Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dijital İkiz

Kapsül Haber Ajansı - Dijital İkiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital İkiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akıllı Ulaşımın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Akıllı Ulaşımın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde ve İSBAK ev sahipliğinde, 27–29 Nisan 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan bu prestijli kongrede akıllı ulaşımın geleceği tüm yönleriyle ele alınacak. Pek çok Avrupa şehrini geride bırakarak Avrupa’nın en prestijli teknoloji ve ulaşım etkinliklerinden biri olan 17. ITS Avrupa Kongresi’ne ev sahipliği yapma hakkını kazanan İstanbul, bu kapsamda 50'den fazla ülkeden 3 bini aşkın katılımcıyı ağırlayacak. “İnovasyona Köprü Olmak: Entegre, Güvenli ve Kesintisiz Mobilite” temasıyla gerçekleştirilecek kongrede, alanında uzman 100’ü aşkın yabancı konuşmacı; akıllı şehir teknolojileri, entegre ulaşım sistemleri, veri odaklı mobilite çözümleri ve sürdürülebilir ulaşım politikalarını küresel ölçekte tartışmaya açacak. İstanbul’un iki kıtayı birleştiren stratejik konumu, Türkiye’nin ekonomik, ticaret ve turizm merkezi olması, yoğun ve çok modlu ulaşım yapısı ile gelişmiş akıllı ulaşım altyapısı, kongre için oldukça güçlü bir ev sahipliği zemini oluşturuyor. Günlük 34 milyon yolculuğun gerçekleştirildiği dünyanın sayılı metropollerinden biri olan İstanbul; gerçek zamanlı veri analitiği, yapay zeka destekli trafik yönetimi, dijital uygulamaları ve entegre ulaşım sistemleriyle dikkat çekiyor. İSTANBUL’UN GÜNLÜK ULAŞIM HAREKETLİLİĞİ DÜNYAYI GERİDE BIRAKIYOR İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin, ulaşımdaki dönüşüm sürecine vurgu yaparak şunları kaydetti: “İstanbul, sahip olduğu çok katmanlı ulaşım yapısı ve sürekli gelişen altyapısıyla akıllı şehir uygulamaları açısından dünya genelinde önemli bir örnek teşkil ediyor. ITS Avrupa Kongresi, şehrimizin bu alandaki birikimini uluslararası paydaşlarla paylaşmak ve yeni iş birliklerine zemin hazırlamak açısından büyük bir fırsat sunuyor.” Alpkökin, İstanbul’un ulaşım dinamiklerinin dünya metropolleriyle kıyaslandığında “benzersiz” bir ölçeğe sahip olduğuna dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Tokyo, Şanghay ve Londra gibi mega kentlerle benzer yoğunluklardan söz edilse de İstanbul, Haliç ve İstanbul Boğazı gibi ulaşım acısından coğrafi darboğazları olan, 15 milyonu günlük motorlu taşıtlarla ve iki kıta arasında her gün yaklaşık 2 milyon yolculuğun yapıldığı bir mega kenttir. Şehrimizde karayolu, raylı sistemlerin tüm türleri, deniz ulaşımının farklı türleri, yaya hareketliliği ve mikro mobilite türleri aynı kentsel doku içerisinde bütünleşik bir biçimde işleniyor.” TEKNOLOJİ İHRAÇ EDEN BİR KÜRESEL LABORATUVAR: İSBAK İSBAK Genel Müdürü Erdem Samut, kongreye ilişkin değerlendirmesinde İstanbul’un akıllı ulaşım alanındaki teknolojik birikimine dikkat çekti. Samut, “İstanbul’un böylesine önemli bir uluslararası organizasyona ev sahipliği yapması, şehrimizin akıllı mobilite vizyonunun ve teknik kapasitesinin güçlü bir göstergesidir. Kongre; Avrupa, Orta Doğu ve diğer bölgelerden uzmanların bir araya geleceği, deneyim paylaşımında bulunacağı ve geleceğin ulaşım çözümlerinin tartışılacağı kritik bir platform olacaktır.” dedi. İstanbul’un sahada geliştirdiği teknolojilerin artık uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu belirten Samut, “Geliştirdiğimiz çözümleri artık ihraç edebiliyoruz; örneğin Kavşak Kontrol Sistemlerimizi Irak, Romanya, Fas ve Liberya’ya ihraç ettik. İstanbul gibi yüksek yoğunluklu ve karmaşık bir şehirde test edilen çözümler, benzer zorluklara sahip diğer metropoller için güçlü bir referans oluşturuyor. Biz inovasyonu tek bir alana indirgemek yerine; farklı ulaşım modlarını, kamu ve özel sektör iş birliklerini, veri ve teknolojiyi bir araya getiren bütüncül bir yapı olarak değerlendiriyoruz. İSBAK olarak yönettiğimiz Ulaşım Yönetim Merkezi bünyesinde; 2.500’ün üzerinde akıllı kavşak, 742 sensör ve 1587 kamerayı tek bir platformda 7/24 yönetirken; dijital ikiz projeleri, yapay zekâ destekli analizler ve sürdürülebilir mobilite çözümleriyle bu entegrasyonu daha da ileri taşıyoruz.” ifadelerini kullandı. Samut, ulaşımı kolaylaştırmak adına hayata geçirilen diğer çözümlere de değindi ve sözlerine “Otobüsüm Nerede uygulamamız ile İstanbul’da yolculukları daha planlı ve öngörülebilir hale getiriyoruz. Vatandaşlarımız, nereye giderlerse gitsinler otobüs seyahatlerini anlık olarak planlayabiliyorlar. Deniz Taksi uygulamamızla ise kara trafiğine alternatif sunarak, şehir içi ulaşımını deniz üzerinden daha hızlı ve keyifli bir deneyime dönüştürüyoruz” dedi. Kongrenin sektöre sağlayacağı katkıyı ise şu sözlerle özetledi: “Bu kongre ile İstanbul’da geliştirdiğimiz çözümleri küresel pazara taşırken, dünyadaki en yeni teknolojileri de şehrimize kazandıracağız. Katılımcılar yalnızca teorik bilgi edinmekle kalmayıp, İstanbul’un sahadaki uygulamalarını yerinde deneyimleme fırsatı bulacaklar. İstanbul, sahip olduğu ölçek, coğrafi zorluklar ve çok modlu ulaşım yapısıyla yalnızca bir metropol değil; akıllı ulaşım sistemlerinin geleceğini şekillendiren küresel bir laboratuvar olarak konumlanıyor. ITS Avrupa Kongresi 2026 ise bu birikimin dünyaya açılan vitrini olmaya hazırlanıyor” diye devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savaş Belirsizliğine  Şirketlerden “Dijital İkiz” Kalkanı Haber

Savaş Belirsizliğine Şirketlerden “Dijital İkiz” Kalkanı

Sarıdoğan bu belirsizlikte ayakta kalacak şirketlerin sadece en çok stoğa sahip olanlar değil, en akıllı stok yönetimi yapanlar olacağını bunun da dijital ikiz sayesinde gerçekleşeceğini söylüyor. Uluslararası ticaretin can damarı olan tedarik zinciri, 2026’nın ağır jeopolitik gerilimleri gölgesinde tarihinin en köklü dönüşümünü yaşıyor. ABD-İsrail ittifakı ve İran arasındaki savaş Mart 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin %90 oranında azalmasına yol açtı, Basra Körfezi'nden gelen yakıt, ham petrol ve doğal gaz akışı neredeyse tamamen kesildi. Savaş öncesinde dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda, mart ayı boyunca gerçekleşen toplam gemi geçişi, normal şartlarda tek bir günde ulaşılan seviyeye kadar geriledi. Enerji şoku ve 348 trilyon dolarlık borç kıskacı Küresel piyasalardaki enerji baskısını değerlendiren Dr. Mehmet Sarıdoğan, güncel jeopolitik krizlerin enerji maliyetleri üzerinde kurduğu baskının tedarik zincirlerinde bir domino etkisi yarattığını vurguluyor. Sarıdoğan konuya ilişkin şu analizi paylaşıyor: Petrol fiyatlarındaki her ani yükseliş, sadece nakliye maliyetlerini değil, petrokimyadan plastiğe, tekstilden gıdaya kadar binlerce kalem girdinin birim maliyetini yukarı çekiyor. IMF Ocak 2026 güncellemelerine göre küresel büyüme yüzde 3,3 bandına çekilirken, IIF verilerine göre 348 trilyon dolar ile rekor kıran küresel borç stoku, bu maliyet artışlarını finanse etmeyi her zamankinden daha zor hale getiriyor. Faiz ve likidite şoklarının tedarik finansmanı üzerinde kurduğu bu baskı, şirketlerin nakit akışını yönetmek için satınalma birimlerini bir finansal kalkan olarak kullanmasını zorunlu kılıyor. Ticaret normalleşmiyor, mal ticareti yüzde 0,5’e geriledi Dünya ticaretindeki yapısal değişime dikkat çeken Dr. Mehmet Sarıdoğan, Dünya Ticaret Örgütü verilerinin küresel ticaretin rotasını kökten değiştirdiğini kanıtladığını belirtiyor. Sarıdoğan, sanayi şirketlerini bekleyen yeni dönemi şu sözlerle özetliyor: 2026 için mal ticareti hacim büyümesi beklentisinin yüzde 0,5’e kadar düşmesi, buna karşılık hizmet ticaretinin yüzde 4,4 ile dirençli kalması, sanayi şirketleri için yeni bir devrin ilanıdır. Mal ticaretindeki bu durgunluk ve lojistik hatlardaki tıkanıklıklar, özellikle ithalata bağımlı üretim yapan Türk sanayicisi için teslimat sürelerinde ve maliyetlerde öngörülemez sapmalar yaratıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla kalıcı hale gelen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ise bu tabloya ek bir vergi ve raporlama yükü getirerek satınalma performans göstergelerini hiç olmadığı kadar zorluyor. Bu fırtınalı ortamda iş dünyası önemli bir dayanıklılık testinden geçerken, şirketler artık yalnızca maliyet avantajına dayalı değil, riskleri öngörebilen ve hızlı uyum sağlayabilen tedarik zinciri modellerine yöneliyor. Dr. Mehmet Sarıdoğan’a göre bu modelin merkezinde, akıllı stok yönetimi ve yapay zekanın iş modellerine entegre edilmesinin en ileri aşamalarından biri olan dijital ikiz teknolojisi bulunuyor. Dr. Sarıdoğan, satın alma dünyasına yıllardır hâkim olan ‘Tam Zamanında’ (Just-in-Time- JIT) üretim ve tedarik modelinin artık sürdürülebilirliğini kaybettiğini vurgulayarak şunları söylüyor: “Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık ve Kızıldeniz'deki saldırılar, lojistik sürelerini uzattı ve öngörülebilirliği ortadan kaldırdı. Bu durum, şirketleri ‘Her İhtimale Karşı’ (Just-in-Case -JIC) modeline, yani stratejik stoklamaya yöneltti. Eskiden depoda bekleyen her ürün bir 'maliyet yükü' olarak görülürken; bugün üretim hattının durmasının maliyeti, stok tutma maliyetinin katbekat üzerine çıktı. Ancak burada kritik bir ayrım var. Başarılı şirketler sadece 'depoyu ağzına kadar dolduranlar' değil, dijital ikizleri sayesinde hangi üründen ne kadar stoklaması gerektiğini bilen 'akıllı stok yönetimi yapanlar' (smart yards) olacak.” Dr. Sarıdoğan, dijital ikiz teknolojisini iş süreçlerine entegre etmenin avantajlarını ise şu şekilde sıralıyor: “Bir şirketin tüm tedarik ağının sanal bir kopyasını oluşturan bu sistemler, ‘Hürmüz Boğazı 3 ay daha kapalı kalırsa ne olur?’ veya ‘Lojistik maliyetleri %50 artarsa hangi tedarikçiyi değiştirmeliyim?’ gibi sorulara saniyeler içinde yanıt verebiliyor. 2026 itibarıyla bu sistemler temsilci (agentic) nitelik kazanarak, liman kapanması durumunda rotaları otonom olarak değiştirebilir veya navlun fiyatlarını yeniden müzakere edebilir hale geldi. Şirketlerin gelecekteki başarısı, eski teknolojileri yenileriyle değiştirebilme ve tedarikçi tabanlarını hızla genişletebilme yeteneklerine bağlı olacak.” “Şirketlerimizi artık manuel süreçlerle yönetemeyiz” “Satın alma bir savunma hattıdır” diye konuşan Dr. Sarıdoğan sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bir fabrikanın durması, sadece o şirketin kaybı değil, Türkiye'nin üretim gücünün zayıflamasıdır. Bizler, İran'dan gelen kritik bakır, alüminyum ve plastiklerin alternatiflerini oluştururken, aslında ekonomik bağımsızlığımızı tahkim ediyoruz. 2026'nın jeopolitik fırtınalarında artık şirketlerimizi sadece manuel süreçlerle yönetemeyiz. TÜSAYDER olarak üyelerimizi, 'Dijital İkizler' ve 'Otonom Tedarik Ajanları' ile donatarak, krizleri oluşmadan önce tespit eden birer 'Jeopolitik Analist'e dönüştürüyoruz” Mindzie CEO’su James Henderson 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul’da Yapay zekanın bu devrimsel etkisi, 11 Nisan 2026 tarihinde Wyndham Grand İstanbul Levent’te düzenlenecek olan “Satın Almanın Yeni Çağı” temalı, XIII. Satın alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi’nde tartışılacak. Zirvenin teknoloji odaklı en dikkat çekici oturumu olan “Agentic Procurement: AI Süreç Madenciliği ile Otonom Satınalma” panelinde; otonom süreçlerin dünyadaki öncülerinden Mindzie CEO’su James Henderson konuk olacak oturumun moderatörlüğünü ise TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Altuntaş yapacak. Oturumda, bir talebin (PR) teklife (RFQ) ve ardından siparişe (PO) dönüşme sürecinin yapay zekâ ajanları tarafından nasıl "insansızlaştırıldığı" ve bu sayede hata payının nasıl düşürüldüğü canlı akışlar üzerinden katılımcılara aktarılacak. Satın almanın bu "Yeni Çağı"na tanıklık etmek ve 2026’nın ekonomi-teknoloji haritasında yerini almak isteyen tüm profesyoneller, Türkiye'nin en büyük satın alma buluşmasında bir araya gelecek. Tedarik zinciri ve satın alma alanında çalışan profesyoneller için yenilikleri takip etme, sektör liderleriyle ağ kurma ve geleceğin iş modellerini keşfetme fırsatı sunan bu zirve, değişime öncülük etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak. Kayıtlar ücretsiz olarak https://tusayder.org adresi üzerinden yapılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Ajanları ile Akıllı Üretimde Yeni Dönem Haber

Yapay Zekâ Ajanları ile Akıllı Üretimde Yeni Dönem

AXIS projesi ile endüstriyel mobil robotlar için merkezi ve dağıtık yapay zekâ ajanlarının yönetimini sağlayan bir platform geliştirilmesi amaçlanıyor. AXIS platformunun akıllı üretim sistemleri vizyonu çerçevesinde endüstriyel 5G altyapısı ve mobil uygulamalar ile desteklenmesi hedefleniyor. Bilimsel araştırma, yöntem geliştirme ve endüstriyel prototiplemeyi bir araya getiren 24 aylık geliştirme programı kapsamında; sahada uygulanabilir prototipler, doğrulanmış endüstriyel kullanım senaryoları ve gelecekte uluslararası ölçekte ticarileştirmeye imkân sağlayacak ölçeklenebilir bir çerçeve sunmayı amaçlıyor. Yapay Zekâ Ajanları ile Akıllı Üretimde Yeni Dönem AXIS projesi, farklı robot türlerininin (dört ayaklı robotlar, tekerlekli mobil robotlar, AGV’ler ve robotik kollar) dinamik endüstriyel ortamlarda otonom hareket edebildiği, iş birliği yapabildiği ve karmaşık görevleri çoklu ajan yöntemleriyle yerine getirebileceği bir platform geliştirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda geliştirilecek olan platform, otonom rota planlama ve navigasyon, sensör füzyonu ile gerçek zamanlı veri toplama, 3D mekânsal tarama ve dijital ikiz oluşturma, yapay zekâ ajanları aracılığıyla görev yönetimi ve akıllı veri yorumlama gibi yetkinlikleri destekliyor. Proje, yüksek doğruluklu 3D simülasyonları ile oluşturulmuş dijital ikiz modelleri ve gelişmiş görüntü işleme algoritmalarını bir araya getirerek, görsel denetim görevlerinin hassasiyetini ve güvenilirliğini artırmayı ve endüstriyel süreçlerde daha kaliteli sonuçlar elde edilmesini sağlamayı amaçlıyor. Çözüm, ölçüm cihazlarının okunması, endüstriyel kusurların tespit edilmesi, makinelerin termal denetimi ve endüstriyel sahaların dijitalleştirilmesi gibi kullanım senaryolarını ele alarak akıllı üretim sistemleri kapsamında bir dönüşüm gerçekleştirecek. Bu yetenekler, robotların iş birliği yaparak çalıştığı ve çevresel değişikliklere uyum sağladığı yapay zekâ ajanları destekli robotik ekosistemine geçişi hızlandırıyor. Güçlü Bir Uluslararası Ortaklık AXIS, önde gelen dört kuruluş tarafından ortaklaşa yürütülüyor: Siemens Türkiye merkezi ve dağıtık yapay zekâ ajan mimarisi, endüstriyel otomasyon için YZ ajan tasarımı, Siemens'in endüstriyel özel 5G ağının entegrasyonu, 3D Gauss Dağıtım tabanlı dijital ikiz oluşturma konularında araştırma ve geliştirmeye öncülük ediyor. evosoft Hungary Kft. merkezi veri platformu, web tabanlı kontrol katmanı, görsel arayüz tasarımı ve XR entegrasyonundan sorumlu bulunuyor ve sorunsuz operatör etkileşimi ve gözetimi sağlıyor. Óbuda Üniversitesi algılama, SLAM, navigasyon ve dinamik çevre anlayışını kapsayan ileri otonomi modülleri geliştiriyor. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) görev tahsis algoritmaları, robot-robot yük taşıma, hata çözümü dahil olmak üzere çoklu robot iş birliği araştırmalarına öncülük ediyor. Sektörler Arasında Dönüşümsel Etki AXIS platformu üretim, enerji, lojistik, otomotiv, altyapı ve güvenlik alanlarında gerçek dünyadaki operasyonel ihtiyaçları hedefliyor. Platform aşağıdaki özellikleri sağlıyor: Yapay zekâ güdümlü otonomi ve robot-robot iş birliği. Mobil robotlar arasında adaptif karar verme ve gerçek zamanlı iş birliği yapabilen yapay zekâ ajanlarıEndüstriyel ortamlarda robot operasyonlarının gerçek zamanlı yanıt verebilirliği ve ölçeklenebilirliği.Tehlikeli endüstriyel ortamlarda güvenli ve otonom denetimlerGörsel ve termal analizler aracılığıyla yapay zekâ tabanlı arıza tespitiYapay zekâ tabanlı arıza tespiti ve verimli veri toplama sayesinde arıza sürelerinin ve operasyonel maliyetlerin azaltılmasıÜreticiye bağımlılık durumlarından kaçınılarak üreticiden bağımsız operasyonlar ve robot entegrasyonuPlanlama, eğitim ve izleme için yüksek doğruluklu dijital ikizler Sonuç olarak, modern endüstriyel operasyonlar için tasarlanmış otonomi, yapay zekâ, iş birliği ve güvenilirliği bir araya getiren bir robotik ekosistem meydana getiriliyor. Her İki Ülke Açısından Stratejik Önem AXIS, evosoft Hungary Kft.’nin hızla gelişen robotik ve yapay zekâ alanlarındaki bilimsel ve teknolojik gücü ile Obuda Üniversitesi'nden en iyi araştırmacılarını bir araya getirerek Macaristan’ın küresel açıdan rekabetçi inovasyonlar üretmesini ve akademik mükemmeliği geliştirmesini sağlıyor. Proje, Türkiye'nin endüstriyel dijitalleşme, akıllı üretim ve 5G destekli otomasyon alanlarındaki liderliğini, Siemens Türkiye'nin derin mühendislik uzmanlığı ve İYTE'nin bilimsel altyapısı ile pekiştiriyor. Bu iş birliği iki ülke arasında uzun vadeli endüstriyel, bilimsel ve ekonomik etki yaratacak güçlü bir teknolojik köprü oluşturuyor. evosoft Hungary Kft. Macaristan'ın en büyük ve en önemli yazılım geliştirme şirketlerinden biridir ve Siemens FT D (Foundational Technologies Development) Birimi'ne tamamen entegre olmuştur. Macaristan pazarında 30 yıllık bir geçmişe ve yaklaşık 1.800 çalışana sahip olan evosoft Hungary Kft.’nin stratejik hedefi, uluslararası projelerde elde ettiği uzmanlığı Macar sanayisine ve araştırmalarına fayda sağlayacak şekilde aktarmak ve yerel dijitalleşme ve inovasyon çabalarını desteklemektir. Şirket endüstriyel yazılım geliştirme, otomasyon, dijitalleşme, yapay zekâ ve AR/VR teknolojilerinde öncü rol oynamaktadır. Siemens Sanayi ve Ticaret A.Ş. önde gelen teknoloji şirketlerinden biridir. Siemens Türkiye'nin İstanbul Siemens Kartal Ar-Ge Merkezi, Ankara ve İzmir'de Otomasyon ve Dijitalleşme, Dijital İkiz, Endüstriyel İletişim, Endüstriyel 5G, Endüstriyel Yapay Zekâ/Makine öğrenmesi, endüstri ve fabrika otomasyonu için Full Stack Development alanlarında çalışan yaklaşık 800 Ar-Ge mühendisi bulunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde Dijital Dönüşüm  Haber

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde Dijital Dönüşüm 

Siemens, BSH Ev Aletleri’nin Türkiye Çerkezköy kampüsünde devreye aldığı dijital dönüşüm projesiyle, yapay zeka ve veri analitiğini üretim süreçlerine taşıdı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinesi Fabrikası’nda plastik kazan üretim hattına entegre edilen Siemens Industrial Edge teknolojisi, sürdürülebilirlikten verimliliğe ve kalite yönetimine kadar birçok alanda etkileyici sonuçlar ortaya koydu. EdgeAI tabanlı sistemle geliştirilen “Üretim Kontrol Kulesi”, sahadan toplanan verilerin gerçek zamanlı analiz edilmesini, anomali tespitlerinin yapay zeka algoritmalarıyla gerçekleştirilmesini ve aynı üretimi yapan makineler arasında performans karşılaştırmalarının yapılmasını mümkün hale getirdi. Tüm bu yeni süreçler bir yıl gibi kısa bir sürede, üretim hattı hiç durdurulmadan, esnek ve güvenli bir mimariyle entegre edildi. BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı, “BSH Türkiye olarak Siemens ile gerçekleştirdiğimiz bu dijital dönüşüm projesi, üretim teknolojilerinde yeni bir çağın kapılarını araladı. Siemens Industrial Edge ve yapay zeka destekli sistemlerle sadece verimliliğimizi artırmakla kalmadık, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve kalite alanlarında da çıtayı yükselttik. BSH Türkiye’de ilk kez uygulanan bu sistemin global ölçekte örnek teşkil etmesi, dijital dönüşüm vizyonumuzun ve iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü sinerjinin bir göstergesidir” dedi. GENİŞ YELPAZEDE DEĞER YARATIYOR Siemens Türkiye Digital Endüstriyel Genel Müdürü Kerim Oal, projeye ilişkin değerlendirmesinde “Bu proje, Siemens’in açık ve uyumlu ürün portföyüyle IT yeteneklerinin üretim süreçlerine nasıl entegre edilebileceğini net bir şekilde gösteriyor. Siemens Xcelerator ile endüstriyel dijitalleşmeye yönelik sunduğumuz katkılar, müşterimizin sisteminin farklı bileşenleriyle güvenli ve sorunsuz entegrasyonunda kendini gösteriyor. Veri analizinden yapay zekaya kadar geniş bir yelpazede değer yaratıyoruz. Biz, geleceğin üretim sistemlerini bugünden inşa ediyoruz. Bu örnek projeyle, üretim süreçlerine teknolojik değer katmaya, iş ortaklarımızın dijital dönüşüm yolculuklarında çözüm ortağı olmaya ve sürdürülebilir sanayiyi desteklemeye devam ediyoruz” dedi. VERİLER TEK NOKTADAN YÖNETİLİYOR BSH Türkiye, Siemens Industrial Edge teknolojisini tercih ederek yüksek güvenilirlik ve güçlü entegrasyon kabiliyetlerinin ötesinde, tek noktadan enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim olanaklarında uçtan uca değer yarattı. Siemens Xcelerator portföyünün parçası olan Industrial Edge, çamaşır makinası kazan üretim hattında sahadan verilerin kolaylıkla toplanmasını, saha seviyesinde analiz edilmesini, analiz çıktılarıyla üretimde operasyonel verimliliğin arttırılmasını, kalite problemlerinin ve plansız duruşların azaltılmasını, üretilen her bir kazanın ürün kimliğinin oluşturulması ve kaydedilmesini, yarı mamullerin takibini, operatör hedeflerinin takip edilmesini ve IT katmanlarla tam entegrasyonunu sağladı. Bu sayede IT ve OT sistemleri arasında merkezi bir platform oluşturarak verilerin tek noktadan yönetilmesini mümkün kıldı. BSH’ın süreçlerini optimize etmek, yapay zeka destekli algoritmalar ile anormallikleri tespit etmek, verimlilik sağlamak ve kalite süreçlerini geliştirmek için Industrial Edge platformundaki ileri teknolojiler kullanılarak üretim sürecinin hem teknolojik seviyesi hem de esnekliği artırıldı. Bu çözüm aynı zamanda dijital ikiz süreçleri, güvenli bulut ortamı, görsel denetimle veri izleme sistemleriyle de entegre çalışıyor. OPERASYONLAR ARTIK DAHA İYİ YÖNETİLİYOR Plastik kazan üretimi, yapay zekâ destekli Industrial Edge ile otomatik kontrollerle yönetiliyor ve her bir kazana benzersiz bir kimlik numarası atanıyor. Enerji tüketimi, performans ve kalite gibi proses verileri Siemens Industrial Edge ve bulut üzerinde analiz ediliyor. Sistem, anormallik modellerinden öğrenerek makineleri otomatik olarak durdurabiliyor, kök nedenleri belirliyor ve mühendisleri bilgilendiriyor. Geçmiş verilerle geliştirilen modeller, sistemin doğruluğunu artırarak proaktif önlemler alınmasını sağlıyor. VERİMLİLİĞE KATKI Uygulama sonrasında genel ekipman verimliliğinde yüzde 20 artış sağlanırken, enerji tüketimi yüzde 25 oranında azaltıldı. Tüm bu verimlilik artışı, BSH Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağladı. Her bir ürün, benzersiz dijital kimliğiyle izlenebilir hale getirilirken, kalite dışı ürünlerin önlenmesiyle hem tüketici memnuniyeti hem de marka güveni artırıldı. Proje, hem teknik başarılarıyla değil, hem de stratejik sonuçlarıyla öne çıktı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinası Fabrikası, bu uygulamayla geçtiğimiz yıl “BSH Global Yılın Üretim Teknolojisi Ödülü”ne layık görüldü. BSH Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen bu sistem, global ölçekte BSH’ın diğer üretim tesislerine de örnek teşkil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde  Dijital Dönüşüm  Haber

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde Dijital Dönüşüm 

BSH Türkiye’nin çamaşır makinalarının plastik kazan üretim sürecine entegre edilen Siemens Industrial Edge teknolojisi, sürdürülebilirlik, verimlilik ve kalite açısından çarpıcı sonuçlar elde etti. Siemens, BSH Ev Aletleri’nin Türkiye Çerkezköy kampüsünde devreye aldığı dijital dönüşüm projesiyle, yapay zeka ve veri analitiğini üretim süreçlerine taşıdı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinesi Fabrikası’nda plastik kazan üretim hattına entegre edilen Siemens Industrial Edge teknolojisi, sürdürülebilirlikten verimliliğe ve kalite yönetimine kadar birçok alanda etkileyici sonuçlar ortaya koydu. EdgeAI tabanlı sistemle geliştirilen “Üretim Kontrol Kulesi”, sahadan toplanan verilerin gerçek zamanlı analiz edilmesini, anomali tespitlerinin yapay zeka algoritmalarıyla gerçekleştirilmesini ve aynı üretimi yapan makineler arasında performans karşılaştırmalarının yapılmasını mümkün hale getirdi. Tüm bu yeni süreçler bir yıl gibi kısa bir sürede, üretim hattı hiç durdurulmadan, esnek ve güvenli bir mimariyle entegre edildi. BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı, “BSH Türkiye olarak Siemens ile gerçekleştirdiğimiz bu dijital dönüşüm projesi, üretim teknolojilerinde yeni bir çağın kapılarını araladı. Siemens Industrial Edge ve yapay zeka destekli sistemlerle sadece verimliliğimizi artırmakla kalmadık, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve kalite alanlarında da çıtayı yükselttik. BSH Türkiye’de ilk kez uygulanan bu sistemin global ölçekte örnek teşkil etmesi, dijital dönüşüm vizyonumuzun ve iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü sinerjinin bir göstergesidir” dedi. GENİŞ YELPAZEDE DEĞER YARATIYOR Siemens Türkiye Digital Endüstriyel Genel Müdürü Kerim Oal, projeye ilişkin değerlendirmesinde “Bu proje, Siemens’in açık ve uyumlu ürün portföyüyle IT yeteneklerinin üretim süreçlerine nasıl entegre edilebileceğini net bir şekilde gösteriyor. Siemens Xcelerator ile endüstriyel dijitalleşmeye yönelik sunduğumuz katkılar, müşterimizin sisteminin farklı bileşenleriyle güvenli ve sorunsuz entegrasyonunda kendini gösteriyor. Veri analizinden yapay zekaya kadar geniş bir yelpazede değer yaratıyoruz. Biz, geleceğin üretim sistemlerini bugünden inşa ediyoruz. Bu örnek projeyle, üretim süreçlerine teknolojik değer katmaya, iş ortaklarımızın dijital dönüşüm yolculuklarında çözüm ortağı olmaya ve sürdürülebilir sanayiyi desteklemeye devam ediyoruz” dedi. VERİLER TEK NOKTADAN YÖNETİLİYOR BSH Türkiye, Siemens Industrial Edge teknolojisini tercih ederek yüksek güvenilirlik ve güçlü entegrasyon kabiliyetlerinin ötesinde, tek noktadan enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim olanaklarında uçtan uca değer yarattı. Siemens Xcelerator portföyünün parçası olan Industrial Edge, çamaşır makinası kazan üretim hattında sahadan verilerin kolaylıkla toplanmasını, saha seviyesinde analiz edilmesini, analiz çıktılarıyla üretimde operasyonel verimliliğin arttırılmasını, kalite problemlerinin ve plansız duruşların azaltılmasını, üretilen her bir kazanın ürün kimliğinin oluşturulması ve kaydedilmesini, yarı mamullerin takibini, operatör hedeflerinin takip edilmesini ve IT katmanlarla tam entegrasyonunu sağladı. Bu sayede IT ve OT sistemleri arasında merkezi bir platform oluşturarak verilerin tek noktadan yönetilmesini mümkün kıldı. BSH’ın süreçlerini optimize etmek, yapay zeka destekli algoritmalar ile anormallikleri tespit etmek, verimlilik sağlamak ve kalite süreçlerini geliştirmek için Industrial Edge platformundaki ileri teknolojiler kullanılarak üretim sürecinin hem teknolojik seviyesi hem de esnekliği artırıldı. Bu çözüm aynı zamanda dijital ikiz süreçleri, güvenli bulut ortamı, görsel denetimle veri izleme sistemleriyle de entegre çalışıyor. OPERASYONLAR ARTIK DAHA İYİ YÖNETİLİYOR Plastik kazan üretimi, yapay zekâ destekli Industrial Edge ile otomatik kontrollerle yönetiliyor ve her bir kazana benzersiz bir kimlik numarası atanıyor. Enerji tüketimi, performans ve kalite gibi proses verileri Siemens Industrial Edge ve bulut üzerinde analiz ediliyor. Sistem, anormallik modellerinden öğrenerek makineleri otomatik olarak durdurabiliyor, kök nedenleri belirliyor ve mühendisleri bilgilendiriyor. Geçmiş verilerle geliştirilen modeller, sistemin doğruluğunu artırarak proaktif önlemler alınmasını sağlıyor. VERİMLİLİĞE KATKI Uygulama sonrasında genel ekipman verimliliğinde yüzde 20 artış sağlanırken, enerji tüketimi yüzde 25 oranında azaltıldı. Tüm bu verimlilik artışı, BSH Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağladı. Her bir ürün, benzersiz dijital kimliğiyle izlenebilir hale getirilirken, kalite dışı ürünlerin önlenmesiyle hem tüketici memnuniyeti hem de marka güveni artırıldı. Proje, hem teknik başarılarıyla değil, hem de stratejik sonuçlarıyla öne çıktı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinası Fabrikası, bu uygulamayla geçtiğimiz yıl “BSH Global Yılın Üretim Teknolojisi Ödülü”ne layık görüldü. BSH Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen bu sistem, global ölçekte BSH’ın diğer üretim tesislerine de örnek teşkil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.