Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital İkiz

Kapsül Haber Ajansı - Dijital İkiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital İkiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siemens Türkiye 170 Yaşında Haber

Siemens Türkiye 170 Yaşında

Siemens Türkiye, Türkiye’nin sanayi ve teknoloji ekosisteminde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi olarak konumlanıyor. Şirketin faaliyetlerinin odağında kısa vadeli sonuçların ötesinde uzun vadeli değer üretimi yer alıyor. Siemens Türkiye, yerel mühendislik gücünü, operasyonel yetkinliklerini ve küresel teknoloji birikimini bir araya getirerek çalışmalarını sürdürüyor. Geleceğe bakış: Dijitalleşme, endüstriyel yapay zekâ ve sorumlu büyüme Siemens Türkiye, stratejik odağını dijital dönüşüm, endüstriyel yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilere yönlendiriyor. Şirket, sanayide dijitalleşmenin hızlandırılmasını, yeşil teknolojilerin yaygınlaştırılmasını ve daha verimli, dayanıklı sistemlerin geliştirilmesini önceliklendiriyor. Yapay zekâ, dijital ikizler, otomasyon ve akıllı enerji sistemleri, Siemens Türkiye’nin gelecek vizyonunun temel yapı taşlarını oluşturuyor. Siemens Türkiye’den sosyal etki ve sürdürülebilirlik odağında bütüncül yaklaşım Siemens Türkiye, insan odağını merkeze alarak yetenek gelişimi, kapsayıcılık ve etik değerler alanlarında çalışmalar yürütüyor. Şirket, çevresel yaklaşımı kapsamında enerji verimliliğini artıran, kaynak kullanımını optimize eden ve emisyonların azaltılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyor. Bu bütüncül yaklaşım, Siemens Türkiye’nin sosyal etki çalışmalarına da yansıyor. Türkiye, Siemens’in küresel inovasyon ağında stratejik rol oynuyor Türkiye, Siemens’in küresel inovasyon ve mühendislik ağı içinde stratejik bir rol üstleniyor. Siemens Türkiye, 800’ü aşkın mühendis ve araştırmacıdan oluşan kadrosu ve 3 milyar TL’ye ulaşan Ar-Ge yatırımıyla global inovasyon ağının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu yapı, Türkiye’yi yalnızca üretim yapılan bir ülke olmaktan çıkararak teknoloji geliştirilen bir merkez haline getiriyor. Türkiye’de geliştirilen mühendislik çözümleri ve dijital teknolojiler, Siemens’in global portföyüne entegre edilerek farklı coğrafyalarda kullanılıyor. Üretim gücü ve ihracat kapasitesi Siemens Türkiye yerli üretim gücü ve mühendisliği ile Gebze'de 100.000'den fazla orta gerilim dağıtım panosu üretimi gerçekleştirdi. Dünya da pek çok ülkeye ihracat yapan tesis, çevre dostu teknolojileri, uzun ömürlü yapısı ve düşük bakım ihtiyacıyla enerji altyapılarına çözüm sunuyor. Dijital üretim altyapısı sayesinde tesis; otomasyon, dijital ikiz teknolojileri ve entegre üretim yönetimiyle modern sanayi üretiminin gelişmiş örneklerinden biri olarak konumlanıyor. Bunun yanı sıra Siemens’in Türkiye’deki alçak gerilim üretim faaliyetleri de küresel değer zincirinde önemli bir rol üstleniyor. 1961 yılında kurulan tesis, yıllık yaklaşık 20 milyon adet üretim kapasitesiyle faaliyet gösteriyor. Liderlerden 170. yıl mesajları Hüseyin Gelis: “Yenilik ve sorumlu büyüme ile geleceği şekillendiriyoruz” Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis: Geçmişten bugüne taşıdığımız deneyimi, yenilik odağımız ve güçlü mühendislik kabiliyetimizle birleştiriyoruz. Türkiye’deki köklü sanayi ve teknoloji geçmişimiz, bu yaklaşımın önemli bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz; dijital dönüşümü hızlandırmak, endüstriyel yapay zekâ ve veri odaklı teknolojileri sanayiye entegre etmek, yeşil teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmak ve sorumlu büyüme yaklaşımıyla sanayi ve altyapının geleceğini şekillendirmek olacaktır. Siemens Türkiye olarak teknolojiyi yalnızca geliştiren değil, ekonomik, çevresel ve toplumsal etkileri birlikte ele alan bir bakış açısıyla hareket ediyoruz. Bu anlayışla ‘zamanın ötesinde’ bir şirket olma hedefimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.” Thomas Kolbinger: “Uzun vadeli ve dengeli büyümeye odaklanıyoruz” Siemens Türkiye CFO’su Thomas Kolbinger ise şirketin uzun vadeli değer yaratma yaklaşımına dikkat çekerek şunları söyledi: 170 yıl boyunca temel odağımız, teknolojiyi ve mühendisliği kullanarak değer üretmek oldu. Siemens Türkiye olarak finansal başarımızı inovasyon ve toplumsal etki yaklaşımıyla birlikte ele alıyoruz. Türkiye, Siemens için yalnızca bir pazar değil, aynı zamanda stratejik bir üretim ve inovasyon merkezi olmayı sürdürüyor. Güçlü Ar-Ge yatırımlarımız, ihracat kapasitemiz ve toplumsal fayda odaklı çalışmalarımızla Türkiye’de uzun vadeli değer üretmeye devam ediyoruz. 170 yıldır zamanın ötesinde olmaktan ve Türkiye için değer yaratmaktan gurur duyuyoruz.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Türkiye ile Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Arasında Önemli İş Birliği Haber

Siemens Türkiye ile Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Arasında Önemli İş Birliği

Bu kapsamda HAB OSB’de faaliyet gösteren firmaların üretim süreçlerini güvence altına alan modern ve yüksek güvenilirliğe sahip bir enerji dağıtım sistemi hayata geçirildi. Ayrıca Siemens Türkiye ile HAB OSB, SAHA 2026 Fuarı’nda 7 Mayıs 2026 Perşembe günü bir araya gelerek; SCADA sistemleri, dijitalizasyon, Nesnelerin İnterneti (IoT) uygulamaları ve orta gerilim dağıtım sistemlerini kapsayan alanlarda iş birliğini geliştirmeye yönelik bir iyi niyet anlaşması da imzalandı. Söz konusu niyet anlaşması, Siemens Türkiye ile HAB OSB arasında geçtiğimiz yıllarda hayata geçirilen enerji dağıtım altyapısı projesiyle kurulan iş birliğinin kapsamının genişletilmesine yönelik ortak yaklaşımı ortaya koyuyor. Taraflar, mevcut projeden elde edilen mühendislik deneyimi ve saha uygulamalarını temel alarak, önümüzdeki dönemde dijitalleşme ve akıllı enerji yönetimi alanlarında yeni uygulamaları hayata geçirmeyi hedefliyor. Türkiye'nin savunma ve havacılık sanayisinin en büyük buluşmalarından biri olan Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı SAHA 2026’da gerçekleşen imza törenine Siemens Türkiye’den Siemens Türkiye Elektrifikasyon ve Otomasyon Birimi Ülke Yöneticisi Cengiz Hamdi Bozbey katılırken; HAB OSB’yi Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Genel Müdürü Mehmet Nihat Yapıcı temsil etti. Siemens Türkiye Elektrifikasyon ve Otomasyon Birimi Ülke Yöneticisi Cengiz Hamdi Bozbey, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile geçtiğimiz dönemde hayata geçirdiğimiz proje, Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay sanayisine yönelik yüksek teknoloji üretim altyapısını güçlendirme yolunda önemli bir adım niteliği taşıyor. Siemens Türkiye olarak 170 yıldır ülkemizin sanayi, altyapı ve teknoloji dönüşümüne katkı sunuyoruz. Bu çerçevede HAB OSB’de faaliyet gösteren şirketlerin kritik operasyonlarını destekleyecek kesintisiz ve güvenilir bir enerji dağıtım altyapısını devreye aldık. Yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, bölgenin gelecekteki büyüme hedeflerine de yanıt verecek şekilde tasarlanan bu altyapı; mühendislik, dijital şebeke planlaması, koruma koordinasyonu ve saha yönetimini kapsayan uçtan uca yaklaşımımızın güçlü bir örneğini oluşturuyor. Siemens Türkiye olarak teknoloji ve mühendislik gücümüzle kritik sektörlerin gelişimine destek olmayı sürdüreceğiz.” Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Genel Müdürü Mehmet Nihat Yapıcı ise şu değerlendirmede bulundu: “Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi olarak savunma, havacılık ve uzay sanayisine yönelik yüksek teknoloji üretim yapan şirketleri aynı ekosistemde buluşturuyoruz. Bu ölçekte stratejik bir üretim altyapısında enerjinin sürekliliği, üretim güvenliği ve sürdürülebilir büyüme açısından kritik önem taşıyor. Siemens Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen bu proje sayesinde bölgemizde faaliyet gösteren şirketleri kesintisiz, güvenilir ve yüksek performanslı bir enerji dağıtım altyapısıyla destekliyoruz. Bu altyapının mevcut üretim gücümüzü desteklerken gelecekteki kapasite artışlarına da katkı sunacağına inanıyoruz.” Siemens Türkiye ile HAB OSB arasında 2025’te tamamlanarak hayata geçirilen projede; ekipman kurulumunun yanı sıra mühendislik, koruma koordinasyonu, saha yönetimi ve saha hizmetlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşım benimsendi. Dijital ikiz ve şebeke simülasyonları üzerinden yapılan çalışmalarla sistemin farklı yük senaryolarındaki davranışı daha tasarım aşamasında analiz edildi. Bu sayede hem ilk yatırım hem de uzun vadeli işletme süreçlerinde verimlilik artırıldı. Yüksek teknoloji üretimin yoğunlaştığı HAB OSB’de enerji sürekliliği kritik bir gereklilik olarak öne çıkarken, sistem bakım süreçlerinde dahi kesintiye izin vermeyecek şekilde kurgulandı. Bu kapsamda Siemens Türkiye, HAB OSB’de dış ortamdan tamamen bağımsız, hermetik olarak izole edilmiş uçtan uca gaz izoleli (GIS) dağıtım yapısını gelişmiş koruma sistemleriyle birlikte devreye aldı. Gaz izoleli sistemlerin kompakt yapısı sayesinde geleneksel çözümlere kıyasla çok daha az alan kullanıldı; bu durum inşaat ihtiyacını azaltarak maliyetlerde yaklaşık %50 düşüş sağladı. Hücre bazlı yatırım maliyetlerinde %40’a varan tasarruf elde edilirken, işletme tarafında da geleneksel sistemlere kıyasla %80’e varan avantaj sağlandı. Minimal personelle yönetilebilen yapı operasyonel verimliliği de artırdı. Savunma sanayisindeki büyüme dikkate alınarak iki faz halinde kurgulanan projede ilk faz 9 Ağustos 2021’de imzalanan sözleşme ile başladı. Bu fazda 31 primer ve 137 sekonder GIS hücre devreye alındı, ardından yapılan genişleme çalışmasıyla 55 sekonder hücre daha sisteme dahil edildi. İkinci faz sözleşmesi 9 Şubat 2024’te imzalandı. Bu kapsamda 8 primer ve 133 sekonder GIS hücre kuruldu ve ikinci fazın geçici kabulü Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Toplamda 39 primer ve 315 sekonder GIS hücrenin devreye alındığı projede tüm mühendislik ve saha yönetimi Siemens Türkiye tarafından yürütüldü. Hayata geçirilen altyapı sayesinde HAB OSB, 400 yüksek teknoloji üreticisine %100 şebeke sürekliliği sağlayan bir enerji dağıtım yapısına kavuştu. Bakım için dahi duruş gerektirmeyen sistem, minimal işletme personeliyle yönetilebilme imkânı sunarak işletme ve bakım maliyetlerinin önemli ölçüde azaltılmasını sağladı. Siemens Türkiye’nin projeye özel çözüm yaklaşımıyla hayata geçirilen bu yapı, geleneksel şebeke çözümlerine kıyasla daha düşük ilk yatırım maliyetiyle, dünya standartlarında, yüksek sürekliliğe sahip ve sürdürülebilir bir enerji altyapısının kurulmasını mümkün kıldı. HAB OSB enerji dağıtım şebekesi tüm bu avantajları ve yeni yaklaşımı ile Türkiye dağıtım sektörü için referans niteliğinde bir çalışma olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik Üründen Üretime Yapay Zekâ Uygulamaları İle Fark Yaratıyor Haber

Arçelik Üründen Üretime Yapay Zekâ Uygulamaları İle Fark Yaratıyor

Dünyanın öncü ev teknolojileri şirketlerinden Arçelik, üretim teknolojilerindeki yetkinliğini dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ uygulamalarıyla güçlendirerek Türkiye’den dünyaya yüksek katma değerli ürünler geliştirmeyi sürdürüyor. Şirketin bu alandaki yaklaşımının en güçlü örneklerinden biri olan Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi, Arçelik’in üretimde teknoloji odağını somut biçimde ortaya koyuyor. 2024 yılında Dünya Ekonomik Forumu tarafından Global Lighthouse Network ağına dahil edilen Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi, yapay zekâ, veri analitiği ve ileri otomasyon teknolojileriyle desteklenen üretim altyapısıyla dünya çapında sayılı tesisler arasında yer alıyor. Ürün geliştirme altyapısı, Ar-Ge yetkinliği ve inovasyon yaklaşımıyla dikkat çeken tesis, Arçelik’in üretim gücünü daha da görünür kılıyor. Bu güçlü üretim ve Ar-Ge altyapısının en güncel örneklerinden biri olan yeni nesil yapay zekâ destekli Diamond serisi bulaşık makinesi ve program karmaşasına son veren yeni teknoloji yaklaşımı öne çıkıyor. Arçelik’in global üretim ağını ileri teknoloji, yapay zekâ ve Endüstri 4.0 uygulamalarıyla güçlendirmeye devam ettiğini söyleyen Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Arçelik olarak 13 ülkede 38 üretim tesisimizle faaliyet gösteriyor, üretim gücümüzü ileri teknoloji odağında sürekli geliştiriyoruz. Türkiye ise bu yapının en stratejik üretim üslerinden biri. Bu güçlü üretim altyapısını Endüstri 4.0 yaklaşımımızla daha da ileri taşıyoruz. Üretim ve servis sistemlerimize fiziksel ve dijital teknolojileri entegre ederek ileri veri analitiği, yapay zekâ, dijital ikiz ve otonom sistemlerden yararlanıyor, akıllı ve bağlantılı ürünler geliştiriyoruz. Akıllı fabrika uygulamalarımızla verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik performansını eş zamanlı olarak optimize ediyoruz. Romanya Ulmi Çamaşır Makinesi İşletmemiz, 2019 yılında Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından ‘Lighthouse’, 2022 yılında ise ‘Sustainability Lighthouse’ seçilerek; %100 yeşil elektrik kullanımı ve kaynak verimliliği uygulamalarıyla sürdürülebilirlik vizyonumuzun en güçlü örneklerinden biri haline geldi. Eskişehir Buzdolabı İşletmemizin 2021 yılında, Ankara Bulaşık Makinesi İşletmemizin ise 2024 yılında ‘Global Lighthouse Network’ ağına dahil edilmesi, yapay zekâ, veri analitiği ve ileri otomasyon alanlarında ulaştığımız seviyeyi ve yarattığımız ölçülebilir etkiyi net biçimde ortaya koyuyor.” dedi. Can Dinçer: “Ankara Bulaşık Makinesi İşletmemizde 4,69 saniyede 1 makine üretebiliyoruz” Arçelik CEO’su Can Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ankara Bulaşık Makinesi İşletmemiz, yüksek üretim kapasitesi, ileri teknoloji altyapısı, çevre dostu teknolojileri ve Endüstri 4.0 alanındaki başarılarıyla hem Türkiye operasyonlarımız hem de global yapılanmamız için kritik bir rol üstleniyor. Dünyanın bulaşık makinesi üretiminin %10’undan fazlasını karşılayan tesisimiz bugün yıllık 4,62 milyon adetlik üretim kapasitesine sahip. Bu kapasiteyle 4,69 saniyede 1 makine üretilebiliyor ve Avrupa’nın en büyük bulaşık makinesi işletmesi konumunda. Tesiste üretim %90’ın üzerinde otomasyon ile gerçekleştiriliyor. 171 Robot aktif olarak üretim süreçlerine katkı sağlıyor. Yaklaşık 109 bin metrekare alan üzerine kurulu tesisimiz, Batı Avrupa’dan Asya-Pasifik’e uzanan geniş bir coğrafyaya üretim yaparken, sadece geçtiğimiz yıl bu fabrikamızdan 54 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Markalarımız bu fabrikada ürettiğimiz bulaşık makineleriyle Türkiye pazarında da liderliğini sürdürüyor. Bunun yanı sıra tesisimizde kurulu 1,22 MWp gücündeki güneş enerjisi sistemiyle yıllık 1.500 MWh’nin üzerinde yeşil elektrik üretiyoruz. Bu, yaklaşık 410 evin bir yıllık elektrik tüketimine denk geliyor. Sistemlerimizle yaklaşık 640 ton karbon salımını engelliyoruz. Bu rakam da yaklaşık 30 bin ağacın 1 yılda tuttuğu karbon salımına eşdeğer.” Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural: “Artık program karmaşasına son veriyoruz ve bu dönüşüm bulaşık makinelerinde devrim niteliğinde bir değişim” Özellikle son yıllarda değişen yaşam biçimleri, gündelik tempo ve teknolojinin hayatın içinde giderek daha fazla yer alması tüketici beklentilerini yeniden şekillendiğini belirten Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüketiciler artık fiyat ve yüksek performansın ötesinde, zaman kazandıran, hayatı kolaylaştıran, hijyen sağlayan, enerji ve su verimliliği sunan akıllı çözümler talep ediyorlar. Arçelik olarak 12 ülkede gerçekleştirdiğimiz “Akıllı Yaşam Endeksi” araştırması da bunu net biçimde ortaya koyuyor: Türkiye’de her 10 kişiden 8’i daha akıllı ve enerji verimli cihazlar isterken, tüketicilerin üçte ikisi hayatı sadeleştiren teknolojik çözümleri önceliklendiriyor. İşte bu değişen beklentiler, bizim için bulaşıkta kategoriyi baştan sorgulamamızın da tetikleyicisi oldu. Türkiye bulaşık makinesi pazarında teknolojik ilerlemenin göstergesi uzun yıllardır program sayısı üzerine kuruluydu. Yaptığımız araştırmalarımız net bir gerçeği ortaya koydu: tüketicilerin büyük çoğunluğu günlük hayatta tek bir programı kullanıyor. Ülkemizin mutfak kültürü bulaşık makineleri için zorlu lekeler oluştururken; tüketicilerimiz kısa programda bile etkili temizlik bekliyor. Türkiye’de kullanıcılar, Avrupa ortalamasının üzerinde bir sıklıkla, haftada ortalama yaklaşık 5 kez bulaşık makinesi çalıştırıyor. Bu içgörülerden yola çıkarak tüm ürün gamımızı ve tasarımımızı sadeleşme, kolaylık ve gerçek kullanıcı ihtiyaçları etrafında uçtan uca yeniden kurduk. Bu dönüşüm bulaşık makinelerinde devrim niteliğinde bir değişim aslında. Artık program karmaşasını kaldırıyoruz. Yeni bulaşık makinesi serimiz ile tüketicileri düşündürmeyen bir teknoloji yaklaşımı izliyoruz.” Yapay Zekâ Destekli Diamond Bulaşık Makinesi En Uygun Yıkama Seçeneğini Otomatik Olarak Belirliyor Arçelik’in Star, Prestige ve Diamond isimlerini verdiği yeni serisinde üçlü bir yapı tüketici ile buluşuyor. Star giriş segmenti ürünleri temsil ederken, Prestige serisi orta segmenti, Diamond ise üst segmenti temsil ediyor. Arçelik, giriş ve orta segmentte Hızlı Program’ı, üst segmentte Yapay Zekâlı Program’ı merkeze alarak program mantığında sadeleşmeye gidiyor. Yeni yapay zekâ destekli Diamond serisi bulaşık makinesi bağlantılı yapısı ve kullanıcı dostu özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu seride tüketicilerin bulaşıklarını sadece makineye yerleştirmesi ve yapay zekalı programa basması bekleniyor. Geriye kalan bütün süreci yapay zekâ destekli programı sayesinde makine kendi kendine hallediyor. Bulaşıkları ölçülen yük ve kirlilik seviyelerine göre, yapay zekâ desteğiyle en uygun yıkama koşullarını belirleyerek yıkıyor. Enerji ve su tüketiminde %50’ye varan tasarruf sağlarken, temizlik süresini de %50’ye kadar kısaltıyor. Yapay zekâyı somut bir tüketici faydasına dönüştüren bir deneyim sunuyor. Solo (free-standing) tipte geliştirilen Diamond serisi ürünler, 8,9 litre su tüketimi, çalışma esnasındaki 41 ila 43 dbA arasında değişen ses seviyesi ve A enerji sınıfı ile öne çıkıyor. 15 kişilik yıkama kapasitesiyle de geniş ailelere kolaylık sağlıyor. Super Dry özelliğiyle desteklenen 45 dakikalık hızlı program pazardaki en hızlı programlardan biri olarak öne çıkıyor. Modern ve kullanıcı dostu ikon ekran tasarımına sahip bulaşık makinesi, esnek üçüncü rafı sayesinde daha rahat yerleşim olanağı sunuyor. Diamond serilerinde sunulan Spray360 yıkama teknolojisi, suyu bulaşıklara daha geniş bir alandan ve farklı açılardan ulaştırıyor. Ana pervane ve bağımsız hareket eden uydu pervaneleri ile özellikle alt sepette daha dinamik ve kapsamlı bir yıkama desenine dönüşüyor. Bunun yanı sıra tüketici faydası yüksek otomatik kapı açma, dokunmatik ekran ve B Enerji sınıfından başlayan yüksek enerji sınıfları artık Star, Prestige ve Diamond segmentinde de erişilebilir hale geliyor. Otomatik kapı açma özelliği de program sonunda kapıyı otomatik açarak ortamdaki havanın kullanımı ile ekstra enerji harcamadan kurutma performansını üst seviyeye çıkarıyor. Bu sayede doğal hava akışı ile bulaşıklar 5 kata kadar daha iyi kuruyor. Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi’nin Arçelik’in en stratejik merkezlerinden biri olduğunu da belirten Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, “Tesisimiz, dünya çapındaki farklı mutfak tasarımlarına ve tüketici ihtiyaçlarına tam uyum sağlamak üzere geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. 35 yıllık Ar-Ge deneyimimiz, 28 farklı Ar-Ge merkezimiz ve 3.500’ün üzerindeki patent başvurumuzdan güç alan altyapımızla üretiyoruz. Yapay zekâ destekli teknolojiler, bağlantılı ürün altyapısı ve akıllı ev çözümleriyle kullanıcı ihtiyaçlarına yanıt veren yenilikçi çözümler geliştiriyoruz. Sürdürülebilirlik odağında güçleniyor; her yeni nesil üründe su ve enerji tüketimini daha da azaltmaya odaklanıyoruz. Geri dönüştürülmüş malzemeler içeren, karbon ayak izini azaltmaya katkı sağlayan ürünleri geliştirmeye devam ediyoruz. Teknolojiyi insanın hayatına faydalı hale getirmek kadar, gezegenin geleceğine faydalı hale getirmek sorumluluğuyla da hareket ediyoruz” dedi. Global Lighthouse Network hakkında World Economic Forum’un (Dünya Ekonomik Forum) McKinsey & Company iş birliğiyle 2018 yılında hayata geçirdiği Global Lighthouse Network, Sanayi 4.0 alanında öncü üretim tesislerini bir araya getiren uluslararası bir platformdur. “Global Lighthouse Network”, (Küresel Deniz Fenerleri Ağı) sürdürülebilirliği inovasyonun merkezine alan, ileri üretim teknolojilerini başarıyla uygulayan ve bu teknolojileri pilot aşamadan tam ölçekli üretime taşıyabilen tesisleri kapsıyor. Global Lighthouse Network’te yer alan şirketler, teknoloji odaklı endüstriyel dönüşümde iyi örnekler arasında kabul edilirken, deneyim ve içgörülerini iş dünyası, kamu, akademi ve diğer paydaşlarla paylaşarak daha geniş bir ekosistemin dönüşümüne de katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens, Teknoloji Yolculuğunu ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ İsimli Sergiyle Taçlandırıyor Haber

Siemens, Teknoloji Yolculuğunu ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ İsimli Sergiyle Taçlandırıyor

Sergi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze uzanan 170 yılı aşkın geçmişiyle Türkiye’de sanayi, enerji, altyapı, sağlık, ulaşım ve şehirleşme alanlarında dönüşüme eşlik eden stratejik bir teknoloji ortağı olan Siemens’in tarihsel birikimini ve geleceğe yön veren teknoloji vizyonunu bir araya getirerek ziyaretçilere kapsamlı bir yolculuk sunuyor. 6 Mayıs’a kadar devam edecek olan sergi, Siemens’in Türkiye’deki faaliyetlerini geleceğe yön veren teknolojilerle birlikte ele alırken; şirketin küresel ölçekteki teknoloji birikiminin sanayi ve inovasyon üzerindeki etkisini de kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor. Sanayileşmeden dijital dönüşüme uzanan bir hikâye Sergide yer alan içerikler, Siemens’in bu coğrafyadaki 170 yıllık varlığını farklı dönemler ve temalar üzerinden ele alıyor. İstanbul’un enerji altyapısındaki dönüşüm de serginin dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Dolmabahçe ve Yıldız Sarayı’nda başlayan elektrik altyapısının kurulması süreci, kentin modernleşmesinde belirleyici bir adım olarak anlatılıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Eskişehir’de kurulan Siemens fabrikası, Türkiye’de üretim kültürünün gelişiminde önemli bir başlangıç noktası olarak öne çıkıyor. Telefon, telgraf gibi dönemin teknolojilerinin üretildiği bu tesis, teknolojinin yerelleşmesi ve sanayileşme sürecinin güçlenmesi açısından kritik bir rol üstleniyor. Sergi, yalnızca tarihsel bir anlatı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda günümüzün teknoloji başlıklarına da odaklanıyor. Akıllı bina sistemleri ve enerji verimliliği uygulamaları, yapıların artık veriyle yönetilen ve kendi performansını optimize eden sistemlere dönüştüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de hayata geçirilen mega ulaşım projeleri kapsamında havalimanları, köprüler ve raylı sistemlerde kullanılan dijital altyapılar; enerji, güvenlik ve operasyon yönetiminin entegre yapısını gözler önüne seriyor. Siemens Türkiye’nin Ar-Ge gücü ise serginin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Yapay zekâ, dijital ikiz ve endüstriyel yazılım alanlarında geliştirilen çözümler, Türkiye’nin küresel teknoloji ekosistemindeki rolünü güçlendiriyor. Endüstriyel dönüşümün yeni aşaması olan dijital ikiz ve veri analitiği temelli üretim modelleri ise sanayinin daha esnek, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir yapıya evrildiğini gösteriyor. “170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ sergisi, geçmişten geleceğe uzanan bütüncül bir anlatı sunuyor” Siemens Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü Özlem Özkaya, sergiye ilişkin açıklamasında şunları paylaştı: “Siemens’in bu topraklardaki 170 yıllık yolculuğu, yalnızca bir şirketin hikâyesini bizlere aktarmakla kalmıyor; Türkiye’nin sanayileşme, modernleşme ve dijital dönüşüm sürecine eşlik eden güçlü bir teknoloji yolculuğu olarak öne çıkıyor. Telekomünikasyon ile başlayıp, ulaşım sağlık, eğitim, altyapı, kültür-sanat başta olmak üzere hayatın her alanına dokunan bu izleri, ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ isimli sergimizde geçmişten bugüne ve geleceğe uzanan bütüncül bir perspektifle ortaya koyuyoruz. Bu sergide geçmişte attığımız adımları, bugün geliştirdiğimiz teknolojileri ve geleceğe dair vizyonumuzu bir arada sunuyoruz. Türkiye’deki güçlü birikimimizi küresel deneyimimizle birlikte ziyaretçilerle buluşturmak bizim için çok özel bir anlam taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akıllı Ulaşımın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Akıllı Ulaşımın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde ve İSBAK ev sahipliğinde, 27–29 Nisan 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan bu prestijli kongrede akıllı ulaşımın geleceği tüm yönleriyle ele alınacak. Pek çok Avrupa şehrini geride bırakarak Avrupa’nın en prestijli teknoloji ve ulaşım etkinliklerinden biri olan 17. ITS Avrupa Kongresi’ne ev sahipliği yapma hakkını kazanan İstanbul, bu kapsamda 50'den fazla ülkeden 3 bini aşkın katılımcıyı ağırlayacak. “İnovasyona Köprü Olmak: Entegre, Güvenli ve Kesintisiz Mobilite” temasıyla gerçekleştirilecek kongrede, alanında uzman 100’ü aşkın yabancı konuşmacı; akıllı şehir teknolojileri, entegre ulaşım sistemleri, veri odaklı mobilite çözümleri ve sürdürülebilir ulaşım politikalarını küresel ölçekte tartışmaya açacak. İstanbul’un iki kıtayı birleştiren stratejik konumu, Türkiye’nin ekonomik, ticaret ve turizm merkezi olması, yoğun ve çok modlu ulaşım yapısı ile gelişmiş akıllı ulaşım altyapısı, kongre için oldukça güçlü bir ev sahipliği zemini oluşturuyor. Günlük 34 milyon yolculuğun gerçekleştirildiği dünyanın sayılı metropollerinden biri olan İstanbul; gerçek zamanlı veri analitiği, yapay zeka destekli trafik yönetimi, dijital uygulamaları ve entegre ulaşım sistemleriyle dikkat çekiyor. İSTANBUL’UN GÜNLÜK ULAŞIM HAREKETLİLİĞİ DÜNYAYI GERİDE BIRAKIYOR İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin, ulaşımdaki dönüşüm sürecine vurgu yaparak şunları kaydetti: “İstanbul, sahip olduğu çok katmanlı ulaşım yapısı ve sürekli gelişen altyapısıyla akıllı şehir uygulamaları açısından dünya genelinde önemli bir örnek teşkil ediyor. ITS Avrupa Kongresi, şehrimizin bu alandaki birikimini uluslararası paydaşlarla paylaşmak ve yeni iş birliklerine zemin hazırlamak açısından büyük bir fırsat sunuyor.” Alpkökin, İstanbul’un ulaşım dinamiklerinin dünya metropolleriyle kıyaslandığında “benzersiz” bir ölçeğe sahip olduğuna dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Tokyo, Şanghay ve Londra gibi mega kentlerle benzer yoğunluklardan söz edilse de İstanbul, Haliç ve İstanbul Boğazı gibi ulaşım acısından coğrafi darboğazları olan, 15 milyonu günlük motorlu taşıtlarla ve iki kıta arasında her gün yaklaşık 2 milyon yolculuğun yapıldığı bir mega kenttir. Şehrimizde karayolu, raylı sistemlerin tüm türleri, deniz ulaşımının farklı türleri, yaya hareketliliği ve mikro mobilite türleri aynı kentsel doku içerisinde bütünleşik bir biçimde işleniyor.” TEKNOLOJİ İHRAÇ EDEN BİR KÜRESEL LABORATUVAR: İSBAK İSBAK Genel Müdürü Erdem Samut, kongreye ilişkin değerlendirmesinde İstanbul’un akıllı ulaşım alanındaki teknolojik birikimine dikkat çekti. Samut, “İstanbul’un böylesine önemli bir uluslararası organizasyona ev sahipliği yapması, şehrimizin akıllı mobilite vizyonunun ve teknik kapasitesinin güçlü bir göstergesidir. Kongre; Avrupa, Orta Doğu ve diğer bölgelerden uzmanların bir araya geleceği, deneyim paylaşımında bulunacağı ve geleceğin ulaşım çözümlerinin tartışılacağı kritik bir platform olacaktır.” dedi. İstanbul’un sahada geliştirdiği teknolojilerin artık uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu belirten Samut, “Geliştirdiğimiz çözümleri artık ihraç edebiliyoruz; örneğin Kavşak Kontrol Sistemlerimizi Irak, Romanya, Fas ve Liberya’ya ihraç ettik. İstanbul gibi yüksek yoğunluklu ve karmaşık bir şehirde test edilen çözümler, benzer zorluklara sahip diğer metropoller için güçlü bir referans oluşturuyor. Biz inovasyonu tek bir alana indirgemek yerine; farklı ulaşım modlarını, kamu ve özel sektör iş birliklerini, veri ve teknolojiyi bir araya getiren bütüncül bir yapı olarak değerlendiriyoruz. İSBAK olarak yönettiğimiz Ulaşım Yönetim Merkezi bünyesinde; 2.500’ün üzerinde akıllı kavşak, 742 sensör ve 1587 kamerayı tek bir platformda 7/24 yönetirken; dijital ikiz projeleri, yapay zekâ destekli analizler ve sürdürülebilir mobilite çözümleriyle bu entegrasyonu daha da ileri taşıyoruz.” ifadelerini kullandı. Samut, ulaşımı kolaylaştırmak adına hayata geçirilen diğer çözümlere de değindi ve sözlerine “Otobüsüm Nerede uygulamamız ile İstanbul’da yolculukları daha planlı ve öngörülebilir hale getiriyoruz. Vatandaşlarımız, nereye giderlerse gitsinler otobüs seyahatlerini anlık olarak planlayabiliyorlar. Deniz Taksi uygulamamızla ise kara trafiğine alternatif sunarak, şehir içi ulaşımını deniz üzerinden daha hızlı ve keyifli bir deneyime dönüştürüyoruz” dedi. Kongrenin sektöre sağlayacağı katkıyı ise şu sözlerle özetledi: “Bu kongre ile İstanbul’da geliştirdiğimiz çözümleri küresel pazara taşırken, dünyadaki en yeni teknolojileri de şehrimize kazandıracağız. Katılımcılar yalnızca teorik bilgi edinmekle kalmayıp, İstanbul’un sahadaki uygulamalarını yerinde deneyimleme fırsatı bulacaklar. İstanbul, sahip olduğu ölçek, coğrafi zorluklar ve çok modlu ulaşım yapısıyla yalnızca bir metropol değil; akıllı ulaşım sistemlerinin geleceğini şekillendiren küresel bir laboratuvar olarak konumlanıyor. ITS Avrupa Kongresi 2026 ise bu birikimin dünyaya açılan vitrini olmaya hazırlanıyor” diye devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savaş Belirsizliğine  Şirketlerden “Dijital İkiz” Kalkanı Haber

Savaş Belirsizliğine Şirketlerden “Dijital İkiz” Kalkanı

Sarıdoğan bu belirsizlikte ayakta kalacak şirketlerin sadece en çok stoğa sahip olanlar değil, en akıllı stok yönetimi yapanlar olacağını bunun da dijital ikiz sayesinde gerçekleşeceğini söylüyor. Uluslararası ticaretin can damarı olan tedarik zinciri, 2026’nın ağır jeopolitik gerilimleri gölgesinde tarihinin en köklü dönüşümünü yaşıyor. ABD-İsrail ittifakı ve İran arasındaki savaş Mart 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin %90 oranında azalmasına yol açtı, Basra Körfezi'nden gelen yakıt, ham petrol ve doğal gaz akışı neredeyse tamamen kesildi. Savaş öncesinde dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda, mart ayı boyunca gerçekleşen toplam gemi geçişi, normal şartlarda tek bir günde ulaşılan seviyeye kadar geriledi. Enerji şoku ve 348 trilyon dolarlık borç kıskacı Küresel piyasalardaki enerji baskısını değerlendiren Dr. Mehmet Sarıdoğan, güncel jeopolitik krizlerin enerji maliyetleri üzerinde kurduğu baskının tedarik zincirlerinde bir domino etkisi yarattığını vurguluyor. Sarıdoğan konuya ilişkin şu analizi paylaşıyor: Petrol fiyatlarındaki her ani yükseliş, sadece nakliye maliyetlerini değil, petrokimyadan plastiğe, tekstilden gıdaya kadar binlerce kalem girdinin birim maliyetini yukarı çekiyor. IMF Ocak 2026 güncellemelerine göre küresel büyüme yüzde 3,3 bandına çekilirken, IIF verilerine göre 348 trilyon dolar ile rekor kıran küresel borç stoku, bu maliyet artışlarını finanse etmeyi her zamankinden daha zor hale getiriyor. Faiz ve likidite şoklarının tedarik finansmanı üzerinde kurduğu bu baskı, şirketlerin nakit akışını yönetmek için satınalma birimlerini bir finansal kalkan olarak kullanmasını zorunlu kılıyor. Ticaret normalleşmiyor, mal ticareti yüzde 0,5’e geriledi Dünya ticaretindeki yapısal değişime dikkat çeken Dr. Mehmet Sarıdoğan, Dünya Ticaret Örgütü verilerinin küresel ticaretin rotasını kökten değiştirdiğini kanıtladığını belirtiyor. Sarıdoğan, sanayi şirketlerini bekleyen yeni dönemi şu sözlerle özetliyor: 2026 için mal ticareti hacim büyümesi beklentisinin yüzde 0,5’e kadar düşmesi, buna karşılık hizmet ticaretinin yüzde 4,4 ile dirençli kalması, sanayi şirketleri için yeni bir devrin ilanıdır. Mal ticaretindeki bu durgunluk ve lojistik hatlardaki tıkanıklıklar, özellikle ithalata bağımlı üretim yapan Türk sanayicisi için teslimat sürelerinde ve maliyetlerde öngörülemez sapmalar yaratıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla kalıcı hale gelen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ise bu tabloya ek bir vergi ve raporlama yükü getirerek satınalma performans göstergelerini hiç olmadığı kadar zorluyor. Bu fırtınalı ortamda iş dünyası önemli bir dayanıklılık testinden geçerken, şirketler artık yalnızca maliyet avantajına dayalı değil, riskleri öngörebilen ve hızlı uyum sağlayabilen tedarik zinciri modellerine yöneliyor. Dr. Mehmet Sarıdoğan’a göre bu modelin merkezinde, akıllı stok yönetimi ve yapay zekanın iş modellerine entegre edilmesinin en ileri aşamalarından biri olan dijital ikiz teknolojisi bulunuyor. Dr. Sarıdoğan, satın alma dünyasına yıllardır hâkim olan ‘Tam Zamanında’ (Just-in-Time- JIT) üretim ve tedarik modelinin artık sürdürülebilirliğini kaybettiğini vurgulayarak şunları söylüyor: “Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık ve Kızıldeniz'deki saldırılar, lojistik sürelerini uzattı ve öngörülebilirliği ortadan kaldırdı. Bu durum, şirketleri ‘Her İhtimale Karşı’ (Just-in-Case -JIC) modeline, yani stratejik stoklamaya yöneltti. Eskiden depoda bekleyen her ürün bir 'maliyet yükü' olarak görülürken; bugün üretim hattının durmasının maliyeti, stok tutma maliyetinin katbekat üzerine çıktı. Ancak burada kritik bir ayrım var. Başarılı şirketler sadece 'depoyu ağzına kadar dolduranlar' değil, dijital ikizleri sayesinde hangi üründen ne kadar stoklaması gerektiğini bilen 'akıllı stok yönetimi yapanlar' (smart yards) olacak.” Dr. Sarıdoğan, dijital ikiz teknolojisini iş süreçlerine entegre etmenin avantajlarını ise şu şekilde sıralıyor: “Bir şirketin tüm tedarik ağının sanal bir kopyasını oluşturan bu sistemler, ‘Hürmüz Boğazı 3 ay daha kapalı kalırsa ne olur?’ veya ‘Lojistik maliyetleri %50 artarsa hangi tedarikçiyi değiştirmeliyim?’ gibi sorulara saniyeler içinde yanıt verebiliyor. 2026 itibarıyla bu sistemler temsilci (agentic) nitelik kazanarak, liman kapanması durumunda rotaları otonom olarak değiştirebilir veya navlun fiyatlarını yeniden müzakere edebilir hale geldi. Şirketlerin gelecekteki başarısı, eski teknolojileri yenileriyle değiştirebilme ve tedarikçi tabanlarını hızla genişletebilme yeteneklerine bağlı olacak.” “Şirketlerimizi artık manuel süreçlerle yönetemeyiz” “Satın alma bir savunma hattıdır” diye konuşan Dr. Sarıdoğan sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bir fabrikanın durması, sadece o şirketin kaybı değil, Türkiye'nin üretim gücünün zayıflamasıdır. Bizler, İran'dan gelen kritik bakır, alüminyum ve plastiklerin alternatiflerini oluştururken, aslında ekonomik bağımsızlığımızı tahkim ediyoruz. 2026'nın jeopolitik fırtınalarında artık şirketlerimizi sadece manuel süreçlerle yönetemeyiz. TÜSAYDER olarak üyelerimizi, 'Dijital İkizler' ve 'Otonom Tedarik Ajanları' ile donatarak, krizleri oluşmadan önce tespit eden birer 'Jeopolitik Analist'e dönüştürüyoruz” Mindzie CEO’su James Henderson 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul’da Yapay zekanın bu devrimsel etkisi, 11 Nisan 2026 tarihinde Wyndham Grand İstanbul Levent’te düzenlenecek olan “Satın Almanın Yeni Çağı” temalı, XIII. Satın alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi’nde tartışılacak. Zirvenin teknoloji odaklı en dikkat çekici oturumu olan “Agentic Procurement: AI Süreç Madenciliği ile Otonom Satınalma” panelinde; otonom süreçlerin dünyadaki öncülerinden Mindzie CEO’su James Henderson konuk olacak oturumun moderatörlüğünü ise TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Altuntaş yapacak. Oturumda, bir talebin (PR) teklife (RFQ) ve ardından siparişe (PO) dönüşme sürecinin yapay zekâ ajanları tarafından nasıl "insansızlaştırıldığı" ve bu sayede hata payının nasıl düşürüldüğü canlı akışlar üzerinden katılımcılara aktarılacak. Satın almanın bu "Yeni Çağı"na tanıklık etmek ve 2026’nın ekonomi-teknoloji haritasında yerini almak isteyen tüm profesyoneller, Türkiye'nin en büyük satın alma buluşmasında bir araya gelecek. Tedarik zinciri ve satın alma alanında çalışan profesyoneller için yenilikleri takip etme, sektör liderleriyle ağ kurma ve geleceğin iş modellerini keşfetme fırsatı sunan bu zirve, değişime öncülük etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak. Kayıtlar ücretsiz olarak https://tusayder.org adresi üzerinden yapılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Ajanları ile Akıllı Üretimde Yeni Dönem Haber

Yapay Zekâ Ajanları ile Akıllı Üretimde Yeni Dönem

AXIS projesi ile endüstriyel mobil robotlar için merkezi ve dağıtık yapay zekâ ajanlarının yönetimini sağlayan bir platform geliştirilmesi amaçlanıyor. AXIS platformunun akıllı üretim sistemleri vizyonu çerçevesinde endüstriyel 5G altyapısı ve mobil uygulamalar ile desteklenmesi hedefleniyor. Bilimsel araştırma, yöntem geliştirme ve endüstriyel prototiplemeyi bir araya getiren 24 aylık geliştirme programı kapsamında; sahada uygulanabilir prototipler, doğrulanmış endüstriyel kullanım senaryoları ve gelecekte uluslararası ölçekte ticarileştirmeye imkân sağlayacak ölçeklenebilir bir çerçeve sunmayı amaçlıyor. Yapay Zekâ Ajanları ile Akıllı Üretimde Yeni Dönem AXIS projesi, farklı robot türlerininin (dört ayaklı robotlar, tekerlekli mobil robotlar, AGV’ler ve robotik kollar) dinamik endüstriyel ortamlarda otonom hareket edebildiği, iş birliği yapabildiği ve karmaşık görevleri çoklu ajan yöntemleriyle yerine getirebileceği bir platform geliştirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda geliştirilecek olan platform, otonom rota planlama ve navigasyon, sensör füzyonu ile gerçek zamanlı veri toplama, 3D mekânsal tarama ve dijital ikiz oluşturma, yapay zekâ ajanları aracılığıyla görev yönetimi ve akıllı veri yorumlama gibi yetkinlikleri destekliyor. Proje, yüksek doğruluklu 3D simülasyonları ile oluşturulmuş dijital ikiz modelleri ve gelişmiş görüntü işleme algoritmalarını bir araya getirerek, görsel denetim görevlerinin hassasiyetini ve güvenilirliğini artırmayı ve endüstriyel süreçlerde daha kaliteli sonuçlar elde edilmesini sağlamayı amaçlıyor. Çözüm, ölçüm cihazlarının okunması, endüstriyel kusurların tespit edilmesi, makinelerin termal denetimi ve endüstriyel sahaların dijitalleştirilmesi gibi kullanım senaryolarını ele alarak akıllı üretim sistemleri kapsamında bir dönüşüm gerçekleştirecek. Bu yetenekler, robotların iş birliği yaparak çalıştığı ve çevresel değişikliklere uyum sağladığı yapay zekâ ajanları destekli robotik ekosistemine geçişi hızlandırıyor. Güçlü Bir Uluslararası Ortaklık AXIS, önde gelen dört kuruluş tarafından ortaklaşa yürütülüyor: Siemens Türkiye merkezi ve dağıtık yapay zekâ ajan mimarisi, endüstriyel otomasyon için YZ ajan tasarımı, Siemens'in endüstriyel özel 5G ağının entegrasyonu, 3D Gauss Dağıtım tabanlı dijital ikiz oluşturma konularında araştırma ve geliştirmeye öncülük ediyor. evosoft Hungary Kft. merkezi veri platformu, web tabanlı kontrol katmanı, görsel arayüz tasarımı ve XR entegrasyonundan sorumlu bulunuyor ve sorunsuz operatör etkileşimi ve gözetimi sağlıyor. Óbuda Üniversitesi algılama, SLAM, navigasyon ve dinamik çevre anlayışını kapsayan ileri otonomi modülleri geliştiriyor. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) görev tahsis algoritmaları, robot-robot yük taşıma, hata çözümü dahil olmak üzere çoklu robot iş birliği araştırmalarına öncülük ediyor. Sektörler Arasında Dönüşümsel Etki AXIS platformu üretim, enerji, lojistik, otomotiv, altyapı ve güvenlik alanlarında gerçek dünyadaki operasyonel ihtiyaçları hedefliyor. Platform aşağıdaki özellikleri sağlıyor: Yapay zekâ güdümlü otonomi ve robot-robot iş birliği. Mobil robotlar arasında adaptif karar verme ve gerçek zamanlı iş birliği yapabilen yapay zekâ ajanlarıEndüstriyel ortamlarda robot operasyonlarının gerçek zamanlı yanıt verebilirliği ve ölçeklenebilirliği.Tehlikeli endüstriyel ortamlarda güvenli ve otonom denetimlerGörsel ve termal analizler aracılığıyla yapay zekâ tabanlı arıza tespitiYapay zekâ tabanlı arıza tespiti ve verimli veri toplama sayesinde arıza sürelerinin ve operasyonel maliyetlerin azaltılmasıÜreticiye bağımlılık durumlarından kaçınılarak üreticiden bağımsız operasyonlar ve robot entegrasyonuPlanlama, eğitim ve izleme için yüksek doğruluklu dijital ikizler Sonuç olarak, modern endüstriyel operasyonlar için tasarlanmış otonomi, yapay zekâ, iş birliği ve güvenilirliği bir araya getiren bir robotik ekosistem meydana getiriliyor. Her İki Ülke Açısından Stratejik Önem AXIS, evosoft Hungary Kft.’nin hızla gelişen robotik ve yapay zekâ alanlarındaki bilimsel ve teknolojik gücü ile Obuda Üniversitesi'nden en iyi araştırmacılarını bir araya getirerek Macaristan’ın küresel açıdan rekabetçi inovasyonlar üretmesini ve akademik mükemmeliği geliştirmesini sağlıyor. Proje, Türkiye'nin endüstriyel dijitalleşme, akıllı üretim ve 5G destekli otomasyon alanlarındaki liderliğini, Siemens Türkiye'nin derin mühendislik uzmanlığı ve İYTE'nin bilimsel altyapısı ile pekiştiriyor. Bu iş birliği iki ülke arasında uzun vadeli endüstriyel, bilimsel ve ekonomik etki yaratacak güçlü bir teknolojik köprü oluşturuyor. evosoft Hungary Kft. Macaristan'ın en büyük ve en önemli yazılım geliştirme şirketlerinden biridir ve Siemens FT D (Foundational Technologies Development) Birimi'ne tamamen entegre olmuştur. Macaristan pazarında 30 yıllık bir geçmişe ve yaklaşık 1.800 çalışana sahip olan evosoft Hungary Kft.’nin stratejik hedefi, uluslararası projelerde elde ettiği uzmanlığı Macar sanayisine ve araştırmalarına fayda sağlayacak şekilde aktarmak ve yerel dijitalleşme ve inovasyon çabalarını desteklemektir. Şirket endüstriyel yazılım geliştirme, otomasyon, dijitalleşme, yapay zekâ ve AR/VR teknolojilerinde öncü rol oynamaktadır. Siemens Sanayi ve Ticaret A.Ş. önde gelen teknoloji şirketlerinden biridir. Siemens Türkiye'nin İstanbul Siemens Kartal Ar-Ge Merkezi, Ankara ve İzmir'de Otomasyon ve Dijitalleşme, Dijital İkiz, Endüstriyel İletişim, Endüstriyel 5G, Endüstriyel Yapay Zekâ/Makine öğrenmesi, endüstri ve fabrika otomasyonu için Full Stack Development alanlarında çalışan yaklaşık 800 Ar-Ge mühendisi bulunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde Dijital Dönüşüm  Haber

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde Dijital Dönüşüm 

Siemens, BSH Ev Aletleri’nin Türkiye Çerkezköy kampüsünde devreye aldığı dijital dönüşüm projesiyle, yapay zeka ve veri analitiğini üretim süreçlerine taşıdı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinesi Fabrikası’nda plastik kazan üretim hattına entegre edilen Siemens Industrial Edge teknolojisi, sürdürülebilirlikten verimliliğe ve kalite yönetimine kadar birçok alanda etkileyici sonuçlar ortaya koydu. EdgeAI tabanlı sistemle geliştirilen “Üretim Kontrol Kulesi”, sahadan toplanan verilerin gerçek zamanlı analiz edilmesini, anomali tespitlerinin yapay zeka algoritmalarıyla gerçekleştirilmesini ve aynı üretimi yapan makineler arasında performans karşılaştırmalarının yapılmasını mümkün hale getirdi. Tüm bu yeni süreçler bir yıl gibi kısa bir sürede, üretim hattı hiç durdurulmadan, esnek ve güvenli bir mimariyle entegre edildi. BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı, “BSH Türkiye olarak Siemens ile gerçekleştirdiğimiz bu dijital dönüşüm projesi, üretim teknolojilerinde yeni bir çağın kapılarını araladı. Siemens Industrial Edge ve yapay zeka destekli sistemlerle sadece verimliliğimizi artırmakla kalmadık, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve kalite alanlarında da çıtayı yükselttik. BSH Türkiye’de ilk kez uygulanan bu sistemin global ölçekte örnek teşkil etmesi, dijital dönüşüm vizyonumuzun ve iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü sinerjinin bir göstergesidir” dedi. GENİŞ YELPAZEDE DEĞER YARATIYOR Siemens Türkiye Digital Endüstriyel Genel Müdürü Kerim Oal, projeye ilişkin değerlendirmesinde “Bu proje, Siemens’in açık ve uyumlu ürün portföyüyle IT yeteneklerinin üretim süreçlerine nasıl entegre edilebileceğini net bir şekilde gösteriyor. Siemens Xcelerator ile endüstriyel dijitalleşmeye yönelik sunduğumuz katkılar, müşterimizin sisteminin farklı bileşenleriyle güvenli ve sorunsuz entegrasyonunda kendini gösteriyor. Veri analizinden yapay zekaya kadar geniş bir yelpazede değer yaratıyoruz. Biz, geleceğin üretim sistemlerini bugünden inşa ediyoruz. Bu örnek projeyle, üretim süreçlerine teknolojik değer katmaya, iş ortaklarımızın dijital dönüşüm yolculuklarında çözüm ortağı olmaya ve sürdürülebilir sanayiyi desteklemeye devam ediyoruz” dedi. VERİLER TEK NOKTADAN YÖNETİLİYOR BSH Türkiye, Siemens Industrial Edge teknolojisini tercih ederek yüksek güvenilirlik ve güçlü entegrasyon kabiliyetlerinin ötesinde, tek noktadan enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim olanaklarında uçtan uca değer yarattı. Siemens Xcelerator portföyünün parçası olan Industrial Edge, çamaşır makinası kazan üretim hattında sahadan verilerin kolaylıkla toplanmasını, saha seviyesinde analiz edilmesini, analiz çıktılarıyla üretimde operasyonel verimliliğin arttırılmasını, kalite problemlerinin ve plansız duruşların azaltılmasını, üretilen her bir kazanın ürün kimliğinin oluşturulması ve kaydedilmesini, yarı mamullerin takibini, operatör hedeflerinin takip edilmesini ve IT katmanlarla tam entegrasyonunu sağladı. Bu sayede IT ve OT sistemleri arasında merkezi bir platform oluşturarak verilerin tek noktadan yönetilmesini mümkün kıldı. BSH’ın süreçlerini optimize etmek, yapay zeka destekli algoritmalar ile anormallikleri tespit etmek, verimlilik sağlamak ve kalite süreçlerini geliştirmek için Industrial Edge platformundaki ileri teknolojiler kullanılarak üretim sürecinin hem teknolojik seviyesi hem de esnekliği artırıldı. Bu çözüm aynı zamanda dijital ikiz süreçleri, güvenli bulut ortamı, görsel denetimle veri izleme sistemleriyle de entegre çalışıyor. OPERASYONLAR ARTIK DAHA İYİ YÖNETİLİYOR Plastik kazan üretimi, yapay zekâ destekli Industrial Edge ile otomatik kontrollerle yönetiliyor ve her bir kazana benzersiz bir kimlik numarası atanıyor. Enerji tüketimi, performans ve kalite gibi proses verileri Siemens Industrial Edge ve bulut üzerinde analiz ediliyor. Sistem, anormallik modellerinden öğrenerek makineleri otomatik olarak durdurabiliyor, kök nedenleri belirliyor ve mühendisleri bilgilendiriyor. Geçmiş verilerle geliştirilen modeller, sistemin doğruluğunu artırarak proaktif önlemler alınmasını sağlıyor. VERİMLİLİĞE KATKI Uygulama sonrasında genel ekipman verimliliğinde yüzde 20 artış sağlanırken, enerji tüketimi yüzde 25 oranında azaltıldı. Tüm bu verimlilik artışı, BSH Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağladı. Her bir ürün, benzersiz dijital kimliğiyle izlenebilir hale getirilirken, kalite dışı ürünlerin önlenmesiyle hem tüketici memnuniyeti hem de marka güveni artırıldı. Proje, hem teknik başarılarıyla değil, hem de stratejik sonuçlarıyla öne çıktı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinası Fabrikası, bu uygulamayla geçtiğimiz yıl “BSH Global Yılın Üretim Teknolojisi Ödülü”ne layık görüldü. BSH Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen bu sistem, global ölçekte BSH’ın diğer üretim tesislerine de örnek teşkil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde  Dijital Dönüşüm  Haber

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde Dijital Dönüşüm 

BSH Türkiye’nin çamaşır makinalarının plastik kazan üretim sürecine entegre edilen Siemens Industrial Edge teknolojisi, sürdürülebilirlik, verimlilik ve kalite açısından çarpıcı sonuçlar elde etti. Siemens, BSH Ev Aletleri’nin Türkiye Çerkezköy kampüsünde devreye aldığı dijital dönüşüm projesiyle, yapay zeka ve veri analitiğini üretim süreçlerine taşıdı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinesi Fabrikası’nda plastik kazan üretim hattına entegre edilen Siemens Industrial Edge teknolojisi, sürdürülebilirlikten verimliliğe ve kalite yönetimine kadar birçok alanda etkileyici sonuçlar ortaya koydu. EdgeAI tabanlı sistemle geliştirilen “Üretim Kontrol Kulesi”, sahadan toplanan verilerin gerçek zamanlı analiz edilmesini, anomali tespitlerinin yapay zeka algoritmalarıyla gerçekleştirilmesini ve aynı üretimi yapan makineler arasında performans karşılaştırmalarının yapılmasını mümkün hale getirdi. Tüm bu yeni süreçler bir yıl gibi kısa bir sürede, üretim hattı hiç durdurulmadan, esnek ve güvenli bir mimariyle entegre edildi. BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı, “BSH Türkiye olarak Siemens ile gerçekleştirdiğimiz bu dijital dönüşüm projesi, üretim teknolojilerinde yeni bir çağın kapılarını araladı. Siemens Industrial Edge ve yapay zeka destekli sistemlerle sadece verimliliğimizi artırmakla kalmadık, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve kalite alanlarında da çıtayı yükselttik. BSH Türkiye’de ilk kez uygulanan bu sistemin global ölçekte örnek teşkil etmesi, dijital dönüşüm vizyonumuzun ve iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü sinerjinin bir göstergesidir” dedi. GENİŞ YELPAZEDE DEĞER YARATIYOR Siemens Türkiye Digital Endüstriyel Genel Müdürü Kerim Oal, projeye ilişkin değerlendirmesinde “Bu proje, Siemens’in açık ve uyumlu ürün portföyüyle IT yeteneklerinin üretim süreçlerine nasıl entegre edilebileceğini net bir şekilde gösteriyor. Siemens Xcelerator ile endüstriyel dijitalleşmeye yönelik sunduğumuz katkılar, müşterimizin sisteminin farklı bileşenleriyle güvenli ve sorunsuz entegrasyonunda kendini gösteriyor. Veri analizinden yapay zekaya kadar geniş bir yelpazede değer yaratıyoruz. Biz, geleceğin üretim sistemlerini bugünden inşa ediyoruz. Bu örnek projeyle, üretim süreçlerine teknolojik değer katmaya, iş ortaklarımızın dijital dönüşüm yolculuklarında çözüm ortağı olmaya ve sürdürülebilir sanayiyi desteklemeye devam ediyoruz” dedi. VERİLER TEK NOKTADAN YÖNETİLİYOR BSH Türkiye, Siemens Industrial Edge teknolojisini tercih ederek yüksek güvenilirlik ve güçlü entegrasyon kabiliyetlerinin ötesinde, tek noktadan enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim olanaklarında uçtan uca değer yarattı. Siemens Xcelerator portföyünün parçası olan Industrial Edge, çamaşır makinası kazan üretim hattında sahadan verilerin kolaylıkla toplanmasını, saha seviyesinde analiz edilmesini, analiz çıktılarıyla üretimde operasyonel verimliliğin arttırılmasını, kalite problemlerinin ve plansız duruşların azaltılmasını, üretilen her bir kazanın ürün kimliğinin oluşturulması ve kaydedilmesini, yarı mamullerin takibini, operatör hedeflerinin takip edilmesini ve IT katmanlarla tam entegrasyonunu sağladı. Bu sayede IT ve OT sistemleri arasında merkezi bir platform oluşturarak verilerin tek noktadan yönetilmesini mümkün kıldı. BSH’ın süreçlerini optimize etmek, yapay zeka destekli algoritmalar ile anormallikleri tespit etmek, verimlilik sağlamak ve kalite süreçlerini geliştirmek için Industrial Edge platformundaki ileri teknolojiler kullanılarak üretim sürecinin hem teknolojik seviyesi hem de esnekliği artırıldı. Bu çözüm aynı zamanda dijital ikiz süreçleri, güvenli bulut ortamı, görsel denetimle veri izleme sistemleriyle de entegre çalışıyor. OPERASYONLAR ARTIK DAHA İYİ YÖNETİLİYOR Plastik kazan üretimi, yapay zekâ destekli Industrial Edge ile otomatik kontrollerle yönetiliyor ve her bir kazana benzersiz bir kimlik numarası atanıyor. Enerji tüketimi, performans ve kalite gibi proses verileri Siemens Industrial Edge ve bulut üzerinde analiz ediliyor. Sistem, anormallik modellerinden öğrenerek makineleri otomatik olarak durdurabiliyor, kök nedenleri belirliyor ve mühendisleri bilgilendiriyor. Geçmiş verilerle geliştirilen modeller, sistemin doğruluğunu artırarak proaktif önlemler alınmasını sağlıyor. VERİMLİLİĞE KATKI Uygulama sonrasında genel ekipman verimliliğinde yüzde 20 artış sağlanırken, enerji tüketimi yüzde 25 oranında azaltıldı. Tüm bu verimlilik artışı, BSH Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağladı. Her bir ürün, benzersiz dijital kimliğiyle izlenebilir hale getirilirken, kalite dışı ürünlerin önlenmesiyle hem tüketici memnuniyeti hem de marka güveni artırıldı. Proje, hem teknik başarılarıyla değil, hem de stratejik sonuçlarıyla öne çıktı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinası Fabrikası, bu uygulamayla geçtiğimiz yıl “BSH Global Yılın Üretim Teknolojisi Ödülü”ne layık görüldü. BSH Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen bu sistem, global ölçekte BSH’ın diğer üretim tesislerine de örnek teşkil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.