney Avrupa ve Gelişen Pazarlar Genel Müdürü) şunları söyledi: “Teknolojiyi soyut bir kavram olarak değil, tüketicinin günlük hayatında fark yaratan somut bir fayda olarak tanımlıyoruz. Türkiye gibi rekabetin yüksek olduğu bir pazarda fark yaratmanın yolu, kullanıcıyı anlamaktan ve gerçek ihtiyaçlara çözüm üretmekten geçiyor. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz ürünler, sadece teknik özellikleriyle değil, günlük yaşamı kolaylaştıran deneyimleriyle öne çıkıyor.” Haier’in Global Gücü 1984 yılında kurulan Haier Group, kullanıcı odaklı inovasyon yaklaşımıyla faaliyet göstermektedir. Globalde %22,7 pazar payına sahip olan Haier, dünya genelinde satılan her 5 buzdolabından birine imzasını atmaktadır. Akıllı yaşam sistemleri, sağlık teknolojileri ve dijital dönüşüm alanlarında geliştirdiği uçtan uca entegre teknoloji altyapısı ile global ölçekte güçlü bir konumda bulunan Haier; 10+ Ar-Ge merkezi35 endüstriyel merkez160+ üretim tesisi ile faaliyet göstermektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.