Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital Hafıza

Kapsül Haber Ajansı - Dijital Hafıza haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Hafıza haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zekâ Destekli Dijital Anma Platformu SimmortalS Erişime Açıldı Haber

Yapay Zekâ Destekli Dijital Anma Platformu SimmortalS Erişime Açıldı

Teknoloji ile duyguları bir araya getiren SimmortalS, kaybettiklerimizin anılarını güvenli, saygılı ve kalıcı bir biçimde dijital ortamda yaşatmak amacıyla Türk girişimciler tarafından tasarlandı. “Saygı teknolojisi” yaklaşımını benimseyen platform; kayıp, yas ve hatırlama süreçlerini dijital dünyada güven ve hassasiyet temelinde yeniden ele alıyor. Kullanıcılar, vefat eden yakınlarına ait anıları, fotoğrafları, videoları, yaşam öykülerini ve ses kayıtlarını güvenli bir ortamda saklayarak gelecek nesillere aktarabiliyor. Yapay zekâ destekli bu yenilikçi platform, sunduğu farklı özelliklerle kullanıcılarına kişiselleştirilmiş bir anma deneyimi sağlıyor. Dijital çağda “Saygı Teknolojisi” anlayışıyla hayata geçirilen SimmortalS, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurarak insan duygularını teknolojiyle buluşturuyor. “Herkes Hatırlanmaya Değer” mottosuyla yola çıkan platform, sevdiklerini kaybeden bireyler ve aileler için anıların güvenle saklanabileceği, paylaşılabileceği ve nesiller boyunca erişilebilir kalacağı yeni nesil bir dijital alan sunuyor. Yas teknolojileri alanındaki farklı uygulamaları tek bir noktada toplayan, kapsamlı yaşam öyküsü çizelgesi gibi yenilikleri barındıran SimmortalS, sahip olduğu yetenekler ile Türkiye’de bir ilk olarak dikkat çekiyor. SimmortalS ile Dijital Anma Dönemi Teknolojinin sunduğu imkânları duygusal bir incelikle birleştiren SimmortalS; yapay zekâ, konum teknolojileri ve sosyal fayda odaklı çözümleri bir araya getirerek bireylerin ve toplumların yas, hatırlama ve bağ kurma süreçlerine dijital dünyada yeni bir boyut kazandırıyor. Fotoğraflar, videolar ve anılar güvenli şekilde korunurken, yapay zekâ desteği sayesinde içerikler anlamlı bir bağa ve kalıcı bir değere dönüşüyor. SimmortalS, teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, insanın duygusal hafızasını yaşatan bir köprü olarak konumlandırıyor ve hatırlama ihtiyacına insan odaklı bir yaklaşımla yanıt veriyor. Gelenekseli dijitalle, geçmişi ise gelecekle buluşturan bir platform SimmortalS.com’a üye olan kullanıcılar, kaybettikleri sevdikleri için özel hatıra sayfaları oluşturarak fotoğrafları, videoları ve yazılı anılarıyla yaşam öykülerini kalıcı bir dijital hafızaya dönüştürebiliyor. Bir arşivin ötesinde pek çok yenilikçi uygulama sunan platformda kullanıcılar; sevdikleri için kapsamlı yaşam öyküsü çizelgeleri hazırlayabiliyor, arka plan müziği ve özel çerçeve tasarımlarıyla sayfalarını kişiselleştirebiliyor. Yapay zekâ desteğiyle hareketli fotoğraf animasyonlarıyla zenginleştirilebilen deneyimde ayrıca taziye mesajları da paylaşılabiliyor. Geliştirme çalışmaları yoğun olarak devam eden platform, dijital anıları fiziksel dünyayla da buluşturacak. Akıllı Mezar Taşı teknolojisi ile fiziksel mezar ziyaretlerini dijital anma deneyimiyle birleştiren SimmTag® QR kod uygulaması da platformda kullanıma açıldı. “Yola Türkiye’den çıktık, evrensel bir ihtiyaca yanıt veriyoruz” Teknoloji ile insan duygularını birleştiren SimmortalS’un Fikir Annesi ve Kurucu Ortağı Rahel Saranga, platformun çıkış noktasını şu sözlerle anlatıyor: “Herkes hatırlanmak ister, herkes hatırlanmaya değer. Kayıp, yas ve hatırlama gibi en insani deneyimler, bugüne kadar dijital dünyada yeterince ele alınmadı. Oysa hatırlamak, insan hikâyelerini, bağları ve değerleri geleceğe taşımaktır. Bu ihtiyaca insan odaklı teknolojiyle yanıt vermek için SimmortalS’ı geliştirdik. Güvenli altyapısı, ölçeklenebilir mimarisi ve yapay zekâ destekli çözümleriyle kullanıcıların anıları üzerinde tam kontrol sahibi olmasını sağladıklarını belirten Rahel Saranga, “Uzun vadeli ve kalıcı bir dijital hafıza alanı sunuyoruz. Güçlü teknoloji yetkinliğimiz ve dijital altyapımızla kullanıcılara sürekli yenilikler sunmaya devam edeceğiz. Türkiye’de doğan bu platformu, farklı kültürlerde aynı evrensel ihtiyaca karşılık verebilen küresel bir anma ve hatırlama ağına dönüştürmeyi hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gelecekte Hibrit Sinema Anlayışı Doğacak! Haber

Gelecekte Hibrit Sinema Anlayışı Doğacak!

Dijital platformların sinema kültürünü önemli ölçüde dönüştürdüğünü kaydeden Dr. Kabaş, gelecekte yapay zekâ ile insan yaratıcılığının iç içe geçtiği hibrit bir sinema anlayışı doğabileceğini, duyguyu algoritmayla değil insanla inşa eden filmlerin ise her zaman bir biçimde var olacağını kaydetti. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, 14 Kasım Dünya Sinema Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, sinemanın dijital çağda geçirdiği büyük dönüşüme dikkat çekti. Sinema en büyük dönüşümlerinden birini geçiriyor Sinemanın en büyük dönüşümlerden birini dijital çağla birlikte geçirdiğini, filmin artık sadece bir anlatı sanatı olarak değil aynı zamanda veri akışı, algoritmalar ve içerik stratejileriyle tanımlanmaya başlandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Eskiden sinema, fiziksel olarak bir araya gelinen, ortak duyguların paylaşıldığı ve devamında çeşitli sosyalleşmelerin de yaşandığı bir ritüeldi; bugünse sıklıkla bireysel ekranlara, kısalan dikkat sürelerine ve hızlı tüketim çerçevesine sıkışmaya doğru ilerliyor. Ancak bu değişim, sinemanın bittiği anlamına gelmiyor. Aksine, dijital çağ sinemaya yeni ifade biçimleri de kazandırıyor. Artık bir hikâye yalnızca perdede değil, sosyal medyada, sanal gerçeklikte hatta yapay zekâ destekli deneyimlerde var olabiliyor. Dolayısıyla sinemaya farklı bir gözle bakıldığında aynı zamanda bir tür ‘dijital hafıza alanı’ na dönüşümün söz konusu olduğu da söylenebilir. Bu süreçte film yapanlar, yalnızca kamera arkasında değil, kodun ve verinin içinde de yeni bir anlatım dili kurabiliyor. En nihayetinde dijitalleşmenin en üst seviyesine ulaşarak sinema alanını tamamıyla dönüştürmesinin tam karşılığını henüz göremedik.” dedi. Pandemi, sinema salonları için dönüm noktası oldu Pandeminin, sinema salonları için bir anlamda dönüm noktası olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Uzun süre kapalı kalan salonlar ekonomik ve duygusal bir kayıp yaşadı. Evde film izleme alışkanlığıyla birlikte salonların sağladığı kolektif izleme deneyiminden uzaklaşılmaya başlandı. Öte yandan sinema salonlarında film izlemenin ekonomik karşılığının giderek artması, salonların AVM’lere taşınmasıyla birlikte film izlemenin ötesinde bir tüketim çerçevesinin öne çıkması da bu durumu pekiştirdi. Ancak son birkaç yılda bu durumun değiştirilmeye çalışıldığını görebiliyoruz. Ödüllü yerli yapımların salonlarda gösterilmesi, belirli yönetmenlerin sinema perdesi gösterim formatına uygun üretimlerde bulunması ve sinema salonların ‘nostalji’ üretimi doğrultusunda kült yapımları yeniden beyazperdeye taşıması bu konudaki girişimlere örnek olarak verilebilir. Bunların yanı sıra film sonrası söyleşiler, tematik gösterimler, festival organizasyonları da bu bağın yeniden kurulması açısından önem taşıyor.” diye konuştu. Dijital platformlar, sinema kültürünü önemli ölçüde dönüştürdü… Netflix, Amazon Prime, Max gibi dijital platformların sinema kültürünü önemli ölçüde dönüştürdüğünü de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Bir yandan erişim sınırlarını ortadan kaldırarak hikâyeleri zaman-mekân ayrımı olmaksızın küresel ölçeğe taşıdılar öte yandan izleme alışkanlıklarını da kökten değiştirdiler. Artık izleyici filmi bir etkinlik olarak değil, tıpkı bir sosyal medya içeriği gibi hızlıca tüketilen bir ‘akış’ olarak deneyimliyor. Bu durumun iki yönü var: Olumlu tarafı erişimin, çeşitliliğin ve görünürlüğün artması. Olumsuz tarafıysa sinemanın hızlı tüketim ve izleyici verisi odaklı üretim kültürüne teslim olması. Platformların algoritmaları, izleyiciye yeni içerikleri sürekli kişiselleştirilmiş bir şekilde sunarken, derinleşme, film üzerine tartışma ve sinemasal deneyim giderek zayıflıyor. Elbette ki bazı yönetmenlerin de bu dijital koşulları yaratıcı biçimde kullanarak yeni anlatım biçimleri geliştirdiğini de dikkatle takip edebiliyoruz. Dolayısıyla artık bugün sinemayı bir anlatı sanatı olarak nasıl tanımlayacağımız önemli olacaktır.” ifadesinde bulundu. Gelecekte hibrit bir sinema anlayışı doğacak! Yapay zekânın artık sinemanın bir parçası hâline gelmeye başladığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, şöyle devam etti: “Senaryo yazımından görsel efektlere, kurgudan ses tasarımına kadar birçok aşamada üretim süreçlerine dahil edilebiliyor. Bu teknolojiler sayesinde daha hızlı, daha düşük bütçeli ve teknik olarak çok daha gelişkin işler üretmek mümkün kılınıyor. Ancak bu gelişmeler sinemanın insani yönünü tehdit etme riski de taşıyor. Yapay zekâ bir hikâyeyi yapı olarak taklit edebilir, duygusal ritmini analiz edebilir, hatta belli formüllerle istenilen noktalarda izleyiciyi ağlatan ya da heyecanlandıran sahneler üretebilir. Ancak sinemanın anlamını güçlendiren şeyler arasında, insanın duygusal sezgisi ve yaratıcı hataları da bulunmaktadır. Bu nedenle yapay zekâ sinemayı dönüştürüyor ama henüz insanın hayal gücünün yerini tam olarak, en azından bizim kavrayabileceğimiz şekliyle, alamıyor. Belki gelecekte yapay zekâ ile insan yaratıcılığının iç içe geçtiği hibrit bir sinema anlayışı doğacak ama duyguyu algoritmayla değil insanla inşa eden filmler her zaman bir biçimde var olacak.” Dijital oyuncular ya da yapay zekâ ile oluşturulan karakterler yeni kapılar açtı Deepfake veya dijital oyuncu kullanımının sinemada hem etik hem de hukuki açıdan çok ciddi bir tartışma alanı oluşturduğunu da anlatan Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Deepfake teknolojisiyle bir oyuncunun canlandırılması ya da izinsiz olarak bir yüzün kullanılması, temsiliyet ve rıza kavramları üzerine yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Bu tartışmanın sadece teknolojik bir yerden değil aynı zamanda insan onuru, emeği ve sanatsal bütünlüğe dair bir sorumluluk konusu olarak da sürdürülmesi gerekiyor. Dijital oyuncular ya da yapay zekâ ile oluşturulan karakterler, sinemaya teknik olarak yeni kapılar açabiliyor. Fakat bu teknoloji suistimal edildiğinde, sanatın en temel unsuru olan ‘insanlık hâli’ zarar görüyor. Dolayısıyla teknolojiyi kullanan niyeti de tartışmamız gerekiyor. Dolayısıyla sinemada etik çizginin korunması, sanatsal güvenin de korunması anlamına geliyor.” şeklinde konuştu. Sinemayı yaşatan insanın beyazperdeye yansıyan büyülü anlatımı Sinemanın geleceğinin, teknoloji üzerinden ya da teknolojiye dönük bir rekabet endüstrisi oluşturmaktan değil teknolojiyle birlikte yeni duygusal ve estetik alanlar oluşturmakta gizli olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, bir hikâyeyi anlamlı kılan şey her zaman onu anlatan insanın iç dünyası, toplumla kurduğu ilişki ve hayatı yorumlama biçimini aktarma yolu olmaktadır. Bu nedenle, dijital çağda bile sinemayı yaşatan şey, teknolojinin, platformların ya da endüstrinin inşa ettiği değil insanın beyazperdeye yansıyan büyülü anlatımıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.